Aşk Çarpıntılarıyla Nasıl Başa Çıkılır: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Bu deneme, hoşlanmanın birkaç ayrıntıyı bir insanı tanıma hissine nasıl çevirdiğini gösterir ve sezgiyi hayalden ayırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “if only circumstances allowed,” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: engellenmiş bir olasılığın gerçek dışı koşulunu tanıyın ve if only ile gerçeğe dönüşmeyen isteği anlatın. 2. “filling in of the gaps.” — Phrasal verbler: fill in ifadesini eksik bilgiyi tamamlama olarak anlayın ve yetersiz kanıtla kullanılan adlaşmış biçimini tanıyın. 3. “That said,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: uyarıyı kabul edip dengeli sonuca geçin; hoşlanmadan keyif alınabilir, ama bu duygu birini tanıdığımızın kanıtı değildir.
Bu derste
They happen in the privacy of our minds pretty much everywhere. Kalıp ifadeler
0:02Zihnimizin gizliliğinde, hemen hemen her yerde oluverirler.
in the privacy of our minds: zihnimizin mahremiyetinde
Bu cümlede in the privacy of our minds, bir şeyin başkalarının fark edemeyeceği özel düşüncelerimizin içinde gerçekleştiğini anlatır. Buradaki privacy, hukuki gizlilik veya kişisel verilerin korunmasını değil, zihindeki özel bir alanı ifade eder. in the privacy of + iyelik sözcüğü + mind yapısı; düşünceleri, duyguları veya hayal edilen olayları başkalarından saklı iç yaşantılar olarak sunar. Kişiye göre iyelik sözcüğünü değiştirin: in the privacy of my mind, in the privacy of her mind veya in the privacy of their minds.
Alıştırma
Hangi cümlede bu ifade, başka hiç kimsenin fark edemeyeceği bir düşünceyi anlatır?
- She described the moment during a private meeting.
- She protected her password with a privacy setting.
- She replayed the happy moment in the privacy of her mind.
Cevabı göster
She replayed the happy moment in the privacy of her mind.
pretty much everywhere: neredeyse her yerde
Pretty much everywhere ifadesinde pretty much, almost veya nearly anlamına gelen konuşma diline özgü bir yaklaştırma ifadesidir. Everywhere sözcüğünün kesinliğini yumuşatır; böylece anlatım, kelimenin tam anlamıyla her tek yeri değil, neredeyse bütün yerleri kapsar. Burada pretty “güzel” anlamına gelmez. Much ile birleşerek sabit zarf öbeği pretty much'ı oluşturur. Bu öbek miktar, tamamlanma veya benzerlikle ilgili ifadeleri de yumuşatabilir: pretty much finished, pretty much the same.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse her yerde” anlamına gelen üç sözcüklü konuşma ifadesiyle tamamlayın: We looked in nearly every room; we searched ____.
Cevabı göster
pretty much everywhere
complete ignorance combined with a deep sense of knowing them absolutely Anlatım akışı
0:16onları tamamen tanıyormuşuz gibi derin bir hisle birleşen tam bir cehalet,
tam bilgisizlikle onları bütünüyle tanıdığına dair derin hissin birleşmesi
“Complete ignorance” ve “a deep sense of knowing them absolutely” birbirine zıt iki zihinsel durumu adlandırır: hayranlık duyulan kişiler hakkında aslında hiçbir şey bilmemek, ama onları tamamen tanıdığından kesinlikle emin olmak. “Combined with” bu iki durumu aynı tutumun eş zamanlı parçaları olarak yan yana getirir. Birinin diğerine neden olduğunu söylemez. Keskin çelişki, cümleyi temel bir düşünce etrafında düzenler: yoğun hayranlık, bilgi olmadan da kesinlik duygusu yaratabilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede “combined with” nasıl bir ilişki gösteriyor?
- Birbiriyle çelişen iki durumun aynı anda var olması
- Bir durumun diğerine doğrudan neden olması
- İki olası durum arasında seçim yapılması
Cevabı göster
Birbiriyle çelişen iki durumun aynı anda var olması
keşke koşullar izin verse
Burada “if only circumstances allowed”, “they would ... be the one” bölümüne bağlı, cümlenin arasına yerleştirilmiş bir koşul yan cümlesidir. Sonucun hangi hayalî koşul altında gerçekleşebileceğini belirtir; bağımsız bir ünlem değildir. Geçmiş biçimindeki “allowed” ile “would”, şimdiki gerçekliğin engellediği, gerçekleşmesi istenen bir durumu sunar. “Only” duygusal gücü artırır: konuşan kişi koşullar izin verse sonucun gerçekleşeceğini düşünür, ancak gerçekte koşullar buna izin vermez.
Alıştırma
Hangi cümle, şimdiki zamanda gerçekliğin engellediği güçlü bir isteği ifade eder?
- Only if my schedule allowed would I join you.
- If my schedule allows, I will join you.
- If only my schedule allowed, I would join you.
Cevabı göster
If only my schedule allowed, I would join you.
İdeal romantik partner anlamında the one
Romantik konuşmalarda the one, birinin ideal hayat arkadaşı olarak gördüğü, yani kendisi için doğru kişi olmasını umduğu insanı ifade eder. Buradaki one, 1 sayısını veya bir nesneyi değil, bir kişiyi temsil eder. Bu ifade genellikle kişisel bir inancı veya hayali anlatır; nesnel olarak yalnızca tek bir doğru partner bulunduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede the one ideal romantik partner anlamına gelir?
- Only one seat is still available.
- I think Sam could be the one for me.
- Please hand me the one on the top shelf.
Cevabı göster
I think Sam could be the one for me.
It's been going on since early adolescence at least, Dilbilgisi
0:28En azından erken ergenlikten beri devam ediyor,
Devam eden bir durum için It's been going on since ...
It's been going on, şimdiki tamamlanmış sürekli zamandadır: It has + been + going on. Durumun geçmişte başladığını ve hâlâ devam ettiğini anlatır. Buradaki go on, “devam etmek” veya “olmaya devam etmek” anlamına gelir. Since early adolescence başlangıç noktasını verir. Bu zaman anlamıyla since, “neden?” sorusuna değil, “ne zamandan beri?” sorusuna cevap verir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için meet fiilinin şimdiki tamamlanmış sürekli biçimini ve başlangıç zamanı belirtecini kullanın: The club ____ every Friday ____ 2019.
Cevabı göster
has been meeting · since
should know better: daha sağduyulu davranması beklenmek
Should know better, yaş, deneyim veya sağduyu nedeniyle birinin daha akıllıca davranmasının beklendiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Temel olarak daha fazla bilgi sahibi olmakla ilgili değildir. Buradaki one genel olarak insanları, özellikle yetişkinleri ifade eder ve konuşan kişi kendisini de bu gruba katar. İfade hafif bir öz eleştiri taşır: insanlar bu davranıştan kaçınacak kadar yaşlı veya deneyimli görünse bile davranış yine gerçekleşir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “daha akıllıca davranması beklenmek” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: You have handled confidential files for years, so you ____ than to post one publicly.
Cevabı göster
should know better
for knowing how to make the most of the smallest details, Kalıp ifadeler
0:39en ufak detaylardan en iyi şekilde nasıl yararlanabileceğimizi bilme konusundaki,
İnsan olmayan özneyle show off: sergilemek veya vurgulamak
Bu cümlede show off, “açıkça sergilemek” veya “dikkati bir şeye çekmek” anlamındadır; “gösteriş yapmak” anlamında değildir. Özne these crushes, nesne ise our capacity olduğundan, bu hoşlanmalar insanların küçücük ayrıntıları en iyi şekilde kullanma becerisini ortaya çıkarır. show off + isim yapısı, bir özelliği görünür hâle getiren bir şeyi anlatabilir. Doğru anlamı seçmek için gösterme işini kimin ya da neyin yaptığını ve ardından doğrudan nesne gelip gelmediğini kontrol edin.
Alıştırma
“The simple frame shows off the painting without distracting from it,” cümlesinde shows off ne anlama gelir?
- Çerçevenin dikkat çekmek için gururlu davrandığını söyler.
- Tablonun kolayca fark edilmesini ve beğenilmesini sağlar.
- Çerçevenin tablonun bir bölümünü gizlediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Tablonun kolayca fark edilmesini ve beğenilmesini sağlar.
make the most of: en iyi şekilde yararlanmak
Bu cümlede make the most of, çok az miktardaki bilgiyi mümkün olduğunca iyi değerlendirmek anlamına gelir. Bu hoşlanmalar, küçücük ayrıntılardan başka bir kişi hakkında zengin ve bütünlüklü bir hayal oluşturmamızı sağlar. Kalıp make the most of + isim veya zamirdir. Sınırlı zaman, para, fırsat ve bilgiyle ya da değerini en üst düzeye çıkarmak istediğiniz herhangi bir durumla kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘sınırlı zamanı mümkün olduğunca iyi değerlendirmek’ anlamındaki kalıpla tamamlayın: We have only one day in the city, so let's ____ it.
Cevabı göster
make the most of
with whom we can imagine years of a life together, Dilbilgisi
0:53ve onlarla yıllarca sürecek bir yaşam hayal edebiliriz,
resmî bir ilgi cümleciğinde with whom
with whom we can imagine years of a life together yan cümlesinde whom, whole people ifadesine gönderme yapar ve with edatının nesnesidir. Temel anlam, o insanlarla birlikte bir hayat hayal edebilmemizdir. With sözcüğünün whom sözcüğünden önce getirilmesine edatın öne alınması denir ve şu resmî kalıbı oluşturur: kişi veya kişiler + with whom + özne + fiil. Günlük İngilizcede edat çoğunlukla the person who I spoke with örneğindeki gibi sonda bırakılır.
Alıştırma
Resmî cümleyi edatı öne alınmış ilgi ifadesiyle tamamlayın: The researcher ____ I collaborated published the report.
Cevabı göster
with whom
elaborating a whole personality from a few small details: birkaç ayrıntıdan bütün bir kişilik oluşturmak
Burada elaborating, bir fikri daha eksiksiz hâle gelene kadar geliştirmek veya oluşturmak demektir. Zihin yalnızca birkaç görünür ayrıntıyla başlar ve bunlardan hayalî, bütün bir kişilik oluşturur. Bu kullanım, o kişiliği başka birine ayrıntılı biçimde açıklamak anlamına gelmez. Bu cümlede elaborate + object + from + source yapısı, nesneyi sınırlı malzemeden geliştirilen bir şey olarak sunar.
Alıştırma
"The writers elaborated an entire backstory from a single photograph," cümlesinde elaborated ne anlama gelir?
- Geçmiş hikâyesindeki gereksiz ayrıntıları çıkardı
- Sınırlı ipuçlarından daha eksiksiz bir fikir geliştirdi
- Geçmiş hikâyesini yüksek sesle ve çok ayrıntılı biçimde açıkladı
Cevabı göster
Sınırlı ipuçlarından daha eksiksiz bir fikir geliştirdi
this filling in of the gaps: boşlukları doldurma süreci
Filling in, eksik olan bilgileri tamamlamak demektir. Burada the gaps, gözlemcinin gerçekte bilmediği şeylerdir ve hayal gücü bu yerlere olası ayrıntılar ekler. this filling in of the gaps ifadesi, eylemi isim benzeri bir sürece dönüştürür. Filling in bir etkinliğin adı olarak kullanıldığı için of, doldurulan gaps sözcüğünü yapıya bağlar.
Alıştırma
Cümleyi fill in fiilinin isim benzeri -ing biçimiyle tamamlayın: The reconstruction required the ____ of several gaps in the historical record.
Cevabı göster
filling in
Projecting wild, reckless fantasies. ve psikolojik yansıtma
Buradaki projecting, bir görüntüyü yansıtma anlamı değil, psikolojik anlamdaki project fiilidir. Kişinin kendi zihninde oluşan hayalleri, başka birinin gerçek özelliklerini veya niyetlerini gösteriyormuş gibi değerlendirmesi anlamına gelir. Wild ve reckless, bu hayallerin aşırı ve sağlam temelden yoksun olduğunu belirtir. Hayallerin kime yansıtıldığı, bağlamdan zaten anlaşıldığı için cümlede söylenmemiştir.
Alıştırma
Dersteki psikolojik fiili kullanın: She was ____ her own fears onto the quiet new student.
Cevabı göster
projecting
Too sweeping ile aşırı genellemeyi eleştirmek
Burada sweeping, bir ifadenin fazla geniş veya fazla genel olduğunu değerlendirir. İfadenin birbirinden farklı durumları aynı gruba koyduğunu ve önemli farkları ya da istisnaları göz ardı ettiğini belirtir. Too eleştiriyi açık hâle getirir: iddia, kanıtların veya durumun destekleyebileceği sınırı aşmaktadır. That's too sweeping demek, iddianın her bölümünü reddetmeden onun kapsamına itiraz eder.
Alıştırma
Bir konuşmacı “One teenager lied, so teenagers cannot be trusted.” iddiasını duyuyor. Hangi yanıt bu iddiayı özellikle aşırı genelleme yaptığı için eleştirir?
- That's too detailed.
- That's too sweeping.
- That's too quiet.
Cevabı göster
That's too sweeping.
Eksik bir tabloyu belirten not the whole story
Not the whole story, bir açıklamanın, izlenimin veya kanıtın doğru bir yönü olsa da eksik kaldığını belirtir. Buradaki story, bir anlatıyı değil ilgili gerçeklerin tamamını ifade eder. Bu ifade önce sonucun bir bölümünü kabul eder, ardından onu nazikçe sınırlar. Daha önce söylenen her şeyin yanlış olduğunu ileri sürmeden aşırı basitleştirilmiş bir görüşü düzeltmeye yarar.
Alıştırma
Bir değerlendirmede “The room was clean, but that is not the whole story.” deniyor. “Not the whole story” ne anlama gelir?
- Birisi hayalî bir hikâyeyi anlatmayı henüz bitirmedi.
- İddia tamamen yanlış.
- İddiada doğruluk payı var, ancak önemli gerçekler eksik.
Cevabı göster
İddiada doğruluk payı var, ancak önemli gerçekler eksik.
really does belong to someone who is skeptical, Dilbilgisi
1:48gerçekten de şüpheci olan birine aittir,
really does belong ile olumlu vurgu
really does belong ifadesindeki does, olumlu cümlede kullanılan vurgulu bir yardımcı fiildir. perhaps cümleyi temkinli hâle getirse de bileğin bu özelliklere sahip birine gerçekten ait olduğu iddiasını güçlendirir. Vurgulu do, does veya did sonrasında ana fiilin yalın hâlini kullanın. Bu nedenle does belong doğrudur; does belongs yanlıştır. Bu yapı bir gerçeği doğrulamak, şüpheye yanıt vermek veya bir noktayı kabul etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Şüpheyi düzeltmek için really ile vurgulu does kullanın: “You said this jacket wasn't Maya's, but it ____ to her.”
Cevabı göster
really does belong
The error of X is to Y: hatayı kesin olarak belirtmek
The error of X is to Y kalıbı, X'in hatasını oluşturan belirli eylemi ya da sonucu gösterir. X eleştirilen görüşü, alışkanlığı, yöntemi veya olguyu adlandırır; to-infinitive ise hatanın tam olarak nerede olduğunu belirtir. Burada birine duyulan hoşlanma, o kişi hakkında sınırlı ama gerçek bir kavrayış sağlayabilir. Ancak hata go beyond that insight, yani kısmi bir izlenimi daha geniş bir sonuç için yeterli dayanak saymaktır. Go beyond burada mecazidir: bir fikri kanıtların desteklediği sınırın ötesine taşımak demektir.
Alıştırma
Kesin hatayı belirten to-infinitive ile analitik cümleyi tamamlayın: The error of this plan is ____. Şu fiil öbeğini ipucu olarak kullanın: assume every task will take the same amount of time.
Cevabı göster
to assume every task will take the same amount of time
Knocked off course by...: mecaz ve cümle başı past participle öbeği
Off course kelime anlamıyla planlanmış bir rotanın dışında olmak demektir. Burada mecazi kullanılır: hoşlanmanın gücü, yargıyı açık ve akılcı bir yönden uzaklaştıran dış bir kuvvet gibi davranır. Knocked off course by... cümle başında kullanılan bir past participle öbeğidir. we öznesinin durumunu açıklar ve ana cümleden önce nedeni verir: hoşlanma bizi yönümüzden saptırdığı için ardından gelen gerçeği unuturuz.
Alıştırma
Hangi cümlede knocked off course, dışarıdan gelen bir gücün asıl yönü bozduğunu gösterir?
- Changing course after careful reflection, Maya chose a new career.
- Maya stayed on course despite a busy month.
- Knocked off course by a family emergency, Maya postponed her training plan.
Cevabı göster
Knocked off course by a family emergency, Maya postponed her training plan.
trouble to be around: birlikte vakit geçirmesi zor biri
Bu cümlede trouble, is fiilinden sonra kullanılan bir isimdir ve kişiyi sorun ya da stres kaynağı olarak tanımlar. to be around mastar ifadesi anlamı daraltır: o kişiyle birlikte vakit geçirmek zordur. Buradaki around, yalnızca fiziksel olarak yakında durmak değil, “birinin yanında ve onunla birlikte olmak” anlamındadır. İfade, biriyle vakit geçirmenin nasıl olduğuna dair genel ve olumsuz bir yargı bildirir.
Alıştırma
Bu cümlede trouble to be around ne anlama geliyor?
- Kişi fiziksel olarak başka birine fazla yakındır.
- O kişiyle vakit geçirmek zor veya streslidir.
- Kişinin başkalarının çözmesi gereken belirli bir sorunu vardır.
Cevabı göster
O kişiyle vakit geçirmek zor veya streslidir.
Everyone has something substantially wrong with them.
2:15Herkesin içinde önemli ölçüde yanlış olan bir şeyler vardır.
You can't know what from an ankle or a wrist,
2:22Bunun ne olduğunu bir ayak bileğinden veya bilekten anlayamazsınız,
sure enough: beklenen sonucun doğrulanması
Sure enough, bir olay ya da gerçek beklenen, tahmin edilen veya şüphelenilen durumla örtüştüğünde kullanılan sabit bir zarf ifadesidir. Çoğu zaman “beklendiği gibi, bu doğrulandı” anlamına gelir. Burada zamanın sonunda gerçeği ortaya çıkaracağı iddiasını güçlendirir. “Yeterince kesin” anlamına gelmez; iki sözcük birlikte tek bir söylem ifadesi oluşturur.
Alıştırma
Sonucun beklentiyle örtüştüğünü gösteren bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We thought the missing cat was hiding in the garage. ____, we found her there.
Cevabı göster
Sure enough
because we all grew up inadequately parented Kelime
2:31çünkü hepimiz yetersiz ebeveynlikle büyüdük,
inadequately parented: büyürken yetersiz bakım görmek
Parent, bir çocuğu büyütmek ve onun bakımını üstlenmek anlamında fiil olabilir. Parented bu fiilin geçmiş zaman ortacıdır; dolayısıyla inadequately parented, kişiyi büyüten insanlardan yeterince iyi bakım ve yönlendirme görmemiş olmak demektir. Ebeveyn olmak anlamına gelmez. grew up inadequately parented ifadesinde grew up yetişkinliğe ulaşma sürecini, inadequately parented ise bu süreçte alınan bakımın niteliğini anlatır. inadequately zarfı parented sözcüğünü niteler ve ifadeye açıkça olumsuz, değerlendirici bir anlam katar.
Alıştırma
She grew up inadequately parented cümlesinde inadequately parented ne anlama gelir?
- Kendi çocuklarıyla yeterince vakit geçirmedi.
- Tam anlamıyla hazır olmadan ebeveyn oldu.
- Büyürken yeterince iyi bakım ve yönlendirme görmedi.
Cevabı göster
Büyürken yeterince iyi bakım ve yönlendirme görmedi.
and have all ended up terrified and anxious Öbek fiiller
2:34ve hepimiz dehşet içinde ve endişeli bir hale geldik
ended up terrified and anxious ifadesinde end up + sıfat
End up ifadesinin ardından doğrudan bir sıfat veya sıfat öbeği gelebilir. Burada terrified and anxious, kişilerin yaşadıklarından sonra ulaştıkları son durumu anlatır. Have ended up biçimindeki present perfect yapı, bu sonucu şimdiyle ilişkilendirir. End up çoğu zaman sonucun planlanmadığını veya beklenenden farklı olduğunu anlatır; ancak sonuç her zaman olumsuz olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir süreç sonrasındaki son durumu anlatmak için end up + sıfat yapısını doğru kullanır?
- After the long hike, we ended up to be tired but happy.
- After the long hike, we ended up were tired but happy.
- After the long hike, we ended up tired but happy.
Cevabı göster
After the long hike, we ended up tired but happy.
messed all of us up: kalıcı zarar ve ayrılabilir sözcük dizimi
Burada mess someone up, birini ciddi biçimde olumsuz etkilemek, özellikle de uzun süreli duygusal veya psikolojik zarar vermek anlamındadır. Life neden, all of us ise etkilenen kişiler olarak sunulur; fiziksel nesneleri dağıtmaktan söz edilmez. Mess up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse fiil ile up arasına gelmelidir: messed us up denir, messed up us denmez. Geçmiş zaman biçimi messed olur.
Alıştırma
Hangi cümle zor bir deneyimin uzun süreli duygusal zarara yol açtığını doğal biçimde anlatır?
- That difficult year messed me up for a long time.
- That difficult year left my room messy for a long time.
- That difficult year messed up me for a long time.
Cevabı göster
That difficult year messed me up for a long time.
Ödünleyici geçiş ifadesi olarak That said
That said, önceki nokta kabul edildikten sonra düşüncenin başka bir yöne döndüğünü gösterir. Konuşan kişi önceki uyarıyı kabul eder, ardından insanların birinden hoşlanmaktan vazgeçmemesi gerektiği yönünde daha dengeli bir sonuç ekler. Bu ifade savı şöyle düzenler: önceki nokta geçerlidir; buna rağmen bir sınır veya başka bir yön de vardır. Birinin kelimenin gerçek anlamıyla bir cümleyi söylemeyi bitirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu savı en iyi hangi geçiş ifadesi tamamlar? Online classes are convenient. ___ some learners focus better in a classroom.
- In other words,
- Therefore,
- That said,
Cevabı göster
That said,
give up on having crushes: bir olasılıktan vazgeçmek
Give up on + isim veya -ing biçimi, on sözcüğünden sonra belirtilen şeyi artık takip etmemek ya da o olasılığa inanmaktan vazgeçmek anlamına gelir. Burada having crushes, vazgeçilmemesi gereken bir olasılıktır; belirli bir kişinin peşinden gitme talimatı değildir. On bu yapının bir parçasıdır ve vazgeçilen şeyi belirtir. Nesne bir kişi olduğunda give up on someone çoğu zaman o kişinin gelişebileceğine veya başarılı olabileceğine artık inanmamak anlamına gelir. Bu nedenle nesne, anlamı büyük ölçüde etkiler.
Alıştırma
Cümleyi ‘olasılığa inanmayı bırakmak’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After several failed auditions, Lena still refuses to ____ becoming an actor.
Cevabı göster
give up on
appear to promise: gerçeği değil, izlenimi belirtmek
Appear to + fiilin yalın biçimi, bir eylem veya durumu doğrulanmış bir gerçek olarak değil, eldeki kanıtlara dayanan bir izlenim olarak sunar. Appear to promise ifadesinde konuşmacı, hoşlanma duygularının belli bir sonucu sunuyor gibi göründüğünü söyler ancak bu ‘vaadin’ kesin olduğunu ileri sürmez. Promise burada mecazidir: hoşlanma duyguları gerçekten konuşmaz veya taahhütte bulunmaz. Mutluluk ya da ideal bir ilişki beklentisi yaratırlar. Bu yapı, bir şeyin ne yapacak gibi göründüğünü, bunun gerçekten olacağını iddia etmeden anlatmanızı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu kesin kabul etmeden umut verici bir izlenimi dikkatli biçimde aktarır?
- The new schedule appears to promise shorter wait times.
- The new schedule promises shorter wait times.
- The new schedule guarantees shorter wait times.
Cevabı göster
The new schedule appears to promise shorter wait times.
a pretty nice side or two: oldukça hoş bir iki yön
Bu cümlede side, birinin karakterinin veya kişiliğinin bir yönü anlamındadır. Bu nedenle a pretty nice side, fiziksel bir yan değil, sevilesi bir kişilik özelliğidir. a/an + tekil sayılabilen isim + or two kalıbı, o şeyden bir tane veya sayısı belirtilmeyen az miktarda bulunduğunu anlatır. Burada side or two sayıyı bilinçli olarak belirsiz bırakır: tam bir kusursuzluk değil, yalnızca birkaç olumlu özellik görünür hâle gelmektedir.
Alıştırma
Cümlede a pretty nice side or two ne anlama geliyor?
- Sayısı belirtilmeyen az miktarda sevilesi kişilik özelliği
- Tam olarak iki fiziksel yan
- Birinin kişiliğinin bütün yönleri
Cevabı göster
Sayısı belirtilmeyen az miktarda sevilesi kişilik özelliği
coming to the fore: öne çıkmak
Come to the fore, özellikle fark edilir, önemli veya etkin hâle gelmek anlamına gelir. Mecazidir: bir nitelik, konu veya kişi fiziksel olarak ön tarafa geçmez, ilginin merkezine yerleşir. Burada coming to the fore, a pretty nice side or two ifadesini niteler ve bu olumlu özelliklerin görünür hâle geldiğini anlatır. -ing biçimi, ifadenin 'a side or two that is coming to the fore.' gibi çalışmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi come to the fore ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During yesterday's emergency, the nurse's calm leadership ____.
Cevabı göster
came to the fore