Kötü Anıları Silebilir misiniz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video tanıtımı: Hatırlamak belleği yeniden kurar; proteinleri engelleyen ilaçlar hayvanlarda öğrenilmiş korkuyu değiştirmiş ve seçici unutmanın etik ikilemini doğurmuştur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. haunt us - Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek bir hayaleti değil, geri dönüp duran acı bir anıyı anlayın. 2. the more you reflect on old memories, the less accurate they become. - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: the more..., the less... ile bir eylemin artışını başka bir niteliğin azalışına bağlayın. 3. If you were given a forgetting pill, would you be willing to take it? - Konuşma edimbilimi ve tutum: hassas, varsayımsal bir seçimde istekliliği baskı kurmadan sorun.
Bu derste
Whether it's from an awful breakup or a traumatic life event, Dilbilgisi
0:00İster korkunç bir ayrılıktan ister travmatik bir yaşam olayından kaynaklansın,
some memories can haunt us for our entire lives. Deyimler
0:03bazı anılar hayatımız boyunca peşimizi bırakmayabilir.
Whether ... or ...: iki olasılık, tek ortak sonuç
“Whether it's from an awful breakup or a traumatic life event,” ifadesinde whether ... or ... iki olası kaynak sunar ve ikisini de aynı sonuca bağlar: bazı anılar ömür boyu peşimizi bırakmayabilir. Burada evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru yoktur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, ana cümlenin iki durumda da doğru olduğu Whether A or B, + ana cümle yapısıdır. From, or ile bağlanan iki kaynağın ikisi için de geçerlidir; bu yüzden a traumatic life event önünde tekrarlanması gerekmez.
Alıştırma
Aynı sonucun iki durumda da geçerli olduğunu gösteren ilk sözcükle cümleyi tamamlayın: “____ the delay is caused by weather or a mechanical problem, passengers will receive an update.”
Cevabı göster
Whether
haunt us: uzun süren duygusal sıkıntı
Özne memories olduğunda haunt us mecazidir: anılar zihnimize tekrar tekrar gelir veya uzun süre korku, suçluluk, üzüntü ya da başka bir sıkıntı yaratmaya devam eder. İmge, gitmeyen bir hayaletten gelir; ancak cümle doğaüstü bir olayı değil, psikolojik bir etkiyi anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, bir anı, pişmanlık, görüntü, karar veya geçmiş olay + haunt + kişi yapısıdır. Geçmişi, kişinin yalnızca hatırladığı bir şey olarak değil, kişi üzerinde kalıcı ve olumsuz bir etkisi olan bir şey olarak sunar.
Alıştırma
“The memory still haunts her,” cümlesinde haunts büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Anı, hoş bir ayrıntıyı hatırlamasına yardım eder.
- Anı onu bir an şaşırtır ve sonra kaybolur.
- Anı tekrar tekrar aklına gelir ve ona duygusal sıkıntı verir.
- Anı, çevresinde hayaletlerin belirmesine neden olur.
Cevabı göster
Anı tekrar tekrar aklına gelir ve ona duygusal sıkıntı verir.
But what if there was a way that you could completely forget these altogether? Dilbilgisi
0:06Peki ya bunların hepsini tamamen unutmanızı sağlayacak bir yol olsaydı?
Bir çözüm hayal etmek için What if there was a way that you could ...?
What if + geçmiş zamanlı bir cümlecik, çoğu zaman henüz gerçek olmayan veya kullanılamayan hayalî bir olasılığı ortaya koyar. Buradaki was varsayımsal bir uzaklık yaratır; olası yöntemin geçmişte bulunduğu anlamına gelmez. There was a way that ... hayal edilen çözümü tanıtır; ardından gelen that cümleciği de bu çözümün neyi mümkün kılacağını açıklar: acı veren anıları tamamen unutmayı. Altogether, forget fiilini güçlendirerek bütünüyle anlamını verir.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu What if there was a way that you could ... kalıbıyla tamamlayın: ____ understand any language instantly?
Cevabı göster
What if there was a way that you could
While scientists used to believe that it was like a filing cabinet Anlatım akışı
0:14Bilim insanları eskiden hafızanın bir dosya dolabı gibi olduğuna
and particular memories were stored in different sections of the brain,
0:17ve belirli anıların beynin farklı bölümlerinde saklandığına inanıyordu,
Bilimsel bir benzetme olarak like a filing cabinet
Like a filing cabinet somut bir benzetmedir. Dinleyicinin eski teoriyi gözünde canlandırmasına yardımcı olur: Dosyaların bir dolabın çekmecelerinde saklanması gibi, anıların da ayrı öğeler hâlinde beynin farklı bölümlerinde saklandığı düşünülüyordu. Like sözcüğü özdeşliği değil, benzerliği belirtir. Bu cümlede karşılaştırma, bilim insanlarının eskiden sahip olduğu bir inancın içindedir; ana cümle ise bu modelin artık yanlış kabul edildiğini söyler. Bu, beynin günümüzdeki yapısına ilişkin gerçek bir betimleme değildir.
Alıştırma
The brain was thought to be like a filing cabinet cümlesinde like a filing cabinet ne işe yarar?
- Beynin içinde gerçek bir ofis dosya dolabı bulunduğunu söyler.
- Bilim insanlarının araştırma dosyalarını sakladığı yeri belirtir.
- Soyut bir depolama fikrini gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir karşılaştırma modeli sunar.
Cevabı göster
Soyut bir depolama fikrini gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir karşılaştırma modeli sunar.
In fact, each memory is a brain-wide process. Anlatım akışı
0:22Aslında her anı, beynin tamamına yayılan bir süreçtir.
Düzeltme ve daha doğru açıklamaya geçiş sinyali olarak In fact,
Burada “In fact,”, önceki açıklamayı düzeltip yerine daha doğru bir açıklama getiren geçişi gösterir. Önceki model henüz reddedilmiştir ve bu ifade, şimdi daha doğru bir açıklamanın geleceğini bildirir. Yalnızca vurgu eklemek yerine savın akışını düzenler: önce yanlış düşünce elenir, ardından daha güçlü olgusal açıklama sunulur. Başka bağlamlarda da bir düşünceyi düzelten veya beklentiyi boşa çıkaran bilgiyi tanıtabilir.
Alıştırma
Örnekte “In fact,” ne işe yarıyor?
- Bir sonraki iddianın yalnızca tahmin olduğunu bildirir.
- Söylemi önceki bir modeli reddetmekten daha doğru bir açıklama sunmaya geçirir.
- Yalnızca önceki modeli destekleyen başka bir ayrıntı ekler.
Cevabı göster
Söylemi önceki bir modeli reddetmekten daha doğru bir açıklama sunmaya geçirir.
literally rewiring the circuitry of your mind. Deyimler
0:32zihninizdeki devreleri kelimenin tam anlamıyla yeniden bağlamasıdır.
end up remembering: nihai sonuç için end up + -ing
“End up remembering”, “bir sürecin nihai sonucu olarak sonunda hatırlamak” anlamına gelir. End up, sonucu olaylar geliştikten sonra ulaşılan bir durum olarak gösterir; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya kesin değildir. Kalıp end up + -ing biçimidir: end up remembering, end up waiting veya ended up buying. Bu kalıpta up sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın hâli kullanılmaz.
Alıştırma
End up fiilinin geçmiş biçimi ve eat fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The café was full, so we ____ lunch in the park.
Cevabı göster
ended up eating
Sinirbilimde triggered and fired
Burada triggered and fired, beyin hücrelerinin etkinleşmesini ve elektrik sinyalleri üretmesini anlatır. Triggered, etkinliğin başlatılmasına odaklanır; fired ise bir nöronun impuls göndermesi anlamındaki sinirbilimsel fire kullanımını taşır. Bunlar alana özgü anlamlardır. Buradaki fired, “işten çıkarılmış” veya silahla ateş etmiş demek değildir; triggered da esas olarak güçlü bir duygusal tepkiyi anlatmaz.
Alıştırma
Bilimsel bir yazıda “The neurons fired when the light appeared” cümlesindeki neurons fired ne anlama gelir?
- Nöronlar silahla ateş etti.
- Nöronlar işlerinden çıkarıldı.
- Nöronlar elektrik sinyalleri üretti.
Cevabı göster
Nöronlar elektrik sinyalleri üretti.
rewiring the circuitry of your mind ifadesindeki benzetme
Bu ifade elektrik tesisatı benzetmesini kullanır. Rewiring, sinir bağlantılarının düzenini değiştirmek; the circuitry of your mind ise hafızayı ve düşünmeyi destekleyen bağlantılı beyin sistemleri demektir. Gerçek tellerden söz edilmez. Literally rewiring ifadesindeki literally, öğrenmenin beyinde gerçek fiziksel değişiklikler oluşturabileceğini vurgular. Ancak bu, rewiring ve circuitry sözcüklerini mecaz olmaktan çıkarmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede rewire, beyinle ilgili aynı benzetmeyle kullanılmıştır?
- Regular practice can rewire the brain by strengthening useful connections.
- I changed my opinion after hearing the facts.
- The electrician will rewire the old kitchen.
Cevabı göster
Regular practice can rewire the brain by strengthening useful connections.
And this change is partially facilitated by proteins in the brain. Kalıp ifadeler
0:35Bu değişim, kısmen beyindeki proteinlerin yardımıyla gerçekleşir.
be facilitated by: katkıda bulunan etkeni belirtmek
Edilgen be facilitated by + etken yapısında facilitated, bir sürecin kolaylaştırıldığı, desteklendiği veya elverişli hâle getirildiği anlamına gelir; doğrudan sebep olunduğu anlamına gelmez. Mutlaka tek neden olan bir şeyi değil, katkıda bulunan bir koşulu belirtir. Burada partially, iddianın kapsamını sınırlar: proteinler değişimin gerçekleşmesine yardımcı olur, ancak başka etkenler de sürece katılır. Kanıtların tam bir nedenselliği göstermeden yalnızca bir katkıyı desteklediği akademik metinlerde veya raporlarda bu ifade yararlıdır.
Alıştırma
Daha iyi aydınlatmanın incelemeye yardımcı olduğunu, ancak mutlaka tek nedeni olmadığını en doğru biçimde hangi cümle ifade eder?
- The inspection was partially facilitated by better lighting.
- The inspection was entirely caused by better lighting.
- Better lighting was unrelated to the inspection.
Cevabı göster
The inspection was partially facilitated by better lighting.
Simply put, memories can't be made. Anlatım akışı
0:41Basitçe söylemek gerekirse, anılar oluşturulamaz.
Simply put: basitleştirilmiş yeniden anlatımı belirtmek
Simply put, dinleyiciye bir sonraki ifadenin karmaşık bir düşünceyi daha açık ve kısa biçimde anlatacağını bildiren bir söylem işaretidir. Buradaki put, bir yere koymak değil, sözlerle ifade etmek anlamındadır. Ardından gelen bölümü temel sonuç veya önceki açıklamanın basitleştirilmiş yeniden anlatımı olarak işaretleyerek bilgiyi düzenler. Genellikle ana cümleden virgülle ayrılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve basit bir özeti tanıtan iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: '____, the new policy costs too much and helps too few people.'
Cevabı göster
Simply put
Seriously, scientists have tested this by giving animals drugs Dilbilgisi
0:43Gerçekten de bilim insanları bunu hayvanlara bazı ilaçlar vererek test etti;
that prevent these proteins from forming. Dilbilgisi
0:46bu ilaçlar, söz konusu proteinlerin oluşmasını engelliyordu.
by giving animals drugs: yöntemi göstermek için by + -ing
By + fiilin -ing biçimi, bir şeyin hangi yöntemle yapıldığını açıklar. Burada by giving animals drugs, “Bilim insanları bunu nasıl test etti?” sorusunu yanıtlar; by işlemi yapan kişiyi değil, uygulanan yöntemi gösterir. giving animals drugs ifadesinde animals alan taraftır, drugs ise verilen şeydir. Kalıp give someone something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi by ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We reduced mistakes ____ each number twice.
Cevabı göster
by checking
prevent these proteins from forming: prevent + nesne + from + -ing
Prevent + nesne + from + -ing, nesnenin bir şeyi yapmasını veya bir değişimin gerçekleşmesini engellemek demektir. Burada these proteins nesnedir ve forming, ilaçların engellediği değişimdir. from sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: prevent these proteins from forming denir, from form denmez. Genel kalıp prevent someone or something from doing something şeklindedir.
Alıştırma
prevent + nesne + from + -ing kalıbını ve spread fiilini kullanın: This filter can ____ dust ____ through the room.
Cevabı göster
prevent · from spreading
that took place shortly after the drug was taken. Öbek fiiller
0:51İlaç verildikten kısa süre sonra yaşananları.
Açık bir sonuç bildirmek için As a result
As a result, hayvanların anılarının olmamasını daha önce açıklanan nedenin sonucu olarak sunar: ilaç, ilgili proteinin oluşmasını engellemiştir. Bu ifade bilgiyi neden ve onu izleyen sonuç biçiminde düzenler. Okuyucu nedeni önceki bilgilerde aramalı ve sonraki yan cümleyi yalnızca zaman bakımından bir sonraki olay olarak değil, bu nedenin sonucu olarak anlamalıdır.
Alıştırma
İkinci cümlenin birinci cümleden kaynaklandığını en iyi hangi bağlayıcı gösterir? The server lost power. _____, the website went offline.
- For example
- As a result
- Then
Cevabı göster
As a result
Belleğin tamamen yokluğunu resmî biçimde anlatan have no recollection of
Have no recollection of, bir kişi, olay veya deneyim hakkında hiçbir şey hatırlamamak anlamına gelir. Burada hayvanların ilaç verildikten kısa süre sonra meydana gelen olayları hatırlayamadığını belirtir. Dil bilgisi bakımından recollection, have + no recollection + of kalıbında bir isimdir. Nesne of sözcüğünden sonra gelir: have no recollection of the incident veya have no recollection of meeting him. Kalıbın zamanı had no recollection of örneğinde olduğu gibi değişebilir.
Alıştırma
Resmî raporu have no recollection of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The witness ____ seeing the driver leave.
Cevabı göster
had no recollection of
“took place”: “gerçekleşti” anlamı
Bu cümlede took place, “oldu” veya “gerçekleşti” anlamındadır. that took place yan cümlesi, hangi things sözcüğünden söz edildiğini belirtir: ilaç alındıktan kısa süre sonra gerçekleşen olaylar. Take place kalıplaşmış bir ifadedir; take ve place burada ayrı ayrı olağan anlamlarını taşımaz. Zamanı normal şekilde değişir: take place, takes place, took place, has taken place.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The award ceremony will ____ in the main hall at 7 p.m.
Cevabı göster
take place
scientists actually found a way to target long-term memories for deletion.
0:55bilim insanları uzun süreli anıları hedefleyip silmenin bir yolunu buldu.
You see, every single time you remember a memory, Kalıp ifadeler
0:59Şöyle ki, bir anıyı her hatırladığınızda,
your brain is once again firing and rewiring.
1:02beyniniz yeniden ateşlenir ve bağlantılarını yeniden düzenler.
“every single time”: her seferinde, istisnasız
every single time ifadesinde single, every sözcüğünü güçlendirir. İfadenin tamamı “her seferinde, tek bir istisna bile olmadan” anlamına gelir; single burada “bekâr” demek değildir ve bir şeyin yalnızca bir kez olduğunu da belirtmez. Bu cümlede konuşan kişi, bir anıyı her hatırlamanın beyni yeniden etkinleştirip bağlantılarını tekrar düzenlediğini vurgular. Aktarılabilir yapı, every single + tekil zaman veya birim adıdır; every single day ve every single attempt buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi “her seferinde, istisnasız” anlamındaki üç sözcüklü vurgulu ifadeyle tamamlayın: The printer jams ____ I try to use it.
Cevabı göster
every single time
In fact, each time you reflect on a memory, Kalıp ifadeler
1:04Aslında bir anıyı her düşündüğünüzde,
you are literally physically changing that memory in your mind.
1:06zihninizdeki o anıyı kelimenin tam anlamıyla fiziksel olarak değiştirirsiniz.
reflect on a memory: bir anı üzerine düşünmek
To reflect on a memory, geçmişteki bir deneyimi bilinçli olarak zihne getirip üzerinde dikkatle düşünmek demektir; yalnızca o olayın gerçekleştiğini hatırlamak değildir. Reflect, düşünülen şeyden önce on ile kullanılır: reflect on a memory. Bu cümlede, bir anıyı tekrar tekrar ve düşünerek gözden geçirme eyleminin anıyı değiştirebileceği anlatılıyor.
Alıştırma
Cümleyi “üzerinde dikkatle düşünmek” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After the trip, I took time to ____ what I had learned.
Cevabı göster
reflect on
And each time that memory is altered a little, Dilbilgisi
1:10Ve o anı her seferinde biraz değişerek
each time ..., reflecting ...: tekrarlanan koşul ve sonucu
Each time tekrarlanan bir zaman koşulu başlatır: anı her yeniden gözden geçirildiğinde biraz değişir. Geniş zaman, bunu tek bir olay değil, tekrarlanan bir düzen olarak sunar. Virgülden sonra gelen -ing yapısı reflecting your current thoughts, bu değişimin sonucunu veya etkisini ekler. Yapının anlamca öznesi değişmiş olan anıdır: anı, şu anda sahip olduğunuz düşünceleri göstermeye başlar.
Alıştırma
“Each time the report is revised, it becomes clearer, reflecting the team's latest ideas,” cümlesinde “reflecting the team's latest ideas” bize ne anlatır?
- Düzeltilmiş rapor, ekibin en son fikirlerini gösterir.
- Ekibin fikirleri ışığı geri yansıtır.
- Rapor yalnızca bir kez düzeltilir.
Cevabı göster
Düzeltilmiş rapor, ekibin en son fikirlerini gösterir.
Remembering is an act of creation and imagining,
1:14Hatırlamak, bir yaratma ve hayal etme eylemidir;
meaning the more you reflect on old memories, Dilbilgisi
1:16yani eski anılar üzerine ne kadar çok düşünürseniz,
the more ..., the less ... eşleşmiş karşılaştırması
the + comparative ..., the + comparative ... şeklindeki eşleşmiş yapı, değişen iki miktarı birbirine bağlar. İlk yan cümle değişimi veya koşulu ortaya koyar, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı sonucu gösterir. Bu cümlede eski anılar üzerine daha çok düşünmek, doğruluğun azalmasıyla ilişkilidir. Buradaki iki the, sıradan belirli tanımlıklar değil, karşılaştırma yapısının işaretleridir. Yapı artış veya azalış ifade edebilir: the more/less ..., the more/less ....
Alıştırma
more ve less kullanarak eşleşmiş karşılaştırma cümlesini tamamlayın: ____ you revisit an old memory, ____ accurate it may become.
Cevabı göster
The more · the less
And scientists have actually quantified this change.
1:20Bilim insanları bu değişimin miktarını sayısal olarak bile ölçtü.
hundreds of people were asked about their memories of that dreadful day.
1:24yüzlerce kişiye o korkunç güne dair anıları soruldu.
11 Eylül saldırılarının adı olarak 9/11
Buradaki 9/11, 11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen terör saldırılarının ABD İngilizcesinde yerleşmiş kısa adıdır. Bu ortak tarihsel gönderme, konuşmacının neden that dreadful day dediğini ve araştırmacıların neden yüzlerce kişiye aynı olayla ilgili anılarını sorabildiğini açıklar. Sıradan bir takvim bağlamında 9/11 yalnızca 11 Eylül tarihini de belirtebilir; bu yüzden bağlam önemlidir.
Alıştırma
Bu cümlede 9/11 neyi ifade ediyor?
- 11 Eylül tarihinde gerçekleşen herhangi bir olay
- 11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen terör saldırıları
- Dokuz bölü on bir
Cevabı göster
11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen terör saldırıları
nearly 50% of the details had changed or gone missing. Kalıp ifadeler
1:32ayrıntıların neredeyse %50'si değişmiş veya kaybolmuştu.
gone missing: bulunamaz hâle gelmek
gone missing ifadesinde go + sıfat, bir durum değişikliğini anlatır: Önceden var olan bir şey ortadan kaybolur veya artık bulunamaz. Bellekteki ayrıntılar için kullanıldığında, bu ayrıntıların artık bellekte korunmadığını ya da hatırlanamadığını belirtir. Bu ifade, had yardımcı fiili altında changed ile paraleldir; tam yapı had changed or had gone missing şeklindedir. Birinin bu ayrıntıları kaçırdığı veya onları özlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi had sonrasında gelen iki sözcüklü go missing biçimiyle tamamlayın: By the time we checked the archive, several records had ____.
Cevabı göster
gone missing
And because memories are formed and rebuilt every time, Dilbilgisi
1:36Anılar her seferinde oluşturulup yeniden inşa edildiği için,
if you administer the protein-inhibiting drug while recalling a memory,
1:39bir anıyı hatırlarken protein oluşumunu engelleyen ilaç verilirse,
because ..., if ... while ..., ... can ...: neden, koşul, zaman ve sonuç
Cümle, tek bir sonucun çevresinde üç ilişkiyi katmanlandırır. Because memories are formed and rebuilt every time, ardından gelen düşüncenin nedenini veya bilimsel temelini verir. Daha sonra if yan cümlesi, sonucun mümkün olduğu koşulu belirler. if yan cümlesinin içinde while recalling a memory, ilacın uygulanmasını anının hatırlanmasıyla aynı zamana yerleştirir. Örtük özne you'dur: Anıyı hatırlayan da ilacı uygulayan da sizsiniz. Ana cümle olan the memory can be effectively removed, olası sonucu belirtir. Can bir olasılık veya mekanizma sunar; sonucun her seferinde gerçekleşeceğini garanti etmez. Bağlaçları “neden—eş zamanlı eylem içeren koşul—sonuç” sırasıyla okumak uzun cümleyi anlaşılır hâle getirir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi sırasıyla nedeni, koşulu ve eş zamanlı eylemi tanıtan bağlaçlarla tamamlayın: ____ wet paint is easily damaged, ____ you touch the wall ____ it is drying, you can leave a mark.
Cevabı göster
Because · if · while
To test this, scientists took lab rats and played a sound for them Anlatım akışı
1:45Bunu test etmek için bilim insanları laboratuvar sıçanlarına bir ses dinletti
To test this: deneyin amacını belirtme
To test this, ardından gelen deneyin amacını açıklar. To + fiilin yalın hâli amaç bildirir; bu nedenle burada “önceki fikri test etmek için” anlamına gelir. Testin yalnızca sıradaki olay olduğunu anlatmaz. Bir geçiş ifadesi olarak bir iddiayı veya soruyu, onu sınamak için kullanılan yönteme bağlar. Kullanışlı kalıp şöyledir: To test this, + özne + eylem.
Alıştırma
Eylemin daha önce sözü edilen bir fikri kontrol etmek amacıyla yapıldığını en iyi hangi başlangıç gösterir?
- To test this, the team repeated the experiment.
- The team repeated the experiment, and then tested this.
- After testing this, the team repeated the experiment.
Cevabı göster
To test this, the team repeated the experiment.
shortly followed by an electric shock: kısa aralıklı bir sıralamayı gösterme
shortly followed by an electric shock ifadesinde followed by, elektrik şokunun sesten sonra geldiğini gösterir. Shortly, aradaki sürenin kısa olduğunu belirtir. Tam kalıp A was followed by B şeklindedir: önce A, sonra B gerçekleşir. Buradaki ifade, “a sound that was shortly followed by an electric shock” yapısının kısaltılmış biçimidir.
Alıştırma
Önce bir uyarı sesi geldiğini ve ışıkların kısa süre sonra yanıp sönmeye başladığını hangi cümle anlatır?
- A warning tone shortly followed the flashing lights.
- A warning tone was shortly followed by flashing lights.
- A warning tone and the flashing lights began at exactly the same time.
Cevabı göster
A warning tone was shortly followed by flashing lights.
Beklenen sonraki olay için was soon to follow
Bu geçmiş zaman anlatısında was to follow, bir şeyin sırada gerçekleşmesinin beklendiği ya da daha sonra olacağı anlamına gelir. be + to + fiilin yalın hâli yapısı, geçmişteki bir noktadan ileriye bakıp sonraki olayı beklenen veya neredeyse kaçınılmaz bir sonuç olarak sunabilir. Soon aradaki sürenin kısa olduğunu belirtir. Follow burada fiziksel olarak bir şeyin arkasından gitmek değil, sonra meydana gelmek demektir.
Alıştırma
Sırada gerçekleşmesi beklenen bir olay için resmî anlatı kalıbını tamamlayın: After the first warning, a complete shutdown ____.
Cevabı göster
was soon to follow
As a result, they would stress up and freeze every time they heard it.
1:56Sonuç olarak, sesi her duyduklarında strese girip donakalıyorlardı.
Months later, these rats would still respond to the noise.
1:59Aylar sonra bile bu sıçanlar sese hâlâ tepki veriyordu.
the rats would lose the memory of the sound and simply continue on. Öbek fiiller
2:05sıçanlar sese dair anılarını kaybedip hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.
Geçmişte koşul ve sonuç için if they administered ... the rats would lose ...
if they administered the drug first yan cümlesi koşulu belirler, the rats would lose ... ise bu koşul altındaki sonucu verir. If yan cümlesindeki geçmiş biçimli fiil, sonuç cümlesindeki would + fiilin yalın hâli ile eşleşerek koşulsuz bir gerçek yerine koşula bağlı bir sonuç sunar. Bu ifade geçmişte yapılmış bir deneyin anlatımı içinde yer aldığı için administered anlatı zamanına da uyar. Bu kalıp, koşulun imkânsız olduğu anlamına gelmek zorunda değildir; söz konusu deney koşulu uygulandığında beklenen veya tekrar tekrar gözlemlenen sonucu özetleyebilir.
Alıştırma
Geçmiş bir deney anlatısında If they administered the drug first, the rats would lose the memory en doğal olarak ne yapar?
- Her durumda doğru olan evrensel bir gerçeği belirtir.
- Hafıza kaybını ilacın önce verilmesi koşulunda beklenen sonuç olarak sunar.
- Hafıza kaybının ilaç verilmeden önce gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Hafıza kaybını ilacın önce verilmesi koşulunda beklenen sonuç olarak sunar.
Bir sürecin sürmesini anlatan“continue on”
Bu cümlede continue on, o sırada yapılmakta olan şeye devam etmek anlamına gelir. Sıçanlar sesi artık tehlikeyle ilişkilendirmediği için ses onların davranışını kesintiye uğratmaz. on parçacığı, sürecin ileriye doğru sürmesi hissini güçlendirir. Burada bir yönü veya yüzeyi belirtmez. Bu yapı, durmasına yol açabilecek bir şeyden sonra da süren bir eylemi, etkinliği, yolculuğu ya da durumu anlatabilir.
Alıştırma
“The dog heard the noise but continued on,” cümlesinde continued on ne anlama gelir?
- bir şeyin üstüne çıktı
- zaten yapmakta olduğu şeyi sürdürdü
- durup sese tepki verdi
Cevabı göster
zaten yapmakta olduğu şeyi sürdürdü
They had lost their memory of that specific noise.
2:08O belirli sese ilişkin anılarını kaybetmişlerdi.
scientists repeated these experiments with multiple tones this time.
2:15bilim insanları bu kez deneyleri birden fazla ton kullanarak tekrarladı.
Kontrol amacını anlatan“To be sure + yan cümle”
Burada To be sure, bilim insanlarının sonraki eyleminin amacını açıklar. İlacın beyinde genel bir hasara yol açmadığını kontrol etmek için deneyleri tekrarladılar. Bilgiler To be sure + yan cümle, ana cümle şeklinde, yani To be sure X, they did Y düzeninde verilir. Bu başlangıç, dinleyiciye Y eyleminin neden gerekli olduğunu açıklar ve kanıtların olası başka bir açıklamayı da ele aldığını gösterir.
Alıştırma
Leo’nun neden kontrol ettiğini göstermek için cümleyi bu dersteki başlangıç ifadesinin aynısıyla tamamlayın: ____ the bike was safe, Leo checked the brakes before riding.
Cevabı göster
To be sure
large-scale brain damage: fiziksel boyut değil, geniş kapsam
Burada large-scale, brain damage ifadesini niteler. Hasarın tek bir anı üzerindeki seçici bir etki yerine yaygın veya geniş kapsamlı olacağını belirtir. Beynin kendisinin fiziksel olarak büyük olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, bilim insanlarının kontrol ettiği alternatif bir açıklamayı ortaya koyar: İlaç, belirli bir tonla bağlantılı hedefli bir değişiklik yerine geniş çaplı bir hasara yol açıyor olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede large-scale brain damage ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Tek bir tonla bağlantılı anıyla sınırlı hasar
- Beyni fiziksel olarak büyüten hasar
- Yaygın veya geniş kapsamlı beyin hasarı
Cevabı göster
Yaygın veya geniş kapsamlı beyin hasarı
But if they administered the drug and played only one of the sounds, Dilbilgisi
2:22Ama ilacı verip seslerden yalnızca birini dinlettiklerinde,
only ... only ... while still ... the other: seçici karşıtlık
İlk only deney koşulunu sınırlar: İlaç iki sesle birden değil, tek bir sesle eşleştirilmiştir. İkinci only sonucu sınırlar: Fareler tüm tonları değil, aynı tek tonu unutacaktır. while still remaining fearful of the other, değişen şey ile devam eden şeyi karşı karşıya getirir. the other, bilinen ikilide geriye kalan sesi belirtir. Bu yapı, konuşanın seçici bir değişikliği sunup ardından bununla karşıtlık oluşturan gerçeği korumasını sağlar.
Alıştırma
Seçici bir değişikliği ve değişmeden kalan karşıt durumu göstermek için cümleyi iki only ve while still bağlayıcısıyla tamamlayın: The editor changed ____ one paragraph, so the program would ____ update that paragraph ____ leaving the other untouched.
Cevabı göster
only · only · while still
Biyomedikal fiil target particular proteins
Bu biyomedikal cümlede target bir fiildir. Target particular proteins, bir ilacın amaçlanan etkisini seçilmiş proteinlere yöneltmek demektir. specific drugs ile particular proteins arasındaki eşleşme, beynin farklı bölgelerinde seçici müdahaleyi vurgular. Bu fiil, amaçlanan moleküler odağı belirtir; protein üzerindeki etkinin tam olarak ne tür olduğunu söylemez.
Alıştırma
“The therapy is designed to target a receptor found on tumor cells,” cümlesinde “target a receptor” ne anlama gelir?
- Tedaviyi fiziksel olarak reseptöre doğrultmak
- Reseptörü bir ölçüm sonucu olarak kullanmak
- Tedavinin o reseptörü ve başka hiçbir şeyi etkilemeyeceğini garanti etmek
- Tedavinin amaçlanan etkisini o reseptöre yöneltmek
Cevabı göster
Tedavinin amaçlanan etkisini o reseptöre yöneltmek
So if you experience a terrible emotion with the memory, Dilbilgisi
2:36Dolayısıyla bir anı sizde korkunç bir duygu uyandırıyorsa,
then targeting a protein in the emotional regions of the brain
2:39beynin duygularla ilgili bölgelerindeki bir proteini hedeflemek
can help to remove that connection alone,
2:42yalnızca bu bağlantının ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir.
If ..., then targeting ... can help: koşul ve -ing öbeği öznesi
Cümle, koşul ve sonucu açıkça gösteren if ..., then ... kalıbını kullanır. if yan cümlesi koşulu sunar: anıyla birlikte korkunç bir duygu yaşanması. then ile başlayan sonuç bölümü ise bu koşulda neyin yardımcı olabileceğini belirtir. Sonuç bölümünde targeting a protein in the emotional regions of the brain, can help ifadesinin öznesi olan bir -ing öbeğidir. Bu yapı, bir eylem veya yöntemi olası bir sonucu ortaya çıkaran şey olarak ele alır ve açıklamalarla tavsiyelerde yaygındır. Buradaki that connection, anı ile korkunç duygu arasındaki bağlantıyı ifade eder. Alone, that connection ifadesini sınırlar: söylenen, bütün anının değil yalnızca bu bağlantının kaldırılmasıdır; ayrıca tedavinin başka insanlar olmadan yapılması anlamına gelmez.
Alıştırma
Koşul-sonuç ilişkisini açıkça gösteren iki sözcüğü doldurun. -ing biçimindeki etkinlik sonuç bölümünün öznesidir: ____ the alarm detects smoke, ____ closing the fire doors can slow the spread.
Cevabı göster
If · then
especially for patients suffering from something like post-traumatic stress disorder. Kalıp ifadeler
2:46özellikle travma sonrası stres bozukluğu gibi sorunlardan mustarip hastalar için.
suffering from something like post-traumatic stress disorder: bir rahatsızlığı yaşamak ve örnek vermek
Burada suffering from, bir hastalığın ya da süregelen bir sorunun zararlı etkilerini yaşamak anlamına gelir. from edatı, yaygın suffer from + rahatsızlık kalıbının parçasıdır. Something like, travma sonrası stres bozukluğunu yarar görebilecek rahatsızlık türlerinden biri olarak gösterir. Konuşanın rahatsızlığın adından emin olmadığı anlamına gelmez ve başka benzer durumlara da yer bırakır.
Alıştırma
Sabit kalıbı oluşturmak ve olası bir örnek vermek için cümleyi from ve like ile tamamlayın: The clinic helps people suffering ____ something ____ chronic insomnia.
Cevabı göster
from · like
But while these drugs are in the very early stages, Kalıp ifadeler
2:50Ancak bu ilaçlar henüz geliştirme sürecinin çok başında olsa da,
in the very early stages: gelişimin çok erken aşamalarında
In the very early stages, geliştirme veya test sürecinin başlangıcına yakın olmak anlamına gelir. Very, early sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla ilaçlar henüz olgunlaşmamıştır ve kanıtlar ya da erişilebilirlik hâlâ sınırlı olabilir. Bu ifade ilerleme düzeyini sınırlar: Dinleyicinin ön fikir niteliğindeki bir çalışmayı kullanıma hazır bir tedavi gibi görmemesini sağlar. Araştırmanın başarısız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Projenin daha yeni başladığını göstermek için cümleyi in, very, early ve stages sözcükleriyle tamamlayın: The prototype looks promising, but it is still ____, so it is not ready for customers.
Cevabı göster
in the very early stages
The question remains: çözümsüz bir meseleyi ortaya koymak
the question remains, konuşmacının bilinenleri özetlemeyi bitirip dikkatini henüz çözüme kavuşmamış bir meseleye yönelttiğini gösterir. Burada remains, “açık bir mesele olarak hâlâ varlığını sürdürür” demektir; “bir yerde kalır” anlamına gelmez. İki nokta, hemen ardından gelen belirli ve çözümsüz soruyu gösterir. Böylece bu ifade, kanıtlar veya sınırlamalardan daha fazla düşünmeye çağıran bir sonuca geçiş sağlar.
Alıştırma
the question remains: ifadesi bu cümlede ne işe yarıyor?
- Sorunun fiziksel olarak bir yerde bırakıldığını söyler.
- Önceki gerçeklerden sonra hâlâ çözümlenmemiş bir meseleyi ortaya koyar.
- Artık tartışılacak hiçbir şey kalmadığını kanıtlar.
Cevabı göster
Önceki gerçeklerden sonra hâlâ çözümlenmemiş bir meseleyi ortaya koyar.
If you were given ..., would you be willing to ...?: varsayımsal bir durumda istekliliği nazikçe sormak
If yan cümlesi hayalî bir durum oluşturur: Varsayımsal bir unutma hapı alırsınız. Were given edilgen yapıdadır; yani biri hapı size verir veya sunar. Bu, böyle bir hapın şu anda mevcut olduğunu iddia etmez. Would you be willing to ... fiziksel yeteneği değil, kişinin istekliliğini sorar. Varsayımsal koşul ile yumuşatılmış soru birlikte kullanılarak dinleyiciye güçlü bir baskı yapılmadan hassas bir seçim hakkındaki görüşü sorulur.
Alıştırma
Hangi soru, hayalî bir durumda kişinin istekliliğini nazikçe soruyor?
- If you are offered the experimental treatment, are you able to try it?
- You were offered the experimental treatment, so take it.
- If you were offered the experimental treatment, would you be willing to try it?
Cevabı göster
If you were offered the experimental treatment, would you be willing to try it?
and giving you a free audiobook of your choice Kalıp ifadeler
3:01ve seçtiğiniz bir sesli kitabı ücretsiz sunuyor,
of your choice: sizin seçtiğiniz
İsim + of your choice yapısında bu ifade, hitap edilen kişinin hangi belirli ürünü alacağına kendisinin karar verebildiğini belirtir. Burada ücretsiz sesli kitap önceden seçilmiş değildir; başlığı dinleyici seçer. İfade nitelediği isimden sonra gelir: an audiobook of your choice. Bu kalıpta of, seçimi kimin yaptığını gösterir; “seçiminiz hakkında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Müşteriye seçme hakkı veren ifadeyle teklifi tamamlayın: The prize includes one paperback ____; you may pick any title in the store.
Cevabı göster
of your choice
Audible is the leading provider of audiobooks
3:05Audible, sesli kitap alanının lider sağlayıcısıdır;
We recommend the book Undeniable: Evolution and the Science of Creation
3:11Undeniable: Evolution and the Science of Creation kitabını öneriyoruz.
by the one and only Bill Nye the Science Guy, Kalıp ifadeler
3:14Kitabın yazarı, eşsiz Bill Nye the Science Guy;
the one and only: coşkulu ve vurgulu bir tanıtım
The one and only, bir kişiyi benzersiz derecede özel, ünlü veya heyecanla beklenen biri olarak sunan vurgulu bir tanıtım ifadesidir. Burada Bill Nye’ın tanıtımına coşkulu bir övgü katar. Bu ifade genellikle, benzer hiç kimsenin bulunmadığına dair doğrulanabilir bir iddia değil, retorik bir vurgudur. “the one and only + ad veya unvan” kalıbı, dinleyicinin konuşmacının hayranlık dolu, şov havasındaki tonunu fark etmesini sağlar.
Alıştırma
Sunucu, “Please welcome the one and only Maya Chen.” diyor. Burada the one and only ne işe yarıyor?
- Maya’dan kibarca yalnız gelmesini ister.
- Maya’yı özel ve tanınmış biri olarak coşkuyla tanıtır.
- Maya adını taşıyan başka hiç kimse olmadığını kanıtlar.
Cevabı göster
Maya’yı özel ve tanınmış biri olarak coşkuyla tanıtır.
who we did a video with on this channel a while back. Notlar
3:16kendisiyle bir süre önce bu kanalda bir video çekmiştik.
who we did a video with: edatın sonda kaldığı bir ilgi tümcesi
“Who”, Bill Nye’ı ifade eder. İlgi tümcesinin içinde “we” öznedir, “did” fiildir ve “who”, “with”ten sonra gelen kişi olarak anlaşılır. Temeldeki anlam we did a video with Bill Nye şeklindedir; did a video with, onunla iş birliği yaparak bir video hazırladıkları anlamına gelir. Konuşma dilinde yaygın olan bu yapıda ilgi sözcüğü tümcenin başına gelirken edat sonda kalır. Tümce Bill Nye hakkında ek bilgi verir; “who”nun eylemi yapan özne olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Who we did a video with” ifadesinde “who” hangi dilbilgisel görevi üstlenir?
- Kitabı ifade eder ve “recommend” fiilinin nesnesidir.
- “Did” fiilinin öznesidir.
- Bill Nye’ı ifade eder ve “with”in anlamca nesnesidir.
Cevabı göster
Bill Nye’ı ifade eder ve “with”in anlamca nesnesidir.
a while back: geçmişte belirtilmemiş bir zaman
“A while back”, “bir süre önce” anlamına gelir. Bir olayın kesin tarihini veya ne kadar zaman önce olduğunu belirtmeden, olayın şimdiki zamandan önce gerçekleştiğini anlatır. “Back” burada fiziksel bir konumu değil, zamanda geriye doğru yönelmeyi ifade eder. “A while”ın ne kadar uzun olduğu bağlama bağlıdır; bu nedenle ifade tek başına “çok yakın zamanda” veya “uzun zaman önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi geçmişte belirtilmemiş bir zaman anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: “We worked together ____, but I do not remember the exact year.”
Cevabı göster
a while back
You can download this audiobook or another of your choice for free
3:19Bu sesli kitabı veya seçtiğiniz başka bir kitabı ücretsiz indirebilirsiniz
And with a subscription, you get one free book a month.
3:24Abone olduğunuzda her ay ücretsiz bir kitap alırsınız.
Special thanks to Audible for making these videos possible.
3:26Bu videoları mümkün kıldığı için Audible'a özel teşekkürler.
And subscribe for more weekly science videos.
3:28Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.