NASA'nın Girişi En Yasaklı Odası: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: NASA'nın Apollo dönemi rubber room sığınağı; girişi, koruması, erzakı ve kaçış yollarıyla anlatılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If the Saturn 5 had exploded on the pad, ... would have created - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gerçek dışı geçmiş koşulu hayal edilen sonucundan ayırıp hipotezi tarih gibi anlatmamayı öğrenin. 2. To put this into perspective, - Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: tanıdık bir karşılaştırmanın 500 PSI gibi büyük bir sayıyı nasıl anlamlı kıldığını görün. 3. take care of business - Deyimler ve mecazlı ifadeler: burada tuvaleti kullanmak için nazik bir örtmece, başka bağlamlarda gerekli bir işi halletmek anlamına geldiğini ayırt edin.
Bu derste
This is a NASA engineer trying to fix a hydrogen leak
0:00Bu, bir hidrojen sızıntısını onarmaya çalışan bir NASA mühendisi
he is 60 m up and standing right next to a partially fueled Saturn 5.
0:0760 m yüksekte ve kısmen yakıt doldurulmuş bir Satürn 5'in hemen yanında duruyor.
the Saturn 5 contained over 2 and a half thousand tons of propellant. Dilbilgisi
0:13Satürn 5, iki buçuk bin tondan fazla itici gaz içeriyordu.
2 and a half thousand, 2.500 demektir
Burada 2 and a half thousand, binlik 2,5 grup demektir: 2.000 + 500 = 2.500. half sözcüğü tek bir birimi değil, thousand sözcüğünü niteler. İfadenin tamamını tek bir sayı öbeği olarak düşünün. Tam sayı + and a half + thousand kalıbı, art arda gelen iki tam binlik değerin tam ortasındaki sayıyı verir; örneğin three and a half thousand = 3.500.
Alıştırma
Tam sayı + and a half + thousand kalıbını kullanarak bu cümleyi 3.500 anlamına gelen bir sayıyla tamamlayın: The stadium holds ____ people.
Cevabı göster
three and a half thousand
If the rocket suddenly exploded, it would have ...: varsayımsal bir sonuç
if yan cümlesindeki geçmiş zaman biçimi exploded, burada gerçek bir patlamayı geçmiş zamana yerleştirmez. Hayal edilen veya gerçekleşme olasılığı düşük bir durumu belirtir. Sonuç cümlesi would + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: would have the force, roketin bu durumda sahip olacağı gücü anlatır. would have the force ifadesinde have, sahip olmak anlamındaki ana fiildir; the force ise onun nesnesi olan isim öbeğidir. Bu, would have + geçmiş zaman ortacı yapısı değildir; dolayısıyla would have exploded gibi bir perfect yapı değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede would have, would + sahip olmak anlamındaki ana fiil have şeklinde kullanılmıştır ve would have + geçmiş zaman ortacı değildir?
- If the battery failed, the phone would have no power.
- She would have called if she had known.
- If we had left earlier, we would have caught the train.
Cevabı göster
If the battery failed, the phone would have no power.
But if there was an emergency that gave them time to react,
0:25Fakat tepki vermeleri için onlara zaman tanıyan bir acil durum olsaydı,
that was designed to save astronauts and crew in the event of a disaster. Kalıp ifadeler
0:39tasarlanmış 1960'lardan kalma bir sığınak.
in the event of a disaster: bir felaket meydana gelirse
“In the event of a disaster”, “bir felaket meydana gelirse” anlamına gelir. Buradaki event, düzenlenen bir etkinliği değil, gerçekleşmesi mümkün bir durumu ifade eder. in the event of + isim öbeği kalıbı, ana eylemin veya planın hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir. Bu cümlede sığınağın astronotları ve personeli hangi durumda korumak üzere tasarlandığını açıklar.
Alıştırma
Resmî güvenlik talimatını dersteki sabit ifadeyle tamamlayın: In ____ a fire, use the stairs.
Cevabı göster
the event of
and how a group of 20 people could survive in here for several days.
0:48ve 20 kişilik bir grubun burada birkaç gün nasıl hayatta kalabileceğine bakacağız.
we're going to look at: sırada inceleyeceğimiz konu
“We’re going to look at”, dinleyiciye videoda sırada neyin inceleneceğini söyleyen bir yol haritası ifadesidir. Buradaki look at, yalnızca “gözle bakmak” değil, “ele almak veya incelemek” anlamına gelir. Bu ifade tek bir konuyu ya da birbirine paralel birkaç konuyu tanıtabilir. Cümlede sığınağın içinde ne olduğu ve insanların nasıl hayatta kalabileceği, önceden belirtilen iki konudur.
Alıştırma
Sunumun yol haritasını dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: In this talk, ____ three simple ways to save water.
Cevabı göster
we're going to look at
We'll also be giving away this awesome space shuttle framed print.
0:53Ayrıca çerçeveli bu harika uzay mekiği baskısını hediye edeceğiz.
So, stick around to the end of the video Öbek fiiller
0:56Bu yüzden, nasıl kazanabileceğinizi görmek için
stick around: kalıp izlemeye devam etmek
Bu cümlede stick around, “kalmak” veya “ayrılmak yerine izlemeye devam etmek” anlamına gelir. Konuşmacı, izleyicilerden video bitene kadar izlemeyi sürdürmelerini istiyor. Stick around, samimi ve günlük bir öbek fiildir. Bir yerde kalmayı veya bir etkinlikte bulunmaya devam etmeyi anlatabilir; burada söz konusu “yer” videodur.
Alıştırma
“Kalıp izlemeye devam etmek” anlamındaki iki sözcüklü, samimi öbek fiille cümleyi tamamlayın: The winner is announced at the end, so ____.
Cevabı göster
stick around
If the Saturn 5 had exploded on the pad, Dilbilgisi
1:00Eğer Satürn 5 fırlatma rampasında patlamış olsaydı,
and over a thousand degrees in temperature.
1:06ve bin dereceden fazla sıcaklıkta bir ateş topu yaratırdı.
If ... had exploded ... would have created: geçmişte gerçekleşmemiş bir sonuç
Bu, gerçekleşmemiş bir geçmişi hayal etmek için kullanılan üçüncü koşul yapısıdır. If the Saturn 5 had exploded on the pad, geçmişteki gerçek dışı koşulu verir; bağlam, roketin orada patlamadığını gösterir. Would have created bu koşulun hayalî sonucunu verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp if + past perfect, ... would have + past participle şeklindedir.
Alıştırma
would ve go kullanarak üçüncü koşul cümlesini tamamlayın: If the backup system had failed, the servers ____ offline.
Cevabı göster
would have gone
workers at the pad would immediately have to make their way to the bunker. Kalıp ifadeler
1:11rampadaki işçiler derhal sığınağa gitmek zorunda kalacaklardı.
“make their way to the bunker”: bir hedefe doğru ilerlemek
“Make their way to”, bir hedefe doğru ilerlemek anlamına gelir ve çoğu zaman yalnızca go demekten farklı olarak hareket sürecini, güzergâhı veya harcanan çabayı öne çıkarır. Bu cümlede işçilerin platformdan sığınağa gitmesi gerekir; make burada “yapmak” anlamına gelmez. Yapı make + iyelik sözcüğü + way + to + yer şeklindedir: make my/your/his/her/our/their way to.... İyelik sözcüğü, hareket eden kişiye göre değişir.
Alıştırma
Bu cümlede “make their way to the bunker” ne anlama gelir?
- Sığınağa giden bir güzergâh inşa ederler.
- Sığınağın geçebilmesi için yolu boşaltırlar.
- Oraya ulaşma süreci vurgulanarak sığınağa doğru ilerlerler.
Cevabı göster
Oraya ulaşma süreci vurgulanarak sığınağa doğru ilerlerler.
But the bunker was buried deep beneath the concrete pad.
1:15Fakat sığınak, beton rampanın derinliklerine gömülüydü.
“how did they actually get there?” ifadesini soru biçiminde geçiş olarak kullanmak
Anlatıcı, sığınağın ulaşılması zor konumunu bir sonraki konuya, yani oraya ulaşmak için kullanılan güzergâh veya düzeneğe dönüştürmek üzere “how did they actually get there?” diye sorar. Bu soru açıklamayı düzenler ve cevabın birazdan geleceğini bildirir; olay yerindeki birinden cevap istemez. Burada actually, gerçek ve pratik yönteme odaklanır. Bir açıklamada How did ... actually ...? gibi bir soru, dinleyiciyi şaşırtıcı bir olgu veya sorundan bunu çözen düzeneğe taşıyabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sorundan sonra açıklanacak düzeneğe geçmek için doğrudan soruyu en iyi şekilde kullanıyor?
- The bridge had no visible supports. What a beautiful view!
- The bridge had no visible supports. It opened in 1998.
- The bridge had no visible supports. So, how did it actually stay up?
Cevabı göster
The bridge had no visible supports. So, how did it actually stay up?
The crew had to make their way to level A inside the mobile launch platform,
1:20Mürettebat, Satürn 5'i destekleyen devasa iki katlı yapı olan
the massive two-story structure that supported the Saturn 5.
1:24mobil fırlatma platformunun içindeki A seviyesine gitmek zorundaydı.
a small hatch in the platform would connect to a structure
1:29platformdaki küçük bir kapak, fırlatma rampasından
stuck out from: dışarı doğru uzanmak
Bu cümlede stuck out from, bir yüzeyden ya da tabandan “dışarı doğru uzanıyordu” anlamına gelir. Yapı, fırlatma rampasının içinde kalmak veya onunla aynı hizada durmak yerine dışına doğru uzanıyordu. Bir şeyin hangi yerden ya da nesneden dışarı doğru uzandığını belirtmek için stick out from + yer veya nesne yapısını kullan. Buradaki anlam fizikseldir; “göze çarpmak” şeklindeki mecaz anlam değildir.
Alıştırma
Cümleyi stick out from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: A metal pipe ____ the wall.
Cevabı göster
stuck out from
that started inside the platform and went down through the concrete launch pad
1:36platformun içinden başlıyor ve beton fırlatma rampasının içinden aşağı iniyordu,
a sprinkler would spray the crew with water
1:43bir fıskiye, kaydıraktan daha kolay kaymalarına yardımcı olmak için
help them slide: help + kişi + fiilin yalın hâli
Help them slide, help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Them, yardım alan kişileri; slide ise bu yardımla kolaylaşan eylemi belirtir. Help sonrasında eylem fiili to olmadan kullanılabilir, bu yüzden slide yalın hâlde kalır. Help them to slide da dil bilgisi açısından doğrudur; ancak geçmiş zaman biçimi veya -ing biçimi bu yapıya uymaz.
Alıştırma
Cümleyi parantezdeki fiilin yalın hâliyle tamamla: The map helped us ____ the museum. (find)
Cevabı göster
find
they would start to pick up an immense amount of speed Öbek fiiller
1:49fırlatma rampasının derinliklerine doğru düşerken
Arasında niteleyici bulunan pick up ... speed
Pick up speed ifadesinin tamamı hızlanmak anlamına gelir. Burada pick up bir şeyi kaldırmak veya yerden almak anlamında değildir; artan şey speed, yani hızdır. Speed ismi daha uzun bir isim öbeğine genişletilebilir. Örnekte an immense amount of, pick up ile speed arasına girer; ancak yapı hâlâ pick up + [miktar] + speed şeklindedir.
Alıştırma
Dersin pick up ... speed ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: As the bicycle rolled downhill, it began to ____ a great deal of ____.
Cevabı göster
pick up · speed
they would burst into a place known as the rubber room.
1:56kauçuk oda olarak bilinen bir yere hızla girerlerdi.
This room was lined by thick walls of rubber
1:59Bu oda, bir patlamadan kaynaklanan enerjiyi emmek için
was also designed to slow the crew down. Öbek fiiller
2:06aynı zamanda mürettebatı yavaşlatmak için tasarlanmıştı.
slow the crew down: slow down yapısını nesneyle ayırmak
Slow someone or something down, bir kişinin veya şeyin hareketini, çalışmasını ya da ilerlemesini yavaşlatmak demektir. Burada neden kauçuktur ve etkilenen mürettebattır; cümle, mürettebatın kendi isteğiyle yavaşladığını söylemez. Geçişli öbek fiil slow down ayrılabilir. slow the crew down örneğinde olduğu gibi isim nesnesi fiil ile parçacığın arasına girebilir. Zamir nesne mutlaka buraya gelmelidir: slow them down denir, slow down them denmez.
Alıştırma
Ayrılabilir slow down öbek fiilinde zamir nesneyi doğru yere koyan cümle hangisidir?
- The rough road slowed down us.
- The rough road slowed us down.
- The rough road down slowed us.
Cevabı göster
The rough road slowed us down.
the water would build up at the bottom of the slide Öbek fiiller
2:11su kaydırağın dibinde birikiyordu
build up: giderek birikmek
Burada build up, “zamanla birikmek” anlamına gelir. Su bir anda ortaya çıkmaz; zaman geçtikçe alt kısımda giderek daha fazla su toplanır. Bu geçişsiz kullanım; miktarı veya yoğunluğu sürekli artan su, basınç, ısı, kir ya da gerginlik gibi şeyler için kullanılabilir.
Alıştırma
“Pressure can build up inside a sealed bottle,” cümlesinde build up ne anlama gelir?
- Ayrı parçalardan inşa edilmek
- Bir anda tamamen kaybolmak
- Zamanla giderek artmak
Cevabı göster
Zamanla giderek artmak
instead of slowing them down: beklenen ve gerçek sonuç
Instead of ifadesinden sonra bir eylem belirtirken fiilin -ing biçimini kullanın: instead of slowing them down denir, instead of slow them down denmez. Dil bilgisi bakımından instead of burada bir edat gibi çalışır. Ardından gelen cümlecik, şaşırtıcı gerçek sonucu verir. Bu yapı, sonucun beklenenin tersine dönmesini but ile kurulan basit bir karşıtlıktan daha açık gösterir: instead of doing X, Y happened.
Alıştırma
Instead of ve save fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The new shortcut made the trip longer ____ us time.
Cevabı göster
instead of saving
“caused them to slide” içinde cause + nesne + to-infinitive yapısı
caused them to slide ifadesinde caused, ardından gelen eylemin nedenini belirtir. Yapı cause + nesne + to-infinitive biçimindedir: them etkilenen nesnedir, to slide ise ortaya çıkan sonucu belirtir. Bu yapıyı bir olayın, durumun veya eylemin bir sonuç doğurduğunu açıklamak için kullanın. Yapı genellikle sonucun kasıtlı olduğunu düşündürmez.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcüklerle cümleyi tamamlayın ve gerektiğinde fiilin biçimini değiştirin: The loose cable ____. (cause / the lamp / fall)
Cevabı göster
caused the lamp to fall
the crew would make their way through this enormous blast-proof door
2:24mürettebat, gerçek sığınağın bulunduğu bu muazzam
and only a handful of people have been allowed to enter. Kalıp ifadeler
2:31ve sadece bir avuç insanın girmesine izin verildi.
Az sayıda anlamındaki “a handful of”
Bu cümlede a handful of people, “çok az sayıda insan” anlamına gelir. Bu, insanların gerçekten bir ele sığabileceğini söyleyen gerçek anlamlı bir ifade değil, mecazlı bir miktar ifadesidir. Kesin sayı bilinmediğinde veya önemli olmadığında ve grubun küçük olduğunu vurgulamak istediğinizde a handful of + çoğul sayılabilen isim yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi, handful içeren ve “çok az sayıda” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Only ____ applicants reached the final interview.
Cevabı göster
a handful of
is the range of interesting documentaries on CuriosityStream,
2:37o da bugünkü videomuzun sponsoru olan
CuriosityStream offers a wide range of documentaries and series
2:42CuriosityStream çok çeşitli belgeseller ve diziler sunar
run out of: bir şeyin tükenmesi
Run out of, bir şeyin tamamını kullanıp geriye hiç kalmaması anlamına gelir. Ardından artık bulunmayan şey gelir: run out of time, money, food veya ideas. Bu cümlede never run out of things to enjoy, her zaman yararlanılabilecek daha fazla içerik olacağı anlamındadır. İfade fiziksel olarak bir yere koşmayı anlatmaz.
Alıştırma
'Hiç kalmamak' anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to buy more paper because we have ____ it.
Cevabı göster
run out of
CuriosityStream offers plans starting at under $5 a month.
2:57CuriosityStream, ayda 5 doların altından başlayan planlar sunuyor.
a front-row seat to the universe mecazı
Front-row seat, gerçek anlamıyla bir gösteriyi çok yakından izlemeyi sağlayan ön sıra koltuğudur. Buradaki a front-row seat to the universe ise gerçek bir koltuk değil, uzayla ilgili bilgi ve görüntülere olağanüstü yakın ve heyecan verici bir erişim için kullanılan mecazdır. a front-row seat to + olay, süreç veya konu yapısı, deneyimi kişinin önemli bir gelişmeyi mükemmel bir konumdan izliyormuş gibi sunar. Bu reklamda hizmetin canlı ve ayrıcalıklı görünmesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama gelir? The internship gave Leo a front-row seat to how the newsroom works.
- bir tiyatronun ön sırasında ayrılmış bir koltuk
- onu haber merkezine götüren bir yolculuk
- süreci olağanüstü yakından görme imkânı
Cevabı göster
süreci olağanüstü yakından görme imkânı
which celebrates our biggest achievements in spaceflight,
3:13uzay uçuşlarındaki en büyük başarılarımızı kutlayan bir yapım,
but their discounts are equally stellar.
3:24aynı zamanda indirimleri de bir o kadar yıldızlararası.
Cümle başında Not only is ... but ... yapısı
Not only bir yan cümlenin başına geldiğinde ilk noktayı vurgular ve but ile onu güçlendiren ikinci bir noktanın geleceğini belirtir. Not only başta olduğu için ilk yan cümlede devrik yapı kullanılır: is, the content öznesinden önce gelir. but sonrasındaki yan cümle normal bildirme sırasını korur: their discounts are .... Kalıp şöyledir: Not only + yardımcı fiil/be + özne ..., but + özne + fiil ....
Alıştırma
Cümle başındaki Not only ... but ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Not only is the library quiet, but it is also open late.
- Not only is the library quiet, but is it also open late.
- Not only the library is quiet, but it is also open late.
Cevabı göster
Not only is the library quiet, but it is also open late.
a supernova of knowledge ... stellar: uzay temalı söz oyunu
Süpernova, patlarken olağanüstü parlaklaşan bir yıldızdır. İçeriğe a supernova of knowledge denmesi bilinçli bir abartıdır: platformdaki bilgileri uzaydaki gerçek bir nesne olarak değil; engin, parlak ve heyecan verici olarak sunar. Stellar yıldızlarla ilgili anlamına gelebilir, ancak yaygın biçimde mükemmel anlamında da kullanılır. Burada indirimleri överken aynı zamanda supernova sözcüğünü ve platformun uzay-bilim temasını çağrıştırır. Birbiriyle bağlantılı imgeler eğlenceli bir reklam cümlesi oluşturur; bu yüzden kelimesi kelimesine yapılan düz anlamlı bir okuma övgüyü kaçırır.
Alıştırma
Bir planetaryum değerlendirmesinde biri şöyle yazıyor: The show was a galaxy of discoveries, and the guide was stellar. Uzayla ilgili sözcüklerin etkisi nedir?
- Gösterinin ve rehberin uzaydaki gerçek nesneler olduğunu söylerler.
- Çok fazla bilimsel bilgi kullandığı için gösteriyi eleştirirler.
- Gösteriyi ve rehberi överken planetaryum temasına da uyarlar.
Cevabı göster
Gösteriyi ve rehberi överken planetaryum temasına da uyarlar.
Sign up today at curiositystream.com/primalspace
3:26Bugün curiositystream.com/primalspace adresinden kaydolun
the crew would find themselves in the rubber room. Kalıp ifadeler
3:37mürettebat kendini kauçuk odada bulurdu.
find themselves in: sonunda bir yerde veya durumda olmak
Find oneself in + bir yer veya durum, daha önce yaşananların sonucunda oraya varmış ya da o duruma düşmüş olduğunu fark etmek demektir. Bu cümlede find themselves in, ekibin kaydıraktan indikten sonra sonunda kauçuk odaya vardığını anlatır. Buradaki find, aramak anlamına gelmez. Dönüşlü zamir özneye göre değişir: I find myself, she finds herself ve they find themselves.
Alıştırma
Cümleyi planlanmamış bir sonuç gösteren find oneself in biçimiyle tamamlayın: After taking the wrong train, Mia ____ another city.
Cevabı göster
found herself in
that the crew would strap themselves into. Öbek fiiller
3:4720 sandalyesi olan kubbe şeklinde bir odaydı.
strap themselves into: kendini bir koltuğa kayışlarla sabitlemek
Strap oneself into + bir koltuk veya araç, güvenlik kayışlarını vücudunun çevresine bağlayarak kendini onun içinde sağlam biçimde sabitlemek demektir. Bu cümlede ekip kendisini koltuklara sabitleyecektir. Chairs, into sözcüğünün nesnesidir. That the crew would strap themselves into ilgi cümleciğinde that, önceki 20 chairs ifadesine gönderme yapar; bu nedenle into doğal olarak sonda kalabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede strap themselves into bir ilgi cümleciğinde doğru kullanılmıştır?
- The pilots had seats that they strapped into themselves.
- The pilots had seats that they strapped themselves into.
- The pilots had seats that strapped themselves into.
Cevabı göster
The pilots had seats that they strapped themselves into.
The dome itself was made out of super thick steel and concrete,
3:50Kubbe, 500 PSI'a kadar patlama basıncına dayanabilen,
capable of surviving a blast pressure of up to 500 PSI. Dilbilgisi
3:54süper kalın çelik ve betondan yapılmıştı.
capable of surviving: capable of + -ing yapısı
Capable of surviving, “hayatta kalacak güce veya kapasiteye sahip olmak” anlamına gelir. Burada kubbenin o anda yaptığı bir eylemi değil, neye dayanabildiğini anlatır. capable sözcüğünden sonra of ile birlikte bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Buradaki surviving, yapının gerçekleştirme kapasitesine sahip olduğu sonucu belirtir.
Alıştırma
capable kullanarak cümleyi tamamlayın: This filter is ____ removing tiny particles from the water.
Cevabı göster
capable of
the blast pressure from an explosion starts to become lethal for humans
3:59bir patlamadan kaynaklanan patlama basıncı insanlar için ölümcül olmaya
To put this into perspective: bir referans çerçevesi sunmak
To put this into perspective ifadesi, dinleyiciye sırada bir karşılaştırma veya tanıdık bir ölçüt olduğunu bildirir. Önceki sayının tek başına kalması yerine öneminin değerlendirilmesini kolaylaştırır. Bu cümlede insanlar için tehlikeli olan basınç düzeyi, 500 PSI'ı anlamaya yarayan bir ölçek sunar. Buradaki perspective, görsel perspektif veya kişisel görüş değil, bir referans çerçevesidir.
Alıştırma
Yararlı bir karşılaştırma sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The archive contains five million pages. ____, that is enough paper to cover fifty football fields.
Cevabı göster
To put this into perspective
In order to protect everyone inside from the immense shock waves,
4:05İçerideki herkesi devasa şok dalgalarından korumak için,
the entire floor was floating on a series of 24 giant springs.
4:09tüm zemin 24 devasa yaydan oluşan bir dizi üzerinde yüzüyordu.
These disconnected the room from the surrounding concrete,
4:14Bunlar, odanın çevreleyen betonla bağlantısını kesiyordu,
meaning the vibrations had less material to travel through.
4:17yani titreşimlerin içinden geçebileceği daha az malzeme vardı.
roughly double what you'd expect to feel in a car crash. Dilbilgisi
4:24bu, bir araba kazasında hissetmeyi beklediğinizin kabaca iki katıdır.
hissetmeyi beklediğinizin yaklaşık iki katı
roughly double what you'd expect to feel ifadesinde double, “miktarın iki katı” anlamına gelir. Roughly, ölçümün kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. What you'd expect to feel, karşılaştırmada temel alınan miktarı belirten bir isim yan cümlesidir. Buradaki what, “... olan miktar” anlamındadır; soru sözcüğü değildir. Double da bir eylemin iki katına çıkmasını anlatan fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, son ölçümün beklenen miktarın yaklaşık iki katı olduğunu anlatır?
- The final reading was roughly double what we'd expected.
- The final reading was roughly what we'd expected.
- The final reading roughly doubled after the second test.
Cevabı göster
The final reading was roughly double what we'd expected.
These springs would absorb most of that acceleration
4:27Bu yaylar o ivmenin büyük bir kısmını emer
keeping the crew inside perfectly safe. Dilbilgisi
4:32içerideki mürettebatı tamamen güvende tutardı.
içerideki mürettebatı tamamen güvende tutan keeping yapısı
Virgülden sonraki keeping yan cümlesi, önceki eylemin sonucunu belirtir. İvmeyi 4 G'ye düşürmek mürettebatın güvende kalmasını sağlar; keeping burada ayrı bir şimdiki zamanın sürerlik biçimi değildir. Inside, araçta bulunan mürettebat üyelerini belirtir. Perfectly ise safe sözcüğünü güçlendirerek “tamamen güvende” anlamını verir.
Alıştırma
Hangi cümlede, önceki eylemin sonucunu göstermek için cümle sonunda keeping yan cümlesi kullanılmıştır?
- The new barrier stopped the rocks, keeping the hikers safe.
- The new barrier was keeping the hikers safe during the storm.
- The hikers kept checking the barrier for cracks.
Cevabı göster
The new barrier stopped the rocks, keeping the hikers safe.
it would create a shock wave so immense Dilbilgisi
4:37o kadar muazzam bir şok dalgası yaratırdı ki,
that it would travel all the way down the slide in an instant
4:39bir anda tüm kaydırak boyunca aşağı iner
so immense that: dereceyi sonuca bağlamak
so immense that ifadesinde so, immense sıfatının derecesini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle ise bu aşırı derecenin sonucunu belirtir: şok dalgası kaydırak boyunca ilerleyip ekibi öldürürdü. Buradaki that bir sonuç cümlesi başlatır; “şu şey” anlamında bir işaret sözcüğü değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç şeklindedir. very sözcüğünden farklı olarak yalnızca yüksek bir dereceyi belirtmez; bu dereceyi onun yüzünden gerçekleşen sonuca doğrudan bağlar.
Alıştırma
Cümleyi derece-sonuç kalıbını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: The wave was ____ powerful ____ it broke every window.
Cevabı göster
so · that
That's where these enormous blast-proof doors came in. Kalıp ifadeler
4:44İşte bu devasa patlamaya dayanıklı kapılar burada devreye giriyordu.
That's where X comes in: bir rolü veya çözümü tanıtmak
That's where these enormous blast-proof doors came in. cümlesindeki where, fiziksel bir yeri değil açıklamadaki bir aşamayı gösterir. Daha önce anlatılan tehlike bir ihtiyaç doğurur ve bu cümle kapıları o ihtiyacı karşılayan unsur olarak tanıtır. That's where X comes in, X’in sağladığı rolü, yardımı veya çözümü tanıtmak için yeniden kullanılabilen bir kalıptır. Geçmiş zaman biçimi came in, kapıların neden tasarımın parçası olduğunu anlatan bu bağlama uygundur; güncel ve genel bir açıklamada comes in yaygındır.
Alıştırma
That's where X comes in kalıbını eksik sözcüklerle tamamlayın: The office Wi-Fi often fails during meetings. ____ a mobile hotspot comes in.
Cevabı göster
That's where
These could be locked from either side by turning a wheel,
4:54Bunlar, sekiz dev pimin duvara kancalanmasını sağlayan bir çark
which caused eight giant pins to hook into the wall.
4:57çevrilerek her iki taraftan kilitlenebilirdi.
But with up to 20 people in a sealed room,
5:06Ancak kapalı bir odada 20 kişiye kadar insan varken,
the carbon dioxide levels would quickly start to rise
5:08karbondioksit seviyeleri hızla yükselmeye başlar
a carbon dioxide scrubber was placed in the center of the room.
5:15odanın ortasına bir karbondioksit temizleyici yerleştirildi.
Treat the air: treat sözcüğünün teknik anlamı
Burada treat, istenmeyen maddeleri uzaklaştırmak veya zararsız hâle getirmek için bir maddeyi işlemek ya da arıtmak demektir. Air, işlenen ortamdır; tıbbi bakım gören bir hasta değildir. Bu teknik kullanım hava arıtma, su arıtma ve atık işleme açıklamalarında yaygındır. Cümledeki to treat the air mastar yapısı, arıtıcının yerleştirilme amacını belirtir.
Alıştırma
'The system treats the air before it enters the cabin,' cümlesinde treats ne anlama gelir?
- Havayı değiştirmeden hareket ettirir
- İstenmeyen maddeleri gidermek veya azaltmak için havayı işler
- Havaya tıbbi bakım sağlar
Cevabı göster
İstenmeyen maddeleri gidermek veya azaltmak için havayı işler
This machine worked by passing the ambient air through a special filter, Dilbilgisi
5:18Bu makine, ortam havasını
Worked by passing: bir makinenin nasıl çalıştığını açıklama
worked by passing ifadesinde work, çalışmak veya işlemek anlamındadır ve by kullanılan yöntemi tanıtır. Makine, ortam havasını bir filtreden geçirme eylemi sayesinde çalışıyordu. by sonrasında İngilizcede -ing biçimi kullanılır: work by + gerund. work fiilinin öznesinin bu eylemi kontrol ettiği ya da eyleme neden olduğu anlaşılır; burada makine havanın filtreden geçmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi work by yapısının geçmiş zaman biçimi ve pass fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The old cooling system ____ water through underground pipes.
Cevabı göster
worked by passing
The clean air was then pumped back out of the machine,
5:26Temiz hava daha sonra makineden geri pompalanarak
which would burn iron powder and sodium chlorate at around 600 degrees
5:35demir tozu ve sodyum kloratı yaklaşık 600 derecede yakan
Kimyasal Oksijen Üreticisi Olarak oxygen candles
Bir oxygen candle, aydınlatma için kullanılan sıradan bir mum değil, katı bir kimyasal oksijen üreticisidir. Bu cümlede demir tozu ve sodyum kloratın yer aldığı yüksek sıcaklıklı bir tepkimeyle oksijen açığa çıkarır. Candle adı, muma benzeyen biçimine ve ateşlendikten sonra tepkimenin sürmesine gönderme yapar. Hava geçirmeyen bir sığınakta, dışarıdan hava alınamadığında bu tür bir cihaz oksijen sağlayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede oxygen candles nedir?
- Sıkıştırılmış oksijen depolayan metal kaplar
- Oksijen açığa çıkaran katı kimyasal cihazlar
- Bir odayı aydınlatmak için kullanılan balmumu mumlar
Cevabı göster
Oksijen açığa çıkaran katı kimyasal cihazlar
each candle could produce around 6 hours of oxygen per person.
5:43her bir mum kişi başı yaklaşık 6 saatlik oksijen üretebiliyordu.
which contained all of the food and water supplies.
5:49yiyecek ve su kaynaklarının bulunduğu depolama alanı yer alıyordu.
Askerî Sahra Tayını Adları Olarak C rations and K rations
C rations ve K rations, ABD ordusuna ait iki sahra tayını türünün adıdır; harflerle verilen kalite dereceleri değildir. Cümle, bunların İkinci Dünya Savaşı sırasında geliştirildiğini belirtir ve genel olarak askerler için korunmuş yiyecekler olduklarını anlatır. Harfler tayın türlerini tanımlar; yiyeceğin kalitesini göstermez ve belirli öğünlerin kısaltması değildir. Sığınak bağlamında bu adlar, kısa süreli hayatta kalma amacıyla depolanabilen dayanıklı acil durum yiyeceklerini ifade eder.
Alıştırma
C rations and K rations ifadesinde C ve K harflerinin işlevi nedir?
- ABD ordusuna ait belirli sahra tayını türlerini tanımlarlar.
- Yiyeceğin besin kalitesini derecelendirirler.
- Günün iki öğününü kısaltırlar.
Cevabı göster
ABD ordusuna ait belirli sahra tayını türlerini tanımlarlar.
giving each crew member around 3,000 calories a day.
6:08her mürettebat üyesine günde yaklaşık 3.000 kalori veriyordu.
There was an industrial waste bin in the center of the room
6:11Odanın ortasında endüstriyel bir çöp kutusu
and a toilet placed behind one of the seats.
6:14ve koltuklardan birinin arkasına yerleştirilmiş bir tuvalet vardı.
Bağlama göre anlam kazanan bir örtmece olarak take care of business
Take care of business genellikle “yapılması gereken işi halletmek” anlamına gelir. Buradaki business, mutlaka bir şirketi veya ticareti değil, ilgilenilmesi gereken işleri ya da görevleri anlatır. Tuvalet ve mahremiyetle ilgili bu bağlamda belirsiz ifade, tuvaleti kullanmak için bir örtmece görevi görür. Bedensel eylemi doğrudan adlandırmadan düşünceyi aktarır; özel anlamı çevredeki bağlam sağlar.
Alıştırma
Örnekte take care of business büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Mürettebat alanını temizlemek
- Ticari bir işi tamamlamak
- Biraz mahremiyet içinde tuvaleti kullanmak
Cevabı göster
Biraz mahremiyet içinde tuvaleti kullanmak
Genel bir özeti bildiren All in all
All in all, “her şey göz önüne alındığında” veya “genel olarak” anlamına gelen bir söylem işaretidir. Listeye başka bir madde eklemez. Bu cümlenin başında, konuşmacının erzak ve olanaklarla ilgili ayrıntıları anlatmayı bitirdiğini ve şimdi genel bir sonuç verdiğini gösterir: bunlar yaklaşık dört ila beş gün yetecekti. Dinleyiciyi veya okuyucuyu ayrı ayrıntılardan dengeli bir özete yönlendirir.
Alıştırma
Hem gecikmeleri hem de sonucu değerlendirdikten sonra genel bir sonucu en iyi şekilde sunan cümleyi seçin.
- All in all, the event was a success despite a few delays.
- In all, the event was a success despite a few delays.
- After all, the event was a success despite a few delays.
Cevabı göster
All in all, the event was a success despite a few delays.
enough + isim + to last for + süre
enough + isim + to + fiil yapısı, yeterli bir miktarı o miktarın sağlayabildiği sonuca bağlar. Buradaki enough food and water to last, depolanan yiyecek ve suyun insanların ihtiyaçlarını karşılamayı sürdürecek kadar yeterli olduğunu anlatır. Last for ifadesinden sonra bir süre gelir. Bu cümlede last, “sonuncu olmak” değil, “kullanılabilir durumda kalmak veya yetmek” anlamındadır.
Alıştırma
enough + isim + to last for kalıbını tamamlayın: The cabin has enough firewood ____ two nights.
Cevabı göster
to last for
the crew would have only stayed for a few hours
6:29mürettebat fırlatma rampası etrafındaki zehirli dumanlar dağılana kadar
until the toxic fumes around the launch pad had dissipated.
6:31sadece birkaç saat kalmış olacaktı.
After leaving the bunker through the other blast door,
6:40Diğer patlama kapısından sığınağı terk ettikten sonra,
and would take them all the way to an air intake building
6:46ve onları fırlatma alanının kenarındaki
But if the tunnel was somehow blocked from the explosion,
7:04Ancak tünel bir şekilde patlamadan dolayı tıkanırsa,
that led directly into the environmental control rooms,
7:13çevre kontrol odalarına açılan bir kapı vardı,
a labyrinth of rooms and corridors: oda ve koridorlardan oluşan bir labirent
Labyrinth sözcüğünün gerçek anlamı “labirent”tir. a labyrinth of rooms and corridors ifadesinde, birbirine bağlı alanlardan oluşan büyük ve karmaşık bir ağı anlatan benzetme olarak kullanılır. İfade, takip edilmesi veya içinde yön bulunması zor bir düzeni güçlü biçimde canlandırır; yerin özellikle bir labirent olarak tasarlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Below the theater is a labyrinth of passages,” cümlesinde a labyrinth of passages büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Hiç kolu olmayan tek ve düz bir geçit
- Yalnızca eğlence için yapılmış bir oyun labirenti
- Labirenti andıran karmaşık bir geçit ağı
Cevabı göster
Labirenti andıran karmaşık bir geçit ağı
that the crew would become completely trapped inside the bunker.
7:28sığınağın içinde tamamen mahsur kalmasından endişe ediyordu.
none of this ever needed to be done: bunların hiçbirinin yapılması gerekmedi
None of this cümlenin öznesidir ve “az önce sözü edilen eylemlerin hiçbir kısmı” anlamına gelir. Burada this, acil durum müdahalesinin tamamını tek bir durum olarak ele alır. Needed to be done, need + edilgen mastar yapısını kullanır: to be + geçmiş zaman ortacı. Eylemleri kimin gerçekleştireceğini söylemeden bunların gerekli olmadığını belirtir. Ever, none sözcüğünün olumsuz kapsamı içinde “hiçbir zaman” anlamını güçlendirir; eylemlerin gerçekleştiğini göstermez.
Alıştırma
Cümleyi do fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: “The team prepared for a full emergency response. Thankfully, none of this ever needed to ____.”
Cevabı göster
be done
frozen in time: zaman durmuş gibi korunmuş
Frozen in time burada mecazdır. Terk edilen yerde Apollo döneminin görünüşünün ve eşyalarının değişim durmuş gibi korunduğunu anlatır; fiziksel olarak donmuş anlamına gelmez. Daha genel olarak bu ifade, bir yerin, nesnenin, görüntünün veya anın geçmişteki bir durumda kalıcı biçimde tutulmuş gibi görünmesini anlatır. Genellikle tarihle karşılaşmanın canlı ve düşündürücü hissini yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede frozen in time yaygın mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
- The untouched 1950s classroom felt frozen in time.
- The lake was frozen solid after the storm.
- The museum closed because all its clocks had stopped.
Cevabı göster
The untouched 1950s classroom felt frozen in time.
fell into disrepair: bakımsızlıktan zamanla harap olmak
fell into disrepair ifadesinde fall into, bir duruma zamanla geçişi anlatır; disrepair ise bakım eksikliğinden kaynaklanan kötü durumu ifade eder. Birlikte kullanıldıklarında sığınağın bakılmadığı için yavaş yavaş harap olduğu anlamına gelir. Zamanla kötüleşen binalar, yerler veya yapılar için something falls/fell into disrepair kalıbını kullanın. Bu ifade genellikle tek ve ani bir hasarı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “ihmal yüzünden zamanla harap oldu” anlamındaki kalıpla tamamlayın: After the library closed, the building ____.
Cevabı göster
fell into disrepair
select group: sıfat olarak select
Burada select, group sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. A select group; üyelerine özel erişim, statü veya fırsat verilen, küçük ve dikkatle seçilmiş bir gruptur. İfade çoğu zaman dışlayıcı bir ton taşır: herkes bu gruba ait değildir. Select yalnızca grubun boyutunu anlatmaz; üyelerin bir koşulu karşıladığını veya özel olarak kabul edildiğini de düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümle girişin küçük ve özel olarak seçilmiş bir grupla sınırlandırıldığını belirtir?
- The committee selected a group of researchers to enter the archive.
- Only a select group of researchers may enter the archive.
- A small group of researchers met in the archive.
Cevabı göster
Only a select group of researchers may enter the archive.
we'll be giving away this awesome space shuttle framed print.
8:20bu harika uzay mekiği çerçeveli baskısını hediye edeceğiz.
All you have to do is sign up at the link below Dilbilgisi
8:23Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak
what you think NASA should do with the bunker now. Dilbilgisi
8:27düşündüğünüzü belirten bir yorum bırakmak.
All you have to do is sign up: gerekeni belirtmek
All you have to do is + fiilin yalın hâli kalıbı, gerekliliklerin ardından gelen eylem veya eylemlerle sınırlı olduğunu belirtir. Bu cümlede sign up yönergeyi başlatır ve leave a comment onunla bağlanır; dolayısıyla cümlede iki adım sıralanır. is ifadesinden sonra to almayan fiil biçimi çok yaygındır: is sign up denir, is signing up denmez. Bazı bağlamlarda is to sign up örneğindeki gibi to-infinitive de kullanılabilir; ancak günlük yönergelerde to almayan biçim özellikle doğaldır.
Alıştırma
Submit düğmesine tıklamanın gereken tek eylem olduğunu bu kalıpla doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- All you have to do is clicking Submit.
- All you have do is click Submit.
- All you have to do is click Submit.
Cevabı göster
All you have to do is click Submit.
what you think NASA should do: iç içe sorularda söz dizimi
what you think NASA should do with the bunker now bölümü, saying ifadesinden sonra gelen daha büyük cümlenin içine yerleşmiş bir dolaylı soru yan cümlesidir. Bağımsız bir soru olmak yerine istenen yorumun içeriğini belirtir. İç içe soru yapısında what'tan sonra düz cümle söz dizimi kullanılır: do you think değil you think; should NASA do değil NASA should do. Baştaki what yine do fiilinin nesnesinin yerini tutar.
Alıştırma
Hangi cümle bir soruyu isteğin içine doğru biçimde yerleştirir?
- Please tell me what you think we should do next.
- Please tell me what do you think we should do next.
- Please tell me what you think should we do next.
Cevabı göster
Please tell me what you think we should do next.