Kutunun İçinde Ne Var? 🐷📦 Peppa Pig Masalları: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
201 kelime 110 kel/dk

Video özeti: Peppa ile oyun grubundaki arkadaşları, gizemli bir kutunun anahtarlarını toplamak için üç parti oyununu tamamlar. Nesneleri dokunarak tanır, piñataları kırar ve Pass the Parcel oynarlar; ardından birlikte kazandıkları anahtarlarla kutuyu açıp ödülün Noel bisküvileri olduğunu öğrenirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. feels like jelly. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: feel like + isim yapısının bir duyumu tanıdık bir nesneyle nasıl karşılaştırdığını öğrenin. Bu kalıpla bir şeyi incelerken veya ne olduğunu tahmin ederken dokusunu, tadını ya da bıraktığı genel izlenimi doğal biçimde anlatabilirsiniz. 2. break them open — Phrasal Verbs: break + nesne + open yapısının bir şeyi güç uygulayarak açmak anlamına geldiğini görün. them gibi bir zamirin fiil ile sonucu belirten sözcüğün arasına girdiğini kavrayarak kapların veya benzer nesnelerin nasıl açılacağına ilişkin net yönergeler verebilirsiniz. 3. Me three. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Üçüncü konuşmacının da aynı fikirde olduğunu belirtmek için Me too sözünün çocukça ve esprili biçimde değiştirilmiş hâlini tanıyın. Böylece three sözcüğünü gerçek sayı anlamıyla yorumlamaz, konuşmadaki kasıtlı olarak standart dışı mizahi yanıtları anlayabilirsiniz.

Bu derste

Peppa Pig Tales

0:00

Peppa Pig Masalları

Ooh.

0:05

Ooh.

That feels so squishy. Dilbilgisi

0:08

Bu çok yumuşak hissettiriyor.

Dilbilgisi

feels so squishy: feel + sıfat ile dokuyu anlatmak

Burada feels, ‘bir duygu hissetmek’ değil, ‘dokunulduğunda belirli bir dokuya sahip olmak’ anlamındadır. feel + sıfat yapısı, bir şeyin dokunulduğunda nasıl geldiğini doğrudan anlatır; squishy, yumuşak ve bastırıldığında kolayca şekil değiştiren demektir. So, arkasındaki sıfatın derecesini güçlendirir. Feels so squishy, nesnenin dokunulduğunda çok yumuşak ve kolayca ezilebilir geldiğini belirtir.

Alıştırma

Bu dokunma betimlemesini feel fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This cushion ____ soft.

Cevabı göster

feels

Peppa and her playgroup are playing lots of games today.

0:11

Peppa ve oyun grubu bugün bir sürü oyun oynuyor.

It feels like jelly. Dilbilgisi

0:17

Jöle gibi hissettiriyor.

Dilbilgisi

feels like jelly: feel like + isim ile bir duyumu karşılaştırmak

feel like + isim yapısında like, karşılaştırma için kullanılan şeyi tanıtır. Burada konuşan kişi dokunarak nesnenin dokusunun jöleye benzediğine karar verir; cümle nesnenin gerçekten jöle olduğunu söylemez. Bu yapı başka duyusal izlenimleri karşılaştırmak için de kullanılabilir. Hangi duyunun kastedildiğini çevredeki bağlam gösterir.

Alıştırma

Doku karşılaştırmasını feel kullanarak tamamlayın: The toy ____ rubber.

Cevabı göster

feels like

Correct.

0:20

Doğru.

Ooh.

0:23

Ooh.

Aha.

0:25

Aha.

Feels like banana?

0:26

Muz gibi mi hissettiriyor?

Correct again.

0:29

Yine doğru.

Ooh.

0:33

Ooh.

Ooh.

0:35

Ooh.

Tastes like banana too. Dilbilgisi

0:36

Tadı da muz gibi.

Dilbilgisi

Tastes like banana too: düşürülen it ve ekleme bildiren too

Gündelik konuşmada Tastes like banana, It tastes like banana cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan ancak söylenmeyen özne it'tir; tastes üçüncü tekil şahıs fiilidir, çoğul bir isim değildir. Cümle sonundaki too “de/da” anlamına gelir. Önceki bir gözleme ek olarak tadın da muza benzediğini belirtir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız 'This drink smells like apple.' diyor. İçeceğin tadına baktıktan sonra, öznesi düşürülmüş taste like biçimiyle gündelik yanıtı tamamlayın: '____ apple too.'

Cevabı göster

Tastes like

Your go, Pedro. Kelime

0:42

Sıra sende, Pedro.

Kelime

Your go: “senin sıran” anlamındaki isim go

Bir oyunda veya sırayla yapılan bir etkinlikte go, bir kez hareket etme fırsatı anlamına gelen bir isim olabilir. Your go, It's your go veya It's your turn demenin kısa yoludur. Pedro, hitap edilen kişidir. Buradaki go fiil değildir ve ona hareket etmesini ya da ayrılmasını söylemez.

Alıştırma

Bir kutu oyununda, 'It is your turn' anlamına gelen ve go içeren iki kelimelik gündelik ifadeyi tamamlayın: '____, Leo.'

Cevabı göster

Your go

But I don't want to touch something smushy. Ton ve niyet

0:44

Ama ben vıcık vıcık bir şeye dokunmak istemiyorum.

Ton ve niyet

don't want to ile isteksizlik belirtme

don't want to + fiilin yalın hâli, bir kişinin bir eylemi yapmaya istekli olmadığını belirtir. Buradaki don't want to touch, konuşanın dokunabilecek durumda olduğu ancak fikir hoşuna gitmediği için dokunmamayı seçtiği anlamına gelir. Baştaki But, beklenen durumla karşıtlık kurar: etkinliğin devam etmesi beklenir, ancak konuşan katılmaya direnç gösterir. Bu yapı yeteneği değil, isteği anlatır.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ hold the spider.

Cevabı göster

don't want to

It'll be okay. Ton ve niyet

0:49

Sorun olmaz.

Ton ve niyet

It'll be okay ile birini rahatlatma

It'll be okay, endişeli veya kararsız birini rahatlatmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede konuşan kişi ayrıntılı bir gelecek tahmini yapmıyor; karşısındakini sakinleştirip devam etmesi için cesaretlendiriyor. It'll, it will ifadesinin kısaltmasıdır. İfade, durumun güvenli veya kabul edilebilir biçimde sonuçlanacağına işaret eder; ancak konuşmadaki temel görevi duygusal destek vermektir.

Alıştırma

Hedef rahatlatma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: You seem nervous, but ____.

Cevabı göster

it'll be okay

Our smushy things were delicious.

0:51

Bizim vıcık vıcık şeyler lezzetliydi.

Oh, it's cold and made of metal. Dilbilgisi

0:56

Oh, soğuk ve metalden yapılmış.

Dilbilgisi

made of metal: malzemeyi belirtmek

Bu cümlede made of metal, nesnenin hangi maddeden oluştuğunu anlatır. be made of + material kalıbı, bir nesnenin malzemesini belirtmenin yaygın bir yoludur. Cold ile made of metal, it's ifadesinden sonra bağlanmıştır: tam anlamı it is cold, and it is made of metal şeklindedir. Burada made of, bitmiş nesnenin bir özelliğini anlatır; yapım eylemine odaklanmaz.

Alıştırma

Malzeme açıklamasını made of ile tamamlayın: The spoon is ____ metal.

Cevabı göster

made of

Is it a key?

1:00

Bir anahtar mı?

It is.

1:01

Öyle.

Well done, Pedro. Kalıp ifadeler

1:03

Aferin, Pedro.

Kalıp ifadeler

Well done: başarıyı övmek

Well done, birini bir şeyi başarıyla yaptığı için övmek amacıyla kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada Pedro doğru cevabı verdikten sonra onay ve takdir gösterir. İki kelimeyi tek ve tam bir ifade olarak düşünün. Well done! tek başına söylenebilir veya Well done, Pedro. örneğindeki gibi kişinin adı eklenebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız başarılı olduktan sonra kullanılan kalıplaşmış övgü ifadesini tamamlayın: Well ____!

Cevabı göster

done

It's a key to a special mystery box. Kalıp ifadeler

1:07

Bu özel bir gizem kutusunun anahtarı.

Kalıp ifadeler

key to a special mystery box: anahtarı açtığı nesneye bağlamak

key to a special mystery box ifadesinde to, key sözcüğünü anahtarın açtığı şeye bağlar. Kutuya doğru hareketi göstermez. Kalıp key to + isim şeklindedir. Aynı kalıp soyut anlamda da kullanılabilir: the key to success, metal bir anahtarı değil, başarıyı mümkün kılan temel etkeni anlatır.

Alıştırma

Fiziksel bir anahtarın hangi kutuyu açtığını doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. This is the key to the blue box.
  2. This is the key toward the blue box.
  3. This is the key at the blue box.
Cevabı göster

This is the key to the blue box.

You need to find two more to unlock the prize. Dilbilgisi

1:11

Ödülü açmak için iki tane daha bulmanız gerek.

Dilbilgisi

need to find ... to unlock the prize: gerekli eylem ve amaç

need to find ifadesinde need sözcüğünden sonra to + fiilin yalın hâli gelir. Bu bölüm gerekli eylemi, yani find eylemini belirtir. to unlock the prize ifadesindeki to + fiilin yalın hâli ise iki tane daha bulmanın amacını belirtir. Cümle need to + eylem ... to + amaç yapısını izlediği için iki to farklı görevler üstlenir.

Alıştırma

Hangi cümlede need to gerekli bir eylemi, sondaki to ifadesi de bu eylemin amacını belirtir?

  1. You need the green button to start the machine.
  2. You press the green button because the machine needs to start.
  3. You need to press the green button to start the machine.
Cevabı göster

You need to press the green button to start the machine.

Dilbilgisi

two more: number + more ile ek miktar belirtme

Two more, mevcut olanlara ek olarak “iki tane daha” gerektiğini belirtir. Bu cümlede aranan şeyin ne olduğu önceki bağlamdan anlaşıldığı için two more tek başına kullanılmıştır. Ek bir miktarı belirtmek için number + more yapısını kullan: one more key, two more pages, three more minutes. Sayı, more sözcüğünden önce gelir.

Alıştırma

İki tabağa daha ihtiyaç olduğunu söylemek için cümleyi tam iki sözcükle tamamla. number + more yapısını kullan, sayıyı İngilizce sözcük olarak yaz ve tekrarlanan ismi çıkar: We already have three plates, but we need ____.

Cevabı göster

two more

Ooh.

1:15

Ooh.

How do we find more, Madame Gazelle?

1:17

Daha fazlasını nasıl bulacağız, Bayan Gazelle?

In our next game, of course. Ton ve niyet

1:20

Bir sonraki oyunumuzda tabii ki.

Ton ve niyet

of course: doğal veya beklenen bir şeyi doğrulama

Of course ifadesi, konuşanın cevabı doğal, beklenen veya açık olarak gördüğünü gösterir. Burada bir sonraki eylemin sonraki oyunda gerçekleşeceğini hafif bir tavırla doğrular; yalnızca yer bilgisi vermekle kalmaz. Bu ifade yalnızca evet demek veya bir bilgi vermekten fazlasını yapabilir: cevabın konuşan için şaşırtıcı olmadığını da gösterir.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendir: Samimi bir sorunun ardından of course sert bir şekilde söylenirse cevabın açık olması gerektiğini düşündürdüğü için sabırsız gelebilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

These are piñatas. Kültür

1:24

Bunlar pinyata.

Kültür

piñatas: içinde sürprizler bulunan parti nesneleri

Piñata, genellikle kâğıttan yapılan ve içinde şekerlemeler, küçük hediyeler veya başka sürprizler bulunan süslü bir parti nesnesidir. Bir parti oyununda insanlar onu kırılıp içindekiler dökülene kadar vurur. Bu cümlede piñatas çoğul biçimdedir ve içindekileri ortaya çıkarmak için kırılabilen nesneleri ifade eder; sıradan kutular veya yiyecekler anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda piñata nedir?

  1. Partilerde servis edilen tatlı bir meyve
  2. İçinde ikramlar bulunan ve insanların kırdığı süslü bir parti nesnesi
  3. Spor ekipmanlarını saklamak için kullanılan bir kutu
Cevabı göster

İçinde ikramlar bulunan ve insanların kırdığı süslü bir parti nesnesi

You have to find the exciting surprises inside. Dilbilgisi

1:26

İçindeki heyecan verici sürprizleri bulmalısınız.

Dilbilgisi

have to find: gerekli bir eylemi ifade etmek

Have to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olduğunu belirtir. Have to find ifadesinde find yalın hâlde kalır ve bütün ifade bir şeyi bulmanızın gerekli olduğu anlamına gelir. Burada konuşan kişi oyunun amacını açıklıyor. Have, gereklilik bildiren have to yapısının bir parçasıdır; sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Kuralı have to kullanarak tamamlayın: You ____ find all five stars before time runs out.

Cevabı göster

have to

How do we do that?

1:30

Bunu nasıl yapacağız?

You break them open with these soft foam bats. Öbek fiiller

1:32

Bu yumuşak köpük sopalarla vurarak açacaksınız.

Öbek fiiller

break them open: eylem-sonuç yapısında zamirin yeri

Break + nesne + open, bir şeyi güç kullanarak kırıp açık hâle getirmek demektir. Burada open bir sonuç tümlecidir; break eyleminden sonra them nesnesinin hangi durumda olduğunu gösterir. them bir zamir olduğu için break ile open arasına gelmelidir: break them open. Bu “eylem + nesne + sonuç” yapısı push it shut ve pull it apart ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi break + it + open kullanarak tamamlayın: The cardboard tube was sealed, so we had to ____.

Cevabı göster

break it open

Hooray!

1:42

Yaşasın!

It's full of snow. Kalıp ifadeler

1:44

İçi karla dolu.

Kalıp ifadeler

full of snow: be full of kalıbı

Be full of + isim, bir kabın, yerin veya nesnenin büyük miktarda bir şey içerdiğini ve çoğu zaman çok az boş yer kaldığını anlatır. Bu cümlede içini dolduran şey snow sözcüğüyle belirtilmiştir. of edatı bu kalıbın gerekli bir parçasıdır: full of snow denir, full snow denmez.

Alıştırma

Cümleyi özneyle uyumlu be full of biçimiyle tamamlayın: The basket ____ apples.

Cevabı göster

is full of

Mine too.

1:50

Benimki de.

Oh.

1:55

Oh.

Oh.

1:56

Oh.

Hooray!

2:01

Yaşasın!

I did it. Kalıp ifadeler

2:04

Başardım.

Kalıp ifadeler

did it: zorlu görevi başarıyla tamamlamak

Bu cümlede did it, yalnızca “bir eylemi yaptım” değil, “zorlu görevi başarıyla tamamladım” anlamına gelir. it, o durumda zaten belli olan hedefi gösterir. did, do fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle konuşan kişi hedefi tamamlanmış olarak anlatır. Başarının hemen ardından söylenen I did it! genellikle heyecan, gurur veya rahatlama ifade eder.

Alıştırma

Bir çocuk zor bir yapbozu sonunda tamamlayıp “I did it!” diyor. Çocuk ne demek istiyor?

  1. Başardım!
  2. Onu düşürdüm.
  3. Daha sonra deneyeceğim.
Cevabı göster

Başardım!

The second key.

2:05

İkinci anahtar.

Only one more to go. Kalıp ifadeler

2:07

Sadece bir tane kaldı.

Kalıp ifadeler

Only one more to go: bir tane kaldı

Only one more to go, bir öğenin, adımın veya hedefin henüz tamamlanmadığı anlamına gelir. Only, kalan miktarın az olduğunu ve sona yaklaşıldığını vurgular. Burada to go, başka bir yere hareket etmeyi değil, “toplam tamamlanmadan önce kalan” miktarı anlatır. Atlanan isim bağlamdan anlaşılır; örneğin bir soru, anahtar veya tur kalmış olabilir.

Alıştırma

Bir testte on soru var. Leo dokuzunu cevapladı. Hedef ifadeyle ilerleme bilgisini tamamlayın: Only ____.

Cevabı göster

one more to go

I love Pass the Parcel. Kültür

2:12

Hediye Paketi oyununu çok seviyorum.

Kültür

Pass the Parcel: bir çocuk partisi oyunu

Pass the Parcel, özellikle Britanya'da bilinen bir çocuk partisi oyununun adıdır. Müzik çalarken oyuncular sarılı bir paketi birbirlerine uzatır. Müzik durduğunda paketi tutan kişi ambalajın bir katını açar. Burada büyük harflerle yazılan ifade oyunun adıdır; yalnızca bir paketi başkasına verme talimatı değildir. Bu arka plan, müziğin durmasının neden önemli olduğunu ve bir oyuncunun neden kazandığını düşünebileceğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede Pass the Parcel neyin adıdır?

  1. Bir posta teslimat hizmeti
  2. Birine paketi uzatma talimatı
  3. Müzik ve sarılı bir paketle oynanan çocuk partisi oyunu
Cevabı göster

Müzik ve sarılı bir paketle oynanan çocuk partisi oyunu

Me too.

2:15

Ben de.

Me three. Deyimler

2:18

Ben de.

Deyimler

Me three: Me too sözünün şakacı devamı

Me three, birisi daha önce Me too dedikten sonra kullanılan şakacı bir yanıttır. Too sözcüğü two sayısıyla tamamen aynı duyulduğu için, üçüncü kişi şaka yollu three diyerek sayı dizisini sürdürür. Asıl anlam yine “ben de katılıyorum” veya “benim için de aynısı geçerli”dir. Bu, bilinçli bir kelime oyunudur; katıldığını belirtmek için kullanılan standart bir dil bilgisi kalıbı değildir.

Alıştırma

Sayı şakasını eğlenceli yanıtla tamamlayın: A: I love this game. B: Me too. C: ____!

Cevabı göster

Me three

Oh.

2:19

Oh.

Oh.

2:21

Oh.

I thought I won. Dilbilgisi

2:22

Kazandım sandım.

Dilbilgisi

thought I won: önceki bir düşünce

thought, think fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve burada düşüncenin içeriğini veren I won yan cümlesiyle devam eder. thought + yan cümle, konuşanın daha önce neye inandığını anlatır. Bu tür bir karşılıkta geçmiş zaman, yeni bir bilginin o düşünceyi değiştirdiğini veya şüpheli hâle getirdiğini sık sık ima eder. Özellikle yanlış olduğu sonradan anlaşılan önceki bir varsayıma dönüp bakarken I thought + yan cümle kullanılır.

Alıştırma

Önceki yanlış bir düşünceyi anlatmak için cümleyi think fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ the shop closed at six, but it closes at eight.

Cevabı göster

thought

This is a very long song.

2:30

Bu çok uzun bir şarkı.

What is it?

2:36

O ne?

Oh.

2:38

Oh.

The music stopped.

2:38

Müzik durdu.

Hooray!

2:42

Yaşasın!

Now Peppa and her friends have found all three keys, Dilbilgisi

2:45

Peppa ve arkadaşları üç anahtarın hepsini bulduğuna göre,

it's time to find out their prize. Kalıp ifadeler

2:48

artık ödüllerini öğrenme zamanı.

Dilbilgisi

have found all three keys: şimdiki sonucu olan tamamlanmış eylem

have found, present perfect yapısıdır: have yardımcı fiildir ve found, find fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Aramanın tamamlandığını anlatır; bu yapıda have, «sahip olmak» anlamına gelmez. Tamamlanan sonuç şimdi önemlidir: üç anahtarın hepsi hazırdır ve bir sonraki adıma geçilebilir. Present perfect, bitmiş bir eylemi çoğu zaman şimdiki bir sonuca veya karara bağlar.

Alıştırma

Cümleyi find fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: They ____ ____ every clue, so they can open the box now.

Cevabı göster

have · found

Kalıp ifadeler

it's time to find out: artık öğrenme zamanı

It's time to + fiilin yalın hâli, artık bir şeyi yapmanın doğru zamanı olduğunu belirtir. Burada hikâyeyi bir sonraki adıma, ödülün ne olduğunu öğrenme aşamasına taşır. Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak demektir. Fiziksel bir nesnenin yerini bulmak anlamına gelmez; bu yüzden find out their prize, hangi ödülü aldıklarını öğrenmek demektir.

Alıştırma

Örnekte vurgulanan İngilizce ifadeyi kullanarak yeni cümleyi tamamlayın: ____ which team won.

Cevabı göster

It's time to find out

Wow.

2:54

Vay canına.

Christmas biscuits. Kelime

2:55

Noel kurabiyeleri.

Kelime

Christmas biscuits: biscuits sözcüğünün Britanya İngilizcesindeki anlamı

Britanya İngilizcesinde biscuits genellikle küçük, fırınlanmış atıştırmalıkları ifade eder; bunlar çoğunlukla gevrektir ve birçoğu tatlıdır. Christmas biscuits, Noel için yapılan veya süslenen bisküvilerdir. Amerikan İngilizcesinde biscuit genellikle yumuşak ve ekmeğe benzeyen fırınlanmış bir yiyeceği belirtir. Program Britanya İngilizcesi kullandığı için buradaki ifade Noel kurabiyeleri veya gevrek bisküviler anlamındadır; Amerikan tarzı biscuits değildir.

Alıştırma

Bu Britanya yapımı çocuk programı bağlamında Christmas biscuits nedir?

  1. Noel pastaları
  2. Yumuşak ve ekmeğe benzeyen Amerikan biscuits
  3. Noel için yapılmış kurabiyeler veya gevrek bisküviler
Cevabı göster

Noel için yapılmış kurabiyeler veya gevrek bisküviler

Yum.

3:00

Nefis.

You did it, Peppa.

3:01

Başardın, Peppa.

You all did it together, Pedro. Ton ve niyet

3:03

Hepiniz birlikte başardınız, Pedro.

Ton ve niyet

all did it together: başarı payını tüm gruba verme

You all did it together cümlesinde all, you sözcüğünün gruptaki herkesi kapsadığını gösterirken together sonucun ortak bir çabayla elde edildiğini belirtir. Pedro, doğrudan hitap edilen kişidir; başarıya ulaşan tek kişi değildir. Bu cümle yalnızca işin tamamlandığını bildirmez; övgüyü nazikçe tek bir kişiden bütün gruba yöneltir. Başka durumlara aktarılabilecek fikir şudur: all başarıyı kimlerin paylaştığını, together ise onu nasıl elde ettiklerini vurgular.

Alıştırma

You all did it together cümlesinde konuşan kişi neyi vurguluyor?

  1. Konuşan kişi görevin tamamlanıp tamamlanmadığından emin değil.
  2. Sonucun başarı payını bütün grup paylaşır.
  3. Pedro her şeyi tek başına yaptı.
Cevabı göster

Sonucun başarı payını bütün grup paylaşır.

Hooray!

3:07

Yaşasın!