Apandisit ağrısı neye benzer? - David R. Flum: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
659 kelime 128 kel/dk

Video özeti: Video, Antarktika’da kendi apandisini çıkaran Leonid Rogozov’un vakasından yola çıkarak apandisin olası işlevlerini, bir tıkanıklığın iltihaplanma ve yırtılmaya nasıl yol açabildiğini ve apandisitin günümüzde ameliyat ya da antibiyotiklerle nasıl tedavi edildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it became clear that — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Kanıtlar biriktikçe bir teşhis veya sonucun giderek kesinleştiğini belirtmeyi öğrenin; bu kalıp tıbbi açıklamalarda, raporlarda ve akıl yürütmelerde kullanışlıdır. 2. What we do know is — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının apandis hakkındaki belirsiz teorilerden güvenilir bilgilere nasıl geçtiğini fark edin ve kesin olarak söylenebilen noktaları vurgulamak için bu yapıyı kullanın. 3. started in the emergency room and continued at home. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birbirine bağlanan geçmiş zaman ortaçlarının edilgen yapıyı tekrarlamadan antibiyotik tedavisinin aşamalarını nasıl özetlediğini anlayın ve bu kalıbı tedavi ya da süreç anlatımlarına uygulayın.

Bu derste

In April 1961,

0:07

Nisan 1961'de,

the 6th Soviet Antarctic Expedition took a harrowing turn. Notlar

0:09

6. Sovyet Antarktika Seferi korkunç bir hal aldı.

Kültür

6th Soviet Antarctic Expedition: resmî bir görev adının yapısı

6th Soviet Antarctic Expedition, Sovyetler Birliği tarafından düzenlenen bilimsel bir Antarktika görevinin resmî adıdır. 1961 yılındaki bu bağlamda expedition, görevin yanı sıra görevi yerine getiren ekibi de ifade edebilir; sıradan bir turist grubunu anlatmaz. Ana isim Expedition en sonda yer alır. Önündeki sözcükler sıralamayı, bağlılığı ve bölgeyi belirtir: 6th + Soviet + Antarctic. Bu yapıyı tanımak, başka resmî görev ve keşif adlarını çözümlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümlede 6th Soviet Antarctic Expedition neyi ifade ediyor?

  1. Sovyetlerin Antarktika’da düzenlediği ve bir dizinin altıncısı olan bilimsel görev
  2. Antarktika’ya özel gezi yapan altıncı Sovyet turist
  3. Altı kez yön değiştiren bir Sovyet Antarktika tur rotası
Cevabı göster

Sovyetlerin Antarktika’da düzenlediği ve bir dizinin altıncısı olan bilimsel görev

Deyimler

took a harrowing turn: olayların dehşet verici biçimde değişmesi

took a harrowing turn ifadesindeki turn, fiziksel olarak yön değiştirmeyi değil, olayların gelişimindeki bir değişikliği anlatır. take a/an + sıfat + turn kalıbı, bir durumun sıfatın belirttiği şekilde gelişmesi anlamına gelir. Harrowing, çoğunlukla tehlike, acı veya travma nedeniyle son derece üzücü ya da korkutucu demektir. İfadenin tamamı, seferin durumunun ciddi biçimde korkutucu ve acı verici bir hâl aldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “son derece korkutucu ve üzücü bir hâl aldı” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The overnight voyage ____ when the engine failed during the storm.

Cevabı göster

took a harrowing turn

Dr. Leonid Rogozov,

0:14

Dr. Leonid Rogozov,

the team's only physician,

0:16

ekibin tek hekimi,

began feeling weak and feverish

0:18

zayıf ve ateşli hissetmeye başladı

with an excruciating pain in his right side. Kelime

0:21

sağ tarafında dayanılmaz bir ağrıyla birlikte.

Kelime

excruciating pain: neredeyse dayanılmaz ağrı

“Excruciating pain”, dayanması son derece zor olan çok şiddetli bir ağrı demektir. Excruciating, painful veya very painful ifadelerinden çok daha güçlüdür. Bu cümlede ifade, sağ taraftaki ağrıyı sıradan bir rahatsızlık değil, ciddi bir belirti olarak gösterir. Daha genel olarak excruciating, fiziksel ya da duygusal acının neredeyse dayanılmaz bir düzeyde olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi açıklama excruciating pain ifadesine en uygundur?

  1. kolayca görmezden gelinebilen hafif ağrı
  2. yalnızca bir kez ortaya çıkan kısa süreli ağrı
  3. neredeyse dayanılmaz derecede şiddetli ağrı
Cevabı göster

neredeyse dayanılmaz derecede şiddetli ağrı

After a few days,

0:26

Birkaç gün sonra,

it became clear that he had appendicitis, Kalıp ifadeler

0:27

apandisit olduğu anlaşıldı,

Kalıp ifadeler

it became clear that: zaman içinde netleşen bir sonuç

“It became clear that + yan cümle”, kanıtlar ortaya çıktıkça veya olaylar geliştikçe belirsiz bir sonucun netleştiğini anlatır. Became, sonucun belirli bir anda açık olduğunu söylemekle yetinmez; belirsizlikten açıklığa geçişi vurgular. It burada biçimsel öznedir; asıl bilgi that ile başlayan yan cümlede yer alır. Bu örnekte netleşen içerik “he had appendicitis” kısmıdır. Bu kalıp bir teşhisin, bulgunun veya yargının nasıl ortaya çıktığını açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir sonucun netleştiğini gösteren kalıpla cümleyi tamamlayın: After the engineers checked the data, ____ the sensor was faulty.

Cevabı göster

it became clear that

an infection that can cause the appendix to burst. Dilbilgisi

0:30

apandisin patlamasına neden olabilen bir enfeksiyon.

Dilbilgisi

can cause the appendix to burst: cause + nesne + to-infinitive

can cause the appendix to burst ifadesinde cause, cause + object + to-infinitive yapısını izler. the appendix etkilenen şeydir; to burst ise enfeksiyonun yol açabileceği sonucu belirtir. Buradaki to-infinitive bir sonuç tamamlayıcısıdır, amaç ifadesi değildir: apandis bir amaca ulaşmak için patlamaz. Bu yapı, bir nedeni onun ortaya çıkardığı eylem veya değişimle bağlar.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: Excess pressure can cause the glass ____ crack.

Cevabı göster

to

And Rogozov knew that if his appendix did rupture, Dilbilgisi

0:35

Ve Rogozov, apandisi patlarsa,

Dilbilgisi

appendix did ...: if his appendix did rupture içinde pekiştirici did

if his appendix did rupture ifadesindeki did, do yardımcı fiilinin pekiştirme amaçlı kullanımıdır. Patlama olasılığına gerçekten veya hakikaten anlamını katar; yalnızca geçmiş zamanı belirten bir dolgu sözcüğü değildir. Zamanı did taşıdığı için rupture yalın fiil biçiminde kalır. if yan cümlesi hâlâ bir koşul sunduğundan, bu ifade korkulan bir olasılığı vurgular ancak patlamanın gerçekten gerçekleştiğini ileri sürmez.

Alıştırma

Pekiştirici do fiilinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: If the emergency generator ____ fail, the hospital would switch to battery power.

Cevabı göster

did

it would likely kill him.

0:38

bunun onu büyük ihtimalle öldüreceğini biliyordu.

Outside a blizzard raged, Kalıp ifadeler

0:40

Dışarıda bir kar fırtınası kopuyordu,

Kalıp ifadeler

blizzard raged, ...: şiddetli ve uzun süren bir tipi anlatmak

“a blizzard raged” ifadesinde raged geçişsiz bir fiildir; tipinin büyük bir güçle ve yoğun biçimde devam ettiğini anlatır. Sadece bir tipi olduğunu söylemek yerine fırtınaya hareket ve güç katar. Rage, doğa olaylarını ve diğer güçlü olayları da anlatabilir. Bu nedenle burada tipinin insan gibi öfkelendiği anlamı yoktur. Bu canlı ifade, dışarıdaki koşulların dışarı çıkmayı neden tehlikeli hâle getirdiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi rage fiilinin simple past hâliyle tamamlayın: Last night, the wildfire ____ across the valley for six hours.

Cevabı göster

raged

making it dangerous for him to leave the station Dilbilgisi

0:43

bu da onun istasyondan ayrılmasını tehlikeli hale getiriyordu

Dilbilgisi

making it dangerous for him to leave ...: sonucu gösteren yapı

“making it dangerous for him to leave” ifadesindeki -ing yapısı, önceki cümledeki durumun sonucunu ekler: koşullar onun ayrılmasını tehlikeli hâle getirir. Bu yapı neden ile sonucu kısa ve sıkı bir biçimde bağlar. Yapı make + it + sıfat + for someone + to do something şeklindedir. Buradaki it, daha sonra gelen eylemin yerini tutan biçimsel nesnedir; asıl değerlendirilen eylem for him to leave ifadesidir. Making burada bir nesne üretmek değil, “bu duruma yol açmak” anlamındadır.

Alıştırma

Cümlede “making it dangerous for him to leave” ne işe yarıyor?

  1. Önceki durumun yol açtığı sonucu ekliyor
  2. İstasyondan ayrılmasının amacını belirtiyor
  3. Onun tehlikeli bir şeyi aktif olarak yaptığını söylüyor
Cevabı göster

Önceki durumun yol açtığı sonucu ekliyor

or to have anyone else travel in.

0:45

ya da başka birinin oraya seyahat etmesini.

So,

0:49

Bu yüzden,

Rogozov faced a gut-wrenching choice. Deyimler

0:49

Rogozov yürek burkan bir seçimle karşı karşıya kaldı.

Deyimler

gut-wrenching choice: duygusal açıdan yıkıcı bir seçim

“a gut-wrenching choice” ifadesinde gut-wrenching, aşırı duygusal acı, korku veya iç çatışma yaratan bir seçimi anlatan canlı bir mecazdır. Midenin gerçekten burkulduğunu anlatmaz. Bu ifade, seçimin sadece zor değil, yıkıcı olduğunu vurgular. Genel olarak gut-wrenching, duygusal açıdan katlanılması çok zor olan bir karar, kayıp ya da haber için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “gut-wrenching choice” ne anlama gelir?

  1. duygusal açıdan çok acı veren bir seçim
  2. kolay ve keyifli bir seçim
  3. mide sorununu tedavi etmeyle ilgili bir seçim
Cevabı göster

duygusal açıdan çok acı veren bir seçim

Wait for help that may never come

0:53

Belki de hiç gelmeyecek olan yardımı beklemek

or cut open his own abdomen Öbek fiiller

0:55

ya da kendi karnını kesip açarak

Öbek fiiller

or cut ... open: bir alternatif sunmak ve keserek açmak

Burada or, bu eylemi daha önce sözü edilen seçeneğe bağlayarak başka bir olasılık sunar; bu nedenle “or cut” bir alternatif başlatır. Tam ifade cut open’dır: cut eylemi, open ise kesme sonucunda bir açıklık oluştuğunu gösteren sonuç parçacığını belirtir. Nesne bir vücut bölümü ya da fiziksel bir eşya olduğunda cut open, sadece yüzeyine küçük bir kesik atmak değil, keserek açmak anlamına gelir. Bu cümlede ifade, karın bölgesini keserek açmayı anlatır.

Alıştırma

“or cut open his own abdomen” ifadesinde vurgulanan kelimeler ne anlam katar?

  1. or bir alternatif sunar ve cut open keserek bir açıklık oluşturmak demektir
  2. or zaman sırası sunar ve cut open yüzeye hafifçe dokunmak demektir
  3. or bir yer bildirir ve cut open bir şeyi anahtarla açmak demektir
Cevabı göster

or bir alternatif sunar ve cut open keserek bir açıklık oluşturmak demektir

and remove the appendix himself.

0:58

apandisi kendisi çıkarmak.

While Rogozov's predicament may have been extreme, Dilbilgisi

1:01

Rogozov'un zor durumu uç bir örnek olsa da,

appendicitis is not uncommon. Kelime

1:05

apandisit nadir görülen bir durum değildir.

Dilbilgisi

While ... may have been extreme: önce sıra dışı bir vakayı kabul etmek

Buradaki While bir ödünleme ilişkisi kurar; bu nedenle “... iken” değil, “... olsa da” anlamındadır. Başlangıçtaki yan cümle Rogozov'un durumunun uç bir vaka olmuş olabileceğini kabul eder; ana cümle ise ardından apandisit hakkında daha genel bir yargıya geçer. While X may have been Y, Z kalıbı, geçmişteki bir vakaya ilişkin olası bir nitelemeyi ana fikir hâline getirmeden temkinli biçimde kabul etmeyi sağlar. may have been bu kabulü kesin bir gerçek olarak sunmak yerine yumuşatır.

Alıştırma

Örnek cümlede While nasıl bir işlev görüyor?

  1. Rogozov'un içinde bulunduğu durumu apandisitin nedeni olarak gösteriyor.
  2. Apandisitin Rogozov'un içinde bulunduğu durumla aynı anda gerçekleştiğini söylüyor.
  3. Daha genel bir noktaya geçmeden önce Rogozov'un vakasının aşırı uçta olmuş olabileceğini kabul ediyor.
Cevabı göster

Daha genel bir noktaya geçmeden önce Rogozov'un vakasının aşırı uçta olmuş olabileceğini kabul ediyor.

Kelime

not uncommon: bir şeyin oldukça yaygın olduğunu ölçülü biçimde söylemek

Not uncommon, uncommon sözcüğünü olumsuzlar; bu nedenle ifadenin bütünü “nadir değil” veya “oldukça yaygın” anlamına gelir. Bu cümlede apandisitin olağan dışı sayılmayacak kadar sık görüldüğü anlatılır. common ile karşılaştırıldığında not uncommon daha dolaylıdır ve kesin ya da çok yüksek bir sıklık iddia etmez. Bu tür ölçülü anlatım, bilgi veren veya resmî açıklamalara temkinli bir ton kazandırır.

Alıştırma

Hangi yorum not uncommon ifadesinin hem anlamını hem de ölçülü tonunu en iyi korur?

  1. Son derece yaygındır.
  2. Nadir değildir ancak cümle ne kadar yaygın olduğunu kesin olarak söylemez.
  3. Nadirdir ve yalnızca ara sıra gerçekleşir.
Cevabı göster

Nadir değildir ancak cümle ne kadar yaygın olduğunu kesin olarak söylemez.

It affects roughly one in 12 people. Kelime

1:08

Yaklaşık 12 kişiden birini etkiler.

Kelime

one in 12 people: istatistiksel bir oran ifade etmek

One in 12 people, her 12 kişilik gruptan bir kişi, yani nüfusun yaklaşık 1/12’si demektir. Bu cümlede roughly, sayının kesin bir sayım değil tahmin olduğunu gösterir. one in + sayı + çoğul grup adı kalıbı istatistiksel bir sıklığı bildirir. Bir nüfus içindeki oranı anlatır; sıralamadaki on ikinci kişiyi veya belirli bir kişiyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “her sekiz kişiden biri” anlamındaki one in + number yapısıyla tamamlayın: The survey found that remote work is common for ____ commuters.

Cevabı göster

one in eight

So,

1:11

Peki,

what causes appendicitis?

1:12

apandisite ne sebep olur?

And why is this organ so prone to bursting? Kalıp ifadeler

1:14

Ve bu organ neden patlamaya bu kadar eğilimlidir?

Kalıp ifadeler

so prone to bursting: be prone to + -ing yapısı

Be prone to + isim veya -ing biçimi, özellikle istenmeyen bir olaya karşı eğilimli ya da hassas olmak anlamına gelir. Burada so prone to bursting, bu organın patlamaya özellikle güçlü bir eğilimi olduğunu belirtir; so bu eğilimin derecesini güçlendirir. prone to içindeki to bir edattır, mastar işareti değildir. Bu nedenle burst, bursting ulaç biçimine dönüşür. Bu kalıp prone to infection ve prone to overheating gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi prone to ve overheat fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Older laptops are ____ when their vents are blocked.

Cevabı göster

prone to overheating

The appendix is a small worm-shaped pouch attached to the large intestine Kelime

1:18

Apandis, kalın bağırsağa bağlı, küçük, solucan şeklinde bir kesedir

Kelime

small worm-shaped: boyutu “isim + shaped” yapısıyla birleştirmek

small worm-shaped pouch ifadesinde small ve worm-shaped, pouch sözcüğünü niteler. Small boyutu belirtir; worm-shaped ise kesenin solucana benzeyen uzun ve dar bir şekli olduğunu anlatır. “İsim + shaped” yapısı, “o ismin gösterdiği biçime sahip” demektir. Yalnızca dış şekli anlatır; bu nedenle worm-shaped, kesenin içinde solucan bulunduğu veya solucandan yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

star ve shaped sözcüklerinden ismin önünde kullanılacak bileşik sıfatı oluşturun: The child cut out a ____ piece of paper.

Cevabı göster

star-shaped

that houses a diversity of gut microbes. Kelime

1:24

ve çeşitli bağırsak mikroplarına ev sahipliği yapar.

Kelime

houses a diversity of gut microbes: house fiil olarak

Buradaki houses, house fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir ve “barındırır veya yer sağlar” anlamına gelir. İlgi zamiri that öznedir; a diversity of gut microbes ise doğrudan nesnedir. A diversity of, birden fazla farklı türün bulunduğunu vurgular. Bilimsel ve bilgilendirici metinlerde house; bir organı, binayı, kurumu veya yaşam alanını canlıların ya da nesnelerin bulunduğu veya saklandığı yer olarak sunmak için sık kullanılır.

Alıştırma

house fiilini doğru biçimde kullanın: The new library ____ a collection of rare maps.

Cevabı göster

houses

Scientists long speculated Kalıp ifadeler

1:28

Bilim insanları uzun süre tahmin yürüttüler

that it was a useless artifact of evolution. Kelime

1:30

bunun evrimin işe yaramaz bir kalıntısı olduğu yönünde.

Kalıp ifadeler

long speculated that: uzun süredir var olan ancak kanıtlanmamış bir fikir

Burada long, speculated fiilini niteleyen bir zarftır. long speculated that ifadesi, bu varsayımın uzun yıllar boyunca sürdüğünü veya benimsendiğini anlatır; long fiziksel uzunluk bildirmez. Speculated that, eksik kanıtlara dayanan bir düşünceyi aktarır; kanıtlanmış bir sonucu anlatmaz. Açıklayıcı metinlerde bu ifade, daha yeni kanıtların desteklediği veya çürüttüğü eski bir görüşü tanıtabilir.

Alıştırma

Cümleyi, “kanıtlanmamış bir fikri uzun yıllar boyunca benimsemiş olmak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Researchers ____ the crater had been formed by a meteor, and later evidence supported the idea.

Cevabı göster

long speculated that

Kelime

a useless artifact of evolution: işe yaramaz bir evrimsel kalıntı

Bu bilimsel bağlamda an artifact of evolution, evrimsel geçmişten kalmış bir yapı veya özelliktir. Burada artifact, insan yapımı nesne şeklindeki günlük anlamının ötesine geçerek “geriye kalmış sonuç” anlamında kullanılır. Useless sıfatı, bu yapının günümüzde hiçbir işlevi olmadığı yönündeki eski iddiayı aktarır. Cümlenin tamamında bilim insanlarının bunu speculated ettiği söylendiği için bu, anlatıcının doğruladığı bir gerçek değil, aktarılan bir varsayımdır.

Alıştırma

Bu cümlede a useless artifact of evolution ne anlama gelir?

  1. Evrimsel geçmişten kalmış ve günümüzde hiçbir işlevi olmadığı düşünülen bir yapı
  2. Evrimi incelemek için kullanılan modern bir araç
  3. İnsanlar tarafından yapılmış ve müzede sergilenen eski bir nesne
Cevabı göster

Evrimsel geçmişten kalmış ve günümüzde hiçbir işlevi olmadığı düşünülen bir yapı

Recent evidence shows that this organ

1:33

Son kanıtlar gösteriyor ki bu organ

independently evolved in many different mammals. Kelime

1:35

birçok farklı memelide bağımsız olarak evrimleşmiştir.

Kelime

"independently evolved": farklı soylarda ayrı ayrı evrimleşme

Bu cümlede independently evolved, aynı tür özelliğin birden fazla memeli evrim soyunda ayrı ayrı ortaya çıktığı anlamına gelir. Bu özellik, hepsinin paylaştığı yakın tarihli tek bir ortak atadan yalnızca bir kez miras alınmış değildir. Burada independently, tek bir hayvanın yalnız başına hareket etmesini değil, ayrı evrimsel geçmişleri anlatır. Benzer bir özellik birden fazla kez evrimleştiğinde, bu tekrarlanan örüntü özelliğin bir işlevi olduğu çıkarımını destekleyebilir.

Alıştırma

"Camera-like eyes independently evolved in octopuses and vertebrates," cümlesinde independently evolved ne anlama gelir?

  1. Benzer gözler iki evrim soyunda ayrı ayrı ortaya çıktı.
  2. Bir ahtapot kendi gözlerini bilinçli olarak değiştirdi.
  3. Her iki grup da yakın zamanda aynı türden tamamen aynı gözleri miras aldı.
Cevabı göster

Benzer gözler iki evrim soyunda ayrı ayrı ortaya çıktı.

This suggests that it probably has some function, Anlatım akışı

1:39

Bu, muhtemelen bir işlevi olduğunu gösterir,

Anlatım akışı

"This suggests that": ihtiyatlı bir çıkarım sunma

This, önceki cümledeki kanıta gönderme yapar ve onu ardından gelen çıkarımın dayanağı olarak sunar. Tekrarlanan evrimsel örüntü kanıttır; it probably has some function ise çıkarımdır. Burada suggests that, “gösteriyor” veya “şu düşünceyi destekliyor” anlamına gelir; “öneriyor” anlamına gelmez. Makul ancak kesin olmayan bir sonucu sunar ve bu ihtiyatlı anlam probably sözcüğüyle uyumludur.

Alıştırma

Cümleyi ihtiyatlı bir çıkarım sunan, dersteki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The battery lasted longer in every test. ____ the new design is more efficient.

Cevabı göster

This suggests that

though it's likely subtle. Dilbilgisi

1:43

her ne kadar belirsiz olsa da.

Dilbilgisi

though it's likely subtle: yargıyı geri çekmeden bir sınırlama eklemek

though it's likely subtle yan cümlesi, önceki yargıya bir ödün veya sınırlama ekler. Olası işlevin yine de var olabileceğini, ancak etkisinin küçük ya da fark edilmesi zor olabileceğini anlatır. Burada though önceki düşünceyi geçersiz kılmaz. Ana yargıyı korurken onun gücünü sınırlar; likely yüksek olasılık, subtle ise belirgin olmayan bir şey ifade eder.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The treatment may help, though the effect is likely subtle. though yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Tedavinin hiçbir etkisi olmadığını kanıtlar.
  2. Tedavinin neden işe yaradığını açıklar.
  3. Tedavinin yardımcı olma ihtimalini korur, ancak etkinin ne kadar fark edilir olabileceğini sınırlar.
Cevabı göster

Tedavinin yardımcı olma ihtimalini korur, ancak etkinin ne kadar fark edilir olabileceğini sınırlar.

One possibility is that the appendix Anlatım akışı

1:45

Bir olasılık apandisin

serves as a reservoir for healthy gut bacteria. Kalıp ifadeler

1:47

sağlıklı bağırsak bakterileri için bir depo görevi görmesidir.

Anlatım akışı

One possibility is that: kesin olmayan bir açıklama sunmak

One possibility is that, ardından gelen düşünceyi kesinleşmiş bir gerçek değil, olası açıklamalardan biri olarak gösterir. Bu cümlede apandis için önerilen rol, temkinli bir varsayım olarak sunulur. Yapı One possibility + is + that yan cümlesi şeklindedir. Belirsiz bilgileri açıkça düzenler ve başka açıklamalara yer bırakır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli açıklama kalıbıyla tamamlayın: ____ the delay was caused by a software update.

Cevabı göster

One possibility is that

Kalıp ifadeler

serves as a reservoir for: ... için rezervuar görevi görmek

serves as, “olarak işlev görmek” veya “görevini görmek” anlamına gelir; burada birine hizmet etmek anlamında değildir. a reservoir for healthy gut bacteria, bu bakterileri barındırabilen bir yer ya da depo demektir. Bu nedenle ifade, olası bir depolama işlevini anlatır. Yapı, özne + serve as + rol ya da işlev + for + depolanan şey şeklindedir. Bu cümledeki serves, tekil öznenin bu işlevi yerine getirdiğini gösterir; öznenin birine hizmet ettiğini söylemez.

Alıştırma

Bir nesnenin bir şeyi depolayan yer olarak işlev gördüğünü anlatan ifadeyi seçin.

  1. serves as a reservoir for
  2. serves a customer
  3. plays a role in
Cevabı göster

serves as a reservoir for

Or it may play a role in mounting immune responses. Kalıp ifadeler

1:51

Veya bağışıklık tepkilerinin oluşturulmasında rol oynayabilir.

Kalıp ifadeler

may play a role: rol oynayabilir

may play a role, bir şeyin bir sürece katkıda bulunabileceği veya onu etkileyebileceği anlamına gelir. may, iddianın kesin olmadığını gösterir; play a role ise öznenin tek ya da başlıca neden olduğunu söylemez. Tam yapı play a role in + isim veya -ing biçimidir. Burada ifade, özneyi bağışıklık tepkilerinin oluşturulmasına olası bir katkı sağlayan unsur olarak sunar; tiyatroda rol yapmak anlamında değildir.

Alıştırma

Kesin veya tek neden olduğunu iddia etmeden olası bir katkıyı ifade eden yapıyı seçin: Sleep ____ memory formation.

  1. may play a role in
  2. may cause
  3. is responsible for
Cevabı göster

may play a role in

Kalıp ifadeler

mounting immune responses: vücudun bağışıklık savunmasını başlatmak

Burada mount, bir tepkiyi başlatmak ve düzenlemek anlamına gelir; yani vücut enfeksiyona veya başka bir uyarana karşı savunmalarını harekete geçirir. Mounting, play a role in + isim veya -ing biçiminde etkinlik kalıbında in edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir. İfadenin bütünü, organın rol oynayabileceği etkinliği adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi mount kullanan ve 'bağışıklık tepkisi başlatmak' anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The vaccine helps the body ____ against the virus.

Cevabı göster

mount an immune response

What we do know is this puzzling organ Anlatım akışı

1:56

Kesin olarak bildiğimiz şey, bu kafa karıştırıcı organın

can cause serious complications.

1:59

ciddi komplikasyonlara neden olabileceğidir.

Anlatım akışı

What we do know is ...: kesinleşmiş bilgiyi vurgulamak

What we do know is... belirsizlikten veya tahminden, konuşmacının kesinleşmiş olarak sunduğu bir noktaya geçerek bilgiyi düzenler. is'ten sonraki yan cümle odağı alır. Do, do know içinde vurgu yardımcı fiilidir; bu nedenle 'gerçekten' veya 'kesinlikle bilmek' anlamına gelir, 'bir eylem yapmak' anlamına gelmez. is'ten sonra çoğu zaman that ile başlayan bir yan cümle gelir, ancak örnekte olduğu gibi that çıkarılabilir.

Alıştırma

Kesinleşmiş gerçeği tanıtmak için cümleyi vurgulu do içeren What ... is kalıbıyla tamamlayın: The cause is still unclear, but ____ the alarm worked correctly.

Cevabı göster

what we do know is that

Most cases of appendicitis

2:01

Apandisit vakalarının çoğu

start with some sort of obstruction. Kalıp ifadeler

2:03

bir tür tıkanıklıkla başlar.

Kalıp ifadeler

start with some sort of obstruction: bir tür tıkanmayla başlamak

start with bir sürecin veya nedenler zincirinin başlangıç noktasını belirtir: bir şey X olduğunda başlar. Burada some sort of obstruction, tıkanmanın kesin türünü belirtmeden onu sıradaki ilk sorun olarak sunar. some sort of “bir tür” veya “bir çeşit” anlamına gelir. Genel kategori verilir, ancak somut biçim açık bırakılır; sort burada “tür” anlamında bir isimdir, “sınıflandırmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Sürecin türü belirtilmemiş bir sorundan başladığını anlatan ifadeyi yazın: The system failure can ____ software error.

Cevabı göster

start with some sort of

For example,

2:06

Örneğin,

a small dried piece of stool

2:07

kurumuş küçük bir dışkı parçası

called an appendicolith Kelime

2:10

apandikolit adı verilen,

can lodge itself in the organ's entrance. Kalıp ifadeler

2:11

organın girişine sıkışabilir.

Kelime

an appendicolith: apendikolit

an appendicolith tıbbi bir terimdir ve apendiksin içindeki küçük, sertleşmiş bir maddeyi ifade eder; bu madde çoğu zaman kurumuş veya kireçlenmiş bir dışkı parçasıdır. Bu cümlede terim, organın girişine sıkışıp tıkanmaya yol açabilecek nesneyi adlandırır; sıradan bir taşı veya vücudun dışından gelmiş bir nesneyi ifade etmez. appendicolith tekil ve sayılabilen bir isimdir; kelime ünlü bir sesle başladığı için önünde an kullanılır. appendico- bölümü appendix ile, -lith bölümü ise “taş” veya taş gibi sert bir kitleyle bağlantılıdır.

Alıştırma

Bu bağlamda an appendicolith neyi ifade eder?

  1. Apendiksi tıkayabilecek küçük ve sertleşmiş bir dışkı parçası
  2. Böbrekte oluşan bir taş
  3. Apendiksin iltihaplanması
Cevabı göster

Apendiksi tıkayabilecek küçük ve sertleşmiş bir dışkı parçası

Kalıp ifadeler

lodge itself in: bir yerin içine sıkışıp kalmak

Bu cümlede lodge itself in, dar bir yere girip orada sıkışıp kalmak anlamına gelir. İfade, bir cismin organın girişine ulaşıp orada kalmasını ve muhtemelen girişi tıkamasını anlatır. itself dönüşlülük zamiridir ve özneye gönderme yapar. Yapı, cismin sonuçta oraya saplanıp kaldığını gösterir; cismin bilinçli olarak hareket etmeyi seçtiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“A metal shard lodged itself in the narrow opening” cümlesinde lodge itself in ne anlama gelir?

  1. Açıklığa girmeden yanında kaldı.
  2. Durmadan açıklığın içinden tamamen geçti.
  3. Açıklığa girdi ve orada sıkıca sıkışıp kaldı.
Cevabı göster

Açıklığa girdi ve orada sıkıca sıkışıp kaldı.

Other times,

2:15

Diğer zamanlarda,

pathogens like viruses or parasites Kelime

2:15

virüsler veya parazitler gibi patojenler

activate the immune system, Kalıp ifadeler

2:19

bağışıklık sistemini aktive ederek

Kalıp ifadeler

activate the immune system: bağışıklık sistemini etkinleştirmek

Activate the immune system, vücudun bağışıklık savunmasının tepki vermeye başlamasını veya etkinliğinin artmasını sağlamak demektir. Burada activate, biyolojik bir süreci başlatmayı anlatır; sözcüğün gerçek anlamıyla bir düğmeyi açmayı değil. Bu, tıbbi ve sağlıkla ilgili açıklamalarda yaygın kullanılan bir fiil-nesne eşdizimidir. Bir aşı, enfeksiyon, molekül veya başka bir uyaran bağışıklık sistemini etkinleştirebilir.

Alıştırma

Cümleyi, vücudun bağışıklık savunmasını başlatmak anlamındaki hedef tıbbi eşdizimle tamamlayın: A vaccine can help ____ before the body meets the real virus.

Cevabı göster

activate the immune system

causing inflammation.

2:21

iltihaplanmaya neden olabilir.

Kelime

pathogens like viruses or parasites: örnekleriyle bir kategori

Pathogens, hastalığa yol açabilen biyolojik etkenlerdir. Bu cümlede viruses ve parasites bu kategorinin örnekleridir; ad öbeğinin tamamı activate fiilinin öznesidir. Buradaki like, such as veya for example anlamına gelen bir edattır. Hoşlanma ya da tercih bildirmez.

Alıştırma

“Pathogens like certain viruses can spread quickly” cümlesinde like ne işlev görür?

  1. Bir patojen örneği verir.
  2. Patojenlerin ve virüslerin aynı hızda yayıldığını gösterir.
  3. Patojenlerin virüslerden hoşlandığını söyler.
Cevabı göster

Bir patojen örneği verir.

This immune response may even be triggered Dilbilgisi

2:22

Bu bağışıklık tepkisi tetiklenebilir bile

Dilbilgisi

response may even be triggered: tepki hatta tetiklenebilir

Response may even be triggered ifadesinde may kesinlik değil olasılık bildirir; be triggered ise edilgendir ve response eyleme maruz kalır. Kalıp, isim + may + even + be + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Even, olasılığın şaşırtıcı veya beklenenden daha uç olduğunu gösterir. Ardından gelen by öbeği nedeni belirtebilir; böylece yapı tepkiyi odakta tutarken tetikleyiciyi belirsiz bırakabilir veya daha sonra ekleyebilir.

Alıştırma

Buharın beklenmedik biçimde alarmı çalıştırabileceği anlamına gelen ve alarmı odakta tutan cümleyi seçin.

  1. Steam may even be triggered by the alarm.
  2. The alarm may even trigger steam.
  3. The alarm may even be triggered by steam.
Cevabı göster

The alarm may even be triggered by steam.

by one of hundreds of species of bacteria Dilbilgisi

2:25

yüzlerce bakteri türünden biri tarafından

Dilbilgisi

by one of hundreds of species: yüzlerce türden biri tarafından

one of hundreds of species ifadesi, çok daha büyük bir kümenin tek bir üyesini belirtir. one of ifadesinden sonra küme, çoğul bir ad öbeğiyle verilir: hundreds of species. Baştaki by, bu üyeyi cümlenin tamamında kaynak, neden veya eylemi yapan olarak işaretler. Species sözcüğünün tekil ve çoğul yazılışı aynıdır; burada hundreds of onun çoğul anlamda olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle by one of hundreds of + çoğul ad yapısını doğru kullanıyor?

  1. The request was reviewed by one of hundred of specialists in the network.
  2. The request was reviewed by one of hundreds of specialist in the network.
  3. The request was reviewed by one of hundreds of specialists in the network.
Cevabı göster

The request was reviewed by one of hundreds of specialists in the network.

that normally reside in your gut. Kelime

2:28

normalde bağırsağınızda yaşayan.

Kelime

normally reside in your gut: normalde bağırsağınızda bulunmak

Reside in, bir yerde yaşamak veya bulunmak anlamına gelir. Burada normalde bağırsağın içinde bulunan bakterileri anlatır; reside yalnızca insanlar için değil, organizmalar için de kullanılabilir. Normally, olağan koşullarda demektir. Bu nedenle ifade, geçici veya alışılmadık bir bulunma durumunu değil, tipik durumu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “genellikle bulunur” anlamındaki üç sözcüklük tam ve resmî ifadeyle tamamlayın: These harmless microbes ____ the soil.

Cevabı göster

normally reside in

As a result, Anlatım akışı

2:31

Sonuç olarak,

nearby lymph nodes swell,

2:32

yakındaki lenf düğümleri şişer,

effectively closing off the appendix's opening. Öbek fiiller

2:34

apandisin açıklığını fiilen kapatır.

Anlatım akışı

As a result: neden ve sonucu bağlayan ifade

As a result, cümle düzeyinde kullanılan ve az önce verilen bilgilerin yol açtığı sonucu tanıtan bir bağlayıcıdır. Nedene geriye dönük olarak işaret eder ve dikkati sonuca yöneltir. Bu cümlede, yakındaki lenf düğümlerinin daha önce anlatılan bağışıklık tepkisi nedeniyle şiştiğini belirtir. Böylece dinleyici şişmeyi ayrı bir olay olarak değil, neden-sonuç zincirinin bir parçası olarak takip eder.

Alıştırma

Sonuç bağlacını tamamlayın: The road was flooded. ____, the school closed early.

Cevabı göster

As a result

Öbek fiiller

off the: closing off the appendix's opening ifadesinde engelleme anlamı

Vurgulanan kelimeler phrasal verb olan close off ile isim öbeği the appendix's opening arasındaki sınırda bulunur. closing off the appendix's opening ifadesinde close off, açıklığı kapatıp geçişi engellemek demektir; off, ayrılma ve erişimin engellenmesi fikrini ekler. the, phrasal verbün değil, the appendix's opening isim öbeğinin başlangıcıdır. Diziyi close + off + the opening olarak çözümlemek, yazılı off the bölümünü engellenmiş bir geçit anlamıyla ilişkilendirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Geçişi engellemek anlamındaki ifadeyi tamamlayın: Swelling can close ____ airway.

Cevabı göster

off the

Because the appendix is a closed loop Kelime

2:38

Apandis kapalı bir döngü olduğu için

Kelime

is a closed loop: “kapalı bir yapıdır”

is a closed loop ifadesinde is, the appendix öznesini onu sınıflandıran bir isim öbeğine bağlar. loop tekil ve sayılabilen bir isim olduğu için İngilizcedeki a tanımlığı gerekir. Burada a closed loop, içindekilerin dışarı çıkabileceği açık bir yolu olmayan kapalı bir kanal veya boşluk anlamına gelir. Bu, video ya da şarkının tekrar oynatılması değil, teknik bir yapı tanımıdır.

Alıştırma

Bu cümlede is a closed loop, apandis hakkında ne anlatıyor?

  1. Apandisin bir videoyu tekrarladığını söyler.
  2. Birinin dairesel bir nesne yaptığını söyler.
  3. Apandisi kapalı bir kanal veya boşluk olarak sınıflandırır.
Cevabı göster

Apandisi kapalı bir kanal veya boşluk olarak sınıflandırır.

when it's sealed,

2:41

mühürlendiğinde,

pressure builds quickly. Kalıp ifadeler

2:42

basınç hızla artar.

Kalıp ifadeler

pressure builds quickly: basınç hızla artar

Burada builds geçişsizdir: artan şey pressure’dır. Pressure builds, basıncın birikmesi veya yükselmesi anlamına gelir; fiziksel bir nesne inşa etmeyi anlatmaz. Quickly, artışın ne kadar hızlı olduğunu belirtir. Aynı soyut kullanım tension builds ve momentum builds ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Hedefteki iki kelimelik ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Inside the sealed tank, pressure ____.

Cevabı göster

builds quickly

This creates the perfect environment Kalıp ifadeler

2:44

Bu da mükemmel bir ortam yaratır

for bacteria to colonize and overgrow.

2:46

bakterilerin kolonileşmesi ve aşırı çoğalması için.

Kalıp ifadeler

the perfect environment for X to do Y: X'in Y yapması için ideal ortam

the perfect environment for X to do Y kalıbı, koşulların X’in söz konusu eylemi yapması için son derece elverişli olduğunu belirtir. Burada bakteriler yerleşebilir (colonize) ve ardından aşırı çoğalabilir (overgrow). Perfect, genel olarak iyi bir sonucu değil, bakterilerin bakış açısından koşulların uygunluğunu anlatır. Bu kalıp, belirli koşulların yararlı veya zararlı süreçlerin gerçekleşmesine neden izin verdiğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede "the perfect environment" ne anlama geliyor?

  1. Hasta için yararlı bir ortam
  2. Bakteriler için son derece elverişli koşullar
  3. Hiçbir bakterinin yaşayamayacağı temiz bir yer
Cevabı göster

Bakteriler için son derece elverişli koşullar

As the inflamed appendix bloats,

2:49

İltihaplı apandis şiştikçe,

discomfort sets in, Öbek fiiller

2:52

rahatsızlık başlar,

Öbek fiiller

set in: bir durumun başlayıp sürmesi

Set in, bir durumun başladığını ve büyük olasılıkla sürdüğünü veya yerleştiğini anlatan geçişsiz bir öbek fiildir. discomfort sets in ifadesinde rahatsızlık hissedilmeye başlar ve yalnızca anlık bir durum gibi algılanmaz. Dil bilgisel özne, durumun kendisidir: başlayan şey discomfort sözcüğüyle belirtilen durumdur. Bu yapı, değişimi birinin bilinçli olarak neden olduğu bir eylemden çok, zamanla gelişen bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi set in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After sunset, the cold began to ____.

Cevabı göster

set in

and this pain is different

2:53

ve bu ağrı farklıdır

from your everyday stomach ache. Kelime

2:55

her zamanki karın ağrınızdan.

Kelime

your everyday stomach ache: sıradan, every day değil

Bu cümlede your everyday stomach ache, dinleyicinin günlük hayattan bildiği sıradan mide ağrısı türünü anlatır. Everyday bu ağrıyı alışıldık ve özel olmayan bir ağrı olarak gösterip söz konusu diğer ağrıyla karşılaştırır; ancak tek başına sıradan bir mide ağrısının mutlaka hafif olduğunu kanıtlamaz. Everyday, stomach ache ifadesinden önce gelerek ağrının türünü belirtir. Tek kelimelik bu biçim sıradan veya alışılmış anlamına gelir; ağrının ne sıklıkla oluştuğunu anlatmaz.

Alıştırma

Every day ifadesinin sıradan anlamına gelen tek kelimelik biçimiyle cümleyi tamamlayın: This is not an ____ headache.

Cevabı göster

everyday

It typically starts near the belly button Kalıp ifadeler

2:57

Genellikle göbek deliği yakınında başlar

Kalıp ifadeler

starts near the belly button: yaklaşık başlangıç noktasını belirtmek

Starts near the belly button, ağrının ilk olarak nerede ortaya çıktığını belirtir. Start near + bir yer veya vücut bölgesi yaklaşık bir başlangıç noktasını gösterir; ağrının orada kalacağı anlamına gelmez. it gibi tekil bir özneyle start, -s alarak starts olur. Belly button göbek deliği demektir. Bu nedenle near the belly button, tam göbek deliğinin üzerinde değil, ona yakın bir yerde anlamına gelir.

Alıştırma

Start near ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The rash ____ my wrist.

Cevabı göster

starts near

and then migrates to the lower right abdomen Kalıp ifadeler

3:00

ve sonra sağ alt karına doğru hareket ederek

Kalıp ifadeler

ardından karnın sağ alt kısmına ilerler

Bu cümlede migrate, bir belirtinin yer değiştirmesini anlatır: ağrı önceki konumundan karnın sağ alt kısmına geçer. Then, bu değişikliğin olay sıralamasında daha sonra gerçekleştiğini gösterir. Burada migrate to, “başka bir konuma geçmek” anlamındadır. Kullanımı insanlarla veya hayvanlarla sınırlı değildir; resmî tıp İngilizcesinde ağrı ve başka belirtiler için de kullanılabilir. The lower right abdomen, hastanın kendi vücudundaki sağ alt karın bölgesidir.

Alıştırma

Bu cümlede then migrates to the lower right abdomen ne anlama gelir?

  1. Hasta sağ alt karın bölgesinden geçerek başka bir ülkeye taşınır.
  2. Karnın kendisi sağa doğru hareket eder.
  3. Ağrı daha sonra karnın sağ alt kısmına geçer.
Cevabı göster

Ağrı daha sonra karnın sağ alt kısmına geçer.

and intensifies.

3:03

şiddetlenir.

If left untreated, Dilbilgisi

3:05

Tedavi edilmezse,

Dilbilgisi

If left untreated: kısaltılmış edilgen koşul

If left untreated, edilgen bir koşul yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi if it is left untreated şeklindedir ve hastalığın ya da sorunun tedavi görmeden aynı durumda kalması anlamına gelir. Left, leave something + complement yapısındaki leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; untreated, söz konusu şeyin içinde bırakıldığı durumu belirtir. Buradaki left, “sol tarafta” anlamına gelmez. Atılan özne ve be biçimi bağlamdan tamamlanır.

Alıştırma

Uyarıyı if it is left untreated yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____, the infection may spread.

Cevabı göster

If left untreated

the appendix can continue to stretch, Kalıp ifadeler

3:06

apandis gerilmeye devam edebilir,

Kalıp ifadeler

can continue to stretch: genişlemeye devam edebilir

can continue to stretch ifadesinde can olası bir gelişmeyi gösterir; continue to + fiilin yalın hâli ise aynı sürecin başlamak ya da durmak yerine sürmesini anlatır. Burada stretch, basınç altında uzamak, genişlemek veya daha fazla esnemek demektir. Apandis isteyerek bedenini esnetmez; iç basınç nedeniyle gerilip genişler.

Alıştırma

Sürecin devam ettiğini anlatan fiili yazın: Under steady pressure, the material can ____ to stretch.

Cevabı göster

continue

hindering blood flow Dilbilgisi

3:09

kan akışını engelleyebilir

and weakening the organ walls.

3:10

ve organ duvarlarını zayıflatabilir.

Dilbilgisi

hindering ... and weakening ...: paralel etkiler

Cümle, iki -ing fiil grubunu eşgüdümlü biçimde bağlar: hindering blood flow ve weakening the organ walls. Aynı fiil biçiminin kullanılması, iki etkiyi paralel bir çift olarak sunar. Bu gruplar birlikte önceki yan cümleye bağlanır ve gerilmenin neye yol açtığını açıklar. Hindering ve weakening çekimsiz biçimlerdir; bu nedenle iki bağımsız ana cümle oluşturmazlar.

Alıştırma

Cümlede hindering blood flow and weakening the organ walls ne işe yarar?

  1. Önceki durumun paralel iki etkisini eklerler.
  2. Önceki durumdan önce gerçekleşen iki eylemi gösterirler.
  3. İki yeni ve tam cümle başlatırlar.
Cevabı göster

Önceki durumun paralel iki etkisini eklerler.

Eventually,

3:12

Sonuçta,

this can cause the appendix to rupture,

3:13

bu apandisin patlamasına neden olabilir,

allowing the infection to spread within the abdomen, Dilbilgisi

3:16

enfeksiyonun karın içinde yayılmasına izin vererek,

Dilbilgisi

allowing the infection to spread within: sonuç bildirme

Allowing the infection to spread within... sonuç bildiren bir -ing yan cümleciğidir. Hemen önce anlatılan durumun sonucunu ekler: Bu durum, enfeksiyonun karın boşluğunda yayılmasını mümkün kılar. Yapı virgül + allowing + nesne + to'lu mastardır. Burada allow, izin vermek değil mümkün kılmak anlamındadır. Bu yapı, neden-sonuç zincirlerini açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi allow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The drain became blocked, ____ rainwater to flood the basement.

Cevabı göster

allowing

where it can pose fatal consequences. Kelime

3:19

ki bu ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Kelime

pose fatal consequences: anlamı ve doğal alternatifleri

Bu cümlede pose fatal consequences, ölüme yol açabilecek sonuçlara neden olmak anlamında kullanılmıştır. Buradaki pose, fotoğraf için poz vermek değil, resmî dilde bir tehlike ortaya koymak veya yaratmak anlamındadır. Amaçlanan anlam açıktır, ancak pose consequences standart İngilizcede doğal bir eşdizim değildir. Doğal ve resmî İngilizcede have fatal consequences veya cause fatal consequences denir; pose ile risk ya da threat gibi bir isim kullanılır.

Alıştırma

Standart İngilizcede en doğal uyarı cümlesi hangisidir?

  1. The infection can have fatal consequences.
  2. The infection can pose fatal consequences.
  3. The infection can make fatal consequences.
Cevabı göster

The infection can have fatal consequences.

Thankfully,

3:22

Neyse ki,

not all cases of appendicitis will lead to a rupture, Dilbilgisi

3:23

tüm apandisit vakaları patlamaya yol açmaz,

Dilbilgisi

not all cases ... will lead to a rupture: kısmi olumsuzluk

“not all cases of appendicitis will lead to a rupture” ifadesinde not all kısmi olumsuzluk kurar: her vakanın bu sonuca yol açacağı iddiasını reddeder. Bazı vakaların yırtılmaya yol açabileceği olasılığını yine de açık bırakır. Not all + çoğul isim + will lead to + sonuç kalıbı, bir tahminin veya riskin kapsamını sınırlar. Burada lead to “neden olmak” veya “yol açmak” anlamındadır; böylece cümle kesin ve mutlak bir iddiadan kaçınır.

Alıştırma

“Not all software errors will lead to a shutdown” ne anlama gelir?

  1. Her yazılım hatası sistemin kapanmasına yol açar.
  2. Bazı yazılım hataları sistemin kapanmasına yol açabilir, ancak her hata buna yol açmaz.
  3. Hiçbir yazılım hatası sistemin kapanmasına yol açamaz.
Cevabı göster

Bazı yazılım hataları sistemin kapanmasına yol açabilir, ancak her hata buna yol açmaz.

but it's impossible to know exactly when Dilbilgisi

3:27

ama tam olarak ne zaman olacağını bilmek imkansızdır

or if the appendix will burst

3:29

veya apandisin patlayıp patlamayacağını

Dilbilgisi

it's impossible to know exactly when or if ...: iki tür belirsizlik

“It's impossible to know exactly ...” kesin bir yanıtın bulunmadığını belirtir. It biçimsel öznedir; asıl içerik şu mastar yapısında verilir: to know exactly when or if the appendix will burst. When or if iki belirsizliği aynı anda kapsar. When olası bir yırtılmanın zamanını, if ise yırtılmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sorgular. İfade, when ile if arasında seçim yapılmasını istemez. Exactly, iddiayı kesinlik derecesiyle sınırlar: kesin bir yanıt olmasa da yaklaşık bir tahmin mümkün olabilir.

Alıştırma

“It's impossible to know exactly when or if the postponed match will take place” cümlesinde belirsiz olan nedir?

  1. Yalnızca maçın oynanacağı kesin yer.
  2. Maçın hem ne zaman oynanacağı hem de oynanıp oynanmayacağı.
  3. Maç kesinlikle oynanacak, ancak zamanı bilinmiyor.
Cevabı göster

Maçın hem ne zaman oynanacağı hem de oynanıp oynanmayacağı.

from symptoms alone. Kalıp ifadeler

3:31

sadece semptomlara bakarak.

Kalıp ifadeler

from symptoms alone: yalnızca belirtilere dayanarak

from symptoms alone ifadesinde from, kanıt olarak kullanılan bilgiyi tanıtır; alone ise bu kanıtı yalnızca belirtilerle sınırlar. Burada alone, “yalnız durumda olmayı” değil, “sadece” veya “başka hiçbir bilgi olmadan” anlamını taşır. Başka durumlara da uygulanabilen from + bilgi kaynağı + alone kalıbı, çoğu zaman tek bir bilgi kaynağının güvenilir bir sonuca ulaşmak için yeterli olmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca bu kanıtı kullanarak” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: You cannot determine the cause from one scan ____.

Cevabı göster

alone

So,

3:33

Bu yüzden,

it's recommended

3:34

tavsiye edilir

that all people with severe abdominal pain

3:35

şiddetli karın ağrısı olan herkesin

seek immediate medical attention. Kalıp ifadeler

3:38

derhal tıbbi yardım alması.

Kalıp ifadeler

seek immediate medical attention: derhâl tıbbi yardım almak

Seek immediate medical attention, “hemen profesyonel tıbbi yardım almak” anlamına gelen resmî bir ifadedir. Seek elde etmeye çalışmak, immediate gecikmemek anlamına gelir; medical attention ise sıradan anlamdaki “dikkati” değil, sağlık uzmanlarının değerlendirmesini veya tedavisini ifade eder. Bu cümlede ifade, şiddetli karın ağrısı olan herkese önerilen eylemi belirtir. Rutin bir randevu alma önerisi yerine aciliyet bildirir.

Alıştırma

Resmî acil durum uyarısını seek ile başlayan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Anyone with severe chest pain should ____.

Cevabı göster

seek immediate medical attention

Since doctors first identified appendicitis Dilbilgisi

3:41

Doktorlar apandisiti ilk kez tanımladıklarından beri

in the late 1800s,

3:43

1800'lerin sonlarında,

an appendectomy Kelime

3:45

bir apendektomi

or the surgical removal of the appendix

3:47

veya apandisin cerrahi olarak çıkarılması

Kelime

appendectomy or the surgical removal of the appendix: açıklayıcı or ve -ectomy eki

Appendectomy, apandisin cerrahi olarak çıkarılması anlamına gelir. -ectomy eki, bir vücut bölümünün çıkarıldığı ameliyatları belirten tıbbi terimlerde kullanılır. Burada or, terimin daha sade bir dille yeniden ifade edilmesini sağlar. İki isim öbeği aynı ameliyatı anlatır; bunlar iki farklı tedavi seçeneği değildir. Teknik bir terim geniş bir kitle için hemen tanımlanırken or sözcüğünün bu açıklayıcı kullanımı yaygındır.

Alıştırma

an appendectomy or the surgical removal of the appendix ifadesindeki or sözcüğünün işlevi nedir?

  1. İki farklı tedavi seçeneği sunar.
  2. Tıbbi terimi daha basit sözcüklerle açıklar.
  3. İki düşüncenin birbirinin zıddı olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Tıbbi terimi daha basit sözcüklerle açıklar.

has been the standard treatment. Kelime

3:50

standart tedavi olmuştur.

Dilbilgisi

Since doctors first identified appendicitis: geçmişteki başlangıç noktasının bugüne bağlanması

Bu cümlede since, “... olduğu zamandan beri” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. Since yan cümlesi, başlangıç noktasını oluşturan tamamlanmış bir geçmiş olayı belirtir: doktorların apandisiti ilk kez tanımlaması. Ana cümledeki present perfect has been, bu geçmiş başlangıç noktasını şimdiye bağlar. Since + simple past olay, ... present perfect ... kalıbı, o zamandan bugüne süren bir durumu veya gelişimi anlatmak için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

open fiilinin simple past, serve fiilinin ise present perfect biçimini kullanın: Since the clinic ____ in 2015, it ____ the neighborhood.

Cevabı göster

opened · has served

Kelime

standard treatment: kabul görmüş ve rutin kullanılan tıbbi yaklaşım

standard treatment ifadesinde standard, bir rahatsızlık için tıp uzmanlarınca yaygın olarak kabul edilen ve rutin biçimde kullanılan tedavi anlamına gelir. Ortalama ya da vasat kalitede demek değildir. Bu ifade, belirli bir dönemde yerleşmiş olan olağan yaklaşımı anlatır; tek başına bu tedavinin tek seçenek olduğunu veya her hastaya uygun olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede standard treatment ne anlama gelir?

  1. yalnızca ortalama kalitede bir tedavi
  2. yaygın kabul gören ve rutin kullanılan tedavi
  3. rastgele seçilmiş geçici bir tedavi
Cevabı göster

yaygın kabul gören ve rutin kullanılan tedavi

It's normally performed quickly,

3:52

Genellikle hızlı bir şekilde gerçekleştirilir,

within 24 hours of diagnosis. Kalıp ifadeler

3:54

teşhis konulduktan sonra 24 saat içinde.

Kalıp ifadeler

within 24 hours of diagnosis: tanıdan itibaren hesaplanan süre

Within 24 hours of diagnosis, tanının konduğu anda başlayan 24 saatlik süre içinde ve en geç bu sürenin sonunda anlamına gelir. Burada of diagnosis, başlangıç noktası olarak kullanılan olayı belirtir. Resmî within + süre + of + olay kalıbı, bir olaydan itibaren hesaplanan son tarihi belirler; olayın kendisinin o kadar sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

within 24 hours of diagnosis hangi son tarihi belirtir?

  1. Tanıdan sonra en geç 24 saat içinde
  2. 24 saat süren bir tanı süreci sırasında
  3. Tanıdan tam 24 saat önce
Cevabı göster

Tanıdan sonra en geç 24 saat içinde

Doctors remove the inflamed organ,

3:57

Doktorlar iltihaplı organı çıkarırlar,

which can double in size, Kalıp ifadeler

3:59

ki bu organ boyut olarak iki katına çıkabilir,

Kalıp ifadeler

double in size: boyutu iki katına çıkmak

double in size ifadesinde double, “öncekinin iki katı büyüklüğe ulaşmak” anlamında bir fiildir. Değişimi özne yaşar; which can double in size, öznenin boyutunun öncekinin iki katına ulaşabileceğini belirtir. in size, iki katına çıkan ölçünün boyut olduğunu gösterir. Bağlama uygun olduğunda aynı kalıp double in number, double in value veya double in weight gibi başka ölçülebilir özelliklerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak double in size ifadesiyle tamamlayın: If the image grows from five centimeters wide to ten centimeters wide, it will ____.

Cevabı göster

double in size

either through one large incision Dilbilgisi

4:01

ya büyük bir kesi yoluyla

or through several smaller incisions,

4:03

ya da birkaç küçük kesi yoluyla,

Dilbilgisi

either through ... or through ...: iki alternatif yol

either through one large incision or through several smaller incisions yapısı iki alternatif yol sunar. Either ilk seçeneği açar, or ise ikinci seçeneği tanıtır. İki seçenek paralel edat öbekleridir: through one large incision ve through several smaller incisions. Through sözcüğünün tekrarlanması uzun teknik anlatımı takip etmeyi kolaylaştırır; either ... or ... yalnızca tek sözcükleri değil, öbekleri de bağlayabilir.

Alıştırma

İki alternatif yöntemi göstermek için cümleyi either ... or ... ile tamamlayın: The report can be submitted ____ through the website ____ through the app.

Cevabı göster

either · or

using a camera and small instruments.

4:06

bir kamera ve küçük aletler kullanarak.

Recovery is typically quick,

4:08

İyileşme genellikle hızlıdır,

and most patients are discharged Kelime

4:10

ve çoğu hasta taburcu edilir

Kelime

patients are ... discharged: hastalar taburcu edilir

Bu cümlede patients are, ardından gelen geçmiş zaman ortacı discharged ile birleşerek patients are discharged edilgen ifadesini oluşturur. Hastane bağlamında bu, hastaların yatılı bakım aşaması bittikten sonra hastaneden ayrılmalarına resmî olarak izin verilmesi demektir. Edilgen yapı, taburcu olma iznini veren hastane çalışanlarından çok hastalara ve sonuca odaklanır.

Alıştırma

Bu geniş zamanlı hastane açıklamasını be discharged ile tamamlayın: After the final check, most patients ____ the same day.

Cevabı göster

are discharged

within a day or two.

4:12

bir veya iki gün içinde.

Though,

4:14

Ancak,

if the appendix has burst,

4:14

eğer apandis patlamışsa,

surgery can be more extensive, Kelime

4:16

ameliyat daha kapsamlı olabilir,

Kelime

more extensive: kapsamı daha geniş

Burada more extensive, “kapsamı daha geniş” anlamına gelir: Ameliyat daha geniş bir alanı, daha fazla dokuyu veya daha çok adımı içerebilir. Daha geniş kapsam genellikle daha fazla işlem gerektirdiği için ameliyat daha karmaşık da olabilir. Extensive tek başına “karmaşık” demek değildir. Temel düşünce, bir şeyin geniş bir alanı kapsaması veya çok şeyi etkilemesidir; more karşılaştırmayı belirtir.

Alıştırma

Bir raporda “The repairs were more extensive than expected.” deniyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Onarımlar daha yoğundu ancak kapsamları daha geniş değildi.
  2. Onarımlar beklenenden daha fazla işi veya daha geniş bir alanı kapsıyordu.
  3. Onarımlar beklenenden daha hızlı tamamlandı.
Cevabı göster

Onarımlar beklenenden daha fazla işi veya daha geniş bir alanı kapsıyordu.

as any bacteria and pus need to be thoroughly cleaned Dilbilgisi

4:19

çünkü tüm bakterilerin ve irinin iyice temizlenmesi gerekir

Dilbilgisi

need to be thoroughly + fiilin üçüncü hâli

Need to be + fiilin üçüncü hâli, öznenin bir eylemi yapmadığını, bu eylemin özneye uygulanması gerektiğini belirtir. Burada bacteria and pus, cleaned eylemine maruz kalan taraftır; temizliği yapan taraf değildir. Thoroughly, fiilin üçüncü hâli olan cleaned sözcüğünden önce gelen bir zarftır. Temizliğin eksiksiz ve dikkatli olması gerektiğini belirtir; bu nedenle need to be thoroughly cleaned, yapılması gereken edilgen bir işlemi ifade eder.

Alıştırma

“Eksiksiz bir temizlik gerektirmek” anlamını vermek için cümleyi hedef yapıdaki dört sözcükle tamamlayın: The filters ____ cleaned before they are reused.

Cevabı göster

need to be thoroughly

from the abdominal cavity. Kelime

4:23

karın boşluğundan.

Kelime

abdominal cavity: karın bölgesindeki iç boşluk

Abdominal cavity, birçok sindirim organını ve diğer organları içeren karın bölgesindeki iç boşluğun resmî anatomi terimidir. Burada cavity, vücudun içindeki boş bir alanı ifade eder. Yalnızca diş çürüğünü anlatmaz; abdominal niteleyicisi hangi vücut boşluğunun kastedildiğini belirtir.

Alıştırma

Bir tıbbi raporda abdominal cavity ne anlama gelir?

  1. karın bölgesinde organları içeren iç boşluk
  2. göğüs ile leğen kemiği arasındaki vücut bölgesi
  3. çürük nedeniyle dişte oluşan bir delik
Cevabı göster

karın bölgesinde organları içeren iç boşluk

In the long term, Kalıp ifadeler

4:25

Uzun vadede,

Kalıp ifadeler

Zaman çerçevesini değiştiren In the long term

In the long term, “sonuçlar uzun bir dönem açısından değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Burada ardından gelen bilgiye bir zaman çerçevesi verir ve dikkati hemen görülen etkilerden daha sonra ortaya çıkan sonuçlara yöneltir. Cümle başında tüm cümleyi düzenleyen bir geçiş ifadesi olarak kullanılır ve ardından genellikle virgül gelir. Buradaki term, “teknik terim” değil, “dönem” demektir.

Alıştırma

“Sonuçlar uzun bir dönem açısından düşünüldüğünde” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, regular maintenance costs less than repeated repairs.

Cevabı göster

In the long term

living without an appendix is unlikely Dilbilgisi

4:27

apandis olmadan yaşamanın pek olası değildir

Dilbilgisi

living without an appendix is: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği

Living without an appendix is yapısında özne, living without an appendix bölümünün tamamıdır. Bu -ing öbeği bir durumu adlandırır ve özne görevi görür; yüklem is ile başlar. İngilizcede bir eylem ya da durum, kişi öznesi kullanılmadan cümlenin konusu yapılabilir. Bu durum tek bir bütün olarak görüldüğü için tekil fiil is kullanılır. Buradaki living, present continuous yapısının parçası değildir; önünde yardımcı fiil yoktur.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin geniş zamandaki tekil biçimiyle tamamlayın: Living alone ____ difficult for some people.

Cevabı göster

is

to lead to any health issues. Kalıp ifadeler

4:29

herhangi bir sağlık sorununa yol açması.

Kalıp ifadeler

lead to any health issues: lead to + sonuç

Burada lead to, ‘bir sonuca neden olmak veya yol açmak’ anlamına gelir. Bu ifadede sonuç any health issues olduğundan, sağlık sorunlarının bir sonuç olarak ortaya çıkıp çıkmayacağından söz edilmektedir. Lead to yapısındaki to bir edattır. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to delays; lead to losing time. To sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın biçimi kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve ‘bir sonuca neden olmak’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Ignoring the warning signs can ____ bigger problems later.

Cevabı göster

lead to

Today,

4:32

Bugün,

thanks to medical advances, Kalıp ifadeler

4:32

tıbbi ilerlemeler sayesinde,

Kalıp ifadeler

thanks to medical advances: thanks to + yararlı neden

Thanks to, bir sonucun nedenini belirtir. Burada thanks to medical advances, ‘tıbbi gelişmeler nedeniyle’ veya ‘tıbbi gelişmelerin yardımıyla’ anlamına gelir; birine teşekkür etme eylemi değildir. Thanks to genellikle nedeni yararlı veya iyi bir sonuçtan sorumlu olarak sunar. Ardından bir isim öbeği gelir ve cümlenin başında virgülden önce kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede thanks to, alay içermeyen olağan olumlu anlamıyla kullanılmıştır?

  1. Thanks to we checked the map, we found the trail.
  2. Thanks to the clear map, we found the trail quickly.
  3. Thanks to the broken alarm, we missed the train.
Cevabı göster

Thanks to the clear map, we found the trail quickly.

many patients avoid surgery altogether. Kalıp ifadeler

4:34

birçok hasta ameliyattan tamamen kaçınabilmektedir.

Kalıp ifadeler

avoid surgery altogether: ameliyattan tamamen kaçınmak

Bu cümlede avoid surgery altogether, hiç ameliyat olmamak anlamına gelir. Cümle sonundaki altogether zarfı avoid fiilini güçlendirir: ameliyat yalnızca azaltılmaz veya ertelenmez, tamamen önlenir. Aktarılabilir avoid + isim veya eylem + altogether kalıbı, bir şeyin seçenek ya da ihtiyaç olmaktan tamamen çıkarıldığını anlatır.

Alıştırma

“A digital pass let us avoid the ticket line altogether,” cümlesinde altogether ne anlama gelir?

  1. tamamen—bilet kuyruğuna girme gereği hiç kalmadı
  2. geçici olarak—bilet kuyruğu daha sonra kullanılabilirdi
  3. grup hâlinde—herkes bilet kuyruğuna birlikte girdi
Cevabı göster

tamamen—bilet kuyruğuna girme gereği hiç kalmadı

Doctors have learned that appendicitis

4:37

Doktorlar öğrendiler ki apandisit

can often be treated with a simple course of antibiotics Kelime

4:39

genellikle basit bir antibiyotik kürü ile tedavi edilebilir,

Kelime

with a simple course of antibiotics: planlı bir tedavi dönemi

Burada with kullanılan tedavi yöntemini tanıtır; a course of antibiotics ise antibiyotiklerin bir programa göre alındığı veya verildiği planlı bir tedavi dönemini ifade eder. Course, okul dersi ya da güzergâh değil, tedavi dönemi veya tedavi planıdır. Simple, tedavinin görece kolay ve doğrudan olduğunu anlatır; tek bir hap veya tek bir doz anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı treat something with a course of medicine şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi planlı bir antibiyotik tedavisi dönemini ifade eden tam İngilizce söz öbeğiyle tamamlayın: The doctor prescribed a seven-day ____.

Cevabı göster

course of antibiotics

started in the emergency room Dilbilgisi

4:43

acil serviste başlanan

and continued at home.

4:45

ve evde devam edilen.

Dilbilgisi

started ... and continued ...: kısaltılmış geçmiş zaman ortacı niteleyicisi

started in the emergency room and continued at home ifadesi, önceki a course of antibiotics isim öbeğini niteleyen, bağlanmış iki geçmiş zaman ortacından oluşan kısaltılmış bir yapıdır. Tedavinin nerede ve nasıl yürütüldüğünü, yani bir yerde başlatılıp başka bir yerde sürdürüldüğünü açıklar. Bu ortaçlar yeni bir özne getirmez. Yapının tam biçimi a course of antibiotics that was started in the emergency room and continued at home olabilir. Kısaltılmış biçim, that was tekrar edilmeden isimden sonra ek bilgi verir.

Alıştırma

Özgün bağlamda started in the emergency room and continued at home neyi niteliyor?

  1. the course of antibiotics
  2. the emergency room
  3. home
Cevabı göster

the course of antibiotics

No matter the chosen course of treatment, Dilbilgisi

4:47

Seçilen tedavi yöntemi ne olursa olsun,

it's likely to be less distressing than Rogozov's, Dilbilgisi

4:49

Rogozov'un yaşadığından daha az sıkıntılı olması muhtemeldir,

Dilbilgisi

No matter the chosen course of treatment: ödünleme bildiren giriş

Cümle başındaki No matter the chosen course of treatment bir ödünleme belirtecidir. “Hangi tedavi seçilirse seçilsin” anlamına gelir ve sonraki yargının bütün tedavi seçenekleri için geçerli kaldığını gösterir. No matter burada tek bir birim olarak çalışır; seçimin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Kısa no matter + isim öbeği kalıbı bu bağlamda no matter which course of treatment is chosen gibi daha tam bir yan cümleye denktir.

Alıştırma

No matter the chosen course of treatment girişi dinleyiciye ne anlatır?

  1. Hiçbir tedavi seçilmemiştir.
  2. Sonraki yargı, hangi tedavi seçilirse seçilsin geçerlidir.
  3. Tedavi seçimi önemsiz sayılarak göz ardı edilmektedir.
Cevabı göster

Sonraki yargı, hangi tedavi seçilirse seçilsin geçerlidir.

Dilbilgisi

less distressing than Rogozov's: Rogozov'un deneyiminden daha az sıkıntı verici

less + sıfat + than kalıbı derece karşılaştırır. less distressing than Rogozov's, mevcut tedavi veya deneyimin Rogozov'un tedavi ya da deneyimine göre daha az acı, kaygı veya duygusal sıkıntı yaratmasının beklendiğini anlatır. Rogozov's tek başına kullanılan bir iyelik biçimidir. Bağlam açık olduğu için experience veya operation gibi bir isim düşürülmüştür; karşılaştırma doğrudan Rogozov adlı kişiyle değil, onun deneyimiyle yapılır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı less + adjective + than ile tamamlayın. distressing sözcüğünü kullanın: The follow-up procedure was ____ the first one.

Cevabı göster

less distressing than

who after giving himself local anesthesia, Kelime

4:53

ki o kendine lokal anestezi uyguladıktan sonra,

Kelime

giving himself local anesthesia: kendine lokal anestezi uygulamak

Lokal anestezi, kişi genellikle bilincini korurken vücudun belirli bir bölgesini uyuşturan anestezidir. Bu tıbbi ifadede local, ‘yakındaki’ veya ‘yerel’ değil, vücudun bir bölümüyle sınırlı anlamına gelir. Giving himself, Rogozov'un anesteziyi hem uygulayan hem de alan kişi olduğunu gösterir. Dönüşlü zamir himself, eylemi yapan kişiye geri döner.

Alıştırma

Bu cümlede giving himself local anesthesia ne anlama gelir?

  1. Yakındaki bir doktor onu tamamen bilinçsiz hâle getirdi.
  2. Anestezi almak için başka bir yere gitti.
  3. Kendi vücudunun bir bölgesini uyuşturmak için kendine ilaç uyguladı.
Cevabı göster

Kendi vücudunun bir bölgesini uyuşturmak için kendine ilaç uyguladı.

removed his own appendix,

4:56

kendi apandisini çıkarmış,

stitched himself up, Öbek fiiller

4:59

kendi dikişlerini atmış,

Öbek fiiller

stitched himself up: kendi yarasına dikiş attı

Bu tıbbi bağlamda stitched himself up, kendi yarasını dikişle kapattığı anlamına gelir. Himself nesnedir: dikişi atan kişi ile tedavi edilen kişi aynıdır. Buradaki up, sonucu bildiren bir parçacıktır. Yaranın tamamen kapatıldığını veya tedavinin tamamlandığını gösterir; dikişin yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Tıbbi bir hikâyede “He stitched himself up” ne anlama gelir?

  1. Başkasının kıyafetini onardı.
  2. Kendi yarasını dikişle kapattı.
  3. Kendisini yukarı kaldırdı.
Cevabı göster

Kendi yarasını dikişle kapattı.

and resumed his regular duties Kalıp ifadeler

5:00

ve normal görevlerine dönmüştür

Kalıp ifadeler

resumed his regular duties: olağan görevlerine yeniden başladı

Resumed, bir kesintiden sonra bir şeyi yeniden yapmaya başlamak anlamına gelir. Bu görevlerin daha önce de yerine getirildiğini ima eder; ilk kez başlamak değil, geri dönmektir. His regular duties, kişinin normal ve olağan iş sorumluluklarıdır. Bu ifadede regular, görevlerin tam zaman aralıklarıyla yapılmasını değil, normalde o role ait olmasını anlatır.

Alıştırma

Resumed ve regular duties kullanarak cümleyi tamamlayın: After a month of medical leave, Priya ____.

Cevabı göster

resumed her regular duties

just two weeks later.

5:02

sadece iki hafta sonra.

Nevertheless, Anlatım akışı

5:04

Yine de,

thanks to his story,

5:05

onun hikayesi sayesinde,

Anlatım akışı

Nevertheless: ödünleme ilişkisi kurmak

Nevertheless, “az önce söylenen şeye rağmen” anlamına gelen bir cümle bağlayıcısıdır. Önce önceki noktayı kabul eder, ardından buna rağmen doğru veya önemli olmaya devam eden bilgiyi sunar. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir. Akıl yürütmeyi, önceki bir gerçek ve ona rağmen geçerliliğini koruyan beklenmedik bir sonuç biçiminde düzenler. Burada sonuç thanks to his story ile başlar.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki gerçeğe rağmen sonucun geçerliliğini koruduğunu nevertheless ile gösteriyor?

  1. The route was longer than expected. For example, it crossed two bridges.
  2. The route was longer than expected. In other words, it took ten minutes.
  3. The route was longer than expected. Nevertheless, we arrived before dark.
Cevabı göster

The route was longer than expected. Nevertheless, we arrived before dark.

doctors on remote stations in Antarctica Kültür

5:07

Antarktika'daki uzak istasyonlardaki doktorlar

Kültür

remote stations in Antarctica: coğrafi olarak yalıtılmış araştırma üsleri

Remote stations in Antarctica, Antarktika'da kasabalardan, hastanelerden ve olağan ulaşım olanaklarından uzakta bulunan araştırma üsleri anlamına gelir. Remote, stations sözcüğünü niteler ve coğrafi yalıtılmışlığı anlatır; stations burada tren istasyonlarını değil, personelin görev yaptığı üsleri ifade eder. Bu ifade pratik arka planı açıklar: uzaklık, sert koşullar ve sınırlı tahliye imkânları tıbbi hazırlığı önemli hâle getirir. Daha genel olarak remote ile bir yer adı kullanıldığında, o yerin ulaşılması güç veya düzenli hizmetlerden uzak olduğu anlatılır.

Alıştırma

Remote sözcüğü hangi cümlede remote stations in Antarctica ifadesindekiyle aynı coğrafi anlamı taşır?

  1. She used the remote to change the channel.
  2. The technician checked the machine remotely.
  3. The nurse visits remote villages by boat.
Cevabı göster

The nurse visits remote villages by boat.

now know to bring plenty of antibiotics Dilbilgisi

5:10

artık bolca antibiyotik getirmeleri gerektiğini biliyorlar

Dilbilgisi

know to bring: götürmek gerektiğini bilmek

Bu cümlede know to bring, “bir şeyi götürmenin doğru veya gerekli eylem olduğunu anlamak” demektir. Doktorlar bol miktarda antibiyotik götürmeleri gerektiğini öğrenmiştir. know to + fiil yapısı, yapılacak bir eylemi fark etmeye veya hatırlamaya odaklanır. O eylemi gerçekleştirme becerisine ya da yöntemine sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Experienced campers know to bring extra water.” cümlesinde know to bring ne anlama gelir?

  1. Fazladan suyu taşımanın yöntemini biliyorlar.
  2. Fazladan suyun nereye götürüldüğünü biliyorlar.
  3. Fazladan su götürmeleri gerektiğini anlıyorlar.
Cevabı göster

Fazladan su götürmeleri gerektiğini anlıyorlar.

to treat appendicitis just in case. Kalıp ifadeler

5:12

ne olur ne olmaz apandisiti tedavi etmek için.

Kalıp ifadeler

just in case: belirsiz bir olasılığa karşı hazırlık yapmak

Just in case, “olabilecek bir şeye karşı önlem olarak” veya “ne olur ne olmaz” anlamına gelir. Burada, apandisit ortaya çıkarsa tedavi edilebilmesi için antibiyotik götürülür; hastalık mümkündür ama beklenen ya da kesin bir durum değildir. Just in case cümlenin sonunda kullanıldığında, bağlam açıksa olası durumun tam olarak ne olduğu söylenmeyebilir.

Alıştırma

Cümleyi “önlem olarak” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: I packed an extra phone battery ____.

Cevabı göster

just in case

Before modern medicine and anesthesia, Anlatım akışı

5:17

Modern tıp ve anestezi öncesinde,

Anlatım akışı

Before modern medicine and anesthesia ile tarihsel bir çerçeve kurmak

Before modern medicine and anesthesia, cümlenin başında kullanılan bir zaman ifadesidir. Ardından gelen soruyu modern tıbbi bakımın ve anestezinin henüz mevcut olmadığı bir döneme yerleştirir. Buradaki before, zaman çizelgesindeki tek bir anı değil, geniş bir tarihsel çerçeveyi ifade eder. Bu çerçeve, eski dönemlerdeki ameliyatlarla günümüz tıbbı arasında karşılaştırma kurulmasını sağlayarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Before modern medicine and anesthesia ifadesi bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Ardından gelen soruyu daha eski bir tarihsel döneme yerleştirir.
  2. Ameliyatları yapan kişileri belirtir.
  3. Modern tıbbın belirli bir anda sona erdiğini söyler.
Cevabı göster

Ardından gelen soruyu daha eski bir tarihsel döneme yerleştirir.

how did patients undergo surgeries Kelime

5:20

hastalar nasıl ameliyat oluyordu

like an appendectomy?

5:22

apendektomi gibi?

Kelime

patients undergo surgeries: hastaların ameliyat geçirmesi

Patients undergo surgeries, hastaların cerrahi işlemleri geçirmesi ve deneyimlemesi anlamına gelir. Hastalar işlemin uygulandığı kişilerdir; işlemi yapan kişiler değildir. Undergo geçişli bir fiildir, bu nedenle nesnesini doğrudan alır: undergo surgery denir, undergo to surgery denmez. Çoğul surgeries, birden fazla ameliyata veya farklı ameliyat türlerine işaret edebilir.

Alıştırma

Hastanın ameliyat geçirdiğini hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. Patients undergo surgery.
  2. Patients undergo to surgery.
  3. Patients perform surgery.
Cevabı göster

Patients undergo surgery.

Explore the methods doctors used throughout history

5:24

Doktorların tarih boyunca kullandığı yöntemleri keşfedin

before modern anesthesia existed

5:27

modern anestezi var olmadan önce

with this video.

5:30

bu video ile.