Apandisit ağrısı neye benzer? - David R. Flum: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Antarktika’da kendi apandisini çıkaran Leonid Rogozov’un vakasından yola çıkarak apandisin olası işlevlerini, bir tıkanıklığın iltihaplanma ve yırtılmaya nasıl yol açabildiğini ve apandisitin günümüzde ameliyat ya da antibiyotiklerle nasıl tedavi edildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it became clear that — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Kanıtlar biriktikçe bir teşhis veya sonucun giderek kesinleştiğini belirtmeyi öğrenin; bu kalıp tıbbi açıklamalarda, raporlarda ve akıl yürütmelerde kullanışlıdır. 2. What we do know is — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının apandis hakkındaki belirsiz teorilerden güvenilir bilgilere nasıl geçtiğini fark edin ve kesin olarak söylenebilen noktaları vurgulamak için bu yapıyı kullanın. 3. started in the emergency room and continued at home. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birbirine bağlanan geçmiş zaman ortaçlarının edilgen yapıyı tekrarlamadan antibiyotik tedavisinin aşamalarını nasıl özetlediğini anlayın ve bu kalıbı tedavi ya da süreç anlatımlarına uygulayın.
Bu derste
the 6th Soviet Antarctic Expedition took a harrowing turn. Notlar
0:096. Sovyet Antarktika Seferi korkunç bir hal aldı.
6th Soviet Antarctic Expedition: resmî bir görev adının yapısı
6th Soviet Antarctic Expedition, Sovyetler Birliği tarafından düzenlenen bilimsel bir Antarktika görevinin resmî adıdır. 1961 yılındaki bu bağlamda expedition, görevin yanı sıra görevi yerine getiren ekibi de ifade edebilir; sıradan bir turist grubunu anlatmaz. Ana isim Expedition en sonda yer alır. Önündeki sözcükler sıralamayı, bağlılığı ve bölgeyi belirtir: 6th + Soviet + Antarctic. Bu yapıyı tanımak, başka resmî görev ve keşif adlarını çözümlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümlede 6th Soviet Antarctic Expedition neyi ifade ediyor?
- Sovyetlerin Antarktika’da düzenlediği ve bir dizinin altıncısı olan bilimsel görev
- Antarktika’ya özel gezi yapan altıncı Sovyet turist
- Altı kez yön değiştiren bir Sovyet Antarktika tur rotası
Cevabı göster
Sovyetlerin Antarktika’da düzenlediği ve bir dizinin altıncısı olan bilimsel görev
took a harrowing turn: olayların dehşet verici biçimde değişmesi
took a harrowing turn ifadesindeki turn, fiziksel olarak yön değiştirmeyi değil, olayların gelişimindeki bir değişikliği anlatır. take a/an + sıfat + turn kalıbı, bir durumun sıfatın belirttiği şekilde gelişmesi anlamına gelir. Harrowing, çoğunlukla tehlike, acı veya travma nedeniyle son derece üzücü ya da korkutucu demektir. İfadenin tamamı, seferin durumunun ciddi biçimde korkutucu ve acı verici bir hâl aldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “son derece korkutucu ve üzücü bir hâl aldı” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The overnight voyage ____ when the engine failed during the storm.
Cevabı göster
took a harrowing turn
with an excruciating pain in his right side. Kelime
0:21sağ tarafında dayanılmaz bir ağrıyla birlikte.
excruciating pain: neredeyse dayanılmaz ağrı
“Excruciating pain”, dayanması son derece zor olan çok şiddetli bir ağrı demektir. Excruciating, painful veya very painful ifadelerinden çok daha güçlüdür. Bu cümlede ifade, sağ taraftaki ağrıyı sıradan bir rahatsızlık değil, ciddi bir belirti olarak gösterir. Daha genel olarak excruciating, fiziksel ya da duygusal acının neredeyse dayanılmaz bir düzeyde olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi açıklama excruciating pain ifadesine en uygundur?
- kolayca görmezden gelinebilen hafif ağrı
- yalnızca bir kez ortaya çıkan kısa süreli ağrı
- neredeyse dayanılmaz derecede şiddetli ağrı
Cevabı göster
neredeyse dayanılmaz derecede şiddetli ağrı
it became clear that: zaman içinde netleşen bir sonuç
“It became clear that + yan cümle”, kanıtlar ortaya çıktıkça veya olaylar geliştikçe belirsiz bir sonucun netleştiğini anlatır. Became, sonucun belirli bir anda açık olduğunu söylemekle yetinmez; belirsizlikten açıklığa geçişi vurgular. It burada biçimsel öznedir; asıl bilgi that ile başlayan yan cümlede yer alır. Bu örnekte netleşen içerik “he had appendicitis” kısmıdır. Bu kalıp bir teşhisin, bulgunun veya yargının nasıl ortaya çıktığını açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir sonucun netleştiğini gösteren kalıpla cümleyi tamamlayın: After the engineers checked the data, ____ the sensor was faulty.
Cevabı göster
it became clear that
an infection that can cause the appendix to burst. Dilbilgisi
0:30apandisin patlamasına neden olabilen bir enfeksiyon.
can cause the appendix to burst: cause + nesne + to-infinitive
can cause the appendix to burst ifadesinde cause, cause + object + to-infinitive yapısını izler. the appendix etkilenen şeydir; to burst ise enfeksiyonun yol açabileceği sonucu belirtir. Buradaki to-infinitive bir sonuç tamamlayıcısıdır, amaç ifadesi değildir: apandis bir amaca ulaşmak için patlamaz. Bu yapı, bir nedeni onun ortaya çıkardığı eylem veya değişimle bağlar.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: Excess pressure can cause the glass ____ crack.
Cevabı göster
to
appendix did ...: if his appendix did rupture içinde pekiştirici did
if his appendix did rupture ifadesindeki did, do yardımcı fiilinin pekiştirme amaçlı kullanımıdır. Patlama olasılığına gerçekten veya hakikaten anlamını katar; yalnızca geçmiş zamanı belirten bir dolgu sözcüğü değildir. Zamanı did taşıdığı için rupture yalın fiil biçiminde kalır. if yan cümlesi hâlâ bir koşul sunduğundan, bu ifade korkulan bir olasılığı vurgular ancak patlamanın gerçekten gerçekleştiğini ileri sürmez.
Alıştırma
Pekiştirici do fiilinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: If the emergency generator ____ fail, the hospital would switch to battery power.
Cevabı göster
did
blizzard raged, ...: şiddetli ve uzun süren bir tipi anlatmak
“a blizzard raged” ifadesinde raged geçişsiz bir fiildir; tipinin büyük bir güçle ve yoğun biçimde devam ettiğini anlatır. Sadece bir tipi olduğunu söylemek yerine fırtınaya hareket ve güç katar. Rage, doğa olaylarını ve diğer güçlü olayları da anlatabilir. Bu nedenle burada tipinin insan gibi öfkelendiği anlamı yoktur. Bu canlı ifade, dışarıdaki koşulların dışarı çıkmayı neden tehlikeli hâle getirdiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi rage fiilinin simple past hâliyle tamamlayın: Last night, the wildfire ____ across the valley for six hours.
Cevabı göster
raged
making it dangerous for him to leave the station Dilbilgisi
0:43bu da onun istasyondan ayrılmasını tehlikeli hale getiriyordu
making it dangerous for him to leave ...: sonucu gösteren yapı
“making it dangerous for him to leave” ifadesindeki -ing yapısı, önceki cümledeki durumun sonucunu ekler: koşullar onun ayrılmasını tehlikeli hâle getirir. Bu yapı neden ile sonucu kısa ve sıkı bir biçimde bağlar. Yapı make + it + sıfat + for someone + to do something şeklindedir. Buradaki it, daha sonra gelen eylemin yerini tutan biçimsel nesnedir; asıl değerlendirilen eylem for him to leave ifadesidir. Making burada bir nesne üretmek değil, “bu duruma yol açmak” anlamındadır.
Alıştırma
Cümlede “making it dangerous for him to leave” ne işe yarıyor?
- Önceki durumun yol açtığı sonucu ekliyor
- İstasyondan ayrılmasının amacını belirtiyor
- Onun tehlikeli bir şeyi aktif olarak yaptığını söylüyor
Cevabı göster
Önceki durumun yol açtığı sonucu ekliyor
Rogozov faced a gut-wrenching choice. Deyimler
0:49Rogozov yürek burkan bir seçimle karşı karşıya kaldı.
gut-wrenching choice: duygusal açıdan yıkıcı bir seçim
“a gut-wrenching choice” ifadesinde gut-wrenching, aşırı duygusal acı, korku veya iç çatışma yaratan bir seçimi anlatan canlı bir mecazdır. Midenin gerçekten burkulduğunu anlatmaz. Bu ifade, seçimin sadece zor değil, yıkıcı olduğunu vurgular. Genel olarak gut-wrenching, duygusal açıdan katlanılması çok zor olan bir karar, kayıp ya da haber için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “gut-wrenching choice” ne anlama gelir?
- duygusal açıdan çok acı veren bir seçim
- kolay ve keyifli bir seçim
- mide sorununu tedavi etmeyle ilgili bir seçim
Cevabı göster
duygusal açıdan çok acı veren bir seçim
or cut ... open: bir alternatif sunmak ve keserek açmak
Burada or, bu eylemi daha önce sözü edilen seçeneğe bağlayarak başka bir olasılık sunar; bu nedenle “or cut” bir alternatif başlatır. Tam ifade cut open’dır: cut eylemi, open ise kesme sonucunda bir açıklık oluştuğunu gösteren sonuç parçacığını belirtir. Nesne bir vücut bölümü ya da fiziksel bir eşya olduğunda cut open, sadece yüzeyine küçük bir kesik atmak değil, keserek açmak anlamına gelir. Bu cümlede ifade, karın bölgesini keserek açmayı anlatır.
Alıştırma
“or cut open his own abdomen” ifadesinde vurgulanan kelimeler ne anlam katar?
- or bir alternatif sunar ve cut open keserek bir açıklık oluşturmak demektir
- or zaman sırası sunar ve cut open yüzeye hafifçe dokunmak demektir
- or bir yer bildirir ve cut open bir şeyi anahtarla açmak demektir
Cevabı göster
or bir alternatif sunar ve cut open keserek bir açıklık oluşturmak demektir
While Rogozov's predicament may have been extreme, Dilbilgisi
1:01Rogozov'un zor durumu uç bir örnek olsa da,
While ... may have been extreme: önce sıra dışı bir vakayı kabul etmek
Buradaki While bir ödünleme ilişkisi kurar; bu nedenle “... iken” değil, “... olsa da” anlamındadır. Başlangıçtaki yan cümle Rogozov'un durumunun uç bir vaka olmuş olabileceğini kabul eder; ana cümle ise ardından apandisit hakkında daha genel bir yargıya geçer. While X may have been Y, Z kalıbı, geçmişteki bir vakaya ilişkin olası bir nitelemeyi ana fikir hâline getirmeden temkinli biçimde kabul etmeyi sağlar. may have been bu kabulü kesin bir gerçek olarak sunmak yerine yumuşatır.
Alıştırma
Örnek cümlede While nasıl bir işlev görüyor?
- Rogozov'un içinde bulunduğu durumu apandisitin nedeni olarak gösteriyor.
- Apandisitin Rogozov'un içinde bulunduğu durumla aynı anda gerçekleştiğini söylüyor.
- Daha genel bir noktaya geçmeden önce Rogozov'un vakasının aşırı uçta olmuş olabileceğini kabul ediyor.
Cevabı göster
Daha genel bir noktaya geçmeden önce Rogozov'un vakasının aşırı uçta olmuş olabileceğini kabul ediyor.
not uncommon: bir şeyin oldukça yaygın olduğunu ölçülü biçimde söylemek
Not uncommon, uncommon sözcüğünü olumsuzlar; bu nedenle ifadenin bütünü “nadir değil” veya “oldukça yaygın” anlamına gelir. Bu cümlede apandisitin olağan dışı sayılmayacak kadar sık görüldüğü anlatılır. common ile karşılaştırıldığında not uncommon daha dolaylıdır ve kesin ya da çok yüksek bir sıklık iddia etmez. Bu tür ölçülü anlatım, bilgi veren veya resmî açıklamalara temkinli bir ton kazandırır.
Alıştırma
Hangi yorum not uncommon ifadesinin hem anlamını hem de ölçülü tonunu en iyi korur?
- Son derece yaygındır.
- Nadir değildir ancak cümle ne kadar yaygın olduğunu kesin olarak söylemez.
- Nadirdir ve yalnızca ara sıra gerçekleşir.
Cevabı göster
Nadir değildir ancak cümle ne kadar yaygın olduğunu kesin olarak söylemez.
one in 12 people: istatistiksel bir oran ifade etmek
One in 12 people, her 12 kişilik gruptan bir kişi, yani nüfusun yaklaşık 1/12’si demektir. Bu cümlede roughly, sayının kesin bir sayım değil tahmin olduğunu gösterir. one in + sayı + çoğul grup adı kalıbı istatistiksel bir sıklığı bildirir. Bir nüfus içindeki oranı anlatır; sıralamadaki on ikinci kişiyi veya belirli bir kişiyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “her sekiz kişiden biri” anlamındaki one in + number yapısıyla tamamlayın: The survey found that remote work is common for ____ commuters.
Cevabı göster
one in eight
And why is this organ so prone to bursting? Kalıp ifadeler
1:14Ve bu organ neden patlamaya bu kadar eğilimlidir?
so prone to bursting: be prone to + -ing yapısı
Be prone to + isim veya -ing biçimi, özellikle istenmeyen bir olaya karşı eğilimli ya da hassas olmak anlamına gelir. Burada so prone to bursting, bu organın patlamaya özellikle güçlü bir eğilimi olduğunu belirtir; so bu eğilimin derecesini güçlendirir. prone to içindeki to bir edattır, mastar işareti değildir. Bu nedenle burst, bursting ulaç biçimine dönüşür. Bu kalıp prone to infection ve prone to overheating gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi prone to ve overheat fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Older laptops are ____ when their vents are blocked.
Cevabı göster
prone to overheating
The appendix is a small worm-shaped pouch attached to the large intestine Kelime
1:18Apandis, kalın bağırsağa bağlı, küçük, solucan şeklinde bir kesedir
small worm-shaped: boyutu “isim + shaped” yapısıyla birleştirmek
small worm-shaped pouch ifadesinde small ve worm-shaped, pouch sözcüğünü niteler. Small boyutu belirtir; worm-shaped ise kesenin solucana benzeyen uzun ve dar bir şekli olduğunu anlatır. “İsim + shaped” yapısı, “o ismin gösterdiği biçime sahip” demektir. Yalnızca dış şekli anlatır; bu nedenle worm-shaped, kesenin içinde solucan bulunduğu veya solucandan yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
star ve shaped sözcüklerinden ismin önünde kullanılacak bileşik sıfatı oluşturun: The child cut out a ____ piece of paper.
Cevabı göster
star-shaped
that houses a diversity of gut microbes. Kelime
1:24ve çeşitli bağırsak mikroplarına ev sahipliği yapar.
houses a diversity of gut microbes: house fiil olarak
Buradaki houses, house fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir ve “barındırır veya yer sağlar” anlamına gelir. İlgi zamiri that öznedir; a diversity of gut microbes ise doğrudan nesnedir. A diversity of, birden fazla farklı türün bulunduğunu vurgular. Bilimsel ve bilgilendirici metinlerde house; bir organı, binayı, kurumu veya yaşam alanını canlıların ya da nesnelerin bulunduğu veya saklandığı yer olarak sunmak için sık kullanılır.
Alıştırma
house fiilini doğru biçimde kullanın: The new library ____ a collection of rare maps.
Cevabı göster
houses
that it was a useless artifact of evolution. Kelime
1:30bunun evrimin işe yaramaz bir kalıntısı olduğu yönünde.
long speculated that: uzun süredir var olan ancak kanıtlanmamış bir fikir
Burada long, speculated fiilini niteleyen bir zarftır. long speculated that ifadesi, bu varsayımın uzun yıllar boyunca sürdüğünü veya benimsendiğini anlatır; long fiziksel uzunluk bildirmez. Speculated that, eksik kanıtlara dayanan bir düşünceyi aktarır; kanıtlanmış bir sonucu anlatmaz. Açıklayıcı metinlerde bu ifade, daha yeni kanıtların desteklediği veya çürüttüğü eski bir görüşü tanıtabilir.
Alıştırma
Cümleyi, “kanıtlanmamış bir fikri uzun yıllar boyunca benimsemiş olmak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Researchers ____ the crater had been formed by a meteor, and later evidence supported the idea.
Cevabı göster
long speculated that
a useless artifact of evolution: işe yaramaz bir evrimsel kalıntı
Bu bilimsel bağlamda an artifact of evolution, evrimsel geçmişten kalmış bir yapı veya özelliktir. Burada artifact, insan yapımı nesne şeklindeki günlük anlamının ötesine geçerek “geriye kalmış sonuç” anlamında kullanılır. Useless sıfatı, bu yapının günümüzde hiçbir işlevi olmadığı yönündeki eski iddiayı aktarır. Cümlenin tamamında bilim insanlarının bunu speculated ettiği söylendiği için bu, anlatıcının doğruladığı bir gerçek değil, aktarılan bir varsayımdır.
Alıştırma
Bu cümlede a useless artifact of evolution ne anlama gelir?
- Evrimsel geçmişten kalmış ve günümüzde hiçbir işlevi olmadığı düşünülen bir yapı
- Evrimi incelemek için kullanılan modern bir araç
- İnsanlar tarafından yapılmış ve müzede sergilenen eski bir nesne
Cevabı göster
Evrimsel geçmişten kalmış ve günümüzde hiçbir işlevi olmadığı düşünülen bir yapı
independently evolved in many different mammals. Kelime
1:35birçok farklı memelide bağımsız olarak evrimleşmiştir.
"independently evolved": farklı soylarda ayrı ayrı evrimleşme
Bu cümlede independently evolved, aynı tür özelliğin birden fazla memeli evrim soyunda ayrı ayrı ortaya çıktığı anlamına gelir. Bu özellik, hepsinin paylaştığı yakın tarihli tek bir ortak atadan yalnızca bir kez miras alınmış değildir. Burada independently, tek bir hayvanın yalnız başına hareket etmesini değil, ayrı evrimsel geçmişleri anlatır. Benzer bir özellik birden fazla kez evrimleştiğinde, bu tekrarlanan örüntü özelliğin bir işlevi olduğu çıkarımını destekleyebilir.
Alıştırma
"Camera-like eyes independently evolved in octopuses and vertebrates," cümlesinde independently evolved ne anlama gelir?
- Benzer gözler iki evrim soyunda ayrı ayrı ortaya çıktı.
- Bir ahtapot kendi gözlerini bilinçli olarak değiştirdi.
- Her iki grup da yakın zamanda aynı türden tamamen aynı gözleri miras aldı.
Cevabı göster
Benzer gözler iki evrim soyunda ayrı ayrı ortaya çıktı.
This suggests that it probably has some function, Anlatım akışı
1:39Bu, muhtemelen bir işlevi olduğunu gösterir,
"This suggests that": ihtiyatlı bir çıkarım sunma
This, önceki cümledeki kanıta gönderme yapar ve onu ardından gelen çıkarımın dayanağı olarak sunar. Tekrarlanan evrimsel örüntü kanıttır; it probably has some function ise çıkarımdır. Burada suggests that, “gösteriyor” veya “şu düşünceyi destekliyor” anlamına gelir; “öneriyor” anlamına gelmez. Makul ancak kesin olmayan bir sonucu sunar ve bu ihtiyatlı anlam probably sözcüğüyle uyumludur.
Alıştırma
Cümleyi ihtiyatlı bir çıkarım sunan, dersteki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The battery lasted longer in every test. ____ the new design is more efficient.
Cevabı göster
This suggests that
though it's likely subtle: yargıyı geri çekmeden bir sınırlama eklemek
though it's likely subtle yan cümlesi, önceki yargıya bir ödün veya sınırlama ekler. Olası işlevin yine de var olabileceğini, ancak etkisinin küçük ya da fark edilmesi zor olabileceğini anlatır. Burada though önceki düşünceyi geçersiz kılmaz. Ana yargıyı korurken onun gücünü sınırlar; likely yüksek olasılık, subtle ise belirgin olmayan bir şey ifade eder.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The treatment may help, though the effect is likely subtle. though yan cümlesinin görevi nedir?
- Tedavinin hiçbir etkisi olmadığını kanıtlar.
- Tedavinin neden işe yaradığını açıklar.
- Tedavinin yardımcı olma ihtimalini korur, ancak etkinin ne kadar fark edilir olabileceğini sınırlar.
Cevabı göster
Tedavinin yardımcı olma ihtimalini korur, ancak etkinin ne kadar fark edilir olabileceğini sınırlar.
serves as a reservoir for healthy gut bacteria. Kalıp ifadeler
1:47sağlıklı bağırsak bakterileri için bir depo görevi görmesidir.
One possibility is that: kesin olmayan bir açıklama sunmak
One possibility is that, ardından gelen düşünceyi kesinleşmiş bir gerçek değil, olası açıklamalardan biri olarak gösterir. Bu cümlede apandis için önerilen rol, temkinli bir varsayım olarak sunulur. Yapı One possibility + is + that yan cümlesi şeklindedir. Belirsiz bilgileri açıkça düzenler ve başka açıklamalara yer bırakır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli açıklama kalıbıyla tamamlayın: ____ the delay was caused by a software update.
Cevabı göster
One possibility is that
serves as a reservoir for: ... için rezervuar görevi görmek
serves as, “olarak işlev görmek” veya “görevini görmek” anlamına gelir; burada birine hizmet etmek anlamında değildir. a reservoir for healthy gut bacteria, bu bakterileri barındırabilen bir yer ya da depo demektir. Bu nedenle ifade, olası bir depolama işlevini anlatır. Yapı, özne + serve as + rol ya da işlev + for + depolanan şey şeklindedir. Bu cümledeki serves, tekil öznenin bu işlevi yerine getirdiğini gösterir; öznenin birine hizmet ettiğini söylemez.
Alıştırma
Bir nesnenin bir şeyi depolayan yer olarak işlev gördüğünü anlatan ifadeyi seçin.
- serves as a reservoir for
- serves a customer
- plays a role in
Cevabı göster
serves as a reservoir for
Or it may play a role in mounting immune responses. Kalıp ifadeler
1:51Veya bağışıklık tepkilerinin oluşturulmasında rol oynayabilir.
may play a role: rol oynayabilir
may play a role, bir şeyin bir sürece katkıda bulunabileceği veya onu etkileyebileceği anlamına gelir. may, iddianın kesin olmadığını gösterir; play a role ise öznenin tek ya da başlıca neden olduğunu söylemez. Tam yapı play a role in + isim veya -ing biçimidir. Burada ifade, özneyi bağışıklık tepkilerinin oluşturulmasına olası bir katkı sağlayan unsur olarak sunar; tiyatroda rol yapmak anlamında değildir.
Alıştırma
Kesin veya tek neden olduğunu iddia etmeden olası bir katkıyı ifade eden yapıyı seçin: Sleep ____ memory formation.
- may play a role in
- may cause
- is responsible for
Cevabı göster
may play a role in
mounting immune responses: vücudun bağışıklık savunmasını başlatmak
Burada mount, bir tepkiyi başlatmak ve düzenlemek anlamına gelir; yani vücut enfeksiyona veya başka bir uyarana karşı savunmalarını harekete geçirir. Mounting, play a role in + isim veya -ing biçiminde etkinlik kalıbında in edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir. İfadenin bütünü, organın rol oynayabileceği etkinliği adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi mount kullanan ve 'bağışıklık tepkisi başlatmak' anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The vaccine helps the body ____ against the virus.
Cevabı göster
mount an immune response
What we do know is this puzzling organ Anlatım akışı
1:56Kesin olarak bildiğimiz şey, bu kafa karıştırıcı organın
What we do know is ...: kesinleşmiş bilgiyi vurgulamak
What we do know is... belirsizlikten veya tahminden, konuşmacının kesinleşmiş olarak sunduğu bir noktaya geçerek bilgiyi düzenler. is'ten sonraki yan cümle odağı alır. Do, do know içinde vurgu yardımcı fiilidir; bu nedenle 'gerçekten' veya 'kesinlikle bilmek' anlamına gelir, 'bir eylem yapmak' anlamına gelmez. is'ten sonra çoğu zaman that ile başlayan bir yan cümle gelir, ancak örnekte olduğu gibi that çıkarılabilir.
Alıştırma
Kesinleşmiş gerçeği tanıtmak için cümleyi vurgulu do içeren What ... is kalıbıyla tamamlayın: The cause is still unclear, but ____ the alarm worked correctly.
Cevabı göster
what we do know is that
start with some sort of obstruction: bir tür tıkanmayla başlamak
start with bir sürecin veya nedenler zincirinin başlangıç noktasını belirtir: bir şey X olduğunda başlar. Burada some sort of obstruction, tıkanmanın kesin türünü belirtmeden onu sıradaki ilk sorun olarak sunar. some sort of “bir tür” veya “bir çeşit” anlamına gelir. Genel kategori verilir, ancak somut biçim açık bırakılır; sort burada “tür” anlamında bir isimdir, “sınıflandırmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Sürecin türü belirtilmemiş bir sorundan başladığını anlatan ifadeyi yazın: The system failure can ____ software error.
Cevabı göster
start with some sort of
an appendicolith: apendikolit
an appendicolith tıbbi bir terimdir ve apendiksin içindeki küçük, sertleşmiş bir maddeyi ifade eder; bu madde çoğu zaman kurumuş veya kireçlenmiş bir dışkı parçasıdır. Bu cümlede terim, organın girişine sıkışıp tıkanmaya yol açabilecek nesneyi adlandırır; sıradan bir taşı veya vücudun dışından gelmiş bir nesneyi ifade etmez. appendicolith tekil ve sayılabilen bir isimdir; kelime ünlü bir sesle başladığı için önünde an kullanılır. appendico- bölümü appendix ile, -lith bölümü ise “taş” veya taş gibi sert bir kitleyle bağlantılıdır.
Alıştırma
Bu bağlamda an appendicolith neyi ifade eder?
- Apendiksi tıkayabilecek küçük ve sertleşmiş bir dışkı parçası
- Böbrekte oluşan bir taş
- Apendiksin iltihaplanması
Cevabı göster
Apendiksi tıkayabilecek küçük ve sertleşmiş bir dışkı parçası
lodge itself in: bir yerin içine sıkışıp kalmak
Bu cümlede lodge itself in, dar bir yere girip orada sıkışıp kalmak anlamına gelir. İfade, bir cismin organın girişine ulaşıp orada kalmasını ve muhtemelen girişi tıkamasını anlatır. itself dönüşlülük zamiridir ve özneye gönderme yapar. Yapı, cismin sonuçta oraya saplanıp kaldığını gösterir; cismin bilinçli olarak hareket etmeyi seçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“A metal shard lodged itself in the narrow opening” cümlesinde lodge itself in ne anlama gelir?
- Açıklığa girmeden yanında kaldı.
- Durmadan açıklığın içinden tamamen geçti.
- Açıklığa girdi ve orada sıkıca sıkışıp kaldı.
Cevabı göster
Açıklığa girdi ve orada sıkıca sıkışıp kaldı.
activate the immune system: bağışıklık sistemini etkinleştirmek
Activate the immune system, vücudun bağışıklık savunmasının tepki vermeye başlamasını veya etkinliğinin artmasını sağlamak demektir. Burada activate, biyolojik bir süreci başlatmayı anlatır; sözcüğün gerçek anlamıyla bir düğmeyi açmayı değil. Bu, tıbbi ve sağlıkla ilgili açıklamalarda yaygın kullanılan bir fiil-nesne eşdizimidir. Bir aşı, enfeksiyon, molekül veya başka bir uyaran bağışıklık sistemini etkinleştirebilir.
Alıştırma
Cümleyi, vücudun bağışıklık savunmasını başlatmak anlamındaki hedef tıbbi eşdizimle tamamlayın: A vaccine can help ____ before the body meets the real virus.
Cevabı göster
activate the immune system
pathogens like viruses or parasites: örnekleriyle bir kategori
Pathogens, hastalığa yol açabilen biyolojik etkenlerdir. Bu cümlede viruses ve parasites bu kategorinin örnekleridir; ad öbeğinin tamamı activate fiilinin öznesidir. Buradaki like, such as veya for example anlamına gelen bir edattır. Hoşlanma ya da tercih bildirmez.
Alıştırma
“Pathogens like certain viruses can spread quickly” cümlesinde like ne işlev görür?
- Bir patojen örneği verir.
- Patojenlerin ve virüslerin aynı hızda yayıldığını gösterir.
- Patojenlerin virüslerden hoşlandığını söyler.
Cevabı göster
Bir patojen örneği verir.
This immune response may even be triggered Dilbilgisi
2:22Bu bağışıklık tepkisi tetiklenebilir bile
response may even be triggered: tepki hatta tetiklenebilir
Response may even be triggered ifadesinde may kesinlik değil olasılık bildirir; be triggered ise edilgendir ve response eyleme maruz kalır. Kalıp, isim + may + even + be + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Even, olasılığın şaşırtıcı veya beklenenden daha uç olduğunu gösterir. Ardından gelen by öbeği nedeni belirtebilir; böylece yapı tepkiyi odakta tutarken tetikleyiciyi belirsiz bırakabilir veya daha sonra ekleyebilir.
Alıştırma
Buharın beklenmedik biçimde alarmı çalıştırabileceği anlamına gelen ve alarmı odakta tutan cümleyi seçin.
- Steam may even be triggered by the alarm.
- The alarm may even trigger steam.
- The alarm may even be triggered by steam.
Cevabı göster
The alarm may even be triggered by steam.
by one of hundreds of species: yüzlerce türden biri tarafından
one of hundreds of species ifadesi, çok daha büyük bir kümenin tek bir üyesini belirtir. one of ifadesinden sonra küme, çoğul bir ad öbeğiyle verilir: hundreds of species. Baştaki by, bu üyeyi cümlenin tamamında kaynak, neden veya eylemi yapan olarak işaretler. Species sözcüğünün tekil ve çoğul yazılışı aynıdır; burada hundreds of onun çoğul anlamda olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle by one of hundreds of + çoğul ad yapısını doğru kullanıyor?
- The request was reviewed by one of hundred of specialists in the network.
- The request was reviewed by one of hundreds of specialist in the network.
- The request was reviewed by one of hundreds of specialists in the network.
Cevabı göster
The request was reviewed by one of hundreds of specialists in the network.
normally reside in your gut: normalde bağırsağınızda bulunmak
Reside in, bir yerde yaşamak veya bulunmak anlamına gelir. Burada normalde bağırsağın içinde bulunan bakterileri anlatır; reside yalnızca insanlar için değil, organizmalar için de kullanılabilir. Normally, olağan koşullarda demektir. Bu nedenle ifade, geçici veya alışılmadık bir bulunma durumunu değil, tipik durumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “genellikle bulunur” anlamındaki üç sözcüklük tam ve resmî ifadeyle tamamlayın: These harmless microbes ____ the soil.
Cevabı göster
normally reside in
effectively closing off the appendix's opening. Öbek fiiller
2:34apandisin açıklığını fiilen kapatır.
As a result: neden ve sonucu bağlayan ifade
As a result, cümle düzeyinde kullanılan ve az önce verilen bilgilerin yol açtığı sonucu tanıtan bir bağlayıcıdır. Nedene geriye dönük olarak işaret eder ve dikkati sonuca yöneltir. Bu cümlede, yakındaki lenf düğümlerinin daha önce anlatılan bağışıklık tepkisi nedeniyle şiştiğini belirtir. Böylece dinleyici şişmeyi ayrı bir olay olarak değil, neden-sonuç zincirinin bir parçası olarak takip eder.
Alıştırma
Sonuç bağlacını tamamlayın: The road was flooded. ____, the school closed early.
Cevabı göster
As a result
off the: closing off the appendix's opening ifadesinde engelleme anlamı
Vurgulanan kelimeler phrasal verb olan close off ile isim öbeği the appendix's opening arasındaki sınırda bulunur. closing off the appendix's opening ifadesinde close off, açıklığı kapatıp geçişi engellemek demektir; off, ayrılma ve erişimin engellenmesi fikrini ekler. the, phrasal verbün değil, the appendix's opening isim öbeğinin başlangıcıdır. Diziyi close + off + the opening olarak çözümlemek, yazılı off the bölümünü engellenmiş bir geçit anlamıyla ilişkilendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Geçişi engellemek anlamındaki ifadeyi tamamlayın: Swelling can close ____ airway.
Cevabı göster
off the
is a closed loop: “kapalı bir yapıdır”
is a closed loop ifadesinde is, the appendix öznesini onu sınıflandıran bir isim öbeğine bağlar. loop tekil ve sayılabilen bir isim olduğu için İngilizcedeki a tanımlığı gerekir. Burada a closed loop, içindekilerin dışarı çıkabileceği açık bir yolu olmayan kapalı bir kanal veya boşluk anlamına gelir. Bu, video ya da şarkının tekrar oynatılması değil, teknik bir yapı tanımıdır.
Alıştırma
Bu cümlede is a closed loop, apandis hakkında ne anlatıyor?
- Apandisin bir videoyu tekrarladığını söyler.
- Birinin dairesel bir nesne yaptığını söyler.
- Apandisi kapalı bir kanal veya boşluk olarak sınıflandırır.
Cevabı göster
Apandisi kapalı bir kanal veya boşluk olarak sınıflandırır.
pressure builds quickly: basınç hızla artar
Burada builds geçişsizdir: artan şey pressure’dır. Pressure builds, basıncın birikmesi veya yükselmesi anlamına gelir; fiziksel bir nesne inşa etmeyi anlatmaz. Quickly, artışın ne kadar hızlı olduğunu belirtir. Aynı soyut kullanım tension builds ve momentum builds ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Hedefteki iki kelimelik ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Inside the sealed tank, pressure ____.
Cevabı göster
builds quickly
the perfect environment for X to do Y: X'in Y yapması için ideal ortam
the perfect environment for X to do Y kalıbı, koşulların X’in söz konusu eylemi yapması için son derece elverişli olduğunu belirtir. Burada bakteriler yerleşebilir (colonize) ve ardından aşırı çoğalabilir (overgrow). Perfect, genel olarak iyi bir sonucu değil, bakterilerin bakış açısından koşulların uygunluğunu anlatır. Bu kalıp, belirli koşulların yararlı veya zararlı süreçlerin gerçekleşmesine neden izin verdiğini açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede "the perfect environment" ne anlama geliyor?
- Hasta için yararlı bir ortam
- Bakteriler için son derece elverişli koşullar
- Hiçbir bakterinin yaşayamayacağı temiz bir yer
Cevabı göster
Bakteriler için son derece elverişli koşullar
set in: bir durumun başlayıp sürmesi
Set in, bir durumun başladığını ve büyük olasılıkla sürdüğünü veya yerleştiğini anlatan geçişsiz bir öbek fiildir. discomfort sets in ifadesinde rahatsızlık hissedilmeye başlar ve yalnızca anlık bir durum gibi algılanmaz. Dil bilgisel özne, durumun kendisidir: başlayan şey discomfort sözcüğüyle belirtilen durumdur. Bu yapı, değişimi birinin bilinçli olarak neden olduğu bir eylemden çok, zamanla gelişen bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi set in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After sunset, the cold began to ____.
Cevabı göster
set in
your everyday stomach ache: sıradan, every day değil
Bu cümlede your everyday stomach ache, dinleyicinin günlük hayattan bildiği sıradan mide ağrısı türünü anlatır. Everyday bu ağrıyı alışıldık ve özel olmayan bir ağrı olarak gösterip söz konusu diğer ağrıyla karşılaştırır; ancak tek başına sıradan bir mide ağrısının mutlaka hafif olduğunu kanıtlamaz. Everyday, stomach ache ifadesinden önce gelerek ağrının türünü belirtir. Tek kelimelik bu biçim sıradan veya alışılmış anlamına gelir; ağrının ne sıklıkla oluştuğunu anlatmaz.
Alıştırma
Every day ifadesinin sıradan anlamına gelen tek kelimelik biçimiyle cümleyi tamamlayın: This is not an ____ headache.
Cevabı göster
everyday
It typically starts near the belly button Kalıp ifadeler
2:57Genellikle göbek deliği yakınında başlar
starts near the belly button: yaklaşık başlangıç noktasını belirtmek
Starts near the belly button, ağrının ilk olarak nerede ortaya çıktığını belirtir. Start near + bir yer veya vücut bölgesi yaklaşık bir başlangıç noktasını gösterir; ağrının orada kalacağı anlamına gelmez. it gibi tekil bir özneyle start, -s alarak starts olur. Belly button göbek deliği demektir. Bu nedenle near the belly button, tam göbek deliğinin üzerinde değil, ona yakın bir yerde anlamına gelir.
Alıştırma
Start near ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The rash ____ my wrist.
Cevabı göster
starts near
and then migrates to the lower right abdomen Kalıp ifadeler
3:00ve sonra sağ alt karına doğru hareket ederek
ardından karnın sağ alt kısmına ilerler
Bu cümlede migrate, bir belirtinin yer değiştirmesini anlatır: ağrı önceki konumundan karnın sağ alt kısmına geçer. Then, bu değişikliğin olay sıralamasında daha sonra gerçekleştiğini gösterir. Burada migrate to, “başka bir konuma geçmek” anlamındadır. Kullanımı insanlarla veya hayvanlarla sınırlı değildir; resmî tıp İngilizcesinde ağrı ve başka belirtiler için de kullanılabilir. The lower right abdomen, hastanın kendi vücudundaki sağ alt karın bölgesidir.
Alıştırma
Bu cümlede then migrates to the lower right abdomen ne anlama gelir?
- Hasta sağ alt karın bölgesinden geçerek başka bir ülkeye taşınır.
- Karnın kendisi sağa doğru hareket eder.
- Ağrı daha sonra karnın sağ alt kısmına geçer.
Cevabı göster
Ağrı daha sonra karnın sağ alt kısmına geçer.
If left untreated: kısaltılmış edilgen koşul
If left untreated, edilgen bir koşul yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi if it is left untreated şeklindedir ve hastalığın ya da sorunun tedavi görmeden aynı durumda kalması anlamına gelir. Left, leave something + complement yapısındaki leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; untreated, söz konusu şeyin içinde bırakıldığı durumu belirtir. Buradaki left, “sol tarafta” anlamına gelmez. Atılan özne ve be biçimi bağlamdan tamamlanır.
Alıştırma
Uyarıyı if it is left untreated yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____, the infection may spread.
Cevabı göster
If left untreated
can continue to stretch: genişlemeye devam edebilir
can continue to stretch ifadesinde can olası bir gelişmeyi gösterir; continue to + fiilin yalın hâli ise aynı sürecin başlamak ya da durmak yerine sürmesini anlatır. Burada stretch, basınç altında uzamak, genişlemek veya daha fazla esnemek demektir. Apandis isteyerek bedenini esnetmez; iç basınç nedeniyle gerilip genişler.
Alıştırma
Sürecin devam ettiğini anlatan fiili yazın: Under steady pressure, the material can ____ to stretch.
Cevabı göster
continue
hindering ... and weakening ...: paralel etkiler
Cümle, iki -ing fiil grubunu eşgüdümlü biçimde bağlar: hindering blood flow ve weakening the organ walls. Aynı fiil biçiminin kullanılması, iki etkiyi paralel bir çift olarak sunar. Bu gruplar birlikte önceki yan cümleye bağlanır ve gerilmenin neye yol açtığını açıklar. Hindering ve weakening çekimsiz biçimlerdir; bu nedenle iki bağımsız ana cümle oluşturmazlar.
Alıştırma
Cümlede hindering blood flow and weakening the organ walls ne işe yarar?
- Önceki durumun paralel iki etkisini eklerler.
- Önceki durumdan önce gerçekleşen iki eylemi gösterirler.
- İki yeni ve tam cümle başlatırlar.
Cevabı göster
Önceki durumun paralel iki etkisini eklerler.
allowing the infection to spread within the abdomen, Dilbilgisi
3:16enfeksiyonun karın içinde yayılmasına izin vererek,
allowing the infection to spread within: sonuç bildirme
Allowing the infection to spread within... sonuç bildiren bir -ing yan cümleciğidir. Hemen önce anlatılan durumun sonucunu ekler: Bu durum, enfeksiyonun karın boşluğunda yayılmasını mümkün kılar. Yapı virgül + allowing + nesne + to'lu mastardır. Burada allow, izin vermek değil mümkün kılmak anlamındadır. Bu yapı, neden-sonuç zincirlerini açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cümleyi allow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The drain became blocked, ____ rainwater to flood the basement.
Cevabı göster
allowing
pose fatal consequences: anlamı ve doğal alternatifleri
Bu cümlede pose fatal consequences, ölüme yol açabilecek sonuçlara neden olmak anlamında kullanılmıştır. Buradaki pose, fotoğraf için poz vermek değil, resmî dilde bir tehlike ortaya koymak veya yaratmak anlamındadır. Amaçlanan anlam açıktır, ancak pose consequences standart İngilizcede doğal bir eşdizim değildir. Doğal ve resmî İngilizcede have fatal consequences veya cause fatal consequences denir; pose ile risk ya da threat gibi bir isim kullanılır.
Alıştırma
Standart İngilizcede en doğal uyarı cümlesi hangisidir?
- The infection can have fatal consequences.
- The infection can pose fatal consequences.
- The infection can make fatal consequences.
Cevabı göster
The infection can have fatal consequences.
not all cases of appendicitis will lead to a rupture, Dilbilgisi
3:23tüm apandisit vakaları patlamaya yol açmaz,
not all cases ... will lead to a rupture: kısmi olumsuzluk
“not all cases of appendicitis will lead to a rupture” ifadesinde not all kısmi olumsuzluk kurar: her vakanın bu sonuca yol açacağı iddiasını reddeder. Bazı vakaların yırtılmaya yol açabileceği olasılığını yine de açık bırakır. Not all + çoğul isim + will lead to + sonuç kalıbı, bir tahminin veya riskin kapsamını sınırlar. Burada lead to “neden olmak” veya “yol açmak” anlamındadır; böylece cümle kesin ve mutlak bir iddiadan kaçınır.
Alıştırma
“Not all software errors will lead to a shutdown” ne anlama gelir?
- Her yazılım hatası sistemin kapanmasına yol açar.
- Bazı yazılım hataları sistemin kapanmasına yol açabilir, ancak her hata buna yol açmaz.
- Hiçbir yazılım hatası sistemin kapanmasına yol açamaz.
Cevabı göster
Bazı yazılım hataları sistemin kapanmasına yol açabilir, ancak her hata buna yol açmaz.
but it's impossible to know exactly when Dilbilgisi
3:27ama tam olarak ne zaman olacağını bilmek imkansızdır
it's impossible to know exactly when or if ...: iki tür belirsizlik
“It's impossible to know exactly ...” kesin bir yanıtın bulunmadığını belirtir. It biçimsel öznedir; asıl içerik şu mastar yapısında verilir: to know exactly when or if the appendix will burst. When or if iki belirsizliği aynı anda kapsar. When olası bir yırtılmanın zamanını, if ise yırtılmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sorgular. İfade, when ile if arasında seçim yapılmasını istemez. Exactly, iddiayı kesinlik derecesiyle sınırlar: kesin bir yanıt olmasa da yaklaşık bir tahmin mümkün olabilir.
Alıştırma
“It's impossible to know exactly when or if the postponed match will take place” cümlesinde belirsiz olan nedir?
- Yalnızca maçın oynanacağı kesin yer.
- Maçın hem ne zaman oynanacağı hem de oynanıp oynanmayacağı.
- Maç kesinlikle oynanacak, ancak zamanı bilinmiyor.
Cevabı göster
Maçın hem ne zaman oynanacağı hem de oynanıp oynanmayacağı.
from symptoms alone: yalnızca belirtilere dayanarak
from symptoms alone ifadesinde from, kanıt olarak kullanılan bilgiyi tanıtır; alone ise bu kanıtı yalnızca belirtilerle sınırlar. Burada alone, “yalnız durumda olmayı” değil, “sadece” veya “başka hiçbir bilgi olmadan” anlamını taşır. Başka durumlara da uygulanabilen from + bilgi kaynağı + alone kalıbı, çoğu zaman tek bir bilgi kaynağının güvenilir bir sonuca ulaşmak için yeterli olmadığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca bu kanıtı kullanarak” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: You cannot determine the cause from one scan ____.
Cevabı göster
alone
seek immediate medical attention: derhâl tıbbi yardım almak
Seek immediate medical attention, “hemen profesyonel tıbbi yardım almak” anlamına gelen resmî bir ifadedir. Seek elde etmeye çalışmak, immediate gecikmemek anlamına gelir; medical attention ise sıradan anlamdaki “dikkati” değil, sağlık uzmanlarının değerlendirmesini veya tedavisini ifade eder. Bu cümlede ifade, şiddetli karın ağrısı olan herkese önerilen eylemi belirtir. Rutin bir randevu alma önerisi yerine aciliyet bildirir.
Alıştırma
Resmî acil durum uyarısını seek ile başlayan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Anyone with severe chest pain should ____.
Cevabı göster
seek immediate medical attention
Since doctors first identified appendicitis Dilbilgisi
3:41Doktorlar apandisiti ilk kez tanımladıklarından beri
appendectomy or the surgical removal of the appendix: açıklayıcı or ve -ectomy eki
Appendectomy, apandisin cerrahi olarak çıkarılması anlamına gelir. -ectomy eki, bir vücut bölümünün çıkarıldığı ameliyatları belirten tıbbi terimlerde kullanılır. Burada or, terimin daha sade bir dille yeniden ifade edilmesini sağlar. İki isim öbeği aynı ameliyatı anlatır; bunlar iki farklı tedavi seçeneği değildir. Teknik bir terim geniş bir kitle için hemen tanımlanırken or sözcüğünün bu açıklayıcı kullanımı yaygındır.
Alıştırma
an appendectomy or the surgical removal of the appendix ifadesindeki or sözcüğünün işlevi nedir?
- İki farklı tedavi seçeneği sunar.
- Tıbbi terimi daha basit sözcüklerle açıklar.
- İki düşüncenin birbirinin zıddı olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Tıbbi terimi daha basit sözcüklerle açıklar.
Since doctors first identified appendicitis: geçmişteki başlangıç noktasının bugüne bağlanması
Bu cümlede since, “... olduğu zamandan beri” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. Since yan cümlesi, başlangıç noktasını oluşturan tamamlanmış bir geçmiş olayı belirtir: doktorların apandisiti ilk kez tanımlaması. Ana cümledeki present perfect has been, bu geçmiş başlangıç noktasını şimdiye bağlar. Since + simple past olay, ... present perfect ... kalıbı, o zamandan bugüne süren bir durumu veya gelişimi anlatmak için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
open fiilinin simple past, serve fiilinin ise present perfect biçimini kullanın: Since the clinic ____ in 2015, it ____ the neighborhood.
Cevabı göster
opened · has served
standard treatment: kabul görmüş ve rutin kullanılan tıbbi yaklaşım
standard treatment ifadesinde standard, bir rahatsızlık için tıp uzmanlarınca yaygın olarak kabul edilen ve rutin biçimde kullanılan tedavi anlamına gelir. Ortalama ya da vasat kalitede demek değildir. Bu ifade, belirli bir dönemde yerleşmiş olan olağan yaklaşımı anlatır; tek başına bu tedavinin tek seçenek olduğunu veya her hastaya uygun olduğunu göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede standard treatment ne anlama gelir?
- yalnızca ortalama kalitede bir tedavi
- yaygın kabul gören ve rutin kullanılan tedavi
- rastgele seçilmiş geçici bir tedavi
Cevabı göster
yaygın kabul gören ve rutin kullanılan tedavi
within 24 hours of diagnosis: tanıdan itibaren hesaplanan süre
Within 24 hours of diagnosis, tanının konduğu anda başlayan 24 saatlik süre içinde ve en geç bu sürenin sonunda anlamına gelir. Burada of diagnosis, başlangıç noktası olarak kullanılan olayı belirtir. Resmî within + süre + of + olay kalıbı, bir olaydan itibaren hesaplanan son tarihi belirler; olayın kendisinin o kadar sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
within 24 hours of diagnosis hangi son tarihi belirtir?
- Tanıdan sonra en geç 24 saat içinde
- 24 saat süren bir tanı süreci sırasında
- Tanıdan tam 24 saat önce
Cevabı göster
Tanıdan sonra en geç 24 saat içinde
double in size: boyutu iki katına çıkmak
double in size ifadesinde double, “öncekinin iki katı büyüklüğe ulaşmak” anlamında bir fiildir. Değişimi özne yaşar; which can double in size, öznenin boyutunun öncekinin iki katına ulaşabileceğini belirtir. in size, iki katına çıkan ölçünün boyut olduğunu gösterir. Bağlama uygun olduğunda aynı kalıp double in number, double in value veya double in weight gibi başka ölçülebilir özelliklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak double in size ifadesiyle tamamlayın: If the image grows from five centimeters wide to ten centimeters wide, it will ____.
Cevabı göster
double in size
either through ... or through ...: iki alternatif yol
either through one large incision or through several smaller incisions yapısı iki alternatif yol sunar. Either ilk seçeneği açar, or ise ikinci seçeneği tanıtır. İki seçenek paralel edat öbekleridir: through one large incision ve through several smaller incisions. Through sözcüğünün tekrarlanması uzun teknik anlatımı takip etmeyi kolaylaştırır; either ... or ... yalnızca tek sözcükleri değil, öbekleri de bağlayabilir.
Alıştırma
İki alternatif yöntemi göstermek için cümleyi either ... or ... ile tamamlayın: The report can be submitted ____ through the website ____ through the app.
Cevabı göster
either · or
patients are ... discharged: hastalar taburcu edilir
Bu cümlede patients are, ardından gelen geçmiş zaman ortacı discharged ile birleşerek patients are discharged edilgen ifadesini oluşturur. Hastane bağlamında bu, hastaların yatılı bakım aşaması bittikten sonra hastaneden ayrılmalarına resmî olarak izin verilmesi demektir. Edilgen yapı, taburcu olma iznini veren hastane çalışanlarından çok hastalara ve sonuca odaklanır.
Alıştırma
Bu geniş zamanlı hastane açıklamasını be discharged ile tamamlayın: After the final check, most patients ____ the same day.
Cevabı göster
are discharged
more extensive: kapsamı daha geniş
Burada more extensive, “kapsamı daha geniş” anlamına gelir: Ameliyat daha geniş bir alanı, daha fazla dokuyu veya daha çok adımı içerebilir. Daha geniş kapsam genellikle daha fazla işlem gerektirdiği için ameliyat daha karmaşık da olabilir. Extensive tek başına “karmaşık” demek değildir. Temel düşünce, bir şeyin geniş bir alanı kapsaması veya çok şeyi etkilemesidir; more karşılaştırmayı belirtir.
Alıştırma
Bir raporda “The repairs were more extensive than expected.” deniyor. Bu ne anlama gelir?
- Onarımlar daha yoğundu ancak kapsamları daha geniş değildi.
- Onarımlar beklenenden daha fazla işi veya daha geniş bir alanı kapsıyordu.
- Onarımlar beklenenden daha hızlı tamamlandı.
Cevabı göster
Onarımlar beklenenden daha fazla işi veya daha geniş bir alanı kapsıyordu.
as any bacteria and pus need to be thoroughly cleaned Dilbilgisi
4:19çünkü tüm bakterilerin ve irinin iyice temizlenmesi gerekir
need to be thoroughly + fiilin üçüncü hâli
Need to be + fiilin üçüncü hâli, öznenin bir eylemi yapmadığını, bu eylemin özneye uygulanması gerektiğini belirtir. Burada bacteria and pus, cleaned eylemine maruz kalan taraftır; temizliği yapan taraf değildir. Thoroughly, fiilin üçüncü hâli olan cleaned sözcüğünden önce gelen bir zarftır. Temizliğin eksiksiz ve dikkatli olması gerektiğini belirtir; bu nedenle need to be thoroughly cleaned, yapılması gereken edilgen bir işlemi ifade eder.
Alıştırma
“Eksiksiz bir temizlik gerektirmek” anlamını vermek için cümleyi hedef yapıdaki dört sözcükle tamamlayın: The filters ____ cleaned before they are reused.
Cevabı göster
need to be thoroughly
abdominal cavity: karın bölgesindeki iç boşluk
Abdominal cavity, birçok sindirim organını ve diğer organları içeren karın bölgesindeki iç boşluğun resmî anatomi terimidir. Burada cavity, vücudun içindeki boş bir alanı ifade eder. Yalnızca diş çürüğünü anlatmaz; abdominal niteleyicisi hangi vücut boşluğunun kastedildiğini belirtir.
Alıştırma
Bir tıbbi raporda abdominal cavity ne anlama gelir?
- karın bölgesinde organları içeren iç boşluk
- göğüs ile leğen kemiği arasındaki vücut bölgesi
- çürük nedeniyle dişte oluşan bir delik
Cevabı göster
karın bölgesinde organları içeren iç boşluk
Zaman çerçevesini değiştiren In the long term
In the long term, “sonuçlar uzun bir dönem açısından değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Burada ardından gelen bilgiye bir zaman çerçevesi verir ve dikkati hemen görülen etkilerden daha sonra ortaya çıkan sonuçlara yöneltir. Cümle başında tüm cümleyi düzenleyen bir geçiş ifadesi olarak kullanılır ve ardından genellikle virgül gelir. Buradaki term, “teknik terim” değil, “dönem” demektir.
Alıştırma
“Sonuçlar uzun bir dönem açısından düşünüldüğünde” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, regular maintenance costs less than repeated repairs.
Cevabı göster
In the long term
living without an appendix is: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği
Living without an appendix is yapısında özne, living without an appendix bölümünün tamamıdır. Bu -ing öbeği bir durumu adlandırır ve özne görevi görür; yüklem is ile başlar. İngilizcede bir eylem ya da durum, kişi öznesi kullanılmadan cümlenin konusu yapılabilir. Bu durum tek bir bütün olarak görüldüğü için tekil fiil is kullanılır. Buradaki living, present continuous yapısının parçası değildir; önünde yardımcı fiil yoktur.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin geniş zamandaki tekil biçimiyle tamamlayın: Living alone ____ difficult for some people.
Cevabı göster
is
lead to any health issues: lead to + sonuç
Burada lead to, ‘bir sonuca neden olmak veya yol açmak’ anlamına gelir. Bu ifadede sonuç any health issues olduğundan, sağlık sorunlarının bir sonuç olarak ortaya çıkıp çıkmayacağından söz edilmektedir. Lead to yapısındaki to bir edattır. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to delays; lead to losing time. To sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve ‘bir sonuca neden olmak’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Ignoring the warning signs can ____ bigger problems later.
Cevabı göster
lead to
thanks to medical advances: thanks to + yararlı neden
Thanks to, bir sonucun nedenini belirtir. Burada thanks to medical advances, ‘tıbbi gelişmeler nedeniyle’ veya ‘tıbbi gelişmelerin yardımıyla’ anlamına gelir; birine teşekkür etme eylemi değildir. Thanks to genellikle nedeni yararlı veya iyi bir sonuçtan sorumlu olarak sunar. Ardından bir isim öbeği gelir ve cümlenin başında virgülden önce kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede thanks to, alay içermeyen olağan olumlu anlamıyla kullanılmıştır?
- Thanks to we checked the map, we found the trail.
- Thanks to the clear map, we found the trail quickly.
- Thanks to the broken alarm, we missed the train.
Cevabı göster
Thanks to the clear map, we found the trail quickly.
many patients avoid surgery altogether. Kalıp ifadeler
4:34birçok hasta ameliyattan tamamen kaçınabilmektedir.
avoid surgery altogether: ameliyattan tamamen kaçınmak
Bu cümlede avoid surgery altogether, hiç ameliyat olmamak anlamına gelir. Cümle sonundaki altogether zarfı avoid fiilini güçlendirir: ameliyat yalnızca azaltılmaz veya ertelenmez, tamamen önlenir. Aktarılabilir avoid + isim veya eylem + altogether kalıbı, bir şeyin seçenek ya da ihtiyaç olmaktan tamamen çıkarıldığını anlatır.
Alıştırma
“A digital pass let us avoid the ticket line altogether,” cümlesinde altogether ne anlama gelir?
- tamamen—bilet kuyruğuna girme gereği hiç kalmadı
- geçici olarak—bilet kuyruğu daha sonra kullanılabilirdi
- grup hâlinde—herkes bilet kuyruğuna birlikte girdi
Cevabı göster
tamamen—bilet kuyruğuna girme gereği hiç kalmadı
can often be treated with a simple course of antibiotics Kelime
4:39genellikle basit bir antibiyotik kürü ile tedavi edilebilir,
with a simple course of antibiotics: planlı bir tedavi dönemi
Burada with kullanılan tedavi yöntemini tanıtır; a course of antibiotics ise antibiyotiklerin bir programa göre alındığı veya verildiği planlı bir tedavi dönemini ifade eder. Course, okul dersi ya da güzergâh değil, tedavi dönemi veya tedavi planıdır. Simple, tedavinin görece kolay ve doğrudan olduğunu anlatır; tek bir hap veya tek bir doz anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı treat something with a course of medicine şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi planlı bir antibiyotik tedavisi dönemini ifade eden tam İngilizce söz öbeğiyle tamamlayın: The doctor prescribed a seven-day ____.
Cevabı göster
course of antibiotics
started ... and continued ...: kısaltılmış geçmiş zaman ortacı niteleyicisi
started in the emergency room and continued at home ifadesi, önceki a course of antibiotics isim öbeğini niteleyen, bağlanmış iki geçmiş zaman ortacından oluşan kısaltılmış bir yapıdır. Tedavinin nerede ve nasıl yürütüldüğünü, yani bir yerde başlatılıp başka bir yerde sürdürüldüğünü açıklar. Bu ortaçlar yeni bir özne getirmez. Yapının tam biçimi a course of antibiotics that was started in the emergency room and continued at home olabilir. Kısaltılmış biçim, that was tekrar edilmeden isimden sonra ek bilgi verir.
Alıştırma
Özgün bağlamda started in the emergency room and continued at home neyi niteliyor?
- the course of antibiotics
- the emergency room
- home
Cevabı göster
the course of antibiotics
it's likely to be less distressing than Rogozov's, Dilbilgisi
4:49Rogozov'un yaşadığından daha az sıkıntılı olması muhtemeldir,
No matter the chosen course of treatment: ödünleme bildiren giriş
Cümle başındaki No matter the chosen course of treatment bir ödünleme belirtecidir. “Hangi tedavi seçilirse seçilsin” anlamına gelir ve sonraki yargının bütün tedavi seçenekleri için geçerli kaldığını gösterir. No matter burada tek bir birim olarak çalışır; seçimin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Kısa no matter + isim öbeği kalıbı bu bağlamda no matter which course of treatment is chosen gibi daha tam bir yan cümleye denktir.
Alıştırma
No matter the chosen course of treatment girişi dinleyiciye ne anlatır?
- Hiçbir tedavi seçilmemiştir.
- Sonraki yargı, hangi tedavi seçilirse seçilsin geçerlidir.
- Tedavi seçimi önemsiz sayılarak göz ardı edilmektedir.
Cevabı göster
Sonraki yargı, hangi tedavi seçilirse seçilsin geçerlidir.
less distressing than Rogozov's: Rogozov'un deneyiminden daha az sıkıntı verici
less + sıfat + than kalıbı derece karşılaştırır. less distressing than Rogozov's, mevcut tedavi veya deneyimin Rogozov'un tedavi ya da deneyimine göre daha az acı, kaygı veya duygusal sıkıntı yaratmasının beklendiğini anlatır. Rogozov's tek başına kullanılan bir iyelik biçimidir. Bağlam açık olduğu için experience veya operation gibi bir isim düşürülmüştür; karşılaştırma doğrudan Rogozov adlı kişiyle değil, onun deneyimiyle yapılır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı less + adjective + than ile tamamlayın. distressing sözcüğünü kullanın: The follow-up procedure was ____ the first one.
Cevabı göster
less distressing than
who after giving himself local anesthesia, Kelime
4:53ki o kendine lokal anestezi uyguladıktan sonra,
giving himself local anesthesia: kendine lokal anestezi uygulamak
Lokal anestezi, kişi genellikle bilincini korurken vücudun belirli bir bölgesini uyuşturan anestezidir. Bu tıbbi ifadede local, ‘yakındaki’ veya ‘yerel’ değil, vücudun bir bölümüyle sınırlı anlamına gelir. Giving himself, Rogozov'un anesteziyi hem uygulayan hem de alan kişi olduğunu gösterir. Dönüşlü zamir himself, eylemi yapan kişiye geri döner.
Alıştırma
Bu cümlede giving himself local anesthesia ne anlama gelir?
- Yakındaki bir doktor onu tamamen bilinçsiz hâle getirdi.
- Anestezi almak için başka bir yere gitti.
- Kendi vücudunun bir bölgesini uyuşturmak için kendine ilaç uyguladı.
Cevabı göster
Kendi vücudunun bir bölgesini uyuşturmak için kendine ilaç uyguladı.
stitched himself up: kendi yarasına dikiş attı
Bu tıbbi bağlamda stitched himself up, kendi yarasını dikişle kapattığı anlamına gelir. Himself nesnedir: dikişi atan kişi ile tedavi edilen kişi aynıdır. Buradaki up, sonucu bildiren bir parçacıktır. Yaranın tamamen kapatıldığını veya tedavinin tamamlandığını gösterir; dikişin yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Tıbbi bir hikâyede “He stitched himself up” ne anlama gelir?
- Başkasının kıyafetini onardı.
- Kendi yarasını dikişle kapattı.
- Kendisini yukarı kaldırdı.
Cevabı göster
Kendi yarasını dikişle kapattı.
resumed his regular duties: olağan görevlerine yeniden başladı
Resumed, bir kesintiden sonra bir şeyi yeniden yapmaya başlamak anlamına gelir. Bu görevlerin daha önce de yerine getirildiğini ima eder; ilk kez başlamak değil, geri dönmektir. His regular duties, kişinin normal ve olağan iş sorumluluklarıdır. Bu ifadede regular, görevlerin tam zaman aralıklarıyla yapılmasını değil, normalde o role ait olmasını anlatır.
Alıştırma
Resumed ve regular duties kullanarak cümleyi tamamlayın: After a month of medical leave, Priya ____.
Cevabı göster
resumed her regular duties
Nevertheless: ödünleme ilişkisi kurmak
Nevertheless, “az önce söylenen şeye rağmen” anlamına gelen bir cümle bağlayıcısıdır. Önce önceki noktayı kabul eder, ardından buna rağmen doğru veya önemli olmaya devam eden bilgiyi sunar. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir. Akıl yürütmeyi, önceki bir gerçek ve ona rağmen geçerliliğini koruyan beklenmedik bir sonuç biçiminde düzenler. Burada sonuç thanks to his story ile başlar.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki gerçeğe rağmen sonucun geçerliliğini koruduğunu nevertheless ile gösteriyor?
- The route was longer than expected. For example, it crossed two bridges.
- The route was longer than expected. In other words, it took ten minutes.
- The route was longer than expected. Nevertheless, we arrived before dark.
Cevabı göster
The route was longer than expected. Nevertheless, we arrived before dark.
remote stations in Antarctica: coğrafi olarak yalıtılmış araştırma üsleri
Remote stations in Antarctica, Antarktika'da kasabalardan, hastanelerden ve olağan ulaşım olanaklarından uzakta bulunan araştırma üsleri anlamına gelir. Remote, stations sözcüğünü niteler ve coğrafi yalıtılmışlığı anlatır; stations burada tren istasyonlarını değil, personelin görev yaptığı üsleri ifade eder. Bu ifade pratik arka planı açıklar: uzaklık, sert koşullar ve sınırlı tahliye imkânları tıbbi hazırlığı önemli hâle getirir. Daha genel olarak remote ile bir yer adı kullanıldığında, o yerin ulaşılması güç veya düzenli hizmetlerden uzak olduğu anlatılır.
Alıştırma
Remote sözcüğü hangi cümlede remote stations in Antarctica ifadesindekiyle aynı coğrafi anlamı taşır?
- She used the remote to change the channel.
- The technician checked the machine remotely.
- The nurse visits remote villages by boat.
Cevabı göster
The nurse visits remote villages by boat.
now know to bring plenty of antibiotics Dilbilgisi
5:10artık bolca antibiyotik getirmeleri gerektiğini biliyorlar
know to bring: götürmek gerektiğini bilmek
Bu cümlede know to bring, “bir şeyi götürmenin doğru veya gerekli eylem olduğunu anlamak” demektir. Doktorlar bol miktarda antibiyotik götürmeleri gerektiğini öğrenmiştir. know to + fiil yapısı, yapılacak bir eylemi fark etmeye veya hatırlamaya odaklanır. O eylemi gerçekleştirme becerisine ya da yöntemine sahip olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Experienced campers know to bring extra water.” cümlesinde know to bring ne anlama gelir?
- Fazladan suyu taşımanın yöntemini biliyorlar.
- Fazladan suyun nereye götürüldüğünü biliyorlar.
- Fazladan su götürmeleri gerektiğini anlıyorlar.
Cevabı göster
Fazladan su götürmeleri gerektiğini anlıyorlar.
to treat appendicitis just in case. Kalıp ifadeler
5:12ne olur ne olmaz apandisiti tedavi etmek için.
just in case: belirsiz bir olasılığa karşı hazırlık yapmak
Just in case, “olabilecek bir şeye karşı önlem olarak” veya “ne olur ne olmaz” anlamına gelir. Burada, apandisit ortaya çıkarsa tedavi edilebilmesi için antibiyotik götürülür; hastalık mümkündür ama beklenen ya da kesin bir durum değildir. Just in case cümlenin sonunda kullanıldığında, bağlam açıksa olası durumun tam olarak ne olduğu söylenmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi “önlem olarak” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: I packed an extra phone battery ____.
Cevabı göster
just in case
Before modern medicine and anesthesia ile tarihsel bir çerçeve kurmak
Before modern medicine and anesthesia, cümlenin başında kullanılan bir zaman ifadesidir. Ardından gelen soruyu modern tıbbi bakımın ve anestezinin henüz mevcut olmadığı bir döneme yerleştirir. Buradaki before, zaman çizelgesindeki tek bir anı değil, geniş bir tarihsel çerçeveyi ifade eder. Bu çerçeve, eski dönemlerdeki ameliyatlarla günümüz tıbbı arasında karşılaştırma kurulmasını sağlayarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Before modern medicine and anesthesia ifadesi bu cümlede ne işe yarıyor?
- Ardından gelen soruyu daha eski bir tarihsel döneme yerleştirir.
- Ameliyatları yapan kişileri belirtir.
- Modern tıbbın belirli bir anda sona erdiğini söyler.
Cevabı göster
Ardından gelen soruyu daha eski bir tarihsel döneme yerleştirir.
patients undergo surgeries: hastaların ameliyat geçirmesi
Patients undergo surgeries, hastaların cerrahi işlemleri geçirmesi ve deneyimlemesi anlamına gelir. Hastalar işlemin uygulandığı kişilerdir; işlemi yapan kişiler değildir. Undergo geçişli bir fiildir, bu nedenle nesnesini doğrudan alır: undergo surgery denir, undergo to surgery denmez. Çoğul surgeries, birden fazla ameliyata veya farklı ameliyat türlerine işaret edebilir.
Alıştırma
Hastanın ameliyat geçirdiğini hangi cümle doğru biçimde anlatır?
- Patients undergo surgery.
- Patients undergo to surgery.
- Patients perform surgery.
Cevabı göster
Patients undergo surgery.
Explore the methods doctors used throughout history
5:24Doktorların tarih boyunca kullandığı yöntemleri keşfedin