Esnek çalışma - 6 Dakikada İngilizce: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
955 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Program, esnek çalışmanın yalnızca evden çalışmak olmadığını; kişisel ihtiyaçlarla işletmenin ihtiyaçlarını dengelerken ne zaman, nerede ve ne kadar süre çalışılacağının yöneticiyle kararlaştırılmasını içerdiğini açıklıyor. Ayrıca Birleşik Krallık’taki talepte bulunma hakkını, çocuk bakımı için esneklik isteyen erkeklerin karşılaştığı önyargıyı ve aktif babalıkla eşitlik arasındaki bağı inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the right to request flexible working. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: right sözcüğünün farklı bir çalışma düzenini istemeye yönelik yasal hakkı anlattığını, talebin kabul edileceğini garanti etmediğini anlayarak iş yeri politikalarını doğru yorumlayabilirsiniz. 2. got used to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İfadenin yeni bir duruma alışmış olmayı anlattığını tanıyabilir, ardından isim veya ulaç kullanabilir ve onu geçmişteki alışkanlıkları belirten used to yapısından ayırabilirsiniz. 3. won't get equality at home, and we certainly won't get equality in the workplace either. — Söylem, anlatı ve retorik: Paralel cümleciklerin evdeki eşitlikle iş yerindeki eşitliği nasıl bağladığını görebilir ve belirli bir politika konusunu daha geniş bir toplumsal sonuca taşımak için aynı yapıyı kullanabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Georgina.

0:11

Ben Georgina.

And I'm Neil.

0:12

Ve ben Neil.

In this program, Anlatım akışı

0:13

Bu programda,

we're going to be talking about the world of work. Notlar

0:14

çalışma dünyasından bahsediyor olacağız.

Anlatım akışı

In this program: açılışta kullanılan bilgi işareti

In this program, cümlenin başına getirilen ve ardından gelen bilgilerin kapsamını belirleyen bir edat öbeğidir. Sonraki bilgilerin bu programa ait olduğunu bildirir ve programın ana konusunu tanıtır. Bu ifade, konuşmacının nerede bulunduğunu anlatmaz; bilgileri düzenleyen bir işaret görevi görür. Başta kullanılması, konuyu duymadan önce dinleyicinin ne bekleyeceğini anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bir dersin çerçevesini belirleyip ardından konusunu açıklamak için en uygun cümle hangisidir?

  1. In this lesson, we will learn how clouds form.
  2. Clouds can be white or gray.
  3. I learned about clouds yesterday.
Cevabı göster

In this lesson, we will learn how clouds form.

Dilbilgisi

we're going to be talking about: planlanmış bir tartışmayı duyurmak

we're going to be talking about, be going to ile be + talking about yapısını birleştirir. Bu cümlede, programın planının bir parçası olarak gerçekleşmesi beklenen bir tartışmayı önceden duyurur. Sürekli yapı, tartışmayı ileride gerçekleşecek ve gelişecek bir etkinlik olarak gösterir. Bu nedenle sunucunun dinleyicileri gündemin bir sonraki bölümüne yönlendirdiği durumlara uygundur. Tartışmanın şu anda devam ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be going to + be + talking about yapısıyla tamamlayın: This afternoon, we ____ how bridges stay up.

Cevabı göster

are going to be talking about

Kelime

the world of work: iş ve çalışma yaşamının geniş alanı

the world of work belirli bir yeri adlandırmaz. İşleri, kariyerleri ve çalışma hayatını geniş bir konu alanı olarak ifade eder. Bu cümlede we're going to be talking about, bu konunun ele alınacağını gösterir. the world of + isim yapısı bir konuyu geniş bir alan olarak sunar; buradaki world gezegen ya da ofis değil, soyut bir kapsamdır.

Alıştırma

Cümlede the world of work ne anlama geliyor?

  1. işler, kariyerler ve çalışma hayatı gibi geniş bir alan
  2. bugüne ait tek bir görev
  3. tek bir ofis binası
Cevabı göster

işler, kariyerler ve çalışma hayatı gibi geniş bir alan

Ah, yes.

0:17

Ah, evet.

Traveling to an office 5 days a week, Dilbilgisi

0:18

Haftada 5 gün ofise gitmek,

sitting at a desk all day,

0:20

bütün gün bir masada oturmak,

and then going home.

0:21

ve sonra eve gitmek.

Dilbilgisi

Traveling..., sitting... ve then going home: paralel -ing etkinlik listesi

Bu cümle Traveling..., sitting... ve going home şeklindeki üç -ing öbeğini yan yana getirir. Bu öbekler paralel etkinlik etiketleri gibi çalışır ve tipik bir ofis gününün neler içerdiğini kısa bir liste halinde verir. Bu parçada kendi başına bir ana fiil yoktur. Bu nedenle parça, tam ve resmî bir cümleden çok konuşma dilinde bir açıklama veya giriş olarak kullanılır. Her ögeyi -ing biçiminde tutmak paralel listeyi anlaşılır kılar.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinlik grubunu anlatmak için paralel bir -ing listesi kullanır?

  1. Packing our bags, checking the map, and leaving before sunrise made the hike easier.
  2. Packing our bags, checked the map, and left before sunrise made the hike easier.
  3. Pack our bags, checking the map, and leaving before sunrise made the hike easier.
Cevabı göster

Packing our bags, checking the map, and leaving before sunrise made the hike easier.

Neil,

0:23

Neil,

it's not always like that.

0:24

her zaman böyle olmak zorunda değil.

Office work doesn't have to be such a routine. Notlar

0:25

Ofis işi bu kadar büyük bir rutin olmak zorunda değil.

Dilbilgisi

doesn't have to be: zorunluluk olmadığını anlatmak

Office work doesn't have to be such a routine cümlesinde doesn't have to be, ofis işinin rutin olmak zorunda olmadığını anlatır. Konuşan kişi, ofis işinin mutlaka böyle olması gerektiği düşüncesini reddeder. İş gerçekten rutin olabilir, ancak tek olasılık bu değildir. Bu yapı gereklilik olmadığını belirtir; imkânsızlık anlamına gelmez. Böylece durumun başka şekillerde de olabileceği fikrini açık bırakır.

Alıştırma

'The test doesn't have to be difficult.' cümlesinde doesn't have to be ne anlatıyor?

  1. Sınavın zor olması yasak.
  2. Sınav zor olamaz.
  3. Sınav zor olmak zorunda değil.
Cevabı göster

Sınav zor olmak zorunda değil.

The usual fixed way of doing things.

0:28

İşleri yapmanın olağan, sabit yolu.

Kelime

such a routine. ... routine: sabit ve tekrarlanan bir yapma biçimi

Burada routine, tek bir görev değil, işleri yapmanın tekrarlanan ve sabit bir biçimi ya da alışılmış bir süreci demektir. such a routine, bu tür bir düzenin tamamına işaret eder. Bu cümlede such a routine hafifçe olumsuz bir tekdüzelik duygusu taşır; çünkü konuşan kişi ofis işinin böyle olmak zorunda olmadığını söylüyor. Ancak routine tek başına nötr olabilir; eleştirel anlamı burada bağlam verir. Sonraki The usual fixed way of doing things. bölümü anlamı doğrudan açıklar.

Alıştırma

'My morning routine includes a short walk.' cümlesinde routine ne anlama gelir?

  1. alışılmadık tek bir olay
  2. sadece saatleri gösteren bir plan
  3. tekrarlanan bir yapma biçimi
Cevabı göster

tekrarlanan bir yapma biçimi

It is much more flexible these days. Dilbilgisi

0:30

Günümüzde çok daha esnek.

Dilbilgisi

much more flexible ... these days: günümüzde belirgin biçimde daha esnek

Much more flexible ifadesinde much, karşılaştırma biçimi olan more flexible ifadesinden önce gelir ve farkın küçük değil, büyük olduğunu gösterir. These days “bu günlerde” veya “günümüzde” anlamına gelir. Birlikte kullanıldıklarında, açıkça söylenmeyen geçmişe göre mevcut durumun belirgin biçimde değiştiğini anlatırlar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. Önemli bir değişimi anlatmak için karşılaştırma biçiminden önce much kullanın: The library's booking rules are ____ flexible these days.

Cevabı göster

much more

That's true.

0:33

Bu doğru.

During the pandemic,

0:34

Pandemi sırasında,

we've all had to have a more flexible approach to work. Notlar

0:35

hepimiz işe karşı daha esnek bir yaklaşım benimsemek zorunda kaldık.

Dilbilgisi

we've all had to: şimdiyle bağlantılı ortak bir zorunluluk

We've all had to, we have all had to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Have had to, have to yapısının present perfect biçimidir; geçmişte başlayan bir zorunluluğu şimdiye bağlar veya sonucunun hâlâ önemli olduğunu gösterir. Had to genellikle eylemin kişisel bir tercih değil, koşullar nedeniyle gerekli olduğunu anlatır. All, have fiilinden sonra gelir ve we kapsamındaki herkesin bu zorunluluğu yaşadığını gösterir. Konuşmacı burada değişimi ortak bir deneyim olarak sunar.

Alıştırma

Gruptaki herkesin bunu yapmak zorunda kaldığını gösteren kısaltılmış present perfect biçimiyle cümleyi tamamlayın: Since the school changed the timetable, ____ leave home earlier.

Cevabı göster

we've all had to

Kalıp ifadeler

have a more flexible approach to work: işe daha esnek bir yaklaşım benimsemek

have a more flexible approach to work, duruma daha kolay uyum sağlayabilen bir çalışma biçimi benimsemek anlamına gelir. Burada approach, bir şeyle ilgilenme veya onu ele alma biçimini anlatan bir isimdir; to work ise bu biçimin yöneldiği alanı belirtir. Bu ifade tek bir görevi değil, genel çalışma yöntemini veya tutumunu anlatır. approach to yapısındaki to bir edattır; nesne bir eylemse an approach to managing time örneğinde olduğu gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: We need a more careful approach ____ checking the data。

Cevabı göster

to

Yes, we have.

0:39

Evet, zorunda kaldık.

And it has, perhaps,

0:40

Ve bu, belki de,

changed our attitude to working flexibly. Kalıp ifadeler

0:41

esnek çalışmaya karşı tutumumuzu değiştirdi.

Kalıp ifadeler

changed our attitude to working flexibly: esnek çalışmaya yönelik tutumumuzu değiştirmek

changed our attitude to working flexibly, esnek bir şekilde çalışma fikri hakkındaki düşüncelerimizin veya duygularımızın değişmesi anlamına gelir. attitude, bir kişinin görüşünü, duygusunu veya kabullenme düzeyini anlatan bir isimdir; to ise bu tutumun yöneldiği şeyi belirtir. Buradaki working flexibly, işi esnek biçimde düzenleme veya yapma yönündeki genel uygulamayı anlatır; tek bir çalışma anını anlatmaz. Yapı change someone's attitude to + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Kursun teknoloji kullanımı hakkındaki görüşümüzü değiştirdiği anlamına doğal olarak gelen cümle hangisidir?

  1. The course changed my attitude to using technology.
  2. The course changed my attitude for using technology.
  3. The course changed my approach to using technology.
Cevabı göster

The course changed my attitude to using technology.

But even before coronavirus,

0:44

Ancak koronavirüsten önce de,

there was an opportunity to work flexibly, Kalıp ifadeler

0:45

esnek çalışma imkanı vardı,

and we'll be discussing that soon.

0:48

ve bunu yakında tartışacağız.

Kalıp ifadeler

an opportunity to work flexibly: opportunity to + yalın fiil

An opportunity to work flexibly, çalışma yeri veya saatleri gibi düzenlemelerin esnek olduğu bir şekilde çalışma fırsatı ya da olanağı demektir. Yapı opportunity to + yalın fiildir; to work, fırsatın ne yapmak için olduğunu gösterir. Bu cümlede konuşmacı, koronavirüsten önce bile esnek çalışmanın mümkün bir seçenek olduğunu söylüyor. Bu ifade böyle bir seçeneğin bulunduğunu anlatır; herkesin bu seçeneği gerçekten kullandığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi eksik İngilizce kelimeyle tamamlayın: The course gives learners an opportunity ____ work with flexible hours.

Cevabı göster

to

But there's one thing that can't be changed,

0:51

Fakat değişemeyecek bir şey var,

and that's you setting a quiz question.

0:52

o da senin bir test sorusu sorman.

Ah, yes.

0:55

Ah, evet.

I hadn't forgotten.

0:56

Unutmamıştım.

So, Neil, I know you work very hard.

0:57

Pekala Neil, çok sıkı çalıştığını biliyorum.

But according to data from the Organization for Economic Cooperation and Development, Notlar

1:00

Ancak Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nden,

the OECD,

1:05

yani OECD'den gelen verilere göre,

Kalıp ifadeler

according to data from: veri kaynağını belirtmek

According to data from, verilerin kaynağını belirterek bir iddiayı veya bilgiyi sunar. According to ifadeyi kanıtına bağlar; data from ise verileri sağlayan kurumu ya da raporu gösterir. Burada konuşmacı, sonraki bilgiyi kişisel bir tahmin olarak değil, OECD’den gelen bir kanıt olarak sunuyor. Bu ifade aynı zamanda mesajı düzenler: önce kaynak verilir, sonra iddia söylenir.

Alıştırma

Hangi cümle bir iddianın açık kaynağını belirtmek için according to data from ifadesini kullanıyor?

  1. According to data from the city council, bus use has increased.
  2. According to data from I think, bus use has increased.
  3. According to data from happy, bus use has increased.
Cevabı göster

According to data from the city council, bus use has increased.

Kültür

the Organization for Economic Cooperation and Development, the OECD: tam ad ve kısaltma

The Organization for Economic Cooperation and Development burada verilen tam addır; the OECD ise bunun kısaltılmış biçimidir. Virgül, dinleyicinin ikisini ilişkilendirebilmesi için kısaltmayı tam adın yanına getirir. Konuşmacı daha sonra yalnızca the OECD diyebilir. OECD, hükûmetlerin oluşturduğu uluslararası bir kuruluştur. Farklı ülkelerden veri toplar ve bu verileri karşılaştırır. Kuruluşa atıf yapılması, sayıların ülkeler arası karşılaştırmalar için kullanılan yerleşik bir kaynaktan geldiğini gösterir.

Alıştırma

the Organization for Economic Cooperation and Development, the OECD ifadesinin bu cümledeki görevi nedir?

  1. OECD'nin az önce adı verilen kuruluşun kısaltması olduğunu belirtir.
  2. Verilerdeki çalışma saati sayısını verir.
  3. OECD'nin çalışanların yaşadığı ülke olduğunu söyler.
Cevabı göster

OECD'nin az önce adı verilen kuruluşun kısaltması olduğunu belirtir.

workers from which country work the longest hours? Kalıp ifadeler

1:06

hangi ülkenin çalışanları en uzun saatler çalışıyor?

Kalıp ifadeler

work the longest hours: toplam çalışma süresi en fazla olmak

Work the longest hours, diğer gruplarla karşılaştırıldığında çalışmaya en fazla toplam süreyi ayırmak demektir. Hours, three o'clock gibi saat üzerindeki zamanı değil, biriken çalışma süresini belirtir. Long hours, ağır veya uzun bir çalışma düzenini anlatan doğal isim grubudur. The longest eklendiğinde en üstünlük derecesi oluşur: bir ülkenin çalışanları gruptaki diğer tüm ülkelerin çalışanlarıyla karşılaştırılır.

Alıştırma

Cümleyi work + the longest hours kalıbıyla tamamlayın: Of all the departments, the support team ____ during the holiday season.

Cevabı göster

works the longest hours

Is it A, South Korea?

1:10

A, Güney Kore mi?

B, Germany?

1:13

B, Almanya mı?

Or C, Mexico?

1:14

Yoksa C, Meksika mı?

Hmm.

1:17

Hmm.

Well, as I'm not on the list, Dilbilgisi

1:18

Şey, ben o listede olmadığıma göre,

let's go for C, Mexico. Öbek fiiller

1:19

C, Meksika diyelim.

Dilbilgisi

as I'm not on the list ifadesinde neden bildiren as

as I'm not on the list ifadesindeki as, ardından gelen kararın nedenini açıklar: Konuşan kişi listede değildir, bu yüzden C seçeneğini, yani Mexico'yu seçmeyi önerir. Neden bildiren bu as, nedeni arka plan bilgisi olarak sunar ve asıl odağı let's go for C kararına verir. Burada because veya since anlamında düşünülebilir.

Alıştırma

Bu cümlede as ne işe yarıyor: As I'm not on the list, let's go for C?

  1. Konuşan kişiyi başka biriyle karşılaştırır.
  2. Seçimin nedenini verir.
  3. Konuşan kişinin listeye ne zaman katıldığını söyler.
Cevabı göster

Seçimin nedenini verir.

Öbek fiiller

“Seçmek” anlamındaki go for C, Mexico

go for C, Mexico ifadesinde go for “seçmek” anlamına gelir. C seçenektir ve Mexico bu seçeneğin temsil ettiği cevaptır; ifade fiziksel bir hareketi anlatmaz. go for + isim kalıbı, cevap, yemek veya ürün gibi bir şeyi gündelik bir dille seçmeye ya da seçimi bildirmeye yarar.

Alıştırma

Cümleyi derste vurgulanan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: At the café, I'll ____ the tomato soup.

Cevabı göster

go for

Okay, Neil.

1:22

Tamam, Neil.

We'll find out if that's right at the end of the program. Notlar

1:23

Doğru olup olmadığını programın sonunda öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: bilmezken öğrenmek

Find out, henüz sahip olmadığınız bir bilgiyi kontrol ederek, sorarak, bekleyerek veya ne olduğunu gözlemleyerek edinmek demektir. Buradaki We'll find out if... ifadesi, cevabın daha sonra öğrenileceğini belirtir. Find out, evet-hayır soruları için if veya whether ile; başka bilgi soruları içinse why gibi bir soru sözcüğüyle kullanılabilir. Bir cevaba ulaşma sürecini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi find out öbek fiiliyle tamamlayın: We need to ____ why the alarm stopped.

Cevabı göster

find out

Kalıp ifadeler

at the end of the program: eylemi son bölüme yerleştirmek

At the end of the program, eylemin ne zaman gerçekleşeceğini, yani programın son bölümünde olacağını belirtir. Bu cümlede cevap daha sonraki o ana ertelenir ve izleyicinin programın akışını anlamasına yardımcı olur. Tekrar kullanılabilen yapı at the end of + isim şeklindedir. Bir şeyi belirli bir etkinliğin, dönemin veya medya eserinin son bölümüne yerleştirmek için kullanılır.

Alıştırma

Soruların toplantının son bölümünde yanıtlanacağını anlatmak için cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? We'll answer questions ___.

  1. in the end
  2. by the end of the meeting
  3. at the end of the meeting
Cevabı göster

at the end of the meeting

But let's talk more about flexible working now. Anlatım akışı

1:26

Ama şimdi esnek çalışma hakkında daha fazla konuşalım.

Anlatım akışı

let's talk more about ... ile konuya dönmek ve konuyu geliştirmek

Let's talk more about flexible working ifadesi, dinleyicileri konuşmanın sonraki aşamasına katılmaya davet etmek için let's kullanır. More about, flexible working konusundan daha önce söz edildiğini ve şimdi konunun daha ayrıntılı ele alınacağını gösterir. Bu cümlede But ve now da ana gündeme dönüşü işaretlemeye yardımcı olur. Dolayısıyla bu ifade yalnızca gündelik bir sohbet önermekle kalmaz, konuşmanın akışını da düzenler.

Alıştırma

Konuşmacı "let's talk more about flexible working now" ifadesiyle esas olarak ne yapıyor?

  1. flexible working ifadesinin anlamını düzeltir
  2. Esnek çalışma hakkındaki tartışmayı bitirir
  3. Esnek çalışma konusuna döner ve konuyu daha ayrıntılı geliştirir
Cevabı göster

Esnek çalışma konusuna döner ve konuyu daha ayrıntılı geliştirir

Different countries have different laws about working flexibly.

1:29

Farklı ülkelerin esnek çalışma ile ilgili farklı yasaları var.

But here in the UK,

1:33

Ancak burada Birleşik Krallık'ta,

for the last 14 years,

1:34

son 14 yıldır,

employees, workers,

1:36

çalışanların, işçilerin,

have had the right to request flexible working. Kültür

1:38

esnek çalışma talep etme hakkı var.

Kültür

the right to request flexible working: talep etme hakkı, garanti edilmiş onay değil

The right to request flexible working ifadesinde right, bir yasanın veya resmî kuralın kişiye yapma izni verdiği bir şeyi anlatan isimdir. “Doğru” anlamına gelmez. The right to + fiil kalıbı, kişinin yapma hakkına sahip olduğu eylemi belirtir. Buradaki eylem request flexible working, yani esnek çalışma talep etmektir. Çalışanlar uygun süreç yoluyla talepte bulunabilir, ancak bu ifade her talebin kabul edileceğini söylemez.

Alıştırma

Hangi ifade "employees have the right to request flexible working" cümlesinin anlamına en uygundur?

  1. Çalışanların seçtikleri her türlü esnek çalışma düzeni garanti edilir.
  2. Çalışanlar esnek çalışma için resmî olarak talepte bulunabilir, ancak kabul edileceği garanti değildir.
  3. Çalışanlar esnek saatlerle çalıştıklarında her zaman haklıdır.
Cevabı göster

Çalışanlar esnek çalışma için resmî olarak talepte bulunabilir, ancak kabul edileceği garanti değildir.

But what does it mean to work flexibly? Anlatım akışı

1:42

Peki esnek çalışmak ne anlama geliyor?

Anlatım akışı

What does it mean to work flexibly? ile bir tanım başlatmak

Burada But what does it mean to work flexibly? sorusu, tartışmayı arka plan bilgisinden bir tanıma taşır. But, önceki bilgilerin “Esnek çalışma uygulamada neleri içerir?” sorusunu henüz yanıtlamadığını gösterir. What does it mean to + fiil...? kalıbı bir eylem ya da düşüncenin gerçek anlamını, gerekliliklerini veya sonuçlarını sormak için kullanılır. Soyut bir kavramın açıklamasını başlatmak için uygundur.

Alıştırma

Bu bağlamda sorunun işlevi nedir?

  1. Dinleyicinin evden çalışmayı sevip sevmediğini sorar.
  2. flexibly sözcüğünün yazımını kontrol eder.
  3. Esnek çalışmanın uygulamada neleri içerdiğine dair bir açıklama başlatır.
Cevabı göster

Esnek çalışmanın uygulamada neleri içerdiğine dair bir açıklama başlatır.

Sarah Jackson is a workplace consultant and visiting professor at Cranfield University School of Management. Kelime

1:44

Sarah Jackson bir işyeri danışmanı ve Cranfield Üniversitesi Yönetim Okulu'nda misafir profesör.

Kelime

workplace consultant: meslek adından önce alan belirten bir isim

workplace consultant ifadesinde consultant temel isimdir ve mesleği adlandırır. Workplace ise danışmanın alanını — çalışma ortamlarını, çalışma uygulamalarını ve çalışanlarla ilgili konuları — belirtmek için önüne gelen isimdir. İngilizcede career coach ve business analyst örneklerinde olduğu gibi isim + meslek adı kalıbı yaygındır. İlk isim uzmanın türünü sınıflandırır; genellikle o kişinin o anda nerede bulunduğunu veya çalıştığını söylemez.

Alıştırma

Çalışma uygulamaları ve ortamları alanında uzman bir danışmanı en doğrudan hangi unvan ifade eder?

  1. a workplace consultant
  2. a workplace assistant
  3. a visiting professor
Cevabı göster

a workplace consultant

She spoke to BBC Radio 4's Woman's Hour program Kültür

1:51

BBC Radio 4'un Woman's Hour programında konuştu

about what it means exactly.

1:54

bunun tam olarak ne anlama geldiği hakkında.

Kültür

Röportajın kaynağı olarak BBC Radio 4'ün Woman's Hour programı

BBC Radio 4, Birleşik Krallık'ta BBC'ye ait bir radyo istasyonudur; Woman's Hour ise bu istasyonun programlarından birinin adıdır. Radio 4's biçimindeki iyelik yapısı, istasyonu program başlığına bağlar. Bu ad, bilginin nereden geldiğini gösterir: konuşan kişi sıradan bir özel sohbette değil, bir radyo röportajında konuşuyordu. Böylece dinleyici, sonraki açıklamanın röportaj içeriği olduğunu anlar.

Alıştırma

BBC Radio 4's Woman's Hour program bu cümlede neyi gösterir?

  1. Çalıştığı şirketin adını belirtir.
  2. Bir esnek çalışma politikasının adıdır.
  3. Bilginin bir BBC radyo programındaki röportajdan geldiğini gösterir.
Cevabı göster

Bilginin bir BBC radyo programındaki röportajdan geldiğini gösterir.

Because of the pandemic now,

1:58

Şimdi pandemi yüzünden,

everybody thinks that flexible working means working from home. Anlatım akışı

1:59

herkes esnek çalışmanın evden çalışmak anlamına geldiğini düşünüyor.

It doesn't.

2:03

Öyle değil.

Anlatım akışı

It doesn't: flexible working means working from home iddiasını reddetmek

İlk cümle yaygın bir inancı tanım gibi sunar: flexible working means working from home. Kısa It doesn't yanıtı, daha geniş açıklama gelmeden önce bu tanımı hemen reddeder. Burada It, flexible working ifadesine gönderme yapar; doesn't ise doesn't mean working from home bölümünün yerini tutar. Konuşmacı iki fikrin aynı olmadığını söyler; evden çalışma yine de esnek çalışmanın bir türü olabilir.

Alıştırma

Düzeltmeyi aynı iki sözcüklük kalıpla tamamlayın: Some people think being busy means being productive. ____.

Cevabı göster

It doesn't

It's about common sense. Kelime

2:04

Bu tamamen sağduyu ile ilgili.

Kelime

Pratik muhakeme anlamında common sense

Burada common sense, gündelik bilgilerden ve mevcut olgulardan yararlanarak mantıklı ve pratik bir yargıya varma becerisidir. Yalnızca yaygın olan bir duygu anlamına gelmez. It's about + isim öbeği yapısı, temel konuyu veya ilkeyi belirtir. Bu nedenle It's about common sense. cümlesi, pratik muhakemeyi en önemli değerlendirme unsuru olarak sunar.

Alıştırma

"Choosing a well-lit route home is common sense," cümlesinde common sense ne anlama gelir?

  1. Mantıklı ve pratik muhakeme
  2. Birçok kişinin paylaştığı bir duygu
  3. Kanunda yazılı resmî bir kural
Cevabı göster

Mantıklı ve pratik muhakeme

What does the job need in terms of when, Kalıp ifadeler

2:05

İş ne zaman,

where,

2:07

nerede,

how, long?

2:07

nasıl, ne kadar süre açısından neye ihtiyaç duyuyor?

Kalıp ifadeler

Boyutları tanıtmak için in terms of

Burada in terms of, işi incelemek için kullanılan belirli yönleri tanıtır. Ardından gelen soru sözcükleri zaman, yer, yöntem ve süre boyutlarının etiketleri gibi işlev görür. Yapı in terms of + yön veya kategori şeklindedir. Konunun hangi bölümünün ele alınacağını söyleyerek geniş bir soruyu daraltır.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The two designs differ ____ cost and durability.

Cevabı göster

in terms of

And what do you need?

2:08

Peki senin neye ihtiyacın var?

What does your family need?

2:09

Ailenin neye ihtiyacı var?

And how do the two match? Kelime

2:10

Ve bu ikisi nasıl eşleşiyor?

Kelime

İhtiyaçları koordine etmek için“How do the two match?”

Bu soruda the two, sizin ihtiyaçlarınızı ve ailenizin ihtiyaçlarını ifade eder. Match, pratik bir düzenleme içinde birbirine uymak veya birlikte işlemek anlamına gelir; ihtiyaçların tamamen aynı olması gerektiği anlamına gelmez. Soru, tek bir planın her iki ihtiyaç grubunu nasıl karşılayabileceğini sorar. Match bu anlamıyla programların, gerekliliklerin veya düzenlemelerin uyumlu olup olmadığını karşılaştırırken de kullanılır.

Alıştırma

Bu bağlamda How do the two match? neyi soruyor?

  1. İki ihtiyaç grubu nasıl tamamen aynı hâle gelebilir?
  2. İki ihtiyaç grubu nasıl birlikte karşılanabilir?
  3. İki taraf birbiriyle nasıl rekabet edebilir?
Cevabı göster

İki ihtiyaç grubu nasıl birlikte karşılanabilir?

So flexibility really means having some choice and control Kalıp ifadeler

2:11

Yani esneklik aslında biraz seçenek ve kontrole sahip olmak demektir,

over when, where, and how long you work, Anlatım akışı

2:15

ne zaman, nerede ve ne kadar süre çalışacağın konusunda,

and agreeing that with your manager. Kalıp ifadeler

2:18

ve bunu yöneticinizle karara bağlamak.

Kalıp ifadeler

Bir karar alanını belirten“having some choice and control over”

have some choice and control over + isim veya soru yan cümlesi kalıbında choice seçeneklerin bulunmasını, control ise sonucu etkileyebilme veya belirleyebilme gücünü anlatır. Over, bu gücün ilgili olduğu alanı belirtir. Bu cümlede when, where, and how long you work, aynı over ile bağlantılı üç soru yan cümlesidir. İfadenin tamamı, çalışma düzeninin bu bölümlerinde söz sahibi olmayı esneklik olarak açıklar.

Alıştırma

Bir kararı seçme ve etkileme konusunda sınırlı yetki anlatan hedef ifadeyi tamamlayın: Team members should have some ____ when they work.

Cevabı göster

choice and control over

Anlatım akışı

when, where, and how long you work ile üç boyutu sıralama

when, where ve how long; çalışmanın zamanını, yerini ve süresini belirten üç paralel soru sözcüğü ögesidir. Birlikte kullanıldıklarında çalışma düzeninin hangi bölümlerinin değişebileceğini açıkça gösterirler. Bu tür paralel bir liste, soyut bir tanımı veya sınıflandırmayı ne zaman, nerede ve ne kadar süre soruları etrafında düzenler.

Alıştırma

Bu tanımda when, where, and how long you work ne işe yarıyor?

  1. Dinleyiciye doğrudan üç soru sorar.
  2. Yalnızca iş gününün uzunluğunun değişebileceğini söyler.
  3. Esnek çalışmanın üç ayrı boyutunu sıralar.
Cevabı göster

Esnek çalışmanın üç ayrı boyutunu sıralar.

Kalıp ifadeler

agreeing that with your manager: bir düzenlemeyi biriyle kararlaştırmak

agreeing that with your manager ifadesindeki that, ne zaman, nerede ve ne kadar süre çalışılacağıyla ilgili seçimlere gönderme yapar. Kalıp agree something with someone şeklindedir: iki taraf da kabul edene kadar bir planı birlikte görüşmek veya onaylamak. Buradaki agree yalnızca aynı fikirde olmak anlamına gelmez. Çalışma düzeninin çalışan tarafından tek başına belirlenmeyip yöneticiyle kararlaştırılması gerektiğini gösterir. Doğrudan nesne alan bu yapı özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi Britanya İngilizcesindeki agree something with someone kalıbını ve the seating plan sözlerini kullanarak tamamlayın: We need to agree ____ the organizer before the event.

Cevabı göster

the seating plan with

So flexible working is not just working from home, Anlatım akışı

2:21

Yani esnek çalışma sadece evden çalışmak demek değil,

Anlatım akışı

is not just working from home: bir tanımı genişletmek

Bu cümlede is not just working from home, aşırı dar bir tanımı reddeder. Evden çalışma, esnek çalışmanın bir biçimi olabilir ancak kategorinin tamamını oluşturmaz. X is not just Y kalıbı önce bilinen bir örnek verir, ardından X’in Y’den daha fazlasını kapsadığını belirtir. Hemen ardından but also gelmese bile dinleyiciyi başka örneklere veya daha geniş bir açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

“Flexible working is not just working from home” cümlesi neyi belirtir?

  1. Esnek çalışma, evden çalışmanın ötesinde başka biçimleri de kapsar.
  2. Evden çalışma, esnek çalışmanın tek biçimidir.
  3. Evden çalışma, esnek çalışmanın bir biçimi değildir.
Cevabı göster

Esnek çalışma, evden çalışmanın ötesinde başka biçimleri de kapsar.

something we've got used to during the pandemic. Kalıp ifadeler

2:25

pandemi sırasında alıştığımız bir şey o.

Kalıp ifadeler

got used to: alışmak

Burada we've got used to, alışır hâle geldik anlamına gelir: pandemi sırasında evden çalışma deneyimle tanıdık hâle geldi. Got, present perfect yapısındaki we've got used to ifadesinin bir parçasıdır; bu nedenle ifade, o alışma sürecini şimdiki zamanla ilişkilendirir. get used to something yapısında to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir: get used to the noise, get used to it, get used to working remotely. Cümlede something, working from home ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi get used to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At first, online meetings felt strange, but after a month I ____ having them every morning.

Cevabı göster

got used to

It is about common sense,

2:27

Bu sağduyu ile ilgili,

using our judgment to make sensible decisions. Kalıp ifadeler

2:29

mantıklı kararlar almak için muhakeme yeteneğimizi kullanmakla ilgili.

Kalıp ifadeler

mantıklı kararlar vermek için muhakememizi kullanmak

Bu ifade, sağduyunun davranışta nasıl göründüğünü açıklar. Using our judgment, durumu kendi muhakeme gücümüzle değerlendirmek; make sensible decisions ise akıllıca, uygulanabilir ve mantıklı seçenekler belirlemek demektir. Virgülden sonraki -ing öbeği ayrı bir olay anlatmak yerine common sense ifadesini açıklar. using our judgment to make... yapısında to-infinitive, muhakemenin ne yapmak için kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Birinin durumu değerlendirip akıllıca seçim yapması gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Durumu dikkate almadan her zamanki planı izlemek.
  2. Kararı hassas bir kişisel konu olarak ele almak.
  3. Use your judgment to make a sensible decision.
Cevabı göster

Use your judgment to make a sensible decision.

So requesting to work for 2 hours a day is not sensible, Dilbilgisi

2:33

Yani günde sadece 2 saat çalışmayı talep etmek mantıklı değildir,

Dilbilgisi

requesting to work for 2 hours a day is: özne olarak kullanılan bir gerund öbeği

Requesting to work for 2 hours a day, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir gerund öbeğidir. Requesting isteme eylemini adlandırır; to work for 2 hours a day ise isteğin içeriğini tamamlar. Öbeğin tamamı bu istekte bulunma eylemini ifade eder. Bu yapı, kişiyi doğrudan nitelemek yerine eylemi değerlendirmeyi sağlar. Tek bir etkinliği anlatan gerund öbeği normalde tekil fiil alır; bu nedenle are değil, is kullanılır.

Alıştırma

Bir isteği değerlendirmek için gerund öbeğini tekil özne olarak doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Requesting an extra day is reasonable in this situation.
  2. Request an extra day is reasonable in this situation.
  3. Requesting an extra day are reasonable in this situation.
Cevabı göster

Requesting an extra day is reasonable in this situation.

but being able to work from 12 until 8 instead of 9 to 5 might be. Kültür

2:36

ancak 9'dan 5'e yerine 12'den 8'e kadar çalışabilmek mantıklı olabilir.

Kültür

Geleneksel ofis saatleri anlamında 9 to 5

İş hakkında konuşurken 9 to 5, yaklaşık sabah 9'dan akşam 5'e kadar süren geleneksel gündüz ofis çalışma saatlerinin kısa ifadesidir. Daha genel olarak sabit saatli düzenli bir ofis işini de anlatabilir; herkes için geçerli evrensel bir çalışma programı değildir. Burada from 12 until 8 ile 9 to 5 karşılaştırılıyor. Verilmek istenen mesaj, esnekliğin mutlaka daha az saat çalışmak değil, aynı uzunluktaki çalışma dönemini günün başka bir bölümüne taşımak olabileceğidir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Maya wants to work 9 to 5. 9 to 5 ne anlama gelir?

  1. Beş saatlik bir gece vardiyası
  2. Geleneksel gündüz ofis çalışma saatleri
  3. Saat beşte başlayan herhangi bir iş
Cevabı göster

Geleneksel gündüz ofis çalışma saatleri

Of course,

2:41

Elbette,

this depends on the needs of the business, Kalıp ifadeler

2:41

bu işletmenin ihtiyaçlarına bağlıdır,

Kalıp ifadeler

depends on the needs of the business: işletmenin ihtiyaçlarına bağlıdır

depends on, bir sonucun, kararın veya olasılığın başka bir koşul tarafından belirlendiğini ifade eder. on'dan sonraki isim grubu bu koşulun ne olduğunu belirtir. Buradaki the needs of the business, personel sayısı, çalışma saatleri veya müşteri talebi gibi kuruluşun işletilmesiyle ilgili pratik gereksinimleri anlatır. Bu ifade, çalışma düzeninin yalnızca kişisel tercihe göre belirlenemeyeceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi depend on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The final schedule ____ the needs of the team.

Cevabı göster

depends on

and as Sarah said,

2:44

ve Sarah'nın dediği gibi,

you need to match your needs with that of the business. Kalıp ifadeler

2:45

kendi ihtiyaçlarınızı işletmenin ihtiyaçlarıyla eşleştirmeniz (match) gerekir.

Kalıp ifadeler

match your needs with that of the business: ihtiyaçlarınızı işletmenin ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getirmek

Burada match A with B, iki tarafı birlikte çalışabilecek şekilde uyumlu hâle getirmek anlamına gelir. Kendi ihtiyaçlarınız işletmenin ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilir ve iki tarafın da ayarlama yapması gerekebilir. Bu, iki ihtiyaç grubunun aynı olduğu ya da yalnızca sizin ihtiyaçlarınızın karşılanması gerektiği anlamına gelmez. that of the business ifadesindeki that, the needs ifadesinin yerine kullanılmak istenmiştir. Ancak needs çoğul olduğundan, özenli standart İngilizcede normalde those kullanılır: match your needs with those of the business. That of yalnızca tekil bir ismin yerine kullanılır.

Alıştırma

Kaynaklarla talebi uyumlu hâle getiren cümleyi match ... with ... kullanarak tamamlayın: We need to ____ our staffing levels ____ customer demand.

Cevabı göster

match · with

Match here means to work equally on both sides.

2:48

Eşleşmek (match) burada her iki taraf için de eşit derecede işe yaramak anlamına geliyor.

Getting the working conditions that suit you Kalıp ifadeler

2:51

Size uygun çalışma koşullarını elde etmek

Kalıp ifadeler

working conditions that suit you: size uygun çalışma koşulları

Working conditions; çalışma saatleri, yer, iş ortamı ve kurallar gibi bir işin uygulamadaki şartlarını ve koşullarını ifade eder. that suit you ilgi cümleciği working conditions ifadesini niteler. Bir düzenleme veya koşul suits you olduğunda, ihtiyaçlarınıza ve durumunuza uygun ya da elverişli demektir. Burada suit fiilinden hemen sonra kişi gelir: the conditions suit you.

Alıştırma

Cümleyi suit someone yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This plan has three payment options. Choose the one that ____.

Cevabı göster

suits you

does require some negotiation with your manager. Notlar

2:53

yöneticinizle biraz müzakere gerektirir.

Dilbilgisi

does require: does + fiilin yalın biçimiyle olumlu vurgu

Does require, requires yapısının vurgulu olumlu biçimidir. Yardımcı fiil does, “gerçekten” ya da “hakikaten” anlamı katar; böylece cümle müzakerenin gerçekten gerekli olduğunu vurgular. Bu vurgu gerçekçi bir sınır da ekler: uygun koşullar elde edilebilir, ancak kendiliğinden oluşmaz. Does’tan sonra require yalın fiil biçiminde kalır. Getting the working conditions that suit you şeklindeki -ing yan cümlesinin tamamı tekil özne görevi gördüğü için geniş zamanda do require veya does requires değil, does require kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi require fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The job looks easy, but it ____ careful planning.

Cevabı göster

does require

Kalıp ifadeler

some negotiation with your manager: biriyle müzakere

Some negotiation with your manager, yöneticinizle kabul edilebilir bir düzenlemeye ulaşmayı amaçlayan, miktarı belirtilmemiş bir görüşme süreci anlamına gelir. Burada negotiation, süreç bildiren sayılamayan bir isimdir; bu nedenle some, ayrı ayrı birkaç müzakereyi değil, “bir miktar” veya “belirli ölçüde” anlamını verir. With, görüşmedeki diğer tarafı belirtir. Bu ifade, çalışma koşullarına yalnızca bir tarafın karar vermediğini ve bazı ayarlamalar ya da bir anlaşma gerekebileceğini gösterir. Negotiation tek başına tartışma veya düşmanca pazarlık anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede “some negotiation with your manager” en doğal olarak neyi ifade eder?

  1. Koşulları yöneticinizle görüşmeniz ve kabul edilebilir bir düzenlemeye ulaşmaya çalışmanız gerekir.
  2. Yöneticiniz olası bütün değişiklikleri zaten reddetmiştir.
  3. Yöneticinize haber vermeden çalışma koşullarına kendiniz karar verebilirsiniz.
Cevabı göster

Koşulları yöneticinizle görüşmeniz ve kabul edilebilir bir düzenlemeye ulaşmaya çalışmanız gerekir.

You need agreement from him or her.

2:56

Onun onayına ihtiyacınız var.

And that can be difficult if your manager is inflexible, Kelime

2:59

Ve eğer yöneticiniz esnek değilse, bu zor olabilir,

not willing to change.

3:02

yani değişime istekli değilse.

Kelime

inflexible: değişmeye istekli olmayan

Burada inflexible, “değişmeye veya uyum sağlamaya istekli olmayan” anlamına gelir. Ardından gelen not willing to change ifadesi sıfatı doğrudan başka sözlerle açıklayarak cümledeki anlamını netleştirir. inflexible bir kişiyi, kuralı, programı veya sistemi nitelediğinde ayarlama yapacak alan bulunmamasına odaklanır. Çoğu zaman bu esneklik eksikliğinin bir soruna yol açtığını düşündürür.

Alıştırma

Bu bağlamda inflexible, yönetici hakkında ne anlatıyor?

  1. Yönetici işin hızlıca bitirilmesini bekler.
  2. Yönetici uyum sağlamaya veya değişmeye istekli değildir.
  3. Yönetici açık talimatlar verir.
Cevabı göster

Yönetici uyum sağlamaya veya değişmeye istekli değildir.

But of course,

3:04

Ama elbette,

in the UK at least, Anlatım akışı

3:04

en azından Birleşik Krallık'ta,

an employee has a right to request flexible working,

3:06

bir çalışanın esnek çalışma talep etme hakkı vardır,

and this must be considered by the employer. Dilbilgisi

3:09

ve bu işveren tarafından dikkate alınmalıdır.

Anlatım akışı

in the UK at least: bir iddianın kapsamını sınırlamak

In the UK, ifadenin nerede geçerli olduğunu belirtir; at least ise bu yeri konuşanın güvenle doğrulayabildiği en dar kapsam olarak gösterir. Birlikte in the UK at least, “başka yerlerde durum ne olursa olsun, bu Birleşik Krallık'ta doğrudur” anlamına gelir. Bu sınırlayıcı ifade aşırı genelleme yapılmasını önler. Bu hakkın yalnızca Birleşik Krallık'ta bulunduğunu söylemez; diğer ülkelerdeki durumu açık bırakır.

Alıştırma

in the UK at least ifadesinin cümledeki işlevi nedir?

  1. Birleşik Krallık'taki çalışanların asgari sayısını verir.
  2. İddiayı Birleşik Krallık'la sınırlar ve diğer ülkelerin durumunu açık bırakır.
  3. Bu hakkın yalnızca Birleşik Krallık'ta bulunduğunu söyler.
Cevabı göster

İddiayı Birleşik Krallık'la sınırlar ve diğer ülkelerin durumunu açık bırakır.

Dilbilgisi

must be considered by the employer: edilgen yapıyla ifade edilen bir yükümlülük

Must be considered, must kiplik fiili + be + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. Edilgen bir yapıdır: this, çalışanın talebini gösterir ve değerlendirilmesi gereken şeydir; by the employer ise sorumlu tarafı belirtir. Bir kuralda veya hukuki ifadede bu edilgen yapı, yapılması zorunlu olan eylemi öne çıkarır. İşverenin talebi değerlendirmekle yükümlü olduğunu belirtir; talebi onaylamak zorunda olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Kuralı dersteki edilgen yükümlülük ifadesinin aynısıyla tamamlayın: Every request ____ by the employer.

Cevabı göster

must be considered

This law initially was just for parents with a child younger than 6 years old

3:12

Bu yasa başlangıçta sadece 6 yaşından küçük çocuğu olan

or a disabled child less than 18.

3:16

veya 18 yaşından küçük engelli çocuğu olan ebeveynler içindi.

But since 2014, Kültür

3:18

Ancak 2014'ten bu yana,

everyone has the right to request flexible working,

3:20

herkesin esnek çalışma talep etme hakkı var,

and that includes men.

3:24

ve buna erkekler de dahil.

Kültür

2014’ten beri herkesin esnek çalışma talep etme hakkı vardır

But, önceki daha dar kapsamlı kuraldan bir değişiklik olduğunu gösterir. Since 2014 yeni durumun başlangıç noktasını belirtir; everyone ise esnek çalışma talep etme hakkının daha önce sözü edilen ebeveynlerin ötesinde daha geniş bir gruba yayıldığını gösterir. Has the right to request, kuralın kapsamındaki kişilerin resmî bir talepte bulunma hakkına sahip olduğu anlamına gelir. Her talebin onaylanacağına dair bir garanti değildir.

Alıştırma

Vurgulanan cümle hangi değişikliği anlatıyor?

  1. 2014’ten itibaren her esnek çalışma talebinin onaylanması gerekiyordu.
  2. Yalnızca 2014 yılı içinde yapılan talepler değerlendirilebilirdi.
  3. 2014’ten itibaren esnek çalışma talebinde bulunma hakkı çok daha geniş bir gruba uygulanmaya başladı.
Cevabı göster

2014’ten itibaren esnek çalışma talebinde bulunma hakkı çok daha geniş bir gruba uygulanmaya başladı.

Which is an important point,

3:26

Ki bu önemli bir nokta,

as Sarah Jackson explains.

3:27

Sarah Jackson'ın açıkladığı gibi.

Fewer men seem to have their requests for flexible working accepted. Dilbilgisi

3:29

Daha az sayıda erkeğin esnek çalışma talepleri kabul ediliyor gibi görünüyor.

Dilbilgisi

Fewer men: çoğul sayılabilen isimlerle fewer

fewer men ifadesinde fewer, çoğul sayılabilen men ismini niteler ve daha az sayıda erkek anlamına gelir. Fewer, tek tek sayılabilen kişiler veya nesneler için kullanılan karşılaştırma biçimidir. Karşılaştırılan grup açıkça belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Burada erkeklerin sayısının daha düşük olduğu söylenir; her bir erkeğin herhangi bir açıdan “daha az” olduğu anlatılmaz.

Alıştırma

Cümleyi fewer veya less ile tamamlayın: There were ____ applicants this year than last year.

Cevabı göster

fewer

Dilbilgisi

have their requests ... accepted: have + nesne + geçmiş zaman ortacı

Have their requests for flexible working accepted, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Their requests eylemden etkilenen nesnedir; accepted ise ortaya çıkan durumu, yani taleplerin başka biri tarafından kabul edilmesini anlatır. Buradaki have “sahip olmak” anlamına gelmez. Bu yapı, nesneyle ilgili bir sonucun elde edilmesine, ayarlanmasına veya deneyimlenmesine odaklanır. Bu cümlede onay sonucu bildirilmektedir; erkeklerin talepleri kendilerinin kabul ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi approve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: She had her visa application ____ yesterday.

Cevabı göster

approved

Let's find out why.

3:33

Nedenini öğrenelim.

Men, when they do ask, Dilbilgisi

3:36

Erkekler, talepte bulunduklarında,

are more likely to be turned down. Öbek fiiller

3:37

geri çevrilme olasılıkları daha yüksektir.

Dilbilgisi

when they do ask: vurgulu do

Olumlu they do ask cümleciğinde do, ask fiilini vurgular. Bu, onların gerçekten talepte bulunduğu anlamına gelir; soru oluşturmaz veya ayrı bir eylem eklemez. Bu vurgulu do kullanımı çoğunlukla bir varsayımı düzeltmek ya da ona karşı çıkmak için kullanılır. Buradaki when they do ask, birisi bunun nadiren gerçekleştiğini düşünse bile talepte bulunma eylemini gerçek bir durum olarak sunar. Vurgulu do sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: do ask denir, do asks denmez.

Alıştırma

Eylemin gerçekten gerçekleştiğini vurgulamak için vurgulu do kullanın: Some people seem quiet, but they ____ for help when they need it.

Cevabı göster

do ask

Öbek fiiller

more likely to be turned down: reddedilme olasılığının daha yüksek olması

More likely to, 'bir şeyin gerçekleşme olasılığının daha yüksek olması' demektir. Yapı more likely to + fiilin yalın hâlidir. Be turned down, turn down ifadesinin edilgen biçimidir. Bir istek, başvuru, teklif veya öneriyle kullanıldığında turn down, 'reddetmek' anlamına gelir; dolayısıyla talepte bulunan kişilerin olumsuz yanıt alma olasılığı daha yüksektir. Burada fiziksel olarak aşağı dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

'The committee turned down Maya's proposal' cümlesinde turned down ne anlama gelir?

  1. öneriyi azalttı
  2. öneriyi reddetti
  3. öneriyi erteledi
Cevabı göster

öneriyi reddetti

So there's a real bias there in the system. Kelime

3:39

Yani sistemde gerçek bir önyargı (bias) var.

Kelime

real bias there in the system: sistemde gerçek bir taraflılık

Real bias in the system, adil olmayan bir eğilimin yalnızca bir kişinin kötü tutumunda değil; kurallarda, süreçlerde veya kararların tekrar tekrar alınış biçiminde bulunduğunu anlatır. Bu durum farklı grupların eşit olmayan muamele veya sonuçlarla karşılaşmasına yol açabilir. Real sözcüğü iddiayı güçlendirir: konuşan kişi bu adaletsiz örüntünün gerçekten var ve önemli olduğunu düşünür. There, konuşulan sisteme geri gönderimde bulunur ve sorunu o düzeye yerleştirir.

Alıştırma

Bir raporda There is real bias in the system. deniyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Bilgisayar sistemi çalışmayı durdurmuştur.
  2. Bir kişinin sıradan bir kişisel tercihi vardır.
  3. Kurallar veya süreç bazı kişileri adaletsiz biçimde kayırır ya da dezavantajlı duruma düşürür.
Cevabı göster

Kurallar veya süreç bazı kişileri adaletsiz biçimde kayırır ya da dezavantajlı duruma düşürür.

And so what... the most important thing that needs to happen here, Anlatım akışı

3:42

Ve bu yüzden... burada olması gereken en önemli şeyin,

I think, is for employers to really actively start saying to their men, Dilbilgisi

3:45

sanırım işverenlerin erkek çalışanlarına gerçekten aktif bir şekilde söylemeye başlamasıdır,

Anlatım akışı

the most important thing that needs to happen here: bu durumda olması gereken en önemli şey

The most important thing, sıradaki fikri en yüksek öncelik olarak işaretler. That needs to happen here ilgi cümleciği, thing sözcüğünü o anda konuşulan durumda gerekli olan eylemle sınırlar; here sözcüğünün fiziksel bir yeri belirtmesi gerekmez. Tam kalıp The most important thing that needs to happen here is ... biçimindedir. Tartışmayı bir sorunu tarif etmekten, konuşan kişinin başlıca eylem önerisini sunmaya taşır.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan kalıbın temel söylem işlevi nedir? The most important thing that needs to happen here is a full safety review.

  1. Sıradaki fikrin yalnızca küçük bir öneri olduğunu göstermek
  2. Konuşan kişinin en yüksek öncelik olarak gördüğü eylemi sunmak
  3. Değerlendirmenin yapılacağı fiziksel adresi vermek
Cevabı göster

Konuşan kişinin en yüksek öncelik olarak gördüğü eylemi sunmak

Dilbilgisi

is for employers to really actively start saying: sorumluluğu belirlemek

Daha geniş olan the most important thing ... is for employers to ... yapısında for employers, harekete geçmesi beklenen kişileri belirtir; to ile kurulan mastar da onların hangi eylemi yapması gerektiğini söyler. Burada to really actively start saying belirli eylemi ifade eder. Bir öneri önce hedefi, önceliği veya sonraki adımı söyleyip ardından bunu gerçekleştirme sorumluluğunu birine verdiğinde X is for + isim veya zamir + to ile kurulan mastar yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi X is for + kişi + to ile kurulan mastar yapısını kullanarak tamamlayın: The next step ____ the team to test the design.

Cevabı göster

is for

we know you want to be active fathers, Kelime

3:50

aktif babalar olmak istediğinizi biliyoruz,

Kelime

active fathers: çocuk bakımına katılan babalar

Burada active fathers, çocuklarının yetiştirilmesine ve bakımına gerçekten ve düzenli olarak katılan babalar anlamına gelir. Active, fiziksel enerji veya egzersizi değil, çocuk bakımı ve aile sorumluluklarına katılımı anlatır. Father veya parent gibi aile rollerini belirten sözcüklerle kullanıldığında active çoğunlukla ilgili ve katılımcı anlamına gelir. Yapılan işler aileye göre değişebilir; temel düşünce çocuğun günlük yaşamına ve bakımına katılmaktır.

Alıştırma

Bu bağlamda active father ne anlama gelir?

  1. Her gün yoğun egzersiz yapan bir baba
  2. Sosyal hayatı çok yoğun olan bir baba
  3. Çocuk bakımını düzenli olarak paylaşan ve çocuklarının hayatına katılan bir baba
Cevabı göster

Çocuk bakımını düzenli olarak paylaşan ve çocuklarının hayatına katılan bir baba

because there's a whole generation of young men who do want to be active fathers. Dilbilgisi

3:51

çünkü gerçekten aktif babalar olmak isteyen koca bir genç erkek jenerasyonu var.

Dilbilgisi

do want to be active fathers ifadesindeki vurgulayıcı do

do want ifadesinde do, olumlu cümleyi güçlendirir: Bu genç erkekler gerçekten böyle bir isteğe sahiptir. Buna vurgulayıcı do denir. do sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır; bu nedenle do wants veya do wanted değil, do want denir. Bu yapı çoğu zaman bir şüpheye cevap vermek veya bir varsayıma karşı çıkmak için kullanılır. Burada want ile yalnızca tarafsız bir bilgi vermek yerine, ilgili ve etkin babalar olma isteğinin gerçek olduğu vurgulanır.

Alıştırma

Yanlış anlaşılmayı düzelten vurgulayıcı yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: They ____ want to take part; they are simply shy.

Cevabı göster

do

Please, use the right to request flexible working, Ton ve niyet

3:55

Lütfen, esnek çalışma talep etme hakkınızı kullanın,

work flexibly if you can,

3:58

yapabiliyorsanız esnek çalışın,

Ton ve niyet

Eylem çağrısı olarak Please, use the right to request flexible working

Please + yalın hâldeki use ile kurulan emir cümlesi, dinleyenlerden doğrudan harekete geçmelerini ister. Please çağrıyı kibarlaştırır, ancak cümle yine de bir iş yeri politikasını tarafsızca açıklamak yerine eylemi teşvik eder. The right to request flexible working, çalışma saatleri veya yeri gibi farklı bir çalışma düzenini talep etme hakkı demektir. Bu hakkı kullanmak talepte bulunmak anlamına gelir; işverenin istenen düzenlemeyi mutlaka onaylaması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? “Please, use the right to request flexible working,” ifadesinde konuşan kişi yalnızca bir politikanın varlığını belirtmiyor, dinleyenleri kibarca harekete geçmeye çağırıyor.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

because until men are enabled to be active fathers, Dilbilgisi

4:00

çünkü erkeklerin aktif babalar olmaları sağlanana kadar,

we won't get equality at home, Anlatım akışı

4:04

evde eşitliği sağlayamayacağız,

and we certainly won't get equality in the workplace either.

4:05

ve kesinlikle işyerinde de eşitliği sağlayamayacağız.

Dilbilgisi

because until men are enabled to be active: önce gerekli bir koşul karşılanır

Because, tüm yan cümleyi hemen önce söylenen bir iddianın gerekçesi olarak işaretler. Ardından until bir sınır koyar: ana cümlede won't ile ifade edilen sonuç, belirtilen koşul karşılanmadan gerçekleşemez. Men are enabled to be active fathers, dışarıdan sağlanan destek veya düzenlemelerin erkeklere babalıkta aktif rol almaları için gerçek bir fırsat vermesi demektir. Burada ifade, yalnızca erkeklerin kişisel yeteneğini anlatmaz; bu desteği eşitliğe giden yolda gerekli bir adım olarak sunar.

Alıştırma

Yeni cümlede until employees are enabled to work remotely ne anlama geliyor?

  1. Çalışanlar uzaktan çalışmayı çoktan bitirmiştir.
  2. Çalışanlara önce uzaktan çalışmaları için gereken destek veya düzenlemeler sağlanmalıdır.
  3. Çalışanların her koşulda uzaktan çalışması yasaktır.
Cevabı göster

Çalışanlara önce uzaktan çalışmaları için gereken destek veya düzenlemeler sağlanmalıdır.

Anlatım akışı

won't get equality at home ... won't get equality in the workplace either: paralel sonuçlar

Cümle, won't get equality ifadesini iki paralel yan cümlede tekrarlar: önce at home, ardından in the workplace. Aynı kalıbı tekrarlamak iki alanın kolayca karşılaştırılmasını sağlar ve ikinci iddiayı birinci iddianın devamı olarak sunar. Certainly ikinci iddiayı güçlendirirken olumsuz bir yan cümlenin sonundaki either «de» anlamına gelir. Bu iki öğe, evden iş yerine geçişi vurgulu hâle getirir: bir alanda eşitlik yoksa konuşmacı diğerinde de olmayacağını savunur.

Alıştırma

İkinci yan cümle olan and we certainly won't get equality in the workplace either bölümünün temel etkisi nedir?

  1. İkinci bir alana paralel bir olumsuz sonuç ekler ve aradaki bağlantıyı güçlendirir.
  2. Evde eşitliğin önemsiz olduğunu söyleyerek ilk yan cümleyi düzeltir.
  3. Konuyu iş yerinin ilgisiz bir tanımına dönüştürür.
Cevabı göster

İkinci bir alana paralel bir olumsuz sonuç ekler ve aradaki bağlantıyı güçlendirir.

Okay,

4:10

Tamam,

so men are more likely to have their request turned down or rejected.

4:10

yani erkeklerin taleplerinin geri çevrilme veya reddedilme olasılığı daha yüksek.

And Sarah says there is a bias in the system,

4:14

Ve Sarah sistemde bir önyargı (bias) olduğunu söylüyor,

unfairness,

4:17

adaletsizlik,

treating one group of people more favorably than another. Kelime

4:18

bir grup insana diğerinden daha olumlu davranmak.

Kelime

treating one group of people more favorably than another: iki gruba yapılan muameleyi karşılaştırmak

Bu cümlede treating one group of people more favorably than another, önyargının nasıl ortaya çıktığını açıklar: bir grup, başka bir gruba göre daha iyi veya daha avantajlı muamele görür. treat X more favorably than Y kalıbı, iki gruba nasıl davranıldığını karşılaştırır. Favorably, treat fiilini niteleyen bir zarftır; another ise another group of people ifadesinin yerini tutar.

Alıştırma

Daha avantajlı bir şekilde anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The funding rule treats large schools ____ small schools.

Cevabı göster

more favorably than

And this is unfair because it can prevent some men being active fathers, Dilbilgisi

4:23

Ve bu adaletsiz çünkü bazı erkeklerin aktif babalar olmasını engelleyebilir,

actually being involved with childcare.

4:26

çocuk bakımıyla gerçekten ilgilenmelerini engelleyebilir.

Dilbilgisi

prevent some men being active: prevent + kişi + -ing

Burada prevent some men being active, daha uzun olan prevent some men being active fathers ifadesinin başlangıcıdır. Bir şeyin bu erkeklerin baba olarak aktif bir rol üstlenmesini engelleyebileceği anlamına gelir. Yapı prevent + kişi + -ing şeklindedir. -ing yan cümlesi engellenen eylemi veya durumu belirtir. Britanya İngilizcesinde bu yapıda from çıkarılabilir; prevent some men from being active fathers aynı temel anlama gelir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesindeki from içermeyen yapıyı ve enter fiilinin doğru biçimini kullanın: The locked gate prevented visitors ____ the garden.

Cevabı göster

entering

But having more active fathers can lead to equality, Kalıp ifadeler

4:29

Fakat daha aktif babalara sahip olmak eşitliğe yol açabilir,

or fairness,

4:32

veya adalete,

at home and in the workplace.

4:32

evde ve işyerinde.

Kalıp ifadeler

can lead to equality: bir nedeni sonuca bağlamak

can lead to equality ifadesinde lead to, ‘neden olmak veya ortaya çıkmasına yardımcı olmak’ anlamına gelir. Equality ismi olası sonucu belirtir. Lead to, bir nedeni, eylemi veya koşulu bunun sonucunda ortaya çıkan durumla bağlar. Can, eşitliğin kesin değil, olası bir sonuç olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Clear rules can ____ fairer decisions.

Cevabı göster

lead to

It sounds like something that needs to be looked at. Öbek fiiller

4:35

Bu, üzerinde durulması gereken bir şeye benziyor.

Öbek fiiller

that needs to be looked at: inceleme gerektiğini belirtmek

that needs to be looked at ilgi cümleciği something sözcüğünü açıklar. Burada look at, yalnızca gözle bakmak değil, ‘incelemek, değerlendirmek veya ele almak’ anlamındadır. Needs to be looked at edilgen bir yapıdır: konu ilgi gerektirir, ancak onu kimin inceleyeceği belirtilmez. It sounds like yorumu daha temkinli yapar; böylece konuşan kişi doğrudan emir vermek yerine bir kaygıyı dile getirir.

Alıştırma

Cümleyi ‘incelemek’ anlamındaki look at ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: This safety issue needs to ____.

Cevabı göster

be looked at

But now, Neil,

4:37

Fakat şimdi, Neil,

let's get the answer to my question.

4:38

sorumun cevabını alalım.

According to official data,

4:41

Resmi verilere göre,

in which country do workers work the longest hours?

4:42

hangi ülkedeki çalışanlar en uzun saatler çalışıyor?

And I said Mexico.

4:46

Ve ben Meksika demiştim.

Which is correct.

4:48

Ki bu doğru.

Well done.

4:49

Tebrikler.

According to the OECD,

4:50

OECD'ye göre,

the average Mexican spends 2,255 hours at work per year, Kalıp ifadeler

4:52

ortalama bir Meksikalı yılda 2.255 saatini işte geçiriyor,

Kalıp ifadeler

spends 2,255 hours at work per year: yılda 2.255 saatini işte geçirir

Spend, nesne olarak bir zaman miktarı alabilir: kişi + spends + süre + at work. Burada spends, tekil özne the average Mexican ile uyumludur; 2,255 hours ise harcanan süreyi belirtir. Per year, her yıl anlamına gelir ve istatistiğin dönemini belirler. Özne + spend + süre + at work + per year kalıbının tamamı, yıllık çalışma süresini kesin biçimde bildirmek için kullanılır.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla yıllık çalışma istatistiğini tamamlayın: A full-time employee ____ 1,760 hours ____ work per year.

Cevabı göster

spends · at

the equivalent of around 43 hours per week. Kalıp ifadeler

4:58

bu da haftada yaklaşık 43 saate denk geliyor.

Kalıp ifadeler

the equivalent of around 43 hours per week: haftada yaklaşık 43 saate denk gelen değer

The equivalent of + miktar, başka bir birim veya zaman dilimiyle ifade edilen karşılık değeri belirtir. Burada virgülden sonraki isim öbeği, 2,255 hours per year değerini haftalık bir sayıya dönüştürür; ayrıca eklenecek ayrı bir miktar sunmaz. Around, sayının yaklaşık olduğunu; per week ise yeni ölçüm döneminin hafta olduğunu gösterir. Bu dönüşüm, büyük bir yıllık toplamı anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Vurgulanan isim kalıbıyla yaklaşık dönüşümü tamamlayın: A yearly total of 1,000 hours is ____ 19 hours per week.

Cevabı göster

the equivalent of around

Germans, on the other hand, Anlatım akışı

5:01

Almanlar ise, diğer yandan,

clock up the fewest hours. Öbek fiiller

5:03

en az saati kaydediyor.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt tarafı tanıtmak

On the other hand, sıradaki bilginin aynı konu hakkında daha önce belirtilen bir noktayla karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Burada Almanların düşük toplamını karşılaştırmanın diğer tarafı olarak sunar. Germans öznesinden sonra kullanılan bu ifade, ara söz niteliğinde bir bağlayıcıdır. Dinleyiciye bu cümlenin önceki bilgiyle ilişkisini gösterir: önceki ifadeyi düzeltmek veya reddetmek yerine karşıt bir taraf ekler.

Alıştırma

Karşıtlığı en iyi tamamlayan bağlayıcıyı seçin: Maya enjoys working from home. Leo, ___, prefers the office.

  1. on the other hand
  2. as a result
  3. on the contrary
Cevabı göster

on the other hand

Öbek fiiller

clock up the fewest hours: en düşük toplamı biriktirmek

Clock up, zaman içinde bir toplam biriktirmek veya kaydetmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi genellikle saat, mil, puan veya galibiyet gibi ölçülebilen bir şeydir. Clock up the fewest hours ifadesinde toplam, diğerlerinin tümüyle karşılaştırılır: fewest, sayılabilen çoğul hours ile kullanılır ve en düşük saat sayısını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi clock up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over the summer, Ava ____ 500 kilometres on her bike.

Cevabı göster

clocked up

Well, my working day is nearly over,

5:05

Pekala, benim mesaim bitmek üzere,

so let's just recap some of the vocabulary we've discussed, Anlatım akışı

5:07

o yüzden tartıştığımız bazı kelimeleri kısaca gözden geçirelim,

Anlatım akışı

Let's just recap ...: kısa bir özete geçmek

Let's just recap ... konuşmacı bitirmeden önce dinleyicileri ana noktaları gözden geçirmeye davet eder. Recap, daha önce ele alınan bir konuyu baştan sona yeniden anlatmak değil, kısaca özetlemek demektir. Just geçişi yumuşatır ve gözden geçirmenin kısa olacağını düşündürür. We've discussed, bu kelimelerin daha önce konuşulduğunu gösterir; böylece ifade ana bölümden kapanış özetine geçiş yapar.

Alıştırma

Hangi cümle bir dersi daha önce işlenen konuların kısa bir tekrarına en doğal biçimde geçirir?

  1. Let's repeat every sentence word for word.
  2. Let's just recap what we learned today.
  3. Let's introduce a completely new topic.
Cevabı göster

Let's just recap what we learned today.

starting with routine,

5:10

rutin (routine) ile başlayalım,

the usual fixed way of doing things.

5:12

işleri yapmanın olağan, sabit yolu.

Common sense is our judgment to make sensible decisions.

5:15

Sağduyu (common sense), mantıklı kararlar vermek için kullandığımız muhakeme yeteneğimizdir.

When you need something to match,

5:19

Bir şeyin eşleşmesine (match) ihtiyacınız olduğunda,

it has to work equally on both sides.

5:20

her iki taraf için de eşit derecede çalışması gerekir.

And when someone is inflexible,

5:23

Ve biri esnek değilse (inflexible),

they are unwilling to change.

5:25

değişmeye istekli değildir.

Sometimes we say they won't budge. Deyimler

5:27

Bazen onların taviz vermeyeceğini (won't budge) söyleriz.

Deyimler

They won't budge: değişmeyi veya uzlaşmayı reddetmek

Burada they won't budge, birisi onları ikna etmeye çalışsa bile tutumlarını, kararlarını, taleplerini veya tekliflerini değiştirmeyi reddettikleri anlamına gelir. Bu kullanımda budge fiziksel hareketi anlatmaz. İfade, tutumu çok az bile hareket etmeyen bir şey gibi gösterir. They are unwilling to change ifadesinden daha canlı ve konuşma diline yakındır; ayrıca çoğu zaman durumun can sıkıcı biçimde kilitlendiğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi uzlaşmayı reddetmek anlamındaki deyimle tamamlayın: The landlord ____ on the rent.

Cevabı göster

won't budge

Bias is unfairness,

5:30

Önyargı (bias) adaletsizliktir,

treating one group of people more favorably than another.

5:31

bir grup insana diğerinden daha ayrıcalıklı davranmaktır.

And being active with something means being involved with it.

5:35

Ve bir şeyde aktif (active) olmak, o işe dahil olmak anlamına gelir.

Well, there's no flexibility in our 6 minutes,

5:38

Şey, 6 dakikamızda hiçbir esneklik yok,

so we're out of time. Kalıp ifadeler

5:41

bu yüzden süremiz doldu.

Kalıp ifadeler

we're out of time: kullanılabilir zaman kalmadı

Bu cümlede we're out of time, kullanılabilir altı dakikanın tamamen bittiğini ve bu yüzden konuşanların durması gerektiğini anlatır. Bir programı, toplantıyı, dersi veya süreli başka bir etkinliği bitirirken kullanılan doğal ve kalıplaşmış bir ifadedir. be out of + isim yapısı, o şeyden hiç kalmadığını belirtir. Burada time sınırlı bir kaynak olarak görülür; dolayısıyla we're out of time, “kullanabileceğimiz zaman kalmadı” demektir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve kullanılabilir zaman kalmadığını belirten ifadeyle tamamlayın: We have to end the meeting now because ____.

Cevabı göster

we're out of time

We have plenty more 6 Minute English programs to enjoy on our website at bbclearningenglish.com.

5:42

bbclearningenglish.com adresindeki web sitemizde tadını çıkarabileceğiniz çok daha fazla Six Minute English programımız var.

And check us out on Facebook, Twitter, and Instagram. Öbek fiiller

5:49

Bize Facebook, Twitter ve Instagram'dan da göz atın.

Öbek fiiller

check us out: birini içeriğinize bakmaya davet etmek

Burada check us out, bizi veya içeriklerimizi görmeye gelmek anlamındadır. Konuşan kişi, dinleyenleri grubun sosyal medya sayfalarını ziyaret etmeye davet eder; bizi bir sorun var mı diye incelemek anlamına gelmez. Check out ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne us zamiri olduğunda zamir check ile out arasına gelmelidir: check us out denir, check out us denmez.

Alıştırma

Hangi cümle insanları grubunuzun Instagram sayfasına bakmaya doğal biçimde davet eder?

  1. Check on us on Instagram.
  2. Check us out on Instagram.
  3. Check out us on Instagram.
Cevabı göster

Check us out on Instagram.

Don't forget that we have an app too,

5:52

Bir uygulamamız da olduğunu unutmayın,

which you can download for free from the app stores. Kalıp ifadeler

5:54

uygulama mağazalarından ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

download for free from the app stores: uygulama mağazalarından ücretsiz indirmek

download for free from the app stores ifadesinde for free fiyatı, yani herhangi bir ücret olmadığını belirtir. from the app stores ise uygulamanın kaynağını belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp download + öğe + for free + from + kaynak şeklindedir. Buradaki which, an app ifadesinin yerini tutar; dolayısıyla tam düşünce download the app for free from the app stores olur.

Alıştırma

“Ücretsiz” anlamını veren ve kaynağı tanıtan sözcüklerle kalıbı tamamlayın: You can download the guide ____ our website.

Cevabı göster

for free from

We help you learn English on the move. Deyimler

5:57

Hareket halindeyken İngilizce öğrenmenize yardımcı oluyoruz.

Deyimler

on the move: hareket hâlindeyken

On the move; seyahat ederken, bir yerden başka bir yere giderken veya sabit bir masa ya da sınıftan uzaktayken anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada, hizmetin nerede olursanız olun İngilizce öğrenmenize yardımcı olduğu anlatılır. Bu ifade, hareket eden bir nesnenin üzerinde durmak anlamına gelmez ve tam o anda yürüyor olmanızı gerektirmez. İşe veya okula gidiyor, seyahat ediyor ya da farklı yerler arasında hareket ediyor olabilirsiniz.

Alıştırma

move ile biten ve “seyahat ederken” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: Maya can study ____.

Cevabı göster

on the move

Grammar, vocabulary, and interesting topics,

5:59

Gramer, kelime bilgisi ve ilginç konular,

we have them all.

6:02

hepsi bizde mevcut.

Bye for now.

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:05

Hoşça kalın.

Six Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den Six Minute English.