Ürkütücü olmadan iltifat etme sanatı – Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bu mini ders, insanları rahatsız etmeden nasıl iltifat edileceğini açıklıyor. Aşırı ayrıntılı veya gizli eleştiri içeren övgülerden kaçınmayı, samimi olmayı ve yalnızca dış görünüşe odaklanmak yerine kişinin kontrolündeki seçimleri, davranışları ve çabaları takdir etmeyi öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. They're meant to make someone feel good, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir şeyin amaçlanan işlevini veya varlık nedenini açıklamak için be meant to do yapısını kullanmayı öğrenin. Bu kalıp, iltifatın olumlu niyeti ile istemeden yaratabileceği rahatsız edici etkiyi karşılaştırmanıza yardımcı olur. 2. backhanded compliments. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Örtülü bir eleştiri veya sınırlandırıcı bir karşılaştırma barındıran övgüleri tanıyın. Bu ifadeyi anlamak; yaş, cinsiyet ya da başka bir grup üzerinden yapılan görünüşte olumlu yorumların neden övgüden çok hakaret gibi duyulabildiğini fark etmenizi sağlar. 3. rather than just commenting on their physical appearance. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Önerilen odağı daha zayıf bir alternatifle karşılaştırmak için rather than just... yapısını kullanın. Böylece yalnızca görünüşü değerlendirmek yerine kişinin seçimlerini, çabasını veya davranışlarını övmeyi önerebilirsiniz.
Bu derste
Your socks always match your shoes so perfectly. Kalıp ifadeler
0:02Çorapların ayakkabılarınla her zaman çok mükemmel eşleşiyor.
match your shoes so perfectly: ayakkabılarınla mükemmel uyum sağlamak
Burada match, özellikle renk, tarz veya tasarım bakımından “birlikte güzel görünmek” ya da “uyum sağlamak” demektir. Çoraplar ayakkabıları tamamlar; tamamen aynı olmaları gerekmez ve match burada bir yarışmayı anlatmaz. A matches B kalıbı, bir şeyin başka bir şeyle uyumlu olduğunu anlatır. So perfectly iltifatı güçlendirir ve uyumun özellikle başarılı göründüğünü belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede “match your shoes so perfectly” ne anlama geliyor?
- Ayakkabılarınla tamamen aynı görünmek
- Ayakkabılarınla yarışmak
- Ayakkabılarınla son derece iyi uyum sağlamak
Cevabı göster
Ayakkabılarınla son derece iyi uyum sağlamak
Thank you for noticing.: fark ettiğin için teşekkür ederim
Thank you for noticing. birisi değişiklik, emek veya özenli bir seçim gibi bir ayrıntıyı fark ettiğinde verilen nazik bir karşılıktır. Burada noticing, “fark etmek” anlamına gelir; “bana bilgi vermek” anlamına gelmez. Genel bir Thank you ifadesine kıyasla bu yanıt, ne için teşekkür ettiğinizi açıkça belirtir: karşınızdaki kişi dikkat etmiştir. Bir iltifatın veya olumlu bir gözlemin ardından doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Your presentation slides look much clearer now.” diyor. Değişikliğe dikkat ettiği için ona özellikle teşekkür eden yanıt hangisidir?
- Thank you for noticing.
- Thank you for explaining.
- Thank you for letting me know.
Cevabı göster
Thank you for noticing.
on purpose ... by accident: kasıtlı mı, plansız mı
On purpose, bir kişinin bir eylemi veya sonucu amaçladığını belirtir. By accident ise olayın istemeden ya da planlanmadan gerçekleştiğini belirtir. İki soru birbirine zıt olasılıklar sunar: Bu eşleştirme bilinçli olarak mı yapıldı, yoksa tesadüfen mi oluştu? Her iki ifade de zarf görevi görür ve genellikle nitelediği fiilden veya nesneden sonra gelir.
Alıştırma
“Bilerek” ve “istemeden” anlamlarına gelen ifadelerle karşıtlığı tamamlayın: She deleted the file ____, not ____.
Cevabı göster
on purpose · by accident
They're meant to make someone feel good, right? Dilbilgisi
0:29Birine iyi hissettirmek içindir, değil mi?
be meant to make someone feel good: amaçlanan işlevi belirtmek
Be meant to + fiilin yalın hâli, bir şeyin amaçlanan işlevini veya beklenen görevini anlatabilir. Burada They're meant to make... ifadesi, övgülerin birini iyi hissettirme amacı taşıdığı anlamına gelir. Yapı, özne + be + meant to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Birinin bir şeyi yapmaya zorlanmasına değil, bir şeyin ne yapmasının amaçlandığına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi be meant to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These instructions ____ help new users get started.
Cevabı göster
are meant to
they can make someone feel really awkward. Dilbilgisi
0:34birinin gerçekten garip hissetmesine neden olabilir.
if delivered in the wrong way: kısaltılmış edilgen koşul
Bu koşul yapısında if delivered ... kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Tam biçimi if they are delivered in the wrong way şeklindedir: özne they ve be fiilinin are biçimi atılır, geriye if + geçmiş zaman ortacı kalır. Anlaşılan they, compliments yani iltifatları ifade eder. Burada delivered, fiziksel olarak taşınmak değil, ‘ifade edilmek veya söylenmek’ anlamındadır. Kısaltılmış yan cümle, iltifatların nasıl sunulduğuna odaklanır ve hangi koşulda rahatsızlık yaratabileceklerini belirtir.
Alıştırma
Örnekteki if delivered in the wrong way ile aynı anlama gelen tam yan cümle hangisidir?
- if the wrong way delivers them
- if they deliver something in the wrong way
- if they are delivered in the wrong way
Cevabı göster
if they are delivered in the wrong way
make someone feel really awkward: make + kişi + feel + sıfat
make + kişi + feel + sıfat kalıbı, bir şeyin kişide belirli bir duygu veya durum oluşturması anlamına gelir. Make fiilinden sonra etkilenen kişi, ardından to almayan yalın feel biçimi ve son olarak bir sıfat gelir. Burada sonuç, birinin kendini gerçekten rahatsız hissetmesidir. Bu kalıpta feel bağ fiili olarak çalıştığı için awkward bir sıfattır. Really sıfatın derecesini güçlendirir. Kişinin duygusal durumunu anlatırken awkward sözcüğünü awkwardly biçimine çevirmeyin.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri ve make fiilinin geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: Her kind message ____. (make / me / feel / welcome)
Cevabı göster
made me feel welcome
I'm going to share with you two things to avoid Anlatım akışı
0:39size kaçınmanız gereken iki şeyi paylaşacağım
and two things to do when you want to give someone a compliment
0:42ve birine iltifat etmek istediğinizde yapmanız gereken iki şeyi
two things to avoid and two things to do ile içerik yapısını önceden göstermek
Bu ifade, ardından gelecek tavsiyeleri iki paralel gruba ayırır: two things to avoid ve two things to do. Dinleyicilere hem kaç madde duyacaklarını hem de bunların hangi türde olacağını önceden bildirir. Her iki grupta da to-infinitive, things sözcüğünü niteler: things to avoid “kaçınılması gereken şeyler”, things to do ise “yapılması gereken şeyler” anlamına gelir. Sayı + isim + to-infinitive kalıbı konuşmaları, rehberleri ve yazıları düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Vurgulanan ifade cümlede temel olarak ne işe yarıyor?
- İki tavsiye kategorisini ve her birindeki madde sayısını önceden gösterir.
- İki farklı kişinin davranışını karşılaştırır.
- Daha önce gerçekleşmiş dört eylemi bildirir.
Cevabı göster
İki tavsiye kategorisini ve her birindeki madde sayısını önceden gösterir.
Avoid giving overly specific compliments. Kalıp ifadeler
0:50Aşırı spesifik iltifatlar yapmaktan kaçının.
Avoid giving overly specific compliments: avoid + -ing
Cümle başındaki Avoid giving ... bir eylemi yapmamak için doğrudan tavsiye verir. İngilizcede avoid sözcüğünden sonra bir isim ya da fiilin -ing biçimi gelir; bu nedenle burada giving doğrudur, avoid to give ise yanlıştır. Overly specific, “uygun olandan daha spesifik” anlamına gelir. Overly olumsuz bir değerlendirme ekler: ayrıntı düzeyi aşırıdır ve iltifatı alan kişiyi rahatsız edebilir.
Alıştırma
Tavsiyeyi give fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Avoid ____ overly specific compliments.
Cevabı göster
giving
When you notice someone's socks every day and comment on them, Kalıp ifadeler
0:53Birinin çoraplarını her gün fark edip üzerine yorum yaptığınızda,
comment on them: comment on + konu
Comment on something, bir şey hakkında sözlü veya yazılı olarak görüş bildirmek ya da o şeyle ilgili bir yorum yapmak demektir. Buradaki them, someone's socks ifadesini belirtir. Comment fiilinin konusu doğrudan söylendiğinde normalde on kullanılır: comment on them denir, comment them denmez. On'dan sonra bir şey, fikir, olay veya seçim gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi comment fiilinin geçmiş zamanı ve gerekli edatla tamamlayın: After the presentation, Maya ____ the final slide.
Cevabı göster
commented on
a bit creepy: yumuşatılmış ama hâlâ olumsuz
Creepy, huzursuz edici bir korkuya veya bir sınırın aşıldığı hissine yol açan bir kişiyi, şeyi ya da davranışı anlatır. Bu cümlede davranışın nasıl hissettirebileceğini belirtir; kesinlikle tehlikeli olduğunu söylemez. A bit, «biraz» anlamına gelir ve creepy kelimesinin gücünü azaltır. Yargıyı daha az doğrudan hâle getirir ancak creepy kelimesini tarafsız veya olumlu yapmaz.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: That feels a bit creepy demek dostça bir övgüdür.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
I really like how your left eyebrow arch is slightly higher than your right one. Dilbilgisi
1:00Sol kaş kavisinizin sağındakinden biraz daha yüksek olması gerçekten hoşuma gidiyor.
I really like how + yan cümle
I really like how + yan cümle, beğendiğiniz belirli yapılış biçimini, sonucu veya özelliği belirtir. how’dan sonra doğrudan soru dizilişi değil, özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi dizilişi kullanılır. Burada konuşan kişi iki kaş arasındaki çok küçük bir farkı övüyor. Dil bilgisi doğaldır, ancak gözlem olağan dışı ölçüde kesin olduğu için iltifat kasıtlı biçimde fazla ayrıntılı duyulur.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin bir işi yapma biçimini övmek için I really like how yapısını doğru kullanır?
- I really like how you organized the notes.
- I really like how did you organize the notes?
Cevabı göster
I really like how you organized the notes.
get too detailed: get + sıfat
get too detailed ifadesinde get, bir duruma gelmek veya o duruma geçmek anlamındadır; detailed ise bir sıfattır. İfade, yararlı veya uygun olandan daha fazla ayrıntı vermeye ya da düşünmeye başlamak demektir. too olumsuz bir değerlendirme ekler: ayrıntı düzeyi yararlı sınırı aşmıştır. Bu cümlede, bir yorumu veya açıklamayı gereğinden fazla belirgin hâle getirmemek öğütlenir.
Alıştırma
‘Yararlı olandan daha fazla ayrıntı eklemek’ anlamındaki hedef ifadeyle öğüdü tamamlayın: Keep the summary short, and don't ____.
Cevabı göster
get too detailed
While it's really nice to have someone notice something special about you,
1:11Birinin sizdeki özel bir şeyi fark etmesi gerçekten hoş olsa da,
it might feel a bit stalkerish: sınır ihlali yargısını yumuşatmak
Burada stalkerish, “ısrarlı takipçi davranışına benzeyen” ya da “rahatsız edici biçimde aşırı ilgi gösteren” anlamında kullanılan gündelik bir sıfattır. Kişi hakkında kanıtlanmış bir gerçeği değil, bir davranışın yarattığı izlenimi anlatır. Might feel, tepkiyi kesin değil olası olarak sunar; a bit ise ifadeyi biraz daha yumuşatır. Böylece konuşan kişi, birine doğrudan ısrarlı takipçi demeden sosyal bir sınırın aşılabileceği uyarısında bulunur.
Alıştırma
Yargı: might ve a bit cümleyi yumuşattığı için stalkerish herhangi bir kişiyi etiketlemek amacıyla gelişigüzel kullanılabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Do be genuine: olumlu emir cümlesinde vurgulu do
Olumlu bir emir cümlesinde do, vurgu katmak için fiilin yalın hâlinden önce gelebilir. Do be genuine. cümlesindeki do soru oluşturmaz; yaklaşık olarak “bunu mutlaka yapın” ya da “gerçekten böyle yapın” anlamına gelir. Yapı Do + fiilin yalın hâlidir. Burada asıl fiil be olduğu için yalın hâlde kalır. Doğru biçim Do be'dir; Do are veya Do is değildir.
Alıştırma
Do be genuine. cümlesinde do'nun işlevi nedir?
- Yönergeyi geçmiş zamana taşır.
- Cümleyi soruya dönüştürür.
- Olumlu yönergeyi vurgular.
Cevabı göster
Olumlu yönergeyi vurgular.
come from the heart: yürekten gelmek
Come from the heart, “samimi olmak ve gerçek duygulara dayanmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede gerçek iltifatların boş sözler değil, takdirin dürüstçe ifade edilmesi olduğunu anlatır. Bu ifade fiziksel bir organ olan kalple ilgili değildir. Kalbi gerçek duyguların kaynağı olarak gösterir; bu yüzden derinden samimi sözleri, davranışları veya yaratıcı eserleri anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede come from the heart ne anlama geliyor?
- Samimiydi ve gerçek duygulara dayanıyordu.
- Resmî bir şablondan kopyalanmıştı.
- Tıbbi bir sorundan kaynaklanmıştı.
Cevabı göster
Samimiydi ve gerçek duygulara dayanıyordu.
They express something you truly appreciate about someone. Kalıp ifadeler
1:26Birinde gerçekten takdir ettiğiniz bir şeyi ifade ederler.
you truly appreciate: gerçekten takdir etmek
Truly appreciate, “bir şeyin değerini gerçekten fark etmek ve takdir etmek” anlamına gelir. Burada you truly appreciate, (that) you truly appreciate about someone ilgi cümleciğinin içindedir. Atılan that, something sözcüğüne gönderme yapar ve appreciate fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Bu bağlamda appreciate, kişiye doğrudan teşekkür etmek değil, kişinin bir özelliğini fark edip değerli bulmaktır. Truly, bu takdirin yalnızca kibarlık gereği veya otomatik değil, gerçek olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın dürüstlüğüne gerçekten değer verdiğinizi doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I truly appreciate your honesty.
- I truly appreciate for your honesty.
- I truly thank your honesty.
Cevabı göster
I truly appreciate your honesty.
But to know what a genuine compliment is, Dilbilgisi
1:30Ama gerçek bir iltifatın ne olduğunu bilmek için,
you need to know what disingenuous compliments could be.
1:32sahte iltifatların ne olabileceğini bilmeniz gerekir.
what a genuine compliment is ... what disingenuous compliments could be yapısında düz cümle sırası
Vurgulanan iki bölüm de cümle içine yerleştirilmiş wh yan tümcecikleridir, yani dolaylı soru yapılarıdır. Bir sorunun içeriğini daha büyük bir cümleye yerleştirir ve know fiilinin nesnesi görevini görürler; bağımsız soru sormazlar. Cümle içine yerleştirilmiş wh yan tümceciğinde what + özne + fiil şeklindeki düz cümle sırası kullanılır. Bu nedenle what a genuine compliment is ve what disingenuous compliments could be denir.
Alıştırma
Hangi cümlede cümle içine yerleştirilmiş wh yan tümceciği doğru kullanılmıştır?
- Can you explain what does the main rule mean?
- Can you explain what is the main rule?
- Can you explain what the main rule is?
Cevabı göster
Can you explain what the main rule is?
just for the sake of giving a compliment: yalnızca yapmış olmak için yapmak
Just for the sake of doing something, bir şeyi daha güçlü bir pratik ya da samimi neden olmadan, yalnızca yapmış olmak için yapmak demektir. Eylemin tekrarlanması bu boş amacı genellikle belirginleştirir. Bu cümlede iltifat, konuşan kişi gerçekten bir şeyi beğendiği için değil, yalnızca iltifat edilmiş olsun diye yapılır.
Alıştırma
'Yalnızca yapmış olmak için yapmak' anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: Don't hold a meeting just ____ holding a meeting.
Cevabı göster
for the sake of
just because it feels like it's the right thing to do.
1:45doğru olan şeymiş gibi hissettirdiği için iltifat ettiğiniz zamandır.
This is when ... just because ...: bir durumu ve motivasyonunu tanımlamak
Bu cümlede This is when, bir düşünceyi açıklayan veya tanımlayan tipik bir durumu tanıtır; saatin kaç olduğunu sormaz. Ardından gelen -ing yan cümlesi davranışı belirtir: you're complimenting someone. Just because ise motivasyonu tanıtır. İltifatın mutlaka içten bir hayranlıktan değil, yalnızca bunu yapmak toplumsal açıdan doğru veya beklenen bir davranış gibi geldiği için yapıldığını anlatır. Bu kalıp, bir davranışın hangi durumda ve neden ortaya çıktığını göstererek onu tanımlamanı sağlar.
Alıştırma
Cümlede This is when ifadesinin temel işlevi nedir?
- Geçmişteki kesin bir anı göstermek
- Eylemin saat kaçta gerçekleştiğini sormak
- Düşünceyi tanımlayan tipik bir durumu tanıtmak
Cevabı göster
Düşünceyi tanımlayan tipik bir durumu tanıtmak
Maybe you're at a networking event and you just want to make some contacts Kalıp ifadeler
1:49Belki bir networking etkinliğindesiniz ve sadece birkaç bağlantı kurmak istiyorsunuz
make some contacts: mesleki bir çevre oluşturmak
Make some contacts, insanlarla tanışıp daha sonra yararlı olabilecek bağlantılar kurmak anlamına gelir ve özellikle mesleki veya düzenli sosyal ortamlarda kullanılır. Make bu eşdizimin fiilidir, some sayıyı belirsiz bırakır, contacts ise yeniden iletişim kurabileceğin kişileri ifade eder. Bir networking etkinliği bağlamında amaç bir çevre oluşturmaktır; telefon görüşmesi yapmak veya kontakt lens edinmek değildir.
Alıştırma
Cümleyi, birkaç mesleki bağlantı kurmak anlamına gelen ve derste geçen üç kelimelik ifadeyle tamamla: At the industry conference, Maya hopes to ____.
Cevabı göster
make some contacts
ask a favor: birinden yardım istemek
ask a favor ifadesinde ask “bir istekte bulunmak”, a favor ise birinin sizin için yaptığı yararlı bir iyilik anlamına gelir. İfadenin bütünü, birinden size yardımcı olacak bir şey yapmasını istemektir. Burada birinden iyilik istemek, onu övmenin olası bir nedeni olarak sunuluyor. Bu ifade isteğin kendisini başlatabilir veya nazik sözlerin arkasındaki amacı açıklayabilir.
Alıştırma
Soruyu ask + person + a favor kalıbıyla tamamlayın: Could I ____?
Cevabı göster
ask you a favor
over the top flattery: aşırı ve muhtemelen samimiyetsiz övgü
Over the top, aşırı derecede dramatik, abartılı veya uç anlamına gelen bir deyimdir. Uygun ya da inandırıcı görünen düzeyin ötesine geçen bir şeyi anlatır. Burada, birini memnun etmek için yapılan ve çoğu zaman samimiyetsizlik ya da kişisel çıkar çağrışımı taşıyan flattery sözcüğünü niteler. Bu nedenle over the top flattery, sahte veya yönlendirici görünecek kadar aşırı övgü anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede over the top flattery ne anlama geliyor?
- Samimiyetsiz görünebilecek aşırı övgü
- Fiziksel olarak yüksek bir yerden söylenen övgü
- Kısa ama tamamen samimi bir iltifat
Cevabı göster
Samimiyetsiz görünebilecek aşırı övgü
just saying something nice for the sake of it. Kalıp ifadeler
1:57sırf laf olsun diye güzel bir şey söylemek gibi.
for the sake of it: gerçek bir amaç olmadan yapmak
Burada for the sake of it, bir şeyi samimi ya da yararlı bir neden olmadan, yalnızca yapmış olmak için yapmak demektir. Böylece güzel bir şey söylemek, içten bir takdir ifadesi olmaktan çıkıp içi boş bir davranışa dönüşür. it zamiri, eylemin kendisine, yani saying something nice ifadesine gönderme yapar. Bu kalıp belirli bir neden olmadan ya da yalnızca eylemin kendisi için anlamına gelir; başka bir şeye kelimesi kelimesine gönderme yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi, gerçek bir neden olmadan yalnızca yapmak anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The design is already clear, so don't add extra colors ____.
Cevabı göster
for the sake of it
stop and think about what you truly appreciate about someone
2:02durun ve birinde gerçekten neyi takdir ettiğinizi düşünün
and just share it with them without expecting anything in return. Kalıp ifadeler
2:06ve hiçbir karşılık beklemeden bunu onlarla paylaşın.
without expecting anything in return: ödül veya karşılık beklemeden
Without expecting anything in return, ödül, iyilik, övgü veya başka bir fayda beklemeden bir şey yapmak ya da paylaşmak demektir. Bu cümlede takdiri bir alışverişten ayırıp samimi yapan şey, karşılık beklenmemesidir. Dil bilgisi açısından without sözcüğünden sonra -ing biçimindeki expecting gelir. In return, karşılık ya da değiş tokuş olarak demektir; birinin veya bir şeyin geri gelmesini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, ödül veya karşılık beklemeden anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Leo offered to help ____.
Cevabı göster
without expecting anything in return
backhanded compliments: gizli bir aşağılama içeren övgüler
Bir backhanded compliment övgü gibi görünür, ancak aynı zamanda eleştiri, saygısızlık, önyargı veya küçümseme de taşır. Olumlu sözler ile olumsuz mesaj birlikte iletilir. Bu cümlede backhanded bir el hareketini anlatmaz. Dolaylı işleyen bir iltifatı anlatır: Konuşan kişi birini över gibi görünürken kırıcı bir şeyi ima eder.
Alıştırma
Hangi yorum bir backhanded compliment örneğidir?
- Your presentation was clear and useful.
- Please send me the presentation.
- Your presentation was good for a first attempt.
Cevabı göster
Your presentation was good for a first attempt.
for someone your age ... for a woman: grup ölçütüyle sınırlandırılmış övgü
Bir övgünün ardından gelen for someone your age ve for a woman ifadeleri gruba dayalı bir ölçüt belirler: Kişi yalnızca iyi olarak değil, o yaş veya cinsiyet grubundaki kişilere kıyasla iyi olarak değerlendirilir. Bu sınırlama, konuşanın normalde o yaştaki kişilerden daha az zekâ veya kadınlardan daha az liderlik beklediğini ima edebilir. Burada for, “yararına” değil, “o gruba yönelik beklentilerle karşılaştırıldığında” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle kişiyi bir kimlik grubuna göre yargılamadan doğrudan övüyor?
- You show great leadership for a woman.
- You show great leadership.
- You're pretty smart for someone your age.
Cevabı göster
You show great leadership.
These are backhanded compliments because they come with another clause. Kelime
2:22Bunlar iğneleyici iltifatlardır çünkü başka bir yan cümle ile gelirler.
come with another clause: eklenen bir sınırlayıcı unsur
Burada come with; içermek, beraberinde getirmek veya eşlik etmek anlamındadır, bir kişiyi yanında getirmek anlamında değildir. İltifatların olumlu kısmından sonra anlamı sınırlayan ek sözler geldiği için övgü tek başına sunulmaz. Clause normalde bir fiil etrafında kurulan ve çoğu zaman kendi öznesi bulunan bir dil bilgisi birimidir. Burada kastedilen for someone your age gibi öğeler teknik olarak öbektir; dolayısıyla konuşmacı clause sözcüğünü cümleye eklenen bir bölüm anlamında geniş kullanır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp X comes with Y şeklindedir: Y, X’e bağlıdır veya X’e eşlik eder.
Alıştırma
Cümleyi, ‘ek bir koşul olarak içerir’ anlamına gelen doğru come with biçimiyle tamamlayın: The discounted ticket ____ several restrictions.
Cevabı göster
comes with
not open and absolute: sınırlandırılmış bir övgü
Burada not open and absolute, övgünün tamamen doğrudan ve sınırsız olmadığı anlamına gelir. for someone your age gibi ek bir ifade olumlu yargıyı sınırlar; bu nedenle iltifat olumsuz bir ima da taşır. Buradaki absolute, kesinlikle doğru anlamına gelmez. Sınırsız veya herhangi bir kayıtla daraltılmamış anlamındadır. Open ise övgünün gizli bir çekince taşımak yerine açıkça ve doğrudan ifade edilmesini anlatır. Bu sözler resmî bir dil bilgisi kuralını değil, iltifatın tamamının yarattığı etkiyi açıklar.
Alıştırma
Bu bağlamda not open and absolute, övgü hakkında ne anlatıyor?
- Övgü tamamen doğrudandır ve hiçbir sınırı yoktur.
- Övgünün olgusal olarak doğru olduğu garanti edilmiştir.
- Övgü, eklenen bir koşulla sınırlandırılmıştır.
Cevabı göster
Övgü, eklenen bir koşulla sınırlandırılmıştır.
you don't believe that everyone in their age group is smart.
2:32onların yaş grubundaki herkesin zeki olduğuna inanmıyorsunuz.
What you're really saying is that...: örtük bir anlamı ifade etme
What you're really saying is that, karşı tarafın birebir sözlerini değil, konuşanın bu sözlerde örtük olduğunu düşündüğü anlamı sunar. that'ten sonraki yan cümle, çıkarılan mesajı belirtir. Burada bu kalıp gizli bir varsayımı açık hâle getirir: Bir övgüyü yaşla sınırlamak, konuşanın o yaş grubundan daha az şey beklediğini düşündürebilir. Bu kalıbı yalnızca söylenenleri tekrarlamak için değil, bir imayı açıklamak için kullanın.
Alıştırma
Örtük bir anlamı ifade etmek için vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the compliment depends on a low expectation.
Cevabı göster
What you're really saying is that
compared to other people in their age Ton ve niyet
2:38kendi yaşlarındaki diğer insanlara kıyasla zeki olduklarını
compared to other people ... smart, period: koşullu ve koşulsuz övgü
Compared to other people bir karşılaştırma ölçütü belirler. Böylece smart sıfatı göreceli hâle gelir: Kişi belirli bir gruba göre iyi durumdadır, ancak cümle onun hiçbir sınırlama olmadan zeki olduğunu söylemez. smart, period ifadesinde period, konuşmada ‘tartışma burada biter; hiçbir koşul yok’ anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Burada karşılaştırmayla sınırlanmış bir övgü ile doğrudan ve koşulsuz bir övgü karşılaştırılır. Dar bir ölçüt düşük beklentileri de düşündürebilir; bu nedenle övgü üstü kapalı bir küçümseme gibi gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle koşulsuz bir övgü ifade eder?
- You are smart for a beginner.
- You are smart, period.
- You are smart compared to other people your age.
Cevabı göster
You are smart, period.
It's a sentence that mixes praise and criticism. Kalıp ifadeler
2:42Bu, övgü ve eleştiriyi harmanlayan bir cümledir.
mixes praise and criticism: övgü ile eleştiriyi birleştirmek
Bu cümlede mixes praise and criticism, olumlu bir değerlendirmeyi olumsuz bir değerlendirmeyle birleştirmek anlamına gelir. Mixes burada soyut anlamda kullanılır: Cümle, nesneleri fiziksel olarak karıştırmak yerine iki etkiyi birden yaratır. Başka durumlara aktarılabilecek yapı mix A and B şeklindedir. Burada A ve B iki değerlendirme türünü belirtir; dolayısıyla ifade hem onaylayan hem de onaylamayan bir mesajı özetler.
Alıştırma
Hedef ifadeyi tamamlayın: The review ____ praise and criticism.
Cevabı göster
mixes
Well, that is coming from tennis.: tenisle olan kaynak ilişkisini açıklamak
Burada konuşmacı backhanded sözcüğünü tenisteki backhand ile ilişkilendirir. Backhand, raketi tutan elin tersi vuruş yönüne bakacak şekilde yapılan bir vuruştur. Bu açıklamada spor imgesi, dolaylı bir iltifat düşüncesinin mecazi anlamını hatırlamayı kolaylaştırır. Well, sorudan açıklamaya doğal bir geçişi gösterir. That is coming from tennis, kullanılan sözün veya imgenin kaynağının tenis olduğu anlamına gelir; birinin tenis kortundan gelmesini anlatmaz.
Alıştırma
Bu bağlamda 'that is coming from tennis' ne işe yarıyor?
- Konuşmacı iltifatların tenis puanlamasının bir parçası olduğunu öne sürüyor.
- Konuşmacı backhanded sözcüğünü tenisteki backhand imgesiyle ilişkilendiriyor.
- Konuşmacı birinin tenis kortundan döndüğünü söylüyor.
Cevabı göster
Konuşmacı backhanded sözcüğünü tenisteki backhand imgesiyle ilişkilendiriyor.
Metaphorically, when you're saying backhanded compliments,
2:59Mecazi olarak, backhanded iltifatlar ettiğinizde,
you're saying that this compliment is indirect or sly. Kelime
3:03bu iltifatın dolaylı veya sinsi olduğunu söylüyorsunuz.
indirect or sly: dolaylı ifade ile sinsi niyet arasındaki fark
Indirect, mesajın açıkça ifade edilmediğini belirtir ve tarafsız olabilir. Sly ise bu dolaylılığın kasıtlı, biraz dürüstlükten uzak veya sinsi olduğu anlamını ekler. Bu cümlede or, iltifat için iki olası tanım sunar. Sly daha güçlü ve daha olumsuz bir değerlendirmedir.
Alıştırma
Bu bağlamda bir söz sly olarak tanımlandığında ne ima edilir?
- Söz doğrudan ve tamamen dürüsttür.
- Söz kibar ve düşüncelidir.
- Söz kasıtlı olarak dolaylı ve biraz sinsidir.
Cevabı göster
Söz kasıtlı olarak dolaylı ve biraz sinsidir.
The truth is, they often leave people feeling insulted, Kalıp ifadeler
3:06İşin aslı, genellikle insanları aşağılanmış hissettirirler,
leave people feeling insulted: leave + nesne + feeling + sıfat
Leave people feeling insulted ifadesinde leave, “birinden ayrılmak” değil, “birinin sonuç olarak belirli bir durumda olmasına yol açmak” anlamındadır. Olay, sonuç olarak bu duyguyu oluşturur. Yeniden kullanılabilen yapı leave + person + feeling + adjective şeklindedir. Leave zamana göre değişebilir; feeling ise kişinin sonuçta yaşadığı duygu veya izlenimi başlatır.
Alıştırma
Leave + person + feeling + adjective yapısını kullanın: The rude comment left Sam ____ insulted.
Cevabı göster
feeling
Highlight someone's qualities that are within their control. Kalıp ifadeler
3:12Birinin kontrolünde olan niteliklerini vurgulayın.
within their control: etkileyebilecekleri soyut alan
Within their control, bu niteliklerin kişinin kendi kararları ve çabasıyla seçebileceği, etkileyebileceği ya da değiştirebileceği şeyler olduğunu anlatır. Buradaki within, o kişinin yapabileceklerinin soyut sınırını belirtir; fiziksel olarak bir yerin içinde olmayı anlatmaz. Bu ifade, çaba ve eylem gibi kontrol edilebilir nitelikleri kişinin seçmediği özelliklerden ya da koşullardan ayırır. Tam denetimden çok kısmi bir etki alanını da anlatabilir.
Alıştırma
“Good preparation is within their control.” cümlesindeki within their control ifadesinin anlamını seçin.
- zaten unutmuş oldukları bir şey
- fiziksel olarak içlerinde bulunan bir şey
- gerçekçi olarak etkileyebilecekleri veya değiştirebilecekleri bir şey
Cevabı göster
gerçekçi olarak etkileyebilecekleri veya değiştirebilecekleri bir şey
You can do that by giving compliments about somebody's choices, Anlatım akışı
3:16Birinin seçimleri hakkında iltifatlar ederek bunu yapabilirsiniz,
efforts, and actions because that's within their control.
3:20çabaları ve eylemleri hakkında, çünkü bu onların kontrolündedir.
choices, efforts, and actions: açıklayıcı bir paralel liste
choices, efforts, and actions sözcüklerinden oluşan üç isim paralel bir liste kurar. Her biri kişinin kontrol edebileceği bir tür şeyi adlandırır; böylece liste, “kişinin kontrolündeki nitelikler” genel düşüncesini açık ve somut kategorilere dönüştürür. Bu, bilgiyi düzenleme yöntemidir: Önce genel bir ilke belirtilir ya da ima edilir, ardından aynı dil bilgisel türde ve kavramsal düzeydeki öğelerle açılır. Liste açıklayıcıdır; rastgele bir topluluk değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, iyi ekip çalışması düşüncesini daha belirgin hâle getirmek için açık bir paralel liste kullanıyor?
- Good teamwork needs trust, communication, and shared goals.
- Good teamwork improves when people listen to one another.
- Good teamwork is important for every project.
Cevabı göster
Good teamwork needs trust, communication, and shared goals.
Use action verbs to highlight their efforts
3:23Sadece fiziksel görünüşleri hakkında yorum yapmak yerine
rather than just commenting on their physical appearance. Dilbilgisi
3:26çabalarını vurgulamak için eylem fiilleri kullanın.
Yalnızca fiziksel görünüm hakkında yorum yapmak yerine
Rather than just + -ing, fazla sınırlı olarak sunulan bir eylemi belirtir ve onu önerilen eylemle karşılaştırır. Burada öneri, görünüş hakkında yorum yapmakla yetinmek yerine çabayı vurgulamaktır. Just “yalnızca” demektir; dolayısıyla amaç görünüşe dair yorumları mutlaka yasaklamak değil, tüm tepkiyi bundan ibaret bırakmamaktır. Rather than, alternatif bir eylemi sunduğunda buradaki commenting gibi -ing biçimiyle kullanılabilir. Dikkati daha iyi veya daha kapsamlı bir eyleme yöneltmek için do X rather than just doing Y kalıbını kullanın.
Alıştırma
Tavsiyeyi hedef ifadeyle tamamlayın: To give useful feedback, explain what worked ____ saying, “Good job.”
Cevabı göster
rather than just
Yalnızca estetiğe odaklanır
Focuses only on aesthetics, “dikkati yalnızca görsel güzelliğe veya tarza yöneltir” demektir. Only, odak kapsamını daraltır ve çoğu zaman diğer önemli niteliklerin göz ardı edildiğini ima eder. Burada aesthetics, yalnızca güzelliğin akademik incelemesini değil, görsel çekiciliği veya tarzı ifade eder. Appearance ya da looks sözcüklerinden daha soyut ve resmîdir.
Alıştırma
“The review focuses only on aesthetics,” cümlesinde aesthetics ne anlama gelir?
- harcanan çaba miktarı
- bir şeyin pratik işlevi
- görsel güzellik ve tarz
Cevabı göster
görsel güzellik ve tarz
what you've done with your hair: saç stili seçimini övmek
what you've done with your hair yan cümlesi, love fiilinin nesnesidir ve karşıdaki kişinin saçını nasıl şekillendirdiği ya da değiştirdiği anlamına gelir. What, bu eylemin sonucuna gönderme yapar; şimdiki bitmiş zaman biçimi you've done ise geçmişteki bir seçimi şu anda görülen sonuçla bağlar. Bu ifade yalnızca saçın güzel olduğunu söylemek yerine karşıdaki kişinin emeğini, zevkini veya seçimini över. Burada do something with your hair, saçı şekillendirmek, düzenlemek ya da değiştirmek demektir; saçı kullanıp bitirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“I love what you've done with your hair” cümlesinde konuşan kişi esas olarak neyi övüyor?
- Konuşanın saçı kullanmayı bitirmiş olması
- Karşıdaki kişinin saç stili seçimleri ve bunların sonucu
- Yalnızca hiç değiştirilmemiş doğal saç özelliği
Cevabı göster
Karşıdaki kişinin saç stili seçimleri ve bunların sonucu
It looks so chic and it matches your outfit perfectly." Kelime
3:37Çok şık görünüyor ve kıyafetinle mükemmel uyum sağlıyor."
so chic: şık ve zarif
so chic ifadesinde so, chic sözcüğünün derecesini güçlendirir. Chic; şık, zarif ve modaya uygun anlamına gelir ve çoğu zaman özenli, iyi tasarlanmış bir görünüm düşündürür. Bu cümlede saç stili ile kıyafetin birleşerek oluşturduğu genel etki övülür. Chic, daha geniş anlamlı pretty sıfatına göre zevk ve stile daha fazla odaklanır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuzu seçin. Chic sözcüğünün ilk ve son seslerine odaklanın.
- The new lamp looks so cheap.
- The new lamp looks so sleek.
- The new lamp looks so chic.
Cevabı göster
The new lamp looks so chic.
Did you see the nuance?: ince bir ayrımı gösteren yönlendirici soru
Bu soruda see, yalnızca gözle görmek değil, “fark etmek veya anlamak” demektir. Nuance, benzer kelimeler, tonlar ya da seçimler arasındaki küçük fakat çoğu zaman anlamlı farktır. Konuşmacı bir karşılaştırma sunduktan sonra Did you see the nuance? diye sorarak dikkati yeniden temel ayrıma yöneltebilir ve dinleyicinin bunu anlayıp anlamadığını kontrol edebilir. Bu soru, karşılaştırmayı dinleyicinin belirlemesi gereken bir noktaya dönüştürerek açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Birbirine benzeyen iki ifade karşılaştırıldıktan sonra konuşmacı “Did you see the nuance?” diye soruyor. Dinleyiciden ne yapmasını istiyor?
- İnce farkı fark edip anlamak.
- Yazılı kelimelere fiziksel olarak bakmak.
- Hangisi daha uzunsa o ifadeyi seçmek.
Cevabı göster
İnce farkı fark edip anlamak.
the result is they look so chic: bir sonucu tanıtmak
The result is, az önce sözü edilen çabanın veya eylemin sonucunu tanıtır. Is'ten sonraki kelimeler sonucun ne olduğunu açıklar: they look so chic. Burada result, sınav notu veya yarışma sonucu değil, mantıksal bir etki anlamındadır. Daha eksiksiz yapı the result is that + cümlecik şeklindedir. Doğal konuşmada that, buradaki gibi sık sık atılır. Bu yapı, önceki bilgiden onun sonucuna geçiş sağlar.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki üç kelimelik konuşma yapısıyla, that kullanmadan tamamlayın: We shortened the instructions, and ____ everyone finished the task faster.
Cevabı göster
the result is
especially when you're commenting on physical appearance
3:54özellikle fiziksel görünüm hakkında yorum yaparken
because that might make someone feel really awkward.
3:57çünkü bu birini gerçekten garip hissettirebilir.
Every new word..., every sentence... is a victory: paralel yapı ve teşvik edici benzetme
Tekrarlanan every + isim + yan cümle kalıbı iki tür ilerlemeyi yan yana getirir: every new word you learn ve every sentence you build. Bu paralel yapı ritim oluşturur ve iki başarıya da eşit ağırlık verir. Tekil is fiili, her kelimeyi veya cümleyi ayrı bir zafer olarak sunar. A victory burada bir benzetmedir. Öğrenmedeki her küçük adımı bir başarı olarak gösterdiği için kapanış, tarafsız bir açıklamadan çok teşvik edici bir söz gibi duyulur.
Alıştırma
Tekrarlanan every... kalıbı ve is a victory ifadesi bu cümlede ne yapıyor?
- Kelime ve dil bilgisinin hangi sırayla çalışılması gerektiğini açıklarlar.
- Öğrencinin gerçek bir yarışmayı kazandığını bildirirler.
- Küçük öğrenme adımlarına eşit ağırlık verir ve her birini başarı olarak sunarlar.
Cevabı göster
Küçük öğrenme adımlarına eşit ağırlık verir ve her birini başarı olarak sunarlar.
and all the time that you spend watching mini English lessons
4:25ve mini İngilizce derslerini izleyerek geçirdiğin tüm o zamanı
We really appreciate it: yapılan bir şey için içtenlikle teşekkür etmek
We really appreciate it, birine doğrudan ve kibarca teşekkür etmenin bir yoludur. Burada it, izleyicinin zaman ayırıp izlemesini ifade eder. Dolayısıyla anlamı “yaptığınız şey için içtenlikle minnettarız”dır; “bir nesneye hayranız” anlamına gelmez. Really, teşekkürün içtenliğini güçlendirir. Yararlı eylem daha önce belirtilmişse veya durumdan açıkça anlaşılıyorsa bu ifade bir mesajı, konuşmayı ya da yanıtı kibarca bitirmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız yardım etmek için geç saate kadar kaldı. Hangi devam cümlesi, daha önce belirtilen bu eylem için teşekkür eder?
- We really appreciate it.
- We really admire it.
- We really appreciate.
Cevabı göster
We really appreciate it.
You're doing amazing: sıcak ve samimi bir teşvik
You're doing amazing, karşıdaki kişinin o anda son derece iyi performans gösterdiğini veya çok iyi ilerlediğini söylemenin sıcak ve doğrudan bir yoludur. Şimdiki zaman yapısı olan are doing, işlerin şu anda nasıl gittiğine odaklanır; bu yüzden yalnızca tamamlanmış bir sonucu övmek yerine devam eden çabayı teşvik eder. Resmî bir dil bilgisi incelemesinde doing'i bir zarf niteleyebilir; bu nedenle You're doing amazingly de mümkündür. Ancak günlük konuşmada do/doing + amazing yaygın bir samimi kalıptır ve coşkulu bir teşvik olarak doğal duyulur.
Alıştırma
Bu sıcak ve samimi teşviki dersteki sözcükleri aynen kullanarak tamamla: You're ____.
Cevabı göster
doing amazing