Ürkütücü olmadan iltifat etme sanatı – Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
636 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Bu mini ders, insanları rahatsız etmeden nasıl iltifat edileceğini açıklıyor. Aşırı ayrıntılı veya gizli eleştiri içeren övgülerden kaçınmayı, samimi olmayı ve yalnızca dış görünüşe odaklanmak yerine kişinin kontrolündeki seçimleri, davranışları ve çabaları takdir etmeyi öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. They're meant to make someone feel good, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir şeyin amaçlanan işlevini veya varlık nedenini açıklamak için be meant to do yapısını kullanmayı öğrenin. Bu kalıp, iltifatın olumlu niyeti ile istemeden yaratabileceği rahatsız edici etkiyi karşılaştırmanıza yardımcı olur. 2. backhanded compliments. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Örtülü bir eleştiri veya sınırlandırıcı bir karşılaştırma barındıran övgüleri tanıyın. Bu ifadeyi anlamak; yaş, cinsiyet ya da başka bir grup üzerinden yapılan görünüşte olumlu yorumların neden övgüden çok hakaret gibi duyulabildiğini fark etmenizi sağlar. 3. rather than just commenting on their physical appearance. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Önerilen odağı daha zayıf bir alternatifle karşılaştırmak için rather than just... yapısını kullanın. Böylece yalnızca görünüşü değerlendirmek yerine kişinin seçimlerini, çabasını veya davranışlarını övmeyi önerebilirsiniz.

Bu derste

Oh, wow.

0:00

Oh, wow.

Your socks always match your shoes so perfectly. Kalıp ifadeler

0:02

Çorapların ayakkabılarınla her zaman çok mükemmel eşleşiyor.

Kalıp ifadeler

match your shoes so perfectly: ayakkabılarınla mükemmel uyum sağlamak

Burada match, özellikle renk, tarz veya tasarım bakımından “birlikte güzel görünmek” ya da “uyum sağlamak” demektir. Çoraplar ayakkabıları tamamlar; tamamen aynı olmaları gerekmez ve match burada bir yarışmayı anlatmaz. A matches B kalıbı, bir şeyin başka bir şeyle uyumlu olduğunu anlatır. So perfectly iltifatı güçlendirir ve uyumun özellikle başarılı göründüğünü belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede “match your shoes so perfectly” ne anlama geliyor?

  1. Ayakkabılarınla tamamen aynı görünmek
  2. Ayakkabılarınla yarışmak
  3. Ayakkabılarınla son derece iyi uyum sağlamak
Cevabı göster

Ayakkabılarınla son derece iyi uyum sağlamak

Oh, thank you very much.

0:07

Oh, çok teşekkür ederim.

Thank you for noticing. Ton ve niyet

0:09

Fark ettiğin için teşekkürler.

Ton ve niyet

Thank you for noticing.: fark ettiğin için teşekkür ederim

Thank you for noticing. birisi değişiklik, emek veya özenli bir seçim gibi bir ayrıntıyı fark ettiğinde verilen nazik bir karşılıktır. Burada noticing, “fark etmek” anlamına gelir; “bana bilgi vermek” anlamına gelmez. Genel bir Thank you ifadesine kıyasla bu yanıt, ne için teşekkür ettiğinizi açıkça belirtir: karşınızdaki kişi dikkat etmiştir. Bir iltifatın veya olumlu bir gözlemin ardından doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Your presentation slides look much clearer now.” diyor. Değişikliğe dikkat ettiği için ona özellikle teşekkür eden yanıt hangisidir?

  1. Thank you for noticing.
  2. Thank you for explaining.
  3. Thank you for letting me know.
Cevabı göster

Thank you for noticing.

Thank you.

0:10

Teşekkürler.

No, really.

0:11

Hayır, gerçekten.

They just match them perfectly.

0:12

Sadece mükemmel bir şekilde eşleşiyorlar.

Do you do it on purpose? Kalıp ifadeler

0:14

Bunu bilerek mi yapıyorsun?

Is it by accident?

0:16

Yoksa tesadüf mü?

Kalıp ifadeler

on purpose ... by accident: kasıtlı mı, plansız mı

On purpose, bir kişinin bir eylemi veya sonucu amaçladığını belirtir. By accident ise olayın istemeden ya da planlanmadan gerçekleştiğini belirtir. İki soru birbirine zıt olasılıklar sunar: Bu eşleştirme bilinçli olarak mı yapıldı, yoksa tesadüfen mi oluştu? Her iki ifade de zarf görevi görür ve genellikle nitelediği fiilden veya nesneden sonra gelir.

Alıştırma

“Bilerek” ve “istemeden” anlamlarına gelen ifadelerle karşıtlığı tamamlayın: She deleted the file ____, not ____.

Cevabı göster

on purpose · by accident

Uh

0:17

Ih

Complimenting people is always nice.

0:26

İnsanlara iltifat etmek her zaman güzeldir.

They're meant to make someone feel good, right? Dilbilgisi

0:29

Birine iyi hissettirmek içindir, değil mi?

Dilbilgisi

be meant to make someone feel good: amaçlanan işlevi belirtmek

Be meant to + fiilin yalın hâli, bir şeyin amaçlanan işlevini veya beklenen görevini anlatabilir. Burada They're meant to make... ifadesi, övgülerin birini iyi hissettirme amacı taşıdığı anlamına gelir. Yapı, özne + be + meant to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Birinin bir şeyi yapmaya zorlanmasına değil, bir şeyin ne yapmasının amaçlandığına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi be meant to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These instructions ____ help new users get started.

Cevabı göster

are meant to

But if delivered in the wrong way, Dilbilgisi

0:32

Ancak yanlış bir şekilde yapılırsa,

they can make someone feel really awkward. Dilbilgisi

0:34

birinin gerçekten garip hissetmesine neden olabilir.

Dilbilgisi

if delivered in the wrong way: kısaltılmış edilgen koşul

Bu koşul yapısında if delivered ... kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Tam biçimi if they are delivered in the wrong way şeklindedir: özne they ve be fiilinin are biçimi atılır, geriye if + geçmiş zaman ortacı kalır. Anlaşılan they, compliments yani iltifatları ifade eder. Burada delivered, fiziksel olarak taşınmak değil, ‘ifade edilmek veya söylenmek’ anlamındadır. Kısaltılmış yan cümle, iltifatların nasıl sunulduğuna odaklanır ve hangi koşulda rahatsızlık yaratabileceklerini belirtir.

Alıştırma

Örnekteki if delivered in the wrong way ile aynı anlama gelen tam yan cümle hangisidir?

  1. if the wrong way delivers them
  2. if they deliver something in the wrong way
  3. if they are delivered in the wrong way
Cevabı göster

if they are delivered in the wrong way

Dilbilgisi

make someone feel really awkward: make + kişi + feel + sıfat

make + kişi + feel + sıfat kalıbı, bir şeyin kişide belirli bir duygu veya durum oluşturması anlamına gelir. Make fiilinden sonra etkilenen kişi, ardından to almayan yalın feel biçimi ve son olarak bir sıfat gelir. Burada sonuç, birinin kendini gerçekten rahatsız hissetmesidir. Bu kalıpta feel bağ fiili olarak çalıştığı için awkward bir sıfattır. Really sıfatın derecesini güçlendirir. Kişinin duygusal durumunu anlatırken awkward sözcüğünü awkwardly biçimine çevirmeyin.

Alıştırma

Parantezdeki sözcükleri ve make fiilinin geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: Her kind message ____. (make / me / feel / welcome)

Cevabı göster

made me feel welcome

In today's mini English lesson,

0:37

Bugünkü mini İngilizce dersinde,

I'm going to share with you two things to avoid Anlatım akışı

0:39

size kaçınmanız gereken iki şeyi paylaşacağım

and two things to do when you want to give someone a compliment

0:42

ve birine iltifat etmek istediğinizde yapmanız gereken iki şeyi

without making them feel awkward.

0:46

onları garip hissettirmeden.

Anlatım akışı

two things to avoid and two things to do ile içerik yapısını önceden göstermek

Bu ifade, ardından gelecek tavsiyeleri iki paralel gruba ayırır: two things to avoid ve two things to do. Dinleyicilere hem kaç madde duyacaklarını hem de bunların hangi türde olacağını önceden bildirir. Her iki grupta da to-infinitive, things sözcüğünü niteler: things to avoid “kaçınılması gereken şeyler”, things to do ise “yapılması gereken şeyler” anlamına gelir. Sayı + isim + to-infinitive kalıbı konuşmaları, rehberleri ve yazıları düzenlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Vurgulanan ifade cümlede temel olarak ne işe yarıyor?

  1. İki tavsiye kategorisini ve her birindeki madde sayısını önceden gösterir.
  2. İki farklı kişinin davranışını karşılaştırır.
  3. Daha önce gerçekleşmiş dört eylemi bildirir.
Cevabı göster

İki tavsiye kategorisini ve her birindeki madde sayısını önceden gösterir.

Number one:

0:48

Bir numara:

Avoid giving overly specific compliments. Kalıp ifadeler

0:50

Aşırı spesifik iltifatlar yapmaktan kaçının.

Kalıp ifadeler

Avoid giving overly specific compliments: avoid + -ing

Cümle başındaki Avoid giving ... bir eylemi yapmamak için doğrudan tavsiye verir. İngilizcede avoid sözcüğünden sonra bir isim ya da fiilin -ing biçimi gelir; bu nedenle burada giving doğrudur, avoid to give ise yanlıştır. Overly specific, “uygun olandan daha spesifik” anlamına gelir. Overly olumsuz bir değerlendirme ekler: ayrıntı düzeyi aşırıdır ve iltifatı alan kişiyi rahatsız edebilir.

Alıştırma

Tavsiyeyi give fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Avoid ____ overly specific compliments.

Cevabı göster

giving

When you notice someone's socks every day and comment on them, Kalıp ifadeler

0:53

Birinin çoraplarını her gün fark edip üzerine yorum yaptığınızda,

that could feel a bit creepy. Kelime

0:57

bu biraz ürkütücü gelebilir.

Kalıp ifadeler

comment on them: comment on + konu

Comment on something, bir şey hakkında sözlü veya yazılı olarak görüş bildirmek ya da o şeyle ilgili bir yorum yapmak demektir. Buradaki them, someone's socks ifadesini belirtir. Comment fiilinin konusu doğrudan söylendiğinde normalde on kullanılır: comment on them denir, comment them denmez. On'dan sonra bir şey, fikir, olay veya seçim gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi comment fiilinin geçmiş zamanı ve gerekli edatla tamamlayın: After the presentation, Maya ____ the final slide.

Cevabı göster

commented on

Kelime

a bit creepy: yumuşatılmış ama hâlâ olumsuz

Creepy, huzursuz edici bir korkuya veya bir sınırın aşıldığı hissine yol açan bir kişiyi, şeyi ya da davranışı anlatır. Bu cümlede davranışın nasıl hissettirebileceğini belirtir; kesinlikle tehlikeli olduğunu söylemez. A bit, «biraz» anlamına gelir ve creepy kelimesinin gücünü azaltır. Yargıyı daha az doğrudan hâle getirir ancak creepy kelimesini tarafsız veya olumlu yapmaz.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: That feels a bit creepy demek dostça bir övgüdür.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

I really like how your left eyebrow arch is slightly higher than your right one. Dilbilgisi

1:00

Sol kaş kavisinizin sağındakinden biraz daha yüksek olması gerçekten hoşuma gidiyor.

Dilbilgisi

I really like how + yan cümle

I really like how + yan cümle, beğendiğiniz belirli yapılış biçimini, sonucu veya özelliği belirtir. how’dan sonra doğrudan soru dizilişi değil, özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi dizilişi kullanılır. Burada konuşan kişi iki kaş arasındaki çok küçük bir farkı övüyor. Dil bilgisi doğaldır, ancak gözlem olağan dışı ölçüde kesin olduğu için iltifat kasıtlı biçimde fazla ayrıntılı duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin bir işi yapma biçimini övmek için I really like how yapısını doğru kullanır?

  1. I really like how you organized the notes.
  2. I really like how did you organize the notes?
Cevabı göster

I really like how you organized the notes.

Beautiful.

1:06

Çok güzel.

You don't want to get too detailed. Kalıp ifadeler

1:08

Çok fazla detaya inmek istemezsiniz.

Kalıp ifadeler

get too detailed: get + sıfat

get too detailed ifadesinde get, bir duruma gelmek veya o duruma geçmek anlamındadır; detailed ise bir sıfattır. İfade, yararlı veya uygun olandan daha fazla ayrıntı vermeye ya da düşünmeye başlamak demektir. too olumsuz bir değerlendirme ekler: ayrıntı düzeyi yararlı sınırı aşmıştır. Bu cümlede, bir yorumu veya açıklamayı gereğinden fazla belirgin hâle getirmemek öğütlenir.

Alıştırma

‘Yararlı olandan daha fazla ayrıntı eklemek’ anlamındaki hedef ifadeyle öğüdü tamamlayın: Keep the summary short, and don't ____.

Cevabı göster

get too detailed

While it's really nice to have someone notice something special about you,

1:11

Birinin sizdeki özel bir şeyi fark etmesi gerçekten hoş olsa da,

when you're being very specific and detailed,

1:14

çok spesifik ve detaycı olduğunuzda,

it might feel a bit stalkerish. Kelime

1:18

biraz sapıkça hissettirebilir.

Kelime

it might feel a bit stalkerish: sınır ihlali yargısını yumuşatmak

Burada stalkerish, “ısrarlı takipçi davranışına benzeyen” ya da “rahatsız edici biçimde aşırı ilgi gösteren” anlamında kullanılan gündelik bir sıfattır. Kişi hakkında kanıtlanmış bir gerçeği değil, bir davranışın yarattığı izlenimi anlatır. Might feel, tepkiyi kesin değil olası olarak sunar; a bit ise ifadeyi biraz daha yumuşatır. Böylece konuşan kişi, birine doğrudan ısrarlı takipçi demeden sosyal bir sınırın aşılabileceği uyarısında bulunur.

Alıştırma

Yargı: might ve a bit cümleyi yumuşattığı için stalkerish herhangi bir kişiyi etiketlemek amacıyla gelişigüzel kullanılabilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Number two:

1:21

İki numara:

Do be genuine. Dilbilgisi

1:22

İçten olun.

Dilbilgisi

Do be genuine: olumlu emir cümlesinde vurgulu do

Olumlu bir emir cümlesinde do, vurgu katmak için fiilin yalın hâlinden önce gelebilir. Do be genuine. cümlesindeki do soru oluşturmaz; yaklaşık olarak “bunu mutlaka yapın” ya da “gerçekten böyle yapın” anlamına gelir. Yapı Do + fiilin yalın hâlidir. Burada asıl fiil be olduğu için yalın hâlde kalır. Doğru biçim Do be'dir; Do are veya Do is değildir.

Alıştırma

Do be genuine. cümlesinde do'nun işlevi nedir?

  1. Yönergeyi geçmiş zamana taşır.
  2. Cümleyi soruya dönüştürür.
  3. Olumlu yönergeyi vurgular.
Cevabı göster

Olumlu yönergeyi vurgular.

Genuine compliments come from the heart. Deyimler

1:24

Gerçek iltifatlar kalpten gelir.

Deyimler

come from the heart: yürekten gelmek

Come from the heart, “samimi olmak ve gerçek duygulara dayanmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede gerçek iltifatların boş sözler değil, takdirin dürüstçe ifade edilmesi olduğunu anlatır. Bu ifade fiziksel bir organ olan kalple ilgili değildir. Kalbi gerçek duyguların kaynağı olarak gösterir; bu yüzden derinden samimi sözleri, davranışları veya yaratıcı eserleri anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede come from the heart ne anlama geliyor?

  1. Samimiydi ve gerçek duygulara dayanıyordu.
  2. Resmî bir şablondan kopyalanmıştı.
  3. Tıbbi bir sorundan kaynaklanmıştı.
Cevabı göster

Samimiydi ve gerçek duygulara dayanıyordu.

They express something you truly appreciate about someone. Kalıp ifadeler

1:26

Birinde gerçekten takdir ettiğiniz bir şeyi ifade ederler.

Kalıp ifadeler

you truly appreciate: gerçekten takdir etmek

Truly appreciate, “bir şeyin değerini gerçekten fark etmek ve takdir etmek” anlamına gelir. Burada you truly appreciate, (that) you truly appreciate about someone ilgi cümleciğinin içindedir. Atılan that, something sözcüğüne gönderme yapar ve appreciate fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Bu bağlamda appreciate, kişiye doğrudan teşekkür etmek değil, kişinin bir özelliğini fark edip değerli bulmaktır. Truly, bu takdirin yalnızca kibarlık gereği veya otomatik değil, gerçek olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın dürüstlüğüne gerçekten değer verdiğinizi doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. I truly appreciate your honesty.
  2. I truly appreciate for your honesty.
  3. I truly thank your honesty.
Cevabı göster

I truly appreciate your honesty.

But to know what a genuine compliment is, Dilbilgisi

1:30

Ama gerçek bir iltifatın ne olduğunu bilmek için,

you need to know what disingenuous compliments could be.

1:32

sahte iltifatların ne olabileceğini bilmeniz gerekir.

Dilbilgisi

what a genuine compliment is ... what disingenuous compliments could be yapısında düz cümle sırası

Vurgulanan iki bölüm de cümle içine yerleştirilmiş wh yan tümcecikleridir, yani dolaylı soru yapılarıdır. Bir sorunun içeriğini daha büyük bir cümleye yerleştirir ve know fiilinin nesnesi görevini görürler; bağımsız soru sormazlar. Cümle içine yerleştirilmiş wh yan tümceciğinde what + özne + fiil şeklindeki düz cümle sırası kullanılır. Bu nedenle what a genuine compliment is ve what disingenuous compliments could be denir.

Alıştırma

Hangi cümlede cümle içine yerleştirilmiş wh yan tümceciği doğru kullanılmıştır?

  1. Can you explain what does the main rule mean?
  2. Can you explain what is the main rule?
  3. Can you explain what the main rule is?
Cevabı göster

Can you explain what the main rule is?

We all know the feeling of giving a compliment

1:35

Sadece iltifat etmiş olmak için

just for the sake of giving a compliment. Kalıp ifadeler

1:38

iltifat etme hissini hepimiz biliriz.

Kalıp ifadeler

just for the sake of giving a compliment: yalnızca yapmış olmak için yapmak

Just for the sake of doing something, bir şeyi daha güçlü bir pratik ya da samimi neden olmadan, yalnızca yapmış olmak için yapmak demektir. Eylemin tekrarlanması bu boş amacı genellikle belirginleştirir. Bu cümlede iltifat, konuşan kişi gerçekten bir şeyi beğendiği için değil, yalnızca iltifat edilmiş olsun diye yapılır.

Alıştırma

'Yalnızca yapmış olmak için yapmak' anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: Don't hold a meeting just ____ holding a meeting.

Cevabı göster

for the sake of

You've done it,

1:40

Sen de yaptın,

I've done it,

1:41

ben de yaptım,

we've all done it.

1:42

hepimiz yaptık.

This is when you're complimenting someone Anlatım akışı

1:43

Bu, birine sırf

just because it feels like it's the right thing to do.

1:45

doğru olan şeymiş gibi hissettirdiği için iltifat ettiğiniz zamandır.

Anlatım akışı

This is when ... just because ...: bir durumu ve motivasyonunu tanımlamak

Bu cümlede This is when, bir düşünceyi açıklayan veya tanımlayan tipik bir durumu tanıtır; saatin kaç olduğunu sormaz. Ardından gelen -ing yan cümlesi davranışı belirtir: you're complimenting someone. Just because ise motivasyonu tanıtır. İltifatın mutlaka içten bir hayranlıktan değil, yalnızca bunu yapmak toplumsal açıdan doğru veya beklenen bir davranış gibi geldiği için yapıldığını anlatır. Bu kalıp, bir davranışın hangi durumda ve neden ortaya çıktığını göstererek onu tanımlamanı sağlar.

Alıştırma

Cümlede This is when ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Geçmişteki kesin bir anı göstermek
  2. Eylemin saat kaçta gerçekleştiğini sormak
  3. Düşünceyi tanımlayan tipik bir durumu tanıtmak
Cevabı göster

Düşünceyi tanımlayan tipik bir durumu tanıtmak

Maybe you're at a networking event and you just want to make some contacts Kalıp ifadeler

1:49

Belki bir networking etkinliğindesiniz ve sadece birkaç bağlantı kurmak istiyorsunuz

Kalıp ifadeler

make some contacts: mesleki bir çevre oluşturmak

Make some contacts, insanlarla tanışıp daha sonra yararlı olabilecek bağlantılar kurmak anlamına gelir ve özellikle mesleki veya düzenli sosyal ortamlarda kullanılır. Make bu eşdizimin fiilidir, some sayıyı belirsiz bırakır, contacts ise yeniden iletişim kurabileceğin kişileri ifade eder. Bir networking etkinliği bağlamında amaç bir çevre oluşturmaktır; telefon görüşmesi yapmak veya kontakt lens edinmek değildir.

Alıştırma

Cümleyi, birkaç mesleki bağlantı kurmak anlamına gelen ve derste geçen üç kelimelik ifadeyle tamamla: At the industry conference, Maya hopes to ____.

Cevabı göster

make some contacts

or you just want to ask a favor. Kalıp ifadeler

1:52

veya sadece bir iyilik istemek istiyorsunuz.

Kalıp ifadeler

ask a favor: birinden yardım istemek

ask a favor ifadesinde ask “bir istekte bulunmak”, a favor ise birinin sizin için yaptığı yararlı bir iyilik anlamına gelir. İfadenin bütünü, birinden size yardımcı olacak bir şey yapmasını istemektir. Burada birinden iyilik istemek, onu övmenin olası bir nedeni olarak sunuluyor. Bu ifade isteğin kendisini başlatabilir veya nazik sözlerin arkasındaki amacı açıklayabilir.

Alıştırma

Soruyu ask + person + a favor kalıbıyla tamamlayın: Could I ____?

Cevabı göster

ask you a favor

It can look like over the top flattery, Deyimler

1:55

Bu aşırı bir dalkavukluk gibi görünebilir,

Deyimler

over the top flattery: aşırı ve muhtemelen samimiyetsiz övgü

Over the top, aşırı derecede dramatik, abartılı veya uç anlamına gelen bir deyimdir. Uygun ya da inandırıcı görünen düzeyin ötesine geçen bir şeyi anlatır. Burada, birini memnun etmek için yapılan ve çoğu zaman samimiyetsizlik ya da kişisel çıkar çağrışımı taşıyan flattery sözcüğünü niteler. Bu nedenle over the top flattery, sahte veya yönlendirici görünecek kadar aşırı övgü anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede over the top flattery ne anlama geliyor?

  1. Samimiyetsiz görünebilecek aşırı övgü
  2. Fiziksel olarak yüksek bir yerden söylenen övgü
  3. Kısa ama tamamen samimi bir iltifat
Cevabı göster

Samimiyetsiz görünebilecek aşırı övgü

just saying something nice for the sake of it. Kalıp ifadeler

1:57

sırf laf olsun diye güzel bir şey söylemek gibi.

Kalıp ifadeler

for the sake of it: gerçek bir amaç olmadan yapmak

Burada for the sake of it, bir şeyi samimi ya da yararlı bir neden olmadan, yalnızca yapmış olmak için yapmak demektir. Böylece güzel bir şey söylemek, içten bir takdir ifadesi olmaktan çıkıp içi boş bir davranışa dönüşür. it zamiri, eylemin kendisine, yani saying something nice ifadesine gönderme yapar. Bu kalıp belirli bir neden olmadan ya da yalnızca eylemin kendisi için anlamına gelir; başka bir şeye kelimesi kelimesine gönderme yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi, gerçek bir neden olmadan yalnızca yapmak anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The design is already clear, so don't add extra colors ____.

Cevabı göster

for the sake of it

So, to be genuine,

2:00

O halde, içten olmak için,

stop and think about what you truly appreciate about someone

2:02

durun ve birinde gerçekten neyi takdir ettiğinizi düşünün

and just share it with them without expecting anything in return. Kalıp ifadeler

2:06

ve hiçbir karşılık beklemeden bunu onlarla paylaşın.

Kalıp ifadeler

without expecting anything in return: ödül veya karşılık beklemeden

Without expecting anything in return, ödül, iyilik, övgü veya başka bir fayda beklemeden bir şey yapmak ya da paylaşmak demektir. Bu cümlede takdiri bir alışverişten ayırıp samimi yapan şey, karşılık beklenmemesidir. Dil bilgisi açısından without sözcüğünden sonra -ing biçimindeki expecting gelir. In return, karşılık ya da değiş tokuş olarak demektir; birinin veya bir şeyin geri gelmesini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, ödül veya karşılık beklemeden anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Leo offered to help ____.

Cevabı göster

without expecting anything in return

Number three:

2:10

Üç numara:

Avoid backhanded compliments. Deyimler

2:11

İğneleyici (ters köşeden) iltifatlardan kaçının.

Deyimler

backhanded compliments: gizli bir aşağılama içeren övgüler

Bir backhanded compliment övgü gibi görünür, ancak aynı zamanda eleştiri, saygısızlık, önyargı veya küçümseme de taşır. Olumlu sözler ile olumsuz mesaj birlikte iletilir. Bu cümlede backhanded bir el hareketini anlatmaz. Dolaylı işleyen bir iltifatı anlatır: Konuşan kişi birini över gibi görünürken kırıcı bir şeyi ima eder.

Alıştırma

Hangi yorum bir backhanded compliment örneğidir?

  1. Your presentation was clear and useful.
  2. Please send me the presentation.
  3. Your presentation was good for a first attempt.
Cevabı göster

Your presentation was good for a first attempt.

You're pretty smart for someone your age. Ton ve niyet

2:13

Yaşına göre oldukça zekisin.

You show great leadership for a woman.

2:16

Bir kadın için harika bir liderlik gösteriyorsun.

Ton ve niyet

for someone your age ... for a woman: grup ölçütüyle sınırlandırılmış övgü

Bir övgünün ardından gelen for someone your age ve for a woman ifadeleri gruba dayalı bir ölçüt belirler: Kişi yalnızca iyi olarak değil, o yaş veya cinsiyet grubundaki kişilere kıyasla iyi olarak değerlendirilir. Bu sınırlama, konuşanın normalde o yaştaki kişilerden daha az zekâ veya kadınlardan daha az liderlik beklediğini ima edebilir. Burada for, “yararına” değil, “o gruba yönelik beklentilerle karşılaştırıldığında” anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle kişiyi bir kimlik grubuna göre yargılamadan doğrudan övüyor?

  1. You show great leadership for a woman.
  2. You show great leadership.
  3. You're pretty smart for someone your age.
Cevabı göster

You show great leadership.

These are backhanded compliments because they come with another clause. Kelime

2:22

Bunlar iğneleyici iltifatlardır çünkü başka bir yan cümle ile gelirler.

Kelime

come with another clause: eklenen bir sınırlayıcı unsur

Burada come with; içermek, beraberinde getirmek veya eşlik etmek anlamındadır, bir kişiyi yanında getirmek anlamında değildir. İltifatların olumlu kısmından sonra anlamı sınırlayan ek sözler geldiği için övgü tek başına sunulmaz. Clause normalde bir fiil etrafında kurulan ve çoğu zaman kendi öznesi bulunan bir dil bilgisi birimidir. Burada kastedilen for someone your age gibi öğeler teknik olarak öbektir; dolayısıyla konuşmacı clause sözcüğünü cümleye eklenen bir bölüm anlamında geniş kullanır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp X comes with Y şeklindedir: Y, X’e bağlıdır veya X’e eşlik eder.

Alıştırma

Cümleyi, ‘ek bir koşul olarak içerir’ anlamına gelen doğru come with biçimiyle tamamlayın: The discounted ticket ____ several restrictions.

Cevabı göster

comes with

It's not open and absolute. Kelime

2:26

Açık ve mutlak değildir.

Kelime

not open and absolute: sınırlandırılmış bir övgü

Burada not open and absolute, övgünün tamamen doğrudan ve sınırsız olmadığı anlamına gelir. for someone your age gibi ek bir ifade olumlu yargıyı sınırlar; bu nedenle iltifat olumsuz bir ima da taşır. Buradaki absolute, kesinlikle doğru anlamına gelmez. Sınırsız veya herhangi bir kayıtla daraltılmamış anlamındadır. Open ise övgünün gizli bir çekince taşımak yerine açıkça ve doğrudan ifade edilmesini anlatır. Bu sözler resmî bir dil bilgisi kuralını değil, iltifatın tamamının yarattığı etkiyi açıklar.

Alıştırma

Bu bağlamda not open and absolute, övgü hakkında ne anlatıyor?

  1. Övgü tamamen doğrudandır ve hiçbir sınırı yoktur.
  2. Övgünün olgusal olarak doğru olduğu garanti edilmiştir.
  3. Övgü, eklenen bir koşulla sınırlandırılmıştır.
Cevabı göster

Övgü, eklenen bir koşulla sınırlandırılmıştır.

In the first example,

2:29

İlk örnekte,

what you're really saying is that Anlatım akışı

2:30

aslında söylediğiniz şey şudur:

you don't believe that everyone in their age group is smart.

2:32

onların yaş grubundaki herkesin zeki olduğuna inanmıyorsunuz.

Anlatım akışı

What you're really saying is that...: örtük bir anlamı ifade etme

What you're really saying is that, karşı tarafın birebir sözlerini değil, konuşanın bu sözlerde örtük olduğunu düşündüğü anlamı sunar. that'ten sonraki yan cümle, çıkarılan mesajı belirtir. Burada bu kalıp gizli bir varsayımı açık hâle getirir: Bir övgüyü yaşla sınırlamak, konuşanın o yaş grubundan daha az şey beklediğini düşündürebilir. Bu kalıbı yalnızca söylenenleri tekrarlamak için değil, bir imayı açıklamak için kullanın.

Alıştırma

Örtük bir anlamı ifade etmek için vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the compliment depends on a low expectation.

Cevabı göster

What you're really saying is that

So, you're really saying they're smart

2:36

Yani aslında onların,

compared to other people in their age Ton ve niyet

2:38

kendi yaşlarındaki diğer insanlara kıyasla zeki olduklarını

and not smart, period.

2:40

ve sadece "zeki" olmadıklarını söylüyorsunuz.

Ton ve niyet

compared to other people ... smart, period: koşullu ve koşulsuz övgü

Compared to other people bir karşılaştırma ölçütü belirler. Böylece smart sıfatı göreceli hâle gelir: Kişi belirli bir gruba göre iyi durumdadır, ancak cümle onun hiçbir sınırlama olmadan zeki olduğunu söylemez. smart, period ifadesinde period, konuşmada ‘tartışma burada biter; hiçbir koşul yok’ anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Burada karşılaştırmayla sınırlanmış bir övgü ile doğrudan ve koşulsuz bir övgü karşılaştırılır. Dar bir ölçüt düşük beklentileri de düşündürebilir; bu nedenle övgü üstü kapalı bir küçümseme gibi gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle koşulsuz bir övgü ifade eder?

  1. You are smart for a beginner.
  2. You are smart, period.
  3. You are smart compared to other people your age.
Cevabı göster

You are smart, period.

It's a sentence that mixes praise and criticism. Kalıp ifadeler

2:42

Bu, övgü ve eleştiriyi harmanlayan bir cümledir.

Kalıp ifadeler

mixes praise and criticism: övgü ile eleştiriyi birleştirmek

Bu cümlede mixes praise and criticism, olumlu bir değerlendirmeyi olumsuz bir değerlendirmeyle birleştirmek anlamına gelir. Mixes burada soyut anlamda kullanılır: Cümle, nesneleri fiziksel olarak karıştırmak yerine iki etkiyi birden yaratır. Başka durumlara aktarılabilecek yapı mix A and B şeklindedir. Burada A ve B iki değerlendirme türünü belirtir; dolayısıyla ifade hem onaylayan hem de onaylamayan bir mesajı özetler.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlayın: The review ____ praise and criticism.

Cevabı göster

mixes

Why is it called backhanded?

2:46

Neden "backhanded" (ters el) denir?

Well, that is coming from tennis. Kültür

2:48

Bu tenisten geliyor.

Kültür

Well, that is coming from tennis.: tenisle olan kaynak ilişkisini açıklamak

Burada konuşmacı backhanded sözcüğünü tenisteki backhand ile ilişkilendirir. Backhand, raketi tutan elin tersi vuruş yönüne bakacak şekilde yapılan bir vuruştur. Bu açıklamada spor imgesi, dolaylı bir iltifat düşüncesinin mecazi anlamını hatırlamayı kolaylaştırır. Well, sorudan açıklamaya doğal bir geçişi gösterir. That is coming from tennis, kullanılan sözün veya imgenin kaynağının tenis olduğu anlamına gelir; birinin tenis kortundan gelmesini anlatmaz.

Alıştırma

Bu bağlamda 'that is coming from tennis' ne işe yarıyor?

  1. Konuşmacı iltifatların tenis puanlamasının bir parçası olduğunu öne sürüyor.
  2. Konuşmacı backhanded sözcüğünü tenisteki backhand imgesiyle ilişkilendiriyor.
  3. Konuşmacı birinin tenis kortundan döndüğünü söylüyor.
Cevabı göster

Konuşmacı backhanded sözcüğünü tenisteki backhand imgesiyle ilişkilendiriyor.

When you're using a backhand stroke,

2:51

Backhand (ters el) vuruşu kullandığınızda,

it's considered a lot less direct than

2:54

forehand (düz el) vuruşu kullandığınız zamana göre

when you're using a forehand stroke.

2:57

çok daha az doğrudan kabul edilir.

Metaphorically, when you're saying backhanded compliments,

2:59

Mecazi olarak, backhanded iltifatlar ettiğinizde,

you're saying that this compliment is indirect or sly. Kelime

3:03

bu iltifatın dolaylı veya sinsi olduğunu söylüyorsunuz.

Kelime

indirect or sly: dolaylı ifade ile sinsi niyet arasındaki fark

Indirect, mesajın açıkça ifade edilmediğini belirtir ve tarafsız olabilir. Sly ise bu dolaylılığın kasıtlı, biraz dürüstlükten uzak veya sinsi olduğu anlamını ekler. Bu cümlede or, iltifat için iki olası tanım sunar. Sly daha güçlü ve daha olumsuz bir değerlendirmedir.

Alıştırma

Bu bağlamda bir söz sly olarak tanımlandığında ne ima edilir?

  1. Söz doğrudan ve tamamen dürüsttür.
  2. Söz kibar ve düşüncelidir.
  3. Söz kasıtlı olarak dolaylı ve biraz sinsidir.
Cevabı göster

Söz kasıtlı olarak dolaylı ve biraz sinsidir.

The truth is, they often leave people feeling insulted, Kalıp ifadeler

3:06

İşin aslı, genellikle insanları aşağılanmış hissettirirler,

uncomfortable, even angry.

3:09

rahatsız eder, hatta sinirlendirirler.

Kalıp ifadeler

leave people feeling insulted: leave + nesne + feeling + sıfat

Leave people feeling insulted ifadesinde leave, “birinden ayrılmak” değil, “birinin sonuç olarak belirli bir durumda olmasına yol açmak” anlamındadır. Olay, sonuç olarak bu duyguyu oluşturur. Yeniden kullanılabilen yapı leave + person + feeling + adjective şeklindedir. Leave zamana göre değişebilir; feeling ise kişinin sonuçta yaşadığı duygu veya izlenimi başlatır.

Alıştırma

Leave + person + feeling + adjective yapısını kullanın: The rude comment left Sam ____ insulted.

Cevabı göster

feeling

Number four:

3:11

Dört numara:

Highlight someone's qualities that are within their control. Kalıp ifadeler

3:12

Birinin kontrolünde olan niteliklerini vurgulayın.

Kalıp ifadeler

within their control: etkileyebilecekleri soyut alan

Within their control, bu niteliklerin kişinin kendi kararları ve çabasıyla seçebileceği, etkileyebileceği ya da değiştirebileceği şeyler olduğunu anlatır. Buradaki within, o kişinin yapabileceklerinin soyut sınırını belirtir; fiziksel olarak bir yerin içinde olmayı anlatmaz. Bu ifade, çaba ve eylem gibi kontrol edilebilir nitelikleri kişinin seçmediği özelliklerden ya da koşullardan ayırır. Tam denetimden çok kısmi bir etki alanını da anlatabilir.

Alıştırma

“Good preparation is within their control.” cümlesindeki within their control ifadesinin anlamını seçin.

  1. zaten unutmuş oldukları bir şey
  2. fiziksel olarak içlerinde bulunan bir şey
  3. gerçekçi olarak etkileyebilecekleri veya değiştirebilecekleri bir şey
Cevabı göster

gerçekçi olarak etkileyebilecekleri veya değiştirebilecekleri bir şey

You can do that by giving compliments about somebody's choices, Anlatım akışı

3:16

Birinin seçimleri hakkında iltifatlar ederek bunu yapabilirsiniz,

efforts, and actions because that's within their control.

3:20

çabaları ve eylemleri hakkında, çünkü bu onların kontrolündedir.

Anlatım akışı

choices, efforts, and actions: açıklayıcı bir paralel liste

choices, efforts, and actions sözcüklerinden oluşan üç isim paralel bir liste kurar. Her biri kişinin kontrol edebileceği bir tür şeyi adlandırır; böylece liste, “kişinin kontrolündeki nitelikler” genel düşüncesini açık ve somut kategorilere dönüştürür. Bu, bilgiyi düzenleme yöntemidir: Önce genel bir ilke belirtilir ya da ima edilir, ardından aynı dil bilgisel türde ve kavramsal düzeydeki öğelerle açılır. Liste açıklayıcıdır; rastgele bir topluluk değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, iyi ekip çalışması düşüncesini daha belirgin hâle getirmek için açık bir paralel liste kullanıyor?

  1. Good teamwork needs trust, communication, and shared goals.
  2. Good teamwork improves when people listen to one another.
  3. Good teamwork is important for every project.
Cevabı göster

Good teamwork needs trust, communication, and shared goals.

Use action verbs to highlight their efforts

3:23

Sadece fiziksel görünüşleri hakkında yorum yapmak yerine

rather than just commenting on their physical appearance. Dilbilgisi

3:26

çabalarını vurgulamak için eylem fiilleri kullanın.

Dilbilgisi

Yalnızca fiziksel görünüm hakkında yorum yapmak yerine

Rather than just + -ing, fazla sınırlı olarak sunulan bir eylemi belirtir ve onu önerilen eylemle karşılaştırır. Burada öneri, görünüş hakkında yorum yapmakla yetinmek yerine çabayı vurgulamaktır. Just “yalnızca” demektir; dolayısıyla amaç görünüşe dair yorumları mutlaka yasaklamak değil, tüm tepkiyi bundan ibaret bırakmamaktır. Rather than, alternatif bir eylemi sunduğunda buradaki commenting gibi -ing biçimiyle kullanılabilir. Dikkati daha iyi veya daha kapsamlı bir eyleme yöneltmek için do X rather than just doing Y kalıbını kullanın.

Alıştırma

Tavsiyeyi hedef ifadeyle tamamlayın: To give useful feedback, explain what worked ____ saying, “Good job.”

Cevabı göster

rather than just

Instead of saying your hair is so long and curly,

3:29

Sadece estetiğe odaklanan

which focuses only on aesthetics, Kelime

3:31

saçların çok uzun ve kıvırcık demek yerine,

Kelime

Yalnızca estetiğe odaklanır

Focuses only on aesthetics, “dikkati yalnızca görsel güzelliğe veya tarza yöneltir” demektir. Only, odak kapsamını daraltır ve çoğu zaman diğer önemli niteliklerin göz ardı edildiğini ima eder. Burada aesthetics, yalnızca güzelliğin akademik incelemesini değil, görsel çekiciliği veya tarzı ifade eder. Appearance ya da looks sözcüklerinden daha soyut ve resmîdir.

Alıştırma

“The review focuses only on aesthetics,” cümlesinde aesthetics ne anlama gelir?

  1. harcanan çaba miktarı
  2. bir şeyin pratik işlevi
  3. görsel güzellik ve tarz
Cevabı göster

görsel güzellik ve tarz

you can say,

3:34

şöyle diyebilirsiniz,

"I love what you've done with your hair. Dilbilgisi

3:35

"Saçına yaptığın şeyi çok beğendim.

Dilbilgisi

what you've done with your hair: saç stili seçimini övmek

what you've done with your hair yan cümlesi, love fiilinin nesnesidir ve karşıdaki kişinin saçını nasıl şekillendirdiği ya da değiştirdiği anlamına gelir. What, bu eylemin sonucuna gönderme yapar; şimdiki bitmiş zaman biçimi you've done ise geçmişteki bir seçimi şu anda görülen sonuçla bağlar. Bu ifade yalnızca saçın güzel olduğunu söylemek yerine karşıdaki kişinin emeğini, zevkini veya seçimini över. Burada do something with your hair, saçı şekillendirmek, düzenlemek ya da değiştirmek demektir; saçı kullanıp bitirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“I love what you've done with your hair” cümlesinde konuşan kişi esas olarak neyi övüyor?

  1. Konuşanın saçı kullanmayı bitirmiş olması
  2. Karşıdaki kişinin saç stili seçimleri ve bunların sonucu
  3. Yalnızca hiç değiştirilmemiş doğal saç özelliği
Cevabı göster

Karşıdaki kişinin saç stili seçimleri ve bunların sonucu

It looks so chic and it matches your outfit perfectly." Kelime

3:37

Çok şık görünüyor ve kıyafetinle mükemmel uyum sağlıyor."

Kelime

so chic: şık ve zarif

so chic ifadesinde so, chic sözcüğünün derecesini güçlendirir. Chic; şık, zarif ve modaya uygun anlamına gelir ve çoğu zaman özenli, iyi tasarlanmış bir görünüm düşündürür. Bu cümlede saç stili ile kıyafetin birleşerek oluşturduğu genel etki övülür. Chic, daha geniş anlamlı pretty sıfatına göre zevk ve stile daha fazla odaklanır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuzu seçin. Chic sözcüğünün ilk ve son seslerine odaklanın.

  1. The new lamp looks so cheap.
  2. The new lamp looks so sleek.
  3. The new lamp looks so chic.
Cevabı göster

The new lamp looks so chic.

Did you see the nuance? Anlatım akışı

3:41

Nüansı gördünüz mü?

Anlatım akışı

Did you see the nuance?: ince bir ayrımı gösteren yönlendirici soru

Bu soruda see, yalnızca gözle görmek değil, “fark etmek veya anlamak” demektir. Nuance, benzer kelimeler, tonlar ya da seçimler arasındaki küçük fakat çoğu zaman anlamlı farktır. Konuşmacı bir karşılaştırma sunduktan sonra Did you see the nuance? diye sorarak dikkati yeniden temel ayrıma yöneltebilir ve dinleyicinin bunu anlayıp anlamadığını kontrol edebilir. Bu soru, karşılaştırmayı dinleyicinin belirlemesi gereken bir noktaya dönüştürerek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Birbirine benzeyen iki ifade karşılaştırıldıktan sonra konuşmacı “Did you see the nuance?” diye soruyor. Dinleyiciden ne yapmasını istiyor?

  1. İnce farkı fark edip anlamak.
  2. Yazılı kelimelere fiziksel olarak bakmak.
  3. Hangisi daha uzunsa o ifadeyi seçmek.
Cevabı göster

İnce farkı fark edip anlamak.

In the second sentence,

3:43

İkinci cümlede,

you focus on the effort that they made

3:44

onların gösterdiği çabaya odaklanıyorsunuz

and the result is they look so chic. Anlatım akışı

3:47

ve sonuç olarak çok şık görünüyorlar.

Anlatım akışı

the result is they look so chic: bir sonucu tanıtmak

The result is, az önce sözü edilen çabanın veya eylemin sonucunu tanıtır. Is'ten sonraki kelimeler sonucun ne olduğunu açıklar: they look so chic. Burada result, sınav notu veya yarışma sonucu değil, mantıksal bir etki anlamındadır. Daha eksiksiz yapı the result is that + cümlecik şeklindedir. Doğal konuşmada that, buradaki gibi sık sık atılır. Bu yapı, önceki bilgiden onun sonucuna geçiş sağlar.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki üç kelimelik konuşma yapısıyla, that kullanmadan tamamlayın: We shortened the instructions, and ____ everyone finished the task faster.

Cevabı göster

the result is

So, let's review.

3:50

Öyleyse, gözden geçirelim.

First, avoid being too detailed,

3:51

İlk olarak, çok detaylı olmaktan kaçının,

especially when you're commenting on physical appearance

3:54

özellikle fiziksel görünüm hakkında yorum yaparken

because that might make someone feel really awkward.

3:57

çünkü bu birini gerçekten garip hissettirebilir.

Two: Be genuine and honest.

4:00

İki: İçten ve dürüst olun.

It's always appreciated.

4:03

Bu her zaman takdir edilir.

Three: Avoid giving backhanded compliments.

4:04

Üç: İğneleyici iltifatlar yapmaktan kaçının.

They can really insult someone.

4:08

Birini gerçekten aşağılayabilirler.

And four:

4:10

Ve dört:

Focus on highlighting someone's effort,

4:11

Sadece fiziksel görünümlerini değil,

not just their physical appearance.

4:13

birinin çabasını vurgulamaya odaklanın.

So, dear viewer,

4:15

Yani, sevgili izleyici,

every new word you learn, Anlatım akışı

4:17

öğrendiğin her yeni kelime,

every sentence you build is a victory.

4:19

kurduğun her cümle bir zaferdir.

Anlatım akışı

Every new word..., every sentence... is a victory: paralel yapı ve teşvik edici benzetme

Tekrarlanan every + isim + yan cümle kalıbı iki tür ilerlemeyi yan yana getirir: every new word you learn ve every sentence you build. Bu paralel yapı ritim oluşturur ve iki başarıya da eşit ağırlık verir. Tekil is fiili, her kelimeyi veya cümleyi ayrı bir zafer olarak sunar. A victory burada bir benzetmedir. Öğrenmedeki her küçük adımı bir başarı olarak gösterdiği için kapanış, tarafsız bir açıklamadan çok teşvik edici bir söz gibi duyulur.

Alıştırma

Tekrarlanan every... kalıbı ve is a victory ifadesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Kelime ve dil bilgisinin hangi sırayla çalışılması gerektiğini açıklarlar.
  2. Öğrencinin gerçek bir yarışmayı kazandığını bildirirler.
  3. Küçük öğrenme adımlarına eşit ağırlık verir ve her birini başarı olarak sunarlar.
Cevabı göster

Küçük öğrenme adımlarına eşit ağırlık verir ve her birini başarı olarak sunarlar.

We see all the hard work that you put

4:23

Ortaya koyduğun tüm o sıkı çalışmayı görüyoruz

and all the time that you spend watching mini English lessons

4:25

ve mini İngilizce derslerini izleyerek geçirdiğin tüm o zamanı

and we really appreciate it. Ton ve niyet

4:29

ve bunu gerçekten takdir ediyoruz.

Ton ve niyet

We really appreciate it: yapılan bir şey için içtenlikle teşekkür etmek

We really appreciate it, birine doğrudan ve kibarca teşekkür etmenin bir yoludur. Burada it, izleyicinin zaman ayırıp izlemesini ifade eder. Dolayısıyla anlamı “yaptığınız şey için içtenlikle minnettarız”dır; “bir nesneye hayranız” anlamına gelmez. Really, teşekkürün içtenliğini güçlendirir. Yararlı eylem daha önce belirtilmişse veya durumdan açıkça anlaşılıyorsa bu ifade bir mesajı, konuşmayı ya da yanıtı kibarca bitirmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız yardım etmek için geç saate kadar kaldı. Hangi devam cümlesi, daha önce belirtilen bu eylem için teşekkür eder?

  1. We really appreciate it.
  2. We really admire it.
  3. We really appreciate.
Cevabı göster

We really appreciate it.

You're doing amazing. Ton ve niyet

4:31

Harika iş çıkarıyorsun.

Ton ve niyet

You're doing amazing: sıcak ve samimi bir teşvik

You're doing amazing, karşıdaki kişinin o anda son derece iyi performans gösterdiğini veya çok iyi ilerlediğini söylemenin sıcak ve doğrudan bir yoludur. Şimdiki zaman yapısı olan are doing, işlerin şu anda nasıl gittiğine odaklanır; bu yüzden yalnızca tamamlanmış bir sonucu övmek yerine devam eden çabayı teşvik eder. Resmî bir dil bilgisi incelemesinde doing'i bir zarf niteleyebilir; bu nedenle You're doing amazingly de mümkündür. Ancak günlük konuşmada do/doing + amazing yaygın bir samimi kalıptır ve coşkulu bir teşvik olarak doğal duyulur.

Alıştırma

Bu sıcak ve samimi teşviki dersteki sözcükleri aynen kullanarak tamamla: You're ____.

Cevabı göster

doing amazing