Dünyanın en gizemli kitabı - Stephen Bax: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
640 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Video, henüz okunamayan 15. yüzyıla ait Voynich Elyazması’nı; yazının sistemli olabileceğini gösteren dilbilimsel kanıtları; kökenine ilişkin üç temel açıklamayı ve karbon tarihleme, sahiplik geçmişi araştırması ile geçici sözcük teşhislerinden elde edilen sınırlı ipuçlarını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deep inside, yeri lies the only copy ifadesinden önce getirir; bu, Dil bilgisi ve cümle kalıpları kapsamında bir devrik yapıdır. Yer + lies/stands/sits + özne düzenini tanıyıp belgesellerde ve yazılı anlatılarda bir yeri ya da nesneyi resmî ve merak uyandıran bir tonla tanıtmak için kullanabilirsiniz. 2. it's written in cipher, bir metnin gizli kodla yazıldığını belirten, kriptografiye ait Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi ifadesidir. Tarihî belgeler, bilmeceler ve güvenlik hakkında konuşurken kasıtlı olarak şifrelenmiş mesajı bilinmeyen bir dilden veya anlamsız yazıdan ayırabilirsiniz. 3. shed a little light on the mystery. yeni kanıtların zor bir konuyu bütünüyle çözmeden biraz açıklığa kavuşturduğunu anlatan bir Deyim ve mecazlı ifadedir. Araştırma, soruşturma veya açıklamalardaki sınırlı ilerlemeyi sonucu abartmadan aktarabilirsiniz.

Bu derste

Deep inside Yale University's Beinecke Rare Book and Manuscript Library Dilbilgisi

0:06

Yale Üniversitesi'nin Beinecke Nadir Kitaplar ve El Yazmaları Kütüphanesi'nin derinliklerinde

lies the only copy of a 240-page tome, Kelime

0:10

karbon testiyle yakın zamanda 1420 civarına tarihlendirilen

Dilbilgisi

Deep inside ... lies the only copy: yeri öne alan devrik yapı

Cümle, yer bildiren Deep inside ... Library ifadesiyle başlar ve ardından konum fiili lies, özne olan the only copy ifadesinden önce gelir. Tarafsız söz dizimi The only copy lies deep inside ... Library olurdu. Deep inside özne değildir. Yeri öne alan bu devrik yapı, dinleyicinin önce mekânı hayal etmesini, ardından önemli nesneyi keşfetmesini sağlar. Resmî betimlemelerde, belgesellerde, rehber anlatımlarında ve hikâyelerde; özellikle lie, stand, sit ve hang gibi konum fiilleriyle sık görülür.

Alıştırma

Hangi cümle bir nesneyi tanıtmak için yeri öne alan devrik yapıyı doğal biçimde kullanır?

  1. Near the entrance hangs a faded portrait.
  2. Near the entrance hangs it a faded portrait.
  3. Near the entrance a faded portrait is.
Cevabı göster

Near the entrance hangs a faded portrait.

recently carbon dated to around 1420. Kelime

0:14

240 sayfalık kalın bir kitabın tek kopyası yatıyor.

Kelime

240-page tome: büyük ve ağır bir kitap için resmî sözcük

240-page tome ifadesinde 240-page kitabın uzunluğunu belirtirken tome büyük ve hacimli bir kitap anlamına gelir. Bu tür birleşik sıfat bir isimden önce kullanıldığında page tekil kalır ve sözcükler kısa çizgilerle bağlanır. Tome, book sözcüğünden daha resmî ve edebîdir. Burada eski el yazmasını yalnızca bir kitap olarak adlandırmak yerine ağır, önemli ve biraz gizemli gösterir.

Alıştırma

Kitabın büyük ve heybetli olduğuna dair resmî anlamı en iyi hangi sözcük katar? The historian opened the enormous ___ on medieval medicine.

  1. book
  2. page
  3. tome
Cevabı göster

tome

Kelime

Karbon tarihlemesiyle yaklaşık 1420 yılına tarihlendirilmiş

Burada carbon dated, “yaşını tahmin etmek için radyokarbon tarihlemesiyle incelendi” anlamına gelir. to around 1420 bölümü, testin gösterdiği yaklaşık yılı verir; around sonucun kesin olmadığını belirtir. Altyazıda carbon dated, daha önce sözü edilen bir nesneyi tanımlayan geçmiş zaman ortacı grubudur. Dated, “bilimsel testle bir tarih verildi” demektir; “romantik bir buluşmaya çıktı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen ve “karbon tarihlemesiyle incelendi” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The linen fragment was ____ to around 1300.

Cevabı göster

carbon dated

Its vellum pages feature looping handwriting and hand-drawn images Kelime

0:17

Parşömen sayfaları, kıvrımlı el yazıları ve el çizimi resimler barındırıyor;

Kelime

Parşömen sayfaları

Vellum, özel olarak işlenmiş hayvan derisinden, geleneksel olarak özellikle dana derisinden yapılan bir yazı malzemesidir. Tarihî bir el yazmasının açıklamasında vellum pages, sıradan kâğıttan değil, bu deri temelli malzemeden yapılmış sayfaları ifade eder. Its, daha önce sözü edilen el yazmasına veya kitaba gönderme yapar; vellum ise pages sözcüğünü niteler. İfade, “el yazmasının vellumdan yapılmış sayfaları” anlamına gelir.

Alıştırma

Tarihî bir el yazmasının açıklamasında vellum pages nedir?

  1. işlenmiş hayvan derisinden yapılmış sayfalar
  2. ekranda gösterilen dijital sayfalar
  3. modern yazıcı kâğıdından yapılmış sıradan sayfalar
Cevabı göster

işlenmiş hayvan derisinden yapılmış sayfalar

seemingly stolen from a dream. Deyimler

0:21

adeta bir rüyadan çalınmış gibi.

Deyimler

seemingly stolen from a dream: rüya gibi bir benzetme

Burada seemingly stolen from a dream bir benzetmedir. Elle çizilmiş resimlerin bir rüyadan çıkmış gibi tuhaf ve düşsel göründüğünü anlatır; gerçekte bir hırsızlık yaşanmamıştır. Seemingly, “görünüşe göre” veya “öyle görünerek” anlamına gelir. Bu nedenle yazar gerçek bir olguyu değil, bir izlenimi aktarır. Bu kalıp sanat eserlerini, manzaraları veya hayal gücüyle ilgili başka şeyleri canlı biçimde betimlemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

“pictures seemingly stolen from a dream” ifadesi ne anlama gelir?

  1. Birisi resimleri fiziksel olarak bir rüyanın içinden çıkardı.
  2. Resimler uyuyan bir hırsızı gösteriyor.
  3. Resimler tuhaf ve rüya gibi görünüyor.
Cevabı göster

Resimler tuhaf ve rüya gibi görünüyor.

Real and imaginary plants,

0:23

Gerçek ve hayali bitkiler,

floating castles,

0:25

havada süzülen kaleler,

bathing women,

0:27

banyo yapan kadınlar,

astrology diagrams,

0:28

astroloji diyagramları,

zodiac rings,

0:30

burç halkaları

and suns and moons

0:31

ile güneş ve aylar,

with faces accompany the text. Kalıp ifadeler

0:32

yüz ifadeleriyle metne eşlik ediyor.

Kalıp ifadeler

accompany the text: yazılı içerikle birlikte görünmek

Burada accompany the text, “yazılı sözcüklerle birlikte görünmek veya sunulmak” anlamına gelir. Fiilden önce sıralanan resimler, el yazmasındaki yazılarla yan yana gösterilir. Accompany yalnızca “bir kişiyle birlikte bir yere gitmek” anlamına gelmez. Kitaplarda, raporlarda, sergilerde ve videolarda resimler, haritalar, açıklamalar veya müzik ana içeriğe eşlik edip onu destekleyebilir.

Alıştırma

“The diagrams accompany the article” ne anlama gelir?

  1. Şemalar makaleyi sayfadan kaldırır.
  2. Şemalar makaleyle birlikte bir yere yolculuk eder.
  3. Şemalar makaleyle birlikte gösterilir.
Cevabı göster

Şemalar makaleyle birlikte gösterilir.

This 24 x 16 cm book is called the Voynich Manuscript,

0:36

24 x 16 cm boyutlarındaki bu kitap Voynich El Yazması olarak adlandırılıyor

and it's one of history's biggest unsolved mysteries. Kalıp ifadeler

0:41

ve tarihin en büyük çözülmemiş gizemlerinden biri.

Kalıp ifadeler

one of history's biggest unsolved mysteries: one of + en üstünlük derecesi + çoğul isim

Bu ifade one of + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim yapısını kullanır. Burada history's karşılaştırma alanını gösterir, biggest en üstünlük derecesidir ve mysteries çoğuldur. El yazmasının en üst gruptaki az sayıdaki şeyden biri olduğu anlamına gelir: tarihte birden fazla büyük çözülememiş gizem vardır ve bu da onlardan biridir. Burada one of sonrasındaki isim grubu çoğul olmalıdır. Biggest kitabın fiziksel boyutunu anlatmaz. Gizemin önem, ün veya çözülme zorluğu bakımından çok büyük olduğunu belirtir. Big sözcüğünün bu mecazi kullanımı sorunlardan, sorulardan, olaylardan veya başarılardan söz ederken yaygındır.

Alıştırma

One of + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısını kullanın. Cümleyi old ve library sözcüklerinin uygun biçimleriyle tamamlayın: This is ____ in the city.

Cevabı göster

one of the oldest libraries

The reason why? Anlatım akışı

0:44

Nedeni mi?

No one can figure out what it says. Öbek fiiller

0:45

İçinde ne yazdığını kimse çözemiyor.

Anlatım akışı

The reason why?: merak uyandıran eksiltili soru parçası

The reason why? bilinçli olarak kullanılan eksiltili bir soru parçasıdır. Anlatımı kısa süreliğine durdurur ve bir açıklamanın geleceğini gösterir; sonraki cümle, el yazmasında ne yazdığını kimsenin anlayamadığını söyleyerek cevabı verir. Bu kullanım bilgiyi önce soru, sonra cevap biçiminde düzenler. Tam bir doğrudan soruda normalde Why? veya What is the reason? denir; ancak anlatımda merak uyandırmak ve dikkati korumak için daha kısa olan bu parça kullanılabilir.

Alıştırma

Bu örnekte The reason why? ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Anlatımı duraklatır, neden hakkında bir soru ortaya atar ve cevaba geçiş yapar.
  2. Konuşanın ne söyleyeceğini unuttuğunu gösterir.
  3. Reason sözcüğünün resmî bir tanımını verir.
Cevabı göster

Anlatımı duraklatır, neden hakkında bir soru ortaya atar ve cevaba geçiş yapar.

Öbek fiiller

can figure out: düşünerek anlamak veya çözmek

Figure out, düşünerek, kontrol ederek veya deneyerek bir şeyi anlamak ya da çözmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede can figure out, yazıyı “anlayabilmek veya çözebilmek” demektir; figure ve out burada ayrı ayrı gerçek anlamlarını taşımaz. Nesne, figure out the puzzle örneğindeki gibi bir isim olabilir. Ayrıca figure out what it says örneğinde olduğu gibi what, why veya how ile başlayan bir yan cümle de gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out, “düşünerek anlamak veya çözmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Nina took the puzzle outside.
  2. Nina figured out the puzzle after checking every clue.
  3. Nina found out that the concert starts at eight from the website.
Cevabı göster

Nina figured out the puzzle after checking every clue.

The name comes from Wilfrid Voynich, Kalıp ifadeler

0:48

Adı, 1912'de İtalya'daki bir Cizvit kolejinde belgeye rastlayan

Kalıp ifadeler

The name comes from: bir adın kaynağını belirtmek

The name comes from, bir adın kaynağını veya kökenini belirtir. Burada adın Wilfrid Voynich'ten alındığını anlatır; comes from fiziksel bir hareketi değil, soyut bir kaynağı ifade eder. Name tekil olduğu için geniş zamanda fiil comes biçimindedir. From sonrasında kişi, yer, dil, hikâye veya başka bir köken gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir adın kaynağını doğal biçimde açıklar?

  1. The park comes after the museum on the map.
  2. The local hero comes from a town near the park.
  3. The park's name comes from a local hero.
Cevabı göster

The park's name comes from a local hero.

a Polish bookseller who came across the document Öbek fiiller

0:50

Polonyalı kitapçı Wilfrid Voynich'ten

at a Jesuit college in Italy in 1912. Kültür

0:53

geliyor.

Öbek fiiller

came across the document: belgeyi tesadüfen bulmak

came across the document ifadesindeki came across, come across fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “belgeyi tesadüfen buldu” anlamına gelir. Kitapçının özellikle bu belgeyi bilinçli olarak aramadığını düşündürür. Burada across, öbek fiilin bir parçasıdır; belgenin bir tarafından diğer tarafına geçmeyi anlatmaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp come across + kişi veya şey biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi come across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While cleaning an old desk, Maya ____ a letter she had never seen before.

Cevabı göster

came across

Kültür

a Jesuit college: Cizvit tarikatıyla bağlantılı bir kolej

Jesuit, Roma Katolik Kilisesi içindeki İsa Cemiyeti adlı Cizvit tarikatının bir üyesini adlandırır. a Jesuit college ifadesinde sıfat olarak kullanıldığında kolejin kuruluşu, yönetimi veya eğitim geleneği gibi yollarla bu tarikatla bağlantılı olduğunu belirtir. Bu cümlede ifade, belgenin bulunduğu kurumun türünü tanımlar. Jesuit bir yer adı veya kişi adı değildir.

Alıştırma

a Jesuit college ifadesinde Jesuit neyi belirtir?

  1. Kolejde yalnızca İtalyanca öğretilir.
  2. Kolej, Jesuit adlı bir yerdedir.
  3. Kolej, Katolik bir dinî tarikat olan İsa Cemiyeti ile bağlantılıdır.
Cevabı göster

Kolej, Katolik bir dinî tarikat olan İsa Cemiyeti ile bağlantılıdır.

He was puzzled.

0:56

Aklı karışmıştı.

Who wrote it?

0:57

Kim yazmıştı?

Where was it made?

0:58

Nerede yapılmıştı?

What do these bizarre words and vibrant drawings represent? Kelime

1:00

Bu tuhaf kelimeler ve canlı çizimler neyi temsil ediyordu?

Kelime

What Words and Drawings Represent: kelimelerin ve çizimlerin ifade ettiği şey

Burada represent, bir anlamı simgelemek, temsil etmek veya ifade etmek demektir. Soru, tuhaf kelimelerin ve renkli çizimlerin hangi anlamı aktardığını sorar; kimin adına hareket ettiklerini sormaz. Bir sembol, görüntü, renk, kelime veya veri işareti bir şeyi represent ettiğinde kendisinin ötesindeki bir fikre, nesneye, miktara ya da kategoriye işaret eder. Soruda çoğul özne words and drawings olduğu için fiilin yalın biçimi represent kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede represent, bir fikri simgelemek veya temsil etmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The painting depicts a broken chain.
  2. Maya represents her school at the debate.
  3. The broken chain represents freedom.
Cevabı göster

The broken chain represents freedom.

What secrets do its pages contain?

1:03

Sayfalarında hangi sırları barındırıyordu?

He purchased the manuscript from the cash-strapped priest at the college Kelime

1:06

El yazmasını kolejdeki nakit sıkıntısı çeken rahipten satın aldı

Kelime

cash-strapped priest: maddi sıkıntı çeken bir rahip

Cash-strapped, hemen kullanılabilecek çok az paraya sahip olmak demektir. Bu ifade rahibin maddi baskı altında olduğunu anlatır; nakit parayla gerçekten bağlanmış olduğu anlamına gelmez. Cash ve strapped, priest sözcüğünden önce birlikte birleşik sıfat görevi görür ve bu nedenle kısa çizgiyle bağlanır. Aynı yapı, a cash-strapped family veya a cash-strapped school örneklerinde olduğu gibi başka kişileri ya da kurumları da niteleyebilir.

Alıştırma

Parası az olmak anlamındaki hedef birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The ____ theater postponed its repairs.

Cevabı göster

cash-strapped

and eventually brought it to the US,

1:09

ve sonunda ABD'ye getirdi;

where experts have continued to puzzle over it for more than a century. Kalıp ifadeler

1:11

orada uzmanlar yüzyılı aşkın süredir bunun üzerine kafa yormaya devam ediyor.

Kalıp ifadeler

puzzle over it: zor bir konu üzerinde kafa yormak

Bu cümlede puzzle over it, bir şeyi anlamak veya açıklamak zor olduğu için onun hakkında dikkatle düşünmeye devam etmek demektir. Puzzle fiili kişinin kararsızlığını ve kafasının karışmasını gösterir; over ise incelenen şeyi cümleye bağlar. Buradaki it, daha önce sözü edilen el yazmasına gönderme yapar. İfade, henüz çözüme ulaşmamış bir düşünme sürecini vurgular; puzzle burada “yapboz” anlamındaki isim değildir ve çözümün bulunduğunu da belirtmez.

Alıştırma

'The researchers puzzled over the unexpected result.' cümlesinde 'puzzled over' ne anlama gelir?

  1. Anlaması zor olduğu için üzerinde düşünmeye devam ettiler.
  2. Onu hızla çözüp düşünmeyi bıraktılar.
  3. Anlamaya çalışmadan yalnızca ondan söz ettiler.
Cevabı göster

Anlaması zor olduğu için üzerinde düşünmeye devam ettiler.

Kalıp ifadeler

for more than a century: 100 yıldan uzun bir süre

For more than a century, 100 yıldan uzun bir süre anlamına gelen bir süre ifadesidir. For, bir eylemin veya durumun ne kadar sürdüğünü belirtir; more than ise bu sürenin bir yüzyılı aştığını gösterir. Have continued ile birlikte kullanıldığında, etkinliğin geçmişten ilgili daha sonraki zamana kadar sürdüğünü gösterir. “Ne zaman başladı?” sorusuna değil, “Ne kadar sürdü?” sorusuna cevap verir.

Alıştırma

Cümleyi 100 yıldan uzun bir süreyi belirten tam ifadeyle tamamlayın: The museum has protected this collection ____.

Cevabı göster

for more than a century

Cryptologists say the writing has all the characteristics of a real language, Kalıp ifadeler

1:15

Kriptologlar, yazının gerçek bir dilin tüm özelliklerini taşıdığını,

just one that no one's ever seen before. Dilbilgisi

1:19

sadece daha önce kimsenin görmediği bir dil olduğunu söylüyor.

Kalıp ifadeler

gerçek bir dilin tüm özellikleri

Bir şeyin tüm özelliklerine sahip olmak, onu o türden bir şey olarak tanımayı sağlayan bütün önemli özellikleri göstermesi demektir. Buradaki characteristics, yalnızca göze çarpan ayrıntıları değil, bir şeyin ne olduğunu belirlemeye yardımcı olan özellikleri ifade eder. Bu cümlede yazının gerçek bir dilden beklenen örüntüleri gösterdiği söyleniyor. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı have veya has + all the characteristics of + kategori şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyi tanımlayan tüm özellikleri gösterir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The signal ____ a coded message.

Cevabı göster

has all the characteristics of

Dilbilgisi

just one that no one's ever seen before: ismin yerini alan one

One, daha önce geçen tekil sayılabilen language isminin yerini alır; böylece konuşan kişi a real language ifadesini tekrarlamaz. Burada one, o türden bir dil anlamına gelir; 1 sayısını vurgulamaz. that no one's ever seen before ilgi cümleciği one sözcüğünü açıklar. Just burada yalnızca veya basitçe anlamındadır ve bir ek nitelik getirir: Gerçek bir dil gibi görünür, ancak herkes için yeni olan bir dildir.

Alıştırma

Hangi cümlede tekil ve sayılabilen bir ismi tekrarlamamak için one doğru biçimde kullanılmış ve ardından bir ilgi cümleciği eklenmiştir?

  1. I need a backpack, preferably one that has two pockets.
  2. I need a backpack, preferably one has that two pockets.
  3. I need a backpack, preferably it that has two pockets.
Cevabı göster

I need a backpack, preferably one that has two pockets.

What makes it seem real is that in actual languages, Dilbilgisi

1:22

Onu gerçek gibi gösteren şey, gerçek dillerde

letters and groups of letters appear with consistent frequencies. Kalıp ifadeler

1:25

harflerin ve harf gruplarının tutarlı frekanslarda ortaya çıkması.

Dilbilgisi

What makes it seem real is that: temel nedeni öne çıkarmak

Baştaki what bir soru sormaz. What makes it seem real, “onu gerçekmiş gibi gösteren şey veya neden” anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir ve bu yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir. What makes X seem Y is that + yan cümle kalıbı, açıklamayı that sözcüğünden sonra verir. Yalnızca bir izlenimin var olduğunu söylemek yerine, o izlenim veya yargının temel nedenini belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Nedeni öne çıkaran kalıbı tamamlayın: ____ the scene convincing is ____ the details feel natural.

Cevabı göster

What makes · that

Kalıp ifadeler

appear with consistent frequencies: istikrarlı ortaya çıkma oranları

Burada appear, bir metinde veya veride ortaya çıkmak anlamına gelir. Frequency bir öğenin ne sıklıkta ortaya çıktığını gösterir; bu nedenle letters and letter groups appear with consistent frequencies, bunların ortaya çıkma oranlarının istikrarlı ve tekrarlanabilir örüntüler izlediği anlamına gelir. Frequencies sözcüğünün çoğul olması, birden çok harf ve grubun her birinin kendi oranına sahip olabilmesindendir. Consistent, bu oranların karşılaştırılabilir dil örneklerinde istikrarlı olduğunu anlatır; her öğenin eşit sıklıkta ortaya çıktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, birkaç örüntünün farklı veri kümelerinde istikrarlı ortaya çıkma oranlarına sahip olduğunu söyler?

  1. Certain patterns appear at regular intervals during the test.
  2. Certain patterns appear with consistent frequencies across the data sets.
  3. Certain patterns appear frequently in one data set.
Cevabı göster

Certain patterns appear with consistent frequencies across the data sets.

And the language in the Voynich Manuscript

1:29

Ve Voynich El Yazmasındaki dil,

has patterns you wouldn't find from a random letter generator. Dilbilgisi

1:31

rastgele bir harf üreticisiyle bulamayacağınız desenlere sahip.

Dilbilgisi

patterns you wouldn't find: varsayımsal wouldn't

patterns you wouldn't find ifadesinde patterns sözcüğünü (that) you wouldn't find ilgi cümleciği izler. Atılan that, find fiilinin nesnesi olurdu. Buradaki wouldn't geçmişteki bir olayı belirtmez. Örtük bir varsayımsal karşılaştırma kurar: Harfler rastgele bir üreteçten gelseydi bu örüntüleri bulmanız beklenmezdi. Bu would kullanımı, hayal edilen bir koşul altındaki makul tahmini anlatır.

Alıştırma

The sample has a pattern you wouldn't find in random noise cümlesinde wouldn't find ne anlama gelir?

  1. Biri geçmişte rastgele gürültü içinde arama yaptı ancak örüntüyü bulamadı.
  2. Biri rastgele gürültü içinde örüntüyü aramayı reddediyor.
  3. Rastgele gürültü varsayımı altında örüntünün ortaya çıkması beklenmez.
Cevabı göster

Rastgele gürültü varsayımı altında örüntünün ortaya çıkması beklenmez.

Other than that, Anlatım akışı

1:35

Bunun dışında,

we know little more than what we can see. Kalıp ifadeler

1:35

görebildiğimizden çok az daha fazlasını biliyoruz.

Anlatım akışı

Other than that: bilgi sınırını belirleme

Other than that, “az önce belirtilen nokta dışında” anlamına gelir. That önceki gerçeğe gönderme yapar; ifade, geriye kalanları açıklamadan önce bu gerçeği ayrı tutar. Bir geçiş ifadesi olarak bilginin sınırını belirtir: Bir gerçek bilinir, ancak onun dışında çok az şey bilinmektedir. Konuyla ilgisiz yeni bir başlık açmaz.

Alıştırma

Hangi seçenek, yavaş şarj olmanın dizüstü bilgisayarın tek sorunu olduğunu belirtir?

  1. The battery takes a long time to charge. Because of that, I usually charge it overnight.
  2. The battery takes a long time to charge. In addition to that, the screen is too dim.
  3. The battery takes a long time to charge. Other than that, the laptop works well.
Cevabı göster

The battery takes a long time to charge. Other than that, the laptop works well.

Kalıp ifadeler

little more than what we can see: görünenden fazlası hakkında neredeyse hiçbir şey bilmemek

Bu cümlede little more than what we can see, doğrudan görülebilenlerin ötesinde neredeyse hiç bilgi bulunmadığı anlamına gelir. Konuşan kişi bilgilerinin ne kadar sınırlı olduğunu vurgular. little more than X yapısında little, X’in üzerindeki miktarı çok küçük ve çoğu zaman sıfıra yakın gösterir. Çok daha fazlası olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“We know little more than what we can see” ne anlama gelir?

  1. Görünenlerin ötesinde neredeyse hiç bilgimiz yok.
  2. Görünen kanıtların gösterdiğinden çok daha fazlasını biliyoruz.
  3. Bunun hiçbir kısmını göremiyoruz.
Cevabı göster

Görünenlerin ötesinde neredeyse hiç bilgimiz yok.

The letters are varied in style and height. Kalıp ifadeler

1:38

Harfler stil ve yükseklik bakımından farklılık gösteriyor.

Kalıp ifadeler

varied in style and height: stil ve yükseklik bakımından farklı

Burada varied, are sözcüğünden sonra gelen bir sıfattır. Harflerin hepsinin aynı olmadığını, stil ve yüksekliklerinin farklı olduğunu belirtir. be varied in + özellik yapısı, bir gruptaki öğelerin renk, boyut, şekil veya ton gibi hangi açıdan farklı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At the art fair, the handmade bowls are ____ color and size.

Cevabı göster

varied in

Some are borrowed from other scripts, Kalıp ifadeler

1:40

Bazıları diğer alfabelerden ödünç alınmış,

but many are unique.

1:42

ancak birçoğu benzersiz.

Kalıp ifadeler

borrowed from other scripts: başka yazı sistemlerinden alınmış

Burada borrowed from other scripts, bazı harflerin başka yazı sistemlerinden alındığı ya da onlardan uyarlanarak oluşturulduğu anlamına gelir. Borrowed, daha sonra geri verilmesi gereken geçici bir ödüncü anlatmaz. Bu bağlamda scripts, film senaryoları veya bilgisayar kodu değil, “yazı sistemleri” demektir. be borrowed from + kaynak yapısı; bir sözcüğün, simgenin, tasarımın veya fikrin nereden geldiğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir kaynaktan alınmış” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The melody was ____ a folk song.

Cevabı göster

borrowed from

The taller letters have been named gallows characters. Kültür

1:44

Daha uzun harflere darağacı karakterleri adı verilmiş.

Kültür

gallows characters: darağacı biçimli karakterler

Gallows characters, Voynich el yazmasıyla ilgili tartışmalarda kullanılan uzmanlık terimidir. Alışılmadık derecede uzun bir grup yazılı simgeyi belirtir ve adını uzun, darağacını andıran biçimlerinden alır. Burada characters, bir öyküdeki kişiler değil, yazılı işaretler veya glifler demektir. Ad yalnızca görünüşlerini anlatır; simgelerin seslerini ya da anlamlarını göstermez.

Alıştırma

Voynich el yazmasıyla ilgili bir tartışmada gallows characters nedir?

  1. Darağacını andıran biçimleri nedeniyle adlandırılmış, alışılmadık derecede uzun yazılı simgeler
  2. Bir darağacının yanında duran kurgusal kişiler
  3. Her alfabede kullanılan sıradan büyük harfler
Cevabı göster

Darağacını andıran biçimleri nedeniyle adlandırılmış, alışılmadık derecede uzun yazılı simgeler

The manuscript is highly decorated throughout with scroll-like embellishments. Kalıp ifadeler

1:47

El yazması, başından sonuna kadar parşömen benzeri süslemelerle zengin bir şekilde dekore edilmiş.

Kalıp ifadeler

highly decorated throughout with scroll-like embellishments: eserin tamamına yayılan kıvrımlı ve zengin süslemeler

Bu ifade, el yazmasını zengin biçimde süslenmiş bir eser olarak tanıtır. highly decorated süslemenin derecesinin yüksek olduğunu belirtir; with ise süsleyici unsurları tanıtır. scroll-like embellishments, ana metni değil, kıvrımlı parşömen ya da helezon biçimlerini andıran süsleme ayrıntılarını anlatır. throughout, betimlemenin kapsamını el yazmasının tamamına yayar. Süslemelerin yalnızca bir sayfada veya küçük bir alanda değil, eserin genelinde bulunduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki «mekânın tamamı ... ile süslenmiş» anlamına gelen yapının aynısıyla tamamlayın: The reading room is ____ star-shaped panels.

Cevabı göster

highly decorated throughout with

It appears to be written by two or more hands, Kelime

1:52

İki veya daha fazla kişinin elinden çıkmış gibi görünüyor,

with the painting done by yet another party. Kelime

1:54

resimleri ise bir başkası tarafından yapılmış.

Kelime

written by two or more hands: hand sözcüğünün el yazısı veya yazan kişi anlamı

El yazması ve yazı analizi bağlamında hand, ayırt edilebilir bir el yazısı tarzını ve bunun uzantısı olarak o yazıyı yazan kişiyi ifade edebilir. Bu nedenle two or more hands, fiziksel elleri değil, en az iki farklı yazarı veya müstensihi belirtir. Edilgen written by yapısı, yazıdan kimin sorumlu olduğunu gösterir. Buradaki ifade, sonucun el yazısında görülen farklılıklardan çıkarıldığını anlatır.

Alıştırma

Bir katalog açıklamasında 'The notes are in three different hands' büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Notlar üç el tutulurken yazılmış.
  2. Notlarda birbirinden farklı üç el yazısı tarzı görülüyor.
  3. Notlar üç el çizimi hakkındadır.
Cevabı göster

Notlarda birbirinden farklı üç el yazısı tarzı görülüyor.

Kelime

yet another party: olaya dâhil bir taraf daha

Burada yet another, “daha önce sözü edilenlerden farklı bir tane daha” demektir. Party, bir faaliyete katılan kişi ya da grubu belirtir; dolayısıyla ifade, resmin metni yazan kişilerden başka biri tarafından yapıldığını anlatır. Bu resmî kullanımda party, katılımcı ya da taraf demektir. Kutlama veya siyasi örgüt anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede yet another party neyi ifade ediyor?

  1. Başka bir siyasi örgüt
  2. Başka bir kutlama
  3. Dâhil olan farklı bir kişi veya grup daha
Cevabı göster

Dâhil olan farklı bir kişi veya grup daha

Over the years,

1:58

Yıllar geçtikçe,

three main theories about the manuscript's text have emerged. Anlatım akışı

1:59

el yazmasının metni hakkında üç ana teori ortaya çıktı.

Anlatım akışı

three main theories ... have emerged: üç açıklamayı önceden tanıtmak

Cümle önce gelecek sınıflandırmaların sayısını ve konusunu verir: el yazmasının metni hakkındaki üç ana teori. Böylece dinleyici, ardından genellikle first, second ve third gibi işaretlerle ilerleyen üç bölümlü bir açıklama bekler. Have emerged, teorilerin yıllar içinde yavaş yavaş ortaya çıktığını veya geliştiğini belirtir. Present perfect, geçmişteki bu gelişimi bugün var olan ve önem taşıyan teorilerle ilişkilendirir; teorilerin kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Bu cümle bir açıklamada esas olarak ne yapıyor?

  1. Teorileri reddederek tartışmayı bitirir
  2. Daha sonra tartışılması muhtemel üç teoriyi önceden tanıtır
  3. Üç teorinin de doğru olduğunu kanıtlar
Cevabı göster

Daha sonra tartışılması muhtemel üç teoriyi önceden tanıtır

The first is that it's written in cipher, Kelime

2:03

Birincisi, şifreyle yazılmış olması;

a secret code

2:05

gizli anlamı saklamak için

deliberately designed to hide secret meaning. Dilbilgisi

2:06

kasten tasarlanmış gizli bir kod.

Kelime

It's written in cipher: şifreli yazılmış

Burada it's written in cipher, metnin olağan anlamı gizlensin diye gizli bir kodlama sistemine dönüştürülerek yazıldığı anlamına gelir. in cipher edat öbeği, metnin hangi biçimde yazıldığını belirtir. Cipher bir el yazısı türü ya da yalnızca bilinmeyen bir dil değildir. Bu ifade kasıtlı bir kodlamayı anlatır; ardından gelen a secret code açıklaması da bunu netleştirir.

Alıştırma

"The spy's note was written in cipher," İngilizce cümlesinde "written in cipher" ne anlama gelir?

  1. Gizli bir kod kullanılarak yazılmış
  2. Bilinmeyen bir dilde yazılmış
  3. Okunması zor bir el yazısıyla yazılmış
Cevabı göster

Gizli bir kod kullanılarak yazılmış

Dilbilgisi

Deliberately designed to hide secret meaning: gizli anlamı saklamak için özellikle tasarlanmış

deliberately designed to hide secret meaning öbeği, a secret code ifadesini niteler. Designed bir geçmiş zaman ortacıdır: Tasarlanan şey koddur ve to hide secret meaning bu tasarımın amaçlanan hedefini belirtir. be designed to + fiilin yalın biçimi kalıbı, “bir amaç için yaratılmak veya düzenlenmek” anlamına gelir. Deliberately, bu amacın tesadüfi bir sonuç değil, bilinçli bir tercih olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “bu amaç için bilinçli olarak yaratılmış” anlamındaki vurgulanan yapıyla tamamlayın: The game was ____ teach children about recycling.

Cevabı göster

deliberately designed to

The second is that the document is a hoax, Kelime

2:10

İkincisi, belgenin saf bir alıcıdan para koparmak için

written in gibberish to make money off a gullible buyer. Notlar

2:12

anlamsız kelimelerle yazılmış bir aldatmaca olduğu yönünde.

Kelime

a hoax: kasıtlı bir aldatmaca

Bu cümlede a hoax, birini gerçek olduğuna inandırmak amacıyla kasıtlı olarak uydurulmuş bir belgeyi ifade eder. X is a hoax kalıbı, X'i yalnızca yanlış bir şey olarak değil, aldatmak için kullanılan sahte şeyin kendisi olarak tanımlar. Bu kelime kasıtlı aldatma anlamı taşır. Bir hoax para, ilgi veya eğlence amacıyla hazırlanabilir, ancak kazanç sağlamak şart değildir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi a hoax olarak tanımlanır?

  1. Herkesin kurgu olduğunu bildiği bir komedi skeçi
  2. Yayımlanmadan önce düzeltilen bir yazım hatası
  3. Gerçekmiş gibi sunulan uydurma bir arkeolojik keşif
Cevabı göster

Gerçekmiş gibi sunulan uydurma bir arkeolojik keşif

Kelime

written in gibberish: anlamsız sözlerle yazılmış

Written in gibberish, belgenin nasıl yazıldığını anlatır. Dil bilgisi açısından document sözcüğünü tanımlayan geçmiş zaman ortacı içeren bir ifadedir. Gibberish, anlaşılamayan ve anlamlı bir içeriği yokmuş gibi görünen söz veya yazı demektir. Burada ifade, aldatmaca teorisinin şu yargısını aktarır: Yazı, okurların henüz tanımlamadığı veya çözemediği gerçek bir dil değil, uydurulmuş anlamsız sözlerdir.

Alıştırma

Yargılayın: Gerçek bir yabancı dili yalnızca anlamadığınız için gibberish olarak adlandırmak kibar ve tarafsızdır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

to make money off a gullible buyer: kolay kandırılan bir alıcıdan para kazanmak

to make money off a gullible buyer mastar öbeği, sahte belgeyi yazmanın öne sürülen amacını, yani onu kolay kandırılan birine satarak para kazanmayı belirtir. make money off someone kalıbında off, kazancın sağlandığı kişi ya da şeyi gösterir; “uzaklaşma” anlamına gelmez. Gullible, söylenenlere gereğinden kolay inanan kişiyi niteler; bu yüzden bütün ifade alıcıdan yararlanma iması taşır.

Alıştırma

Burada to make money off a gullible buyer ne anlama geliyor?

  1. Kolay kandırılan birinden para kazanmak
  2. Bir alıcının daha az kolay inanmasına yardım etmek
  3. Parayı bir alıcıdan uzağa taşımak
Cevabı göster

Kolay kandırılan birinden para kazanmak

Some speculate the author was a medieval con man, Kelime

2:15

Bazıları yazarın orta çağdan bir dolandırıcı olduğunu,

others that it was Voynich himself.

2:19

diğerleri ise bizzat Voynich olduğunu öne sürüyor.

Kelime

medieval con man: Orta Çağ'da yaşamış bir dolandırıcı

Con man, para veya başka bir çıkar elde etmek için insanları kandıran, çoğu zaman önce onların güvenini kazanan bir erkeği anlatan gündelik bir terimdir. Medieval yalnızca bu tür bir kişiyi Orta Çağ'a yerleştirir. Burada con, confidence trick ifadesindeki confidence sözcüğünün kısaltmasıdır; pros and cons içindeki karşıt taraf anlamına gelmez. Bu nedenle ifade, yalnızca ara sıra yalan söyleyen birini değil, bilerek dolandırıcılık yapan birini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede con man ne anlama geliyor?

  1. Bir fikre karşı çıkan bir erkek
  2. Pazarda ürün satan bir erkek
  3. Çoğu zaman güvenlerini kazandıktan sonra insanları kandıran bir erkek
Cevabı göster

Çoğu zaman güvenlerini kazandıktan sonra insanları kandıran bir erkek

The third theory is that the manuscript is written in an actual language, Kelime

2:22

Üçüncü teori, el yazmasının gerçek bir dilde,

but in an unknown script.

2:26

ancak bilinmeyen bir alfabeyle yazıldığıdır.

Kelime

an actual language ... an unknown script: dil ve yazı sistemi

Language ile script farklı kavramlardır. Dil, insanların anlam iletmek için kullandığı bir sistemdir; script ise dili kaydetmek için kullanılan yazılı simgeler bütünüdür. Bu cümlede an actual language, el yazmasının gerçek bir insan dili içeriyor olabileceğini belirtir. In an unknown script ise kullanılan yazı sisteminin henüz tanımlanmadığını belirtir. Yazı sisteminin bilinmemesi, dilin de bilinmeyen veya uydurma bir dil olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

An actual language, but in an unknown script ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Yazı sistemi bilinmese bile dil gerçek olabilir.
  2. Language ve script tam olarak aynı şeyin iki adıdır.
  3. Simgeler tanıdık olmadığı için dil mutlaka hayalîdir.
Cevabı göster

Yazı sistemi bilinmese bile dil gerçek olabilir.

Perhaps medieval scholars were attempting to create an alphabet for a language that was spoken Dilbilgisi

2:28

Belki orta çağ bilginleri, konuşulan

but not yet written.

2:33

ancak henüz yazılmamış bir dil için alfabe yaratmaya çalışıyorlardı.

Dilbilgisi

attempting to create ... a language that was spoken but not yet written: konuşulan ancak henüz yazıya geçirilmemiş bir dil için alfabe oluşturmaya çalışmak

Attempt to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya çalışmak anlamına gelir. Were attempting to create, söz konusu geçmiş dönemde bu oluşturma çabasının devam ettiğini belirtir. That was spoken but not yet written ilgi cümleciği language sözcüğünü açıklar. İnsanların bu dili sözlü olarak kullandığını, ancak dilin henüz yerleşmiş bir yazılı biçimi olmadığını belirtir; bu cümleyi yazma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi attempt to create yapısının -ing biçimiyle tamamlayın: The community is ____ an alphabet for its previously unwritten language.

Cevabı göster

attempting to create

In that case, Anlatım akışı

2:34

Bu durumda,

the Voynich Manuscript might be like the Rongo-Rongo script invented on Easter Island, Notlar

2:35

Voynich El Yazması, Paskalya Adası'nda icat edilen ve onu yaratan kültürün çökmesinin ardından

now unreadable after the culture that made it collapsed.

2:40

bugün okunamayan Rongo-Rongo yazısına benziyor olabilir.

Anlatım akışı

In that case: önceki bir olasılıktan hareketle devam etmek

In that case, “o durum doğruysa” veya “o koşul altında” anlamına gelir. Burada that case, el yazmasının bilinmeyen bir yazı sistemi kullandığı yönündeki önceki teoriye gönderme yapar. Bu ifade, söz konusu teoriyi geçici bir koşul olarak kabul eder ve akıl yürütmenin sonraki adımını başlatır. Bir fikrin bir sonuca, tepkiye veya karşılaştırmaya nasıl yol açtığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “o durum doğruysa” anlamındaki üç sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: The library may close early today. ____, we'll return tomorrow.

Cevabı göster

In that case

Anlatım akışı

might be like: temkinli bir karşılaştırma yapmak

might be like temkinli bir karşılaştırma yapar. might, fikri kesin değil olası olarak sunar; be like ise iki şeyin ilgili yönlerden benzer olduğunu belirtir. Konuşan kişi başka bir örnekle bir olasılığı açıklar. İki yazının aynı olduğunu veya aralarında doğrudan bir bağlantının kanıtlandığını ileri sürmez.

Alıştırma

Örnekte might be like ne anlatıyor?

  1. İki şeyin karşılaştırılamayacağını ileri sürmek
  2. İki şeyin benzer olabileceğini temkinli biçimde belirtmek
  3. İki şeyin tamamen aynı olduğunu kesin biçimde ileri sürmek
Cevabı göster

İki şeyin benzer olabileceğini temkinli biçimde belirtmek

Kültür

Paskalya Adası’nda icat edilen Rongo-Rongo yazısı

Rongo-Rongo, Rapa Nui ile, yani Paskalya Adası ile ilişkili ve hâlâ çözülememiş bir glif sistemidir. Easter Island bir yer adıdır; Paskalya etkinliğinin düzenlendiği bir yer anlamına gelmez. Anlatıcı bunu gerçek dünyadan bir karşılaştırma olarak kullanır: Bir sembol sistemi, onu yorumlamak için gereken kültür ve bilgi kaybolduğunda okunamaz hâle gelebilir. Bu da Voynich Elyazması’nın benzer bir nedenle okunamıyor olabileceği ihtimalini destekler.

Alıştırma

Anlatıcı bu cümlede Rongo-Rongo yazısından neden söz ediyor?

  1. Elyazmasını gerçek ve hâlâ çözülememiş bir sembol sistemiyle karşılaştırmak için
  2. Elyazmasının Paskalya Adası’nda oluşturulduğunu iddia etmek için
  3. Yazı sistemlerinin sergilendiği bir Paskalya kutlamasını anlatmak için
Cevabı göster

Elyazmasını gerçek ve hâlâ çözülememiş bir sembol sistemiyle karşılaştırmak için

Though no one can read the Voynich Manuscript, Dilbilgisi

2:45

Voynich El Yazmasını kimse okuyamasa da,

that hasn't stopped people from guessing what it might say.

2:47

bu durum insanların içinde ne yazdığını tahmin etmesini engellemedi.

Dilbilgisi

Though ..., that hasn't stopped ...: engele rağmen eylem devam ediyor

Though bir neden değil, ödünleme ilişkisi ifade eder. Hiç kimsenin elyazmasını okuyamaması, tahminleri sona erdirmesi beklenebilecek bir engel olarak sunulur; ana cümle ise insanların yine de tahmin yürüttüğü beklenmedik sonucu verir. That, önceki gerçeğin tamamına gönderme yapar. that hasn't stopped people from guessing içinde stop someone from doing something kalıbı, birinin bir şey yapmasını engellemek anlamına gelir. Hasn't stopped, engelin şu ana kadar eylemi önlemediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi Though ve stop fiilinin kısaltılmış present perfect biçimiyle tamamlayın: ____ the trail is steep, that ____ us from hiking it.

Cevabı göster

Though · hasn't stopped

Those who believe the manuscript was an attempt to create a new form of written language Kalıp ifadeler

2:50

El yazmasının yeni bir yazılı dil formu yaratma çabası olduğuna inananlar,

Kalıp ifadeler

an attempt to create ...: bir çabanın amacını belirtme

Attempt burada sayılabilen bir isimdir; to create a new form of written language ise çabanın amacını belirten to'lu mastar yapısıdır. Yeniden kullanılabilecek kalıp an attempt to + fiilin yalın hâlidir. Bu kalıp amaçlanan hedefi anlatır, başarıyı değil. Bu cümlede el yazması, birinin yeni bir yazı dili icat etme çabasının ürünü olarak yorumlanıyor; ancak bu çabanın başarılı olduğu söylenmiyor.

Alıştırma

Cümleyi an attempt to + fiilin yalın hâli kalıbındaki isimle tamamlayın: The campaign was an ____ to reduce plastic waste.

Cevabı göster

attempt

speculate that it might be an encyclopedia Kalıp ifadeler

2:54

onun, kendisini üreten kültürün bilgilerini içeren

containing the knowledge of the culture that produced it. Dilbilgisi

2:57

bir ansiklopedi olabileceğini tahmin ediyor.

Kalıp ifadeler

speculate that it might be ...: temkinli bir varsayım sunma

Speculate that, eldeki kanıtlar sınırlıyken olası görülen bir sonucu sunar. That yan cümlesi tahminin içeriğini belirtir. Might be kesinlik derecesini bir kez daha düşürür. Speculate that + might birlikte, doğrulanmış bir gerçeği değil, temkinli bir varsayımı anlatır. Konuşanlar ansiklopedi fikrini olası açıklamalardan biri olarak sunmaktadır.

Alıştırma

Sınırlı kanıtlara dayanan, doğrulanmamış bir yorumu en iyi hangi cümle aktarır?

  1. Researchers refuse to discuss what the pattern is.
  2. Researchers confirm that the pattern is a map.
  3. Researchers speculate that the pattern might be a map.
Cevabı göster

Researchers speculate that the pattern might be a map.

Dilbilgisi

containing the knowledge ...: isimden sonra bilgi eklemek

Burada containing the knowledge of the culture that produced it, an encyclopedia ifadesinden sonra gelen bir -ing ortaç öbeğidir. Ansiklopedinin ne içerdiğiyle ilgili ek bilgi verir. an encyclopedia that contains... şeklinde açılabilir; yani bir ilgi cümleciğini daha kısa biçimde ifade eder. Öbeğin içinde that produced it, the culture ifadesini niteler. Buradaki produced, kültürün metni yarattığı veya ortaya çıkardığı anlamına gelir; it ise daha önce sözü edilen el yazmasına ya da ansiklopedi benzeri metne gönderme yapar, fabrikada üretilen bir ürüne değil.

Alıştırma

an encyclopedia containing the knowledge of the culture that produced it ifadesindeki ilişkiyi en iyi hangi seçenek yeniden anlatır?

  1. an encyclopedia about a culture that the encyclopedia produced
  2. an encyclopedia that contains the knowledge of the culture that produced it
  3. a culture that contains the knowledge used to produce an encyclopedia
Cevabı göster

an encyclopedia that contains the knowledge of the culture that produced it

Others believe it was written by the 13th century philosopher Roger Bacon, Kültür

3:00

Diğerleri ise onu evrensel dilbilgisi yasalarını anlamaya çalışan

who attempted to understand the universal laws of grammar. Kelime

3:04

13. yüzyıl filozofu Roger Bacon'ın yazdığına inanıyor.

Kültür

13th century philosopher Roger Bacon: tarihsel bir kişiyi tanıtmak

13th century philosopher Roger Bacon öbeği Roger Bacon'ı tanıtır ve iki arka plan bilgisi verir: yaşadığı dönem ve filozof olarak rolü. Bu cümlede bu kimlik bilgisi, metni kimin yazdığıyla ilgili bir teoride neden adının geçtiğini anlamaya yardımcı olur. Ardından gelen who cümleciği onu dildeki genel kuralları bulmaya çalışan bir Orta Çağ bilgini olarak gösterir. Burada Bacon onun soyadıdır, yiyecek adı değildir.

Alıştırma

13th century philosopher Roger Bacon ifadesi cümlede ne işe yarar?

  1. Roger Bacon'ı tanıtır, tarihsel dönemini ve rolünü belirtir.
  2. Orta Çağ filozoflarının yediği bir yiyeceğin adını verir.
  3. El yazmasının 13. yüzyılda bulunduğunu söyler.
Cevabı göster

Roger Bacon'ı tanıtır, tarihsel dönemini ve rolünü belirtir.

Kelime

the universal laws of grammar: genel ilkeler anlamındaki laws

the universal laws of grammar ifadesinde laws, bir hükümetin çıkardığı yasalar değil, temel ilkeler veya tekrar eden düzenler anlamına gelir. of grammar, bu ilkelerin işlediği alanın dil bilgisi olduğunu belirtir. Universal, amacın geniş olduğunu gösterir: Roger Bacon, tek bir dile özgü bir kural yerine farklı dillerin dil bilgisinin temelindeki ilkeleri arayan biri olarak anlatılır. Akademik İngilizcede law, düzenli işleyen bir ilke anlamında sıkça kullanılır.

Alıştırma

the universal laws of grammar ifadesindeki laws ne anlama gelir?

  1. Tek bir dil öğretmeninin verdiği talimatlar
  2. Geniş kapsamlı ilkeler veya tekrar eden düzenler
  3. Bir hükümetin oluşturup uyguladığı yasalar
Cevabı göster

Geniş kapsamlı ilkeler veya tekrar eden düzenler

Or in the 16th century

3:07

Ya da 16. yüzyılda,

by the Elizabethan mystic John Dee, Kültür

3:09

simya ve kehanet uygulayan Elizabeth dönemi mistiği John Dee tarafından

who practiced alchemy and divination. Kelime

3:12

yazıldığına inanılıyor.

Kültür

the Elizabethan mystic John Dee: dönem ve kimlik

Elizabethan burada John Dee’yi İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’in hüküm sürdüğü ve kültürünün etkili olduğu döneme, yani 1500’lerin sonlarına yerleştirir. Bu sıfat okuyucuya tarihsel bir zaman çerçevesi verir. Mystic, onu gizli ya da ruhsal bilgiyi aramakla ilişkilendirilen biri olarak tanımlar. İsim grubunun tamamı hem dönemini hem de ününü belirtir ve ardından gelen simya ve kehanet sözlerine zemin hazırlar.

Alıştırma

the Elizabethan mystic John Dee ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Kraliçe II. Elizabeth’in resmî avukatı John Dee
  2. Elizabeth adında bir kadının yanında çalışan modern bilim insanı John Dee
  3. I. Elizabeth döneminde yaşamış, gizli veya ruhsal bilginin peşindeki John Dee
Cevabı göster

I. Elizabeth döneminde yaşamış, gizli veya ruhsal bilginin peşindeki John Dee

Kelime

practiced alchemy and divination: simya ve kehanetle uğraştı

Burada practiced, “gelişmek için tekrar tekrar alıştırma yaptı” değil, “bir alan ya da etkinlik olarak uğraştı veya uyguladı” anlamına gelir. Alchemy ve divination etkinlik adları bu fiilin nesneleridir. Alchemy, maddeleri dönüştürmeyle ilişkilendirilen tarihî simya uygulamasıdır. Divination ise işaretler veya ritüeller yoluyla gizli bilgiye ya da geleceğe ulaşmaya çalışma, yani kehanettir. Bu iki sözcük birlikte John Dee’nin mistik veya okült uygulamalarla ilgilendiğini gösterir.

Alıştırma

“The scholar practiced alchemy and divination,” cümlesinde practiced ne anlama gelir?

  1. Bu etkinliklerle uğraşıyor ve onları uyguluyordu.
  2. Bu etkinlikleri durdurmaya çalışıyordu.
  3. Telaffuzunu geliştirmek için sözcükleri tekrarlıyordu.
Cevabı göster

Bu etkinliklerle uğraşıyor ve onları uyguluyordu.

More fringe theories hold that the book was written by a coven of Italian witches, Notlar

3:15

Daha marjinal teoriler, kitabın İtalyan cadılarından oluşan bir meclis tarafından

or even by Martians. Anlatım akışı

3:19

hatta Marslılar tarafından yazıldığını iddia ediyor.

Kalıp ifadeler

More fringe theories hold that ...: daha marjinal teoriler ... olduğunu savunur

Fringe theories, ana akımın dışında kalan ve geniş destek görmeyen fikirlerdir. More burada bir karşılaştırma kurar: Bu teoriler daha önce sözü edilen açıklamalara göre kabul görmüş görüşlerden daha da uzaktır. Resmî tartışmalarda hold that, “... görüşünü benimsemek” veya “... olduğunu savunmak” anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle teorinin iddiasını açıklar; böylece girişin tamamı, devamındaki bilgiyi bir gerçek olarak değil, desteği görece az bir görüş olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “... görüşünü sürdürmek” anlamındaki iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: Some fringe theories ____ the ruins were built by visitors from space.

Cevabı göster

hold that

Kültür

a coven of Italian witches: İtalyan cadılardan oluşan bir topluluk

Coven, özellikle halk anlatılarında, okült geleneklerde ve fantastik eserlerde görülen bir cadı grubu veya toplantısıdır. a coven of Italian witches ifadesinde Italian, witches sözcüğünü niteler; coven ise grubun adıdır. Burada bu ifade, kitabı kimin yazdığına ilişkin marjinal teorilerden birinde geçer. Büyücülük çağrışımı teoriyi gizemli ve gerçek dışı gösterir; coven sıradan herhangi bir grup için kullanılan tarafsız bir sözcük değildir.

Alıştırma

a coven of Italian witches ifadesinde coven neyi adlandırır?

  1. Sıradan bir İtalyan ailesi
  2. Özellikle cadılarla veya cadılıkla bağlantılı bir grup
  3. Profesyonel bir bilimsel araştırma ekibi
Cevabı göster

Özellikle cadılarla veya cadılıkla bağlantılı bir grup

Anlatım akışı

or even by Martians: daha şaşırtıcı bir düşünceye yükselme

or bağlacı başka bir olası yazar ekler, by ise was written by... edilgen yapısını sürdürür. Even, Martians seçeneğini önceki düşünceden daha şaşırtıcı ve uç bir seçenek olarak gösterir; böylece bu, listedeki en gerçek dışı nokta olur. X, or even Y kalıbı düşünceleri giderek güçlenen bir sırayla düzenler: Y, X'ten daha beklenmediktir. Bu kalıp X'i geçersiz kılmaz veya Y'yi kanıtlamaz; burada abartılı ve hafif mizahi bir etki oluşturur.

Alıştırma

or even by Martians ifadesinde even neyi belirtir?

  1. Marslılar cadılardan daha şaşırtıcı bir olasılık olarak sunulur
  2. Gerçek yazarların Marslılar olduğu doğrulanır
  3. Cadılarla ilgili teori imkânsız olduğu için reddedilir
Cevabı göster

Marslılar cadılardan daha şaşırtıcı bir olasılık olarak sunulur

After 100 years of frustration,

3:21

100 yıllık hüsranın ardından,

scientists have recently shed a little light on the mystery. Deyimler

3:23

bilim insanları son zamanlarda gizeme biraz da olsa ışık tuttu.

Deyimler

shed a little light on the mystery: gizemi biraz aydınlatmak

Bu cümlede shed light on, bilgi veya ipucu sağlayarak bir şeyi anlamayı kolaylaştırmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki light gerçek ışığı değil, anlamayı temsil eden bir benzetmedir. A little, iddianın derecesini sınırlar: Bilim insanları gizemi biraz daha anlaşılır hâle getirmiştir, ancak tamamen çözmemiştir. Kalıp, shed light on + soru, sorun, olay veya durum şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve nedeni biraz daha anlaşılır hâle getirmek anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The new report may ____ why the machine stopped.

Cevabı göster

shed a little light on

The first breakthrough was the carbon dating.

3:27

İlk buluş, karbon tarihlemesiydi.

Also, contemporary historians have traced the provenance of the manuscript Kalıp ifadeler

3:30

Ayrıca çağdaş tarihçiler, el yazmasının kökeninin

back through Rome and Prague to as early as 1612, Kalıp ifadeler

3:33

Roma ve Prag üzerinden 1612 yılına kadar geriye gittiğini izledi;

Kalıp ifadeler

traced the provenance of the manuscript back: el yazmasının geçmişini geriye doğru izlemek

Provenance, bir nesnenin nereden geldiğini ve kimler tarafından sahiplenildiğini, nasıl taşındığını veya bir sahibinden diğerine nasıl geçtiğini gösteren belgeli geçmişidir. Özellikle el yazmaları, sanat eserleri, antikalar ve tarihî eserler için kullanılır. trace the provenance of the manuscript back through ... to ... yapısında trace ... back, kanıtları ters yönde izleyerek daha eski bir yere veya zamana ulaşmak demektir. Tarihçiler yalnızca el yazmasının başlangıç noktasını belirtmiyor, sahiplik ve hareket geçmişini yeniden oluşturuyor.

Alıştırma

"The museum verified the provenance of the necklace," cümlesinde müze neyi doğruladı?

  1. Sergi dolabının boyutu
  2. Kolye taşının kökenine ve sahiplerine ilişkin belgeli geçmiş
  3. Kolyenin çıkardığı kesin ses
Cevabı göster

Kolye taşının kökenine ve sahiplerine ilişkin belgeli geçmiş

Kalıp ifadeler

as early as 1612: 1612 gibi erken bir tarihte

“As early as 1612”, “1612 gibi erken bir tarihte” veya “1612’ye kadar geriye giderek” anlamına gelir ve bu tarihin beklenenden daha erken olduğunu vurgular. Burada “to as early as 1612”, tarihçilerin el yazmasının geçmişini ne kadar geriye kadar izleyebildiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen as early as + zaman yapısı, beklenmedik derecede erken bir tarihi vurgular; tarihin belgelenmiş, tahminî veya yalnızca olası olduğunu ise cümlenin geri kalanı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “pek çok kişinin bekleyebileceğinden daha erken, 1905’te bile” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Electric buses were operating in the city ____ 1905.

Cevabı göster

as early as

when it was perhaps passed from Holy Roman Emperor Rudolf II Notlar

3:37

bu tarihte, belki de Kutsal Roma İmparatoru II. Rudolf'tan

to his physician Jacobus Sinapius.

3:41

doktoru Jacobus Sinapius'a geçmişti.

Kalıp ifadeler

was passed from ... to ...: ... kişisinden ... kişisine aktarıldı

“It was perhaps passed from A to B” yapısında aktarılan şey öznedir. Was passed edilgen yapıdadır: from önceki sahibi veya kaynağı, to ise yeni sahibi veya alıcıyı belirtir. Burada imparator olası kaynaktır ve hekimi alıcıdır. Perhaps, aktarımın kesin olmadığını gösterir. from ... to ... çerçevesi, passed sözcüğüne “aktarıldı veya elden ele verildi” anlamını verir; burada “bir sınavı geçti” veya “öldü” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi passed from A to B aktarım yapısını kullanarak tamamlayın: The sealed envelope was ____ the receptionist ____ the director.

Cevabı göster

passed from · to

Kültür

Holy Roman Emperor Rudolf II: unvan ve tarihsel kimlik

Holy Roman Emperor tarihsel bir hükümdar unvanıdır; Rudolf II ise bu unvanı taşıyan kişinin adıdır. II. Rudolf, 16. yüzyılın sonları ile 17. yüzyılın başlarında Kutsal Roma İmparatorluğu’nu yönetti. Bu imparatorluk, ağırlıklı olarak Orta Avrupa’da bulunan bir Avrupa siyasi oluşumuydu; unvan, modern Roma’daki bir görevliyi ya da sıradan bir dinî makamı ifade etmez. Bu cümlede ifadenin tamamı, el yazmasının önceki olası sahiplerinden birini belirtir. İmparatorluk sarayı ve koleksiyonculuğa duyduğu iyi bilinen ilgi, önerilen bağlantıyı anlaşılır kılar; ancak perhaps, aktarımın kesin olmadığını gösterir.

Alıştırma

Holy Roman Emperor Rudolf II bu cümlede neyi belirtir?

  1. Modern Roma kentindeki dinî bir görev
  2. II. Rudolf’un tarihsel unvanı ve el yazmasının sahiplik zincirindeki olası bir sahip olarak yeri
  3. El yazmasının dilinin adı
Cevabı göster

II. Rudolf’un tarihsel unvanı ve el yazmasının sahiplik zincirindeki olası bir sahip olarak yeri

In addition to these historical breakthroughs, Anlatım akışı

3:44

Bu tarihi buluşlara ek olarak,

linguistic researchers recently proposed the provisional identification of a few of the manuscript's words. Kelime

3:46

dilbilim araştırmacıları yakın zamanda el yazmasındaki bazı kelimelerin geçici olarak tanımlanmasını önerdi.

Anlatım akışı

In addition to ...: yeni bir bilgi kategorisi ekleme

In addition to, “-e ek olarak” veya “ile birlikte” anlamına gelir. Burada these historical breakthroughs, daha önceki tarihleme ve sahiplik geçmişi ipuçlarını tek bir kategoride toplar; ana cümle ise farklı bir kategori olan dilbilimsel kanıtları tanıtır. Bu başlangıç, okurun savın akışını takip etmesine yardımcı olur. Önceki bilginin yerine geçme veya onunla çelişme değil, bilgi ekleme anlamı taşır ve ilişkiyi basit bir and kullanımından daha açık gösterir.

Alıştırma

In addition to these historical breakthroughs burada neyi gösterir?

  1. Yazar, araştırmanın tamamlandığını söylüyor
  2. Yazar, farklı türde bir kanıtı ele aldıktan sonra dilbilimsel kanıt ekliyor
  3. Yazar, önceki tarihsel kanıtların tümünü reddediyor
Cevabı göster

Yazar, farklı türde bir kanıtı ele aldıktan sonra dilbilimsel kanıt ekliyor

Kelime

provisional identification: değiştirilebilecek geçici bir tanımlama

provisional identification ifadesindeki provisional, tanımlamanın şimdilik çalışma sonucu olarak kabul edildiğini ancak henüz doğrulanmadığını belirtir. Yeni kanıtlar ortaya çıkarsa bu tanımlama değişebilir. Burada ifade, araştırmacıların birkaç sözcük için olası okumalar önerdiğini gösterir; el yazmasının kesin olarak çözüldüğünü iddia etmez.

Alıştırma

Bir araştırma raporunda provisional identification ne anlama gelir?

  1. Nihai ve kesin olduğu kanıtlanmış bir tanımlama
  2. Herhangi bir tanımlama önermeyi reddetme
  3. Şimdilik sunulan ve değiştirilmeye açık bir tanımlama
Cevabı göster

Şimdilik sunulan ve değiştirilmeye açık bir tanımlama

Could the letters beside these seven stars spell Taurun, Dilbilgisi

3:53

Bu yedi yıldızın yanındaki harfler, Taurun;

Dilbilgisi

Could the letters ... spell Taurun?: ihtiyatlı bir olasılık sorusu

Could the letters ... spell Taurun? cümlesi, bir yorumun mümkün olup olmadığını sormak için Could + özne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Buradaki could, harflerin bir yeteneğini anlatmaz; önerilen okumanın kesin olmadığını gösterir. Burada spell, “harflerin bir sözcük veya ad oluşturması” anlamındadır. The letters spell Taurun şeklindeki doğrudan ifade bu okumayı gerçek olarak sunardı; soru biçimi ise kanıt için açık kapı bırakır.

Alıştırma

Örnekte Could ... ? yapısının işlevi nedir?

  1. Kesin olduğunu iddia etmeden olası bir okuma önermek
  2. Taurun'un kesinlikle doğru okuma olduğunu belirtmek
  3. Harflerin heceleme becerisini öğrenip öğrenmediğini sormak
Cevabı göster

Kesin olduğunu iddia etmeden olası bir okuma önermek

a name for Taurus, Kültür

3:57

yani Ülker adı verilen yedi yıldızı barındıran

a constellation

3:58

Boğa

that includes the seven stars called the Pleiades?

3:59

takımyıldızının bir adı olarak hecelenebilir mi?

Kültür

Taurus ... the Pleiades: Bir Takımyıldız ve Yıldız Kümesi

Taurus burada bir kişinin adı değil, bir takımyıldızın adıdır. Pleiades, Dünya'dan bakıldığında Taurus takımyıldızının sınırları içinde bulunan belirgin bir yıldız kümesidir. Parlak yıldızlarından birkaçı teleskopsuz görülebildiği için gelenekte Yedi Kız Kardeş diye anılır ve yedi yıldızla gösterilir. Bu arka plan, önerilen bağlantıyı açıklar: bir görüntüdeki yıldızlar Pleiades'i işaret ediyor olabilir ve böylece yakındaki bir sözcüğün Taurus'la bağlantılı bir ad olarak okunmasını destekleyebilir. Yedi yıldız anlatımı gelenekseldir; kümenin gerçekte yalnızca yedi yıldız içerdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi anlamak için gereken astronomi bilgisini hangi açıklama verir?

  1. Her ikisi de astronomik işlevi olmayan, uydurulmuş kişi adlarıdır.
  2. Taurus bir takımyıldızı, Pleiades ise onun içinde bulunan bir yıldız kümesini belirtir.
  3. Taurus ve Pleiades aynı tek yıldızın iki farklı adıdır.
Cevabı göster

Taurus bir takımyıldızı, Pleiades ise onun içinde bulunan bir yıldız kümesini belirtir.

Could this word be Centaurun Dilbilgisi

4:02

Bu kelime, resimdeki Centaurea bitkisi için

for the Centaurea plant in the picture?

4:04

Centaurun olabilir mi?

Dilbilgisi

Could this word be X for Y?: Geçici Bir Yorum Önerme

Could this word be Centaurun for the Centaurea plant in the picture? sorusu geçici bir yorum önerir. Could, Centaurun'un doğrulanmış bir sonuç değil, yalnızca olası bir okuma ya da ad olduğunu gösterir. Bu yapıda for, adlandırılan veya temsil edilen şeyi tanıtır. Önerilen sözcüğün Centaurea bitkisini belirttiği anlamına gelir; bitkinin amacını ya da yararlanıcısını anlatmaz. Yeniden kullanılabilen Could this X be Y for Z? kalıbı, X kanıtını Z göndergesi için önerilen Y etiketiyle temkinli biçimde ilişkilendirir.

Alıştırma

Soruyu Could this X be Y for Z? kalıbıyla tamamlayın: ____ this symbol ____ an old sign for a river crossing?

Cevabı göster

Could · be

Perhaps, but progress is slow. Anlatım akışı

4:07

Belki, ama ilerleme yavaş.

Anlatım akışı

Perhaps, but progress is slow: olasılığın ardından gelen sınırlama

Perhaps önceki fikri doğrulamaz. Bu fikri yalnızca bir olasılık olarak açık bırakır. But, dinleyicinin dikkatini konuşanın asıl vurguladığı sınıra çevirir: ilerleme yavaştır. Perhaps, but... yapısı önce bir olasılığı kabul eder, sonra sonucu sınırlar ve böylece düşünceyi temkinli biçimde düzenler.

Alıştırma

Perhaps, but progress is slow. cümlesi düşünce akışında ne yapar?

  1. Önceki fikri doğrular ve başarının tamamlandığını bildirir.
  2. Olası bütün açıklamaları tartışmadan reddeder.
  3. Olasılığı kabul eder, ardından bir sınırlamayı vurgular.
Cevabı göster

Olasılığı kabul eder, ardından bir sınırlamayı vurgular.

If we can crack its code, Deyimler

4:09

Şifresini kırabilirsek,

Deyimler

crack its code: gizli bir sistemi başarıyla çözmek

crack its code ifadesindeki crack, zor bir şeyi çözmek veya şifresini başarıyla açmak anlamına gelir; fiziksel olarak kırmak anlamına gelmez. Code gerçek bir şifre olabileceği gibi gizli bir düzen veya sistem de olabilir. Its, code'un hangi şeye ait olduğunu veya hangi şey tarafından kullanıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı crack + tanımlık ya da iyelik sözcüğü + code biçimindedir: crack its code, crack the code veya crack a code.

Alıştırma

Cümleyi crack ile başlayan ve “onun şifresini çözmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The robot uses an unknown code for its messages. If we can ____, we may understand them.

Cevabı göster

crack its code

what might we find? Anlatım akışı

4:10

ne bulabiliriz?

Anlatım akışı

What might we find?: olasılıkları açan bir soru

What might we find? dinleyiciyi birden fazla olası cevap hayal etmeye çağırır. Bilinen tek bir cevabı istemek yerine bir tahminler dizisi başlatarak sonraki bölümü düzenler. Might belirsizlik bildirir: keşif yalnızca bir olasılıktır; garanti edilmez veya gerçek olarak sunulmaz. What might we + fiil? kalıbı, sonucu bilinmeyen durumları araştırmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Zaman kapsülü hâlâ açılmadı. Hangi soru sonucu varsaymadan tahminleri davet eder?

  1. What did we find inside the time capsule yesterday?
  2. What might we find inside the unopened time capsule?
  3. What will we definitely find inside the unopened time capsule?
Cevabı göster

What might we find inside the unopened time capsule?

The dream journal of a 15th-century illustrator, Kalıp ifadeler

4:12

15. yüzyıldan kalma bir çizerin rüya günlüğü mü,

Kalıp ifadeler

The dream journal: rüyaları kaydetmek için bir günlük

The dream journal, rüyaları kaydetmek için kullanılan kişisel bir günlük anlamına gelir. Burada dream, günlüğün ne içerdiğini belirtmek için journal sözcüğünün önüne getirilen bir isimdir. Journal yalnızca “akademik dergi” anlamına gelmez. Bu ifadede kişisel kayıt anlamı uygundur: el yazması, bir illüstratörün rüyalarını kaydettiği günlük olarak hayal edilir.

Alıştırma

The dream journal of an illustrator ifadesinde dream journal ne anlama gelir?

  1. Uyku araştırmalarıyla ilgili akademik bir dergi
  2. Kendi başına rüya gören bir kitap
  3. Rüyaları kaydetmek için kullanılan kişisel bir günlük
Cevabı göster

Rüyaları kaydetmek için kullanılan kişisel bir günlük

a bunch of nonsense, Kelime

4:15

bir yığın saçmalık mı,

Kelime

a bunch of nonsense: bir yığın anlamsız şey

Burada a bunch of, “çok” veya “büyük miktarda” anlamına gelir. Bunch, günlük dilde kullanılan bir miktar ifadesidir; bu kalıpta bir demet çiçeği anlatmaz. Nonsense, anlamlı olmayan sözleri, fikirleri veya içeriği belirten sayılamayan bir isimdir. Bu nedenle a bunch of nonsense güçlü bir olumsuz değerlendirme taşır: konuşan kişi, içeriğin hiçbir anlamlı mesaj barındırmayabileceğini öne sürer.

Alıştırma

“Çok miktarda anlamsız içerik” anlamındaki bu derste geçen dört sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The scrambled message looked like ____ at first.

Cevabı göster

a bunch of nonsense

or the lost knowledge of a forgotten culture? Kalıp ifadeler

4:16

yoksa unutulmuş bir kültürün kayıp bilgisi mi?

Kalıp ifadeler

the lost knowledge of a forgotten culture: unutulmuş bir kültürün kayıp bilgisi

Öbeğin ana ismi knowledge sözcüğüdür. Lost bu ismi niteler ve bilginin bir zamanlar bilindiğini, ancak artık erişilemediğini ya da hatırlanmadığını anlatır. Of a forgotten culture ise bu bilgiye sahip olan kültürü belirtir. Forgotten, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır: kültür bir şeyi unutmamıştır; insanlar o kültürü unutmuştur. Bu katmanlı isim öbeği bir bütün olarak belgesellerde, arkeolojide ve fantastik eserlerde sık görülen görkemli ve gizemli tonu oluşturur.

Alıştırma

“the lost knowledge of a forgotten culture” ifadesinin en doğal anlamı hangisidir?

  1. İnsanların artık geniş ölçüde hatırlamadığı bir kültürün bir zamanlar sahip olduğu bilgi
  2. Yakın zamanda kaybolmuş modern bir ders notu
  3. Bir kültürün hafızasını nasıl eğittiğine dair bilgi
Cevabı göster

İnsanların artık geniş ölçüde hatırlamadığı bir kültürün bir zamanlar sahip olduğu bilgi

What do you think it is? Ton ve niyet

4:19

Sizce bu nedir?

Ton ve niyet

“What do you think it is?” ile karşıdaki kişiden tahmin istemek

“What do you think it is?” yalnızca bir nesnenin adını sormaz; dinleyenin kendi yargısını veya tahminini ister. do you think sözleri, “What is it?” sorusunu görüş isteyen bir soruya dönüştürür. Buradaki it, Voynich El Yazması’nın gerçekte ne olduğunu veya ne içerdiğini ifade eder. Videonun sonunda doğrudan sorulan bu soru, izleyicileri tartışmaya dahil eder ve onları düşünmeye ya da yorum yapmaya çağırır.

Alıştırma

Bir arkadaşınızla birlikte tanımadığınız bir cihaz buluyorsunuz. Hangi soru arkadaşınızın kendi tahminini en açık şekilde ister?

  1. Do you know what it is?
  2. What do you think it is?
  3. What is it?
Cevabı göster

What do you think it is?