Akciğerler nasıl çalışır? - Emma Bryce: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
488 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Bu video, otonom sinir sisteminin bilinçli bir çaba gerektirmeden solunumu nasıl yönettiğini açıklar. Havanın dallanan solunum yollarından alveollere ilerleyişini; burada oksijenin kana geçmesini, karbondioksitin kandan ayrılmasını ve ardından nefes vermeyle döngünün yeniden başlamasını izler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Like any machinery, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Tanıdık bir makine benzetmesinin, biyolojik bir sistemi kontrol mekanizmasıyla harekete geçen özel parçalar bütünü olarak nasıl tanıttığını öğrenin. Bu tür bir girişle, bileşenleri açıklamadan önce yabancı bir bilimsel sürecin dinleyici tarafından daha kolay canlandırılmasını sağlayabilirsiniz. 2. At the end of each bronchiole is a little air sac called an alveolus, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Önce konumu, fiilden sonra ise orada bulunan nesneyi veren devrik yapıyı tanıyın. Bu kalıp, anatomi, şema ve mekânsal düzenleri anlatırken dikkati doğal biçimde konumdan nesneye yöneltmenize yardımcı olur. 3. have got it covered. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu gündelik güvenceyi, bir kişinin ya da sistemin sorumluluğu başarıyla yerine getirebildiği ve artık endişelenmeye gerek olmadığı şeklinde anlayın. Bir işin yalnızca kontrol altında olduğunu söylemek yerine, açıklamayı rahat ve kendinden emin bir tonla bitirmek için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Many of us have hundreds of things on our minds at any moment, Deyimler

0:06

Çoğumuzun aklında her an yüzlerce şey vardır,

Deyimler

on our minds: dikkatimizi meşgul eden düşünceler

On our minds, birçok şeyin dikkatimizi meşgul ettiği veya düşüncelerimizde kalmaya devam ettiği anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; o şeyler fiziksel olarak zihnin üstünde değildir. Yaygın yapı have something on one's mind şeklindedir. İyelik sözcüğü kişiye göre değiştirilir; on my mind ve on our minds buna örnektir. Bu ifade endişe veya baskı hissettirebilir, ancak yalnızca hatırlanması gereken çok şey olduğu anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi, düşüncelerimi meşgul etmek anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: After hearing the news, I had it ____ all day.

Cevabı göster

on my mind

often struggling to keep track of everything we need to do. Kalıp ifadeler

0:10

genellikle de yapmamız gereken her şeyi takip etmekte zorlanırız.

Kalıp ifadeler

keep track of: sürekli takip etmek veya hatırlamak

Keep track of, bir şeyin durumunu, sayısını, yerini veya ilerlemesini sürekli bilmek ya da kaydetmek anlamına gelir. Burada yapılması gereken her şeyi hatırlamak ve bunlardan haberdar olmaya devam etmek demektir. Bu, keep track of + isim veya zamir şeklinde kullanılan sabit bir fiil öbeğidir. Keep track of time ve keep track of it buna örnektir. Track burada soyut anlamdadır; koşu pisti anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, sürekli izlemek anlamına gelen dersteki sabit ifadeyle tamamlayın: This chart helps us ____ our reading progress.

Cevabı göster

keep track of

But fortunately, there's one important thing we don't have to worry about remembering, Dilbilgisi

0:13

Ancak neyse ki, hatırlamak için endişelenmemize gerek olmayan önemli bir şey var:

breathing.

0:18

nefes almak.

Dilbilgisi

worry about remembering: about + -ing yapısı

worry about remembering ifadesinde about bir edattır. İngilizcede bir eylem edattan sonra geldiğinde fiil genellikle -ing biçimini alır; bu yüzden remember, remembering olur: worry about doing something. Buradaki remembering, hatırlama eylemini adlandırır; sürekli zaman yapısının bir parçası değildir. Olumsuz don't have to worry about remembering ifadesi, bunu hatırlamak zorunda olma konusunda endişelenmeye gerek olmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi worry about ve forget fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya doesn't ____ her lines because she practices every day.

Cevabı göster

worry about forgetting

When you breathe,

0:19

Nefes aldığınızda,

you transport oxygen to the body's cells to keep them working

0:20

hücrelerin çalışmasını sağlamak için vücuttaki hücrelere oksijen taşırsınız

and clear your system of the carbon dioxide that this work generates. Kalıp ifadeler

0:23

ve bu çalışmanın ürettiği karbondioksiti sisteminizden temizlersiniz.

Kalıp ifadeler

clear your system of the carbon dioxide: clear A of B yapısı

clear your system of the carbon dioxide ifadesindeki clear A of B yapısı, 'B'yi A'dan temizlemek' anlamına gelir. A temizlenen yer, kap veya sistemdir; B ise çıkarılan istenmeyen şeydir. Burada your system A, the carbon dioxide ise B'dir. Bu yapıda clear, 'temizlemek veya çıkarmak' anlamındadır; 'bir şeyi kolay anlaşılır hâle getirmek' anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle filtrenin sudaki kiri çıkardığını anlatır ve clear A of B yapısını doğru kullanır?

  1. The filter clears dirt from the water.
  2. The filter clears the water of dirt.
  3. The filter clears the dirt of water.
Cevabı göster

The filter clears the water of dirt.

Breathing, in other words, Anlatım akışı

0:28

Diğer bir deyişle, nefes almak

keeps the body alive.

0:29

bedeni hayatta tutar.

Anlatım akışı

in other words: aynı fikri yeniden ifade etmek

In other words bir yeniden ifade etme işaretidir: ardından gelen bölüm aynı ana fikri daha açık, kısa veya doğrudan bir biçimde anlatır. Burada keeps the body alive, nefes almanın ne yaptığına ilişkin önceki açıklamayı kısaltarak özetler. In other words ayrı bir iddia eklemek yerine bilgiyi düzenler. Bu cümlede ara söz olarak kullanılıp virgüllerle ayrılmıştır; cümlenin başında da kullanılabilir.

Alıştırma

İkinci ifadenin birinciyi yeniden anlattığını gösteren bağlayıcıyı seçin: The meeting is mandatory. _____, everyone must attend.

  1. In other words
  2. However
  3. For example
Cevabı göster

In other words

So how do we accomplish this crucial and complex task

0:31

Peki bu hayati ve karmaşık görevi

without even thinking about it? Kalıp ifadeler

0:35

üzerine düşünmeden bile nasıl başarıyoruz?

Kalıp ifadeler

without even thinking about it: otomatik olarak yapmak

without + -ing yapısı, ana eylem yapılırken belirtilen diğer eylemin gerçekleşmediğini gösterir. Burada without even thinking about it, görevin bilinçli biçimde düşünmeden tamamlandığı anlamına gelir. Even olumsuz düşünceyi güçlendirir: düşünmek gibi küçük bir adım bile gerekli değildir. It daha önce belirtilen göreve gönderme yapar. İfadenin tamamı genellikle otomatik bedensel süreçleri, alışkanlıkları veya pratikle kolaylaşan becerileri anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “bilinçli biçimde düşünmeden” anlamındaki beş sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: After years of practice, Noah can tie the knot ____.

Cevabı göster

without even thinking about it

The answer lies in our body's respiratory system. Kalıp ifadeler

0:36

Cevap vücudumuzun solunum sisteminde yatıyor.

Kalıp ifadeler

The answer lies in ...: gerçek açıklamanın nerede olduğunu belirtmek

Bu cümlede The answer lies in ... açıklamanın veya kilit noktanın bir şeyde bulunduğu anlamına gelir. lies burada bir şeyin fiziksel olarak bir yerde uzanmasını anlatmaz. Bu kalıp, okuyucunun dikkatini soruyu açıklayacak etkene yöneltir. in sözcüğünden sonra the respiratory system veya better planning gibi bir isim ya da isim öbeği gelir.

Alıştırma

Cümleyi lie in ifadesinin doğru biçimiyle tamamla: The key ____ checking the details carefully.

Cevabı göster

lies in

Like any machinery, Anlatım akışı

0:39

Tıpkı bir makine gibi,

it consists of specialized components Kalıp ifadeler

0:40

uzmanlaşmış bileşenlerden oluşur

and requires a trigger to start functioning.

0:43

ve çalışmaya başlamak için bir tetikleyiciye ihtiyaç duyar.

Anlatım akışı

Like any machinery, ...: açıklamaya bir benzetmeyle başlamak

Like any machinery, solunum sisteminin parçalarını ve onu başlatan etkeni anlatmadan önce sistemi bir makine düzeniyle karşılaştırır. Bu karşılaştırma, okuyucuya tanımadığı bir sistemi anlaması için tanıdık bir model sunar. Burada like, “benzer” anlamına gelen bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Başlangıç öbeği bilgiyi düzenler: önce benzetme, ardından ortak özellikler gelir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Like any machinery öbeği ne işe yarar?

  1. Parçaların ve tetikleyicinin daha kolay anlaşılması için solunum sistemini makine düzenine benzetir.
  2. Solunum sisteminin gerçek anlamda bir makine olduğunu söyler.
  3. Konuşanın makinelerden hoşlandığını söyler.
Cevabı göster

Parçaların ve tetikleyicinin daha kolay anlaşılması için solunum sistemini makine düzenine benzetir.

Kalıp ifadeler

consists of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek

Consists of, “...den oluşur” anlamına gelir. Bu cümlede it bütünü, specialized components ise o bütünü oluşturan parçaları gösterir. “Bütün + consist(s) of + parçalar” kalıbını kullanın. Özellikle tanımlarda ve bir şeyin bileşenlerini sıralayan bilimsel veya teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

consist of ifadesinin doğru biçimini kullanın: The emergency kit ____ a flashlight, water, and bandages.

Cevabı göster

consists of

Here, the components are the structures and tissues

0:45

Buradaki bileşenler, akciğerleri oluşturan

making up the lungs, Öbek fiiller

0:48

yapılar ve dokuların

Öbek fiiller

making up: “oluşturan” anlamındaki -ing grubu

Burada making up, “oluşturan” veya “meydana getiren” anlamındadır. Structures and tissues parçalardır; the lungs ise bu parçaların oluşturduğu bütündür. Making up the lungs, structures and tissues ifadesini niteleyen bir -ing ortaç grubudur. Bu yapı that make up the lungs biçiminde genişletilebilir.

Alıştırma

“Oluşturan” anlamında make up fiilinin -ing biçimini kullanın: The islands ____ the chain are all volcanic.

Cevabı göster

making up

as well as the various other respiratory organs Kalıp ifadeler

0:49

yanı sıra onlara bağlı olan

connected to them.

0:52

diğer çeşitli solunum organlarıdır.

Kalıp ifadeler

as well as: aynı türden başka bir öğe eklemek

Burada as well as aynı türden bir öğe daha ekler: daha önce sözü edilenlere ek olarak diğer solunum organları da kapsama alınır. A as well as B yapısında A çoğunlukla ana bilgidir, B ise ek bilgidir. Bu ifade anlam bakımından and sözcüğüne yakın olabilir ancak A ile B'yi her zaman eşit ölçüde vurgulamaz.

Alıştırma

Başka bir kitap türü eklemek için bu dersteki ifadeyi kullanın: The library has comics ____ history books.

Cevabı göster

as well as

And to get this machine moving, Dilbilgisi

0:53

Ve bu makineyi harekete geçirmek için,

we need the autonomic nervous system, Kültür

0:54

otonom sinir sistemine,

our brain's unconscious control center

0:57

yani beynimizin hayati fonksiyonlar için

for the vital functions.

1:00

bilinçdışı kontrol merkezine ihtiyacımız var.

Dilbilgisi

to get this machine moving: get + nesne + -ing

To get this machine moving, bu sistemin çalışmaya başlamasını sağlamak demektir. this machine, makineye benzetilerek anlatılan solunum sistemini ifade eder. Baştaki to amacı gösterir: sistemi çalıştırmak için otonom sinir sistemine ihtiyaç vardır. get + nesne + -ing yapısında -ing biçimi, nesnenin başlamasının sağlandığı etkinliği veya içine sokulduğu durumu anlatır. Burada moving nesne tamamlayıcısıdır; ana fiil değildir ve bir yerden başka bir yere gitmek yerine çalışmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi get + nesne + -ing ile tamamlayın. the players ve move fiilini kullanın: The coach used a quick game to ____.

Cevabı göster

get the players moving

Kültür

autonomic nervous system: hayati işlevlerin bilinçsiz kontrolü

Otonom sinir sistemi; kalp atışı, sindirim ve solunumun otomatik kontrolü gibi hayati vücut işlevlerini bilinçli olarak düşünmeye gerek kalmadan düzenleyen sinir sistemi bölümüdür. Bu cümlede virgülden sonraki açıklama, terimi bilinçsiz çalışan bir kontrol sistemi olarak sunar. Bu bilgi, kişi her bir komutu vermeden vücudun bu işlevleri nasıl sürdürdüğünü anlamaya yardımcı olur. Burada autonomic, istem dışı düzenlemeyle ilgili demektir; günlük dildeki automatic sözcüğüyle aynı değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda autonomic nervous system ne yapar?

  1. Makinelerin otomatik olarak çalışmasını sağlar.
  2. Kişinin isteyerek hatırladığı anıları depolar.
  3. Bilinçli çaba olmadan birçok hayati işlevi düzenler.
Cevabı göster

Bilinçli çaba olmadan birçok hayati işlevi düzenler.

As the body prepares to take in oxygen-rich air, Notlar

1:01

Vücut oksijen açısından zengin havayı almaya hazırlanırken,

Dilbilgisi

As the body prepares to...: as eş zamanlı bir arka plan sunar

As the body prepares to... ifadesinde as, bir zaman yan cümlesi başlatarak iken veya sırasında anlamına gelir. Vücudun hazırlığı, sürecin aynı aşamasında gerçekleşen başka bir olaya arka plan oluşturur. as + özne + fiil kalıbı, bir açıklamada eş zamanlı gerçekleşen veya birlikte gelişen olayları bağlamak için kullanışlıdır. Burada as zaman bildirir; çünkü ya da rolünde anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, başka bir değişimle aynı anda gerçekleşen arka plan sürecini başlatır?

  1. As the road was closed, we took another route.
  2. As the soup cools, its surface begins to thicken.
  3. She works as a nurse at the clinic.
Cevabı göster

As the soup cools, its surface begins to thicken.

Öbek fiiller

take in oxygen-rich air: “solumak” anlamında take in

take in oxygen-rich air ifadesinde take in, “havayı vücudun içine çekmek”, yani solumak anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; bu nedenle take ve in tek bir birim olarak birlikte anlaşılmalıdır. take in ifadesinin anlamını nesne ve bağlam belirler. Solunum bağlamında nesne air olduğunda, gerçek anlamda hava almayı anlatır; bir şeyi anlamak veya birine kalacak yer sağlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

take ile başlayan ve “havayı vücudun içine çekmek” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: During the breathing exercise, slowly ____ air through your nose.

Cevabı göster

take in

this system sends a signal to the muscles around your lungs, Kalıp ifadeler

1:04

bu sistem akciğerlerinizin etrafındaki kaslara bir sinyal gönderir,

Kalıp ifadeler

sends a signal to: gönderenden alıcıya uzanan yapı

sends a signal to the muscles ifadesinde send a signal, “bilgi veya talimat iletmek” anlamına gelir. Sistem gönderendir, kaslar ise alıcıdır. send a signal to + alıcı yapısını kullanın. Buradaki signal yalnızca trafik sinyali değildir; vücut veya elektronik bir sistem tarafından taşınan bir mesaj da olabilir.

Alıştırma

send a signal to yapısını doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: When the tank is full, the sensor ____ the pump.

Cevabı göster

sends a signal to

flattening the diaphragm Dilbilgisi

1:08

diyaframı düzleştirir

and contracting the intercostal muscles between your ribs

1:09

ve kaburgalarınızın arasındaki interkostal kasları kasarak

Dilbilgisi

flattening the diaphragm and contracting the intercostal muscles: paralel -ing öbekleri

flattening the diaphragm ve contracting the intercostal muscles, and ile bağlanan paralel iki -ing öbeğidir. İkisi de daha önce sözü edilen sinyale bağlanır ve o sinyalin yol açtığı eylemleri belirtir. Bunlar bağımsız ana cümleler değildir. Bu yapı, her eylem için özneyi ve çekimli fiili tekrarlamadan, yakından bağlantılı iki eylemi tek bir açıklamada birleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle, ana olayın etkilerini eklemek için paralel iki -ing öbeğini doğru kullanır?

  1. The fan started, cool the room and pushing air through the hall.
  2. The fan started, cooling the room and pushing air through the hall.
  3. The fan started, cooling the room and pushed air through the hall.
Cevabı göster

The fan started, cooling the room and pushing air through the hall.

to create more space for the lungs to expand. Dilbilgisi

1:13

akciğerlerin genişlemesi için daha fazla alan yaratır.

Dilbilgisi

to create more space for the lungs to expand: amaç ve mastarın öznesi

to create more space mastar yapısı amaç bildirir; önceki eylemlerin neden gerçekleştiğini açıklar. Bu yapının içindeki for the lungs to expand, for + isim öbeği + to-infinitive kalıbını izler. the lungs isim öbeği, expand eyleminin öznesini belirtir; yani alan, akciğerlerin genişleyebilmesi için yaratılır.

Alıştırma

Hangi cümle, amaç bildiren mastarı ve for + isim + to-infinitive yapısını doğru kullanır?

  1. We moved the chairs to create more space for the children to play.
  2. We moved the chairs for create more space to the children playing.
  3. We moved the chairs to creating more space for the children play.
Cevabı göster

We moved the chairs to create more space for the children to play.

Air then wooshes into your nose and mouth, Kelime

1:16

Daha sonra hava hızla burnunuza ve ağzınıza dolar,

through your trachea,

1:18

soluk borunuzdan geçer,

Kelime

wooshes: uğultu etkisi taşıyan hızlı hareket

Wooshes, sesi taklit eden canlı bir fiildir. Burada havayı burna ve ağza hızla girerken, uğultulu bir geçiş sesi izlenimi verecek biçimde anlatır. Bu sözcük bilimsel açıklamayı daha canlı kılar; hava akışını tanımlayan teknik bir terim değildir. Hareketin sesini düşündürebilir, ancak sesin gerçekten yüksek olduğunu söylemek zorunda değildir.

Alıştırma

"Cold air wooshes through the vent" cümlesine wooshes nasıl bir anlam katar?

  1. Havanın hareketsiz ve sessiz kaldığı hissi
  2. Uğultulu bir sesle hızlı hareket etme hissi
  3. Hava sıcaklığının kesin bir ölçümü
Cevabı göster

Uğultulu bir sesle hızlı hareket etme hissi

and into the bronchi that split at the trachea's base,

1:20

ve soluk borusunun tabanında ikiye ayrılan bronşlara ulaşır,

with one entering each lung. Dilbilgisi

1:23

bunlardan biri her bir akciğere girer.

Dilbilgisi

with one entering each lung: with + isim + -ing

With one entering each lung, with + isim/zamir + -ing biçiminde ek bilgi veren bir yapıdır. One iki bronştan birini belirtir; entering ise o bronşun ne yaptığını anlatır. Ana cümlenin çekimli fiili değildir. Bu ifade, iki bronşun ayrıldığını ve her akciğere birinin girdiğini kısa biçimde ekler. Bu yapı yeni bir tam cümle başlatmadan arka plan, eş zamanlı durum veya sonuç bilgisi eklemeyi sağlar.

Alıştırma

İki kamp alanı var. Lead fiilinin -ing biçimini kullanarak with + isim + -ing yapısını tamamlayın: The trail divides into two paths, with one ____ to each campsite.

Cevabı göster

leading

Like tree branches, Anlatım akışı

1:25

Tıpkı ağaç dalları gibi,

these small tubes divide into thousands Kalıp ifadeler

1:26

bu küçük tüpler binlerce

of tinier passages called bronchioles.

1:29

bronşiyol adı verilen daha dar geçitlere ayrılır.

Anlatım akışı

Başlangıç benzetmesi olarak Like tree branches

Like tree branches bir karşılaştırmadır; gerçek anlamlı bir ifade değildir. Ağaç dallarının tekrar tekrar ayrılışını gözünüzde canlandırmanızı sağlayarak küçük tüplerin çok daha ince geçitlere nasıl dallandığını anlamanıza yardım eder. İfadenin başta yer alması, önce tanıdık görüntüyü verir, sonra bunu bilimsel açıklamaya bağlar. Like + isim öbeği kalıbı, bilinmeyen bilgiyi düzenlemeye yardımcı olan bir benzetme sunabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Like tree branches, ne işe yarar?

  1. Tüplerin hangi malzemeden yapıldığını açıklar.
  2. Tüplerin içinde ağaç dallarının büyüdüğünü söyler.
  3. Tüplerin dallanan şeklini ağaç dallarıyla karşılaştırır.
Cevabı göster

Tüplerin dallanan şeklini ağaç dallarıyla karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

divide into thousands: bir yapının birçok parçaya dönüşmesi

divide into thousands ifadesinde divide into, bir şeyin bölünerek veya dallanarak birçok parça oluşturması demektir. Bölünen öğe small tubes, yani küçük tüplerdir; thousands ise ortaya çıkan daha ince geçitlerin sayısının çok büyük olduğunu belirtir. Bir bütün bölümlere, gruplara veya dallara dönüştüğünde divide into + sayı ya da ortaya çıkan parçalar yapısını kullanın. Burada into sonucu gösterir; matematiksel bölme işlemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi divide into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At the fork, the path ____ three smaller trails.

Cevabı göster

divides into

It's tempting to think of the lungs as huge balloons, Dilbilgisi

1:32

Akciğerleri devasa balonlar gibi düşünmek cazip gelebilir,

Dilbilgisi

It's tempting to think of A as B: ilk sezgisel tasavvur

Burada It's tempting to think... bu benzetmenin ilk anda kolay ve doğal biçimde akla geldiğini anlatır. tempting, düşüncenin çekici ya da makul görünmesini belirtir; akciğerlerin birini baştan çıkardığı anlamına gelmez. Cümle, It's tempting to + fiil ile think of A as B yapılarını birleştirir. Genellikle önce sezgisel bir tasavvuru kabul eder, ardından gelen karşıtlıkla onu düzeltir veya sınırlar.

Alıştırma

Sezgisel fakat sınırlı bir benzetme sunan yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ the brain ____ a computer, but the comparison has limits.

Cevabı göster

It's tempting to think of · as

but instead of being hollow, Kalıp ifadeler

1:34

ancak içleri boş olmak yerine,

they're actually spongy inside,

1:36

aslında süngerimsi bir yapıdadırlar,

Kalıp ifadeler

instead of being hollow: beklenen bir olasılığı reddetmek

Instead of being hollow, beklenen ancak reddedilen olasılığı belirtir: akciğerlerin içi boş değildir ve cümle bu tasavvurun yerine gerçekte doğru olan durumu koyar. instead of ifadesinden sonra bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir. Burada being, be fiilinin -ing biçimidir; bu nedenle being hollow, instead of ifadesinden sonra kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. instead of sonrasında take fiilinin -ing biçimini kullanın: Instead of ____ the elevator, Mia used the stairs.

Cevabı göster

taking

with the bronchioles running throughout the parenchyma tissue. Dilbilgisi

1:38

ve bronşiyoller tüm parankim dokusu boyunca uzanır.

Dilbilgisi

with the bronchioles running throughout...: with + isim + -ing yapısı

with + isim + -ing yapısı, ana betimlemeye bir arka plan durumu ekler. Burada the bronchioles, running sözcüğünün anlamca öznesidir ve ifade bronşçukların doku içinde nasıl dağıldığını açıklar. Borular, yollar, kablolar veya çizgiler için run through ya da run throughout, «koşmak» değil, «içinden geçerek uzanmak» veya «geneline yayılmak» anlamına gelebilir. Kısa with ifadesi bu bilgiyi ayrı bir ana yargı yerine ikincil bir arka plan bilgisi olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle arka plan durumu eklemek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanır?

  1. The cave walls were damp, water ran through narrow cracks.
  2. The cave walls were damp, with water running through narrow cracks.
  3. The cave walls were damp, with water was running through narrow cracks.
Cevabı göster

The cave walls were damp, with water running through narrow cracks.

At the end of each bronchiole is a little air sac Dilbilgisi

1:41

Her bronşiyolün ucunda küçük bir hava kesesi

called an alveolus, Kültür

1:44

yani alveol bulunur,

Dilbilgisi

At the end of each bronchiole is...: yerin başa alındığı devrik yapı

Cümle, yer bildiren At the end of each bronchiole ifadesiyle başlar ve ardından is fiilini a little air sac called an alveolus öznesinin önüne getirir. Bu, yerin başa alındığı devrik yapıdır: yer + be + özne. Bu sıralama önce bir yer verir, ardından orada bulunan şeyi tanıtır. Özne önce gelen normal sıralamada cümle A little air sac called an alveolus is at the end of each bronchiole olurdu. Özne, a little air sac called an alveolus isim öbeğinin tamamıdır; baştaki yer ifadesi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yerde bulunan şeyi tanıtmak için yerin başa alındığı devrik yapıyı doğru kullanır?

  1. At the center of the garden a stone fountain is.
  2. At the center of the garden is a stone fountain.
  3. A stone fountain at the center of the garden.
Cevabı göster

At the center of the garden is a stone fountain.

Kültür

an alveolus: tek bir hava kesesinin tekil terimi

Bu cümlede an alveolus, bir bronşiyolün ucundaki küçük bir hava kesesini adlandırır. Gazların kesedeki hava ile yakındaki kan arasında geçtiği yerdir. Alveolus tekildir. Yaygın çoğul biçimi alveoli'dir; bu nedenle an tanımlığı da cümlede tek bir keseden söz edildiğini gösterir.

Alıştırma

Tek bir hava kesesinin bilimsel terimiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The diagram shows ____ at the end of the small airway.

Cevabı göster

an alveolus

wrapped in capillaries full of red blood cells Kültür

1:46

ve bu kese, hemoglobin adı verilen özel proteinleri içeren

containing special proteins called hemoglobin.

1:49

kırmızı kan hücreleriyle dolu kılcal damarlarla sarılıdır.

Kültür

capillaries ... red blood cells ... hemoglobin: içerme zinciri

Bu ifade bir bilgi zinciri kurar. Kılcal damarlar hava kesesini çevreler ve kırmızı kan hücreleriyle doludur; containing special proteins called hemoglobin biçimindeki -ing ifadesi bu kırmızı kan hücrelerini açıklar. Bu küçük ifadenin içinde called hemoglobin, proteinlerin adını belirtir. Dolayısıyla hemoglobin bir kan damarı değil, kırmızı kan hücrelerinin içindeki bir proteindir. Oksijene bağlanabilir; bu da bu yapıların neden birlikte anıldığını açıklar.

Alıştırma

Hangi ifade cümledeki içerme zinciriyle eşleşir?

  1. Kırmızı kan hücreleri, hemoglobinin çevresini saran hava keseleridir.
  2. Hemoglobin, kılcal damarları ve kırmızı kan hücrelerini içerir.
  3. Kılcal damarlar kırmızı kan hücreleri içerir ve bu hücreler hemoglobin içerir.
Cevabı göster

Kılcal damarlar kırmızı kan hücreleri içerir ve bu hücreler hemoglobin içerir.

The air you've breathed in fills these sacs, Öbek fiiller

1:52

Soluduğunuz hava bu keseleri doldurarak

causing the lungs to inflate. Dilbilgisi

1:54

akciğerlerin şişmesine neden olur.

Öbek fiiller

you've breathed in: breathe in havayı vücudun içine çekmek demektir

you've breathed in ifadesinde breathe in, havayı vücudun içine çekmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada in fiilin bir parçasıdır; tek başına bir yeri belirtmez. You've, you have ifadesinin kısaltmasıdır ve breathed geçmiş zaman ortacıdır. Bütün öbek air sözcüğünü açıklar: the air that you have breathed in.

Alıştırma

Yönergeyi breathe ve içeri yönünü belirten parçacıkla tamamla: During the breathing exercise, ____ slowly through your nose.

Cevabı göster

breathe in

Dilbilgisi

causing the lungs to inflate: sonucu gösteren bir -ing yan cümlesi

causing the lungs to inflate biçimindeki -ing yan cümlesi, hemen önceki olayın sonucunu ekler: o olay gerçekleştikten sonra akciğerler bunun sonucunda büyür. Causing, kendi öznesi olan yeni bir ana fiil değildir. Yan cümlenin içinde cause + nesne + to-infinitive kalıbı kullanılır: cause + the lungs + to inflate. Bu kalıp, bir olayın başka bir şeyin gerçekleşmesine yol açtığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi cause, the door ve slam kullanarak cause + nesne + to-infinitive biçimindeki -ing sonuç kalıbıyla tamamla: A strong gust swept through the room, ____.

Cevabı göster

causing the door to slam

Here is where the vital exchange occurs. Anlatım akışı

1:56

İşte hayati alışverişin gerçekleştiği yer burasıdır.

Anlatım akışı

Here is where...: önemli bir yeri veya aşamayı öne çıkarma

Here is where... dinleyicinin dikkatini en önemli yere veya aşamaya yöneltir. Bu cümlede where, the vital exchange occurs yan cümlesini başlatır; dolayısıyla cümle, değişimin nerede gerçekleştiğini bildirir ve where ile soru sormaz. Bir açıklamada bu yapı bilgiyi de düzenler: bir süreci anlatmaktan, dinleyicinin odaklanması gereken adıma geçiş yapar.

Alıştırma

Here is where... bu açıklamada ne işe yarıyor?

  1. Önemli olayın gerçekleştiği yeri veya aşamayı vurgular.
  2. Açıklamanın bittiğini belirtir.
  3. Dinleyiciden bir yerin adını söylemesini ister.
Cevabı göster

Önemli olayın gerçekleştiği yeri veya aşamayı vurgular.

At this point,

1:59

Bu noktada,

the capillaries are packed with carbon dioxide, Kalıp ifadeler

1:59

kılcal damarlar karbondioksit ile doludur,

Kalıp ifadeler

are packed with: çok büyük miktarda içermek

Are packed with, 'çok büyük miktarda içerir' anlamına gelir. Burada kılcal damarların büyük miktarda karbondioksit içerdiği canlı bir biçimde anlatılır. Packed burada 'paketlenmiş' anlamına gelmez. be packed with + isim yapısında özne, çok dolu olan yeri veya şeyi; with sonrasındaki isim ise onu dolduran şeyi belirtir.

Alıştırma

packed içeren ve 'çok dolu' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The science museum was ____ excited visitors.

Cevabı göster

packed with

and the air sacs are full of oxygen.

2:02

ve hava keseleri oksijen ile doludur.

But due to the basic process of diffusion, Kalıp ifadeler

2:05

Ancak difüzyonun temel süreci nedeniyle,

Kalıp ifadeler

due to the basic process of diffusion: bir neden belirtmek

Due to the basic process of diffusion, neden bildiren bir söz öbeğidir. due to + isim öbeği yapısı, daha sonra açıklanan sonucun nedenini belirtir; buradaki isim öbeği the basic process of diffusion ifadesidir. But, bu nedeni önceki anlatımdaki karşıtlığa bağlar; sondaki virgül ise ana cümlenin henüz gelmediğini gösterir. Bu nedenle vurgulanan bölüm bir neden hazırlar, ancak tek başına tam bir cümle oluşturmaz.

Alıştırma

İngilizce cümleyi due to ile tamamlayın: The library closed early ____ a power outage.

Cevabı göster

due to

the molecules of each gas

2:07

her gazın molekülleri

want to move to a place where there is a lower concentration of their kind. Anlatım akışı

2:09

kendi türlerinin konsantrasyonunun daha düşük olduğu bir yere gitmek ister.

Anlatım akışı

want to move: fiziksel bir eğilimin kişileştirilmesi

Want to move, açıklamaya basit bir yapan-ve-eylem yapısı kazandırır: moleküller birer aktör gibi ele alınır ve to move onların görünürdeki amacını belirtir. Böylece neyin hangi yöne hareket ettiğini takip etmek kolaylaşır. Bu, hafif bir kişileştirmedir; gerçek bir istek iddiası değildir. Bu cümlede want to, difüzyon nedeniyle moleküllerin aynı gazın yoğunluğunun daha düşük olduğu bir yere hareket etme eğiliminde olduğunu anlatır.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada want to move ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Burada want to move bir kişileştirmedir: fiziksel bir eğilimi sanki bir istekmiş gibi sunar.
  2. Burada want to move, moleküllerin bilinçli olarak bir hedef seçtiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Burada want to move bir kişileştirmedir: fiziksel bir eğilimi sanki bir istekmiş gibi sunar.

So as oxygen crosses over to the capillaries, Öbek fiiller

2:14

Böylece oksijen kılcal damarlara geçerken,

Öbek fiiller

crosses over: bir sınırı aşarak hareket etme

Bu cümlede crosses over, “bir sınırı aşarak başka bir alana geçer” anlamındadır. Oksijen sınırın bir tarafından kılcal damarlara geçer; over, hareketi bir taraftan diğerine geçiş olarak gösterir. Cross over alanlar veya uzmanlık sahaları arasındaki geçişi de anlatabilir, ancak bilimsel bağlam burada fiziksel bir aktarım olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi cross over ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the gate opened, the sheep ____ into the next field.

Cevabı göster

crossed over

the hemoglobin grabs it up, Öbek fiiller

2:16

hemoglobin onu yakalar,

Öbek fiiller

grabs it up: oksijen bağlanmasını canlı biçimde anlatan ifade

Burada grabs it up, hemoglobinin oksijene hızla bağlanıp onu bünyesine aldığını anlatan canlı ve mecazi bir ifadedir. It zamiri hemen önce sözü edilen oxygen sözcüğüne gönderme yapar. Bu gündelik hareket fiili, görünmeyen bilimsel bir süreci zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. Daha kesin bilimsel dilde hemoglobin binds oxygen veya hemoglobin takes up oxygen denir.

Alıştırma

Bu açıklamada “the hemoglobin grabs it up” ne anlama gelir?

  1. Hemoglobin oksijeni yakalamak için gerçekten elini kullanır.
  2. Oksijen hemoglobini yakalayıp götürür.
  3. Hemoglobin az önce sözü edilen oksijene hızla bağlanır.
Cevabı göster

Hemoglobin az önce sözü edilen oksijene hızla bağlanır.

while the carbon dioxide is unloaded into the lungs. Dilbilgisi

2:18

bu sırada karbondioksit akciğerlere bırakılır.

Dilbilgisi

while ...: aynı anda gerçekleşen karşıt süreçler

Burada while, hemen önce anlatılan süreçle aynı anda gerçekleşen başka bir süreci bildiren yan cümleyi başlatır. “Aynı anda” anlamında düşünülebilir. Oksijen ve karbondioksit zıt yönlerde hareket ettiği için while aynı zamanda bir karşıtlığı vurgular. Edilgen is unloaded into ifadesi, karbondioksiti taşıyıcısından “boşaltılıp” akciğerlere bırakılan bir şey olarak sunar.

Alıştırma

"One pump fills the tank while another drains it," cümlesinde while neyi gösterir?

  1. Zıt iki süreç aynı anda gerçekleşir.
  2. İkinci pompa çalışmaz.
  3. Depo ancak doldurma tamamlandıktan sonra boşaltılır.
Cevabı göster

Zıt iki süreç aynı anda gerçekleşir.

The oxygen-rich hemoglobin is then transported throughout the body

2:21

Oksijen açısından zengin hemoglobin daha sonra tüm vücuda

via the bloodstream. Kelime

2:25

kan dolaşımı yoluyla taşınır.

Kelime

via the bloodstream: bir güzergâh veya araç belirtmek

via the bloodstream ifadesinde via, “yoluyla” veya “üzerinden” anlamına gelir. Oksijen bakımından zengin hemoglobinin vücutta taşındığı yolun kan dolaşımı olduğunu belirtir. Via sözcüğünden sonra bir güzergâhı, kanalı, aracı veya ara noktayı adlandıran bir isim öbeği gelir. Kısa ve özdür; çoğu zaman günlük alternatiflerden daha resmî duyulur.

Alıştırma

Hangi cümlede via bir kanalı belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. The clinic sent the results via a secure online portal.
  2. The clinic via checked the results yesterday.
  3. The clinic sent via that the results were ready.
Cevabı göster

The clinic sent the results via a secure online portal.

But what do our lungs do with all that carbon dioxide? Anlatım akışı

2:26

Peki akciğerlerimiz onca karbondioksiti ne yapar?

Exhale it, of course.

2:29

Elbette dışarı verir.

Anlatım akışı

But what do...? Exhale it, of course: kendi kendine soru ve yanıt

Konuşmacı bir soru sorup hemen kendisi yanıtlıyor. Bu kendi kendine soru-cevap yapısı, açıklamanın bir sonraki adımını tanıtır ve dinleyicinin süreci takip etmesini sağlar. Exhale it, öznesi söylenmemiş kısa bir yanıttır; akciğerlerimizin, yani bizim, karbondioksiti dışarı verdiğimiz anlamına gelir. Of course, yanıtı önceki açıklamaya göre beklenen veya açık bir şey olarak sunar. Yeni bir kanıt eklemez.

Alıştırma

Bu açıklamada kendi kendine sorulan soru ve hemen verilen yanıtın temel işlevi nedir?

  1. Bir sonraki adımı tanıtmak ve dinleyicinin açıklamayı takip etmesini sağlamak
  2. Konuşmacının yanıtı bilmediğini göstermek
  3. Soruyu yanıtsız bırakmak
Cevabı göster

Bir sonraki adımı tanıtmak ve dinleyicinin açıklamayı takip etmesini sağlamak

The autonomic nervous system kicks in again, Öbek fiiller

2:31

Otonom sinir sistemi tekrar devreye girerek,

Öbek fiiller

kicks in again: yeniden çalışmaya başlamak

Bu cümlede kicks in again, yeniden çalışmaya başlamak veya yeniden etki göstermeye başlamak anlamına gelir. Again, otonom sinir sisteminin daha önce etkin olduğunu ve şimdi bir kez daha etkin hâle geldiğini gösterir. Kick in, gerçek anlamıyla kullanılmayan bir phrasal verb'dür. Genellikle bir ilacın, etkinin, mekanizmanın, kuralın veya sistemin çalışmaya ya da etkisini göstermeye başlamasını anlatır.

Alıştırma

Çalışmaya başlamak anlamını verecek şekilde cümleyi kick in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The backup system ____ when the main power fails.

Cevabı göster

kicks in

causing the diaphragm to ball up Öbek fiiller

2:34

diyaframın yukarı doğru kubbeleşmesine

Öbek fiiller

to ball up: sıkı ve yuvarlak bir biçim almak

to ball up ifadesinde ball, “sıkı ve yuvarlak bir kütle hâline gelmek ya da getirmek” anlamında bir fiildir. Diyafram gerçek anlamda bir topa dönüşmez; bu ifade onun kavislenerek yuvarlak bir biçim almasını canlı bir şekilde anlatır. causing the diaphragm to ball up bölümünde yapı cause + nesne + to mastarıdır. to ball up mastarı, önceki hareketin yol açtığı biçim değişikliğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede ball up, “sıkı ve yuvarlak bir kütle hâline gelmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The balloon began to swell up in the sun.
  2. The damp paper began to ball up in her hand.
  3. The blanket began to spread out across the bed.
Cevabı göster

The damp paper began to ball up in her hand.

and the intercostal muscles to relax,

2:36

ve interkostal kasların gevşemesine neden olarak

making the chest cavities smaller Dilbilgisi

2:38

göğüs boşluklarını küçültür

and forcing the lungs to compress.

2:40

ve akciğerleri sıkışmaya zorlar.

Dilbilgisi

making ... and forcing ...: iki sonucu paralel bağlamak

making ... ve forcing ... biçimindeki -ing bölümleri and ile bağlanır ve ikisi de önceki hareketin sonuçlarını belirtir. İlki make + nesne + sıfat yapısını kullanır: making the chest cavities smaller. İkincisi force + nesne + to mastarı yapısını kullanır: forcing the lungs to compress. Bunlar ayrı ana cümleler değil, çekimsiz -ing yan cümlecikleridir. Önceki cümleciğe bağlanmaları neden-sonuç zincirini kısa ve düzenli tutar, ayrıca iki sonucun da aynı süreçten doğduğunu gösterir.

Alıştırma

“The heater switched on, warming the room and melting the frost on the window,” cümlesinde warming ve melting ne işe yarar?

  1. Isıtıcının açılmasının iki sonucunu anlatırlar.
  2. Henüz gerçekleşmemiş iki planı anlatırlar.
  3. İki bağımsız ana cümle oluştururlar.
Cevabı göster

Isıtıcının açılmasının iki sonucunu anlatırlar.

The carbon dioxide-rich air is expelled, Kelime

2:42

Karbondioksit açısından zengin hava dışarı atılır

Kelime

carbon dioxide-rich air: X-rich birleşik sıfatı

carbon dioxide-rich air ifadesinde carbon dioxide-rich, air sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Havanın çok miktarda veya yüksek yoğunlukta karbondioksit içerdiğini belirtir. Burada rich, “çok içeren” anlamındadır; “varlıklı” anlamına gelmez. X-rich kalıbı, oxygen-rich blood veya nutrient-rich food örneklerinde olduğu gibi bir madde ya da bileşenle kullanılabilir. Bir isimden önce geldiğinde bu birleşik yapı normalde kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

“Protein bakımından zengin” anlamındaki birleşik sıfatı tamamlayın: Beans can be a protein-____ food.

Cevabı göster

rich

and the cycle begins again.

2:44

ve döngü yeniden başlar.

So that's how these spongy organs keep our bodies efficiently supplied with air. Notlar

2:46

İşte bu süngerimsi organlar vücudumuza verimli bir şekilde hava sağlamayı böyle sürdürür.

Anlatım akışı

So that's how: süreç açıklamasını sonuçlandırma

So that's how, bir süreç veya mekanizma açıklandıktan sonra sonuç bildiren bir ifade olarak kullanılır. Bu cümlede how, daha önce anlatılan tüm solunum sürecine gönderme yapar ve onu şu sonuca bağlar: Organlar vücuda hava sağlamaya devam eder. İfadenin parçaları açıklamayı düzenler: So bir sonuca geçildiğini belirtir, that önceki açıklamaya gönderme yapar ve how bu açıklamayı yöntem ya da mekanizma olarak tanımlar. Yeniden kullanılabilen yapı, So that's how + sonucu veya işleyişi belirten bir yan cümledir.

Alıştırma

Bir su filtresinin nasıl çalıştığını adım adım açıkladıktan sonra açıklamayı en iyi hangi cümle tamamlar?

  1. So where is the clean water?
  2. So that's how the filter cleans the water.
  3. That's why the filter is under the sink.
Cevabı göster

So that's how the filter cleans the water.

Dilbilgisi

keep our bodies efficiently supplied with air: keep + nesne + past participle

keep our bodies efficiently supplied with air ifadesinde keep, “bir şeyi belirli bir durumda tutmak” anlamına gelir. Kalıp keep + nesne + past participle biçimindedir: our bodies nesnedir, supplied ise sürdürülen durumu anlatır. Supplied bir nesne tümlecidir; ana edilgen fiil değildir. supply A with B yapısı burada supplied with air biçiminde kullanılır; efficiently ise bu tedarikin nasıl sürdürüldüğünü açıklar.

Alıştırma

Süren bir durumu göstermek için cümleyi supply fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: Automatic feeders keep the birds ____ with food.

Cevabı göster

supplied

Lungs inhale and exhale between 15 and 25 times a minute, Kalıp ifadeler

2:51

Akciğerler dakikada 15 ila 25 kez nefes alır ve verir,

Kalıp ifadeler

between 15 and 25 times a minute: sıklık aralığı belirtme

Between 15 and 25 bir alt ve bir üst sınır belirler; iki sınır and ile bağlanır. Times a minute, “her dakika belirli sayıda kez” anlamına gelir; buradaki a, per ile aynı oran anlamını taşır. İfadenin tamamı sıklık bildiren bir zarf öbeğidir: nefes alma ve verme hareketlerinin yalnızca toplam sayısını değil, ne sıklıkla gerçekleştiğini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp between A and B times a minute/day/week şeklindedir.

Alıştırma

Hangi ifade doğal biçimde “saatte 3 ila 5 kez” anlamına gelir?

  1. between 3 and 5 times an hour
  2. between 3 or 5 times an hour
  3. between 3 and 5 an hour times
Cevabı göster

between 3 and 5 times an hour

which amounts to an incredible 10,000 L of air each day. Kalıp ifadeler

2:55

bu da her gün inanılmaz bir şekilde 10.000 litre havaya eşdeğerdir.

Kalıp ifadeler

which amounts to ...: hesaplanan toplamı belirtmek

Which, tek bir isme değil, hemen önce belirtilen olgunun veya hesabın tamamına gönderme yapar. Virgülden sonraki bölüm, önceki oranın günlük toplama çevrilmiş sonucunu ekleyen açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir. Burada amounts to, “toplamı … eder” veya “… miktarına ulaşır” anlamındadır; “önemlidir” anlamına gelmez. which amounts to + sayı kalıbı, önceki bir sayının toplandığında veya dönüştürüldüğünde ulaştığı sonucu göstermek için kullanılır.

Alıştırma

“Her daily practice amounts to three hours a week,” cümlesinde amounts to ne anlama gelir?

  1. bu üç saatten ayrıdır
  2. toplamı üç saat eder
  3. üç saat boyunca önemlidir
Cevabı göster

toplamı üç saat eder

That's a lot of work,

2:59

Bu çok büyük bir iş,

but don't sweat it. Deyimler

3:00

ama dert etmeyin.

Deyimler

don't sweat it: gündelik olarak “endişelenme” demek

Don't sweat it, “bunun için endişelenme” veya “sorun değil” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Buradaki sweat sözcüğü gerçek anlamıyla “terlemek” demek değildir. Bu cümlede ifade, iş miktarı fazla olsa da dinleyicinin endişelenmesine gerek olmadığını söyleyerek onu rahatlatır. Genel olarak küçük bir sorunu veya düzeltilebilir bir hatayı daha az ciddi göstermeye yarar.

Alıştırma

Değerlendirin: Bir arkadaşınız, düzeltebileceğiniz küçük bir yazım hatası için endişeleniyor. “Don't sweat it; we can fix it” demek uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun

Your lungs and your autonomic nervous system have got it covered. Deyimler

3:01

Akciğerleriniz ve otonom sinir sisteminiz bu işi hallediyor.

Deyimler

have got it covered: her şey kontrol altında

have got it covered ifadesinde covered, fiziksel olarak 'üstü örtülü' değil, 'hallediliyor' veya 'kontrol altında' demektir. İfadenin tamamı, bir görev ya da sorunun zaten yönetildiğini ve ek yardıma gerek olmadığını söyleyerek karşı tarafın içini rahatlatır. Buradaki it, nefes alma adlı karmaşık işi anlatır. Cümle, akciğerleri ve otonom sinir sistemini bu işi otomatik olarak yöneten unsurlar olarak gösterir.

Alıştırma

'Bu işi ben hallederim, endişelenmene gerek yok' anlamındaki günlük ifadeyle yanıtı tamamla: Who will book the tickets? — ____.

Cevabı göster

I've got it covered