Organik Gerçekten Daha Mı İyi? Sağlıklı Yiyecek mi Yoksa Popüler Bir Yalan mı?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video Özeti: Analiz, organik ve geleneksel gıdaları beslenme, pestisit, arazi ve tedarik zinciri kanıtlarıyla karşılaştırıp beslenme kalitesi ile bağlamı vurguluyor. İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. turning from an alternative into a moral and social responsibility. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: statü değişimi için turn from X into Y yapısını kullanın ve organik alışverişin yükümlülük olarak çerçevelenmesini anlayın. 2. on the fence about — Deyimler ve Mecazi İfadeler: kanıtlar çelişirken kararsız kalmayı tanıyın ve ifadeyi bir konu ya da seçimle kullanın. 3. The bottom line is, — Söylem ve Retorik: ayrıntılı karşılaştırmaları pratik sonuca dönüştüren özet işaretini tanıyın.
Bu derste
Over the last few years, organic food has spread like wildfire. Deyimler
0:00Son birkaç yılda organik gıda orman yangını gibi yayıldı.
spread like wildfire: hızla ve geniş çapta yayılmak
Bu cümlede spread like wildfire, birçok kişi veya yerde çok hızlı biçimde yayılmak ya da yaygınlaşmak anlamına gelir. Organik gıda gerçekten hareket etmiyor ve ortada gerçek bir yangın yok; bu benzetme, popülerliğinin ne kadar hızlı ve geniş çapta arttığını anlatıyor. Bu deyim haberleri, söylentileri, eğilimleri, hastalıkları veya çevrim içi içerikleri anlatabilir. Genellikle yayılmanın durdurulmasının zor olduğunu düşündürür; ancak yayılan şeyin olumsuz olması gerekmez.
Alıştırma
“Çok hızlı ve geniş çapta yayılmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: News of the surprise party ____ through the school by lunchtime.
Cevabı göster
spread like wildfire
buying organic is turning from an alternative into a moral and social responsibility. Dilbilgisi
0:07organik satın almak bir alternatiften ahlaki ve sosyal bir sorumluluğa dönüşüyor.
turn from X into Y: bir durumdan başka bir duruma dönüşmek
Turn from X into Y, iki durum arasındaki değişimi gösterir. from sonrasındaki ifade başlangıç durumunu, into sonrasındaki ifade ise yeni sonucu belirtir: organik ürün satın almak bir alternatif olmaktan çıkıp ahlaki ve toplumsal bir sorumluluk olarak görülmeye başlar. Buradaki is turning, toplumsal tutumlardaki değişimin tamamlanmış değil, devam etmekte olduğunu gösterir. Bu kalıp yalnızca fiziksel bir dönüşü değil; rol, amaç, kimlik veya koşul değişikliklerini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn from X into Y kalıbıyla tamamlayın: Her weekend baking is ____ a hobby ____ a full-time business.
Cevabı göster
turning from · into
But what do we even mean when we say organic? Ton ve niyet
0:19Peki organik dediğimizde tam olarak ne demek istiyoruz?
What do we even mean when we say organic?: belirsiz bir terimi sorgulamak
What do we even mean when we say organic? sorusu, gruptan tanıdık ama belirsiz bir sözcüğü tanımlamasını ister. İnsanların organic sözcüğünü farklı anlamlarda kullanıyor olabileceğini gösterir. Burada even sorgulamayı güçlendirir; ton olarak tam olarak ya da aslında anlamı katar, ayrı bir hatta olgusunu veya aşırı bir durumun da kapsandığını anlatmaz. What do we even mean when we say X? kalıbı, tartışmaya devam etmeden önce örtük bir varsayımı ortaya çıkarmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir ekip efficient sözcüğünü tanımlamadan sürekli kullanıyor. Belirsiz terimi sorgulayıp açıklama istemek için en uygun soru hangisidir?
- What do we even mean when we say 'efficient'?
- Who first used the word 'efficient'?
- How often do we say the word 'efficient'?
Cevabı göster
What do we even mean when we say 'efficient'?
so different regions have different definitions and rules.
0:24bu yüzden farklı bölgelerin farklı tanımları ve kuralları var.
No global consensus: küresel uzlaşma olmaması
No global consensus, ülkelerin, bölgelerin veya başka grupların geniş ölçüde paylaşılan tek bir görüşe ya da standarda ulaşmadığı anlamına gelir. Bu cümlede tanım ve kuralların bölgeden bölgeye neden değiştiğini açıklar. Consensus, grubun ortak görüşünü ifade eder; bir yasa veya tek bir kişinin fikri değildir. Burada no global consensus ifadesinde sayılamayan bir kavram olarak kullanılır, birbirinden ayrı kişisel görüşlerin toplamı olarak değil.
Alıştırma
Bu notta 'dünya çapında uzlaşma yok' anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: There is ____ on how to label the product.
Cevabı göster
no global consensus
organic food is farmed without GMO seeds,
0:29organik yiyecekler GDO'lu tohumlar olmadan yetiştirilir,
synthetic fertilizers or synthetic pesticides.
0:32sentetik gübreler veya sentetik pestisitler olmadan.
organic farmers use more traditional ways of producing food like crop rotation
0:36organik çiftçiler gıda üretmek için mahsul rotasyonu gibi daha geleneksel yollar kullanır
and use organic fertilizers such as compost or manure.
0:41ve kompost veya gübre gibi organik gübreler kullanırlar.
While the motivation to buy organic food is clearly noble, Anlatım akışı
0:45Organik gıda satın alma motivasyonu açıkça asil olsa da,
is it actually effective or just another costly trend we can skip without feeling guilty?
0:49gerçekten etkili mi yoksa suçluluk duymadan atlayabileceğimiz bir başka pahalı trend mi?
While ... iyi bir amaçtır: Gerçekten etkili mi, yoksa yalnızca bir moda mı?
Burada While zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. İlk yan cümle, organik gıda satın alma amacının takdire değer olduğunu kabul eder. Ardından ana soru, odağı iyi niyetten gerçek sonuçlara taşır: Bu gerçekten etkili mi, yoksa yalnızca pahalı bir moda mı? Bu “önce kabul et, sonra sorgula” düzeni, makul bir noktaya saygı gösterirken kanıt ve sonuçları asıl konu hâline getirir. İki seçenekli soru, sonraki tartışmanın çerçevesini kurar; o anda hemen cevap verilmesini istemez.
Alıştırma
Cümlenin yapısı ne yapıyor?
- Aynı anda gerçekleşen iki eylemi anlatır.
- İyi bir amacı kabul eder, ardından odağı sonuçlarla ilgili kanıtlara taşır.
- İyi bir amacın etkili sonuçları garanti ettiğini iddia eder.
Cevabı göster
İyi bir amacı kabul eder, ardından odağı sonuçlarla ilgili kanıtlara taşır.
One idea associated with organic crops Kalıp ifadeler
1:06Organik mahsullerle ilişkilendirilen bir fikir,
is that their natural cultivation is supposed to make them more nutritious and healthier. Dilbilgisi
1:09doğal ekimlerinin onları daha besleyici ve daha sağlıklı yapması gerektiğidir.
associated with: ……ile ilişkili olmak
be associated with yapısındaki associated, “insanların düşüncelerinde, açıklamalarda veya kanıtlarda bağlantılı olmak” anlamına gelir. Burada doğal yetiştirme düşüncesi, organik ürünlerin daha besleyici ve sağlıklı olduğu inancıyla ilişkilendirilir. Bu ifade neden-sonuç gerçeği değil, bir ilişki bildirir. Cümlenin temkinli anlatımına da uygundur: One idea ... is that ve is supposed to, yaygın bir inancı doğrulamadan sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin diğerine neden olduğunu iddia etmeden yalnızca aralarındaki bağlantıyı bildirir?
- Screen time results in shorter sleep.
- Screen time is associated with shorter sleep.
- Screen time causes shorter sleep.
Cevabı göster
Screen time is associated with shorter sleep.
Beklenen bir sonuç için is supposed to
Burada is supposed to, “bekleniyor” veya “öyle olduğu ileri sürülüyor” anlamına gelir. Konuşmacı, doğal yetiştirmenin yiyecekleri daha besleyici ve sağlıklı hâle getireceği düşüncesini aktarıyor; bu ifade sonucun kesin olduğunu söylemez. Be supposed to, You are supposed to wear a helmet. örneğindeki gibi bir kuralı veya yükümlülüğü de anlatabilir. Tahminler ve iddialar beklenti anlamına, talimatlar ve sorumluluklar ise yükümlülük anlamına işaret eder.
Alıştırma
“The new filter is supposed to remove most dust.” cümlesinde is supposed to ne anlama gelir?
- Tozun çoğunu giderme yükümlülüğü var.
- Kesinlikle bütün tozu gideriyor.
- Tozun çoğunu gidermesi bekleniyor veya böyle olduğu ileri sürülüyor, ancak bu garanti değil.
Cevabı göster
Tozun çoğunu gidermesi bekleniyor veya böyle olduğu ileri sürülüyor, ancak bu garanti değil.
several studies found that organic foods contain more antioxidants.
1:15çeşitli araştırmalar organik gıdaların daha fazla antioksidan içerdiğini bulmuştur.
Plants produce them as a sort of homemade pesticide. Kalıp ifadeler
1:20Bitkiler bunları bir tür ev yapımı böcek ilacı olarak üretirler.
as a sort of ile yaklaşık benzetme
as a sort of homemade pesticide ifadesinde a sort of, “benzeri bir şey” veya “genel anlamda böyle adlandırılabilecek bir şey” demektir. Bitkinin ürettiği maddeler, bitkiyi savunmaya yardımcı oldukları için ev yapımı böcek ilacına benzetilir; bu ifade kesin bir bilimsel sınıflandırma yapmaz. present, use veya describe A as a sort of B yapısı, bir şeyi yaklaşık bir kategori ya da benzetme yoluyla açıklar. Etiketi bilinçli olarak yumuşatır.
Alıştırma
“We used the big box as a sort of table.” cümlesinde konuşmacı neden a sort of diyor?
- Kutunun masayla aynı fabrikada üretildiğini söylemek için.
- Kutunun bilimsel olarak masa diye sınıflandırıldığını söylemek için.
- Kutunun gerçek bir masa olmadığı hâlde kabaca masa görevi gördüğünü belirtmek için.
Cevabı göster
Kutunun gerçek bir masa olmadığı hâlde kabaca masa görevi gördüğünü belirtmek için.
Organic plants seem to have to work a little harder, Dilbilgisi
1:23Organik bitkiler görünüşe göre biraz daha fazla çalışmak zorundalar,
seem to have to: görünürdeki gereklilik
Seem to have to iki anlam katmanını birleştirir. Seem to, bir durumun doğru gibi göründüğünü ancak kesin bir gerçek olarak sunulmadığını belirtir. Have to ise bir şeyin, çoğunlukla kişisel seçimden değil koşullardan dolayı gerekli olduğunu ifade eder. Burada bitkilerin daha çok çalışması gerekiyormuş gibi görünür; konuşan kişi bu gereklilik hakkında temkinli bir değerlendirme yapar. Seem to çıkarılırsa gereklilik daha kesin duyulur.
Alıştırma
“The seedlings seem to have to grow faster in the shade” cümlesi ne anlatır?
- Konuşan kişi daha hızlı büyümenin gerekli olduğundan emindir.
- Fideler yalnızca daha hızlı büyüyormuş gibi yapar.
- Daha hızlı büyümek gerekli gibi görünür, ancak konuşan kişi tamamen emin değildir.
Cevabı göster
Daha hızlı büyümek gerekli gibi görünür, ancak konuşan kişi tamamen emin değildir.
while regular plants have plenty of help from humans.
1:26normal bitkiler ise insanlardan bolca yardım alırken.
Antioxidants are believed to have some health benefits, Dilbilgisi
1:30Antioksidanların sağlığa bazı faydaları olduğuna inanılmaktadır,
are believed to: temkinli edilgen aktarım
Are believed to, edilgen bir aktarım yapısıdır: be + believed + to-mastar. Bir düşünceyi kimin savunduğunu söylemeden, onu genel olarak insanlara veya adı belirtilmeyen bir kaynağa bağlar. Bir gerçeği doğrulamak yerine bir inancı aktarır. Bu cümlede sağlık yararlarıyla ilgili iddia, insanların kabul ettiği veya aktardığı bir görüş olarak sunulur; ancak yapı kendi başına iddianın kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Bir raporda “This treatment is believed to reduce pain.” deniyor. Bu ifadeden güvenle hangi sonuca varabilirsiniz?
- Rapor, etkinin bilimsel olarak kanıtlandığını söylüyor.
- Rapor, bu görüşü savunan herkesin adını veriyor.
- Bu görüşü savunan insanlar vardır, ancak ifade bunun kanıtlandığını söylemez.
Cevabı göster
Bu görüşü savunan insanlar vardır, ancak ifade bunun kanıtlandığını söylemez.
although scientists are still on the fence about them in general. Deyimler
1:33bilim insanları genel olarak bu konuda hala kararsız olsalar da.
on the fence about: hâlâ kararsız olmak
Be on the fence about something, hangi tutumu benimseyeceğine veya hangi seçeneği seçeceğine henüz karar vermemiş olmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada bilim insanları antioksidanların genel etkileri hakkında henüz net bir görüşe ulaşmamıştır. Deyim, iki tarafın arasında durup hiçbirini seçmeme görüntüsüne dayanır. about sözcüğünden sonra konu, bir isim veya -ing biçimi gelir.
Alıştırma
“Hâlâ kararsız” anlamındaki deyimi tamamlayın: I'm still on the ____ about joining the drama club.
Cevabı göster
fence
We have no idea if and how exactly they help us
1:36Bize yardımcı olup olmadıkları, tam olarak nasıl yardımcı oldukları hakkında hiçbir fikrimiz yok,
or how much produce you'd have to eat to absorb a certain amount.
1:40ya da belirli bir miktarı emmek için ne kadar ürün yemeniz gerektiği.
What about organic being more nutritious?
1:44Peki organik olmasının daha besleyici olması durumu ne olacak?
the evidence is mixed: kanıtlar çelişkili
The evidence is mixed, mevcut çalışmaların veya olguların hepsinin aynı sonuca işaret etmediği anlamına gelir. Bazıları bir iddiayı desteklerken diğerleri çok az etki veya farklı bir sonuç gösterebilir. Mixed, bulguların yönünü anlatır; kanıtların fiziksel olarak birbirine karıştırıldığını söylemez. Bu ifade, kesin bir sonucun henüz haklı olmadığını belirtir.
Alıştırma
Bazı çalışmalar bir yarar bulurken diğerleri net bir etki bulmadı. Araştırmayı en iyi hangi cümle özetler?
- The evidence points to one clear conclusion.
- There is no evidence.
- The evidence is mixed.
Cevabı göster
The evidence is mixed.
Some studies found that organic food can have slightly higher concentrations of vitamin C and omega-3 fatty acids,
1:50Bazı araştırmalar organik gıdanın C vitamini ve omega-3 yağ asitleri konsantrasyonlarının biraz daha yüksek olabileceğini buldu,
the mixed evidence suggests that there are only small differences in nutritional value.
2:01karışık kanıtlar, besin değerinde sadece küçük farklılıklar olduğunu göstermektedir.
it doesn't look like organic food has significant health benefits. Dilbilgisi
2:10organik gıdanın önemli sağlık yararları var gibi görünmüyor.
it doesn't look like: temkinli bir olumsuz sonuç
Bu cümlede it doesn't look like, temkinli bir olumsuz sonuç bildirir: şu ana kadar mevcut kanıtlar, sağlık açısından önemli faydalar olduğu sonucunu desteklememektedir. Buradaki look like, görsel görünüşü değil, kanıtların neyi düşündürdüğünü anlatır. it doesn't look like + yan cümle kalıbı, yeni bilgilere yer bırakır. Yan cümlenin kesinlikle yanlış olduğunu söylemekten daha zayıf ve daha temkinlidir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli olumsuz çıkarım kalıbıyla tamamlayın: Based on the evidence so far, ____ the new schedule will reduce delays.
Cevabı göster
it doesn't look like
What we do know is that eating fruit and veggies in general is good for you, Dilbilgisi
2:13Kesin olarak bildiğimiz şey, genel olarak meyve ve sebze yemenin sizin için iyi olduğu,
What we do know is that: bilinen bir gerçeği vurgulama
What we do know is that, belirsizlik veya anlaşmazlıktan sonra güvenilir bir gerçeği sunar. What we do know yan cümlesinin tamamı özne görevindedir; that ile başlayan yan cümle ise bilindiği belirtilen gerçeği verir. Burada do, vurgu yardımcı fiilidir: know fiilini güçlendirir ve bu gerçeği bilinmeyenlerle karşılaştırır. “Bir eylem yapmak” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp What we do know is that + yan cümledir.
Alıştırma
Belirsizlikten sonra güvenilir ve bilinen bir gerçeği vurgulayan kalıpla cümleyi tamamlayın: We still do not know who changed the file. ____ the original version was saved yesterday.
Cevabı göster
What we do know is that
Eating veggies is more important for your health than how they were produced. Dilbilgisi
2:21Sebze yemek, onların nasıl üretildiğinden ziyade sağlığınız için daha önemlidir.
more important ... than how they were produced: önem ile yöntemi karşılaştırmak
X is more important than how Y is done kalıbı, ana eylem ya da sonucun kullanılan yöntemden daha önemli olduğunu belirtir. Burada sebze yemek, sağlık açısından sebzelerin organik ya da geleneksel yöntemlerle üretilmiş olmasından daha önemlidir. than'den sonra gelen how they were produced, karşılaştırmanın isim benzeri öğesi olarak çalışan gömülü bir how yan tümcesidir. Doğrudan soru değildir ve they, veggies sözcüğünü ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sonucun önemini sonuca ulaşma biçimiyle karşılaştırmak için how yan tümcesini doğru kullanır?
- Finishing safely is more important than how quickly we finish.
- Finishing safely is more important than how quickly do we finish.
- Finishing safely is more important how quickly we finish.
Cevabı göster
Finishing safely is more important than how quickly we finish.
People don't only buy organic to get extra vitamins, Dilbilgisi
2:30İnsanlar organik ürünleri sadece ekstra vitamin almak için değil,
don't only ... to ..., but to ... ile iki amacı paralel kurmak
don't only buy organic ifadesinde don't, insanların organik ürün satın almadığı anlamına gelmez. don't only birlikte, organik ürün satın almanın birden fazla amacı olduğunu gösterir. Yapı, to get extra vitamins ve to avoid something toxic şeklindeki paralel iki amaç ifadesini bağlar. not only A, but B yapısında A ve B aynı dil bilgisi biçiminde olmalıdır. but also B biçiminde also eklenebilir, ancak bu cümlede isteğe bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle egzersizin iki amacı olduğunu söyler ve iki amaç ifadesini paralel tutar?
- We exercise not only staying fit but also to sleep better.
- We exercise not only to stay fit but also to sleep better.
- We exercise not to stay fit but to sleep better.
Cevabı göster
We exercise not only to stay fit but also to sleep better.
several studies show that there actually is less pesticide residue on organic produce.
2:39çeşitli çalışmalar organik ürünlerde daha az pestisit kalıntısı olduğunu gösteriyor.
İşlerin karmaşıklaştığı nokta burası
Here's where... gerçek bir yeri değil, açıklamanın bir sonraki aşamasını gösterir. Bu cümlede konuşmacı, az önce verilen basit fikre şimdi önemli bir sınırlama eklenmesi gerektiğinin işaretini verir. Here's where + yan cümle yapısı, dinleyicinin akıl yürütmedeki değişimi takip etmesine yardımcı olur. “Durumun daha karmaşık hâle geldiği nokta burasıdır” anlamını taşır.
Alıştırma
Basit bir açıklamanın birazdan önemli bir sınırlamaya ihtiyaç duyacağını en iyi hangi cümle bildirir?
- But here's where things get complicated.
- But here's where the story ends.
- But here's where we met yesterday.
Cevabı göster
But here's where things get complicated.
Less pesticide does not mean none at all. Dilbilgisi
2:48Daha az pestisit, hiç olmadığı anlamına gelmez.
Less ... none at all anlamına gelmez
Less pesticide, pestisit miktarının daha az olduğu anlamına gelir. Miktarın sıfır olduğu anlamına gelmez. None at all, tamamen yok olma durumunu güçlü biçimde vurgular. Başka durumlarda da kullanılabilen mantık less X does not mean no X şeklindedir: azalma ile tamamen ortadan kalkma farklı iddialardır.
Alıştırma
Cümleyi “sıfır” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Less waste does not mean ____.
Cevabı göster
none at all
While pesticides are supposed to be a last resort in organic farming, Kalıp ifadeler
2:51Pestisitlerin organik tarımda son çare olması gerekse de,
a last resort: diğer seçenekler başarısız olduktan sonraki son çare
A last resort, daha iyi veya daha güvenli seçenekler başarısız olduktan ya da kullanılamaz durumda olduktan sonra başvurulan seçenektir. Burada ifade, pestisitlere organik tarımda en düşük önceliği verir. Yasak oldukları anlamına gelmez; yalnızca diğer yöntemler yeterli olmadığında kullanılmaları gerektiğini belirtir.
Alıştırma
“Yalnızca daha iyi yöntemler başarısız olduğunda kullanılan bir seçenek” anlamındaki kalıbı oluşturan iki sözcükle cümleyi tamamlayın: If the leak cannot be stopped any other way, shutting off water to the entire building will be a ____.
Cevabı göster
last resort
Most organic pesticides are natural toxins like vegetable oils,
2:58Çoğu organik pestisit, bitkisel yağlar,
What's the difference between organic and regular pesticides?
3:08Organik ve normal pestisitler arasındaki fark nedir?
Organic pesticides are not necessarily safer than conventional ones. Dilbilgisi
3:13Organik pestisitler geleneksel olanlardan mutlaka daha güvenli değildir.
not necessarily safer than ... ones: daha güvenli olma garantisini reddetmek
Not necessarily + karşılaştırma sıfatı + than yapısı, karşılaştırmanın doğru olabileceğini ancak kanıtların veya genel kuralın bunu garanti etmediğini belirtir. Otomatik bir sonucu reddeder ama karşıtını iddia etmez. Bu cümlede organik pestisitler bazı durumlarda daha güvenli olabilir, fakat her zaman daha güvenli değildir. Ones, tekrarı önlemek için pesticides sözcüğünün yerine kullanılmıştır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? "The newest model is not necessarily faster than the older one."
- En yeni model daha hızlı olabilir, ancak bu garanti değildir.
- En yeni model mutlaka daha yavaş olmalıdır.
- İki model kesinlikle tamamen aynı hıza sahiptir.
Cevabı göster
En yeni model daha hızlı olabilir, ancak bu garanti değildir.
no matter if the substance is manufactured or derived from nature. Dilbilgisi
3:20maddenin üretilmiş veya doğadan türetilmiş olması fark etmez.
no matter if ... or ...: sonuç değişmez
“No matter if A or B” iki olasılık sunar ve ana yargının her iki durumda da geçerli kaldığını belirtir. Burada bir maddenin üretilmiş ya da doğadan gelmiş olması, zehirli olanın zehirli olduğu sonucunu değiştirmez. İçinde if bulunsa da bu sıradan bir koşul değildir; iki durumda da sonucun değişmediğini anlatan bir yapıdır. İfadeyi “regardless of whether A or B” olarak düşünün ve ana cümlenin sonucunu iki duruma da uygulayın.
Alıştırma
Cümleyi no matter if ... or ... yapısıyla tamamlayın: The ticket costs ten euros, ____ you buy it online ____ at the station.
Cevabı göster
no matter if · or
the organic pesticide of choice is actually more harmful to humans.
3:29tercih edilen organik pestisit aslında insanlar için daha zararlıdır.
The toxicity of any substance depends on its concentration Dilbilgisi
3:33Herhangi bir maddenin toksisitesi onun konsantrasyonuna
depends on A and B, not if C: ölçütleri belirtip yanlış ölçütü reddetmek
Cümle önce depends on ile gerçek belirleyici etkenleri, yani konsantrasyonu ve maruz kalmayı belirtir. Ardından not if it's natural or not ifadesi, “doğal olmayı” belirleyici bir ölçüt olarak reddeder. not yalnızca if it's natural or not bölümüne uygulanır; concentration veya exposure ifadelerini olumsuz yapmaz. depends on A and B, not whether C kalıbı, ilgili ölçütleri belirttikten sonra önemli görünen ama ilgisiz bir ölçütü elemenizi sağlar.
Alıştırma
Hangi yorum cümleyle eşleşir?
- Toksisiteyi belirleyen tek etken doğal olmaktır.
- Konsantrasyon ve maruz kalma toksisiteyi etkilemez.
- Gerçek etkenler konsantrasyon ve maruz kalmadır; doğal olmak değildir.
Cevabı göster
Gerçek etkenler konsantrasyon ve maruz kalmadır; doğal olmak değildir.
There are a few recent studies about how our current level of pesticide exposure affects our long-term health.
3:41Mevcut pestisite maruz kalma düzeyimizin uzun vadeli sağlığımızı nasıl etkilediği hakkında yakın tarihli birkaç araştırma var.
A 2018 study from France associated never eating organic food with a higher risk of certain cancers. Kalıp ifadeler
3:48Fransa'dan 2018 tarihli bir araştırma, hiç organik gıda yememeyi belirli kanser risklerinin artmasıyla ilişkilendirdi.
associate A with a higher risk of B: A'yı daha yüksek B riskiyle ilişkilendirmek
Burada associate A with B, çalışmanın iki şey arasında istatistiksel bir ilişki bulduğu anlamına gelir. A hiç organik gıda tüketmemek, B ise belirli kanser türleri açısından daha yüksek risktir. Bu ifade, kanıtlanmış bir neden-sonuç ilişkisini değil, bir bağlantıyı bildirir. Hiç organik gıda tüketmemenin kansere neden olduğunu söylemez; certain da iddiayı bazı kanser türleriyle sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi associate A with B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The study ____ late-night screen use ____ poorer sleep.
Cevabı göster
associated · with
Cümle sonundaki though
Cümlenin sonunda though, however anlamına gelir ve geriye dönerek önceki bilgiyle çelişen bir gerçeği ekler. Bulgular önemli görünüyordu; ardından bu cümle bir çekince ekliyor: çalışma çok eleştiri aldı. Burada though, bir yan cümle başlatan bağlaç değil, cümle sonu söylem belirtecidir. Bu sıra, konuşanın önce ana mesajı vermesini ve karşıtlığı daha hafif bir ek bilgi olarak sonradan eklemesini sağlar.
Alıştırma
İkinci cümleyi konuşma dilinde kullanılan cümle sonu karşıtlık sözcüğüyle tamamlayın: The coffee was excellent. The cafe was expensive, ____.
Cevabı göster
though
The participants reported their dietary habits themselves,
3:58Katılımcılar diyet alışkanlıklarını kendileri rapor ettiler,
while no actual tests of pesticide levels in their bodies were done.
4:01vücutlarındaki pestisit seviyelerine dair hiçbir gerçek test yapılmamışken.
a Danish study from 2018 found that the danger from pesticides for an adult was similar to drinking a glass of wine every three months.
4:072018'de yapılan bir Danimarka çalışması, bir yetişkin için pestisit tehlikesinin üç ayda bir bir kadeh şarap içmeye benzer olduğunu buldu.
Geçiş ifadesi olarak Complicating things even more,
Cümle başındaki “Complicating things even more,” ifadesi, ardından gelen yan cümlenin tamamı hakkında yorum yapan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Okura, yeni araştırmanın bir etken daha ekleyerek meseleyi değerlendirmeyi zorlaştırdığını bildirir. Bu ifade, araştırmanın kasıtlı olarak sorun çıkardığı anlamına gelmez. Savı düzenlemeye yarar: okurun yeni kanıtı, basit bir sonucu sarsan ek bir katman olarak görmesini sağlar.
Alıştırma
Durumun mutlaka kötüleştiğini söylemeden, yeni bir bulgunun konuyu değerlendirmeyi zorlaştırdığını en iyi hangi başlangıç ifadesi belirtir?
- Complicating things even more,
- Adding to this,
- To make matters worse,
Cevabı göster
Complicating things even more,
The pesticides on your vegetables are nothing to lose sleep over. Deyimler
4:15Sebzelerinizdeki pestisitler uykunuzu kaçıracak bir şey değildir.
nothing to lose sleep over: fazla endişelenmeye değmeyen şey
“Nothing to lose sleep over” deyimi, bir şeyin çok fazla endişeyi hak edecek kadar ciddi olmadığını belirtir. Burada pestisit riskini küçümseyerek dinleyeni rahatlatır. Bu ifade, endişenin birini uyanık tutması imgesine dayanır; ancak cümle uyku konusunda tavsiye vermez. Yeniden kullanılabilen kalıp “be + nothing to lose sleep over” şeklindedir ve bir kaygıyı küçük veya başa çıkılabilir olarak niteler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “fazla endişelenmeye değmez” anlamındaki uyku temalı deyimle tamamlayın: The small typo is ____.
Cevabı göster
nothing to lose sleep over
we should continue to demand strict standards for our food.
4:20gıda için katı standartlar talep etmeye devam etmeliyiz.
All pesticides are regulated and tested very strictly in the EU and the US.
4:24Tüm pestisitler AB ve ABD'de çok sıkı bir şekilde düzenlenmekte ve test edilmektedir.
thousands of food samples are screened for pesticides.
4:31binlerce gıda örneği pestisitler için taranır.
The majority of samples have no residues or just a fraction of the tolerance level.
4:34Örneklerin çoğunda kalıntı yoktur ya da tolerans seviyesinin sadece küçük bir kısmıdır.
contamination from bacteria and fungi is much more dangerous,
4:41bakteri ve mantar kontaminasyonu çok daha tehlikelidir,
be it A or B: A da olsa B de olsa
Be it A or B, “whether it is A or B”, yani “A ya da B olması fark etmeksizin” anlamına gelen resmî bir ödünleme kalıbıdır. Buradaki be, kalıplaşmış bir subjunctive fiil biçimidir; emir değildir. Bu cümlede organic food ve regular food iki seçenektir ve bulaşma riskiyle ilgili aynı ifade her ikisi için de geçerlidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şöyledir: ana ifade, be it A or B.
Alıştırma
Cümleyi be it A or B kalıbıyla tamamlayın: “The rule applies to every applicant, ____ a beginner or an expert.”
Cevabı göster
be it
a meta-analysis looked at organic farming in detail Kelime
4:56bir meta-analiz organik tarıma ayrıntılı olarak baktı
meta-analysis: meta-analiz
Meta-analysis veya meta-analiz, benzer bir soruyu ele alan birden çok araştırmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştiren bir araştırma yöntemidir. Tek bir araştırmaya göre daha geniş bir kanıt tabanından genel bir etki tahmini yapabilir. Burada looked at organic farming in detail, sonucun yalnızca bir deneyden değil, çok sayıda araştırmanın sentezinden geldiğini belirtir. Meta-analiz normalde istatistiksel birleştirme içerir; bu terim her genel inceleme için kullanılmamalıdır.
Alıştırma
Bir meta-analysis çalışmasının ne yaptığını hangi açıklama doğru biçimde gösterir?
- 30 katılımcılı tek bir deneyi bildirir.
- Birkaç makale hakkında gayriresmî bir görüş sunar.
- Karşılaştırılabilir 24 çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştirir.
Cevabı göster
Karşılaştırılabilir 24 çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştirir.
and analyzed organic and regular foods from over 700 production sources
5:00ve 700'den fazla üretim kaynağından organik ve normal gıdaları analiz etti
energy consumption and land needs.
5:07enerji tüketimi ve arazi ihtiyaçları gibi kategoriler üzerindeki etkilerini analiz etti.
no production method is clearly better for the environment.
5:11hiçbir üretim yöntemi çevre için açıkça daha iyi değildir.
Organic systems use less energy than conventional ones,
5:15Organik sistemler geleneksel olanlara göre daha az enerji kullanır,
but need much more land to produce the same amount of crop.
5:24ancak aynı miktarda mahsul üretmek için çok daha fazla araziye ihtiyaç duyar.
These mixed results were also confirmed by a report from the Swedish Food Agency.
5:28Bu karışık sonuçlar İsveç Gıda Ajansı'nın bir raporuyla da doğrulandı.
Organic and regular were equal in most regards. Kalıp ifadeler
5:33Organik ve normal, çoğu açıdan eşitti.
equal in most regards: çoğu açıdan eşit
equal in most regards ifadesi, iki şeyin karşılaştırılan alanların çoğunda aynı veya yaklaşık olarak eşit olduğunu belirtir. İstisnalara yer bıraktığı için her açıdan tamamen aynı oldukları anlamına gelmez. Bu kalıpta regards, yönler veya karşılaştırma noktaları demektir. Send my regards ifadesinde iyi dilek ve selam anlamı taşıyan regards ile aynı değildir.
Alıştırma
İki tasarımın rengi, fiyatı ve boyutu aynı, ancak biri daha fazla enerji kullanıyor. Karşılaştırmayı doğru özetleyen cümle hangisidir?
- They send their regards.
- They are equal in most regards.
- They are equal in every regard.
Cevabı göster
They are equal in most regards.
conventional farming actually has a little bit less impact on the environment compared to organic.
5:49geleneksel tarım aslında oraniğe kıyasla çevre üzerinde biraz daha az etkiye sahiptir.
organic food isn't superior to regular produce as far as we know. Kalıp ifadeler
5:56bildiğimiz kadarıyla organik gıda, normal ürünlerden üstün değildir.
The bottom line is: en önemli sonuç şu
The bottom line is ifadesi bir özetleme işareti olarak kullanılır. Dinleyiciye destekleyici ayrıntıları geride bırakıp konuşanın en önemli sonucuna odaklanmasını söyler. Bu cümlede, önceki karşılaştırmadan çıkan pratik sonuç tanıtılır. Bottom line burada sayfanın altındaki bir çizgi değildir; finans alanında net kâr anlamına gelebilse de bu bağlamda nihai ana noktayı ifade eder.
Alıştırma
Birkaç avantajı ve dezavantajı açıkladınız. En önemli nihai sonucunuzu açıkça bildiren başlangıç hangisidir?
- On the other hand, this plan will cost too much.
- For example, this plan will cost too much.
- The bottom line is, this plan will cost too much.
Cevabı göster
The bottom line is, this plan will cost too much.
Bir iddiayı as far as we know ile sınırlamak
“As far as we know” bir iddiayı şu anda mevcut olan bilgilerle sınırlar. İfadenin güncel bilgilerle desteklendiğini, sonsuza kadar doğru kalacağının garanti edilmediğini anlatır. Bu kalıpta far fiziksel mesafeyi değil, bilinenlerin kapsamını belirtir. Konuşan kişi, gelecekteki kanıtların sonucu değiştirebilmesine yer bırakır.
Alıştırma
“Şu an sahip olduğumuz bilgilere göre” anlamındaki standart dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The lake is safe for swimming, ____.
Cevabı göster
as far as we know
But organic agriculture also has an impact at a broader level. Kalıp ifadeler
6:01Ancak organik tarımın daha geniş bir seviyede de etkisi vardır.
Analizi at a broader level ile genişletmek
“At a broader level” tartışmanın ölçeğinin değiştiğini gösterir. Odak, tek bir doğrudan ayrıntıdan veya yerel etkiden daha geniş bir sisteme, bağlama ya da sonuçlar bütününe geçer. Burada broader ve level mecazidir: analiz fiziksel olarak daha geniş veya daha yüksek bir yeri değil, daha fazla etkeni kapsar. Bu cümlede kalıp, dinleyiciyi tek tek ürünlerin ötesindeki etkilere hazırlar.
Alıştırma
Yerel bir etkiden daha geniş bir sistem bakışına geçildiğini en iyi hangi ifade gösterir? The new bus route saves students time. ____, it may change traffic across the whole town.
- At a broader level
- For example
- In contrast
Cevabı göster
At a broader level
and the struggle to supply the market can lead to production methods that are less sustainable in other ways.
6:07ve pazara tedarik sağlama mücadelesi, diğer şekillerde daha az sürdürülebilir olan üretim yöntemlerine yol açabilir.
grows tons of regular and organic vegetables destined for export Kelime
6:14ihracata yönelik tonlarca normal ve organik sebze yetiştiriyor
destined for export: dış pazar için planlanmış
Destined for export ifadesinde destined, “belirli bir varış noktası veya kullanım için planlanmış” anlamına gelir. Sebzeler başka ülkelerde satılmak üzere üretilmektedir; cümle onların çoktan gönderildiğini söylemez. be destined for + isim yapısı, malların, malzemelerin veya paranın planlanan varış noktasını ya da kullanımını belirtebilir. Buradaki for export, amaçlanan kullanımı ifade eder; bir kişinin kaderinden söz etmez.
Alıştırma
Hangi cümle domateslerin yurt dışında satılmasının planlandığını, ancak henüz gönderilmemiş olabileceklerini ifade eder?
- These tomatoes are destined for export.
- These tomatoes have already arrived overseas.
- These tomatoes were imported yesterday.
Cevabı göster
These tomatoes are destined for export.
in vast greenhouse areas which use a lot of energy
6:18çok fazla enerji kullanan geniş sera alanlarında
such as significantly higher greenhouse gas emissions.
6:23önemli ölçüde daha yüksek sera gazı emisyonları gibi.
And because growing demand can't be covered by domestic production,
6:28Ve artan talep yerel üretimle karşılanamadığı için,
the global trade and organic foods is also increasing.
6:31organik gıdaların küresel ticareti de artıyor.
As supply chains get more and more complex to make all kinds of foods available in organic quality, Dilbilgisi
6:35Her türlü gıdayı organik kalitede sunmak için tedarik zincirleri giderek daha karmaşık hale geldikçe,
ensuring organic quality standards and regulations gets ever more difficult.
6:41organik kalite standartlarını ve düzenlemelerini sağlamak her zamankinden daha da zorlaşıyor.
As ... gets more and more ..., ... gets ever more ...: bağlantılı iki artan eğilim
Burada As, “bir değişim gerçekleşirken veya ilerledikçe” anlamına gelir. As ile başlayan yan cümle gelişen ilk eğilimi tanıtır: tedarik zincirleri giderek daha karmaşık hâle gelir. Ana cümle ise onunla birlikte gelişen ikinci eğilimi sunar: organik standartlara ve düzenlemelere uyulmasını sağlama işi gittikçe daha zorlaşır. Bağlam ayrıca ilk eğilimin ikinciye katkıda bulunduğunu düşündürür. More and more + sıfat ve ever more + sıfat yapılarının ikisi de “giderek daha” anlamına gelir. Bu kalıp iki aşamalı değişimi birbirine bağlamak için kullanışlıdır: As X gets more and more A, Y gets veya becomes ever more B.
Alıştırma
Hangi cümle bağlantılı iki eğilimi göstermek için bu kalıbı doğru kullanır?
- As the city gets more and more crowded, finding an affordable apartment becomes ever more difficult.
- Because the city gets ever crowded, finding an apartment becomes more and difficult.
- As the city more and more crowded, finding an affordable apartment ever more difficult.
Cevabı göster
As the city gets more and more crowded, finding an affordable apartment becomes ever more difficult.
where conventional food was labeled and sold as expensive organic produce. Dilbilgisi
6:49geleneksel gıdaların etiketlenip pahalı organik ürünler olarak satıldığı yerlerde.
pahalı organik ürün olarak etiketlendi ve satıldı
Tek yardımcı fiil olan was, iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır: was labeled ve was sold. Bu sıralı edilgen yapı, dolandırıcılığı kimin yaptığına değil, geleneksel gıdaya ne yapıldığına odaklanır. Burada as, gıdanın alıcılara hangi kimlikle sunulduğunu belirtir. Gıda, pahalı organik ürün olarak sunulmuştur; as burada çünkü veya iken anlamına gelmez.
Alıştırma
labeled and sold as kullanarak basit geçmiş zamandaki edilgen yapıyı tamamlayın: Yesterday, the ordinary juice ____ premium organic juice.
Cevabı göster
was labeled and sold as
But organic versus conventional food isn't even an objective discussion.
6:54Ancak organikle geleneksel gıda karşılaştırması nesnel bir tartışma bile değildir.
People want to do the correct thing for the health of their children
7:08İnsanlar çocuklarının sağlığı için doğru olanı yapmak isterler
But our instinct to think of organic as good and conventional as bad
7:14Fakat organiği iyi ve gelenekseli kötü olarak düşünme içgüdümüz
can get in the way of making the most reasonable decision. Deyimler
7:19en makul kararı vermenin önünde engel olabilir.
get in the way of: engel olmak
Get in the way of, bir şeye engel olmak veya onu daha zor hâle getirmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, iyi-kötü şeklindeki içgüdüsel ayrım makul karar vermeyi engeller; fiziksel olarak yolu kapatan bir şey yoktur. of sonrasında isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: get in the way of progress, get in the way of us, get in the way of making a decision.
Alıştırma
Bir şeye engel olmak anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Fear can ____ asking for help.
Cevabı göster
get in the way of
The solution could be to stop seeing organic and conventional farming as irreconcilable. Dilbilgisi
7:23Çözüm, organik ve geleneksel tarımı uzlaşmaz olarak görmekten vazgeçmek olabilir.
stop seeing A as B: A’yı B olarak görmeyi bırakmak
See A as B, A’yı B olarak anlamak, değerlendirmek veya sınıflandırmak demektir. Burada A organik ve geleneksel tarım, B ise irreconcilable, yani bir araya getirilemeyecek kadar karşıt olmalarıdır. Stop seeing gözle görmeyi bırakmak anlamına gelmez. Stop + -ing, devam eden bir eylemi veya düşünme biçimini sona erdirmeyi belirtir; dolayısıyla cümle bu düşünce çerçevesinden vazgeçmeyi önerir.
Alıştırma
Cümleyi stop seeing ve irreconcilable sıfatıyla tamamlayın: We should ____ the two plans ____.
Cevabı göster
stop seeing · as irreconcilable
pros and cons: artılar ve eksiler
Pros and cons, avantajlar ve dezavantajlar anlamına gelen kalıplaşmış bir ikilidir. Pros olumlu noktaları, cons ise olumsuz noktaları belirtir. Bu ifade dengeli bir değerlendirme sunar ve seçenekleri karşılaştırırken veya ne yapılacağına karar verirken sıkça kullanılır. Genellikle have, consider, discuss veya weigh gibi fiillerden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi advantages and disadvantages anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Before choosing a new phone, compare the ____.
Cevabı göster
pros and cons
and the best way to produce healthy food efficiently would be a combination of their best features.
7:31ve sağlıklı gıdayı verimli bir şekilde üretmenin en iyi yolu, en iyi özelliklerinin birleşimi olacaktır.
as for: belirli bir alt konuya geçiş
Bu cümlede as for, konuşmayı genel meseleden belirli bir alt konuya, yani dinleyicinin kişisel alışverişine yöneltir. Yaklaşık olarak şimdi ... konusuna gelirsek anlamındadır ve sırada neyin konuşulacağını gösterir. Yapı as for + isim öbeğidir. Bilgiyi düzenler; neden bildirmez, bu yüzden because of ile aynı değildir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki yeni bir alt konuya geçiş yapan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We have agreed on the date. ____ the location, we still need to decide.
Cevabı göster
As for
what food you should buy depends on what you expect from it. Dilbilgisi
7:39hangi gıdayı satın almanız gerektiği ondan ne beklediğinize bağlıdır.
what food you should buy depends on what you expect: gömülü what yan cümleleri
Cümle şu yapıyı izler: what food you should buy + depends on + what you expect from it. İlk what yan cümlesi depends fiilinin öznesidir; ikinci what yan cümlesi ise on edatının nesnesidir. Her what yan cümlesi açık bir soruyu isim gibi çalışan bir birime dönüştürür: hangi yiyeceği almanız gerektiği ve beklediğiniz sonuç. Bunlar doğrudan soru değil, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş yan cümleler olduğu için what food you should buy ve what you expect şeklinde bildirme cümlesi söz dizimini kullanır; what food should you buy veya what do you expect kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle iki gömülü what yan cümlesinde de bildirme cümlesi söz dizimini doğru kullanır?
- What laptop you should buy depends on what do you need it for.
- What laptop should you buy depends on what you need it for.
- What laptop you should buy depends on what you need it for.
Cevabı göster
What laptop you should buy depends on what you need it for.
you should buy more fruit and veggies of any kind,
7:46her türden daha fazla meyve ve sebze almalısınız,
then simply buying organic won't solve this problem for you.
7:53o zaman sadece organik ürün satın almak bu sorunu sizin için çözmeyecektir.
The easiest option is to buy local food that's in season. Kelime
7:57En kolay seçenek, mevsiminde olan yerel gıdaları almaktır.
gıdaların doğal olarak mevsiminde olduğunu anlatan in season
Gıda bağlamında in season, bir meyvenin, sebzenin veya başka bir yiyeceğin yerel yetiştirme döngüsüne göre yılın o döneminde doğal olarak bulunabildiğini belirtir. Burada normal hasat döneminde satın alınabilen yerel yiyecekleri anlatır. Bu, sabit bir durum ifadesidir: food is in season. Araya the eklenmez; in the season, yalnızca güncel doğal bulunabilirliği değil, daha önce belirlenmiş belirli bir mevsimi ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “yılın bu döneminde doğal olarak bulunabilen” anlamındaki iki kelimelik sabit ifadeyle tamamlayın: These strawberries taste best when they are ____.
Cevabı göster
in season
seasonal is the true organic ile retorik yeniden tanımlama
X is Y kalıbı, bir düşünceyi başka bir düşüncenin belirleyici biçimi olarak sunar. Burada seasonal, yiyecekleri doğal yetişme zamanlarına uygun biçimde seçmeyi temsil ederken the true organic, konuşmacının çevre açısından daha gerçekten sorumlu gördüğü seçime verdiği retorik bir etikettir. Kısa bağ fiilli cümle, konuşmacının savını slogan benzeri bir sonuca sıkıştırır. Bu, yasal veya sertifikayla ilgili bir tanım değildir ve mevsimindeki her yiyeceğin organik etiketi taşıdığını iddia etmez.
Alıştırma
Konuşmacı Seasonal is the true organic cümlesiyle ne yapıyor?
- Mevsiminde beslenmeyi çevre açısından daha gerçekten sorumlu ilke olarak retorik biçimde sunmak
- Mevsimlik yiyecekleri resmî olarak organik yapan yasal bir tanım vermek
- Organik yiyeceklerin yalnızca tek bir mevsimde bulunduğunu söylemek
Cevabı göster
Mevsiminde beslenmeyi çevre açısından daha gerçekten sorumlu ilke olarak retorik biçimde sunmak
Nihai özeti bildiren To sum up
“To sum up” bir söylem işaretidir: Dinleyiciye veya okuyucuya, konuşmacının destekleyici ayrıntılardan ana sonuca geçtiğini bildirir. Burada sum up, “ana noktaları kısaca belirtmek” demektir; sayıların toplamını hesaplamak anlamına gelmez. Cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanıldığında, sonraki ifadeyi nihai sonuç olarak öne çıkarır.
Alıştırma
Konuşmacının kısa bir nihai sonuç vereceğini en iyi belirten geçiş ifadesi hangisidir?
- On the other hand,
- For example,
- To sum up,
Cevabı göster
To sum up,
not a security certificate or a silver bullet for your diet. Deyimler
8:09diyetiniz için bir güvenlik sertifikası veya sihirli bir değnek değil.
Üretim bildirimi, güvenlik sertifikası değil
“X is A, not B” kalıbı önce doğru kategoriyi verip ardından yanlış olanı reddederek bir varsayımı düzeltir. Bu cümlede organik etiketi, belirli üretim kurallarına uyulduğunu bildirir; ancak tek başına ürünün tamamen güvenli olduğunu garanti eden bir sertifika değildir. “Manufacturing notice”, konuşmacının bu bilgi verme işlevi için kullandığı gündelik bir tanımdır; yasal bir belgenin resmî adı olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi yorum cümlenin anlamıyla en iyi eşleşir?
- Etiket, ürünün nasıl üretildiği hakkında hiçbir şey açıklamaz.
- Etiket, ürünün hiçbir güvenlik riski taşımadığına dair resmî bir sözdür.
- Etiket, üretim standartları hakkında bilgi verir; ancak tek başına tam güvenliği garanti etmez.
Cevabı göster
Etiket, üretim standartları hakkında bilgi verir; ancak tek başına tam güvenliği garanti etmez.
a silver bullet for: tek ve eksiksiz bir çözüm
Bu cümlede a silver bullet, zor bir sorunu tamamen çözen tek ve basit bir çözüm anlamına gelir. Bu bir mecazdır; gerçek bir mermiden söz edilmez. Olumsuz ifade, organik etiketin tek başına sağlıklı bir beslenme düzenini garanti edemeyeceğini anlatır. Daha genel olarak a silver bullet for X, X'in bütün karmaşıklığını çözmesi beklenen tek bir önlemdir.
Alıştırma
Tek ve eksiksiz bir çözüm anlamındaki mecazı tamamlayın: There is no silver ____ for improving public health.
Cevabı göster
bullet
What you eat is much more important than how it's produced. Dilbilgisi
8:14Ne yediğiniz, onun nasıl üretildiğinden çok daha önemlidir.
What you eat ... how it's produced: içerik ile süreci karşılaştırmak
What you eat ve how it's produced isim cümlecikleridir: ilki yiyeceğin kendisini, ikincisi ise üretim yöntemini belirtir. Doğrudan soru değil, daha büyük bir ifadenin parçaları oldukları için düz cümle sözcük dizilişini kullanırlar. X is much more important than Y kalıbı güçlü bir karşılaştırma yapar. Much, more important karşılaştırma yapısını güçlendirerek “çok daha önemli” anlamı verir; büyük bir miktarı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle isim cümleciklerini ve güçlü bir karşılaştırmayı doğru kullanıyor?
- What the device does is much more important than how it looks.
- What the device does is very more important than how it looks.
- What does the device do is much more important than how does it look.
Cevabı göster
What the device does is much more important than how it looks.