Loki miti ve ölümcül ökseotu - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
713 kelime 140 kel/dk

Video özeti: Baldur’un ölümünü haber veren rüyaları Frigg’i evrensel koruma aramaya iter; ancak Loki gözden kaçan ökse otunu kullanarak Baldur’un ölümüne yol açar, Hel’den dönüşünü engeller ve sonunda tanrılar tarafından cezalandırılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Determined to protect her son from these grim prophecies, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki sıfat öbeğinin, ana eylemden önce bir karakterin kararlılığını ve gerekçesini nasıl verdiğini öğrenin. Bu özlü kalıpla mitlerde, biyografilerde ve diğer anlatılarda kesin bir kararı ardından gelen eyleme doğal biçimde bağlayabilirsiniz. 2. despair swept over the crowd. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: sweep over ifadesinin duyguyu bütün bir topluluğa hızla yayılan bir güç gibi gösterdiğini anlayın. Böylece kişileştirmeyi tanıyabilir ve herkesin üzüldüğünü söylemekle yetinmek yerine ani bir toplu tepkiyi daha canlı anlatabilirsiniz. 3. dousing Asgard's brightest light. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Asgard’ın en parlak ışığını söndürmenin Baldur’u öldürmeyi dolaylı olarak temsil ettiğini görün. Işığın yaşamı, umudu ve iyiliği simgelediğini bilmek, ölüm ya da kayıpla ilgili edebî betimlemeleri yorumlamanıza ve benzer anlamlı metaforlar kurmanıza yardımcı olur.

Bu derste

Baldur, son of All-Father Odin Kültür

0:07

Yüce Baba Odin'in

Kültür

son of All-Father Odin: Odin'in mitolojik unvanı olarak All-Father

Bu ifadede All-Father, Odin'in mitolojik bir unvanıdır. Onu İskandinav tanrıları arasında baba konumundaki bir figür olarak sunar; Odin'in kelimenin gerçek anlamıyla herkesin biyolojik babası olduğunu söylemez. son of + unvan + ad kalıbı, Baldur'u hem akrabalık ilişkisi hem de statü üzerinden tanıtır. Unvan, tanıtıma yüce ve mitolojik bir hava katar.

Alıştırma

Bu cümlede All-Father ne anlama geliyor?

  1. Herhangi birinin babası için kullanılan gündelik bir ifade
  2. Odin'i tanrılar arasında baba konumunda gösteren mitolojik bir unvan
  3. Baldur'un bütün ailesinin adı
Cevabı göster

Odin'i tanrılar arasında baba konumunda gösteren mitolojik bir unvan

and Queen Frigg,

0:10

ve Kraliçe Frigg'in oğlu,

husband of Nanna,

0:11

Nanna'nın kocası,

the peaceful and God of truth and light,

0:13

hakikatin ve ışığın barışçıl tanrısı Baldur,

was the gentlest and most beloved being in all of Asgard. Dilbilgisi

0:16

tüm Asgard'daki en nazik ve en sevilen varlıktı.

Dilbilgisi

the gentlest and most beloved ... in all of Asgard: iki üstünlük ifadesi ve tam karşılaştırma kapsamı

The gentlest ve most beloved, aynı isim olan being'i niteleyen ve yan yana bağlanan iki üstünlük ifadesidir. Gentlest, yumuşak huyluluğun en yüksek derecesini; most beloved ise karşılaştırma grubundaki herkesten ya da her şeyden daha çok sevilmeyi anlatır. In all of Asgard karşılaştırma grubunu belirler ve kapsamın tamamını vurgular. Yeniden kullanılabilecek kalıp the + üstünlük bildiren niteleme + isim + in all of + yer veya grup şeklindedir.

Alıştırma

Bu üstünlük kalıbını kapsam ifadesiyle tamamlayın: the + superlative + noun + in all of + range. She was the most trusted guide ____ the kingdom.

Cevabı göster

in all of

In his great hall of Breidablik,

0:21

Breidablik'teki büyük salonunda,

Baldur's soothing presence eased his subjects' woes, Kalıp ifadeler

0:23

Baldur'un yatıştırıcı varlığı tebaasının dertlerini hafifletirdi,

Kalıp ifadeler

soothing presence eased ... woes: huzur veren bir varlık dertleri hafifletir

“soothing presence” ifadesindeki soothing, Baldur'un yalnızca orada bulunarak yarattığı sakinleştirici etkiyi anlatır. Eased burada “şiddetini azalttı” anlamına gelen bir fiildir; his subjects' woes ise onun yönetimi altındaki insanların acılarını ya da dertlerini ifade eder. Cümle, rahatlamanın nedeni olarak belirli bir eylemi değil, onun varlığını gösterir. Daha genel olarak ease, rahatlatan bir kaynağı şiddeti azalan acı, kaygı veya gerginlikle ilişkilendirebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede ease, “ağrı, kaygı veya gerginliğin şiddetini azaltmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The puzzle was easy after the hint.
  2. She eased the box onto the floor.
  3. The warm bath eased the tension in my shoulders.
Cevabı göster

The warm bath eased the tension in my shoulders.

but lately he was plagued by troubles of his own. Deyimler

0:27

ancak son zamanlarda kendi dertleriyle boğuşuyordu.

Deyimler

was plagued by troubles of his own: sürekli kişisel sorunlarla boğuşmak

Was plagued by edilgen bir yapıdır. Plague burada “tekrar tekrar veya uzun süre boyunca sıkıntı vermek” anlamındaki bir fiildir. Bu benzetme, troubles sözcüğünü kurtulması zor ve sürekli rahatsız eden bir güç gibi gösterir. Of his own, bu dertlerin Baldur'un kendisine ait olduğunu belirtir. Bu ifade, onun kişisel güçlüklerini başkaları için hafiflettiği acılarla karşılaştırır.

Alıştırma

“Tekrar tekrar sıkıntı çekiyordu” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The project was ____ repeated delays.

Cevabı göster

plagued by

Every night Baldur had gruesome visions

0:31

Baldur her gece korkunç görüler görüyor

foretelling his own imminent death. Kelime

0:33

ve bu görüler yaklaşmakta olan kendi ölümünü haber veriyordu.

Kelime

imminent death: yakın, ancak mutlaka hemen değil

Imminent death ifadesinde imminent, bir şeyin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiği anlamına gelir. Genellikle tehlike veya tehdit hissi taşır; bu nedenle ifade, ölümün yaklaşmakta olduğunu anlatır. Imminent kesin bir anı değil, zaman bakımından yakınlığı belirtir. Burada görümler Baldur'un ölümünün yaklaştığına işaret eder, ancak sözcük bunun hemen gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Örnekte imminent death ne anlama geliyor?

  1. gerçekleşmesi çok yakın olan ölüm
  2. uzak gelecekte gerçekleşebilecek ölüm
  3. zaten gerçekleşmiş olan ölüm
Cevabı göster

gerçekleşmesi çok yakın olan ölüm

Determined to protect her son from these grim prophecies, Dilbilgisi

0:37

Oğlunu bu acımasız kehanetlerden korumaya kararlı olan

Dilbilgisi

Determined to ...: ana eylemden önce motivasyonu belirtmek

Determined to protect her son from these grim prophecies, ana cümleden önce yer alan bir sıfat öbeğidir. Ardından gelen ana cümlenin öznesi Kraliçe Frigg'i tanımlar ve onun ne yaptığını anlatmadan önce kararlı durumunu ve amacını verir. Bu öbek tek başına tam bir yüklem değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp Determined to + fiilin yalın biçimi, + özne + ana fiil şeklindedir; determined sözcüğünün örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi Determined to ve protect her team sözlerini kullanarak tamamlayın: ____, Maya reported the threat immediately.

Cevabı göster

Determined to protect her team

Queen Frigg traveled across the Nine Realms, Kültür

0:41

Kraliçe Frigg Dokuz Diyar'ı dolaştı,

Kültür

across the Nine Realms: Dokuz Diyar'ın dört bir yanında

Bu İskandinav mitolojisi bağlamında büyük harfle yazılan the Nine Realms adı, mitolojik evreni oluşturan dokuz dünyayı ifade eder; dokuz modern ülkeyi veya idari bölgeyi değil. Across the Nine Realms, Frigg'in yolculuğunun bu mitolojik dünyanın tamamına yayıldığını göstererek çabasının ne kadar büyük olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede the Nine Realms neyi ifade eder?

  1. İskandinav mitolojisindeki dokuz dünya
  2. Bir saraydaki dokuz oda
  3. Dokuz modern ülke
Cevabı göster

İskandinav mitolojisindeki dokuz dünya

begging all living things not to harm Baldur. Dilbilgisi

0:45

tüm canlılara Baldur'a zarar vermemeleri için yalvardı.

Dilbilgisi

beg + nesne + not to + fiilin yalın hâli

Beg someone not to do something, bir kişi ya da gruptan bir eylemi yapmamasını çok güçlü ve acil bir şekilde istemek demektir. Burada all living things, beg fiilinin nesnesidir; not to harm Baldur ise kaçınmaları istenen eylemi belirtir. not sözcüğünün yeri çok önemlidir: kalıp beg + nesne + not to + fiilin yalın hâli şeklindedir. not olmadan istek tam tersi anlama gelir.

Alıştırma

Bu acil olumsuz isteği beg + nesne + not to + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: The hikers begged the guide ____ leave them behind.

Cevabı göster

not to

Her grace moved each being she encountered, Kelime

0:48

Zarafeti karşılaştığı her varlığı etkiledi,

Kelime

moved each being: move fiilinin “duygulandırmak” anlamı

Burada moved, “güçlü bir duygusal tepki yarattı” veya “duygulandırdı” anlamına gelir. Her grace bu duygunun sebebidir; each being she encountered ise duyguyu yaşayan taraftır. Cümle, herhangi birinin fiziksel olarak yer değiştirmesini anlatmaz. Bu anlam; nezaket, müzik, hikâye veya konuşma gibi duygusal etki yaratan bir özneyle sık görülür: something moves someone. Genellikle bir şeyi yalnızca beğenmekten daha derin bir duygu ifade eder.

Alıştırma

Her grace moved each being she encountered cümlesindeki moved için hangi yorum doğrudur?

  1. Onun zarafeti, karşılaştığı her varlığı duygusal olarak etkiledi.
  2. Onun zarafeti, her varlığın daha hızlı hareket etmesini sağladı.
  3. Onun zarafeti, her varlığın fiziksel olarak yer değiştirmesini sağladı.
Cevabı göster

Onun zarafeti, karşılaştığı her varlığı duygusal olarak etkiledi.

every animal and element,

0:51

her hayvan ve element,

every plague and plant,

0:53

her salgın hastalık ve bitki,

every blade and bug

0:55

her çim yaprağı ve böcek

gladly gave their word. Deyimler

0:57

seve seve söz verdi.

Deyimler

gave their word: give one's word ile söz vermek

gave their word, give one's word kalıbının geçmiş zaman biçimidir. Bu deyim “ciddi bir söz verdi” veya “güvence verdi” anlamına gelir. Buradaki word, söylenen tek bir kelimeyi değil, verilen sözü ifade eder. İyelik sözcüğü, sözü veren kişiye göre değişir: I give my word, she gave her word ve they gave their word. Bu cümlede their, çoğul sıralamayla uyumludur; gladly ise sözün gönüllü ve memnuniyetle verildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef deyimin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: They ____ that they would keep the plan secret.

Cevabı göster

gave their word

Frigg returned to Breidablik

1:00

Frigg Breidablik'e döndü

and threw a great feast to celebrate. Kalıp ifadeler

1:02

ve bunu kutlamak için büyük bir ziyafet verdi.

Kalıp ifadeler

threw a great feast: büyük bir şölen vermek

threw a great feast ifadesinde threw, throw fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “havaya bir şey fırlattı” değil, “düzenledi ve ev sahipliği yaptı” anlamına gelir. İfadenin tamamı, Frigg’in kutlama amacıyla büyük bir yemek verdiğini anlatır. Throw a feast, başka durumlara aktarılabilen bir fiil–isim birlikteliğidir. Great şölenin görkemli veya etkileyici olduğunu, to celebrate ise şölenin amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi öğrenilen ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: To celebrate the harvest, the village ____.

Cevabı göster

threw a feast

Wine flowed freely

1:05

Şaraplar su gibi aktı

and soon the gods took turns testing Baldur's immunity. Kalıp ifadeler

1:06

ve çok geçmeden tanrılar sırayla Baldur'un bağışıklığını test ettiler.

Kalıp ifadeler

took turns testing Baldur's immunity: Baldur’u sırayla sınamak

Take turns doing something, iki veya daha fazla kişinin aynı etkinliği birbiri ardına yapması anlamına gelir. Bu cümlede tanrıların hepsi Baldur’u aynı anda sınamadı; her biri sırası geldiğinde onu sınadı. Yapı take turns + -ing biçimidir. Burada take, geçmiş zaman biçimi olan took hâline gelir ve testing tekrarlanan etkinliği belirtir. Bu yapıda turns ismi çoğul kalır; yön değiştirmeyi değil, harekete geçme sırasını veya fırsatını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi take turns ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During rehearsal, the actors ____ reading the lines aloud.

Cevabı göster

took turns

Lurking in the corner, Dilbilgisi

1:11

Köşede pusuda bekleyen

Dilbilgisi

Lurking in the corner: cümle başında -ing öbeği

Cümle başındaki şimdiki zaman ortaç öbeği Lurking in the corner, Loki'nin bir köşede gizlendiğini ya da fark edilmeden durduğunu, çoğu zaman da izlediğini veya beklediğini anlatır. Ana eylemden önce onun durumunu ve yerini belirtir. Buradaki Lurking, tam bir cümlenin çekimli fiili değildir. Lurking eylemini yaptığı anlaşılan kişi, ardından gelen ana cümlenin öznesi Loki olmalıdır. Böylece anlatıcı, karakterin ne yaptığını söylemeden önce sahneyi kısa ve etkili biçimde kurar.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümlenin öznesini tanımlamak için cümle başındaki -ing öbeğini doğru kullanıyor?

  1. Lurking behind the curtain, the spy listened quietly.
  2. Lurking behind the curtain, there was a quiet conversation.
  3. Lurking behind the curtain, the conversation sounded suspicious.
Cevabı göster

Lurking behind the curtain, the spy listened quietly.

Loki rolled his eyes. Deyimler

1:13

Loki gözlerini devirdi.

Deyimler

rolled his eyes: rahatsızlık veya inanmama jesti

Rolled his eyes, Loki'nin gözlerini yukarı çevirmesini ya da döndürmesini görünür bir tepki olarak anlatır. Bu bağlamda bu yerleşik jest, tarafsız bir göz hareketinden farklı olarak rahatsızlık, inanmama, sabırsızlık veya küçümseme ifade eder. Tekrar kullanılabilen kalıp roll + iyelik belirleyicisi + eyes biçimindedir: I rolled my eyes; she rolled her eyes. İyelik sözcüğü, hareketi yapan kişiye göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi roll one's eyes ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle ve Nina'ya uygun iyelik sözcüğüyle tamamlayın: After hearing the same excuse for the third time, Nina ____.

Cevabı göster

rolled her eyes

The trickster god had never cared for Baldur the bright Notlar

1:15

Düzenbaz tanrı parlak Baldur'u hiçbir zaman umursamamıştı

Öbek fiiller

had never cared for: “hiç hoşlanmamıştı” anlamı

had never cared for Baldur ifadesinde care for, “hoşlanmak” veya “birine karşı olumlu duygular beslemek” anlamındadır. Cümle, hilebaz tanrının hikâyenin bu noktasından önce hiçbir zaman Baldur'dan hoşlanmadığını söyler. Care for, “bakımını üstlenmek” anlamına da gelebilir; ancak burada Baldur'a yönelik bir tutum anlatıldığı, bakım sorumluluğundan söz edilmediği için bu yorum uygun değildir. “Hoşlanmak” anlamı özellikle olumsuz cümlelerde ve sorularda yaygındır ve genellikle dislike ya da hate kadar sert duyulmaz.

Alıştırma

Bu cümlede had never cared for Baldur ne anlama gelir?

  1. Baldur için hiç kaygılanmamıştı.
  2. Baldur'dan hiç hoşlanmamıştı.
  3. Baldur'a hiç bakmamıştı.
Cevabı göster

Baldur'dan hiç hoşlanmamıştı.

Kültür

Baldur the bright: Destansı bir lakap olarak Name + the + adjective

Baldur the bright, Name + the + adjective kalıbını izler. Bright, Baldur'un adına eklenen betimleyici bir unvan, yani bir lakap işlevi görür. Parlaklığı karakterin belirleyici bir özelliği olarak sunar ve bu mitolojik bağlamda, yalnızca o anda parlak göründüğünü söylemek yerine onu ışıkla ilişkilendirir. Bu kalıp anlatıma destansı veya efsanevi bir hava katar. Mitoloji, tarih veya fantastik eserler okurken ifadenin tamamını ad ve unvandan oluşan tek bir birim olarak tanıyın.

Alıştırma

Baldur the bright içindeki kalıp burada ne işe yarar?

  1. Herhangi bir sıfatın addan sonra geldiği normal modern dizilişi kullanır.
  2. Baldur'a belirleyici bir özelliğe dayanan destansı bir lakap verir.
  3. Baldur'un geçici olarak parlak ışık altında durduğunu söyler.
Cevabı göster

Baldur'a belirleyici bir özelliğe dayanan destansı bir lakap verir.

and found his new gift profoundly irritating. Dilbilgisi

1:18

ve onun bu yeni yeteneğini son derece sinir bozucu buluyordu.

Dilbilgisi

found his new gift profoundly irritating: find + nesne + sıfat

Bu cümlede found, bir şeyin yerini bulmak değil, onu belirli bir şekilde değerlendirmek veya öyle hissetmek anlamındadır. Yapı find + nesne + sıfat şeklindedir: his new gift nesnedir, irritating ise öznenin onu nasıl değerlendirdiğini anlatır. Profoundly, irritating sözcüğünü niteler ve değerlendirmeyi çok güçlü hâle getirir. Aktarılabilir kalıp find someone or something + adjective biçimindedir; örneğin find the task difficult.

Alıştırma

Bir değerlendirme ifade etmek için cümleyi find fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ the instructions surprisingly clear.

Cevabı göster

found

Surely there was a flaw in Frigg's plan. Kalıp ifadeler

1:22

Kesinlikle Frigg'in planında bir kusur vardı.

Kalıp ifadeler

flaw in Frigg's plan: a flaw in + soyut isim

A flaw in Frigg's plan, planın içindeki bir zayıflık veya kusur anlamına gelir. Flaw yalnızca bir nesnenin üzerindeki görünür bir izi anlatmaz; plan, argument, system veya design gibi soyut bir isimle kullanıldığında başarısızlığa ya da kötü işleyişe yol açabilecek bir özelliği belirtir. Yaygın kalıp a flaw in + isim şeklindedir; çünkü kusur, o planın, savın veya sistemin içinde bulunan bir şey olarak görülür.

Alıştırma

Cümleyi flaw ve doğru edatla tamamlayın: The reviewer noticed a serious ____ the proposal.

Cevabı göster

flaw in

Taking the form of an old woman, Kalıp ifadeler

1:25

Yaşlı bir kadın kılığına giren

Kalıp ifadeler

Taking the form of an old woman: yeni bir görünüme bürünmek

Take the form of, bir şeyin biçiminde veya görünümünde ortaya çıkmak ya da var olmak demektir. Burada taking the form of an old woman, kılık değiştirmek için yaşlı bir kadın görünümüne bürünmek anlamına gelir; form adlı bir belgeyi doldurmak veya yalnızca ona benzemek anlamında değildir. Baştaki -ing öbeği, ardından gelen eylemin hangi şekilde veya hangi durumda gerçekleştiğini belirtir. Öbeğin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır: Loki bu biçime girer ve ardından ana eylemleri gerçekleştirir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Their support ____ weekly phone calls.

Cevabı göster

took the form of

Loki crept to Frigg's side and feigned confusion. Kelime

1:27

Loki, Frigg'in yanına süzüldü ve kafası karışmış gibi yaptı.

Kelime

feigned confusion: bilerek kafası karışmış gibi görünmek

Feign, gerçekte var olmayan bir duyguyu, durumu veya tepkiyi kasıtlı olarak gerçekmiş gibi göstermek demektir. Bu nedenle feigned confusion, Loki'nin bilerek kafası karışmış gibi davrandığını anlatır; ifade gerçek bir kararsızlığı değil, aldatmayı gösterir. Burada feign geçişli bir fiildir ve confusion ismini doğrudan nesne olarak alır: feign + duygu veya durum. Bu kısa yapı anlatı dilinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Mia understood the instructions, but she ____ to make her friends laugh.

Cevabı göster

feigned confusion

Why were the gods attacking sweet Baldur,

1:32

Tanrılar neden tatlı Baldur'a saldırıyordu,

whom they all loved so dearly? Dilbilgisi

1:35

hepsinin bu kadar derinden sevdiği birine?

Dilbilgisi

whom they all loved so dearly: resmî nesne konumundaki ilgi zamiri

whom they all loved so dearly ifadesinde whom, Baldur'a gönderme yapar ve loved fiilinin nesnesidir: they all loved him. Virgül, bu ilgi cümleciğinin Baldur hakkında ek bilgi verdiğini gösterir; bir soru sormaz ve hangi Baldur'dan söz edildiğini belirlemek için gerekli bilgi sunmaz. Whom, who zamirinin resmî nesne biçimidir. Burada anlatıma daha edebî ve yazılı bir ton verir; aynı yapı resmî yazılarda bir kişi hakkında zorunlu olmayan ek bilgi vermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu resmî cümleyi nesne görevindeki ilgi zamiriyle tamamlayın: Dr. Lee, ____ everyone trusted, led the investigation.

Cevabı göster

whom

Frigg told her of the oaths,

1:38

Frigg ona yeminlerden bahsetti,

but the old woman pressed on. Öbek fiiller

1:41

ama yaşlı kadın ısrar etti.

Öbek fiiller

pressed on: bir engele rağmen devam etmek

Pressed on, press on öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada yaşlı kadının Frigg cevap verdikten sonra da soru sormaya veya konuşmayı ilerletmeye devam ettiği, yani durmadığı anlamına gelir. Daha genel olarak press on, zorluğa, dirence veya moral bozukluğuna rağmen bir eylemi ya da hedefi sürdürmek demektir. Burada bir nesneye fiziksel olarak basılmaz; on sözcüğü devam etme anlamını katar.

Alıştırma

'The first route was blocked, but the hikers pressed on,' cümlesinde pressed on ne anlama gelir?

  1. Engele rağmen devam ettiler.
  2. İlgisiz bir konuya geçtiler.
  3. Fiziksel bir düğmeye bastılar.
Cevabı göster

Engele rağmen devam ettiler.

"Surely you didn't receive a vow from everything?" Ton ve niyet

1:43

"Eminim her şeyden bir yemin almamışsınızdır?"

Ton ve niyet

Yönlendirici olumsuz soru olarak Surely you didn't ...?

Surely you didn't ...? kalıbında surely, konuşanın güçlü bir beklentisi olduğunu gösterir: konuşan, olumsuz düşüncenin doğru olması gerektiğine inanır. Bu cümlede Frigg'in gerçekten her şeyden yemin almış olamayacağı ima edilir. Soru, yanıtı zaten Frigg'in her şeyden yemin almadığı yönüne çektiği için tarafsız değildir. Loki bu soruyla Frigg'i bir istisna olduğunu kabul etmeye zorlar; burada surely yalnızca “kesinlikle” anlamına gelmez, yanıtı da yönlendirir.

Alıştırma

"Surely you didn't check every file by hand?" cümlesinde Surely you didn't ...? ne anlatır?

  1. Konuşan, her dosyanın elle kontrol edilmediğini düşünüyor ve bunu doğrulatmaya çalışıyor.
  2. Konuşan her dosyanın elle kontrol edildiğinden emin.
  3. Konuşan belirli bir yanıt beklemeden tarafsızca soruyor.
Cevabı göster

Konuşan, her dosyanın elle kontrol edilmediğini düşünüyor ve bunu doğrulatmaya çalışıyor.

she asked.

1:46

diye sordu.

Frigg shrugged.

1:48

Frigg omuz silkti.

The only being she hadn't visited was mistletoe. Dilbilgisi

1:49

Ziyaret etmediği tek varlık ökseotuydu.

Dilbilgisi

Tek bir istisnayı belirten The only ... was ...

Özne olan The only being she hadn't visited, önce tüm grubu tek bir üyeye indirir. Ana fiil was ise bu üyenin mistletoe olduğunu belirtir. mistletoe'yu tek istisna olarak işaretleyen sözcük only'dir. Aktarılabilir kalıp The only + isim + tanımlayıcı yan cümle + be + cevap şeklindedir. Tek bir eksikliği, sınırı veya açığı belirtmek için kullanılır. she hadn't visited içinde nesne görevindeki that veya whom ilgi zamiri düşürülmüştür: she hadn't visited [that being].

Alıştırma

Tek bir istisnayı belirtmek için The only ... was ... kalıbını tamamlayın: The ____ room we hadn't searched ____ the attic.

Cevabı göster

only · was

After all, Anlatım akışı

1:52

Sonuçta,

Anlatım akışı

After all, ile destekleyici bir gerekçe sunma

Burada After all, önceki ifadenin makul görünmesini sağlayan bir gerekçe sunar. Dinleyiciye, sıradaki sözlerin destekleyici bir açıklama ya da önemli bir gerçeği hatırlatma işlevi gördüğünü bildirir. Bu kullanımda zaman bakımından 'her şeyden sonra' anlamına gelmez. Cümlenin başında bu şekilde kullanıldığında 'nedeni şu...' ya da 'şunu unutma...' diye yorumlanabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda After all neyi belirtir?

  1. Önceki düşünceyi destekleyen bir gerekçe
  2. Bir dizideki son olay
  3. Zaman bakımından daha sonra gerçekleşen bir olay
Cevabı göster

Önceki düşünceyi destekleyen bir gerekçe

what god could fear a trifling weed? Notlar

1:53

hangi tanrı önemsiz bir ottan korkardı ki?

Ton ve niyet

Retorik soru olarak what god could ...?

Bu, bir tanrının adını öğrenmek için sorulan bir soru değil, retorik bir sorudur. Örtük yanıt 'hiçbiri'dir: Konuşan kişi, önemsiz bir ot olarak tanımlanan şeyden hiçbir tanrının korkamayacağını söylemektedir. Açıkça olasılık dışı bir varsayımda what + isim + could + fiil...? biçimi, düşünceyi imkânsız veya saçma olarak sunar. Burada küçümseme de vardır: Otun trifling olarak nitelenmesi, konuşan kişinin tehlikeyi hafife aldığını gösterir.

Alıştırma

Bu retorik soru gerçekte ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi hiçbir tanrının böylesine önemsiz bir ottan korkamayacağını düşünüyor.
  2. Konuşan kişi özellikle hangi tanrının korktuğunu öğrenmek istiyor.
  3. Konuşan kişi bütün tanrıların ottan korktuğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi hiçbir tanrının böylesine önemsiz bir ottan korkamayacağını düşünüyor.

Kelime

trifling weed: bir şeyi önemsiz görerek küçümsemek

trifling weed ifadesinde trifling, bir şeyin ciddi ilgiye değmeyecek kadar küçük veya önemsiz göründüğünü belirten bir sıfattır. weed sözcüğünü niteler ve küçümseyici bir yargı ekler; yalnızca bitkinin boyutunu anlatmaz. Soru, bu otu zararsızmış gibi gösterir. Hikâyede bu kendinden emin küçümseme önemlidir, çünkü göz ardı edilen ökse otu daha sonra ölümcül hâle gelir. Bu nedenle ifade, tehlikeli bir hafife almayı da gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede trifling, weed sözcüğüne nasıl bir tutum katıyor?

  1. Kutsaldır ve ona dokunulmamalıdır.
  2. Ölümcül olduğu zaten bilinmektedir.
  3. Gerçek bir tehdit olamayacak kadar önemsizdir.
Cevabı göster

Gerçek bir tehdit olamayacak kadar önemsizdir.

At this, Anlatım akışı

1:56

Bunun üzerine,

Loki dashed outside to find a sprig of mistletoe.

1:57

Loki bir dal ökseotu bulmak için dışarı fırladı.

Anlatım akışı

At this: önceki bilgiyi anlık bir tepkiye bağlamak

At this, ‘bu olay henüz gerçekleşmişken veya bu söz henüz söylenmişken’ anlamına gelir. Buradaki this, az önce açıklanan bilgiye, yani ökse otunun gözden kaçırılmış zayıflık olduğuna gönderme yapar; ardından gelen Loki'nin dışarı fırlama eylemine değil. Cümlenin başındaki At this, önceki bilgiyi Loki'nin anlık tepkisini tetikleyen unsur hâline getirerek hikâyedeki bilgileri düzenler. Yalnızca olayların sırasını göstermez: sonraki eylem, önce gelene tepki olarak gerçekleşir.

Alıştırma

Örnek cümlede At this içindeki this neye gönderme yapıyor?

  1. Loki'nin dışarı fırlama eylemi
  2. Az önce açıklanan bilgi
  3. Loki'nin önceden bulduğu dal
Cevabı göster

Az önce açıklanan bilgi

When he returned

2:00

Geri döndüğünde

the festivities had grown even rowdier. Dilbilgisi

2:01

şenlikler daha da gürültülü bir hal almıştı.

Dilbilgisi

had grown even rowdier: grow + sıfat

Burada grow + sıfat, “fiziksel olarak büyümek” değil, “giderek ... hâle gelmek” anlamındadır. Rowdier, rowdy sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; even ise kutlamaların daha yüksek bir gürültü ve kontrolsüzlük düzeyine ulaştığını vurgular. Had grown, past perfect yapısındadır. Bu değişimin o dönene kadar zaten gerçekleşmiş olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi grow + sıfat yapısının past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time we reached shelter, the wind ____ stronger.

Cevabı göster

had grown

But not every god was enjoying the party. Dilbilgisi

2:05

Ancak her tanrı partinin tadını çıkarmıyordu.

Dilbilgisi

not every god: kısmi olumsuzluk

Not every + tekil isim kısmi olumsuzluktur; “hepsi değil” anlamına gelir. Bu cümlede en az bir tanrı partiden keyif almıyordu, diğerlerinin bazıları ya da çoğu ise keyif alıyor olabilir. Olumsuzluğu grubun tamamına yaymayın. Not every god, no god anlamına gelmez.

Alıştırma

“Not every seat was taken” cümlesine uyan anlam hangisidir?

  1. Bütün koltuklar doluydu.
  2. Hiçbir koltuk dolu değildi.
  3. En az bir koltuk dolu değildi.
Cevabı göster

En az bir koltuk dolu değildi.

Baldur's brother Hodur,

2:08

Baldur'un kardeşi Hodur,

who was blind and weaponless,

2:09

kör ve silahsız olduğu için,

sat dejected. Kalıp ifadeler

2:11

boynu bükük oturuyordu.

Kalıp ifadeler

sat dejected: duruş ve durum için sit + sıfat yapısı

sat dejected ifadesinde sat, Hodur'un duruşunu gösterirken dejected aynı anda içinde bulunduğu duygusal durumu anlatan bir sıfattır. Yani Hodur oturuyor ve kendini üzgün hissediyordur; dejected ikinci bir eylem değildir. sit + sıfat yapısı, anlatıcının fiziksel bir konumu ve durumu tek bir kısa görüntü içinde göstermesini sağlar. Hodur was dejected yalnızca duyguyu belirttiği için daha az görseldir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kişinin hem duruşunu hem de durumunu göstermek için sit + sıfat yapısını kullanır?

  1. Lena became silent after the others celebrated.
  2. Lena sat quietly while the others celebrated.
  3. Lena sat silent while the others celebrated.
Cevabı göster

Lena sat silent while the others celebrated.

Seeing his opportunity, Anlatım akışı

2:13

Fırsatı gören

Anlatım akışı

Seeing his opportunity: eylemi hazırlayan bir ortaç öbeği

Seeing his opportunity, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Fırsatın fark edilmesini ana eylemden önce verir ve bu fark edişi, sonraki olayın zamanı ve nedeni olarak sunar. Buradaki seeing yalnızca gözle görmek değil, fark etmek veya fırsatı sezmek anlamına gelir. seeing'in örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır: aynı kişi fırsatı fark eder ve sonra harekete geçer.

Alıştırma

Hangi cümle Seeing her opportunity, ifadesini fırsatı fark eden ve harekete geçen kişi aynı olacak şekilde doğru kullanır?

  1. Seeing her opportunity, Maya's final question appeared on the screen.
  2. Seeing her opportunity, Maya asked the final question.
  3. Seeing her opportunity, the room became quiet before Maya spoke.
Cevabı göster

Seeing her opportunity, Maya asked the final question.

the trickster slyly offered Hodur a chance to participate. Kalıp ifadeler

2:15

düzenbaz, sinsi bir şekilde Hodur'a katılma şansı sundu.

Kalıp ifadeler

offer someone a chance to do something: birine bir şey yapma fırsatı sunmak

offered Hodur a chance to participate ifadesinde Hodur fırsatı alan kişidir; to participate ise fırsatın ne için olduğunu açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp offer + someone + a chance + to + fiilin yalın hâlidir. Burada offer, bir fırsatı kişinin kullanımına sunmak anlamına gelir; kişinin bu fırsatı zaten kullandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

offer someone a chance to do something hedef kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The science fair offered Leo ____ present his invention.

Cevabı göster

a chance to

Loki armed him with mistletoe, Kalıp ifadeler

2:20

Loki onu ökseotuyla silahlandırdı,

Kalıp ifadeler

arm someone with something: birini bir şeyle silahlandırmak veya donatmak

armed him with mistletoe ifadesinde arm, birini silah veya yararlı bir kaynak olarak kullanılabilecek bir şeyle donatmak anlamındaki fiildir. Burada ökse otu silah olarak kullanılmak üzere verilir; arm vücut bölümünü ifade etmez. Yeniden kullanılabilen kalıp arm + someone + with + something şeklindedir. Gerçek bir silah için düz anlamda ya da insanların harekete geçmesine yardımcı olan bilgiler, araçlar ve beceriler için mecaz anlamda kullanılabilir.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlayın: The safety instructor armed the hikers ____ maps and emergency supplies.

Cevabı göster

with

guided his aim towards his brother,

2:22

nişan alması için kardeşine doğru yönlendirdi

and told Hodur to hurl with all his might. Deyimler

2:24

ve Hodur'a tüm gücüyle fırlatmasını söyledi.

Deyimler

hurl with all his might: bütün gücüyle fırlatmak

With all his might, “kullanabildiği bütün güç veya çabayla” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki might, “güç” anlamında bir isimdir; olasılık bildiren kip belirteci değildir. hurl with all his might ifadesinde hurl zaten “güçlü biçimde fırlatmak” anlamına gelir ve devamındaki ifade hareketin şiddetini artırır. İyelik sözcüğü kişiye göre with all my might, with all her might veya with all their might biçiminde değişir.

Alıştırma

“Bütün gücünü kullanarak” anlamına gelen kalıbı tamamlayın: Maya pushed the heavy door with all her ____.

Cevabı göster

might

The mistletoe pierced Baldur's chest with deadly force.

2:28

Ökseotu ölümcül bir güçle Baldur'un göğsünü deldi.

The gods' light quickly flickered out Deyimler

2:32

Tanrıların ışığı hızla söndü

Deyimler

light quickly flickered out: ölüm için kullanılan bir ışık mecazı

Flicker out, gerçek anlamıyla bir alevin veya ışığın titreyip ardından sönmesini anlatır. Bu cümlede light quickly flickered out, Baldur'un ölümünü bu görsel imgeyle sunar. Baldur ışıkla ilişkilendirildiği için light hem onun kimliğine hem de yaşamına işaret eder. Cümle yalnızca gerçek bir lambanın kapatılmasını değil, ölüm ve kaybı mecaz yoluyla anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede light quickly flickered out temel olarak ne anlatıyor?

  1. Baldur'un ölümü, bir ışığın sönmesi olarak tasvir ediliyor.
  2. Tanrılar daha parlak bir alev oluşturdu.
  3. Gerçek bir lamba bilerek kapatıldı.
Cevabı göster

Baldur'un ölümü, bir ışığın sönmesi olarak tasvir ediliyor.

and despair swept over the crowd. Deyimler

2:35

ve kalabalığı çaresizlik sardı.

Deyimler

despair swept over the crowd: yayılan bir güç olarak duygu

Bu cümlede despair, kalabalığın üzerinden geçen güçlü bir dalga ya da kuvvet gibi anlatılır. Swept over, duygunun hızla yayıldığını ve aynı anda birçok kişiyi etkilediğini gösterir. Swept, sweep fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak burada “temizledi” anlamına gelmez. Özne bir duygu veya atmosfer değişikliği olduğunda sweep over someone ya da sweep over a group, insanları kaplıyor gibi görünen ani ve güçlü bir duyguyu anlatır.

Alıştırma

despair swept over the crowd ifadesindeki görüntü ne anlama gelir?

  1. Umutsuzluk insanların arasında hızla yayılır ve onları etkisi altına alır.
  2. İnsanlar umutsuzluklarını sakince birbirlerinden gizler.
  3. Kalabalık bulunduğu yeri gerçekten temizler.
Cevabı göster

Umutsuzluk insanların arasında hızla yayılır ve onları etkisi altına alır.

Within moments,

2:38

Birkaç an içinde,

the impact of Baldur's death could be felt across the Nine Realms. Dilbilgisi

2:39

Baldur'un ölümünün etkisi Dokuz Diyar'ın tamamında hissedildi.

Dilbilgisi

could be felt across the Nine Realms: geniş çaplı etkiyi vurgulamak

Edilgen yapı could be felt, etkiyi fark eden insanlara değil etkinin kendisine odaklanır. Felt burada “fark edildi veya deneyimlendi” anlamındadır; “elle dokunuldu” anlamına gelmez. Across the Nine Realms kapsamı gösterir: etki bütün mitolojik dünyaya ulaşmıştır. Daha genel olarak impact/effects + can/could be felt across + yer, grup veya alan yapısı, bir olayın geniş çaplı ve fark edilebilir sonuçları olduğunu anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Dersimizdeki edilgen yapıyla cümleyi tamamlayın: The effects of the power outage could ____ the entire city.

Cevabı göster

be felt across

But from the weeping masses, Anlatım akışı

2:43

Ancak ağlayan kalabalığın içinden,

Hermod the brave stepped forward.

2:45

cesur Hermod öne çıktı.

Anlatım akışı

But from the weeping masses ... stepped forward: kederden eyleme

But, anlatıyı ortak kederden eyleme çevirir. Baştaki from the weeping masses ifadesi yas tutan kalabalığı arka planda tutarken Hermod the brave yeni odak ve harekete geçen kişi olur. Buradaki stepped forward, fiziksel hareketin yanı sıra mecaz anlam da taşır: Hermod gönüllü olmak veya sorumluluk kabul etmek için öne çıkar. Böylece cümle, hikâyeyi toplu kederden bir kişinin harekete geçme kararına taşır.

Alıştırma

Vurgulanan cümle anlatıda hangi görevi yerine getiriyor?

  1. Odağı kalabalığın kederinde tutar ve yeni bir eylem başlatmaz.
  2. Hermod'un yanlışlıkla kalabalığa doğru bir adım yaklaştığını söyler.
  3. Yas tutan kalabalıktan, harekete geçmek için gönüllü olan bir kişiye geçer.
Cevabı göster

Yas tutan kalabalıktan, harekete geçmek için gönüllü olan bir kişiye geçer.

The warrior god believed that with the help of Odin's mighty steed,

2:48

Savaşçı tanrı, Odin'in kudretli atının yardımıyla,

there was no plane he could not reach. Dilbilgisi

2:52

ulaşamayacağı hiçbir düzlem olmadığına inanıyordu.

Dilbilgisi

There was no plane he could not reach: no ... not kalıbı

no + noun + subject + could not + verb kalıbı iki olumsuzluğu birleştirir. Tek bir istisnanın bile bulunmadığını, yani her plane'in onun erişim alanında olduğunu söyler. Sınırsız kapsamı veya yeteneği vurgulayan bir anlatım biçimidir. Buradaki plane, uçak değil, bir varoluş düzeyi veya âlemi anlamına gelir. He could reach every plane yararlı bir yeniden ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümle there was no plane he could not reach ifadesini en iyi biçimde yeniden anlatır?

  1. He could reach only one realm.
  2. He could reach every realm.
  3. He could not reach any realm.
Cevabı göster

He could reach every realm.

He would travel to the halls of Hel herself Kültür

2:55

Bizzat Hel'in salonlarına gidecek

and bring Baldur home.

2:58

ve Baldur'u eve getirecekti.

Kültür

the halls of Hel herself: İskandinav mitolojisindeki Hel

Hel, İskandinav mitolojisinde özel addır. Ölülerin bulunduğu bir diyara hükmeden kadın figürünü ve onunla bağlantılı diyarı ifade edebilir. the halls of Hel herself ifadesinde herself, kişisel göndermeyi belirginleştirir: söz konusu salonlar Hel'e aittir ya da onun yönetimindedir. Hel'i hell sözcüğünün yanlış yazımı sanmayın. Cümlede İskandinav mitolojisine ait bir ad kullanıldığı için hell sözcüğünün Hristiyanlıktaki veya günlük dildeki bütün anlamları bu sahneye aktarılmamalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede Hel neyi ifade ediyor?

  1. Cins isim olan hell sözcüğünün gündelik bir yazım hatası
  2. Herhangi bir büyük salonu belirten sıradan İngilizce sözcük
  3. Bir kadın figürü ve onun ölüler diyarıyla bağlantılı İskandinav mitolojisi adı
Cevabı göster

Bir kadın figürü ve onun ölüler diyarıyla bağlantılı İskandinav mitolojisi adı

The god rode for nine days and nine nights, Anlatım akışı

3:00

Tanrı dokuz gün ve dokuz gece boyunca at sürdü,

Anlatım akışı

for nine days and nine nights: dengeli yapıyla anlatı vurgusu

For bir süreyi belirtir; bu ifade tanrının ne kadar süre at sürdüğünü anlatır. Birbirine karşılık gelen nine days ve nine nights bölümleri, yalnızca yalın bir toplam vermek yerine zaman bilgisini dengeli bir yapıda düzenler. Mitolojik veya destansı anlatımda bu gündüz-gece eşleşmesi yolculuğu özellikle uzun ve zorlu hissettirir, cümleye de ağırbaşlı bir ritim katar. Süreyi vurgular; ancak tek başına binicinin hiç durmadığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Süre belirtmenin yanı sıra for nine days and nine nights ifadesinin bu cümledeki temel etkisi nedir?

  1. Yolculuğun uzun sürdüğünü vurgular ve anlatıya destansı bir ritim verir.
  2. Tanrının yalnızca gündüz yolculuk ettiğini söyler.
  3. Yolculuğu dokuz ayrı varış noktasına böler.
Cevabı göster

Yolculuğun uzun sürdüğünü vurgular ve anlatıya destansı bir ritim verir.

past halls of corpses

3:04

ceset salonlarını geçti

and over paths paved with bone. Deyimler

3:05

ve kemikle döşenmiş yolları aştı.

Deyimler

paths paved with bone: paved with ile yüzey malzemesini anlatmak

paved with bone, yolların yüzeyini anlatan kısaltılmış bir edilgen yapıdır; yolların kemikle kaplı ya da kemiklerle döşeli olduğunu söyler. Yolda ilerleme eylemini değil, yüzeyde hangi malzemenin bulunduğunu belirtir. Burada bone, çok sayıda kemiği tek bir malzeme kütlesi gibi düşündüren bir kullanım taşır. Fantastik sahnede anlamı gerçekçidir; ancak anlatım bilinçli olarak çarpıcı ve edebîdir, bu da yeraltı dünyasını tehditkâr gösterir.

Alıştırma

Bir yüzeyin bir malzemeyle döşendiğini anlatan hedef yapıyı tamamlayın: The garden path was ____ white stone.

Cevabı göster

paved with

When he finally reached the queen of the underworld, Kültür

3:09

Sonunda yeraltı dünyasının kraliçesine ulaştığında,

Kültür

the queen of the underworld: mitolojik bir ölüler âlemi hükümdarını tanımak

the queen of the underworld, bir unvan gibi çalışan isim öbeğidir: queen bir kadın hükümdarı belirtir, of the underworld ise onun hangi âleme hükmettiğini gösterir. Buradaki underworld, mitolojik veya doğaüstü ölüler âlemi anlamındadır. Bu ifade onu yalnızca yer altında yaşayan bir kraliçe olarak değil, o âlemi yöneten otorite olarak sunar. Aynı zamanda mitolojik ya da fantastik bir bağlama işaret eder; bu hikâyede ona ulaşmak önemlidir, çünkü ölülerin başına gelecekler üzerinde gücü vardır.

Alıştırma

Bu cümlede underworld ne anlama geliyor?

  1. sarayın altındaki gizli bir bodrum
  2. modern organize suç dünyası
  3. mitolojik ölüler âlemi
Cevabı göster

mitolojik ölüler âlemi

Hermod begged her to return Baldur to his family. Dilbilgisi

3:12

Hermod ondan Baldur'u ailesine geri vermesi için yalvardı.

Dilbilgisi

begged her to return...: beg someone to do something kalıbı

beg someone to do something kalıbı, bir kişiden bir eylemi gerçekleştirmesini çok güçlü ve acil biçimde istemek demektir. Burada her, Hermod'un yalvardığı kişidir; to return Baldur to his family ise ondan yapmasını istediği eylemi belirtir. Bu yüzden beg'den sonra gelen nesne, geri gönderilen kişi değildir. return Baldur to his family ifadesinde geri gönderilen kişi Baldur, varış noktası ise his family'dir.

Alıştırma

Hangi cümle Nora'nın Eli'ye kapıyı açmaması için yalvardığı anlamına gelir?

  1. Nora begged Eli not to open the door.
  2. Nora begged Eli to open the door.
  3. Eli begged Nora not to open the door.
Cevabı göster

Nora begged Eli not to open the door.

Hel considered taking pity, Kalıp ifadeler

3:15

Hel acımayı düşündü,

Kalıp ifadeler

considered taking pity: consider doing ve take pity

Burada consider fiilinden sonra -ing biçimindeki taking gelir. Consider doing something, karar vermeden önce olası bir eylemi düşünmek demektir; bu nedenle considered taking pity, Hel'in gerçekten merhamet gösterdiğini söylemez. Take pity, şefkat duymak ve çoğu zaman merhametli ya da yardımsever bir karşılık vermek demektir. Bu duygunun yöneldiği kişi belirtilirse yaygın kalıp take pity on someone olur.

Alıştırma

'The landlord considered taking pity on the tenant' cümlesi bize ne anlatır?

  1. Ev sahibi merhamet göstermeyi düşündü, ancak son karar belirtilmiyor.
  2. Ev sahibi kiracıyı çoktan affetmişti.
  3. Ev sahibi hiç şefkat duymadı ve yardım etmeyi reddetti.
Cevabı göster

Ev sahibi merhamet göstermeyi düşündü, ancak son karar belirtilmiyor.

but she wanted to know the extent of the gods' mourning. Kelime

3:17

ama tanrıların yasının boyutunu bilmek istiyordu.

Kelime

the extent of the gods' mourning: derece veya kapsam

Bu cümlede the extent of the gods' mourning, tanrıların yasının ne kadar güçlü ve yaygın olduğunu anlatır. Extent fiziksel bir yeri değil, dereceyi veya kapsamı belirtir. the extent of + isim yapısı, bir şeyin ne kadar büyük, ciddi veya geniş kapsamlı olduğunu sormanın ya da anlatmanın resmî bir yoludur.

Alıştırma

“She wanted to know the extent of the gods' mourning” cümlesinde the extent en doğrudan ne anlama gelir?

  1. yaslarının ne kadar güçlü ve yaygın olduğu
  2. konuşabilen tanrıların sayısı
  3. tanrıların yas tuttuğu yer
Cevabı göster

yaslarının ne kadar güçlü ve yaygın olduğu

She agreed to relinquish Baldur's soul Kelime

3:21

Baldur'un ruhunu serbest bırakmayı kabul etti,

Kelime

agreed to relinquish Baldur's soul: kontrolü resmen bırakmak

To relinquish Baldur's soul, Baldur'un ruhu üzerindeki kontrolü veya sahipliği bırakıp ruhu serbest bırakmak anlamına gelir. Cümle, o anda bu kontrolün Hel'de olduğunu gösterir. Relinquish; güç, hak, iddia, makam veya mülkiyetten vazgeçmek için sık kullanılan resmî bir fiildir. Günlük give up veya hand over ifadelerinden daha ağır ve ciddi bir tona sahiptir.

Alıştırma

Dersin fiilini kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: In the signed settlement, she agreed to ____ her claim to the property.

Cevabı göster

relinquish

if Hermod could prove that Dilbilgisi

3:24

eğer Hermod şunu kanıtlayabilirse:

every living thing wept at Baldur's death.

3:26

yaşayan her varlığın Baldur'un ölümüne ağladığını.

Dilbilgisi

if Hermod could prove that: kanıta bağlı bir koşul koymak

Burada if, Baldur'un serbest bırakılabilmesi için yerine getirilmesi gereken koşulu başlatır. Anlamı “yalnızca ... koşuluyla”dır; “... olduğu zaman” değildir. Hermod could prove that, kanıt sunma şartını belirler. Prove fiilinden sonra, kanıtlanması gereken olguyu belirten bir that yan cümlesi gelir. Hikâye geçmiş zamanda anlatıldığı için could, can'in geçmiş bağlama uyan biçimidir; Hermod'un bunu zaten başardığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi if + can prove that koşul ve kanıt kalıbıyla tamamlayın: The insurer will pay for the repair ____ the storm caused the damage.

Cevabı göster

if you can prove that

Hermod shot back to the land of the living. Öbek fiiller

3:29

Hermod yaşayanların diyarına geri fırladı.

Öbek fiiller

shot back to the land of the living: ateş etmek değil, hızla geri dönmek

Shot, shoot fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak shot back burada çok hızlı hareketi anlatır: Hermod aceleyle geri döndü. to the land of the living hedef ifadesi, bunun hareket anlamı olduğunu açıkça gösterir; silah söz konusu değildir. The land of the living, özellikle ölüler diyarı ya da ölülerle karşıtlık kurulduğunda, yaşayan insanların dünyasını anlatan kalıplaşmış ve biraz dramatik bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümlede shot back, örnektekiyle aynı hızlı hareket anlamına sahiptir?

  1. Maya shot back to the office when she realized she had left her keys there.
  2. Maya shot back, “That isn't true.”
  3. The guard shot back at the attackers.
Cevabı göster

Maya shot back to the office when she realized she had left her keys there.

He met with every creature that Frigg visited earlier,

3:32

Frigg'in daha önce ziyaret ettiği her canlıyla görüştü,

all of which cried for Baldur Dilbilgisi

3:35

hepsi Baldur için ağladı

and begged for his return.

3:38

ve onun geri dönmesi için yalvardı.

Dilbilgisi

all of which: grubun tamamı hakkında bilgi eklemek

All of which, ek bilgi veren bir ilgi cümleciği başlatır. Frigg'in daha önce ziyaret ettiği every creature ifadesine geri gönderme yapar ve bu grubun her üyesinin ağlayıp yalvardığını belirtir. Miktar belirteci + of which kalıbı, daha önce adı geçen bir nesne veya insan olmayan varlık grubunun bazı ya da bütün üyeleri hakkında bilgi ekler. Buradaki all, ifadenin grubun tamamı için geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Nesnelerden söz eden bu resmî cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? The museum displayed four ancient maps, ___ were carefully restored.

  1. all of which
  2. all of whom
  3. all of them
Cevabı göster

all of which

Meanwhile,

3:40

Bu sırada,

Loki watched Hermod's mission with disdain.

3:41

Loki Hermod'un görevini küçümseyerek izledi.

He would not let his work be so easily undone. Dilbilgisi

3:44

Eserinin bu kadar kolay bozulmasına izin vermeyecekti.

Dilbilgisi

would not let his work be so easily undone: yaptığı işin kolayca boşa çıkarılmasına izin vermemek

Would not let, geçmiş zamanda anlatılan bu hikâyede kesin bir reddi gösterir. Kalıp let + nesne + be + geçmiş zaman ortacı biçimindedir: his work nesnedir; be undone ise onun bu sonucun başına gelmesine izin vermediği şeyi anlatır. Buradaki undone; tersine çevrilmiş, iptal edilmiş veya etkisiz hâle getirilmiş demektir. His work, planının sonucunu ifade eder. Bu nedenle cümle işin tamamlanmadığını değil, onun elde ettiği sonucu başkalarının bozmasına izin vermeyeceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi let + months of progress + be undone ile tamamlayın: We cannot ____ because of one bad week.

Cevabı göster

let months of progress be undone

But if he interfered too boldly,

3:48

Ancak çok cesurca müdahale ederse,

it might reveal his hand in Baldur's murder. Deyimler

3:50

Baldur'un cinayetindeki parmağı ortaya çıkabilirdi.

Deyimler

reveal his hand in...: gizli rolünü açığa vurmak

Bu cümlede hand mecazidir. reveal his hand in Baldur's murder, fazla açık bir müdahalenin cinayetteki gizli rolünü ortaya çıkarabileceği anlamına gelir; vücuttaki elden söz edilmez. İmge kâğıt oyunlarından gelir: Bir oyuncu elindeki kartları gösterdiğinde diğerleri onun konumunu veya stratejisini anlayabilir. Daha genel olarak reveal/show one's hand, daha önce gizlenen bir niyeti, stratejiyi veya bağlantıyı görünür kılmak demektir. Burada bu mecaz, bir eyleme gizlice karışmış olma durumuna genişletilmiştir.

Alıştırma

Bu cümlede reveal his hand in Baldur's murder ne anlama gelir?

  1. Cinayetteki gizli rolünü açığa çıkarabilirdi.
  2. Cinayet sırasında elini yaraladığını gösterebilirdi.
  3. Hiçbir rolünü açığa çıkarmadan itiraf etmesini sağlayabilirdi.
Cevabı göster

Cinayetteki gizli rolünü açığa çıkarabilirdi.

Disguising himself as a ferocious giant, Dilbilgisi

3:53

Kendini vahşi bir dev olarak gizleyerek,

Dilbilgisi

Disguising himself as...: üstlenilen kimliği anlatan başlangıç -ing yan cümleciği

Disguising himself as a ferocious giant, cümle başında yer alan bir present participle, yani -ing yan cümleciğidir. Ardından gelen eylemin koşulunu veya nasıl yapıldığını açıklar: Aynı kişi dev görünümüne girer ve sonra ana eylemi gerçekleştirir. Tam cümlede örtük özne Loki'dir. Yeniden kullanılabilen kalıp disguise oneself as + kimlik, rol veya yaratık biçimindedir. Dönüşlülük zamiri kılık değiştiren kişiye döner; as ise kişinin gerçek kimliğini değil, üstlendiği kimliği tanıtır. -ing yan cümleciği ana cümleden önce geldiği için örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

disguise oneself as kalıbını tamamlayın: Disguising ____ ____ a delivery driver, Lena entered the office unnoticed.

Cevabı göster

herself · as

he hid himself at Hermod's final stop.

3:57

Hermod'un son durağında saklandı.

When the warrior came,

4:01

Savaşçı geldiğinde,

the howling wind and craggy rocks each declared their love for Baldur, Anlatım akışı

4:03

uğuldayan rüzgar ve sarp kayalıkların her biri Baldur'a olan sevgilerini ilan etti,

but the giant within spewed only contempt for the deceased. Kelime

4:07

ama içerideki dev sadece ölüye duyduğu nefreti kustu.

Anlatım akışı

the howling wind and craggy rocks ... declared their love for Baldur: doğanın kişileştirilmesi

Uluyan rüzgâr ve sarp kayalar insan değildir, ancak cümle onlara insana özgü bir yetenek verir: sevgilerini ilan edebilirler. Buna kişileştirme denir. Burada “sevgilerini ilan etmek”, doğanın gerçekten konuşabildiğini anlatan gerçekçi bir bildirim değil, resmî ve törensel bir açıklama gibi duyulur. Bu yapı, acıyı evrenselmiş gibi gösterir: manzaranın ayrı parçaları bile Baldur'un yasını tutan varlıklar olarak sunulur. Bu ifadeyi sahneyi canlı ve mitolojik biçimde düzenleyen bir anlatım olarak okuyun; rüzgârın ya da kayaların gerçekte nasıl konuşabileceğini sorgulamayın.

Alıştırma

Rüzgâr ve kayalar sevgi ilan ediyormuş gibi anlatıldığında hangi edebî sanat kullanılmıştır?

  1. Kişileştirme
  2. Doğrudan alıntı
  3. Kelimesi kelimesine bir hava durumu raporu
Cevabı göster

Kişileştirme

Kelime

spewed only contempt for the deceased: küçümsemeyi saldırgan biçimde dışa vurmak

spewed only contempt for the deceased ifadesinde spewed canlı bir mecazdır. Kelimenin gerçek anlamı, bir şeyin zorla dışarı atılması imgesini taşır; bu nedenle burada devin küçümsemesini sakin bir fikirden çok, şiddetle ve tiksindirici biçimde dışarı saçılan bir akış gibi gösterir. İfade, devin ölmüş kişiye karşı yoğun bir küçümseme ve düşmanlık sergilediği anlamına gelir. the deceased, ölmüş bir kişiyi anlatan resmî bir isim öbeğidir; burada Baldur'u ifade eder. Bu iki unsur birlikte, devin yas tutmayı reddetmesini kasıtlı ve saldırgan biçimde saygısız gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede spewed only contempt for the deceased ne anlatıyor?

  1. Sakin bir anlaşmazlık belirtisi
  2. Ölmüş birine karşı güçlü ve düşmanca bir küçümseme ifadesi
  3. Gerçek anlamda bir sıvı püskürmesi
Cevabı göster

Ölmüş birine karşı güçlü ve düşmanca bir küçümseme ifadesi

No matter how much Hermod begged, Dilbilgisi

4:12

Hermod ne kadar yalvarırsa yalvarsın,

she would not shed a single tear. Deyimler

4:14

tek bir gözyaşı bile dökmeyecekti.

Dilbilgisi

No matter how much Hermod begged: ne kadar yalvarırsa yalvarsın sonuç değişmez

No matter how much Hermod begged bir karşıtlık ve taviz yapısıdır. No matter how much bir eylemin derecesi ne kadar yüksek olursa olsun anlamını verir. Buradaki how much miktarı değil, yoğunluğu anlatır. Bu yapı, önceki durumun ana cümledeki sonucu değiştirmediğini gösterir: Hermod ne kadar ısrarla yalvarsa da o yine ağlamayacaktı. Çaba, baskı veya değişiklik sonucu etkilemediğinde bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede No matter how much Hermod begged neyi ifade ediyor?

  1. Yalvarması çok yoğundu ama sonucu değiştirmedi
  2. Cümle Hermod'un kaç kez yalvardığını soruyor
  3. Hermod yalnızca bir kez yalvardı
Cevabı göster

Yalvarması çok yoğundu ama sonucu değiştirmedi

Deyimler

shed a single tear: görünür tek bir gözyaşı bile dökmemek

Shed a single tear bir gözyaşı dökmek anlamına gelir. Bu cümlede would not shed a single tear, tek bir gözyaşının bile dökülmediğini anlatır. Yani ifade sadece ağlamadığını söylemez; görünür bir duygunun tamamen yokluğunu vurgular ve onun Hermod'un yalvarışlarından etkilenmediğini gösterir. Shed, betimleyici ve edebî İngilizcede tear veya tears ile sık kullanılan bir fiildir. Burada çıkarmak, kaybetmek ya da kulübe anlamına gelmez; a single tear sözleri anlamı belirler.

Alıştırma

Bu cümledeki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: She would not ____.

Cevabı göster

shed a single tear

With his last hope dashed, Dilbilgisi

4:17

Son umudu da yıkılan

the god began to mourn Baldur a second time.

4:19

tanrı, Baldur'un ardından ikinci kez yas tutmaya başladı.

Dilbilgisi

With his last hope dashed: with + isim + geçmiş ortaç

With + isim + geçmiş ortaç, ana cümleye eşlik eden bir arka plan durumu verir. Burada his last hope etkilenen isimdir; dashed, hızlı koşmak değil, yıkılmak veya boşa çıkmak anlamındadır. Bu ifade, tanrı yeniden yas tutmaya başladığında bu durumun zaten gerçekleşmiş olduğunu gösterir. Bu kısa yapı, bir durumdan onun sonucuna ya da ona verilen tepkiye geçerken özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

İptal edilmiş planı arka plan durumu olarak sunmak için with + isim + geçmiş ortaç yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. With the plan canceled, the team left early.
  2. After the plan was canceled, the team left early.
  3. With the team canceling the plan, the team left early.
Cevabı göster

With the plan canceled, the team left early.

But an echo from the cave rang out above his sobs. Öbek fiiller

4:23

Ancak mağaradan gelen bir yankı hıçkırıklarını bastırdı.

Öbek fiiller

rang out above his sobs: arka plan gürültüsünün üzerinde duyulan ses

Rang out, bir sesin aniden net ve yüksek çıkmasını ve bir alan boyunca duyulacak kadar güçlü olmasını anlatır. Above his sobs, yankının onun hıçkırıklarının üzerinden ya da onlara rağmen duyulduğu anlamına gelir; yankının fiziksel olarak onun üstünde bulunduğu anlamına gelmez. Buradaki rang, ring fiilinin geçmiş zamanıdır ve telefon araması değil, bir sesin çıkması anlamındadır. Birlikte kullanıldığında rang out above his sobs, o ağlarken yankının öne çıkmasını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede rang out above his sobs ne anlama gelir?

  1. Ses fiziksel olarak onun üstündeki bir yerden geliyordu.
  2. Ağlarken telefonu çaldı.
  3. Net ve yüksek bir ses onun ağlamasının üzerinde duyuldu.
Cevabı göster

Net ve yüksek bir ses onun ağlamasının üzerinde duyuldu.

Loki's twisted cackle was well known to every Asgardian, Kalıp ifadeler

4:27

Loki'nin çarpık kıkırdaması her Asgardlı tarafından iyi bilinirdi,

Kalıp ifadeler

be well known to every Asgardian: her Asgardlı tarafından iyi bilinmek

Be well known to + kişi veya grup, öznenin o kişi ya da grup tarafından iyi bilindiği veya tanındığı anlamına gelir. Özne, onların bildiği kişi ya da şeydir; to ise onu bilen kişileri tanıtır. Buradaki to bir hareket yönü göstermez. Bu cümlede Loki'nin ayırt edici kahkahasını her Asgardlı tanır. Well, known sözcüğünü güçlendirerek yaygın ve kolay bir tanınmayı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle bütün yerel halkın köprüyü iyi bildiği anlamına gelir?

  1. The bridge is well known for all local residents.
  2. The bridge is well known to all local residents.
  3. All local residents are well known to the bridge.
Cevabı göster

The bridge is well known to all local residents.

and Hermod realized he'd been tricked.

4:32

ve Hermod kandırıldığını anladı.

As he leapt to accost the trickster, Kelime

4:35

Düzenbaza saldırmak için ileri atıldığında,

Kelime

to accost the trickster: düzenbazın önünü kesip ona çıkışmak için

Accost someone, birine aniden, cesurca veya saldırgan biçimde yaklaşıp onunla konuşmak anlamına gelir ve genellikle temasın istenmediği hissini verir. Basitçe meet someone demekten çok daha güçlüdür. Buradaki to accost the trickster amaç bildiren bir mastardır; neden atıldığını açıklar. Accost geçişli bir fiildir, bu nedenle yaklaşılan kişi doğrudan fiilden sonra gelir: accost the trickster.

Alıştırma

Hangi cümlede accost doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Maya accosted her brother at their planned family dinner.
  2. A stranger accosted Maya outside the station and demanded money.
  3. Maya accosted her close friend with a warm birthday greeting.
Cevabı göster

A stranger accosted Maya outside the station and demanded money.

Loki took the form of a salmon and wriggled into the waterfall.

4:38

Loki bir somon şekline büründü ve şelalenin içine kıvrılarak girdi.

His escape was guaranteed Anlatım akışı

4:41

Kaçışı garantilenmişti

until Thor arrived at the scene.

4:43

ta ki Thor olay yerine gelene kadar.

Anlatım akışı

was guaranteed until...: bir tersine dönüş hazırlamak

Bu cümlede until yalnızca bir zaman noktasını belirtmez. İlk yan cümle kaçışın kesin olduğunu söyler; until ile başlayan bölüm ise bu kesinliği sona erdiren olayı belirtir. Bu kalıp, hikâyeyi X was certain until Y happened biçiminde düzenler: önce beklenen bir sonuç kurulur, ardından onu geçersiz kılan dönüm noktası açıklanır. Bu nedenle cümle, Thor’un gelişiyle kaçışın artık garanti olmadığını ima eder.

Alıştırma

Hangi cümle until kullanarak önce beklenen bir sonucu sunup sonra onu tersine çeviriyor?

  1. The rescue began when the bridge collapsed.
  2. The rescue seemed certain until the bridge collapsed.
  3. The rescue succeeded because the bridge collapsed.
Cevabı göster

The rescue seemed certain until the bridge collapsed.

Dragging Loki back to the cave,

4:47

Loki'yi sürükleyerek mağaraya geri getiren

the gods bound him with a poisonous serpent. Kalıp ifadeler

4:49

tanrılar onu zehirli bir yılanla bağladılar.

Kalıp ifadeler

bound him with...: birini bir şeyle bağlamak

Buradaki bound, bind fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve birini özgürce hareket edemeyecek şekilde bağlamak ya da tutmak anlamına gelir. bind someone with something yapısında doğrudan nesne, bağlanan kişi veya şeydir; with ise bağlama aracını belirtir. Cümlede him bağlanan kişidir, a poisonous serpent ise tanrıların onu bağlamak için kullandığı şeydir. Yeniden kullanılabilen yapı bind + nesne + with + bağlama nesnesi veya malzemesi biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi bind fiilinin geçmiş biçimiyle ve bağlama nesnesini tanıtan edatla tamamlayın: The guards ____ the prisoner ____ iron chains.

Cevabı göster

bound · with

Here,

4:53

Burada,

Loki would remain chained until the end of days. Deyimler

4:54

Loki zamanın sonuna kadar zincirli kalacaktı.

Deyimler

remain chained until the end of days: zamanın sonuna kadar zincirli kalmak

remain chained yapısında remain “aynı durumda kalmaya devam etmek” anlamına gelir; chained ise Loki’nin sürekli zincirli olma durumunu anlatır. Yapı, cezayı değişmeyen bir durum olarak sunar. until the end of days “birkaç gün boyunca” değil, “zamanın ya da dünyanın sonuna kadar” demektir. Destansı ve dinsel çağrışımlı tonu, cezayı nihai ve neredeyse sonsuz hissettirir.

Alıştırma

Bu mitolojik anlatıda until the end of days ne anlama gelir?

  1. bugün sona erene kadar
  2. zaman ya da dünya sona erene kadar
  3. birkaç sıradan gün sona erene kadar
Cevabı göster

zaman ya da dünya sona erene kadar

The serpent dripping venom on his brow

4:58

Asgard'ın en parlak ışığını söndürmenin cezası olarak

as punishment for dousing Asgard's brightest light. Deyimler

5:01

yılan alnına zehir damlatıyordu.

Deyimler

dousing Asgard's brightest light: Asgard'ın en parlak ışığını söndürmek

Douse genellikle bir ateşi ya da ışığı, çoğu zaman bir sıvıyla söndürmek demektir. Burada dousing mecazdır: Baldur, Asgard's brightest light olarak sunulur; bu nedenle onun ölümüne yol açmak, o ışığı söndürmek şeklinde anlatılır. Brightest light yaşamı, iyiliği ve umudu temsil eden sevilen bir kişiyi simgeler. Bu imge, kaybı doğrudan kullanılan killing fiilinden daha ağır ve edebî hissettirir.

Alıştırma

Bu cümlede dousing Asgard's brightest light esas olarak ne anlama gelir?

  1. ışığı ve umudu temsil eden birinin yaşamına son vermek
  2. gece gökyüzünü daha karanlık yapmak
  3. Asgard’daki bir lambanın üzerine su dökmek
Cevabı göster

ışığı ve umudu temsil eden birinin yaşamına son vermek

He may be chained up until the end of days, Dilbilgisi

5:07

Zamanın sonuna kadar zincirlenmiş olabilir,

but luck always seems to be on Loki's side. Deyimler

5:10

ama şans her zaman Loki'nin yanındaymış gibi görünüyor.

Dilbilgisi

He may be chained up ... but ...: ana noktadan önce taviz

may be ..., but ... yapısı ilk bölümde bir durumu kabul eder, ardından but'tan sonra daha güçlü ya da karşıt bir noktaya geçer. Bu cümlede konuşan kişi Loki'nin çok uzun süre zincire vurulmuş olabileceğini kabul ediyor, sonra da şansın hâlâ ondan yana göründüğünü vurguluyor. Buradaki may, onun zincire vurulup vurulmayacağına dair bağımsız bir tahmin değildir. But ile birlikte ilk bölümü, ikinci bölümdeki daha önemli noktayı engellemeyen bir durum olarak çerçeveler. Bu yapı çoğu zaman “öyle olsa bile, ...” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir noktayı kabul edip karşıt bir noktayı vurgulamak için may be ..., but ... yapısını kullanır?

  1. The plan may be costly, but it will save us time.
  2. The plan may be costly, so it will save us time.
  3. The plan may be costly, or it will save us time.
Cevabı göster

The plan may be costly, but it will save us time.

Deyimler

luck always seems to be on Loki's side: şans Loki'den yana

luck is on someone's side ifadesinde on someone's side fiziksel bir konumu anlatmaz. Şans, birini destekleyen veya olayları o kişi için olumlu hâle getiren bir güç gibi kişileştirilir. Bu nedenle luck always seems to be on Loki's side, hikâyedeki olayların Loki'nin durumu kötü görünse bile tekrar tekrar onun lehine gelişiyor gibi göründüğü anlamına gelir. Always seems to be, tekrarlanan bir durumu temkinli bir gözlemle birleştirir: konuşan kişi bunu kesin bir kural olarak değil, olayların gösterdiği izlenim olarak sunar. Aynı yapı insanların desteğini ya da zaman ve hukuk gibi soyut bir gücün sağladığı avantajı da anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede luck seems to be on Maya's side ne anlama gelir?

  1. Şans fiziksel olarak Maya'nın bedeninin yanında duruyor.
  2. Maya bir odanın bir tarafında duruyor.
  3. Olaylar Maya'nın lehine gelişiyor gibi görünüyor.
Cevabı göster

Olaylar Maya'nın lehine gelişiyor gibi görünüyor.

Enter Ragnarok, Anlatım akışı

5:13

Tanrıların, devlerin ve canavarların geleceği için savaştığı

where gods, giants, and monsters all battle for the future.

5:15

Ragnarok'a girin.

Anlatım akışı

Enter Ragnarok: yeni bir olayı dramatik biçimde tanıtmak

Burada Enter Ragnarok bir sahne yönergesi gibi çalışır: Ragnarok'u hikâyedeki sıradaki büyük olay olarak duyurur. Anlatıyı yeni ve dramatik bir evreye geçirerek düzenler; izleyiciye bir yerin içine girmesini söylemez. Enter + noun kalıbında isim, sahneye yeni çıkan bir şey gibi sunulur. Ragnarok, İskandinav mitolojisindeki dünyanın sonu çatışmasıdır; bu nedenle ifade, bu belirleyici savaşın artık anlatının odağına geçtiğini gösterir.

Alıştırma

Bu anlatıda Enter Ragnarok ne işe yarar?

  1. İzleyiciye Enter tuşuna basmasını söyler.
  2. İzleyiciye Ragnarok adlı bir yere yürümesini emreder.
  3. Ragnarok'u sıradaki dramatik olay olarak duyurur.
Cevabı göster

Ragnarok'u sıradaki dramatik olay olarak duyurur.

Join forces with Odin and save Valhalla from destruction with this video. Kalıp ifadeler

5:19

Odin'le güçlerinizi birleştirin ve bu videoyla Valhalla'yı yıkımdan kurtarın.

Kalıp ifadeler

Join forces with Odin: ortak bir hedef için güçleri birleştirmek

Join forces with Odin, çabalarını Odin'inkiyle birleştirip birlikte hareket etmek anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifadede forces, tarafların bir araya getirdiği güç, kaynak veya eylemleri anlatır; mutlaka askerî birlikleri ifade etmez. Yapı join forces with + person or group şeklindedir. join forces with a team to solve a problem örneğinde olduğu gibi, ortak amaç to + verb ile eklenebilir. Buradaki emir biçimi Join forces... izleyiciyi bir ittifaka katılmaya çağıran tanıtım amaçlı bir eylem çağrısıdır.

Alıştırma

Cümleyi join forces with ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last year, our school ____ a local charity to collect winter coats.

Cevabı göster

joined forces with

And maybe lock Loki back up once you're done. Öbek fiiller

5:24

Ve işiniz bittiğinde belki Loki'yi tekrar kilitlersiniz.

Öbek fiiller

lock Loki back up: lock someone back up kalıbı

lock Loki back up ifadesinin temel yapısı, “birini çıkamayacağı bir yere kapatmak veya orada tutmak” anlamındaki lock someone up yapısıdır. Back, önceki duruma geri dönme anlamı katar; dolayısıyla burada Loki'yi yalnızca bir kez kapatmaktan değil, yeniden kapatmaktan söz edilir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp lock + kişi + back + up şeklindedir: lock him back up. Burada back önceki duruma dönüşü anlatırken up, lock up yapısını tamamlar; back up bölümünü “yedeklemek” veya “birini desteklemek” anlamındaki ayrı bir fiil gibi yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi lock someone back up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The prisoner left his cell for a medical exam, and afterward the guards ____.

Cevabı göster

locked him back up