Tek Bir Gemi Küresel Çapta Bir Trafik Sıkışıklığına Nasıl Neden Oldu?: İngilizce çalışma notları
neo
Video özeti: Ever Given Mart 2021'de Süveyş Kanalı'nı kapatır, kurtarılır ve yine de deniz taşımacılığı ile küresel tedarik zincirlerini etkiler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. come to a standstill. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Trafiğin ya da bir faaliyetin tamamen durmasıdır; ulaşım, üretim, iş veya müzakere için kullanılır. 2. in quick succession — Kalıplaşmış sözcük grupları ve eşdizimler: Olayların neredeyse aralıksız peş peşe gelmesidir; yoğun bir dizinin kapasiteyi zorladığı durumlarda kullanılır. 3. It might seem as if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Yakında düzeltilecek ilk izlenimi temkinli biçimde sunar; görünüşü gerçeklikle karşılaştırmak için kullanılır.
Bu derste
the container ship Ever Given was on its journey
0:07konteyner gemisi Ever Given seyahat halindeydi.
According to + bir kaynak
According to + bir kaynak, dinleyiciye sonraki bilginin nereden geldiğini gösterir. Burada nakliye şirketi, iddianın kaynağı olarak sunulur. Bu ifade, aktarılan bilgiyi konuşanın kendi değerlendirmesinden ayırarak cümledeki bilgiyi düzenler. Konuşanın kaynakla aynı fikirde olduğunu göstermez.
Alıştırma
According to bu cümlede ne işlev görüyor?
- Konuşanın nakliye şirketiyle aynı fikirde olduğunu söyler.
- Nakliye şirketinin gemiyi nasıl taşıdığını açıklar.
- Nakliye şirketini bilginin kaynağı olarak belirtir.
Cevabı göster
Nakliye şirketini bilginin kaynağı olarak belirtir.
causing it to no longer be steerable. Dilbilgisi
0:26ve bu durum geminin yönlendirilemez hale gelmesine neden oldu.
causing it to no longer be steerable: sonuç ve sona eren durum
Virgül + causing yan cümlesi, önceki olayın tamamının sonucunu verir. Causing bir -ing biçimidir; was hit ile paralel ikinci bir ana fiil değildir. It gemiyi belirtir. No longer be steerable, geminin daha önce dümenle kontrol edilebildiğini ancak fırtına nedeniyle bu özelliğini kaybettiğini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi causing + nesne + no longer be ile tamamlayın: The power failure disabled the elevator, ____ operational.
Cevabı göster
causing it to no longer be
the ship rammed into the side wall of the canal. Kalıp ifadeler
0:33gemi kanalın yan duvarına çarptı.
rammed into: şiddetle çarpmak
Bu cümlede rammed into, “şiddetle çarptı” anlamına gelir. Gemi hareket hâlindeyken kanal duvarına güçlü bir darbeyle çarpmıştır; burada ram bir fiildir. ram into + hedef yapısı, hareket eden bir şeyin bir hedefe kuvvetle çarpmasını anlatır. Hem kazaları hem de kasıtlı çarpmaları ifade edebilir; eylemin kasıtlı olup olmadığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi ram into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The out-of-control bus ____ a concrete barrier.
Cevabı göster
rammed into
the first Egyptian tugboats and firefighting ships arrived,
0:39ilk Mısır römorkörleri ve yangın söndürme gemileri geldi,
but freeing the ship will prove to be a difficult undertaking. Dilbilgisi
0:43ancak gemiyi kurtarmanın zor bir iş olduğu ortaya çıkacaktı.
prove to be: sonunda ... olduğu ortaya çıkmak
Burada will prove to be, “sonunda ... olduğu ortaya çıkacak” veya “... olduğu anlaşılacak” anlamına gelir. Anlatıcı, sonraki gelişmelerin gemiyi kurtarmanın zor bir iş olduğunu göstereceğini öngörür. prove to be + tamamlayıcı yapısında prove, bağlayıcı fiil gibi çalışır. freeing the ship öznesini a difficult undertaking isim öbeğine bağlar; birinin resmî olarak kanıt sunacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi prove to be ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The shortcut ____ slower than the main road.
Cevabı göster
proved to be
The first images began to circulate on the internet Kalıp ifadeler
0:48İlk görüntüler internette dolaşmaya başladı
began to circulate on the internet: çevrim içi yayılmanın başlangıcı
Burada circulate, kişiden kişiye veya siteden siteye aktarılmak anlamına gelir. Görüntüler daire çizerek hareket etmiyor; giderek daha fazla kişi onları internette görüyor ve paylaşıyor. Began to, bu yayılmanın başlangıcını belirtir. Bu ifade, görüntülerin yalnızca yayımlandığını söylemekten daha güçlüdür çünkü onların internet kullanıcıları arasında dolaşmaya devam etmesine odaklanır.
Alıştırma
Fotoğrafların son derece popüler olduğunu iddia etmeden, birçok kullanıcı ve internet sitesi tarafından paylaşılmaya başladığını en iyi hangi cümle anlatır?
- The photos were posted online.
- The photos went viral.
- The photos began to circulate on the internet.
Cevabı göster
The photos began to circulate on the internet.
and showed that the ship has dug itself into the side wall. Kalıp ifadeler
0:51ve geminin kendini yan duvara gömdüğünü gösterdi.
dug itself into: derine saplanmak
Burada dug, dig fiilinin has sonrasında kullanılan geçmiş ortaç biçimidir. Gemi gerçekten bir aletle kazmıyor veya bilinçli olarak hareket etmiyor. Çarpmanın etkisi geminin bir bölümünü yan duvarın derinliklerine itti; sanki gemi orada kendine bir yer kazmış gibi göründü. dig + dönüşlülük zamiri + into yapısı, öznenin çoğu zaman kendi hareketi veya eylemleri nedeniyle bir şeyin derinliklerine gömülmesini anlatır. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: the ship için itself kullanılır. Yapı, kişinin kendi eylemleri yüzünden kötü bir durumdan çıkmasını zorlaştırmasını anlatan dig yourself into trouble örneğindeki gibi mecazi olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dig fiilinin doğru biçimi, the truck için uygun dönüşlülük zamiri ve into ile tamamlayın: On impact, the truck ____ the soft earth.
Cevabı göster
dug itself into
And satellite images reveal how the ship is completely blocking passage
0:54Uydu görüntüleri ise geminin kanaldan geçişi
that can carry a maximum of 20,124 containers,
1:09en fazla 20.124 konteyner taşıyabilen bir gemi türüdür
which makes it one of the largest container ships in the world. Dilbilgisi
1:14ve bu da onu dünyanın en büyük konteyner gemilerinden biri yapar.
which makes it one of the largest container ships in the world yapısının biçimi ve işlevi
Virgülle başlayan which yan cümlesi, yalnızca containers sözcüğü hakkında değil, önceki gerçeğin tamamı hakkında yorum yapar: Gemi en fazla 20.124 konteyner taşıyabilir. Kapasite sayısını geminin konumuyla ilgili bir sonuca dönüştürür. which makes it one of ... yapısında which öznedir, it gemiye gönderme yapan nesnedir ve one of the largest container ships in the world nesne tümlecidir. Yeniden kullanılabilen “gerçek, which makes + nesne + tümleç” kalıbı, bir kanıtı değerlendirmeye veya sonuca bağlar.
Alıştırma
“The bridge can carry 30 tons, which makes it suitable for heavy trucks,” cümlesinde which neye gönderme yapar?
- Yalnızca tons ismi
- Köprünün 30 ton taşıyabildiği gerçeği
- Ağır kamyonlar
Cevabı göster
Köprünün 30 ton taşıyabildiği gerçeği
Amaç belirten bir yönlendirme olarak To make the size clearer
To make the size clearer, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. “Boyutu daha kolay anlaşılır hâle getirmek için” anlamına gelir ve konuşmacının karşılaştırma için neden bir insan göstermek üzere olduğunu açıklar. To burada zaman açısından “sonra” anlamına gelmez. Amaç öbeğini başa koymak bir yönlendirme işareti görevi görür: Önce iletişim amacı belirtilir, ardından yararlı görsel, örnek veya karşılaştırma sunulur. Yeniden kullanılabilen kalıp “To make + konu + karşılaştırma sıfatı, here is/are + yardımcı öğe” biçimindedir.
Alıştırma
Amaç öbeğini tamamlamak için İngilizce to, make, the route ve clearer ögelerini kullanın: “____, here is the full route on one page.”
Cevabı göster
To make the route clearer
laid on its side: yan yatırılmış
“Laid on its side”, Empire State Binası'nın hayal edilen konumunu anlatır: bina dik durmak yerine bir yanı üzerine gelecek şekilde yatay olarak gösterilir. Buradaki “laid”, “bir şeyi koymak veya yerleştirmek” anlamındaki geçişli “lay” fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu ortaç öbeği isimden sonra gelir ve nesnenin konumunu açıklar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “dik değil, yatay olarak konumlandırılmış” anlamındaki geçmiş zaman ortaç öbeğiyle tamamlayın: The diagram shows the tower ____ beside the river.
Cevabı göster
laid on its side
Early attempts to free the ship with tugboats alone
1:37Sadece römorkörlerle gemiyi kurtarmaya yönelik ilk girişimler
and excavators began trying to free the ship.
1:43ve ekskavatörler gemiyi kurtarmaya çalışmaya başladı.
The profile of the Suez Canal is angled on the sides,
1:46Süveyş Kanalı'nın profili yanlarda açılıdır,
which means it only has its full depth in the middle.
1:50bu da sadece ortasında tam derinliğe sahip olduğu anlamına gelir.
A fleet of tugboats trying to free the Ever Given.
1:54Bir römorkör filosu Ever Given'ı kurtarmaya çalışıyor.
President Biden says the U.S. is ready to assist.
1:57Başkan Biden, ABD'nin yardıma hazır olduğunu söylüyor.
Dutch firm Smit Salvage and Nippon Salvage from Japan
2:01Hollandalı firma Smit Salvage ve Japonya'dan Nippon Salvage
have been brought in to rescue the Ever Given. Öbek fiiller
2:05Ever Given'ı kurtarmak için getirildi.
brought in: dışarıdan yardıma çağrıldı
Bu cümlede “brought in”, dışarıdan uzman kuruluşlardan kurtarma çalışmasına katılmalarının istendiği veya katılımlarının ayarlandığı anlamına gelir. Firmaların fiziksel olarak bir yere taşınması anlamında değildir. “Have been brought in” present perfect edilgen yapıdadır: firmalar eylemden etkilenir, onlarla iletişime geçen kişiler ise belirtilmez. Bu yapı odağı yeni uzman yardımının üzerinde tutar.
Alıştırma
Bir yazılım şirketi güvenlik sorunu için dışarıdan uzmanlığa ihtiyaç duyuyor. Hangi cümle şirketin yardım etmesi için dışarıdan bir uzmanı sürece kattığını belirtir?
- The company brought up a cybersecurity expert.
- The company brought in a cybersecurity expert.
- The company brought the cybersecurity report into the office.
Cevabı göster
The company brought in a cybersecurity expert.
Salvage crews have been working round the clock, Deyimler
2:08Kurtarma ekipleri gece gündüz çalışıyor,
round the clock: gece gündüz, aralıksız
Bu cümlede round the clock, “gece gündüz, aralıksız” anlamına gelir. Kurtarma çalışmasının durmadığını ve ekiplerin muhtemelen vardiyalar hâlinde çalıştığını gösterir. Bu bir deyimdir: clock, bir saatin kadranı çevresinde hareket etmek anlamına gelmez. Günün 24 saati boyunca devam eden bir faaliyet veya hizmeti anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
“Gece gündüz, aralıksız” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The emergency repair team worked ____ for two days, with crews taking shifts.
Cevabı göster
round the clock
at the moment concentrating on digging tons of sand Kalıp ifadeler
2:10şu anda geminin pruvası ve kıçının altından
concentrating on digging: concentrate on + -ing yapısı
concentrating on digging ifadesinde on, concentrate on + isim veya -ing biçimi yapısındaki bir edattır. Bu nedenle on sözcüğünden sonra dig değil, digging gelir. Burada ifade, kum kazmanın ekiplerin o andaki temel önceliği olduğunu belirtir. Bu yapı bir kişinin, ekibin veya planın güncel önceliğini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi concentrate on ve revise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: At the moment, the team is ____ the safety plan.
Cevabı göster
concentrating on revising
bow and stern: geminin pruvası ve kıçı
Bu cümlede bow geminin ön ucu olan pruvayı, stern ise arka ucu olan kıçı belirtir. Bow and stern birlikte geminin uzunluğu boyunca yer alan iki ucu adlandırır. Denizcilik haberlerinde, kurtarma raporlarında veya gemideki yönlendirmelerde bow and stern ifadesini pruva ve kıç olarak anlayın. Gemi bağlamı, bow sözcüğünün fiyonk veya öne eğilme gibi ilgisiz anlamlarını eler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Bow and stern ifadesine dikkat edin.
- The crew inspected the bow and stern before departure.
- The crew observed the bow from the stern before departure.
- The crew inspected the boat's stern before departure.
Cevabı göster
The crew inspected the bow and stern before departure.
higher tides and the arrival of more tugboats on Sunday
2:21Pazar günü daha yüksek gelgitler ve daha fazla römorkörün gelişinin
The artificial canal connects the Red Sea to the Mediterranean Sea.
2:28Yapay kanal, Kızıldeniz'i Akdeniz'e bağlar.
For the busy trade routes between the Indian Ocean and the North Atlantic,
2:35Hint Okyanusu ile Kuzey Atlantik arasındaki yoğun ticaret yolları için,
the canal cuts travel times for container ships Kalıp ifadeler
2:39kanal, konteyner gemilerinin seyahat sürelerini
cuts travel times: yolculuk süresini kısaltır
Burada cuts, azaltır anlamına gelir; travel times ise yolculuklar için gereken süreleri ifade eder. Cut travel time, ulaşım, lojistik ve verimlilik anlatımında doğal bir fiil-isim birlikteliğidir; fiziksel olarak kesmeyi anlatmaz. Tek bir yolculuk veya genel bir ölçü için tekil travel time, birden fazla rota ya da yolculuk için çoğul travel times kullanılabilir. Ardından gelen süre, ne kadar zaman kazanıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “gereken süreyi azaltır” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The new tunnel ____ by 30 minutes.
Cevabı göster
cuts travel time
as the only alternative is to circumnavigate the entire African continent.
2:45çünkü tek alternatif tüm Afrika kıtasının etrafından dolaşmaktır.
The canal is an important source of revenue for Egypt. Kalıp ifadeler
2:51Kanal, Mısır için önemli bir gelir kaynağıdır.
source of revenue: bir kurumun parasının nereden geldiği
Source of revenue, bir işletmeye, kuruma veya hükümete para kazandıran bir şeyi ifade eder. Bu cümlede kanal, kullanım için ödenen ücretler yoluyla Mısır'a gelir sağlar. Revenue, maliyetler düşülmeden önce alınan paradır; bu nedenle profit ile aynı değildir. Yaygın bir kalıp “X is a source of revenue for Y” şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz üç kelimelik eşdizimle tamamlayın: Licensing fees are an important ____ for the software company.
Cevabı göster
source of revenue
which in turn means that the average price per transit Anlatım akışı
3:01bu da geçiş başına ortalama fiyatın
in turn means that: bir sonraki mantıksal adımı eklemek
In turn, “bir zincirdeki sonraki sonuç olarak” anlamına gelir. Which in turn means that yapısında which önceki olguya gönderme yapar; in turn ise bu olgunun başka bir sonuca yol açtığını belirtir. Burada önce yıllık toplam verilir, ardından bu toplam geçiş başına ortalama ücreti çıkarmak için kullanılır. Bu ifade dinleyicinin bir sonraki mantıksal adımı izlemesine yardımcı olur; burada “sırayla” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz dört kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The new schedule reduces delays, which ____ passengers can make more reliable connections.
Cevabı göster
in turn means that
Karşıtlık geçişi olarak One limitation, however,
One limitation, daha önce yararlardan söz edildikten sonra bir dezavantajı ortaya koyar. Dinleyiciye açıklamanın artık analizin olumsuz tarafına geçtiğini bildirir. However, cümleye eklenen bir karşıtlık belirtecidir. Bu sınırlamayı önceki olumlu noktayla ilişkilendirir; sınırlamanın ne kadar ciddi olduğunu göstermez. Tekrar kullanılabilecek kalıp One limitation, however, is that + yan cümle biçimindedir ve however iki virgül arasında yer alır.
Alıştırma
Yeni otobüs hattı daha hızlı, ancak seferleri daha seyrek. Geçişi en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? One limitation, ____, is that buses come only once an hour.
- therefore
- for example
- however
Cevabı göster
however
Therefore, traffic has to alternate Kalıp ifadeler
3:15Bu nedenle, trafik kuzeye giden ve güneye giden
between north traveling and south traveling ships.
3:18gemiler arasında dönüşümlü olmak zorundadır.
Sırayla yapmayı anlatan alternate between A and B
Burada alternate, sırayla yapmak anlamına gelen bir fiildir. Yalnızca tek bir şerit olduğu için kuzeye ve güneye giden gemiler rotayı aynı anda değil, farklı zamanlarda kullanır. alternate between A and B kalıbı, sırayla gerçekleşen iki etkinliği, durumu veya grubu belirtir. Tek seferlik bir seçimi değil, tekrarlanan geçişi anlatır.
Alıştırma
Dönüşümlü olarak tekrarlanan iki etkinlik için alternate sözcüğünü doğru edatla birlikte kullanarak cümleyi tamamlayın: During long study sessions, I ____ reading and taking notes.
Cevabı göster
alternate between
and where they have the opportunity to turn around if necessary. Öbek fiiller
3:27ve gerekirse geri dönme fırsatına sahip olduğu yerler.
turn around ile yönü tersine çevirme
Bu cümlede turn around, bir geminin ters yönde ilerleyebilmek için rotasını değiştirmesi anlamına gelir. Bir durumun iyileşmesini değil, fiziksel bir dönüş manevrasını anlatır. Turn around, buradaki gibi nesnesiz ya da turn the ship around örneğindeki gibi nesneli kullanılabilir. Nesne varsa turn ile around arasına gelir.
Alıştırma
Yönü tersine çevirmeyi anlatan vurgulanmış iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A delivery truck reaches a dead end and must ____ to leave.
Cevabı göster
turn around
and is therefore navigable in both directions at the same time. Kelime
3:39ve bu nedenle aynı anda her iki yönde de sefer yapılabilir.
navigable in both directions ile gemilerin her iki yönde geçişi
Navigable, bir su yolunun gemilerin geçmesine olanak veren fiziksel koşullara sahip olduğunu belirtir. In both directions ise gemilerin birbirine zıt iki yönün herhangi birinde ilerleyebildiğini ekler. Bu ifade resmîdir ve ulaşım ile altyapı açıklamalarında yaygındır. Cümlenin tamamında at the same time, iki yönlü trafiğin eş zamanlı olabildiğini açıkça belirtir; yalnızca navigable in both directions kullanılması bu zamanlama iddiasını zorunlu olarak içermez.
Alıştırma
Gemilerin her iki yönde kullanabildiği bir su yolunu anlatan vurgulanmış dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After dredging, the channel was ____.
Cevabı göster
navigable in both directions
come to a standstill: tamamen durma noktasına gelmek
“Come to a standstill”, hareketin veya faaliyetin tamamen durduğu bir duruma gelmek demektir. “Come to” bu duruma geçişi, “a standstill” ise hareketin ya da ilerlemenin olmadığı durumu ifade eder. Bu cümlede özne “all traffic” olduğu için ifade, yalnızca bir geminin hareketsiz kalmasını değil, tüm kanaldaki geçişin durmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi ‘tamamen durmak’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: After the power failure, production ____.
Cevabı göster
came to a standstill
Over the course of + bir dönem veya olay
“Over the course of”, “bir dönemin veya olayın geliştiği sürenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Burada course, bir ders veya rota değil, zamanın ilerleyerek açılmasını ifade eder. Bu ifade genellikle tek bir anda olan bir şeyi değil, söz konusu süre boyunca oluşan bir sonucu, değişimi veya toplamı çerçeveler. Bir edat öbeğidir ve ardından dönemi ya da olayı adlandıran bir isim öbeği gelmelidir: “over the course of the blockage”. Cümlenin başında virgülle kullanıldığında, ardından gelen bilgi için zaman çerçevesini belirler.
Alıştırma
Tüm dönem boyunca gerçekleşen değişimi vurgulayan dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the semester, Maya's writing steadily improved.
Cevabı göster
Over the course of
this incident held up goods worth $9.6 billion US dollars. Öbek fiiller
4:04bu olay 9,6 milyar ABD doları değerinde malı alıkoydu.
“geciktirdi” anlamında held up
Bu cümlede held up, “geciktirdi veya ilerlemeyi geçici olarak engelledi” anlamına gelir. Kanalın tıkanması malları yukarı kaldırmadı; normal hareketlerini durdurdu ve böylece her gün milyarlarca dolar değerindeki mal etkilendi. Hold up bu anlamda ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir: bir şey hold up a shipment, journey, payment, or process yapısıyla bir sevkiyatı, yolculuğu, ödemeyi veya süreci geciktirebilir. Edilgen yapıda da yaygındır: The shipment was held up.
Alıştırma
Cümleyi dersteki öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. Anlamı “geciktirdi” olmalıdır: A software problem ____ the payment process for two hours.
Cevabı göster
held up
The uncertainty about how long the blockade will last
4:10Ablukanın ne kadar süreceğine dair belirsizlik
makes it difficult for shipping companies to decide Dilbilgisi
4:13nakliye şirketlerinin karar vermesini zorlaştırıyor;
whether it makes more sense to wait until the canal is clear Kalıp ifadeler
4:16kanal açılana kadar beklemenin mi daha mantıklı olduğuna
makes it difficult for ... to decide: karar vermeyi zorlaştırmak
make + it + adjective + for + person/group + to-infinitive kalıbı, bir şeyin bir eylemi zorlaştıran koşul yarattığını belirtir. Burada belirsizlik zorluğun nedenidir, shipping companies etkilenen gruptur ve to decide zorlaşan eylemi belirtir. it, biçimsel veya öncü bir nesnedir; ablukaya ya da başka bir isme gönderme yapmaz. Eylemin tamamı daha sonra gelen for ... to ... yapısına yerleştirilir; böylece neden ve değerlendirme kolayca izlenir.
Alıştırma
Cümleyi make + it + difficult + for yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The sudden schedule change ____ the team to prepare.
Cevabı göster
made it difficult for
makes more sense to + fiil: daha mantıklı seçenek
Burada makes more sense to, mevcut koşullarda daha mantıklı veya uygulanabilir olan eylemi tanıtır. Kalıp make(s) more sense to + fiilin yalın hâli şeklindedir; makes more sense to wait buna bir örnektir. Buradaki sense, görme veya işitme gibi fiziksel bir duyu değil, mantıksal uygunluk anlamındadır. Bir seçeneğe yalnızca better demek yerine bu ifade, seçimin gerçeklere, maliyetlere, risklere veya zamanlamaya ne kadar uygun olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi make more sense ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: With heavy rain expected all afternoon, it ____ postpone the picnic.
Cevabı göster
makes more sense to
to the Cape of Good Hope on the southern tip of Africa.
4:21Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'na göndermenin mi.
sister ship: yakından bağlantılı bir gemi
Sister ship, aynı sınıf veya temel tasarım nedeniyle yakından bağlantılı olan başka bir gemidir; bazı haberlerde bağlantı aynı filo veya işletmeci üzerinden de açıklanabilir. Bu, gerçek bir aile ilişkisi değil, denizcilikle ilgili bir ilişki terimidir. Bu cümlede sister ship, Ever Greet'i Ever Given ile olan yakın bağlantısı üzerinden tanıtır. Bu terim, bir gemi konuşulurken diğerinin neden konuyla ilgili olduğunu anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Aynı sınıftan veya aynı temel tasarıma sahip, yakından bağlantılı bir gemiyi ifade eden iki sözcüklü İngilizce denizcilik terimiyle cümleyi tamamlayın: The Ocean Star was built to the same basic design as the Ocean Dawn, so it is the Ocean Dawn's ____.
Cevabı göster
sister ship
Both ships are operated by the shipping company Evergreen.
4:32Her iki gemi de nakliye şirketi Evergreen tarafından işletiliyor.
livestock on board: gemideki çiftlik hayvanları
Bu cümlede livestock, sığır, koyun veya domuz gibi tarımsal amaçlarla yetiştirilen çiftlik hayvanlarını ifade eder. Bir topluluk adıdır ve hayvanları bir grup olarak belirtir. on board ifadesi livestock sözcüğünü niteler ve hayvanların fiziksel olarak gemide taşındığını anlatır. livestock on board bir bütün olarak, sıradan yükten farklı biçimde, gecikme sırasında da suya ve yeme ihtiyaç duyan canlı hayvanları ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi, gemide fiziksel olarak taşınan çiftlik hayvanları anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The crew checked that the ____ had enough water.
Cevabı göster
livestock on board
And the blockade came at a very unfortunate time,
4:47Ayrıca abluka çok talihsiz bir zamana denk geldi,
as global supply chains are already operating at their limit Deyimler
4:50çünkü COVID-19 pandemisinin bir sonucu olarak
already operating at their limit: zaten sınırlarında çalışıyor
Operating at their limit, tedarik zincirlerinin kaldırabileceği en yüksek kapasite veya baskı düzeyinde çalışması ve ek talep için çok az ya da hiç pay kalmaması demektir. Their, çoğul özne global supply chains ile uyumludur. Already, bu zorlanmış durumun ablukadan önce de var olduğunu gösterir. Dolayısıyla abluka, neredeyse hiç yedek kapasitesi olmayan bir sisteme yeni bir sorun ekler.
Alıştırma
Hangi cümle, sunucuların trafik artışından önce hiç yedek kapasitesi kalmadığı anlamına gelir?
- The servers were operating well within their limits before the traffic spike.
- The servers were already operating at their limit before the traffic spike.
- The servers began operating at their limit after the traffic spike.
Cevabı göster
The servers were already operating at their limit before the traffic spike.
because of a result of the COVID-19 pandemic.
4:54küresel tedarik zincirleri zaten sınırlarında çalışıyordu.
the ratio of imports and exports has changed recently.
5:01ithalat ve ihracat oranı son zamanlarda değişti.
lead to lower production and fewer exports in many places,
5:09birçok yerde üretimin düşmesine ve ihracatın azalmasına yol açıyor,
Farklı bir durumu sunmak için By contrast,
By contrast, okuyucuya sıradaki olgunun önceki olgudan belirgin biçimde farklı bir yöne işaret ettiğini bildirir. Burada anlatım, başka yerlerde üretim ve ihracatın düşmesinden Asya'dan yapılan ithalata hâlâ ihtiyaç duyulmasına geçer. Cümle başında virgülle kullanıldığında, karşılaştırılabilir iki olguyu karşıtlık içinde düzenler. “Bundan sonra” anlamına gelmez ve zaman sırası bildirmez.
Alıştırma
İkinci olguyu birinci olguyla açıkça karşılaştıran başlangıç ifadesini seçin: Sales fell in Europe. ___ demand remained strong in Asia.
- By contrast,
- For example,
- Then,
Cevabı göster
By contrast,
where production was able to start up again much sooner. Öbek fiiller
5:21yeniden başlayabildiği Çin'den.
Yeniden faaliyete geçmek için start up again
Bu cümlede start up “çalışmaya başlamak” anlamına gelir; again ise üretimin durmadan önce çalıştığını gösterir. start up again bir bütün olarak “yeniden faaliyete geçmek” demektir. Bu kullanım makineler, sistemler, fabrikalar, hizmetler ve diğer operasyonlar için uygundur. “Bir startup şirketi kurmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “yeniden çalışmaya başlamak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the repair, the machine could ____.
Cevabı göster
start up again
This leads to an imbalance and a shortage of containers
5:25Bu durum bir dengesizliğe ve konteyner kıtlığına yol açıyor
because they leave Asia but do not come back at the same speed.
5:29çünkü konteynerler Asya'dan ayrılıyor ama aynı hızda geri gelmiyor.
North America currently faces a 40% imbalance of containers,
5:34Kuzey Amerika şu anda %40'lık bir konteyner dengesizliği ile karşı karşıya,
which means that for every 100 containers that arrive, Dilbilgisi
5:39bu, gelen her 100 konteyner için,
for every 100 containers..., only 40...: oranı somut sayılarla göstermek
for every 100 containers that arrive, 100 konteynerlik bir referans grubu belirler. only 40 are exported back bölümü buna karşılık geri gönderilen miktarı verir; yani gelen her 100 konteynere karşılık 40 konteyner geri gönderilir. only, 40 sayısının beklenenden düşük olduğunu vurgulayarak dengesizliği gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Burada anlatılan bir orandır; toplamda yalnızca 40 konteyner olduğu söylenmez.
Alıştırma
Veri karşılaştırmasını for every ... only ... yapısıyla tamamlayın: ____ 50 tickets sold, ____ 10 were for the morning show.
Cevabı göster
For every · only
stressing an already tense logistics system: soyut bir sistem üzerindeki baskı
Burada stressing, bir şeye ek baskı uygulamak veya onun sınırlarını zorlamak anlamına gelen bir fiildir. Lojistik sistemi, baskı hissedebilen bir şeymiş gibi mecazi biçimde ele alınır. already tense, kanal gecikmelerinden önce de sistemin ağır baskı altında olduğunu belirtir. tense burada bir duyguyu anlatmaz; ifadeler birlikte, yeni bir sorunun mevcut sorunu daha da kötüleştirdiğini gösterir.
Alıştırma
Burada stressing an already tense logistics system ne anlama geliyor?
- Lojistik sistemi insanların rahatlamasını sağlıyor.
- Kanal gecikmeleri, zaten baskı altında olan bir lojistik sistemine daha fazla baskı uyguluyor.
- Lojistik sistemi kanal yüzünden duygusal olarak endişeli hâle geliyor.
Cevabı göster
Kanal gecikmeleri, zaten baskı altında olan bir lojistik sistemine daha fazla baskı uyguluyor.
Heralded by a fanfare of horns: cümle başında sıfat-fiil öbeği
Cümle başındaki geçmiş zaman sıfat-fiil öbeği, ana olayın nasıl duyurulup kutlandığını anlatır: geminin yeniden yüzmesi, törensel bir düdük patlamasıyla karşılanmıştır. Burada herald, yalnızca 'duymak' değil, 'önemli bir şeyi kamuya açık biçimde işaretlemek veya duyurmak' anlamına gelir. Ana cümleden önce yer alan Heralded by ..., Ever Given ile ilgili sahneyi kısa ve yoğun biçimde kurar. Örtük edilgen bağlantı 'the Ever Given was heralded by ...' şeklindedir; bu nedenle virgülden hemen sonraki isim, duyurulan veya karşılanan şey olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, tezahüratlarla karşılanan kişinin şampiyon olduğunu doğru biçimde anlatır?
- Heralded by cheers from the crowd, the stage lights came on as the champion entered.
- Heralded by cheers from the crowd, the champion stepped onto the stage.
Cevabı göster
Heralded by cheers from the crowd, the champion stepped onto the stage.
They took advantage of high spring tides around full moon Kalıp ifadeler
6:18Dolunay civarındaki yüksek bahar gelgitlerinden yararlandılar
and used 14 tugboats to dislodge the Ever Given.
6:21ve Ever Given'ı yerinden oynatmak için 14 römorkör kullandılar.
took advantage of: elverişli bir koşuldan yararlanmak
Bu cümlede took advantage of, 'bir hedefe ulaşmaya yardımcı olması için elverişli bir koşulu kullandılar' anlamına gelir. Kurtarma ekipleri gemiyi daha kolay hareket ettirmek için olağanüstü yüksek gelgitlerden yararlandı. Kalıp take advantage of + fırsat, kaynak veya koşul şeklindedir. Tamamlayıcı anlamı belirler: high tides ile kullanıldığında ifade nötr ve pratiktir; nesne bir insan olduğunda ise çoğu zaman o kişiyi haksız biçimde kullanmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, 'elverişli bir koşulu kullandılar' anlamındaki hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ the quiet morning to record the interview.
Cevabı göster
took advantage of
The ship was then towed to the Great Bitter Lake for inspection,
6:25Gemi daha sonra inceleme için Büyük Acı Göl'e çekildi,
and traffic along the Suez Canal continued at 7:00 p.m. local time.
6:28ve Süveyş Kanalı boyunca trafik yerel saatle 19:00'da devam etti.
it is expected that the large wave of container ships Dilbilgisi
6:36Avrupa ve Asya'daki limanlara art arda gelen
arriving at ports in Europe and Asia in quick succession Kalıp ifadeler
6:39büyük konteyner gemisi dalgasının,
in quick succession: kısa aralıklarla art arda
In quick succession, olayların aralarında çok az zaman olacak şekilde birbiri ardına gerçekleştiğini ifade eder. Quick, aralıkların kısa olduğunu vurgular; succession ise olayları bir sıra olarak sunar. Burada succession, bir dizi olay anlamına gelir; bir unvanın veya makamın devralınması anlamına gelmez. Bu ifade genellikle birden fazla ayrı varışı, eylemi veya olayı anlatır; tek bir olayın hızlı gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Çok kısa aralıkları vurgulayan dersteki tam ifadeyi kullanın: The three runners crossed the finish line ____, only seconds apart.
Cevabı göster
in quick succession
will overwhelm the handling capacity of even the biggest ports.
6:43en büyük limanların bile elleçleme kapasitesini aşması bekleniyor.
it is expected that ... will ... kişisiz tahmin yapısı
it is expected that + yan cümle yapısında it, biçimsel bir öznedir; blockade sözcüğüne veya daha önce geçen başka bir isme gönderme yapmaz. Tahminin asıl içeriği that yan cümlesinde yer alır. That yan cümlesindeki will, beklenen gelecek sonucu ifade eder. Bu kişisiz edilgen yapı, bir haberde veya raporda tahmini yapan kişi belirtilmeden öngörü sunmak için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Resmî raporu dersteki kişisiz tahmin yapısını aynen kullanarak tamamlayın: ____ ticket sales ____ increase next month.
Cevabı göster
It is expected that · will
that will add stress to port facilities and even inland infrastructure.
6:52ve liman tesislerine, hatta iç altyapılara baskı eklemesi bekleniyor.
“Cause a ripple effect”: yayılan zincirleme etkiler yaratmak
Burada cause a ripple effect, “bir olayın, bir sistemin bağlantılı bölümlerine yayılan başka etkiler yaratmasına neden olmak” demektir. Bu ifade, su üzerindeki dalgaların yayılması görüntüsünden gelir; ancak cümlede gerçek dalgalardan değil, dolaylı sonuçlardan söz edilir. Yapı cause + a ripple effect biçimindedir. Ardından gelen that yan cümlesi, yayılan sonucun bir bölümünü açıklar: ek baskı limanlara, oradan da iç kesimlerdeki altyapıya ulaşır.
Alıştırma
Cümleyi “yayılan dolaylı sonuçlar yaratmak” anlamındaki dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: One factory closure can ____ throughout the town's economy.
Cevabı göster
cause a ripple effect
Shipping analysts are already predicting disruption and price hikes.
7:00Nakliye analistleri şimdiden aksaklıklar ve fiyat artışları öngörüyor.
Europe likely hit first with possible shortages of household products. Kelime
7:04Muhtemel ev ürünleri kıtlığı ile muhtemelen ilk olarak Avrupa vurulacak.
“Europe likely hit first”: sıkıştırılmış haber başlığı dilbilgisi
Bu, haber başlıklarında kullanılan sıkıştırılmış dildir. Sıradan ve tam bir cümlede Europe is likely to be hit first, with possible shortages of household products anlamına gelir. Başlık, yer kazanmak için is ve to be bölümlerini çıkarır. Hit, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı olarak anlaşılır: etkiyi Avrupa alır; bir şeye vuran Avrupa değildir. With possible shortages, bu etkinin ürün kıtlığı biçiminde görülebileceğini ekler.
Alıştırma
“Small businesses likely hit hardest by new fees” başlığını en doğru biçimde açan tam cümle hangisidir?
- Small businesses are likely to impose the hardest new fees.
- Small businesses are likely to be hit hardest by new fees.
- New fees are likely to be hit hardest by small businesses.
Cevabı göster
Small businesses are likely to be hit hardest by new fees.
So if you're at the shops and what you want isn't there
7:08Bu yüzden eğer mağazadaysanız ve istediğiniz şey yoksa
It might seem as if this blockage doesn't affect us Dilbilgisi
7:17Bu tıkanıklık bizi etkilemiyormuş gibi görünebilir
It might seem as if: temkinli bir ilk izlenim
“It might seem as if”, ardından gelen yan cümleyi bir gerçek olarak değil, olası bir ilk izlenim olarak sunar. “Might” yargıyı temkinli hâle getirir; “as if” ise görünüşün düşündürdüğü durumu aktarır. Bu kalıp çoğu zaman ardından gelecek bir düzeltme ya da karşıtlığa hazırlık yapar. Burada tıkanıklığın bizi etkilemediği izlenimini dile getirirken, sonraki kanıtların bu izlenimi çürütebilmesine de alan bırakır.
Alıştırma
Düzeltmeden önce geçici bir görünüş sunan beş sözcüklük hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the shorter route is faster, but roadwork makes it slower today.
Cevabı göster
It might seem as if
not just some of us, but pretty much all of us: kapsamı genişletmek
“Not just A, but B”, A’nın doğru olduğunu kabul eder ama meselenin yalnızca bundan ibaret olmadığını söyler; B daha geniş veya daha güçlü bir bilgi ekler. Burada A “some of us”, B ise “pretty much all of us” olduğundan kapsam sınırlı bir gruptan neredeyse herkese genişler. “Pretty much” burada “neredeyse” anlamına gelir. “All” ifadesini biraz yumuşatır; böylece iddia güçlü kalır ama kelimenin tam anlamıyla tek tek herkesin dâhil olduğu söylenmez.
Alıştırma
Hangi cümle iddiayı küçük bir gruptan neredeyse herkese genişletiyor?
- The new policy affects a few employees, but not everyone.
- The new policy affects not just a few employees, but pretty much everyone.
- The new policy may affect either a few employees or everyone.
Cevabı göster
The new policy affects not just a few employees, but pretty much everyone.
About 12% of the world trade volume passes through the Suez Canal,
7:27Dünya ticaret hacminin yaklaşık %12'si Süveyş Kanalı'ndan geçiyor,
affects an astounding amount of goods and resources
7:36şaşırtıcı miktarda mal ve kaynağı etkiliyor
both due to ... as well as due to ... ile iki nedeni paralel bağlama
both, iki nedenin geleceğini önceden bildirir. Bu cümlede ilk neden due to direct damages, ikinci neden ise due to the uncertainty that it creates bölümüdür. due to ifadesinin tekrarlanması, iki isim öbeğini de causes severe economic effects ifadesine aynı dil bilgisel bağla bağlar. as well as ikinci nedeni ekler; bir karşılaştırma yapmaz. Kalıbın tamamı “A nedeniyle ve ayrıca B nedeniyle” anlamına gelir.
Alıştırma
“The delay happened both due to a power failure as well as due to a scheduling error,” cümlesindeki both ... as well as ... yapısı neyi gösterir?
- İki ayrı neden gecikmeye yol açtı.
- Planlama hatası elektrik kesintisiyle karşılaştırıldı.
- Gecikmeye yalnızca elektrik kesintisi neden oldu.
Cevabı göster
İki ayrı neden gecikmeye yol açtı.