Dönüşlü ve pekiştirme zamirleri nasıl kullanılır – Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
508 kelime 171 kel/dk

Video açıklaması: Konuşmacı, havaalanındaki self servis sistemi üzerine kurduğu mizahi stand-up gösterisiyle dönüşlü ve pekiştirme zamirlerini karşılaştırıyor, bunların cümledeki yerlerini açıklıyor ve yolculara yüklenen işleri esprinin finaline dönüştürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. do everything yourself. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Eylemi yapan kişiyle eylemden etkilenen kişi aynı olduğunda yourself sözcüğünün özneye nasıl geri döndüğünü anlayacaksınız. İfade ayrıca işi başka biri yerine kişinin bizzat yaptığını belirtir; böylece kalıbı bağımsız tamamlanan günlük işlere uyarlayabilirsiniz. 2. passengers themselves — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir isim öbeğinin hemen ardından gelen themselves biçimini pekiştirme zamiri olarak tanıyacaksınız. Burada işi havayolu yerine doğrudan yolcuların yapması vurgulanır; bu kullanım, temel eylemi değiştirmeden sorumluluğun kimde olduğunu özellikle belirtmenizi sağlar. 3. going on holiday, not getting a second job. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Beklenen durum ile saçma gerçekliği karşı karşıya getirmek için kısa A, not B karşıtlığını kullanmayı öğreneceksiniz. Tatile çıkmakla ikinci bir işe girmiş gibi çalışmak arasındaki çatışma hem espriyi oluşturur hem de şikâyeti daha çarpıcı hâle getirir.

Bu derste

Hi everyone.

0:00

Herkese merhaba.

So, I've never tried stand-up comedy before, Dilbilgisi

0:01

Yani, daha önce hiç stand-up komedisi denemedim

Dilbilgisi

I've never tried ... before: şu ana kadar hiç yaşanmamış deneyim

I've never tried ... before, have ile geçmiş zaman ortacı tried kullanılarak kurulan present perfect yapısıdır. Geçmişten şu ana kadar olan bütün dönemi kapsar ve bu deneyimin hiçbir zaman yaşanmadığını belirtir. Before, deneyim için ele alınan zaman aralığını şu ana kadar getirir. Burada konuşanın bir sonraki denemesinin ilk olacağını gösterir; geçmişteki belirli ve tamamlanmış bir zamanı belirtmez.

Alıştırma

Bunun ilk deneyiminiz olacağını have never tried ... before ile belirtin: I ____ this board game before.

Cevabı göster

have never tried

but I'm going to try today Dilbilgisi

0:04

ama bugün deneyeceğim

Dilbilgisi

I'm going to try: önceden kararlaştırılmış bir plan

I'm going to try, önceden oluşmuş bir niyeti veya planı anlatmak için be going to ve fiilin yalın hâlini kullanır. Today, planlanan eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini gösterir. Going to burada bir yere doğru hareketi değil, geleceği belirten bir yapıyı ifade eder. Be fiilinin biçimi özneye göre değişir, ancak going to try birlikte kalır.

Alıştırma

Önceden kararlaştırılmış bir plan için be going to kullanın: I ____ a new recipe tonight.

Cevabı göster

am going to try

while also teaching you about reflexive and emphatic pronouns. Dilbilgisi

0:05

ve aynı zamanda size dönüşlü (reflexive) ve pekiştirme (emphatic) zamirlerini öğreteceğim.

Dilbilgisi

while also teaching: eş zamanlı ek bir eylem

while also teaching, kısaltılmış bir while yan cümlesidir. while + -ing biçimi, teaching eylemini ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir eylem olarak sunar; also ise bunun ek bir eylem olduğunu gösterir. teaching eyleminin öznesi yazılmaz, çünkü ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu anlaşılır. Bu kısa yapı, öznenin ve be fiilinin bir biçiminin tekrar edilmesini önler.

Alıştırma

Cümleyi while also ve listen fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya did her homework ____ to music.

Cevabı göster

while also listening

What could be funnier than that? Ton ve niyet

0:09

Bundan daha eğlenceli ne olabilir ki?

Ton ve niyet

What could be funnier than that?: retorik soru

Burada that, komedi ile dil bilgisi dersini birleştirme fikrine gönderme yapar. What could be funnier than that? retorik bir sorudur; bu nedenle konuşan kişi bir cevap beklemez. Karşılaştırma biçimi, durumun son derece komik olduğu düşüncesini abartır. Dil bilgisi dersleri genellikle rakipsiz bir komedi olarak görülmediği için bu abartı şakacı ve kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir etki yaratır.

Alıştırma

Yargı: Bu bağlamda What could be funnier than that? esas olarak izleyicilerden daha komik bir şey söylemelerini ister.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

So, recently I went to the airport

0:16

Geçenlerde havaalanına gittim

and they have this new bag scanning system. Kelime

0:19

ve bu yeni bagaj tarama sistemleri var.

Kelime

bag scanning system: temel isim system

Bag scanning system birkaç sözcükten oluşan bir isim öbeğidir. Son sözcük olan system öbeğin temel ismidir; asıl şeyin ne olduğunu belirtir. Bag scanning ise sistemin ne işe yaradığını, yani çantaları taramak için kullanılan bir sistem olduğunu gösterir. Buradaki scanning, sistemin işlev adının bir parçasıdır. Birinin tam o anda bir çantayı taradığını anlatmaz. Benzer isim dizilerinde önce son isme bakın, sonra önceki sözcüklerden türünü veya amacını çıkarın.

Alıştırma

bag scanning system ifadesinde asıl şeyi adlandıran sözcük hangisidir?

  1. bag
  2. scanning
  3. system
Cevabı göster

system

You have to do everything yourself. Dilbilgisi

0:22

Her şeyi kendiniz yapmak zorundasınız.

Dilbilgisi

do everything yourself: eylemi yapan kişiyi vurgulamak

do everything yourself ifadesinde everything, do fiilinin nesnesidir. Yourself vurgu ekler: hitap edilen kişi, başkasına yaptırmak yerine bütün işleri bizzat yapmalıdır. Burada yourself, özne olan you sözcüğüne gönderme yapar ve başka bir nesne değildir. Aynı yapı özneye göre değişir: I did it myself; they did it themselves.

Alıştırma

you öznesine uygun -self biçimini yazın: You can pack your school bag ____.

Cevabı göster

yourself

I have to book my flight myself, Dilbilgisi

0:24

Uçuşumu kendim rezerve etmeliyim,

Dilbilgisi

book my flight myself: vurgu yapan myself

book my flight myself ifadesinde my flight, book fiilinin nesnesidir. Myself, I öznesiyle uyumludur ve işi bizzat benim yaptığım anlamını ekler. Burada myself, book fiilinin nesnesi değil, vurgu zamiridir. Bu sözcüğü çıkardığınızda cümle yine tamamlanmış olur; ancak rezervasyonu kimin yaptığına yönelik ek vurgu kaybolur.

Alıştırma

Cümleyi I ile uyumlu vurgu zamiriyle tamamlayın: I booked my flight ____.

Cevabı göster

myself

take myself to the airport,

0:26

havaalanına kendim gitmeliyim,

and then check in my bag myself. Öbek fiiller

0:28

ve sonra bagajımı kendim teslim etmeliyim.

Öbek fiiller

havaalanında check in my bag

Havaalanında check in my bag, çantayı kayıtlı bagaj olarak taşınması için hava yolu şirketine teslim etmek demektir. Burada check-in yapılan şey yolcu değil, çantadır. Buradaki in, yer bildiren bir sözcük değil, check in öbek fiilinin bir parçasıdır. Nesne bir isim olduğunda check my bag in de diyebilirsiniz. Zamirle check it in denir.

Alıştırma

Havaalanında check in my bag burada ne anlama gelir?

  1. Çantayla ilgili işlem yapmadan yalnızca yolcu olarak kendi check-in işlemimi yapmak.
  2. Çantamı kayıtlı bagaj olarak hava yolu şirketine teslim etmek.
  3. Çantamın içinde bir şey aramak.
Cevabı göster

Çantamı kayıtlı bagaj olarak hava yolu şirketine teslim etmek.

This should be paying me. Ton ve niyet

0:31

Bunun bana para kazandırması gerekirdi.

Ton ve niyet

This should be paying me: rolleri mizahi biçimde tersine çevirme

Bu cümlede This should be paying me gerçek bir para talebi değildir. This, self servis sistemi ifade eder ve konuşan kişi şaka yollu biçimde sistemi işvereniymiş gibi gösterir. Şaka, beklenen rolleri tersine çevirir: müşteri, hizmeti sunan tarafın işi gibi görünen görevleri yaptığı için sistemin kendisine para ödemesi gerektiğini söyler. Bir makine, şirket veya süreç size onun işini yapıyormuşsunuz gibi hissettirdiğinde should be paying me kalıbıyla rahatsızlığınızı abartılı biçimde anlatabilirsiniz.

Alıştırma

Bu bağlamda konuşan kişi This should be paying me sözüyle gerçekte ne demek istiyor?

  1. Konuşan kişi sistemi başka birine para ödemek için kullanmak istiyor.
  2. Sistem konuşan kişiyi işe aldı ve ona ücret borçlu.
  3. Sistem, konuşan kişiye hizmeti sunan tarafın işi gibi görünen görevler yaptırıyor.
Cevabı göster

Sistem, konuşan kişiye hizmeti sunan tarafın işi gibi görünen görevler yaptırıyor.

Let's pause there for a second. Anlatım akışı

0:34

Burada bir saniye duraklayalım.

Anlatım akışı

Let's pause there for a second: gözden geçirmek için durmak

Let's pause there for a second, konuşmanın akışını düzenleyen bir geçiş cümlesidir. Bir hikâyenin veya açıklamanın ilerleyişini geçici olarak durdurur ve konuşan kişinin az önce söylenenleri gözden geçirmek, açıklamak ya da incelemek üzere olduğunu gösterir. Buradaki there fiziksel bir yeri değil, konuşmada gelinen noktayı belirtir. For a second tam olarak bir saniye değil, kısa bir süre anlamına gelir; Let's ise geçişi birlikte yapılan bir hareket gibi gösterir.

Alıştırma

Konuşan kişi Let's pause there for a second diyerek ne yapıyor?

  1. Tam olarak bir saniye sonra devam edeceğine söz vermek.
  2. Dinleyenleri farklı bir fiziksel yere göndermek.
  3. Yeni ulaşılan noktayı gözden geçirmek veya incelemek için akışı geçici olarak durdurmak.
Cevabı göster

Yeni ulaşılan noktayı gözden geçirmek veya incelemek için akışı geçici olarak durdurmak.

Did you notice what I did?

0:36

Ne yaptığımı fark ettiniz mi?

Apart from my brilliant comedy show. Kalıp ifadeler

0:38

Harika komedi şovum bir yana.

Kalıp ifadeler

“... dışında” anlamındaki apart from

Burada apart from, “... dışında” veya “... bir yana bırakılırsa” anlamına gelir. Konuşan kişi komedi gösterisini bir yana bırakıp konuşmayı ana konuya döndürür. Apart from burada bir edattır ve ardından my brilliant comedy show isim grubu gelir. Bu cümlede fiziksel bir uzaklık anlatmaz.

Alıştırma

Şu cümleyi oku: Apart from one small error, the poster is excellent. apart from ne anlama geliyor?

  1. Postere başka bir hata ekler.
  2. Poster ile hata arasında uzun bir mesafe olduğunu söyler.
  3. Küçük bir hatayı istisna olarak dışarıda bırakır.
Cevabı göster

Küçük bir hatayı istisna olarak dışarıda bırakır.

I used the words myself and yourself.

0:41

myself (kendim) ve yourself (kendin) kelimelerini kullandım.

Myself and yourself are reflexive and emphatic pronouns. Kelime

0:44

myself ve yourself dönüşlü ve pekiştirme zamirleridir.

Kelime

Dönüşlü ve pekiştirme zamirleri: -self biçimlerinin iki kullanımı

Dönüşlü ve pekiştirme zamirleri, myself, yourself, himself, herself, itself, ourselves, yourselves ve themselves gibi biçimlerin üstlenebildiği iki farklı görevdir. Dönüşlü zamir genellikle nesne olur ve yeniden özneyi gösterir: I hurt myself. Pekiştirme zamiri bir kişiyi veya şeyi vurgular: I made it myself. Pekiştirme zamiri çıkarıldığında temel cümle yine de tamamdır.

Alıştırma

Şu cümleyi oku: The chef baked the cake himself. himself hangi görevdedir?

  1. Şefin bunu bizzat yaptığını gösteren bir pekiştirme zamiridir.
  2. the chef öznesinin yerine geçer.
  3. baked fiilinin nesnesi olan bir dönüşlü zamirdir.
Cevabı göster

Şefin bunu bizzat yaptığını gösteren bir pekiştirme zamiridir.

These also include herself,

0:47

Bunlara herself (kendisi - kadın),

himself,

0:50

himself (kendisi - erkek),

ourselves,

0:51

ourselves (kendimiz),

yourselves,

0:52

yourselves (kendiniz),

and themselves.

0:53

ve themselves (kendileri) de dâhildir.

Did you notice that for the plural, Dilbilgisi

0:54

Çoğul için,

the 'f' at the end changes to '-ves'?

0:56

sondaki 'f'nin '-ves'e dönüştüğünü fark ettiniz mi?

Dilbilgisi

Sondaki 'f', '-ves' olur: -self → -selves

Vurgulanan kuraldaki for the plural, birden fazla kişi veya şeyden söz edildiğinde -self sonunun -selves biçimine dönüştüğü anlamına gelir. Son f harfinin yerini ves alır: yourself, yourselves olur. Bu nedenle çoğul dönüşlülük zamirleri ourselves, yourselves ve themselves örneklerindeki gibi -selves ile biter. -self sonuna yalnızca s eklemek yerine -selves yazılır. Bu, self/selves sonuna özgü bir yazım kuralıdır; f ile biten her İngilizce sözcüğe uygulanmaz.

Alıştırma

Çoğul biçimi yazarak yazım değişikliğini tamamlayın: yourself → ____

Cevabı göster

yourselves

You do it yourself.

1:00

Kendin yaparsın (You do it yourself).

I was talking about checking your bag in at the airport.

1:01

Havaalanında bagajınızı teslim etmekten bahsediyordum.

With the new system,

1:04

Yeni sistemde

the passenger does this,

1:05

bunu havaalanı değil,

not the airport.

1:07

yolcu yapıyor.

So, I used yourself and myself

1:08

Bu yüzden yourself ve myself kullandım,

to show that the object and the subject Dilbilgisi

1:11

nesnenin ve öznenin

in the sentence are the same.

1:13

cümlede aynı olduğunu göstermek için.

Dilbilgisi

Nesne ile özne aynı kişi olduğunda

Vurgulanan sözler, nesne olarak kullanılan bir dönüşlülük zamirini tanımak için temel ölçütü verir: özne eylemi yapar ve nesne aynı kişi ya da şeye geri gönderme yapar. Maya blamed herself cümlesinde Maya öznedir, herself nesnedir ve ikisi de Maya'yı gösterir. Yalnızca sözcüğün -self veya -selves ile bitmesine değil, cümledeki görevine bakın. Self içeren bir biçim vurgu da katabilir; burada ancak nesne görevindeyken ve özneye geri gönderme yaparken dönüşlüdür.

Alıştırma

Hangi cümlede self biçimi nesne görevindedir ve özneye geri gönderme yapar?

  1. Lena blamed herself for the mistake.
  2. Lena blamed her for the mistake.
  3. Lena herself explained the mistake.
Cevabı göster

Lena blamed herself for the mistake.

You do it for you.

1:15

Sen bunu kendin için yaparsın.

I did it for myself. Dilbilgisi

1:16

Ben kendim için yaptım.

Dilbilgisi

for myself: özne I'a geri gönderme

I did it for myself cümlesinde myself, for sözcüğünden sonra gelir ve özne I'a geri gönderme yapar. Eylemi yapan kişi ile eylemin yararına yapıldığı kişi aynıdır. Bu ifade çoğu zaman “kendi yararım veya ihtiyaçlarım için” anlamını vurgular ve bazen başkası için bir şey yapmakla karşıtlık kurar. Yalnızca for me ifadesinin daha güçlü hâli değildir; özne ile yararlanan kişi arasındaki ilişki önemlidir.

Alıştırma

Cümleyi özne I'a geri gönderme yapan dönüşlü zamirle tamamlayın: I made this lunch for ____.

Cevabı göster

myself

Other reflexive pronouns I used were

1:18

Kullandığım diğer dönüşlü zamirler şunlardı:

I booked my flight myself

1:20

Uçuşumu kendim rezerve ettim,

because I did that with my computer,

1:22

çünkü bunu bilgisayarımla yaptım,

and I take myself to the airport.

1:25

ve havaalanına kendim gidiyorum.

Do you think I got a taxi Kalıp ifadeler

1:28

Sizce taksiye mi bindim,

or did I drive there?

1:29

yoksa oraya arabayla mı gittim?

Kalıp ifadeler

got a taxi: taksi ayarlamak veya taksiye binmek

Ulaşımla ilgili bu soruda got a taxi, bir taksi ayarlamak, bulmak veya çağırmak ve yolculukta onu kullanmak anlamına gelir. Oraya araba sürmenin karşısında taksi seçeneğini belirtir. Burada get, “sahip olmak” veya “satın almak” anlamına gelmez. Get a taxi, bu ulaşım aracını bulup ayarlamayı anlatmak için günlük Britanya İngilizcesinde yaygındır ve got bunun geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi get a taxi ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: It was raining, so I ____ instead of driving.

Cevabı göster

got a taxi

I drove myself to the airport. Dilbilgisi

1:31

Havaalanına arabayla kendim gittim.

Dilbilgisi

drive myself to + place: bir yere kendin sürerek gitmek

Drive someone to + place, birini sürücüsü olduğunuz bir araçla bir varış noktasına götürmek demektir. I drove myself to the airport cümlesinde myself, I öznesine döner; dolayısıyla aracı süren kişiyle havaalanına giden kişi aynıdır. Doğal anlam, konuşanın bir araç sürerek havaalanına gitmesidir; kelimesi kelimesine “kendi benliğini sürmesi” değildir. Özne aracı sürerken aynı zamanda kendisini bir yere götürdüğünde bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

I drove myself to the airport cümlesinin doğal anlamını seçin.

  1. Konuşan bir araç sürdü ve havaalanına gitti.
  2. Konuşan havaalanına gitmek için taksi tuttu.
  3. Konuşan başka birini arabayla havaalanına götürdü.
Cevabı göster

Konuşan bir araç sürdü ve havaalanına gitti.

Notice the position of the pronoun.

1:34

Zamirin konumuna dikkat edin.

It's do something yourself. Dilbilgisi

1:35

Kalıp: Bir şeyi kendin yapmak (do something yourself).

So, the pronoun is placed

1:38

Yani, zamir

after the verb or verb phrase.

1:39

fiilden veya fiil öbeğinden sonra yerleştirilir.

Dilbilgisi

do something yourself: fiil öbeğinden sonra yourself

do something yourself yapısında something, do fiilinin nesnesidir ve yourself, do something fiil öbeğinin tamamından sonra gelir. Burada yourself vurgu ekler: eylemi başka biri değil, öznenin bizzat yaptığını belirtir. Aynı sıra başka eylemlerle de kullanılabilir: fix the bike yourself veya cook dinner yourself. Fiil öbeği bir arada kalır ve özneyle eşleşen -self biçimi onun arkasından gelir.

Alıştırma

Cümleyi özneyle eşleşen vurgulu -self biçimiyle tamamlayın: You can decorate the card ____.

Cevabı göster

yourself

I myself have to check in my bag. Dilbilgisi

1:41

Bagajımı bizzat kendim teslim etmeliyim (I myself have to check in my bag).

Dilbilgisi

I myself: özneyi vurgulama

I myself ifadesinde myself, özne olan I sözcüğünün hemen ardından gelen bir vurgu zamiridir. Odağı I üzerine taşır ve çoğu zaman başka biriyle karşıtlık kurarak “bizzat ben” anlamını verir. Myself ikinci bir özne değildir ve check in fiilinin nesnesi de değildir. Çıkarıldığında I have to check in my bag hâlâ dil bilgisi bakımından tam bir cümledir; buradaki görevi vurgu yapmaktır.

Alıştırma

I ile uyumlu vurgu zamirini kullanın: I ____ packed the lunches.

Cevabı göster

myself

In the sentence,

1:44

Cümlede,

I myself have to check in my bag,

1:45

Bagajımı bizzat kendim teslim etmeliyim cümlesinde,

the word myself is used for emphasis.

1:47

myself kelimesi vurgu için kullanılmıştır.

So, notice the position of the pronoun here.

1:50

Yani, buradaki zamirin konumuna dikkat edin.

It comes directly after the subject.

1:53

Doğrudan özneden sonra gelir.

Because I'm emphasizing

1:56

Çünkü vurguluyorum,

that I am the one who did this. Dilbilgisi

1:57

bunu yapanın ben olduğumu.

Dilbilgisi

I am the one who did this: eylemi yapan kişiyi belirtme

I am the one who did this ifadesinde the one belirli bir kişiyi gösterir, who did this ilgi cümleciği ise bu kişinin kim olduğunu açıklar. Yapı bütünüyle “bunu yapan kişi benim” anlamına gelir. Bu ifade, eylemi yapan kişiye güçlü bir vurgu koyar. Başarıyı üstlenmek, sorumluluğu kabul etmek veya bunu başka birinin yaptığı düşüncesini düzeltmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşan kişiyi yavru köpeği bulan kişi olarak belirtmek için the one who kalıbını kullanan cümle hangisidir?

  1. I am the one who found the puppy.
  2. I know the one who found the puppy.
  3. I found the puppy.
Cevabı göster

I am the one who found the puppy.

Let's watch the next part of the comedy show

1:59

Hadi komedi şovunun sonraki kısmını izleyelim

and see if you can spot Kalıp ifadeler

2:02

ve bakalım

the reflexive and emphatic pronouns.

2:03

dönüşlü ve pekiştirme zamirlerini bulabilecek misiniz.

Kalıp ifadeler

see if you can spot: gözlem ve bulma görevi vermek

See if you can spot + nesne küçük bir gözlem görevi verir: izlerken, dinlerken veya okurken belirtilen hedefi bulmaya çalışırsın. Buradaki hedef, dönüşlülük ve pekiştirme zamirleridir. Bu kullanımda spot, leke anlamındaki isim değil, fark etmek veya belirlemek anlamındaki fiildir. Bu kalıp bir sonuca ulaşmayı ister; yalnızca look demek ise dikkati bir yere yönlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle birinden bir şeyi inceleyip hatayı bulmasını doğal biçimde ister?

  1. Look at the error carefully.
  2. See if you can spot the error.
  3. See if you can watch the error.
Cevabı göster

See if you can spot the error.

Remember,

2:05

Unutmayın,

they all end with self or selves. Kelime

2:06

hepsi self veya selves ile biter.

Kelime

end with self or selves: sözcük biçimi ipucu

end with + harfler, bir ses veya sözcüğün bir bölümü yapısı, bir sözcüğün sonunda ne bulunduğunu belirtir. Burada self ve selves, myself, herself, ourselves ve themselves gibi biçimlerde görülen sonlardır. Bu, dönüşlülük veya pekiştirme zamirlerini bulmak için hızlı bir biçim ipucudur. Ancak zamirin görevini göstermez: özneyle aynı kişiyi veya şeyi gösterip göstermediğini ya da vurgu ekleyip eklemediğini cümleden anlamak gerekir.

Alıştırma

Hangi ifade themselves sözcüğünün biçim ipucunu doğru kullanıyor?

  1. The word themselves ends with selves.
  2. The word themselves begins with selves.
  3. The word themselves ends with self.
Cevabı göster

The word themselves ends with selves.

They should be paying me.

2:10

Bana para ödemeleri gerekirdi.

Next, they'll want me

2:11

Yakında uçağı da

to fly the plane myself as well. Kalıp ifadeler

2:12

kendim uçurmamı isteyecekler.

Kalıp ifadeler

as well: sona bir şey daha eklemek

Burada as well, “de” veya “ayrıca” anlamına gelir. Cümlenin sonunda yer alarak uçağı kullanma işini, konuşanın kendisinden isteneceğini düşündüğü diğer işlere ekler. Bu kalıp ifadede well, bir şeyin ne kadar iyi yapıldığını anlatmaz. As well ifadesini bilgi ekleyen tek bir bütün olarak okuyun.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “de” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: My brother wants to come ____.

Cevabı göster

as well

So, let's go back to that airport. Anlatım akışı

2:14

Öyleyse, o havaalanına geri dönelim.

Anlatım akışı

go back to that airport: önceki bir sahneye dönmek

Go back to that airport burada bir söylem geçişidir: hikâyeyi daha önce sözü edilen havaalanı sahnesine götürür; konuşanın bedenen bir yere geri döndüğünü anlatmaz. Go back to, daha önceki bir konuya, örneğe, soruya veya noktaya dönerek bilgiyi düzenleyebilir. That, dinleyicinin zaten bildiği havaalanını gösterir.

Alıştırma

Konuşan, go back to that airport ifadesiyle ne yapıyor?

  1. Hikâyeyi daha önceki havaalanı sahnesine döndürmek
  2. Havaalanına gerçek bir yolculuk yapılacağını duyurmak
  3. Havaalanı konusunu tamamen bitirmek
Cevabı göster

Hikâyeyi daha önceki havaalanı sahnesine döndürmek

Remember,

2:17

Hatırlayın,

I was talking about this new self-check-in system. Kültür

2:18

bu yeni kendi kendine check-in sisteminden bahsediyordum.

Kültür

self-check-in system: personel yardımı olmadan check-in yapma sistemi

Havalimanındaki bir self-check-in system, yolcuların genellikle bir kioskta veya internet üzerinden kendi check-in işlemlerini yapmasını sağlar. Bu, bagaj işlemlerini ve pasaport taramasını içeren daha büyük bir sürecin ilk adımı olabilir. Burada check-in, bir girişi kontrol etmek değil, yolculuktan önce uçuş kaydı yaptırmak anlamına gelir. self- bölümü, adımları bir personel yerine yolcunun kendisinin gerçekleştirdiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: At the airport, Leo used the ____ instead of going to a staffed desk.

Cevabı göster

self-check-in system

So, I have to check in the bag myself,

2:21

Yani bagajı kendim teslim etmeli,

weigh the bag myself, Kalıp ifadeler

2:24

bagajı kendim tartmalı,

tag the bag myself, Kalıp ifadeler

2:26

bagajın etiketini kendim yapıştırmalı,

scan my passport myself. Kalıp ifadeler

2:28

pasaportumu kendim taramalıyım.

Kalıp ifadeler

weigh the bag: weigh tartma eylemini anlatan fiildir

Weigh the bag, çantanın ne kadar ağır olduğunu ölçmek anlamına gelir. Weigh fiildir; the bag ise ölçülen şeyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp weigh + nesne biçimindedir: weigh the luggage, weigh a package veya weigh the ingredients.

Alıştırma

Havalimanı talimatını “ağırlığını ölçmek” anlamına gelen fiille tamamlayın: Please ____ the bag before attaching the tag.

Cevabı göster

weigh

Kalıp ifadeler

tag the bag: fiziksel bagaj etiketi takmak

tag the bag ifadesinde tag bir fiildir ve basılı bagaj etiketini çantaya takmak anlamına gelir. Bu etiket, havaalanının çantayı tanımasını ve doğru yere yönlendirmesini sağlar. Buradaki tag, internette kullanılan bir etiket değil, fiziksel bir etikettir. tag + nesne yapısı başka bir eşyaya tanıtıcı etiket takmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Talimatı tag ve belirtilen nesneyle tamamla: Weigh the bag, ____, and place it on the belt.

Cevabı göster

tag the bag

Kalıp ifadeler

scan my passport: pasaportu makineye okutmak

scan my passport ifadesinde scan eylemi bildiren fiildir, my passport ise makinenin okuduğu belgeyi belirtir. İfade, pasaporttaki bilgileri okumak için havaalanındaki makineyi kullanmak anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı scan + belge şeklindedir; scan a passport ve scan a ticket bunun örnekleridir.

Alıştırma

Kioskun bir belgeyi okumasını anlatan fiili yaz: Please ____ your passport at the kiosk.

Cevabı göster

scan

Since when do the passengers themselves Notlar

2:30

Ne zamandan beri yolcuların bizzat kendileri (themselves)

have to do the work of the airline? Kalıp ifadeler

2:32

havayolu şirketinin işini yapmak zorunda?

Ton ve niyet

Since when do ...? ile şaşırtıcı bir değişikliği sorgulamak

Since when do ...? biçim olarak bir şeyin ne zaman başladığını soruyor gibi görünür, ancak burada retorik bir sorudur. Konuşan kişi tarih sormaz; yolcuların havayolunun işini yapmasının beklenmesine şaşkınlık ve hoşnutsuzluk gösterir. Since when + do/does + özne + fiilin yalın hâli...? yapısı; yeni, mantıksız veya alışılmadık görünen bir kuralı, alışkanlığı ya da değişikliği sorgulamak için kullanılır. Genellikle cevap olarak bir zaman beklenmez.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir kuralın ne zaman başladığını sorgulayan iki kelimelik İngilizce ifadeyle retorik soruyu tamamla: ____ do visitors have to bring their own chairs?

Cevabı göster

Since when

Dilbilgisi

passengers themselves: yolcuların bizzat kendilerini vurgulamak

passengers themselves ifadesinde themselves isimden hemen sonra gelir ve havayolu çalışanları ya da başka biri değil, yolcuların bizzat kendileri anlamını verir. Özneyi vurgular; do fiilinin nesnesi değildir. Bu, dönüşlülük zamirinin pekiştirme amaçlı kullanımıdır. themselves çıkarılsa da cümle dil bilgisi bakımından tamamlanmış olur, ancak başkaları değil tam olarak bu kişiler biçimindeki karşıtlık kaybolur. Bir isim öbeğinden sonra ona uygun dönüşlülük zamiri getirmek, olaya tam olarak kimin katıldığını vurgular: I myself, the manager herself veya the passengers themselves.

Alıştırma

Bu cümlede themselves ne işe yarıyor? The passengers themselves checked the tickets.

  1. checked fiilinin doğrudan nesnesidir.
  2. Bunu başka kişilerin değil, yolcuların yaptığını vurgular.
  3. Yolcuların birbirlerini kontrol ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Bunu başka kişilerin değil, yolcuların yaptığını vurgular.

Kalıp ifadeler

do the work of the airline: havayolu şirketinin sorumluluğundaki işleri üstlenmek

do the work of the airline ifadesinde the work of the airline, havayolu şirketinin sorumlu olduğu görevleri veya hizmetleri anlatır. Yolculardan bu görevleri kendilerinin yerine getirmesi isteniyor. Buradaki work genel anlamda çaba demek değildir. do the work of + kişi veya kuruluş kalıbı, bir tarafın aslında diğer tarafa ait olması gereken işleri yaptığından yakınmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede do the work of the airline ne anlama geliyor?

  1. Yolcular havayolu şirketinde çalışan olarak işe girdi.
  2. Yolcular yolculuk sırasında yalnızca genel bir çaba gösteriyor.
  3. Yolcular, havayolu şirketinin yapması gereken görevleri üstleniyor.
Cevabı göster

Yolcular, havayolu şirketinin yapması gereken görevleri üstleniyor.

I thought I was going on holiday, Anlatım akışı

2:34

Tatile gittiğimi sanıyordum,

not getting a second job.

2:35

ikinci bir işe girdiğimi değil.

Anlatım akışı

going on holiday, not getting a second job: A, not B ile beklenti ve gerçeği karşılaştırmak

A, not B kalıbı, biçimleri birbiriyle uyumlu iki düşünceyi yan yana koyar. A, beklenen planı yani going on holiday ifadesini verir; B ise istenmeyen benzetmeyi, getting a second job ifadesini verir. Bu sıralama, beklenti ile gerçeklik arasındaki farkın hemen anlaşılmasını sağlar. Getting a second job gerçek bir olay değil, mizahi bir abartıdır. Konuşan kişi, yolcuların yapması gereken işlerin ek bir iş gibi hissettirdiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi A, not B kalıbıyla tamamlayın: I came here to relax, ____ to work.

Cevabı göster

not

Tough crowd. Deyimler

2:41

Zor bir izleyici kitlesi.

Deyimler

Tough crowd.: tepkisiz bir seyirciyle ilgili şaka

Tough crowd. seyircinin eğlendirilmesinin veya etkilenmesinin zor olduğunu anlatan kısa ve şakacı bir yorumdur. Burada crowd herhangi bir insan topluluğunu değil, seyirciyi ifade eder. Bir sanatçı ya da konuşmacı çok az tepki aldıktan sonra bunu söyleyebilir. Genellikle kişi kendi durumuyla dalga geçer: seyirciyi doğrudan suçlamak yerine rahatsız edici sessizliği başka bir şakaya dönüştürür.

Alıştırma

Bir sanatçı kimseyi güldüremez ve Tough crowd. der. Ne demek ister?

  1. Kalabalığın içinde ilerlemek zor.
  2. Seyirciyi eğlendirmek zor.
  3. Seyirci fiziksel olarak güçlü.
Cevabı göster

Seyirciyi eğlendirmek zor.

Did you spot them?

2:43

Onları buldunuz mu?

How many were there?

2:44

Kaç taneydiler?

I said fly the plane myself,

2:45

Uçağı kendim uçurmak,

scan my passport myself,

2:47

pasaportumu kendim taramak,

tag the bag myself,

2:49

çantayı kendim etiketlemek,

weigh the suitcase myself.

2:50

valizi kendim tartmak dedim.

So, that's four reflexive pronouns.

2:52

Yani bunlar dört tane dönüşlü zamirdi.

Why did I use these reflexive pronouns?

2:54

Neden bu dönüşlü zamirleri kullandım?

I wanted to show that these were actions

2:56

Bunların

I'm doing for me.

2:59

benim kendim için yaptığım eylemler olduğunu göstermek istedim.

Then I added,

3:00

Sonra şunu ekledim:

"Since when did the passengers themselves

3:01

"Ne zamandan beri yolcuların bizzat kendileri (themselves)

have to do the work of the airline?"

3:04

havayolu şirketinin işini yapmak zorunda?"

That was an emphatic pronoun.

3:06

Bu bir pekiştirme zamiriydi.

Why did I use that here?

3:07

Neden onu burada kullandım?

I wanted to emphasize

3:09

Vurgulamak istedim

that it's the passengers doing the work Dilbilgisi

3:10

işi yapanların yolcular olduğunu,

when I think it should be the airline.

3:13

oysa bence bunun havayolu şirketi olması gerekirdi.

Dilbilgisi

it's the passengers doing the work: eylemi yapan kişiye odaklanmak

it's the passengers doing the work ifadesinde, konuşma dilindeki It's + odak + -ing yan cümlesi en güçlü odağı the passengers üzerine yerleştirir. Bu, işi başka biri değil, gerçekten yolcuların yaptığı anlamına gelir. Buradaki it bir nesneye işaret etmez. Odak yapısını kurmaya yardımcı olur. Ardından gelen the airline karşıtlığı, işi yapan taraf ile konuşmacının yapması gerektiğini düşündüğü taraf arasındaki farkı gösterir.

Alıştırma

Odak yapısını Mia ve carry fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: It's ____ the boxes, not Leo.

Cevabı göster

Mia carrying

So, give us a like and subscribe Kültür

3:15

Eğer şimdi

if you understand

3:17

dönüşlü ve pekiştirme zamirlerinin nasıl kullanılacağını

how to use reflexive and emphatic pronouns

3:18

daha iyi anladıysanız,

better now.

3:21

lütfen beğenip abone olun.

Kültür

Platformda harekete geçirme çağrısı olarak give us a like and subscribe

Video platformlarının dilinde give us a like and subscribe, izleyicileri harekete çağıran bir ifadedir. Yalnızca izleyicilerin içerik üreticilerini sevdiğini söylemez. İfade iki isteği birleştirir: give us a like, Beğen düğmesine basmak; subscribe ise bağlamdan anlaşılan kanala abone olmak demektir. Us, içerik üreticilerini veya kanal ekibini anlatır.

Alıştırma

Video çağrısını dersteki tam ifadeyle tamamlayın: If this lesson helped you, ____.

Cevabı göster

give us a like and subscribe

How do you think I did Ton ve niyet

3:22

Sizce ilk komedi şovumda

at my first comedy show?

3:22

nasıl bir iş çıkardım?

Ton ve niyet

Performansı sormak için How do you think I did?

How do you think I did?, konuşanın tamamlanmış bir etkinlikte ne kadar iyi performans gösterdiğine ilişkin karşı tarafın görüşünü sorar. Bu kullanımda did, “performans gösterdim” anlamındadır; konuşanın hangi eylemi yaptığını sormaz. Kalıp How do you think + özne + did ...? şeklindedir. Do you think ifadesinden sonra soru dizilişi değil, düz cümle dizilişi kullanılır: did I değil I did. Bu açık uçlu soru, basit bir evet-hayır sorusundan farklı olarak gerekçeleri ve ayrıntılı geri bildirimi teşvik edebilir.

Alıştırma

Açık uçlu soruyu dersteki kalıpla tamamlayın: ____ in the interview?

Cevabı göster

How do you think I did

Pretty good, eh? Ton ve niyet

3:24

Oldukça iyi, değil mi?

Ton ve niyet

Pretty good, eh?: gündelik biçimde onay istemek

Burada konuşan kişi kendi yaptığı şeyi pretty good, yani oldukça iyi diye değerlendiriyor. Sondaki eh?, dinleyiciyi katılmaya ya da tepki vermeye çağırır ve yoruma hafif, şakacı bir ton katar. Eh?, biçimi değişmeyen sabit bir konuşma sonu eklentisidir. isn't it? gibi tam bir soru eklentisinin aksine özneye veya fiile göre değişmeden kısa bir yorumun arkasına gelebilir. Burada yeni bilgi istemez.

Alıştırma

Bir kişi evde yaptığı modeli arkadaşına gösterip “Pretty good, eh?” diyor. Sondaki eh? burada ne yapıyor?

  1. Yorumu resmî bir bilgi talebine dönüştürür.
  2. Konuşan kişinin arkadaşını duymadığını gösterir.
  3. Arkadaşını gündelik bir biçimde katılmaya veya tepki vermeye çağırır.
Cevabı göster

Arkadaşını gündelik bir biçimde katılmaya veya tepki vermeye çağırır.