Dönüşlü ve pekiştirme zamirleri nasıl kullanılır – Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video açıklaması: Konuşmacı, havaalanındaki self servis sistemi üzerine kurduğu mizahi stand-up gösterisiyle dönüşlü ve pekiştirme zamirlerini karşılaştırıyor, bunların cümledeki yerlerini açıklıyor ve yolculara yüklenen işleri esprinin finaline dönüştürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. do everything yourself. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Eylemi yapan kişiyle eylemden etkilenen kişi aynı olduğunda yourself sözcüğünün özneye nasıl geri döndüğünü anlayacaksınız. İfade ayrıca işi başka biri yerine kişinin bizzat yaptığını belirtir; böylece kalıbı bağımsız tamamlanan günlük işlere uyarlayabilirsiniz. 2. passengers themselves — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir isim öbeğinin hemen ardından gelen themselves biçimini pekiştirme zamiri olarak tanıyacaksınız. Burada işi havayolu yerine doğrudan yolcuların yapması vurgulanır; bu kullanım, temel eylemi değiştirmeden sorumluluğun kimde olduğunu özellikle belirtmenizi sağlar. 3. going on holiday, not getting a second job. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Beklenen durum ile saçma gerçekliği karşı karşıya getirmek için kısa A, not B karşıtlığını kullanmayı öğreneceksiniz. Tatile çıkmakla ikinci bir işe girmiş gibi çalışmak arasındaki çatışma hem espriyi oluşturur hem de şikâyeti daha çarpıcı hâle getirir.
Bu derste
So, I've never tried stand-up comedy before, Dilbilgisi
0:01Yani, daha önce hiç stand-up komedisi denemedim
I've never tried ... before: şu ana kadar hiç yaşanmamış deneyim
I've never tried ... before, have ile geçmiş zaman ortacı tried kullanılarak kurulan present perfect yapısıdır. Geçmişten şu ana kadar olan bütün dönemi kapsar ve bu deneyimin hiçbir zaman yaşanmadığını belirtir. Before, deneyim için ele alınan zaman aralığını şu ana kadar getirir. Burada konuşanın bir sonraki denemesinin ilk olacağını gösterir; geçmişteki belirli ve tamamlanmış bir zamanı belirtmez.
Alıştırma
Bunun ilk deneyiminiz olacağını have never tried ... before ile belirtin: I ____ this board game before.
Cevabı göster
have never tried
I'm going to try: önceden kararlaştırılmış bir plan
I'm going to try, önceden oluşmuş bir niyeti veya planı anlatmak için be going to ve fiilin yalın hâlini kullanır. Today, planlanan eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini gösterir. Going to burada bir yere doğru hareketi değil, geleceği belirten bir yapıyı ifade eder. Be fiilinin biçimi özneye göre değişir, ancak going to try birlikte kalır.
Alıştırma
Önceden kararlaştırılmış bir plan için be going to kullanın: I ____ a new recipe tonight.
Cevabı göster
am going to try
while also teaching you about reflexive and emphatic pronouns. Dilbilgisi
0:05ve aynı zamanda size dönüşlü (reflexive) ve pekiştirme (emphatic) zamirlerini öğreteceğim.
while also teaching: eş zamanlı ek bir eylem
while also teaching, kısaltılmış bir while yan cümlesidir. while + -ing biçimi, teaching eylemini ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir eylem olarak sunar; also ise bunun ek bir eylem olduğunu gösterir. teaching eyleminin öznesi yazılmaz, çünkü ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu anlaşılır. Bu kısa yapı, öznenin ve be fiilinin bir biçiminin tekrar edilmesini önler.
Alıştırma
Cümleyi while also ve listen fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya did her homework ____ to music.
Cevabı göster
while also listening
What could be funnier than that?: retorik soru
Burada that, komedi ile dil bilgisi dersini birleştirme fikrine gönderme yapar. What could be funnier than that? retorik bir sorudur; bu nedenle konuşan kişi bir cevap beklemez. Karşılaştırma biçimi, durumun son derece komik olduğu düşüncesini abartır. Dil bilgisi dersleri genellikle rakipsiz bir komedi olarak görülmediği için bu abartı şakacı ve kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir etki yaratır.
Alıştırma
Yargı: Bu bağlamda What could be funnier than that? esas olarak izleyicilerden daha komik bir şey söylemelerini ister.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
bag scanning system: temel isim system
Bag scanning system birkaç sözcükten oluşan bir isim öbeğidir. Son sözcük olan system öbeğin temel ismidir; asıl şeyin ne olduğunu belirtir. Bag scanning ise sistemin ne işe yaradığını, yani çantaları taramak için kullanılan bir sistem olduğunu gösterir. Buradaki scanning, sistemin işlev adının bir parçasıdır. Birinin tam o anda bir çantayı taradığını anlatmaz. Benzer isim dizilerinde önce son isme bakın, sonra önceki sözcüklerden türünü veya amacını çıkarın.
Alıştırma
bag scanning system ifadesinde asıl şeyi adlandıran sözcük hangisidir?
- bag
- scanning
- system
Cevabı göster
system
do everything yourself: eylemi yapan kişiyi vurgulamak
do everything yourself ifadesinde everything, do fiilinin nesnesidir. Yourself vurgu ekler: hitap edilen kişi, başkasına yaptırmak yerine bütün işleri bizzat yapmalıdır. Burada yourself, özne olan you sözcüğüne gönderme yapar ve başka bir nesne değildir. Aynı yapı özneye göre değişir: I did it myself; they did it themselves.
Alıştırma
you öznesine uygun -self biçimini yazın: You can pack your school bag ____.
Cevabı göster
yourself
book my flight myself: vurgu yapan myself
book my flight myself ifadesinde my flight, book fiilinin nesnesidir. Myself, I öznesiyle uyumludur ve işi bizzat benim yaptığım anlamını ekler. Burada myself, book fiilinin nesnesi değil, vurgu zamiridir. Bu sözcüğü çıkardığınızda cümle yine tamamlanmış olur; ancak rezervasyonu kimin yaptığına yönelik ek vurgu kaybolur.
Alıştırma
Cümleyi I ile uyumlu vurgu zamiriyle tamamlayın: I booked my flight ____.
Cevabı göster
myself
havaalanında check in my bag
Havaalanında check in my bag, çantayı kayıtlı bagaj olarak taşınması için hava yolu şirketine teslim etmek demektir. Burada check-in yapılan şey yolcu değil, çantadır. Buradaki in, yer bildiren bir sözcük değil, check in öbek fiilinin bir parçasıdır. Nesne bir isim olduğunda check my bag in de diyebilirsiniz. Zamirle check it in denir.
Alıştırma
Havaalanında check in my bag burada ne anlama gelir?
- Çantayla ilgili işlem yapmadan yalnızca yolcu olarak kendi check-in işlemimi yapmak.
- Çantamı kayıtlı bagaj olarak hava yolu şirketine teslim etmek.
- Çantamın içinde bir şey aramak.
Cevabı göster
Çantamı kayıtlı bagaj olarak hava yolu şirketine teslim etmek.
This should be paying me: rolleri mizahi biçimde tersine çevirme
Bu cümlede This should be paying me gerçek bir para talebi değildir. This, self servis sistemi ifade eder ve konuşan kişi şaka yollu biçimde sistemi işvereniymiş gibi gösterir. Şaka, beklenen rolleri tersine çevirir: müşteri, hizmeti sunan tarafın işi gibi görünen görevleri yaptığı için sistemin kendisine para ödemesi gerektiğini söyler. Bir makine, şirket veya süreç size onun işini yapıyormuşsunuz gibi hissettirdiğinde should be paying me kalıbıyla rahatsızlığınızı abartılı biçimde anlatabilirsiniz.
Alıştırma
Bu bağlamda konuşan kişi This should be paying me sözüyle gerçekte ne demek istiyor?
- Konuşan kişi sistemi başka birine para ödemek için kullanmak istiyor.
- Sistem konuşan kişiyi işe aldı ve ona ücret borçlu.
- Sistem, konuşan kişiye hizmeti sunan tarafın işi gibi görünen görevler yaptırıyor.
Cevabı göster
Sistem, konuşan kişiye hizmeti sunan tarafın işi gibi görünen görevler yaptırıyor.
Let's pause there for a second: gözden geçirmek için durmak
Let's pause there for a second, konuşmanın akışını düzenleyen bir geçiş cümlesidir. Bir hikâyenin veya açıklamanın ilerleyişini geçici olarak durdurur ve konuşan kişinin az önce söylenenleri gözden geçirmek, açıklamak ya da incelemek üzere olduğunu gösterir. Buradaki there fiziksel bir yeri değil, konuşmada gelinen noktayı belirtir. For a second tam olarak bir saniye değil, kısa bir süre anlamına gelir; Let's ise geçişi birlikte yapılan bir hareket gibi gösterir.
Alıştırma
Konuşan kişi Let's pause there for a second diyerek ne yapıyor?
- Tam olarak bir saniye sonra devam edeceğine söz vermek.
- Dinleyenleri farklı bir fiziksel yere göndermek.
- Yeni ulaşılan noktayı gözden geçirmek veya incelemek için akışı geçici olarak durdurmak.
Cevabı göster
Yeni ulaşılan noktayı gözden geçirmek veya incelemek için akışı geçici olarak durdurmak.
“... dışında” anlamındaki apart from
Burada apart from, “... dışında” veya “... bir yana bırakılırsa” anlamına gelir. Konuşan kişi komedi gösterisini bir yana bırakıp konuşmayı ana konuya döndürür. Apart from burada bir edattır ve ardından my brilliant comedy show isim grubu gelir. Bu cümlede fiziksel bir uzaklık anlatmaz.
Alıştırma
Şu cümleyi oku: Apart from one small error, the poster is excellent. apart from ne anlama geliyor?
- Postere başka bir hata ekler.
- Poster ile hata arasında uzun bir mesafe olduğunu söyler.
- Küçük bir hatayı istisna olarak dışarıda bırakır.
Cevabı göster
Küçük bir hatayı istisna olarak dışarıda bırakır.
I used the words myself and yourself.
0:41myself (kendim) ve yourself (kendin) kelimelerini kullandım.
Myself and yourself are reflexive and emphatic pronouns. Kelime
0:44myself ve yourself dönüşlü ve pekiştirme zamirleridir.
Dönüşlü ve pekiştirme zamirleri: -self biçimlerinin iki kullanımı
Dönüşlü ve pekiştirme zamirleri, myself, yourself, himself, herself, itself, ourselves, yourselves ve themselves gibi biçimlerin üstlenebildiği iki farklı görevdir. Dönüşlü zamir genellikle nesne olur ve yeniden özneyi gösterir: I hurt myself. Pekiştirme zamiri bir kişiyi veya şeyi vurgular: I made it myself. Pekiştirme zamiri çıkarıldığında temel cümle yine de tamamdır.
Alıştırma
Şu cümleyi oku: The chef baked the cake himself. himself hangi görevdedir?
- Şefin bunu bizzat yaptığını gösteren bir pekiştirme zamiridir.
- the chef öznesinin yerine geçer.
- baked fiilinin nesnesi olan bir dönüşlü zamirdir.
Cevabı göster
Şefin bunu bizzat yaptığını gösteren bir pekiştirme zamiridir.
Sondaki 'f', '-ves' olur: -self → -selves
Vurgulanan kuraldaki for the plural, birden fazla kişi veya şeyden söz edildiğinde -self sonunun -selves biçimine dönüştüğü anlamına gelir. Son f harfinin yerini ves alır: yourself, yourselves olur. Bu nedenle çoğul dönüşlülük zamirleri ourselves, yourselves ve themselves örneklerindeki gibi -selves ile biter. -self sonuna yalnızca s eklemek yerine -selves yazılır. Bu, self/selves sonuna özgü bir yazım kuralıdır; f ile biten her İngilizce sözcüğe uygulanmaz.
Alıştırma
Çoğul biçimi yazarak yazım değişikliğini tamamlayın: yourself → ____
Cevabı göster
yourselves
I was talking about checking your bag in at the airport.
1:01Havaalanında bagajınızı teslim etmekten bahsediyordum.
Nesne ile özne aynı kişi olduğunda
Vurgulanan sözler, nesne olarak kullanılan bir dönüşlülük zamirini tanımak için temel ölçütü verir: özne eylemi yapar ve nesne aynı kişi ya da şeye geri gönderme yapar. Maya blamed herself cümlesinde Maya öznedir, herself nesnedir ve ikisi de Maya'yı gösterir. Yalnızca sözcüğün -self veya -selves ile bitmesine değil, cümledeki görevine bakın. Self içeren bir biçim vurgu da katabilir; burada ancak nesne görevindeyken ve özneye geri gönderme yaparken dönüşlüdür.
Alıştırma
Hangi cümlede self biçimi nesne görevindedir ve özneye geri gönderme yapar?
- Lena blamed herself for the mistake.
- Lena blamed her for the mistake.
- Lena herself explained the mistake.
Cevabı göster
Lena blamed herself for the mistake.
for myself: özne I'a geri gönderme
I did it for myself cümlesinde myself, for sözcüğünden sonra gelir ve özne I'a geri gönderme yapar. Eylemi yapan kişi ile eylemin yararına yapıldığı kişi aynıdır. Bu ifade çoğu zaman “kendi yararım veya ihtiyaçlarım için” anlamını vurgular ve bazen başkası için bir şey yapmakla karşıtlık kurar. Yalnızca for me ifadesinin daha güçlü hâli değildir; özne ile yararlanan kişi arasındaki ilişki önemlidir.
Alıştırma
Cümleyi özne I'a geri gönderme yapan dönüşlü zamirle tamamlayın: I made this lunch for ____.
Cevabı göster
myself
got a taxi: taksi ayarlamak veya taksiye binmek
Ulaşımla ilgili bu soruda got a taxi, bir taksi ayarlamak, bulmak veya çağırmak ve yolculukta onu kullanmak anlamına gelir. Oraya araba sürmenin karşısında taksi seçeneğini belirtir. Burada get, “sahip olmak” veya “satın almak” anlamına gelmez. Get a taxi, bu ulaşım aracını bulup ayarlamayı anlatmak için günlük Britanya İngilizcesinde yaygındır ve got bunun geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi get a taxi ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: It was raining, so I ____ instead of driving.
Cevabı göster
got a taxi
drive myself to + place: bir yere kendin sürerek gitmek
Drive someone to + place, birini sürücüsü olduğunuz bir araçla bir varış noktasına götürmek demektir. I drove myself to the airport cümlesinde myself, I öznesine döner; dolayısıyla aracı süren kişiyle havaalanına giden kişi aynıdır. Doğal anlam, konuşanın bir araç sürerek havaalanına gitmesidir; kelimesi kelimesine “kendi benliğini sürmesi” değildir. Özne aracı sürerken aynı zamanda kendisini bir yere götürdüğünde bu kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
I drove myself to the airport cümlesinin doğal anlamını seçin.
- Konuşan bir araç sürdü ve havaalanına gitti.
- Konuşan havaalanına gitmek için taksi tuttu.
- Konuşan başka birini arabayla havaalanına götürdü.
Cevabı göster
Konuşan bir araç sürdü ve havaalanına gitti.
do something yourself: fiil öbeğinden sonra yourself
do something yourself yapısında something, do fiilinin nesnesidir ve yourself, do something fiil öbeğinin tamamından sonra gelir. Burada yourself vurgu ekler: eylemi başka biri değil, öznenin bizzat yaptığını belirtir. Aynı sıra başka eylemlerle de kullanılabilir: fix the bike yourself veya cook dinner yourself. Fiil öbeği bir arada kalır ve özneyle eşleşen -self biçimi onun arkasından gelir.
Alıştırma
Cümleyi özneyle eşleşen vurgulu -self biçimiyle tamamlayın: You can decorate the card ____.
Cevabı göster
yourself
I myself have to check in my bag. Dilbilgisi
1:41Bagajımı bizzat kendim teslim etmeliyim (I myself have to check in my bag).
I myself: özneyi vurgulama
I myself ifadesinde myself, özne olan I sözcüğünün hemen ardından gelen bir vurgu zamiridir. Odağı I üzerine taşır ve çoğu zaman başka biriyle karşıtlık kurarak “bizzat ben” anlamını verir. Myself ikinci bir özne değildir ve check in fiilinin nesnesi de değildir. Çıkarıldığında I have to check in my bag hâlâ dil bilgisi bakımından tam bir cümledir; buradaki görevi vurgu yapmaktır.
Alıştırma
I ile uyumlu vurgu zamirini kullanın: I ____ packed the lunches.
Cevabı göster
myself
I am the one who did this: eylemi yapan kişiyi belirtme
I am the one who did this ifadesinde the one belirli bir kişiyi gösterir, who did this ilgi cümleciği ise bu kişinin kim olduğunu açıklar. Yapı bütünüyle “bunu yapan kişi benim” anlamına gelir. Bu ifade, eylemi yapan kişiye güçlü bir vurgu koyar. Başarıyı üstlenmek, sorumluluğu kabul etmek veya bunu başka birinin yaptığı düşüncesini düzeltmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşan kişiyi yavru köpeği bulan kişi olarak belirtmek için the one who kalıbını kullanan cümle hangisidir?
- I am the one who found the puppy.
- I know the one who found the puppy.
- I found the puppy.
Cevabı göster
I am the one who found the puppy.
see if you can spot: gözlem ve bulma görevi vermek
See if you can spot + nesne küçük bir gözlem görevi verir: izlerken, dinlerken veya okurken belirtilen hedefi bulmaya çalışırsın. Buradaki hedef, dönüşlülük ve pekiştirme zamirleridir. Bu kullanımda spot, leke anlamındaki isim değil, fark etmek veya belirlemek anlamındaki fiildir. Bu kalıp bir sonuca ulaşmayı ister; yalnızca look demek ise dikkati bir yere yönlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle birinden bir şeyi inceleyip hatayı bulmasını doğal biçimde ister?
- Look at the error carefully.
- See if you can spot the error.
- See if you can watch the error.
Cevabı göster
See if you can spot the error.
end with self or selves: sözcük biçimi ipucu
end with + harfler, bir ses veya sözcüğün bir bölümü yapısı, bir sözcüğün sonunda ne bulunduğunu belirtir. Burada self ve selves, myself, herself, ourselves ve themselves gibi biçimlerde görülen sonlardır. Bu, dönüşlülük veya pekiştirme zamirlerini bulmak için hızlı bir biçim ipucudur. Ancak zamirin görevini göstermez: özneyle aynı kişiyi veya şeyi gösterip göstermediğini ya da vurgu ekleyip eklemediğini cümleden anlamak gerekir.
Alıştırma
Hangi ifade themselves sözcüğünün biçim ipucunu doğru kullanıyor?
- The word themselves ends with selves.
- The word themselves begins with selves.
- The word themselves ends with self.
Cevabı göster
The word themselves ends with selves.
as well: sona bir şey daha eklemek
Burada as well, “de” veya “ayrıca” anlamına gelir. Cümlenin sonunda yer alarak uçağı kullanma işini, konuşanın kendisinden isteneceğini düşündüğü diğer işlere ekler. Bu kalıp ifadede well, bir şeyin ne kadar iyi yapıldığını anlatmaz. As well ifadesini bilgi ekleyen tek bir bütün olarak okuyun.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “de” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: My brother wants to come ____.
Cevabı göster
as well
go back to that airport: önceki bir sahneye dönmek
Go back to that airport burada bir söylem geçişidir: hikâyeyi daha önce sözü edilen havaalanı sahnesine götürür; konuşanın bedenen bir yere geri döndüğünü anlatmaz. Go back to, daha önceki bir konuya, örneğe, soruya veya noktaya dönerek bilgiyi düzenleyebilir. That, dinleyicinin zaten bildiği havaalanını gösterir.
Alıştırma
Konuşan, go back to that airport ifadesiyle ne yapıyor?
- Hikâyeyi daha önceki havaalanı sahnesine döndürmek
- Havaalanına gerçek bir yolculuk yapılacağını duyurmak
- Havaalanı konusunu tamamen bitirmek
Cevabı göster
Hikâyeyi daha önceki havaalanı sahnesine döndürmek
I was talking about this new self-check-in system. Kültür
2:18bu yeni kendi kendine check-in sisteminden bahsediyordum.
self-check-in system: personel yardımı olmadan check-in yapma sistemi
Havalimanındaki bir self-check-in system, yolcuların genellikle bir kioskta veya internet üzerinden kendi check-in işlemlerini yapmasını sağlar. Bu, bagaj işlemlerini ve pasaport taramasını içeren daha büyük bir sürecin ilk adımı olabilir. Burada check-in, bir girişi kontrol etmek değil, yolculuktan önce uçuş kaydı yaptırmak anlamına gelir. self- bölümü, adımları bir personel yerine yolcunun kendisinin gerçekleştirdiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: At the airport, Leo used the ____ instead of going to a staffed desk.
Cevabı göster
self-check-in system
weigh the bag: weigh tartma eylemini anlatan fiildir
Weigh the bag, çantanın ne kadar ağır olduğunu ölçmek anlamına gelir. Weigh fiildir; the bag ise ölçülen şeyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp weigh + nesne biçimindedir: weigh the luggage, weigh a package veya weigh the ingredients.
Alıştırma
Havalimanı talimatını “ağırlığını ölçmek” anlamına gelen fiille tamamlayın: Please ____ the bag before attaching the tag.
Cevabı göster
weigh
tag the bag: fiziksel bagaj etiketi takmak
tag the bag ifadesinde tag bir fiildir ve basılı bagaj etiketini çantaya takmak anlamına gelir. Bu etiket, havaalanının çantayı tanımasını ve doğru yere yönlendirmesini sağlar. Buradaki tag, internette kullanılan bir etiket değil, fiziksel bir etikettir. tag + nesne yapısı başka bir eşyaya tanıtıcı etiket takmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Talimatı tag ve belirtilen nesneyle tamamla: Weigh the bag, ____, and place it on the belt.
Cevabı göster
tag the bag
scan my passport: pasaportu makineye okutmak
scan my passport ifadesinde scan eylemi bildiren fiildir, my passport ise makinenin okuduğu belgeyi belirtir. İfade, pasaporttaki bilgileri okumak için havaalanındaki makineyi kullanmak anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı scan + belge şeklindedir; scan a passport ve scan a ticket bunun örnekleridir.
Alıştırma
Kioskun bir belgeyi okumasını anlatan fiili yaz: Please ____ your passport at the kiosk.
Cevabı göster
scan
Since when do ...? ile şaşırtıcı bir değişikliği sorgulamak
Since when do ...? biçim olarak bir şeyin ne zaman başladığını soruyor gibi görünür, ancak burada retorik bir sorudur. Konuşan kişi tarih sormaz; yolcuların havayolunun işini yapmasının beklenmesine şaşkınlık ve hoşnutsuzluk gösterir. Since when + do/does + özne + fiilin yalın hâli...? yapısı; yeni, mantıksız veya alışılmadık görünen bir kuralı, alışkanlığı ya da değişikliği sorgulamak için kullanılır. Genellikle cevap olarak bir zaman beklenmez.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir kuralın ne zaman başladığını sorgulayan iki kelimelik İngilizce ifadeyle retorik soruyu tamamla: ____ do visitors have to bring their own chairs?
Cevabı göster
Since when
passengers themselves: yolcuların bizzat kendilerini vurgulamak
passengers themselves ifadesinde themselves isimden hemen sonra gelir ve havayolu çalışanları ya da başka biri değil, yolcuların bizzat kendileri anlamını verir. Özneyi vurgular; do fiilinin nesnesi değildir. Bu, dönüşlülük zamirinin pekiştirme amaçlı kullanımıdır. themselves çıkarılsa da cümle dil bilgisi bakımından tamamlanmış olur, ancak başkaları değil tam olarak bu kişiler biçimindeki karşıtlık kaybolur. Bir isim öbeğinden sonra ona uygun dönüşlülük zamiri getirmek, olaya tam olarak kimin katıldığını vurgular: I myself, the manager herself veya the passengers themselves.
Alıştırma
Bu cümlede themselves ne işe yarıyor? The passengers themselves checked the tickets.
- checked fiilinin doğrudan nesnesidir.
- Bunu başka kişilerin değil, yolcuların yaptığını vurgular.
- Yolcuların birbirlerini kontrol ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Bunu başka kişilerin değil, yolcuların yaptığını vurgular.
do the work of the airline: havayolu şirketinin sorumluluğundaki işleri üstlenmek
do the work of the airline ifadesinde the work of the airline, havayolu şirketinin sorumlu olduğu görevleri veya hizmetleri anlatır. Yolculardan bu görevleri kendilerinin yerine getirmesi isteniyor. Buradaki work genel anlamda çaba demek değildir. do the work of + kişi veya kuruluş kalıbı, bir tarafın aslında diğer tarafa ait olması gereken işleri yaptığından yakınmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede do the work of the airline ne anlama geliyor?
- Yolcular havayolu şirketinde çalışan olarak işe girdi.
- Yolcular yolculuk sırasında yalnızca genel bir çaba gösteriyor.
- Yolcular, havayolu şirketinin yapması gereken görevleri üstleniyor.
Cevabı göster
Yolcular, havayolu şirketinin yapması gereken görevleri üstleniyor.
going on holiday, not getting a second job: A, not B ile beklenti ve gerçeği karşılaştırmak
A, not B kalıbı, biçimleri birbiriyle uyumlu iki düşünceyi yan yana koyar. A, beklenen planı yani going on holiday ifadesini verir; B ise istenmeyen benzetmeyi, getting a second job ifadesini verir. Bu sıralama, beklenti ile gerçeklik arasındaki farkın hemen anlaşılmasını sağlar. Getting a second job gerçek bir olay değil, mizahi bir abartıdır. Konuşan kişi, yolcuların yapması gereken işlerin ek bir iş gibi hissettirdiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi A, not B kalıbıyla tamamlayın: I came here to relax, ____ to work.
Cevabı göster
not
Tough crowd.: tepkisiz bir seyirciyle ilgili şaka
Tough crowd. seyircinin eğlendirilmesinin veya etkilenmesinin zor olduğunu anlatan kısa ve şakacı bir yorumdur. Burada crowd herhangi bir insan topluluğunu değil, seyirciyi ifade eder. Bir sanatçı ya da konuşmacı çok az tepki aldıktan sonra bunu söyleyebilir. Genellikle kişi kendi durumuyla dalga geçer: seyirciyi doğrudan suçlamak yerine rahatsız edici sessizliği başka bir şakaya dönüştürür.
Alıştırma
Bir sanatçı kimseyi güldüremez ve Tough crowd. der. Ne demek ister?
- Kalabalığın içinde ilerlemek zor.
- Seyirciyi eğlendirmek zor.
- Seyirci fiziksel olarak güçlü.
Cevabı göster
Seyirciyi eğlendirmek zor.
"Since when did the passengers themselves
3:01"Ne zamandan beri yolcuların bizzat kendileri (themselves)
it's the passengers doing the work: eylemi yapan kişiye odaklanmak
it's the passengers doing the work ifadesinde, konuşma dilindeki It's + odak + -ing yan cümlesi en güçlü odağı the passengers üzerine yerleştirir. Bu, işi başka biri değil, gerçekten yolcuların yaptığı anlamına gelir. Buradaki it bir nesneye işaret etmez. Odak yapısını kurmaya yardımcı olur. Ardından gelen the airline karşıtlığı, işi yapan taraf ile konuşmacının yapması gerektiğini düşündüğü taraf arasındaki farkı gösterir.
Alıştırma
Odak yapısını Mia ve carry fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: It's ____ the boxes, not Leo.
Cevabı göster
Mia carrying
Platformda harekete geçirme çağrısı olarak give us a like and subscribe
Video platformlarının dilinde give us a like and subscribe, izleyicileri harekete çağıran bir ifadedir. Yalnızca izleyicilerin içerik üreticilerini sevdiğini söylemez. İfade iki isteği birleştirir: give us a like, Beğen düğmesine basmak; subscribe ise bağlamdan anlaşılan kanala abone olmak demektir. Us, içerik üreticilerini veya kanal ekibini anlatır.
Alıştırma
Video çağrısını dersteki tam ifadeyle tamamlayın: If this lesson helped you, ____.
Cevabı göster
give us a like and subscribe
Performansı sormak için How do you think I did?
How do you think I did?, konuşanın tamamlanmış bir etkinlikte ne kadar iyi performans gösterdiğine ilişkin karşı tarafın görüşünü sorar. Bu kullanımda did, “performans gösterdim” anlamındadır; konuşanın hangi eylemi yaptığını sormaz. Kalıp How do you think + özne + did ...? şeklindedir. Do you think ifadesinden sonra soru dizilişi değil, düz cümle dizilişi kullanılır: did I değil I did. Bu açık uçlu soru, basit bir evet-hayır sorusundan farklı olarak gerekçeleri ve ayrıntılı geri bildirimi teşvik edebilir.
Alıştırma
Açık uçlu soruyu dersteki kalıpla tamamlayın: ____ in the interview?
Cevabı göster
How do you think I did
Pretty good, eh?: gündelik biçimde onay istemek
Burada konuşan kişi kendi yaptığı şeyi pretty good, yani oldukça iyi diye değerlendiriyor. Sondaki eh?, dinleyiciyi katılmaya ya da tepki vermeye çağırır ve yoruma hafif, şakacı bir ton katar. Eh?, biçimi değişmeyen sabit bir konuşma sonu eklentisidir. isn't it? gibi tam bir soru eklentisinin aksine özneye veya fiile göre değişmeden kısa bir yorumun arkasına gelebilir. Burada yeni bilgi istemez.
Alıştırma
Bir kişi evde yaptığı modeli arkadaşına gösterip “Pretty good, eh?” diyor. Sondaki eh? burada ne yapıyor?
- Yorumu resmî bir bilgi talebine dönüştürür.
- Konuşan kişinin arkadaşını duymadığını gösterir.
- Arkadaşını gündelik bir biçimde katılmaya veya tepki vermeye çağırır.
Cevabı göster
Arkadaşını gündelik bir biçimde katılmaya veya tepki vermeye çağırır.