İşte Gerçek Romantizm | Lüks Restoran | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
186 kelime 138 kel/dk

Video özeti: Hayali bir restoran randevusunda yorgun bir çift romantik havayı yeniden yakalamaya çalışır. Tuhaflaşan özel akşam yemeği, tabaklarını değiştirmeleriyle sonuçlanır; ardından tatlıyı reddedip ay ışığında yürüyüşe çıkarlar ve çocuklar el ele tutuşmanın ve sırt okşamanın da romantizm sayıldığına karar verir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you shouldn't have. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu ifadeyi bir hediye veya özel incelik karşısında kullanılan, memnun bir şaşkınlık ve minnettarlık gösteren nazik tepki olarak anlayın; gerçek bir eleştiri değildir. Sözcük anlamı karşıdakinin bunu yapmaması gerektiğini düşündürse de hangi durumlarda toplumsal işlevinin teşekkür etmek olduğunu ayırt edebilirsiniz. 2. I know this isn't very romantic, but — Konuşma edimbilimi ve tutum: Gerçek isteğinizi söylemeden önce talebin tuhaf veya zahmetli olabileceğini kabul etmeyi öğrenin. Bu çerçeve, yemekleri değiştirmek gibi bir değişiklik önerirken karşı tarafı gücendirme riskini azaltır ve onun beklentilerini dikkate aldığınızı gösterir. 3. feel like taking — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: feel like sonrasında -ing biçiminin kullanılmasını, o anda duyulan isteği ifade etmenin doğal bir yolu olarak tanıyın. Bu kalıpla, şu an yapma havasında olduğunuz bir etkinliği want to içeren doğrudan bir cümleden daha yumuşak ve kendiliğinden bir tonla önerebilirsiniz.

Bu derste

Uh,

0:00

Iıı,

no.

0:00

hayır.

I'm sorry.

0:01

Üzgünüm.

I may have forgotten how to be romance. Notlar

0:02

Nasıl romantik olunacağını unutmuş olabilirim.

Dilbilgisi

may have forgotten: daha önceki bir olay hakkında belirsiz olasılık

May have forgotten, may + have + past participle yapısını kullanarak unutmayı mevcut duruma ilişkin olası bir açıklama olarak sunar. Buradaki may “muhtemelen” anlamındadır; izin istemez. I forgot ile karşılaştırıldığında konuşan kişi unuttuğunu kesin bir gerçek olarak söylemez. Bu yapı geçmişe bakarken, özür dilerken veya daha önce gerçekleşmiş olabilecek bir şey hakkında kendini nazikçe düzeltirken kullanılabilir.

Alıştırma

Geçmişle ilgili belirsiz bir olasılık göstermek için may ve forget fiilinin perfect biçimiyle cümleyi tamamlayın: I ____ to lock the back door.

Cevabı göster

may have forgotten

Kelime

be romance: eğlenceli standart dışı kullanım ile be romantic karşılaştırması

Romance normalde romantik sevgiyi veya bir aşk ilişkisini anlatan bir isimdir; fiil olarak da kullanılabilir. Be’den sonra normalde gelen sıfat romantic olduğundan standart İngilizcede how to be romantic denir. Bu replikte romance, normalde bir sıfatın bulunacağı yere bilerek konmuştur. Çocuksu ve rol yapma havasındaki ifade, konuşanın yetişkinlerin konuşmasını taklit ettiğini ancak sözcük biçimini tam olarak kullanamadığını düşündürür. Burada “romantik davranmak” anlamına gelir, fakat standart bir kalıp değildir.

Alıştırma

Cümleyi romance sözcüğünden türeyen standart sıfatla tamamlayın: He is trying to be ____.

Cevabı göster

romantic

Well, I have too. Dilbilgisi

0:05

Şey, ben de.

Dilbilgisi

I have too. ifadesini yardımcı fiilli eksiltili yanıt olarak kullanmak

I have too ifadesinde have yardımcı fiildir. Önceki have forgotten yapısını sürdürür ve tekrarlanan forgotten how to be romance sözlerini düşürür. Bu nedenle yanıt, “ben de bir şeye sahibim” değil, I have forgotten too, yani “ben de unuttum” anlamına gelir. İngilizcede anlam açıksa yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği sıkça düşürülür. Burada ikinci konuşmacı have kullanarak unuttuğunu kesin biçimde belirtir; may yalnızca ilk konuşmacının daha belirsiz ifadesine aittir.

Alıştırma

B'nin en doğal yanıtını seçin. A: I've lost my ticket. B: ____.

  1. I have too.
  2. I do too.
  3. I am too.
Cevabı göster

I have too.

It's not easy when you're tired all the time. Dilbilgisi

0:07

Sürekli yorgun olduğunda bu pek kolay olmuyor.

Dilbilgisi

Zor bir durumu It's not easy when ... ile tanıtmak

It's not easy when + yan cümle kalıbı, önce daha önce söz edilen bir etkinliğin zor olduğunu söyler, ardından when kullanarak onu zorlaştıran durumu tanıtır. Burada you're tired all the time belirli bir saati değil, devam eden bir durumu anlatır. Bu kalıbı bir zorluğu çevresindeki koşullarla ilişkilendirmek için kullanın. Bu kullanımda when, whenever (“her ne zaman”) veya in situations where (“... olan durumlarda”) anlamına yakındır; ancak başka cümlelerde belirli bir zamanı da tanıtabilir.

Alıştırma

Sam gürültülü bir odada okumanın neden zor olduğunu açıklıyor. Hangi cümle zorluğa yol açan durumu when ile tanıtıyor?

  1. It's not easy, so everyone is talking at once.
  2. It's not easy when everyone is talking at once.
  3. When is it not easy?
Cevabı göster

It's not easy when everyone is talking at once.

Yeah, and when you get interrupted every five... Dilbilgisi

0:10

Evet ve her beş dakikada bir sözün kesildiğinde...

Dilbilgisi

get interrupted: konuşma dilinde get ile edilgen yapı

get interrupted ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı interrupted edilgen bir yapı oluşturur: birisi veya bir şey öznenin sözünü keser. Burada get, almak veya elde etmek anlamına gelmez. get ile kurulan edilgen yapı, çoğunlukla bir olayın öznenin başına geldiğini ve onu etkilediğini öne çıkarır. Bu cümlede öznenin yaptığı bir eylem değil, tekrar tekrar sözünün kesilmesi anlatılır.

Alıştırma

Birisinin sözümü kestiğini anlatmak için cümleyi get + geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Whenever I explain the rules, I ____ before I can finish.

Cevabı göster

get interrupted

Here's your baked beans. Kalıp ifadeler

0:14

Fırınlanmış fasulyeniz geldi.

Kalıp ifadeler

Here's your...: bir şeyi teslim ederken kullanılan ifade

Here's your + isim kalıbı, bir şeyi karşınızdaki kişiye uzattığınız, servis ettiğiniz veya sunduğunuz anda yaygın olarak kullanılır. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır; ancak kalıbın tamamı yalnızca yer bildirmek yerine Bu sizin için veya Buyurun işlevi görür. Here's your baked beans. cümlesinde konuşan kişi karşısındakinin siparişini sunmaktadır. İyelik belirleyicisi your, o kişiye neyin verildiğini belirtir.

Alıştırma

Görevlinin sözünü Here's ile başlayan ve iyelik belirleyicisi your sözcüğünü kullanan iki kelimelik teslim ifadesiyle tamamlayın: The server sets down a bowl and says, '____ soup.'

Cevabı göster

Here's your

And here's your special dinner.

0:16

Ve işte özel akşam yemeğiniz.

Wow, that is special.

0:20

Vay canına, bu gerçekten özel.

Our chef made this especially for you. Kalıp ifadeler

0:24

Şefimiz bunu sizin için özel olarak hazırladı.

Kalıp ifadeler

especially for you: belirli bir kişi düşünülerek yapılan

Especially for you, bir şeyin özellikle sen düşünülerek yapıldığı, seçildiği veya ayarlandığı anlamına gelir. Especially, seni özel alıcı olarak öne çıkarır; yalnızca very anlamına gelmez. Burada bu ifade, şefin çabasını kişisel ve özenli gösterir. Bir hediye, hizmet veya düzenleme tek bir kişiye yönelik olduğunda do something especially for someone kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

"I saved this seat especially for you," cümlesinde "especially for you" ne anlama gelir?

  1. Bu yer diğer bütün yerlerden daha rahat.
  2. Yer, özellikle sen düşünülerek ayrıldı.
  3. Yer ayırma konusunda özellikle iyisin.
Cevabı göster

Yer, özellikle sen düşünülerek ayrıldı.

Oh, you shouldn't have. Ton ve niyet

0:26

Oh, hiç zahmet etmeseydiniz.

Ton ve niyet

you shouldn't have: özel bir çabaya verilen kibar karşılık

Bir hediye, iyilik veya özel bir çabadan sonra You shouldn't have, minnet dolu bir şaşkınlığı kibarca göstermek için sık kullanılır. “Çok naziksin; bu kadar zahmete girmen gerekmiyordu” gibi bir anlama gelir, “Kötü bir şey yaptın” anlamına gelmez. Kastedilen eylem açık olduğu için söylenmez: You shouldn't have bought this veya You shouldn't have done all that. Bağlam ile sıcak ve şaşkın bir ton, ifadenin takdir belirttiğini gösterir; başka bir bağlamda aynı sözler gerçek bir eleştiri olabilir.

Alıştırma

Yargı: Bir arkadaşın sana düşünceli bir hediye veriyor. Sıcak ve şaşkın bir tonla "You shouldn't have!" diyorsun. Bu, normalde suçlama değil, minnettarlık ifade eder.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Here you go, madam. Notlar

0:29

Buyurun hanımefendi.

Kalıp ifadeler

Here you go: bir şeyi uzatırken kullanılan ifade

Here you go, birine bir şey verirken, bir şeyi geri uzatırken veya istediği şeyi sunarken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede görevlinin eşyayı verme hareketine eşlik eder ve “Buyurun” ya da “İstediğiniz şey burada” anlamına gelir. Bu kelimeler karşıdaki kişinin bir yere gitmesi gerektiğini söylemez. İfadenin tamamını samimi bir teslim etme sözü olarak öğrenin; küçük bir işin veya hizmetin tamamlandığını belirtmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşınıza kitap uzatıyorsunuz. En doğal ve samimi ifade hangisidir?

  1. Go here.
  2. Here you go.
  3. Take it.
Cevabı göster

Here you go.

Kelime

madam: bir kadına hitap etmenin resmî yolu

İngilizce madam, bir kadına doğrudan hitap ederken kullanılan resmî ve kibar bir sözdür. Here you go, madam. örneğinde olduğu gibi çoğu zaman bir cümlenin veya ifadenin sonunda yer alır. Bu restoran canlandırmasında madam, konuşan kişinin çok resmî bir görevli gibi duyulmasını sağlar. Bir arkadaşla kullanılan rahat ton yerine saygılı bir mesafe ve biraz tiyatral bir hizmet tonu yaratır.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Sıradan ve şakasız bir konuşmada bir genç yakın arkadaşına “Thanks, madam.” diyor. Madam burada doğal ve tarafsız bir seçim midir?

  1. Hayır; alışılmadık derecede resmî duyulur ve şaka ya da alay gibi anlaşılabilir.
  2. Evet, doğal ve tarafsız bir seçimdir.
Cevabı göster

Hayır; alışılmadık derecede resmî duyulur ve şaka ya da alay gibi anlaşılabilir.

Thank you.

0:30

Teşekkürler.

Mmm, so good.

0:32

Mmm, çok güzel.

You can't just eat it pretend. Ton ve niyet

0:35

Sadece yiyormuş gibi yapamazsın.

Ton ve niyet

can't just + fiilin yalın hâli: davranışa sınır koymak

Burada can't just, diğer kişinin yemek yeme becerisine sahip olmadığı anlamına gelmez. Oyunun kuralına göre yalnızca yiyormuş gibi davranmanın kabul edilmediğini anlatır. can't just + fiilin yalın hâli yapısı, bir davranışın kabul edilemez veya yetersiz olduğunu belirtir. Genellikle daha fazlasının, farklı bir davranışın ya da eylemin gerçekten tamamlanmasının gerektiğini ima eder.

Alıştırma

Hangi cümle, yalnızca özür dilemenin yeterli olmadığını anlatmak için can't just yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. You can't just say sorry and walk away.
  2. You can't just to say sorry and walk away.
  3. You don't can just say sorry and walk away.
Cevabı göster

You can't just say sorry and walk away.

Yeah, you have to eat it for real life. Kelime

0:37

Evet, onu gerçek hayattaki gibi yemelisin.

Kelime

for real life: for real anlamında çocukça bir karışım

Bu cümlede for real life, for real anlamına gelir: rol yapmak yerine eylemi gerçekten gerçekleştirmek. pretend ile kurulan karşıtlık bu anlamı verir; ifade “gerçek hayat için” anlamına gelmez. Bu kullanım, for real ile in real life ifadelerinin çocukça ve standart dışı bir karışımıdır. Bu karışım cümleye belirgin bir küçük çocuk havası verir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin yalnızca rol yapmak yerine bir şeyi gerçekten yapıp yapmayacağını doğal biçimde sorar?

  1. Are you going to do it in real life?
  2. Are you going to do it for real?
  3. Are you going to do it for real life?
Cevabı göster

Are you going to do it for real?

Oh, um the thing is... Anlatım akışı

0:40

Oh, ııı sorun şu ki...

Anlatım akışı

the thing is...: asıl sorunu nazikçe dile getirmek

The thing is..., konuşanın asıl açıklamayı, sorunu veya karmaşık durumu söylemek üzere olduğunu belirten bir konuşma başlangıcıdır. Buradaki thing belirli bir nesneyi anlatmaz; ifadenin tamamı sonrasında gelecek bilgiyi düzenler. Tereddüt ve sondaki duraklama, söylenmesi zor bir açıklamayı yumuşatır. The thing is... ifadesini duyduğunuzda konuşanın asıl zorluğunun veya basit bir cevaptan uzaklaşan bir dönüşün geleceğini bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede söylenmesi zor bir sorunu dile getiren konuşma başlangıcı doğru kullanılmıştır?

  1. The thing does, I already promised to help someone else.
  2. The thing is, I already promised to help someone else.
  3. The thing has, I already promised to help someone else.
Cevabı göster

The thing is, I already promised to help someone else.

You don't like it?

0:42

Beğenmedin mi?

Um, well, I do, but... Ton ve niyet

0:44

Iıı, şey, beğendim ama...

Ton ve niyet

I do, but...: çekince eklemeden önce olumlu cevap vermek

I do ifadesindeki yardımcı fiil do, soruda geçen like it fiil grubunun tekrarını önlemek için onun yerine kullanılır. Konuşan kişi önce olumlu bir cevap verir, ancak hemen ardından gelen but bunun cevabın tamamı olmadığını gösterir. Bu “evet, ama” kalıbı bir çekinceyi veya eleştiriyi yumuşatır: önce olumlu bir nokta kabul edilir, ardından asıl sınırlama söylenir. Konuşan kişi but sonrasında durursa dinleyen kişi söylenmemiş bir sorun olduğunu bekler ve tereddüdü hisseder.

Alıştırma

Şu yorumu değerlendirin: “I do, but...” ifadesinde konuşan kişi tam ve koşulsuz bir onay vermiştir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

You don't think it's special.

0:46

Bunun özel olduğunu düşünmüyorsun.

Um, uh, it's just, um...

0:49

Iıı, şey, sadece, ııı...

Hang on. Öbek fiiller

0:54

Bekle.

Öbek fiiller

Hang on: kısa bir süre beklemesini istemek

Burada Hang on, “bir dakika bekle” veya “durakla” anlamına gelir. Bu, konuşmayı yönlendiren bir işarettir; bir yere asılma veya bir şeyi tutma yönünde gerçek anlamlı bir talimat değildir. Bir şeyi kontrol etmeden, düzeltmeden veya yeni akla gelen bir düşünceyi paylaşmadan önce mevcut konuşmayı ya da eylemi kısa süreliğine durdurmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi bir şeyi yeni hatırladığı için konuşmayı doğal biçimde duraklatan cümle hangisidir?

  1. Hang up. I left my keys inside.
  2. Hang out. I left my keys inside.
  3. Hang on. I left my keys inside.
Cevabı göster

Hang on. I left my keys inside.

I know this isn't very romantic, but can we swap? Ton ve niyet

0:55

Biliyorum bu pek romantik değil ama tabaklarımızı değiştirebilir miyiz?

Ton ve niyet

I know ..., but ...: ricadan önce bir çekinceyi kabul etmek

Burada I know this isn't very romantic, konuşmacı bir ricada bulunmadan önce muhtemel bir çekinceyi kabul eder. I know yalnızca bilgi aktarmakla kalmaz; konuşmacının bu ricanın karşı tarafta nasıl bir his yaratabileceğinin farkında olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp I know + sorunu belirten yan cümle, but + rica veya ana fikirdir. Bu kalıp ricayı daha düşünceli gösterebilir, ancak oluşturduğu rahatsızlığı ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Dersteki iki bölümü kullanarak ricayı yumuşatan kalıbı tamamlayın: ____ this is inconvenient, ____ could we meet on Friday instead?

Cevabı göster

I know · but

Ton ve niyet

Can we swap?: karşılıklı değişim isteği

Can we swap? ifadesi, iki kişinin de yapacağı bir eylem için karşı tarafın onayını istemek üzere Can we...? yapısını kullanır. İsteği emir olarak değil, iş birliği önerisi olarak sunar. Swap, her kişinin kendi eşyasını, yerini veya rolünü bırakıp diğerininkini alması anlamına gelir. Neyin değiştirileceği bağlamdan belliyse swap tek başına kullanılabilir; değilse Can we swap seats? örneğindeki gibi nesne belirtilir.

Alıştırma

Karşılıklı değişim isteğini vurgulanan ifadeyle tamamlayın: I have the blue marker and you have the green one. ____?

Cevabı göster

Can we swap

Yours looks delicious. Dilbilgisi

0:58

Seninki lezzetli görünüyor.

Dilbilgisi

Yours looks delicious: yours + bağlayıcı fiil + sıfat

Yours bir iyelik zamiridir. Burada your food veya your meal ifadesinin yerine geçer; bu nedenle tek başına özne olabilir ve ardından isim gelmez. looks delicious ifadesinde look bağlayıcı bir fiildir: bir şeyin görünüşüne göre belirli bir özelliğe sahipmiş gibi göründüğünü belirtir. delicious sıfatı, yours sözcüğünün işaret ettiği şeyi niteler. Bu yapı Mine looks good. örneğindeki gibi iyelik zamiri + look/looks + sıfat şeklinde yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

İki kişi pastalarını karşılaştırıyor. Hangi cümle diğer kişinin pastasının lezzetli göründüğünü doğru şekilde ifade eder?

  1. Yours looks deliciously.
  2. Yours looks delicious.
  3. Your looks delicious.
Cevabı göster

Yours looks delicious.

Oh, okay.

1:04

Oh, tamam.

I guess we could. Ton ve niyet

1:06

Sanırım değiştirebiliriz.

Ton ve niyet

I guess we could: çekinceli kabul

Burada I guess we could, konuşanın öneriyi kabul etmeye istekli olduğunu ancak güçlü veya hevesli bir şekilde evet demediğini gösterir. I guess kesinliği azaltırken could eylemi olası bir seçenek olarak sunar. Bir cevap olarak tüm cümle genellikle tereddütlü bir kabulü, hafif bir isteksizliği veya küçük bir tavizi ifade eder. Tonlama, bu tereddüdü daha güçlü ya da daha zayıf gösterebilir.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: Bir öneriye cevap verirken I guess we could genellikle hevesli ve kesin bir kabul ifade eder.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

To romance. Kalıp ifadeler

1:09

Romantizme.

Kalıp ifadeler

To romance: To + isim kadeh kaldırma kalıbı

Kadeh kaldırırken To + bir isim veya isim öbeği, “Let’s drink to ...” ya da “Here’s to ...” anlamına gelen kısa bir kalıptır. To romance ifadesinde romance, kutlanan veya gerçekleşmesi dilenen fikirdir; to bir yere doğru hareketi göstermez. Sözcükler tek başına bir cümle parçasıdır, ancak kadeh kaldırma hareketi anlamı tamamlar.

Alıştırma

To + isim kalıbıyla dostluğa kadeh kaldırma sözünü tamamlayın: “____!”

Cevabı göster

To friendship

Oh, it's great.

1:13

Oh, bu harika.

You have to finish it.

1:14

Hepsini bitirmen lazım.

Uh, okay.

1:16

Iıı, tamam.

Would you like dessert? Ton ve niyet

1:30

Tatlı ister misiniz?

Ton ve niyet

Would you like dessert?: nazik bir ikram

Would you like + isim? bir şeyi nazikçe ikram etmek veya karşıdaki kişinin onu isteyip istemediğini sormak için kullanılır. Burada yemekten sonra dessert ikram ediliyor; would nezaket katar ve geçmiş zamanı anlatmaz. Aynı kalıp bir isimle veya to + fiil yapısıyla kullanılabilir: Would you like some tea? ve Would you like to sit down?

Alıştırma

Standart ve nazik hizmet sorusunu hedef ifadeyle tamamlayın: ____ dessert?

Cevabı göster

Would you like

Uh, no.

1:31

Iıı, hayır.

I mean, uh... Anlatım akışı

1:32

Yani, ııı...

Anlatım akışı

I mean,: öz düzeltme işareti

I mean, burada konuşanın az önce söylediğini düzelttiğini veya yeniden ifade ettiğini dinleyene bildiren bir söylem belirtecidir. Burada mean fiilinin sözlük anlamı açıklanmıyor. I mean, ifadesinden sonra bir düzeltme, daha kesin bir anlatım veya daha yumuşak bir yeniden ifade gelebilir. Böylece dinleyen, konuşan mesajını düzenlerken önceki sözleri değiştirmesi veya güncellemesi gerektiğini anlar.

Alıştırma

Bu cümlede I mean, neyi gösteriyor?

  1. Konuşan başka birinden alıntı yapıyor.
  2. Konuşan az önce söylediğini düzeltmek veya yeniden ifade etmek üzere.
  3. Konuşan mean fiilini tanımlıyor.
Cevabı göster

Konuşan az önce söylediğini düzeltmek veya yeniden ifade etmek üzere.

this was such a special evening. Dilbilgisi

1:33

bu çok özel bir akşamdı.

Dilbilgisi

such a special evening: such + a/an + sıfat + tekil isim

such + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim yapısı, isim öbeğinin tamamındaki niteliği vurgular. such a special evening ifadesinde such, konuşanın bütün akşamla ilgili duygusal değerlendirmesini güçlendirir; yalnızca special sözcüğünü nitelemez. Bu yapı, bir kişiyi, şeyi veya deneyimi güçlü biçimde değerlendirmek için kullanılabilir. Örneğin such a lovely day veya such an exciting game denebilir.

Alıştırma

Cümleyi such yapısını kullanarak tamamlayın: It was ____ wonderful surprise.

Cevabı göster

such a

I feel like taking a moonlit stroll with my new love. Notlar

1:35

Yeni aşkımla ay ışığında bir yürüyüş yapmak istiyorum.

Dilbilgisi

feel like taking: o anki isteği anlatan feel like + -ing

feel like + -ing, o anda bir şey yapma isteği veya eğilimi hissetmek anlamına gelir. Bu cümlede feel like taking a stroll, yürüyüşü kesin bir plan olarak değil, konuşanın o anda yapmak istediği bir şey olarak sunar. Bu ifadede like bir edat görevi görür; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: feel like taking denir, feel like to take denmez.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I feel like ____ a short break.

Cevabı göster

taking

Kelime

moonlit stroll: ay ışığında romantik ve sakin bir gezinti

A moonlit stroll, ay ışığı altında yavaş ve rahat bir gezintidir. Stroll, bir yere yetişmek için acele etmekten çok, yürümekten keyif almayı anlatır. Bu ifade romantik ve biraz şiirsel gelir. Bu cümlede konuşan kişi, sıradan bir yürüyüşü dramatik bir randevu gibi göstermek için bu ifadeyi kullanır; böyle bir anlatım, eylemi tarif etmenin yanı sıra atmosfer de yaratır.

Alıştırma

moonlit stroll en doğal olarak neyi çağrıştırır?

  1. Ay ışığı altında yapılan yavaş ve keyifli bir gezinti
  2. Birisi geç kaldığı için yapılan hızlı yürüyüş
  3. Gündüz pistte yapılan bir yarış
Cevabı göster

Ay ışığı altında yapılan yavaş ve keyifli bir gezinti

They're holding hands. Kalıp ifadeler

1:40

El ele tutuşuyorlar.

Kalıp ifadeler

holding hands: hold hands kalıp ifadesi

Hold hands, iki kişinin karşılıklı olarak birbirinin elini tutmasını anlatan yaygın kalıp ifadedir. Her kişi yalnızca bir elini kullanıyor olsa bile İngilizcede bu ifadede normal olarak çoğul hands kullanılır. They're holding hands şimdiki zamanın devam biçimindedir; dolayısıyla konuşan kişi o anda gerçekleşen bir eylemi anlatır. Bu hareket sevgi, güven verme veya pratik destek gösterebilir; her zaman romantik değildir.

Alıştırma

Karşılıklı bir eylemi anlatan kalıp ifadeyi tamamlayın: The twins always ____ when they cross the busy road.

Cevabı göster

hold hands

Oh, yes.

1:42

Oh, evet.

The moon is that way.

1:43

Ay o tarafta.

This way, my special man. Kalıp ifadeler

1:45

Bu taraftan, benim özel erkeğim.

Kalıp ifadeler

This way: birine rota boyunca yol göstermek

This way, “bu yönden gel veya git” anlamına gelen kısa ve doğal bir yönlendirmedir. Bu cümlede konuşan kişi diğerine yol gösterdiği için ifade bir yöntemi değil, yönü veya rotayı belirtir. Çoğu zaman bir el hareketiyle birlikte, tek başına davet ya da talimat olarak kullanılabilir. please eklemek, hizmet ortamında yönlendirmeyi daha kibar yapar: This way, please.

Alıştırma

Görevlinin yönlendirmesini dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, please. Your table is by the window.

Cevabı göster

This way

But they didn't smoochy kiss. Kelime

1:49

Ama şapırtılı öpüşmediler.

Kelime

smoochy kiss: kiss demenin şakacı ve çocuksu bir yolu

Smoochy, kiss sözcüğüne bilerek sevimli, komik veya aşırı duygusal bir ton katar; sanki bir çocuk romantik bir “öpücükten” söz ediyormuş gibi duyulur. Buradaki ifade, gerçekleşmeyen öpücüğü romantik bir hikâyenin beklenen son parçası gibi gösterir. But they didn't smoochy kiss cümlesinde smoochy kiss, didn't sonrasında şakacı biçimde bir eylem gibi kullanılmıştır. Bu, yaratıcı ve çocuksu bir söyleyiştir; tarafsız İngilizcede örnek alınacak standart bir fiil kalıbı değildir. Olağan biçim They didn't kiss şeklindedir.

Alıştırma

Smoochy kiss hangi durumda en doğal olur?

  1. Bir avukatın sözleşmedeki bir maddeyi açıklaması
  2. Bir doktorun resmî tıbbi rapor yazması
  3. Bir çocuğun çizgi filmdeki romantik ilişki hakkında şaka yapması
Cevabı göster

Bir çocuğun çizgi filmdeki romantik ilişki hakkında şaka yapması

But she is rubbing his back.

1:52

Ama sırtını sıvazlıyor.

Yeah, that's still romance. Anlatım akışı

1:54

Evet, bu da hala romantizmdir.

Anlatım akışı

that's still romance: bir sınırlamaya rağmen aynı sınıflandırmayı korumak

that's still romance ifadesinde that, hemen önce söz edilen eylem veya durumu gösterir; romance ise konuşanın ona verdiği sınıftır. Still, yeni bir sınırlamanın bu etiketi zayıflatması beklense bile konuşanın vardığı sonucu değiştirmediğini gösterir. Still burada bir ödün verme ilişkisi kurar: “O noktayı kabul etsem bile yargım aynı kalıyor.” Bir şeyin hareketsiz olduğunu değil, yargının geçerliliğini koruduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede still, olası bir sınırlamaya rağmen sınıflandırmanın geçerli kaldığını gösterir?

  1. The card is simple, but that's still a gift.
  2. The box stayed completely still on the table.
  3. The card used to be a gift, but it is not one now.
Cevabı göster

The card is simple, but that's still a gift.

Yeah.

1:57

Evet.