İşte Gerçek Romantizm | Lüks Restoran | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Hayali bir restoran randevusunda yorgun bir çift romantik havayı yeniden yakalamaya çalışır. Tuhaflaşan özel akşam yemeği, tabaklarını değiştirmeleriyle sonuçlanır; ardından tatlıyı reddedip ay ışığında yürüyüşe çıkarlar ve çocuklar el ele tutuşmanın ve sırt okşamanın da romantizm sayıldığına karar verir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you shouldn't have. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu ifadeyi bir hediye veya özel incelik karşısında kullanılan, memnun bir şaşkınlık ve minnettarlık gösteren nazik tepki olarak anlayın; gerçek bir eleştiri değildir. Sözcük anlamı karşıdakinin bunu yapmaması gerektiğini düşündürse de hangi durumlarda toplumsal işlevinin teşekkür etmek olduğunu ayırt edebilirsiniz. 2. I know this isn't very romantic, but — Konuşma edimbilimi ve tutum: Gerçek isteğinizi söylemeden önce talebin tuhaf veya zahmetli olabileceğini kabul etmeyi öğrenin. Bu çerçeve, yemekleri değiştirmek gibi bir değişiklik önerirken karşı tarafı gücendirme riskini azaltır ve onun beklentilerini dikkate aldığınızı gösterir. 3. feel like taking — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: feel like sonrasında -ing biçiminin kullanılmasını, o anda duyulan isteği ifade etmenin doğal bir yolu olarak tanıyın. Bu kalıpla, şu an yapma havasında olduğunuz bir etkinliği want to içeren doğrudan bir cümleden daha yumuşak ve kendiliğinden bir tonla önerebilirsiniz.
Bu derste
may have forgotten: daha önceki bir olay hakkında belirsiz olasılık
May have forgotten, may + have + past participle yapısını kullanarak unutmayı mevcut duruma ilişkin olası bir açıklama olarak sunar. Buradaki may “muhtemelen” anlamındadır; izin istemez. I forgot ile karşılaştırıldığında konuşan kişi unuttuğunu kesin bir gerçek olarak söylemez. Bu yapı geçmişe bakarken, özür dilerken veya daha önce gerçekleşmiş olabilecek bir şey hakkında kendini nazikçe düzeltirken kullanılabilir.
Alıştırma
Geçmişle ilgili belirsiz bir olasılık göstermek için may ve forget fiilinin perfect biçimiyle cümleyi tamamlayın: I ____ to lock the back door.
Cevabı göster
may have forgotten
be romance: eğlenceli standart dışı kullanım ile be romantic karşılaştırması
Romance normalde romantik sevgiyi veya bir aşk ilişkisini anlatan bir isimdir; fiil olarak da kullanılabilir. Be’den sonra normalde gelen sıfat romantic olduğundan standart İngilizcede how to be romantic denir. Bu replikte romance, normalde bir sıfatın bulunacağı yere bilerek konmuştur. Çocuksu ve rol yapma havasındaki ifade, konuşanın yetişkinlerin konuşmasını taklit ettiğini ancak sözcük biçimini tam olarak kullanamadığını düşündürür. Burada “romantik davranmak” anlamına gelir, fakat standart bir kalıp değildir.
Alıştırma
Cümleyi romance sözcüğünden türeyen standart sıfatla tamamlayın: He is trying to be ____.
Cevabı göster
romantic
I have too. ifadesini yardımcı fiilli eksiltili yanıt olarak kullanmak
I have too ifadesinde have yardımcı fiildir. Önceki have forgotten yapısını sürdürür ve tekrarlanan forgotten how to be romance sözlerini düşürür. Bu nedenle yanıt, “ben de bir şeye sahibim” değil, I have forgotten too, yani “ben de unuttum” anlamına gelir. İngilizcede anlam açıksa yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği sıkça düşürülür. Burada ikinci konuşmacı have kullanarak unuttuğunu kesin biçimde belirtir; may yalnızca ilk konuşmacının daha belirsiz ifadesine aittir.
Alıştırma
B'nin en doğal yanıtını seçin. A: I've lost my ticket. B: ____.
- I have too.
- I do too.
- I am too.
Cevabı göster
I have too.
It's not easy when you're tired all the time. Dilbilgisi
0:07Sürekli yorgun olduğunda bu pek kolay olmuyor.
Zor bir durumu It's not easy when ... ile tanıtmak
It's not easy when + yan cümle kalıbı, önce daha önce söz edilen bir etkinliğin zor olduğunu söyler, ardından when kullanarak onu zorlaştıran durumu tanıtır. Burada you're tired all the time belirli bir saati değil, devam eden bir durumu anlatır. Bu kalıbı bir zorluğu çevresindeki koşullarla ilişkilendirmek için kullanın. Bu kullanımda when, whenever (“her ne zaman”) veya in situations where (“... olan durumlarda”) anlamına yakındır; ancak başka cümlelerde belirli bir zamanı da tanıtabilir.
Alıştırma
Sam gürültülü bir odada okumanın neden zor olduğunu açıklıyor. Hangi cümle zorluğa yol açan durumu when ile tanıtıyor?
- It's not easy, so everyone is talking at once.
- It's not easy when everyone is talking at once.
- When is it not easy?
Cevabı göster
It's not easy when everyone is talking at once.
Yeah, and when you get interrupted every five... Dilbilgisi
0:10Evet ve her beş dakikada bir sözün kesildiğinde...
get interrupted: konuşma dilinde get ile edilgen yapı
get interrupted ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı interrupted edilgen bir yapı oluşturur: birisi veya bir şey öznenin sözünü keser. Burada get, almak veya elde etmek anlamına gelmez. get ile kurulan edilgen yapı, çoğunlukla bir olayın öznenin başına geldiğini ve onu etkilediğini öne çıkarır. Bu cümlede öznenin yaptığı bir eylem değil, tekrar tekrar sözünün kesilmesi anlatılır.
Alıştırma
Birisinin sözümü kestiğini anlatmak için cümleyi get + geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Whenever I explain the rules, I ____ before I can finish.
Cevabı göster
get interrupted
Here's your...: bir şeyi teslim ederken kullanılan ifade
Here's your + isim kalıbı, bir şeyi karşınızdaki kişiye uzattığınız, servis ettiğiniz veya sunduğunuz anda yaygın olarak kullanılır. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır; ancak kalıbın tamamı yalnızca yer bildirmek yerine Bu sizin için veya Buyurun işlevi görür. Here's your baked beans. cümlesinde konuşan kişi karşısındakinin siparişini sunmaktadır. İyelik belirleyicisi your, o kişiye neyin verildiğini belirtir.
Alıştırma
Görevlinin sözünü Here's ile başlayan ve iyelik belirleyicisi your sözcüğünü kullanan iki kelimelik teslim ifadesiyle tamamlayın: The server sets down a bowl and says, '____ soup.'
Cevabı göster
Here's your
Our chef made this especially for you. Kalıp ifadeler
0:24Şefimiz bunu sizin için özel olarak hazırladı.
especially for you: belirli bir kişi düşünülerek yapılan
Especially for you, bir şeyin özellikle sen düşünülerek yapıldığı, seçildiği veya ayarlandığı anlamına gelir. Especially, seni özel alıcı olarak öne çıkarır; yalnızca very anlamına gelmez. Burada bu ifade, şefin çabasını kişisel ve özenli gösterir. Bir hediye, hizmet veya düzenleme tek bir kişiye yönelik olduğunda do something especially for someone kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
"I saved this seat especially for you," cümlesinde "especially for you" ne anlama gelir?
- Bu yer diğer bütün yerlerden daha rahat.
- Yer, özellikle sen düşünülerek ayrıldı.
- Yer ayırma konusunda özellikle iyisin.
Cevabı göster
Yer, özellikle sen düşünülerek ayrıldı.
you shouldn't have: özel bir çabaya verilen kibar karşılık
Bir hediye, iyilik veya özel bir çabadan sonra You shouldn't have, minnet dolu bir şaşkınlığı kibarca göstermek için sık kullanılır. “Çok naziksin; bu kadar zahmete girmen gerekmiyordu” gibi bir anlama gelir, “Kötü bir şey yaptın” anlamına gelmez. Kastedilen eylem açık olduğu için söylenmez: You shouldn't have bought this veya You shouldn't have done all that. Bağlam ile sıcak ve şaşkın bir ton, ifadenin takdir belirttiğini gösterir; başka bir bağlamda aynı sözler gerçek bir eleştiri olabilir.
Alıştırma
Yargı: Bir arkadaşın sana düşünceli bir hediye veriyor. Sıcak ve şaşkın bir tonla "You shouldn't have!" diyorsun. Bu, normalde suçlama değil, minnettarlık ifade eder.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
Here you go: bir şeyi uzatırken kullanılan ifade
Here you go, birine bir şey verirken, bir şeyi geri uzatırken veya istediği şeyi sunarken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede görevlinin eşyayı verme hareketine eşlik eder ve “Buyurun” ya da “İstediğiniz şey burada” anlamına gelir. Bu kelimeler karşıdaki kişinin bir yere gitmesi gerektiğini söylemez. İfadenin tamamını samimi bir teslim etme sözü olarak öğrenin; küçük bir işin veya hizmetin tamamlandığını belirtmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir sınıf arkadaşınıza kitap uzatıyorsunuz. En doğal ve samimi ifade hangisidir?
- Go here.
- Here you go.
- Take it.
Cevabı göster
Here you go.
madam: bir kadına hitap etmenin resmî yolu
İngilizce madam, bir kadına doğrudan hitap ederken kullanılan resmî ve kibar bir sözdür. Here you go, madam. örneğinde olduğu gibi çoğu zaman bir cümlenin veya ifadenin sonunda yer alır. Bu restoran canlandırmasında madam, konuşan kişinin çok resmî bir görevli gibi duyulmasını sağlar. Bir arkadaşla kullanılan rahat ton yerine saygılı bir mesafe ve biraz tiyatral bir hizmet tonu yaratır.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Sıradan ve şakasız bir konuşmada bir genç yakın arkadaşına “Thanks, madam.” diyor. Madam burada doğal ve tarafsız bir seçim midir?
- Hayır; alışılmadık derecede resmî duyulur ve şaka ya da alay gibi anlaşılabilir.
- Evet, doğal ve tarafsız bir seçimdir.
Cevabı göster
Hayır; alışılmadık derecede resmî duyulur ve şaka ya da alay gibi anlaşılabilir.
can't just + fiilin yalın hâli: davranışa sınır koymak
Burada can't just, diğer kişinin yemek yeme becerisine sahip olmadığı anlamına gelmez. Oyunun kuralına göre yalnızca yiyormuş gibi davranmanın kabul edilmediğini anlatır. can't just + fiilin yalın hâli yapısı, bir davranışın kabul edilemez veya yetersiz olduğunu belirtir. Genellikle daha fazlasının, farklı bir davranışın ya da eylemin gerçekten tamamlanmasının gerektiğini ima eder.
Alıştırma
Hangi cümle, yalnızca özür dilemenin yeterli olmadığını anlatmak için can't just yapısını doğal biçimde kullanır?
- You can't just say sorry and walk away.
- You can't just to say sorry and walk away.
- You don't can just say sorry and walk away.
Cevabı göster
You can't just say sorry and walk away.
for real life: for real anlamında çocukça bir karışım
Bu cümlede for real life, for real anlamına gelir: rol yapmak yerine eylemi gerçekten gerçekleştirmek. pretend ile kurulan karşıtlık bu anlamı verir; ifade “gerçek hayat için” anlamına gelmez. Bu kullanım, for real ile in real life ifadelerinin çocukça ve standart dışı bir karışımıdır. Bu karışım cümleye belirgin bir küçük çocuk havası verir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin yalnızca rol yapmak yerine bir şeyi gerçekten yapıp yapmayacağını doğal biçimde sorar?
- Are you going to do it in real life?
- Are you going to do it for real?
- Are you going to do it for real life?
Cevabı göster
Are you going to do it for real?
the thing is...: asıl sorunu nazikçe dile getirmek
The thing is..., konuşanın asıl açıklamayı, sorunu veya karmaşık durumu söylemek üzere olduğunu belirten bir konuşma başlangıcıdır. Buradaki thing belirli bir nesneyi anlatmaz; ifadenin tamamı sonrasında gelecek bilgiyi düzenler. Tereddüt ve sondaki duraklama, söylenmesi zor bir açıklamayı yumuşatır. The thing is... ifadesini duyduğunuzda konuşanın asıl zorluğunun veya basit bir cevaptan uzaklaşan bir dönüşün geleceğini bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede söylenmesi zor bir sorunu dile getiren konuşma başlangıcı doğru kullanılmıştır?
- The thing does, I already promised to help someone else.
- The thing is, I already promised to help someone else.
- The thing has, I already promised to help someone else.
Cevabı göster
The thing is, I already promised to help someone else.
I do, but...: çekince eklemeden önce olumlu cevap vermek
I do ifadesindeki yardımcı fiil do, soruda geçen like it fiil grubunun tekrarını önlemek için onun yerine kullanılır. Konuşan kişi önce olumlu bir cevap verir, ancak hemen ardından gelen but bunun cevabın tamamı olmadığını gösterir. Bu “evet, ama” kalıbı bir çekinceyi veya eleştiriyi yumuşatır: önce olumlu bir nokta kabul edilir, ardından asıl sınırlama söylenir. Konuşan kişi but sonrasında durursa dinleyen kişi söylenmemiş bir sorun olduğunu bekler ve tereddüdü hisseder.
Alıştırma
Şu yorumu değerlendirin: “I do, but...” ifadesinde konuşan kişi tam ve koşulsuz bir onay vermiştir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Hang on: kısa bir süre beklemesini istemek
Burada Hang on, “bir dakika bekle” veya “durakla” anlamına gelir. Bu, konuşmayı yönlendiren bir işarettir; bir yere asılma veya bir şeyi tutma yönünde gerçek anlamlı bir talimat değildir. Bir şeyi kontrol etmeden, düzeltmeden veya yeni akla gelen bir düşünceyi paylaşmadan önce mevcut konuşmayı ya da eylemi kısa süreliğine durdurmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi bir şeyi yeni hatırladığı için konuşmayı doğal biçimde duraklatan cümle hangisidir?
- Hang up. I left my keys inside.
- Hang out. I left my keys inside.
- Hang on. I left my keys inside.
Cevabı göster
Hang on. I left my keys inside.
I know this isn't very romantic, but can we swap? Ton ve niyet
0:55Biliyorum bu pek romantik değil ama tabaklarımızı değiştirebilir miyiz?
I know ..., but ...: ricadan önce bir çekinceyi kabul etmek
Burada I know this isn't very romantic, konuşmacı bir ricada bulunmadan önce muhtemel bir çekinceyi kabul eder. I know yalnızca bilgi aktarmakla kalmaz; konuşmacının bu ricanın karşı tarafta nasıl bir his yaratabileceğinin farkında olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp I know + sorunu belirten yan cümle, but + rica veya ana fikirdir. Bu kalıp ricayı daha düşünceli gösterebilir, ancak oluşturduğu rahatsızlığı ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
Dersteki iki bölümü kullanarak ricayı yumuşatan kalıbı tamamlayın: ____ this is inconvenient, ____ could we meet on Friday instead?
Cevabı göster
I know · but
Can we swap?: karşılıklı değişim isteği
Can we swap? ifadesi, iki kişinin de yapacağı bir eylem için karşı tarafın onayını istemek üzere Can we...? yapısını kullanır. İsteği emir olarak değil, iş birliği önerisi olarak sunar. Swap, her kişinin kendi eşyasını, yerini veya rolünü bırakıp diğerininkini alması anlamına gelir. Neyin değiştirileceği bağlamdan belliyse swap tek başına kullanılabilir; değilse Can we swap seats? örneğindeki gibi nesne belirtilir.
Alıştırma
Karşılıklı değişim isteğini vurgulanan ifadeyle tamamlayın: I have the blue marker and you have the green one. ____?
Cevabı göster
Can we swap
Yours looks delicious: yours + bağlayıcı fiil + sıfat
Yours bir iyelik zamiridir. Burada your food veya your meal ifadesinin yerine geçer; bu nedenle tek başına özne olabilir ve ardından isim gelmez. looks delicious ifadesinde look bağlayıcı bir fiildir: bir şeyin görünüşüne göre belirli bir özelliğe sahipmiş gibi göründüğünü belirtir. delicious sıfatı, yours sözcüğünün işaret ettiği şeyi niteler. Bu yapı Mine looks good. örneğindeki gibi iyelik zamiri + look/looks + sıfat şeklinde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
İki kişi pastalarını karşılaştırıyor. Hangi cümle diğer kişinin pastasının lezzetli göründüğünü doğru şekilde ifade eder?
- Yours looks deliciously.
- Yours looks delicious.
- Your looks delicious.
Cevabı göster
Yours looks delicious.
I guess we could: çekinceli kabul
Burada I guess we could, konuşanın öneriyi kabul etmeye istekli olduğunu ancak güçlü veya hevesli bir şekilde evet demediğini gösterir. I guess kesinliği azaltırken could eylemi olası bir seçenek olarak sunar. Bir cevap olarak tüm cümle genellikle tereddütlü bir kabulü, hafif bir isteksizliği veya küçük bir tavizi ifade eder. Tonlama, bu tereddüdü daha güçlü ya da daha zayıf gösterebilir.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: Bir öneriye cevap verirken I guess we could genellikle hevesli ve kesin bir kabul ifade eder.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
To romance: To + isim kadeh kaldırma kalıbı
Kadeh kaldırırken To + bir isim veya isim öbeği, “Let’s drink to ...” ya da “Here’s to ...” anlamına gelen kısa bir kalıptır. To romance ifadesinde romance, kutlanan veya gerçekleşmesi dilenen fikirdir; to bir yere doğru hareketi göstermez. Sözcükler tek başına bir cümle parçasıdır, ancak kadeh kaldırma hareketi anlamı tamamlar.
Alıştırma
To + isim kalıbıyla dostluğa kadeh kaldırma sözünü tamamlayın: “____!”
Cevabı göster
To friendship
Would you like dessert?: nazik bir ikram
Would you like + isim? bir şeyi nazikçe ikram etmek veya karşıdaki kişinin onu isteyip istemediğini sormak için kullanılır. Burada yemekten sonra dessert ikram ediliyor; would nezaket katar ve geçmiş zamanı anlatmaz. Aynı kalıp bir isimle veya to + fiil yapısıyla kullanılabilir: Would you like some tea? ve Would you like to sit down?
Alıştırma
Standart ve nazik hizmet sorusunu hedef ifadeyle tamamlayın: ____ dessert?
Cevabı göster
Would you like
I mean,: öz düzeltme işareti
I mean, burada konuşanın az önce söylediğini düzelttiğini veya yeniden ifade ettiğini dinleyene bildiren bir söylem belirtecidir. Burada mean fiilinin sözlük anlamı açıklanmıyor. I mean, ifadesinden sonra bir düzeltme, daha kesin bir anlatım veya daha yumuşak bir yeniden ifade gelebilir. Böylece dinleyen, konuşan mesajını düzenlerken önceki sözleri değiştirmesi veya güncellemesi gerektiğini anlar.
Alıştırma
Bu cümlede I mean, neyi gösteriyor?
- Konuşan başka birinden alıntı yapıyor.
- Konuşan az önce söylediğini düzeltmek veya yeniden ifade etmek üzere.
- Konuşan mean fiilini tanımlıyor.
Cevabı göster
Konuşan az önce söylediğini düzeltmek veya yeniden ifade etmek üzere.
such a special evening: such + a/an + sıfat + tekil isim
such + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim yapısı, isim öbeğinin tamamındaki niteliği vurgular. such a special evening ifadesinde such, konuşanın bütün akşamla ilgili duygusal değerlendirmesini güçlendirir; yalnızca special sözcüğünü nitelemez. Bu yapı, bir kişiyi, şeyi veya deneyimi güçlü biçimde değerlendirmek için kullanılabilir. Örneğin such a lovely day veya such an exciting game denebilir.
Alıştırma
Cümleyi such yapısını kullanarak tamamlayın: It was ____ wonderful surprise.
Cevabı göster
such a
I feel like taking a moonlit stroll with my new love. Notlar
1:35Yeni aşkımla ay ışığında bir yürüyüş yapmak istiyorum.
feel like taking: o anki isteği anlatan feel like + -ing
feel like + -ing, o anda bir şey yapma isteği veya eğilimi hissetmek anlamına gelir. Bu cümlede feel like taking a stroll, yürüyüşü kesin bir plan olarak değil, konuşanın o anda yapmak istediği bir şey olarak sunar. Bu ifadede like bir edat görevi görür; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: feel like taking denir, feel like to take denmez.
Alıştırma
Cümleyi take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I feel like ____ a short break.
Cevabı göster
taking
moonlit stroll: ay ışığında romantik ve sakin bir gezinti
A moonlit stroll, ay ışığı altında yavaş ve rahat bir gezintidir. Stroll, bir yere yetişmek için acele etmekten çok, yürümekten keyif almayı anlatır. Bu ifade romantik ve biraz şiirsel gelir. Bu cümlede konuşan kişi, sıradan bir yürüyüşü dramatik bir randevu gibi göstermek için bu ifadeyi kullanır; böyle bir anlatım, eylemi tarif etmenin yanı sıra atmosfer de yaratır.
Alıştırma
moonlit stroll en doğal olarak neyi çağrıştırır?
- Ay ışığı altında yapılan yavaş ve keyifli bir gezinti
- Birisi geç kaldığı için yapılan hızlı yürüyüş
- Gündüz pistte yapılan bir yarış
Cevabı göster
Ay ışığı altında yapılan yavaş ve keyifli bir gezinti
holding hands: hold hands kalıp ifadesi
Hold hands, iki kişinin karşılıklı olarak birbirinin elini tutmasını anlatan yaygın kalıp ifadedir. Her kişi yalnızca bir elini kullanıyor olsa bile İngilizcede bu ifadede normal olarak çoğul hands kullanılır. They're holding hands şimdiki zamanın devam biçimindedir; dolayısıyla konuşan kişi o anda gerçekleşen bir eylemi anlatır. Bu hareket sevgi, güven verme veya pratik destek gösterebilir; her zaman romantik değildir.
Alıştırma
Karşılıklı bir eylemi anlatan kalıp ifadeyi tamamlayın: The twins always ____ when they cross the busy road.
Cevabı göster
hold hands
This way: birine rota boyunca yol göstermek
This way, “bu yönden gel veya git” anlamına gelen kısa ve doğal bir yönlendirmedir. Bu cümlede konuşan kişi diğerine yol gösterdiği için ifade bir yöntemi değil, yönü veya rotayı belirtir. Çoğu zaman bir el hareketiyle birlikte, tek başına davet ya da talimat olarak kullanılabilir. please eklemek, hizmet ortamında yönlendirmeyi daha kibar yapar: This way, please.
Alıştırma
Görevlinin yönlendirmesini dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, please. Your table is by the window.
Cevabı göster
This way
smoochy kiss: kiss demenin şakacı ve çocuksu bir yolu
Smoochy, kiss sözcüğüne bilerek sevimli, komik veya aşırı duygusal bir ton katar; sanki bir çocuk romantik bir “öpücükten” söz ediyormuş gibi duyulur. Buradaki ifade, gerçekleşmeyen öpücüğü romantik bir hikâyenin beklenen son parçası gibi gösterir. But they didn't smoochy kiss cümlesinde smoochy kiss, didn't sonrasında şakacı biçimde bir eylem gibi kullanılmıştır. Bu, yaratıcı ve çocuksu bir söyleyiştir; tarafsız İngilizcede örnek alınacak standart bir fiil kalıbı değildir. Olağan biçim They didn't kiss şeklindedir.
Alıştırma
Smoochy kiss hangi durumda en doğal olur?
- Bir avukatın sözleşmedeki bir maddeyi açıklaması
- Bir doktorun resmî tıbbi rapor yazması
- Bir çocuğun çizgi filmdeki romantik ilişki hakkında şaka yapması
Cevabı göster
Bir çocuğun çizgi filmdeki romantik ilişki hakkında şaka yapması
that's still romance: bir sınırlamaya rağmen aynı sınıflandırmayı korumak
that's still romance ifadesinde that, hemen önce söz edilen eylem veya durumu gösterir; romance ise konuşanın ona verdiği sınıftır. Still, yeni bir sınırlamanın bu etiketi zayıflatması beklense bile konuşanın vardığı sonucu değiştirmediğini gösterir. Still burada bir ödün verme ilişkisi kurar: “O noktayı kabul etsem bile yargım aynı kalıyor.” Bir şeyin hareketsiz olduğunu değil, yargının geçerliliğini koruduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede still, olası bir sınırlamaya rağmen sınıflandırmanın geçerli kaldığını gösterir?
- The card is simple, but that's still a gift.
- The box stayed completely still on the table.
- The card used to be a gift, but it is not one now.
Cevabı göster
The card is simple, but that's still a gift.