Can sıkıntısının faydaları - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
907 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Sunucular, can sıkıntısının neden yalnızca olumsuz olmadığını inceliyor. Zihnin serbestçe dolaşmasına izin vermek problem çözmeyi ve yaratıcılığı destekleyebilirken telefondan sürekli uyarım aramak bu fırsatı ortadan kaldırabilir. Ayrıca başlangıçtaki rahatsız edici döneme katlanmanın yararlı fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayabileceğini açıklıyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. might die of boredom — Deyimler ve mecazi ifadeler. Bu sözü gerçek bir ölüm tehlikesi olarak değil, son derece sıkılmayı mizahi biçimde abartan bir ifade olarak anlamak ve çok güçlü bir can sıkıntısını resmî olmayan konuşmalarda ağır bir açıklamaya gerek kalmadan aktarmak. 2. the more we have to entertain us, the more bored we seem to be. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Değişen iki koşulu birbirine bağlayan the more…, the more… bağıntılı karşılaştırma yapısını tanımak ve eğlence seçenekleri arttıkça sıkılmanın da artması gibi eğilimleri ya da görünürdeki çelişkileri anlatırken kullanmak. 3. stick with it, — Phrasal verb’ler. Bu ifadenin rahatsızlığa veya sonuçların geç gelmesine rağmen devam etmeyi teşvik ettiğini anlamak; öğrenme, çalışma, problem çözme ya da başka zorlu süreçlerde kararlılıktan söz ederken doğal biçimde kullanmak.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:12

Ve ben Sam.

How's your week been, Sam? Ton ve niyet

0:13

Haftan nasıl geçti Sam?

Ton ve niyet

How's your week been? ile samimi biçimde hâl hatır sormak

Burada How's, How has anlamındadır: How has your week been? Present perfect, tek bir olayı değil, haftanın başlangıcından şu ana kadarki genel durumunu sorar. Been, has been yapısının bir parçasıdır ve o dönemin nasıl geçtiğini anlatır. Sam'in nerede bulunduğunu sormaz. Busy, Quiet veya Pretty good gibi kısa bir değerlendirmeyle doğal biçimde cevap verilebilir.

Alıştırma

How has ifadesinin doğal kısaltmasını kullanarak haftanın şu ana kadar nasıl geçtiğini soran samimi cümleyi tamamlayın: ____, Maya?

Cevabı göster

How's your week been

Oh, you know, quiet. Ton ve niyet

0:16

Oh, bilirsin, sakin.

Ton ve niyet

Oh, you know, ile konuşmada rahat bir geçiş yapmak

Oh, you know, quiet. cümlesinde Oh, you know konuşmayı yumuşatan bir ara ifadedir. Temel amacı dinleyenin belirli bir bilgiyi bilip bilmediğini kontrol etmek değildir; kabaca Muhtemelen tahmin edebilirsin veya Her zamanki gibi anlamına gelir. Asıl cevap olan quiet öncesinde yanıtın rahat ve biraz belirsiz duyulmasını sağlar. Ses tonuna bağlı olarak açıklanacak özel bir şey olmadığını veya konuşanın ayrıntı vermek istemediğini de gösterebilir.

Alıştırma

Oh, you know, quiet. cevabında Oh, you know hangi işlevi görür?

  1. Kısa ve belirsiz bir cevaba rahat bir şekilde giriş yapar.
  2. Dinleyenin belirli bir bilgiyi bilip bilmediğini sorar.
  3. quiet sözcüğünü soruya dönüştürür.
Cevabı göster

Kısa ve belirsiz bir cevaba rahat bir şekilde giriş yapar.

I haven't done much or been anywhere, Dilbilgisi

0:18

Pek bir şey yapmadım ya da hiçbir yere gitmedim,

so it's been a bit boring. Anlatım akışı

0:20

bu yüzden biraz sıkıcıydı.

Dilbilgisi

haven't done much or been anywhere: yakın zamandaki deneyimleri özetlemek

Burada haven't done much or been anywhere, yakın zamanda başlayıp şimdiye uzanan bir dönemi present perfect ile özetler: çok az etkinlik yapılmış ve hiçbir yere gidilmemiştir. Tek bir haven't hem done hem de been ile kullanılır. Bu bağlamda been anywhere, yalnızca 'bir yerde var olmak' değil, 'bir yere gitmiş ya da bir yeri ziyaret etmiş olmak' demektir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıdaki iki sözcükle tamamlayın: I haven't ____ much or ____ anywhere this week.

Cevabı göster

done · been

Anlatım akışı

so it's been a bit boring: bir nedeni yumuşatılmış sonuca bağlamak

So önceki gerçeklere gönderme yapar ve bunların sonucunu sunar: pek bir şey yapmamak ve hiçbir yere gitmemek, yakın zamandaki dönemin sıkıcı gelmesine yol açmıştır. Böylece önce gerçekler, sonra duygu verilerek açık bir neden-sonuç ilişkisi kurulur. It's been, yorumu şimdiye kadar süren döneme bağlar. A bit 'biraz' demektir; bu yüzden ifade It's been very boring kadar güçlü değildir.

Alıştırma

Neden-sonuç cümlesini hedef bağlaçla tamamlayın: The playground was closed, ____ the afternoon was a bit boring.

Cevabı göster

so

I know that feeling when nothing exciting happens. Ton ve niyet

0:21

Hiçbir heyecan verici şeyin olmadığı o hissi bilirim.

Ton ve niyet

I know that feeling when...: empati göstermek

I know that feeling when... “Ben de buna benzer bir duygu yaşadım” demektir. Buradaki know, bir bilgiyi bilmek değil, deneyimden anlayabilmek anlamındadır. when yan cümlesi, bu tanıdık duyguyla bağlantılı durumu belirtir. Böylece konuşan kişi tavsiye vermeden veya konuyu değiştirmeden önce diğer kişinin duygusuna karşılık verir.

Alıştırma

“I know that feeling when every plan gets cancelled” cümlesinde konuşan kişi esas olarak ne yapıyor?

  1. Soruna bir çözüm sunmak
  2. İptalin ne zaman olduğunu sormak
  3. Deneyimi tanıdığını göstererek empati kurmak
Cevabı göster

Deneyimi tanıdığını göstererek empati kurmak

It can lead to boredom,

0:24

Bu durum can sıkıntısına yol açabilir,

the state of feeling little excitement or enthusiasm, Kelime

0:26

çok az heyecan veya coşku hissetme durumu,

often because you've got nothing to do.

0:29

genellikle yapacak hiçbir şeyiniz olmadığı için.

Kelime

the state of feeling...: soyut bir durumu tanımlamak

the state of feeling little excitement or enthusiasm isim öbeği boredom sözcüğünü tanımlar. Virgülden sonra gelen açıklayıcı bir öbek olarak boredom sözcüğünü yeniden adlandırır ve ne anlama geldiğini açıklar. the state of + -ing yapısı bir durumu kısa ve oldukça resmî bir biçimde anlatır. Burada little, sayılamayan excitement ve enthusiasm isimleriyle kullanılır ve “çok az” ya da “neredeyse hiç” anlamına gelir.

Alıştırma

the state of + -ing kalıbını kullanarak tanımı tamamlayın: Boredom is ____ little excitement or enthusiasm.

Cevabı göster

the state of feeling

But, Sam, there is some good news.

0:32

Ama Sam, bazı iyi haberler var.

Boredom can be good for you.

0:33

Can sıkıntısı senin için iyi olabilir.

Tell me more.

0:35

Bana daha fazlasını anlat.

I will, but not until I've set you a question to answer. Dilbilgisi

0:36

Anlatacağım, ama önce cevaplaman için sana bir soru soracağım.

Dilbilgisi

not until I've set you a question to answer: koşul tamamlanana kadar beklemek

Burada not until, I will ile vaat edilen eylemi erteler. Konuşan kişi ancak bir soru hazırladıktan sonra harekete geçecektir; not, soru hazırlanmayacağı anlamına gelmez. not until + yan cümle kalıbı, ana eylemin gerçekleşebileceği en erken zamanı veya önce tamamlanması gereken koşulu gösterir. I've set, I have set ifadesinin kısaltmasıdır ve soru hazırlama işinin önce bitmesi gerektiğini anlatır.

Alıştırma

not until kalıbını tamamlayın: I will call you, but ____ I've checked the facts.

Cevabı göster

not until

A survey by British newspaper The Mirror

0:40

İngiliz The Mirror gazetesi tarafından yapılan bir anket

found Peter Willis to be the most boring man in Britain. Dilbilgisi

0:43

Peter Willis'in Britanya'daki en sıkıcı adam olduğunu ortaya çıkardı.

Dilbilgisi

found Peter Willis to be: find + nesne + to be yapısı

found Peter Willis to be ... ifadesinde found, birini bulmak değil, bir sonuç olarak bir şeyin öyle olduğunu belirlemek veya değerlendirmek anlamına gelir. Peter Willis nesnedir; to be sonrasındaki sözler anketin onunla ilgili değerlendirmesini bildirir. find + nesne + to be + açıklama kalıbı bir sonucu kısa ve yoğun biçimde aktarır. Anketlerde, araştırmalarda, incelemelerde ve diğer resmî raporlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi find + it + to be yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After testing the app, the reviewers ____ easy to use.

Cevabı göster

found it to be

What boring hobby did he have that earned him that title? Kalıp ifadeler

0:46

Ona bu unvanı kazandıran sıkıcı hobisi neydi?

Kalıp ifadeler

earned him that title: earn ile birine unvan kazandırmak

earned him that title ifadesinde earn, “birinin yaptıkları veya özellikleri nedeniyle bir şeyi elde etmesini sağlamak” anlamına gelir; burada “para kazanmak” demek değildir. Bu hobi, onun daha önce sözü edilen “Britanya’nın en sıkıcı adamı” unvanını almasının nedeniydi. Kalıp something + earn + person + title/reputation şeklindedir. Him unvanı alan kişiyi, that title ise ortaya çıkan sonucu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi earn fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her winning goal ____ her the title of player of the match.

Cevabı göster

earned

Was it A, collecting train numbers,

0:50

A mıydı, tren numaraları toplamak,

that's train spotting, Kültür

0:53

buna tren gözlemciliği denir,

Kültür

that's train spotting: bu Britanya hobisinin adı

Train spotting, özellikle Britanya’da iyi bilinen bir hobidir. İnsanlar trenleri izler ve çoğu zaman numaralarını, türlerini veya diğer ayrıntılarını kaydeder. Burada that's train spotting, daha önce söylenen collecting train numbers etkinliğine bir ad verir. Hobinin adındaki spotting, bir treni tesadüfen bir kez görmek anlamına gelmez. Programdaki şaka, bu ayrıntılı ve tekrarlı hobiyi kalıplaşmış biçimde sıkıcı bir seçenek olarak sunar; bu, programın yaklaşımıdır ve terimin anlamının bir parçası değildir.

Alıştırma

Hangi etkinlik en doğru şekilde train spotting olarak tanımlanır?

  1. Başka bir şehri ziyaret etmek için trene binmek
  2. Trenleri izleyip numaralarını veya türlerini kaydetmek
  3. Bir trenin geldiğini fark etmek
Cevabı göster

Trenleri izleyip numaralarını veya türlerini kaydetmek

B, taking photos of letterboxes,

0:54

B, posta kutularının fotoğraflarını çekmek,

or C, driving around roundabouts in the UK? Kalıp ifadeler

0:57

veya C, Birleşik Krallık'taki döner kavşaklarda arabayla dolaşmak mı?

Kalıp ifadeler

driving around roundabouts: around bir şeyin çevresinden geçen yolu gösterir

driving around roundabouts ifadesinde around, hareket bildiren driving fiilinden sonra gelir ve izlenen yolu gösterir. Döner kavşakların çevresini takip ederek ilerlemek anlamındadır; burada “yaklaşık” demek değildir. Kalıp hareket fiili + around + yer veya nesne şeklindedir: walk around the lake, run around the field veya drive around a roundabout.

Alıştırma

Çevresinden geçen bir yolu gösteren bu dersteki hedef sözcükle tamamlayın: The bus drove ____ the roundabout before taking the second exit.

Cevabı göster

around

Wow.

1:02

Vay canına.

That all sounds deadly boring, Deyimler

1:03

Bunların hepsi ölümcül derecede sıkıcı geliyor kulağa,

Deyimler

deadly boring: güçlü bir pekiştirici olarak deadly

deadly boring ifadesinde deadly, anlamı güçlendiren bir zarf olarak kullanılır. İfade “son derece sıkıcı” veya “dayanılmaz derecede sıkıcı” demektir; gerçekten öldürebilecek bir şeyden söz etmez. Konuşan kişi güçlü bir olumsuz tepki vermek için abartı kullanır. Burada deadly, boring sözcüğünü güçlendirir; ayrı bir tehlikeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede deadly boring ne anlama gelir: That sounds deadly boring.

  1. son derece sıkıcı
  2. yalnızca biraz sıkıcı
  3. hem tehlikeli hem sıkıcı
Cevabı göster

son derece sıkıcı

but I imagine taking photos of letterboxes

1:05

ama sanırım posta kutularının fotoğraflarını çekmek

is the most boring.

1:08

en sıkıcı olanı.

Perhaps?

1:09

Belki de?

Well, as usual, I will give you the answer at the end of the program. Anlatım akışı

1:10

Her zamanki gibi, programın sonunda cevabı vereceğim.

Anlatım akışı

as usual: bilinen bir rutini belirtme

Bu cümlede as usual, “önceki seferlerde olduğu gibi” anlamına gelir. Dinleyicilere cevabı programın sonunda vermenin programın normal düzeni olduğunu bildirir. Ana cümleden önce kullanılarak yaklaşan planı bilinen bir düzene bağlar ve bilgiyi organize eder. Böylece beklentiyi yönetir: cevap şimdi değil, daha sonra gelecektir.

Alıştırma

Şu cümlede as usual ne işe yarar: "As usual, the teacher collects our notebooks on Friday."?

  1. Defterlerin sıradan olduğunu söyler.
  2. Eylemin ilk kez gerçekleştiğini söyler.
  3. Eylemi normal rutinin bir parçası olarak sunar.
Cevabı göster

Eylemi normal rutinin bir parçası olarak sunar.

But, as you say, we might die of boredom following those hobbies, Deyimler

1:14

Ama, senin de dediğin gibi, bu hobileri yaparken sıkıntıdan ölebiliriz (die of boredom),

a phrase that expresses how extremely bored you are.

1:18

ne kadar aşırı derecede sıkıldığınızı ifade eden bir deyim.

Deyimler

might die of boredom: aşırı can sıkıntısını anlatan gündelik abartı

Burada might die of boredom, “dayanılmaz derecede sıkılabiliriz” demektir. Bu bir abartıdır: konuşan kişi can sıkıntısının etkisini büyütür ve gerçek bir ölümü öngörmez. Yapı might + die of + neden şeklindedir. Gündelik konuşmada boredom ile kullanıldığında die of mecazidir ve dramatik bir yoğunluk katar; might ise bunu hayal edilen bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

"We might die of boredom during the long wait," cümlesinde "might die of boredom" ne anlama gelir?

  1. Beklemeye devam edemeyecek kadar yorulabiliriz.
  2. Son derece sıkılabiliriz.
  3. Tıbbi bir rahatsızlık nedeniyle gerçekten hayatımızı kaybedebiliriz.
Cevabı göster

Son derece sıkılabiliriz.

But not for everyone.

1:22

Ama herkes için değil.

Boredom depends on your state of mind. Kalıp ifadeler

1:23

Can sıkıntısı zihinsel durumunuza bağlıdır.

Kalıp ifadeler

depends on your state of mind: ruh hâlinize bağlıdır

Boredom depends on your state of mind, sıkılma hissinin o anki tutumunuzdan, duygularınızdan ve duruma bakış biçiminizden etkilendiğini anlatır. State of mind, fiziksel sağlığınızı değil, zihinsel veya duygusal durumunuzu ifade eder. X depends on Y kalıbı, Y’nin X’i belirlemeye yardımcı olduğunu anlatır. Duyguların, görüşlerin veya yargıların neden kişiden kişiye değişebildiğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Whether a quiet afternoon feels peaceful or boring ____.

Cevabı göster

depends on your state of mind

Some of us might find something boring, Dilbilgisi

1:26

Bazılarımız bir şeyi sıkıcı bulabilir,

while others might find it fascinating.

1:28

diğerleri ise bunu büyüleyici bulabilir.

Dilbilgisi

Some of us... while others... ile tepkileri karşılaştırma

Some of us... while others... bir grubu iki kısma ayırır ve bu kısımların tepkilerini karşılaştırır. Might, iki tepkiyi de kesin bir durum olarak değil, olasılık olarak sunar. İki tarafta da find + nesne + sıfat kalıbı kullanılır: find something boring ve find it fascinating. Burada find, bir şeyi belirli bir şekilde değerlendirmek veya algılamak anlamındadır. Aynı yapının kullanılması karşıtlığı kolayca görmeyi sağlar.

Alıştırma

Karşılaştırmayı dersteki kalıpla tamamlayın: ____ find rainy days peaceful, ____ find them gloomy.

Cevabı göster

Some of us might · while others might

True, but let's talk about feeling bored when we have nothing to do. Anlatım akışı

1:30

Doğru, ama yapacak hiçbir şeyimiz olmadığında sıkılmak hakkında konuşalım.

Anlatım akışı

let's talk about: dinleyicileri yeni bir konuya davet etmek

Bu cümlede let's talk about, önceki düşünceden yeni bir konuya geçildiğini gösterir: yapacak hiçbir şey olmadığında hissedilen can sıkıntısı. Dinleyicilere konuşmanın bundan sonra neye odaklanacağını bildirir. Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir; ancak burada sert bir emir değil, konuşmayı birlikte takip etmeye yönelik samimi bir davettir. Kalıp let's talk about + konu şeklindedir; konu bir isim, isim grubu veya -ing grubu olabilir.

Alıştırma

Bu samimi konu değiştirme davetini dersteki tam ifadeyle tamamlayın: ____ how we can help.

Cevabı göster

Let's talk about

Not even trainspotting!

1:34

Tren gözlemciliği bile değil!

Having nothing to do or doing the same task again and again Notlar

1:36

Yapacak hiçbir şeyin olmaması veya aynı görevi tekrar tekrar yapmak

can certainly be demotivating.

1:40

kesinlikle motivasyonu düşürücü olabilir.

Dilbilgisi

Having ... or doing ...: özne olan -ing'li isim-fiil grupları

Vurgulanan sözcüklerin tümü cümlenin öznesini oluşturur. Having nothing to do ve doing the same task again and again birer isim-fiil grubudur: -ing biçimleri, bütün bir deneyimi değerlendirilebilen bir şey gibi ele almamızı sağlar. Burada Having ve doing bir sürekli zaman yapısının parçası değildir. İki isim-fiil grubu or ile bağlanır ve can certainly be demotivating yüklemini paylaşır. Bu kalıp önce iki alternatif etkinliği veya durumu adlandırır, ardından tek bir yüklemle bunlardan herhangi biri hakkında yorum yapar.

Alıştırma

Birleşik özneyi tamamlamak için have ve do fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: ____ no plan or ____ the same job all day can feel frustrating.

Cevabı göster

Having · doing

Kalıp ifadeler

again and again: tekrarlanan eylem

Again and again, “birçok kez” ya da “tekrar tekrar” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. doing the same task ifadesini niteler ve eylemin sürüp tekrarlandığını gösterir. Bu cümlede, aynı işi yapmanın tekdüze döngüsünü vurgular. İfade, kesin tekrar sayısına değil, eylemin yinelenmesine dikkat çeker.

Alıştırma

“Birçok kez” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The puppy brought back the same ball ____.

Cevabı göster

again and again

But, according to Sandi Mann, Anlatım akışı

1:42

Ancak BBC World Service'in The Why Factor programında konuşan

who was speaking on the BBC World Service's The Why Factor program,

1:44

Sandi Mann'a göre,

being bored doesn't have to be boring. Dilbilgisi

1:48

sıkılmak illa ki sıkıcı olmak zorunda değil.

Anlatım akışı

according to Sandi Mann: bilgi kaynağını belirtmek

According to Sandi Mann, bilgi kaynağını belirten bir öbektir. Dinleyiciye, sonraki iddianın anlatıcının kendi iddiası olarak sunulmadığını ve Sandi Mann'den geldiğini bildirir. Cümlenin başına yakın bir yerde ve virgüllerle ayrılmış olarak ana mesajdan önce kaynağı çerçeveler. according to + kişi, kurum, rapor veya başka bir kaynak yapısı bilgiyi o kaynağa dayandırır; konuşanın bu bilgiye katıldığını göstermez.

Alıştırma

“According to the school notice, the trip starts at nine,” cümlesinde According to the school notice ne işe yarar?

  1. Konuşanın duyuruya katıldığını gösterir.
  2. Bilginin kaynağını belirtir.
  3. Gezinin okula doğru gittiğini söyler.
Cevabı göster

Bilginin kaynağını belirtir.

Dilbilgisi

doesn't have to be boring: zorunluluğu kaldırmak

doesn't have to be boring ifadesinde have to zorunluluk bildirir. doesn't bu zorunluluğu ortadan kaldırır: sıkılmış olmak bazen sıkıcı gelebilir, ancak bunun kesin ya da kaçınılmaz olduğu söylenmez. İfade cannot be boring anlamına gelmez. doesn't have to be + sıfat yapısını, bir şeyin mutlaka belli bir şekilde olması gerektiği varsayımına karşı çıkarken diğer olasılıkları açık bırakmak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

doesn't have to be boring ifadesini en doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Sıkıcı olmak zorundadır.
  2. Asla sıkıcı olamaz.
  3. Sıkıcı olabilir, ama olmak zorunda değildir.
Cevabı göster

Sıkıcı olabilir, ama olmak zorunda değildir.

It can be good for us.

1:51

Bizim için iyi olabilir.

It's this emotion that everyone thinks is so negative,

1:54

Herkesin çok olumsuz olduğunu düşündüğü bu duygunun,

but there's a real positive to it too. Anlatım akışı

1:57

aslında gerçekten olumlu bir tarafı da var.

Anlatım akışı

but there's a real positive to it too: karşıt bir noktayı öne çıkarmak

But, dinleyiciyi yaygın olumsuz görüşten konuşmacının karşıt noktasına yönlendirir: bu duygunun gerçek bir yararı veya iyi bir yanı da vardır. A real positive ifadesinde positive isimdir. Bilgiler kullanışlı bir sırayla düzenlenir: önce insanların ne düşündüğü kabul edilir, ardından dikkat çekilmek istenen fikir but ile sunulur. Too, olumlu yanın olumsuz yanla birlikte var olduğunu gösterir; olumsuz yanı tamamen ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Bu cümlede but ne işe yarıyor?

  1. Olumsuz görüşü kabul eder, ardından önemli bir olumlu yön sunar.
  2. Duygunun neden olumsuz olduğuna dair başka bir neden ekler.
  3. Duygunun hiçbir olumsuz yanı olmadığını söyler.
Cevabı göster

Olumsuz görüşü kabul eder, ardından önemli bir olumlu yön sunar.

There's a real upside to it. Deyimler

1:58

Gerçek bir avantajı (upside) var.

Deyimler

a real upside to: gerçek bir fayda

a real upside to ifadesinde upside, bir şeyin fiziksel olarak üst tarafı değil, “fayda” veya “olumlu yan” demektir. Real sözcüğü vurgu katar: Bu fayda gerçekten vardır ve dikkate değerdir. Yapı an upside to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Burada ifade, boredom yani can sıkıntısını belirten it ile devam eder. Başka bir deyişle, can sıkıntısının bile gerçek bir faydası vardır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “belirgin bir fayda” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: There is ____ walking to school: you get fresh air.

Cevabı göster

a real upside to

We become more creative.

2:00

Daha yaratıcı oluyoruz.

So, for example, being bored allows our minds to wander, Dilbilgisi

2:02

Yani, örneğin, sıkılmak zihnimizin gezinmesine izin verir,

allows us to daydream,

2:05

hayal kurmamıza izin verir,

Dilbilgisi

allows our minds to wander ... allows us to daydream: allow + nesne + to + fiil

Vurgulanan iki bölüm de allow + nesne + to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanır: allows our minds to wander ve allows us to daydream. Nesneler our minds ve us; eylemler ise wander ve daydream sözcükleridir. Burada allow, bir kişinin izin vermesi anlamına gelmez. Bir koşul —sıkılmak— bu eylemleri mümkün kılar. Bu yapı, bir şeyin nasıl bir sonucu mümkün kıldığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

allow yapısını tamamlayın: A quiet room ____ Mia ____ focus on her book.

Cevabı göster

allows · to

and that can actually lead us to problem-solving and creativity. Kalıp ifadeler

2:07

ve bu da bizi aslında sorun çözmeye ve yaratıcılığa yönlendirebilir.

Kalıp ifadeler

lead us to problem-solving and creativity: birini bir sonuca yönlendirmek

Bu cümlede lead us to, “bir sonuca ulaşmamızı veya onu geliştirmemizi sağlamak” anlamına gelir. Buradaki that, zihnin dolaşmasını ve hayal kurmayı belirtir; problem-solving and creativity yer değil, sonuçtur. Yeniden kullanılabilen kalıp lead + someone + to + a result şeklindedir. Bir şeyin bir kişiyi nasıl etkileyip sonradan bir sonuç doğurduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi lead + someone + to yapısıyla tamamlayın: A useful hint can ____ the answer.

Cevabı göster

lead us to

And I fear that by swiping and scrolling our boredom away these days that we're losing that creativity, Öbek fiiller

2:11

Ve korkarım ki bugünlerde can sıkıntımızı kaydırarak (swiping) ve ekranı aşağı çekerek (scrolling) uzaklaştırarak bu yaratıcılığı kaybediyoruz,

Öbek fiiller

by swiping and scrolling our boredom away: fiil + nesne + away

By + -ing biçimi, bir şeyin hangi yöntemle gerçekleştiğini gösterir. Burada swiping and scrolling, can sıkıntısıyla başa çıkmak için kullanılan yöntemdir. Verb + object + away kalıbında away sonucu gösteren bir parçacıktır: eylem nesnenin kaybolmasını, azalmasını veya ortadan kalkmış gibi hissedilmesini sağlar. Burada can sıkıntısını gidermek anlamındadır; onu uzak bir yere taşımak anlamına gelmez.

Alıştırma

Endişelerin kaybolduğunu gösteren sonuç parçacığıyla cümleyi tamamlayın: Mina relaxed by dancing her worries ____.

Cevabı göster

away

because we've got so much to entertain us,

2:18

çünkü bizi eğlendirecek çok şeyimiz var,

but it seems that the more we have to entertain us, Dilbilgisi

2:20

ama öyle görünüyor ki, bizi eğlendirecek ne kadar çok şeyimiz varsa,

the more bored we seem to be.

2:23

o kadar çok sıkılmış görünüyoruz.

Dilbilgisi

the more ..., the more ...: birbiriyle bağlantılı değişimler

the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: bir miktar ya da derece değiştikçe diğeri de onunla birlikte değişir. Her iki the de sıradan birer tanımlık değil, kalıbın sabit parçalarıdır. Burada bizi eğlendirecek daha fazla şeye sahip olmak, daha sıkılmış görünmekle ilişkilendirilir. Şaşırtıcı nokta, daha fazla eğlencenin mutlaka daha az can sıkıntısı anlamına gelmemesidir.

Alıştırma

Bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ more you practise, ____ more confident you become.

Cevabı göster

The · the

And there's a reason for that,

2:24

Bunun bir nedeni var,

and that is because we actually get addicted to stimulation and to novelty. Kalıp ifadeler

2:25

ve bunun nedeni aslında uyarılmaya ve yeniliğe bağımlı hale gelmemizdir.

Kalıp ifadeler

get addicted to stimulation and novelty: uyarılmaya ve yeniliğe bağımlı hâle gelmek

Get addicted to, bir şeye karşı zamanla güçlü bir bağımlılık geliştirmek anlamına gelir. Get bağımlı duruma geçişi vurgularken be addicted to durumun kendisini anlatır. Buradaki to bir edattır. Ardından stimulation veya novelty gibi bir isim ya da get addicted to checking your phone örneğindeki checking gibi -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi get addicted to kalıbındaki eksik edatla tamamlayın: People can get addicted ____ checking messages.

Cevabı göster

to

Some interesting thoughts from Sandi Mann there.

2:32

Sandi Mann'dan bazı ilginç düşünceler.

She says that there's an upside to boredom.

2:35

O, can sıkıntısının olumlu bir tarafı (upside) olduğunu söylüyor.

That means a positive side to a bad situation.

2:38

Bu, kötü bir durumun iyi bir yanı olduğu anlamına gelir.

And that is it can make us more creative.

2:41

Ve bu, bizi daha yaratıcı yapabilmesidir.

That's because when we have nothing to do,

2:45

Çünkü yapacak hiçbir şeyimiz olmadığında,

we allow our minds to wander.

2:47

zihnimizin gezinmesine izin veririz.

We can think freely, which might help us solve problems.

2:49

Özgürce düşünebiliriz, bu da sorunları çözmemize yardımcı olabilir.

This can't happen when, as Sandi says,

2:53

Sandi'nin dediği gibi, şu durumlarda bu gerçekleşemez:

we swipe and scroll our boredom away, Öbek fiiller

2:56

can sıkıntımızı kaydırıp uzaklaştırdığımızda,

Öbek fiiller

swipe and scroll our boredom away: ekranı kaydırarak sıkıntıyı gidermek

Swipe ve scroll, telefondaki içerikler arasında parmakla gezinmek için yapılan hareketleri anlatır. Bu cümlede insanlar sıkılmamak için bu hareketleri yapmaya devam eder. Eylem + duygu + away kalıbı, eylemi istenmeyen bir duyguyu yok eden veya kişinin o duygudan kaçmasını sağlayan bir şey gibi gösterir. Can sıkıntısı gerçek anlamda başka bir yere taşınmaz.

Alıştırma

Burada "we swipe and scroll our boredom away" ne anlama geliyor?

  1. Sıkıldığımız için ekranı kaydırmayı bırakırız.
  2. Ekranı kaydırırken telefonumuzu daha uzağa taşırız.
  3. Sıkılmamak için telefonumuzda içerikler arasında geziniriz.
Cevabı göster

Sıkılmamak için telefonumuzda içerikler arasında geziniriz.

referring to the movements we make on smartphones.

2:59

akıllı telefonlarda yaptığımız hareketleri kastedecek olursak.

Yes, and it's smartphones we turn to for entertainment when we are bored. Öbek fiiller

3:02

Evet, sıkıldığımızda eğlenmek için başvurduğumuz şey akıllı telefonlardır.

Öbek fiiller

turn to ... for entertainment: eğlenmek için bir kaynağa başvurmak

Turn to someone or something for X, X'i elde etmek için o kişiye veya şeye başvurmak ya da güvenmek anlamına gelir. Burada insanlar sıkıldıklarında eğlenmek için akıllı telefonlara başvurur. Bu, fiziksel olarak telefona doğru dönmek anlamına gelmez. Cümlede vurgu yapmak için smartphones öne alınmıştır. Normal sıralama We turn to smartphones for entertainment şeklindedir: turn to + kaynak + for + ihtiyaç.

Alıştırma

Cümleyi turn to ... for ile tamamlayın: When Leo has a difficult choice, he ____ his teacher ____ advice.

Cevabı göster

turns to · for

It gives us stimulation. Kelime

3:06

Bize uyarılma (stimulation) verir.

It activates or enriches the mind,

3:08

Zihni harekete geçirir veya zenginleştirir,

Kelime

stimulation: zihni etkinleştiren uyarım

Bu cümlede stimulation, zihni daha etkin, ilgili veya meşgul hâle getiren zihinsel ya da duyusal girdiyi ifade eder. Ardından gelen It activates or enriches the mind bölümü bu anlamı açıklar. Sözcük burada nötrdür: stimulation yararlı olabilir, ancak etkisi miktara ve bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede stimulation ne anlama geliyor?

  1. Zihni daha etkin kılan zihinsel veya duyusal girdi
  2. Yaralanmanın neden olduğu fiziksel acı
  3. Ani ve korkutucu bir şok
Cevabı göster

Zihni daha etkin kılan zihinsel veya duyusal girdi

and it gives us something new, unusual, and different to look at,

3:11

ve bize bakacak yeni, alışılmadık ve farklı bir şey verir,

what we call novelty. Kelime

3:15

buna yenilik (novelty) diyoruz.

Kelime

what we call novelty: önceden açıklanan bir düşünceyi adlandırmak

What we call X, henüz açıklanmış bir düşünceye ad veya terim kazandırır. Burada new, unusual ve different önce düşünceyi açıklar; ardından what we call novelty bu düşünceyi adlandırır. Novelty, yeni ve alışılmadık olma niteliğini ya da deneyimini ifade eden isimdir. Bu cümlede yenilik hissini veya dikkati çeken yeni şeyleri anlatır; kitap anlamına gelen novel isim değildir.

Alıştırma

Örnekte what we call novelty ne işe yarıyor?

  1. Yeni ve farklı şeylerin görülmesinin imkânsız olduğunu söyler.
  2. Daha önce açıklanan yeni ve farklı olma niteliğini adlandırır.
  3. Dinleyenden başka bir sözcük bulmasını ister.
Cevabı göster

Daha önce açıklanan yeni ve farklı olma niteliğini adlandırır.

I'm sure many of us look at our phones when we are in a queue or sitting on the bus,

3:16

Eminim birçoğumuz sıradayken veya otobüste otururken telefonumuza bakarız,

just to prevent being bored. Dilbilgisi

3:22

sırf sıkılmayı önlemek için.

Dilbilgisi

just to prevent being bored: basit bir amacı ifade etmek

Burada just to, telefona bakmanın amacını belirtir: kişi bunu yalnızca sıkılmamak için yapar. just to + fiilin yalın hâli, bir eylemin basit veya doğrudan amacını ifade eder. prevent being bored ifadesinde being bored, prevent fiilinin nesnesi olarak kullanılan bir isim-fiil öbeğidir. Cümlenin ana fiili değildir.

Alıştırma

‘Yalnızca ... amacıyla’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi yaz: I brought a comic ____ have something to do while I waited.

Cevabı göster

just to

But it seems we should just sit and think. Ton ve niyet

3:23

Ama görünüşe göre sadece oturup düşünmeliyiz.

Ton ve niyet

it seems we should: bir öneriyi yumuşatmak

It seems we should ... yapısı, that sözcüğünün çıkarıldığı It seems that we should ... yapısıyla aynıdır. It belirli bir şeyi göstermez; özne konumunu doldurur. we should ... yan cümlesi ise önerilen eylemi belirtir. Doğrudan We should ... demekle karşılaştırıldığında, it seems sonucu daha ihtiyatlı gösterir ve ifadeyi emir gibi duyulmaktan uzaklaştırır. Burada seems, gözle görülen bir şeyi değil, ‘duruma göre öyle anlaşılıyor’ anlamını taşır.

Alıştırma

Hangi cümle bir öneriyi doğrudan emir yerine ihtiyatlı bir sonuç olarak sunar?

  1. Check the map again.
  2. It seems we should check the map again.
  3. We must check the map again now.
Cevabı göster

It seems we should check the map again.

Let's take inspiration from Manoush Zomorodi, Kalıp ifadeler

3:27

Manoush Zomorodi'den ilham alalım,

Kalıp ifadeler

Let's take inspiration from: bir kaynaktan fikir edinmek

Take inspiration from someone or something, bir kişiden veya şeyden yararlı fikirler, motivasyon ya da örnek alınacak bir model edinmek demektir. Buradaki take gerçek anlamında değildir; fiziksel olarak hiçbir şey alınmaz. Let's, konuşanı ve dinleyenleri öneriye birlikte dahil eder. Let's take inspiration from... bir örneğin fikirlerini sunmadan önce herkesi o örnekten öğrenmeye çağırır.

Alıştırma

Eksik edatı tamamlayın: Let's take inspiration ____ how birds build their nests.

Cevabı göster

from

an author and host of the Zig Zag podcast.

3:30

kendisi bir yazar ve Zig Zag podcast'inin sunucusu.

Here she is speaking on the Why Factor program,

3:33

İşte o Why Factor programında konuşuyor,

explaining that it takes effort, Dilbilgisi

3:36

çaba gerektirdiğini,

but it's worth it.

3:38

ama buna değdiğini açıklıyor.

Dilbilgisi

it takes effort, but it's worth it: maliyet ile değeri dengelemek

Burada it takes effort, daha önce söz edilen etkinliğin gerçekten çaba gerektirdiği anlamına gelir. But ardından olumlu bir değerlendirme olan it's worth it ifadesini getirir: elde edilen fayda, harcanan çabayı haklı çıkaracak kadar iyidir. It takes effort/time/patience, but it's worth it kalıbı bir maliyet ile değeri karşılaştırır. Özne olan it, zaten açık olan bir eyleme veya deneyime gönderme yapabilir; worth it içindeki son it ise karşılığı alınan çabayı, zamanı veya zorluğu temsil eder.

Alıştırma

Hangi cümle yüzme öğrenmenin çaba gerektirdiğini, ancak sağladığı değerin bu çabayı haklı çıkardığını söyler?

  1. Learning to swim takes effort, but it's worth it.
  2. Learning to swim takes effort, so it may be impossible.
  3. Learning to swim is effortless, but it's worth it.
Cevabı göster

Learning to swim takes effort, but it's worth it.

We think, who wants to be bored?

3:41

Kim sıkılmak ister ki diye düşünüyoruz?

What an awful sensation that is. Dilbilgisi

3:43

Bu ne kadar berbat bir his.

Dilbilgisi

What an awful sensation that is: What ile kurulan ünlem yapısı

Burada What bir ünlem cümlesini başlatır; soru sormaz. Kalıp şöyledir: What + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim + özne + fiil: What an awful sensation that is. Bu söz dizimi, konuşanın güçlü değerlendirmesini öne çıkarır. That is an awful sensation cümlesinden daha duyguludur ve bu bağlamda insanların sıkılmaya karşı güçlü hoşnutsuzluğunu yansıtır.

Alıştırma

Bir manzarayı övmek için What ünlem kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. What is a beautiful view this?
  2. What a beautiful view this is!
  3. What beautiful this view is!
Cevabı göster

What a beautiful view this is!

And I think that the issue is with mind-wandering,

3:46

Ve sanırım zihnin gezinmesiyle ilgili sorun şu ki,

you don't immediately get to roses and chirping birds and amazing creative thinking. Deyimler

3:49

anında güllere, cıvıldayan kuşlara ve inanılmaz yaratıcı düşüncelere ulaşmıyorsunuz.

Deyimler

get to roses and chirping birds and amazing creative thinking: ideal bir zihinsel aşamaya ulaşmayı anlatan görüntüler

Burada get to, fiziksel olarak bir yere varmak değil, bir aşamaya veya sonuca ulaşmak anlamına gelir. Roses and chirping birds hoş ve huzurlu bir görüntü oluştururken amazing creative thinking beklenen sonucu adlandırır. Bu liste bir bütün olarak keyifli ve yaratıcı bir durumu temsil eder. Konuşanın anlatmak istediği, zihin gezinmeye başladığında bu ideal durumun hemen ortaya çıkmadığıdır.

Alıştırma

Cümlede get to roses and chirping birds and amazing creative thinking ne anlama gelir?

  1. Keyifli ve yaratıcı bir zihinsel aşamaya ulaşmak
  2. Kuşların öttüğü gerçek bir bahçeye gitmek
  3. Gül yetiştirmeyi ve kuşları tanımayı öğrenmek
Cevabı göster

Keyifli ve yaratıcı bir zihinsel aşamaya ulaşmak

There is this uncomfortable period that you have to pass through, Öbek fiiller

3:56

Geçmeniz gereken rahatsız edici bir dönem var,

Öbek fiiller

have to pass through a period: bir dönemden geçmek zorunda olmak

Pass through ifadesi nesne olarak period veya stage aldığında, o zamanı yaşamak ve sona erene kadar ilerlemek anlamına gelir. Dönem, içinden geçilen bir alan gibi düşünülür. Have to zorunluluk anlamı ekler: konuşmacı bu rahatsız edici aşamanın kolayca atlanamayacağını söylüyor. have to pass through + period/stage kalıbı başka zor veya geçici süreçleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi have to pass through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every new team ____ an awkward stage before it works smoothly.

Cevabı göster

has to pass through

where maybe you start thinking about things you don't want to think about

4:00

belki düşünmek istemediğiniz şeyleri

or uncomfortable situations or unpleasant feelings that you have.

4:05

veya sahip olduğunuz rahatsız edici durumları ya da hoş olmayan duyguları düşünmeye başlıyorsunuz.

That's why boredom, I think,

4:10

Bence can sıkıntısının

has such negative connotations because we feel uncomfortable. Kelime

4:12

bu kadar olumsuz çağrışımları (connotations) olmasının nedeni bu, çünkü kendimizi rahatsız hissediyoruz.

Kelime

has such negative connotations: çok olumsuz çağrışımlara sahip olmak

Connotation, bir kelimenin veya fikrin temel anlamına ek olarak taşıdığı duygu ya da çağrışımdır. Negative connotations, hoş olmayan veya olumsuz çağrışımlardır. has such negative connotations ifadesindeki such, negative sözcüğünü güçlendirir; yani çağrışımlar son derece olumsuzdur. Cümle, insanların can sıkıntısı hakkında ne hissettiğini anlatır; boredom kelimesinin sözlük tanımını vermez.

Alıştırma

boredom has such negative connotations ne anlama gelir?

  1. boredom kelimesi yalnızca olumsuz cümlelerde kullanılabilir.
  2. Can sıkıntısının sözlük tanımı çok uzundur.
  3. İnsanlar can sıkıntısını hoş olmayan fikir veya duygularla güçlü biçimde ilişkilendirir.
Cevabı göster

İnsanlar can sıkıntısını hoş olmayan fikir veya duygularla güçlü biçimde ilişkilendirir.

But, when we stick with it, Öbek fiiller

4:16

Ancak, buna katlandığımızda,

that's when the good stuff can come. Anlatım akışı

4:18

işte o zaman iyi şeyler gelebiliyor.

Öbek fiiller

stick with it: pes etmeden devam etmek

stick with it ifadesindeki stick with öbek fiili, bir şeye fiziksel olarak yapışmak değil, bir şeyi yapmaya veya onunla uğraşmaya devam etmek anlamına gelir. Buradaki it, daha önce sözü edilen rahatsız edici ve sıkıcı aşamayı belirtir. Bu ifade, süreç zor veya yavaş gelse bile devam etmeyi vurgular; süreçten hoşlandığınız anlamına gelmez.

Alıştırma

The first chapter is confusing, but stick with it. cümlesinde stick with it ne anlama gelir?

  1. Okumaya devam etmek ve pes etmemek.
  2. Bölümü bir şeye yapıştırmak.
  3. Hemen başka bir kitap seçmek.
Cevabı göster

Okumaya devam etmek ve pes etmemek.

Anlatım akışı

that's when the good stuff can come: önemli zamanı belirtmek

That's when ..., biraz önce sözü edilen duruma gönderme yapar ve onu bir sonraki sonucun gerçekleştiği önemli zaman olarak sunar. Burada bu zaman, rahatsız edici aşamadan geçerken devam ettiğimiz andır. Böylece yapı, mesajı önce çaba ve ardından olası ödül şeklinde düzenler. Good stuff; olumlu sonuçlar, fikirler veya deneyimler için kullanılan günlük ve geniş kapsamlı bir ifadedir, yalnızca fiziksel nesneleri anlatmaz. Can come, sonucun kesin değil, mümkün olduğunu gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Keep practising even when it feels slow; ____ real progress can begin.

Cevabı göster

that's when

So, we might think of boredom as an awful sensation or feeling Dilbilgisi

4:22

Bu yüzden can sıkıntısını berbat bir duygu veya his olarak düşünebiliriz

Dilbilgisi

think of boredom as...: X’i Y olarak görmek

Think of X as Y, X’i Y olarak görmek veya sınıflandırmak demektir. Bu cümlede X boredom, Y ise an awful sensation or feeling ifadesidir; yani konuşmacı can sıkıntısına yönelik yaygın olumsuz bir bakışı anlatır. As, X’e verilen kimliği, kategoriyi veya niteliği belirtir. Burada çünkü anlamına gelmez.

Alıştırma

Think of X as Y yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ mistakes ____ useful clues.

Cevabı göster

think of · as

because that's when we start focusing on negative things.

4:25

çünkü o zaman olumsuz şeylere odaklanmaya başlıyoruz.

Manoush thinks that's why we have negative connotations with boredom.

4:29

Manoush, can sıkıntısıyla ilgili olumsuz çağrışımlarımızın nedeninin bu olduğunu düşünüyor.

A connotation is an emotion connected to a word.

4:34

Çağrışım (connotation), bir kelimeye bağlı bir duygudur.

But if we work through the bad stuff and stick with it, Öbek fiiller

4:37

Ama eğer kötü şeylerin üstesinden gelir ve devam edersek,

amazing creative thinking can happen.

4:41

inanılmaz yaratıcı düşünceler ortaya çıkabilir.

Öbek fiiller

work through the bad stuff: zorluğu adım adım ele almak

Work through the bad stuff, zor kısımlarla yüzleşmeye devam etmek ve onları adım adım ele almak demektir. Burada the bad stuff, can sıkıntısıyla birlikte ortaya çıkabilen rahatsız edici düşünce ve duyguları genel olarak ifade eder. Through, bir süreci geçene veya ele alana kadar o süreç boyunca ilerleme anlamı katar. Bu nedenle work burada sıradan şekilde bir işte çalışmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle insanların zor bir sorunu adım adım ele aldığını gösteriyor?

  1. We mentioned the disagreement and changed the subject.
  2. We worked through the disagreement and found a solution.
  3. We avoided the disagreement and left the room.
Cevabı göster

We worked through the disagreement and found a solution.

As Manoush says, the good stuff can come.

4:44

Manoush'un dediği gibi, iyi şeyler gelebilir.

So, basically, don't think of boredom as being boring.

4:47

Yani, temel olarak, can sıkıntısının sıkıcı olduğunu düşünmeyin.

However, could this adjective be applied to the hobby that Peter Willis, Dilbilgisi

4:51

Ancak bu sıfat Peter Willis'in hobisi için kullanılabilir mi,

the most boring man in Britain, does?

4:56

Britanya'daki en sıkıcı adamın yaptığı şeye?

Dilbilgisi

could this adjective be applied to: bu sıfat uygulanabilir mi

Could this adjective be applied to ...? ifadesi, sıfatın o nesneyi veya etkinliği tanımlamak için uygun olup olmadığını sorar. Burada this adjective, önceki boring sözcüğüne gönderme yapar; konuşan kişi boring sözcüğünün Peter Willis’in hobisine uyup uymadığını deniyor. Edilgen yapı, sıfatı ve sıfatın uygulanabileceği olası hedefi öne çıkarır; sıfatı kimin kullandığını söylemez. Bu kullanımda apply, bir sözcüğü, etiketi, kuralı veya düşünceyi bir nesne için kullanmak demektir; başvuru yapmak demek değildir.

Alıştırma

“The same rule can be applied to online classes” cümlesinde “be applied to” ne anlama gelir?

  1. bir yere sunulmak
  2. tanımlamak için uygun olmak
  3. fiziksel olarak üzerine konmak
Cevabı göster

tanımlamak için uygun olmak

Uh yes, Neil.

4:58

Uh evet, Neil.

You asked me what that hobby is,

4:59

Bana o hobinin ne olduğunu sormuştun,

and I said he took photos of postboxes.

5:02

ve ben de onun posta kutularının fotoğraflarını çektiğini söylemiştim.

Was I right?

5:05

Haklı mıydım?

Yes, you were.

5:07

Evet, haklıydın.

Congratulations.

5:08

Tebrikler.

The former postman dreams of taking a photo of all of Britain's 115,000 postboxes. Kalıp ifadeler

5:09

Eski postacı, Britanya'daki 115.000 posta kutusunun tamamının fotoğrafını çekmeyi hayal ediyor.

Kalıp ifadeler

dreams of taking a photo of: fotoğraf çekmeyi hayal etmek

Dreams of taking a photo of ... ifadesi, bir şeyin fotoğrafını çekmeye yönelik güçlü bir istek veya uzun vadeli bir hedefi olduğunu anlatır. Burada uykuda görülen bir rüyadan söz edilmiyor; Peter gerçek bir projeyi tamamlamak istiyor. Dream of ifadesinden sonra bir isim ya da of ve -ing biçimi gelebilir; bu nedenle burada taking kullanılır. The former postman üçüncü tekil şahıs öznesi olduğu için dream, dreams olur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için write ile dream of + -ing yapısını kullanın: Mia ____ her own book one day.

Cevabı göster

dreams of writing

Well, good luck to Peter.

5:16

Peter'a iyi şanslar.

I didn't realize there were so many postboxes in the UK. Ton ve niyet

5:18

Birleşik Krallık'ta bu kadar çok posta kutusu olduğunun farkında değildim.

Ton ve niyet

I didn't realize there were so many...: şaşırtıcı bir sayıya tepki vermek

I didn't realize... bu bilginin konuşan kişi için yeni olduğu anlamına gelir. Burada there were so many, Birleşik Krallık'taki posta kutularının sayısının beklenmedik derecede fazla olduğunu gösterir. Bu, şaşkınlığı konuşma dilinde doğal biçimde ifade eder. Genellikle konuşanın kendini suçladığı veya ciddi bir hatayı kabul ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Akvaryumda 30 penguen olduğunu yeni öğrendiniz. Tepkiyi öğrendiğiniz kalıpla tamamlayın: I ____ penguins at the aquarium.

Cevabı göster

didn't realize there were so many

So, we've been talking about the benefits of boredom today. Dilbilgisi

5:23

Bugün can sıkıntısının faydalarından bahsettik.

Dilbilgisi

we've been talking about...: devam eden bir tartışmayı şimdiye bağlamak

We've been talking, present perfect continuous yapısıdır: we have + been + fiil-ing. Tartışmanın daha önce başladığını ve şimdiye uzanan bir süre boyunca devam ettiğini gösterir. Bu cümlede konuşan kişi, bugünkü tartışmayı geriye dönüp değerlendirmek ve bir özete geçmek için bu yapıyı kullanır. Odak, geçmişteki tek ve tamamlanmış bir an değil, devam eden tartışma sürecidir.

Alıştırma

Hâlâ sabah ve bir öğretmen şu ana kadar devam eden sınıf tartışmasını özetliyor. Hangi cümle devam eden süreci en iyi vurgular?

  1. We've talked about ocean animals all morning.
  2. We talked about ocean animals all morning.
  3. We've been talking about ocean animals all morning.
Cevabı göster

We've been talking about ocean animals all morning.

Boredom is the state of feeling little excitement or enthusiasm.

5:26

Can sıkıntısı (Boredom), çok az heyecan veya coşku hissetme durumudur.

We mentioned the phrase to die of boredom,

5:31

Sıkıntıdan ölmek (to die of boredom) deyiminden bahsettik,

which we use to express how extremely bored we are.

5:34

bunu ne kadar aşırı derecede sıkıldığımızı ifade etmek için kullanıyoruz.

But boredom has an upside,

5:37

Ama can sıkıntısının olumlu bir tarafı (upside) var,

which means it has a positive side to a bad situation.

5:39

bu da kötü bir durumun iyi bir yanı olduğu anlamına geliyor.

We heard the word stimulation,

5:43

Uyarma (stimulation) kelimesini duyduk,

which means it activates or enriches the mind,

5:45

bu, zihni harekete geçirdiği veya zenginleştirdiği anlamına gelir,

and novelty,

5:48

ve yenilik (novelty),

which describes something that is new, unusual, or different.

5:49

yeni, alışılmadık veya farklı bir şeyi tanımlar.

And we described a connotation.

5:53

Ve bir çağrışım (connotation) tanımladık.

That's an emotion connected to a word.

5:55

Bu, bir kelimeye bağlı bir duygudur.

Well, I hope you haven't been bored listening to us. Ton ve niyet

5:58

Umarım bizi dinlerken sıkılmamışsınızdır.

Ton ve niyet

I hope you haven't been bored listening to us: hafif ve kendisiyle şakalaşan bir kapanış

Burada I hope you haven't been bored listening to us, konuşmacıların kendileriyle ilgili yaptığı dostça bir şakadır. Program sıkılma konusunu ele aldığı için bored sözcüğü ana konuya son kez geri döner ve programı düzgünce bitirir. Konuşmacı gerçekten bir şikâyet beklemiyordur. Present perfect yapısındaki haven't been bored, dinlemenin başladığı andan şu ana kadarki sürenin tamamına bakar. listening to us, sıkılmaya yol açmış olabilecek etkinliği belirtir; böylece cümle dinleyicinin deneyimini nazikçe önemsediğini gösterir.

Alıştırma

Şu ifadenin doğru mu yanlış mı olduğuna karar verin: Sıkılma konulu bir programın sonunda “I hope you haven't been bored listening to us” genellikle hafif bir şaka ve dostça bir kapanıştır; bir şikâyete verilen ciddi bir yanıt değildir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Goodbye for now.

6:01

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:02

Hoşça kal.

Six Minute English from the BBC.

6:04

BBC'den Altı Dakikalık İngilizce.