Kendinden Nefret Etme ve Kaygı: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
612 kelime 144 kel/dk

Video özeti: Konuşmacı kaygıyı kökleşmiş öz nefretin olası bir ifadesi olarak yeniden çerçeveliyor, bunu ortaya çıkarmak için özsaygı anketi kullanıyor ve şefkatin kaynağa yalnızca mantıktan daha iyi ulaşabileceğini savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. hand in. — Phrasal verbler: nesne ilgi cümlesinde daha önce gelse bile okulda ve işte kullanılan “teslim etmek” anlamını tanıyın; ödev, rapor veya sunumlar için doğal biçimde kullanın. 2. become second nature — Deyimler ve mecazlı ifadeler: tekrarlanan davranışın otomatik ya da doğuştanmış gibi hissedilmesini anlayın ve ifadeyi hem çalışılmış beceriler hem de kökleşmiş zararlı alışkanlıklar için kullanın. 3. Anxiety is not always anxiety. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: aynı ismin iki örtük anlamla tekrarlanmasının görünen belirtiyle önerilen temel nedeni karşılaştıran paradoksal bir sonuç oluşturduğunu görün.

Bu derste

The temptation, when dealing with anxiety, is always and invariably to focus on the ostensible cause of our worry. Notlar

0:04

Kaygıyla başa çıkarken duyduğumuz eğilim, her zaman ve değişmez bir şekilde endişemizin görünürdeki nedenine odaklanmaktır.

Kalıp ifadeler

dealing with anxiety: kaygıyla başa çıkmak

dealing with anxiety ifadesindeki deal with, kaygılı duygularla yüzleşmek, onları yönetmek veya onlara karşılık vermek anlamına gelir. Kalıp deal with + isim şeklindedir. Bir sorun ya da duyguyu dikkat ve eylem gerektiren bir şey olarak gösterir, ancak tamamen çözüldüğünü söylemez.

Alıştırma

Örnekte dealing with anxiety ne anlama geliyor?

  1. Kaygıyla ticari bir alışveriş yapmak
  2. Kaygılı duygularla yüzleşmek ve onları yönetmek
  3. Kaygıyı tamamen ve kalıcı olarak ortadan kaldırmak
Cevabı göster

Kaygılı duygularla yüzleşmek ve onları yönetmek

Kelime

ostensible cause of our worry: endişemizin görünürdeki nedeni

Ostensible, endişenin açıklaması olarak sunulan veya öyle görünen nedeni tanımlar. Bu sözcük çoğu zaman yüzeydeki açıklamanın gerçek ya da en derindeki neden olmayabileceğini gösterir. Sıfat genellikle ostensible cause, reason veya purpose örneklerinde olduğu gibi isimden önce gelir. Açıklamaya karşı mesafe veya kuşku katar.

Alıştırma

Örnekteki ostensible cause of our worry ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Endişeyi zaten ortadan kaldırmış olan neden
  2. Açıklama gibi görünen veya öyle sunulan, ancak gerçek neden olmayabilecek neden
  3. Görülmesi kolay ve kesinlikle doğru olan neden
Cevabı göster

Açıklama gibi görünen veya öyle sunulan, ancak gerçek neden olmayabilecek neden

Let's say, the journey to the airport or the forthcoming speech or the letter one's waiting for or the presentation one has to hand in. Öbek fiiller

0:12

Diyelim ki havaalanına yapılacak yolculuk, yaklaşan konuşma, beklenen bir mektup ya da teslim edilmesi gereken bir sunum gibi.

Öbek fiiller

hand in: ödev veya belge teslim etmek

Bu cümlede hand in, bir çalışmayı onu teslim alacak sorumlu kişiye “teslim etmek” anlamına gelir. Teslim edilmesi gereken şey the presentation ifadesidir. Nesne hand in ifadesinin hemen yanında değildir, çünkü bir ilgi cümleciğinin nitelediği isimdir: the presentation (that) one has to hand in. Temel söz diziminde cümlecik one has to hand in the presentation olur; el ile ilgili gerçek anlamlı bir ifade değildir.

Alıştırma

hand in ifadesini kullanın, the form yerine it koyun ve cümleyi tamamlayın: Please ____ before noon.

Cevabı göster

hand it in

But if we proceed more psychologically, Anlatım akışı

0:20

Fakat psikolojik olarak daha derinlemesine ilerlersek,

Anlatım akışı

But if we proceed more psychologically: analizi psikolojik bir bakışa kaydırmak

But, az önce sözü edilen yaklaşımla bir karşıtlık kurar. Ardından gelen if yan cümleciği tartışma için alternatif bir yol açar: konuşmacı, konuya daha psikolojik bir açıdan bakıldığında ne sonuca varılacağını ele alır. Buradaki proceed, fiziksel olarak ileri gitmek değil, analizi sürdürmek veya geliştirmek anlamındadır. Psychologically, yeni odağın düşünceler, duygular, güdüler veya diğer zihinsel nedenler olduğunu gösterir. Bu yan cümlecik, ardından gelecek ana fikir için bir çerçeve oluşturur.

Alıştırma

“But if we proceed more psychologically” söylemde nasıl bir geçiş yapar?

  1. Konuşmacının fiziksel olarak ileri gideceğini bildirir.
  2. Bakış açısını değiştirmeden nihai sonucu verir.
  3. Analizi sürdürmek için karşıt bir psikolojik yaklaşım sunar.
Cevabı göster

Analizi sürdürmek için karşıt bir psikolojik yaklaşım sunar.

we might begin in a very different place.

0:23

tamamen farklı bir noktadan başlayabiliriz.

With great kindness and no disrespect, Ton ve niyet

0:26

Büyük bir nezaket ve saygıyla,

Ton ve niyet

Saygılı bir giriş olarak With great kindness and no disrespect

With great kindness and no disrespect, hassas bir görüşten önce kullanılan bir giriş ifadesidir. Konuşmacı, söyleyeceği sözün iyi niyetli ve dikkatli olduğunu belirterek dinleyicinin onuruna yönelik tehdidi azaltır. Bu ifade dinleyicinin deneyimini inkâr etmez ve yorumun hiç rahatsız edici gelmeyeceğini garanti etmez. Sonraki sözün kişisel bir saldırı olarak değil, konuyu saygılı biçimde yeniden değerlendirme girişimi olarak anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

Hassas bir yorumdan önce kullanılan With great kindness and no disrespect ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyicinin deneyiminin hayal ürünü olduğunu iddia etmek
  2. Yorumu dikkatli ve iyi niyetli olarak çerçevelemek
  3. Konuşmacının tartışmayı bitirdiğini duyurmak
Cevabı göster

Yorumu dikkatli ve iyi niyetli olarak çerçevelemek

we may step past the objective content of anxiety Anlatım akışı

0:28

kaygının nesnel içeriğini bir kenara bırakıp

and look instead at something else.

0:32

bunun yerine başka bir şeye bakabiliriz.

Anlatım akışı

Analizin odağını değiştiren step past ... and look instead ...

Birbirine bağlanan iki eylem, analizde bir odak değişimi düzenler: step past X, X'i geçici olarak bir kenara bırakır; look instead at Y ise dikkati Y'ye yöneltir. Instead, Y'nin yeni odak olduğunu belirtir. Burada step past mecazidir. Kaygının nesnel içeriğinin, yani görünürdeki dış nedenlerinin yanlış veya önemsiz olduğunu söylemez; tartışmanın o katmanı aşıp başka bir katmanı incelemeye geçtiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir katmanı kenara bırakıp dikkati başka bir noktaya yönlendiren aynı yapıyı kullanır?

  1. Let's stop discussing the delay because it does not matter.
  2. For now, let's step past the question of who caused the delay and look instead at how the team can recover.
  3. Let's prove that nobody caused the delay and talk about the team.
Cevabı göster

For now, let's step past the question of who caused the delay and look instead at how the team can recover.

How the anxious person feels about themselves.

0:35

Kaygılı kişinin kendisi hakkında ne hissettiğine.

An unexpected cause of high anxiety is self-hatred.

0:39

Yüksek kaygının beklenmedik bir nedeni de kendinden nefret etmektir.

People who have grown up not to like themselves very much at all

0:44

Kendini hiç sevmeyerek büyüyen insanların

have an above average risk of suffering from extremes of anxiety. Kalıp ifadeler

0:47

aşırı düzeyde kaygıdan muzdarip olma riski ortalamanın üzerindedir.

Kalıp ifadeler

an above average risk of suffering from: bir sorundan mustarip olma riskinin ortalamanın üzerinde olması

Bu cümlede an above average risk, karşılaştırılabilir bir grubun tipik düzeyinden daha yüksek bir olasılık anlamına gelir. Above average, risk sözcüğünü niteler; insanları övmez veya değerlendirmez. have an above average risk of + -ing kalıbı, bir grubun bir şeyi yaşama olasılığının ortalamadan daha yüksek olduğunu belirtir. Ardından suffering from, sonraki durumu —burada extremes of anxiety— zararlı veya sıkıntı verici olarak sunar.

Alıştırma

Resmî risk ifadesini vurgulanan kalıbın aynısıyla tamamlayın: People exposed to constant noise have ____ stress-related sleep problems.

Cevabı göster

an above average risk of suffering from

Because if one doesn't think one is worthy,

0:53

Çünkü kişi değerli olmadığını düşünüyorsa,

it must follow that the world is permanently and imminently Anlatım akışı

0:56

dünyanın kalıcı ve yakın bir zamanda

at high risk of punishing one Kalıp ifadeler

0:59

onu cezalandırma riskinin yüksek olduğuna,

in the way one suspects one actually deserves.

1:02

gerçekten hak ettiğinden şüphelendiği şekilde cezalandırılacağına inanması kaçınılmazdır.

Anlatım akışı

it must follow that: mantıksal olarak zorunlu bir sonuç çıkarmak

It must follow that ifadesi, that sonrasındaki yan cümlenin önceki bilgilerden mantıksal olarak zorunlu biçimde çıkan bir sonuç olarak sunulduğunu gösterir. Burada follow, birinin arkasından gitmek değil, sonuç olarak ortaya çıkmak anlamındadır. It biçimsel bir öznedir; asıl sonuç that yan cümlesindedir. Burada bu ifade, bir kişinin içsel akıl yürütmesinin aktarılışını düzenler. İfadenin kendisi sonucun doğru olduğunu veya konuşanın sonucu onayladığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Resmî çıkarımı, zorunlu sonucu belirten vurgulanmış ifadenin aynısıyla tamamlayın: Given that every route to the island is closed, ____ the delivery cannot arrive today.

Cevabı göster

it must follow that

Kalıp ifadeler

at high risk of + isim veya -ing biçimi

Be at high risk of, “istenmeyen bir olayı yaşama veya meydana getirme olasılığı yüksek olmak” anlamına gelir. Burada the world, bir kişiyi o kişinin hak ettiğinden korktuğu şekilde cezalandırma olasılığı çok yüksek olan bir şey olarak sunulur. Of bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: at high risk of punishment; at high risk of punishing someone. Be fiilinin öznesi, bu yüksek olasılıkla ilişkilendirilen kişi veya şeydir.

Alıştırma

Cümleyi at high risk of + -ing yapısıyla tamamlayın: Without regular backups, the company is ____ losing all its files in a cyberattack.

Cevabı göster

at high risk of

It seems to fit that people may be laughing behind one's back, Deyimler

1:05

İnsanların kendi arkasından gülüyor olabileceği,

Deyimler

behind one's back: birinin haberi olmadan davranmak

Behind someone's back, “o kişi bilmeden” anlamına gelir ve genellikle o kişi hakkında konuşurken veya onu etkileyen bir şey yaparken kullanılır. Bu cümlede insanlar, kişi onları duyamaz veya göremezken gülüyor olabilir; ifade fiziksel konumu değil, gizliliği belirtir. One's, resmî ve genel bir iyelik biçimidir. Günlük konuşmada, ilgili kişiye uygun iyelik biçimiyle değiştirilir: behind my back, behind your back, behind her back veya behind their back.

Alıştırma

Cümleyi “Maya bilmeden” anlamına gelen behind someone's back biçimiyle tamamlayın: Maya was upset because her friends had discussed her private problem ____.

Cevabı göster

behind her back

that one may soon be sacked or disgraced, Kelime

1:09

yakında kovulabileceği veya gözden düşebileceği,

Kelime

sacked or disgraced: iş kaybı ve itibar kaybı

may soon be sacked or disgraced ifadesinde may olasılık bildirir; be ise iki geçmiş zaman ortacının da kişinin maruz kalabileceği edilgen sonuçları anlatmasını sağlar. Sacked, özellikle gündelik Britanya İngilizcesinde işten çıkarılmak demektir. Disgraced ise utanç içinde bırakılmak veya itibarı ciddi biçimde zedelenmek anlamına gelir. Or, korkulan iki sonucu olasılık olarak sunar; işi kaybetmek ile saygınlığı kaybetmek aynı olay değildir.

Alıştırma

“She may soon be sacked or disgraced” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İş yerinde eleştirilebilir, ancak işten çıkarılamaz.
  2. İşini kaybedebilir veya itibarı ciddi biçimde zarar görebilir.
  3. Kendi isteğiyle işten ayrılıp itibarını yükseltebilir.
Cevabı göster

İşini kaybedebilir veya itibarı ciddi biçimde zarar görebilir.

that one's an appropriate target for bullying and rejection, Kalıp ifadeler

1:11

zorbalık ve dışlanma için uygun bir hedef olduğu,

Kalıp ifadeler

an appropriate target for: aktarılan öz yargı

a target for + isim kalıbı, bir eylemin, saldırının veya kampanyanın yöneltilebileceği kişi ya da grubu belirtir. Burada target for bullying and rejection, zorbalık ve dışlanma gibi zararlı davranışlara maruz kalmak üzere seçilebilecek biri anlamına gelir. Appropriate normalde uygun demektir; ancak bu cümle bir kişinin kendisi hakkındaki çarpık yargısını aktarıyor. Konuşanın zorbalığı veya dışlanmayı haklı gördüğü anlamına gelmiyor.

Alıştırma

“A worried person may think that they are an appropriate target for bullying,” İngilizce cümlesinde vurgulanan ifade ne anlatıyor?

  1. Kişi, zorbalık için özellikle seçilmeyi hak ettiğine yanlışlıkla inanıyor.
  2. Konuşan, o kişiye zorbalık yapılmasını onaylıyor.
  3. Kişi zorbalığı önleme konusunda özellikle yetenekli.
Cevabı göster

Kişi, zorbalık için özellikle seçilmeyi hak ettiğine yanlışlıkla inanıyor.

and that persecution and worse may be heading towards us.

1:15

ve zulmün veya daha kötüsünün kendisine doğru geliyor olabileceği onlara mantıklı gelir.

If things seem to be going well, Öbek fiiller

1:18

İşler yolunda gidiyor gibi görünüyorsa,

Öbek fiiller

be going well: iyi ilerlemek

Bu cümlede be going well, genel durumun başarılı biçimde ilerliyor veya iyi sonuçlar veriyor gibi görünmesi anlamına gelir. Things, koşulların tamamını geniş biçimde ifade eden bir öznedir. Buradaki go fiziksel hareketi anlatmaz. Farklı durumlarda kullanılabilen something is/was going well kalıbı, bir planın, görevin, etkinliğin veya ilişkinin nasıl geliştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi go well ifadesinin şimdiki zaman sürekli biçimiyle tamamlayın: Our group project ____, and we should finish on time.

Cevabı göster

is going well

this must just be some deceptively quiet period before others are about to realize their error Dilbilgisi

1:20

bu sadece başkalarının hatalarını fark edip

Dilbilgisi

are about to: gerçekleşmek üzere olan olay

Are about to realize, farkına varma eyleminin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiği anlamına gelir. Yapı be + about to + fiilin yalın hâlidir. Burada be, çoğul özne others ile uyum sağladığı için are olur; realize ise yalın hâlde kalır. Buradaki about, hakkında anlamına gelmez. İfadenin tamamı, bir eylemi gerçekleşmek üzere olan bir şey olarak gösterir. Bu kullanım çoğu zaman mevcut işaretler veya koşullar olayı çok yakın gösterdiğinde tercih edilir.

Alıştırma

Cümleyi be about to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Look at those dark clouds—the storm ____ start.

Cevabı göster

is about to

and mete out some horrific punishment. Öbek fiiller

1:26

korkunç bir ceza vermesinden önceki aldatıcı sessizlik dönemidir.

Öbek fiiller

Ceza uygulamak için “mete out”

Burada mete out, bir yargı veya karara dayanarak bir şeyi uygulamak ya da vermek anlamına gelir. Nesnesi genellikle ceza, adalet, disiplin yaptırımı veya bazen ödüldür. Bu nedenle sıradan bir verme eyleminden çok, bilinçli ve çoğunlukla resmî bir kararı anlatır. Mete out ayrılabilen bir öbek fiildir: mete out a punishment ve mete a punishment out yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse ortaya gelir: mete it out. Altyazıda uzun nesne some horrific punishment doğal olarak out sözcüğünden sonra yer alır.

Alıştırma

Cümleyi “resmî olarak uygulamak” anlamındaki resmî öbek fiille tamamlayın: After the hearing, the committee will ____ an appropriate penalty.

Cevabı göster

mete out

For the self-hating,

1:29

Kendinden nefret edenler için

anxiety is a preemptive anticipation of the pain Notlar

1:30

kaygı, kişinin bilinçaltında maruz kalması gerektiğini hissettiği

that one unconsciously feels one is owed.

1:34

acının önceden sezilmesidir.

Kelime

Beklenen acının “preemptive anticipation of” biçiminde öngörülmesi

Bu cümlede preemptive anticipation of, beklenen bir acıyı henüz gerçekleşmeden zihinsel ve duygusal olarak önceden deneyimlemeyi anlatır. Preemptive, tepkinin önce geldiğini, yani kaygının kişiyi acıya önceden hazırladığını belirtir; acının kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Anticipation of burada yalnızca bir şeyi beklemek veya öngörmek anlamındadır. Anticipation başka bağlamlarda hoş bir beklentiyi anlatabilir, ancak bu cümlede the pain ifadesi ona korkulu ve olumsuz bir anlam verir.

Alıştırma

Bu cümlede “a preemptive anticipation of the pain” ne anlama gelir?

  1. Beklenen acıyı gerçekleşmeden önce hissetmek ve ona karşı hazırlanmak
  2. Yalnızca acı sona erdikten sonra harekete geçmek
  3. Kesinlikle gerçekleşecek acıyı mutlulukla beklemek
Cevabı göster

Beklenen acıyı gerçekleşmeden önce hissetmek ve ona karşı hazırlanmak

Deyimler

The pain ... one is owed: hayalî bir borç olarak acı

Burada kişiye borçlu olunan şey acıdır. Edilgen be owed + şey kalıbı normalde para ya da özür gibi bir şeyi almaya hakkı olmak anlamına gelir. Pain sözcüğünün bu konuma getirilmesi hayalî bir ahlaki borç oluşturur: kişi, acı çekmenin almayı hak ettiği bir şey olduğunu bilinçsizce hisseder. Cümle kendini cezalandıran bir inancı anlatır; kişinin gerçekten acıyı hak ettiğini söylemez.

Alıştırma

the pain that one unconsciously feels one is owed ifadesinde one is owed hangi inancı anlatır?

  1. Kişi, acının almayı hak ettiği bir şey olduğunu bilinçsizce hisseder.
  2. Kişi gerçek bir mali borcu ödemesi gerektiğine inanır.
  3. Kişi bilinçli olarak başka birinin acı çekmesini ister.
Cevabı göster

Kişi, acının almayı hak ettiği bir şey olduğunu bilinçsizce hisseder.

Very bad things must and should happen to very bad people.

1:37

Çok kötü şeyler, çok kötü insanların başına gelmeli ve gelecektir.

Part of the problem and one of the curious aspects of the way our minds work Dilbilgisi

1:43

Sorunun bir parçası ve zihnimizin işleyiş biçiminin ilginç yanlarından biri de,

is that it isn't always clear that one is even suffering from low self-esteem.

1:47

kişinin düşük özgüvenden muzdarip olduğunun bile her zaman açık olmamasıdır.

Dilbilgisi

Part of the problem ... is that ... kalıbı

Part of the problem, sorunun tamamını değil, soruna katkıda bulunan bir unsuru ortaya koyar. Sonraki is that, bu unsurun ne olduğunu belirten bir yan cümle başlatır: kişinin düşük özsaygı nedeniyle acı çektiği her zaman açık değildir. İki ifade arasındaki sözcükler aynı gerçeğe ikinci bir tanım ekler: bu durum, zihnin çalışma biçiminin ilginç yönlerinden biridir. Bu uzun cümlede is, kendisinden önceki eş görevli uzun öznenin tamamına bağlıdır; that ise belirli içeriğin başladığı yeri gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, toplantıların geç başlamasını daha büyük bir sorunun parçalarından biri olarak sunmak için hedef kalıbı kullanır?

  1. The problem is that the meetings start too late.
  2. The meetings start too late, and that is the problem.
  3. Part of the problem is that the meetings start too late.
Cevabı göster

Part of the problem is that the meetings start too late.

Hating oneself has just become second nature Deyimler

1:53

Kendinden nefret etmek artık adeta ikinci bir doğa haline gelmiştir;

Deyimler

Become second nature: otomatik hâle gelmek

Bu cümlede become second nature, “neredeyse otomatik gerçekleşecek kadar tanıdık veya alışılmış hâle gelmek” anlamındadır. Burada alışkanlık hâline gelen şey, kişinin kendinden nefret etmesidir. Second nature mecazi bir ifadedir: davranış doğuştan gelmemiş, öğrenilmiş veya normal hissettirene kadar tekrarlanmıştır. Bu ifade yararlı becerileri anlatabilir; ancak burada zararlı bir davranış biçiminin normalleştiğini gösterir.

Alıştırma

“Tekrar yoluyla otomatik hâle gelmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After years of daily practice, playing the scales had ____.

Cevabı göster

become second nature

rather than an issue one has the will to rebel against

1:56

başkaldırma iradesi gösterilecek

or so much as notice. Dilbilgisi

2:00

veya en azından fark edilecek bir sorun olmaktan çıkmıştır.

Dilbilgisi

So much as notice: fark etmek bile

Burada so much as notice, “fark etmek bile” anlamına gelir. Mümkün olan en küçük tepkiyi, yani sorunun varlığını en azından anlamayı gösterir. Daha geniş rather than yapısı hem soruna karşı çıkmayı hem de onu fark etmeyi dışarıda bırakır. So much as + fiilin yalın hâli, asgari bir eşiği vurgulamak için sıklıkla olumsuz, sınırlayıcı veya koşullu yapılarda kullanılır. Büyük bir miktardan söz etmez.

Alıştırma

“Dokunmak bile” anlamını vermek için cümleyi so much as + fiilin yalın hâliyle tamamlayın: Visitors must not ____ the paintings.

Cevabı göster

so much as touch

To tease out the sorrow and start to feel it again Öbek fiiller

2:02

Kederi ortaya çıkarmak ve onu yeniden hissetmeye başlamak,

Öbek fiiller

tease out: gizli bir şeyi adım adım ortaya çıkarmak

Tease out ifadesindeki tease, burada “biriyle alay etmek” anlamına gelmez. Bu öbek fiil, karmaşık bir durumun içinde gizlendiği için fark edilmesi zor olan bir şeyi sabırla ortaya çıkarmak veya ayırmak anlamına gelir. Burada, başka duyguların altında kalan üzüntüyü yeniden hissedebilmek için yavaş yavaş açığa çıkarmayı anlatır. Tease out; inceleme, karışıklığı çözme veya bir şeyi adım adım görünür hâle getirme sürecini vurgular. Örüntüler, nedenler, anlamlar, ayrıntılar ve duygularla sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “karmaşık bir malzemedeki gizli bir şeyi dikkatle ortaya çıkarmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The researchers compared the interview transcripts to ____ a common pattern.

Cevabı göster

tease out

as a prelude to treating it, Kalıp ifadeler

2:05

onu tedavi etmenin bir başlangıcı olarak,

Kalıp ifadeler

as a prelude to + isim veya -ing biçimi

As a prelude to, ilk eylemi daha sonraki bir eyleme götüren açılış veya hazırlık aşaması olarak sunar. Burada üzüntüyü yeniden hissetmek nihai amaç değildir; onu ele almaya zemin hazırlar. Bu ifadede to bir edattır; bu yüzden ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: as a prelude to treatment; as a prelude to treating it. Mastar işareti değildir, dolayısıyla as a prelude to treat it burada amaçlanan yapı değildir.

Alıştırma

Cümleyi “hazırlık niteliğindeki ilk aşama olarak” anlamına gelen tam ve resmî ifadeyle tamamlayın: The mediator met each side privately ____ bringing them together for talks.

Cevabı göster

as a prelude to

one might need to fire a few questions at oneself. Deyimler

2:07

insanın kendine birkaç soru yöneltmesini gerektirebilir.

Deyimler

fire a few questions at oneself: kendine hızlı ve doğrudan sorular yöneltmek

fire a few questions at oneself ifadesinde fire, birkaç soruyu hızlı ve doğrudan sormayı anlatan bir mecazdır. Sorular sıradan bir soru sormaya göre daha güçlü ve yoğun hissedilir; buradaki fire, ateş etmek ya da birini işten çıkarmak anlamına gelmez. Hedef oneself olduğu için kişi hızlı bir öz değerlendirme yapar. Aktarılabilir kalıp fire questions at + kişi biçimindedir; soruları alan kişi at sonrasında gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, görüşmecinin birkaç soruyu hızlı ve doğrudan sorduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The interviewer fired the guest after one question.
  2. The interviewer fired several questions at the guest.
  3. The interviewer asked the guest one gentle question.
Cevabı göster

The interviewer fired several questions at the guest.

We've prepared a self-esteem questionnaire.

2:11

Bir özgüven anketi hazırladık.

One, broadly speaking, I like myself as I am. Notlar

2:15

Bir: Genel olarak konuşmak gerekirse, kendimi olduğum gibi seviyorum.

Anlatım akışı

broadly speaking: genel bir bakış sunmak

Broadly speaking, ifadeyi her ayrıntısıyla doğru bir iddia olarak değil, genel bir bakış olarak çerçeveleyen bir cümle zarfıdır. Burada konuşanın kendisi hakkındaki genel görüşünün olumlu olduğunu belirtirken istisnalara da yer bırakır. Ana ifadeden önce yer alıp ardından virgül geldiğinde, dinleyiciye sonraki bilgileri hangi genelleme düzeyinde yorumlaması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi başlangıç, ifadenin genel bir değerlendirme olduğunu ve istisnaları olabileceğini en iyi biçimde gösterir?

  1. Strictly speaking, the new schedule starts at 8:05.
  2. Broadly speaking, the new schedule works well.
  3. Speaking loudly, the manager explained the new schedule.
Cevabı göster

Broadly speaking, the new schedule works well.

Kalıp ifadeler

like myself as I am: kendimi olduğum gibi sevmek

like myself as I am ifadesinde myself, konuşanın sevdiği kişiyi, yani kendisini gösterir; as I am ise şu anki gerçek hâlimle demektir. Konuşan kişi, kendini kabul etmesinin önce değişmesine bağlı olmadığını söylüyor. Aktarılabilir kalıp like, love, accept veya respect + someone + as they are şeklindedir. Son yan cümledeki zamir, kabul edilen kişiye geri gönderme yapar: myself ... I am, you ... you are ve her ... she is.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın Leo’yu değişmesini istemeden kabul ettiğini söyler?

  1. I like Leo as he is.
  2. I like Leo because he is helpful.
  3. I would like Leo to be different.
Cevabı göster

I like Leo as he is.

Agree strongly,

2:20

Kesinlikle katılıyorum,

agree,

2:22

katılıyorum,

neither agree nor disagree, Kalıp ifadeler

2:23

ne katılıyorum ne katılmıyorum,

disagree,

2:25

katılmıyorum,

disagree strongly.

2:26

kesinlikle katılmıyorum.

Kalıp ifadeler

neither agree nor disagree: ne katılmak ne de karşı çıkmak

Bir anket ölçeğinde neither agree nor disagree tarafsız seçenektir. Yanıtlayan kişinin belirtilen iki tutumdan hiçbirini almadığını, yani ne katıldığını ne de karşı çıktığını gösterir. Neither ... nor ... iki seçeneği birbirine bağlar ve ikisini de dışarıda bırakır. Burada ifadeye yönelik bir tutumu belirtir; tek başına kişinin soruyu atladığı, bilgi sahibi olmadığı veya hâlâ karar vermeye çalıştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Beş seçenekli bir anket ölçeğinde agree ile disagree arasında yer alan standart tarafsız yanıtı tamamlayın: ____.

Cevabı göster

neither agree nor disagree

Two, people should be relatively grateful to have me in their lives.

2:29

İki: İnsanlar hayatlarında olduğum için nispeten minnettar olmalılar.

Agree strongly,

2:35

Kesinlikle katılıyorum,

agree,

2:36

katılıyorum,

neither agree nor disagree,

2:37

ne katılıyorum ne katılmıyorum,

disagree,

2:39

katılmıyorum,

disagree strongly.

2:40

kesinlikle katılmıyorum.

Three, if I didn't know me, Dilbilgisi

2:42

Üç: Kendimi tanımasaydım,

I'd think I was okay.

2:45

iyi biri olduğumu düşünürdüm.

Dilbilgisi

If I didn't know me, I'd think... ile şimdiki zamana aykırı bir varsayım

Bu cümlede if I didn't know me, şu anki gerçeğe aykırı bir durum kurar. Konuşan kişi aslında kendisini tanır; bu nedenle didn't know burada geçmiş zamanı değil, durumun gerçeklikten uzak olduğunu gösterir. I'd think I was okay bölümü, konuşanın bu hayali durumda varacağı düşünceyi anlatır. Yapı if + simple past, ... would + fiilin yalın hâlidir. Burada I'd, I would anlamındadır. Nesne konumundaki me, konuşanı dışarıdan gözlemlenen başka bir kişi gibi ele alır; böylece öz değerlendirmeye mesafeli ve biraz sıra dışı bir bakış kazandırır.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilleri kullanarak şimdiki zamana ilişkin bu gerçek dışı koşulu tamamlayın: If I ____ more free time, I ____ Spanish every day. (have; practice)

Cevabı göster

had · would practice

Agree strongly,

2:47

Kesinlikle katılıyorum,

agree,

2:49

katılıyorum,

neither agree nor disagree,

2:50

ne katılıyorum ne katılmıyorum,

disagree,

2:52

katılmıyorum,

disagree strongly.

2:53

kesinlikle katılmıyorum.

Growing up, I was given the feeling that I properly deserved to exist. Kalıp ifadeler

2:57

Büyürken, haklı olarak var olmayı hak ettiğim hissi bana verildi.

Kalıp ifadeler

Was given the feeling that: başkalarının oluşturduğu bir izlenim

Was given the feeling that edilgen bir ettirgen yapıdır: Başkalarının sözleri, davranışları veya çevre, konuşan kişinin that yan cümlesinde belirtilen duygu ya da izlenimi geliştirmesine neden olmuştur. Bir feeling nesnesinin fiziksel olarak verilmesini anlatmaz. Eylemi yapan belirtilmediği için ifade, mesajı tek bir açık sözden çok bütün bir çevreden geliyormuş gibi sunabilir. Growing up, burada uzun süre boyunca biriken etki yorumunu özellikle doğal kılar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki tam edilgen ifadeyle tamamlayın: At my new school, I ____ my ideas mattered.

Cevabı göster

was given the feeling that

Agree strongly,

3:02

Kesinlikle katılıyorum,

agree,

3:04

katılıyorum,

neither agree nor disagree,

3:05

ne katılıyorum ne katılmıyorum,

disagree,

3:06

katılmıyorum,

disagree strongly.

3:08

kesinlikle katılmıyorum.

If one finds oneself at the disagreeing end of many such questions, Dilbilgisi

3:09

Eğer kişi kendini bu tür soruların çoğunda "katılmıyorum" tarafında buluyorsa,

Dilbilgisi

finds oneself at the disagreeing end of: kendini katılmama tarafında bulmak

Find oneself + bir yer veya durum, kişinin çoğu zaman planlamadan ya da seçmeden kendisini zaten o durumda bulduğunu fark etmesi demektir. Buradaki one genel olarak herhangi bir kişiyi belirtir ve oneself onunla uyumludur. At the disagreeing end of, yanıtları bir ölçek üzerindeki konumlar gibi anlatır. Fiziksel bir yerde durmak değil, birçok soruda tekrar tekrar katılmama tarafına yakın olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Lena'nın yanıtlarının çoğunlukla ölçeğin bir tarafında olduğunu fark ettiğini anlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: After reading the survey results, Lena ____ the disagreeing end of the scale.

Cevabı göster

found herself at

it may be that one is an agitated person, Dilbilgisi

3:14

endişelenecek daha çok şeyi olduğundan değil,

Dilbilgisi

it may be that: bir olasılığı temkinli biçimde sunmak

It may be that + yan cümle, olası bir açıklamayı temkinli biçimde sunar. Buradaki may olasılık belirtir; dolayısıyla konuşan kişi açıklamanın kesin olduğunu iddia etmez. Baştaki it, biçimsel bir öznedir ve daha önce geçen bir isme gönderme yapmaz. Asıl içerik that ile başlayan yan cümlede yer alır: kişi huzursuz biridir.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir açıklamayı sunmak için resmî ve temkinli yapıyı doğru kullanıyor?

  1. It may that the key was left at school.
  2. It may be that the key was left at school.
  3. It maybe that the key was left at school.
Cevabı göster

It may be that the key was left at school.

not because one has more to worry about, Dilbilgisi

3:17

normalden çok daha az kendini sevdiği için

but because one likes oneself rather less than normal Kelime

3:20

ve kesinlikle adil bir şekilde sevmesi gerekenden çok daha az sevdiği için

Dilbilgisi

not because ... but because: bir nedeni düzeltmek

not because A, but because B eşli yapısı, açıklama olarak A'yı reddeder ve onun yerine B'yi koyar. Burada kaygının artmasının nedeninin endişelenecek daha fazla şey olması değil, kişinin kendisini her zamankinden daha az sevmesi olduğu belirtilir. not yalnızca ilk because yan cümlesini olumsuz yapar; bütün ifadeyi olumsuz yapmaz. Varsayılan bir nedeni düzeltmek ve gerçek açıklamayı netleştirmek istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki eşli düzeltme kalıbıyla tamamlayın: I left early ____ I was bored, ____ I had an appointment.

Cevabı göster

not because · but because

and certainly rather less than one fairly should.

3:24

huzursuz bir insan olabilir.

Kelime

rather less than normal: derece belirten rather

rather less than normal ifadesinde rather, karşılaştırma bildiren less sözcüğünü niteler. 'Normalden biraz veya oldukça daha az' anlamına gelir ve olumsuz karşılaştırmaya ölçülü, temkinli bir ton katar. Tercih ifade etmez. rather sözcüğünün gücü bağlama göre değişir; bu yüzden kesin bir miktar belirtmez. İfade, kaba veya fazla doğrudan olmadan düzeyin beklenen ölçütün belirgin biçimde altında olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede rather ne işe yarıyor? Her confidence was rather lower after the interview.

  1. Mülakata bir alternatif sunar.
  2. Onun daha düşük bir düzeyi tercih edeceği anlamına gelir.
  3. lower sözcüğünü niteleyerek düzeyin belirgin biçimde veya biraz daha düşük olduğunu anlatır.
Cevabı göster

lower sözcüğünü niteleyerek düzeyin belirgin biçimde veya biraz daha düşük olduğunu anlatır.

The cure isn't therefore to try to dispel anxieties with logic. Anlatım akışı

3:28

Dolayısıyla tedavi, kaygıları mantıkla gidermeye çalışmak değildir.

It is to try to dispel it with love.

3:33

Sevgiyle gidermeye çalışmaktır.

Anlatım akışı

kaygıları mantıkla gidermek ... onları sevgiyle gidermek

dispel + nesne + with + yöntem yapısı iki kez kullanılır: dispel anxieties with logic ve dispel it with love. İlk yöntem çözüm olarak reddedilir; ikinci yöntem ise kaygıyla başa çıkmak için önerilen yol olarak sevgiyi öne çıkarır. Aynı dilbilgisel kalıbın tekrarlanması iki yaklaşımı kolayca karşılaştırmayı sağlar. Buradaki it, anxieties sözcüğüne gönderme yapar; tekil biçim ana fikri değiştirmez. Bu iddia yalnızca bu tartışmanın bağlamıyla sınırlıdır: sevgi gerekli odak olarak sunulur, mantığın her durumda evrensel bir alternatifi olarak değil.

Alıştırma

Korkuyla başa çıkmanın iki yolunu karşılaştırmak için tekrarlanan dispel + nesne + with + yöntem kalıbını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The counselor tried to ease the child's fear with patience, not with pressure.
  2. The counselor tried to reduce the child's fear through patience, not through pressure.
  3. The counselor tried to dispel the child's fear with patience, not with pressure.
Cevabı göster

The counselor tried to dispel the child's fear with patience, not with pressure.

It is to remind the anxious person, Dilbilgisi

3:36

Kaygılı kişiye -

who may be ourselves,

3:39

ki bu kendimiz de olabiliriz - şunu hatırlatmaktır:

that we are not inherently wretched,

3:40

Doğuştan sefil değiliz,

Dilbilgisi

kaygılı kişiye hatırlatmak ... that yan cümlesi

Yapı remind + kişi + that + yan cümle şeklindedir: remind the anxious person that we are not inherently wretched. Remind fiilinin nesnesi yardım edilen kişidir; that yan cümleciği ise akılda tutulması gereken olguyu veya düşünceyi verir. Who may be ourselves, person ile that arasına yerleştirilmiş açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir. Bu bölümü çıkarınca ana yapı hâlâ açıktır: remind the anxious person that ... . Burada remind someone that bir olguyu veya inancı hatırlatır; remind someone to do something ise bir eylem başlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir olguyu belirtmek için remind + kişi + that + yan cümle yapısını kullanır?

  1. Please remind the new volunteers to arrive by nine.
  2. Please remind the new volunteers about the meeting at nine.
  3. Please remind the new volunteers that the meeting starts at nine.
Cevabı göster

Please remind the new volunteers that the meeting starts at nine.

that we have a right to exist, Kalıp ifadeler

3:43

var olmaya hakkımız var,

Kalıp ifadeler

have a right to exist: var olma hakkını ifade etmek

have a right to exist, bir kişinin veya grubun hayatta ve mevcut olma konusunda meşru bir hakka sahip olduğu anlamına gelir. Buradaki right, doğru ya da yön bildiren sağ değil, hak anlamındaki isimdir. have a right to + fiilin yalın hâli yapısı, meşru kabul edilmesi gereken bir eylemi veya durumu belirtir. To exist, burada var olmanın temel meşruiyetine odaklanır; bu yüzden ifade onur ve sınırlar hakkında güçlü bir iddia ortaya koyar.

Alıştırma

Hangi ifade right kelimesini isim olarak kullanıp meşru bir var olma hakkını anlatır?

  1. have a right to exist
  2. have a chance to exist
  3. have a reason to exist
Cevabı göster

have a right to exist

that past neglect wasn't deserved,

3:45

geçmişteki ihmal hak edilmiş bir şey değildi,

that we should feel tenderly towards ourselves, Kalıp ifadeler

3:47

kendimize şefkat duymalıyız

Kalıp ifadeler

feel tenderly towards ourselves: kendimize şefkatle yaklaşmak

Feel tenderly towards ourselves, kendimize karşı nazik, sıcak ve şefkatli bir tutum beslemek anlamına gelir. Buradaki tenderly, hissetmenin duygusal biçimini anlatır; fiziksel olarak yumuşak bir dokuyu anlatmaz. Towards, bu tutumun yöneldiği kişiyi belirtir. Ourselves ise dönüşlü bir biçimdir; çünkü duyguyu hisseden kişiler ile duygunun yöneldiği kişiler aynıdır. Bu ifade, kendi acımıza veya hatalarımıza bilinçli bir öz şefkatle karşılık vermeyi anlatır.

Alıştırma

Bir hatadan sonra kendine acıma anlamı eklemeden sıcak ve şefkatli öz bakımı en iyi hangi ifade anlatır?

  1. feel sorry for ourselves
  2. feel tenderly towards ourselves
  3. feel tenderly towards a friend
Cevabı göster

feel tenderly towards ourselves

and that we need both metaphorically and probably practically too, Anlatım akışı

3:50

ve hem mecazi olarak hem de muhtemelen pratik olarak da

a very long hug.

3:55

çok uzun bir sarılmaya ihtiyacımız var.

Anlatım akışı

both metaphorically and probably practically too: paralel iki katman

both X and Y kalıbı, ardından gelen isim öbeğini anlamanın birbirine paralel iki yolunu sunar. Burada metaphorically, a very long hug ifadesini uzun süreli duygusal destek olarak çerçevelerken practically gerçek hayattaki somut bir sarılmaya geçer. Probably ikinci iddianın kesinliğini azaltır, too ise bunun eklenen bir katman olduğunu gösterir. Buradaki practically, “pratik ve gerçek yaşam açısından” demektir; “neredeyse” anlamına gelmez. Konuşmacı soyut bir öneriden somut bir eyleme geçer ve bu düzeltmeye hafif bir mizah katar.

Alıştırma

both metaphorically and probably practically too nasıl bir ilişki kuruyor?

  1. Konuşmacı mecazi anlamı reddedip yalnızca pratik anlamın geçerli olduğunu söylemektedir.
  2. Sarılmaya hem duygusal desteğin simgesi olarak hem de muhtemelen gerçek bir fiziksel sarılma olarak ihtiyaç vardır.
  3. Konuşmacı, fiziksel bir sarılmanın neredeyse gereksiz olduğunu söylemektedir.
Cevabı göster

Sarılmaya hem duygusal desteğin simgesi olarak hem de muhtemelen gerçek bir fiziksel sarılma olarak ihtiyaç vardır.

The logic of this analysis is truly counterintuitive.

3:58

Bu analizin mantığı gerçekten de alışılagelmişe aykırıdır.

It suggests that when panic next descends, Deyimler

4:02

Panik bir sonraki sefere bastırdığında,

Deyimler

panic next descends ifadesindeki mecazi görüntü

panic descends ifadesinde panic, descend fiilinin dilbilgisel öznesidir. Fiil normalde aşağı doğru hareketi anlatır; ancak burada paniği yukarıdan gelip insanların üzerine çöken bir şey gibi gösterir. Next, daha geniş when yan cümlesinde zarf işlevi görür ve “bir dahaki sefer” anlamına gelir. Bu nedenle ifade, gelecekte paniğin aniden birini sardığı bir anı gösterir; gerçek bir aşağı hareketi anlatmaz.

Alıştırma

“As the alarm kept ringing, panic descended on the crowd,” İngilizce cümlesinde descended neyi anlatır?

  1. Panik hafifledi ve ortadan kayboldu.
  2. Panik kalabalığı sardı ve onları kuşatıyor gibi oldu.
  3. Kalabalık sakince daha alçak bir yere yürüdü.
Cevabı göster

Panik kalabalığı sardı ve onları kuşatıyor gibi oldu.

one shouldn't spend too long on the surface causes of the worry Deyimler

4:05

endişenin yüzeysel nedenleri üzerinde çok fazla zaman harcamamayı

and instead try to address the self-hatred fueling the agitation. Notlar

4:08

ve bunun yerine huzursuzluğu besleyen kendinden nefret duygusunu ele almaya çalışmayı önerir.

Deyimler

endişenin yüzeysel nedenleri

Yüzeysel nedenler, bir endişeyi ortaya çıkaran, açıkça görülen ve kolayca fark edilen etkenlerdir; yani bir kişinin ilk olarak söyleyebileceği, hemen yaşanan olaylardır. Burada yüzeysel sözcüğü bir mecazdır: Bu nedenler görünür olabilir, ancak sorunu daha derin bir düzeyde neyin yönlendirdiğini açıklamayabilir. Bu ifade, hemen görülen endişeleri huzursuzluğun daha derindeki kaynağıyla karşılaştırır. Yüzeysel nedenlerin gerçek olmadığı ya da önemsiz olduğu söylenmez; anlatımın yalnızca bu düzeyde bırakılmaması gerektiği anlatılır.

Alıştırma

Tekrar tekrar geç kalan teslimatlardan söz ederken surface causes neyi ifade eder?

  1. Gecikmeler için nihai çözüm
  2. Bir teslimat paketinin fiziksel dış yüzeyi
  3. Gecikmeleri oluşturan en derin sistem
  4. Gecikmelerin açık ve doğrudan nedenleri
Cevabı göster

Gecikmelerin açık ve doğrudan nedenleri

Kelime

kendinden nefretle ilgilenmek

Burada address, bir sorunla yüzleşmek ve onunla ilgilenmek için adım atmak anlamına gelir. İfade, kendinden nefret etmeyi ilgilenilmesi gereken sorun olarak ele alır; sorunun tamamen çözüleceğini vaat etmez. Address bir sorunu nesne aldığında, çoğu zaman o sorunu tartışmanın, eylemin veya tedavinin doğrudan odağı hâline getirmek anlamındadır. Bu cümlede konuşan kişi, kendinden nefret etmeyi huzursuzluğun olası kaynaklarından biri olarak sunar.

Alıştırma

“The manager will address the scheduling problem” cümlesinde address ne anlama gelir?

  1. Bir mektuba bir yerin adresini yazmak
  2. Bir kişiyle resmî biçimde konuşmak
  3. Sorunla bilinçli olarak ilgilenmek
  4. Sorunun tamamen çözüldüğünü garanti etmek
Cevabı göster

Sorunla bilinçli olarak ilgilenmek

Deyimler

Huzursuzluğu körükleyen öz nefret

fueling the agitation ifadesinde fueling mecazidir: kişinin kendine duyduğu nefret, kaygılı huzursuzluğu sürdüren ve onu güçlendirebilen bir yakıt gibi davranır. Buradaki agitation, siyasi ajitasyon değil, içsel kaygı ve huzursuzluk anlamındadır. -ing yapısındaki fueling the agitation, self-hatred ifadesinden sonra gelir ve bu öz nefretin ne yaptığını açıklar. noun + -ing phrase kalıbı, ismin devam eden rolünü veya etkisini ekleyebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede fuel, bir duyguyu yoğunlaştıran sürekli bir gücü göstermek için mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. Constant comparison was easing her anxiety.
  2. Constant comparison was fueling her anxiety.
  3. Constant comparison was hiding her anxiety.
Cevabı göster

Constant comparison was fueling her anxiety.

Anxiety is not always anxiety. Anlatım akışı

4:14

Kaygı her zaman yalnızca kaygı değildir.

Anlatım akışı

Kaygı her zaman kaygı değildir: bir sözcüğün iki düzeyi

Tekrarlanan anxiety sözcüğü iki farklı düzeyde işlev görür. İlk kullanım, gözlemlenen ve kaygı olarak adlandırılan duygu veya davranışı belirtir; ikincisi ise gerçek temel sorun olarak kaygıyı ifade eder. Cümle, kaygıya benzeyen bir durumun bazen tek başına sorunun tamamı olmak yerine daha derin bir sorundan kaynaklanabileceğini söyler. Buradaki daha derin sorun, kişinin kendine duyduğu nefrettir. X is not always X kalıbı bilinçli olarak çelişkiliymiş gibi duyulur. Önce tanıdık bir etiketi sorgulayıp ardından yeniden sınıflandırmaya veya daha derin bir açıklamaya yer açarak mesajı düzenler.

Alıştırma

Cümleyi X is not always X kalıbını oluşturan sözcükle tamamlayın: In a mystery, an accident is not ____ an accident.

Cevabı göster

always

Sometimes it's just a very well-disguised, Kelime

4:18

Bazen sadece çok iyi gizlenmiş,

entrenched,

4:21

kökleşmiş,

and very unfair habit of disliking who we are.

4:22

ve olduğumuz kişiden hoşlanmamamıza yol açan çok haksız bir alışkanlıktır.

Kelime

Çok iyi gizlenmiş, kökleşmiş ve çok adaletsiz bir alışkanlık

Bu cümlede habit, tek bir davranışı değil, tekrarlanan bir düşünme veya tepki verme biçimini anlatır. of disliking who we are bölümü, alışkanlığın içeriğini açıklar: kişinin kendi kimliğine ya da kim olduğuna karşı olumsuz duygular beslemesi. well-disguised, bu kalıbın başka bir şey gibi görünebildiğini ve gerçek niteliğinin fark edilmesinin zor olduğunu söyler. entrenched, zaman içinde sağlam biçimde yerleştiğini ve değiştirilmesinin zor olduğunu belirtir. very unfair ise konuşanın açık değerlendirmesini ekler: alışkanlık, nesnel bir kusuru tarafsızca anlatmak yerine kişinin kendisine haksızca sert davranır.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin. Anlam, gizli, sağlam biçimde yerleşmiş ve adaletsiz olarak değerlendirilen bir kalıptır. "What looks like perfectionism can be a ___ habit of punishing yourself for small mistakes." Seçtiğiniz ifade bu üç anlamın hepsini taşımalıdır.

  1. obvious, temporary, and harmless
  2. well-disguised, entrenched, and very unfair
  3. open, new, and fair
Cevabı göster

well-disguised, entrenched, and very unfair

Our emotional First Aid Kit provides a set of useful salves to some of life's most challenging psychological situations,

4:28

Duygusal İlk Yardım Çantamız, hayatın en zorlu psikolojik durumlarından bazıları için bir dizi yararlı merhem sunar,

including friendship, love, sex, work, and self.

4:36

bunlara dostluk, aşk, seks, iş ve benlik dahildir.

Click the link on screen now to find out more.

4:41

Daha fazlasını öğrenmek için hemen ekrandaki bağlantıya tıklayın.