Neden bazı insanlar kel kalır? - Sarthak Sinha: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
596 kelime 144 kel/dk

Video özeti: Video, saç köklerinin büyüme, gerileme ve dinlenme döngüsünü; genetik, hormonlar, stres, doğum veya kemoterapinin bu döngüyü nasıl bozabildiğini ve mevcut ya da deneysel tedavilerin saç büyümesini nasıl yeniden başlatmaya çalıştığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. this dense thicket. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Kelime anlamıyla sık çalılıklar bütünü olan thicket sözcüğünün, saçlı bir derideki 100.000–150.000 teli göz önüne getiren canlı bir metafora nasıl dönüştüğünü anlayacaksınız. Böylece bilim anlatıcılarının anatomiyi ve büyük sayıları, olgusal açıklamayı değiştirmeden daha kolay canlandırmak için somut imgelerden yararlandığını fark edebilirsiniz. 2. can be attributed to male pattern baldness. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: male pattern baldness ifadesinin burada erkeklerdeki vakaların çoğunu açıklayan, DHT duyarlılığıyla bağlantılı kalıtsal saç kaybını anlattığını; can be attributed to kalıbının ise sonucu nedene resmî biçimde bağladığını öğreneceksiniz. Bu, hem tıbbi kavramı hem de bilimsel haberlerdeki temkinli nedensellik dilini yorumlamanızı sağlar. 3. while balding may look permanent, scientific investigation has revealed the opposite. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: while ile önce makul görünen bir izlenimin kabul edildiğini, ardından ana cümlenin bilimsel kanıtla bu izlenimi tersine çevirdiğini göreceksiniz. Bu karşıtlık yapısını, tedavileri veya başka çözümleri sunmadan önce dinleyiciyi bir varsayımdan şaşırtıcı sonuca taşımak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

What do Charles Darwin, Michael Jordan, and Yoda have in common? Anlatım akışı

0:06

Charles Darwin, Michael Jordan ve Yoda'nın ortak noktası nedir?

Anlatım akışı

What do ... have in common?: ortak noktayı sormak

Have in common, “ortak bir özelliğe veya niteliğe sahip olmak” demektir. What do A, B, and C have in common? kalıbında zamanı do taşır, have ise yalın hâlde kalır. Cevap, birlikte sahip olunan bir nesneyi değil, ortak bir özelliği belirtir. Birbirinden çok farklı insanları veya şeyleri aynı soruda bir araya getirmek, aralarındaki gizli bağa karşı merak uyandırır. Bu kalıp bir karşılaştırma başlatabilir ve ana konuya geçiş sağlayabilir.

Alıştırma

What do ... have in common? kalıbını tamamlayın: What do these two stories ____?

Cevabı göster

have in common

They, like many other historical and fictive individuals, Kelime

0:11

Onlar, tıpkı diğer pek çok tarihi ve kurgusal figür gibi,

are bald, in some cases by their own choice. Kalıp ifadeler

0:15

keldir, bazılarında bu kendi tercihleridir.

Kelime

historical and fictive individuals: gerçek tarihî kişiler ve kurgusal kişiler

Bu isim öbeğinde yan yana gelen historical ve fictive sıfatlarının ikisi de individuals sözcüğünü niteler. Bu karşıtlıkta historical individuals, tarihten veya kamusal yaşamdan bilinen gerçek kişileri; fictive individuals ise hikâyeler için yaratılmış kişileri ifade eder. Böylece gerçek ve hayalî kişiler aynı karşılaştırmaya dâhil edilir. Burada fictive, “hayal gücüyle yaratılmış” demektir. Defective anlamına gelmez ve yalan söyleyen birini tanımlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede historical and fictive individuals nasıl bir karşıtlık ifade ediyor?

  1. Tarihten veya kamusal yaşamdan bilinen gerçek kişiler ile yaratılmış karakterler
  2. Fiziksel kusurları olan kişiler ile olmayan kişiler
  3. Tarih çalışan kişiler ile kurgu yazan kişiler
Cevabı göster

Tarihten veya kamusal yaşamdan bilinen gerçek kişiler ile yaratılmış karakterler

Kalıp ifadeler

by their own choice: özgürce seçmek

by their own choice ifadesinde by, durumun nedenini veya dayanağını belirtir: Bu kişiler kel olmayı kendileri seçtikleri için keldir. own, kararın başkasına değil, kendilerine ait olduğunu vurgular. İfadenin tamamı “gönüllü olarak” veya “kendileri böyle seçtiği için” anlamına gelir. Kelimesi kelimesine “seçimleri aracılığıyla” şeklinde anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi Leo'ya uygun by one's own choice biçimiyle tamamlayın: Leo left the team ____.

Cevabı göster

by his own choice

For centuries, a shining dome has been a symbol of intelligence. Deyimler

0:18

Yüzyıllardır parlayan bir kel kafa, zekanın sembolü olmuştur.

Deyimler

a shining dome: kel baş için mizahi bir benzetme

Dome kelimesinin gerçek anlamı, bir binanın yuvarlak çatısı olan “kubbe”dir. Burada a shining dome, kel bir başı görsel olarak anlatan bir benzetmedir: Baş kubbe gibi yuvarlak görünür ve saçla kaplı olmayan deri ışığı yansıtabilir. Bu ifade, betimlemeyi dolaylı ve mizahi hâle getirir. Bu cümlede mimariyi değil, bir insanın kel başını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede a shining dome ne anlama gelir?

  1. Parlak bir şapkanın adıdır.
  2. Aydınlık bir binanın çatısını tarif eder.
  3. Kel bir başı mizahi biçimde anlatır.
Cevabı göster

Kel bir başı mizahi biçimde anlatır.

But despite this, many balding people still wish their hair would return. Notlar

0:23

Ancak buna rağmen, kelleşen birçok insan hala saçlarının geri gelmesini dilemektedir.

Anlatım akışı

despite this: önceki bilgiyi karşıt bir sonuca bağlamak

Despite this, ‘önceki nokta doğru olsa bile’ anlamına gelir. Buradaki this, kelliğin bir zamanlar bilgelik işareti sayıldığına ilişkin önceki düşünceye gönderme yapar. Bir bağlantı ifadesi olarak önce önceki bilgiyi kabul eder, ardından sıradaki ifadenin onunla karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Burada despite sözcüğünden sonra tam bir cümlecik değil, this zamiri gelir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘bu doğru olsa bile’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The forecast promised sunshine. ____, it rained all afternoon.

Cevabı göster

Despite this

Dilbilgisi

wish ... would return: kontrol edilmesi zor bir değişimi istemek

Wish their hair would return ifadesinde wish, insanların istediği ancak gerçek veya basit bir tahmin olarak sunmadığı bir durumu başlatır. Saçları henüz geri gelmemiştir ve bu değişim belirsizdir ya da doğrudan kontrolleri dışındadır. Wish + özne + would + fiilin yalın hâli yapısı, istenen bir değişime odaklanır. Burada would return, saçların geri gelmesine yönelik isteği anlatır; bunun gerçekleşeceğini tahmin etmez.

Alıştırma

Dileği would + stop fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The dog has been barking for an hour. I wish it ____.

Cevabı göster

would stop

Scientists have long pondered,

0:28

Bilim insanları uzun zamandır şunu düşünüyor:

why do some people lose their hair, and how can we bring it back? Öbek fiiller

0:30

Neden bazı insanlar saçlarını kaybeder ve bunu nasıl geri getirebiliriz?

Öbek fiiller

bring it back?: bir şeyi geri getirmek

Bu soruda bring it back, “bir şeyi geri getirmek veya yeniden var etmek” anlamına gelir. it zamiri hair sözcüğüne gönderme yapar; yani saçın fiziksel olarak bir yerden taşınması değil, kaybedilen saçın yeniden çıkmasının sağlanması sorulmaktadır. Bring back ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir bring ile back arasına gelir: bring it back denir, bring back it denmez.

Alıştırma

bring back ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum ended its night tour, but next month it plans to ____.

Cevabı göster

bring it back

The full-headed among us have about 100,000 to 150,000 hairs on our scalps, Kelime

0:35

Aramızdaki sırma saçlıların kafa derilerinde yaklaşık 100.000 ila 150.000 saç teli bulunur

Kelime

The full-headed among us: şakacı bir grup adı

Burada The full-headed among us, “aramızda gür saçlı olan kişiler” demektir. The full-headed bir gruba takılan şakacı bir ad gibi işlev görür; among us ise bu grubu “biz”e dahil olan kişilerle sınırlar. Full-headed, a full head of hair ifadesinden türetilmiş sıra dışı bir sözcüktür. Saçla ilgili bu bağlamda başı kaplayan saç miktarıyla ilgili bir şakadır; başın veya zihnin “tam” olması anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede The full-headed among us kimleri ifade ediyor?

  1. Aramızda başı fiziksel olarak eksiksiz olan kişiler
  2. Aramızda diğerlerinden daha açık düşünen kişiler
  3. Aramızda gür saçlı olan kişiler
Cevabı göster

Aramızda gür saçlı olan kişiler

and scientists have discovered two things about this dense thicket. Deyimler

0:41

ve bilim insanları bu yoğun ormanlık hakkında iki şey keşfetmiştir.

Deyimler

this dense thicket: sık saçları çalılığa benzeten ifade

Kelime anlamıyla dense thicket, çalıların veya küçük ağaçların birbirine çok yakın büyüdüğü bir alandır. Burada this dense thicket, hemen önce sözü edilen kafa derisindeki 100.000 ila 150.000 saç teli için kullanılan bir benzetmedir. Bu görüntü, çok sayıda saç telinin sıkışık biçimde bir arada durduğunu hayal etmeyi kolaylaştırır. Bilim insanları gerçek bir çalılığı değil, saçı inceliyor.

Alıştırma

Bir anlatıcı şöyle diyor: "Thousands of hairs grow close together on the animal's back. Scientists are studying this dense thicket." this dense thicket ne anlama geliyor?

  1. Yakındaki bir çalı grubu
  2. Birbirine yakın büyüyen kıllar
  3. Bilim insanlarının ekipmanı
Cevabı göster

Birbirine yakın büyüyen kıllar

Firstly, the sprouting hair we see is mostly made up of keratin, Öbek fiiller

0:45

Birincisi, gördüğümüz filizlenen saç büyük ölçüde keratinden oluşur;

Öbek fiiller

made up of: bir bütünü nelerin oluşturduğunu söylemek

Be made up of, “-den oluşmak” veya “-den meydana gelmek” anlamına gelir. Özne bütünü adlandırır; of sonrasındaki isim ise bu bütünün malzemesini, üyelerini veya parçalarını belirtir. Cümlede uzayan saç bütündür ve keratin onun ana maddesidir. Burada made up, “uydurulmuş” anlamına gelmez. be made up of + bileşen kalıbı bir oluşum ilişkisi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The committee ____ five volunteers.

Cevabı göster

is made up of

the protein left over from dead cells that are forced upwards as new cells grow beneath them. Notlar

0:50

bu, altlarında yeni hücreler büyüdükçe yukarı itilen ölü hücrelerden geriye kalan proteindir.

Öbek fiiller

left over from dead cells: ölü hücrelerden geriye kalan

left over from dead cells ifadesinde left over, önceki bir süreçten sonra bir şeyin kaldığını belirten, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir sıfat öbeğidir. protein sözcüğünü niteler ve kalan maddenin kaynağının dead cells olduğunu gösterir. Bu ifade yiyecek, malzeme, zaman veya biyolojik madde gibi geriye kalan şeyleri anlatabilir. Burada solda bulunan bir şeyi değil, ölü hücrelerden geriye kalan maddeyi anlatır.

Alıştırma

Pirinç pilavının önceki bir öğünden kaldığını en doğru hangi ifade anlatır?

  1. left beside
  2. left across from
  3. left over from
Cevabı göster

left over from

Dilbilgisi

are forced upwards: dış bir güçle yukarı itilmek

Are forced upwards edilgen bir fiil öbeğidir. Are forced, hücrelerin fiziksel bir itme aldığını; upwards ise yönün yukarı olduğunu gösterir. Hücreler itme eylemini gerçekleştiren taraf değildir. Burada yeni hücreler eski hücrelerin altında büyür ve eski hücrelerin yukarı hareket etmesine neden olur. Bilimsel açıklamalarda, bilinçli bir uygulayıcıyı adlandırmaktan çok etkilenen varlık ve süreç önemli olduğunda bu edilgen biçim sıkça kullanılır.

Alıştırma

Aşağıda büyüyen yeni hücrelerin eski hücreleri yukarı hareket ettirmesini hangi ifade doğru anlatır?

  1. are forced upwards
  2. move upwards
  3. force upwards
Cevabı göster

are forced upwards

Secondly, the structures that drive hair growth are called hair follicles, Notlar

0:57

İkincisi, saç büyümesini sağlayan yapılara saç folikülleri denir;

Kelime

drive hair growth: drive fiilinin “bir süreci harekete geçirmek” anlamı

drive hair growth ifadesinde drive, “bir sürecin gerçekleşmesine neden olmak, ona güç vermek veya onu ileri taşımak” anlamındadır. Burada bu yapılar, saç büyümesini sağlayan önemli bir mekanizma olarak sunulur; drive, “araç kullanmak” anlamına gelmez. drive + süreç veya değişim biçimindeki bu soyut kullanım, bir etkenin bir şeyin arkasındaki önemli itici güç olduğunu anlatırken yaygındır. drive demand ve drive innovation buna örnektir.

Alıştırma

“Warm temperatures can drive plant growth.” cümlesinde drive ne anlama gelir?

  1. Bir sürecin gerçekleşmesini engellemek
  2. Bir sürece neden olmak veya onu harekete geçirmek
  3. Bir aracı kullanmak
Cevabı göster

Bir sürece neden olmak veya onu harekete geçirmek

Kültür

hair follicles: saç üreten deri yapıları

Hair follicles terimi, deride bulunan ve tek tek saç tellerinin oluşup büyüdüğü küçük yapıları ifade eder. Bu cümlede hair follicles, saç büyümesinden sorumlu bölümlerin adıdır. Terim çoğuldur: one hair follicle, two or more hair follicles.

Alıştırma

hair follicles nedir?

  1. Derinin üzerinde görünen saç telleri
  2. Başın üst kısmını kaplayan deri
  3. Saç tellerinin çıktığı, deride bulunan küçük yapılar
Cevabı göster

Saç tellerinin çıktığı, deride bulunan küçük yapılar

a network of complex organs

1:02

bu karmaşık organların bir ağıdır

that forms before we're born and grows hair in an everlasting cycle.

1:04

ve biz doğmadan önce oluşur, saçları sonsuz bir döngüde büyütür.

This cycle has three main phases.

1:10

Bu döngünün üç ana evresi vardır.

The first is anagen, the growth phase, Kültür

1:12

İlki büyüme evresi olan anajendir;

Kültür

anagen, the growth phase: anagen, yani büyüme evresi

Anagen, saç büyüme döngüsündeki büyüme evresinin adıdır. Bir hastalık ya da ilaç değil, bir evredir. the growth phase ifadesi anagen sözcüğünün hemen ardından gelir ve onu daha basit sözlerle yeniden adlandırır. Bu açıklayıcı yapı, teknik bir terimi tanıtıp aynı anda açıklamayı sağlar.

Alıştırma

“anagen, the growth phase” ifadesinde “the growth phase” ne işe yarar?

  1. Anagen sırasında kullanılan bir ilacın adını verir.
  2. Anagen evresinin büyümeden sonra geldiğini söyler.
  3. Anagen sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklar.
Cevabı göster

Anagen sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklar.

which up to 90% of your hair follicles are experiencing right now, Kalıp ifadeler

1:15

şu an saç foliküllerinizin %90'a kadarı bu evreyi yaşamakta

Kalıp ifadeler

up to 90%: üst sınır olarak %90

Up to 90%, mümkün olan en yüksek oranı belirtir: oran %90’a ulaşabilir ama daha düşük de olabilir. Oranın her zaman veya tam olarak %90 olduğunu söylemez. Daha genel olarak up to + number, bir miktarın, sürenin, boyutun veya yüzdenin üst sınırını gösterir.

Alıştırma

On saati üst sınır olarak belirten bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The battery can last ____ ten hours.

Cevabı göster

up to

causing them to push up hair at a rate of 1 cm per month. Notlar

1:20

ve onların saçları ayda 1 cm hızla yukarı itmelerine neden olmaktadır.

Dilbilgisi

causing them to push up hair: sonuç eklemek

causing them to push up hair, cause + nesne + to-infinitive yapısını kullanır: them nesnedir ve to push bu nesnenin yaptığı eylemi belirtir. Burada them, büyüme evresindeki saç foliküllerini ifade eder. causing, önceki ifadeye bağlanan bir -ing biçimi olduğu için bu söz öbeği tek başına tam bir cümle değildir. Önceki durumun sonucunu ekler: bu durum foliküllerin saçı yukarı itmesine neden olur.

Alıştırma

Cümleyi, caused + nesne yapısından sonra gereken leave biçimiyle tamamlayın: The alarm caused everyone ____ the building.

Cevabı göster

to leave

Kalıp ifadeler

at a rate of 1 cm per month: ölçülen bir hızı ifade etmek

At a rate of, ölçülebilir bir hız, sıklık veya değişim miktarını belirtir. Burada 1 cm per month, saçın her ay yaklaşık bir santimetre uzadığı anlamına gelir. Bu yapıda per, her birim başına anlamındadır: sayı, per sözcüğünden sonra gelen zaman veya başka bir birime göre ölçülür.

Alıştırma

Cümleyi ölçülen bir hızı belirten hedef ifadeyle tamamlayın: The machine prints ____ thirty pages per minute.

Cevabı göster

at a rate of

Anagen can last for 2 to 7 years, depending on your genes. Kalıp ifadeler

1:25

Anajen, genlerinize bağlı olarak 2 ila 7 yıl sürebilir.

Kalıp ifadeler

depending on your genes: bir aralığı onu belirleyen etkene bağlamak

Bu cümlede depending on your genes, kesin sürenin genlere göre değiştiğini anlatır. İki ila yedi yıllık aralık sabit bir sonuç değildir; kişinin bu aralığın neresinde yer alacağını belirlemeye yardımcı olan etken genlerdir. depending on + etken yapısı, bir miktarı, seçimi veya sonucu değiştiren koşulu eklemek için tamamlanmış bir ifadenin ardından gelebilir.

Alıştırma

Sonucu değiştiren etkeni belirten, dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hike may take three or four hours, ____ the trail conditions.

Cevabı göster

depending on

After this productive period,

1:29

Bu üretken dönemin ardından,

signals within the skin instruct some follicles to enter a new phase known as catagen, Kalıp ifadeler

1:31

derideki sinyaller bazı foliküllere katajen adı verilen yeni bir evreye girmeleri talimatını verir,

Kalıp ifadeler

known as catagen: resmî bir adı tanıtmak

a new phase known as catagen ifadesinde known as catagen, phase sözcüğünü niteler ve bu evrenin adını verir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a new phase that is known as catagen. be known as + ad veya etiket yapısı, bir kişi, nesne ya da düşünce için kabul edilen terimi tanıtır. Burada catagen bir addır; evrenin yaptığı bir eylem değildir.

Alıştırma

Bir adı tanıtan, dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The process plants use to make food is ____ photosynthesis.

Cevabı göster

known as

or the regressing stage, Kelime

1:37

veya gerileme evresine;

Kelime

the regressing stage: dinlenme değil gerileme

Bu cümlede the regressing stage, bir saç folikülünün aktif büyümeden çıkıp küçülmeye başladığı katajen evresini adlandırır. Regressing, regress fiilinin -ing biçimidir ve daha az gelişmiş, daha küçük veya daha az aktif bir duruma doğru geçişi anlatır. Burada regress, zamanda geriye gitmeyi değil biyolojik bir süreci anlatır. İfade, durağan bir dinlenme döneminden ziyade etkinliğin azaldığı aktif bir geçişi vurgular.

Alıştırma

Bu biyoloji bağlamında the regressing stage ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Foliküller en hızlı biçimde büyüyor.
  2. Foliküller değişmeden dinleniyor.
  3. Foliküller aktif büyümeden çıkıp küçülüyor.
Cevabı göster

Foliküller aktif büyümeden çıkıp küçülüyor.

causing hair follicles to shrink to a fraction of their original length. Kalıp ifadeler

1:39

bu, saç foliküllerinin orijinal uzunluklarının çok küçük bir kısmına kadar küçülmesine neden olur.

Kalıp ifadeler

shrink to a fraction of their original length: başlangıçtaki uzunluğun küçük bir bölümüne küçülmek

Shrink to a fraction of their original length, çok daha kısa hâle gelip başlangıçtaki uzunluğun yalnızca küçük bir bölümüne düşmek anlamına gelir. shrink to + sonuç yapısında to, değişimden sonra ulaşılan boyutu; of ise karşılaştırmada kullanılan başlangıçtaki bütünü belirtir. Matematik dışındaki günlük İngilizcede a fraction of çoğu zaman bir şeyin küçük bir bölümü anlamına gelir. Belirli bir sayı verilmedikçe kesin bir matematiksel kesir olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi “başlangıçtaki boyutun yalnızca küçük bir bölümüne düştü” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The compressed file shrank ____ its original size.

Cevabı göster

to a fraction of

Catagen lasts for about 2 to 3 weeks and cuts blood supply to the follicle, Kalıp ifadeler

1:44

Katajen yaklaşık 2 ila 3 hafta sürer ve foliküle giden kan akışını keserek

Kalıp ifadeler

cuts blood supply to the follicle,——kan akışını kesmek

cuts blood supply to the follicle ifadesinde cut, folikülü bıçakla kesmek değil, bir kaynağı kesmek veya durdurmak anlamına gelir. Blood supply to the follicle, foliküle ulaşan kan akışıdır; ifade bu akışın kesildiğini ya da büyük ölçüde azaldığını anlatır. Bu cümlede kan akışındaki bu değişiklik, saçın dökülmeye hazırlandığı biyolojik aşamayı açıklar.

Alıştırma

Tıbbi ifadeyi tamamlayın: A clot can ____ part of the brain.

Cevabı göster

cut blood supply to

creating a club hair, Kültür

1:49

kulüp saç (topuz şekilli saç) oluşturur,

meaning it's ready to be shed.

1:51

bu da dökülmeye hazır olduğu anlamına gelir.

Kültür

club hair——dökülmeye hazır kıl

Club hair, saç döngüsünde aktif büyümesi durmuş, dinlenme durumuna geçmiş ve dökülmeye hazır bir kılı ifade eden teknik bir terimdir. Bu cümlede creating a club hair, kılın bu dökülmeye hazır aşamaya ulaştığını anlatır. Buradaki club, sosyal bir kulübü değil, kıl kökünün veya saç bulbusunun uç kısmındaki kulüp biçimli görünümü ifade eder. Ardından gelen meaning it's ready to be shed ifadesi, cümledeki biyolojik anlamı doğrudan açıklar.

Alıştırma

Saç döngüsü açıklamasında club hair ne anlama gelir?

  1. büyümesi durmuş ve dökülmeye hazır bir kıl
  2. en hızlı şekilde büyüyen bir kıl
  3. sosyal bir kulüple ilişkili bir saç stili
Cevabı göster

büyümesi durmuş ve dökülmeye hazır bir kıl

Finally, hairs enter telogen, the resting phase, Kültür

1:54

Son olarak saçlar dinlenme evresi olan telojene girer,

which lasts for 10 to 12 weeks and affects about 5 to 15% of your scalp follicles.

1:57

bu evre 10 ila 12 hafta sürer ve kafa derinizdeki foliküllerin yaklaşık %5 ila %15'ini etkiler.

Kültür

telogen, the resting phase: saç döngüsündeki bir evreyi adlandırıp açıklama

Telogen, saçın büyüme döngüsündeki dinlenme evresidir. Bu, folikülün saçı etkin biçimde uzatmadığı geçici bir evredir; büyümenin sonsuza kadar durduğu anlamına gelmez. The resting phase isim öbeği açıklayıcı bir eş adlandırmadır: telogen teknik terimini başka bir adla açıklar. Bilimsel metinlerde teknik bir terimin ardından virgül ve daha basit bir açıklama gelmesi yaygındır.

Alıştırma

Telogen, the resting phase ifadesinde the resting phase hangi görevi görür?

  1. Telogen teknik terimini daha basit sözcüklerle açıklar.
  2. Saç döngüsünün kalıcı olarak durduğunu belirtir.
  3. Telogen evresini keşfeden kişinin adını verir.
Cevabı göster

Telogen teknik terimini daha basit sözcüklerle açıklar.

During telogen,

2:04

Telojen sırasında,

up to 200 club hairs can be shed in a day, Dilbilgisi

2:05

bir günde 200'e kadar kulüp saç dökülebilir

which is quite normal.

2:08

ki bu oldukça normaldir.

Dilbilgisi

can be shed: can + be + geçmiş zaman ortacı

Can be shed, modal can + be + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler. Bu, modal içeren edilgen bir yapıdır: can olasılık katar, be edilgen yapıyı kurar ve shed geçmiş zaman ortacıdır. Saç telleri bu süreci yaşar; neden veya eylemi yapan belirtilmez. Bu bağlamda shed; saç, deri, tüy ve yaprak gibi şeylerin doğal olarak gevşeyip düşmesi veya kaybedilmesi anlamına gelir. Shed düzensiz bir fiildir: yalın biçimi, geçmiş zamanı ve geçmiş zaman ortacı aynı yazılır.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi hedef modal edilgen yapıyla tamamlayın: Old feathers ____ naturally during molting.

Cevabı göster

can be shed

Then, the growth cycle begins anew. Kelime

2:10

Ardından, büyüme döngüsü baştan başlar.

Kelime

begins anew: en baştan yeniden başlamak

Burada begins anew, “en baştan yeniden başlar” anlamına gelir. Bir büyüme döngüsü sona ermiştir ve şimdi sonraki döngü başlar. Anew, begins fiilini niteleyen bir zarftır. Anew tek kelimedir. İki kelimelik a new farklı bir yapıya sahiptir: a bir belirleyicidir, new ise ardından gelen ismi niteler; örneğin a new cycle.

Alıştırma

Cümleyi “en baştan yeniden” anlamına gelen tek kelimelik, daha resmî zarfla tamamlayın: When the countdown reaches zero, the challenge begins ____.

Cevabı göster

anew

But not all heads are hairy, Anlatım akışı

2:13

Ancak tüm kafalar saçlı değildir,

Anlatım akışı

But not all...: kısmi olumsuzluk ve istisnalara geçiş

Not all heads are hairy ifadesinde not, all sözcüğüne uygulanır. Bu kısmi olumsuzluktur: her başın saçlı olduğu düşüncesini reddeder, dolayısıyla en azından bazı başlar saçlı değildir. Hiçbir başın saçlı olmadığı anlamına gelmez. Baştaki But, genel bir açıklamadan istisnaya geçildiğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen But not all + çoğul isim + yüklem kalıbı, geniş bir ifadeyi sınırlar ve farklı durumları tanıtır.

Alıştırma

“Most parks have trees, but not all parks have playgrounds,” cümlesindeki “not all parks have playgrounds” bölümü ne anlama gelir?

  1. Bazı parkların oyun alanı yoktur.
  2. Hiçbir parkın oyun alanı yoktur.
  3. Her parkın bir oyun alanı vardır.
Cevabı göster

Bazı parkların oyun alanı yoktur.

and in fact,

2:15

ve aslında,

some of them grow increasingly patchy over time in response to bodily changes. Kalıp ifadeler

2:16

bunlardan bazıları bedensel değişikliklere tepki olarak zamanla giderek daha da seyrekleşir.

Kalıp ifadeler

in response to bodily changes: bedensel değişikliklere tepki olarak

In response to, bir tepkiyi veya değişimi tetikleyen koşulu ya da olayı belirtir. Burada bedensel değişiklikler, seyrekliğin giderek artmasını tetikler; response sözlü bir yanıtı değil, fiziksel bir tepkiyi ifade eder. Bir eylem veya değişim belirli bir etkene tepki olarak gerçekleştiğinde in response to + isim veya isim öbeği yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The museum extended its hours ____ visitor demand.

Cevabı göster

in response to

95% of baldness in men can be attributed to male pattern baldness. Kültür

2:22

Erkeklerdeki kelliğin %95'i erkek tipi kelliğe bağlanabilir.

Kültür

can be attributed to male pattern baldness: erkek tipi kelliğe bağlanabilir

Can be attributed to; bir açıklama, kaynak veya neden belirtmek için kullanılan resmî bir edilgen yapıdır. X can be attributed to Y, Y'nin X'i açıklayabildiği veya X'in kaynağı sayılabildiği anlamına gelir. Can, bunun kesin bir iddia değil, makul biçimde yapılabilecek bir açıklama olduğunu gösterir. Male pattern baldness, erkeklerde görülen ve tanınabilir bir dağılımı olan yaygın bir saç dökülmesi türünün standart adıdır. Pattern, saç dökülmesinin nasıl geliştiğini veya dağıldığını belirtir; dekoratif bir desen anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle daha iyi eğitimi ekibin gelişiminin açıklaması olarak doğru biçimde gösterir?

  1. Better training can be attributed to the team's improvement.
  2. The team's improvement can attribute to better training.
  3. The team's improvement can be attributed to better training.
Cevabı göster

The team's improvement can be attributed to better training.

Baldness is inherited,

2:27

Kellik kalıtsaldır

and in people with this condition,

2:29

ve bu duruma sahip kişilerde,

follicles become incredibly sensitive to the effects of dihydrotestosterone, Notlar

2:31

foliküller dihidrotestosteronun etkilerine karşı inanılmaz derecede hassas hale gelir,

Kalıp ifadeler

sensitive to the effects of dihydrotestosterone: dihidrotestosteronun etkilerine duyarlı

Bu cümlede become incredibly sensitive to the effects of dihydrotestosterone, foliküllerin dihidrotestosteronun yaptıklarına çok güçlü tepki vermeye başlaması anlamına gelir. Sensitive burada duygusal değil, fiziksel bir tepkiyi anlatır. be or become sensitive to the effects of X yapısı, X'ten kolayca veya güçlü biçimde etkilenmek demektir. the effects of X, tepkiye yol açan etkiyi belirtir.

Alıştırma

Cümlede sensitive to the effects of DHT ne anlama geliyor?

  1. Foliküller DHT'ye karşı duygusal hisler besler.
  2. Foliküller DHT'nin her türlü etkisinden korunur.
  3. Foliküller DHT'nin yaptıklarına çok güçlü tepki verir.
Cevabı göster

Foliküller DHT'nin yaptıklarına çok güçlü tepki verir.

a hormonal product made from testosterone.

2:37

bu testosterondan yapılan hormonal bir üründür.

Kültür

dihydrotestosterone, testosterone'dan üretilen hormonal bir ürün

Dihydrotestosterone, çoğu zaman DHT olarak kısaltılan bir hormonun tam adıdır. Virgülden sonraki a hormonal product made from testosterone ad öbeği, açıklayıcı bir eşleme ifadesidir: terimi başka bir şekilde adlandırarak ne olduğunu açıklar. Made from bir kaynak veya dönüşüm ilişkisini anlatır: testosterone kaynak maddedir, dihydrotestosterone ise üründür. İkisi birbiriyle ilişkilidir, ancak tamamen aynı şeyin iki farklı adı değildir.

Alıştırma

Cümlede a hormonal product made from testosterone ifadesinin görevi nedir?

  1. Dihydrotestosterone'un ne olduğunu ve nereden geldiğini açıklar.
  2. Bir saç folikülü türünü açıklar.
  3. Dihydrotestosterone ile testosterone'un tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Dihydrotestosterone'un ne olduğunu ve nereden geldiğini açıklar.

DHT causes shrinkage in these overly sensitive follicles,

2:40

DHT bu aşırı hassas foliküllerde küçülmeye neden olarak

making hair shorter and wispier. Kelime

2:45

saçın daha kısa ve daha cılız olmasına yol açar.

Kelime

shorter and wispier: saçın incelip seyrekleşmesi

Shorter and wispier, making hair ifadesinden sonra iki karşılaştırma sıfatını yan yana getirir. Shorter uzunluğun azalmasını anlatır. Wispy sözcüğünün karşılaştırma biçimi olan wispier ise saçın daha ince, hafif ve seyrek, çoğu zaman ince tutamlar hâlinde görünmesini anlatır. Wispier yalnızca genel bir zayıflık fikri vermez; gözle görülen belirgin bir görünümü betimler. Bu cümlede saç hem kısalır hem de daha az gür görünür.

Alıştırma

Bu cümlede wispier saç hakkında ne anlatıyor?

  1. Daha ince, hafif ve seyrek görünür.
  2. Daha güçlüdür ve daha zor kırılır.
  3. Daha kalın, koyu ve gür görünür.
Cevabı göster

Daha ince, hafif ve seyrek görünür.

But loss isn't sudden.

2:47

Ancak dökülme aniden olmaz.

It happens gradually along a metric known as the Norwood scale, Kültür

2:49

Norwood ölçeği olarak bilinen bir metrik boyunca kademeli olarak gerçekleşir;

which describes the severity of hair loss.

2:54

bu metrik saç dökülmesinin şiddetini tanımlar.

Kültür

along a metric known as the Norwood scale: saç dökülmesini derecelendirme sistemi

Norwood ölçeği, erkek tipi saç dökülmesinin biçimini ve şiddetini açıklamak için yaygın olarak kullanılan sıralı aşamalar bütünüdür. Düşük ve yüksek aşamalar, saç çizgisinin gerilemesi veya tepe bölgesindeki seyrelme gibi değişikliklerin ne kadar ilerlediğini gösterir. Burada metric, bir şeyi ölçme veya derecelendirme sistemini; scale ise sıralı bir derecelendirme sistemini ifade eder. Along the Norwood scale, saç dökülmesini bu aşamalar boyunca kademeli bir ilerleme olarak sunar; scale burada tartı veya harita ölçeği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede Norwood ölçeği nedir?

  1. Erkek tipi saç dökülmesinin şiddetini ve biçimini açıklayan sıralı bir ölçek
  2. Tek tek saç tellerini tartan bir cihaz
  3. Saç uzunluğunun metrik birimlerle ölçümü
Cevabı göster

Erkek tipi saç dökülmesinin şiddetini ve biçimini açıklayan sıralı bir ölçek

First, hair recedes along the temples. Kelime

2:57

Önce, saç şakaklar boyunca geriler.

Kelime

recedes along the temples: saç çizgisi alnın iki yanında geriler

Burada recedes, “zamanla geriye doğru hareket eder” demektir. Saç için kullanıldığında saç çizgisinin gerilemesini ve daha fazla derinin görünmesini anlatır. Along the temples, bu değişikliğin alnın iki yanında, gözlerle kulaklar arasındaki bölgede olduğunu belirtir. Burada temples, dini yapıları değil şakakları ifade eder.

Alıştırma

Burada “hair recedes along the temples” ne anlama gelir?

  1. Kulakların üstündeki saçlar uzar.
  2. Saç çizgisi alnın iki yanında geriye gider.
  3. Başın üstündeki saçların rengi değişir.
Cevabı göster

Saç çizgisi alnın iki yanında geriye gider.

Then, hair on the crown begins to thin in a circular pattern. Kelime

3:00

Sonra, tepedeki saçlar dairesel bir düzende incelmeye başlar.

Kelime

hair on the crown: başın tepe bölgesindeki saç

Burada crown, başın üst kısmında ve genellikle biraz arkaya yakın olan tepe bölgesini ifade eder. Hair on the crown, bu bölgede uzayan saçtır. Saç dökülmesi anlatılırken crown, şakaklardan ve öndeki saç çizgisinden ayrı bir konumdur. Cümle, oradaki dairesel bir alanda saç yoğunluğunun azalmaya başladığını belirtir.

Alıştırma

“hair on the crown” ifadesinde saç nerededir?

  1. Alnın gözlere yakın iki yanında.
  2. Çenenin altında.
  3. Başın üst bölgesinde.
Cevabı göster

Başın üst bölgesinde.

Kelime

begins to thin: değişim fiili olarak thin

begins to thin ifadesinde thin, “daha az yoğun hâle gelmek, seyrelmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Değişen şey hair olduğu için birinin saçı bilinçli olarak seyreltmesi söz konusu değildir. begin(s) to + fiil yapısı, bir değişimin veya eylemin başladığını gösterir. Burada begins, hair ile uyumludur ve to thin başlayan değişimi adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi “daha az yoğun hâle gelmeye başlamak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: As summer arrived, the dog's heavy coat began ____.

Cevabı göster

to thin

At the highest rating on the scale,

3:05

Ölçeğin en yüksek derecesinde,

these balding areas meet and expand dramatically, Kalıp ifadeler

3:06

bu kelleşen bölgeler birleşir ve dramatik bir şekilde genişler,

eventually leaving only a ring of sparse hair Kelime

3:11

sonunda geriye sadece seyrek bir saç halkası kalır

Kalıp ifadeler

meet and expand dramatically: bölgelerin birleşip büyümesi

Burada meet, ayrı kelleşme bölgelerinin kenarları birbirine değene kadar büyümesini anlatır. İnsanların buluşması anlamına gelmez. Expand, bölgelerin daha fazla alan kaplamaya devam ettiğini belirtir. Dramatically, expand fiilini niteler ve “büyük, fark edilir bir ölçüde” anlamına gelir. meet and expand dizisi, mekânsal değişimin iki aşamasını kısa biçimde anlatır: temas ve ardından büyük büyüme.

Alıştırma

Özne iki bölge olduğunda meet and expand dramatically ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Bölgeler küçülür ve birbirinden daha fazla uzaklaşır.
  2. Bölgeler bir toplantı planlar ve tiyatral biçimde gösteri yapar.
  3. Bölgeler birbirine değene kadar büyür ve ardından çok daha büyük hâle gelir.
Cevabı göster

Bölgeler birbirine değene kadar büyür ve ardından çok daha büyük hâle gelir.

around the temples and the back of the head.

3:14

şakakların ve başın arka kısmının çevresinde.

Kelime

a ring of sparse hair: halka biçimi ve düşük yoğunluk

a ring of sparse hair ifadesinde a ring of, kalan saçın başın bir bölümünü çevreleyen bir şerit gibi halka oluşturduğunu anlatır. Sparse, belirgin boşluklarla dağılmış anlamına gelir; yani saçın yoğunluğu düşüktür. Bu ifade şekil ve yoğunluğu birleştirir: ring saçın nasıl dizildiğini, sparse ise o alanda ne kadar az saç bulunduğunu gösterir. Sparse “kısa” demek değildir; seyrek saç uzun da olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, düşük yoğunluklu saçın şerit biçiminde dağıldığını açıkça anlatır?

  1. His short hair was thick and covered his whole head.
  2. Only a ring of sparse hair remained around the sides of his head.
  3. Each strand of his fine hair was very narrow.
Cevabı göster

Only a ring of sparse hair remained around the sides of his head.

Genetics isn't all that drives hair loss. Dilbilgisi

3:17

Genetik, saç dökülmesine yol açan tek şey değildir.

Dilbilgisi

isn't all that drives hair loss: kısmi olumsuzluk

Genetics isn't all that drives hair loss cümlesinde isn't all, genetiğin açıklamanın tamamı olmadığını anlatır. Genetik yine de etkili olabilir; cümle, saç dökülmesine başka etkenlerin de yol açtığını veya onu etkilediğini söyler. Burada all sözcüğünü that drives hair loss ilgi yan cümlesi izler; birlikte “saç dökülmesine yol açan ya da onu etkileyen her şey” anlamına gelir. Drive mecazidir ve bir değişime yol açmak ya da onu güçlü biçimde etkilemek demektir. Bu yapı, bir etkeni göz önünde tutarken tartışmayı diğer etkenlere açar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kısmi olumsuzluk kalıbıyla tamamlayın: Practice ____ progress; helpful feedback matters too.

Cevabı göster

isn't all that drives

Long periods of stress can release signals that shock follicles Kelime

3:19

Uzun süreli stres dönemleri, folikülleri şoka sokan

Kelime

shock follicles: saç foliküllerini güçlü biçimde etkilemek

Burada shock, “aniden ve güçlü biçimde bozmak veya etkilemek” anlamına gelen bir fiildir. Nesnesi follicles olduğundan bu ifade, stresle bağlantılı sinyallerin saç foliküllerine ne yaptığını anlatır; duygusal bir şaşkınlıktan söz etmez. Bilimsel açıklamalarda shock, bir vücut bölümünde, canlıda veya sistemde güçlü bir bozulma yaratmayı anlatabilir. Nesne şaşkınlık hissedemiyorsa “güçlü biçimde bozmak” anlamı çoğu zaman doğru yorumdur.

Alıştırma

Bu cümlede shock follicles ne anlama geliyor?

  1. Foliküllerin duygusal olarak şaşırmasını sağlamak
  2. Foliküllerde ani ve güçlü bir bozulmaya neden olmak
  3. Foliküllere elektrikli bir tedavi uygulamak
Cevabı göster

Foliküllerde ani ve güçlü bir bozulmaya neden olmak

and force them into the resting phase prematurely. Kalıp ifadeler

3:24

ve onları zamanından önce dinlenme evresine zorlayan sinyaller salgılayabilir.

Kalıp ifadeler

force ... into the resting phase prematurely: zamanından önce dinlenme evresine sokmak

force + nesne + into + durum yapısı, dış bir nedenin birini veya bir şeyi bir duruma soktuğunu belirtir. Değişimi gönüllü ya da normal bir süreçten çok, güçlü biçimde meydana getirilmiş olarak sunar. Burada them folikülleri, durum ise the resting phase, yani dinlenme evresini belirtir. Prematurely, “normal veya beklenen zamandan önce” anlamına gelir. force them into the resting phase ifadesini niteler; dolayısıyla ana fikir yalnızca foliküllerin dinlenmesi değil, stresin onları bu evreye gereğinden erken sokmasıdır.

Alıştırma

force fiilinin geçmiş zamanını ve doğru edatı kullanarak force + object + into + state yapısını tamamlayın: The shortened schedule ____ the team ____ the testing phase prematurely.

Cevabı göster

forced · into

Some women experience this after childbirth.

3:28

Bazı kadınlar doğumdan sonra bunu yaşarlar.

Follicles might also lose the ability to go into anagen, Kalıp ifadeler

3:31

Foliküller ayrıca anajene girme yeteneğini de kaybedebilir,

the growth phase.

3:34

yani büyüme evresine.

Kalıp ifadeler

lose the ability to go into anagen: anajen evresine girme yetisini kaybetmek

Lose the ability to + fiilin yalın hâli, bir kişinin, vücut bölümünün, sistemin veya nesnenin bir eylemi artık yapamadığını belirtir. Burada to'dan sonra belirtilen eylem go into anagen'dır. Go into, ardından bir evre, durum veya mod geldiğinde “girmek” anlamına gelir. Eklenen the growth phase açıklaması anagen'ın ne olduğunu belirtir; yani foliküller artık bu evreye giremeyebilir.

Alıştırma

Cümleyi “giremez duruma gelmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: If the controller fails, the robot may ____ safety mode.

Cevabı göster

lose the ability to go into

People going through chemotherapy treatment temporarily experience this. Kalıp ifadeler

3:36

Kemoterapi tedavisi gören kişiler bunu geçici olarak yaşarlar.

Kalıp ifadeler

going through chemotherapy treatment: kemoterapi tedavisi sürecinden geçmek

Go through + bir süreç veya deneyim, onu belirli bir süre boyunca yaşamak ya da onunla başa çıkmak anlamına gelir. Burada going through chemotherapy treatment, People sözcüğünü açıklayan bir -ing yan cümlesidir; kemoterapi alan ve bu süreci yaşayan kişileri belirtir. Bu ifade tedaviyi bir süreç olarak sunar; fiziksel olarak bir yerin içinden geçmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Go through ifadesine “yaşamak” anlamını veren sözcükle cümleyi tamamlayın: Maya is going ____ a difficult recovery after surgery.

Cevabı göster

through

But while balding may look permanent, Anlatım akışı

3:40

Ancak kelleşmek kalıcı gibi görünse de,

scientific investigation has revealed the opposite.

3:43

bilimsel araştırmalar bunun aksini ortaya koymuştur.

Anlatım akışı

while ... has revealed the opposite: görünüş ve kanıt

Buradaki while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. Önce saç dökülmesinin kalıcı olabileceği yönündeki görünüşü başlangıç noktası olarak sunar. Ana cümle daha sonra scientific investigation has revealed the opposite ifadesiyle bu görünüşü tersine çevirir. Başka bir deyişle, kanıtlar saç dökülmesinin mutlaka kalıcı olmadığını gösterir. “while + görünürde doğru iddia, ardından karşıt kanıt” yapısı, açıklamayı yaygın bir izlenimden düzeltilmiş bir sonuca taşır.

Alıştırma

while bu cümlede hangi işlevi görüyor: "While the old bridge may look unsafe, the inspection report reveals the opposite"?

  1. Aynı sonucu destekleyen iki ayrıntı sunar.
  2. Köprünün yalnızca denetim sırasında güvensiz göründüğünü belirtir.
  3. Önce görünürdeki bir durumu kabul eder, ardından onu tersine çeviren kanıt sunar.
Cevabı göster

Önce görünürdeki bir durumu kabul eder, ardından onu tersine çeviren kanıt sunar.

Below the skin's surface,

3:46

Deri yüzeyinin altında,

the roots that give rise to our hair actually remain alive. Kalıp ifadeler

3:48

saçlarımızı ortaya çıkaran kökler aslında hayatta kalır.

Kalıp ifadeler

give rise to our hair: üretmek veya neden olmak

Give rise to, “üretmek”, “neden olmak” veya “ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Bu cümlede that give rise to our hair bölümü, kökleri işlevleriyle tanımlar: Bu kökler saçı üretir. İfade give rise to + isim öbeği kalıbını izler. Rise, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; bir şeyin fiziksel olarak ayağa kalkmasını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz “neden olmak” anlamındaki üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: Poor ventilation can ____ serious health problems.

Cevabı göster

give rise to

Using this knowledge, Anlatım akışı

3:52

Bu bilgiyi kullanan

Anlatım akışı

Using this knowledge, ...: bir bulguyu sonraki uygulamaya bağlamak

Using this knowledge, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. “Bu bilgiyi kullanarak” anlamına gelir ve ana cümledeki eylemi daha önce verilen bilgilerin uygulanması olarak sunar. Buradaki this knowledge, daha önce sözü edilen “kıl foliküllerinin köklerinin hâlâ canlı olması” bulgusuna gönderme yapar. Tek başına tam bir cümle değildir; ardından gelen ana cümledeki eylemi hazırlar.

Alıştırma

Cümlede Using this knowledge, temel olarak ne yapar?

  1. Tamamlanmış bir eylemi adlandırır.
  2. Önceki bilgiyi ardından gelen eyleme bağlar.
  3. Bilim insanlarının çalıştığı yeri belirtir.
Cevabı göster

Önceki bilgiyi ardından gelen eyleme bağlar.

scientists have developed drugs that shorten the resting phase Kalıp ifadeler

3:54

bilim insanları, dinlenme evresini kısaltan

and force follicles into anagen.

3:57

ve folikülleri anajene zorlayan ilaçlar geliştirdiler.

Kalıp ifadeler

shorten the resting phase ... force follicles into anagen: iki koordineli tedavi etkisini anlatmak

that shorten the resting phase and force follicles into anagen ile başlayan ilgi cümleciği drugs sözcüğünü niteler ve bu ilaçların ne yaptığını açıklar. İki fiil öbeği and ile bağlanır ve drugs öznesini paylaşır: ilaçlar dinlenme evresini kısaltır ve foliküllerin anajen evresine girmesini sağlar. shorten the resting phase dinlenme döneminin süresini azaltmak, force follicles into anagen ise foliküllerin büyüme evresi olan anajene girmesine neden olmak demektir. Bu tıbbi bağlamda force, insanlar arasındaki zorlama değil, güçlü bir nedensel etkiyi anlatır.

Alıştırma

Koordineli iki fiil öbeği neyi açıklar?

  1. Foliküllerin nasıl farklı bir saç rengi ürettiğini
  2. Bilim insanlarının belirli bir ilaç adını neden seçtiğini
  3. İlaçların saç büyüme döngüsünü nasıl değiştirdiğini
Cevabı göster

İlaçların saç büyüme döngüsünü nasıl değiştirdiğini

Other drugs combat male pattern baldness Kelime

4:00

Diğer ilaçlar erkek tipi kellikle savaşır,

Kelime

combat male pattern baldness: erkek tipi saç dökülmesiyle mücadele etmek

Bu cümlede combat, gerçek anlamda bir savaşta dövüşmek değil, “bir soruna karşı harekete geçmek veya sorunu azaltmak” demektir. İlaçların erkek tipi saç dökülmesine karşı etkili olması amaçlanır. Combat, bu durumu ele alınan bir sorun olarak sunar. Tek başına ilaçların durumu tamamen iyileştirdiği veya ortadan kaldırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“This treatment may combat hair loss” cümlesinde combat ne anlama gelir?

  1. Saça belirli bir biçimde şekil vermek
  2. Soruna karşı harekete geçmek veya sorunu azaltmak
  3. Başka biriyle fiziksel olarak kavga etmek
Cevabı göster

Soruna karşı harekete geçmek veya sorunu azaltmak

by blocking the conversion of testosterone to DHT, Dilbilgisi

4:03

testosteronun DHT'ye dönüşümünü engelleyerek,

Dilbilgisi

by + -ing ... the conversion of A to B: yöntem ve dönüşüm yönü

By + -ing, bir sonucu üretmek için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by blocking..., ilaçların nasıl çalıştığını, yani bir süreci engellediklerini anlatır. The conversion of A to B, “A'nın B'ye dönüştüğü süreç” anlamına gelir. Bu ifadede testosterone A, DHT ise B'dir; dolayısıyla sıra dönüşümün yönünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi by + -ing ve the conversion of A to B yapılarını kullanarak tamamlayın: The system stores energy ____ managing the conversion ____ electricity ____ chemical energy.

Cevabı göster

by · of · to

so that it doesn't affect those sensitive follicles. Dilbilgisi

4:06

böylece o hassas folikülleri etkilememesini sağlarlar.

Dilbilgisi

so that it doesn't affect ...: amaçlanan sonucu belirtmek

So that, önceki eylemin amaçlanan ya da ortaya çıkan sonucunu bildiren bir yan cümle başlatır. İfade, “amacıyla” veya “bunun sonucunda...” anlamında okunur; so ve that sözcükleri ayrı ayrı yorumlanmaz. Burada it, DHT'yi; those sensitive follicles ise DHT'ye tepki veren saç köklerini ifade eder. Bu yan cümle neden-sonuç zincirini tamamlar: önceki adım, DHT'nin bu saç köklerini etkilemesini önler.

Alıştırma

“The cover blocks sunlight so that the medicine does not break down,” cümlesinde so that ile başlayan yan cümlenin görevi nedir?

  1. Güneş ışığını engellemenin amaçlanan sonucunu belirtir.
  2. Kapağın hangi malzemeden yapıldığını söyler.
  3. İlacın ne zaman satın alındığını söyler.
Cevabı göster

Güneş ışığını engellemenin amaçlanan sonucunu belirtir.

Stem cells also play a role in regulating the growth cycle, Kalıp ifadeler

4:10

Kök hücreler de büyüme döngüsünün düzenlenmesinde rol oynar,

Kalıp ifadeler

play a role in regulating ...: bir sürece katkıda bulunmak

Play a role in, bir sürece “katkıda bulunmak” veya “süreçteki etkenlerden biri olmak” anlamına gelir. Özneyi açıklamanın bir parçası olarak gösterir ancak onun mutlaka tek neden olduğunu söylemez. Burada regulating, kök hücrelerin içinde yer aldığı süreci, yani büyüme döngüsünün düzenlenmesini belirtir.

Alıştırma

Kalıp ifadeyi tek bir sözcükle tamamlayın: Regular practice plays a role ____ building confidence.

Cevabı göster

in

and so scientists are investigating whether they can manipulate the activity of these cells Dilbilgisi

4:14

ve bu yüzden bilim insanları bu hücrelerin aktivitelerini manipüle edip edemeyeceklerini araştırıyor,

Dilbilgisi

investigating whether they can manipulate the activity: etkinliği değiştirip değiştiremeyeceklerini araştırmak

Investigate whether + yan cümle, cevabı henüz bilinmeyen bir evet-hayır sorusunu araştırmak anlamına gelir. Burada whether, “Bilim insanları bu hücrelerin etkinliğini değiştirebilir mi?” sorusunu başlatır. Süreklilik bildiren are investigating biçimi, araştırmanın devam ettiğini gösterir. Bu bilimsel bağlamda manipulate the activity, hücrelerin ne kadar etkin olduğunu bilinçli biçimde kontrol etmek veya ayarlamak demektir ve nötrdür. they bilim insanlarını, these cells ise daha önce sözü edilen kök hücreleri belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade, bilim insanlarının çalışması hakkında ne anlatıyor?

  1. Hücreleri kontrol edebildiklerini zaten kanıtladılar.
  2. Hava durumundaki değişiklikleri araştırıyorlar.
  3. Bu kontrolün mümkün olup olmadığına ilişkin henüz cevaplanmamış bir soruyu araştırıyorlar.
Cevabı göster

Bu kontrolün mümkün olup olmadığına ilişkin henüz cevaplanmamış bir soruyu araştırıyorlar.

to encourage follicles to start producing hair again. Dilbilgisi

4:19

folikülleri yeniden saç üretmeye teşvik etmek için.

Dilbilgisi

to encourage follicles to start producing hair again: saç köklerinin yeniden saç üretmesini teşvik etmek

Baştaki to-infinitive, önceki yan cümledeki eylemin amacını belirtir: bilim insanları, hücreleri kontrol ederek saç köklerinin yeniden saç üretmesine yardımcı olmak ister. Bu, daha önce gerçekleşmiş bir sonucu değil, amaçlanan sonucu anlatır. Encourage + nesne + to-infinitive, nesnenin bir şey yapmasına yardım etmek veya bunu yapma olasılığını artırmak demektir. Follicles gibi insan olmayan bir nesneyle encourage, sözle destek vermek değil “teşvik etmek, hızlandırmak” anlamındadır. Start producing, üretme sürecine başlamak demektir.

Alıştırma

Cümleyi amaç ve tümleç ilişkisini gösteren iki sözcükle tamamlayın: The school planted more flowers ____ encourage bees ____ visit the garden.

Cevabı göster

to · to

And in the meantime, Anlatım akışı

4:23

Ve bu arada,

while scientists hone their hair-reviving methods, Kelime

4:24

bilim insanları saç canlandırma yöntemlerini geliştirirken,

Anlatım akışı

in the meantime: gelecekteki bir sonuçtan bugüne geçiş

in the meantime, “beklenen başka bir olay ya da sonuç gerçekleşmeden önceki süre boyunca” anlamına gelir. Buradaki daha uzun vadeli çalışma, bilim insanlarının yöntemlerini geliştirmesidir. Bir geçiş ifadesi olarak dikkati henüz tamamlanmamış gelecekteki çalışmadan şu anda önemli olan şeye çevirir. Bu yapı, bekleme süresi için geçici bir eylem, öneri veya düşünceyi tanıtmakta sıkça kullanılır.

Alıştırma

in the meantime bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Araştırmanın nihai sonucunu adlandırır.
  2. Tamamlanmamış araştırmadan bekleme sırasında önemli olan şeye geçiş yapar.
  3. Bilim insanlarının iki ayrı eylemi tam olarak aynı anda yaptığını söyler.
Cevabı göster

Tamamlanmamış araştırmadan bekleme sırasında önemli olan şeye geçiş yapar.

Kelime

hone their hair-reviving methods: kademeli geliştirme ve amaç

hone, “sürekli pratik veya özenli çalışma yoluyla geliştirmek ya da iyileştirmek” anlamına gelir. hone their methods ifadesinde bilimsel yöntemlerin daha etkili hâle getirilmek üzere hâlâ geliştirildiğini anlatır. hair-reviving, methods sözcüğünden önce gelen tireli bir birleşik sıfattır. “Saçın yeniden uzamasını sağlamayı amaçlayan” demektir; dolayısıyla bütün ifade, bilim insanlarının saçların tekrar uzamasına yardımcı olmayı amaçlayan yöntemleri geliştirmesini anlatır.

Alıştırma

hone their hair-reviving methods ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Yöntemleri bir kişinin evine doğru götürmek.
  2. Saç uzamasını yeniden sağlamak için tasarlanan yöntemleri kademeli olarak geliştirmek.
  3. Yöntemlerin kendisini yeniden hayata döndürmek.
Cevabı göster

Saç uzamasını yeniden sağlamak için tasarlanan yöntemleri kademeli olarak geliştirmek.

anyone going bald or considering baldness can remember that they're in great company. Deyimler

4:27

kelleşen veya kellik endişesi taşıyan herkes harika insanlarla aynı kaderi paylaştığını hatırlayabilir.

Deyimler

in great company: hayranlık duyulan insanlarla aynı durumda olmak

Be in great company, hayranlık duyulan, ünlü veya saygın insanların da sizinle aynı özelliğe ya da durumda sahip olduğunu anlatan bir deyimdir. Bu cümlede saçları dökülen kişilere güven verir: Yalnız değillerdir, çünkü daha önce sözü edilen tanınmış kişilerin de bu özelliği vardır. Buradaki company bir şirketi değil, sizinle ilişkilendirilen veya aynı gruba konan insanları ifade eder. Deyim, rahatsız edici olabilecek bir durumu olumlu bir karşılaştırmaya dönüştürür.

Alıştırma

Örnekte in great company ne anlama geliyor?

  1. Büyük bir toplantıya katılıyorsun.
  2. Hayranlık duyulan birçok insan aynı durumu paylaşıyor, yani yalnız değilsin.
  3. Mükemmel bir şirkette çalışıyorsun.
Cevabı göster

Hayranlık duyulan birçok insan aynı durumu paylaşıyor, yani yalnız değilsin.