Kölelikten isyankar gladyatöre: Spartaküs'ün hayatı - Fiona Radford: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu tarihsel anlatı, Spartaküs’ün kölelik ve gladyatör eğitiminden Roma’ya karşı büyük bir isyanın liderliğine uzanan yolculuğunu izliyor. İsyancıların taktik zaferlerini, sayıca büyümelerini ve iç bölünmelerini, nihai yenilgilerini ve Spartaküs’ün özgürlük ile direniş simgesi olarak kalıcı mirasını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. As the warrior slept, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: As ile başlayan yan cümlenin, sürmekte olan bir eylemi ana olayla eş zamanlı bir zaman arka planı olarak nasıl sunduğunu anlayabilirsiniz. Bu kısa yapıyı tarihsel ya da dramatik bir anlatıda sahneyi kurmak ve olayların zaman ilişkisini açıkça göstermek için kullanabilirsiniz. 2. or so he thought. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Anlatıcının bu ara sözünün, karakterin emin olduğu düşüncenin yakında yanlış çıkacağını haber verdiğini fark edebilirsiniz. Bir beklentinin ardından kullanarak yaklaşan dönüşü önceden sezdirebilir, gerilim oluşturabilir ve anlatıcının bilgisini karakterin bakış açısından kısa süreliğine ayırabilirsiniz. 3. echoes through the centuries. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Ün ya da etkinin zaman boyunca yankılanmayı sürdüren bir ses gibi sunulduğu metaforu anlayabilirsiniz. Bu ifadeyi, mirası kendi tarihsel döneminden çok sonra da güçlü kalan bir kişiyi, olayı veya düşünceyi betimlemek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
As the warrior slept, a snake coiled around his face. Notlar
0:07Savaşçı uyurken, yüzüne bir yılan dolandı.
As the warrior slept: As ile eş zamanlı bir zaman arka planı kurmak
Burada As, “-iken” veya “-dığı sırada” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. As the warrior slept yan cümlesi, yılanın hareketi için zaman arka planını kurar. Hikâye anlatımında As + özne + fiil, sürmekte olan bir eylemi arka plan olarak verebilir; ana cümle de bu sırada gerçekleşen olayı anlatır. as başka işlevlere de sahip olduğundan anlamı bağlam belirler.
Alıştırma
“As Maya read by the window, the lights went out,” cümlesinde As neyi ifade eder?
- Işıkların sönmesinin nedeni
- Maya ile ışıklar arasında bir karşılaştırma
- Işıkların söndüğü sıradaki zaman arka planı
Cevabı göster
Işıkların söndüğü sıradaki zaman arka planı
snake coiled around: coil around + nesne yapısı
snake coiled around his face ifadesinde coiled around, “etrafında bir veya daha fazla kıvrım oluşturdu” anlamına gelir. Yılanın uzun gövdesi yalnızca yüze yakın durmaz, yüzün çevresini sarar. coil around + nesne yapısını; yılan, ip, kablo, sarmaşık veya bir şeyin etrafında kıvrılabilen benzer uzun nesneler için kullanabilirsiniz. Geçmiş zaman biçimi coiled, eylemi geçmişte anlatılan bir olayın parçası olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi coil fiilinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The climbing vine ____ the fence post.
Cevabı göster
coiled around
Instead of a threat: bir yorumu reddedip ardından başka bir yorum sunmak
Instead of a threat ifadesi, olası bir yorumu, yani tehdit yorumunu reddetmek için başta kullanılır. Ardından ana cümle, eşinin gerçekte benimsediği yorumu verir: bir alamet. Başa getirilen Instead of A, B kalıbı, dinleyiciyi beklenen veya belirgin yorum A'dan farklı bir seçenek ya da yorum olan B'ye yönlendirir. Bilgiyi A değil, B şeklinde kısa ve etkili biçimde düzenler.
Alıştırma
Reddedilen planı tanıtmak için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: ____ a long meeting, we sent one clear email.
Cevabı göster
Instead of
omen: geleceği haber verdiğine inanılan işaret
Omen, insanların gelecekteki bir olayı, özellikle iyi ya da kötü talihi haber verdiğine inandığı bir şeydir. Sözcük; kader, batıl inanç veya doğaüstü anlam duygusu katar. Bu cümlede eşi, gördüğü şeyi yalnızca karşısında duran bir şey olarak değil, daha sonra olacaklarla ilgili bir mesaj olarak yorumluyor.
Alıştırma
Hangi cümlede omen doğal biçimde kullanılmıştır?
- She made an omen with her hand to tell us to wait.
- The sudden eclipse was taken as an omen of war.
- The exit omen is above the door.
Cevabı göster
The sudden eclipse was taken as an omen of war.
a fearsome power that would lead her husband to either glory or doom. Dilbilgisi
0:15kocasını ya zafere ya da felakete sürükleyecek korkunç bir gücün işaretiydi.
either glory or doom: iki sonuçtan birini göstermek
Either A or B, iki seçeneği olası tercihler ya da sonuçlar olarak sunar. Burada glory ve doom dil bilgisel olarak paralel isimlerdir; dolayısıyla koca bu iki sondan birine sürüklenebilir. İki uç sonucu aynı either...or... kalıbına yerleştirmek güçlü bir karşıtlık yaratır ve geleceği belirsiz ve belirleyici gösterir. either ve or sonrasındaki ögeler dil bilgisel olarak paralel olmalıdır.
Alıştırma
İki alternatif sonuçtan birini belirten standart bağlaç çiftini kullanarak cümleyi tamamlayın: The expedition could end in ____ triumph ____ disaster.
Cevabı göster
either · or
For now, however: anlatımı bugüne döndürmek
For now, ifadeyi şu anki aşamayla sınırlar ve daha sonra değişiklik olma ihtimalini açık bırakır. However, az önce söz edilen daha büyük gelecek ile bir karşıtlık kurar. For now, however, birlikte anlatımı gelecekteki olasılıktan bugünkü gerçeğe döndürür. Bu geçiş, vaat edilen değişikliği geciktirip şu anda doğru olanı vurgulayarak bilgi akışını düzenler.
Alıştırma
Bir ekip gelecekte tamamlanmış bir makine yapabilir, ancak şu anda yalnızca erken aşamadaki bir modele sahiptir. Hangi cümle bu gelecek olasılığından bugünkü duruma en iyi dönüşü yapar?
- For now, however, the team has only a prototype.
- Therefore, the team already has a finished machine.
- From now on, the team will build the finished machine.
Cevabı göster
For now, however, the team has only a prototype.
one of millions taken from the territories conquered by Rome Dilbilgisi
0:23Roma'nın fethettiği topraklardan alınan milyonlardan biriydi
one of millions taken from...: ad öbeğinde sıkıştırılmış arka plan bilgisi
one of millions, bir kişiyi çok büyük bir grubun tek bir üyesi olarak gösterir. Burada millions, millions of people anlamındadır; people sözcüğü bağlamdan anlaşılır. taken from the territories conquered by Rome, bu grup hakkında edilgen bir arka plan bilgisi ekler: Bu insanlar o topraklardan götürülmüştür. Geçmiş ortaç bilgisini millions sözcüğünden sonra vermek; gruba aidiyeti, grubun büyüklüğünü ve kökeni tek bir ad öbeğinde sıkıştırır. Bu yapı kısa tarih veya biyografi anlatılarında yaygındır.
Alıştırma
Etkilenen büyük bir grubun tek bir üyesini belirtmek için aynı sıkıştırılmış yapıyı doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- She was one of thousands were displaced by the flood.
- She was one of thousands displaced by the flood.
- She was one of thousands displacing by the flood.
Cevabı göster
She was one of thousands displaced by the flood.
conquered by Rome: kısaltılmış edilgen niteleyici
conquered by Rome, territories sözcüğünden sonra gelir ve bu adı niteler. Topraklar eyleme maruz kalan taraftır; bu nedenle öbek edilgen anlam taşır: Roma bu toprakları fethetmiştir. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: territories that were conquered by Rome, territories conquered by Rome biçimine dönüşür. İngilizcede gerçeklere dayalı anlatımı kısa tutmak için sıklıkla ad + geçmiş ortaç öbeği kullanılır.
Alıştırma
Edilgen ilgi cümleciğini geçmiş ortaçlı bir niteleyiciye indirgeyin: The report lists towns that were damaged by the storm. The report lists towns ____ the storm.
Cevabı göster
damaged by
to work the mines, ... work + yer veya kaynakla emek vermek
To work the mines bir mastar öbeğidir. Buradaki work, madenlerde madencilik işi yapmak veya madenlerden kaynak çıkarmak anlamına gelir; the mines ise doğrudan nesnedir. Bu ifade insanların madencilik emeği verdiğini anlatır, madeni çalıştırmak anlamına gelmez. İngilizcede work, belirli yer veya kaynak adlarını doğrudan nesne alarak o yerde ya da kaynak üzerinde yapılan işi anlatabilir. work the land ve work the fields ifadeleri de aynı yapıyı gösterir.
Alıştırma
'to work the mines' ifadesinde work ne anlama gelir?
- madencilik şirketini yönetmek
- madenlerde emek vermek
- madenin makinelerini onarmak
Cevabı göster
madenlerde emek vermek
till the fields, ... tarım fiili olarak till
Till the fields bir fiil öbeğidir. Burada till, toprağı sürmek ve ekime hazırlamak anlamına gelir; the fields ise üzerinde çalışılan topraktır. İfade tarımsal emeği anlatır, bir zaman sınırını değil. the fields, işlenen nesnedir. Bu yapı, buradaki till kullanımını '...-e kadar' anlamındaki zaman bildiren till kullanımından ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
'The gardeners tilled the soil before planting tomatoes' cümlesinde tilled ne anlama gelir?
- ekim zamanına kadar bekledi
- domatesleri hasat etti
- toprağı ekime hazırladı
Cevabı göster
toprağı ekime hazırladı
or fight for the crowd's entertainment. Kültür
0:29ya da kalabalığın eğlencesi için dövüşmek üzere.
fight for the crowd's entertainment: kalabalığı savunmak için değil, eğlendirmek için dövüşmek
Bu tarihsel bağlamda köleleştirilmiş insanlar ya da gladyatörler halka açık bir gösteri olarak dövüşmeye zorlanabiliyordu. Kalabalık, eğlenmek için şiddeti izliyordu. Burada for the crowd's entertainment, fight eyleminin amacını belirtir: kalabalığı eğlendirmek için dövüşüyorlardı. Kalabalığı savunmak ya da onun çıkarları için mücadele etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede for the crowd's entertainment neyi açıklar?
- Dövüşçüler kalabalığı savunuyordu.
- Kalabalık, dövüşmenin ödülü olarak eğlence sundu.
- Dövüşmenin amacı kalabalığı eğlendirmekti.
Cevabı göster
Dövüşmenin amacı kalabalığı eğlendirmekti.
A nomadic Thracian from what is now Bulgaria, Notlar
0:31Bugünkü Bulgaristan topraklarından gelen göçebe bir Trakyalı olarak
nomadic Thracian from what is now Bulgaria: modern haritada konumlandırılan antik kimlik
Nomadic, kalıcı olarak yerleşmek yerine sürekli hareket etmeyi içeren bir yaşam biçimini anlatır; Thracian ise antik Trakya ile ilişkili bir halkın üyesini belirtir. from what is now Bulgaria ifadesi, antik bir kökeni modern harita üzerinde konumlandırır. Kişinin günümüz Bulgaristan sınırları içinde kalan bir bölgeden geldiği anlamına gelir; ona modern Bulgar vatandaşlığı vermez ve modern devletin o dönemde var olduğunu göstermez.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Tarihî bir anlatımda from what is now Bulgaria, yerin günümüz Bulgaristan sınırları içinde olduğunu belirtir; kişinin modern Bulgar vatandaşlığına sahip olduğu anlamına gelmez.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
what is now Bulgaria: bugün Bulgaristan olan bölge
what is now Bulgaria, bugün Bulgaristan olarak adlandırılan bölge anlamına gelir. Bu ifade, tarihî bir kişiyi veya olayı modern bir yer adıyla konumlandırır; antik yerin o dönemde zaten bugünkü Bulgaristan ülkesi olduğunu söylemez. Yapı what is now + günümüzde kullanılan yer adıdır. Burada from what is now Bulgaria, göçebe Trakyalının bağlantılı olduğu bölgeyi belirtir.
Alıştırma
Tarihî konum çerçevesini tamamlayın: The ancient settlement stood in ____ southern Italy.
Cevabı göster
what is now
served in the Roman army: askerlik anlamındaki serve in kalıbı
Bu cümlede served in the Roman army, onun Roma ordusunun bir üyesi olarak askerî görev yaptığı anlamına gelir. Serve burada müşteriye hizmet etmek veya yemek sunmak anlamında değil, askerî anlamda kullanılmıştır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp serve in + silahlı kuvvet, kuvvet kolu veya askerî birliktir: serve in the army, serve in the navy ya da serve in a unit gibi.
Alıştırma
Cümleyi serve in ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before becoming a doctor, Lena ____ the army for four years.
Cevabı göster
served in
had served in the Roman army but was imprisoned for desertion
had served in the Roman army, past perfect zamanındadır ve görev yapma olayının başka bir geçmiş olaydan önce gerçekleştiğini gösterir; was imprisoned ise simple past edilgen yapıdır ve daha sonra gerçekleşen hapsedilmeyi anlatır. But iki deneyimi bağlar ve görev yapmış olma ile firar nedeniyle cezalandırılma arasındaki dönüşü vurgular. Bu düzen, biyografik bir anlatının önceki bir deneyime dönüp ardından ana geçmiş zaman çizgisine dönmesini sağlar. For desertion, hapsedilme nedeninin firar olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede had served neyi gösterir?
- Hizmeti şu anda gerçekleşiyor
- Hapsedildiğinde hizmeti hâlâ devam ediyordu
- Hizmeti daha sonraki hapsedilmesinden önceydi
Cevabı göster
Hizmeti daha sonraki hapsedilmesinden önceydi
imprisoned for desertion: askerî firar suçu nedeniyle hapis
Burada desertion, askerlik hizmetinin, bir görevin veya tayin edilmiş bir vazifenin izinsiz olarak terk edilmesi ve genellikle geri dönmeme niyeti anlamına gelir. Resmî bir askerî ve hukuki suçtur; bu nedenle imprisoned for desertion, bu suç yüzünden hapse atılmak demektir. Bu isim, ‘terk etmek’ anlamındaki desert fiilinden gelir; ‘çöl’ anlamındaki desert isminden gelmez. Ordu ve hapis bağlamı, askerî anlamı gösterir.
Alıştırma
“The officer was tried for desertion,” cümlesinde desertion ne anlama gelir?
- askerlik hizmetinin veya askerî bir görevin izinsiz terk edilmesi
- kurak bir çöl bölgesinde yapılan yolculuk
- daha yüksek bir askerî rütbeye terfi
Cevabı göster
askerlik hizmetinin veya askerî bir görevin izinsiz terk edilmesi
Spartacus had been brought to Capua by Batiatus, Dilbilgisi
0:42Spartaküs, Batiatus tarafından Capua'ya getirilmişti,
had been brought to Capua by Batiatus: past perfect edilgen
had been + past participle yapısı past perfect edilgen yapıyı oluşturur. Bu cümlede Spartacus eylemden etkilenen kişidir: onu biri Capua'ya getirmiştir ve by'dan sonra gelen Batiatus eylemi yapan kişiyi gösterir. Past perfect, bu olayın anlatıdaki başka bir geçmiş zamandan önce gerçekleştiğini belirtir. Odak Batiatus'ın eyleminde değil, Spartacus'ın daha önceki durumundadır.
Alıştırma
Bu cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? By the time the interview began, the witness ___ to the station.
- had been brought
- was brought
- had brought Spartacus
Cevabı göster
had been brought
lanista, or trainer of gladiators: terimi açıklayan or
Lanista, Antik Roma'da gladyatörleri eğiten ve yöneten kişiyi anlatan özel bir terimdir. Bu cümlede önce isim verilir, ardından bu isim günlük İngilizceyle açıklanır. İsim, or + açıklama kalıbı aynı şeyi daha anlaşılır sözlerle yeniden ifade eder. Buradaki or yani anlamındadır; iki farklı meslek arasında seçim bildirmez.
Alıştırma
a lanista, or trainer of gladiators cümlesinde or ne işe yarar?
- lanista'yı daha basit İngilizceyle açıklar
- iki kişinin birlikte çalıştığını gösterir
- seçmek için iki meslek sunar
Cevabı göster
lanista'yı daha basit İngilizceyle açıklar
at the ludus or gladiator school: Antik Roma’ya ait bir gladyatör eğitim kurumu
Burada ludus, Antik Roma’daki bir eğitim kurumunu anlatan Latince tarihî bir terimdir. Gladyatörlerle ilgili bu bağlamda, gladyatörlerin yaşadığı, denetlendiği ve eğitildiği yerdi; sıradan bir okul değildi. or gladiator school sözleri, bilinmeyebilecek bu terimi hemen açıklar. Buradaki or, ‘yani’ veya ‘başka bir deyişle’ anlamına gelir. Bu nedenle cümle iki olası yeri değil, tek bir kurumu adlandırır.
Alıştırma
Cümlede the ludus or gladiator school neyi ifade eder?
- İki ayrı yer: bir oyun alanı ve bir okul
- Gladyatörlerin barındırılıp eğitildiği bir Roma kurumu
- Roma tarihinin öğretildiği sıradan bir modern okul
Cevabı göster
Gladyatörlerin barındırılıp eğitildiği bir Roma kurumu
was unforgiving: sert ve hataya çok az yer bırakan
unforgiving sözcüğü yaşamı, bir sistemi, ortamı veya başka koşulları nitelediğinde, bunların sert olduğunu ve hata ya da zayıflığa çok az yer bıraktığını anlatır. Yaşamın kelimenin gerçek anlamıyla bağışlamamaya karar verdiği anlamına gelmez. Buradaki was unforgiving, eğitim kurumundaki yaşamın çok ağır talepler getirdiğini ve hataların ciddi sonuçlar doğurabildiğini belirtir. Aynı mecaz anlam an unforgiving climate veya an unforgiving schedule gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede unforgiving, ‘sert ve hataya çok az yer bırakan’ anlamında kullanılmıştır?
- The mountain route is unforgiving in bad weather.
- The puzzle was difficult but harmless to get wrong.
- My friend was unforgiving after I apologized.
Cevabı göster
The mountain route is unforgiving in bad weather.
New recruits were forced to swear an oath Kalıp ifadeler
0:53Yeni gelenler bir yemin etmeye zorlanırdı;
were forced to swear an oath: zorlama ve resmî yemin
Edilgen be forced to + fiil kalıbı, öznenin gerçek anlamda seçeneği olmadığını belirtir. were forced to swear ifadesinde baskıya maruz kalanlar yeni katılanlardır; baskıyı uygulayan kişi veya kurum belirtilmeyebilir. Swear an oath ciddi ve resmî bir söz vermek, yani yemin etmek demektir. Buradaki swear, küfürlü sözler kullanmak anlamına gelmez. were forced to swear an oath bütünü, yemini gönüllü bir söz değil, dayatılmış resmî bir taahhüt olarak sunar.
Alıştırma
force fiilinin edilgen biçimini ve swear an oath eşdizimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The new guards were ____ an oath before taking their posts.
Cevabı göster
forced to swear
to be burned ... to be killed: paralel edilgen mastarlar
Her öge edilgen mastar olan to be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: to be burned, to be bound, to be beaten ve to be killed. Bu biçimin tekrarlanması, yeni katılanların bu eylemleri yapan değil, eylemlere maruz kalan taraf olduğunu gösterir. Tam yapının tekrarı paralellik oluşturur. Böylece yeminin koşulları, sert ve bilinçli bir ritimle tek tek okunan resmî bir liste gibi duyulur. Son and, son ögeye gelindiğini belirtir.
Alıştırma
Üç ögede de tam edilgen mastarı tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: The finalists expected ____ interviewed, ____ tested, and ____ ranked.
Cevabı göster
to be · to be · to be
to be killed by the sword: kılıçla öldürülmek
To be killed by the sword, bir kılıçla öldürülmek anlamına gelir; daha yüksek ve tarihî bir anlatımda ise kesici silahların kullanıldığı silahlı şiddet sonucu ölümü genel olarak ifade edebilir. by ile başlayan öbek, ölümün hangi araçla gerçekleştiğini gösterir. Antik dönemle ilgili bir anlatıda the sword; idamı, savaşı veya arenada öldürülmeyi çağrıştırır. Bu nedenle ifade, yalnızca belirsiz bir ölüm bildirmek yerine örgütlü ve kurallara bağlı bir şiddet havası taşır; belirli bir kılıcı göstermesi gerekmez.
Alıştırma
Tarihî bir anlatıda killed by the sword en güçlü biçimde neyi düşündürür?
- Bir kılıca kazara dokunulması
- İdam veya çatışma gibi silahlı şiddetin neden olduğu ölüm
- Kılıç kullanmayı öğrenmek
Cevabı göster
İdam veya çatışma gibi silahlı şiddetin neden olduğu ölüm
and to obey their master's will without question. Kalıp ifadeler
1:01ve efendilerinin iradesine sorgusuz sualsiz itaat etmeye.
obey their master's will without question: efendilerinin iradesine sorgusuz itaat etmek
Obey someone's will, bir kişinin isteklerine veya emirlerine göre hareket etmek anlamına gelir. İngilizcede obey geçişli bir fiildir ve nesneyi doğrudan alır: obey their master's will denir, obey to their master's will denmez. Without question; itiraz etmeden, tartışmadan veya reddetmeden anlamına gelir. İtaati mutlak hâle getirir; eylemin kolayca gerçekleştiği veya bir ifadenin kesinlikle doğru olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “itiraz etmeden veya reddetmeden” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The recruits were expected to obey the captain's will ____.
Cevabı göster
without question
But even harsh discipline couldn't break Spartacus's spirit. Deyimler
1:04Ancak sert disiplin bile Spartaküs'ün ruhunu kıramadı.
couldn't break Spartacus's spirit: kararlılık için bir mecaz
break someone's spirit ifadesinde break mecazidir: kişinin vazgeçmesi veya boyun eğmesi için cesaretini, umudunu ya da kararlılığını yok etmek anlamına gelir. Burada spirit hayalet değil, içsel irade demektir. Olumsuz couldn't break yapısı, sert disiplinin bile Spartaküs'e bu iradeyi kaybettiremediğini gösterir. Daha genel olarak bu ifade, birinin iradesini kırmaya çalışan baskı veya acıyı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede couldn't break Spartacus's spirit ne anlama gelir?
- Konuşmasını bölemedi
- Onu fiziksel olarak yaralayamadı
- Onun cesaretini ve kararlılığını yok edemedi
Cevabı göster
Onun cesaretini ve kararlılığını yok edemedi
led 73 other slaves to seize...: lead + kişi + to-infinitive yapısı
lead + kişi + to-infinitive yapısı, insanlar bir eylem gerçekleştirirken onlara yol göstermek, onları organize etmek veya yönetmek anlamına gelir. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada lider Spartaküs'tür; diğer 73 köle onun yönettiği kişilerdir ve to seize onların eylemini belirtir. led ile to arasında bulunan kişi bu yapının temel bir parçasıdır. Aynı yapı başka bağlamlarda da birinin bir grubu bir görevi tamamlamaya yönlendirdiğini gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zamandaki lead + kişi + to do yönetme yapısıyla tamamlayın: The captain ____ the crew ____ repair the engine before sunset.
Cevabı göster
led · to
fight their way out: direnerek savaşıp kaçmak
fight their way out ifadesinde fight ilerlemek için kullanılan eylemi, their way zorla açtıkları yolu, out ise sonucu, yani kaçışı belirtir. İfadenin tamamı, dirençle savaşarak sonunda dışarı çıkmaları anlamına gelir. Yapı fiil + iyelik sözcüğü + way + yön biçimindedir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir; örneğin she fought her way out denir. Bu yapı genellikle kolay bir yolda ilerlemeyi değil, engellere karşı gösterilen çabayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi fight fiilini one's way yapısında kullanarak tamamlayın: Surrounded by guards, the rebels had to ____ of the prison.
Cevabı göster
fight their way out
hijacking a wagon of gladiator equipment along the way. Kalıp ifadeler
1:17yolda gladyatör ekipmanlarıyla dolu bir vagonu da ele geçirdiler.
along the way: yolculuk veya süreç sırasında gerçekleşen olay
Along the way, bir olayı bir yolculuğun veya daha uzun bir sürecin akışı içine yerleştirir. Burada arabanın ele geçirilmesinin, daha geniş eylem dizisi ilerlerken gerçekleştiğini gösterir. Way gerçek bir güzergâhı veya mecazi bir süreci ifade edebilir. Pek çok anlatıda bu ifade “süreç sırasında” anlamına gelir ve ana ilerleme çizgisini değiştirmeden yan bir olay ekler.
Alıştırma
Bir yıl süren araştırma projesinde, keşiflerin proje ilerlerken gerçekleştiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We made several useful discoveries on the way to the research center.
- By the way, we made several useful discoveries.
- We made several useful discoveries along the way.
Cevabı göster
We made several useful discoveries along the way.
were done fighting for others: be done + -ing yapısı
were done fighting ifadesinde done, were'den sonra gelen bir sıfattır ve ardından -ing biçimindeki fighting gelir. Bu ifade, savaşmayı bırakmaya karar verdikleri veya artık devam etmek istemedikleri anlamına gelir; edilgen bir yapı değildir. For others, devam etmeyi reddettikleri eylemi, yani başkaları adına savaşmayı belirtir. Genel olarak be done + -ing, bir eylemin özne açısından sona erdiğini gösterir ve çoğu zaman kesinlik, bıkkınlık veya kararlı bir tutum taşır.
Alıştırma
Cümleyi be done yapısının çoğul geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several failed attempts, they ____ trying the same solution.
Cevabı göster
were done
fought for their freedom: tekrarlanan fight for yeni bir amacı gösterir
Anlatı, önceki cümledeki fight for yapısını tekrar eder ancak tamamlayıcıyı others'dan their freedom'a değiştirir. Bu paralel anlatım, savaşın eski ve yeni amaçlarını yan yana getirir. Now, yeni bir aşamaya geçildiğini gösterir. Fiil yapısı aynı kalırken hedef değiştiği için dikkat, kimin veya neyin yararına savaşıldığındaki değişime yönelir: başkalarına hizmet etmekten kendi özgürlüklerinin peşinden gitmeye geçerler.
Alıştırma
fight for yapısını tekrarlayıp others yerine their freedom kullanmanın temel etkisi nedir?
- others ile their freedom ifadelerini aynı hedef olarak sunar.
- Savaşmayı tamamen bıraktıklarını söyler.
- Savaşmalarındaki amaç değişikliğini vurgular.
Cevabı göster
Savaşmalarındaki amaç değişikliğini vurgular.
news reached Rome: reach fiilinin öznesi olarak bilgi
Burada news bir olay hakkındaki bilgiyi ifade eder; reached ise bu bilgiyi bir yere ulaşan bir şey olarak sunar. Bu yan cümle, Roma'daki insanların haberi aldığını veya olaydan haberdar olduğunu anlatır. Bu anlamda reach geçişli bir fiildir: news reached Rome örneğinde olduğu gibi hedef doğrudan ardından gelir. Mesajlar, ses veya etki bir kişiye, yere ya da gruba ulaştığında da aynı yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Bilginin köye ulaştığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The village reached the news.
- The news reached the village.
- The news arrived the village.
Cevabı göster
The news reached the village.
too busy with ... to worry about ...: ilgilenemeyecek kadar meşgul olmak
too + sıfat + to + fiil yapısında sıfat, sonraki eylemi engelleyen veya o eylem için yeterli kapasite bırakmayan bir dereceyi anlatır. Bu nedenle was too busy ... to worry, Senato'nun o kadar çok zorlu işi olduğunu ve kölelere ayıracak ilgisinin kalmadığını belirtir; Senato'nun hem meşgul hem de endişeli olduğu anlamına gelmez. with öbeği Senato'yu neyin meşgul ettiğini belirtir: İspanya ve Pontus İmparatorluğu'ndaki savaşlar. to mastarı ise bu yoğunluğun engellediği veya geri plana ittiği eylemi, yani köleleri dert etmeyi belirtir.
Alıştırma
too + sıfat + to + fiil sonuç yapısını oluşturan sözcükle cümleyi tamamlayın: During the emergency, the nurse was too busy ____ answer the phone.
Cevabı göster
to
Senate was too busy with wars in Spain and the Pontic Empire: öncelik verilen savaşlar
Burada Senate, Antik Roma'nın önemli siyasi kurumu olan Senato'yu ifade eder. Senate was too busy with wars in Spain and the Pontic Empire ifadesi, daha büyük dış savaşların Roma'nın dikkatini meşgul ettiğini ve köle isyanından daha öncelikli olduğunu anlatır. Bu, neden ve öncelik bildiren bir yapıdır: cümle, Senato'nun başka savaşlara odaklanmasını isyanı başlangıçta ciddi bir tehdit olarak görmemesinin nedeni olarak sunar. Too busy, kelimenin tam anlamıyla hiç zaman olmadığını değil, önceliklerin çatıştığını belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade esas olarak neyi açıklıyor?
- Senato'nun İspanya'daki savaşları neden başlattığı
- Kölelerin Pontus İmparatorluğu için neden savaştığı
- Roma yöneticilerinin başlangıçta köle isyanına neden çok az dikkat verdiği
Cevabı göster
Roma yöneticilerinin başlangıçta köle isyanına neden çok az dikkat verdiği
some unruly slaves: küçümseyici bir niteleme
some unruly slaves ifadesi bu insanları küçük ve düzensiz bir grup olarak gösterir. Buradaki some kesin bir sayı vermez; “sadece birkaç” gibi duyulabilir. Unruly ise onları örgütlü bir isyan olarak değil, kontrol edilmesi zor kişiler olarak çerçeveler. Bu iki kelime birlikte küçümseyici bir bakış açısını ortaya çıkarır. Roma makamlarının isyanı neden hafife aldığını anlamaya yardımcı olurlar; grubun gerçekten küçük olduğunu veya yalnızca sorun çıkardığını kanıtlamazlar.
Alıştırma
Bu bağlamda some unruly slaves en güçlü biçimde hangi tutumu ima ediyor?
- Grup, saygı gören ve örgütlü bir ordu olarak sunuluyor.
- İfade, hiçbir bakış açısı içermeyen tamamen tarafsız bir betimlemedir.
- Grup, önemsiz bir disiplin sorunu olarak sunuluyor.
Cevabı göster
Grup, önemsiz bir disiplin sorunu olarak sunuluyor.
praetor Claudius Glaber took an army of 3,000 men Kültür
1:35praetor Claudius Glaber 3.000 kişilik bir orduyla
praetor Claudius Glaber: addan önce gelen bir Antik Roma unvanı
Praetor, Claudius Glaber'in sahip olduğu Antik Roma makamıdır. Bir praetor, önemli hukuk yetkileri olan üst düzey bir yöneticiydi ve kendisine askerî komuta da verilebilirdi. Bu arka plan, Glaber'in bu cümlede neden bir orduya liderlik edebildiğini açıklar. Claudius Glaber'in önünde kullanılan praetor, unvan + kişi adı yapısında bir makam unvanı işlevi görür. Kişisel adının bir parçası değildir.
Alıştırma
praetor Claudius Glaber ifadesinde praetor ne işe yarar?
- Claudius Glaber'in doğduğu yeri belirtir.
- Claudius Glaber'in taşıdığı silahı belirtir.
- Claudius Glaber'in Antik Roma'daki makamını belirtir.
Cevabı göster
Claudius Glaber'in Antik Roma'daki makamını belirtir.
and blocked off the only passage up the mountain. Öbek fiiller
1:42ve dağa çıkan tek geçidi kapattı.
blocked off the only passage up the mountain: tek güzergâhı kapatmak
Block off, insanların geçememesi veya girememesi için bir girişi, yolu, güzergâhı ya da alanı kapatmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada blocked off, yolun yalnızca kısa süreliğine engellenmesini değil, kullanılamaz hâle gelmesini anlatır. The only passage up the mountain, yukarı çıkan tek güzergâhı belirtir. Bu güzergâhın kapatılması dağa normal erişimi kesmiştir.
Alıştırma
Cümleyi block off fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Because the bridge was unsafe, police ____ both entrances.
Cevabı göster
blocked off
All that remained was to wait and starve them out, Notlar
1:45Geriye sadece beklemek ve onları aç bırakmak kalmıştı,
All that remained was to wait: son adımı belirtmek
All that remained was to + fiilin yalın hâli kalıbı, diğer her şey çözüldükten sonra to'dan sonraki eylemi son kalan hareket olarak sunar. Bu cümlede plan son aşamasına gelmiştir: beklemek ve cümlenin devamında belirtildiği gibi onları aç bırakarak dışarı çıkarmak. Bu kalıp, anlatıdaki diğer seçenekleri de kapatır. Bu nedenle sonuç daha sonra değişebilecek olsa bile sıradaki adım kararlaştırılmış veya kaçınılmazmış gibi duyulabilir.
Alıştırma
Kalıbı remain fiilinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The repairs were finished; all that ____ was to test the engine.
Cevabı göster
remained
starve them out: aç bırakarak dışarı çıkmaya zorlama
Starve someone out, bir kişiye veya gruba yiyecek vermeyerek açlığın onları bir yeri terk etmeye, dışarı çıkmaya ya da teslim olmaya zorlaması demektir. Açlık yöntemdir; zorla çıkma veya teslim olma ise sonuçtur. Burada out yalnızca yön değil, sonuç bildiren bir parçacıktır. Bu taktiğin bir konumdan çıkma veya teslim olma sonucu doğurduğu anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The army cut off the rebels' food supply and tried to starve them out. Burada starve them out ne anlama gelir?
- Yiyecek vermeyerek isyancıları dışarı çıkmaya veya teslim olmaya zorlamak.
- İsyancılar dışarı çıktıktan sonra onlara yiyecek vermek.
- İsyancılar yemek isteyene kadar dışarıda beklemek.
Cevabı göster
Yiyecek vermeyerek isyancıları dışarı çıkmaya veya teslim olmaya zorlamak.
or so he thought: yaklaşan ters köşeyi haber verme
Burada so, hemen önce sözü edilen inanç ya da sonucun tamamının yerine geçer. or so he thought ara sözü, “ya da en azından onun inandığı buydu” anlamına gelir. Anlatıcı karakterin bakış açısından dışarı çıkarak bu inancın güvenilir olmadığını ve muhtemelen boşa çıkacağını sezdirir. Bu kısa yorum, kesinleşmiş gibi görünen bir ifadeyi yaklaşan ters köşenin işaretine dönüştürür.
Alıştırma
Anlatıcı, bir karakterin inancından sonra or so he thought ekleyerek genellikle neyi ima eder?
- Karakter dikkatlice düşünmeye daha yeni başlamıştır.
- Karakterin inancının yanlış olduğu muhtemelen ortaya çıkacaktır.
- Anlatıcı karakterin inancını tamamen doğrular.
Cevabı göster
Karakterin inancının yanlış olduğu muhtemelen ortaya çıkacaktır.
In the dead of night: gecenin en sessiz vakti
In the dead of night, gecenin çok ilerlemiş olduğu ve çevrenin özellikle durgun ve sessiz kaldığı zamanı anlatan bir deyimdir. Dead burada mecazidir; ölümü değil, hareketin ya da sesin yokluğunu belirtir. Burada başta kullanılan ifade, zaman belirten bir zarf görevi görür. Hem olayın zamanını hem de dramatik atmosferi kurar, ancak kesin bir saat belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi, dead içeren ve “her şeyin sessiz olduğu çok geç bir gece saatini” anlatan deyimle tamamlayın: A loud alarm went off ____.
Cevabı göster
in the dead of night
the rebels lowered themselves down the cliffside Kalıp ifadeler
1:51isyancılar sarp uçurumdan aşağı indiler,
lowered themselves down the cliffside: kişinin kendi kontrollü inişi
lower oneself down yapısında lower geçişli bir fiildir; dönüşlü zamir fiilin nesnesidir ve özneye geri döner. Yapı, kişinin kendi bedenini genellikle kontrollü biçimde daha alçak bir konuma indirmesi anlamına gelir. Burada themselves çoğul özne the rebels ile uyumludur; down the cliffside ise uçurumun yüzü boyunca aşağı yönlü yolu belirtir. Bu ifade, isyancıları başka birinin indirdiğini değil, onların inişlerini kendilerinin kontrol ettiğini vurgular.
Alıştırma
lower oneself down yapısını geçmiş zamanda kullanın ve dönüşlü zamiri özneyle uyumlu hâle getirin: During the inspection, Maya ____ into the cellar.
Cevabı göster
lowered herself down
flanked Glaber's unguarded camp: yandan yapılan taktik hareket
Burada flanked askerî anlamda kullanılan geçişli bir fiildir ve Glaber's unguarded camp fiilin nesnesidir. İsyancıların cepheden ilerlemek yerine kampın açıkta kalan yanına dolanıp o yönden yaklaşmasını veya saldırmasını anlatır. Unguarded kampın savunmasız olduğunu belirtir ve neden kolay hedef olduğunu açıklar; ancak flank fiilinin anlamının bir parçası değildir. Flank ayrıca tek başına bir hedefi her yönden kuşatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu askerî cümlede flanked Glaber's unguarded camp ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- kampın açıkta kalan yanına hareket ettiler veya oradan saldırdılar
- kampın çevresinde tam bir kuşatma çemberi oluşturdular
- kampın içinde nöbet görevi üstlendiler
Cevabı göster
kampın açıkta kalan yanına hareket ettiler veya oradan saldırdılar
Thus began the legend of Rome's defiant gladiator. Anlatım akışı
1:59Böylece Roma'ya kafa tutan gladyatörün efsanesi başladı.
Thus began the legend: başlangıcı işaretleyen resmî devrik yapı
Thus, “bu şekilde” veya “bunun sonucunda” anlamına gelir. Anlatıcı bu sözcüğü başa getirerek önceki olayı efsanenin gelişmeye başladığı nokta olarak sunar. Öznenin önce geldiği olağan söz dizimi The legend began in this way olurdu. Resmî Thus + fiil + özne kalıbı cümleye tarihî bir bildiri havası verir ve anlatıdaki önemli bir dönüm noktasını işaretler.
Alıştırma
Önemli bir başlangıcı işaretleyen iki sözcüklü kalıpla resmî anlatı cümlesini tamamlayın: The team published its breakthrough results. ____ a new era of medical research.
Cevabı göster
thus began
As news of the rebellion spread: gelişen iki süreci birbirine bağlama
Cümle başındaki As, ana cümledeki süreçle aynı anda gelişen bir arka plan sürecini tanıtır. Burada haber yayılmaya devam ederken grubun safları da büyür. İki gelişme arasında doğal bir bağlantı da vardır: haberin daha geniş yayılması daha fazla kişinin katılmasına yardımcı olur. As, bunları hafif bir neden ima ederek paralel değişimler şeklinde düzenler; because kadar doğrudan neden bildirmez.
Alıştırma
Bu cümlede as nasıl bir ilişki ifade ediyor: As the neighborhood grew, the local school added more classes?
- Mahalle büyümesine rağmen okul daha fazla ders açar.
- Mahalle, daha fazla ders açılması amacıyla büyür.
- İki gelişme birlikte ilerler ve aralarında olası bir bağlantı vardır.
Cevabı göster
İki gelişme birlikte ilerler ve aralarında olası bir bağlantı vardır.
its ranks swelled with escaped slaves: safları hızla büyüdü
Bu tarihsel cümlede çoğul ranks, askerî rütbeleri değil, bir ordunun veya örgütlü grubun üyelerini ifade eder. Bu nedenle its ranks, o gücü oluşturan insanları anlatır. Swell sözcüğü gerçek anlamıyla büyümek veya şişmek demektir. ranks swelled with escaped slaves ifadesinde, çok sayıda insanın katılmasıyla gücün hızla büyüdüğünü anlatan mecazlı bir kullanımdır. With, yeni üyelerin türünü veya kaynağını belirtir.
Alıştırma
The association's ranks swelled with local volunteers cümlesinde ne oldu?
- Dernek gönüllülerini daha yüksek rütbelere terfi ettirdi.
- Dernek gönüllülerini daha uzun sıralar hâlinde dizdi.
- Çok sayıda yerel gönüllü derneğe katıldı.
Cevabı göster
Çok sayıda yerel gönüllü derneğe katıldı.
but Spartacus's clever tactics transformed them into an effective guerrilla force. Notlar
2:13ama Spartaküs'ün zekice taktikleri onları etkili bir gerilla gücüne dönüştürdü.
transform A into B: onları etkili bir gerilla gücüne dönüştürmek
Transform A into B, A'nın B olmasına neden olmak demektir. A değişen kişi veya şeydir; into ise değişim sonucunda ortaya çıkan kimliği, biçimi ya da durumu tanıtır. Bu cümlede them A'dır, an effective guerrilla force ise B'dir. Taktikler onlara yalnızca kısa süreli yardım etmedi; eğitimsiz bir grubu örgütlü ve savaşabilecek bir güce dönüştürdü.
Alıştırma
Sonuç bildiren değişim yapısını tamamlayın: Careful editing transformed the rough draft ____ a clear article.
Cevabı göster
into
guerrilla force: düzensiz savaşan silahlı bir grup
Guerrilla force, çoğunlukla geleneksel cephe savaşlarına girmek yerine pusu, baskın ve hızlı hareket gibi düzensiz savaş yöntemlerini kullanan silahlı bir gruptur. Bu ifade bir örgütlenme ve savaşma biçimini anlatır; yalnızca küçük olan herhangi bir grup anlamına gelmez. Bu cümlede force, fiziksel güç değil, silahlı kişilerden oluşan örgütlü bir kuvvet anlamındadır. transformed them into an effective guerrilla force yapısı, Spartaküs'ün taktiklerinin onları bu rolü başarıyla yerine getirebilir hâle getirdiğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede an effective guerrilla force ne anlama geliyor?
- yalnızca törenlerde kullanılan bir düzenli ordu birliği
- fiziksel enerji kaynağı
- düzensiz taktikler kullanan örgütlü bir silahlı grup
Cevabı göster
düzensiz taktikler kullanan örgütlü bir silahlı grup
A second Roman expedition led by praetor Varinius, Dilbilgisi
2:19Praetor Varinius önderliğindeki ikinci Roma seferi,
expedition led by ...: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
expedition led by praetor Varinius ifadesinde led by praetor Varinius, expedition isminden sonra gelen geçmiş ortaç öbeğidir. Sefer kuvvetinin Varinius tarafından yönetildiğini anlatır ve which was led by praetor Varinius ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Bu yapı edilgen ilişkiyi sıkıştırır: isim eyleme maruz kalır, by sonrasındaki kişi ise eylemi gerçekleştirir. Bilgi yoğun tarih ve haber metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “Dr. Shah'ın liderliğinde” anlamındaki kısaltılmış edilgen ifadeyle tamamlayın: A research team ____ Dr. Shah published the results.
Cevabı göster
led by
To elude the remaining Roman forces: başa alınmış amaç mastarı
Cümlenin başındaki To elude the remaining Roman forces, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Öznenin sonraki eylemi neden yaptığını, yani bu eylemin geriye kalan Roma kuvvetlerinden kurtulmak amacıyla yapıldığını belirtir. Amacın başa alınması, asıl eylemden önce hedefi açık hâle getirir. Burada elude, çoğunlukla beceri veya strateji kullanarak yakalanmaktan ya da fark edilmekten kaçınmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki "To elude the remaining Roman forces" öbeğinin görevi nedir?
- Sonraki eylem için bir koşul getirir.
- Sonraki eylemin sonucunu belirtir.
- Sonraki eylemin amacını belirtir.
Cevabı göster
Sonraki eylemin amacını belirtir.
the rebels used their enemies' corpses as decoy guards, Kalıp ifadeler
2:27isyancılar düşmanlarının cesetlerini yem olarak nöbetçi gibi kullandılar,
used their enemies' corpses as decoy guards: use A as B kalıbı
use A as B kalıbı, A'nın B işlevini görmesini veya B rolünü üstlenmesini sağlamak anlamına gelir. used their enemies' corpses as decoy guards ifadesinde A, their enemies' corpses; B ise onlara verilen decoy guards rolüdür. Decoy guards, nöbetçi gibi görünerek gözlemciyi yanıltması amaçlanan şekillerdir. İfade aldatıcı bir kullanımı anlatır; cesetlerin gerçekten bir nöbetçinin görevlerini yerine getirebildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
use A as B kalıbını tamamlayın: During the blackout, Maya used her phone ____ a flashlight.
Cevabı göster
as
stealing Varinius's own horse to aid their escape. Kalıp ifadeler
2:31kaçışlarına yardımcı olması için Varinius'un kendi atını bile çaldılar.
to aid their escape: resmî aid + ad yapısı
Burada to aid their escape, önceki atı çalma eyleminin amacını belirtir: onların kaçışını kolaylaştırmak. Aid geçişli bir fiildir; their escape ise yardım edilen olayı adlandıran bir ad öbeğidir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp to aid + ad öbeği biçimindedir. Bir süreci desteklemek veya bir sonuca ulaşmayı kolaylaştırmak amacıyla bir eylem yapıldığını anlatır.
Alıştırma
aid + their escape kullanarak cümleyi resmî bir amaç ifadesiyle tamamlayın: The climbers were in danger, so the driver kept the engine running ____.
Cevabı göster
to aid their escape
and policy of distributing spoils equally, Kelime
2:37ve ganimetleri eşit dağıtma politikası sayesinde,
Thanks to ... and ...: birden fazla nedeni önce sunmak
Thanks to bir neden öbeği başlatır. Burada his inspiring victories ve his policy of distributing spoils equally biçimindeki iki eş görevli nedeni kapsar; and bu iki nedeni tek bir Thanks to altında birleştirir. Bu öbeği ana cümleden önce kullanmak, sonucu yorumlamak için önce nedenlerin çerçevesini kurar. Virgül, sonucun daha sonra geleceğini gösterdiği için ikinci nedenden önce Thanks to ifadesini tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Baştaki Thanks to öbeği bilgiyi düzenlerken hangi görevi üstlenir?
- İki nedenden önce sonucu sunar.
- Zaferlere ve politikaya doğrudan teşekkür eder.
- Sonuçtan önce iki nedeni sunar.
Cevabı göster
Sonuçtan önce iki nedeni sunar.
policy of distributing spoils equally ifadesindeki spoils
Burada spoils, yenilmiş bir düşmandan alınan para, eşya veya diğer değerli şeyleri ifade eden çoğul bir isimdir. Distributing the spoils equally, ele geçirilenleri herkese eşit paylar hâlinde vermek demektir. Askerî ve tarihî metinlerde hem bağlam hem de spoils sözcüğünün distributing sonrasında bulunması, bunun dağıtılan şeyleri adlandıran bir isim olduğunu gösterir. “Zarar vermek” veya “şımartmak” anlamındaki spoil fiili değildir.
Alıştırma
“The army divided the spoils after the battle,” cümlesinde spoils ne anlama gelir?
- zaferden sonra alınan değerli şeyler
- savaşa götürülen erzak
- bozulmuş yiyecek
Cevabı göster
zaferden sonra alınan değerli şeyler
continued attracting followers ifadesinde continue + -ing
Continued attracting, hâlihazırda devam eden bir eylemin veya eğilimin durmadığını göstermek için continue + fiil-ing yapısını kullanır. Bu cümlede Spartaküs takipçi kazanmaya devam etmiştir. Attracting devam eden etkinliktir; followers ise onun nesnesidir ve Spartaküs’ü desteklemeye ya da ona katılmaya çekilen kişileri ifade eder. Başka durumlara aktarılabilen kalıp continue doing something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için attract fiilinin -ing biçimini kullanın: The museum continued ____ visitors throughout the winter.
Cevabı göster
attracting
gain control of: bir şeyin kontrolünü ele geçirmek
Gain control of, “bir şeyi yönetme, idare etme veya kullanma gücüne sahip hâle gelmek” demektir. Bu cümlede gained, köyleri kontrol etmeme durumundan onları kontrol etme durumuna geçildiğini gösterir. Yapı gain control of + isim şeklindedir. Burada of villages, kontrol altına giren şeyi belirtir; ifade yalnızca köylere ulaşmak veya girmekten daha fazlasını anlatır.
Alıştırma
“Yönetme yetkisini elde etti” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: After the election, the new party gained ____ the council.
Cevabı göster
control of
where new weapons could be forged: bir yerin işlevini açıklamak
where new weapons could be forged ifadesinde where, villages sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. “O köylerde” anlamına gelir ve cümleciğin geri kalanı orada ne yapılabileceğini açıklar. Bu nedenle köylerin coğrafi konumunu değil, işlevini veya stratejik değerini anlatır. Could be forged, could + be + past participle yapısında kiplik içeren bir edilgendir. New weapons eylemden etkilenir; dövme işini yapan kişiler ise belirtilmez.
Alıştırma
“where new weapons could be forged” cümleciği köylerle ilgili olarak temel olarak neyi açıklar?
- Köylerde ne yapılabileceği
- Silahların daha sonra nereye götürüldüğü
- Köyleri kimin inşa ettiği
Cevabı göster
Köylerde ne yapılabileceği
The Romans soon realized they were no longer facing ragtag fugitives, Notlar
2:48Romalılar çok geçmeden artık derme çatma kaçaklarla karşı karşıya olmadıklarını anladılar
were no longer facing: değişen bir durum
Bu cümlede were no longer facing, Romalıların artık aynı türden rakiplerle karşı karşıya olmadığını anlatır. No longer, önceki durumun sona erdiğini ya da değiştiğini gösterir: daha önce ragtag fugitives ile karşı karşıyaydılar, ancak bu tanım artık geçerli değildi. Were facing, o sırada karşı karşıya olunan durumu gösteren geçmişte devam eden zamandır. No longer'ın were ile facing arasına gelmesi, durumun değiştiğini açıkça vurgular.
Alıştırma
“were no longer facing” ifadesinde no longer neyi gösterir?
- Bir rakiple ilk kez karşılaşmak üzereydiler.
- Önceki durum değişmişti; bu yüzden artık aynı türden bir rakiple karşı karşıya değillerdi.
- Daha önce hiçbir rakiple karşılaşmamışlardı.
Cevabı göster
Önceki durum değişmişti; bu yüzden artık aynı türden bir rakiple karşı karşıya değillerdi.
ragtag fugitives: küçümseyici bir grup tanımı
ragtag fugitives ifadesinde ragtag, grubu gevşek örgütlenmiş, derme çatma biçimde bir araya gelmiş ya da düzenli ve bakımlı görünmeyen bir topluluk olarak tanımlar. Bu, üyelerin yalnızca birbirinden farklı olduğunu tarafsızca söyleyen bir ifade değildir. fugitives, yakalanmaktan veya denetimden kaçan kişiler demektir. Birlikte kullanıldığında ifade, kaçakları küçümseyen bir bakış açısıyla sunar: Romalılar onları örgütsüz ve pek de tehdit oluşturmayan bir grup olarak görmüştü. Bu tutum, ifadenin bu sahnedeki anlamının bir parçasıdır.
Alıştırma
ragtag, ragtag fugitives ifadesine nasıl bir tutum katar?
- Kaçakların başka bir ülkeden resmî koruma aldığını söyler.
- Kaçakları gevşek örgütlenmiş ya da derme çatma bir grup olarak gösterir ve hafif küçümseyici bir ton taşır.
- Kaçakların birçok farklı geçmişten geldiğini tarafsızca söyler.
Cevabı göster
Kaçakları gevşek örgütlenmiş ya da derme çatma bir grup olarak gösterir ve hafif küçümseyici bir ton taşır.
the Senate retaliated with the full force of two legions. Kalıp ifadeler
2:55Senato, iki lejyonun tam gücüyle misilleme yaptı.
retaliated with the full force of two legions: tüm güçle karşı saldırı
Retaliated, daha önceki bir saldırı veya zarardan sonra karşı saldırıda bulunulduğunu anlatır. retaliate with + araç ya da güç yapısı, karşılık verirken ne kullanıldığını belirtir. With the full force of two legions, yalnızca iki lejyonun orada olduğunu değil, lejyonların bütün askerî gücünün kullanıldığını ifade eder. İfade bir bütün olarak güçlü ve geniş çaplı bir karşı saldırıyı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede retaliated with the full force of two legions neyi vurguluyor?
- Senato iki lejyonu savaşmadan geri çekti.
- Senato lejyonlara rutin bir mesaj gönderdi.
- Senato, lejyonların bütün askerî gücünü kullanarak karşı saldırıya geçti.
Cevabı göster
Senato, lejyonların bütün askerî gücünü kullanarak karşı saldırıya geçti.
left victorious: öznenin durumunu anlatan sıfat
left victorious ifadesinde victorious, nasıl hareket ettiklerini anlatan bir zarf değil, rebels sözcüğünün belirttiği kişilerin durumunu anlatan bir sıfattır. Ayrıldıkları sırada galip durumda olduklarını ve genellikle zaferin ayrılmadan önce ulaşılan sonuç olduğunu ifade eder. Bu, özneye yönelik ikincil yüklem yapısıdır: özne + fiil + sıfat. Eylemi ve öznenin durumunu tek, kısa bir cümlecikte birleştirir.
Alıştırma
The rebels left victorious cümlesinde victorious sözcüğünün görevi nedir?
- left fiilinin doğrudan nesnesidir.
- İsyancıların ayrıldıkları sıradaki durumunu anlatır.
- İsyancıların ne kadar hızlı ayrıldığını belirtir.
Cevabı göster
İsyancıların ayrıldıkları sıradaki durumunu anlatır.
many lives were lost in the battle: ölümleri resmî biçimde bildirmek
many lives were lost ifadesinde lives insan hayatlarını belirtir; were lost ise insanların öldüğünü edilgen bir yapıyla anlatır. Bu yan cümle, her bir ölüme kimin neden olduğunu söylemek yerine savaşın yol açtığı ölüm sonucuna odaklanır. Bu ifade many people died ifadesinden daha resmî ve ağırbaşlıdır. Tarih anlatılarında, haberlerde ve anma dilinde yaygındır.
Alıştırma
Bir kazadaki ölümleri anlatan resmî bir tarih metnine en uygun cümle hangisidir?
- Many lives were lost in the accident.
- Many people died in the accident.
- Many people passed away with the accident.
Cevabı göster
Many lives were lost in the accident.
To honor him ... held funeral games: antik bir anma geleneği
To honor him amaç bildiren bir ifadedir ve Spartaküs'ün neden harekete geçtiğini açıklar. Buradaki honor birine saygı göstermek ve onu anmak, held ise düzenlemek veya gerçekleştirmek anlamına gelir. Bu antik bağlamda funeral games, ölen birinin anısına düzenlenen atletizm yarışmaları veya dövüş gösterileri gibi rekabetçi etkinliklerdi. Dolayısıyla games, günümüzdeki bir cenazede yapılan eğlenceli oyunları değil, düzenlenmiş yarışmaları belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede funeral games neydi?
- Cenazeden sonra eğlenmek için oynanan sıradan bir oyun
- Günümüzdeki sıradan bir cenaze töreni
- Ölen bir kişiyi onurlandırmak için düzenlenen yarışmalar
Cevabı göster
Ölen bir kişiyi onurlandırmak için düzenlenen yarışmalar
his fellow rebels had once endured.
3:14bir zamanlar asi yoldaşlarının katlandığı rolleri oynamaya zorladı.
forcing ... to play the role ... had once endured: rollerin tersine dönmesi
forcing his Roman prisoners to play the role şeklindeki -ing yan cümlesi, rol değişimini yaratan eylemi ekler. force + person + to + verb yapısında his Roman prisoners eyleme zorlanan kişilerdir; bu yüzden seçim hakları yoktur. his fellow rebels had once endured ilgi cümlesi, isyancıların geçmişte çektiği acı üzerinden rolün ne olduğunu belirtir. Romalıları aynı konuma sokmak iki tarafın yerini değiştirir ve anlatıma ironik, misillemeci bir etki verir.
Alıştırma
Vurgulanan bölümlerin rol değişimini nasıl düzenlediğini en iyi hangi yorum açıklar?
- Romalılar ve isyancılar bir oyunda farklı rolleri gönüllü olarak canlandırır.
- İsyancılar, Romalı tutsakların yarattığı yeni bir rolü taklit etmeye zorlanır.
- Romalılar, isyancıların daha önce bulunduğu aynı acı verici konuma zorlanır.
Cevabı göster
Romalılar, isyancıların daha önce bulunduğu aynı acı verici konuma zorlanır.
By the end of 72 BCE: bir sonucun zaman sınırı
By the end of 72 BCE, o yılın bitiminden daha geç olmayan bir zaman sınırı belirler. By, bu sınıra kadar geçen döneme dönüp bakar; bu nedenle ardından gelen ifade genellikle o zamana kadar ulaşılmış bir sonuç veya oluşmuş bir durum olarak anlaşılır. Tarihsel bir zaman çizelgesinde bu giriş ifadesi, önceki gelişmeleri bir dönemin sonundaki durumun görüntüsünde toplar; yalnızca tek bir olayı son ana yerleştirmez.
Alıştırma
Hangi cümle bitmiş raporu en geç ay sonuna kadar ulaşılmış bir sonuç olarak sunar?
- By the end of the month, the team had finished the report.
- During the month, the team worked on the report.
- At the end of the month, the team began writing the report.
Cevabı göster
By the end of the month, the team had finished the report.
Spartacus's army was a massive force of roughly 120,000 members, Kalıp ifadeler
3:19Spartaküs'ün ordusu yaklaşık 120.000 kişilik devasa bir güçtü,
a massive force of roughly 120,000 members: büyüklük ve tahmin
Bu cümlede force fiziksel güç değil, savaşçılardan oluşan örgütlü bir birlik anlamına gelir. A massive force, orduyu çok büyük bir askerî grup olarak tanımlar; of roughly 120,000 members ise grubun büyüklüğünü belirtir. Roughly, 120,000 sayısının kesin bir sayım değil tahmin olduğunu göstermek için sayıdan önce gelir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp a force of roughly + sayı + people veya troops şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi force of roughly ile tamamlayın: The fort was defended by a ____ 300 soldiers.
Cevabı göster
force of roughly
but those numbers proved difficult to manage. Dilbilgisi
3:25ancak bu sayıyı yönetmek zorlaşıyordu.
those numbers proved difficult to manage: prove + sıfat + mastar
Burada proved, bir iddiayı resmen kanıtlama eylemi değil, sonuçta öyle olduğu ortaya çıktı anlamında bir bağ fiilidir. subject + prove + adjective kalıbı, deneyim veya daha sonraki olaylar yoluyla belirginleşen bir özelliği anlatır. Difficult to manage hem özelliği hem de ilgili işi belirtir. those numbers yalnızca soyut sayıları değil, çok büyük sayıdaki insanı ifade eder; dolayısıyla cümle, bu kadar büyük bir grubu yönetmenin zor olduğunun ortaya çıktığını söyler.
Alıştırma
Cümleyi proved difficult to ile tamamlayın: The new software ____ maintain.
Cevabı göster
proved difficult to
With the path to the Alps clear: with + ad öbeği + sıfat ile arka plan koşulu
Kalıp with + ad öbeği + sıfattır: the path to the Alps ad öbeğidir ve clear onun durumunu açıklar. Burada clear, yolun saydam olduğunu değil, açık ve engelsiz olduğunu belirtir. İfadenin tamamı, tam bir yan cümle kullanmadan ana eylemin arka planındaki koşulu verir. Alpler'e giden yol açık “olduğu için” veya “artık açık olduğundan” şeklinde anlaşılabilir; ancak with yapısı zaman ile neden arasındaki kesin ilişkiyi örtük bırakır ve dikkati ana eylemde tutar.
Alıştırma
Hangi cümle arka plan koşulunu belirtmek için with + ad öbeği + sıfat yapısını doğru kullanır?
- With the road was clear, the buses began moving again.
- With the road clear, the buses began moving again.
- With clear the road, the buses began moving again.
Cevabı göster
With the road clear, the buses began moving again.
Spartacus wanted to march beyond Rome's borders, Anlatım akışı
3:30Spartaküs Roma sınırlarının ötesine yürümek istiyordu,
beyond Rome's borders, where...: bir hedefi önemiyle ilişkilendirmek
wanted to march beyond Rome's borders mastar bölümü planlanan rotayı belirtir: sınırı geçip Roma'nın dışındaki bölgeye ilerlemek. Virgülden sonraki where yan cümlesi de beklenen bir sonucu bu hedefe bağlar: takipçileri orada özgür olacaktı. Bu bilgi düzeni, yeri yalnızca bir konum olmaktan çıkarır. Önce Spartaküs'ün nereye gitmek istediğini söyler, ardından o yerin neden önemli olduğunu açıklar. Would, wanted fiilinin geçmişteki bakış noktasından geleceğe yönelerek özgürlüğü zaten geçerli bir durum olarak değil, hedefte beklenen gelecek olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede where his followers would be free bölümünün temel işlevi nedir?
- Fiziksel sınırın kesin bir betimlemesini verir.
- Roma sınırlarının ötesindeki hedefi, orada beklenen özgürlükle ilişkilendirir.
- Takipçilerin Roma sınırları içinde zaten özgür olduğunu söyler.
Cevabı göster
Roma sınırlarının ötesindeki hedefi, orada beklenen özgürlükle ilişkilendirir.
had grown brash: aşırı özgüvenli ve düşüncesiz hâle gelmek
had grown brash ifadesinde grow, hâle gelmek anlamında bir bağ fiilidir; brash ise değişimden sonraki durumu belirtir. Past perfect yapıdaki had grown, bu değişimin geçmişteki başka bir olaydan önce gerçekleşmiş olduğunu gösterir. Brash olumsuzdur: Ordu fazla cesur ve aşırı özgüvenli olmuş, yeterince dikkatli davranmamaya başlamıştır. grow + adjective kalıbı, grow tired veya grow impatient örneklerinde olduğu gibi aşamalı bir değişimi anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede had grown brash ne anlama gelir? After several easy wins, the team had grown brash.
- aşırı özgüvenli ve düşüncesiz hâle gelmişti
- fiziksel olarak büyümüştü
- sakin ve dikkatli hâle gelmişti
Cevabı göster
aşırı özgüvenli ve düşüncesiz hâle gelmişti
while others dreamed of marching on Rome itself. Öbek fiiller
3:40diğerleri ise bizzat Roma'ya yürümeyi hayal ediyordu.
dreamed of marching on Rome itself: bir hedefin üzerine yürümeyi hayal etmek
dreamed of marching on Rome itself ifadesinde dream of + -ing, eylemi gerçekleşmiş bir olay olarak değil, bir hedef veya hayal olarak sunar. March on + place, bir yeri askerî ya da çatışmacı bir hedef kabul ederek ona doğru ilerlemek demektir; on bir yüzeyi değil, yaklaşılan hedefi belirtir. Itself vurgu ekler: Amaç yalnızca Roma yakınındaki veya Roma'nın denetimindeki bir yere değil, doğrudan Roma'ya ulaşmaktı. İfadenin tamamı şehre karşı ilerleme yönündeki cesur bir planı anlatır.
Alıştırma
Askerî raporu, hedefe doğru ilerlemek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At dawn, the troops began to ____ the capital.
Cevabı göster
march on
foregoing what would be their last chance at freedom. Notlar
3:47özgürlük için son şansları olabilecek bu fırsattan vazgeçtiler.
In the end: Nihai Sonucu Tanıtmak
In the end, anlaşmazlık, değerlendirme veya değişim sürecinden sonraki nihai sonucu tanıtan bir söylem bağlayıcısıdır. Burada önceki olasılıkları kapatır ve ordunun gerçekte ne yaptığını bildirir. Anlamı “sonunda” veya “her şey olup bittikten sonra”dır; bir şeyin fiziksel olarak uç kısmındaki konumu belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir tartışma sürecinden sonraki nihai sonucu sunmak için in the end ifadesini kullanıyor?
- At the end of the hallway, we found the smaller venue.
- In the end, we chose the smaller venue.
- The end of the hallway was near the venue.
Cevabı göster
In the end, we chose the smaller venue.
foregoing what would be their last chance at freedom: Bir Kararın Bedelini Eklemek
foregoing what would be their last chance at freedom şeklindeki -ing yan cümlesi, ana cümleye bağlı ek bilgi veren bir ortaç yapısıdır. Anlamca öznesi the rebel army ifadesidir: Ordu güneye yönelerek özgürlüğe ulaşma fırsatından da vazgeçmiştir. Bu yan cümle, kaybı ayrı bir ana olay olarak değil, kararın sonucu ve bedeli olarak sunar. What would be their last chance, “daha sonra son şansları olduğu anlaşılacak fırsat” anlamına gelir. Would, hikâyedeki geçmiş bir noktadan geleceğe bakar; burada isteklilik ifade etmez.
Alıştırma
foregoing what would be their last chance at freedom ifadesi cümleye temel olarak hangi bilgiyi ekliyor?
- Kaybedilen fırsatı güneye yönelmenin sonucu ve bedeli olarak sunar.
- Farklı bir ordunun gerçekleştirdiği ilgisiz bir eylemi tanıtır.
- Ordunun özgürlüğü bir fırsata dönüştürmeye istekli olduğunu söyler.
Cevabı göster
Kaybedilen fırsatı güneye yönelmenin sonucu ve bedeli olarak sunar.
foregoing what would be their last chance at freedom: son özgürlük şansından vazgeçmek
Burada foregoing, hâlâ seçilebilecek durumda olan bir şeyden vazgeçmek anlamına gelir. Bilinçli bir fedakârlığı resmî bir biçimde anlatan bir -ing şeklidir; nesnesi what would be their last chance at freedom ifadesidir. Bu ifade, sonradan özgür kalmaları için son fırsatları olacak şeyi anlatır. Kullanım, seçimi sıradan bir karar gibi değil, önemli ve üzücü sonuçları olan bir tercih gibi gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede foregoing sözcüğünün anlamına en yakın seçenek hangisidir?
- son bir özgürlük şansı elde etmek
- sahip olabilecekleri bir şeyden vazgeçmek
- daha önce bahsedilen bir şeye gönderme yapmak
Cevabı göster
sahip olabilecekleri bir şeyden vazgeçmek
Meanwhile: anlatı odağını Crassus'a taşımak
Meanwhile bir zaman zarfı ve aynı zamanda bir söylem belirtecidir. Başka bir olayın aynı genel dönem içinde sürdüğünü gösterir ve okuyucunun dikkatini farklı bir olay çizgisine yönlendirir. Burada anlatının odağını isyancılardan Marcus Licinius Crassus'a ve Roma komutasına taşır. İki olayın tam olarak aynı saniyede başladığını söylemez; onları paralel gelişmeler olarak sunar.
Alıştırma
Cümleye uygun geçiş ifadesini seçin: The kitchen staff prepared dinner. ___, the front desk was checking in guests at the same time.
- Therefore
- Afterward
- Meanwhile
Cevabı göster
Meanwhile
had assumed control of the war: savaşın komutasını resmî olarak üstlenmek
had assumed control of the war ifadesinde assume control of, savaş faaliyetlerinin veya askerî komutanlığın yönetimini resmî olarak üstlenmek anlamına gelir. Buradaki assume, “varsaymak” değil, “üstlenmek” anlamındadır; control of the war devralınan yetkiyi belirtir. Had assumed, past perfect zamandır. Bu yapı, anlatıdaki başka bir geçmiş olaydan veya geçmişteki bir zaman noktasından önce kontrolü ele alma işinin tamamlandığını gösterir. Yani Crassus o aşamada zaten komutayı elinde tutuyordu.
Alıştırma
Resmî ifade olan assume control of yapısını doğru biçimde kullanın: By dawn, the new commander had ____ the operation。
Cevabı göster
assumed control of
As Rome's wealthiest citizen: rol ve statü bildiren as
As Rome's wealthiest citizen cümle başına alınmış bir as öbeğidir. Buradaki as, “... rolünde veya konumunda” anlamına gelir ve Crassus'un zenginliğini ve statüsünü sonraki eylemin çerçevesi veya dayanağı olarak sunar. Bu öbek öncelikle zamanı belirtmez. As kelimesinden sonra özne ve fiil içeren tam bir cümlecik değil, Rome's wealthiest citizen isim öbeği geldiği için yapı kısa bir rol veya statü çerçevesi olarak okunur; bağlam ayrıca “... olduğu için” anlamını da çağrıştırabilir.
Alıştırma
“As the team captain, Maya spoke first” cümlesinde as neyi belirtir?
- Maya'nın takım kaptanına benzediğini gösterir
- Maya'nın konuşmasını belirli bir zamana yerleştirir
- Maya'nın takım kaptanı rolünü belirtir
Cevabı göster
Maya'nın takım kaptanı rolünü belirtir
eventually trapping the rebels in the toe of Italy. Deyimler
4:01sonunda isyancıları İtalya'nın burnunda köşeye sıkıştırdı.
the toe of Italy: İtalya'nın güney ucunu anlatan harita benzetmesi
the toe of Italy coğrafi bir benzetmedir. İtalya Yarımadası genellikle bir çizmeye benzetilir; bu nedenle toe, yarımadanın güney ucunu anlatır. İnsan vücudundaki bir ayak parmağını değil, bir bölgeyi ifade eder. Bu cümlede in the toe of Italy bir yer bildiren öbek olarak kullanılır ve isyancıların sonunda nerede kıstırıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the toe of Italy neyi ifade ediyor?
- Çizme şeklindeki İtalya Yarımadası'nın güney ucu
- İtalya'daki bir insan ayak parmağı
- Roma'nın şehir merkezi
Cevabı göster
Çizme şeklindeki İtalya Yarımadası'nın güney ucu
and a stinging betrayal by local pirates, Deyimler
4:07ve yerel korsanların acımasız ihanetinden sonra,
a stinging betrayal: ihanette keskin duygusal acı
Stinging kelimesi gerçek anlamıyla bir sokmanın ya da batmanın yol açtığı keskin acıyı anlatır. a stinging betrayal ifadesinde bu fiziksel acı, duygusal zararın benzetmesine dönüşür: ihanet özellikle acı verici ve yaralayıcı hissedilir. a artikeli ve by local pirates öbeği belirli bir ihaneti ve bunu kimin yaptığını gösterir. İfade, konuşanın bu ihanetin derinden yaraladığını düşündüğünü de ekler; yalnızca ihaneti tarafsız biçimde bildirmez.
Alıştırma
a stinging betrayal hangi anlamı verir?
- sadece gizli tutulan bir ihanet
- duygusal etkisi çok az olan ya da hiç olmayan bir ihanet
- çok acı verici ve derinden yaralayıcı hissedilen bir ihanet
Cevabı göster
çok acı verici ve derinden yaralayıcı hissedilen bir ihanet
made a desperate run to break through...: acil bir yarma girişimi
Bu askerî anlatımda made a desperate run, güvenli seçeneklerin çok az kaldığı bir anda yapılan hızlı ve tehlikeli bir koşuyu anlatır. Desperate, son çareye başvurma hissi katar; yalnızca isyancıların çok hızlı koştuğunu söylemez. to break through Crassus's lines yapısındaki to mastarı, koşunun amacını belirtir. İfade bir bütün olarak düşman savunmasını aşmaya yönelik acil bir girişimi anlatır; başka bağlamlarda da kullanılabilen make a ... run to + fiil kalıbı ise koşunun türünü amacıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Bir hedefe ulaşmak için yapılan acil ve riskli koşuyu ifade eden hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: With floodwater rising, the family ____ reach the rescue boat.
Cevabı göster
made a desperate run to
break through Crassus's lines: savunma hattını aşıp geçmek
Break through, bir engeli veya savunma bariyerini zorlayarak ya da bir yol bularak aşmak anlamına gelen iki sözcüklü bir fiildir. Burada Crassus's lines, Crassus'un askerlerinin oluşturduğu mevzileri anlatır; dolayısıyla break through Crassus's lines, karşı tarafın savunma hattına girip öteki tarafa geçmek demektir. Through, bir engelin bir tarafından diğer tarafına geçme anlamını katar. Aynı fiil, fiziksel bir savunmayı aşmayı veya soyut bir engelin üstesinden gelmeyi anlatabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. break sözcüğünden sonra through gelip gelmediğine odaklanın.
- The firefighters had to break through the locked gate.
- The firefighters had to break the locked gate.
Cevabı göster
The firefighters had to break through the locked gate.
but it was no use: çaba sonuç vermedi
Burada but it was no use, başarısız bir çabayı özetler: bir şey denenmiştir, ancak amaçlanan sonuç elde edilememiştir. It belirli bir nesneyi değil, önceki eylemi veya durumu ifade eder. Baştaki but, çabadan başarısız sonuca geçişi gösterir. Bir anlatıda bu cümlecik, hikâye devam etmeden önce bir denemeyi kısaca sonuçlandırabilir.
Alıştırma
Çabanın sonuç vermediğini anlatan, no use ile biten dört sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: We pushed the stuck door again, but ____.
Cevabı göster
it was no use
Roman reinforcements were returning from the Pontic Wars, Kültür
4:16Roma takviye kuvvetleri Pontus Savaşları'ndan dönüyordu,
the Pontic Wars: takviye birliklerinin daha önce savaştığı cephe
The Pontic Wars terimi burada Roma Cumhuriyeti ile Pontus Krallığı arasındaki bir dizi çatışmayı ifade eder. Bu savaşlar, anlatılan mevcut çatışmadan uzakta, Anadolu'da ve çevresinde yapılmıştır. From the Pontic Wars ifadesinde bu ad, Roma askerlerinin görev yaptığı diğer savaş bölgesini belirtir. Askerlerin dönmesi, Roma'nın mevcut mücadele için daha fazla askere sahip olması anlamına geliyordu.
Alıştırma
Bu cümlede the Pontic Wars esas olarak neyi açıklar?
- Mevcut çatışmadaki kuvvetin varış noktasını belirtir.
- Roma takviye birliklerinin döndüğü diğer savaş bölgesinin adını belirtir.
- Takviye birliklerinin Pontus'a katılmak için Roma'dan ayrıldığını söyler.
Cevabı göster
Roma takviye birliklerinin döndüğü diğer savaş bölgesinin adını belirtir.
and the rebels' ranks and spirits were broken. Deyimler
4:19ve isyancıların safları ve moralleri kırılmıştı.
ranks and spirits were broken: güç ve moralin çöküşü
Burada ranks, isyancıları örgütlü bir savaş gücü olarak; yani hatlarını, birliklerini ya da savaşçı topluluğunu ifade eder. Spirits ise moral veya cesaret anlamındadır. Çoğul iki isim aynı were broken yüklemini paylaşır. Broken burada mecazidir: askerî düzenleri parçalanmış, savaşmayı sürdürme iradeleri çökmüştür. Dıştaki askerî durumla içteki ruh hâlinin yan yana verilmesi, yenilginin yalnızca insan veya silah kaybı değil, tam bir çöküş olduğunu gösterir.
Alıştırma
Burada rebels' ranks and spirits were broken ne anlama geliyor?
- Yalnızca silahları fiziksel olarak zarar görmüştü.
- Askerî rütbeleri ve dinî inançları değişmişti.
- Savaş güçleri de moralleri de çökmüştü.
Cevabı göster
Savaş güçleri de moralleri de çökmüştü.
made their last stand: son direnişlerini göstermek
Make one's last stand, yenilgi veya kaçmanın neredeyse imkânsız göründüğü bir durumda son kez kararlı biçimde direnmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Made their last stand içinde made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; their ise çoğul özne they ile uyumludur. Stand burada fiziksel olarak ayakta durma eylemini değil, bir direniş eylemini anlatan isimdir. İfade, başka bir geri çekilme veya deneme beklenmeden savaşmayı sürdürme olayına dramatik bir hava verir.
Alıştırma
Cümleyi son ve çaresiz bir direnişi anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Outnumbered and unable to retreat, the guards ____ at the bridge.
Cevabı göster
made their last stand
Spartacus nearly managed to reach Crassus Dilbilgisi
4:27Spartaküs neredeyse Crassus'a ulaşmayı başarmıştı
nearly managed to reach: başarıya yaklaştı ama başaramadı
Manage to + fiilin yalın hâli, çoğu zaman bir zorluğa rağmen bir şeyi yapmayı başarmak anlamına gelir. Nearly, managed sözcüğünü nitelediğinde nearly managed to reach, birine ulaşmayı başarmaya çok yaklaşmak ancak burada bunu gerçekten başaramamak anlamına gelir. Nearly sözcüğünün kapsamı önemlidir: yalnızca fiziksel mesafenin yakınlığını değil, managed to ile ifade edilen başarıyı değiştirir. Bu ifade, girişimi tamamlanmaya çok yaklaşmış olarak sunar.
Alıştırma
She nearly managed to unlock the door cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kapının kilidini açmaya çok yaklaştı ama başaramadı.
- Kapının kilidini hiç zorlanmadan açtı.
- Kapının kilidini açmamaya karar verdi.
Cevabı göster
Kapının kilidini açmaya çok yaklaştı ama başaramadı.
being cut down by centurions: şiddet içeren edilgen bir ifade
Burada cut down, şiddetli bir çatışmada bir kişi için kullanılan öbek fiildir. Birini yere serip öldürmek anlamına gelir; bir şeyi kısaltmak veya azaltmak anlamına gelmez. Being cut down, before sözcüğünden sonra kullanılan edilgen -ing biçimidir: eyleme uğrayan Spartaküs'tür, by centurions ise saldırganları belirtir. Bu ifade, söz konusu saldırıyı onun girişimini durduran olay olarak sunar.
Alıştırma
The commander was cut down during the battle cümlesindeki cut down ne anlama gelir?
- Ordunun büyüklüğünü azalttı.
- Konuşmasını kısalttı.
- Şiddetle yere serildi ve öldürüldü.
Cevabı göster
Şiddetle yere serildi ve öldürüldü.
crucified along the Appian Way: gözdağı olarak halka açık ceza
Bu tarihsel bağlamda were crucified, tutsakların çarmıhlara bağlanarak idam edildiği anlamına gelir. Appian Way önemli bir Roma yoluydu; bu nedenle along the Appian Way, Appian Way adlı tek bir yeri değil, yol güzergâhındaki görünür birçok noktayı belirtir. Binlerce idamın yoğun kullanılan bir yol boyunca halka açık biçimde sergilenmesi, cezayı bir uyarıya dönüştürüyordu. Yolcular direnişin sonuçlarını görüyordu; dolayısıyla yer bilgisi gözdağı vermeyi ve Roma'nın denetimini ifade eder.
Alıştırma
along the Appian Way yer bilgisi cümlenin anlamına ne katar?
- Cezayı kimsenin göremeyeceği özel bir yeri belirtir.
- Tutsakların güvenli biçimde Roma'ya gittiğini düşündürür.
- İdamların uyarı oluşturacak şekilde son derece görünür hâle getirildiğini gösterir.
Cevabı göster
İdamların uyarı oluşturacak şekilde son derece görünür hâle getirildiğini gösterir.
a haunting demonstration of Roman authority. Anlatım akışı
4:39Roma otoritesinin korkutucu bir göstergesi olarak.
değerlendirici bir açıklayıcı ad öbeği olarak a haunting demonstration of Roman authority
Bu ad öbeği virgülden sonra gelir ve önceki olayın tamamını yeniden adlandırır. Tamamlayıcı bir açıklayıcı ögedir: başka bir eylem bildirmek yerine, okuyucuya çarmıha germeleri Roma'nın gücünün sergilenmesi olarak yorumlamasını söyler. Haunting, görüntünün rahatsız edici ve unutulması zor olduğu değerlendirmesini ekler. Demonstration of Roman authority, Roma'nın yönetme gücünün görünür biçimde sergilenmesi veya kanıtlanması demektir; bir sokak protestosu anlamına gelmez.
Alıştırma
Tam cümlede a haunting demonstration of Roman authority ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Tutsakların idam edildiği yolun adını verir.
- Önceki çarmıha germeleri özetler ve değerlendirir.
- Roma yönetimine karşı ayrı bir protesto başlatır.
Cevabı göster
Önceki çarmıha germeleri özetler ve değerlendirir.
but it is not his legacy which...: olumsuz it-cleft ile odağı değiştirmek
Bu yan cümlede olumsuz bir it-cleft odaklama yapısı kullanılır: it is not + odaklanan isim öbeği + which yan cümlesi. Vurgulanıp dışlanan isim öbeği his legacy ifadesidir; which echoes through the centuries ise etkisini koruyan veya hatırlanmaya devam eden şeyi tanımlar. Önce Crassus'ın savaşı kazandığı belirtilir; ardından but, önem ölçütünü askerî sonuçtan tarihsel hafızaya taşır. Bu yapı yalnızca onun mirasının sürmediğini tarafsız biçimde söylemez. his legacy ifadesini reddedilen karşıt odak hâline getirir ve okuyucuyu kalıcı olan başka bir etki beklemeye yöneltir.
Alıştırma
Bu cümlede olumsuz it-cleft yapısının temel işlevi nedir?
- his legacy ifadesini reddedilen odak olarak vurgular ve başka bir kalıcı etki beklememizi sağlar.
- Crassus'ın savaşı kazanmadığını söyler.
- his legacy ifadesini hatırlanan tek şey olarak tanımlar.
Cevabı göster
his legacy ifadesini reddedilen odak olarak vurgular ve başka bir kalıcı etki beklememizi sağlar.
echoes through the centuries: kalıcı etkiyi yankı olarak anlatmak
Echo genellikle yeniden duyulan bir sesi anlatır. Buradaki echoes through the centuries bir mecazdır: Bir miras, isim, fikir veya hikâye birçok kuşak boyunca hatırlanır ve etkisini sürdürür. Through the centuries, yankı görüntüsünü çok uzun bir zaman dilimine yayar. Bu ifade gerçek bir sesin yüzlerce yıl boyunca ilerlemesini anlatmak yerine tarih anlatımına yüce ve geniş kapsamlı bir ton verir.
Alıştırma
Tarihî bir metinde Her message echoes through the centuries en çok hangi anlama gelir?
- O, mesajı her yüzyılda bir kez tekrarlar.
- İnsanlar çok uzun zaman sonra da onun mesajını hatırlayıp tartışmaya devam eder.
- Onun sesi yüzlerce yıl boyunca gerçekten duyulabilir.
Cevabı göster
İnsanlar çok uzun zaman sonra da onun mesajını hatırlayıp tartışmaya devam eder.
has become synonymous with freedom: özgürlükle özdeşleşmiştir
Become synonymous with, bir fikir veya özellikle o kadar güçlü biçimde ilişkilendirilmek anlamına gelir ki bir şey diğerini temsil etmeye başlar. Burada kölenin adı özgürlüğü temsil eder hâle gelmiştir; bu, sözcüklerin sözlük anlamıyla eş anlamlı olduğu iddiası değildir. Present perfect biçimindeki has become, bu ilişkinin zaman içinde geliştiğini ve konuşma anında hâlâ önem taşıdığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp A has become synonymous with B şeklindedir.
Alıştırma
Resmî eşdizimi iki sözcükle tamamlayın: Over time, the brand has become ____ reliability.
Cevabı göster
synonymous with
who made the world's mightiest empire tremble: make + nesne + yalın fiil
İlgi zamiri who, the slave ifadesini niteleyen bir yan cümle başlatır. Bu yan cümlede made the world's mightiest empire tremble, make + nesne + yalın fiil yapısını izler: made + the world's mightiest empire + tremble. Etken çatıdaki bu ettirgen yapıda make'ten sonraki fiil, to almadan yalın biçimde kullanılır. Buradaki tremble canlı ve mecazlı bir anlatımdır. Kölenin son derece güçlü bir imparatorluğa bile korku ve istikrarsızlık hissettirdiğini belirtir; imparatorluğun gerçek anlamda titrediğini söylemez.
Alıştırma
Ettirgen yapıyı pause fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: The announcement made everyone ____ for a moment.
Cevabı göster
pause
courage to fight for it: soyut isim + to-infinitive
to fight for it to-infinitive öbeği, soyut bir isim olan courage sözcüğünün anlamını tamamlar. Cesaretin hangi yürekli eylemle bağlantılı olduğunu gösterir. Burada fight for it, it zamirinin gönderme yaptığı şeyi savunmak veya elde etmek için kararlılıkla çabalamak demektir. Bu soyut isim + to-infinitive kalıbı İngilizcede yaygındır: the ability to learn, the chance to try ve the courage to speak. Infinitive, isimle bağlantılı eylemi belirtir.
Alıştırma
Soyut isim + to-infinitive kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Lina found the courage ____ ask for help.
Cevabı göster
to
Find out more about life in ancient Rome
5:02Antik Roma'daki yaşam hakkında daha fazlasını keşfedin