Neden Edgar Allan Poe okumalısınız? - Scott Peeples: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
659 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Bu video, Edgar Allan Poe’nun Amerikan edebiyatında neden ayrı bir yere sahip olduğunu; kısa öykü biçimindeki titizliği, psikolojik belirsizliği, farklı türlerdeki deneyleri, tekinsiz şiirleri, zorlu yaşamı ve sonraki kuşaklara etkisi üzerinden açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. From the prisoner strapped under a descending pendulum blade to a raven who refuses to leave the narrator's chamber, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. From ... to ... yapısının bir yazarın üretim alanını göstermek için iki canlı ve temsilî görüntüyü nasıl eşleştirdiğini, ardından daha genel bir savı nasıl hazırladığını öğrenin. Bu teknik girişlerde, sunumlarda ve edebî çözümlemelerde kullanılabilir. 2. unreliable narrators, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı. Anlattıkları bütünüyle güvenilir kabul edilemeyen hikâye anlatıcılarını belirten bu anlatıbilim terimini anlayın. Bağımlılık, çarpık algı ya da yalanın okuru kanıtları değerlendirmeye ve gerçekte ne yaşanmış olabileceğine karar vermeye nasıl yönelttiğini fark edin. 3. if he could have known — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Geçmişteki gerçeğe aykırı bir varsayımı tanıyın: Poe gelecekteki mirasını bilemezdi; bu nedenle yapı, erişemediği bu bilginin duygularını nasıl değiştirebileceğini hayal eder. Tarihî kişileri ve yaşarken göremedikleri sonuçları anlatırken bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Bu derste

A high forehead topped by disheveled black hair, Dilbilgisi

0:06

Dağınık siyah saçlarla taçlanmış yüksek bir alın,

Dilbilgisi

topped by disheveled black hair: kısaltılmış bir isim sonrası niteleyici

Bu ifadede topped by disheveled black hair, forehead sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. which is topped by disheveled black hair gibi daha eksiksiz bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Burada topped by, bir şeyin üstte veya en tepede bulunduğunu belirtir. Alın etkin olarak bir eylem yapmaz; bu kısa isim sonrası niteleyici, görsel bir ayrıntıyı doğrudan isme bağlar.

Alıştırma

İki sözcüklük hedef ifadeyle kısa betimlemeyi tamamlayın: A wooden gate ____ a carved eagle marked the entrance.

Cevabı göster

topped by

a sickly pallor, Kelime

0:10

hastalıklı bir solgunluk,

and a look of deep intelligence and deeper exhaustion in his dark sunken eyes. Anlatım akışı

0:12

ve karanlık, çökük gözlerinde derin bir zekanın ve daha da derin bir tükenmişliğin bakışı.

Kelime

a sickly pallor: sağlıksız görünen bir solgunluk

A sickly pallor, bir kişinin yüzünde veya teninde sağlıksız görünen renk kaybını ifade eder. Pallor olağandışı solgunluk durumunu adlandırır; sickly ise hastalık veya güçsüzlük izlenimi katar. Bu portrede isim öbeği, kişinin yüzünün sadece solgun olduğunu söylemek yerine karanlık ve edebî bir görsel ayrıntı oluşturur. Bağlam bu görünümü yorgunluk, korku veya hastalıkla ilişkilendirebilir; ancak sözcükler bir teşhisi değil, görünümü anlatır.

Alıştırma

Bir romanda a sickly pallor neyi betimler?

  1. Bir hastalıktan sonra iyileşmekte olan kişi
  2. Birinin yüzünde veya teninde sağlıksız görünen renk kaybı
  3. Dağınık görünen koyu renkli bir saç biçimi
Cevabı göster

Birinin yüzünde veya teninde sağlıksız görünen renk kaybı

Anlatım akışı

deep intelligence and deeper exhaustion: paralel yapı ve artan yoğunluk

Deep intelligence and deeper exhaustion, deep/deeper tekrarını kullanarak iki izlenimi paralel biçimde düzenler. Zekâ derin görünür, ancak tükenmişlik daha da güçlü bir izlenim olarak sunulur. Burada deeper fiziksel derinliği değil, dereceyi anlatır. than ile açık bir karşılaştırma verilmemiş olsa da karşılaştırmalı biçim, önceki ifadeyi örtük ölçüt olarak alabilir.

Alıştırma

Cümlede deep biçiminden deeper biçimine geçiş ne sağlar?

  1. Tükenmişliği zekâdan daha güçlü bir izlenim olarak sunar.
  2. Zekâ ile tükenmişliğin yoğunluğunun tamamen aynı olduğunu söyler.
  3. Tükenmişliği fiziksel olarak gözlerin daha derin bir yerine yerleştirir.
Cevabı göster

Tükenmişliği zekâdan daha güçlü bir izlenim olarak sunar.

Edgar Allan Poe's image is not just instantly recognizable, Anlatım akışı

0:20

Edgar Allan Poe'nun imajı sadece anında tanınabilir değil,

it's perfectly suited to his reputation.

0:24

aynı zamanda ününe de mükemmel bir şekilde uymaktadır.

Anlatım akışı

not just instantly recognizable ... perfectly suited to his reputation: daha güçlü bir nokta eklemek

Not just instantly recognizable ifadesi, görüntünün tanınabilir olduğu fikrini reddetmez. Bunu zaten doğru olan ilk nokta olarak kabul eder, ardından daha güçlü bir iddiaya geçer: görüntü Poe'nun ününe de kusursuz biçimde uyar. Bu kalıp bilgiyi A doğrudur ve daha önemli bir B vardır şeklinde düzenler. also veya but also sözcükleri yazılmasa bile ikinci tümce bu ekleme anlamını taşıyabilir.

Alıştırma

Cümledeki not just ... yapısına en uygun yorum hangisidir?

  1. Görüntü tanınabilir değildir, ama üne uyar.
  2. Görüntü tanınabilirdir ve daha güçlü nokta, üne de uymasıdır.
  3. Görüntü yalnızca tanınabilir olduğu için üne uyar.
Cevabı göster

Görüntü tanınabilirdir ve daha güçlü nokta, üne de uymasıdır.

From the prisoner strapped under a descending pendulum blade Notlar

0:27

Aşağı inen bir sarkaç bıçağının altına bağlanan mahkumdan

to a raven who refuses to leave the narrator's chamber, Kültür

0:31

anlatıcının odasını terk etmeyi reddeden bir kuzguna kadar,

Kültür

descending pendulum blade: yavaşça yaklaşan ölüm tuzağı

Bu ifade, bir sarkaç mekanizmasına bağlı bıçağı anlatır: Bıçak ileri geri sallanırken giderek alçalır. Altında bir mahkûm bağlı olduğu için her salınım keskin kenarı ona biraz daha yaklaştırır. Bu görüntü, Edgar Allan Poe'nun “Kuyu ve Sarkaç” öyküsüne gönderme yapar. Burada bilinmesi gereken temel nokta, bunun sıradan bir saat parçası değil, yavaşça yaklaşarak gerilim ve korku yaratan bir ölüm tuzağı olduğudur.

Alıştırma

Bu cümledeki a descending pendulum blade görüntüsüne en uygun sahne hangisidir?

  1. Bıçaklı bir sarkaç, tuzağa düşmüş bir mahkûmun üzerinde sallanır ve yavaşça ona yaklaşır.
  2. Bir mahkûm, saatin içindeki zararsız sarkacı onarır.
  3. Bir kuzgun mutfak bıçağını bir odaya taşır.
Cevabı göster

Bıçaklı bir sarkaç, tuzağa düşmüş bir mahkûmun üzerinde sallanır ve yavaşça ona yaklaşır.

Kültür

anlatıcının odasından ayrılmayı reddeden bir kuzgun... Poe'nun Kuzgun'u

Burada raven ana isimdir; who refuses to leave the narrator's chamber ise onu niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Bu cümlecik, kuşu gelip geçen sıradan bir hayvan olarak değil, kendi isteğiyle kalan ısrarcı bir ziyaretçi gibi gösterir. Chamber, room için daha edebî bir sözcüktür. Bu bağlamda bu imge, sıradan bir kuş tasvirinden çok Poe'nun Kuzgun adlı eserindeki merkezi sahneyi çağrıştırır. Bu göndermeyi fark etmek, tasvirdeki karanlık ve rahatsız edici havayı anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu bağlamda vurgulanan ifade en güçlü biçimde neyi düşündürür?

  1. Kuzgunlar hakkında bilimsel bir gerçeği belirtir
  2. Bir odadaki sıradan bir kuşu anlatır
  3. Poe'nun Kuzgun adlı eserindeki merkezi imgeyi çağrıştırır
Cevabı göster

Poe'nun Kuzgun adlı eserindeki merkezi imgeyi çağrıştırır

Poe's macabre and innovative stories of gothic horror Kültür

0:35

Poe'nun gotik korkunun tüyler ürpertici ve yenilikçi hikayeleri

have left a timeless mark on literature. Kalıp ifadeler

0:39

edebiyatta zamansız bir iz bırakmıştır.

Anlatım akışı

Örnek çeşitliliğini çerçeveleyen From ... to ...

From the prisoner ... to a raven ... ifadesi, tanınabilir iki sahneyi Poe'nun kurmaca eserlerinden temsilî örnekler olarak bağlamak için From A to B yapısını kullanır. Bir yerden başka bir yere yapılan yolculuğu anlatmaz; iki isim öbeği, öykülerinin geniş kapsamını hissettirir. Ana cümleden önce yer alan bu açılış çerçevesi, Poe'nun eserleri hakkındaki genel yargıdan önce okurun bakışını genişletir. Aynı kalıp, bir temsilî örnekten diğerine geçerek ve aralarında daha geniş bir kapsam olduğunu sezdirerek bir girişi düzenleyebilir.

Alıştırma

From ... to ... kapsam yapısıyla cümleyi tamamlayın: ____ neighborhood parks ____ national forests, the guide explains how communities protect green spaces.

Cevabı göster

From · to

Kültür

Gotik korkunun tekinsiz ve yenilikçi hikâyeleri

Macabre sıfatı, ölüm, çürüme veya grotesk olanla bağlantılı karanlık ve rahatsız edici bir niteliği anlatır. Innovative, düşünce veya yöntem bakımından yeni ve özgün demektir; stories of gothic horror ifadesi ise söz konusu öykülerin edebî türünü belirtir. İfade bütünü, Poe'nun öykülerini konu bakımından tedirgin edici, teknik bakımından ise özgün olarak değerlendirir. Bu, edebiyat eleştirisinin dilidir; yalnızca korkunç hikâyeler anlamına gelen gündelik bir etiket değildir.

Alıştırma

Ölümle ve grotesk olanla bağlantılı bu atmosferi en iyi hangi sözcük anlatır? The abandoned cemetery scene was described as ______.

  1. cheerful
  2. innovative
  3. macabre
Cevabı göster

macabre

Kalıp ifadeler

have left a timeless mark on literature: edebiyatta zamansız bir iz bırakmak

Bu cümlede have left a timeless mark on literature, “edebiyat üzerinde kalıcı bir etki yaratmış olmak” anlamına gelir. Buradaki mark mecazidir: Poe’nun öyküleri fiziksel bir iz bırakmak yerine sonraki dönemlerin edebiyatını etkilemeye devam eder. Present perfect yapısındaki have left, geçmişte üretilen eserleri bugün hâlâ süren bir etkiye bağlar. Timeless ise bu etkinin farklı çağlar boyunca değerini koruduğunu belirterek övgüyü özellikle güçlendirir.

Alıştırma

Leave a lasting mark on ifadesini present perfect yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: Her discoveries ____ modern medicine.

Cevabı göster

have left a lasting mark on

But just what is it that makes Edgar Allan Poe Dilbilgisi

0:43

Peki Edgar Allan Poe'yu

one of the greatest American authors?

0:46

Amerika'nın en büyük yazarlarından biri yapan şey tam olarak nedir?

Dilbilgisi

But just what is it that makes ...?: kesin nedeni vurgulayarak sormak

Bu soru, bilinmeyen nedene fazladan odaklanmak için vurgulu what is it that ... kalıbını kullanır. Daha basit soru “What makes Edgar Allan Poe one of the greatest American authors?” olurdu; just what is it that makes ... ise aslında “gerçek neden tam olarak nedir?” diye sorar. Burada just, cevabı bulmaya yönelik sorgulamayı güçlendirir; “yalnızca” anlamına gelmez. But soruyu önceki girişe bağlar ve güçlü biçimde odaklanmış bu soru, sonraki açıklamanın yanıtlayacağı ana meseleyi ortaya koyar.

Alıştırma

Hangi soru, küçük takımın başarısının kesin nedenini sormak için vurgulu kalıbı kullanır?

  1. Is this small team successful?
  2. Just what is it that makes this small team so successful?
  3. What does this small team make successfully?
Cevabı göster

Just what is it that makes this small team so successful?

After all, Anlatım akışı

0:48

Ne de olsa,

horror was a popular genre of the period with many practitioners.

0:49

korku, pek çok uygulayıcısı olan dönemin popüler bir türüydü.

Anlatım akışı

After all: karşıtlığa zemin hazırlayan bir neden eklemek

After all, bu nedeni hesaba katmak veya bu gerçeği hatırlamak gibi bir anlam taşıyan söylem belirtecidir. Burada korku türünün zaten popüler olduğu ve bu alanda pek çok yazar bulunduğu gerçeğini sunar; zaman içinde daha sonra gerçekleşen bir şeyi anlatmaz. Bu gerçek Poe'nun daha az sıra dışı görünmesine yol açabilir. Bunun sonraki iddiadan önce verilmesi, tavize benzeyen bir hazırlık oluşturur: yazar önce ortak arka planı kabul eder, ardından Poe'nun buna rağmen öne çıktığını açıklar.

Alıştırma

Örnekte After all hangi ilişkiyi gösteriyor?

  1. Sonraki karşıtlığa zemin hazırlayan bir neden ekler.
  2. Bir olay dizisinin sonunda ne olduğunu bildirir.
  3. Poe'nun üslubuna ilişkin başka bir örnek sunar.
Cevabı göster

Sonraki karşıtlığa zemin hazırlayan bir neden ekler.

Yet Poe stood out thanks to his careful attention to form and style. Notlar

0:54

Ancak Poe, biçim ve üsluba gösterdiği özen sayesinde öne çıkmıştır.

Anlatım akışı

Yet: beklenmedik bir karşıtlığı belirtmek

Bu cümlenin başındaki Yet, but veya however sözcüklerine yakın bir karşıtlık bağlayıcısıdır. Korku türünde pek çok yazar bulunduğu gerçeğinden, Poe'nun yine de öne çıktığı beklenmedik sonuca geçiş yapar. Bu sözcük beklentiyle çelişen bir durumu belirtir: pek çok yazarın bulunduğu bir türde tek bir yazarın ayırt edici görünmesi zor olabilir, fakat Poe bunu başarmıştır. Burada He hasn't arrived yet gibi cümlelerde görülen şu ana kadar biçimindeki zaman anlamını taşımaz.

Alıştırma

Örnekte cümle başındaki Yet neyi gösteriyor?

  1. Şu ana kadar gerçekleşmemiş bir olay.
  2. Önceki cümlenin oluşturduğu beklentiye ters düşen bir sonuç.
  3. Karşıtlık içermeyen ek bir neden.
Cevabı göster

Önceki cümlenin oluşturduğu beklentiye ters düşen bir sonuç.

Öbek fiiller

stood out: benzerleri arasında öne çıkmak

Stood out, stand out ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada Poe'nun benzer yazarlarla karşılaştırıldığında özellikle dikkat çektiğini ve etkileyici bulunduğunu anlatır; fiziksel olarak bir yerde ayakta durduğu anlamına gelmez. İfade, karşılaştırma içindeki dikkat çekiciliğe odaklanır: Bir kişi, eser, özellik veya performans bir grubun içinde ilgi çeker. Karşılaştırılan grup from ya da among ile belirtilebilir, ancak bağlamdan da anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi stand out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her simple design ____ among the many entries.

Cevabı göster

stood out

Kalıp ifadeler

thanks to ... careful attention to ...: iyi bir sonucu titiz özene bağlamak

Thanks to, Poe'nun neden öne çıktığını açıklar ve bu nedeni yararlı ya da takdir edilmeye değer bir etken olarak sunar. Burada because of ifadesine yakındır, ancak sonucun onun özenine atfedilebileceği anlamını da ekler. Careful attention to, bir şeye yöneltilen dikkatli ve ayrıntılı özeni anlatan doğal bir isim öbeğidir. Edebiyat tartışmalarında form, eserin nasıl düzenlendiğini; style ise dil ve anlatımın nasıl kullanıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi thanks to ve attention to ifadeleriyle tamamlayın: The event succeeded ____ Maya's careful ____ every detail.

Cevabı göster

thanks to · attention to

As a literary critic,

1:00

Bir edebiyat eleştirmeni olarak,

he identified two cardinal rules for the short story form. Kelime

1:01

kısa öykü biçimi için iki temel kural belirlemiştir.

Kelime

two cardinal rules: temel anlamındaki cardinal

two cardinal rules ifadesinde cardinal, “en büyük öneme sahip” ya da “temel” anlamında bir sıfattır. Bunların sıradan öneriler değil, ana ilkeler olduğunu gösterir. Burada cardinal sözcüğünden sonra gelen rules ismi anlamı belirler: cardinal rules, kuralların önemini anlatır. Cardinal başka bağlamlarda isim olarak da kullanılabilir, ancak o anlamlar bu ifadede geçerli değildir.

Alıştırma

two cardinal rules ifadesinde cardinal ne anlama gelir?

  1. Yaygın ama özellikle önemli olmayan
  2. En önemli ve temel
  3. Katı biçimde uygulanan
Cevabı göster

En önemli ve temel

It must be short enough to read in one sitting, Dilbilgisi

1:05

Bir oturuşta okunacak kadar kısa olmalı,

Dilbilgisi

short enough to read in one sitting: enough to ve in one sitting

Sıfat + enough + to mastar yapısı, bir niteliğin belirli bir sonuç için gereken dereceye ulaştığını anlatır. Short enough to read, metnin birinin okuyabileceği kadar kısa olduğunu gösterir; bu bağlamda amaçlanan sonuç, metni tamamen okumaktır. In one sitting, tek bir kesintisiz oturum içinde anlamına gelir. Kitap, film, yemek veya iş gibi bir şeyin birden fazla oturuma bölünmeden tamamlanmasını sıkça anlatır; gerçek anlamda sandalyede oturmaya odaklanmaz.

Alıştırma

Cümleyi enough ve in one sitting ifadesiyle tamamlayın: The essay is short ____ to read ____.

Cevabı göster

enough · in one sitting

and every word must contribute to its purpose. Kalıp ifadeler

1:08

ve her kelime amacına hizmet etmelidir.

Kalıp ifadeler

every word must contribute to its purpose: her sözcük genel amacı destekler

Bu cümlede contribute to its purpose, “eserin amaçladığı etkiyi oluşturmasına yardım etmek” anlamına gelir. Buradaki contribute, para bağışlamak veya bir yazıyı yayımlanmak üzere göndermek değil, soyut bir hedefe katkı sağlamaktır. Özne olan every word, hiçbir sözcüğün gereksiz olmaması gerektiğini vurgular: her sözcük kısa öykünün ulaşmak istediği etkiyi desteklemelidir. Genel olarak contribute to + hedef veya sonuç, “onun oluşmasına ya da ilerlemesine yardım etmek” demektir.

Alıştırma

Bu cümlede every word must contribute to its purpose ne anlama gelir?

  1. Her sözcük, eserin amaçladığı etkiyi oluşturmasına yardım etmelidir.
  2. Her sözcük esere para bağışlamalıdır.
  3. Her sözcük bir yayınevine gönderilmelidir.
Cevabı göster

Her sözcük, eserin amaçladığı etkiyi oluşturmasına yardım etmelidir.

By mastering these rules, Dilbilgisi

1:11

Bu kurallara hakim olarak,

Dilbilgisi

By mastering these rules: yöntem bildiren by + -ing yapısı

By mastering these rules, sonuca götüren yöntemi göstermek için by + ulaç, yani -ing biçimini kullanır. Anlamı “bu kurallara hâkim olarak”tır; yalnızca “kurallara hâkim olunduğunda” demek değildir. Bu yöntem ifadesi cümlenin başında yer aldığında, ardından normalde sonucu belirten bir ana cümle gelir. Yapı, “Sonuca nasıl ulaşıldı?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

by + ulaç yapısını tamamlayın: ____ checking the facts first, Lena avoided a mistake.

Cevabı göster

By

Poe commands the reader's attention Kalıp ifadeler

1:13

Poe okuyucunun dikkatini çeker

and rewards them with an intense and singular experience,

1:15

ve onları yoğun ve eşsiz bir deneyimle ödüllendirir,

Kalıp ifadeler

command the reader's attention: dikkati güçlü biçimde çekip üzerinde tutmak

“Poe commands the reader's attention” ifadesinde commands, “güçlü biçimde çeker ve üzerinde tutar” anlamına gelir. Poe okura emir vermemektedir; yazısı okurun dikkatini tamamen üzerine çekecek kadar güçlüdür. Yeniden kullanılabilecek kalıp command someone's attention şeklindedir. Bir kişinin, eserin, performansın veya çarpıcı özelliğin insanları odaklanmış halde tutacak kadar etkileyici olduğunu anlatır.

Alıştırma

Örnekteki “Poe commands the reader's attention” ne anlama gelir?

  1. Poe okura bir emir verir.
  2. Poe okurun dikkatini güçlü biçimde çeker ve üzerinde tutar.
  3. Poe okurdan diğer insanların dikkatini yönlendirmesini ister.
Cevabı göster

Poe okurun dikkatini güçlü biçimde çeker ve üzerinde tutar.

what Poe called the unity of effect. Kültür

1:19

bu, Poe'nun etki birliği olarak adlandırdığı şeydir.

Kültür

the unity of effect: amaçlanan tek bir genel izlenim

Etki birliği, Poe'nun bir edebî eserin her bölümünün—uzunluğu, yapısı, tonu, sözcük seçimi ve ayrıntıları—okurda amaçlanan tek bir genel izlenim yaratmaya hizmet etmesi gerektiğini söyleyen ilkesidir. Bu cümlede terim, okurun dikkatini koruma ve yoğunlaşmış bir deneyim oluşturma düşüncesini adlandırır. Effect, yalnızca yazının etkili olup olmadığını değil, eserin okur üzerindeki duygusal veya sanatsal etkisini ifade eder.

Alıştırma

Poe'nun “unity of effect” ilkesini en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Bir yazar eserin tamamında aynı sözcüğü tekrarlamalıdır.
  2. Bir eserin her bölümü, amaçlanan tek bir genel izlenimin oluşmasına yardım eder.
  3. Bir öykü, mümkün olduğunca çok ve birbiriyle ilgisiz tepki oluşturmalıdır.
Cevabı göster

Bir eserin her bölümü, amaçlanan tek bir genel izlenimin oluşmasına yardım eder.

Though often frightening, Dilbilgisi

1:23

Genellikle korkutucu olsa da,

this effect goes far beyond fear. Kalıp ifadeler

1:24

bu etki korkunun çok ötesine geçer.

Dilbilgisi

Though often frightening, ...: kısaltılmış karşıtlık başlangıcı

Though often frightening, kısaltılmış bir karşıtlık bildiren yan cümledir. Anlamı Though this effect is often frightening ifadesine yakındır: ana cümlenin öznesi this effect olduğu için özne ve be fiili anlaşılır ve düşürülür. Bu yapı önce bir gerçeği kabul eder, ardından ana cümleyle daha güçlü, şaşırtıcı veya karşıt bir nokta ortaya koyar. Başlangıç ifadesindeki örtük özne, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Ana cümleyle aynı örtük özneye sahip kısaltılmış karşıtlık başlangıcını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Though nervous, Maya gave the presentation.
  2. Though nervous, gave the presentation Maya.
  3. Though nervous, the presentation made Maya shake.
Cevabı göster

Though nervous, Maya gave the presentation.

Kalıp ifadeler

goes far beyond fear: çok daha geniş bir kapsamı ifade etmek

Goes far beyond fear, etkinin korku adlı sınırlı kategorinin çok ötesine uzandığını anlatır. Far, beyond ifadesini güçlendirir; yani konuşmacı etkinin yalnızca insanları korkutmaya indirgenemeyeceğini, daha geniş veya daha derin bir etkisi olduğunu söyler. Buradaki beyond soyut bir sınırı belirtir; korkudan sonraki bir yeri veya zamanı belirtmez. Bu ifade dar bir tanımı reddeder ve daha geniş bir kapsam gösterir.

Alıştırma

Bir müzenin eski nesneleri sergilemekten çok daha fazlasını yaptığını söyleyen cümle hangisidir?

  1. The museum displays old objects after the visitors leave.
  2. The museum goes far beyond displaying old objects; it connects generations.
  3. The museum is mainly about displaying old objects.
Cevabı göster

The museum goes far beyond displaying old objects; it connects generations.

Poe's stories use violence and horror Dilbilgisi

1:27

Poe'nun hikayeleri şiddet ve korkuyu

to explore the paradoxes and mysteries of love, grief, and guilt,

1:29

aşkın, kederin ve suçluluğun paradokslarını ve gizemlerini keşfetmek için kullanır,

Dilbilgisi

use X to explore Y: sanatsal unsurları daha derin bir incelemenin aracı yapmak

use X to explore Y kalıbı, X’i yöntem, malzeme ya da sanatsal araç; Y’yi ise incelenen daha derin konu olarak sunar. Burada violence and horror kullanılan araçlardır; the paradoxes and mysteries of love, grief, and guilt ise inceleme konularıdır. Edebiyat eleştirisinde explore, bir konuyu yalnızca anmak ya da fiziksel olarak bir yeri keşfetmek değil, farklı açılardan incelemek anlamına gelir. Bu yüzden cümle, karanlık unsurların daha derin bir araştırmaya hizmet ettiğini söyler; şiddet ve korkunun nihai tema ya da sonuç olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle X’i daha derin bir Y temasını incelemek için yaratıcı bir araç olarak kullanıyor?

  1. The poem explores winter imagery to use loneliness.
  2. The poem uses winter imagery to explore loneliness.
  3. The poem uses loneliness from winter imagery.
Cevabı göster

The poem uses winter imagery to explore loneliness.

while resisting simple interpretations or clear moral messages. Dilbilgisi

1:34

basit yorumlara veya net ahlaki mesajlara direnirken.

Dilbilgisi

while resisting...: eş zamanlı bir karşıtlık eklemek

Kısaltılmış while + -ing yan cümlesi, ana cümlenin anlaşılan öznesine ait bir eylem ya da özellik ekler. Burada önceki cümleden devralınan özne Poe's stories ifadesidir; while resisting, 'aynı zamanda, ama buna direnerek' anlamına gelir. Belirli bir zaman dilimi göstermekten çok hafif bir karşıtlık ekler. Burada resist mecazidir: öyküler basit yorumlara kolayca sığmaz ve tek, açık bir ahlaki ders sunmaz. Fiziksel bir direnişi anlatmaz.

Alıştırma

'The book asks difficult questions while avoiding easy answers.' cümlesinde while avoiding easy answers ne anlama gelir?

  1. Aynı zamanda kitap kolay cevaplar vermez.
  2. Kitap yalnızca belirli bir süre boyunca bütün sorulardan kaçınır.
  3. Kitap soru sormadan önce kolay cevaplar verir.
Cevabı göster

Aynı zamanda kitap kolay cevaplar vermez.

And while they often hint at supernatural elements, Kalıp ifadeler

1:39

Ve çoğu zaman doğaüstü unsurlara işaret etseler de,

Kalıp ifadeler

hint at supernatural elements: doğrulamadan ima etmek

Hint at + bir isim veya isim öbeği, bir şeyi açıkça söylemek yerine küçük ipuçlarıyla dolaylı biçimde ima etmek demektir. Fikri doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir olasılık olarak sunar. Burada hikâyelerdeki bazı ayrıntılar okuyucuya doğaüstü güçleri düşündürebilir, ancak bu ayrıntılar doğaüstü bir şeyin gerçekten var olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir incelemede "The final image hints at a sequel." deniyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Devam filminin vizyon tarihini doğrudan açıklar.
  2. Bir devam filminin gelebileceğini belli belirsiz ima eder.
  3. Bir devam filminin zaten çekildiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Bir devam filminin gelebileceğini belli belirsiz ima eder.

the true darkness they explore is the human mind Deyimler

1:42

keşfettikleri asıl karanlık insan zihni

and its propensity for self-destruction. Kelime

1:45

ve onun kendini yok etme eğilimidir.

Deyimler

the true darkness ... is the human mind: psikolojik bir karanlık mecazı

Darkness burada mecazdır. Işığın yokluğunu değil, insan psikolojisinin korkutucu, zararlı veya yıkıcı yönünü ifade eder. the true X ... is Y kalıbı, konuşanın bir şeyin gerçek kaynağı olarak neyi gördüğünü belirler. Burada dehşetin kaynağını olası doğaüstü güçlerden insan zihnine taşır; ardından gelen self-destruction ifadesi bu psikolojik anlamı daha da somutlaştırır.

Alıştırma

Cümledeki "the true darkness ... is the human mind" mecazı neyi anlatıyor?

  1. Işık olmadığında zihin fiziksel olarak kararır.
  2. İnsan düşünceleri ve kendini yok etme dürtüleri dehşetin gerçek kaynağıdır.
  3. Doğaüstü güçlerin insan zihnini kontrol ettiği kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

İnsan düşünceleri ve kendini yok etme dürtüleri dehşetin gerçek kaynağıdır.

Kelime

a propensity for self-destruction: kendini yok etme eğilimi

Bu cümlede its propensity for self-destruction, kendisine zarar verme veya kendi yenilgisine yol açma yönündeki belirgin eğilimi anlatır. Self-destruction gerçek anlamda kendini yok etmeyi ifade edebilir; ancak analizlerde kişinin esenliğini, ilişkilerini veya başarı şansını mahveden seçim ve davranışları da sık sık kapsar. Başka bağlamlara aktarılabilen yapı a propensity for + isim veya -ing biçimidir. Yalnızca neyin gerçekleşebileceğini değil, birinin ya da bir şeyin karakteristik olarak ne yapmaya yatkın olduğunu anlatır.

Alıştırma

Propensity ve onunla kullanılan yaygın edatı getirerek resmî yapıyı tamamlayın: Leo has a ____ interrupting when he gets excited.

Cevabı göster

propensity for

In The Tell-Tale Heart,

1:48

Gammaz Yürek'te,

a ghastly murder is juxtaposed with the killer's tender empathy towards the victim, Kelime

1:50

korkunç bir cinayet, katilin kurbana karşı duyduğu şefkatli empatiyle yan yana gelir,

a connection soon returns to haunt him. Deyimler

1:55

bu bağ çok geçmeden onun peşini bırakmaz.

Kelime

is juxtaposed with ...: karşıtlığı yan yana getirerek vurgulamak

Edilgen yapı A is juxtaposed with B, A ve B'nin aralarındaki karşıtlık veya gerilim belirginleşecek biçimde yan yana sunulduğunu anlatır. Bu, yalnızca iki şeyin birlikte olduğunu söylemekten daha amaçlı bir kullanımdır. Burada korkunç cinayet, katilin kurbana yönelik şefkatli empatisiyle karşı karşıya konur. Dehşet ile şefkatin çatışması rahatsız edici bir çelişki yaratır.

Alıştırma

Juxtapose fiilinin edilgen biçimini ve doğru edatı kullanarak analitik cümleyi tamamlayın: In the poster, a cheerful slogan is ____ an image of an empty factory.

Cevabı göster

juxtaposed with

Deyimler

connection soon returns to haunt him: geçmişteki bir bağlantı rahatsız edici bir sonuca dönüşür

return to haunt someone yapısında özne, geçmişten gelen ve yeniden ortaya çıkarak korku, sıkıntı, suçluluk ya da sorun yaratan bir şeydir. Burada connection geri dönen şey, him ise bundan etkilenen kişidir. Bu bir korku bağlamı olduğu için haunt aynı zamanda bir hayaleti çağrıştırabilir. Bu nedenle cümle hem ürkütücü bir görüntü taşır hem de önceki bir bağlantının onun kaçamayacağı sonuçlar doğurduğu yönündeki daha geniş anlamı verir.

Alıştırma

Burada “a connection soon returns to haunt him” ne anlama geliyor?

  1. Bağlantı geçmişi unutmasına yardım eder.
  2. Bağlantı daha sonra onun için bir sorun kaynağı olur.
  3. Bağlantı fiziksel olarak yeniden ona doğru hareket eder.
Cevabı göster

Bağlantı daha sonra onun için bir sorun kaynağı olur.

The title character of Ligeia returns from the dead Deyimler

1:59

Ligeia'nın isim karakteri ölümden döner

Deyimler

returns from the dead: gerçek anlamda diriliş ve dramatik geri dönüş

Return from the dead, öldükten sonra yeniden hayata dönmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu korku hikâyesi cümlesinde returns from the dead, esere adını veren karakterin gerçekten hayata dönmesini anlatır. Bu ifade mecazi olarak da kullanılabilir. Bir kişi, takım, ürün veya plan bitmiş ya da kaybolmuş gibi göründükten sonra yeniden etkin veya başarılı hâle gelirse return from the dead denebilir. Bu kullanım dramatik bir etki yaratır.

Alıştırma

“Yeniden hayata dönmek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle fantastik cümleyi tamamlayın: In the legend, the fallen king ____.

Cevabı göster

returns from the dead

through the corpse of her husband's second wife,

2:03

kocasının ikinci karısının cesedi aracılığıyla,

or at least the opium-addicted narrator thinks she does. Notlar

2:05

ya da en azından afyon bağımlısı anlatıcı böyle düşünür.

Ton ve niyet

or at least: daha güçlü bir iddiayı daraltmak

Bu cümlede or at least bir düzeltme başlatır. Konuşan kişi, onun gerçekten hayata döndüğünü doğrulamak yerine iddiayı afyon bağımlısı anlatıcının olduğunu düşündüğü şeyle sınırlar. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp şöyledir: daha güçlü iddia, or at least + daha dar iddia. Burada at least, konuşanın savunmaya hazır olduğu en kesin sürümü belirtir; asgari bir miktar ya da sayı anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte or at least ne işe yarıyor?

  1. Asgari bir anlatıcı sayısı olduğunu söyler.
  2. Anlatıcının inancının nesnel olarak doğru olduğunu doğrular.
  3. İddiayı anlatıcının inandığı şeyle sınırlar.
Cevabı göster

İddiayı anlatıcının inandığı şeyle sınırlar.

Kelime

opium-addicted narrator: güvenilirliğe ilişkin bir ipucu olarak bağımlılık

opium-addicted bileşik sıfatı, afyonla yalnızca ilgilenmek veya afyonu sevmek değil, afyona bağımlı olmak anlamına gelir. narrator sözcüğünü niteler ve ciddi bir madde bağımlılığını anlatır. Burada bu niteleme, anlatılanları nasıl okuduğumuzu da etkiler. Bağımlılık anlatıcının algısını veya yargısını bulandırabilir; bu nedenle thinks she does nesnel bir doğrulama değil, bir inanç sunar. Bu, anlatıyı sorgulamak için neden verir ancak anlatıcının söylediği her şeyin yanlış olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Burada opium-addicted narrator ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Bağımlılığı anlatımını daha az güvenilir kılabilir, ancak her sözün yanlış olduğunu kanıtlamaz.
  2. Afyon kullanması, olayların tam olarak anlattığı gibi gerçekleştiğini kanıtlar.
  3. Afyondan yalnızca hoşlanıyor, bu nedenle anlatımı özellikle güvenilirdir.
Cevabı göster

Bağımlılığı anlatımını daha az güvenilir kılabilir, ancak her sözün yanlış olduğunu kanıtlamaz.

And when the protagonist of William Wilson

2:09

Ve William Wilson'ın kahramanı

violently confronts a man he believes has been following him,

2:12

kendisini takip ettiğine inandığı bir adamla şiddetli bir şekilde yüzleştiğinde,

he might just be staring at his own image in a mirror. Ton ve niyet

2:15

sadece aynada kendi yansımasına bakıyor olabilir.

Ton ve niyet

might just be: temkinli ve daha basit bir olasılık

Might, durumu kesin olmayan bir olasılık olarak sunar. might just be ifadesindeki just, “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir; kesinliği artırmak yerine tahmini daha basit bir açıklamayla sınırlar. Buradaki might just be staring, gizemli görünen durumun sıradan bir açıklaması olabileceğini, yani kişinin yalnızca kendi yansımasına bakıyor olabileceğini düşündürür. might just be + isim, sıfat veya -ing biçimi, temkinli ve sınırlı bir açıklama sunmak için kullanılabilen bir kalıptır.

Alıştırma

Hangi cümle temkinli bir tahminde bulunurken basit bir açıklamanın yeterli olabileceğini düşündürür?

  1. The flashing light might be caused by a loose cable.
  2. The flashing light must be caused by a loose cable.
  3. The flashing light might just be caused by a loose cable.
Cevabı göster

The flashing light might just be caused by a loose cable.

Through his pioneering use of unreliable narrators, Notlar

2:19

Güvenilmez anlatıcıları öncü kullanımı sayesinde,

Poe turns readers into active participants Deyimler

2:23

Poe, okuyucuları aktif katılımcılara dönüştürür

Deyimler

Poe turns readers into active participants: Poe okurları aktif katılımcılara dönüştürür

Turn X into Y, X'in Y'ye dönüşmesine veya Y rolünü üstlenmesine neden olmak demektir. Burada Poe'nun anlatım biçimi okurların rolünü değiştirir: Okurlar hikâyeyi yorumlayan aktif katılımcılar hâline gelir. Active participants mecazi bir ifadedir. Okurlar olay örgüsüne gerçekten girmez; anlatıcıyı etkin biçimde değerlendirir ve neye inanacaklarına karar verir.

Alıştırma

Dönüşüm yapısını tek sözcükle tamamlayın: The workshop turns beginners ____ confident cooks.

Cevabı göster

into

who must decide when a storyteller might be misinterpreting or even lying Dilbilgisi

2:26

ki onlar, bir hikaye anlatıcısının ne zaman anlattığı olaylar hakkında

about the events they are relating.

2:30

yanlış yorumlar yapıyor olabileceğine veya hatta yalan söylediğine karar vermek zorundadır.

Anlatım akışı

Through his pioneering use of...: yöntemi sonuçtan önce vermek

Through his pioneering use of unreliable narrators, “hangi yolla?” sorusunu yanıtlayan, cümle başındaki bir edat öbeğidir. Burada through, “aracılığıyla” anlamına gelir ve ardından gelen isim öbeği Poe'nun tekniğini belirtir. Bu öbeği başa yerleştirmek cümleyi “önce yöntem, sonra sonuç” biçiminde düzenler: yöntem, Poe'nun güvenilmez anlatıcıları kullanmasıdır; ana cümle ise bunun okurlar üzerindeki etkisini verir. Kullanılabilir kalıp Through + yöntem, + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Yöntemi önce veren yapıyı Through, her ve careful use of ile tamamlayın: ____ color, the designer makes the small room feel larger.

Cevabı göster

Through her careful use of

Kültür

unreliable narrators: güvenilmez anlatıcılar

Güvenilmez anlatıcı, aktardıkları bütünüyle güvenilir kabul edilemeyen bir hikâye anlatıcısıdır. Olayları yanlış anlayabilir, hatalı hatırlayabilir, önyargılı olabilir ya da bilerek yalan söyleyebilir. Bu cümlede terim, okurların hikâyeyi neden kendilerinin değerlendirmesi gerektiğini açıklar. Anlatıcının yalnızca hikâye anlatmakta kötü olduğu ya da söylediği her şeyin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama unreliable narrator ifadesine en uygundur?

  1. Aktardıkları çarpıtılmış veya güvenilmez olabilecek bir hikâye anlatıcısı
  2. Yavaş konuşan ama her olayı doğru aktaran bir hikâye anlatıcısı
  3. Olay örgüsü sıkıcı olduğu için sevilmeyen bir hikâye anlatıcısı
Cevabı göster

Aktardıkları çarpıtılmış veya güvenilmez olabilecek bir hikâye anlatıcısı

Dilbilgisi

who must decide when...: dolaylı soru içeren bir ilgi cümleciği

who must decide... yan cümleciği, önceki active participants ifadesini, yani okurları niteler. Who, must decide yapısının öznesidir; bu yüzden temel iskelet şöyledir: okurlar bir şeye karar vermelidir. Decide fiilinin nesnesi, when a storyteller might be misinterpreting or even lying about the events they are relating dolaylı soru yan cümleciğidir. Buradaki when yalnızca kesin bir zamanı değil, bunun hangi durumlarda gerçekleşebileceğini sorar. Bu yan cümlecikte they, cinsiyeti belirtilmeyen tekil storyteller sözcüğüne döner; relate ise anlatmak veya aktarmak demektir.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümleciğin dil bilgisini ve anlamını en iyi hangi açıklama verir?

  1. Who okurları gösterir; when ise onların değerlendirmesi gereken durumu belirtir.
  2. Who doğrudan bir soru sorar; when ise ayrı bir soru başlatır.
  3. Who anlatıcıyı gösterir; when ise olayların kesin zamanını verir.
Cevabı göster

Who okurları gösterir; when ise onların değerlendirmesi gereken durumu belirtir.

Although he's best known for his short horror stories, Dilbilgisi

2:33

En çok kısa korku hikayeleriyle tanınsa da,

Poe was actually one of the most versatile and experimental writers of the 19th century. Dilbilgisi

2:36

Poe aslında 19. yüzyılın en çok yönlü ve deneysel yazarlarından biriydi.

Dilbilgisi

Although he's best known for...: karşıt bir noktadan önce bir gerçeği kabul etmek

Although he's best known for... ödünleme bildiren bir yan cümleciktir. Önce Poe'nun korku öyküleriyle ilgili yaygın ününü kabul eder, ardından ana cümle daha geniş ve daha az beklenen bir değerlendirme sunar. Although A, B yapısında A doğru olmaya devam eder; ancak asıl nokta B'dir ve A'nın oluşturabileceği beklentiyle karşıtlık kurar. Buradaki actually düzeltmeyi güçlendirir: bir türle ünlü olmak, Poe'nun yalnızca o türle sınırlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Although yan cümleciği tam cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Poe'nun yalnızca kısa korku öyküleri yazdığını kanıtlar.
  2. Poe'nun bilinen ününü kabul ettikten sonra eserlerine ilişkin daha geniş bir görüşü vurgular.
  3. Poe'nun çok yönlülüğünün nedenini verir.
Cevabı göster

Poe'nun bilinen ününü kabul ettikten sonra eserlerine ilişkin daha geniş bir görüşü vurgular.

Dilbilgisi

one of the most versatile and experimental writers: seçkin bir grubun bir üyesi

one of the most + sıfat(lar) + çoğul sayılabilen isim kalıbı, bir kişinin veya şeyin belirli bir niteliği çok yüksek düzeyde taşıyan bir gruba ait olduğunu belirtir. Burada Poe, özellikle çok yönlü ve deneysel olan 19. yüzyıl yazarları grubunun bir üyesi olarak gösterilir. one of bir gruptan tek bir üyeyi seçtiği için grubu belirten isim çoğul olur: writer değil, writers. Versatile geniş bir beceri alanını veya uyum yeteneğini, experimental ise yeni biçimler deneme isteğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için writer sözcüğünün çoğul biçimini kullanın: Lena is one of the most creative ____ in the program.

Cevabı göster

writers

He invented the detective story as we know it Kalıp ifadeler

2:42

Bugün bildiğimiz dedektif hikayesini icat etmiştir

with The Murders in the Rue Morgue,

2:44

Morgue Sokağı Cinayetleri ile,

Kalıp ifadeler

detective story as we know it: bildiğimiz modern biçim

X as we know it kalıbı, «bugün veya mevcut bağlamda bilinen biçimiyle X» anlamına gelir. as we know it yan cümlesi isimden sonra gelir ve onun yerleşmiş biçimini açıklar; «onu bildiğimiz için» anlamına gelmez. Burada detective story as we know it, türün tanınabilir modern biçimini ifade eder. Cümle, Poe'nun yalnızca insanların bildiği bir polisiye öykü yazdığını değil, bu biçimi yarattığını belirtir.

Alıştırma

detective story as we know it ifadesinde as we know it ne anlama gelir?

  1. bildiğimiz modern biçimiyle
  2. çünkü herkes öyküyü biliyor
  3. tesadüfen bildiğimiz bir öykü
Cevabı göster

bildiğimiz modern biçimiyle

followed by The Mystery of Marie Roget and The Purloined Letter.

2:47

onu Marie Rogêt'nin Sırrı ve Çalınan Mektup izledi.

All three feature the original armchair detective C. Auguste Dupin, Kültür

2:51

Her üçü de ilk koltuk dedektifi C. Auguste Dupin'i içerir,

Kültür

Öncü armchair detective C. Auguste Dupin

Armchair detective, gizemleri kovalamaca veya fiziksel eylemden çok ipuçlarını inceleyip akıl yürüterek çözen bir karakterdir. Bu ifade bir dedektif türünün adıdır; yalnızca kişinin nerede oturduğunu anlatmaz. Burada the original, Poe'nun C. Auguste Dupin karakterini bu türün öncü bir modeli olarak sunar. Bu arka plan, gözlem ve çıkarımın neden karakterin temel yetenekleri olduğunu açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Edebi bir betimlemede armchair detective nedir?

  1. Başlıca becerisi şüphelileri kovalamak olan bir dedektif
  2. Gizemleri çoğunlukla gözlem ve akıl yürütmeyle çözen bir dedektif
  3. Mobilyalarla ilgili suçları araştıran bir polis memuru
Cevabı göster

Gizemleri çoğunlukla gözlem ve akıl yürütmeyle çözen bir dedektif

who uses his genius and unusual powers of observation and deduction Kelime

2:57

polisi şaşırtan suçları çözmek için

Kelime

powers of observation and deduction: gözlem ve çıkarım yetenekleri

Powers of observation and deduction ifadesinde powers, yetki veya doğaüstü güç değil, güçlü yetenekler anlamına gelir. Of ile başlayan bölüm, bu yeteneklerin hangi alanlarda görüldüğünü belirtir. Observation, gerçekleri ve ayrıntıları fark etmektir; deduction ise bu gerçekleri kullanarak mantıklı bir sonuca ulaşmaktır. İkisi birlikte, ipuçlarını bulma ve onlardan hareketle akıl yürütme şeklindeki bağlantılı yetenekleri anlatır.

Alıştırma

Powers of observation and deduction ne anlama gelir?

  1. Gizli gerçekleri ortaya çıkaran doğaüstü beceriler
  2. Ayrıntıları fark etme ve onlardan hareketle akıl yürütme yeteneği
  3. Bir soruşturma emri verme yetkisi
Cevabı göster

Ayrıntıları fark etme ve onlardan hareketle akıl yürütme yeteneği

to solve crimes that baffle the police. Kelime

3:01

dehasını ve sıra dışı gözlem ile çıkarım yeteneklerini kullanan kişi.

Kelime

crimes that baffle the police: polisi şaşırtan suçlar

crimes that baffle the police ifadesinde baffle, suçları polisin anlamasını veya çözmesini çok zorlaştırmak demektir. Crimes, baffle fiilinin öznesidir; the police ise şaşkınlık yaşayan taraftır. Fiil, fiziksel olarak engellenmeyi değil, iyice şaşırıp çözüm bulamamayı anlatır. Aktarılabilir kalıp something baffles someone şeklindedir.

Alıştırma

crimes that baffle the police ifadesinde baffle the police ne anlama gelir?

  1. suçları polisin anlamasını veya çözmesini çok zorlaştırmak
  2. polisin suçlara yaklaşmasını fiziksel olarak engellemek
  3. polisin suçlardan sıkılmasına neden olmak
Cevabı göster

suçları polisin anlamasını veya çözmesini çok zorlaştırmak

Poe also wrote satires of social and literary trends Kelime

3:04

Poe ayrıca sosyal ve edebi eğilimlerin hicivlerini de yazdı

Kelime

satires of social and literary trends: toplumsal ve edebî eğilimleri hicveden eserler

satires of social and literary trends ifadesindeki satires, toplumdaki ve edebiyattaki moda veya akımları çoğu zaman ironi, abartı, alay ya da mizah yoluyla eleştiren eserler demektir. Çoğul biçim, birden fazla eserin söz konusu olduğunu gösterir. of edatı, hicvin hedefini belirtir: social trends ve literary trends. Bu ifade yalnızca güldürmeyi amaçlayan metinleri değil, eleştirel yazıları adlandırır.

Alıştırma

satires of social and literary trends ifadesindeki satire için en uygun açıklama hangisidir?

  1. Eleştiriden kaçınan olgusal bir kayıt
  2. İroni veya abartı gibi araçlarla eğilimleri eleştiren bir eser
  3. Tek amacı eğlendirmek olan herhangi bir komik hikâye
Cevabı göster

İroni veya abartı gibi araçlarla eğilimleri eleştiren bir eser

and hoaxes that in some cases anticipated science fiction. Kelime

3:07

ve bazı durumlarda bilimkurguyu öngören asılsız haberler de yazdı.

Kelime

anticipated science fiction: daha sonraki bir türün erken işaretleri

Bu bağlamda hoaxes, gerçekmiş gibi sunulan uydurma hikâye veya raporları ifade eder. Bunların anticipated science fiction olması, daha eski olan bu eserlerin sonradan bilim kurgu türüyle ilişkilendirilen özellikleri önceden göstermesi demektir. Anticipated, kişisel beklentiyi değil, tarihsel olarak önce gelmeyi ve sonraki gelişmenin habercisi olmayı anlatır. That ... anticipated science fiction ilgi cümleciği hoaxes sözcüğünü açıklar; in some cases ise iddiayı sınırlar: Bu öncü niteliğe yalnızca bazıları sahipti.

Alıştırma

Burada anticipated science fiction ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar yeni bilim kurgu hikâyelerini heyecanla bekliyordu.
  2. Daha eski bazı aldatmaca metinleri, sonradan ortaya çıkan bilim kurgu türünün özelliklerini zaten gösteriyordu.
  3. Aldatmaca metinleri gelecekteki bilim kurgu kitaplarının adlarını doğru tahmin etti.
Cevabı göster

Daha eski bazı aldatmaca metinleri, sonradan ortaya çıkan bilim kurgu türünün özelliklerini zaten gösteriyordu.

Those included an account of a balloon voyage to the moon

3:12

Bunlar arasında aya yapılan bir balon yolculuğunun anlatımı

and a report of a dying patient put into a hypnotic trance Kalıp ifadeler

3:15

ve hipnotik bir transa sokulmuş ölmekte olan bir hastanın raporu vardı

Kalıp ifadeler

put into a hypnotic trance: bir durum değişikliğine neden olmak

Put someone into a hypnotic trance, birini hipnoz yoluyla trans durumuna sokmak demektir. Burada into, fiziksel bir kabın içine doğru hareketi değil, durum değişikliğini belirtir. A dying patient put into a hypnotic trance ifadesinde put, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır. Tam biçimi a dying patient who was put into a hypnotic trance şeklindedir. Hasta eylemi gerçekleştiren değil, eylemden etkilenendir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the demonstration, the volunteer was ____.

Cevabı göster

put into a hypnotic trance

so he could speak from the other side. Deyimler

3:19

böylece öbür dünyadan konuşabilirdi.

Deyimler

speak from the other side: ölümün ötesinden konuşmak

Ölümle ilgili bu bağlamda the other side, ölüm sonrası dünyayı veya ölümün ötesindeki alanı anlatan örtülü ve biraz mistik bir ifadedir. Bu nedenle speak from the other side, başka bir fiziksel konumdan değil, sanki ölümün ötesinden bir ses geliyormuş gibi konuşmak anlamına gelir. İfadenin anlamı bağlama bağlıdır. Gündelik mekân bağlamlarında the other side yalnızca bir odanın, sokağın veya nesnenin karşı tarafı anlamına gelebilir. Ölüm, ruhlar veya medyumlarla ilgili ipuçları ise ölüm sonrası dünya anlamını ortaya çıkarır.

Alıştırma

Örnekte speak from the other side ne anlama geliyor?

  1. Ölümün ötesinden konuşmak
  2. Karşıt bir grup adına konuşmak
  3. Bir odanın karşı tarafından konuşmak
Cevabı göster

Ölümün ötesinden konuşmak

Poe even wrote an adventure novel about a voyage to the South Pole

3:22

Poe, Güney Kutbu'na yapılan bir yolculuk hakkında bir macera romanı

and a treatise on astrophysics.

3:26

ve hatta astrofizik üzerine bir inceleme bile yazdı.

All while he worked as an editor, Anlatım akışı

3:29

Tüm bunları bir editör olarak çalışırken,

producing hundreds of pages of book reviews and literary theory. Dilbilgisi

3:31

yüzlerce sayfalık kitap incelemesi ve edebiyat teorisi üretirken yaptı.

Anlatım akışı

All while ...: aynı anda süren bir durumu eklemek

All while, az önce anlatılan eylemler veya başarılar sürerken devam eden ek bir durumu anlatır. All, önceki etkinlik döneminin tamamıyla bağlantıyı güçlendirir; while ise aynı anda yaptığı editörlük işini tanıtır. Burada All while he worked as an editor, tam bir ana cümle değil, önceki içeriğe bağlı ve cümle parçasına benzeyen bir ektir. Bilgiyi sıkıştırır ve karşıtlığı vurgular: Daha önce anlatılan bütün işleri yaparken zorlu bir editörlük görevi de yürütüyordu.

Alıştırma

Cümleyi, aynı anda sürdürülen bir zorluğu ekleyen bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Maya launched her first app, ____ studying for final exams.

Cevabı göster

all while

Dilbilgisi

producing hundreds of pages...: bilgi ekleyen bir -ing öbeği

Producing hundreds of pages of book reviews and literary theory, şimdiki zaman ortacıyla kurulan bir -ing öbeğidir. Tam cümlede, Poe'nun editör olarak çalışırken ne ürettiğini ekler; yeni ve eksiksiz bir yan cümle oluşturmaz. producing eyleminin örtük öznesi pages değil, ana cümlede anlatılan kişi olan Poe'dur. Virgülden sonra gelen bir -ing öbeği, çoğu zaman aynı özneyle bağlantılı bir eylem, ayrıntı veya sonuç ekler.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümlenin öznesinin ürettiği şeyi eklemek için -ing öbeğini doğal biçimde kullanır?

  1. Creating posters for local events, Leo's office was downtown.
  2. Leo worked as a designer, posters creating local events.
  3. Leo worked as a designer, creating posters for local events.
Cevabı göster

Leo worked as a designer, creating posters for local events.

An appreciation of Poe's career wouldn't be complete without his poetry, Kalıp ifadeler

3:35

Poe'nun kariyerine dair bir değerlendirme, onun şiirleri olmadan eksik kalırdı,

haunting and hypnotic. Kelime

3:40

akıldan çıkmayan ve hipnotik.

Kalıp ifadeler

wouldn't be complete without...: vazgeçilmez bir bölümü belirtme

A wouldn't be complete without B kalıbı, B'nin A'nın vazgeçilmez bir parçası olduğu anlamına gelir. Burada Poe'nun şiirleri, kariyerini tam olarak değerlendirmek için gerekli bir unsur olarak sunulur; isteğe bağlı bir ek değildir. Bu kalıbı bir değerlendirmeyi, listeyi veya deneyimi düzenlerken mutlaka bulunması gereken bir unsuru vurgulamak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu bölüm çıkarılırsa rehberin eksik kalacağını anlatan, dersteki dört kelimelik tam kısaltmalı kalıpla cümleyi tamamlayın: A guide to local food ____ a section on street markets.

Cevabı göster

wouldn't be complete without

Kelime

haunting and hypnotic: Poe'nun şiirlerinin etkisi

haunting and hypnotic ifadesi, Poe'nun şiirlerine dair kısa ve edebî bir değerlendirmedir. Burada haunting, şiirlerin zihinde kalan ürpertici veya güçlü bir iz bırakması demektir; mutlaka hayaletlerle ilgili oldukları anlamına gelmez. Hypnotic ise neredeyse hipnotik bir çekimle dikkati üzerlerinde tuttuklarını anlatır. Bu ifade poetry kelimesinden sonra gelen ek bir sıfat öbeğidir. Ayrı bir şiir türünü adlandırmaz; konuşanın şiirin atmosferine dair değerlendirmesini ekler.

Alıştırma

Bu cümlede haunting and hypnotic şiir hakkında birlikte ne anlatıyor?

  1. hayaletler hakkında kelimesi kelimesine bir hikâye
  2. zihinde kalan ve dikkati güçlü biçimde çeken şiir
  3. güçlü bir duygusal etkisi olmayan sade bir üslup
Cevabı göster

zihinde kalan ve dikkati güçlü biçimde çeken şiir

His best known poems are songs of grief, Deyimler

3:42

En bilinen şiirleri kederin şarkılarıdır,

Deyimler

songs of grief: kederi anlatan şiirler mecazı

Songs of grief, şiirleri şarkılara benzeten mecazlı bir isim öbeğidir. Burada şiirler, kederi ifade eden şarkılarmış gibi sunulur. Songs gerçek bir müzik veya şarkı söyleme gerektirmez; şiirlerin lirik ve duygusal sesini öne çıkarır. of grief, bu şiirsel ifadelerin merkezindeki duygunun kayıpla bağlantılı derin bir keder olduğunu belirtir. Cümlede songs of grief, are fiilinden sonra gelen tümleçtir; onun en tanınmış şiirlerini yeniden adlandırır veya nitelendirir.

Alıştırma

Bu cümlede songs of grief ne anlama geliyor?

  1. müzik eşliğinde mutlaka seslendirilmesi gereken gerçek şarkılar
  2. mutluluğu kutlayan şiirler
  3. mecaz yoluyla kederi ifade eden şiirler
Cevabı göster

mecaz yoluyla kederi ifade eden şiirler

or in his words, Kalıp ifadeler

3:45

ya da kendi sözleriyle,

mournful and never-ending remembrance. Kelime

3:46

kederli ve hiç bitmeyen bir hatırlamadır.

Kalıp ifadeler

or in his words: Poe'nun kendi anlatımını tanıtmak

Or in his words ifadesi, söz konusu edilen kişiye ait olduğu belirtilen bir anlatımı tanıtır; burada his, Poe'yu gösterir. Mournful and never-ending remembrance sözlerinin yalnızca anlatıcının özeti değil, Poe'nun kendi anlatımı olarak sunulduğunu belirtir. Burada words, birkaç ayrı kelimeyi değil, “ifade biçimi”ni veya “bir düşünceyi anlatma yolu”nu ifade eder. Baştaki or bir yeniden ifade etme işlevi görür: konuşmacı başka bir seçenek sunmak yerine düşünceyi Poe'nun sözleriyle tekrar anlatır.

Alıştırma

“The design is practical—or, in his words, simple enough to repair at home,” cümlesinde his, Daniel'ı gösterir. Or in his words ne işe yarar?

  1. Aralarında seçim yapılması gereken iki tasarım sunar.
  2. Daniel'ın yalnızca birkaç ayrı kelime söylediğini belirtir.
  3. Daniel'ın kendi sözlerini bir yeniden anlatım olarak tanıtır.
Cevabı göster

Daniel'ın kendi sözlerini bir yeniden anlatım olarak tanıtır.

Kelime

mournful and never-ending remembrance: edebî dilde kalıcı keder

Bu ifadede mournful, kederle dolu bir duyguyu anlatır; never-ending bunun sona ermediğini belirtir; remembrance ise kaybedilmiş birini veya bir şeyi sürekli anma eylemi ya da duygusu anlamına gelir. Genel anlamdaki hatırlama yeteneğini ifade etmez. Bu sözcükler birlikte, tekrar tekrar geri dönen kederi resmî ve şiirsel bir görüntüyle anlatır. İfade, sad memory gibi sade bir söyleyişten daha ağırbaşlı ve edebîdir.

Alıştırma

mournful and never-ending remembrance ifadesinde remembrance ne anlama gelir?

  1. yapılacaklar listesindeki bir hatırlatıcı
  2. bilgiyi saklamaya yarayan zihinsel yetenek
  3. uzun süren, kederli bir anımsama eylemi veya duygusu
Cevabı göster

uzun süren, kederli bir anımsama eylemi veya duygusu

The Raven,

3:49

Kuzgun,

in which the speaker projects his grief onto a bird Notlar

3:50

konuşmacının kederini sadece tek bir sesi tekrarlayan bir kuşa

Dilbilgisi

in which: bir eserin içinde gerçekleşenler hakkında bilgi eklemek

In which, The Raven hakkında ek bilgi veren bir ilgi cümleciğini başlatır. Which şiire geri gönderimde bulunur, in ise ilişkiyi kurar: konuşmacı bunu şiirin içinde yapar. İfade, birbiriyle ilgisiz iki sözcük olarak değil, “The Raven içinde” anlamına gelen tek bir yapı olarak anlaşılmalıdır. Aktarılabilir kalıp isim + in which + özne + fiil biçimindedir. Bir eser, durum veya dönem içinde gerçekleşenler hakkında bilgi ekler ve resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “onun içinde” anlamındaki iki sözcüklü resmî ilgi yapısıyla tamamlayın: The documentary, ____ several scientists discuss sleep, won an award.

Cevabı göster

in which

Kalıp ifadeler

project his grief onto a bird: içsel bir duyguyu dışarıdaki bir hedefe atfetmek

Burada projects, kişinin kendi duygusunu veya ruh hâlini başka bir kişiye ya da şeye atfetmesi anlamına gelir. Konuşmacı kuşu kendi kederi üzerinden yorumlar; sanki bu keder kuşa aitmiş veya kuşta somutlaşmış gibidir. Aktarılabilir kalıp project + duygu veya özellik + onto + kişi veya şey biçimindedir. Bu, sözcüğün psikolojik ve edebî anlamıdır; isim olan project ya da bir görüntüyü fiziksel olarak yansıtma eylemi değildir.

Alıştırma

Psikolojik analiz kalıbını eksik edatla tamamlayın: He projected his anxiety ____ the rest of the team.

Cevabı göster

onto

who merely repeats a single sound,

3:53

yansıttığı şiir,

made Poe famous. Dilbilgisi

3:56

Poe'yu ünlü yaptı.

Dilbilgisi

made Poe famous: make + nesne + sıfat

Made Poe famous, make + nesne + sıfat yapısını kullanır. Buradaki made ettirgen bir anlam taşır: Poe nesnedir, famous ise ortaya çıkan durumu belirten nesne tamamlayıcısıdır. İfade, bir şeyin Poe'nun ünlü olmasına yol açtığını anlatır; Poe'nun fiziksel olarak “yapıldığını” anlatmaz. Made fiilinin dilbilgisel öznesi daha önce geçen The Raven adlı eserdir. who merely repeats a single sound ile biten açıklama özne öbeğinin içinde yer alır; bu nedenle temel cümle yapısı The Raven made Poe famous şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + sıfat yapısında made, its director ve famous kullanarak tamamlayın: The documentary ____ within a year.

Cevabı göster

made its director famous

But despite his literary success, Dilbilgisi

3:57

Ancak edebi başarısına rağmen,

Poe lived in poverty throughout his career Kalıp ifadeler

3:59

Poe kariyeri boyunca yoksulluk içinde yaşadı

Dilbilgisi

despite his literary success: despite + isim öbeği

Despite his literary success, ödünleme bildiren bir edat öbeğidir. Despite, “-e rağmen” veya “olsa bile” anlamına gelir; his literary success ise onun isim öbeği biçimindeki tamamlayıcısıdır. Bu ifade, edebî başarı ile yoksulluk içinde yaşama arasındaki karşıtlığa zemin hazırlar. Baştaki But bu karşıtlığı önceki söyleme bağlarken despite cümlenin içinde ödünleme ilişkisini kurar.

Alıştırma

Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the rain was heavy, the match continued.
  2. Despite the heavy rain, the match continued.
  3. Despite it rained heavily, the match continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the match continued.

Kalıp ifadeler

lived in poverty throughout his career: kariyeri boyunca yoksulluk içinde yaşamak

Live in poverty, normal bir yaşam için gereken para veya temel kaynaklara yeterince sahip olmadan yaşamak demektir. Bu cümlede lived, Poe'nun tek seferlik bir maddi sorununu değil, devam eden yaşam koşulunu anlatır. Throughout his career zaman aralığının tamamını kapsar: yoksulluk yalnızca kısa bir aşamada değil, kariyerinin tümü boyunca devam etmiştir.

Alıştırma

Hangi cümle yoksulluğun kişinin tüm kariyeri boyunca devam ettiğini söyler?

  1. The painter lived in poverty for one winter.
  2. The painter lived in poverty before his career began.
  3. The painter lived in poverty throughout his career.
Cevabı göster

The painter lived in poverty throughout his career.

and his personal life was often as dark as his writing. Deyimler

4:02

ve kişisel hayatı genellikle yazdıkları kadar karanlıktı.

Deyimler

as dark as his writing: yazıları kadar karanlık

As + adjective + as kalıbı, iki şeyi tek bir özelliğin derecesine göre karşılaştırır. Burada as dark as his writing, Poe'nun özel hayatının karanlık oluş bakımından yazılarıyla aynı düzeyde olduğunu söyler. Dark mecazidir: hayatı sıkıntılı ve trajikti; yazıları ise kasvetli, rahatsız edici veya ürkütücü temalar içeriyordu. Bu karşılaştırma onun yaşadıklarıyla eserlerinin havasını birbirine bağlar; renk ya da ışıktan söz etmez.

Alıştırma

"Her memoir is as dark as her final novel," cümlesinde dark neyi karşılaştırır?

  1. Odadaki ışık miktarı
  2. Kapaklarının rengi
  3. İki eserin kasvetli ve rahatsız edici niteliği
Cevabı göster

İki eserin kasvetli ve rahatsız edici niteliği

He was haunted by the loss of his mother and his wife, Deyimler

4:06

Annesini ve karısını kaybetmenin acısıyla kıvrandı,

Deyimler

was haunted by the loss of...: bir kaybın acısından kurtulamamak

Bu cümlede was haunted by mecaz anlamda kullanılır. Acı veren kaybın tekrar tekrar aklına geldiğini ve onu etkilemeye devam ettiğini anlatır; gerçek bir hayaletten söz edilmez. be haunted by + bir anı, kayıp, pişmanlık veya olay yapısı, geçmişi kaçılması zor bir şey gibi gösterir. Burada by, uzun süren sıkıntının kaynağını, yani annesini ve eşini kaybetmesini belirtir.

Alıştırma

“He was haunted by the loss of his mother and his wife” cümlesinde was haunted by ne anlama gelir?

  1. Kayıp nedeniyle herkesin önünde suçlandı.
  2. Akrabalarının hayaletleri onu kovalıyordu.
  3. Acı veren kayıp onu derinden rahatsız etmeye devam etti.
  4. Kısa süre sonra kaybı unuttu.
Cevabı göster

Acı veren kayıp onu derinden rahatsız etmeye devam etti.

who both died of tuberculosis at the age of 24.

4:09

her ikisi de 24 yaşında tüberkülozdan ölmüştü.

Poe struggled with alcoholism Kalıp ifadeler

4:13

Poe alkolizmle mücadele etti

Kalıp ifadeler

struggled with alcoholism: alkol bağımlılığıyla mücadele etmek

Struggled with alcoholism, Poe'nun sürekli ve ciddi bir alkol bağımlılığı sorunuyla karşılaştığını ve bunu yönetmekte zorlandığını anlatır. Struggled with fiziksel bir kavgayı değil, uzun süren bir zorluğu ifade eder. struggle with + bir sorun yapısı hastalıklar, duygular, okul çalışmaları, borçlar ve başka güçlüklerle kullanılabilir. Alcoholism, alkol bağımlılığını veya ciddi bir alkol kullanım sorununu ifade eder; yalnızca içki içmek ya da bir kez sarhoş olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “başa çıkmakta sürekli zorlandı” anlamına gelen iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: For years, Leo ____ severe anxiety.

Cevabı göster

struggled with

and frequently antagonized other popular writers.

4:15

ve sıklıkla diğer popüler yazarlara düşmanlık etti.

Much of his fame came from posthumous and very loose adaptations of his work. Kelime

4:18

Şöhretinin büyük bir kısmı, ölümünden sonra eserlerinin çok serbest bir şekilde uyarlanmasından geldi.

Kelime

ölümünden sonra yapılan çok serbest uyarlamalardan kaynaklanmak

came from, şöhretinin büyük bir kısmının kaynağını belirtir: daha sonraki uyarlamalar eserlerinin yayılmasına ve insanların onları tanıma biçiminin şekillenmesine yardımcı olmuştur. posthumous, uyarlamaların yazarın ölümünden sonra ortaya çıktığını belirtir. A very loose adaptation, özgün eseri başlangıç noktası olarak kullanır ama onu yakından izlemek yerine önemli unsurları büyük ölçüde değiştirebilir; loose burada fiziksel gevşekliği değil, kaynağa bağlılık derecesini anlatır.

Alıştırma

Örnekte vurgulanan bölüm, şöhretinin kaynağı hakkında ne söylüyor?

  1. Kitaplarının fiziksel kopyaları gevşediği için şöhreti azaldı.
  2. Şöhretinin büyük bir kısmı, yaşarken yayımlayıp onayladığı, aslına tamamen sadık baskılardan kaynaklandı.
  3. Şöhreti yalnızca eserinin her ayrıntısını koruyan çevirilerden kaynaklandı.
  4. Şöhretinin büyük bir kısmı, ölümünden sonra yapılıp eserini önemli ölçüde değiştiren uyarlamalardan kaynaklandı.
Cevabı göster

Şöhretinin büyük bir kısmı, ölümünden sonra yapılıp eserini önemli ölçüde değiştiren uyarlamalardan kaynaklandı.

And yet,

4:24

Yine de,

if he could have known how much pleasure and inspiration Dilbilgisi

4:25

eğer yazılarının nesiller boyunca okurlara ve yazarlara

his writing would bring to generations of readers and writers alike,

4:28

ne kadar zevk ve ilham getireceğini bilebilseydi,

perhaps it may have brought a smile to that famously brooding visage. Notlar

4:32

belki bu, o ünlü düşünceli çehreye bir tebessüm getirebilirdi.

Dilbilgisi

if he could have known: gerçekleşmemiş bir geçmişi hayal etmek

if he could have known, geçmişle ilgili gerçek dışı bir koşul sunar. Yazdıklarının sonraki kuşaklar üzerindeki etkisini bilmesi mümkün değildi, ancak konuşan kişi bu imkânsız bakış açısını hayal eder. Yapı if + özne + could have + fiilin üçüncü hâlidir. Buradaki could have known, onun genel olarak bir şeyi bilme yeteneğine sahip olduğunu değil, “o zaman bilebilmiş olsaydı” anlamını taşır. Sonuç cümlesinde genellikle would have veya might have + fiilin üçüncü hâli kullanılır.

Alıştırma

Geçmişte gerçekleşmemiş bir olasılığı göstermek için cümleyi could + have + know fiilinin üçüncü hâliyle tamamlayın: If she ____ how many people her discovery would help, she might have felt hopeful.

Cevabı göster

could have known

Kalıp ifadeler

may have brought a smile to: gülümsetmiş olabilir

Bring a smile to a person's face ya da bu cümledeki gibi bring a smile to a visage, birini gülümsetmek veya ona sakin bir sevinç vermek demektir. Buradaki bring mecazidir; fiziksel olarak hiçbir nesne taşınmaz. May have brought, geçmişteki bir sonuç hakkında kesin olmayan tahminde bulunmak için may have + fiilin üçüncü hâli yapısını kullanır. Perhaps ile birlikte, gülümsemeyi bilinen bir gerçek değil, nazik bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “geçmişte onu gülümsetmiş olabilir” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The kind note ____ her face.

Cevabı göster

may have brought a smile to

Kelime

famously brooding visage: kasvetli hâliyle ünlü çehre

Famously, bu özelliğin kişiyle yaygın biçimde ilişkilendirildiğini belirtir. Brooding; karanlık, ciddi ve içe dönük bir ifadeyi anlatır, visage ise face için kullanılan resmî ve edebî bir sözcüktür. Bu ifade, kişinin kasvetli toplumsal imajını canlı bir görüntüye dönüştürür. O brooding visage üzerinde olası bir gülümseme oluşturmak yumuşak bir karşıtlık yaratır ve cümleyi sıcak, hafifçe nükteli bir biçimde bitirir.

Alıştırma

Famously brooding visage ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Birinin yüzüne doğru taşınan bir nesne
  2. Yüksek sesle konuşmasıyla ünlü bir kişi
  3. Gündelik argo ile anlatılan neşeli bir yüz
  4. Edebî bir dille anlatılan, kasvetli ve düşünceli hâliyle tanınan bir yüz
Cevabı göster

Edebî bir dille anlatılan, kasvetli ve düşünceli hâliyle tanınan bir yüz

Check out this playlist for more videos in our reading series

4:38

Okuma serimizdeki daha fazla video için bu oynatma listesine göz atın

and let us know in the comments which book you'd like to see us cover next.

4:42

ve yorumlarda bir sonraki hangi kitabı ele almamızı istediğinizi bize bildirin.