Ya cebinizde bir kara delik olsaydı?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Kara delik bir madeni paranın kütlesine ya da onun çapıyla Dünya’nın kütlesine sahip olabilir. Video ışınımı, Dünya’nın yok oluşunu ve Güneş Sistemi etkilerini izler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “Short answer,” ve “Long answer,” — Söylem ve retorik: sonucu verip cevabı doğru kılan koşulları ekleyin. 2. “as if it were orbiting the black hole” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: as if + were ile gerçek olmayan görünüşü olgu diye sunmadan anlatın. 3. “In the biblical sense of awesome,” — Sözcük anlamı ve kullanım: awesome sözcüğünün korkutucu veya hayranlık uyandıran eski anlamını modern “harika”dan ayırın.
Bu derste
What would happen to you if a black hole the size of a coin suddenly appeared near you? Dilbilgisi
0:00Yakınınızda bozuk para büyüklüğünde bir kara delik aniden ortaya çıksaydı size ne olurdu?
Varsayımsal soru “What would happen ... if ...?”
What would happen ... if ...? kalıbı, hayal edilen bir durumun nasıl bir sonuç doğuracağını sorar. Bu cümlede would olası sonucu belirtirken if hayal edilen koşulu başlatır. Bu tür varsayımsal sorularda ana cümlede would, if yan cümlesinde ise geçmiş zaman biçimi kullanılır: What would happen ... if ... appeared? Geçmiş zaman biçimi olayın geçmişte gerçekleştiği anlamına gelmez; durumun hayalî veya gerçekleşme olasılığı düşük olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu varsayımsal soruyu tamamlamak için sonuç cümlesinde happen, if yan cümlesinde appear kullan: What ____ to the town if a volcano suddenly ____ nearby?
Cevabı göster
would happen · appeared
“Short answer” ve “Long answer” ile yanıtı düzenleme
Short answer önce en hızlı ve doğrudan sonucu verir. Ardından Long answer, genellikle koşullar, nedenler veya istisnalar içeren daha kapsamlı bir yanıtın geleceğini bildirir. Bu iki etiket bilgiyi iki katmanda düzenler: önce temel sonuç, sonra ayrıntılar. Burada long, sıkıcı veya gereksiz yere uzun değil, daha kapsamlı anlamına gelir.
Alıştırma
Önce hızlı bir sonuç, ardından daha kapsamlı bir açıklama veren iki katmanlı yanıtı uygun etiketlerle tamamla: ____: no. ____: the pool is closed today, but it will reopen tomorrow.
Cevabı göster
Short answer · Long answer
with the mass of a coin ve as wide as a coin karşılaştırması
With the mass of a coin, kara deliğin kütlesini anlatır: kütlesi bir madeni paranın kütlesine eşittir. Burada with, bu özelliğe sahip olmak anlamındadır; kara deliğin bir madeni paradan yapıldığı anlamına gelmez. As wide as a coin genişliği, yani bir kenardan diğerine olan mesafeyi karşılaştırır. as + sıfat + as kalıbı, belirtilen ölçü bakımından eşitliği anlatır. İki ifade de diğer ölçü hakkında bilgi vermez; dolayısıyla aynı genişlik, aynı kütle demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir nesnenin kütlesinin değil, genişliğinin bir madeni parayla aynı olduğunu söyler?
- It has the mass of a coin.
- It is as wide as a coin.
- It is made from a coin.
Cevabı göster
It is as wide as a coin.
Suppose a US nickel with the mass of about 5 grams Dilbilgisi
0:11Kütlesi yaklaşık 5 gram olan bir ABD 5 sentlik madeni parasının
magically collapsed into a black hole. Kalıp ifadeler
0:15sihirli bir şekilde kara deliğe çöktüğünü varsayalım.
Suppose ... collapsed into a black hole: varsayımsal bir öncül kurmak
Cümle başındaki Suppose, dinleyiciden veya okuyucudan hayalî bir durumu başlangıç noktası olarak kabul etmesini ister: şimdilik bunun doğru olduğunu düşünün. Bir yönerge gibi çalışır; konuşanın neye inandığını bildiren bir ifade değildir. Suppose sözcüğünden sonra Suppose a US nickel ... collapsed ... örneğindeki gibi doğrudan bir cümlecik gelebilir. that eklemek de dilbilgisi açısından doğrudur: Suppose that a US nickel .... Buradaki öncül, yaklaşık 5 gram kütleli bir ABD beş sentliğinin kara deliğe dönüşmesidir.
Alıştırma
Hangi cümle, daha fazla akıl yürütmek için okuyucudan varsayımsal bir öncülü kabul etmesini doğrudan ister?
- Suppose the battery lasts only two hours.
- The battery probably lasts only two hours.
- I suppose the battery lasts only two hours.
Cevabı göster
Suppose the battery lasts only two hours.
collapsed into a black hole: çökerek bir kara deliğe dönüştü
Burada collapsed into bir durum değişikliğini anlatır: madeni paranın aşırı sıkışma altında çöktüğü ve bir kara deliğe dönüştüğü varsayılır. Into, başlangıçtaki nesneyi sonuçla bağlar; dolayısıyla ifade, paranın zaten var olan bir kara deliğin içine düştüğü anlamına gelmez. collapse into + isim kalıbı, bir şeyin yapısını kaybedip yeni bir biçim veya durumla sonuçlanmasını anlatabilir. Örneğin collapse into chaos, “çökerek kaosa sürüklenmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Örnekte collapsed into a black hole ne anlama geliyor?
- Madeni para çökerek bir kara deliğe dönüştü.
- Madeni para zaten var olan bir kara deliğin içine düştü.
- Madeni para kendi içine bir kara delik yerleştirdi.
Cevabı göster
Madeni para çökerek bir kara deliğe dönüştü.
This black hole would have a radius of 10 to the power of -30 meters Kelime
0:17Bu kara deliğin yarıçapı 10 üzeri eksi 30 metre olurdu.
10 to the power of -30: on üzeri eksi otuz
Bu matematiksel ifadede 10 taban, -30 ise üstür. İngilizce ten to the power of minus thirty diye okunur. Bu, 10'un negatif bir üsse yükseltilmesi, yani 1'in 10 üzeri 30'a bölünmesi anlamına gelir; dolayısıyla son derece küçük pozitif bir sayıdır. Burada power matematikteki “üs” anlamındadır; fiziksel güç veya enerji anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. Thirty sözcüğünden önce minus denip denmediğine dikkat edin.
- The measurement is ten to the power of thirty meters.
- The measurement is ten to the power of minus thirty meters.
Cevabı göster
The measurement is ten to the power of minus thirty meters.
a hydrogen atom is about 10 to the power of -11 meters
0:22bir hidrojen atomu yaklaşık 10 üzeri eksi 11 metredir.
Referans ölçeği sunmak için “By comparison,”
“By comparison,” dinleyiciye sıradaki bilgiyi bir referans noktasına göre değerlendirmesini söyler. Burada hidrojen atomu bir ölçek referansı olarak sunulur ve daha önce verilen son derece küçük ölçünün gözde canlandırılmasını kolaylaştırır. Bu ifade yeni bir konu başlatmak yerine açıklamayı düzenler. Büyüklük derecesindeki farkı vurgular; yalnızca ilgisiz bir karşıtlık bildirmez.
Alıştırma
Örnekte “By comparison,” ne işe yarar?
- Önceki ölçüyü anlamak için hidrojen atomunu bir ölçek referansı olarak sunar.
- Kara delik ile hidrojen atomunun tam olarak aynı boyutta olduğunu söyler.
- Konuyu boyuttan hidrojenin kimyasal özelliklerine geçirir.
Cevabı göster
Önceki ölçüyü anlamak için hidrojen atomunu bir ölçek referansı olarak sunar.
is as small as an atom compared to the sun. Dilbilgisi
0:27Güneş'e kıyasla bir atom ne kadar küçükse o kadar küçüktür.
“X compared to Y is as ... as A compared to B” kalıbı
“X compared to Y is as + sıfat + as A compared to B” kalıbı, nesnelerin mutlak boyutlarını değil iki ilişkiyi karşılaştırır. Örnekte kara deliğin bir atoma göre küçüklüğü, atomun Güneş’e göre küçüklüğüyle eşleştirilir. İlk “compared to” X için, ikincisi ise A için referansı belirler. “As small as” bu iki göreli ölçeği bir benzetmede birleştirir; kara deliğin, atomun ve Güneş’in aynı boyutta olduğunu söylemez.
Alıştırma
Örnek cümle hangi ilişkiyi anlatıyor?
- Kara delik-atom ölçeğiyle atom-Güneş ölçeğini karşılaştırır.
- Kara deliğin, atomun ve Güneş’in mutlak boyutlarının aynı olduğunu söyler.
- Yalnızca kara deliği doğrudan Güneş’le karşılaştırır.
Cevabı göster
Kara delik-atom ölçeğiyle atom-Güneş ölçeğini karşılaştırır.
And a small black hole would also have an unimaginably short lifetime
0:32Ve küçük bir kara delik aynı zamanda hayal edilemeyecek kadar kısa bir ömre sahip olurdu,
Hawking ışıması: bir kara deliğin kütle kaybı
Hawking ışıması, bir kara deliğin yakınındaki kuantum etkilerinden kaynaklandığı kuramsal olarak öngörülen ışımadır. Kara deliğin zamanla enerji ve dolayısıyla kütle kaybetmesini sağlar. Terim, fizikçi Stephen Hawking’in adından gelir. Hawking’in kendisinin yaydığı bir ışımayı veya dışarıdan kara deliğin üzerine gelen sıradan ışımayı ifade etmez. Bu cümlede, çok küçük kara deliğin hızla bozunmasını sağlayan süreçtir.
Alıştırma
Bu cümlede Hawking radiation ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir kara deliğin yakınındaki kuantum etkilerinden kaynaklandığı öngörülen ve deliğin enerji ile kütle kaybetmesine yol açan ışıma
- Stephen Hawking tarafından fiziksel olarak üretilen ışıma
- Dışarıdaki bir ısı kaynağından gelip kara deliğin üzerine düşen sıradan ışıma
Cevabı göster
Bir kara deliğin yakınındaki kuantum etkilerinden kaynaklandığı öngörülen ve deliğin enerji ile kütle kaybetmesine yol açan ışıma
radiate away: ışıma yoluyla yavaş yavaş kaybetmek
Radiate away, bir miktarı ışıma olarak yayarak o miktarı kaybetmek veya dışarı salmak anlamına gelir. Burada kara deliğin kalan az miktardaki kütlesi ışımaya dönüşür; böylece bu kütle kara delikten yavaş yavaş kaybolur. Away belirli bir yönü göstermez. Bir sonuç ekler: ışıma devam ettikçe miktar azalır veya tükenir.
Alıştırma
“Işıma yoluyla yavaş yavaş kaybetmek” anlamına gelen iki sözcüklü fiille cümleyi tamamlayın: In deep space, the spacecraft began to ____ its excess heat.
Cevabı göster
radiate away
what little mass it has: çok az bir miktarın tamamı
Burada what little mass it has, “sahip olduğu çok az miktardaki kütlenin tamamı” anlamına gelir. What burada soru sözcüğü değildir; elde kalan küçücük miktarı mevcut olanın tamamı olarak sunan bir isim öbeği başlatır. Aktarılabilir kalıp what little + sayılamayan isim + özne + fiil şeklindedir. Sınırlı miktarın az olmasına rağmen tamamının kapsandığını veya etkilendiğini vurgular.
Alıştırma
“She spent what little money she had on medicine.” cümlesindeki “what little money she had” ne anlama gelir?
- Sahip olduğu az miktardaki paranın tamamı
- Ne kadar parası olduğuna dair bir soru
- Sahip olduğu büyük miktardaki para
- Kendisine ait olmayan bir miktar para
Cevabı göster
Sahip olduğu az miktardaki paranın tamamı
Its 5 grams of mass will be converted to 450 terajoules of energy, Kalıp ifadeler
0:42Sahip olduğu 5 gramlık kütle 450 terajul enerjiye dönüşecek,
be converted to: değişimin sonucunu belirtmek
Be converted to yapısında edilgen fiil be converted bir değişimi anlatır, to ise sonucu belirtir. Burada kütle belirli bir enerji miktarına dönüşür; bu nedenle 450 terajoules of energy başlangıç noktası değil, sonuçtur. Aktarılabilir kalıp A + be converted to + sonuç şeklindedir. Süreç veya işi yapan, sonuçtan daha az önemli olduğunda birim, biçim, değer ya da form dönüşümleri için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir değişimin sonucunu belirtmek için be converted to yapısını doğru kullanır?
- The audio file will be converted to MP3 format.
- The audio file will be converted with MP3 format.
- The audio file will be converted at MP3 format.
- The audio file will be converted from MP3 format.
Cevabı göster
The audio file will be converted to MP3 format.
lead to an explosion: nedensel bir sonucu ifade etmek
Lead to, “bir sonuca neden olmak veya o sonucu doğurmak” anlamına gelir. Bu cümlede bir olay patlamaya neden olacaktır; birini bir yere götürmekten söz edilmez. Kalıp lead to + isim veya -ing biçimidir: lead to an explosion, lead to delays ya da lead to losing time. Özne nedeni, to sonrasındaki sözler ise sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi lead ve doğru edatla tamamlayın: A blocked air vent can ____ overheating.
Cevabı göster
lead to
dropped on Hiroshima and Nagasaki combined.
0:51atom bombalarının toplamından kabaca üç kat daha büyük bir patlamaya.
three times bigger than: kat belirten karşılaştırmalar
number + times + comparative adjective + than kalıbı, kat belirten bir karşılaştırma kurar. Burada roughly three times bigger than, büyüklüğün veya gücün iki bombanın toplamının yaklaşık üç katı olduğunu anlatır; roughly, sayının tahminî olduğunu gösterir. Bu ifade günlük İngilizcede yaygındır. Kesin bir oran önemli olduğunda three times as big as veya three times as large as daha açıktır. Çünkü bazı okurlar three times bigger than ifadesini “ilk büyüklük artı onun üç katı”, yani ilk büyüklüğün dört katı olarak yorumlar.
Alıştırma
Yeni oyun alanının eskisinin yaklaşık üç katı büyüklüğünde olduğunu belirtmek için cümleyi vurgulanan günlük ifadeyle tamamlayın: The new playground is ____ the old one.
Cevabı göster
three times bigger than
Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarının toplamı
Bu ifade, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Hiroşima ve Nagazaki'ye karşı kullanılan iki atom bombasını anlatır. Buradaki dropped on, bombaların kazara düşmesini değil, silah olarak bu şehirleri hedef alacak şekilde kasıtlı biçimde bırakılmasını ifade eder. Combined, iki bombanın patlama gücünün toplanıp bu toplamın karşılaştırma noktası olarak kullanıldığını gösterir. Bu, tarihsel bir ölçek referansıdır; tek bir bombanın iki yeri birden vurduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifade karşılaştırma noktası olarak neyi kullanıyor?
- Hiroşima ile Nagazaki arasına kazara düşen tek bir bomba
- Hiroşima ve Nagazaki'nin fiziksel alanlarının toplamı
- Hiroşima ve Nagazaki'ye karşı kullanılan iki atom bombasının toplam patlama gücü
Cevabı göster
Hiroşima ve Nagazaki'ye karşı kullanılan iki atom bombasının toplam patlama gücü
If the black hole had the diameter of a common coin,
0:57Eğer kara delik sıradan bir bozuk paranın çapına sahip olsaydı,
Dünya'dan biraz daha büyük kütleli
Slightly more massive than the Earth ifadesinde more massive than bir karşılaştırma kurar: kara deliğin Dünya'dan daha fazla kütleye sahip olduğunu söyler. Buradaki massive, fiziksel çapı veya görünür büyüklüğü değil, kütleyi anlatır. Slightly farkı sınırlar. Kütle Dünya'nınkinden yalnızca biraz daha fazladır; kat kat fazla değildir. Fark küçük olduğunda slightly sözcüğünü karşılaştırma biçiminden önce kullanabilirsiniz: slightly warmer, slightly faster, slightly more expensive.
Alıştırma
Cümleyi slightly ve massive sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: "Planet A is ____ Planet B."
Cevabı göster
slightly more massive than
a billion billion times greater than ... currently does karşılaştırması ve does ile ikame
İngilizcede a billion billion, bir milyarın bir milyarla çarpımı, yani 10^18 demektir. number + times + comparative + than kalıbı, iki ölçüyü bir çarpanla karşılaştırır. Burada greater, yüzey çekiminin ne kadar daha güçlü olacağını belirtir. our planet currently does bölümünde does, tekrarlanan has surface gravity fiil öbeğinin yerini tutar. Açık anlamı greater than the surface gravity our planet currently has şeklindedir; ancak does tekrarı önler.
Alıştırma
Cümleyi "times longer" ve "does" yardımcı sözcüğüyle tamamlayın: This battery lasts five ____ than the old one ____.
Cevabı göster
times longer · does
Its tidal forces on you would be so strong Dilbilgisi
1:13Sizin üzerinizdeki gelgit kuvvetleri o kadar güçlü olurdu ki
that they'd rip your individual cells apart. Öbek fiiller
1:15tek tek hücrelerinizi parçalara ayırırdı.
Derece ve sonucu bağlayan so strong that ... yapısı
so + sıfat + that + yan cümle kalıbı, aşırı bir dereceyi sonucuna bağlar. So strong kuvvetin derecesini verir; that sonrasındaki cümle ise kuvvetler bu kadar güçlü olduğu için ne olacağını anlatır. Burada that bir sonuç cümlesi başlatır, ilgi cümlesi başlatmaz. They çoğul tidal forces ifadesine gönderme yapar; they'd ise ardından yalın fiil rip geldiği için they would anlamındadır. Rip your individual cells apart, hücrelerini parçalara ayırmak demektir.
Alıştırma
Sonuç kalıbını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Mia had to put it down.
Cevabı göster
so · that
rip ... apart: parçalara ayırmak
rip your individual cells apart ifadesinde rip ... apart, bir şeyi büyük bir kuvvetle parçalara ayırmak anlamına gelen, ayrılabilen bir öbek fiildir. Vurgulanan iki sözcük tek bir eylem oluşturur; apart ayrı bir yeri anlatmaz. Nesne olan your individual cells, rip ile apart arasına gelir. Nesne bir isim olduğunda hem rip the cells apart hem de rip apart the cells kullanılabilir; ancak zamir mutlaka ortada olmalıdır: rip them apart denir, rip apart them denmez.
Alıştırma
Cümleyi rip ... apart ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The machine caught the bag and ____ it ____.
Cevabı göster
ripped · apart
before you even realized what's happening: daha ne olduğunu fark edemeden
before you even realized what's happening yan cümlesi, fark etme eylemini kara deliğin eyleminden sonraya yerleştirir. Bu varsayımsal cümlede would consume ... before you realized, before yan cümlesindeki geçmiş zaman biçimiyle hayalî bir sıralama kurar: önce yutulma gerçekleşir ve ne olduğunu fark etmeye zaman kalmaz. Even, realized fiilini güçlendirir. En temel fark etme aşamasına bile ulaşılamadığını anlatır; böylece bütün yapı bir şeyin son derece hızlı veya beklenmedik biçimde gerçekleştiğini vurgular.
Alıştırma
Okuyun: The puppy ran through the open gate before Nina even realized it was gone. before Nina even realized it was gone neyi vurguluyor?
- Nina yavru köpeğin gittiğini hiçbir zaman öğrenmedi.
- Nina önce fark etti, ardından yavru köpek için kapıyı açtı.
- Yavru köpek o kadar hızlı kaçtı ki Nina zamanında fark edemedi.
Cevabı göster
Yavru köpek o kadar hızlı kaçtı ki Nina zamanında fark edemedi.
Although the laws of gravity are still the same, Dilbilgisi
1:22Yerçekimi yasaları hala aynı olsa da,
would be very different around such dense objects.
1:27böyle yoğun nesnelerin etrafında çok farklı olurdu.
Although ..., ... would be very different: ödünlemeli karşıtlık
Although, sizi ters sonucu beklemeye yöneltebilecek doğru bir olguyu sunar: yerçekimi yasaları değişmez. Ardından ana cümle şaşırtıcı karşıtlığı verir: son derece yoğun nesnelerin yakınında yerçekiminin deneyimlenme biçimi yine de çok farklı olabilir. Yeniden kullanılabilen kalıp Although + yan cümle, ana cümle şeklindedir. İlk ifade doğru olsa bile ikinci ifadenin de doğru olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede tam bir cümleden önce although doğru kullanılmıştır?
- Despite the instructions were the same, the results were different.
- Although the instructions were the same, but the results were different.
- Although the instructions were the same, the results were different.
Cevabı göster
Although the instructions were the same, the results were different.
with gravity getting weaker the farther away you are: bağlantılı değişim
With + isim + -ing, önceki cümleye eşlik eden bir durum veya eğilim ekler. Buradaki with gravity getting weaker, yeni bir ana cümle başlatmak yerine yerçekiminin mesafeyle nasıl değiştiğini açıklar. The farther away you are, “mesafeniz arttıkça” anlamına gelir. getting weaker ile birlikte orantılı değişimi gösterir: daha büyük mesafeye daha zayıf yerçekimi eşlik eder. the farther içindeki the, karşılaştırma kalıbının bir parçasıdır; tanımlık değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bağlantılı değişimi anlatmak için with + isim + -ing ve the farther ... kalıplarını doğru kullanmaktadır?
- Reception becomes less reliable, with the signal getting weaker the farther away you move from the tower.
- Reception becomes less reliable, although the signal getting weaker the farther away you move from the tower.
- Reception becomes less reliable, with the signal gets weaker the farther away you move from the tower.
Cevabı göster
Reception becomes less reliable, with the signal getting weaker the farther away you move from the tower.
the same distance from: … ile aynı uzaklıkta
A and B are the same distance from C kalıbı, A ile C arasındaki ölçülen uzaklığın B ile C arasındaki uzaklığa eşit olduğunu belirtir. from C ortak referans noktasını gösterir. Burada approximately, uzaklıkların tam olarak değil yaklaşık olarak eşit olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp A and B are the same distance from C şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The two cabins are ____ the lake.
Cevabı göster
the same distance from
But if you stood on a nickel-sized black hole,
1:43Ancak bozuk para büyüklüğünde bir kara deliğin üzerinde dursaydınız,
your feet would be hundreds of times closer to the center Dilbilgisi
1:45ayaklarınız merkeze yüzlerce kat daha yakın olurdu
hundreds of times closer to: …e yüzlerce kat daha yakın
hundreds of times + karşılaştırma sıfatı + to + referans noktası kalıbı, çok büyük fakat yaklaşık bir karşılaştırma ifade eder. hundreds of kesin bir sayı vermez; closer to içindeki to ise yaklaşılan referans noktasından önce gelir. Bu cümlede ayakların merkeze olan uzaklığının başın merkeze olan uzaklığından çok daha küçük olacağı anlatılır. Diğer karşılaştırma unsurunu açıkça belirtmek için X is hundreds of times closer to C than Y is kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Ölçekli model karşılaştırmasını hedef ifadeyle tamamlayın: In the model, the blue marker is ____ the center than the red marker is.
Cevabı göster
hundreds of times closer to
tens of thousands of times as large as: çarpanlı karşılaştırma
Tens of thousands of times as large as ifadesi çarpan + times + as + sıfatın yalın hâli + as + karşılaştırma ölçütü kalıbını kullanır. Burada ayaklardaki kütleçekim kuvvetinin baştaki kuvvetin kabaca on binlerce katı olduğu söylenir; son as karşılaştırma ölçütünü getirir. Bu kalıpta sıfatın yalın hâlini kullanın: as large as; as larger as değil. Çarpan, ilk niceliğin büyüklük veya miktar bakımından ikinci niceliğin kaç katına eşit olduğunu belirtir.
Alıştırma
large kullanarak kesin çarpan karşılaştırma kalıbını tamamlayın: The new tank is three times ____ the old one.
Cevabı göster
as large as
But the black hole wouldn't stop with just you. Anlatım akışı
1:55Ancak kara delik sadece sizinle yetinmezdi.
wouldn't stop with just you: kapsamı genişletmek
Wouldn't stop with just you, kara deliğin etkilerinin yalnızca sizinle sınırlı kalmayacağı anlamına gelir. With, sizi etkilenen grubun mevcut sınırı olarak gösterir; kara delikle sizin birlikte duracağınız anlamına gelmez. Bu cümle kapsamın genişleyeceğini bildiren bir işarettir. Konuşmacı bir kişinin başına gelecekleri anlattıktan sonra just kullanarak o kişiyi yalnızca ilk ve sınırlı örnek olarak sunar ve dinleyiciyi çok daha geniş sonuçlara hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle hasarın tek bir odanın ötesine yayılabileceğini doğal biçimde ifade eder?
- The damage wouldn't stop with one room; it could spread through the building.
- The damage wouldn't stop one room; it could spread through the building.
- The damage wouldn't stop for one room; it could spread through the building.
Cevabı göster
The damage wouldn't stop with one room; it could spread through the building.
The black hole is now a dominant gravitational piece
1:58Kara delik artık baskın bir yerçekimsel unsurdur,
and consume it from the inside out. Kalıp ifadeler
2:08ve onu içten dışa yutacağını düşünebilirsiniz.
from the inside out: iç kısımlardan dış kısımlara ilerleyen süreç
From the inside out, bir şeyin içinde başlayıp dış kısımlarına doğru ilerleyen yönü veya süreci anlatır. Bu cümlede kara deliğin önce gezegenin içini tükettiği, sonra dışa doğru ilerlediği düşünülmektedir. Bu ifade mecazi olarak da kullanılabilir: bir kişi bir kuruluşu içten dışa tanıyabilir veya bir değişim, bir şeyi iç yapısından başlayarak yeniden kurabilir. Bu yönü belirten kalıp from the inside out biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: "The engineers rebuilt the damaged robot ____, repairing its core before replacing the outer shell."
Cevabı göster
from the inside out
You might think that ... In fact, ile beklenti oluşturup düzeltmek
You might think that, dinleyicinin doğal olarak sahip olabileceği bir düşünceyi önce sunar. Buradaki might ifadeyi kesinlikten uzaklaştırır: konuşmacı, okuyucunun olası tepkisini tahmin eder; bu düşünceye katıldığını belirtmez. In fact, sıradaki bilginin bu beklentiyi düzelteceğini veya sınırlandıracağını gösterir. Bu iki ifade birlikte, açıklamalarda sık kullanılan açık bir beklenti-düzeltme düzeni oluşturur.
Alıştırma
Açıklamayı dersteki iki parçalı yapıyla tamamlayın: "____ heavier objects fall faster. ____, in a vacuum they fall at the same rate."
Cevabı göster
You might think that · In fact
as if it were orbiting: were ile varsayımsal görünüş
as if it were orbiting the black hole ifadesinde as if, görünüşe dayalı bir karşılaştırma başlatır. Hareket bir yörünge hareketine benzer, ancak konuşan kişi gerçekten bir yörüngede dönüldüğünü ileri sürmez. Buradaki were, geçmiş dilek kipi biçimidir. Varsayımsal bir karşılaştırmada resmî İngilizce, tekil it öznesinden sonra bile were kullanabilir; bu, öznenin çoğul olduğunu veya eylemin yalnızca geçmişte gerçekleştiğini göstermez.
Alıştırma
Cümleyi as if + it were + orbit fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The probe circled the model planet ____ it.
Cevabı göster
as if it were orbiting
all while having swaths of mass eaten Dilbilgisi
2:16bir yandan da devasa kütle parçaları yutulurken
all while having swaths of mass eaten: eşzamanlı edilgen deneyim
All while, bütün o süre boyunca anlamına gelir. All vurgu ekler: Kütle kaybı, daha önce anlatılan hareketle aynı anda kesintisiz sürer. Having swaths of mass eaten, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Burada örtük özne, kendi kütlesi üzerinde yapılan eyleme maruz kalır; yeme eylemini kendisi yapmaz. Swaths büyük bölümler demektir; eaten ise maddenin kaldırıldığını veya emildiğini canlı bir biçimde anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki bağlantı yapısının aynısıyla tamamlayın: The old ship kept sailing, ____ its paint stripped away by the wind.
Cevabı göster
all while having
with each pass: bir noktanın yanından veya yakınından her geçişte
Burada pass, bir nesnenin bir şeyin yanından, üzerinden veya yakınından bir kez geçmesi demektir. Yörünge bağlamında kara deliğe tekrar tekrar yaklaşmanın bir seferini anlatır; sınavı geçme sonucu, giriş kartı veya top pası anlamında değildir. with each + tekil sayılabilen isim kalıbı, “her gerçekleştiğinde” anlamına gelir. Bu nedenle with each pass, tekrarlanan bir olayı her seferinde yeniden gerçekleşen bir değişime bağlar.
Alıştırma
“The probe sends new data with each pass over the crater,” cümlesinde pass ne anlama gelir?
- Başarılı bir sınav sonucu
- Sondanın kraterin üzerinden bir kez geçmesi
- Sondanın girmesine izin veren bir giriş kartı
Cevabı göster
Sondanın kraterin üzerinden bir kez geçmesi
eaten up: tamamen tüketilmiş
Eaten up, eat up fiilinin edilgen biçimidir. Burada Dünya'nın içeriden tamamen tüketildiğini canlandırır. Up yukarı doğru hareketi göstermez; eylemin tam veya tama yakın bir sonuca ulaştığı anlamını ekler. Aynı öbek fiil, yemeğin tamamen bitirilmesini ya da zaman, para, alan, enerji ve başka kaynakların büyük miktarlarda tüketilmesini anlatabilir.
Alıştırma
“Büyük miktarda tüketmek” anlamındaki dersin öbek fiiliyle cümleyi tamamlayın: Extra fees can ____ our travel budget.
Cevabı göster
eat up
Bitiş noktasını gösteren by the time ... be done + -ing
By the time bir bitiş noktasını belirtir: ana cümledeki sonuç, diğer olay veya süreç sona erdiğinde en geç gerçekleşmiş olur. Burada doubles its mass, beslenme sona erdiğinde ulaşılan sonuçtur. Be done + -ing bir etkinliği bitirmiş olmak demektir. it's done feeding ifadesinde it öznedir, done tamamlanmış durumu anlatır ve feeding bitirilen etkinliği belirtir; bu bir edilgen yapı değildir.
Alıştırma
Cümleyi by the time ve be done + -ing yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The backup will be complete ____ the team ____ every file.
Cevabı göster
by the time · is done checking
The effects on the solar system are awesome.
2:35Güneş sistemi üzerindeki etkileri müthiştir (awesome).
the biblical sense of awesome: awesome kelimesinin İncil'e özgü anlamı
In the ... sense of ... kalıbı, bir kelimenin hangi anlamının kastedildiğini gösterir. Burada biblical, awesome kelimesinin daha eski, görkemli ve korku dolu kullanımına işaret eder: hayranlıkla karışık ürperti uyandıran ve dehşet verici olabilen bir şey. Bu ifade, awesome kelimesinin günümüzdeki yaygın 'harika' anlamını özellikle dışlar. Konuşmacı olayı övmüyor; korkutucu büyüklüğünü vurguluyor.
Alıştırma
'The view was awesome in the biblical sense,' cümlesinde awesome büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Hayranlıkla karışık ürperti ve muhtemelen korku uyandıran
- Çok kötü ve hayal kırıklığı yaratan
- Harika ve eğlenceli
Cevabı göster
Hayranlıkla karışık ürperti ve muhtemelen korku uyandıran
maybe even parts of the asteroid belt,
2:45hatta belki asteroit kuşağının bazı kısımlarını parçalayarak,
sending rocks careening through the solar system. Dilbilgisi
2:47kayaları güneş sistemi boyunca savuracaktır.
kayaların Güneş Sistemi boyunca kontrolsüzce savrulmasına yol açarak
Virgülden sonraki -ing yan cümleciği, önceki bozulmanın sonucunu gösterir. Sending yeni bir çekimli fiil değildir ve ayrıca belirtilmiş bir “gönderen” gerektirmez; önceki olayın tamamı neden olarak anlaşılır. send + nesne + -ing kalıbı, nesnenin o şekilde hareket etmesine veya davranmasına yol açmak anlamına gelir. Burada careening, kayaların Güneş Sistemi boyunca hızlı ve kontrolsüz biçimde hareket ettiği görüntüsünü verir.
Alıştırma
Sonuç yan cümleciğini send fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The blast shattered the windows, ____ glass flying across the room.
Cevabı göster
sending
Bombardment and impacts may become commonplace Kalıp ifadeler
2:50Bombardıman ve çarpmalar sıradan hale gelebilir,
sıradan hâle gelmek
Become durum değişikliği bildiren bir fiildir; commonplace ise bir şey sık yaşandığı için tanıdık veya rutin biçimde görülür anlamındaki bir sıfattır. Bu nedenle become commonplace, alışılmadık bir şeyin normal ya da sık rastlanır hâle gelmesini anlatır. Burada commonplace tek kelimedir. a common place ya da halka açık bir yer anlamına gelmez ve söz konusu şeyin iyi olduğunu söylemez; yalnızca artık sıra dışı olmadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, drone ile teslimatların alışılmadık olmaktan çıkıp rutin biçimde görülmeye başlayabileceğini anlatır?
- Drone deliveries may remain commonplace in some cities.
- Drone deliveries may be commonplace in some cities.
- Drone deliveries may become commonplace in some cities.
Cevabı göster
Drone deliveries may become commonplace in some cities.
Eskiden Dünya dediğimiz kara delik
we used to call Earth, the black hole ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. İlgi sözcüğü that düşürülmüştür; tam yapı the black hole that we used to call Earth şeklindedir. Yan cümlede eksik olan nesne the black hole, Earth ise call + nesne + ad yapısında bu nesneye verilen addır. Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte geçerli olan fakat artık geçerli olmayan bir alışkanlığı veya durumu anlatır. Burada kimlik değişimini vurgular: bu gök cismine bir zamanlar Earth deniyordu, ancak şimdi bir kara delik olarak tanımlanıyor.
Alıştırma
“Geçmişte the Palace dediğimiz ama artık öyle demediğimiz” anlamını veren sözcüklerle ilgi sözcüğü düşürülmüş yan cümleyi tamamlayın: The old theater ____ is now a supermarket.
Cevabı göster
we used to call the Palace
made possible by: sonucu mümkün kılan desteği belirtmek
Be made possible by, bir şeyin gerçekleşmesini sağlayan desteği, kaynağı veya koşulu belirtir. Bu cümlede izleyicilerin Patreon'daki katkıları bonus videonun hazırlanabilmesini sağlamıştır. by ile başlayan bölüm, sonucu mümkün kılan nedeni gösterir; bu neden, sonucu doğrudan oluşturan kişi olmak zorunda değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp something + be + made possible by + destek veya koşul şeklindedir.
Alıştırma
Teşekkür cümlesini “sayesinde mümkün olan” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The free workshop was ____ donations from local businesses.
Cevabı göster
made possible by
based on: kaynak veya dayanak belirtme
be based on + isim veya isim grubu kalıbı, bir şeyin içeriğinin, kanıtının ya da temel dayanağının belirtilen kaynaktan geldiğini anlatır. Bu cümlede konu bir sorudan gelmektedir. on edatı fiziksel bir konumu değil, kaynağı veya dayanağı belirtir. Aynı kalıp a decision based on evidence ve a film based on a book ifadelerinde de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi kaynak olarak kullanmak anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The film is ____ a true story.
Cevabı göster
based on
the AskScience subreddit: Reddit'teki bir bilim topluluğu
subreddit, Reddit içinde belirli bir konuya odaklanan topluluktur. AskScience, kullanıcıların bilim soruları sorduğu ve bilgili katılımcıların yanıt verdiği bu topluluklardan birinin adıdır. Bu cümlede ifade, sorunun geldiği çevrimiçi topluluğu belirtir. Bir akademik dergiyi, üniversiteyi veya araştırma enstitüsünü ifade etmez.
Alıştırma
Örnekte the AskScience subreddit neyi ifade ediyor?
- Resmî bir bilimsel araştırma enstitüsü
- Hakemli bilimsel çalışmalar yayımlayan akademik bir dergi
- Reddit'te bilim sorularına odaklanan konu temelli bir topluluk
Cevabı göster
Reddit'te bilim sorularına odaklanan konu temelli bir topluluk
Check out: bir şeye göz atmaya yönelik samimi davet
Burada Check out, “git, bak veya keşfet” anlamında samimi bir davettir. Konuşmacı blogu öneriyor; bir sorun var mı diye kontrol edilmesini istemiyor. Cümlenin başındaki Check out, öznesi söylenmeyen you olan bir emir yapısıdır. Yaygın kalıp check out + şey biçimindedir: check out his blog. İlginç bir web sitesi, video, yer, ürün veya başka bir kaynak önerilirken sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede check out, bir şeyi keşfetmeye yönelik samimi bir öneri olarak kullanılmıştır?
- Check out of the hotel before noon.
- Check out this guide before your next trip.
- Check the guide for incorrect dates.
Cevabı göster
Check out this guide before your next trip.
or equally interesting neutron stars,
3:31veya aynı derecede ilginç nötron yıldızları hakkında bilgi almak için