James Webb Teleskobunu Taşımak: Dünyanın En Değerli Nesnesini Nasıl Taşıdılar?: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Bu belgesel, James Webb Uzay Teleskobu'nun yıllar süren geliştirme döneminden fırlatma alanına kara ve deniz yoluyla yaptığı sıra dışı taşınma yolculuğuna kadar uzanan süreci izliyor. Kirlilik kontrolünün, rota planlamasının ve uluslararası iş birliğinin görevi nasıl koruduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Only once it was perfectly clean, could Webb be loaded into the container. cümlesi, baştaki only once ifadesinin devrik yapı oluşturduğunu ve önce karşılanması gereken koşulu vurguladığını gösterir. 2. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: first leg of the trip içindeki leg, vücut parçası değil uzun bir yolculuğun bir etabı demektir; böylece çok aşamalı rotalar doğru anlaşılır. 3. Phrasal verb: look forward to olumlu bir beklentiyi anlatır ve to sözcüğünün ardından isim ya da -ing biçimi gelen bir edat olduğunu hatırlatır.
Bu derste
After years of delays and billions of dollars spent,
0:11Yıllar süren gecikmelerin ve harcanan milyarlarca doların ardından,
the telescope was now on its way to Lagrange point 2, Notlar
0:14teleskop artık Lagrange noktası 2'ye doğru yol alıyordu,
on its way to: bir varış noktasına doğru yolda
On its way to, bir varış noktasına doğru yol almak veya hareket etmek anlamına gelir. Bu cümlede teleskop, Lagrange Noktası 2'ye doğru yolculuğuna çoktan başlamıştı. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I am on my way, she is on her way; bir paket içinse a package is on its way denir. Way, kalıbın tamamının bir parçasıdır ve yalnızca “yol” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi on one's way to ile tamamlayın ve iyelik sözcüğünü özneye uygun şekilde değiştirin: The replacement part is ____ our office.
Cevabı göster
on its way to
Lagrange Noktası 2 (L2): teleskobun uzaydaki varış noktası
Lagrange Noktası 2, genellikle L2 diye kısaltılan, Güneş-Dünya sisteminde adı olan bir konumdur. Yakınındaki uzay araçları Güneş'in çevresinde dolanırken Dünya ve Güneş'e göre oldukça kararlı bir konumda kalabilir. Bu cümlede, Dünya'dan yaklaşık 1,5 milyon kilometre uzaktaki teleskop varış noktasını ifade eder. Point 2 özel adın bir parçasıdır. Sıradan bir rotadaki ikinci durak anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte Lagrange Point 2 neyi ifade ediyor?
- Teleskobun model numarası
- Uzayda adı olan ve genellikle L2 diye kısaltılan bir konum
- Teleskobun sıradan bir rotadaki ikinci durağı
Cevabı göster
Uzayda adı olan ve genellikle L2 diye kısaltılan bir konum
an area in space 1.5 million km away from Earth.
0:18Dünya'dan 1.5 milyon km uzaklıktaki uzayda bir bölge.
it went through a journey that was perhaps even more extraordinary. Öbek fiiller
0:28belki de çok daha olağanüstü olan bir yolculuktan geçti.
went through: bir süreç yaşamak
Burada went through, “deneyimledi” veya “geçirdi” anlamına gelir. Teleskop fiziksel olarak bir yolculuğun içinden geçmedi; ifade, onun karmaşık geçmişini birkaç aşamalı bir süreç olarak sunar. Deneyimi veya süreci adlandıran bir isim ya da isim grubundan önce go through kullanılabilir. Geçmiş zaman biçimi went through’dur.
Alıştırma
Cümleyi “bir süreç deneyimledi” anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: After the merger, the company ____ several major changes.
Cevabı göster
went through
ever ... at all: bir şeyin gerçekleşmesine güçlü şaşkınlık
Bu olumlu cümlede ever, “herhangi bir zamanda” anlamına gelir, ancak zamanla ilgili tarafsız bir soru değildir. it’s almost a miracle ifadesinden sonra gelerek teleskobun başarısının ne kadar düşük olasılıklı göründüğünü vurgular. At all, olayın gerçekleşmiş olması gerçeğine odaklanarak aynı düşünceyi güçlendirir. ever ... at all birlikte kullanıldığında konuşanın şaşkınlığını özellikle güçlü kılar: bütün engellere rağmen teleskop gerçekten uzaya ulaşmıştır.
Alıştırma
Cümleyi, olayın gerçekleşmesine duyulan şaşkınlığı gösteren iki vurgu ifadesiyle tamamlayın: It's astonishing that the water-damaged postcard ____ arrived ____.
Cevabı göster
ever · at all
all the way back ile geçmiş zaman vurgusu
Burada all the way back, back sözcüğünün vurgusunu güçlendirir ve 1996'yı şaşırtıcı derecede uzak bir başlangıç noktası olarak gösterir. Bu ifade, o başlangıç ile daha sonraki referans zamanı arasındaki uzun süreyi vurgular. Zaman anlatırken genellikle all the way back in + yıl/dönem veya all the way back to + başlangıç noktası kalıplarında kullanılır. Bu cümlede back zamansaldır; mekânda geri gitmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle kulübün çok uzun zaman önce kurulduğunu en açık biçimde vurgular?
- The club began all the way back in 1890.
- The club will begin after 1890.
- The club began in 1890.
Cevabı göster
The club began all the way back in 1890.
and the launch was expected to take place in 2007. Öbek fiiller
0:45ve fırlatılışın 2007'de gerçekleşmesi bekleniyordu.
gerçekleşmek anlamındaki take place
Take place, happen veya occur anlamına gelen kalıplaşmış ve geçişsiz bir fiil öbeğidir. Burada fırlatmanın 2007'de gerçekleşmesi bekleniyordu. Olay özne olur: a launch takes place. was expected to take place yapısında edilgen biçim expect fiiline aittir; take place kendi başına edilgen değildir.
Alıştırma
Cümleyi gerçekleşmek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The awards ceremony will ____ in the main hall at 6 p.m.
Cevabı göster
take place
Between then and its eventual launch in 2021,
0:48O zamandan 2021'deki nihai fırlatılışına kadar olan süreçte,
the telescope went through a major redesign in 2005,
0:52teleskop 2005'te büyük bir yeniden tasarımdan geçti,
All of this meant that the budget went from $500 million to $10 billion Dilbilgisi
1:02Tüm bunlar, bütçenin 500 milyon dolardan 10 milyar dolara çıkması anlamına geliyordu
went from $500 million to $10 billion: 500 milyondan 10 milyara çıktı
go/went from A to B kalıbı, A'yı değişimin başlangıç noktası, B'yi ise bitiş noktası olarak gösterir. Burada 500 milyon dolar ilk bütçe, 10 milyar dolar ise son maliyettir. Bu kalıp sayılardaki, fiyatlardaki, seviyelerdeki veya durumlardaki değişimleri anlatabilir; fiziksel bir hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi go from A to B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over ten years, the town's population ____ 20,000 ____ 35,000.
Cevabı göster
went from · to
by the time: ‘-dığı zamana kadar çoktan’
By the time, zaman sınırı veya referans noktası olarak kullanılan bir olayı tanıtır. Bu cümlede bütçe, teleskopun tamamlandığı zamana kadar, en geç o anda, 10 milyar dolara ulaşmıştı. Yaygın yapı by the time + yan cümledir. Ana cümle, o noktada zaten doğru, tamamlanmış veya değişmiş olan şeyi anlatır; buradaki by yalnızca “o anda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yemeğin en geç konuklar geldiğinde zaten hazır olduğunu en iyi vurgulayan cümle hangisidir?
- By the time the guests arrived, we had finished cooking.
- When the guests arrived, we started cooking.
- Until the guests arrived, we were cooking.
Cevabı göster
By the time the guests arrived, we had finished cooking.
NASA now had the world's most precious and valuable object in its hands, Deyimler
1:10NASA'nın elinde artık dünyanın en değerli ve kıymetli nesnesi vardı,
have something in one's hands: kontrol ve sorumluluk
Burada in its hands mecazidir. NASA artık nesneye sahiptir ve ona ne olacağını kontrol eder; bu sözler NASA'nın onu fiziksel olarak elleriyle tuttuğu anlamına gelmez. have something in one's hands kalıbı, bir şeyi yönetebilen, koruyabilen veya onun hakkında karar verebilen ve çoğu zaman bunlardan sorumlu olan kişi ya da kurumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “onun kontrolü ve gözetimi altında” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: After the encrypted drive was delivered, the agency had it ____.
Cevabı göster
in its hands
and it had to be sent 9,000 km around the world to the launch site.
1:15ve dünyanın diğer ucundaki fırlatma alanına 9.000 km gönderilmesi gerekiyordu.
But before NASA even considered how it would traverse this complicated route,
1:20Ancak NASA bu karmaşık rotayı nasıl geçeceğini düşünmeden önce,
it had to find a way to package this rather valuable object. Kalıp ifadeler
1:24bu oldukça değerli nesneyi paketlemenin bir yolunu bulmak zorundaydı.
find a way to + fiilin yalın hâli
Find a way to, bir eylemi mümkün kılacak yöntemi bulmak veya geliştirmek demektir. Burada way, yol ya da yön değil, yöntem anlamındadır. Kalıp find a way to + fiilin yalın hâlidir; find a way to package buna bir örnektir. Genellikle görevin zor olduğunu veya çözümün açık olmadığını düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi “işe yarayacak bir yöntem bulmak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The doorway is narrow, but we will ____ move the desk inside.
Cevabı göster
find a way to
Cardboard box technology had improved greatly over the last decade,
1:27Karton kutu teknolojisi son on yılda büyük ölçüde gelişmişti,
but Webb needed something a little stronger. Anlatım akışı
1:31ancak Webb'in biraz daha güçlü bir şeye ihtiyacı vardı.
something a little stronger: mizahi bir hafifletme
Bu cümlede something a little stronger, ihtiyacı bilerek olduğundan küçük gösteren bir ifadedir. a little, ihtiyaç küçükmüş gibi hissettirir; oysa aslında yalnızca daha sağlam bir karton kutu değil, son derece özel bir taşıma konteyneri gerekir. Bu hafif ifade, karton kutu teknolojisinden söz edilerek yapılan hazırlığı tamamlar. Gündelik ifade ile büyük teknik çözüm arasındaki fark, sakin ve kuru bir mizah yaratır. Başka bağlamlarda a little stronger gerçek anlamıyla kullanılabilir; bunun hafifletme olup olmadığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda something a little stronger neyi ima ediyor?
- Daha ağır bir teleskop isteme.
- Çok daha yetenekli bir konteyner gerektiğini bilerek hafif bir dille söyleme biçimi.
- Karton kutunun yalnızca çok küçük bir geliştirmeye ihtiyacı olduğunu gerçek anlamıyla söyleme.
Cevabı göster
Çok daha yetenekli bir konteyner gerektiğini bilerek hafif bir dille söyleme biçimi.
NASA built a custom shipping container called Stars,
1:35NASA, Stars adı verilen özel bir nakliye konteyneri inşa etti,
which would protect the telescope during its journey
1:39bu, yolculuğu sırasında teleskobu koruyacak
act as: bir işlevi yerine getirmek
Burada act as, “olarak hizmet etmek veya işlev görmek” anlamına gelir. Konteyner yolculuk sırasında hareketli bir temiz oda görevi görür; act, “bir oyunda rol yapmak” anlamında değildir. Yapı act as + rol veya işlev şeklindedir: bir kişi ya da nesne, çoğunlukla belirli bir durumda bu rolü üstlenir. Bu yapı, bir şeyin yalnızca neye benzediğini değil, gerçekte ne yaptığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “... işlevi görmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the power cut, this lamp can ____ an emergency light.
Cevabı göster
act as
mobile clean room: mobil temiz oda
Bu cümlede mobile clean room, toz, parmak izi ve diğer kirleticileri çok düşük seviyede tutan, taşınabilir kapalı bir alandır. Nakliye konteyneri teleskobu yalnızca darbelerden korumaz; yolculuk sırasında kontrollü bir ortam da sağlar. Burada mobile, “ekipmanla birlikte hareket edebilen” anlamındadır; “cep telefonuyla ilgili” anlamına gelmez. Clean room, parçacıkların ve temizliğin dikkatle kontrol edildiği bir alanı belirten teknik bir terimdir; yalnızca düzenli görünen bir oda değildir.
Alıştırma
Bu cümlede mobile clean room ne anlama geliyor?
- Kirlenmeyi çok düşük seviyede tutan taşınabilir bir alan
- Cep telefonlarını saklamak için kullanılan bir oda
- Yalnızca darbeleri emmek üzere tasarlanmış bir konteyner
Cevabı göster
Kirlenmeyi çok düşük seviyede tutan taşınabilir bir alan
The instruments on Webb are so sensitive that even a speck of dust or a fingerprint Dilbilgisi
1:44Webb'deki aletler o kadar hassastır ki bir toz zerresi veya parmak izi bile
so sensitive that: zarar verecek kadar hassas
so + sıfat + that + yan cümle yapısı, çok yüksek bir dereceyi bunun sonucuyla ilişkilendirir. Burada so, sensitive sözcüğünün derecesini artırır; that ile başlayan bölüm ise olası sonucu verir: çok küçük bir kirlenme bile cihazlara ciddi zarar verebilir. Could yardımcı fiili önemlidir: zararı her zaman gerçekleşen bir olay olarak değil, bir risk veya olasılık olarak sunar. Bu yapıda so, “bu nedenle” anlamına gelmez; sıfatla birlikte kullanılır.
Alıştırma
so ... that sonuç yapısını tamamlayın: The box was ____ heavy ____ I couldn't lift it.
Cevabı göster
so · that
This container was so clean that no more than 100 particles, Dilbilgisi
1:51Bu konteyner o kadar temizdi ki 100'den fazla partikül bulunamazdı,
no more than: sınır değerini içeren bir üst sınır
Burada no more than 100 particles kesin bir üst sınır koyar. Kapta 100 veya daha az parçacık bulunabilir, ancak 101 parçacık bulunamaz. no more than + sayı ya da miktar kalıbı “en fazla” anlamına gelir. Bir kural, ölçüm veya teknik özellik izin verilen en yüksek miktarı bildirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Kuralı “en fazla” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The room may hold ____ 20 people.
Cevabı göster
no more than
Each nut and bolt on the container was inspected with ultraviolet light
1:59Konteyner üzerindeki her bir somun ve cıvata ultraviyole ışıkla incelendi
Only once ..., could Webb be ...: baştaki only sonrasında devrik yapı
Only once it was perfectly clean, temizlik koşulunu başa getirerek bunun zorunlu bir koşul olduğunu vurgular: Webb'in kaba yerleştirilmesine ancak bu koşul yerine getirildikten sonra izin verilmiştir. Burada once, olay sayısı olarak “bir kez” değil, “olduğunda” veya “olduktan sonra” anlamındadır. Başa getirilen ve only ile başlayan bir ifade, sonraki ana cümlede özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar. Bu nedenle Webb could be loaded, could Webb be loaded biçimine dönüşür. Bu, vurgu için kullanılan bir bildirme cümlesi dizilişidir; soru değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Only + zaman veya koşul ifadesi + yardımcı fiil ya da kiplik fiili + özne + ana fiildir.
Alıştırma
Cümleyi we could leave ifadesinin doğru devrik biçimiyle tamamlayın: Only after the storm passed ____.
Cevabı göster
could we leave
as the telescope had to be carefully folded into its launch configuration
2:13çünkü teleskop dev bir origami parçası gibi fırlatma konfigürasyonuna
like a giant piece of origami görsel benzetmesi
Like burada bir benzetme başlatır: teleskobun katlanma biçimini origamideki çok sayıdaki hassas katla karşılaştırır. Bu karşılaştırma, dinleyenin karmaşık bir süreci hızla gözünde canlandırmasını sağlar. Bu, teleskobun kâğıttan yapıldığı anlamına gelmez. like + isim öbeği gibi bir yapı, alışılmadık bir şekli veya hareketi hayal etmeyi kolaylaştırabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede, dinleyenin bir katlanma hareketini gözünde canlandırmasına yardımcı olmak için like kullanılmıştır?
- The solar panels fold together like a paper fan.
- The engineers like the new solar panels.
- The solar panels are likely to arrive tomorrow.
Cevabı göster
The solar panels fold together like a paper fan.
the telescope's mirror also had to go through a crazy journey.
2:21teleskobun aynası da çılgınca bir yolculuktan geçmek zorundaydı.
The 18 giant hexagonal segments that form Webb's mirror
2:25Webb'in aynasını oluşturan 18 dev altıgen parça
This metal was chosen to keep the overall mass of the mirror extremely low
2:32Bu metal, aynanın genel kütlesini son derece düşük tutmak
while still retaining lots of strength. Dilbilgisi
2:36ve aynı zamanda yüksek dayanıklılığı korumak için seçildi.
while still retaining: değişim sırasında bir özelliği korumak
While still retaining, ana eylemle birlikte gerçekleşen başka bir eylem sunar ve hafif bir karşıtlık ekler. Metal, aynanın kütlesini çok düşük tutar ancak dayanıklılığını kaybetmez. Still, korunmaya devam eden özelliği vurgular. Bu, kısaltılmış bir yan cümledir: while it still retains lots of strength ifadesi while still retaining lots of strength hâline gelir. Anlaşılan özne this metal ifadesidir. Yeniden kullanılabilen yapı ana eylem + while still + -ing şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, dayanıklılığın kaybolmadığını belirten üç kelimelik hedef yapıyla tamamlayın: The team reduced the camera's weight ____ its strength.
Cevabı göster
while still retaining
Despite being about three times larger than Hubble's mirror, Dilbilgisi
2:39Hubble'ın aynasından yaklaşık üç kat daha büyük olmasına rağmen,
Webb's mirror only had a fraction of the mass.
2:42Webb'in aynası sadece kütlesinin bir kısmına sahipti.
Despite being ... only had a fraction of the mass ile beklenmedik karşıtlık kurma
Despite being about three times larger, normalde aynanın daha ağır olmasını bekletecek bir gerçeği önce sunar. being sözcüğünün açıkça yazılmış bir öznesi olmadığı için örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan Webb's mirror ifadesidir. Ana cümle şaşırtıcı sonucu verir: it only had a fraction of the mass, yani kütlesi çok daha azdı. Despite being + betimleme, ana cümle kalıbı önce bir beklenti oluşturup sonra bu beklentiyi tersine çevirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapı despite + -ing ile tamamlayın: ____ much older than my phone, this tablet still runs faster.
Cevabı göster
Despite being
But in order to construct these perfectly polished mirror segments,
2:45Ancak bu mükemmel cilalanmış ayna parçalarını inşa etmek için,
where it was purified and turned into individual mirror blanks. Öbek fiiller
3:01burada saflaştırıldı ve ayrı ayrı ayna taslaklarına dönüştürüldü.
turned into: malzemeyi yeni bir biçime dönüştürmek
was purified and turned into individual mirror blanks ifadesindeki turned into, başka bir biçime değiştirildi veya işlendi anlamına gelir. Malzeme ayrı ayna taslakları hâline geldi. Kalıp turn A into B şeklindedir: A değişen şey, B ise ortaya çıkan sonuçtur. Burada edilgen yapı olan A was turned into B kullanıldığı için işlemi yapan kişi ya da makineden çok süreç vurgulanır.
Alıştırma
Cümleyi turn into ifadesinin geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: The clay was pressed and ____ a bowl.
Cevabı göster
turned into
where each one was machined into a honeycomb structure
3:08burada her biri bir petek yapısına işlendi
where gold was evaporated over them inside of a vacuum chamber
3:33burada bir vakum odasının içinde üzerlerine altın buharlaştırılarak
ended up in: bir sürecin ardından varılan son yer
Ended up in, “bir dizi olaydan sonra sonunda bir yere varmak veya kendini orada bulmak” anlamına gelir. Bu cümlede ayna parçaları çeşitli taşıma ve işleme aşamalarından geçti ve Maryland onların ulaştığı son yer oldu. İfade, sonucun her zaman beklenmedik olduğunu göstermez; ancak çoğu zaman süreci ve nihai sonucu vurgular. Yapı özne + end up + in + yer şeklindedir. Burada ended up geçmiş zamandadır. End up doğrudan nesne almaz; yeri in edatı tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi “sonunda bir yere varmak veya kendini orada bulmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After two wrong turns, we ____ a quiet village.
Cevabı göster
ended up in
17 years after the first mirror segment had been produced,
3:55İlk ayna parçasının üretilmesinden 17 yıl sonra,
James Webb was now ready to make its last journey on Earth.
3:59James Webb artık Dünya'daki son yolculuğunu yapmaya hazırdı.
first leg of the trip: bir yolculuğun ilk bölümü
Seyahat dilinde leg, uzun bir yolculuğun genellikle iki durak veya aktarma noktası arasındaki bir bölümüdür. The first leg of the trip, yolculuğun ilk etabı anlamına gelir; burada Redondo Beach'ten Seal Beach'e kadar olan bölümdür. Bu bağlamda leg bir seyahat terimidir, vücuttaki “bacak” değildir. First, daha sonra başka etapların geleceğini gösterir. Leg sözcüğünün bu anlamı yalnızca uçuşlarla sınırlı değildir; kara yolu, demir yolu, deniz yolu veya karma ulaşım için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede first leg ne anlama geliyor? The first leg of our trip takes us by train from Rome to Florence.
- yolculuğun ilk bölümü
- yolcunun ön bacağı
- varış yerinde geçirilen ilk gün
Cevabı göster
yolculuğun ilk bölümü
where a ship would be waiting to take the telescope to French Guiana.
4:10burada bir gemi teleskobu Fransız Guyanası'na götürmek için bekleyecekti.
the transport team only had one chance to make it happen. Kalıp ifadeler
4:17taşıma ekibinin bunu başarmak için sadece tek bir şansı vardı.
make it happen: bir planı gerçeğe dönüştürmek
Burada make it happen, “planlanan bir sonucun gerçeğe dönüşmesi için gerekeni yapmak” anlamına gelir. Nesne konumundaki it, daha önce konuşulan hedefi, yani tek şansla taşımayı güvenli biçimde tamamlamayı gösterir. Kalıp make + it + happen şeklindedir. Yalnızca bir işi yapmayı değil, amaçlanan sonucun gerçekleşmesini sağlamayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “bir planı gerçek sonuca dönüştürmek” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: We have agreed on the plan; now let's ____.
Cevabı göster
make it happen
hit the road: yola çıkmak
Burada hit the road, “ayrılmak ve yolculuğa başlamak” anlamına gelen samimi bir deyimdir. Hit kelimesi gerçek anlamında değildir: kimse yola vurmuyor veya yola çarpmıyordur. Bu ifade, özellikle araba veya başka bir kara yolu aracıyla seyahat eden bir grup artık hareket etme zamanı geldiğine karar verdiğinde sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede hit the road, “yolculuğa başlamak” anlamındaki bir deyim olarak kullanılmıştır?
- The workers painted a line across the road.
- We should hit the road before sunrise to avoid traffic.
- The fallen branch hit the road during the storm.
Cevabı göster
We should hit the road before sunrise to avoid traffic.
they used satellite images to inspect every single part of the route
4:22rotanın her bir bölümünü incelemek için uydu görüntülerini kullandılar
get in their way: onlara engel olmak
get in their way ifadesindeki way, yalnızca fiziksel bir yolu değil, bir işi tamamlamaya doğru ilerlenen yolu anlatır. Ekibin get in the team's way durumuna giren tehlikeler taşıma işini engeller veya yavaşlatır. Kalıp get in + iyelik biçimi + way şeklindedir: get in my/your/his/her/our/their way. Fiziksel bir engeli ya da gecikmeler, kurallar ve dikkat dağıtıcı unsurlar gibi ilerlemeyi aksatan herhangi bir şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi get in someone's way deyimiyle ve doğru iyelik biçimiyle tamamlayın: Too many pop-ups can ____ while we work.
Cevabı göster
get in our way
and many traffic lights had to be lifted in order for the container to fit underneath. Dilbilgisi
4:31ve konteynerin altından geçebilmesi için birçok trafik lambasının kaldırılması gerekiyordu.
in order for the container to fit underneath: konteynerin altından geçebilmesi için
Bu ifade, trafik lambalarını yükseltmenin amacını açıklar: Bu işlem, konteynerin altlarından geçmesi için yeterli alan oluşturur. Amacı gerçekleştiren kişi veya nesne ana cümlenin öznesinden farklı olduğunda in order for + isim/zamir + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Burada lambaları çalışanlar yükseltir, ancak altlarından geçen konteynerdir.
Alıştırma
Rafı, farklı bir öznenin, yani çocuğun ona ulaşabilmesi için alçalttığımızı hangi cümle doğru biçimde gösterir?
- We lowered the shelf in order for the child to reach it.
- We lowered the shelf in order to reach it.
- We lowered the shelf in order for the child reach it.
Cevabı göster
We lowered the shelf in order for the child to reach it.
To reduce the impact to the public and for the safety of Webb,
4:36Halk üzerindeki etkiyi azaltmak ve Webb'in güvenliği için,
However, this meant that it just had a 6-hour window to make its 41-km journey. Kelime
4:42Ancak bu, 41 km'lik yolculuğu yapmak için sadece 6 saatlik bir zaman pencereleri olduğu anlamına geliyordu.
6-hour window: sınırlı bir zaman aralığı
Burada window, bir şeyin yapılabildiği sınırlı bir süreyi ifade eder. A 6-hour window, yolculuk için altı saat kullanılabileceği anlamına gelir; bir binanın penceresinden söz edilmez. Bu ifade, altı saati başlangıç ve bitiş sınırları belli bir fırsat olarak gösterir. Bu nedenle yolculuğun tamamının bu süreye sığması gerekir.
Alıştırma
Cümleyi, window ile biten ve kullanılabilir iki saatlik süre anlamına gelen, kısa çizgisi doğru kullanılmış ifadeyle tamamlayın: The repair team has a ____ to finish the work.
Cevabı göster
two-hour window
just in case any problems did occur, Kalıp ifadeler
4:56herhangi bir sorun çıkması ihtimaline karşı,
just in case: olası bir soruna hazırlanmak
Just in case, olası bir sorun yaşanmadan önce alınan önlemi ifade eder. Sorunun gerçekleşeceği kesin değildir ve hiç yaşanmayabilir. Just in case ifadesinden sonraki yan cümle, neye karşı önlem alındığını belirtir. Altyazıda any problems did occur, hazırlık yapılan olasılığı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, şarj cihazının gerekebilir diye önlem amacıyla çantaya konduğunu ifade eder?
- I packed a charger because my phone had run out of power.
- I packed a charger after my phone ran out of power.
- I packed a charger just in case my phone ran out of power.
Cevabı göster
I packed a charger just in case my phone ran out of power.
NASA had selected various safe havens along the way
4:58NASA yol boyunca çeşitli güvenli sığınaklar belirlemişti
take shelter: güvenli bir yere sığınmak
Take shelter, tehlikeden koruyan bir yere gitmek veya orada kalmak anlamına gelir. Bu cümlede Webb, korunmaya ihtiyaç duyması hâlinde önceden belirlenmiş güvenli sığınaklardan birine gidebilirdi. Bu kalıplaşmış ifadede shelter sözcüğünün önünde bir artikel kullanılmaz. Yer belirtmek için in veya under, tehlikeyi belirtmek için from eklenebilir: take shelter in a building; take shelter from a storm.
Alıştırma
When lightning struck nearby, the hikers ran to the cabin to _____. Hangi seçenek “güvenli bir yere gitmek” anlamına en uygundur?
- make shelter
- take shelter
- take accommodation
Cevabı göster
take shelter
With Webb ready to go: arka plan veren with + isim + tümleç yapısı
With Webb ready to go, with + isim + tümleç yapısıdır. Webb isimdir; ready to go ise onun durumunu anlatan tümleçtir. Bu yapı, durumu arka plan bilgisi hâline getirir ve ardından gelen ana cümlenin sonraki olayı anlatmasını sağlar. Webb'in yola çıkmadan önce hazır olduğunu belirtir; buradaki with “birlikte” anlamına gelmez.
Alıştırma
everything ve ready sözcüklerini kullanarak cümleyi with + isim + tümleç yapısıyla tamamlayın: ____, the team began the launch.
Cevabı göster
With everything ready
The crazy thing is that no roads were fully closed down,
5:12İşin çılgınca yanı, hiçbir yolun tamamen kapatılmamış olmasıydı,
and regular traffic had to be carefully escorted around the telescope as it moved down the highway.
5:15ve teleskop otoyolda ilerlerken normal trafik onun etrafında dikkatlice yönlendirildi.
Several trucks carrying pressurized bottles of dry air followed Webb,
5:21Kuru havalı basınçlı şişeler taşıyan birkaç kamyon Webb'i takip etti,
constantly keeping its container topped up with the cleanest air. Öbek fiiller
5:25konteynerini sürekli olarak en temiz havayla dolu tutarak.
topped up with: kaynağı gereken seviyede tutmak
Burada topped up with, gerektiğinde daha fazlası eklenerek bir şeyin yeterli miktarda tutulması anlamına gelir. Kaba sürekli temiz hava eklenir; kabın fiziksel üst kısmına bir şey yerleştirilmez. Kalıp keep + nesne + topped up with + eklenen madde şeklindedir. Topped, nesnenin korunan durumunu anlatan geçmiş zaman ortacıdır: keeping the container topped up with air.
Alıştırma
Hedef ifade topped up with ile cümleyi tamamlayın: During the storm, we kept the backup tank ____ clean water.
Cevabı göster
topped up with
the telescope arrived at the port in the early hours of the morning.
5:30teleskop sabahın erken saatlerinde limana vardı.
Webb had successfully completed its first leg of the journey,
5:34Webb, yolculuğun ilk aşamasını başarıyla tamamlamıştı,
but this was only the beginning: bir aşamadan sonrakine geçmek
İlk cümlecik bir başarıyı bildirir ve bir aşamayı kapatır. Ardından but, dinleyicinin dikkatini tamamlanmış adımdan sonrasına çevirir; this ise yolculuğun ilk etabına gönderme yapar. Only the beginning başarının kapsamını sınırlar: ilk etap önemliydi, ancak çok daha uzun bir sürecin yalnızca başlangıç aşamasıydı. Bu kalıp anlatıyı ileri taşır ve dinleyiciyi sırada olanlara hazırlar.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi erken bir başarıyı kabul ederken daha yapılacak çok şey olduğunu belirtir? The team completed its first test, ...
- but this was only the beginning.
- so there was nothing left to do.
- because the first test was a complete failure.
Cevabı göster
but this was only the beginning.
Webb was then loaded onto a French cargo ship,
5:40Webb daha sonra bir Fransız kargo gemisine yüklendi,
a process that involved first driving the container onto a barge
5:43ilk olarak konteyneri bir mavnaya sürmeyi
The container had to be kept almost exactly level throughout the journey.
5:50Konteynerin yolculuk boyunca neredeyse tamamen düz tutulması gerekiyordu.
NASA worked with the crew of the ship and planned a route
5:56NASA gemi mürettebatıyla birlikte çalıştı ve bir rota planladı
to reach its destination at the Guiana Space Center.
6:08Guiana Uzay Merkezi'ndeki hedefine ulaştı.
the James Webb telescope took about 13 years to build,
6:12James Webb teleskobunun inşası yaklaşık 13 yıl sürdü,
from the very first pieces being put together in 2004 Dilbilgisi
6:152004 yılında ilk parçaların bir araya getirilmesinden
to having a finished telescope in 2017.
6:192017 yılında tamamlanmış bir teleskoba sahip olmaya kadar.
All in all ile genel bir sonuç belirtme
All in all, önceki ayrıntıları bir araya getirip genel bir sonuç sunan bir söylem belirtecidir. Burada odağı teleskobun ayrı yapım aşamalarından toplam süreye, yani yaklaşık 13 yıla taşır. Ayrıntıları veya sayıları tek tek toplamak anlamına gelmez. “Her şeyi hesaba katarsak ana sonuç budur” mesajını vermek için kullanılır.
Alıştırma
Bir gezinin maliyetini, hava durumunu ve etkinliklerini anlattınız. Genel sonucunuzu en iyi hangi başlangıç belirtir? “___, it was a wonderful week.”
- For example
- Meanwhile
- All in all
Cevabı göster
All in all
from ... being put together to having a finished telescope yapısı
Birlikte kullanılan from ... to ... edatları, tek bir sürecin başlangıç ve bitiş aşamalarını belirtir. Burada from, ilk parçaların 2004'te birleştirilmesini; to ise 2017'de tamamlanmış bir teleskoba sahip olma durumunu sunar. İki uç nokta da edatlardan sonra geldiği için cümlede paralel -ing yapıları kullanılır: being put together ve having a finished telescope. Bu kalıpta to, from ile eşleşen bir edattır; mastar işareti değildir.
Alıştırma
Paralel uç noktaları tamamlamak için plan ve test fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: The engineers went from ____ the new bridge to ____ a full-size model.
Cevabı göster
planning · testing
It wasn't just ...: Fazla Dar Bir Düşünceyi Düzeltme
It wasn't just X yapısı, doğru ama fazla sınırlı olan bir düşünceyi düzeltir. NASA projeye katılmıştı, ancak katkıda bulunan tek kuruluş NASA değildi. Konuşmacı önce dar kapsamlı düşünceyi ortaya koyup ardından daha geniş gerçeği ekleyerek dinleyicinin bakışını genişletir. Burada just yalnızca anlamındadır; kısa süre önce veya adil bir biçimde anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda It wasn't just a NASA project ne anlama geliyor?
- NASA katıldı, ancak NASA dışındaki kuruluşlar da katıldı.
- NASA projeye katılmadı.
- NASA projeyi daha yeni başlatmıştı.
Cevabı göster
NASA katıldı, ancak NASA dışındaki kuruluşlar da katıldı.
even before it made its journey to the launchpad.
6:29fırlatma rampasına yolculuğuna çıkmadan bile önce.
And now that the telescope is finally where it needs to be, Dilbilgisi
6:32Ve şimdi teleskop nihayet olması gereken yerde olduğuna göre,
we can look forward to the incredible discoveries Öbek fiiller
6:35inanılmaz keşifleri dört gözle bekleyebiliriz
now that: Yeni Bir Durumu Neden Olarak Sunma
now that, gerçek hâle gelmiş veya yeni önem kazanmış bir durumu tanıtır ve bunu ana cümlenin nedeni ya da dayanağı olarak sunar. Yaygın yapı now that + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Burada teleskop nihayet gerekli konumdadır; bu nedenle insanlar onun keşiflerini beklemeye başlayabilir. now that tek bir bağlaç gibi çalışır; now ve that sözcüklerinin ayrı ayrı anlamları olarak yorumlanmaz.
Alıştırma
Cümleyi now that kullanarak tamamlayın: ____ everyone has arrived, we can start the meeting.
Cevabı göster
Now that
look forward to + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede look forward to, gelecekte olması beklenen bir şey için mutlu ve heyecanlı hissetmek anlamına gelir. Konuşmacı, teleskobun keşiflerini ve görüntülerini olumlu bir heyecanla bekliyor. to sözcüğü, beklenen şeyi cümleye bağlar. Burada ardından the incredible discoveries isim öbeği gelir; beklenen şey bir eylemse -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, edat olan to ile biten ve olumlu beklenti anlatan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I ____ hearing from you next week.
Cevabı göster
look forward to
If you want to make your own incredible discoveries,
6:43Eğer kendi inanılmaz keşiflerinizi yapmak istiyorsanız,
an online learning platform that helps you learn everything STEM related
6:47STEM ile ilgili her şeyi öğrenmenize yardımcı olan çevrimiçi bir öğrenme platformu
since it teaches you to think critically about problems
6:56çünkü sorunlar hakkında eleştirel düşünmenizi
at your own pace: size uygun bir hızda
At your own pace, sizin için rahat ve yönetilebilir olan hızda, hızlı veya yavaş biçimde ilerlemek anlamına gelir. Bu cümlede, öğrencinin sabit bir hıza uymak yerine dersin ne kadar hızlı ilerleyeceğini kontrol ettiği anlatılır. Buradaki pace, gerçek anlamda adımları değil, bir etkinlikteki ilerleme hızını ifade eder. Bu ifade öğrenme, çalışma, antrenman veya iyileşme için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi at ile başlayıp pace ile biten dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: This self-guided course lets you study ____.
Cevabı göster
at your own pace
has you covered: ihtiyacın olanı sağlamak
Burada has you covered, “ihtiyacın olan şeyi sağlayabilir” anlamına gelir. Kurslar uzay, fen, matematik ve mühendislik gibi alanları içerdiği için hizmet, bu ilgi alanlarına karşılık verebildiğini söylüyor. have + kişi + covered kalıbı; yardımın, malzemelerin, bilginin veya korumanın mevcut olduğunu söyleyerek birini rahatlatmanın konuşma dilindeki bir yoludur. Desteğin tam olarak ne olduğu bağlama göre anlaşılır; covered burada gerçek anlamıyla kullanılmaz.
Alıştırma
Rahatlatma cümlesini have someone covered ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: "Whatever help you need, our team ____."
Cevabı göster
has you covered
Brilliant has a range of interactive courses designed to give you a deep understanding Dilbilgisi
7:14Brilliant, size derinlemesine bir anlayış kazandırmak için tasarlanmış bir dizi etkileşimli kursa sahiptir
designed to ... so you can: amaç ve kullanıcı için sonuç
Designed to + fiilin yalın hâli, önündeki ismin amaçlanan işlevini açıklar. Burada designed to give... ifadesi interactive courses sözünü niteler: derin bir anlayış kazandırmak, kursların oluşturulma amacıdır. So + özne + can + fiilin yalın hâli, o özne için ortaya çıkan pratik sonucu ekler. Burada so you can apply..., kursların amacından öğrencinin bunun sonucunda yapabilir hâle geldiği şeye geçer. Them, öğrenilen fikirleri veya ilkeleri belirtir; kursları belirtmez.
Alıştırma
Önce alıştırmaların amacını, ardından öğrenci için sonucu göstermek üzere cümleyi designed to ve so you can ile tamamlayın: "The app includes short drills ____ build your vocabulary, ____ use new words with confidence."
Cevabı göster
designed to · so you can
The first 200 of you will also get 20% off Brilliant's annual premium subscription.
7:30İlk 200 kişi ayrıca Brilliant'ın yıllık premium aboneliğinde %20 indirim alacak.
If you'd like to support the channel even more, Ton ve niyet
7:36Kanalı daha da fazla desteklemek isterseniz,
If you'd like to ..., consider becoming ... ile nazik öneriler
“If you'd like to ...”, olası eylemi dinleyicinin seçimi olarak sunar. Ardından “consider ...” emir vermek yerine öneride bulunur; “even more” ise desteğin mevcut düzeyin üzerine çıkmasını ifade eder. consider fiilinden sonra -ing biçimi kullanılır: “consider becoming”; “consider to become” kullanılmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp “If you'd like to + fiilin yalın hâli ..., consider + -ing ...” şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle nazik ve isteğe bağlı bir öneride bulunurken consider fiilini doğru kullanır?
- If you'd like to help the school, consider joining the weekend clean-up.
- If you'd like to help the school, consider to join the weekend clean-up.
- You must help the school by joining the weekend clean-up.
Cevabı göster
If you'd like to help the school, consider joining the weekend clean-up.
where you can give your input on each video
7:40burada her video hakkında görüşlerinizi bildirebilirsiniz
and get exclusive access to our Discord server.
7:43ve Discord sunucumuza özel erişim elde edebilirsiniz.