Dongle'ın Zor İkilemini çözebilir misiniz? - Dennis E. Shasha: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
764 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Fantastik bir açık artırma bulmacası, her teklifi görebilen bir büyücünün nasıl yenilebileceğini soruyor. Video, altın ve gümüş altıgen turlarını inceleyerek bir taşlık avantajın ve dikkatle hesaplanmış tekliflerin aynı türden üç parçayı kazanmayı nasıl garanti ettiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. According to legend, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu girişin bilgiyi kuşaktan kuşağa aktarılan bir anlatıya dayandırdığını, mitolojik bir ortam kurduğunu ve arka planın doğrulanmış tarih değil efsane olarak sunulduğunu fark edin. Halk anlatılarını tanıtırken veya bir öyküdeki iddianın kesinliğini bilinçli biçimde azaltırken kullanılabilir. 2. If you bid three each time, the best he could do is — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: If yan cümlesi incelenecek stratejiyi koşul olarak belirlerken ana cümle rakibin ulaşabileceği en iyi sonuca bir üst sınır koyar. Bu kalıp, en olumsuz ihtimali karşılaştırmaya ve bir planın o durumda bile neden başarılı olacağını açıklamaya yarar. 3. your ingenuity kept you one link ahead in the chain of inference — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Akıl yürütme, her halkası art arda gelen bir çıkarımı temsil eden zincire benzetilir; bir halka önde olmak rakibin sonraki hamlesini önceden görmek demektir. Benzer bir imgeyle mantıksal ilerleme ve stratejik üstünlük anlatılabilir.

Bu derste

According to legend, when this planet was young and molten, Anlatım akışı

0:07

Efsaneye göre, bu gezegen genç ve erimiş haldeyken,

three galactic terraformers shaped it into a paradise. Notlar

0:10

üç galaktik dünyalaştırıcı onu bir cennete dönüştürmüştü.

Anlatım akışı

According to legend, ...: bilgiyi efsane olarak çerçevelemek

“According to legend,” ifadesi, ardından gelen bilginin kuşaktan kuşağa aktarılan bir efsaneden geldiğini gösterir. Konuşanın olayı bizzat doğruladığı anlamına gelmez. Cümlenin başında kullanıldığında, ayrıntılara geçmeden önce tüm cümleyi bir hikâye ya da mitolojik arka plan olarak çerçeveler. Ayrıca konuşanın iddianın doğruluğuna ilişkin kesinlik derecesini düşürür.

Alıştırma

Bilgiyi doğrulanmış bir gerçek ya da araştırma kaynağı olarak değil, efsane olarak sunan cümle hangisidir?

  1. According to legend, a hidden door opens at midnight.
  2. I personally measured the door at midnight.
  3. According to the survey, a hidden door opens at midnight.
Cevabı göster

According to legend, a hidden door opens at midnight.

Kültür

three galactic terraformers: bilimkurgudaki gezegen şekillendiricileri

“three galactic terraformers” bir isim öbeğidir: three eyleyenlerin üç kişi olduğunu, galactic onların uzay ölçeğindeki bağlamını, terraformers ise gezegenleri dönüştürebilen varlıkları, makineleri veya güçleri gösterir. Bir gezegeni terraform etmek, yaşamı destekleyebilmesi için çevresini değiştirmek demektir. Burada bu ifade, genç ve erimiş gezegeni cennete dönüştüren efsanevi dünya dışı gezegen şekillendiricileri anlatır. Bu, bilimkurgu dünyasına ait bir roldür; sıradan çiftçileri veya inşaat işçilerini anlatmaz.

Alıştırma

Bu bilimkurgu cümlesinde terraformers ne anlama gelir? The terraformers made the barren planet safe for human life.

  1. Geniş bir tarlada ürün yetiştiren çiftçiler
  2. Gezegenleri değiştirmeden yıldızları gözlemleyen bilim insanları
  3. Bir gezegenin çevresini yaşamı destekleyecek şekilde değiştiren varlıklar, makineler veya güçler
Cevabı göster

Bir gezegenin çevresini yaşamı destekleyecek şekilde değiştiren varlıklar, makineler veya güçler

Kalıp ifadeler

shape X into Y: yeni bir sonuca biçim vermek

shaped it into a paradise ifadesinde shape, bir şeyi belirli bir biçime veya duruma gelene kadar değiştirmek ya da geliştirmek anlamında kullanılan bir fiildir. Kalıp shape + nesne + into + sonuç şeklindedir: it değiştirilen nesne, a paradise ise sonuçtur. Bu kalıp fiziksel bir değişimi veya bir fikir, plan, yer ya da kişiyle ilgili daha az görünür bir sonucu anlatabilir. Burada shape sözcüğünü “biçim” anlamındaki isim olarak okumayın.

Alıştırma

Cümleyi sonucu getiren edatla tamamlayın: Years of practice shaped Maya ____ a confident speaker.

Cevabı göster

into

When their work was done, Dilbilgisi

0:15

İşleri bittiğinde,

they sought out new worlds, Öbek fiiller

0:17

yeni dünyalar aramaya koyuldular,

Öbek fiiller

sought out: bilinçli ve amaçlı bir arama

Sought out, seek out ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Belirli bir kişiyi, yeri, şeyi veya fırsatı bulmak ya da ona ulaşmak için bilinçli bir çaba göstermek anlamına gelir. Burada yeni dünyalarla tesadüfen karşılaşmak yerine onları amaçlı biçimde aradılar. Yapı seek out + isim öbeği şeklindedir. Out, öbek fiilin bir parçasıdır ve etkin bir aramayla belirli bir hedefi bulmaya çalışma anlamı katar.

Alıştırma

Bilinçli bir aramayı göstermek için cümleyi seek out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The journalist ____ two witnesses who had seen the accident.

Cevabı göster

sought out

but left the source of their power behind. Öbek fiiller

0:18

ama güçlerinin kaynağını arkalarında bıraktılar.

Dilbilgisi

When their work was done: zaman arka planını kurmak

When their work was done, cümlenin başında yer alan bir zaman yan cümlesidir. İşlerinin tamamlanmasını zaman arka planı olarak verir; ana cümle de ardından ne olduğunu anlatır. Bu sıralama olayların zaman düzenini açıkça gösterir. Burada was done, “bitmişti” anlamına gelir ve their work daha önce sözü edilen işi gösterir. Done, işin tamamlanmış durumunu anlatır; insanların bitkin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlenin başındaki When their work was done, yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Sonraki eylemlerden önce tamamlanmış bir aşamayı sunar.
  2. İnsanların devam edemeyecek kadar yorgun olduğunu söyler.
  3. İşin onlar ayrıldıktan sonra yapıldığını gösterir.
Cevabı göster

Sonraki eylemlerden önce tamamlanmış bir aşamayı sunar.

Öbek fiiller

left ... behind: giderken bir şeyi geride bırakmak

Left the source of their power behind, leave + nesne + behind yapısını kullanır. Güçlerinin kaynağını yanlarına almadan gittikleri anlamına gelir. the source of their power isim öbeği left ile behind arasında yer alır. Zamir de bu orta konumda olmalıdır: leave it behind denir, leave behind it denmez. Buradaki behind yalnızca “arkada” konumunu anlatmaz. Leave ile birlikte, biri ya da bir şey yoluna devam ederken başka bir şeyin geride kaldığını gösterir. Bu yapı bir nesne için gerçek anlamda; alışkanlıklar, sorunlar veya geçmiş bir yaşam için mecaz anlamda kullanılabilir.

Alıştırma

leave ... behind yapısının iki bölümünü geçmiş zamanda tamamlayın: I accidentally ____ my science notebook ____ at school.

Cevabı göster

left · behind

Three powerful golden hexagons

0:22

Tuzaklar ve canavarlarla dolu zindanlarda gizlenmiş

hidden within dungeons full of traps and monsters. Dilbilgisi

0:25

üç güçlü altın altıgen.

Dilbilgisi

hidden within dungeons full of traps and monsters: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı niteliği

hidden within dungeons full of traps and monsters ifadesi, Three powerful golden hexagons ifadesinden sonra gelen kısaltılmış bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Altıgenlerin nerede saklı olduğunu belirtir; bu yüzden hidden isim öbeğini niteler ve yeni bir çekimli fiil değildir. Bu ifade three powerful golden hexagons which are hidden within dungeons full of traps and monsters şeklinde açılabilir. İngilizcede bu kısa biçim betimlemelerde, hikâye kurgularında ve yazı diline özgü anlatımlarda sık kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede hidden within dungeons full of traps and monsters neyi niteler?

  1. Three powerful golden hexagons
  2. traps and monsters
  3. şu anda saklama eylemi
Cevabı göster

Three powerful golden hexagons

If one person were to bring all three hexagons together, Notlar

0:29

Eğer bir kişi bu üç altıgeni bir araya getirebilirse,

they could reinvent the world however they saw fit. Kalıp ifadeler

0:32

dünyayı uygun gördüğü şekilde yeniden icat edebilirdi.

Dilbilgisi

If one person were to: varsayımsal koşul

If one person were to bring all three hexagons together, if + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbıyla başlayan bir koşul cümleciğidir. Hayal edilen bir koşul kurar: konuşan kişi, biri nesneleri bir araya getirirse ne olabileceğini düşünüyor. Buradaki were to geçmişte yaşanmış bir olayı anlatmaz. Koşula daha resmî, temkinli veya gerçeklikten daha uzak bir hava verir; ardından gelen could ise olası sonucu belirtir.

Alıştırma

Bu resmî varsayımsal koşulu en iyi hangi ifade tamamlar? If the town ___ lose power, the hospital would use generators.

  1. is to
  2. were to
  3. has to
Cevabı göster

were to

Öbek fiiller

bring all three hexagons together: üç altıgeni de bir araya getirmek

bring ... together, birbirinden ayrı kişi veya şeylerin aynı grupta ya da yerde toplanmasını sağlamak demektir. Bu cümlede all three hexagons nesnesi bring ile together arasına gelir; bu, ayrılabilen phrasal verb’lerde yaygın bir kullanımdır. Vurgu, üç altıgenin hepsini bir araya getirmektedir; onları sadece bir yere getirmek değildir. Aynı yapı insanlar, kaynaklar veya bilgiler için de kullanılabilir: bring the team together ve bring the evidence together, bunları bir bütün hâlinde toplamak ya da birbirine bağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi bir kelimeyle tamamlayın: The meeting brought the whole team ____.

Cevabı göster

together

Kalıp ifadeler

however they saw fit: uygun gördükleri herhangi bir şekilde

however they saw fit, uygun gördükleri herhangi bir şekilde demektir. Burada however farklı yöntemler arasından özgürce seçim yapılabildiğini gösterir. saw fit ise uygun bulmak veya yapılmasının doğru olduğuna karar vermek anlamındaki sabit ifade see fit’in geçmiş zaman biçimidir. Bu parçalar bir şeyi görmekten ya da bir giysinin bedene uymasından söz etmez. Bu cümlede ifade, dünyayı nasıl yeniden şekillendireceklerine kendilerinin karar verebileceğini anlatır. Reinvent fiilini niteler ve bunu hangi şekilde yapabileceklerini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede however they saw fit ne anlama geliyor?

  1. Kendilerine uyan bir dünya bulduktan sonra
  2. Başkalarının onlara söylediği şekilde
  3. Uygun gördükleri herhangi bir şekilde
Cevabı göster

Uygun gördükleri herhangi bir şekilde

That was thousands of years ago.

0:36

Bu binlerce yıl önceydi.

Today,

0:39

Bugün,

you've learned of Gordon, Kelime

0:39

Gordon'dan haberdar oldun,

Kelime

you've learned of: birinin varlığından haberdar olmak

you've learned of Gordon ifadesinde learn of, Gordon'ın varlığından haberdar olmak veya onu ilk kez duymak anlamına gelir. Gordon, hakkında ayrıntılı biçimde çalışılan bir konu olarak değil, yeni bir bilgi olarak sunulur. You've, you have ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect, bugün edinilen bilgiyi dinleyicinin şu anda bildikleriyle ilişkilendirir. Bu yapı, yeni anılan bir kişiyi veya olayı tanıtmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın kulübü ayrıntılı biçimde incelemek yerine onun varlığından haberdar olduğunu anlatır?

  1. I taught the chess club a new game.
  2. I learned about the chess club's history for my report.
  3. I learned of the chess club from a poster.
Cevabı göster

I learned of the chess club from a poster.

an evil wizard dead set on collecting the hexagons Deyimler

0:41

altıgenleri toplamaya

Deyimler

dead set on collecting: toplamaya kesin kararlı olmak

Bu isim öbeğinde dead set on collecting, toplamaya kesin kararlı olmak anlamına gelir. İfade büyücüyü niteler ve who is dead set on collecting anlamını taşır. Dead, set sözcüğünün gücünü artırır; büyücünün ölü olduğu anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp be dead set on + isim veya fiilin -ing biçimidir. Burada collecting, on edatından sonra gelen -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi 'kesin kararlı olmak' anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo is ____ entering the robotics contest.

Cevabı göster

dead set on

and enslaving the world to his will. Kelime

0:45

ve dünyayı kendi iradesine köle etmeye kararlı kötü bir büyücü.

Kelime

enslaving the world to his will: dünyayı kendi iradesine boyun eğdirmek

Bu cümlede enslaving the world to his will, dünyadaki herkesi onun istediği şeye uymaya zorlamak anlamına gelir. Bu ifade, kontrolü sıradan liderlik veya ikna olarak değil, tam ve baskıcı bir egemenlik olarak sunar. Burada will, bir kişinin istekleri veya kararlılığı anlamına gelen bir isimdir. Bu dramatik kullanımda enslave X to someone's will, X'in özgürlüğünü elinden alıp onu o kişinin iradesinin kontrolüne sokmayı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede enslaving the world to his will ne anlama gelir?

  1. Dünyayı onun isteklerine boyun eğmeye zorlamak.
  2. Dünyadan onun tavsiyesine kibarca uymasını istemek.
  3. Dünyaya ne olacağını tahmin etmek.
Cevabı göster

Dünyayı onun isteklerine boyun eğmeye zorlamak.

So you set off on a quest to get them first, Öbek fiiller

0:48

Bu yüzden onları ilk elde eden olmak için maceraya atıldın,

Öbek fiiller

set off on a quest: maceralı bir göreve çıkmak

Set off on a quest, zor veya maceralı bir görevi tamamlamak için yolculuğa başlamak anlamına gelir. Set off ayrılma veya yola çıkma eylemini verirken on a quest bunun nasıl bir yolculuk olduğunu belirtir. Burada set off sözcüklerinden sonra gelen ifade anlamı belirler. Ardından on a quest geldiği için bir alarm gibi bir şeyi tetiklemek değil, yola çıkmak anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki beş sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın. İfade geçmiş zamanda da aynı biçimdedir: After finding the first clue, Lena ____ to recover the stolen painting.

Cevabı göster

set off on a quest

adventuring through fire, ice, and sand.

0:52

ateş, buz ve kumun içinden geçerek.

Yet each time, Anlatım akışı

0:56

Ancak her seferinde,

you find that someone else got there first. Kalıp ifadeler

0:57

oraya ilk olarak başka birinin vardığını görüyorsun.

Anlatım akışı

Yet each time: karşıtlık ve tekrar

Bu cümlenin başındaki Yet, önceki çabanın oluşturduğu beklentiye ters düşen bir sonucu tanıtır. Burada “yine de” veya “ancak” anlamındadır; not yet ifadesindeki zaman anlamını taşımaz. Each time, sonucun tekrarlanan her denemede ortaya çıktığını gösterir. Bu sözcükler birlikte hikâyeyi bir tekrar düzeni içinde kurar: kişi denemeye devam eder, ancak her denemeden sonra aynı aksilik yaşanır.

Alıştırma

Cümle başındaki Yet each time dinleyiciye ne anlatır?

  1. Sonraki olay yalnızca bir kez başarıyla gerçekleşmiştir.
  2. Sonraki sonuç henüz gerçekleşmemiştir.
  3. Sonraki sonuç beklentiye ters düşer ve her seferinde tekrarlanır.
Cevabı göster

Sonraki sonuç beklentiye ters düşer ve her seferinde tekrarlanır.

Kalıp ifadeler

got there first: hedefe başka birinden önce ulaşmak

Got there first, get there first ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin ilgili diğer insanlardan önce bir yere veya hedefe ulaştığı anlamına gelir. Bu cümlede başka biri ilgili hedefe senden önce varmıştır. Vurgu yalnızca bir yere doğru hareket etmekte değil, varış sırasındadır. İnsanlar aynı hedefi paylaştığında bu ifade, diğer kişinin fırsatı senden önce yakaladığını veya önemli adımı senden önce tamamladığını da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, “ortak hedefe bizden önce ulaştı” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: We hurried to the front row, but Maya ____.

Cevabı göster

got there first

Not Gordon, Anlatım akışı

1:00

Ne Gordon,

but a merchant named Dongle.

1:01

ne de başkası, Dongle adlı bir tüccar.

Anlatım akışı

Not X, but Y: beklentiyi düzeltme

Not X, but Y önce beklenen veya varsayılan cevap olan X'i reddeder, ardından gerçek cevap olarak Y'yi sunar. Burada Not Gordon, dinleyicinin beklediği cevap olarak Gordon'ı eler; but a merchant named Dongle ise şaşırtıcı düzeltmeyi verir. Bu, eksiltili bir düzeltmedir: It was gibi sözcükler, bağlam onları zaten açık hâle getirdiği için söylenmez. Kısa biçim, beklenen kişi ile gerçek kişi arasındaki karşıtlığa dikkat çeker.

Alıştırma

Kısa düzeltmeyi tamamlamak için her boşluğa bir İngilizce sözcük yazın: ____ Maya, ____ her brother Leo called this morning.

Cevabı göster

Not · but

At the end of the third dungeon,

1:04

Üçüncü zindanın sonunda,

you find a note inviting you to Dongle's castle. Kalıp ifadeler

1:06

seni Dongle'ın şatosuna davet eden bir not buluyorsun.

Kalıp ifadeler

inviting you to Dongle's castle: birini bir yere davet etmek

inviting you to Dongle's castle ifadesindeki yeniden kullanılabilir yapı invite + kişi + to + hedef yerdir. you daveti alan kişiyi, Dongle's castle ise o kişinin davet edildiği hedef yeri belirtir. to edatı davet edilen kişiyi değil hedef yeri tanıtır; invite fiilinin inviting biçimine dönüşmesi bu yapıyı değiştirmez.

Alıştırma

invite + kişi + to + hedef yer yapısını tamamlayın: Nora invited Liam ____ her house for dinner.

Cevabı göster

to

You show up with a wallet Notlar

1:09

Yolculuklarında topladığın

Öbek fiiller

show up with a wallet: cüzdanla gelmek

Show up “gelmek ya da ortaya çıkmak” demektir; “göstermek” demek değildir. Birinin bir yere geldiğini veya orada göründüğünü anlatan, günlük konuşmada sık kullanılan bir phrasal verbdür. Bu cümlede with a wallet, gelirken yanında ne olduğunu ekler. Vurgu cüzdanı birine göstermenizde değil, sizin gelmenizde veya ortaya çıkmanızdadır.

Alıştırma

“You show up with a wallet” cümlesinde show up ne anlama gelir?

  1. bir cüzdanı göstermek
  2. gelmek ya da ortaya çıkmak
  3. bir cüzdanı kaldırmak
Cevabı göster

gelmek ya da ortaya çıkmak

bursting with the 99 gems you've collected in your travels,

1:11

99 mücevherle dolu bir cüzdanla geliyorsun,

Deyimler

wallet bursting with the 99 gems: 99 mücevherle tıka basa dolu cüzdan

wallet bursting with the 99 gems ifadesinde bursting with, wallet kelimesini niteleyen bir ortaç öbeğidir. Cüzdanın mücevherlerle çok dolu, sanki patlayacakmış gibi olduğunu anlatır; cüzdanın gerçekten yırtılması gerekmez. Bu ifade miktarı bol ve görüntüyü canlı gösterir. Sondaki you've collected in your travels bölümü, cüzdanı dolduran 99 mücevherin hangileri olduğunu açıklar.

Alıştırma

“a wallet bursting with the 99 gems” ifadesinde bursting with nasıl bir etki yaratır?

  1. Cüzdanın son derece dolu olduğunu canlı biçimde anlatır
  2. Cüzdanda yalnızca birkaç mücevher olduğunu söyler
  3. Cüzdanın gerçekten patladığını söyler
Cevabı göster

Cüzdanın son derece dolu olduğunu canlı biçimde anlatır

arriving just moments before Gordon, Kalıp ifadeler

1:15

tıpkı Gordon gibi, onun da 99 mücevheri var,

who also has 99 gems.

1:17

ondan sadece birkaç an önce oraya varıyorsun.

Kalıp ifadeler

arriving just moments before: yalnızca biraz daha önce varmak

Arriving just moments before Gordon, Gordon'dan çok kısa bir süre önce varmak demektir. İki varış zamanı birbirine çok yakındır, ancak vurgulanan ifade yine de birinin önce geldiğini gösterir. Buradaki moments, kesin bir saniye sayısını değil, yaklaşık ve kısa bir süreyi belirtir. Before sözcüğünden sonra bu cümledeki gibi bir kişi veya just moments before the train left örneğindeki gibi bir olay gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “birinden çok kısa bir süre önce” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Maya and Leo almost arrived together, but Maya was first. Maya arrived ____ Leo.

Cevabı göster

just moments before

Dongle has not only collected the golden hexagons, Dilbilgisi

1:20

Dongle sadece altın altıgenleri toplamakla kalmamış,

but he's used them to create five silver hexagons,

1:24

aynı zamanda onları beş gümüş altıgen yaratmak için kullanmış,

just as powerful as their golden counterparts. Dilbilgisi

1:28

onlar da altın olanlar kadar güçlü.

Dilbilgisi

not only collected ... but he's used ...: daha güçlü ikinci bir bilgi eklemek

Not only ... but ..., doğru olan iki bilgiyi birbirine bağlar ve ikinci bilgiyi ek, çoğu zaman daha dikkat çekici bir adım olarak sunar. Buradaki but, eşleşen yapının bir parçasıdır; ikinci bilginin birinciyle çeliştiği anlamına gelmez. İlk bilgi, Dongle'ın altın altıgenleri toplamasıdır. İkinci bilgi daha ileri gider: onları gümüş altıgenler yapmak için kullanmıştır. He's used ifadesindeki he's, he has anlamındadır; bu nedenle ikinci bölüm but he has used them ... biçiminde tam bir yan cümledir. İki bölümü mümkün olduğunca dil bilgisi bakımından paralel tutun.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but yapısını kullanarak tamamlayın: Mina has ____ designed the robot, ____ she has tested it in three schools.

Cevabı göster

not only · but

Dilbilgisi

just as powerful as their golden counterparts: altın renkli karşılıkları kadar güçlü

just as + sıfat + as yapısı, iki şeyin bir özellik bakımından aynı derecede olduğunu gösterir. Burada just as powerful as, gümüş renkli altıgenlerin altın renkli olanlar kadar güçlü olduğunu belirtir. Just eşitliği vurgular; burada yalnızca veya çünkü anlamına gelmez. Counterpart, başka bir grup ya da sürümde karşılık gelen kişi veya şeydir. Bu nedenle their golden counterparts, karşılık gelen altın renkli altıgenler demektir.

Alıştırma

just as ... as kullanarak eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: The paper bridge is ____ strong ____ the wooden one.

Cevabı göster

just as · as

Why did Dongle do all this?

1:31

Dongle tüm bunları neden yaptı?

Because there's one thing he loves above all else, Kalıp ifadeler

1:33

Çünkü her şeyden çok sevdiği bir şey var,

auctions.

1:37

açık artırmalar.

Kalıp ifadeler

above all else: her şeyden önce

Above all else, “her şeyden daha fazla” veya “en yüksek öncelik olarak” anlamına gelen bir zarf ifadesidir. Burada loves fiilini niteler: en çok sevdiği şey açık artırmalardır. Above fiziksel yüksekliği değil sıralamayı anlatır; all else ise tek bir ayrı seçeneği değil, diğer tüm olasılıkları birlikte ifade eder.

Alıştırma

“Maya values honesty above all else,” cümlesinde bu ifade ne anlama gelir?

  1. Dürüstlük fiziksel olarak diğer her şeyden daha yüksektedir.
  2. Maya bir durum dışında her durumda dürüstlüğe değer verir.
  3. Dürüstlük Maya'nın en yüksek önceliğidir.
Cevabı göster

Dürüstlük Maya'nın en yüksek önceliğidir.

You and the evil wizard will compete to win the hexagons,

1:39

Sen ve kötü büyücü altıgenleri kazanmak için yarışacaksınız,

starting with the three golden ones,

1:43

üç altın olandan başlayarak,

making one bid for each item as it comes up. Kelime

1:45

her bir parça ortaya çıktıkça bir teklif vereceksiniz.

Kelime

as it comes up: bir nesnenin sırası geldiğinde

Bu açık artırma kuralında as it comes up, “her nesnenin satışa sunulma sırası geldiğinde” anlamına gelir. Buradaki come up, fiziksel olarak yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz; bir şeyin o anda ele alınacak konu hâline gelmesini anlatır. making one bid for each item as it comes up ifadesi teklifin zamanını belirler: Belirli bir nesne sunulduğunda onun için bir teklif verilir, ardından sonraki nesneye geçilir.

Alıştırma

Açık artırma kuralında as it comes up neyi anlatıyor?

  1. Her nesnenin yukarı doğru hareket etmesi demektir.
  2. Bütün nesnelerin satılmış olması demektir.
  3. Her nesnenin açık artırmaya çıkarılma sırasının gelmesi demektir.
Cevabı göster

Her nesnenin açık artırmaya çıkarılma sırasının gelmesi demektir.

The winners of ties will alternate, Kültür

1:49

Beraberliklerde kazananlar sırayla belirlenecek,

starting with you.

1:51

seninle başlayarak.

Kültür

The winners of ties will alternate: beraberlik kazananları sırayla değişecek

Bu oyun kuralında ties, iki oyuncunun eşit teklif verdiği veya eşit sonuç aldığı durumları anlatır. The winners of ties, normalde eşitlikle sonuçlanacak bu durumlarda kuralın kazanan olarak belirlediği oyunculardır. Will alternate, seçilen kazananın iki oyuncu arasında sırayla değişmesi demektir. Starting with you sırayı belirler: ilk beraberliği sen kazanırsın, sonrakini diğer oyuncu kazanır ve bu düzen tekrarlanır.

Alıştırma

Mia ve Noah oyun oynuyor. Beraberliklerin kazananları Mia'dan başlayarak sırayla değişiyor. Tekliflerinin eşit olduğu ilk iki durumda ne olur?

  1. İlk beraberliği Mia, ikinciyi Noah kazanır.
  2. İki beraberliği de hiç kimse kazanamaz.
  3. İki beraberliği de Mia kazanır.
Cevabı göster

İlk beraberliği Mia, ikinciyi Noah kazanır.

Whoever first collects a trio of either golden or silver hexagons Dilbilgisi

1:53

Altın veya gümüş altıgenlerden üç tanesini ilk toplayan kişi,

can use their power to recreate the world.

1:58

dünyayı yeniden yaratmak için güçlerini kullanabilir.

Dilbilgisi

Whoever first collects ... can ...: ilk yapan kişi ... yapabilir

Whoever first collects ... yan cümlesi, “... şeyi ilk toplayan herhangi bir kişi” anlamına gelir. Whoever burada soru sormaz; kim olduğu belirtilmeyen bir kişiyi tanıtır ve yan cümlenin tamamı can use ifadesinin öznesidir. Kurallarda Whoever first + fiil ... can ... kalıbı, eylemi herkesten önce tamamlayan kişiye bir sonuç veya hak verir. Buradaki either golden or silver, iki renkten biri demektir; karışık bir takım değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk bitiren herhangi bir kişinin bir sonraki etkinliği seçebileceğini söyler?

  1. Whoever finishes first can choose the next activity.
  2. Everyone can choose an activity before the race begins.
  3. The coach will choose the next activity after the race.
Cevabı göster

Whoever finishes first can choose the next activity.

You've already bid 24 gems on the first Kelime

2:01

İlk altıgen için zaten 24 mücevher teklif ettin

when you realize that your rival has a dastardly advantage, Kelime

2:05

o an rakibinin alçakça bir avantajı olduğunu fark ediyorsun,

Kelime

bid 24 gems on the first: bid + miktar + on + eşya

Müzayede dilinde bid + miktar + on + eşya, “eşyayı kazanmayı denemek için o miktarı teklif etmek” anlamına gelir. bid 24 gems on the first ifadesinde 24 gems miktardır; on the first ise teklifin hangi eşyaya verildiğini gösterir. you've already yapısından sonra geçmiş zaman ortacı gerektiği için bid burada geçmiş zaman ortacıdır. Müzayede anlamındaki bid fiilinin yalın hâli, geçmiş zamanı ve geçmiş zaman ortacı bid şeklindedir. The first, daha önce belirtilen ilk altıgenin yerini tutar.

Alıştırma

Cümleyi bid fiilinin geçmiş zaman biçimi ve eşyanın önünde kullanılan olağan edatla tamamlayın: Yesterday at the auction, Maya ____ thirty dollars ____ the painting.

Cevabı göster

bid · on

a mirror that lets him see what you're bidding. Dilbilgisi

2:09

ne teklif ettiğini görmesini sağlayan bir ayna.

Kelime

a dastardly advantage: dramatik kötü karakter dili

a dastardly advantage ifadesinde dastardly, avantajı kötü, onursuz veya hileli olarak değerlendirir. Burada rakip, başka birinin teklifini gizlice görebildiği için bu sözcük söz konusu üstünlüğü adaletsiz gösterir. Dastardly bilinçli olarak dramatik ve eski moda bir tını taşır. Anlatımı bad veya unfair ile yapılan tarafsız bir açıklamadan çok, kötü karakterli bir hikâye ya da çizgi roman macerası gibi hissettirir.

Alıştırma

Bu cümlede a dastardly advantage neyi ifade ediyor?

  1. Büyük bir avantajın tarafsız teknik bir dille anlatılması
  2. Kötü veya onursuz bir avantajın dramatik bir kötü karakter üslubuyla anlatılması
  3. Yararlı ama tamamen adil bir avantaj
Cevabı göster

Kötü veya onursuz bir avantajın dramatik bir kötü karakter üslubuyla anlatılması

Dilbilgisi

lets him see: let + nesne + fiilin yalın hâli

lets him see ifadesinde let, let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır ve bir şeyin bir kişinin bir eylemi yapmasını mümkün kıldığını belirtir. Him nesnedir; see ise fiilin yalın hâli, yani to almayan mastardır. Bu yüzden to kullanılmaz. what you're bidding onun görebildiği bilgiyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp lets someone see something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi see fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This feature lets users ____ their remaining balance.

Cevabı göster

see

He bids zero

2:13

O sıfır teklif ediyor

and you win the first hexagon outright. Kelime

2:14

ve sen ilk altıgeni doğrudan kazanıyorsun.

Kelime

ilk altıgeni ek karar gerektirmeden kazanmak

Win something outright ifadesinde outright, galibiyetin beraberlik bozma, ek tur, paylaşılan sonuç veya başka bir koşul olmadan açıkça ve tek başına kesinleştiğini belirten bir zarftır. Burada sıfır teklifi, kurala göre başka bir adıma gerek kalmadan ilk altıgeni senin yapar. Outright sonucun nasıl belirlendiğini anlatır; «dışarıda» veya «sağa doğru» anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede win the first hexagon outright ne anlama geliyor?

  1. Beraberlik bozma veya ek koşul olmadan doğrudan kazanırsın.
  2. Dışarıdaki bir yerde kazanırsın.
  3. Yalnızca bir tur daha oynandıktan sonra kazanırsın.
Cevabı göster

Beraberlik bozma veya ek koşul olmadan doğrudan kazanırsın.

What's your strategy to win a matching trio Anlatım akışı

2:17

Rakibinden önce aynı renkteki üç

of hexagons before your rival?

2:20

altıgeni kazanmak için stratejin nedir?

Anlatım akışı

Kazanmak için stratejin ne?

What's your strategy to win ...? sorusu, önceki durumu dinleyicinin çözmesi gereken bir probleme dönüştürür. Konuşmacı hikâyeyi sürdürmek yerine, hedefe ulaşmak için bir yöntem seçmeni ister. Strategy to + fiilin yalın hâli yapısında to-infinitive, stratejinin amacını belirtir: a strategy to win, kazanmak için bir strateji demektir. Burada to win özne değildir; soru kalıbı What's your strategy? şeklindedir.

Alıştırma

Konuşmacı What's your strategy to win ...? sorusuyla ne yapıyor?

  1. Kazanmanın mümkün olup olmadığını sormak
  2. Dinleyiciyi hedefe ulaşma yöntemini açıklamaya davet etmek
  3. Dinleyicinin zaten kazandığını duyurmak
Cevabı göster

Dinleyiciyi hedefe ulaşma yöntemini açıklamaya davet etmek

Dongle's dangled a difficult dilemma. Anlatım akışı

2:31

Dongle sana zorlu bir ikilem sundu.

Anlatım akışı

Dongle's dangled a difficult dilemma: dangle fiilinin mecazlı kullanımı ve /d/ aliterasyonu

Dongle's dangled ifadesinde 's, has sözcüğünün kısaltmasıdır; bu nedenle dangled, present perfect yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. Dangle burada gerçek anlamıyla değil, yaratıcı biçimde kullanılır: Dongle, başkalarının önüne yanıt vermeleri gereken zor bir seçim koymuştur; sanki seçimi onların önünde tutuyormuş gibidir. Dongle's, dangled, difficult ve dilemma sözcüklerinin başındaki /d/ sesinin tekrarı bir aliterasyondur. Bu tekrar, fikri akılda kalıcı ve dramatik bir cümlede toplar ve seçimi yeni açıklanmış bir bilmece gibi gösterir.

Alıştırma

Dongle's dangled a difficult dilemma ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Fiziksel bir nesnenin asılı olduğunu bildirir.
  2. Dilemma sözcüğünün nötr ve resmî bir tanımını verir.
  3. Zor seçime ritim ve dramatik bir hava vermek için baştaki /d/ seslerini tekrarlar.
Cevabı göster

Zor seçime ritim ve dramatik bir hava vermek için baştaki /d/ seslerini tekrarlar.

Do you spend big to try to win the golden hexagons outright, Kalıp ifadeler

2:33

Altın altıgenleri doğrudan kazanmak için büyük mü harcayacaksın,

save as much as possible for silver, Kalıp ifadeler

2:37

gümüşler için mümkün olduğunca çok mu saklayacaksın,

or something in between?

2:40

yoksa ikisinin ortasını mı bulacaksın?

Kalıp ifadeler

spend big: cesurca büyük miktarda harcamak

Spend big, çok para veya başka sınırlı kaynaklardan büyük miktarda harcamak anlamına gelir ve genellikle cesur ya da saldırgan bir yaklaşımı anlatır. Burada big, zarf gibi çalışır: Harcamanın büyüklüğünü açıklar; harcanan şey değildir. Soruda spend big, strateji aralığının bir ucunu belirtir: Kaynakları gümüş altıgenler için saklamak veya orta yolu seçmek yerine, altın altıgenleri kazanmaya çalışmak için şimdi çok fazla kaynak kullanmak.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, “cesurca büyük miktarda harcamak” anlamındaki iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: The team decided to ____ on new equipment before the season.

Cevabı göster

spend big

Kalıp ifadeler

save as much as possible for ...: … için mümkün olduğunca çok ayırmak

Burada save, “kurtarmak” değil, “kaynakları daha sonrası için ayırmak” anlamındadır. Kalıp save + miktar veya kaynak + for + sonraki hedef veya kullanım şeklindedir. save as much as possible for silver ifadesinde as much as possible, ayrılacak miktarı belirtir. Nesne olan mücevherler veya diğer teklif kaynakları bağlamdan anlaşılır; silver ise daha sonraki gümüş altıgen ihale aşamasını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi save ... for ... kalıbıyla tamamlayın: We have a harder match tomorrow, so let's ____ our best players ____ that game.

Cevabı göster

save · for

Gordon can use his magic mirror and 99 gems

2:42

Gordon sihirli aynasını ve 99 mücevherini kullanarak

to make sure that no matter what you bid on the second gold, Dilbilgisi

2:45

ikinci altına ne teklif edersen et,

he can bid one more and block you. Kelime

2:49

onun bir fazla teklif edip seni engellemesini sağlayabilir.

Dilbilgisi

no matter what you bid on the second gold: ikinci altına ne kadar teklif verirsen ver

no matter what + özne + fiil, “ne ... olursa olsun” anlamına gelir. Seçim, eylem veya değer değişse bile ana cümledeki sonucun değişmediğini gösterir. Burada what you bid, vermeyi seçtiğin teklif miktarı ne olursa olsun demektir. Teklif değişebilir ama Gordon'ın tepkisi değişmez: bir fazlasını verebilir. Bu sabit ifadede matter, “konu veya mesele” anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Cümleyi “seçimin ne olursa olsun” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: ____ you choose, the price stays the same.

Cevabı göster

No matter what

Kelime

bid one more and block you: bir birim daha teklif verip rakibi engellemek

bid one more ifadesinde bid, “bir rekabette bir miktar teklif etmek” anlamındaki fiildir; one more ise diğer tekliften bir birim fazlasını anlatır. Burada söylenmeyen birimin, bağlamdan bir değerli taş olduğu anlaşılır. Block you, hedefinize ulaşmanızı engellemek demektir. Oyun veya strateji konuşmalarında block, rakibin hamlesini ya da başarılı olmasını durdurmayı ifade eder; bu nedenle fiziksel bir küp veya blok anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu oyun bağlamında he can bid one more and block you ne anlama gelir?

  1. Sana fazladan bir oyuncak blok verebilir.
  2. Teklifini azaltıp kazanmana yardım edebilir.
  3. Teklifini bir birim artırıp başarılı olmanı engelleyebilir.
Cevabı göster

Teklifini bir birim artırıp başarılı olmanı engelleyebilir.

So the real question is, Anlatım akışı

2:51

Öyleyse asıl soru şu,

how can you force Gordon to spend enough on the golds Kalıp ifadeler

2:53

gümüşlerde kazanmanı garanti altına almak için

to guarantee that you'll win on the silvers?

2:57

Gordon'un altınlarda yeterince harcama yapmasını nasıl zorlarsın?

Anlatım akışı

So the real question is, ...: odağı temel soruna yönlendirmek

So the real question is, konuşmacının önceki ayrıntıları veya seçenekleri değerlendirdikten sonra tartışmayı en önemli konuya daralttığını gösterir. So, bu odak değişimini önceki akıl yürütmenin sonucu olarak sunar. Burada real, “hayalî olmayan” anlamına değil, “temel” veya “belirleyici” anlamına gelir. Bu kalıp, So the real question is, how can we...? örneğindeki gibi temel soruyu doğrudan tanıtabilir.

Alıştırma

Bu cümlede So the real question is ne işlev görür?

  1. Hiç soru sormadan tartışmayı bitirir.
  2. Dikkati temel soruna yönlendirir.
  3. Önceki sorunun hayalî olduğunu söyler.
Cevabı göster

Dikkati temel soruna yönlendirir.

Kalıp ifadeler

force Gordon to spend enough on the golds: force someone to do something yapısı

force + kişi + to + fiil kalıbında force; baskı, kurallar, koşullar veya strateji kişiye çok az gerçek seçenek bıraktığında ya da hiç seçenek bırakmadığında onu bir eyleme yöneltmek anlamına gelir. Gordon bu kişidir, to spend ise yapmaya zorlandığı eylemdir; enough ne kadar harcaması gerektiğini belirtir. Buradaki baskı stratejiktir ve mutlaka fiziksel değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı force someone to do something şeklindedir ve eylem fiilinden önce to gerekir.

Alıştırma

force + kişi + to + fiil yapısını tamamlamak için change fiilini kullanın: The sudden rule change forced every team ____ its strategy.

Cevabı göster

to change

Here's a hint.

3:01

İşte bir ipucu.

Let's say at the start of the silver auctions, Notlar

3:02

Gümüş açık artırmaları başladığında,

you had a one gem advantage, Kelime

3:05

bir mücevherlik bir avantajın olduğunu varsayalım,

such as nine to eight.

3:07

örneğin dokuza karşı sekiz gibi.

Anlatım akışı

Let's say: akıl yürütmek için varsayım sunmak

Let's say, konuşmak üzere hayalî bir durum veya basit bir örnek sunar. Yaklaşık olarak “varsayalım” ya da “hayal edelim” anlamına gelir; insanlardan gerçekten bir şeyi sesli söylemelerini istemez. Burada bir mücevherlik avantajı ve dokuz-sekiz sayılarını, stratejiyi açıklamak için kullanılan geçici varsayımlar olarak işaretler. Bu ifade önce bir başlangıç noktası belirler, sonra o noktadan akıl yürütülmesini sağlayarak açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Bu örnekte Let's say ne işe yarıyor: Let's say the bus arrives at 8:00. What time should we leave home?

  1. Kesin varış saatinin bilinen bir gerçek olduğunu doğrular.
  2. Herkesten sonraki cümleyi sesli olarak tekrarlamasını ister.
  3. Tartışmak için geçici bir varsayım sunar.
Cevabı göster

Tartışmak için geçici bir varsayım sunar.

Kalıp ifadeler

at the start of the silver auctions: bir aşamanın başlangıcını belirtmek

At the start of the silver auctions, durumu bu aşamanın başladığı ana yerleştirir. Ardından gelen varsayımın zaman noktasını belirler. Burada start, at the start of + isim öbeği kalıbında bir isimdir. silver auctions yerine başka bir olay veya aşama gelebilir: at the start of the round.

Alıştırma

Bir aşamanın başlangıcını at the start of ile doğru biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. At the starting of the final round, both players had ten points.
  2. At the start of the final round, both players had ten points.
  3. At the start the final round, both players had ten points.
Cevabı göster

At the start of the final round, both players had ten points.

Kelime

one gem advantage: önde olma farkını belirtmek

one gem advantage ifadesi önde olma miktarını açıklar. Tam ifade olan a one gem advantage içinde one gem, advantage sözcüğünü niteler ve bir tarafın diğerinden bir mücevher fazla olduğu anlamına gelir. Dokuz sekiz bunun örneğidir. Burada advantage, avantajlı biçimde önde olma durumunu adlandıran bir isimdir; bir eylem değildir. Aynı kalıp başka farkları da ölçebilir: a two-point advantage.

Alıştırma

Bileşik niteleyiciyi two ve point kullanarak tamamlayın: Our team had a ____ advantage before the last question.

Cevabı göster

two-point

You need to win three auctions.

3:10

Üç açık artırma kazanman gerekiyor.

So, could you divide your gems into three groups of three and win? Kalıp ifadeler

3:12

Peki, mücevherlerini üçerli üç gruba bölüp kazanabilir misin?

Kalıp ifadeler

divide your gems into three groups of three: mücevherleri üçerli üç gruba ayırmak

Divide A into B, bir bütün olan A'yı ayırıp ortaya çıkan parçaları B ile belirtmek demektir. Bu cümlede your gems bütündür, three groups ise sonuçtur; into bir yere doğru hareket anlamına gelmez. A group of three, üç öğeden oluşan bir grup demektir. Bu nedenle three groups of three, her birinde üç mücevher bulunan üç grup anlamına gelir.

Alıştırma

divide yapısını doğru edatla tamamlayın: Please divide the twenty cards ____ four groups of five.

Cevabı göster

into

For simplicity, Anlatım akışı

3:17

Basitlik adına,

let's assume a set of rules that's worse for you,

3:18

senin için daha kötü olan bir kurallar dizisi varsayalım,

where Gordon wins every tie.

3:21

her beraberlikte Gordon'un kazandığını.

Anlatım akışı

For simplicity, let's assume: bir çalışma varsayımı sunmak

For simplicity, konuşmacının düzeni neden değiştirmek üzere olduğunu açıklar: daha basit bir durumu analiz etmek daha kolaydır. Let's assume ise dinleyiciyi ardından gelen koşulu geçici olarak kabul etmeye davet eder. Buradaki çalışma varsayımı, Gordon'ın her beraberliği kazandığı daha elverişsiz bir kuraldır. Bu ifade akıl yürütmeyi düzenler; kuralın doğru veya önceden kanıtlanmış olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bir akıl yürütmede For simplicity, let's assume ... ifadesinin işlevi nedir?

  1. Analizi kolaylaştıran geçici bir koşul sunmak.
  2. Konuşmacının problemi tartışmayı reddettiğini göstermek.
  3. Zaten kanıtlanmış bir sonucu açıklamak.
Cevabı göster

Analizi kolaylaştıran geçici bir koşul sunmak.

If you bid three each time, Dilbilgisi

3:24

Eğer her seferinde üç teklif edersen,

the best he could do is win two silver hexagons and have two gems left, Kalıp ifadeler

3:26

yapabileceği en iyi şey iki gümüş altıgen kazanıp iki mücevherinin kalmasıdır,

which you'll beat with three bids of three.

3:31

sen de bunu her birinde üç teklif sunarak yenersin.

Dilbilgisi

If ..., the best he could do is ...: sonuca üst sınır koymak

if yan cümlesi koşulu belirler: her seferinde üçlük teklif verirsin. Ardından the best he could do is, Gordon en güçlü seçimleri yapsa bile bu koşul altında ulaşabileceği en iyi sonucu gösterir. Buradaki could, geçmişteki genel bir yeteneği anlatmaz. Strateji içindeki varsayımsal bir sınırı belirtir. If ..., the best + özne + could do + is ... kalıbı, bir koşul belirlendikten sonra hâlâ mümkün olan en iyi sonucu göstermek için kullanılır.

Alıştırma

Bu koşul altında Max'in elde edebileceği en iyi sonucu gösteren kalıpla cümleyi tamamlayın: If you keep the last card, ____ tie the game.

Cevabı göster

the best Max could do is

Kalıp ifadeler

have two gems left: kalan miktarı ifade etmek

Have two gems left, iki mücevherin hâlâ kaldığı ve kullanılabildiği anlamına gelir. Başka durumlara da uygulanabilen yapı have + miktar veya nesne + left şeklindedir; left isim öbeğinden sonra gelir ve neyin kaldığını belirtir. Bu cümlede and, have two gems left ifadesini win two silver hexagons ifadesine bağlayarak aynı en iyi sonucun ikinci kısmını oluşturur. Buradaki left, “ayrıldı” anlamına gelen geçmiş zaman fiili değildir.

Alıştırma

Üç biletin kaldığını göstermek için cümleyi tek sözcükle tamamlayın: I have three tickets ____.

Cevabı göster

left

Any one gem advantage where your starting total is divisible by three Notlar

3:35

Başlangıç toplamının üçe bölünebildiği bir mücevherlik her avantaj,

will lead to victory by the same logic. Anlatım akışı

3:39

aynı mantıkla seni zafere götürecektir.

Dilbilgisi

Any ... where ... will ...: koşulu karşılayan tüm durumları genelleme

Any one gem advantage, bir mücevher önde olunan tüm durumları ifade eder. where your starting total is divisible by three yan cümlesi bu grubu söz konusu koşulu karşılayan durumlarla sınırlar. Burada where fiziksel bir yeri belirtmez. case, situation veya advantage gibi soyut bir isimden sonra “içinde” anlamına gelebilir ve ilgili durumları tanımlayan koşulu sunabilir. Ana cümle de koşulu karşılayan her durumun belirtilen sonuca yol açacağını söyler.

Alıştırma

Cümlede where your starting total is divisible by three ne işe yarar?

  1. Oyunun ne zaman oynandığını belirtir.
  2. Tek mücevherlik avantajın karşılaması gereken koşulu belirtir.
  3. Mücevherlerin bulunduğu fiziksel yeri belirtir.
Cevabı göster

Tek mücevherlik avantajın karşılaması gereken koşulu belirtir.

Kelime

is divisible by three: kalansız bölünme

X is divisible by three, X sayısının 3’e bölünmesinin kalansız bir tam sayı sonucu verdiği anlamına gelir. Bu cümlede başlangıç toplamı bu matematiksel koşulu karşılamalıdır. Yapı X + be divisible by + bölen şeklindedir. be, özneye göre değişir ancak by her zaman bölenin önünde kalır: 12 is divisible by 3; 13 is not divisible by 3.

Alıştırma

Matematiksel ifadeyi özneyle uyumlu be divisible by biçimiyle tamamlayın: Twenty-one ____ seven.

Cevabı göster

is divisible by

Anlatım akışı

by the same logic: aynı akıl yürütmeyi sürdürmek

By the same logic, konuşanın yeni bir sonucu desteklemek için önceki akıl yürütmeyi yeniden kullandığını gösterir. Burada by, “kullanarak” veya “temel alarak” anlamındadır; logic ise bir okul dersini değil, akıl yürütme sürecini ifade eder. Bir söylem belirteci olarak yeni iddiayı önceki anlatıma bağlar ve ayrı bir kanıt sunulmadığını gösterir. Dinleyiciye aynı akıl yürütmeyi burada da uygulamasını söyler.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz dört sözcüklü söylem belirteciyle tamamlayın: If one ticket costs $5, then, ____, three tickets cost $15.

Cevabı göster

by the same logic

So knowing that,

3:43

Bunu bildiğine göre,

how can you force Gordon's hand in the gold auctions Deyimler

3:44

altın açık artırmalarında Gordon'un elini nasıl zorlarsın ki

so you go into silver with an advantage? Kalıp ifadeler

3:47

gümüşe bir avantajla geçesin?

Deyimler

force Gordon's hand: harekete geçmesi için Gordon'a baskı yapmak

Force Gordon's hand, force someone's hand deyimini kullanır. Bir kişiye, istediğinden daha erken harekete geçmek, karar vermek veya konumunu açıklamak zorunda kalacağı kadar baskı yapmak anlamına gelir. Buradaki hand gerçek bir vücut parçasını anlatmaz; deyim, eldeki kartların oyuncunun gizli kartlarını ve seçeneklerini temsil ettiği iskambil oyunu imgesini kullanır. Bu soruda amaç, altın müzayedeleri sırasında Gordon'ı kaynak ayırmaya zorlamaktır. Bu zorunlu tepki, gümüş müzayedelerinden önce konumunuzu güçlendirebilir.

Alıştırma

Yöneticinin hemen karar vermek zorunda kaldığını anlatmak için cümleyi deyimin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The sudden deadline ____.

Cevabı göster

forced the manager's hand

Kalıp ifadeler

so you go into silver with an advantage?:silver aşamasına avantajla girmek

Burada so, önerilen stratejinin ulaşmayı amaçladığı sonucu tanıtır. Go into silver, silver aşamasına girmek; with an advantage ise o anda zaten sahip olduğun elverişli konumu anlatır. Bu bağlamda silver, silver açık artırması aşamasının kısaltmasıdır; fiziksel bir renge ya da maddeye girme anlamı taşımaz. Go into + bir aşama veya tur + with + bir durum kalıbı, birinin sonraki aşamaya girerken hangi konumda olduğunu anlatmak için yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamla: The team ____ the final round ____.

Cevabı göster

went into · with an advantage

Let's first imagine that Gordon lets you win the second gold auction Anlatım akışı

3:50

Önce Gordon'un beraberlik durumunda X miktarında bahis yaparak

by betting some amount X with a tie. Kelime

3:55

ikinci altın açık artırmasını kazanmana izin verdiğini hayal edelim.

Anlatım akışı

Let's first imagine that:ilk varsayımsal durumu ortaya koymak

Let's first imagine that, bir akıl yürütme zincirindeki ilk varsayımsal durumu tanıtır. Dinleyene bir durumu geçici olarak düşünmesini önerir; o durumun bilinen bir gerçek olduğunu söylemez. Buradaki first, daha sonra başka durumların da ele alınabileceğini gösterir. Bu ifade, anlatımın sırasını düzenleyen bir çerçevedir: konuşmacı bir olasılığı inceleyip sonra diğerine geçer. Böylece stratejik bir açıklamayı veya kanıtlamayı takip etmek kolaylaşır.

Alıştırma

İlk varsayımsal durumu tanıtmak için hedef çerçeveyi kullan: ____ the smaller team goes first.

Cevabı göster

Let's first imagine that

Kelime

some amount X: X ile adlandırılmış belirsiz bir miktar

Bu cümlede some amount X, henüz seçilmemiş veya hesaplanmamış bir miktarı ve bu miktara X adının verildiğini anlatır. Burada X, ikinci açık artırmadaki teklif miktarını temsil eder; bir nesne değildir. Bu ifade, önce bilinmeyen bir miktarla akıl yürütmeye, sonra da olası değerini hesaplamaya yarar. Genel kalıp some amount + değişken adıdır.

Alıştırma

Bu matematiksel strateji açıklamasında some amount X ne anlama geliyor?

  1. Tam olarak on jetonluk sabit bir bahis
  2. X ile temsil edilen, belirtilmemiş bir bahis miktarı
  3. X adlı bir açık artırma nesnesi
Cevabı göster

X ile temsil edilen, belirtilmemiş bir bahis miktarı

You could then bid everything you have left on the third gold hexagon Kalıp ifadeler

3:58

Daha sonra elinde kalan her şeyi üçüncü altın altıgen için teklif edebilirsin

and he'd have to match you to block. Kelime

4:02

ve o da seni engellemek için seninle aynı teklifi vermek zorunda kalır.

Kalıp ifadeler

bid everything you have left on ...: kalan tüm kaynakları açık artırmada kullanmak

Bu ifade, kalan kaynakların tamamını üçüncü altın altıgen için teklif olarak kullanmak anlamına gelir. Everything teklif edilen miktardır; you have left ise bunun elinde kalan bölüm olduğunu belirtir. Kalıp bid + miktar veya kaynak + on + açık artırma hedefidir. Burada left, yön olarak “sol” değil, “kalan” demektir.

Alıştırma

Cümleyi bid everything someone has left on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the final auction, Maya ____ the last painting.

Cevabı göster

bid everything she had left on

Kelime

he'd have to match you to block: teklifini eşitleyerek seni engellemek

Bu teklif verme bağlamında he'd have to match you, onun senin teklifine eşit miktarda bir teklif vermesi gerekeceği anlamına gelir. you nesnesi, miktarı karşılaştırma ölçüsü olan kişiyi belirtir; match burada seninle maç yapmak anlamına gelmez. to block amacı gösterir: hedefe ulaşmanı engellemek için teklifine eşit bir teklif verecektir. Cümle, varsayımsal bir durumda neyin gerekli olacağını anlatır; zaten gerçekleşmiş bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Teklif verme bağlamında he'd have to match you ne anlama gelir?

  1. Senden daha yüksek teklif vermesi gerekirdi.
  2. Seninle aynı miktarda teklif vermesi gerekirdi.
  3. Seninle bir maç yapması gerekirdi.
Cevabı göster

Seninle aynı miktarda teklif vermesi gerekirdi.

So, if you could bid 51 on the third gold, Dilbilgisi

4:05

Yani, üçüncü altına 51 teklif edebilirsen,

you'd go into silver with a 51 to 48 advantage,

4:09

gümüşlere 51'e 48'lik bir avantajla girersin,

which you know you can win.

4:13

ki bunu kazanabileceğini bilirsin.

Dilbilgisi

if you could bid 51, you'd go into silver: varsayımsal koşul ve sonuç

if you could bid 51, gerçek bir teklifi bildirmek yerine olası bir stratejiyi varsayım olarak ortaya koyar. Burada could, önerilen eylemin varsayımsal olduğunu gösterir. you'd go into silver with a 51 to 48 advantage beklenen sonucu verir; you'd, you would kısaltmasıdır. if + özne + could + fiilin yalın hâli, özne + would + fiilin yalın hâli kalıbı, olası bir planın neye yol açacağını düşünmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Varsayımsal stratejiyi could ve would ile tamamla: If we ____ save five points, we ____ enter the final round with a lead.

Cevabı göster

could · would

Solving for X reveals that in order to have 51 on round three, Notlar

4:15

X'i çözdüğümüzde, üçüncü turda 51'e sahip olmak için

you should bid at most 24 on round two. Kelime

4:20

ikinci turda en fazla 24 teklif etmen gerektiği ortaya çıkar.

Kelime

Solving for X reveals: hesaplamayı sonuca bağlamak

To solve for X, bir denklem veya başka koşullar kullanarak X değişkeninin değerini ya da olası aralığını bulmak demektir. Solving for X, bu hesaplama adımını cümlenin öznesi yapar. Reveals that, hesaplamanın desteklediği sonucu tanıtır. Burada ikinci turdaki teklifin 24'ten fazla olamayacağı sonucuna götürür. Solving for X reveals that ... kalıbı, matematiksel bir adımı bu adımın gösterdiği sonuca bağlar.

Alıştırma

Standart matematik kalıbını tamamlayın: Solving ____ x reveals that x must be greater than 3.

Cevabı göster

for

Dilbilgisi

in order to have 51 on round three: amaç belirtmek

in order to have 51 on round three ifadesi hedefi, yani üçüncü turda 51'e sahip olmayı belirtir. Ana cümle daha sonra bu hedefe ulaştırabilecek eylemi verir: ikinci turda 24'ten fazla teklif vermemek. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada have fiilin yalın hâlidir ve bu hedefe sahip kişinin ana cümledeki you ile aynı kişi olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Amaç yapısını tamamlayın: In order ____ keep the food cold, we packed it with ice.

Cevabı göster

to

Kelime

bid at most 24: 24’ü içeren bir teklif üst sınırı koymak

bid at most 24 ifadesinde at most, teklif için 24’ü de içeren bir üst sınır koyar. 24 veya daha düşük bir teklif sınıra uygundur; 25 veya daha yüksek bir teklif uygun değildir. Bu ifade “çoğu zaman” anlamına gelmez. Bu cümlede on round two, sınırın ne zaman geçerli olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen at most + sayı kalıbı, bir kuralın, planın veya hesabın belirli bir değeri aşmaması gerektiğinde kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle 24’e izin verildiğini, ancak 25’e izin verilmediğini ifade eder?

  1. You may bid at most 24 coins.
  2. You must bid at least 24 coins.
  3. You must bid exactly 24 coins.
Cevabı göster

You may bid at most 24 coins.

But what about the other possibility Anlatım akışı

4:24

Peki ya diğer olasılık?

where Gordon wins the second gold against your bid of 24? Kelime

4:27

Senin 24'lük teklifine karşı Gordon ikinci altını kazanırsa?

Anlatım akışı

But what about the other possibility: henüz incelenmemiş bir durumu gündeme getirmek

But what about the other possibility, az önce ele alınan durumdan hâlâ incelenmesi gereken farklı bir duruma geçildiğini gösterir. But önceki durumla karşıtlığı belirtirken what about eksik kalan dalı gündeme getirir. Buradaki other, ilk olasılığın alternatifi anlamındadır. Konuşan kişi sohbet olsun diye konu açmıyor veya asıl konuyu bırakmıyor; bu soru, durumlara göre yapılan akıl yürütmeyi tamamlamaya yardımcı oluyor.

Alıştırma

Bu sorunun başındaki ifade ne işe yarıyor?

  1. Tartışmayı bitirir ve ilgisiz bir konuya geçer.
  2. Hâlâ incelenmesi gereken alternatif bir durumu ortaya koyar.
  3. Önceki durumun imkânsız olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Hâlâ incelenmesi gereken alternatif bir durumu ortaya koyar.

Kelime

against your bid of 24: rakip teklifi belirtmek

Burada against, rakip teklifi, yani senin 24'lük teklifini gösterir. Gordon bu teklifle yarışarak kazanır; dolayısıyla 24, onun kazanan teklifinin aşması gereken miktardır. Against burada bir şeye fiziksel olarak temas etmeyi veya bir görüşe karşı çıkmayı ifade etmez. your bid of 24 ifadesinde bid, bir yarışma ya da açık artırmadaki teklifi belirten bir isimdir; of 24 ise teklifin miktarını verir. Daha genel olarak against, rekabet ortamındaki rakibi, rakip teklifi veya aşılması gereken ölçütü gösterebilir.

Alıştırma

Bu rekabet bağlamında against your bid of 24 ne anlama gelir?

  1. fiziksel olarak 24 sayısına yaslanmak
  2. 24 deme kararına karşı çıkmak
  3. senin 24'lük teklifinle rekabet etmek
Cevabı göster

senin 24'lük teklifinle rekabet etmek

Would this strategy still work?

4:31

Bu strateji yine de işe yarar mı?

The least he could bid to win the second gold is 25, Dilbilgisi

4:34

İkinci altını kazanmak için teklif edebileceği en düşük miktar 25'tir,

making the total 75 to Gordon's 74. Dilbilgisi

4:38

bu da senin toplamını 75, Gordon'un toplamını ise 74 yapar.

Dilbilgisi

The least he could bid to win ... is 25: hedefe ulaştıran en düşük miktarı belirtmek

The least he could bid to win the second gold is 25, belirtilen hedefe ulaştıracak en düşük teklifin 25 olduğunu gösterir. The least alt sınırı verir, he could bid hangi miktarın ele alındığını belirtir, to win the second gold ise hedefi açıklar. Bu kalıp, hesaplanmış bir eşiği belirtmek için kullanışlıdır: The least + özne + could + fiil + to achieve a goal + is + miktar. Daha küçük miktarların yeterli olmayacağı ve işe yarayan ilk miktarın 25 olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle 25'in onun kazanmasını sağlayacak en düşük teklif olduğunu doğru biçimde ifade eder?

  1. The most he could bid to win is 25.
  2. The least he could bid to win is 25.
  3. The last he could bid to win is 25.
Cevabı göster

The least he could bid to win is 25.

Dilbilgisi

making the total ...: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Virgülden sonraki making the total 75 to Gordon's 74 ifadesi, sonuç bildiren bir -ing yan cümlesidir. 25'lik bir teklifin toplamı 75'e çıkaracağını ve Gordon'ın toplamının 74 olduğunu anlatır. Making, kendi öznesi olan yeni bir ana eylem değildir. Önceki düşüncenin tamamının sonucunu eklemek için ana cümle, making + nesne + sonuç yapısını kullanın. Buradaki yapı and this would make the total 75 to Gordon's 74 şeklinde açılabilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan making the total sonuç yapısıyla tamamlayın: We added a five-dollar delivery fee, ____ thirty dollars.

Cevabı göster

making the total

No one would then bid on round three

4:42

Üçüncü turda kimse teklif vermez,

since you've each blocked the other from getting three golds. Kalıp ifadeler

4:45

çünkü ikiniz de birbirinizi üç altını almaktan engellemişsinizdir.

Kalıp ifadeler

blocked the other from getting ...: block + nesne + from + fiil-ing

Block someone from doing something, bir kişinin bir eylemi yapmasını engellemek anlamına gelir. Bu cümlede iki kişi de diğerinin üç altın madalya almasını imkânsız hâle getirmiştir. Yapı block + kişi veya şey + from + fiil-ing şeklindedir. From bir edat olduğu için get veya to get değil, getting kullanılır. Each, iki kişinin de bunu ayrı ayrı yaptığını; the other ise her birinin karşısındaki diğer kişiyi gösterir.

Alıştırma

Verilen sözcükleri vurgulanan yapıya yerleştirin: The locked gate ____ the garden. blocked, visitors, from ve entering sözcüklerini kullanın.

Cevabı göster

blocked visitors from entering

After that,

4:49

Ondan sonra,

you could bid 25 every time to win three silvers.

4:50

üç gümüşü kazanmak için her seferinde 25 teklif edebilirsin.

The bidding war was close, Deyimler

4:55

Açık artırma savaşı başa baş geçti,

but your ingenuity kept you one link ahead in the chain of inference Deyimler

4:56

ama yaratıcılığın çıkarım zincirinde seni bir adım önde tuttu

Deyimler

The bidding war was ...: yoğun teklif rekabeti

Bu cümlede bidding war, alıcıların aynı şeyi elde etmek için sürekli daha yüksek teklifler verdiği yoğun bir rekabettir. War mecazdır; gerçek bir askerî çatışmayı anlatmaz. The bidding war was close cümleciğinin tamamında close, rakiplerin neredeyse eşit olduğunu ve sonucun belirsiz kaldığını belirtir. Bidding war açık artırmalarda, emlak satışlarında ve şirket satın alma işlemlerinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi yoğun teklif rekabetini anlatan yerleşik ifadeyle tamamlayın: When several buyers repeatedly raised their offers for the same house, they started a ____.

Cevabı göster

bidding war

and the silver Tri-Source is yours.

5:01

ve gümüş Tri-Source artık senin.

Deyimler

your ingenuity kept you one link ahead in the chain of inference: yaratıcılığın seni akıl yürütmede önde tuttu

Cümle, akıl yürütmeyi bir zincire dönüştüren bir benzetme kuruyor. Her link, bir sonrakine bağlanan bir çıkarımı temsil eder; chain of inference ise birbirine bağlı sonuçların tamamıdır. keep + kişi + konum yapısı, “birinin o konumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Burada your ingenuity kept you one link ahead, yaratıcılığının rakibinden bir akıl yürütme adımı önde kalmanı sağladığını anlatır. Zincir mecazdır, gerçek bir nesne değildir.

Alıştırma

Burada your ingenuity kept you one link ahead in the chain of inference ne anlama geliyor?

  1. Zeki düşüncen bütün akıl yürütme adımlarını yok saymanı sağladı.
  2. Zeki düşüncen sana gerçek bir metal zincir verdi.
  3. Zeki düşüncen rakibinden bir akıl yürütme adımı önde kalmanı sağladı.
Cevabı göster

Zeki düşüncen rakibinden bir akıl yürütme adımı önde kalmanı sağladı.

Now,

5:04

Şimdi,

what will you do with it?

5:05

bununla ne yapacaksın?

Here's one idea.

5:08

İşte bir fikir.

Create a resource that can turn anyone into a master problem solver. Kalıp ifadeler

5:09

Herhangi birini usta bir problem çözücüye dönüştürebilecek bir kaynak yarat.

Kalıp ifadeler

turn anyone into a master problem solver: turn X into Y ile “X’i Y’ye dönüştürmek”

Turn X into Y, “X’i Y’ye dönüştürmek” demektir. Bu cümlede anyone X’tir; a master problem solver ise tam sonuç olan Y’dir. Yani kaynağın herhangi bir kişiyi problem çözmede çok yetenekli hâle getirebileceği iddia ediliyor. Buradaki turn, fiziksel olarak dönme eylemini değil, yetenek veya roldeki bir değişimi anlatır. Değişen kişi ya da şeyi turn’den sonra, ortaya çıkan durum, rol veya biçimi ise into’dan sonra kullanın.

Alıştırma

turn X into Y kalıbını tamamlayın: Daily practice can turn a beginner ____ a confident pianist.

Cevabı göster

into

Oh, wait, Ton ve niyet

5:13

Oh, bekle,

that already exists and it's called Brilliant.

5:13

bu zaten var ve adı Brilliant.

Ton ve niyet

Oh, wait ... that already exists and it's called ...: açıklama yapmak için kişinin kendi sözünü kesmesi

Bu cümlede Oh, wait, konuşanın kendi sözünü kestiğini gösterir: Konuşan, önerilen kaynağın zaten var olduğunu sanki o anda hatırlamış gibi davranır. Buradaki temel işlev, dinleyicilerden gerçekten durup beklemelerini istemek değildir. Devamındaki that already exists and it's called ... kalıbı bu kesintiyi bir açıklama anına dönüştürür ve Brilliant adını tanıtır. Bu söyleyiş reklam, sunum veya hikâyelerde eğlenceli bir etki için kullanılabilir; gerçek bir unutkanlık anı değil, önceden planlanmış olabilir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede Oh, wait esas olarak dinleyicilerden gerçekten durup beklemelerini isteyen bir ifadedir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Brilliant has dozens of STEM courses Kelime

5:16

Brilliant'ta mantıktan özel göreliliğe, oyun teorisine ve çok daha fazlasına kadar uzanan

ranging from logic to special relativity to game theory and so much more. Kalıp ifadeler

5:19

düzinelerce STEM kursu var.

Kelime

STEM courses: bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik kursları

STEM; science, technology, engineering ve mathematics, yani bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik sözcüklerinden oluşan bir kısaltmadır. STEM courses ifadesinde STEM, courses sözcüğünden önce bir kategori etiketi olarak yer alır ve kursların bu alanlarla ilgili olduğunu gösterir. Bir STEM kursu bu alanlardan birine veya birkaçına odaklanabilir; dördünü birden içermesi gerekmez. Büyük harfler, burada sıradan stem sözcüğünün değil, eğitim ve kariyer bağlamındaki kısaltmanın kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

STEM courses ifadesinde STEM neyi belirtir?

  1. spor, seyahat, eğlence ve müzik
  2. bir bitkinin ana gövdesi
  3. bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik
Cevabı göster

bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik

Kalıp ifadeler

ranging from ... to ... to ... and so much more: çeşitliliği sıralayıp daha fazlasını ima etmek

ranging ile başlayan ortaç yan cümlesi courses sözcüğünü niteler. Range from A to B, bir grubun farklı noktaları, örnekleri veya kategorileri kapsadığını belirtir; tekrarlanan to ise diziye başka bir örnek ekler. Burada logic, special relativity ve game theory temsilî konulardır; zorunlu bir sıra veya fiyat aralığı değildir. And so much more, listenin tamamlanmadığını anlatır ve cümleye canlı, tanıtım amaçlı bir ton katar.

Alıştırma

Tanıtım cümlesini ranging from ... to ... to ... and so much more ile tamamlayın: The camp offers activities ____ archery ____ robotics ____ theater ____.

Cevabı göster

ranging from · to · to · and so much more

Instead of watching lectures, Dilbilgisi

5:24

Ders izlemek yerine,

you'll be engaging with hands-on interactives and learning by doing. Notlar

5:25

uygulamalı etkileşimli içeriklere katılacak ve yaparak öğreneceksin.

Dilbilgisi

Instead of watching lectures: instead of + -ing yapısı

Instead of, seçilmeyen eylemi belirtir. of bir edat olduğu için, ardından gelen eylem normalde -ing biçimini alır. Bu nedenle burada watch veya to watch değil, watching doğrudur. Cümlenin başındaki Instead of watching lectures, yerine başka bir şey yapılan seçeneği ortaya koyar. Ana cümle daha sonra alternatifi verir: etkileşimli etkinliklerle çalışmak ve yaparak öğrenmek.

Alıştırma

instead of sonrasında watch fiilinin doğru biçimini kullanın: Instead of ____ television, Maya built a model.

Cevabı göster

watching

Kelime

hands-on interactives: uygulamalı etkileşimli öğrenme içeriği

Hands-on, etkin uygulama yapmayı ifade eder: yalnızca izlemek yerine bir şeyi yaparak, deneyerek veya kullanarak öğrenirsiniz. Burada sözcüğü sözcüğüne bir anlam taşımaz. Interactives, kullanıcıya tepki veren etkinlikler, dijital öğeler veya sergiler için kullanılan çoğul bir isimdir. Hands-on interactives birlikte, öğrencilerin etkin biçimde kullanıp keşfettiği etkileşimli öğrenme içeriğini ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede hands-on interactives ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Öğrencilerin katılmadan yalnızca izleyebildiği ders anlatımları
  2. Öğrencilerin iki elini de üzerinde tutması gereken nesneler
  3. Öğrencilerin etkin biçimde kullanıp keşfettiği etkileşimli etkinlikler veya içerikler
Cevabı göster

Öğrencilerin etkin biçimde kullanıp keşfettiği etkileşimli etkinlikler veya içerikler

Kalıp ifadeler

learning by doing: yaparak öğrenme

Learning by doing, yalnızca açıklamaları dinleyerek veya bir konu hakkında okuyarak değil, doğrudan uygulama yaparak bilgi ya da beceri kazanmak demektir. Bu cümlede ifade, uygulamalı etkileşimlerin öğrenme yöntemini özetler: etkinliği yapmak, öğrenmenin bir parçasıdır. Daha genel olarak by + -ing kalıbı, bir şeyi başarmak için kullanılan yöntemi belirtebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin uygulama yaparak öğrendiğini söylüyor?

  1. You learn about bike repair by reading its history.
  2. You repair bikes only after all the learning is finished.
  3. You learn to repair bikes by working on real bikes.
Cevabı göster

You learn to repair bikes by working on real bikes.

Visit brilliant.org/teded to try it out Öbek fiiller

5:30

Denemek için brilliant.org/teded adresini ziyaret edin

Öbek fiiller

try it out: kullanarak denemek

Try it out, bir şeyin nasıl olduğunu veya işinize yarayıp yaramadığını görmek için onu kullanmak ya da deneyimlemek demektir. Burada it, Brilliant web sitesini veya hizmetini ifade eder; out ise bir yönü değil, öbeksi fiilin bir parçasını belirtir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri try ile out arasına koyun: try it out denir, try out it denmez. Nesne bir isim olduğunda hem try the app out hem de try out the app kullanılabilir.

Alıştırma

“Kullanıp nasıl çalıştığını görmek” anlamını vermek için cümleyi try ve doğru parçacıkla tamamlayın. it sözcüğünü doğru konuma yerleştirin: I downloaded the app to ____.

Cevabı göster

try it out

and the first 833 of you to use that link Dilbilgisi

5:33

ve bu bağlantıyı kullanan ilk 833 kişi

will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kelime

5:36

yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim alacak.

Dilbilgisi

the first 833 of you to use that link: aranızdan bağlantıyı ilk kullanan 833 kişi

Bu ifade, doğrudan hitap edilen kişiler arasından sayısı sınırlı bir grup seçer. The first 833 grubun sayısını ve sırasını, of you bu kişilerin dinleyiciler arasından olduğunu, to use that link ise kimin hak kazanacağını belirleyen eylemi gösterir. Burada first en erken davranan kişileri niteler; bağlantının ilk kez kullanıldığı anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp the first + sayı + of you + to do şeklindedir.

Alıştırma

the first 833 of you to use that link kimleri ifade eder?

  1. İlk kez kullanılan 833 bağlantı
  2. Bağlantıyı 833 kez kullanan kişiler
  3. Dinleyiciler arasında bağlantıyı en erken kullanan 833 kişi
Cevabı göster

Dinleyiciler arasında bağlantıyı en erken kullanan 833 kişi

Kelime

receive 20% off the annual premium subscription: yıllık premium abonelikte %20 indirim almak

Bir fiyat teklifinde receive 20% off, asıl ücretin %20’si kadar indirim almak demektir. Müşteri kalan %80’i öder; off burada bir şeyden uzaklaşmayı değil, fiyattan çıkarılan miktarı gösterir. İndirimin uygulandığı şey the annual premium subscription fee, yani yıllık premium abonelik ücretidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp receive/get + yüzde + off + ürün, plan veya ücret şeklindedir.

Alıştırma

Düzenli olarak uygulanan %20 indirimi anlatan cümleyi tamamlayın. receive + percent off kullanın: Members ____ the annual subscription fee.

Cevabı göster

receive 20 percent off