Hikayeler 🌈 🐴 | YENİ Bluey Tam Bölüm 💙 | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
778 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Indy, balmumundan yaptığı at ineğe benzeyince özgüvenini kaybeder; ancak Winton onun gerçek bir atı incelemesine ve şekli düzeltmeye devam etmesine yardım eder. Hikâyenin yeniden anlatılan hâli, somut yardımın, tekrarlanan denemelerin ve başarısızlığı farklı yorumlamanın vazgeçmeyi azme dönüştürebileceğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. First, ... then ... then ... and finally — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Bir şeyin nasıl yapıldığını veya bir süreci anlatırken aşamaları açık bir sıraya koymak ve hikâyeyi bir eylemden diğerine taşımak için bu bağlantı dizisinin tamamını kullanmayı öğrenin. 2. why don't you tell a different story? — Konuşma edimbilimi ve tutum. why don’t you…? kalıbının çoğunlukla birinden neden bir şeyi yapmadığını açıklamasını istemediğini, nazik bir öneri sunduğunu ayırt edin; doğrudan emir vermeden başka bir seçenek önermek için kullanın. 3. what story was she going to tell herself this time? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Anlatıcının sorusunun merak yarattığını ve kişinin kendisiyle konuşmasını kendi kurduğu bir hikâyeye benzettiğini anlayın; böylece bir aksiliği yetersizliğin kanıtı saymakla yeniden deneme nedeni olarak görmek arasındaki karşıtlığı ifade edebilirsiniz.

Bu derste

Mum.

0:06

Anne.

Dad.

0:11

Baba.

Bingo.

0:17

Bingo.

Bluey.

0:22

Bluey.

One day Indy's class were making animals out of beeswax. Kalıp ifadeler

0:25

Bir gün Indy'nin sınıfı balmumundan hayvanlar yapıyordu.

Kalıp ifadeler

make animals out of beeswax: make A out of B kalıbı

make A out of B yapısında A, ortaya çıkarılan şey; B ise kullanılan malzemedir. Burada animals sınıfın yaptığı şekillerdir, beeswax ise malzemedir. Bu yapıda out of ham maddeyi tanıtır; bir şeyin içeriden dışarı hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Malzemeyi tanıtan iki kelimelik hedef ifadeyle el işi cümlesini tamamlayın: We made a puppet ____ an old sock.

Cevabı göster

out of

The terriers were making piranhas.

0:29

Terrier kardeşler pirana yapıyordu.

Bluey was making a whale.

0:34

Bluey balina yapıyordu.

Winton was... Achoo!

0:36

Winton... Hapşu!

Ah.

0:38

Ah.

Booger.

0:38

Sümük.

Ew.

0:39

Iyk.

Well,

0:40

Şey,

Winton was Winton. Dilbilgisi

0:41

Winton her zamanki gibiydi.

Dilbilgisi

Winton was Winton: X was X kalıbı

Bu tekrar bir kimlik bildirimi değildir. Winton was Winton, onun komik ve biraz dağınık davranışının insanların ondan beklediği türden olduğunu anlatır. X is/was X yapısında ikinci X, o kişi ya da şeyle ilişkilendirilen tanıdık özelliklerin yerini tutar. Bu kalıp her özelliği tek tek söylemeden davranışın X'e özgü olduğunu anlatır.

Alıştırma

Winton was Winton. cümlesinin en uygun anlamını seçin.

  1. Her zamanki, kolayca tanınan biçimde davrandı.
  2. Başka bir insana dönüşmüştü.
  3. Yalnızca adının ne olduğunu söylüyordu.
Cevabı göster

Her zamanki, kolayca tanınan biçimde davrandı.

And Indy,

0:43

Ve Indy,

the hero of this story,

0:44

bu hikayenin kahramanı,

was making a horse.

0:46

bir at yapıyordu.

She worked at it very hard. Kalıp ifadeler

0:47

Bunun üzerinde çok çalıştı.

Kalıp ifadeler

worked at it very hard: büyük bir gayretle çalışmayı sürdürmek

Work at something, bir şeyi yapmak, onun üzerinde pratik yapmak veya onu geliştirmek için zaman ve çaba harcamayı sürdürmek demektir. Buradaki it, daha önce sözü edilen işi gösterir; very hard ise onun çok büyük çaba harcadığını vurgular. at it içindeki at bir yeri göstermez. İfadenin tamamı, onun çabasını iyi yapmaya çalıştığı işe bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle Ava'nın kaykay becerisini geliştirmek için sürekli ve yoğun çaba gösterdiğini anlatır?

  1. Ava watched one skateboarding video and never practiced.
  2. Skateboarding was difficult for Ava, but she worked at it very hard.
  3. Ava had a job at the skate park every Saturday.
Cevabı göster

Skateboarding was difficult for Ava, but she worked at it very hard.

First, Anlatım akışı

0:50

Önce,

she made the horse's body,

0:50

atın gövdesini yaptı,

then its legs,

0:52

sonra bacaklarını,

then she made the tail,

0:53

sonra kuyruğunu yaptı,

and finally the head.

0:55

ve en sonunda da kafasını.

Anlatım akışı

First ... then ... then ... and finally: adımları sıraya koymak

First ilk adımı belirtir, then sözcüğünün her kullanımı anlatımı başka bir ara adıma taşır ve and finally ifadesi son adımı gösterir. Bu ifadeler birlikte sürecin sırasını kolayca izlenir hâle getirir; yalnızca ayrı ayrı zaman bilgisi vermezler. Yönergeleri, bir süreci veya hikâyedeki olayları düzenlemek için First, ... then ... then ... and finally ... kalıbını kullanabilirsiniz. Birden fazla ara adım olduğunda then sözcüğünü tekrarlamak doğaldır.

Alıştırma

Adımları First ... then ... then ... and finally kalıbını tam bu sırayla kullanarak tamamlayın: ____, open the app; ____, choose a photo; ____, add a caption; ____, press Save.

Cevabı göster

First · then · then · and finally

Horsey.

0:57

Atçık.

She was very pleased with it.

0:59

Yaptığı şeyden çok memnundu.

Hey Bluey,

1:01

Hey Bluey,

look.

1:02

bak.

Oh, wow.

1:03

Vay canına.

But there was a problem. Anlatım akışı

1:04

Ama bir sorun vardı.

Anlatım akışı

Ama bir sorun vardı

But hikâyede bir dönüm noktası belirtir: önceki durum başarılı ya da kolay görünüyor olabilir, ama konuşan kişi şimdi bir engel olduğunu bildirir. There was a problem, there was + tekil isim yapısını kullanarak sorunu yeni bir bilgi olarak tanıtır. Cümlenin tamamı, dinleyiciyi önceki durumdan hikâyeyi ilerleten çatışmaya veya zorluğa taşır.

Alıştırma

Bir hikâyede But there was a problem cümlesinin temel görevi nedir?

  1. Yeni bir olay olmadan hikâyeyi bitirmek
  2. Bir dönüm noktası veya engel tanıtmak
  3. Bir başarılı sonuç daha eklemek
Cevabı göster

Bir dönüm noktası veya engel tanıtmak

That's a great cow, Indy.

1:05

Harika bir inek olmuş, Indy.

Cow?

1:08

İnek mi?

Indy's horse looked like a cow. Kalıp ifadeler

1:09

Indy'nin atı ineğe benziyordu.

Kalıp ifadeler

Bir ineğe benziyordu

looked like + isim, geçmişte bir şeyin o isme benzer bir görünüme sahip olduğu anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi görsel bir karşılaştırma yapıyor: nesne hâlâ bir at, ancak görünüşü bir ineği andırıyor. Buradaki like, karşılaştırılan şeyi tanıtan bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. Geçmiş zaman biçimi looked, geçmişteki duruma uyar.

Alıştırma

look like yapısının geçmiş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: From a distance, the old shed ____ a small house.

Cevabı göster

looked like

Nice cow, Indy.

1:11

Güzel inek, Indy.

It's not a cow,

1:12

Bu bir inek değil,

it's a horse.

1:13

bu bir at.

No, that's a cow.

1:14

Hayır, o bir inek.

Winton.

1:17

Winton.

Yes?

1:18

Efendim?

Winton.

1:19

Winton.

Winton,

1:21

Winton,

why can't you just be good? Ton ve niyet

1:22

neden uslu duramıyorsun?

Ton ve niyet

Why can't you just be good?: sabırsız bir azarlama

Why can't you just be good? burada yetenek hakkında tarafsız bir soru değil, retorik bir sorudur. Konuşan kişi karşısındakini suçlar ve yaramazlık etmeyi bırakmasını ister. Why can't you just ...? kalıbındaki just, istenen davranışı basit ya da çok açık bir şey gibi gösterir. Bu nedenle soru daha sabırsız duyulur. Bu cümlede good, yetenekli veya başarılı olmak değil, uslu ve düzgün davranmak anlamındadır.

Alıştırma

Değerlendirme: Bir yönetici, iş arkadaşından sakin ve nazik biçimde bir şey istemek istiyor. 'Why can't you just finish it today?' tarafsız duyulur mu?

  1. Evet, tarafsız ve naziktir.
  2. Hayır, suçlayıcı ve sabırsız duyulur.
Cevabı göster

Hayır, suçlayıcı ve sabırsız duyulur.

Cuz I'm not good.

1:24

Çünkü ben uslu değilim.

Indy was very upset.

1:25

Indy çok üzülmüştü.

She was so upset when her teacher came to see if she was all right. Kalıp ifadeler

1:29

Öğretmeni iyi olup olmadığına bakmaya geldiğinde çok üzgündü.

Kalıp ifadeler

see if she was all right: birinin durumunu kontrol etmek

See if + yan cümle, bir şeyin doğru olup olmadığını kontrol etmek anlamına gelir. Burada öğretmen kişinin durumunu öğrenmek için gelmiştir; see yalnızca gözle bakmak değil, kontrol etmek veya öğrenmek anlamındadır. All right burada güvende, fiziksel olarak iyi veya duygusal açıdan iyi olmak anlamındadır. Her cevabın ya da ayrıntının doğru olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

I called to see if Ana was all right cümlesinde see if Ana was all right ne anlama gelir?

  1. Ana'nın bütün cevaplarının doğru olup olmadığını kontrol etmek.
  2. Ana'ya her şeyin doğru olduğunu söylemek.
  3. Ana'nın güvende ya da iyi olup olmadığını kontrol etmek.
Cevabı göster

Ana'nın güvende ya da iyi olup olmadığını kontrol etmek.

Indy said,

1:34

Indy şöyle dedi:

"I don't want to make animals out of beeswax ever again." Dilbilgisi

1:34

"Bir daha asla balmumundan hayvan yapmak istemiyorum."

Dilbilgisi

don't want to ... ever again: bir şeyi bir daha asla yapmak istememek

don't want to + fiil, konuşanın bir eylemi yapmak istemediğini belirtir. ever again eklendiğinde ret çok daha güçlü olur: konuşan, bu eylemin gelecekte hiçbir zaman yeniden gerçekleşmesini istemez. Bu kalıp, kötü bir deneyimin ardından duyulan hayal kırıklığını, korkuyu veya kesin bir kararı sıkça ifade eder. Kalıcı bir kararı anlatabilir; ancak duygusal bir anda söylenmiş abartılı bir tepki de olabilir.

Alıştırma

Öğrendiğiniz kalıpla cümleyi tamamlayın: After a frightening roller-coaster ride, I ____ it ____.

Cevabı göster

don't want to ride · ever again

Oh, goodness me.

1:38

Aman Tanrım.

Tell me why,

1:39

Nedenini söyler misin,

Indy?

1:40

Indy?

Because my horse looks like a cow.

1:41

Çünkü atım ineğe benziyor.

And why do you think that is? Ton ve niyet

1:44

Sence bu neden olabilir?

Ton ve niyet

Why do you think that is?: nedeni nazikçe sormak

Why do you think that is? az önce sözü edilen bir durumun nedenini sorar. Buradaki that, kimliği belirlenmesi gereken bir nesneyi değil, daha önce anlatılan durumun tamamını temsil eder. do you think sözleri, karşıdaki kişiyi kendi açıklamasını sunmaya davet eder. Bu nedenle soru, Why is that? sorusuna göre çoğu zaman daha düşündürücü ve daha az doğrudan duyulur.

Alıştırma

Bir çocuk, “The plant's leaves keep turning yellow.” diyor. Hangi soru çocuğu bunun nedeni üzerinde nazikçe düşünmeye yönlendirir?

  1. What do you think that is?
  2. Where do you think that is?
  3. Why do you think that is?
Cevabı göster

Why do you think that is?

Because

1:45

Çünkü

And then Indy said something very sad.

1:47

Ve sonra Indy çok üzücü bir şey söyledi.

I'm not very good.

1:50

Ben o kadar iyi değilim.

So,

1:56

Yani,

rather than work at it, Dilbilgisi

1:56

üzerinde çalışmak yerine,

Dilbilgisi

rather than work at it: seçilmeyen bir eylemle karşıtlık

Rather than, elenen ya da seçilmeyen bir alternatifi belirtir. Burada work at it çaba göstermeye devam etmek anlamındadır ve ifade, bunun onun seçmediği eylem olduğunu gösterir. Eylemleri karşılaştırırken rather than ifadesinden sonra rather than work örneğindeki gibi fiilin yalın hâli gelebilir. Bu yapı iki olası eylemi karşı karşıya koyar; hangisinin önce gerçekleştiğini göstermez.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz iki sözcüklü karşıtlık ifadesiyle tamamlayın: We took the stairs ____ wait for the elevator.

Cevabı göster

rather than

Indy never made anything out of beeswax ever again.

1:58

Indy bir daha asla balmumundan hiçbir şey yapmadı.

What?

2:01

Ne?

Why?

2:02

Neden?

Because she told herself she wasn't very good. Kalıp ifadeler

2:03

Çünkü kendine çok iyi olmadığını söyledi.

Kalıp ifadeler

told herself: bir düşünceyi kendi kendine söylemek

Told herself ifadesinde herself, she öznesini gösterir; dolayısıyla mesajı veren ve alan kişi aynıdır. Bu mesaj sessiz bir iç konuşma olabilir; burada o, bu konuda pek iyi olmadığı düşüncesini kabul etmiştir. Tekrar kullanılabilen kalıp tell + dönüşlülük zamiri + yan cümle biçimindedir: I told myself that..., he told himself that... ve they told themselves that.... İç konuşma, kendini cesaretlendirme, bahaneler ve kişinin kendisiyle ilgili inançları için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede told herself ne anlama gelir: Maya told herself that one mistake did not make her a failure?

  1. Maya başka birinin bunu söylediğini duydu.
  2. Maya bu düşünceyi başka bir kıza söyledi.
  3. Maya bu düşünceyi kendi kendine söyledi.
Cevabı göster

Maya bu düşünceyi kendi kendine söyledi.

Oh, yeah,

2:05

Ah, evet,

I did.

2:06

bunu söyledim.

And it's true.

2:07

Ve bu doğru.

I'm not.

2:08

İyi değilim.

The end.

2:09

Son.

I don't like that story,

2:13

Bu hikayeyi sevmedim,

Calypso.

2:15

Calypso.

Me neither.

2:16

Ben de.

But it's your story.

2:16

Ama bu senin hikayen.

I liked how I was in it.

2:18

Hikayede yer almam hoşuma gitti.

I don't like how Indy gives up. Öbek fiiller

2:20

Indy'nin pes etmesini sevmedim.

Öbek fiiller

gives up: denemeyi bırakmak

Gives up, give up öbek fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. Burada bir şey zor olduğunda “denemeyi bırakır” anlamına gelir; çaba göstermeyi bırakan kişi cümlenin öznesi Indy’dir. Bu anlamda give up tek bir bütün olarak ele alınır. Up yukarı doğru bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi give up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Even when the puzzle is difficult, Maya never ____.

Cevabı göster

gives up

Well,

2:22

Peki,

why don't you tell a different story? Ton ve niyet

2:22

neden farklı bir hikaye anlatmıyorsun?

Ton ve niyet

Why don’t you ...?: nazik bir öneri

Why don’t you + fiilin yalın hâli? yapısı çoğunlukla öneri işlevi görür. Burada tell fiilin yalın hâlidir ve konuşan kişi dinleyiciyi farklı bir hikâye seçmeye teşvik eder. Soru biçiminde olsa da bu bağlamda asıl amacı bir neden sormak değildir. Kullanımdaki anlamı “Şunu yapmanı öneririm...” veya “... yapsan nasıl olur?” ifadelerine yakındır.

Alıştırma

Why don't you...? yapısını kullanarak yorgun bir arkadaşınıza nazikçe öneride bulunun: ____ take a short break?

Cevabı göster

Why don't you

Yeah,

2:24

Evet,

and make me really muscly.

2:24

ve beni çok kaslı yap.

Please.

2:26

Lütfen.

Um,

2:27

Hmm,

okay.

2:28

peki.

This episode of Bluey is called Stories.

2:29

Bluey'nin bu bölümünün adı Hikayeler.

Once upon a time, Anlatım akışı

2:33

Bir varmış bir yokmuş,

Anlatım akışı

Once upon a time ile geleneksel bir hikâyeye başlamak

Once upon a time, geleneksel hikâyeleri ve masalları başlatmak için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bir hikâyenin başladığını bildirir ve onu zamanı belirtilmeyen uzak bir geçmişe yerleştirir. İfadeyi belirli bir zamanı gösteren ayrı sözcükler olarak değil, anlatıyı düzenleyen tek bir işaret olarak anlayın. Dinleyiciyi karakterlerin, ortamın veya başlangıçtaki bir olayın tanıtılmasına hazırlar.

Alıştırma

Geleneksel masal başlangıcını tamamlayın: ____, a tiny bird found a silver key.

Cevabı göster

Once upon a time

there was a kid called Indy.

2:34

Indy adında bir çocuk varmış.

She thought she was no good at anything. Kalıp ifadeler

2:36

Hiçbir şeyde iyi olmadığını düşünürdü.

Kalıp ifadeler

no good at anything ile kapsamlı olumsuz öz değerlendirme

be no good at something, söz konusu etkinlikte beceri sahibi olmamak anlamına gelir. no good at anything ifadesinde anything, kapsamı tek bir beceriden mümkün olan bütün etkinliklere genişletir. Burada ifade, kişinin gerçekten hiçbir yeteneği olmadığını kanıtlamaz; kapsamlı ve duygusal açıdan güçlü bir öz değerlendirme aktarır. Genellikle moral bozukluğunu veya abartılı öz eleştiriyi gösterir.

Alıştırma

She thought she was no good at anything. cümlesinin en doğrudan anlamı nedir?

  1. Belirli bir görevin kötü gittiğine inanıyordu.
  2. Çevresindeki bütün nesnelerin işe yaramaz olduğuna inanıyordu.
  3. Hiçbir etkinlikte becerisi olmadığına inanıyordu.
Cevabı göster

Hiçbir etkinlikte becerisi olmadığına inanıyordu.

I'm not very good at anything.

2:38

Ben hiçbir şeyde iyi değilim.

But then Winton came in.

2:41

Ama sonra Winton içeri girmiş.

Flop.

2:44

Güm.

Now,

2:45

Şimdi,

Winton could be a pickle sometimes,

2:45

Winton bazen biraz yaramaz olabilirdi,

but he had a very kind heart. Deyimler

2:47

ama çok iyi bir kalbi vardı.

Deyimler

have a very kind heart: çok iyi kalpli olmak

a very kind heart ifadesinde heart, fiziksel organı değil, kişinin ilgili ve cömert yapısını anlatan bir mecazdır. Cümle onun özünde iyi ve şefkatli olduğunu söyler. have a kind heart kalıbı bir karakter özelliğini anlatır. Very, kind sözcüğünü güçlendirir; kalbin büyüklüğünü veya sağlığını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi have a kind heart kalıbıyla tamamlayın: Everyone trusts Maya because she has ____.

Cevabı göster

a kind heart

He said to Indy,

2:50

Indy'ye şöyle dedi:

"You are good at things,

2:51

"Bir şeylerde iyisin,

Indy,

2:53

Indy,

really."

2:53

gerçekten."

I'm not.

2:54

Değilim.

Look,

2:55

Bak,

my horse looks like a cow.

2:55

atım ineğe benziyor.

Winton.

2:59

Winton.

Sorry.

3:00

Özür dilerim.

Well,

3:01

Şey,

I still say you're good at things. Ton ve niyet

3:02

ben hala bir şeylerde iyi olduğunu söylüyorum.

Ton ve niyet

I still say + yan cümle: aynı görüşü sürdürmek

I still say, biri karşı çıksa veya şüphe etse bile konuşanın sürdürdüğü bir görüşü aktarır. Burada still, konuşanın görüşünün değişmediğini gösterir; yalnızca konuşmanın devam ettiği anlamına gelmez. Say sözcüğünden sonraki yan cümle görüşü verir: I still say + yan cümle. Bu kalıp, birine nazikçe karşı çıkarken aynı zamanda destek veya cesaret vermeyi sağlar.

Alıştırma

Görüşün değişmediğini göstermek için üç sözcüklü I still say kalıbıyla cümleyi tamamlayın: You may disagree, but ____ this route is safer.

Cevabı göster

I still say

Was Indy going to believe Winton? Anlatım akışı

3:05

Indy Winton'a inanacak mıydı?

Anlatım akışı

Was Indy going to believe Winton?: Gerilim yaratan anlatı sorusu

Was Indy going to believe Winton? Indy'nin o anda gerçekten cevap vermesi için sorulmuş bir soru değildir. Anlatıcı, dinleyicinin önüne bir soru atarak Indy'nin bundan sonra nasıl karar vereceğini merak ettirir. Burada was ... going to ... yapısı, hikâyedeki geçmiş bir zaman noktasından sonraki olası olaya bakar; anlamı yaklaşık olarak “Indy sonunda Winton'a inanacak mıydı?” şeklindedir. Soru, önceki olayları bir sonraki açıklamaya bağlar ve gerilim yaratır.

Alıştırma

Bir hikâyede anlatıcı neden “Was Indy going to believe Winton?” diye sorar?

  1. Indy'den hemen cevap istemek
  2. Dinleyicinin bundan sonra ne olacağını merak etmesini sağlamak
  3. Gerilim yaratmadan tamamlanmış bir olayı bildirmek
Cevabı göster

Dinleyicinin bundan sonra ne olacağını merak etmesini sağlamak

Yes.

3:09

Evet.

Hooray.

3:10

Yaşasın.

Can you help me,

3:10

Bana yardım edebilir misin,

Winton?

3:11

Winton?

Okay.

3:12

Tamam.

I told you Winton had a kind heart.

3:13

Size Winton'ın iyi bir kalbi olduğunu söylemiştim.

So,

3:16

Böylece,

Winton and Indy tried to figure out what was wrong with cow horse. Öbek fiiller

3:16

Winton ve Indy inek atın nesi olduğunu bulmaya çalıştılar.

Öbek fiiller

figure out: Neyin yanlış olduğunu anlamak

figure out, düşünerek, kontrol ederek veya bir problemi çözerek bir şeyi anlamak demek olan bir öbek fiildir. Bu cümlede Winton ve Indy, cow horse'taki sorunun nedenini belirlemeye çalışıyor; dolayısıyla ifade yalnızca sorunu fark etmeyi değil, çözüm üzerinde çalışma sürecini vurgular. what was wrong yan cümlesi, anlamaya çalıştıkları şeyi belirtir. Burada figure out tek bir ifade olarak çalışır; figure fiilini “şekil çizmek” anlamında alıp out ile ayrı ayrı yorumlamayın.

Alıştırma

Birinin adım adım düşünerek bir problemi anladığı durumda hangi öbek fiil en uygundur? We need to ___ why the machine stopped.

  1. figure out
  2. find out
  3. look for
Cevabı göster

figure out

Is it the color?

3:20

Renginden mi?

Uh,

3:22

Şey,

I don't think so.

3:22

sanmıyorum.

I know.

3:23

Buldum.

We should find a picture of a cow and look at it.

3:24

Bir inek resmi bulup ona bakmalıyız.

Oh,

3:26

Ah,

yeah.

3:27

evet.

Oh,

3:29

Ah,

I'm liking this story. Dilbilgisi

3:30

bu hikayeyi sevmeye başladım.

Dilbilgisi

I'm liking this story: gelişen bir duygu için like

Burada I'm liking this story, konuşanın hikâyeden şu anda keyif aldığını ve bu olumlu duygunun deneyim sırasında geliştiğini anlatır. Süreklilik yapısı, tepkinin o anda oluştuğunu ve giderek güçlenebileceğini vurgular. Like çoğu zaman basit zamanlarla kullanılan bir durum fiilidir; ancak gündelik konuşmada duygu geçiciyse, değişiyorsa ya da şu an yaşanan deneyime bağlıysa sürekli zamanda kullanılabilir. Bu, like fiilinin her kullanımının sürekli yapılabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Yeni bir uygulamayı kullanmaya henüz başladınız ve görüşünüz giderek daha olumlu oluyor. Bu anlık tepkiyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. I'm really liking this app so far.
  2. I really like apps in general.
  3. I really liked this app last year.
Cevabı göster

I'm really liking this app so far.

Me too.

3:31

Ben de.

Cinderella,

3:32

Külkedisi,

no.

3:33

hayır.

Three little pigs.

3:34

Üç küçük domuzcuk.

Oh,

3:35

Ah,

Winton.

3:36

Winton.

Old MacDonald. Kültür

3:36

Yaşlı MacDonald.

He's got a cow,

3:38

Onun bir ineği var,

doesn't he? Dilbilgisi

3:39

değil mi?

Kültür

Old MacDonald ve çiftlik şarkısı göndermesi

Old MacDonald, İngilizce geleneksel çocuk şarkısı Old MacDonald Had a Farm'daki çiftçiyi anlatır. Şarkı onu bir çiftlik ve farklı hayvanlarla ilişkilendirir. Bu ortak kültürel gönderme nedeniyle isim hemen inekleri, atları ve diğer çiftlik hayvanlarını akla getirir. Bu cümlede yalnızca tanımadık bir kişinin adı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Old MacDonald en doğrudan hangi arka planı akla getirir?

  1. Şehirdeki bir tren istasyonu.
  2. Çiftçilikle bağlantısı olmayan sıradan bir yabancı.
  3. Bir çiftlik ve çiftlik hayvanları.
Cevabı göster

Bir çiftlik ve çiftlik hayvanları.

Dilbilgisi

doesn't he? ile onay isteme

Doesn't he?, olumlu bir ifadenin sonuna eklenen olumsuz bir soru takısıdır. Konuşan kişi He's got a cow ifadesinin doğru olduğunu zaten düşünür ve dinleyenden bunu onaylamasını ister. Bu soru takısında does olumsuzlaştırılarak doesn't olur ve he ile ana cümlenin öznesine dönülür. “Olumlu ifade + olumsuz soru takısı” kalıbı, ortak olduğu düşünülen bilgiyi doğrulamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Standart onay soru takısını tamamlayın: Ben owns a dog, ____?

Cevabı göster

doesn't he

Let me check.

3:40

Bir kontrol edeyim.

Old MacDonald had a farm,

3:41

Yaşlı MacDonald'ın bir çiftliği vardı,

E-I-E-I-O.

3:43

E-İ-E-İ-O.

And on that farm,

3:44

Ve o çiftlikte,

he had a cow.

3:45

bir ineği vardı.

Yes.

3:47

Evet.

E-I-E-I-O.

3:48

E-İ-E-İ-O.

Hmm,

3:52

Hmm,

they definitely look the same as each other. Kalıp ifadeler

3:52

kesinlikle birbirleriyle aynı görünüyorlar.

Kalıp ifadeler

look the same as each other ile görünümü karşılıklı karşılaştırma

Look the same as each other, iki veya daha fazla öznenin karşılaştırıldığında aynı görünüme sahip olması demektir. Look “görünmek”, the same as “aynı olmak” anlamını verir; each other ise öznelerin birbiriyle karşılaştırıldığını gösterir. Bu yapıyı çoğul bir özneyle veya birden fazla özneden oluşan bir listeyle kullanın. İnsanların, nesnelerin, resimlerin ya da tasarımların görünümünü karşılaştırabilir.

Alıştırma

Hedef karşılaştırma yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The two masks ____.

Cevabı göster

look the same as each other

Hang on, Ton ve niyet

3:55

Bekle biraz,

we already knew that.

3:55

bunu zaten biliyorduk.

Ton ve niyet

Hang on: durup yeniden düşünmek

Bu cümlede Hang on, 'bir dakika bekle' anlamına gelen gündelik bir konuşma işaretidir. Konuşan kişi düşüncesinde bir sorun olduğunu yeni fark eder ve düzeltmeden önce konuşmayı durdurur. Cümle başındaki Hang on, konuşmanın akışını kesip yeni bir fark edişi, itirazı veya düzeltmeyi ortaya koyabilir. Burada bir yere asılmak ya da bir şeyi tutmak gibi gerçek anlamda kullanılmaz.

Alıştırma

'Bekle; bir sorunu yeni fark ettim' anlamına gelen, bu dersteki iki sözcüklü gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, this total can't be right.

Cevabı göster

Hang on

Oh,

3:57

Ah,

yeah.

3:57

evet.

We need to know what a horse looks like. Dilbilgisi

3:58

Bir atın neye benzediğini bilmemiz gerek.

Dilbilgisi

what a horse looks like: dolaylı soruda düz cümle sırası

Burada what a horse looks like, know fiilinin nesnesi olan bir dolaylı soru cümleciğidir. Atın görünüşü hakkında bilgi ister. Soru daha büyük bir cümlenin içinde olduğu için düz cümle sırasını kullanır: what + özne + look fiilinin doğru biçimi + like. Bağımsız soru What does a horse look like? şeklindedir; ancak know, show veya find out gibi fiillerden sonra does ya da doğrudan soru sırası korunmaz.

Alıştırma

Bu sözcükleri doğru sıraya koyarak show sonrasındaki dolaylı soruyu tamamlayın: what / the machine / looks like. Can you show me ____?

Cevabı göster

what the machine looks like

See if Old MacDonald had a horse.

4:00

Old MacDonald'ın bir atı var mı bak.

Chicken,

4:02

Tavuk,

duck,

4:03

ördek,

pig.

4:04

domuz.

Oh,

4:05

Ah,

no horse.

4:06

at yok.

Aw.

4:07

Tüh.

That's very strange.

4:08

Bu çok garip.

Winton,

4:10

Winton,

why wouldn't Old MacDonald have a horse?

4:11

yaşlı MacDonald'ın neden bir atı olmasın?

Winton.

4:14

Winton.

Maybe it ran away. Öbek fiiller

4:15

Belki de kaçmıştır.

Öbek fiiller

ran away: bulunduğu yerden ayrılmak

Ran away, run away öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir insanın ya da hayvanın bulunduğu yerden ayrıldığını, çoğu zaman da bunu beklenmedik şekilde veya kaçmak amacıyla yaptığını anlatır. Bu anlam için away gereklidir. Ran tek başına yalnızca birinin koştuğunu söyler; ran away ise hareketi bulunulan yerden ayrılma olarak anlatır.

Alıştırma

Cümleyi run away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The frightened dog slipped through the open gate and ____.

Cevabı göster

ran away

Winton.

4:16

Winton.

Yes?

4:17

Efendim?

Why don't I just say my horse is a cow?

4:18

Neden sadece atım bir inek demiyorum ki?

But it's not a cow,

4:21

Ama o bir inek değil,

it's a horse.

4:22

o bir at.

I know,

4:23

Biliyorum,

but it's not a very good horse, Kelime

4:24

ama çok iyi bir at değil,

but it is a pretty good cow.

4:26

yine de oldukça iyi bir inek.

Kelime

not a very good horse ... a pretty good cow içindeki good: kategoriye uygunluk

not a very good horse ve a pretty good cow ifadelerinde good, aynı şeyin bir hayvanı ne kadar başarılı biçimde temsil ettiğini değerlendirir. O kategorinin bir örneği olarak inandırıcı veya yeterli olduğu anlamına gelir; ahlaken iyi olduğu anlamına gelmez. not a very good X, but a pretty good Y paralel yapısı, şeyi değerlendirmek için kullanılan kategoriyi değiştirir: at olarak başarılı değildir ama inek olarak oldukça iyi sonuç verir. Burada pretty, ‘oldukça’ veya ‘epeyce’ anlamındaki konuşma diline özgü bir derece zarfıdır; ‘güzel’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Özgün cümlede not a very good horse, but ... a pretty good cow ne anlama geliyor?

  1. At çekici değil ama inek güzel.
  2. Bu şey at olarak pek inandırıcı değil ama inek olarak oldukça başarılı.
  3. At kötü davranıyor ama inek iyi davranıyor.
Cevabı göster

Bu şey at olarak pek inandırıcı değil ama inek olarak oldukça başarılı.

As well as having a kind heart and being really muscly, Dilbilgisi

4:29

İyi bir kalbe sahip olmanın ve çok kaslı olmanın yanı sıra,

Winton was as honest as they come. Deyimler

4:32

Winton son derece dürüst biriydi.

Dilbilgisi

As well as having ... and being ...: cümle başında ek bilgi vermek

Cümlenin başındaki As well as + -ing, ana ifadeden önce ek bilgi sunar ve “...-menin yanı sıra” anlamına gelir. Burada having a kind heart ile being really muscly, iki ek niteliği belirten eş görevli -ing biçimleridir. Ana cümle olan Winton was as honest as they come temel yargıyı taşır. Bu giriş yapısı, her özellik veya faaliyet için ayrı bir yan cümle kurmadan ek bilgileri kısa biçimde gruplamanızı sağlar.

Alıştırma

Parantezdeki fiili as well as sonrasında doğru biçimde kullanın: As well as ____ dinner, Omar washed the dishes. (cook)

Cevabı göster

cooking

Deyimler

as honest as they come: son derece dürüst

As honest as they come, çok yüksek bir dereceyi belirten deyimsel bir değerlendirmedir. Winton'ın bulunabilecek herhangi biri kadar dürüst olduğu, günlük ifadeyle son derece dürüst olduğu anlamına gelir. Kalıp as + adjective + as they come biçimindedir. Buradaki they, o tür insanları veya nesneleri genel olarak belirtir; come ise fiziksel olarak “gelmek” değil, “o türün örnekleri olarak var olmak veya bulunmak” anlamındadır. Kalıp kind, tough veya reliable gibi derecelendirilebilen sıfatlarla yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

honest kullanarak as + adjective + as they come deyimiyle cümleyi tamamlayın: You can trust Maya; she is ____.

Cevabı göster

as honest as they come

No,

4:35

Hayır,

Indy,

4:35

Indy,

it's a horse.

4:36

o bir at.

Well,

4:37

Şey,

it will be.

4:38

öyle olacak.

We just have to work at it. Ton ve niyet

4:39

Sadece üzerinde çalışmamız gerek.

Ton ve niyet

just have to work at it.: Çalışmaya devam etmek yeterli

just have to + fiilin yalın hâli, bir sonraki adımı sınırlı ve yapılabilir gösterir: tek yapmamız gereken bir şey yapmaktır. Buradaki work at it, zaten belli olan bir sorunu geliştirmek veya çözmek için zaman ve çaba harcamaya devam etmek demektir; bir şeyin üzerinde kelimesi kelimesine çalışmak değildir. Bu kullanımdaki just, sorunun önemsiz olduğunu söylemez; çözümü daha basit ve uygulanabilir gösterir.

Alıştırma

We just have to work at it cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?

  1. Sorun hiç önemli değil.
  2. Şimdi vazgeçmeliyiz.
  3. Düzenli çaba onu geliştirmenin pratik yoludur.
Cevabı göster

Düzenli çaba onu geliştirmenin pratik yoludur.

But we don't have a picture of a horse.

4:40

Ama at resmimiz yok.

No,

4:43

Yok,

but I've got a better idea. Kalıp ifadeler

4:43

ama benim daha iyi bir fikrim var.

Kalıp ifadeler

I've got a better idea.: Daha iyi bir alternatif önermek

I've got a better idea, konuşmada alternatif bir plan önermenin doğal bir yoludur. Better, bu fikri daha önce söylenmiş veya düşünülen başka bir fikirle karşılaştırır; bu nedenle ifade çoğu zaman yön değişikliğine işaret eder. Burada I've got, I have yani bir fikrim var anlamındadır; bir şeyi elde etmiş olmak anlamında değildir. Kısaltılmış biçim konuşmada ifadeyi doğal ve samimi kılar.

Alıştırma

I've got a better idea cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Hiçbir fikrin mevcut olmadığını söylemek.
  2. İlk plana uymayı kabul etmek.
  3. Daha uygun bir alternatif plan önermek.
Cevabı göster

Daha uygun bir alternatif plan önermek.

Come on.

4:45

Gelin.

Oh,

4:47

Ah,

by the way, Anlatım akışı

4:47

bu arada,

Winton could also transform into a car.

4:48

Winton bir arabaya da dönüşebiliyordu.

Anlatım akışı

by the way: yan bilgi eklemek

By the way, hikâyedeki bir sonraki ana adım yerine ek bir yorum geleceğini gösteren bir söylem belirtecidir. Burada Winton'ın arabaya da dönüşebildiği ek bilgisini sunar. Bu ifadeyi duyduğunuzda kısa bir yan bilgi veya konuşanın yeni hatırladığı bir konuya geçiş bekleyin. Konuşan daha sonra ana konuya dönebilir.

Alıştırma

“By the way, your keys are on the kitchen table.” cümlesinde by the way neyi gösterir?

  1. Konuşan bir yan yorum ekliyor.
  2. Konuşan bir yöntem açıklıyor.
  3. Konuşan bir yol boyunca yön tarif ediyor.
Cevabı göster

Konuşan bir yan yorum ekliyor.

They asked Calypso if they could go see Major Tom,

4:50

Calypso'ya yandaki evde yaşayan at

the horse who lived next door.

4:54

Binbaşı Tom'u görmeye gidip gidemeyeceklerini sordular.

Hold up your cow horse, Öbek fiiller

4:56

İnek atını yukarı kaldır,

Öbek fiiller

Hold up: başkaları görsün diye bir şeyi kaldırmak

Bu cümlede Hold up, “bir şeyi kaldırıp başka birinin görebileceği yerde tutmak” anlamına gelir. your cow horse nesnesi, kaldırılacak şeyi belirtir. Bu öbek fiil ayrılabilir: hold your cow horse up da denebilir. Nesne bir zamirse ortaya yerleştirin: hold it up denir, hold up it denmez.

Alıştırma

Bir öğretmen, “Hold up your drawing so everyone can see it.” diyor. Ne yapmalısınız?

  1. Resmi sıranın üzerinde düz tutun.
  2. Resmi kaldırıp gösterin.
  3. Resme başlamadan önce bekleyin.
Cevabı göster

Resmi kaldırıp gösterin.

Indy.

4:57

Indy.

Okay.

4:58

Tamam.

Suddenly,

5:00

Aniden,

it was all so clear. Kalıp ifadeler

5:00

her şey çok netleşti.

Kalıp ifadeler

was all so clear: durumun tamamı kolayca anlaşılıyordu

Burada clear, “anlaşılması kolay” veya “açık” anlamına gelir. “Şeffaf” ya da “temizlenmiş” anlamında değildir. Geçmiş zaman biçimi was, durumun o anda böyle olduğunu belirtir. all so clear ifadesinde all bütün durumu anlatır, so ise clear sözcüğünün derecesini güçlendirir. İfade bir bütün olarak, o anda durumun her yönünün çok kolay anlaşılır göründüğünü söyler.

Alıştırma

“It was all so clear” cümlesinde clear ne anlama gelir?

  1. Anlaşılması kolay.
  2. Şeffaf bir malzemeden yapılmış.
  3. Yıkandıktan sonra temizlenmiş.
Cevabı göster

Anlaşılması kolay.

It's the neck.

5:02

Boyunmuş.

It's the neck.

5:02

Sorun boyunda.

It's too short. Dilbilgisi

5:03

Çok kısa.

Dilbilgisi

too short: kabul edilebilir olandan daha kısa

too + sıfat, bir niteliğin uygun veya kabul edilebilir sınırı aştığını belirtir. Bu nedenle too short, yalnızca “çok kısa” değil, “olması gerekenden daha kısa” anlamına gelir. Bu ifade genellikle bir soruna veya karşılanmamış bir ihtiyaca işaret eder. Bu yüzden çoğu zaman bir şeyin değiştirilmesi gerektiğini ya da bir amaca ulaşılamayacağını ima eder.

Alıştırma

Cümleyi “yeterince uzun değil” anlamına gelen too + bir sıfatla tamamlayın: The rope cannot reach the branch because it's ____.

Cevabı göster

too short

Horses have long necks.

5:05

Atların boyunları uzun olur.

We sure do. Ton ve niyet

5:06

Kesinlikle öyleyiz.

Ton ve niyet

sure do. ... do yardımcı fiiliyle vurgulu doğrulama

sure do, vurgulu bir doğrulama yanıtıdır. sure bir zarftır; do ise daha önce söylenen fiil öbeğinin yerini alan yardımcı fiildir ve tekrarı önler. Burada önceki yüklem have long necks olduğu için We sure do. gerçekten uzun boyunlarımız var anlamına gelir. sure do, aynı özne daha önce söylenmiş bir gerçeği, eylemi veya durumu doğrularken kullanılır. Sade We do. ifadesine göre daha güçlü ve kendinden emin bir onay verir.

Alıştırma

Vurgulu yanıtı tamamlayın: A: Do we have enough paint? B: We ____.

Cevabı göster

sure do

Yay.

5:08

Yaşasın.

Thanks,

5:09

Teşekkürler,

Major Tom.

5:10

Binbaşı Tom.

No worries. Ton ve niyet

5:11

Rica ederim.

Ton ve niyet

No worries. ... teşekküre veya küçük bir özre verilen gayriresmî yanıt

No worries. kelimesi kelimesine endişe olmadığını bildiren bir ifade değil, kalıplaşmış gayriresmî bir yanıttır. Teşekkürden sonra Rica ederim anlamına gelir; küçük bir özürden sonra Sorun değil veya Önemli değil anlamında kullanılabilir. Bu cümlede teşekküre yanıt veriyor; yani konuşan kişi yardım etmenin kendisi için sorun olmadığını söylüyor.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: No worries. Sorry I'm a minute late. gibi küçük bir özre verilen doğal ve rahat bir yanıttır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

And Winton,

5:12

Ve Winton,

Old MacDonald does have a horse, Dilbilgisi

5:12

Yaşlı MacDonald'ın gerçekten de bir atı var,

Dilbilgisi

does have: olumlu cümlede vurgulayıcı do

Olumlu does have ifadesinde does vurgu ekler: Old MacDonald'ın gerçekten bir atı vardır. Böylece onun atı olmadığı düşüncesi düzeltilir. Geniş zamanda üçüncü tekil şahıs öznelerle kalıp does + fiilin yalın hâlidir; bu yüzden does have denir, does has değil. Vurgusuz nötr cümle Old MacDonald has a horse. olur.

Alıştırma

Düzeltmeyi vurgulayıcı do ile tamamlayın: 'Maya doesn't like puzzles.' 'She ____ puzzles—she solves one every day.'

Cevabı göster

does like

but she was on holiday when they wrote the book. Kelime

5:14

ama onlar kitabı yazdıklarında o tatildeymiş.

Kelime

on holiday: Britanya İngilizcesinde tatilde olmak

Burada on holiday, dinlenmek veya seyahat etmek için günlük işlerden uzakta olmak anlamına gelir. “Resmî tatil gününde” anlamına gelmez. Cümle, atı o sırada tesadüfen uzakta olan bir insan gibi göstererek espri yapar. Bu ifade Britanya İngilizcesinde standarttır. Amerikan İngilizcesinde aynı anlam için genellikle on vacation kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “tatil için uzakta” anlamındaki Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: Our coach is ____ this week, so there is no practice.

Cevabı göster

on holiday

Oh.

5:16

Ah.

Now,

5:17

Artık,

they were ready to fix cow horse.

5:18

inek atı düzeltmeye hazırlardı.

Rolling beeswax is easy with these big muscles. Dilbilgisi

5:20

Balmumunu yuvarlamak bu büyük kaslarla çok kolay.

Dilbilgisi

Rolling beeswax is easy: -ing öbeğinin özne olması

Rolling beeswax, “balmumunu yuvarlama etkinliği” anlamına gelir. -ing öbeğinin tamamı cümlenin öznesidir; rolling burada şimdiki zaman bildiren bir fiil değildir. Bir etkinliğin kolay mı yoksa zor mu olduğunu değerlendirmek için Doing something is easy/hard kalıbını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinliğin kolay olduğunu söylemek için -ing öbeğini özne olarak kullanır?

  1. Spell this word is easy.
  2. Spelling this word is easy.
  3. This word is spelling easy.
Cevabı göster

Spelling this word is easy.

Thanks,

5:24

Teşekkürler,

Winton.

5:24

Winton.

Bye-bye, Anlatım akışı

5:25

Hoşça kal,

cow,

5:26

inek,

and hello,

5:27

ve merhaba,

horse.

5:28

at.

Anlatım akışı

Bye-bye, X, and hello, Y: bir değişimi duyurmak

Bye-bye, X, and hello, Y biçimindeki ikili kalıp önce eski durum X’i, sonra yeni durum Y’yi verir. Burada iki hayvanı selamlamaktan çok cow durumundan horse durumuna geçişi ilan eder. Değişimi eski → yeni şeklinde düzenlemek için bu kalıbı kullanın. Selamlaşma sözleri iki durumu kişileştirir ve duyuruyu canlı ve eğlenceli yapar.

Alıştırma

Değişimi eğlenceli biçimde duyuran cümleyi tamamlayın: ____, cluttered desk, and ____, tidy workspace.

Cevabı göster

Bye-bye · hello

Hooray.

5:29

Yaşasın.

Nice giraffe.

5:30

Güzel zürafa.

Oh, no.

5:32

Olamaz.

We turned cow horse into a giraffe horse. Kalıp ifadeler

5:33

İnek atı zürafa ata dönüştürdük.

Kalıp ifadeler

turn X into Y: cow horse'u giraffe horse'a dönüştürmek

turn X into Y kalıbı, X'i değiştirip Y hâline getirmek anlamına gelir. Bu cümlede turned, cow horse'un sonunda giraffe horse olduğunu anlatır; fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez. X ilk nesneyi, Y ise değişimden sonraki biçimi veya sonucu belirtir. Bu kalıp bir şey üretirken, dönüştürürken veya beklenmedik bir sonuçtan söz ederken kullanılabilir.

Alıştırma

Geçmiş zamanda turn X into Y kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The children ____ a cardboard box ____ a robot.

Cevabı göster

turned · into

I'm sorry.

5:37

Özür dilerim.

It's my fault. Ton ve niyet

5:38

Benim hatam.

Ton ve niyet

It's my fault: sorumluluğu doğrudan üstlenmek

It's my fault, konuşanın bir hata veya kötü bir sonuç için sorumluluğu kabul ettiğini doğrudan bildirir. Buradaki fault, “hata” veya “sorumluluk” anlamındadır; jeolojik bir fay anlamında değildir. Bu cümle I'm sorry gibi bir özür ifadesinden sonra gelebilir. Genel bir özürden farklı olarak, konuşanın olanlardan sorumluluğu üstlendiğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Bir dosyayı göndermeyi unuttunuz ve takım arkadaşınız son teslim tarihini kaçırdı. "It's my fault." demek uygun mu?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun

I'm just not very good.

5:39

Ben bu işte pek iyi değilim.

Indy was back where she started. Deyimler

5:43

Indy yine başa dönmüştü.

Deyimler

be back where someone started: yeniden başlangıç noktasına dönmek

Bu cümlede was back where she started, Indy'nin kendisi hakkındaki önceki olumsuz düşüncesine geri döndüğü anlamına gelir. Fiziksel olarak bir başlangıç yerine yürüyerek döndüğü anlamına gelmez. be back where someone started yapısı, bir durumun veya ruh hâlinin çabadan sonra başlangıç noktasına dönmesini anlatır ve çoğu zaman kaydedilen ilerlemenin yitirildiğini ima eder.

Alıştırma

Cümleyi back where + özne + started yapısıyla tamamlayın: The new plan failed, so we were ____.

Cevabı göster

back where we started

But what story was she going to tell herself this time? Anlatım akışı

5:46

Ama bu kez kendine hangi hikayeyi anlatacaktı?

Anlatım akışı

tell herself a story: bir deneyimi nasıl yorumlayacağını seçmek

Burada story, kurgusal bir öyküyü değil, Indy'nin yaşananlar hakkında kendine yaptığı açıklamayı ifade eder. Aynı aksiliği, bunu yapamayacağının kanıtı olarak da öğrenip yeniden denemek için bir neden olarak da yorumlayabilir. Soru, dikkati aksiliğin kendisinden Indy'nin onu bundan sonra nasıl yorumlayacağına taşır. This time, yeni seçimini daha önce kendine anlattığı olumsuz hikâyeyle karşılaştırır ve deneyime verdiği anlamın bir sonraki davranışını etkileyebileceğini gösterir.

Alıştırma

"What story are you going to tell yourself?" cümlesinde story ne anlama gelir?

  1. Sesli okumayı planladığın kurgusal bir öykü.
  2. Yaşadığın deneyimi kendine açıklama biçimin.
  3. Deneyimi anlatacağın kişi.
Cevabı göster

Yaşadığın deneyimi kendine açıklama biçimin.

Old MacDonald had a farm,

5:50

Yaşlı MacDonald'ın bir çiftliği vardı,

E-I-E-I-O.

5:52

E-İ-E-İ-O.

And on that farm,

5:54

Ve o çiftlikte,

he had a giraffe horse,

5:55

bir zürafa atı vardı,

E-I-E-I-O.

5:56

E-İ-E-İ-O.

With a... Um...

5:58

Bir... şeyle...

Quack-quack here and a

6:00

burada vak vak ve bir

quack-quack there...

6:01

vak vak orada...

Okay,

6:02

Tamam,

okay.

6:03

tamam.

Then what happened?

6:04

Sonra ne oldu?

So,

6:05

Böylece,

they worked at it some more.

6:05

üzerinde biraz daha çalıştılar.

We just made the neck too long.

6:09

Sadece boynunu çok uzun yapmışız.

There.

6:11

İşte.

Horse.

6:14

At.

Yay.

6:15

Yaşasın.

Thanks for your help,

6:20

Yardımın için teşekkürler,

Winton.

6:21

Winton.

That's okay. Ton ve niyet

6:22

Önemli değil.

Ton ve niyet

Teşekküre veya özre rahat bir yanıt olarak That's okay

Burada That's okay. bir teşekküre verilen yanıttır. “Sorun değil” veya “Bir şey değil” anlamına gelir; konuşan kişi yaptığı yardımın yük olmadığını gösterir. Bu, nazik ve rahatlatıcı bir karşılıktır; bir şeyin gerçek anlamda doğru olup olmadığını değerlendirmez. Aynı sözler küçük bir konu için dilenen özre de yanıt olabilir ve “Sorun değil; aldırmıyorum” anlamına gelebilir. Yanıtın teşekküre mi yoksa özre mi verildiğini anlamak için önceki söze bakın.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Thanks for waiting for me.” diyor. Bu bağlamda “That's okay” en doğal olarak ne anlatır?

  1. Sorun değil; beklemek beni rahatsız etmedi.
  2. Söylediğin şey doğru.
  3. Beklemeye izin verilmiyor.
Cevabı göster

Sorun değil; beklemek beni rahatsız etmedi.

I told you you were good. Dilbilgisi

6:23

Sana iyi olduğunu söylemiştim.

Dilbilgisi

I told you + you were good: you neden iki kez kullanılır?

I told you you were good cümlesinde ilk you, told fiilinin nesnesidir ve mesajın kime söylendiğini gösterir. İkinci you ise iç cümle olan you were good bölümünün öznesidir. Yapıyı I told you + [you were good] şeklinde ayırabilirsiniz. Mesajı alan kişiyle iç cümlenin öznesi aynı kişiyse aynı zamir art arda iki kez gelebilir. İki you da gereklidir; altyazıda yanlışlıkla tekrarlanmamıştır.

Alıştırma

Doğrudan Sam'e konuşuyor ve “You were ready.” mesajını hatırlatıyorsunuz. Her iki görev için de you yazarak cümleyi tamamlayın: I told ____ ____ were ready.

Cevabı göster

you · you

I think you're good,

6:25

Bence sen de iyisin,

too.

6:27

hem de çok.

Aw,

6:28

Ah,

that's nice.

6:28

bu çok hoş.

What should we call him?

6:29

Ona ne isim vermeliyiz?

Major Tom?

6:30

Binbaşı Tom mu?

Hi,

6:32

Merhaba,

Major Tom.

6:33

Binbaşı Tom.

Yeah,

6:34

Evet,

Major Tom.

6:34

Binbaşı Tom.

And they both lived happily ever after. Anlatım akışı

6:39

Ve ikisi de sonsuza dek mutlu yaşadılar.

Anlatım akışı

Masal sonu ifadesi olarak lived happily ever after

lived happily ever after, karakterlerin sorunlarının bittiğini ve o andan sonra mutlu yaşamayı sürdürdüklerini anlatan geleneksel bir masal sonu kalıbıdır. Buradaki lived, esas olarak nerede ikamet ettiklerini bildiren gerçeklere dayalı bir ifade değildir. Bu kalıp aynı zamanda hikâyeyi düzenler: olayların sona erdiğini belirtir ve dinleyiciye net, mutlu bir son verir.

Alıştırma

Geleneksel masal sonunu tamamlayın: After the dragon flew away, the villagers lived ____.

Cevabı göster

happily ever after

The end.

6:42

Son.

Much better.

6:43

Çok daha iyi.