Sıradan günlerde ilham bulmak: İngilizce çalışma notları
Life Of Riza
Video özeti: Haftalık vlog çeken bir içerik üreticisi ekrandan uzaklaşarak, çevresini değiştirerek, yeni sanatsal kaynaklardan beslenerek ve disiplinli çalışmanın yanında merak ile oyuna da yer açarak yaratıcı tıkanıklığını aşmaya çalışıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. in a creative rut — Deyimler ve Mecazi İfadeler. Asıl anlamıyla yolda oluşan tekerlek izini anlatan rut sözcüğünün, mecazi olarak kişinin kendini tekrarlayan ve yaratıcılığın ilerlemediği bir döneme sıkışmasını nasıl anlattığını kavrayın. Bu doğal ifadeyle yazı, tasarım veya başka bir projenin duraklamasını yalnızca fikriniz olmadığını söylemekten daha belirgin biçimde aktarabilirsiniz. 2. I've always found it important to make sure — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Bir eylemi değerlendirmek için kullanılan find + it + sıfat + mastar yapısını ve make sure ifadesinin güvence altına alınacak durumu nasıl tanıttığını öğrenin. Böylece çalışma alanı, alışkanlıklar veya sorumluluklarla ilgili önceliklerinizi sürekli I think it is important demeden daha kısa ve doğal şekilde belirtebilirsiniz. 3. There's definitely times for hard work and late nights, but there also has to be time for curiosity and play. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik. Önce yoğun emeğin ve geç saatlere kadar çalışmanın önemini kabul eden, ardından aynı ölçüde gerekli başka bir noktayı ekleyen dengeli karşıtlığı fark edin. Bu retorik çerçeveyi ders, iş, yaratıcılık veya dinlenme hakkında daha incelikli görüşler kurmak ve bunları birbirini dışlayan seçenekler gibi sunmamak için uyarlayabilirsiniz.
Bu derste
With every story that I heard of the burning bliss
0:20"Yanan mutlulukla ilgili duyduğum her hikayeyle,"
I said I would commit to the challenge of documenting my life for a year. Kalıp ifadeler
0:55hayatımı bir yıl boyunca belgeleme zorluğuna kendimi adayacağımı söyledim.
commit to the challenge of documenting: belgeleme zorluğuna kendini adamak
Burada commit to, bir şeye zaman ve emek ayırmaya kesin olarak karar vermek demektir. Konuşan kişi bu zorluğa sürekli emek vereceğine söz veriyor; yalnızca belki deneyeceğini söylemiyor. Kalıp commit to + isim veya -ing biçimidir. the challenge of documenting ifadesinde of, zorluğun ne olduğunu açıklar; bu yüzden document, documenting olur.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki 'kesin bir taahhütte bulunmak' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After choosing a year-long goal, Lena decided to ____ writing one journal entry every day.
Cevabı göster
commit to
and while a bunch of crazy things have happened since then, Dilbilgisi
1:00ve o zamandan beri bir sürü çılgınca şey olmuş olsa da,
while ... have happened since: although anlamındaki while
Burada while, although anlamındadır. Konuşan kişi, o zamandan beri birçok sıra dışı şeyin yaşandığı gerçeğini kabul eder; ardından gelen ana cümle ise bununla karşıtlık oluşturan asıl noktayı verir. While sözcüğünün bu ödünleyici kullanımı mesajı “X'i kabul ediyorum, ama asıl nokta yine de Y” biçiminde düzenler. İki olayın aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
'while a bunch of crazy things have happened since then,' cümleciğinde while hangi görevi görür?
- İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Karşıt bir ana noktayı sunmadan önce bir gerçeği kabul eder.
- Sonraki noktanın nedenini verir.
Cevabı göster
Karşıt bir ana noktayı sunmadan önce bir gerçeği kabul eder.
I also haven't been doing the best job at keeping up with the challenge. Notlar
1:04ben de meydan okumaya ayak uydurma konusunda en iyi işi çıkarmadım.
haven't been doing the best job at: yetersiz performansı nazikçe kabul etmek
Bu cümlede haven't been doing the best job at, “Bu işi son zamanlarda pek iyi yapmıyorum” demenin yumuşatılmış bir yoludur. Konuşan kişi, daha doğrudan olan ve daha kesin bir sonuç gibi duyulan I failed ifadesini kullanmadan bir sorun olduğunu kabul eder. Kalıp haven't been doing the best job at + isim veya -ing biçimidir. Haven't been doing, sorunun yakın geçmişte bir süre devam ettiğini ve şimdi de önemli olduğunu gösterir; at sonrasındaki sözler değerlendirilen etkinliği belirtir.
Alıştırma
Birisi I haven't been doing the best job at answering messages dediğinde ne yapmaktadır?
- Performansının en iyi olduğunu iddia etmek.
- Son dönemdeki performansının yeterince iyi olmadığını nazikçe kabul etmek.
- Başka hiçbir mesaja yanıt vermeyi reddetmek.
Cevabı göster
Son dönemdeki performansının yeterince iyi olmadığını nazikçe kabul etmek.
keeping up with the challenge: gereken tempoyu korumak
Keeping up with the challenge, geride kalmadan görevin hızına veya düzenli gerekliliklerine uymaya devam etmek demektir. Keep up with burada keep, up ve with sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, tek bir kalıp olarak çalışır. Keeping biçimindeki -ing, ifade at sonrasında geldiği için kullanılır. Aynı kalıp; kişiler, programlar, dersler, haberler veya iş yükleriyle aynı hızı ya da düzeyi koruma fikrini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade keep up with ile tamamlayın: With new assignments every day, Mia is trying to ____ the workload.
Cevabı göster
keep up with
so welcome to another week documenting my life.
1:09o yüzden hayatımı belgelediğim bir başka haftaya hoş geldiniz.
writer's block: yazamama tıkanıklığı
Writer's block, yazmak isteyen veya yazması gereken birinin ne söyleyeceğini ya da nasıl devam edeceğini bulamadığı, genellikle geçici olan durumu anlatır. Bu cümlede dreadful ve horrible, bu durumun ne kadar can sıkıcı ve ağır hissedildiğini gösterir; block gerçek bir nesne değil, mecazdır. Fikirlerin veya kelimelerin gelmediği kompozisyon, hikâye, senaryo, şarkı sözü ve diğer yazı çalışmalarında kullanılabilir.
Alıştırma
Yazamama durumunu anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: I stared at the empty page because I had ____.
Cevabı göster
writer's block
When I set out to romanticize my life more and document it, Öbek fiiller
1:23Hayatımı daha fazla romantikleştirmek ve belgelemek için yola çıktığımda,
set out to romanticize: açık bir amaçla romantikleştirmeye başlamak
Set out to + fiilin yalın hâli, açık bir amaçla bir çabaya başlamak demektir. Buradaki set out to romanticize, konuşanın günlük hayatı daha özel, güzel veya ideal hâle getirilmiş biçimde görmeye ya da sunmaya bilinçli olarak başladığını anlatır. Bu yapı, bir faaliyetin başladığını tarafsızca söylemekten farklı olarak kişinin başlangıçta sahip olduğu hedefi vurgular.
Alıştırma
“Açık bir hedefle başladılar” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Last spring, the volunteers ____ clean every trail in the park.
Cevabı göster
set out to
I wondered if and when there would ever be a week where I would have to deal with this sort of thing. Kalıp ifadeler
1:27hiç bu tür şeylerle uğraşmam gereken bir hafta olup olmayacağını ve ne zaman olacağını merak etmiştim.
if and when: gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve zamanı
If and when iki belirsizliği birleştirir: Bir şeyin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve gerçekleşirse ne zaman gerçekleşeceği. Bu cümlede konuşan kişi, böyle bir haftanın hiç gelip gelmeyeceğini ve gelirse ne zaman geleceğini düşünüyordu. Bu ifadeyi, gelecekte gerçekleşmesi mümkün ama kesin olmayan bir olaydan söz ederken kullanın. Birçok bağlamda “gerçekleşirse, gerçekleştiği zaman” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi durum if and when ile en iyi şekilde ifade edilir?
- Bir olay hiç gerçekleşmeyebilir ve zamanını kimse bilmiyordur.
- Bir olay kesindir ve tarihi önceden belirlenmiştir.
- Bir olay tam şu anda gerçekleşiyordur.
Cevabı göster
Bir olay hiç gerçekleşmeyebilir ve zamanını kimse bilmiyordur.
deal with this sort of: bu tür bir durumla ilgilenmek
Burada deal with “ele almak, başa çıkmak veya karşılık vermek”, this sort of + isim ise “bu tür” anlamına gelir. Deal with this sort of thing ifadesinin tamamı, daha önce sözü edilen türden bir sorun veya durumla ilgilenmek anlamındadır; fiziksel bir nesneyi elle tutmak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen yapılar deal with + sorun, durum veya kişi ve this sort of + tekil ya da sayılamayan isim biçimindedir.
Alıştırma
“Bu tür bir şeyi ele almak” anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: I know how to ____ technical problem.
Cevabı göster
deal with this sort of
I've been in a creative rut for the past few weeks. Deyimler
1:31Son birkaç haftadır yaratıcılık konusunda bir çıkmazdaydım.
In a creative rut: yeni fikir bulamadan sıkışmak
In a creative rut, yeni fikirler üretmenin veya yaratıcı açıdan ilerlemenin zor olduğu bir dönemde sıkışıp kalmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada birkaç haftadır devam eden bir durumu anlatır. Rut sözcüğü gerçek anlamıyla yolda oluşan derin bir tekerlek izidir. Bu görüntü, aynı izi tekrar tekrar takip etmeyi ve yön değiştirmekte zorlanmayı çağrıştırır.
Alıştırma
Örnekteki in a creative rut ne anlama geliyor?
- Sıkışıp kalmak ve yeni bir yaratıcı ilerleme sağlayamamak
- Verimli bir yaratıcı rutini izlemek
- Yaratıcı bir işi alışılmadık derecede hızlı bitirmek
Cevabı göster
Sıkışıp kalmak ve yeni bir yaratıcı ilerleme sağlayamamak
Being creative on demand is an interesting thing. Kalıp ifadeler
2:15İstendiğinde yaratıcı olmak ilginç bir şeydir.
Being creative on demand: gerektiğinde fikir üretmek
On demand, biri bir şeyi istediğinde veya ona ihtiyaç duyduğunda anlamına gelir. Being creative on demand, ilham gelmesini beklemek yerine durum gerektirdiğinde fikir üretmek demektir. Being creative on demand bir isim-fiil öbeğidir: Being bir -ing biçimidir ve öbeğin tamamı is fiilinin öznesi olur. Bu yapı, bir etkinlik veya durumu cümlenin konusu yapmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “istendiğinde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A freelance designer may need to produce fresh ideas ____.
Cevabı göster
on demand
But I do think that it is possible to facilitate creativity or at least try. Dilbilgisi
2:18Ancak yaratıcılığı kolaylaştırmanın veya en azından denemenin mümkün olduğunu düşünüyorum.
I do think: olumlu cümlede vurgu yapan do
Bu olumlu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. I do think, “gerçekten böyle düşünüyorum” veya “buna içtenlikle inanıyorum” anlamına gelir; soru değildir. But sözcüğünden sonra vurgulanan do, olası bir şüpheye rağmen konuşanın olumlu görüşünü daha güçlü gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir: She does care; I did try.
Alıştırma
Bir arkadaşınız görüşünüzden şüphe ediyor. Cümleyi vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: I ____ think this plan can work.
Cevabı göster
do
The first thing that I do when I feel like I'm caught in a little bit of a rut
2:26Biraz sıkışıp kaldığımı hissettiğimde yaptığım ilk şey,
is to see if I actually am spending enough time outside.
2:30dışarıda gerçekten yeterince zaman geçirip geçirmediğime bakmaktır.
I've literally been rotting in my office trying to just get over my writer's block, Notlar
2:35kelimenin tam anlamıyla yazar tıkanıklığımı aşmaya çalışarak ofisimde çürüyordum,
literally been rotting in my office: kişinin kendisiyle alay ettiği bir abartı
literally been rotting in my office, konuşanın kendisiyle alay ettiği abartılı bir ifadedir. Konuşanın bedeni gerçekten çürümemektedir; rotting, uzun süre aynı yerde sıkışıp kalmayı, enerjisiz olmayı ve ilerleyememeyi canlandırır. Gündelik konuşmada literally, kesin biçimde gerçek bir olguyu belirtmek yerine böyle bir abartıyı güçlendirebilir. İfadenin tamamı, hareketsiz ve verimsiz geçen bir döneme duyulan sıkıntıyı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede literally been rotting in my office ne anlama geliyor?
- Konuşanın bedeni gerçekten çürümeye başlamış.
- Ofiste kaldırılması gereken bozulmuş yiyecek var.
- Konuşan ofiste sıkışıp kalmış, hareketsiz ve verimsiz hissediyor.
Cevabı göster
Konuşan ofiste sıkışıp kalmış, hareketsiz ve verimsiz hissediyor.
get over my writer's block: yazar tıkanıklığımı aşmak
Bu cümlede get over, zor bir durumun üstesinden gelmek ya da o durumu geride bırakmak demektir. Konuşan kişi yeniden yazabilmek için yazar tıkanıklığını aşmaya çalışıyor. Burada get over bir öbek fiildir; over fiziksel bir konumu anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp get over + zorluk şeklindedir. Ardından gelen isme göre bir korkuyu yenmek, bir hastalığı atlatmak ya da bir hayal kırıklığını veya başka bir aksiliği geride bırakmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğrendiğiniz ve 'üstesinden gelmek' anlamına gelen iki kelimeli öbek fiille tamamlayın: With support, Noah hopes to ____ his fear of dogs.
Cevabı göster
get over
that wasn't working out: bu işe yaramıyordu
Burada work out; başarılı olmak, işe yaramak veya tatmin edici biçimde ilerlemek demektir. That daha önceki yaklaşımı gösterir; bu yüzden that wasn't working out, bu yaklaşımın beklenen sonucu vermediğini anlatır. wasn't working out içindeki -ing biçimi, devam eden bir denemeyi gösterir: bir süre denedikten sonra konuşan kişi işlerin iyi gitmediğini gördü. Anlam bütün öbek fiilden gelir; work out burada egzersiz yapmak demek değildir.
Alıştırma
'That wasn't working out' ifadesinde vurgulanan bölüm bu bağlamda ne anlama geliyor?
- Birisi fiziksel egzersiz yapmıyordu.
- Birisi bir hesaplamayı çözemiyordu.
- Önceki yaklaşım beklenen sonucu vermiyordu.
Cevabı göster
Önceki yaklaşım beklenen sonucu vermiyordu.
away from the pressure of coming up with ideas Öbek fiiller
2:45fikir üretme baskısından uzakta olmak
coming up with: bir fikir bulmak
Come up with; bir fikir, plan, cevap, isim veya çözüm “düşünmek, bulmak ya da üretmek” anlamına gelir. Burada coming up with ideas, “fikir üretmek” demektir. İfadenin tamamı pressure of ... yapısındaki of edatından sonra geldiği için come, -ing biçimi olan coming olur. Düşünülen içerik with sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi come up with ifadesinin doğru biçimiyle tamamla: She is good at ____ creative solutions.
Cevabı göster
coming up with
I guess that's why they say the best ideas come when you're the most relaxed. Anlatım akışı
2:49Sanırım bu yüzden en iyi fikirlerin en rahat olduğunuz anlarda geldiğini söylerler.
that's why they say: bir gözlemi yaygın bir söze bağlamak
That's why önceki bir gözleme gönderme yapar ve “bu nedenle” anlamına gelir. Ardından they say, bilinen bir sözü veya yaygın bir inanışı tanıtır. that's why they say bütünü, konuşanın kişisel gözleminden daha genel bir ifadeye geçerek bilgiyi düzenler. Buradaki they belirli bir grubu adlandırmaz. Genel olarak insanları ifade eder; bu yüzden devamındaki fikir, yaygın olarak söylenen bir şey gibi sunulur.
Alıştırma
Bu parçada that's why they say ne işe yarıyor? I improved by practicing every day. That's why they say practice makes perfect.
- Konuşanın önceki gözleme katılmadığını gösterir.
- Sözü söyleyen kişilerin tam olarak kim olduğunu belirtir.
- Önceki gözlemi bilinen bir söze bağlar.
Cevabı göster
Önceki gözlemi bilinen bir söze bağlar.
can make us a little complacent: make + nesne + sıfat
make us complacent ifadesinde make sözcüğünü nesne olan us ve sıfat olan complacent izler. Sıfat, nesnenin hangi duruma gelmesine neden olunduğunu belirtir: bir şey bizim rehavete kapılmamıza neden olur. Can, bunun kesin değil, olası bir sonuç olduğunu gösterir. A little yargıyı yumuşatır; tamamen değil, biraz rehavete kapılmak anlamını verir.
Alıştırma
Cümleyi make ve complacent ile tamamlayın: Several easy wins can ____ the team ____.
Cevabı göster
make · complacent
Seeking out new experiences: bilinçli arayış
Seek out, bir kişiyi veya şeyi bilinçli olarak aramak anlamına gelir; çoğu zaman hedef kendiliğinden ortaya çıkmayacağı için kullanılır. Bu nedenle Seeking out new experiences, yabancı şeyleri deneme fırsatlarını tesadüfen fark etmek yerine etkin biçimde aramak veya yaratmak demektir. Seeking, -ing biçimidir; dolayısıyla ifade, bilinçli arayışı bir etkinlik olarak sunar.
Alıştırma
Bilinçli biçimde aramak anlamındaki hedef öbek fiili kullanın: Good mentors do not always come to you, so ____ people who can guide you.
Cevabı göster
seek out
or breaking our routine can be helpful and refreshing.
3:19veya rutinimizi kırmak yardımcı ve ferahlatıcı olabilir.
every now and then: ara sıra görülen düzensiz bir sıklık
Every now and then, bir şeyin ara sıra gerçekleştiğini belirten kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Olay sık gerçekleşmez ve düzenli bir takvime bağlı değildir. Burada seeking out new experiences ifadesini niteler: bunu ara sıra yapmak yararlı olabilir. İfadenin tamamı tek bir sıklık belirteci olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: I take a different route home ____.
Cevabı göster
every now and then
We don't necessarily need to do grand gestures Dilbilgisi
3:25İlla ki büyük jestler yapmamıza gerek yok
every time we need to switch up our routines. Öbek fiiller
3:27rutinlerimizi her değiştirmemiz gerektiğinde.
We don't necessarily need to: her zaman gerekli değil
We don't necessarily need to, bir şeyin her durumda gerekli olmadığını anlatır. Bazı durumlarda yine de yararlı veya gerekli olabilir. necessarily sözcüğü olumsuzluğu sınırlar: konuşan kişi, eylemin hiçbir zaman gerekmediğini değil, her zaman gerekli olduğu düşüncesini reddeder. Bu, istisnalara yer bırakan bir olumsuzluktur ve tavsiyeyi daha az kesin kılar.
Alıştırma
Bu cümlenin anlamına en uygun seçenek hangisidir: You don't necessarily need to replace the whole computer?
- Değiştirmek hiçbir zaman gerekli değildir.
- Her durumda değiştirmek gerekir.
- Bazı durumlarda değiştirmek gerekli olabilir, ancak her zaman şart değildir.
Cevabı göster
Bazı durumlarda değiştirmek gerekli olabilir, ancak her zaman şart değildir.
switch up our routines: alışılmış düzeni değiştirmek
Switch up, bir şeyi farklı bir düzene veya örüntüye uyacak şekilde değiştirmek demektir. switch up our routines ifadesinde our routines nesnesi neyin değiştirildiğini gösterir: konuşan kişi düzenli alışkanlıkları çeşitlendirmeyi anlatır, bunlardan tamamen vazgeçmeyi değil. Bu ifade genellikle çeşitlilik katma düşüncesini taşır, ancak değişikliğin küçük mü büyük mü olduğunu tek başına belirtmez; bunu bağlam belirler.
Alıştırma
Bu cümlede switch up our routines ne anlama geliyor?
- Bütün rutinleri tamamen ortadan kaldırmak
- Rutinlerimizi bir düğme gibi açmak
- Düzenli alışkanlıklarımızı veya planlarımızı çeşitlendirmek
Cevabı göster
Düzenli alışkanlıklarımızı veya planlarımızı çeşitlendirmek
A bit of change here and there can help us think differently Kalıp ifadeler
3:37Şurada burada yapılacak küçük bir değişiklik farklı düşünmemize yardımcı olabilir
and notice things that we otherwise wouldn't. Dilbilgisi
3:39ve aksi takdirde fark edemeyeceğimiz şeyleri fark etmemizi sağlayabilir.
A bit of change here and there: küçük ve dağınık değişiklikler
A bit of change, az miktarda değişiklik demektir. Here and there bu değişikliğin tek bir yer veya ana yoğunlaşmak yerine farklı yerlere, zamanlara ya da yaşamın farklı bölümlerine dağıldığını gösterir. Here and there özellikle belirsiz bırakılan bir ifadedir. Tam olarak iki yeri göstermez; bütün ifade, bir rutinin veya durumun farklı bölümlerine dağılan birkaç küçük değişikliği anlatır.
Alıştırma
Here and there, a bit of change ifadesine nasıl bir anlam katıyor?
- Değişiklikler adı belirtilen tam iki yerde gerçekleşir.
- Değişiklikler her yerde ve her an gerçekleşir.
- Değişiklikler küçüktür ve farklı yerlere, zamanlara veya yaşamın bölümlerine dağılmıştır.
Cevabı göster
Değişiklikler küçüktür ve farklı yerlere, zamanlara veya yaşamın bölümlerine dağılmıştır.
that we otherwise wouldn't: wouldn't sonrasında fiil düşürme
things that we otherwise wouldn't ifadesinde otherwise, o küçük değişiklikler olmasaydı ya da başka koşullarda demektir. Wouldn't, değişiklik olmasaydı ortaya çıkacak sonucu anlatır. Notice fiili, daha önce notice things dendiği için wouldn't sonrasında atılmıştır. Tam biçim things that we otherwise wouldn't notice şeklindedir. İngilizcede would, can veya should gibi yardımcı fiillerden sonra tekrar eden ana fiil sıkça düşürülür.
Alıştırma
Bu cümlede things that we otherwise wouldn't ifadesinin tam anlamı nedir?
- o küçük değişiklikler olmadan fark etmeyeceğimiz şeyler
- herhangi bir değişiklik yapmadan önce zaten fark ettiğimiz şeyler
- hiç kimsenin fark etmesine izin verilmeyen şeyler
Cevabı göster
o küçük değişiklikler olmadan fark etmeyeceğimiz şeyler
doing all these little things of seemingly little importance.
3:47görünüşte pek önemi olmayan tüm bu küçük şeyleri yapmak.
a waste of time doing: bir etkinliği zaman kaybı olarak değerlendirmek
a waste of time + -ing kalıbı, etkinliğin ona harcanan zamana değmediği anlamına gelir. Burada doing all these little things, değerlendirilen etkinliği belirtir. İsim grubunun tamamı seem like sonrasında gelir. May seem like, yargıyı daha az kesin hâle getirir: Etkinlik sonradan yararlı çıksa bile ilk bakışta önemsiz görünebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için check fiilinin -ing biçimini kullanın: It seems like a waste of time ____ the same detail again.
Cevabı göster
checking
But if we're always fixated on the big things in our lives, Kelime
3:51Ancak her zaman hayatımızdaki büyük şeylere odaklanırsak,
always fixated on the big things: büyük şeylere sürekli aşırı derecede takılıp kalmak
Be fixated on something, başka bir şey düşünmeyi zorlaştıracak kadar güçlü biçimde bir konuya odaklanmayı sürdürmek demektir. Çoğu zaman olumsuz bir yargı taşır: Bu ilgi yalnızca dikkatli değil, aşırı görünür. always fixated on the big things ifadesinde always eleştiriyi güçlendirir; big things ise büyük hedefleri, olayları veya başarıları anlatır. İfade, bu önemli kaygıların dikkati sürekli ele geçirmesine izin verme alışkanlığına karşı uyarır.
Alıştırma
Hangi cümle fixated on ifadesinin yaygın eleştirel anlamına en iyi uyar?
- Maya is focused on her homework and finishes it carefully.
- Maya looks at the schedule before class.
- Maya is fixated on one small mistake and cannot enjoy the rest of her work.
Cevabı göster
Maya is fixated on one small mistake and cannot enjoy the rest of her work.
chances are we'll spend a large portion of our time dissatisfied. Kalıp ifadeler
3:55muhtemelen zamanımızın büyük bir bölümünü tatminsiz geçireceğiz.
chances are: olası bir sonucu belirtmek
Chances are, konuşanın kesin olmamakla birlikte gerçekleşmesini olası gördüğü bir sonucu tanıtır. Çoğul biçimde kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir ve fırsatlardan söz etmez. Yaygın yapı Chances are (that) + özne + fiil şeklindedir. Burada sonraki sonucu zayıf bir olasılıktan çok, gerekçeli bir tahmin gibi gösterir.
Alıştırma
Tahmini chances ile başlayan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, the roads will be icy by morning.
Cevabı göster
Chances are
I've been seeing them everywhere: yakın zamanda tekrarlanan bir deneyim
I've been seeing, present perfect continuous yapısını kullanır: have + been + fiil-ing. Burada görme eylemi tek seferlik bir olay değil, yakın zamanda belirli bir süre boyunca tekrarlanan ve şimdi de önemini koruyan bir durum olarak sunulur. Algı fiilleri tek bir anı anlatırken genellikle progressive biçimde kullanılmaz. Ancak see, zaman içinde tekrar tekrar karşılaşma anlamına geldiğinde bu biçim doğaldır. Everywhere bu tekrarlanan örüntüyü daha da güçlendirir.
Alıştırma
Yakın zamanda tekrarlanan bir deneyimi göstermek için cümleyi see fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: I ____ the same ad everywhere lately.
Cevabı göster
have been seeing
which I didn't know and which is a problem: iki yorum eklemek
İki which yan cümlesi and ile bağlanır ve daha önce söylenen aynı ifadeye yorum ekler. which I didn't know bölümünde which önceki gerçeği belirtir; which is a problem bölümünde de aynı gerçeğe yeniden gönderme yapıp onu değerlendirir. Bu, ek bilgi veren veya sınırlayıcı olmayan bir relative clause yapısıdır. Önce ana bilgi gelir, ardından konuşan kişi tepkisini ve değerlendirmesini ekler. Böylece konuşmada bir düşünce daha ekleniyormuş gibi doğal bir akış oluşur.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede her which neye gönderme yapıyor? The shop closes at six, which I didn't know and which is a problem.
- dükkânın altıda kapandığı gerçeğinin tamamı
- yalnızca six sayısı
- yalnızca the shop ismi
Cevabı göster
dükkânın altıda kapandığı gerçeğinin tamamı
come with ... different sizes: dahil olanlar mı, boyut seçenekleri mi
Ürünlerden söz ederken come with, kelimenin tam anlamıyla bir şeyle birlikte gelmek değil, “içermek” veya “yanında verilmek” anlamına gelir. Burada come with ... different sizes, grup ya da paketin farklı boyutlarda ürünler içerdiğini anlatır. Like burada günlük konuşmada kullanılan bir dolgu sözüdür. Konuşana sözcüklerini seçmesi için zaman kazandırır; “sevmek” ya da “benzemek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir kutunun şarj kablosu içerdiği anlamına gelir?
- The box comes from a charging cable.
- The box comes with a charging cable.
- The box comes in a charging cable.
Cevabı göster
The box comes with a charging cable.
I bought these to go on top of my fireplace here.
4:19Bunları buradaki şöminemin üzerine koymak için aldım.
I've always found it important to make sure I have a space Dilbilgisi
4:23Sabah uyandığımda bana sürekli ilham veren bir alanım olduğundan
that constantly is inspiring me when I wake up in the morning.
4:26emin olmanın her zaman önemli olduğunu düşünmüşümdür.
find it important to make sure: find + it + sıfat + to-infinitive yapısı
Find it important to do something, “bir şeyi yapmayı önemli bulmak” anlamına gelir. find + it + adjective + to-infinitive yapısında it biçimsel nesnedir; to’dan sonraki eylem, gerçekten değerlendirilen içeriği verir. Burada to make sure bu eylemi başlatır ve make sure ifadesinden sonra I have a space yan cümlesi gelir. Find burada “bulup keşfetmek” değil, “değerlendirmek, görmek” anlamındadır.
Alıştırma
find + it + adjective + to-infinitive yapısını tamamlayın: I find ____ helpful to write down new words.
Cevabı göster
it
work from home: evden çalışma için standart ifade
Work from home, işverenin normal iş yerine gitmek yerine işi evde yapmayı anlatan standart fiil ifadesidir. Düzenli bir çalışma planını da geçici bir düzenlemeyi de anlatabilir. Zamana ve özneye göre work fiilini works from home veya worked from home biçiminde değiştirin, ancak from home bölümünü birlikte tutun.
Alıştırma
Hangi cümle düzenli bir uzaktan çalışma planını anlatan standart ifadeyi kullanıyor?
- I work to home on Fridays.
- I work in home on Fridays.
- I work from home on Fridays.
Cevabı göster
I work from home on Fridays.
so I try to put in extra effort Kalıp ifadeler
4:31bu yüzden sadece alanımın bana her zaman ilham verdiğinden
try to put in extra effort: normalden daha fazla çaba göstermeye çalışmak
Try to put in extra effort, normalden daha fazla enerji veya özen harcamaya bilinçli olarak çalışmak anlamına gelir. Try to bir niyeti veya girişimi gösterir; bu yüzden başarıyı garanti etmez. Put in effort doğal bir fiil ve isim birleşimidir; İngilizcede bu anlamda genellikle do effort kullanılmaz. Bu ifadede extra, sayılamayan effort ismini doğrudan niteler.
Alıştırma
Cümleyi “normalden daha fazla enerji harcamak” anlamındaki dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The volunteers decided to ____ so the event would run smoothly.
Cevabı göster
put in extra effort
to just make sure my space is always inspiring me.
4:33emin olmak için fazladan çaba göstermeye çalışıyorum.
the little joys, you know: küçük mutluluklar ve ortak duygu
The little joys, günlük hayatta mutluluk veren küçük şeyler demektir. Burada bu ifade, konuşanın verdiği örnekleri belirli tek bir mutluluğu adlandırmak yerine basit bir fikir altında toplar. Cümlenin sonundaki you know bir konuşma belirtecidir. Dinleyenin gerçekten bir şey bilip bilmediğini sormaz; aynı duyguyu tanımaya davet eder ve sıcak, samimi bir ton oluşturur.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Bu cümlede sondaki you know, esas olarak dinleyenin belirli bir bilgiye sahip olup olmadığını soran gerçek bir sorudur.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
I have accumulated my house stuff throughout the years.
4:39Ev eşyalarımı yıllar boyunca biriktirdim.
I feel like building a space takes such a long time,
4:45Bana öyle geliyor ki bir mekan inşa etmek çok uzun zaman alıyor,
rush into decisions: yeterince düşünmeden karar vermek
Rush into a decision, düşünmeye yeterince zaman ayırmadan bir seçim yapmak ya da o seçime bağlanmak demektir. Into, kararı kişinin fazla hızlı girdiği bir durum gibi gösterir; ifade genellikle risk, baskı veya sonradan pişman olma ihtimali taşır. I don't like to rush into decisions cümlesinde don't like to, konuşanın bu davranış biçimini tercih etmediğini gösterir. Çoğul decisions ise tek bir kararı değil, genel bir alışkanlığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi rush into + decision ile tamamlayın. Tekil biçimi ve belirsiz tanımlığı kullanın: There is no need to ____; take a day to compare the two offers.
Cevabı göster
rush into a decision
is something that's really important to me.
4:53benim için gerçekten önemli bir şey olduğunu hissediyorum.
let me show you what I'm thinking about these things Ton ve niyet
4:55bunlar hakkında ne düşündüğümü size göstereyim
Let me show you what I'm thinking about ...: fikirlerini tanıtmak
Bu cümlede let me show you, konuşmacının izleyiciyi bir fikir veya gösterim boyunca yönlendirmek üzere olduğunu belirtir. Genellikle samimi bir geçiş ifadesidir; ciddi bir izin isteği değildir. What ile başlayan yan cümle gösterilecek içeriği belirtir: what I'm thinking about these things, konuşmacının bu şeylerle ilgili düşüncelerini veya planlarını ifade eder. Cümlenin tamamı dinleyiciyi sonraki açıklamaya taşır.
Alıştırma
Burada “let me show you” ifadesinin temel işlevi nedir?
- İzleyiciyi sonraki açıklamaya yönlendirmek
- Bir düşünceye sahip olmak için ciddi biçimde izin istemek
- Gösterimin çoktan bittiğini söylemek
Cevabı göster
İzleyiciyi sonraki açıklamaya yönlendirmek
cuz: because kelimesinin gayriresmî yazımı
Cuz, because kelimesinin çok gayriresmî bir yazımıdır. Burada konuşmacının yukarıda mumlukları bulunmasının nedenini açıklar. Bu yazım, because kelimesinin kısaltılmış ve rahat söylenişini yansıtır. Anlam hâlâ because ile aynıdır, ancak yazım cümleye konuşma dili havası verir.
Alıştırma
Hangi cümlede resmî bir okul kompozisyonuna uygun yazım kullanılmıştır?
- Cuz the results were consistent, we accepted the conclusion.
- Because the results were consistent, we accepted the conclusion.
- 'Cause the results were consistent, we accepted the conclusion.
Cevabı göster
Because the results were consistent, we accepted the conclusion.
Do you see that vision? — Amaçlanan sonucu gözünde canlandırmak
Burada see, “anlamak veya gözünde canlandırmak”; vision ise görme yetisi değil, hayal edilen sonuç ya da genel fikir anlamındadır. Soru, dinleyenin zihninde aynı resmi oluşturup oluşturamadığını sorar. That kullanılması, fikrin daha önce anlatıldığını ya da durum sayesinde açık hâle geldiğini gösterir. Soru aynı zamanda onay bekleyebilir: “Aklımdakini ve bunun neden işe yarayabileceğini görebiliyor musun?”
Alıştırma
Biri size tamamlanmamış bir sahne tasarımı gösterip “Do you see that vision?” diye soruyor. Ne demek istiyor?
- Amaçlanan sonucu anlayıp gözünde canlandırıp canlandıramadığınızı öğrenmek istiyor.
- Gizemli bir sanrı yaşayıp yaşamadığınızı öğrenmek istiyor.
- En küçük harfleri net biçimde okuyup okuyamadığınızı öğrenmek istiyor.
Cevabı göster
Amaçlanan sonucu anlayıp gözünde canlandırıp canlandıramadığınızı öğrenmek istiyor.
I also have to add that I am genuinely feeling a little bit better. Anlatım akışı
5:11Gerçekten biraz daha iyi hissettiğimi de eklemeliyim.
have to add that — Önemli bir ek bilgiyi belirtmek
Have to add that, konuşanın önemli veya belirtilmesi gerekli gördüğü ek bir bilgiyi sunmak üzere olduğunu dinleyene bildirir. That sonrasındaki cümleciği daha önce söylenenlere ek bilgi olarak işaretleyerek anlatımı düzenler. Bu cümlede also ekleme işlevini güçlendirir ve that, I am genuinely feeling a little bit better tam cümleciğini başlatır. Buradaki have to, mutlaka dışarıdan gelen bir zorunluluğu değil, konuşanın bu noktayı söylemesi gerektiğine dair kendi hissini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade have to add that ile tamamlayın: The meal took a long time, but I ____ the server was very kind.
Cevabı göster
have to add that
of just not really having any progress with my creative projects,
5:18yaratıcı projelerimde hiçbir ilerleme kaydetmediğim,
I don't know if these would count as productive things, Kelime
5:25Bunlar üretken şeyler sayılır mı bilmiyorum,
would count as productive: üretken sayılmak
count as ifadesinde count, “sayı saymak” değil, “bir niteliğe uymak” veya “bir şey olarak kabul edilmek” anlamına gelir. Yapı count as + kategori ya da açıklama şeklindedir. Burada these, productive things kategorisine girebilecek etkinlikleri ifade eder. Would, değerlendirmeyi daha az doğrudan ve daha ihtiyatlı yapar. I don't know if ile birlikte, konuşanın bu etkinliklerin üretken olma ölçütünü karşılayıp karşılamadığından emin olmadığını gösterir.
Alıştırma
“Would organizing these notes count as productive work?” cümlesinde count as ne anlama gelir?
- Bir kategorinin parçası olarak kabul edilmek
- İşin daha hızlı bitmesini sağlamak
- Nesnelerin sayısını hesaplamak
Cevabı göster
Bir kategorinin parçası olarak kabul edilmek
but I'm just doing things to move forward. Öbek fiiller
5:28ama ben sadece ilerlemek için bir şeyler yapıyorum.
things to move forward: ilerlemek için yapılanlar
to move forward mastar yapısı, doing things eyleminin amacını gösterir: konuşan kişi ilerleme kaydetmek için harekete geçmektedir. Move forward burada soyut anlamdadır. Bedeni ileri yönde hareket ettirmek değil, durgun bir durumdan çıkıp daha iyi bir duruma veya hedefe doğru devam etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede move forward “ilerleme kaydetmek” anlamında kullanılmıştır?
- She moved the chair forward by one meter.
- The team agreed on a schedule so the project could move forward.
- Please move forward and stand by the yellow line.
Cevabı göster
The team agreed on a schedule so the project could move forward.
also picked up this book: bu kitabı da satın almak veya edinmek
Burada picked up, kişinin kitabı satın aldığı ya da edindiği anlamına gelir. Satın alma bağlamı, bir şeyi gündelik biçimde edinme anlamını destekler; also ise kitabın konuşanın sözünü ettiği başka bir şey olduğunu gösterir. Bu cümlede ifade, kitabı fiziksel olarak yerden kaldırma eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede picked up this book büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bu kitabı da ben yazdım.
- Bu kitabı da satın aldım veya edindim.
- Bu kitabı da yerden kaldırdım.
Cevabı göster
Bu kitabı da satın aldım veya edindim.
I caved: sonunda dayanamayıp pes etmek
Burada I caved, kişinin sonunda direnmeyi bırakıp pes ettiği anlamına gelir. Konuşan kişi kitabı almamaya çalışmıştı ancak diğer insanların ilgisi veya kitabın çekiciliği kararını değiştirdi; and I bought it ise sonucu belirtir. Caved burada mecazidir. Fiziksel bir yapının çökmesini değil, kişinin direncinin sona ermesini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede I caved ne anlama gelir?
- Konuşan kişinin mağazanın yakınında bir mağara bulduğu anlamına gelir.
- Konuşan kişinin sonunda pes edip kitabı satın aldığı anlamına gelir.
- Kitabın fiziksel olarak çöktüğü anlamına gelir.
Cevabı göster
Konuşan kişinin sonunda pes edip kitabı satın aldığı anlamına gelir.
The object isn't to..., it's to...: gerçek amacı düzeltip belirtme
Burada object, “hedef” veya “amaç” anlamına gelir. The object isn't to X, it's to Y kalıbı önce görünürdeki bir hedefi reddeder, ardından gerçek hedefi belirtir. İki bölümde de birbirine paralel to mastarları kullanılır: to make ve to be. Bu yapı, odağı doğrudan sanat üretmekten sanatın doğal biçimde ortaya çıkabileceği bir duruma girmeye kaydırır.
Alıştırma
Cümleyi The object isn't to..., it's to... kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: The object ____ to sound perfect immediately; ____ to communicate more clearly each day.
Cevabı göster
isn't · it's
so I think that I'm just going to clean up a little bit more in here Öbek fiiller
5:51sanırım burayı biraz daha temizleyeceğim
clean up: bir yeri temiz ve düzenli hâle getirmek
Clean up bir öbek fiildir. Burada kir, dağınıklık veya dışarıda bırakılmış eşyalarla ilgilenip alanı daha temiz ve düzenli hâle getirmek anlamındadır. A little bit more, konuşan kişinin işin bir kısmını zaten yaptığını ve kısa bir süre daha devam edeceğini gösterir. Nesne bir isim olduğunda clean up the room veya clean the room up denebilir. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: clean it up denir, clean up it denmez.
Alıştırma
Cümleyi clean up ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The table is messy, so let's ____ before lunch.
Cevabı göster
clean it up
I'm going to go start: niyetin ardından go + yalın fiil
I'm going to go start ifadesinde am going to, konuşanın planını veya bir sonraki adımını bildirir. Ardından gelen go ayrı bir fiildir; konuşanın bulunduğu yerden ayrılacağını ya da eyleme yöneleceğini gösterir. Kuzey Amerika'nın gündelik İngilizcesinde go fiilinden sonra doğrudan yalın hâlde başka bir fiil gelebilir: go start, go check, go ask. İki go yanlışlıkla tekrarlanmamıştır: going to niyeti belirtirken go start, başlamayı konuşanın gidip yapmak üzere olduğu eylem olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi going to + go kalıbıyla tamamlayın: I'm ____ ask the librarian for help.
Cevabı göster
going to go
Every now and then I'll dedicate a period of time Kalıp ifadeler
6:03Arada sırada bir zaman dilimi ayırırım
I'll dedicate a period of time: bilinçli olarak zaman ayırmak
Burada I'll, I will anlamındadır; dedicate a period of time ise belirli bir amaç için bilinçli olarak bir zaman dilimi ayırmak demektir. Dedicate, zamanın tesadüfen harcanmasını değil, bilinçli bir bağlılığı ifade eder. A period of ifadesinin ardından bir isim gelmelidir; burada bu isim time sözcüğüdür. Amaç belirtildiğinde yaygın kalıp dedicate + zaman veya çaba + to + isim ya da -ing biçimidir.
Alıştırma
dedicate + time + to + -ing hedef kalıbını tamamlayın: I'll dedicate a period of time ____ the notes.
Cevabı göster
to reviewing
a bunch of different mediums: birçok farklı yaratıcı biçim
Burada mediums, medium adının çoğul biçimidir ve resim, müzik, şiir veya sinema gibi sanat üretmek ya da aktarmak için kullanılan biçimleri veya malzemeleri anlatır. Orta boyu anlatmaz. a bunch of different mediums ifadesinde a bunch of günlük dilde çok sayıda anlamına gelir, different ise çeşitliliği vurgular. İfade, tek bir sanat biçiminden değil, çeşitli yaratıcı biçimlerdeki eserlerden beslenmeyi anlatır.
Alıştırma
Bu yaratıcı bağlamda "a bunch of different mediums" neyi anlatır?
- Orta boyda birçok nesne.
- Çok sayıda orta zorluk düzeyi.
- Yaratıcı çalışmalarda kullanılan birçok farklı biçim veya malzeme.
Cevabı göster
Yaratıcı çalışmalarda kullanılan birçok farklı biçim veya malzeme.
purely research with no pressure to create. Kalıp ifadeler
6:09yaratma baskısı olmadan tamamen araştırma yaptığım.
with no pressure to create: with no pressure to + fiil
with no pressure to create, üretmenin mümkün olduğunu ancak bir şey ortaya koyma zorunluluğu veya beklentisi bulunmadığını anlatır. With bu koşulu ekler, no pressure ise etkinliğin zorla yapılmadığını gösterir. Tekrar kullanılabilen kalıp with no pressure to + fiilin yalın hâlidir. to ile kurulan mastar, kişinin yapmaya zorlanmadığı eylemi belirtir: with no pressure to decide, reply, or perform.
Alıştırma
Hedef no pressure kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: You can consider the offer with ____ decide today.
Cevabı göster
no pressure to
drawing from that well of inspiration I filled up on: yaratıcı bir kaynak olarak ilham kuyusu benzetmesi
Konuşan kişi ilhamı bir kuyuda saklanan su gibi hayal ediyor. Drawing from that well, yaratma zamanı geldiğinde önceden biriktirilmiş fikir ve izlenimleri kullanmak demektir. Buradaki I filled up on, kişinin daha önce kendisine ilham veren pek çok şeyi özümsediğini anlatır. İki imge tek bir süreç oluşturur: önce farklı etkileri özümseyip yaratıcı birikim oluşturmak, sonra bu birikimi kullanmak. Gerçek bir kuyu veya sudan söz edilmiyor.
Alıştırma
Burada drawing from that well of inspiration ne anlama geliyor?
- Gerçek bir su kuyusunun resmini çizmek.
- Daha önce biriktirilmiş ilham kaynağını kullanmak.
- Bir kuyunun suyla dolmasını beklemek.
Cevabı göster
Daha önce biriktirilmiş ilham kaynağını kullanmak.
see what speaks to you: sizde kişisel karşılık bulan şeyi fark etmek
see what speaks to you ifadesinde speaks to you gerçek anlamda “seninle konuşur” demek değildir. Bir sanat eseri, fikir, tarz veya seçenek size kişisel olarak anlamlı, etkileyici ya da çok çekici geliyorsa size speaks to you denebilir. See what, dinleyeni seçenekleri incelemeye ve hangisinin bu tepkiyi oluşturduğunu fark etmeye yönlendirir. what speaks to you içindeki what, “bunu yapan şey veya şeyler” anlamındadır; tüm yan cümle see fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için speak to someone ifadesini doğru biçimde kullanın: Choose the story that ____ most.
Cevabı göster
speaks to you
From poetry to music to art: genişlik göstermek için from A to B to C kullanımı
From poetry to music to art, aynı düzeydeki birkaç kategoriyi bağlamak ve geniş bir yelpaze göstermek için from A to B to C kalıbını kullanır. Buradaki from ve to gerçek bir yolculuğu anlatmaz. To sözcüğünün tekrarı, dinleyiciyi listede kategori kategori ilerletir. Birbiriyle bağlantılı ama farklı birkaç alanı birlikte sunmak istediğinde bu kalıbı kullanabilirsin.
Alıştırma
Geniş bir kategori listesi oluşturan üç sözcükle cümleyi tamamla: The festival features everything ____ jazz ____ dance ____ film.
Cevabı göster
from · to · to
you never know what you'll find: açık olasılık ve dolaylı soru sırası
You never know what you'll find, aramanın veya keşfetmenin sonucunun önceden bilinemeyeceğini anlatır. Bu cümlede açık ve teşvik edici bir hava oluşturur: ilginç bir şey ortaya çıkabilir, ancak bunun garantisi yoktur. What you'll find, know sözcüğünden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Doğrudan soru düzeni olan what will you find yerine what + you + will find biçimindeki düz cümle sırasını korur.
Alıştırma
Hangi cümle keşfetmeyi doğru biçimde teşvik eder ve you never know sonrasında dolaylı soru kullanır?
- Look around the market; you already know exactly what you'll find.
- Look around the market; you never know what you'll find.
- Look around the market; you never know what will you find.
Cevabı göster
Look around the market; you never know what you'll find.
Music is so integral to my storytelling Kelime
6:37Müzik benim hikaye anlatıcılığımın o kadar ayrılmaz bir parçası ki
so integral to my storytelling: hikâye anlatımının vazgeçilmez bir parçası
Burada be integral to, “bir şeyin vazgeçilmez bir parçası olmak” anlamına gelir. Müzik yalnızca ek bir unsur değildir; konuşanın hikâye anlatma biçimini olduğu hâle getirmeye yardımcı olur. So, integral sözcüğünün derecesini güçlendirir ve “çok” ya da “büyük ölçüde” anlamı katar. Kalıp be integral to + isim veya -ing biçimidir. Bu cümlede to bir edattır ve my storytelling onu izleyen isim öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi integral ve gereken edatla tamamlayın: Trust is ____ a strong partnership.
Cevabı göster
integral to
It informs a tone and the pacing: “şekillendirmek” anlamındaki inform
Burada informs, “birine bilgi vermek” değil, “şekillendirmek, etkilemek veya yön vermek” anlamındadır. Müzik, tonu ve sahne ile kurgunun ne kadar hızlı ya da yavaş ilerleyeceğini belirlemeye yardımcı olur. Başka durumlara uygulanabilen kalıp X informs Y biçimindedir. X kanıt, deneyim, fikir veya sanatsal bir unsur olabilir; Y ise bir karar, tasarım, üslup ya da başka bir sonuçtur.
Alıştırma
“It informs a tone and the pacing” ifadesinde informs ne anlama gelir?
- Tonu ve tempoyu şekillendirir veya belirlemeye yardımcı olur.
- Tonu ve tempoyu bir listeye kaydeder.
- Tonu ve tempoyu birine duyurur.
Cevabı göster
Tonu ve tempoyu şekillendirir veya belirlemeye yardımcı olur.
A lot of you ask me where I get the music for my videos from Dilbilgisi
6:50Birçoğunuz videolarım için müziği nereden bulduğumu soruyorsunuz
where I get the music for my videos from: sonda kullanılan from
where I get the music for my videos from ifadesinde from, get something from a source, yani bir şeyi bir kaynaktan edinmek yapısını tamamlar. İngilizcede bu edatı gömülü sorunun geri kalanından sonra bırakmak doğaldır: where başlara yakın gelirken from sonda kalır. Buna edatın sonda bırakılması denir. where ... from yapısı, bir şeyin kaynağını sormanın özellikle günlük İngilizcede yaygın ve doğru bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle, from sözcüğünü sonda bırakarak gömülü soruyu doğal biçimde kullanır?
- People ask me where I get my music from.
- People ask me where do I get my music from.
- People ask me from where do I get my music.
Cevabı göster
People ask me where I get my music from.
and my go-to is always Epidemic Sound. Kelime
6:53ve ilk başvurduğum yer her zaman Epidemic Sound olmuştur.
my go-to is: alışılmış, güvenilir ilk tercih
Burada my go-to, düzenli olarak seçilen ve güvenilen seçenek anlamına gelen bir isim öbeğidir. Alışkanlık hâline gelmiş, güvenilir bir ilk tercihi anlatır; nesnel olarak en iyi seçenek olması gerekmez. Go-to, my go-to app örneğinde olduğu gibi bir ismi de niteleyebilir. Her iki kullanımda da tek bir birleşik ifadedir; bir yere gitmek anlamındaki sıradan go to fiil öbeği değildir.
Alıştırma
Cümleyi alışılmış, güvenilir ilk tercih anlamına gelen kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: This is my ____ app for editing photos.
Cevabı göster
go-to
What I like about Epidemic Sound is that they have a huge library of genres, Dilbilgisi
6:56Epidemic Sound ile ilgili sevdiğim şey devasa bir tür kütüphanelerinin,
What I like about ... is that ...: olumlu bir özelliği öne çıkarma
What I like about Epidemic Sound sözleri birlikte isim gibi çalışan bir yan cümlecik oluşturur; buna serbest ilgi cümleciği denir. Burada what, “the thing that” (“... olan şey”) anlamına gelir ve cümleciğin tamamı is fiilinin öznesidir. Ardından gelen that cümleciği, konuşmacının beğendiği belirli özelliği açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp What I like about X is that + cümlecik şeklindedir. Önce konuyu ve konuşmacının olumlu bulduğu yönü öne çıkarır, ardından bunu destekleyen ayrıntıyı verir; böylece değerlendirme veya öneri kolayca takip edilir.
Alıştırma
Değerlendirme kalıbını tamamlayın: What I like about this camera ____ it is easy to carry.
Cevabı göster
is that
You can also check out my creator playlist on their site, Öbek fiiller
7:04Ayrıca sitelerindeki kendi çalma listeme de göz atabilirsiniz,
check out: bir şeye bakmaya yönelik samimi davet
Burada check out, “göz atmak” veya “incelemek” anlamına gelir. Nesnesi bir internet sitesindeki içerik üreticisi çalma listesi olduğu için, bu içeriği ziyaret edip incelemeye yönelik samimi bir öneridir. Bu öbeksi fiilden sonra check out the playlist örneğindeki gibi bir isim gelebilir. Nesne bir zamirse zamri ortaya yerleştirin: check it out denir, check out it denmez.
Alıştırma
Öneriyi check out ve it zamiriyle tamamlayın: This website has free lessons. You should ____.
Cevabı göster
check it out
I personally curated this playlist with their team
7:08Bu çalma listesini onların ekibiyle kişisel olarak ben derledim
and include some songs that I've used in my videos.
7:11ve videolarımda kullandığım bazı şarkıları da ekledim.
This is how you can use music in your videos
7:13Videolarınızda müziği bu şekilde kullanabilirsiniz
without worrying about copyright: without + -ing biçimi
Bu cümlede without worrying about copyright, müziği telif hakkı sorunları konusunda endişelenmenize gerek kalmadan kullanabileceğiniz anlamına gelir. İfade, bu endişeyi ortadan kaldırılmış bir engel olarak sunar. without sözcüğünden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi kullanılır. Burada worrying, -ing biçimidir; worry about ise endişe duyulan konuyu, yani copyright sözcüğünü getirir. Aynı yapı without paying ve without waiting gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Maliyet konusunda endişelenmeye gerek olmadığını anlatmak için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: You can try the app ____ the cost.
Cevabı göster
without worrying about
they were the first music platform that I ever signed up for Öbek fiiller
7:20videolarım için müzik lisanslamak üzere
signed up for: bir hizmete veya etkinliğe kaydolmak
Signed up for, sign up for ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve bir hizmete, kursa, etkinliğe veya plana kaydolmak, yazılmak ya da abone olmak anlamına gelir. Bu cümlede kaydolunan şey müzik platformudur. Temel cümle I signed up for the music platform şeklindedir. Daha uzun olan the music platform that I ever signed up for yapısında that, platformu gösterir ve for sonda kalır. Ardından gelen to license music for my videos bölümü kaydolma amacını belirtir; signed up for ifadesinin bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi sign up for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ a first-aid course yesterday.
Cevabı göster
signed up for
license music: müziği kullanmak için yasal izin almak
Bu cümlede license bir fiildir. To license music for videos, üzerinde anlaşılmış koşullara göre o müziği videolara eklemek için yasal izin almak demektir. Bu ifade yalnızca bir şarkıyı bulmaya, satın almaya veya indirmeye değil, kullanım haklarına odaklanır. Aynı yapı başka korunan içeriklerle de kullanılabilir: license an image, a font, or a video clip.
Alıştırma
Bir film yapımcısı We need to license music before publishing the trailer. diyor. Ne yapmaları gerekiyor?
- Müziği kendileri çalmayı öğrenmek.
- Müzik dosyasını bir bilgisayara indirmek.
- Müziği fragmanda kullanmak için yasal izin almak.
Cevabı göster
Müziği fragmanda kullanmak için yasal izin almak.
a full circle moment: bugünün geçmişle yeniden bağlandığı an
A full circle moment, daha sonraki bir deneyimin önceki bir deneyimin başladığı noktaya yeniden bağlandığı andır. Kişi aynı yere, role, ilişkiye veya düşünceye yeni bir şekilde dönebilir. Bu ifade mecazidir ve çoğu zaman düşünceli bir bakışı, şaşkınlığı veya memnuniyeti aktarır. Yalnızca bir bitiş ya da tekrarlanan bir eylem değil, bugün ile geçmişteki başlangıç noktası arasında anlamlı bir bağ bulunmalıdır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi a full circle moment olarak tanımlanır?
- Zor bir yapbozu beklediğinizden daha hızlı bitirirsiniz.
- Trafikten kaçınmak için eve farklı bir yoldan gidersiniz.
- Bir okulda öğrenci olduktan yıllar sonra oraya öğretmen olarak dönersiniz.
Cevabı göster
Bir okulda öğrenci olduktan yıllar sonra oraya öğretmen olarak dönersiniz.
The personal plan is perfect for content creators,
7:30Kişisel plan içerik üreticileri için mükemmel,
for ages: çok uzun zamandır
for ages gündelik konuşmada “çok uzun zamandır” anlamına gelir. Ages burada süreyi özellikle belirsiz bırakır ve çoğu zaman vurgu katar; genellikle kelimenin gerçek anlamıyla birden fazla tarihsel çağ demek değildir. I've been using them for ages cümlesinde bu ifade, geçmişte başlayan ve şimdi de süren bir etkinliğin ne kadar zamandır devam ettiğini gösterir. Daha genel olarak, bir durumun veya etkinliğin uzun sürdüğünü vurgulamak için fiil grubundan sonra kullanılabilir.
Alıştırma
Bu derste öğrendiğiniz tam olarak iki sözcüklük samimi ifadeyi kullanın: I haven't seen Maya ____.
Cevabı göster
for ages
they hooked it up: yararlı bir düzenleme veya ek avantaj sağlamak
Burada they hooked it up, erişim, iyi bir teklif veya ek bir avantaj gibi yararlı bir şeyi sağladıkları ya da faydalı bir düzenleme yaptıkları anlamına gelen samimi bir argo ifadedir. Sağlanan yararın tam olarak ne olduğu bağlamdan anlaşılmalıdır. Bu argo kullanımda it zamiri belirsizdir; bu nedenle sözcükleri tek tek çevirmeyin. Bir cihazdan söz edilirken hook it up “onu bağlamak” anlamına da gelebilir, ancak burada anlatılan kullanım bu değildir.
Alıştırma
'The staff hooked it up and gave us a room with a view,' cümlesinde hooked it up ne anlama gelir?
- Bir nesneyi kancaya astılar.
- Bir ekipman parçasını bağladılar.
- Yararlı bir ek avantaj veya özel bir düzenleme sağladılar.
Cevabı göster
Yararlı bir ek avantaj veya özel bir düzenleme sağladılar.
What I've realized on this creator journey so far Dilbilgisi
7:50Şimdiye kadar bu yaratıcı yolculukta fark ettiğim şey
is that making stuff often requires a lot of letting go Öbek fiiller
7:53bir şeyler yapmanın genellikle çok fazla şeyi bırakmayı gerektirdiği
What I've realized ... is that ...: farkındalığı çerçeveleyip sonucu sunmak
What I've realized ... is that ... bir sonucu düşünme sürecinden çıkarılmış bir farkındalık olarak sunar. What I've realized on this creator journey so far şeklindeki what yan cümlesi özne görevindedir ve zamanla anladığım şeyi ifade eder. is bağlayıcı fiildir; that yan cümlesi ise sonucu verir. Bu yapı ana mesajı is that bölümünün sonrasına bırakır. Bu nedenle daha önce anlatılan bir deneyimi net bir çıkarıma dönüştürmeye yardımcı olur. Aktarılabilir kalıp What + özne + have/has + learned/realized + ... + is that + yan cümle şeklindedir.
Alıştırma
What ... is that ... özet kalıbını tamamlayın: What I've learned from this project ____ that clear communication matters.
Cevabı göster
is
letting go of control: kontrolü gönüllü olarak gevşetmek
Letting go of control her ayrıntıyı yönetmemeyi veya belirli bir sonucu zorlamamayı bilinçli olarak seçmek demektir. Let go of, bir şeyi serbest bırakmak ya da ona tutunmayı bırakmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada control soyuttur; dolayısıyla ifade, kontrolün fiziksel olarak gitmesine izin vermeyi değil, kişinin kontrol etme ihtiyacını azaltmasını anlatır. Bu yaratıcı bağlamda belirsizliği kabul etmek ve sürecin ya da diğer insanların sonucu şekillendirmesine izin vermek anlamına gelir. Kendiliğinden dikkatsiz olmak veya sorumluluk almayı reddetmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Kontrol etme ihtiyacını gönüllü olarak azaltmak anlamındaki ders ifadesini doğru biçimde kullanın: Sharing responsibility for the project meant ____ control.
Cevabı göster
letting go of
what's supposed to work: işe yaraması beklenen şey
Burada what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır; what ise söz konusu olan şeyleri veya yöntemleri belirtir. What's supposed to work, “etkili olması beklenen veya genel olarak etkili olduğuna inanılan şeyler” demektir. Be supposed to, kanıtlanmış bir sonucu değil, bir beklentiyi veya kabul gören bir düşünceyi aktarır. Bu ifade, beklenen yöntemin gerçekte işe yaramayabileceği ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
“We tried what was supposed to work, but the problem remained,” cümlesindeki “what was supposed to work” ne anlama gelir?
- insanların etkili olmasını beklediği yöntem
- kesin olarak başarıya ulaşmış yöntem
- insanların kullanmasının yasak olduğu yöntem
Cevabı göster
insanların etkili olmasını beklediği yöntem
and instead focused on something I was curious about
8:07ve bunun yerine merak ettiğim bir şeye odaklandım
I'm quickly realizing what goes into this creator thing. Öbek fiiller
8:13Bu yaratıcı işinin ne gerektirdiğini hızla anlıyorum.
realizing what goes into this creator thing: içerik üreticiliğinin neler gerektirdiğini fark etmek
realizing what goes into this creator thing ifadesinde what goes into X, “X'in gerektirdiği veya X'i oluşturan şeyler” anlamına gelir. Bunlara zaman, emek, beceriler, planlama, malzemeler ve pek görünmeyen aşamalar dâhil olabilir. what goes into this creator thing yan cümlesi realizing fiilinin içeriğidir: konuşan kişi içerik üreticisi olmanın arkasındaki işi anlamaya başlıyor. Buradaki go into bir yerin içine hareket etmeyi anlatmaz; thing ise tüm faaliyeti adlandırmanın gündelik bir yoludur.
Alıştırma
“Few people see what goes into making a short film,” cümlesinde “what goes into” neyi ifade eder?
- filmin gösterildiği oda
- filmin hikâyesinde gerçekleşen olaylar
- gereken zaman, emek ve aşamalar
Cevabı göster
gereken zaman, emek ve aşamalar
There's definitely times for hard work and late nights, Anlatım akışı
8:16Kesinlikle sıkı çalışma ve geç saatlere kadar çalışma zamanları var,
There's definitely times for ... but there also has to be time for ...: iki ihtiyacı dengeleme
Cümle önce çok çalışmanın ve geç saatlere kadar uyanık kalmanın bazen gerekli olduğunu kabul eder. Ardından but ile dengeleyici düşünceyi getirir: merak ve oyun için de zaman gerekir. İkinci yan cümle önemli bir ihtiyacı daha ekler; ilkini geçersiz kılmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen bilgi düzeni There are times for A, but there also has to be time for B şeklindedir. Önce bir ihtiyacı kabul edip sonra gözden kaçabilecek başka bir ihtiyacı öne çıkararak dengeli bir görüş sunar.
Alıştırma
Hangi cümle A'yı kabul edip ardından B'yi ekleyen aynı dengeyi kullanıyor?
- There are times for careful planning, but there also has to be time for experimentation.
- Careful planning and experimentation happen at different times.
- Careful planning matters, so experimentation is unnecessary.
Cevabı göster
There are times for careful planning, but there also has to be time for experimentation.
about 50 pages into this book: ilerlemeyi into ile anlatma
Burada about 50 pages into this book okuma ilerlemesini anlatır: konuşan kişi yaklaşık 50. sayfaya ulaşmıştır. into, kişiyi bir eser veya etkinliğin belirli bir ilerleme noktasına yerleştirir; fiziksel olarak kitabın içinde olmak anlamına gelmez. Yaygın yapı miktar veya süre + into + eser ya da etkinlik şeklindedir. ten minutes into the film ve two weeks into the project buna örnektir. about, sayının yaklaşık olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ilerleme ifadesiyle tamamlayın: I started this novel yesterday, and I'm ____ it now.
Cevabı göster
about 50 pages into
it's speaking my language: güçlü bir kişisel uyum ifade etmek
Burada it's speaking my language, bir şeyin konuşanın sevdiği, düşündüğü veya istediği şeyle güçlü biçimde örtüştüğü anlamına gelen bir deyimdir. it öznesi bir fikri, kitabı, planı, tarzı veya konuşana çok uygun gelen başka bir şeyi gösterebilir. Bu, söz konusu şeyin gerçekten konuşanın dilini kullandığı anlamına gelmez. İfade kişisel bir yakınlık ve çoğu zaman coşkulu bir onay gösterir.
Alıştırma
“Tam sevdiğim şey” anlamındaki deyimle yanıtı tamamlayın: A day at the beach with no homework? Now you're ____.
Cevabı göster
speaking my language
there was just so much things that I could relate to Notlar
8:37kendimden bir şeyler bulabildiğim o kadar çok şey vardı ki
so much things ile so many things arasındaki fark
so much things ifadesi standart değildir, çünkü things çoğul ve sayılabilen bir isimdir. so many things kullanın: many, sayılabilen çoğul isimlerle kullanılır. Much ise so much time veya so much information örneklerinde olduğu gibi sayılamayan isimlerle kullanılır. Özgün biçimi doğal ve hazırlıksız konuşmada duyabilirsiniz, ancak kendi konuşma ve yazılarınızda many ile much arasındaki standart ayrıma uyun.
Alıştırma
Cümleyi many veya much ile tamamlayın: We found so ____ useful ideas at the workshop.
Cevabı göster
many
relate to: benzer bir deneyim üzerinden bağ kurmak
Bu cümlede relate to, bir şeyi kendi duygu veya deneyimlerinize benzediği için anlayabilmek ve onunla bağ kurabilmek anlamına gelir. Konuşan kişi, yalnızca nesnel olarak bağlantılı şeylerden değil, kendisine tanıdık gelen birçok şeyden söz ediyor. Kalıp relate to + kişi, hikâye, duygu, deneyim veya fikir şeklindedir. Nesne zaten belliyse yalnızca I can relate da denebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni bir okuldaki ilk gününde gergin olduğunu anlatıyor. "I can relate to that" ne anlama gelir?
- Sözcükleri başka bir dilde açıklamanı istiyorum.
- İki okulun adresi aynı.
- Ben de benzer bir şey hissettim, bu yüzden anlıyorum.
Cevabı göster
Ben de benzer bir şey hissettim, bu yüzden anlıyorum.
I wish I started this earlier: geç başlamış olmaktan pişmanlık duymak
I wish I started this earlier, “Buna daha erken başlamadığım için pişmanım” anlamına gelir. Wish, gerçeğe aykırı bir alternatif sunar: konuşan kişi etkinliğe ne zaman başladığını artık değiştiremez. Geçmişteki bir pişmanlık için en açık standart biçim I wish I had started this earlier cümlesidir. Altyazıdaki basit geçmiş zamanlı I wish I started... biçimi gündelik konuşmada duyulur, ancak önceki geçmiş zaman ilişkisini daha az açık gösterir.
Alıştırma
Geçmişte daha erken başlamamış olmaktan duyulan pişmanlığı en açık ve standart biçimde hangi cümle ifade eder?
- I hope I start earlier tomorrow.
- I wish I will start earlier.
- I wish I had started earlier.
Cevabı göster
I wish I had started earlier.
like three weeks ago: yaklaşıklık belirten like
like three weeks ago ifadesindeki like, “yaklaşık” ya da “aşağı yukarı” anlamına gelen gayriresmî bir yaklaşıklık belirtecidir. three weeks süresinin tam olarak ölçülmüş değil, tahmini olduğunu gösterir. Burada like, “hoşlanmak” veya “benzemek” anlamına gelmez. Konuşanın asıl demek istediği, bu şeye birkaç hafta önce ihtiyaç duyduğudur.
Alıştırma
“I needed this like three weeks ago,” cümlesinde like ne anlama gelir?
- hoşlanarak
- benzer bir şekilde
- yaklaşık olarak
Cevabı göster
yaklaşık olarak
there goes my very ordinary day and life. Deyimler
8:47benim çok sıradan günüm ve hayatım da böyle geçip gidiyor.
there goes ...: bir şey sona erdiğinde veya kaybedildiğinde verilen tepki
there goes + isim kalıbı, bir şeyin sona erdiğini, kaybolduğunu, yitirildiğini veya artık beklendiği gibi olmadığını belirten bir ünlem olabilir. Bu kalıp mutlaka bir yere doğru hareketi anlatmaz. Bu cümlede konuşan kişi, günü hafif ve kendisinin farkında olan bir tonla kapatmak için bu kalıbı kullanır. Aynı kalıp bağlama göre kabullenme, hayal kırıklığı, mizah ya da yalnızca bir kapanış hissi gösterebilir.
Alıştırma
Son fırsatın az önce kaybedildiğini anlatan ünlemi tamamlayın: There ____ our last chance.
Cevabı göster
goes
I guess so: çekinceli bir evet
I guess so, çekince içeren olumlu bir yanıttır. Konuşan kişi önceki düşüncenin muhtemelen doğru olduğuna inanır veya onu kabul edebilir, ancak tamamen emin değildir. So, az önce sözü edilen düşüncenin tamamının yerini tutar; böylece düşünce tekrar edilmez. Günlük konuşmada bu ifade, ses tonuna bağlı olarak biraz isteksiz ya da hevesiz de duyulabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Did the update fix the problem?” diye soruyor. Sorunun büyük olasılıkla düzeldiğini düşünüyorsunuz ama tamamen emin değilsiniz. Hangi cevap en uygundur?
- Absolutely.
- I guess so.
- No, it didn't.
Cevabı göster
I guess so.