Prenses Bluey ve Ballı At Maceraya Atılıyor! | Macera | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Çocukların prenses oyununda oyuncular kızlarla ilgili bir alayı tersine çevirir, Açgözlü Kraliçe’nin bir çiftlikteki meyve çalılarını kuma dönüştürdüğünü öğrenir ve korkan prensesi bu tehditle yüzleşmesi için cesaretlendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I'm not sure about this. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Keskin bir şekilde hayır demeden tereddüt, şüphe veya hafif bir anlaşmazlık ifade etmeyi öğrenin. Bu nazik cümle bir planı değerlendirirken, yapılan bir düzenlemeye yanıt verirken ya da rol oyununda çekincenizi belirtirken doğal biçimde kullanılabilir. 2. turn all the fruit bushes into sand? — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: turn A into B yapısını, bir şeyin bütünüyle başka bir şeye dönüşmesini anlatan yaygın bir kalıp olarak tanıyın. Bu yapıyı fiziksel değişimlerde, kimlik veya durum değişikliklerinde ve öyküdeki gibi büyülü dönüşümlerde kullanabilirsiniz. 3. have the heart of a hero, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: heart sözcüğünün yalnızca organı değil, cesaret ve karakter gibi içsel nitelikleri de temsil edebildiğini anlayın. Bu mecaz, birinin iç dünyasını kahramanca göstererek ona güven veren övgü ve cesaretlendirmeleri yorumlamanıza yardımcı olur.
Bu derste
I'm not sure about this.: nazikçe çekince belirtmek
Bu cümlede “I'm not sure about this.” yalnızca bir bilginin eksik olduğunu söylemez. Konuşan kişi olan biten konusunda tereddüt veya kuşku ifade eder ve aynı fikirde olmadığını nazikçe ima ediyor olabilir. be not sure about + bir şey, plan veya eylem yapısı, doğrudan no demeden bir kaygıyı dile getirmenizi sağlar. Buradaki this, mevcut duruma veya önerilen eyleme işaret eder.
Alıştırma
B konuşmasını bu dersteki nazik ifadeyle tamamlayın. A: Let's take this steep path. B: ____. Could we use the safer path?
Cevabı göster
I'm not sure about this
rude fellows: insanlar için eski moda ve teatral bir adlandırma
rude fellows ifadesinde fellows, insanlar veya erkekler anlamına gelir; yaklaşık olarak “şu kaba insanlar” demektir. Burada iş arkadaşlarını veya akademik bir fellowship konumundaki kişileri belirtmez. Günümüz İngilizcesinde insanlara bu şekilde fellows demek eski moda, masal kitabı tarzında veya bilerek teatral gelebilir. Bu sahnede bu ton, resmî bir tanım vermek yerine abartılı bir rol yapma biçimini destekler.
Alıştırma
“Oh my, what rude fellows,” cümlesinde rude fellows ne anlama gelir ve nasıl bir ton verir?
- Kibar davranan iş arkadaşları
- Eski moda veya teatral bir biçimde anlatılan kaba insanlar
- Resmî akademik görevlerde bulunan araştırmacılar
Cevabı göster
Eski moda veya teatral bir biçimde anlatılan kaba insanlar
Acil ve sert bir emirde “this instant”
Burada this instant, “hemen, hiç gecikmeden” demektir. Bu iki sözcük Stop copying me emrinden sonra zaman bildiren bir ifade olarak kullanılır; belirli bir “an”a işaret etmez. Bir emrin ardından gelen this instant, sabırsızlık ve otorite katar. Genellikle now veya right now’dan daha sert ve teatral duyulur; yani konuşan kişi eylemin derhâl yapılmasını ister.
Alıştırma
Hangi cümlede this instant, hemen harekete geçilmesini istemek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Put the matches down this instant.
- The message arrived in an instant.
- This instant of joy was captured in the photograph.
Cevabı göster
Put the matches down this instant.
Abartılı bir güç benzetmesi olarak “like King Kong”
King Kong, devasa boyutu ve gücüyle popüler kültürde yaygın olarak bilinen kurmaca bir dev gorildir. Bu benzetmeyi anlamak için gereken kültürel çağrışım bundan ibarettir. Burada like King Kong, “King Kong kadar güçlü” anlamına gelir. Gerçek bir kişiye gönderme değil, şakacı bir abartmadır. Dize, tekerlemenin bir parçası olarak erkek çocuklar hakkında genel bir iddiada bulunur; bu, her erkek çocuk için geçerli bir gerçek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede like King Kong neyi düşündürür?
- Bir kraldan beklenen kibar davranışlar
- King Kong adlı gerçek bir kişi
- Abartılı biçimde ifade edilen büyük güç
Cevabı göster
Abartılı biçimde ifade edilen büyük güç
chuck them in the creek: throw demenin gayriresmî ve sert bir yolu
Bu cümlede chuck, gayriresmî, sert ya da özensiz bir biçimde “atmak” veya “fırlatmak” demektir. Chuck them in the creek, onları küçük dereye fırlatmak anlamına gelir. Bu söz, çocukların söylediği abartılı ve uyaklı bir sataşmadır; ciddi bir öneri değildir. Chuck, eylemi nötr throw fiiline göre daha sert ve gelişigüzel gösterir.
Alıştırma
Bu sözde chuck en yakın olarak ne anlama gelir?
- Onlardan kibarca gitmelerini istemek
- Onları sert ve gayriresmî bir biçimde atmak
- Onları dikkatlice tutmak
Cevabı göster
Onları sert ve gayriresmî bir biçimde atmak
Chloe, let me be the princess for a second. Ton ve niyet
0:31Chloe, bir saniyeliğine prenses olmama izin ver.
let me be ... for a second: kısa bir sıra istemek
Let me be the princess, prenses rolünü üstlenmek için izin istemektir. Let fiilinden sonra nesne zamiri ve fiilin yalın hâli kullanılır: let me be doğrudur; let I be veya let me to be denmez. Burada for a second genellikle tam olarak bir saniye değil, “kısa bir süre” demektir. İsteği kısa bir süreyle sınırlar ve kabul edilmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
İsteği let me ... for a second kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: ____ try the controls ____.
Cevabı göster
Let me · for a second
I've got an idea: bir öneriyi dile getirmek
I've got an idea ifadesi, yeni bir öneri, plan veya çözüm düşündüğünüzü ve bunu açıklamak üzere olduğunuzu bildiren doğal bir konuşma kalıbıdır. Bu ifadede have got, have yani “sahip olmak” anlamındadır: konuşanın şu anda bir fikri vardır. Bir şeyi elde etme ya da gidip alma eylemi vurgulanmaz.
Alıştırma
Bir sorunu çözmenin yolunu az önce düşündünüz. Önerinizi doğal biçimde hangi cümleyle başlatırsınız?
- I've got the idea.
- I've got an idea.
- I've taken an idea.
Cevabı göster
I've got an idea.
let you do it: let + kişi + fiilin yalın hâli
let + kişi + fiilin yalın hâli, o kişinin bir şeyi yapmasına izin vermek anlamına gelir. let you do it ifadesinde you, izni veya sırayı alan kişidir; do ise fiilin yalın hâlidir ve önüne to gelmez. Tam cümle olan I'll let you do it, eylemi veya fırsatı dinleyiciye devretme anlamı da taşır. Bağlama göre izin, seçim hakkı veya sırayı birine verme ifade edilebilir.
Alıştırma
Cümleyi do fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I'll let you ____ it.
Cevabı göster
do
beaten us: “bizi yendiniz” anlamı
“You've beaten us” cümlesinde beaten us, “bizi yendiniz” veya “bizi mağlup ettiniz” anlamına gelir. Beat, bir oyunda, yarışmada ya da hayalî bir karşılaşmada birine karşı kazanmayı anlatabilir; tek başına birinin fiziksel olarak dövüldüğü anlamına gelmez. Buradaki have + beaten, İngilizcedeki present perfect yapısıdır. Konuşan kişi prensesin zaten kazandığını kabul eder ve bu sonucun şimdi de önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
“You've beaten us” cümlesinde beaten us ne anlama gelir?
- bizi yendiniz
- kaçmamıza yardım ettiniz
- bize fiziksel olarak vurdunuz
Cevabı göster
bizi yendiniz
When you need us, we will be there. Dilbilgisi
0:53Bize ne zaman ihtiyacınız olursa, orada olacağız.
When you need us, we will be there: when yan cümlesinde geniş zaman
“When you need us, we will be there.” cümlesinde when gelecekteki bir zamanı veya olayı başlatır ve ardından gelen yan cümlede geniş zaman biçimi olan need kullanılır. Ana cümledeki will be, gelecekteki sonucu veya verilen sözü anlatır. Kullanılabilecek yapı şudur: When + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli. İngilizcede gelecek anlamını belirtmek için gelecek zaman bildiren when yan cümlesinden sonra normalde will kullanılmaz; bu nedenle “When you need us” denir, “When you will need us” denmez.
Alıştırma
Cümleyi need kelimesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When you ____ us, we will be there.
Cevabı göster
need
grew up: birinin çocukluğunu geçirdiği yeri anlatma
Burada grew up, grow up öbek fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Özne bir kişiyse çocukluk dönemini geçirip yaşça büyümek anlamına gelir. where I grew up yapısında where, bu çocukluk döneminin geçtiği yeri belirtir. Büyüyen çiftlik değildir; çiftlik, konuşanın büyürken yaşadığı yerdir.
Alıştırma
Cümleyi grow up öbek fiilinin basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: I ____ in a small town.
Cevabı göster
grew up
it's all gone: hiçbir şey kalmadığını söyleme
it's all gone ifadesinde it's, it is anlamına gelir; all miktarın tamamını kapsar ve gone ortaya çıkan durumu anlatır: hiçbir şey kalmamıştır veya artık kullanılamaz durumdadır. Bu günlük ifade genellikle yiyecekler, malzemeler veya daha önce orada bulunan şeyler için kullanılır. Buradaki gone yalnızca bir kişinin ayrıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “hiçbir şey kalmadı” anlamındaki iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The juice is ____.
Cevabı göster
all gone
This was once full of fruit bushes. Kalıp ifadeler
1:09Burası bir zamanlar meyve çalılarıyla doluydu.
once full of: artık değişmiş olan eski bir durum
Burada once, “bir kez” değil, “geçmişte bir zaman, bir zamanlar” anlamındadır. Once full of fruit bushes, geçmişte meyve çalılarının o yeri doldurduğunu ya da kapladığını anlatır. was once full of + isim kalıbı önceki bir durumu anlatır ve genellikle bu durumun artık geçerli olmadığını ima eder. Bir yerin veya şeyin nasıl değiştiğini göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi was once full of ile tamamlayın: The old cupboard ____ board games, but now it is empty.
Cevabı göster
was once full of
What's happened?: şu an görülen sonucun nedenini sormak
What's happened?, What has happened? ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Buradaki 's, has anlamına gelir; çünkü happened geçmiş zaman ortacıdır. Present perfect, sonucu şu anda önemli olan bir olay hakkında soru sorar. Konuşan kişi bir değişiklik veya sorun görür ve mevcut duruma neyin yol açtığını sorar.
Alıştırma
Şu anda görülen bir durumun nedenini present perfect ile soran soru hangisidir?
- What's happening?
- What's happened?
- What happened?
Cevabı göster
What's happened?
turn all the fruit bushes into sand? ... turn A into B: A'yı B'ye dönüştürmek
turn all the fruit bushes into sand, turn A into B yapısını kullanır. Burada A all the fruit bushes, B ise sand'dir; yani kraliçe çalıların kuma dönüşmesine neden olur. Bu yapıda into bir yere hareket etmeyi değil, değişimin sonucunu gösterir. Genel olarak turn A into B fiziksel, maddi veya mecazi bir dönüşümü anlatabilir.
Alıştırma
Bir nesnede meydana getirilen değişimi anlatmak için turn A into B yapısını kullanan cümle hangisidir?
- The heat turned the ice into water.
- The heat turned into the ice.
- The heat moved the ice into water.
Cevabı göster
The heat turned the ice into water.
has to stop: durumun yarattığı gereklilik
Someone has to stop her cümlesindeki has to stop, onu durdurmanın gerekli olduğu anlamına gelir. Birinin harekete geçmesi duruma bağlıdır; bu yalnızca birinin isteği değildir. Someone dil bilgisi açısından tekil olduğu için has to kullanılır ve has to'dan sonra fiilin yalın hâli olan stop gelir. Bu yapı, bir kural, durum veya pratik gereklilik bir eylemi zorunlu kıldığında yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Someone has to stop her cümlesinde has to stop ne anlama gelir?
- Birisi onu zaten durdurdu.
- Birinin onu durdurması gerekiyor.
- Birisi onu durdurmak istiyor.
Cevabı göster
Birinin onu durdurması gerekiyor.
Or there'll be no food: “yoksa” anlamındaki or
Burada or, iki seçenek sunan “veya” değil, “yoksa” anlamındadır. Önceden belirtilen gerekli eyleme bağlanır ve o eylem yapılmazsa ne olacağını açıklar. action + or + consequence kalıbı mesajı bir uyarı olarak düzenler: ilk eylemi yapın, yoksa kötü sonuç ortaya çıkabilir.
Alıştırma
Bu cümlede or ne işe yarıyor: Wear a coat, or you'll get cold?
- Tavsiyeye uyulmamasının sonucunu tanıtır.
- Eşit derecede iyi iki seçenek sunar.
- Palto giymenin nedenini açıklar.
Cevabı göster
Tavsiyeye uyulmamasının sonucunu tanıtır.
What about you?: seçimi veya görevi dinleyene yöneltmek
What about you? mevcut konuyu, seçimi veya görevi dinleyene yöneltir. Bu bağlamda konu, kimin harekete geçebileceğidir; dolayısıyla soru “Bunu sen yapabilir misin?” veya “Bu işi sen üstlenir misin?” anlamını ima eder. İfadenin kesin etkisi önceki konuşmaya bağlıdır. Dinleyenin genel olarak nasıl olduğunu sormak yerine aynı meseleyi ona yöneltir ve cevap vermeye davet eder.
Alıştırma
Aşağıdaki konuşmada What about you? ne işe yarıyor? “We still need someone to lead the meeting.” “I can't today. What about you?”
- Konuşmacı, dinleyenin toplantıyı yönetebileceğini öneriyor.
- Konuşmacı, toplantının zaten bittiğini söylüyor.
- Konuşmacı, dinleyenin sağlığını soruyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, dinleyenin toplantıyı yönetebileceğini öneriyor.
not brave enough: sıfat + enough
“Not brave enough”, bir niteliğin gerekli düzeye ulaşmadığını belirtmek için not + sıfat + enough yapısını kullanır. Burada konuşan kişi, cesaretinin görevin gerektirdiği düzeyin altında olduğuna inanır. Enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir: brave enough doğrudur, enough brave değildir. not brave enough to go alone örneğinde olduğu gibi, bu düzeyin ne yapmak için gerektiğini belirtmek amacıyla to + fiil de eklenebilir.
Alıştırma
strong ve enough sözcüklerini doğru sırayla kullanın: This rope isn't ____ to hold the box.
Cevabı göster
strong enough
You are too: olumsuz bir ifadeye karşı çıkma
“You are too.”, önceki “I'm not brave enough.” ifadesine doğrudan karşı çıkar. brave enough tamamlayıcısı zaten anlaşıldığı için are'dan sonra söylenmez; too ise “Actually, you are.” anlamında güçlü bir karşı çıkış katar. Burada too, normalde taşıdığı “de/da” ekleme anlamında değildir. Diğer kişinin kendisi hakkındaki olumsuz değerlendirmesini reddeder ve onu cesaretlendirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I'm not ready.” diyor. Hangi yanıt bu olumsuz ifadeye doğrudan karşı çıkarak arkadaşınızı cesaretlendirir?
- You are not.
- You are too.
- You too.
Cevabı göster
You are too.
You have the heart of a hero, my princess. Deyimler
1:35Bir kahramanın kalbine sahipsiniz, prensesim.
have the heart of a hero: kahramanca içsel nitelikler
Burada heart, fiziksel organı değil, kişinin iç karakterini, özellikle cesaretini ve iyiliğini anlatır. To have the heart of a hero, bir kahramanla ilişkilendirilen niteliklere sahip olmayı anlatan bir mecazdır. Konuşan kişi bu ifadeyle prensesi sıcak bir şekilde cesaretlendirir: Prenses, tehlikeyle yüzleşmek için gereken karaktere zaten sahiptir. Daha genel olarak have the heart of a/an + hayranlık duyulan kişi veya rol yapısı, birinin o kişiyi tanımlayan içsel nitelikleri paylaştığını anlatır.
Alıştırma
You have the heart of a hero cümlesinde heart ne anlama gelir?
- Bir kahramandan alınan hediye
- Bir kahramanın fiziksel kalbi
- İçsel cesaret ve asil karakter
Cevabı göster
İçsel cesaret ve asil karakter
help you beat: help + nesne + fiilin yalın hâli
help you beat yapısında help kelimesinden sonra yardımı alan kişi (you) ve eylemin yalın hâli (beat) gelir. help + object + base verb kalıbı, “birinin bir şeyi yapmasını kolaylaştırmak veya mümkün kılmak” anlamına gelir. to kullanılan help you to beat biçimi de dil bilgisi açısından doğrudur. Ancak İngilizcede, özellikle günlük konuşmada, help sonrasındaki to sık sık atılır; bu nedenle help you beat tamamen doğaldır. Nesneden sonra burada beat veya to beat kullanılır, beating kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi help + you + see fiilinin yalın hâliyle ve to kullanmadan tamamlayın: Good lighting can ____ small details clearly.
Cevabı göster
help you see
I'm sorry, I'm just too frightened: geri çekilmeyi yumuşatmak
Bu cümlede I'm sorry, özür dileyen ve kibar bir geri çekilmeyi başlatır. Konuşan kişi öncelikle bir hata yaptığını kabul etmiyor; kendisinden beklenen şeyi yapamadığını açıklıyor. I'm just too frightened bunun nedenini verir. Buradaki just açıklamayı yumuşatır ve yaklaşık olarak “sadece” ya da “şöyle ki” anlamına gelir; “az önce” demek değildir. too + sıfat, duygunun beklenen eylemi engelleyecek kadar güçlü olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede just ne işe yarıyor?
- Konuşan kişinin yalnızca az önce korktuğu anlamına gelir.
- Korkunun konuşan kişinin tek duygusu olduğunu söyler.
- Korkunun konuşan kişinin harekete geçmesini engellediği açıklamasını yumuşatır.
Cevabı göster
Korkunun konuşan kişinin harekete geçmesini engellediği açıklamasını yumuşatır.
at once: gecikmeden hemen harekete geçmek
At once, “hemen” veya “gecikmeden” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Eve atla dönüşün mümkün olan en kısa zamanda gerçekleşmesi gerektiğini belirtir. Bu iki sözcüğü tek bir birim olarak düşünün. Once tek başına “bir kez” anlamına gelebilir veya geçmişteki bir zamanı anlatan yan cümleyi başlatabilir; ancak burada at once içinde bu anlamlar geçerli değildir.
Alıştırma
Hangi ifade, yöneticinin hemen geri dönülmesini istediği anlamını verir? The manager asked us to return ...
- one time
- once
- at once
Cevabı göster
at once
Tehdit olarak “I'm going to freeze you!”
Going to genellikle geleceğe yönelik bir niyeti ya da eylemi belirtir. Burada “I'm going to freeze you!” sakin bir plan açıklaması değildir: güçlü bir tonun kullanıldığı fantastik rol yapma bağlamında konuşan kişi bu sözü karşısındaki kişiyi tehdit etmek için kullanır. Tehdit anlamı yalnızca going to yapısından değil; birine doğrudan you diye hitap edilmesinden, tehdit edici freeze eyleminden ve güçlü söyleyişten oluşan bütün durumdan doğar. Freeze you, karşıdaki kişiyi sihirle dondurmak demektir; havanın soğumasını anlatmaz.
Alıştırma
Fantastik bir rol yapma oyununda konuşan kişi “I'm going to freeze you!” diyerek ne yapıyor?
- Karşısındaki kişiyi sihirli bir eylemle tehdit ediyor
- Havanın soğumakta olduğunu açıklıyor
- Karşısındaki kişinin planlarını kibarca soruyor
Cevabı göster
Karşısındaki kişiyi sihirli bir eylemle tehdit ediyor