Muffin Neden Koni Takıyor? 🩶 🖤 | 2. Sezon Öne Çıkanlar - Muffin'in Konisi | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
247 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Muffin, parmak emme alışkanlığını bırakması için koruyucu bir koni takar; ancak bu koni, sandviççi oyunu oynarken düzgün görmesini engeller. Aile, bu katı yöntemin işe yarayıp yaramayacağını ve koni çıkarıldığında Muffin’ın sözüne güvenilip güvenilemeyeceğini tartışır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. break the habit. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Tekrarlanan bir davranışı başarıyla bırakmayı anlatan doğal bir eşdizimi kavramayı sağlar. Öğrenci, sözcükleri tek tek çevirmek ya da otomatik biçimde “stop a habit” gibi bir birleşime yönelmek yerine bu ifadeyi parmak emme, sağlıksız beslenme veya birinin geride bırakmaya çalıştığı başka bir alışkanlık hakkında kullanabilir. 2. coming right up. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Siparişin ya da istenen şeyin hemen hazırlanacağını bildiren samimi bir hizmet ifadesini tanımayı sağlar. Öğrenci, ifadenin Muffin’ın hayalî sandviççisindeki işlevini anlayabilir; restoran, servis tezgâhı, konuk ağırlama ve rol yapma konuşmalarında doğal biçimde kullanabilir. 3. a bit of tough love, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Birine yardımcı olmak amacıyla uygulanan sert veya rahatsız edici yaklaşımı anlatan bu deyimi kavramayı sağlar. Öğrenci ayrıca “a bit of” sözünün gerekçeyi nasıl yumuşattığını ve konuşanın katı bir kuralı zalimlik ya da ceza gibi göstermeden savunmasına nasıl imkân verdiğini fark edebilir.

Bu derste

Oh, poor Muffin. Ton ve niyet

0:00

Ah, zavallı Muffin.

Ton ve niyet

poor Muffin: şefkat ve üzüntü ifade etmek

Burada poor, “talihsiz durumda olan” veya “acıma ve şefkat uyandıran” anlamına gelir. Konuşan kişi poor sözcüğünü Muffin’in adından önce getirerek onun rahatsız edici durumuyla ilgilendiğini gösterir. Bu, Muffin’in parasının az olduğu anlamına gelmez. poor + kişi veya hayvan yapısı, birinin yaşadığı sıkıntıya karşı verilen anlık ve duygusal tepkiyi sık sık ifade eder.

Alıştırma

“Poor Nina—she missed the school trip” cümlesindeki poor ne anlama gelir?

  1. Parası azdır.
  2. Kötü performans göstermiştir.
  3. Talihsiz bir durumdadır ve konuşan kişi onun için üzülmektedir.
Cevabı göster

Talihsiz bir durumdadır ve konuşan kişi onun için üzülmektedir.

Why is Muffin wearing a cone? Kelime

0:02

Muffin neden koni takıyor?

Kelime

a cone: takılabilen koni biçimli bir koruyucu

wearing a cone ifadesindeki cone, vücuda takılan ve genellikle boynun çevresine yerleştirilen koni biçimli bir koruyucudur. Burada amacı Muffin’in başparmağını emmesini engellemektir. Temel bağlam ipucu wearing fiilidir: vücuda takılan bir şeyi gösterir. Bu nedenle cone burada yalnızca geometrik şekil, dondurma külahı veya trafik konisi değildir.

Alıştırma

“The cat must wear a cone after surgery” cümlesindeki a cone nedir?

  1. Trafiği yönlendirmek için kullanılan bir yol işaretleyicisi.
  2. Vücuda takılan koni biçimli koruyucu bir boyunluk.
  3. Dondurma koymak için kullanılan gofret külah.
Cevabı göster

Vücuda takılan koni biçimli koruyucu bir boyunluk.

It's to make her stop sucking her thumb. Dilbilgisi

0:04

Başparmağını emmeyi bırakması için.

Dilbilgisi

make her stop sucking: make + nesne + fiilin yalın hâli

make her stop sucking ifadesinde make, “bir sonucun gerçekleşmesini sağlamak” anlamındadır. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâlidir; her nesnedir ve stop, to almadan kullanılır. Ardından stop, sona eren etkinliği belirten -ing biçimini alır: stop sucking, “emme eylemini bırakmak” demektir. İfadenin tamamı, onun bu eylemi bırakmasını sağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi stop fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The teacher's signal made the class ____ talking.

Cevabı göster

stop

Trix, are you sure about this? Ton ve niyet

0:12

Trix, bundan emin misin?

Ton ve niyet

Are you sure about this?: nazikçe yeniden düşünmeye çağırma

Are you sure about this? kelime anlamıyla karşıdaki kişinin emin olup olmadığını sorar. Bu bağlamda aynı zamanda nazik bir sorgulama işlevi görür: konuşan kişi seçim konusunda kaygılıdır ve karşısındakini yeniden düşünmeye davet eder. About this, mevcut planı, eylemi veya kararı gösterir. Bu soru, fikrin yanlış olduğunu doğrudan söylemekten daha yumuşaktır.

Alıştırma

Maya riskli bir kestirme yola girmek üzeredir. Arkadaşı “Are you sure about this?” diye sorar. Arkadaşı büyük olasılıkla ne yapmaktadır?

  1. Maya'dan nazikçe yeniden düşünmesini istemek
  2. Maya'ya tamamen katıldığını göstermek
  3. this sözcüğünün ne anlama geldiğini sormak
Cevabı göster

Maya'dan nazikçe yeniden düşünmesini istemek

Well, she needs to break the habit. Kalıp ifadeler

0:15

Şey, bu alışkanlığından vazgeçmesi gerekiyor.

Kalıp ifadeler

break the habit: yerleşmiş bir alışkanlığı bırakmak

Break the habit, yerleşmiş ve tekrarlanan bir davranışı bırakmak demektir. Buradaki break mecazidir: fiziksel olarak bir şeyi kırmak değil, davranış kalıbını sona erdirmek anlamına gelir. Hangi alışkanlıktan söz edildiği biliniyorsa break the habit kullanılır. Genel olarak bir alışkanlıktan söz ederken break a habit; davranışı belirtirken break the habit of doing something kullanılır.

Alıştırma

break kullanılan üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya checks her phone during every meal, and she wants to ____.

Cevabı göster

break the habit

I guess. Ton ve niyet

0:17

Sanırım.

Ton ve niyet

I guess: kuşku veya çekinceyle kabul etmek

I guess kesin olmayan bir görüşü ifade etmek için kullanılabilir; ancak burada olduğu gibi kısa bir yanıt olduğunda çekinceli kabulü anlatır: Konuşan kişi fikre uyar ama hâlâ emin değildir veya pek istekli değildir. İfadenin gücü kısmen tonlamaya bağlıdır. Tereddütlü veya düz bir söyleyiş çekinceyi artırabilir; bu nedenle kesin bir evet olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Yargılayın: Birisi bir öneriye I guess. diye yanıt verirse bu yanıt hevesli ve kesin bir onay ifade eder.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Look, if she promises to stop sucking her thumb, Dilbilgisi

0:18

Bak, eğer parmağını emmeyi bırakacağına söz verirse,

I can take it off. Öbek fiiller

0:21

onu çıkarabilirim.

Dilbilgisi

if she promises: bir koşul belirtmek

“If she promises ...” bir koşul belirtir. Ana cümle olan “I can take it off”, onun söz vermesi durumunda geçerli olacak sonucu açıklar. Sözün tam içeriği “to stop sucking her thumb” ile tamamlanır. Kullanışlı kalıp, if + simple present ile kurulan koşul ve ardından can, will ya da uygun başka bir fiil içeren sonuç cümlesidir.

Alıştırma

Cümleyi if ve promise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ to put the blocks away, she can use them.

Cevabı göster

If she promises

Öbek fiiller

take it off: giyilen veya takılı bir şeyi çıkarmak

Take it off, giyilmiş olan ya da bir kişiye veya nesneye takılı bulunan bir şeyi çıkarmak demektir. Off ayrılma anlamı kattığı için burada take it away, yani başka yere götürmek anlamına gelmez. Take off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it gibi bir zamirse zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir: take it off. Nesne isim olduğunda hem take your coat off hem de take off your coat kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “kaskı çıkarmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The helmet feels tight, so I am going to ____.

Cevabı göster

take it off

What do you think, Muffin? Ton ve niyet

0:22

Sen ne düşünüyorsun, Muffin?

Ton ve niyet

What do you think, Muffin? ... fikir sormak

What do you think? karşıdaki kişiyi fikrini, tepkisini veya tercihini söylemeye davet eden açık uçlu bir sorudur. Burada konuşan kişi Muffin'e bu seçim ya da durum hakkında ne hissettiğini söyleme fırsatı veriyor; onun ne bildiğini sınamıyor. Muffin bir seslenme ifadesidir. Virgülden sonraki isim, sorunun doğrudan kime yöneltildiğini gösterir. Aynı soru planlar, fikirler ve seçimler hakkında da kullanılabilir.

Alıştırma

What do you think, Muffin? burada esas olarak ne yapmak için kullanılıyor?

  1. Muffin'in ne bildiğini sınamak
  2. Muffin'i fikrini söylemeye davet etmek
  3. Muffin'e ne yapacağını söylemek
Cevabı göster

Muffin'i fikrini söylemeye davet etmek

I want to suck my thumb.

0:25

Parmağımı emmek istiyorum.

This is gonna make it hard to play sandwich shop. Dilbilgisi

0:30

Bu, sandviç dükkancılık oynamayı zorlaştıracak.

Dilbilgisi

make it hard to play ... bir etkinliği zorlaştırmak

make it hard to play, make + it + sıfat + to do yapısını kullanır. Bir şeyin to cümleciğinde belirtilen etkinliği zorlaştırdığı anlamına gelir. Burada anlam, bu durumun sandviççi dükkânı oynamayı zorlaştıracağıdır. it burada biçimsel nesnedir: nesne konumunu doldurur; gerçekten etkilenen etkinlik ise to play sandwich shop ile belirtilir. Aynı yapı make it easy, possible veya impossible to do ile de kullanılabilir.

Alıştırma

Verilen yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: The loud music makes ____ concentrate.

Cevabı göster

it hard to

Oh.

0:35

Ah.

Up you get, Muffin. Kalıp ifadeler

0:36

Kalk bakalım, Muffin.

Kalıp ifadeler

Up you get: ayağa kalkmaya yönelik sözlü bir yönlendirme

“Up you get”, “ayağa kalk” ya da “kalk” anlamına gelen kalıplaşmış bir sözlü yönlendirmedir. Bu cümlede konuşan kişi Muffin’e oturduğu, yattığı veya daha alçak bir konumdan kalkmasını söylüyor ya da kalkmasına yardım ediyor. Alışılmadık sözcük dizilişi, yukarı doğru hareketi vurgulamak için up sözcüğünü başa getirir. Tüm ifadeyi tek bir kalıp olarak öğrenin; burada get “almak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir çocuğa ayağa kalkmasını söyleyen doğal sözlü ifade hangisidir?

  1. You get the up, Leo.
  2. Up you get, Leo.
  3. Up you receive, Leo.
Cevabı göster

Up you get, Leo.

Can I be the sandwich shop lady?

0:37

Sandviç dükkanındaki kadın ben olabilir miyim?

Um, sure.

0:40

Hımm, tabii.

Let's give that a go. Kalıp ifadeler

0:42

Hadi bir deneyelim.

Kalıp ifadeler

Let's give that a go: denemeyi önermek

“Let's give that a go”, “hadi onu deneyelim” anlamına gelir. Burada go, “bir deneme” anlamındaki sayılabilen bir isimdir; that ise daha önce sözü edilen bir fikre, yönteme veya etkinliğe gönderme yapar. give something a go kalıbı, deneme önerisini rahat ve cesaretlendirici hâle getirir. Let's konuşanı da kapsar ve karşıdaki kişiyi birlikte denemeye çağırır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir grubun önerilen yöntemi denemesini doğal biçimde ifade eder?

  1. Let's give that away.
  2. Let's give that a go.
  3. Let's go away from that.
Cevabı göster

Let's give that a go.

Hi.

0:46

Selam.

Hello.

0:46

Merhaba.

What would you like on your sandwich? Ton ve niyet

0:47

Sandviçinizde ne istersiniz?

Ton ve niyet

What would you like on your sandwich?: malzemeleri kibarca sormak

What would you like on your sandwich? müşteriye hangi iç malzemeleri veya ek malzemeleri seçmek istediğini kibarca sormanın yoludur. Would you like, want ile kurulan doğrudan bir sorudan daha yumuşaktır ve hizmet bağlamına daha uygundur. Buradaki on your sandwich, sandviçe eklenecek malzemeleri belirtir. Sipariş bağlamında sandviçin bir parçası olarak anlamındadır; yalnızca dış yüzeyin üstüne konan şeyleri anlatmaz.

Alıştırma

Bir görevli, müşteriye sandviçinde hangi malzemeleri istediğini kibarca sormak istiyor. En uygun cümle hangisidir?

  1. Tell me your sandwich choice.
  2. What would you like on your sandwich?
  3. What do you want on your sandwich?
Cevabı göster

What would you like on your sandwich?

Um, ham and tomato, please.

0:49

Hımm, jambon ve domates lütfen.

Okay, coming right up. Kalıp ifadeler

0:52

Tamamdır, hemen geliyor.

Kalıp ifadeler

coming right up.: hızlı bir hizmet vaadi

Coming right up. istek edilen şeyin çok yakında hazır olacağını veya getirileceğini belirten kısa bir hizmet yanıtıdır. Konuşan, isteği kabul eder ve hemen ilgileneceğini söyler. Hizmet bağlamında özne ve fiil açıkça söylenmez; ifade hemen geliyor gibi anlaşılır. Buradaki right aciliyet anlamını güçlendirir; yukarı doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kafe çalışanı siparişi yeni aldı ve hemen hazırlayacak. Coming right up. ne anlama gelir?

  1. Sipariş çok yakında hazır olacak
  2. Sipariş üst kata taşınıyor
  3. Müşteri şimdi tezgâha gelmeli
Cevabı göster

Sipariş çok yakında hazır olacak

Here's the bread.

0:54

İşte ekmek.

No, that's cheese.

0:55

Hayır, o peynir.

And that's lettuce.

0:57

Ve o da marul.

It's bread.

0:59

O ekmek.

I can feel it. Kelime

1:00

Hissedebiliyorum.

Kelime

feel it: bir şeyi dokunarak algılamak

Bu cümlede feel it, “bir şeyi dokunma yoluyla fark etmek veya tanımak” anlamına gelir. it zamiri, konuşanın dokunarak algılayabildiği fiziksel bir nesneyi belirtir. Feel duyguları da anlatabilir, ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır. Bu bağlamda feel fiziksel bir nesneyi nesne olarak aldığında dokunma duyusunu anlatır.

Alıştırma

I can feel it cümlesinde feel ne anlama gelir?

  1. bir etkinlik yapmak istemek
  2. nesneyi dokunarak fark etmek
  3. üzüntü hissetmek
Cevabı göster

nesneyi dokunarak fark etmek

Muffin, you can't see anything with your cone on. Dilbilgisi

1:02

Muffin, o koniylayken hiçbir şey göremiyorsun.

Dilbilgisi

with your cone on: with + noun + on ile eşlik eden bir durum

With your cone on, with + noun + on kalıbını izler ve eşlik eden bir durumu anlatır: koruyucu boyunluk takılıdır. Burada on, bir şeyin takılı veya giyili olma durumunu belirtir; başka bir nesnenin üstünde bulunma anlamına gelmez. with ile başlayan ifade, ana cümlenin geçerli olduğu koşulu verir. Bu kalıp, giyilen veya takılan bir şeyin bir eylemi ya da beceriyi nasıl etkilediğini sıkça açıklar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için with + noun + on kalıbını ve your helmet sözlerini kullanın: It is hard to hear ____.

Cevabı göster

with your helmet on

Please, can you promise not to suck your thumb? Dilbilgisi

1:05

Lütfen, parmağını emmeyeceğine söz verir misin?

Dilbilgisi

promise not to + fiil: Bir şeyi yapmayacağına söz vermek

promise not to suck your thumb ifadesinde promise sözcüğünden sonra, söz verilen eylemi belirten to + fiilin yalın hâli, yani mastar yapısı gelir. not sözcüğünü to sözcüğünün önüne koymak bu eylemi olumsuz yapar: promise not to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayacağına söz vermek demektir. Can you promise...? sorusunda konuşan kişi yalnızca karşısındakine o anda durmasını söylemez; ondan bir taahhüt ister. Aynı kalıp başka fiillerle de kullanılabilir: promise not to tell, promise not to touch.

Alıştırma

Cümleyi promise not to hedef ifadesiyle tamamlayın: I ____ share your message with anyone.

Cevabı göster

promise not to

No, I can see.

1:08

Hayır, görebiliyorum.

Here, I'll help you. Ton ve niyet

1:09

Gel, sana yardım edeyim.

Ton ve niyet

Here, I'll help you: Hemen yardım teklif etmek

Here, I'll help you cümlesinin başındaki Here öncelikle bir yer sözcüğü değildir. Konuşan kişinin araya girip bir eyleme başlayacağını bildiren, Let me do that ifadesine benzer bir konuşma işaretidir. I'll help you, içinde bulunulan duruma karşılık olarak o anda yapılan bir yardım teklifidir. Cümlenin tamamı yardımın nerede gerçekleşeceğini anlatmak yerine, arkadaşça ve doğrudan bir şekilde işe koyulup yardım etmeyi gösterir.

Alıştırma

Here, I'll help you cümlesinde Here ne işe yarar?

  1. Konuşan kişinin durduğu yeri belirtir.
  2. Dinleyiciden yardım teklif etmesini ister.
  3. Konuşan kişinin hemen yardım etmek için harekete geçtiğini gösterir.
Cevabı göster

Konuşan kişinin hemen yardım etmek için harekete geçtiğini gösterir.

Here's the bread.

1:11

İşte ekmek.

Thank you.

1:12

Teşekkürler.

Here's the ham.

1:13

İşte jambon.

Oh, Polly.

1:14

Ah, Polly.

Now, I'll cut it into triangles. Kalıp ifadeler

1:16

Şimdi, onu üçgenler halinde keseceğim.

Kalıp ifadeler

cut it into triangles. ... ortaya çıkan şekli belirtmek

cut it into triangles ifadesinde cut fiilinin nesnesi it’tir; into triangles ise eylemin sonucunu gösterir. Cümle onu üçgenler oluşturacak şekilde kesmek demektir; üçgenlere doğru kesmek demek değildir. Yapı cut + nesne + into + ortaya çıkan şekil veya parçalardır. Bir şey kesildikten sonra neye dönüştüğünü belirtir.

Alıştırma

Sonucu belirten kelimeyi kullanarak cümleyi tamamla: Please cut the paper ____ squares.

Cevabı göster

into

Where's the knife?

1:19

Bıçak nerede?

Muffin, you're making a baby sandwich.

1:21

Muffin, bebek sandviçi yapıyorsun.

Here's the knife.

1:23

Bıçak burada.

That's not a knife.

1:25

O bıçak değil.

This knife doesn't cut. Kelime

1:27

Bu bıçak kesmiyor.

Kelime

knife doesn't cut. ... bir aletin kesme işlevini anlatmak

This knife doesn't cut cümlesinde cut fiili nesne almaz. Cümlenin anlamı bıçağın düzgün kesemediğidir; bu genellikle bıçağın körelmiş veya arızalı olduğunu düşündürür. Geniş zaman, tek bir kesme denemesini anlatmak yerine aletin genel performansı hakkında yorum yapar.

Alıştırma

This knife doesn't cut. cümlesi en doğal olarak ne anlatır?

  1. Bıçak düzgün kesemiyor.
  2. Bu nesne aslında bıçak değil.
  3. Bıçak geçmişteki tek bir denemede başarısız oldu.
Cevabı göster

Bıçak düzgün kesemiyor.

Oh, this isn't a knife.

1:33

Ah, bu bir bıçak değilmiş.

Let's go and see Aunt Trixie. Kalıp ifadeler

1:35

Gidip Trixie Teyze'yi görelim.

Kalıp ifadeler

go and see Aunt Trixie: birinin yanına gidip görüşmek

go and see someone ifadesinde see, o kişiyle buluşmak, onu ziyaret etmek ya da onunla konuşmak anlamına gelir. Yalnızca onu gözle görmek anlamına gelmez. Bu yapı iki eylemi birbirine bağlar: önce kişinin yanına gidilir, sonra onunla görüşülür veya konuşulur. Let's ile kullanıldığında, bunu birlikte yapmaya yönelik samimi bir öneri olur.

Alıştırma

“We need the manager’s help, so let’s go and see her” cümlesindeki “go and see her” ne anlama gelir?

  1. Yanına gidip onunla görüşmek ya da konuşmak
  2. Konuşmadan ona bakmak
  3. Onu tesadüfen görmek
Cevabı göster

Yanına gidip onunla görüşmek ya da konuşmak

It's a bit of tough love, Deyimler

1:38

Bu biraz acımasızca bir sevgi,

that's all. Ton ve niyet

1:39

hepsi bu.

Deyimler

a bit of tough love: yardım amaçlı katılık

Tough love, uzun vadede ona yardımcı olacağına inandığınız için birine kararlı veya katı davranma biçimidir. Burada love romantik aşk değil, önemseme anlamındadır; tough ise zor bir şeyi değil, katı yaklaşımı niteler. A bit of, katılığın sınırlı olduğunu göstererek ifadeyi yumuşatır. Bu cümlede konuşan kişi davranışı aynı zamanda gerekçelendirir veya küçültür: sert gelebilir ama amacının yardım etmek olduğunu öne sürer.

Alıştırma

Hangi durum en iyi “a bit of tough love” ifadesiyle anlatılır?

  1. Birisi yalnızca kötü hissettirmek için arkadaşına hakaret eder.
  2. Bir ebeveyn, çocuğun sağlıklı bir alışkanlık geliştirmesine yardım etmek için sakin biçimde kesin bir sınır koyar.
  3. İki kişi zor bir romantik ilişkiye başlar.
Cevabı göster

Bir ebeveyn, çocuğun sağlıklı bir alışkanlık geliştirmesine yardım etmek için sakin biçimde kesin bir sınır koyar.

Ton ve niyet

that's all: önceki sözü hafifletmek

Bu cümlenin sonunda that's all, yalnızca açıklamanın bittiğini göstermez. Önceki tough love ifadesini sınırlı ve basit bir şey olarak çerçeveler: Konuşan kişi meselenin bundan ibaret olduğunu ve daha büyük bir sorun gibi görülmemesi gerektiğini anlatır. Bu tür bir kapanış genellikle bir iddia, gerekçe veya açıklamadan sonra gelir. Dinleyicinin önceki sözleri nasıl yorumlayacağını sınırlar ve olayın daha az ciddi görünmesini sağlayabilir.

Alıştırma

Yorumu değerlendirin: “We had a small disagreement, that's all,” cümlesinin sonu, anlaşmazlığı sınırlı ve pek ciddi olmayan bir olay olarak sunar.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

All she needs to do is not put her thumb in her mouth. Dilbilgisi

1:40

Tek yapması gereken başparmağını ağzına sokmamak.

Dilbilgisi

All she needs to do is...: gerekli tek eylemi vurgulamak

All she needs to do is... ifadesi, “ondan istenen tek eylem...” anlamına gelir. Buradaki all, bütün nesneler veya bütün görevler demek değildir. Cümleyi, yerine getirilmesi yeterli olan tek bir gerekliliğe odaklar. Tekrar kullanılabilen kalıp All + özne + need(s) to do + is + fiilin yalın hâli şeklindedir. Olumsuz bir gereklilik için not sözcüğünü fiilden önce kullanın: All we need to do is not panic.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak All + subject + need to do + is kalıbıyla tamamlayın: ____ press the green button.

Cevabı göster

All you need to do is

It's easy.

1:42

Çok kolay.

Chips?

1:43

Cips?

Nah, I'm off the chips. Kelime

1:44

Yok, cipsi bıraktım.

Kelime

I'm off the chips...: patates kızartması yememeyi seçmek

Burada I'm off the chips, şimdilik patates kızartması yememeye karar verdiğim veya ondan kaçındığım anlamına gelir. Be off ifadesinin ardından yiyecek, içecek ya da alışkanlık geldiğinde, ondan uzak durmanın kişinin o anki seçimi olduğunu anlatır. Bu ifade patates kızartmasından fiziksel olarak uzaklaşmak anlamına gelmez. İngiliz İngilizcesinde chips genellikle kalın kesilmiş patates kızartmasıdır; tam olarak hangi yiyeceğin kastedildiği bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Bu bağlamda I'm off the chips ne anlama gelir?

  1. Patates kızartması tükendi.
  2. Konuşan kişi patates kızartması almaya gidiyor.
  3. Konuşan kişi şimdilik patates kızartması yememeyi seçiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi şimdilik patates kızartması yememeyi seçiyor.

Trying to eat healthy. Dilbilgisi

1:46

Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum.

Dilbilgisi

Trying to eat healthy...: I'm ifadesini kısaltan konuşma cevabı

Burada Trying to eat healthy, konuşmada kısaltılmış bir cevaptır. Tam biçimi I'm trying to eat healthy şeklindedir; özne ve be fiili olan am durumdan anlaşılır. Trying to artı bir fiil, bir şeyi yapma çabasını veya güncel bir amacı gösterir. Kısaltılmış biçim, dinleyici kimin çabaladığını anlayabildiğinde uygundur; resmî ve tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Konuşanın Trying to eat healthy cevabında atlanan özne ve be fiilini hangi seçenek tamamlar?

  1. They're
  2. I'm
  3. You're
Cevabı göster

I'm

Good on you. Deyimler

1:47

Aferin sana.

Deyimler

Good on you: gündelik övgü ve teşvik

Good on you, övgü veya teşvik bildiren kalıplaşmış ve gündelik bir ifadedir. Burada “Aferin” ya da “İyi bir seçim yaptın” anlamına gelir; good, on ve you sözcükleri tek tek gerçek anlamlarıyla yorumlanmaz. Genellikle birinin yaptığı veya yapmaya karar verdiği olumlu bir şeye karşılık olarak söylenir ve o kişiyi eylemi ya da seçimi için takdir eder.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I returned the wallet I found on the bus.” diyor. Good on you ne anlatır?

  1. Cüzdanın arkadaşına ait olduğunu söyler.
  2. Arkadaşını doğru olanı yaptığı için över.
  3. Arkadaşını otobüse binmemesi için uyarır.
Cevabı göster

Arkadaşını doğru olanı yaptığı için över.

Well, one won't hurt. Deyimler

1:49

Eh, bir taneden zarar gelmez.

Deyimler

one won't hurt: küçük bir istisna zararsız görünür

one won't hurt ifadesinde one, konuşmadan hangi nesne olduğu zaten anlaşılan tek bir şeyi temsil eder. Hurt burada mutlaka birini fiziksel olarak yaralamak değil, “zarara veya kötü bir etkiye yol açmak” anlamındadır. Konuşan kişi tek bir istisnayı önemsiz olacak kadar küçük gösterir. Bu ifade, bir kuralı veya planı bozma kararını hafifletir ve kişinin kendini ya da başka birini nazikçe ikna etmeye çalıştığı izlenimini verebilir.

Alıştırma

Tek bir bisküvinin sorun çıkarmasının beklenmediğini anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: I'm trying to eat less sugar, but ____.

Cevabı göster

one won't hurt

Aunt Trixie, can you please take Muffin's cone off?

1:52

Trixie Teyze, lütfen Muffin'in konisini çıkarır mısın?

Well, if I take it off,

1:56

Şey, eğer onu çıkarırsam,

the first thing she'll do is suck her thumb. Dilbilgisi

1:57

yapacağı ilk şey parmağını emmek olur.

Dilbilgisi

the first thing she'll do is + fiilin yalın hâli

the first thing + subject + will do + is + base verb kalıbı, diğer eylemlerden önce gerçekleşmesi beklenen eylemi tahmin eder ve onu özellikle öne çıkarır. Bu cümlede konuşan kişi, o nesne çıkarılırsa kadının hemen başparmağını emeceğini düşünüyor. is sonrasında eylem fiilinin yalın hâlini kullanın: is suck doğrudur; is sucks veya is sucking değildir. Vurgulanan bölümde she'll, özne she ile will'i bir araya getirir; suck her thumb ise tahmin edilen ilk eylemi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kadının ilk eylemini tahmin edip öne çıkarmak için bu kalıbı doğal biçimde kullanır?

  1. The first thing she'll do is calling her dad.
  2. The first thing she'll do is call her dad.
  3. The first thing she'll do is calls her dad.
Cevabı göster

The first thing she'll do is call her dad.

She won't.

1:59

Yapmayacak.

She promises.

2:00

Söz veriyor.