Piller nasıl çalışır? - Adam Jacobson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
564 kelime 150 kel/dk

Video açıklaması: Video, Volta’nın ilk pilinden günümüzün şarj edilebilir modellerine uzanan gelişimi ele alıyor; yükseltgenme ve indirgenmenin kullanılabilir bir elektron akışı oluşturmasını ve tekrarlanan şarjların zamanla pil performansını neden düşürdüğünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You probably know the feeling. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Teknik açıklamaya geçmeden önce izleyicinin aşina olduğu bir deneyimi hatırlatan kısa bir giriş cümlesini tanımayı ve kullanmayı öğrenin. Bu yaklaşım hemen ortak bir zemin kurar ve soyut bir bilim konusunu, bütün ayrıntıları erkenden açıklamadan, kişisel ve anlaşılır hâle getirir. 2. Volta would have been shocked to learn — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would have been yapısının ardından gelen geçmiş zaman ortacının, tarihî bir kişinin yaşadığı dönemde erişemediği bir bilgiye vereceği tepkiyi hayal etmek için nasıl kullanıldığını anlayın. Bu gerçek dışı geçmiş kalıbıyla eski bir inanış ile daha sonra doğrulanan bilgi arasındaki farkı açıkça yorumlayabilirsiniz. 3. forestall that fatal bleep. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: forestall sözcüğünü, istenmeyen bir olayı gerçekleşmeden önce önlemek veya geciktirmek anlamındaki nispeten resmî bir fiil olarak anlayın. Ayrıca that fatal bleep ifadesinin başlangıçta pili biten telefonun sesine geri gönderme yaptığını ve bilimsel açıklamayı kısa, bütünlüklü ve akılda kalıcı biçimde kapattığını fark edebilirsiniz.

Bu derste

You probably know the feeling. Anlatım akışı

0:06

Muhtemelen bu hissi biliyorsunuzdur.

Anlatım akışı

Ortak deneyimle bağ kuran bir giriş olarak You probably know the feeling

Konuşmacı doğrudan izleyiciye seslenir ve kesin olduğunu iddia etmeden, bu deneyimi bildiklerini varsayar. Probably bu varsayımı yumuşatır; böylece giriş kesin ve iddialı değil, davetkâr gelir. Cümlenin tamamı bir giriş kancası işlevi görür: önce tanıdık bir deneyimi canlandırır, ardından izleyiciyi açıklamaya hazırlar. Buradaki the feeling, belirli bir duygudan çok tanıdık bir durumun genel deneyimini anlatır.

Alıştırma

You probably know the feeling. cümlesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Konuyu tanıtmadan önce tanıdık bir deneyim üzerinden yakınlık kurmak
  2. İzleyiciden tek ve kesin bir duygunun adını söylemesini istemek
  3. Her dinleyicinin tamamen aynı deneyimi yaşadığını kanıtlamak
Cevabı göster

Konuyu tanıtmadan önce tanıdık bir deneyim üzerinden yakınlık kurmak

Your phone utters its final plaintive bleep and cuts out in the middle of your call. Notlar

0:08

Telefonunuz son acıklı bip sesini çıkarır ve görüşmenizin ortasında kapanır.

Kelime

utters its final plaintive bleep: telefonun sesini kişileştirmek

Utters, bir ses çıkarmayı veya söz söylemeyi anlatan edebî bir fiildir. Bu fiilin telefona verilmesi, telefonu konuşabilen bir karakter gibi gösterir. Ardından its final plaintive bleep, düşük pil uyarısını telefonun son küçük ve hüzünlü feryadı gibi sunar. Plaintive, hüzünlü, kederli veya acındırıcı gelen bir sesi anlatır; yüksek sesli demek değildir. Kişileştirme, sıradan bir kapanmayı canlı ve hafif dramatik bir görüntüye dönüştürür.

Alıştırma

its final plaintive bleep nasıl bir izlenim verir?

  1. Son derece yüksek bir bip sesi
  2. Hüzünlü veya yalvarır gibi gelen bir bip sesi
  3. Açıkça söylenmiş bir uyarı cümlesi
Cevabı göster

Hüzünlü veya yalvarır gibi gelen bir bip sesi

Öbek fiiller

cuts out: aniden çalışmayı ya da iletimi durdurmak

Bu cümlede cuts out, “aniden çalışmayı veya iletimi durdurur” anlamına gelir. Telefon görüşme sırasında enerjisini kaybettiği için ses ve bağlantı kesilir; burada “bir şeyi kesip çıkarmak” anlamında değildir. Bir cihaz, motor, ses veya sinyal beklenmedik şekilde durduğunda cut out bu anlamda kullanılabilir. Genellikle arızalanan şey özne olur: The audio cut out.

Alıştırma

Cümleyi cut out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the interview, the microphone suddenly ____.

Cevabı göster

cut out

In that moment,

0:14

O anda,

you may feel more like throwing your battery across the room than singing its praises. Notlar

0:15

pilinizi övmek yerine odanın diğer ucuna fırlatmak isteyebilirsiniz.

Dilbilgisi

more like throwing ... than singing: eğilimleri karşılaştırmak

Feel more like doing A than doing B, “şu anda B yerine A yapmaya daha eğilimli olmak” anlamına gelir. Burada pili fırlatmak daha olası görünen hayal kırıklığı tepkisidir; pili övmek ise bunun karşısındaki tepkidir. Like, feel like yapısının bir parçasıdır; “sevmek” anlamındaki fiil değildir. İki -ing cümleciği paraleldir: more like throwing ... than singing .... Bu kalıpla iki eylem, ruh hâli veya olası tepki karşılaştırılabilir.

Alıştırma

more like ... than ... kalıbını tamamlayın: After the long hike, I feel more ____ resting at home ____ going out again.

Cevabı göster

like · than

Deyimler

singing its praises: onu coşkuyla övmek

Sing someone's praises ya da sing something's praises, bir kişiyi veya şeyi çoğu zaman başkalarının yanında coşkuyla övmek anlamına gelen bir deyimdir. Gerçekten şarkı söylemekten söz edilmez. Buradaki its pili gösterir. İfade, pili fırlatıp atma isteğiyle karşıtlık kurar: pil sizi sinirlendirdiğinde onun hakkında övgüyle konuşmanız pek olası değildir.

Alıştırma

'Uygulamayı coşkuyla övmek' anlamındaki deyimi tamamlayın: After the update, reviewers were singing the app's ____.

Cevabı göster

praises

But batteries are a triumph of science. Kalıp ifadeler

0:20

Ancak piller bilimin bir zaferidir.

Kalıp ifadeler

a triumph of science: olağanüstü bir başarı

A triumph of science, bilim sayesinde mümkün olmuş olağanüstü bir başarı anlamına gelir. Buradaki triumph, bir yarışma veya savaştaki zaferi değil, son derece başarılı bir sonucu belirtir. a triumph of + alan veya nitelik kalıbı, o alanın ya da niteliğin ortaya çıkardığı sonucu güçlü biçimde över. a triumph of engineering ve a triumph of teamwork buna örnektir.

Alıştırma

a triumph of + alan kalıbını tamamlayın: The new telescope is a ____ of engineering.

Cevabı göster

triumph

They allow smartphones and other technologies to exist Dilbilgisi

0:24

Akıllı telefonların ve diğer teknolojilerin

without anchoring us to an infernal tangle of power cables. Deyimler

0:27

bizi cehennem gibi bir güç kabloları yığınına mahkum etmeden var olmasını sağlarlar.

Dilbilgisi

allow ... to exist without anchoring: bir şeyi kısıtlama olmadan mümkün kılmak

allow + nesne + to + fiil yapısı, bir kişinin ya da şeyin bir eylemi veya durumu mümkün kıldığını anlatır. Bu cümlede nesne smartphones and other technologies, pillerin mümkün kıldığı şey ise to exist ifadesidir. without + -ing, kaçınılan durumu ekler. without anchoring us to ... bu teknolojilerin insanları elektrik kablolarına bağlamadan var olabildiği anlamına gelir. Bu yapı, bir yararı ve o yararın ortadan kaldırdığı kısıtlamayı birlikte açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

open ve touch fiillerini doğru biçimde kullanın: Voice control allows users ____ apps without ____ the screen.

Cevabı göster

to open · touching

Deyimler

an infernal tangle of power cables: canlı ve abartılı bir rahatsızlık ifadesi

Tangle, birbirine dolanmış şeylerden oluşan dağınık bir yığındır. Infernal güçlü bir olumsuz değerlendirme ekler: burada kelimenin gerçek anlamıyla cehennemle bağlantılı olmayı değil, son derece sinir bozucu veya zahmetli olmayı anlatır. an infernal tangle of power cables ifadesi, hem fiziksel olarak birbirine dolanmış hem de insanı bezdiren kabloları canlı ve abartılı biçimde betimler. Bu sözler teknik bir kısıtlamayı, dinleyicinin kolayca hissedebileceği bir görüntüye dönüştürür.

Alıştırma

"I spent ten minutes freeing my charger from an infernal tangle of cords," cümlesinde infernal sözcüğü esas olarak ne ekler?

  1. Kabloların sinir bozucu olduğuna dair güçlü ve abartılı bir his
  2. Kabloların düzenli biçimde yerleştirildiği düşüncesi
  3. Kabloların gerçekten cehennemden geldiği iddiası
Cevabı göster

Kabloların sinir bozucu olduğuna dair güçlü ve abartılı bir his

Yet even the best batteries will diminish daily, Anlatım akışı

0:32

Yine de en iyi piller bile her geçen gün zayıflayacak,

slowly losing capacity until they finally die.

0:35

sonunda ölene kadar yavaş yavaş kapasitesini kaybedecektir.

Anlatım akışı

Yet even the best batteries will diminish: övgüden bir sınırlamaya geçiş

Yet, önceki olumlu değerlendirmeyle karşıtlık kurar. Açıklama şimdi bir sınırlamaya geçer: piller zamanla kapasitelerini kaybeder. Even, yargıyı en güçlü örneğe, yani the best batteries ifadesine kadar genişletir. Yet even ... birlikte, övgüye rağmen sınırlamanın hâlâ geçerli olduğunu ve en iyi örneklerin bile bundan kaçamadığını gösterir.

Alıştırma

Açıklamanın başındaki Yet even the best batteries ... ne işe yarar?

  1. Övgüden, en iyi piller için bile geçerli olan bir sınırlamaya geçer.
  2. Yalnızca en iyi pillerin sahip olduğu başka bir avantaj ekler.
  3. Sıradan pillerin en iyi pillerden daha hızlı geliştiğini söyler.
Cevabı göster

Övgüden, en iyi piller için bile geçerli olan bir sınırlamaya geçer.

So why does this happen?

0:39

Peki bu neden oluyor?

And how do our batteries even store so much charge in the first place? Kalıp ifadeler

0:40

Ve her şeyden önce pillerimiz nasıl oluyor da bu kadar çok şarjı depolayabiliyor?

Kalıp ifadeler

store so much charge: elektrik bağlamında charge

store so much charge ifadesinde store, bir şeyi daha sonra kullanılabilmesi için tutmak; charge ise elektrik yükü veya kullanılabilir elektrik miktarı demektir. Store charge, pil ve elektrik bağlamlarında doğal bir sözcük birlikteliğidir. Burada charge, much sözcüğünden sonra sayılamayan bir isim olarak kullanılır. Pil bağlamı, charge sözcüğünün ücret veya suçlama gibi diğer yaygın anlamlarını eler.

Alıştırma

The backup battery can store enough charge to run the alarm cümlesinde charge ne anlama gelir?

  1. elektrik yükü veya kullanılabilir elektrik
  2. resmî bir suçlama
  3. bir hizmet için alınan ücret
Cevabı göster

elektrik yükü veya kullanılabilir elektrik

Kalıp ifadeler

in the first place: İlk nedeni sormak

How veya why ile kurulan bir soruda in the first place, soruyu ilk nedene ya da temel açıklamaya geri götürür. Burada fiziksel olarak “ilk yer” değil, “en başta” anlamındadır. Soru sonunda kullanıldığında bir adım geri çekilme hissi katar: konuşmacı, bataryalarda neyin ters gittiğini sormadan önce onların bu kadar fazla yükü nasıl depolayabildiğini sorar.

Alıştırma

Kalıp ifadeyi tamamlayın: Why did we choose this route in the first ____?

Cevabı göster

place

It all started in the 1780s Anlatım akışı

0:45

Her şey 1780'lerde

with two Italian scientists,

0:48

iki İtalyan bilim insanı,

Luigi Galvani and Alessandro Volta,

0:50

Luigi Galvani ve Alessandro Volta

and a frog.

0:53

ve bir kurbağa ile başladı.

Anlatım akışı

It all started: Bir köken hikâyesi başlatmak

It all started, bir açıklamanın veya köken hikâyesinin başlangıcını işaretleyen bir anlatı kalıbıdır. Karmaşık bir konuyu tek bir hikâye çizgisinde toplar ve ardından başlangıç zamanını, kişisini veya olayını gösterir. All, hikâyeyi özetler; her ayrıntının tam olarak aynı anda başladığını ileri süren gerçek anlamlı bir iddia değildir. Burada kalıp, dinleyiciyi modern bir konudan onun tarihsel başlangıç noktasına götürür.

Alıştırma

Bir topluluk bahçesinin köken hikâyesini en doğal biçimde hangi cümle başlatır?

  1. The neighbors have finished watering the plants.
  2. It all started with a few neighbors and an empty lot.
  3. The garden opens at eight every morning.
Cevabı göster

It all started with a few neighbors and an empty lot.

Legend has it that as Galvani was studying a frog's leg, Notlar

0:55

Efsaneye göre Galvani bir kurbağa bacağını incelerken,

Kalıp ifadeler

Legend has it that: geleneksel bir anlatıyı tanıtma

Legend has it that, ardından gelen bilginin geleneksel ya da yaygın biçimde aktarılan bir hikâyeye dayandığını bildiren kalıplaşmış bir aktarım ifadesidir. Bu cümlede Galvani hakkındaki ünlü anekdotu tanıtır; has it, “ona sahiptir” anlamına gelmez. Anlatıcı bu ifadeyi seçerek hikâyenin bilinen bir anlatı olabileceğini, ancak bütünüyle doğrulanmış bir kanıt olarak sunulmadığını belirtir. “Rivayete göre” gibi bir kaynak işareti olarak çalışır.

Alıştırma

“Geleneksel bir hikâyeye göre” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Legend has ____ that the tower is haunted.

Cevabı göster

it

he brushed a metal instrument up against one of its nerves, Öbek fiiller

0:58

metal bir aleti sinirlerinden birine sürterek

making the leg muscles jerk. Dilbilgisi

1:02

bacak kaslarının seyirmesine neden oldu.

Dilbilgisi

as Galvani was studying...: zaman arka planını kurmak

as Galvani was studying a frog's leg bölümünde as, “-iken” veya “tam o sırada” anlamına gelir. Geçmişte devam eden zaman biçimi was studying, zaten sürmekte olan bir etkinliği gösterir; basit geçmiş brushed ise bu sırada gerçekleşen olayı belirtir. as + özne + was/were + -ing kalıbı, başka bir olay anlatıyı ilerletmeden önce sahneyi kurabilir. Burada as zaman bildirir; neden anlamına gelmez ve as a scientist ifadesindeki rol anlamını taşımaz.

Alıştırma

Bu cümlede as ne işe yarıyor: “As I was packing my bag, the fire alarm went off”?

  1. Konuşanın rolünü belirtir.
  2. Çantayı hazırlamanın alarma neden olduğunu söyler.
  3. Alarm için zaman arka planını verir.
Cevabı göster

Alarm için zaman arka planını verir.

Öbek fiiller

brushed a metal instrument up against: hafif fiziksel temas

brushed a metal instrument up against ifadesinde brushed hafif ve kısa süreli bir teması anlatır. up against ise aletin belirli bir yüzeye ya da noktaya temas ettirildiğini gösterir. İfade, metal aleti sinirlerden birine hafifçe sürtmek ya da değdirmek anlamına gelir. Burada fiziksel temas anlatılır; sertçe çarpma anlatılmaz. Buradaki brush up, gözden geçirmek anlamındaki brush up on öbek fiili değildir; against temas ilişkisini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede brushed a metal instrument up against ne anlama geliyor?

  1. Metal bir aleti nasıl kullanacağını gözden geçirmek
  2. Metal bir aleti bir sinire hafifçe sürtmek
  3. Metal bir aletle bir sinire sertçe vurmak
Cevabı göster

Metal bir aleti bir sinire hafifçe sürtmek

Dilbilgisi

making the leg muscles jerk: kısa bir sonuç ifadesi

Virgülden sonraki making the leg muscles jerk ifadesi, ana cümledeki eylemin sonucunu ekler. Burada aletin sinire temas etmesi bacak kaslarının seğirmesine neden olmuştur. make + object + base verb yapısında make, neden olmak anlamına gelir: make the leg muscles jerk. -ing biçimi, sonucu ana eylemin ardından tek ve kısa bir cümlede vermeyi sağlar; making burada kas üretmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Sonuç ifadesini make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The power went out, ____ the whole hallway go dark.

Cevabı göster

making

Galvani called this animal electricity, Dilbilgisi

1:04

Galvani buna hayvansal elektrik dedi,

Dilbilgisi

called this animal electricity, — call + nesne + etiket ile adlandırma

called this animal electricity ifadesinde called, call + nesne + ad veya etiket yapısını izler. this ad verilen olguyu, animal electricity ise Galvani'nin ona verdiği adı gösterir. Bu yapı, bir şeye bir ad veya etiket vermek anlamına gelir. Keşiflerin, etkilerin, fikirlerin ya da kategorilerin nasıl adlandırıldığını anlatırken kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: In the past, scientists ____ this effect animal electricity.

Cevabı göster

called

believing that a type of electricity

1:07

bir tür elektriğin

was stored in the very stuff of life. Deyimler

1:09

yaşamın kendi maddesinde depolandığına inandı.

Deyimler

the very stuff of life. — yaşamın özünü anlatan edebî ifade

the very stuff of life ifadesi, yaşamı temel bir maddesi veya özü varmış gibi sunar. Buradaki stuff soyut anlamdadır: yaşamın temelde neyden oluştuğunu anlatır, belirsiz bir fiziksel nesneyi değil. Very ifadeyi güçlendirir ve yaşamın en derin ya da en temel özünü vurgular. Söyleyiş edebî ve dramatiktir; bu yüzden modern ve kesin bir bilimsel terimden çok, tarihsel bir düşüncenin canlı anlatımı gibi duyulur.

Alıştırma

Bu cümlede the very stuff of life ne anlama geliyor?

  1. Sıradan ev eşyalarından oluşan bir yığın
  2. Stuff adlı bilimsel bir cihaz
  3. Yaşamın en temel maddesi veya özü
Cevabı göster

Yaşamın en temel maddesi veya özü

But Volta disagreed, Anlatım akışı

1:12

Ancak Volta aynı fikirde değildi,

Anlatım akışı

But Volta disagreed: karşıt bir görüşe geçiş

But, az önce sunulan açıklamadan farklı bir yöne geçildiğini gösterir; Volta disagreed ise karşıt görüşü savunan kişiyi tanıtır. Bu kısa yan cümle, içeriğini vermeden önce bir anlaşmazlık olduğunu bildirir. Ardından gelen arguing that... ifadesi Volta'nın bunun yerine neye inandığını açıklar ve okuyucunun bir teoriden diğerine geçişi izlemesini sağlar.

Alıştırma

Bu parçada But Volta disagreed ne işe yarar?

  1. Volta'nın önceki açıklamayı tamamen kabul ettiğini gösterir.
  2. Önceki açıklamadan Volta'nın karşıt görüşüne geçer.
  3. Volta'nın karşı savının bütün ayrıntılarını verir.
Cevabı göster

Önceki açıklamadan Volta'nın karşıt görüşüne geçer.

arguing that it was the metal itself Dilbilgisi

1:13

bacağın seğirmesini sağlayanın

that made the leg twitch.

1:15

metalin kendisi olduğunu savundu.

Dilbilgisi

It was the metal itself that...: gerçek nedeni vurgulama

It was X that..., odağı X üzerine yerleştiren bir ayrık cümle yapısıdır. Bu cümlede X, the metal itself ifadesidir; yani Volta, bacağın seğirmesine başka bir kaynağın değil metalin neden olduğunu söylüyor. Burada it bir nesneyi belirtmez; ayrık cümle kalıbının bir parçasıdır. Itself ek bir karşıtlık kurarak sorumlu olanın metalin kendisi olduğunu vurgular. Daha az vurgulu temel cümle The metal itself made the leg twitch. şeklindedir.

Alıştırma

Neden olarak gevşek kabloyu vurgulamak için It was X that... cümlesini tamamlayın: ____ was the loose cable itself ____ made the screen flicker.

Cevabı göster

It · that

The debate was eventually settled with Volta's groundbreaking experiment. Notlar

1:17

Bu tartışma sonunda Volta'nın çığır açan deneyiyle çözüldü.

Dilbilgisi

The debate was eventually settled: sonuca odaklanan edilgen yapı

The debate was eventually settled ifadesinde was settled, settle fiilinin edilgen biçimidir: was + geçmiş zaman ortacı. The debate eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle cümle, kimin çözüm getirdiğinden çok anlaşmazlığın bir sonuca bağlanmasına odaklanır. Burada settle, bir şeyi çözmek veya kesin bir sonuca bağlamak demektir; bir yere yerleşmek anlamına gelmez. Eventually, sonucun belli bir süre veya belirsizlikten sonra ortaya çıktığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi settle fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After several careful tests, the debate ____ by clear evidence.

Cevabı göster

was settled

Kelime

Volta's groundbreaking experiment: groundbreaking son derece yenilikçi demektir

Volta's groundbreaking experiment ifadesinde groundbreaking, experiment sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Deneyin yalnızca yararlı veya önemli olduğunu değil, büyük bir yenilik getirdiğini ya da yeni bir yön açtığını belirtir. Sözcük burada mecaz anlamdadır. İnşaata başlamak için toprağın gerçekten kazılmasını anlatmaz.

Alıştırma

groundbreaking research ifadesinde groundbreaking en güçlü olarak neyi anlatır?

  1. Büyük bir yeni gelişme veya yön ortaya koyar.
  2. Yararlıdır ancak alışılmış yaklaşımı izler.
  3. İşçiler toprağı kazarken gerçekleştirilir.
Cevabı göster

Büyük bir yeni gelişme veya yön ortaya koyar.

He tested his idea

1:22

Fikrini,

with a stack of alternating layers of zinc and copper, Kalıp ifadeler

1:23

dönüşümlü çinko ve bakır katmanlarından oluşan,

separated by paper or cloth Dilbilgisi

1:27

kağıt veya kumaşla ayrılmış

soaked in a salt water solution.

1:30

ve tuzlu su çözeltisine batırılmış bir yığınla test etti.

Kalıp ifadeler

a stack of alternating layers of zinc and copper: dönüşümlü çinko ve bakır katmanlarından oluşan bir yığın

A stack of ... layers, birkaç katmanın üst üste yerleştirildiğini anlatır. Alternating layers of zinc and copper ifadesinde malzeme tekrarlanan bir sırayla değişir: çinko, bakır, çinko, bakır. Burada alternating, malzemelerin “sırayla birbirini izlemesi” anlamına gelir. Malzemelerin seçilebilecek seçenekler olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Katmanlı yapı açıklamasını alternate fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The model uses a stack of ____ layers of plastic and metal.

Cevabı göster

alternating

Dilbilgisi

separated by ... soaked in ...: geçmiş zaman ortacıyla kısa açıklamalar

Vurgulanan iki ifade, isim açıklamasına ek bilgiyi kısa biçimde yerleştiren geçmiş zaman ortacı gruplarıdır. Separated by paper or cloth, katmanların arasında ne olduğunu belirtir; soaked in a salt water solution ise kâğıdın veya kumaşın durumunu anlatır. Bu ifadeler yeni ana cümleler başlatmaz. Yapı şu şekilde açılabilir: “The layers are separated by paper or cloth, and the paper or cloth is soaked in a salt water solution.”

Alıştırma

Bu kısa açıklamayı doğru şekilde açan cümle hangisidir: The metal sheets are separated by cloth soaked in oil.?

  1. Kumaş metal levhaları ayırır ve kumaş yağa batırılmıştır.
  2. Kumaş metal levhaların içine batırılmıştır ve levhalar yağı ayırır.
  3. Metal levhalar yağa batırılmıştır ve yağ kumaşı ayırır.
Cevabı göster

Kumaş metal levhaları ayırır ve kumaş yağa batırılmıştır.

What happened in Volta's cell

1:32

Volta'nın hücresinde olan şey,

is something chemists now call oxidation and reduction. Kalıp ifadeler

1:34

kimyagerlerin bugün oksidasyon ve redüksiyon dedikleri şeydir.

Kalıp ifadeler

something chemists now call ...: teknik bir ad tanıtmak

something + group + call + name kalıbında something ad verilen şeyi ya da olayı, group adı veren grubu gösterir; teknik ad ise doğrudan call fiilinden sonra gelir. Burada Volta pili hücresinde gerçekleşen olay oxidation and reduction adlarıyla tanımlanır. Bu yapı, dinleyicinin zaten bildiği bir betimlemeden olayın resmî terimine geçer. Akışı kesmeden yeni bir terim sunduğu için bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hedefteki adlandırma kalıbını iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Researchers recently identified the pattern. It is something they ____ the spacing effect.

Cevabı göster

now call

The zinc oxidizes,

1:38

Çinko oksitlenir,

which means it loses electrons, Anlatım akışı

1:40

yani elektron kaybeder,

which are in turn gained by the ions in the water Kalıp ifadeler

1:43

bunlar da sırasıyla sudaki iyonlar tarafından kazanılır

in a process called reduction, Kalıp ifadeler

1:46

redüksiyon adı verilen bir süreçte

Anlatım akışı

which means it loses electrons: önceki yan cümleyi açıklamak

The zinc oxidizes tam ifadesinden sonra gelen, virgülle ayrılmış which means it loses electrons yan cümlesi teknik fiili hemen daha basit sözlerle açıklar. Burada oxidizes fiilinin ne anlama geldiğini gösterir; ayrı bir olaya geçmez. Which yalnızca zinc ismine değil, The zinc oxidizes düşüncesinin tamamına gönderme yapar. Açıklamanın içindeki it ise çinkoyu gösterir. Virgül + which means + yan cümle kalıbı, yeni bir cümle başlatmadan bir terimi veya ifadeyi açmayı sağlar.

Alıştırma

Örnekte which means it loses electrons ne işe yarar?

  1. The zinc oxidizes ifadesinin tamamını daha basit sözlerle açıklar.
  2. Belirli bir çinko parçasını gösterir.
  3. İlgisiz bir olayı tanıtır.
Cevabı göster

The zinc oxidizes ifadesinin tamamını daha basit sözlerle açıklar.

Kalıp ifadeler

in turn: bağlantılı sonraki sonucu gösterme

Burada in turn, bir süreçte birbirine bağlı olarak ortaya çıkan sonraki sonucu gösterir. Önce çinko elektron kaybeder, ardından bu elektronlar sudaki iyonlar tarafından alınır. Bu kullanımda bir adımı, o adımdan doğan sonraki adıma bağlar. İnsanların ya da nesnelerin aynı işi sırayla yapması anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede in turn ne anlama geliyor? The battery powers the motor, which in turn moves the wheels.

  1. Biriyle sırayla yaparak
  2. Fiziksel olarak yönünü çevirdikten sonra
  3. Bağlantılı bir sonraki sonuç olarak
Cevabı göster

Bağlantılı bir sonraki sonuç olarak

Kalıp ifadeler

in a process called reduction: süreci adlandırma

in a process called reduction ifadesi, olayın gerçekleştiği sürecin adını verir. called reduction sözleri process sözcüğünü açıklar ve ‘reduction adı verilen’ anlamına gelir; reduction teknik addır. Yeniden kullanılabilen kalıp in a process called + name şeklindedir. Ayrı bir tanım cümlesi kurmadan süreç adını aynı cümleye ekler.

Alıştırma

Cümleyi in a process called + name kalıbıyla tamamlayın: The file becomes smaller ____ compression.

Cevabı göster

in a process called

producing hydrogen gas.

1:48

ve hidrojen gazı üretir.

Volta would have been shocked to learn that last bit. Dilbilgisi

1:50

Volta son kısmı öğrense şok olurdu.

Dilbilgisi

would have been shocked to learn: geçmişteki varsayımsal bir tepki

Would have been shocked, gerçekten yaşanmış bir tepkiyi değil, geçmişe ilişkin hayal edilen bir tepkiyi anlatır. Volta sonradan öğrenilen bu gerçeği bilmiyordu; cümle, bunu öğrenseydi nasıl tepki vereceğini varsayar. Would have been + past participle kalıbı, geçmişe yönelik varsayımsal bir sonucu ifade eder. Burada to learn, tepkiye yol açacak bilgiyi tanıtır.

Alıştırma

"The early scientist would have been shocked to learn the result" ne anlama gelir?

  1. Bilim insanının sonucu öğrendiğini ve gerçekten şoke olduğunu bildirir.
  2. Bilim insanı sonucu öğrenseydi şoke olacağını hayal eder.
  3. Bilim insanının bu sonuçla birini şoke etmeyi planladığını söyler.
Cevabı göster

Bilim insanı sonucu öğrenseydi şoke olacağını hayal eder.

He thought the reaction was happening in the copper

1:53

Reaksiyonun çözelti yerine

rather than the solution. Kalıp ifadeler

1:56

bakırda gerçekleştiğini düşünüyordu.

Kalıp ifadeler

rather than the solution: ikinci seçeneği dışlamak

Rather than, reddedilen veya karşılaştırma dışı bırakılan seçeneği tanıtır. A rather than B yapısında A doğru, seçilen ya da tercih edilen seçenek olarak sunulurken B dışlanır. Burada in the copper A, the solution ise B'dir; yani Volta tepkimenin çözeltide değil, bakırda gerçekleştiğini düşünüyordu. Bu ifade isimleri, fiilleri veya diğer paralel ögeleri karşılaştırabilir.

Alıştırma

Cümleyi “ikinci seçenek değil” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The fault is in the cable ____ the screen.

Cevabı göster

rather than

Nonetheless, Anlatım akışı

1:58

Yine de,

Anlatım akışı

Nonetheless: sonucun hâlâ geçerli olduğunu gösteren ödünleme

Nonetheless, buna rağmen veya yine de anlamına gelen bağlayıcı bir zarftır. Daha önce belirtilen bir sınırlamaya ya da hataya gönderme yapar ve sonraki sonucun hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Burada konuşmacı önce Volta'nın anlayışının eksik olduğunu kabul eder, ardından keşfinin bugün de onurlandırıldığı gerçeğine geçer. Başka durumlara aktarılabilen bilgi düzeni şöyledir: önce bir engel ya da düzeltme; sonra nonetheless ile hâlâ doğru olan sonuç.

Alıştırma

Nonetheless burada hangi ilişkiyi gösteriyor?

  1. Karşıtlık kurmadan yalnızca başka bir olgu ekler.
  2. Önceki sorunu kabul eder, ancak sonraki sonucun hâlâ geçerli olduğunu söyler.
  3. Sonraki sonucun önceki sorundan kaynaklandığını söyler.
Cevabı göster

Önceki sorunu kabul eder, ancak sonraki sonucun hâlâ geçerli olduğunu söyler.

we honor Volta's discovery today

1:59

bugün Volta'nın keşfini,

by naming our standard unit of electric potential, Notlar

2:01

elektrik potansiyeli standart birimimize adını vererek onurlandırıyoruz:

the volt.

2:04

volt.

Dilbilgisi

by naming: yöntemi gösteren by + -ing

by naming ifadesinde by + -ing biçimi, temel eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini anlatır. Burada temel eylem Volta'nın keşfini onurlandırmaktır; birime volt adını vermek ise kullanılan yöntemdir. Bu by, edilgen bir fiilde eylemi yapan kişiyi tanıtmaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp şöyledir: temel eylem veya sonuç + by + -ing yöntemi.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için by + -ing kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya improved her drawing ____ every day.

Cevabı göster

by practicing

Kelime

standard unit of electric potential: elektrik potansiyelinin standart birimi

Ana isim öbeği olan “standard unit”, ortak kabul görmüş bir ölçüm birimi demektir. “Of electric potential” ölçülen elektriksel büyüklüğün adını verir; buradaki “potential” bir fizik terimidir, bir kişinin yeteneği veya gelecekteki bir olasılık değildir. Cümlede “the volt”, birimin adını belirtmek için bu öbekten sonra gelir. “The standard unit of + büyüklük, the + birim adı” kalıbı genel bir tanımdan belirli bir ada geçer.

Alıştırma

“The standard unit of electric potential” neyi belirtir?

  1. Bir yükün joule ile ölçülen elektrik enerjisi
  2. Elektrik potansiyeli denen elektriksel büyüklük için ortak kabul görmüş bir ölçüm birimi
  3. Bir kişinin gelecekteki yeteneğini gösteren standart bir puan
Cevabı göster

Elektrik potansiyeli denen elektriksel büyüklük için ortak kabul görmüş bir ölçüm birimi

This oxidation-reduction cycle

2:06

Bu oksidasyon-redüksiyon döngüsü

creates a flow of electrons between two substances, Kalıp ifadeler

2:08

iki madde arasında bir elektron akışı yaratır

Kalıp ifadeler

creates a flow of electrons between two substances: iki madde arasında elektron akışı oluşturur

“Creates”, elektronların hareketini yükseltgenme-indirgenme döngüsünün sonucu olarak sunar. “A flow of electrons”, elektronlar sıvı değil parçacık olduğu hâlde, çok sayıda elektronun düzenli biçimde bir yönde hareket etmesini bir akış olarak anlatır. “Between two substances”, bu harekete katılan iki maddeyi belirtir. “Creates a flow of X between A and B” kalıbının tamamı, bir sürecin bir şeyi iki malzeme, yer veya sistem parçası arasında hareket ettirdiğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi creates a flow of electrons kalıbıyla tamamlayın: A voltage difference ____ between the two terminals.

Cevabı göster

creates a flow of electrons

and if you hook a lightbulb or vacuum cleaner up between the two, Öbek fiiller

2:11

ve ikisi arasına bir ampul veya elektrikli süpürge bağlarsanız,

you'll give it power.

2:15

ona güç verirsiniz.

Öbek fiiller

hook ... up: bir cihazı bağlamak

hook a lightbulb or vacuum cleaner up ifadesinde hook ... up, bir cihazı çalışabilmesi için güç kaynağına, devreye veya başka bir sisteme bağlamak anlamına gelir. up parçacığı bu öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket bildirmez. Bu öbek fiil ayrılabilir. İsim olan nesne hook the vacuum cleaner up örneğindeki gibi ortaya veya hook up the vacuum cleaner örneğindeki gibi parçacıktan sonra gelebilir. Zamir ise mutlaka ortada olmalıdır: hook it up denir, hook up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi hook ... up yapısının doğru parçalarıyla tamamlayın: Please ____ the projector ____ to the laptop before the meeting.

Cevabı göster

hook · up

Since the 1700s, Dilbilgisi

2:16

1700'lerden beri,

scientists have improved on Volta's design. Öbek fiiller

2:18

bilim insanları Volta'nın tasarımını geliştirdiler.

Dilbilgisi

Since the 1700s ... have improved: o zamandan bugüne

Since the 1700s geçmişte bir başlangıç dönemi belirler, have improved ise present perfect zamanındadır. Birlikte, 1700'lü yıllardan günümüze kadar uzanan dönemde geliştirmeler yapıldığını gösterirler. Burada since o zamandan şimdiye kadar anlamına gelir; çünkü anlamında değildir. The 1700s, 1700 ile 1799 arasındaki yıllardır ve 18. yüzyıl olarak da adlandırılır.

Alıştırma

Cümleyi geçmişteki bir başlangıç noktasını gösterip onu günümüze bağlayan sözcükle tamamlayın: ____ 2021, the library has offered free coding classes.

Cevabı göster

Since

Öbek fiiller

improved on: mevcut bir tasarımı daha iyi hâle getirmek

improved on Volta's design ifadesinde improve on, Volta'nın mevcut tasarımından daha iyi bir şey ortaya çıkarmak demektir. on, fiil kalıbının bir parçasıdır; yer bildirmez. Bu kalıp, önceki şeyi karşılaştırma noktası olarak kullanır: improve on + mevcut bir tasarım, yöntem, sonuç veya performans.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir yöntemin önceki yöntemden daha iyi olduğunu açıkça söylüyor?

  1. The new method improves on the earlier method.
  2. The earlier method needs improvement.
  3. The team improves the earlier method.
Cevabı göster

The new method improves on the earlier method.

They've replaced the chemical solution Kalıp ifadeler

2:21

Kimyasal çözeltiyi

with dry cells filled with chemical paste,

2:23

kimyasal macunla doldurulmuş kuru pillerle değiştirdiler,

Kalıp ifadeler

replace A with B: A'yı kaldırıp B'yi kullanmak

Replace A with B, A'yı kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve yerine B'yi koymak demektir. A eski öğedir; with sözcüğünden sonra gelen B ise yeni öğedir. Altyazıda the chemical solution A, dry cells filled with chemical paste ise B'dir. Bu kalıp malzeme, araç veya yöntem değişikliklerini anlatırken aynı sırayı izleyin.

Alıştırma

"Maya replaced the paper map with a phone app," cümlesinde Maya ne kullanmaya başladı?

  1. ikisini aynı anda
  2. bir telefon uygulaması
  3. kâğıt harita
Cevabı göster

bir telefon uygulaması

but the principle is the same. Anlatım akışı

2:26

ancak prensip aynıdır.

Anlatım akışı

the principle is the same: biçim değişse de temel mekanizma aynı

“the principle is the same” ifadesindeki principle, bir şeyin nasıl çalıştığını belirleyen temel yöntemi, yani altta yatan mekanizmayı anlatır. Burada ahlaki bir kural anlamına gelmez. Cümle, but ile bir karşılaştırma kurar: malzeme veya biçim değişmiş olabilir, ancak temel mekanizma değişmemiştir. the same, daha önce söz edilen ilkenin aynı olduğunu belirtir; bütün ayrıntıların birebir aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede “the principle is the same” ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi ahlaki bir kuraldan söz etmektedir
  2. Bütün malzemeler ve ayrıntılar aynıdır
  3. Altta yatan mekanizma değişmemiştir
Cevabı göster

Altta yatan mekanizma değişmemiştir

A metal oxidizes,

2:28

Bir metal oksitlenir,

sending electrons to do some work Dilbilgisi

2:29

bir iş yapması için elektronlar gönderir

before they are regained by a substance being reduced.

2:32

redükte edilen bir madde tarafından geri kazanılmadan önce.

Dilbilgisi

sending electrons to do some work: sonuç bildiren bir -ing yapısı

“sending electrons to do some work” virgülden sonra gelen bir -ing yapısıdır. Anlamdaki özne hâlâ metaldir; bu yapı metalin oksitlenmesinin sonucunu ekler: elektronlar bir etki üretmek üzere gönderilir ve daha sonra geri alınır. Buradaki do some work bilimsel bir ifadedir; fiziksel iş yapmayı, enerji aktarmayı veya bir etki üretmeyi anlatır. Bir kişinin ev işlerini ya da sıradan bir görevi tamamlaması anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede “sending electrons to do some work” ne işe yarar?

  1. Elektronların sıradan bir ev işi yaptığını anlatır
  2. Yeni bir özneyle ikinci bir bağımsız cümle başlatır
  3. Metal oksitlenmesinin sonucunu kısa bir -ing yapısıyla ekler
Cevabı göster

Metal oksitlenmesinin sonucunu kısa bir -ing yapısıyla ekler

But any battery has a finite supply of metal, Kelime

2:35

Ancak her pilin sınırlı bir metal kaynağı vardır

Kelime

a finite supply of metal: sınırı olan bir miktar

a finite supply of metal ifadesinde finite, mevcut miktarın bir üst sınırı olduğu ve sonunda tükenebileceği anlamına gelir. Yalnızca miktarın az olduğu anlamına gelmez. a finite supply of + isim yapısı, sınırlı bir kaynağı anlatır. Burada pilin kullanılabilir metalden sonsuza kadar yararlanamayacağını açıklar.

Alıştırma

Cümledeki a finite supply of metal ne anlama gelir?

  1. Metal miktarının bir sınırı vardır ve sonunda tükenebilir.
  2. Miktar azdır, ancak sürekli yenilenir.
  3. Metal hafiftir.
Cevabı göster

Metal miktarının bir sınırı vardır ve sonunda tükenebilir.

and once most of it has oxidized, Dilbilgisi

2:38

ve çoğu oksitlendikten sonra,

the battery dies.

2:40

pil ölür.

Dilbilgisi

once most of it has oxidized: sonucu tetikleyen bir koşul

Buradaki İngilizce once, bir koşulun gerçekleştiği noktayı belirtir: metalin çoğu oksitlenmiştir. Bu kullanım, bu olur olmaz veya bu olduğunda anlamına gelir; bir kez anlamına gelmez. once yan cümlesi tetikleyici koşulu, ana cümle ise sonucu verir: pil biter. Bir duruma ulaşılması sonraki olayın gerçekleşmesini sağlıyor veya ona neden oluyorsa once + yan cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede once, sonraki sonucu tetikleyen bir koşulu belirtir?

  1. I charged the battery once last week.
  2. Once the safety light turns green, the door will unlock.
  3. She won first place once.
Cevabı göster

Once the safety light turns green, the door will unlock.

So rechargeable batteries

2:42

Bu nedenle şarj edilebilir piller,

give us a temporary solution to this problem Kalıp ifadeler

2:44

bu soruna geçici bir çözüm sunar

by making the oxidation-reduction process reversible. Dilbilgisi

2:46

oksidasyon-redüksiyon sürecini tersine çevrilebilir hale getirerek.

Kalıp ifadeler

give us a temporary solution to this problem: geçici bir çözüm sunmak

Give us ... burada fiziksel olarak bir nesneyi uzatmak değil, “bize ... sağlamak” anlamına gelir. Şarj edilebilir piller, sorunla başa çıkmanın bir yolunu sağlar. İngilizcede standart kalıp a solution to a problem şeklindedir. To, çözümü ele aldığı soruna bağlar. Temporary ifadenin kapsamını sınırlar: yöntem bir süreliğine yardımcı olur, ancak sorunu kalıcı olarak ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Sözcük grubunu tamamlayın. Boşluktan sonraki bölüm doğrudan çözülen sorunu belirtir: The new bus route gives us a temporary solution ____ the parking problem.

Cevabı göster

to

Dilbilgisi

by making ... reversible: …ı tersine çevrilebilir hâle getirerek

By + -ing, daha önce belirtilen sonucu ortaya çıkaran yöntemi tanıtır. Buradaki yöntem, yükseltgenme-indirgenme sürecini ters yönde ilerleyebilecek biçimde değiştirmektir. İfadenin içindeki yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: make the process reversible. Reversible, sürecin tersine çevrilebildiğini anlatır; fiziksel bir nesnenin yalnızca öbür yüzüne çevrilebilmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Yöntem bildiren ifadeyi by ve make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new layout saves time ____ each step easier to follow.

Cevabı göster

by making

Electrons can flow back in the opposite direction

2:50

Elektronlar, elektriğin uygulanmasıyla

with the application of electricity. Kelime

2:53

zıt yönde geriye doğru akabilir.

Kelime

with the application of electricity: application sözcüğünün teknik anlamı

Bu bilimsel cümlede application, “bir şeyi uygulama veya sisteme verme eylemi” anlamındadır; “başvuru” anlamına gelmez. with the application of electricity, “elektrik uygulandığında” veya “elektrik uygulayarak” demektir. Bu resmî isim yapısı teknik metinlerde yaygındır. The application of heat, pressure veya force, söz konusu enerji ya da kuvvetin bir sisteme uygulanmasını anlatır.

Alıştırma

Cümledeki the application of electricity ne anlama gelir?

  1. Elektriği sisteme uygulama eylemi
  2. Elektrik almak için yapılan bir başvuru
  3. Elektriği kontrol eden bir yazılım uygulaması
Cevabı göster

Elektriği sisteme uygulama eylemi

Plugging in a charger draws the electricity from a wall outlet Dilbilgisi

2:56

Bir şarj cihazı takmak duvardaki prizden elektriği çeker

that drives the reaction to regenerate the metal, Kelime

2:59

bu da metali yenilemek için reaksiyonu sürdürür,

Kelime

drives the reaction to regenerate the metal: metali yeniden oluşturmak için tepkimeyi ilerletir

Burada drive, bir sürecin gerçekleşmesini veya devam etmesini sağlayan gücü ya da koşulu sunmak demektir. drives the reaction ifadesinde özne, tepkimeyi ileri götüren etkendir; fiilin araç kullanmakla ilgisi yoktur. to regenerate the metal mastar yapısı, tepkimenin amaçlanan sonucunu belirtir. drive fiilinin bu soyut kullanımı reaction, change ve growth gibi süreç adlarıyla yaygındır.

Alıştırma

“Heat drives the reaction forward,” cümlesinde drives ne anlama gelir?

  1. tepkimenin içinden araç geçirir
  2. tepkimeyi durana kadar geciktirir
  3. tepkimenin ilerlemesini sağlayan gücü sunar
Cevabı göster

tepkimenin ilerlemesini sağlayan gücü sunar

making more electrons available for oxidation

3:02

bir sonraki sefere ihtiyacınız olduğunda

the next time you need them.

3:05

oksidasyon için daha fazla elektron bulunmasını sağlar.

Dilbilgisi

Plugging in a charger: cümlenin öznesi olan -ing öbeği

Plugging in a charger bir isim-fiil öbeğidir: -ing biçimindeki plugging ve ona bağlı sözcükler birlikte özne görevini görür ve bir eylemi adlandırır. Cümle, bu eylemin ne yaptığını açıklar. Cümlenin ana çekimli fiili draws sözcüğüdür. Eylemin tamamı tek bir fikir olarak görüldüğü için fiil tekil biçimde kullanılır: draws, draw değil. Buradaki plugging şimdiki zamanın sürekli biçimi değildir; bunun için is plugging örneğindeki gibi bir be biçimi gerekir.

Alıştırma

“Plugging in a charger draws the electricity from a wall outlet,” cümlesindeki ana çekimli fiil hangisidir?

  1. draws
  2. Plugging
  3. charger
Cevabı göster

draws

But even rechargeable batteries don't last forever. Kalıp ifadeler

3:07

Ancak şarj edilebilir piller bile sonsuza kadar dayanmaz.

Kalıp ifadeler

don't last forever: sonsuza kadar dayanmaz

Burada last, “var olmaya devam etmek, kullanılabilir kalmak veya iyi durumda kalmak” anlamında bir fiildir. Don't last forever, şarj edilebilir pillerin sonunda aşınacağını ya da çalışmayı bırakacağını belirtir; burada last, “son” anlamına gelmez. X doesn't/don't last forever yapısı, bir ürünün, durumun, duygunun veya ilişkinin sınırları olduğunu ve sonunda biteceğini ya da değişeceğini söylemenin doğal bir yoludur.

Alıştırma

Dayanıklı şeylerin bile sonunda aşındığını belirten dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even well-made backpacks ____.

Cevabı göster

don't last forever

Over time, Anlatım akışı

3:10

Zamanla,

the repetition of this process

3:11

bu sürecin tekrarlanması

causes imperfections and irregularities in the metal's surface Dilbilgisi

3:12

metalin yüzeyinde kusurlara ve düzensizliklere neden olur

that prevent it from oxidizing properly.

3:17

bu da onun düzgün bir şekilde oksitlenmesini engeller.

Anlatım akışı

Zamanla, bu sürecin tekrarlanması

Over time uzun vadeli bir zaman çerçevesi kurar. Sonucun kesin bir anda değil, yavaş yavaş geliştiğini okuyucuya anlatır. The repetition of this process, “bu süreç tekrarlanır” düşüncesini causes fiilinin öznesi olan bir isim öbeğine dönüştürür. İki bölüm birlikte açıklamayı tekrarlanan olaylardan bunların birikimli sonucuna taşır.

Alıştırma

“Over time, the repetition of this process” girişi okuyucuya ne anlatır?

  1. Sonuç, tekrarlanan olaylar yoluyla yavaş yavaş gelişir.
  2. Sonuç kesin bir anda yalnızca bir kez gerçekleşir.
  3. Cümle ilgisiz bir sürece geçer.
Cevabı göster

Sonuç, tekrarlanan olaylar yoluyla yavaş yavaş gelişir.

Dilbilgisi

... neden olur ve bunlar düzgün oksitlenmeyi engeller

Yapı causes + sonuç + ilgi tümceci biçimindedir: tekrarlanma imperfections and irregularities oluşturur; bu sorunlar da normal oksitlenmeyi engeller. That prevent it from oxidizing properly ifadesi this process'i değil, imperfections and irregularities ifadesini niteler. Çoğul prevent fiili bu iki çoğul isimle uyumludur. prevent + nesne + from + -ing yapısında it metali gösterir.

Alıştırma

Cümlede “that prevent it from oxidizing properly” hangi bölümü niteler?

  1. “the repetition of this process” ifadesi
  2. “imperfections and irregularities” ifadesi
  3. Tek başına “surface” ismi
Cevabı göster

“imperfections and irregularities” ifadesi

The electrons are no longer available to flow through a circuit, Dilbilgisi

3:19

Elektronlar artık bir devre boyunca akmak için mevcut olmaz

and the battery dies.

3:23

ve pil ölür.

Dilbilgisi

no longer available to flow through a circuit: artık devre boyunca akabilecek durumda olmamak

Burada no longer, daha önce var olan bir durumun sona erdiğini gösterir. Elektronlar önceden devre boyunca hareket etmek için serbest veya kullanılabilir durumdaydı, fakat artık değildir. Bu teknik cümlede available, bir kişinin “boş vakti olması” değil, “bu amaç için hazır veya kullanılabilir olması” anlamına gelir. no longer available to + fiil kalıbı, bir eylem için gereken erişimin, hazır olma durumunun veya kullanılabilir kaynağın kaybolduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Daha önce var olan erişimin sona erdiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The archived video is ____ watch online.

Cevabı göster

no longer available to

Some everyday rechargeable batteries will die

3:24

Bazı günlük şarj edilebilir piller

after only hundreds of discharge-recharge cycles, Kelime

3:27

yalnızca yüzlerce deşarj-şarj döngüsünden sonra ölürken,

Kelime

only hundreds of discharge-recharge cycles: yalnızca yüzlerce deşarj-yeniden şarj döngüsü

Bir discharge-recharge cycle, pilin boşaltılıp ardından yeniden şarj edildiği tam bir süreçtir. Burada cycle, tekrarlanan bir işlemi sayar; bisiklet veya yalnızca belirsiz bir zaman dilimi anlamına gelmez. Hundreds of kesin bir sayı değil, yüzler seviyesinde yaklaşık bir miktar belirtir. Only, bu ömrü sınırlı veya beklenenden daha kısa olarak sunar.

Alıştırma

Bir pilin teknik özelliklerinde one discharge-recharge cycle ne anlama gelir?

  1. Bir pilin daire çizerek hareket etmesi
  2. Şarjın kullanılıp ardından geri yüklendiği tam bir süreç
  3. Pilin bir dakika kapalı kalması
Cevabı göster

Şarjın kullanılıp ardından geri yüklendiği tam bir süreç

while newer advanced batteries Anlatım akışı

3:31

daha yeni gelişmiş piller

can survive and function for thousands.

3:33

binlerce kez dayanabilir ve çalışabilir.

Anlatım akışı

while newer advanced batteries...: karşıtlık kuran while

Bu cümlede while, “... sırasında” değil, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır. Karşılaştırmanın ikinci tarafını sunar: günlük kullanım pilleri yalnızca yüzlerce döngü dayanırken gelişmiş piller binlerce döngü dayanır. A..., while B... yapısı, farklı grupları, sayıları veya sonuçları karşılaştırmak için iki olguyu yan yana getirir. Buradaki virgül de karşıt gruba geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede while ne işe yarar? “The older screen is dim, while the newer screen is bright.”

  1. İki değişikliğin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  2. Daha yeni ekranın neden parlak olduğunu açıklar.
  3. İki ekranın karşılaştırıldığını gösterir.
Cevabı göster

İki ekranın karşılaştırıldığını gösterir.

Batteries of the future may be light thin sheets

3:36

Geleceğin pilleri,

that operate on the principles of quantum physics Kalıp ifadeler

3:39

kuantum fiziği prensipleriyle çalışan

and last for hundreds of thousands of charge cycles. Kalıp ifadeler

3:42

ve yüz binlerce şarj döngüsü boyunca dayanan hafif ince levhalar olabilir.

Kalıp ifadeler

operate on the principles of quantum physics: kuantum fiziği ilkelerine göre çalışmak

Burada operate, “çalışmak” veya “işlemek” anlamındadır. operate on the principles of quantum physics ifadesi, bu ilkelerin pillerin çalışma biçiminin temelini oluşturduğunu söyler; on fiziksel bir yüzeyi değil, çalışma temelini belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp “cihaz veya sistem + operate(s) on the principle(s) of + mekanizma, teori veya kurallar” şeklindedir. Tekil özneyle operates, çoğul özneyle operate kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kalıp ve doğru fiil biçimiyle tamamlayın: This wireless charger ____ electromagnetic induction and resonant coupling.

Cevabı göster

operates on the principles of

Kalıp ifadeler

last for hundreds of thousands of charge cycles: yüz binlerce şarj döngüsü boyunca dayanmak

Burada last for hundreds of thousands of charge cycles, “yüz binlerce yeniden şarj döngüsü boyunca kullanılabilir durumda kalmak” anlamına gelir. Pilin kullanım ömrü takvim süresiyle değil, şarj döngüsü sayısıyla ölçülür. Kullanılabilir kalıp last for + miktar yapısıdır. Bu miktar bir süre veya kullanım ya da döngü sayısı olabilir. Bu yapıda for, dayanıklılığın süresini veya kapsamını belirtir; amaç bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bir süre kullanılabilir kalmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: This air filter can ____ six months under normal use.

Cevabı göster

last for

But until scientists find a way to take advantage of motion Notlar

3:46

Ancak bilim insanları cep telefonunuzun pilini şarj etmek için

Kalıp ifadeler

take advantage of motion: hareketten yararlanmak

Bu cümlede take advantage of motion, hareketi yararlı bir kaynak veya koşul olarak kullanmak anlamına gelir. Hareketi pratik bir faydaya dönüştürmenin bir yolunu bulmayı anlatır; haksız bir davranıştan söz etmez. Nesne hareket, güneş ışığı veya fırsat gibi bir şey olduğunda take advantage of genellikle ondan etkili biçimde yararlanmak demektir. İfadenin nötr mü yoksa olumsuz mu olduğunu nesne ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi take advantage of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The coach ____ the cool morning for outdoor practice.

Cevabı göster

takes advantage of

to recharge your cell battery,

3:49

hareketten yararlanmanın bir yolunu bulana,

like cars do,

3:50

arabaların yaptığı gibi,

or fit solar panels somewhere on your device,

3:52

veya cihazınızın bir yerine güneş panelleri yerleştirene kadar,

plugging your charger into the wall

3:54

şarj cihazınızı duvara takmak,

rather than expending one battery to charge another, Kalıp ifadeler

3:57

bir pili diğerini şarj etmek için harcamaktansa,

is your best bet Deyimler

4:00

o ölümcül bip sesini engellemek için

Dilbilgisi

until scientists find a way: mevcut tavsiyeyi gelecekteki bir sınırla çerçevelemek

Until scientists find a way... gelecekteki bir sınırı belirler: bilim insanlarının iki kendiliğinden şarj çözümünden birini uygulanabilir hâle getirmesinden önceki dönemi anlatır. Bilim insanlarının çözümü zaten bulduğunu söylemez. until yan cümlesi başta yer aldığı ve uzun olduğu için ana mesaj daha sonra gelir: plugging your charger into the wall ... is your best bet. Kullanılabilir düzen Until + gelecekteki olay, mevcut durum veya tavsiye biçimindedir; ana cümle o olaya kadar geçerliliğini korur.

Alıştırma

until scientists find a way... cümlede ne işlev görür?

  1. Duvar prizindeki şarj cihazını kullanmanın en iyi seçenek olarak kaldığı gelecekteki bir sınır belirler.
  2. Bilim insanlarının şarj sorununu zaten çözdüğünü söyler.
  3. Ana sonuç olarak duvar prizinden şarj etmenin imkânsız olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Duvar prizindeki şarj cihazını kullanmanın en iyi seçenek olarak kaldığı gelecekteki bir sınır belirler.

Kalıp ifadeler

rather than expending one battery to charge another: bir pili diğerini şarj etmek için tüketmek yerine

Rather than, reddedilen veya önerilmeyen eylemi gösterir. Bu cümlede şarj cihazını duvar prizine takmak tercih edilen eylemdir; expending one battery to charge another ise kaçınılması gereken diğer seçenektir. -ing biçimindeki expending, plugging ile eşleştiği için iki eylem dilbilgisi açısından paraleldir. Expend, bir kaynağı tüketmek anlamına gelen resmî bir fiildir; burada bir pilde depolanan enerjinin harcanmasını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede rather than iki -ing eylemini karşılaştırmak için doğru kullanılmıştır?

  1. Cooking at home rather than ordering takeout can save money.
  2. Cooking at home rather than ordered takeout can save money.
  3. Cooking at home rather than to order takeout can save money.
Cevabı göster

Cooking at home rather than ordering takeout can save money.

to forestall that fatal bleep. Kelime

4:01

en iyi seçeneğinizdir.

Deyimler

your best bet: en güvenilir seçenek

your best bet, mevcut seçenekler arasındaki en güvenilir veya en mantıklı seçimi anlatan günlük bir deyimdir. Gerçek anlamda bir bahis ifade etmez. Bu cümlede konuşan kişi, uyarı sesini önlemek için bir eylemi en güvenli pratik yol olarak sunuyor. Best, düşünülen seçenekler içinde işe yarama ihtimali en yüksek olanı gösterir; ancak ifadenin başarı garantisi verdiği veya başka seçenek bulunmadığı anlamına gelmez. Bu yüzden tavsiye verirken ve seçenekleri gerçekçi biçimde değerlendirirken kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede your best bet ne anlama geliyor?

  1. en güvenilir pratik seçeneğin
  2. yapman gereken bir bahis
  3. mümkün olan tek seçeneğin
Cevabı göster

en güvenilir pratik seçeneğin

Kelime

forestall that fatal bleep: o “ölümcül” sesi önceden önlemek

forestall, istenmeyen bir olay gerçekleşmeden önce harekete geçerek onu önlemek anlamına gelen resmî bir fiildir. to forestall that fatal bleep ifadesinde to forestall, eylemin amacını belirtir: şimdi harekete geçerek uyarı sesinin hiç çıkmamasını sağlamak. fatal bleep, telefonun pilinin azalması veya kapanmasıyla ilgili uyarı sesini mizahi biçimde anlatır; ölüme yol açan bir ses anlamına gelmez. Abartılı sıfat, sıradan bir rahatsızlığı dramatik biçimde önemli gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede to forestall that fatal bleep ne anlama geliyor?

  1. Uyarı sesini çıkmadan önce önlemek
  2. Uyarı sesini daha yüksek hâle getirmek
  3. Çıkmış olan bir uyarı sesini onarmak
Cevabı göster

Uyarı sesini çıkmadan önce önlemek