Piller nasıl çalışır? - Adam Jacobson: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, Volta’nın ilk pilinden günümüzün şarj edilebilir modellerine uzanan gelişimi ele alıyor; yükseltgenme ve indirgenmenin kullanılabilir bir elektron akışı oluşturmasını ve tekrarlanan şarjların zamanla pil performansını neden düşürdüğünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You probably know the feeling. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Teknik açıklamaya geçmeden önce izleyicinin aşina olduğu bir deneyimi hatırlatan kısa bir giriş cümlesini tanımayı ve kullanmayı öğrenin. Bu yaklaşım hemen ortak bir zemin kurar ve soyut bir bilim konusunu, bütün ayrıntıları erkenden açıklamadan, kişisel ve anlaşılır hâle getirir. 2. Volta would have been shocked to learn — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would have been yapısının ardından gelen geçmiş zaman ortacının, tarihî bir kişinin yaşadığı dönemde erişemediği bir bilgiye vereceği tepkiyi hayal etmek için nasıl kullanıldığını anlayın. Bu gerçek dışı geçmiş kalıbıyla eski bir inanış ile daha sonra doğrulanan bilgi arasındaki farkı açıkça yorumlayabilirsiniz. 3. forestall that fatal bleep. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: forestall sözcüğünü, istenmeyen bir olayı gerçekleşmeden önce önlemek veya geciktirmek anlamındaki nispeten resmî bir fiil olarak anlayın. Ayrıca that fatal bleep ifadesinin başlangıçta pili biten telefonun sesine geri gönderme yaptığını ve bilimsel açıklamayı kısa, bütünlüklü ve akılda kalıcı biçimde kapattığını fark edebilirsiniz.
Bu derste
Ortak deneyimle bağ kuran bir giriş olarak You probably know the feeling
Konuşmacı doğrudan izleyiciye seslenir ve kesin olduğunu iddia etmeden, bu deneyimi bildiklerini varsayar. Probably bu varsayımı yumuşatır; böylece giriş kesin ve iddialı değil, davetkâr gelir. Cümlenin tamamı bir giriş kancası işlevi görür: önce tanıdık bir deneyimi canlandırır, ardından izleyiciyi açıklamaya hazırlar. Buradaki the feeling, belirli bir duygudan çok tanıdık bir durumun genel deneyimini anlatır.
Alıştırma
You probably know the feeling. cümlesinin temel söylem işlevi nedir?
- Konuyu tanıtmadan önce tanıdık bir deneyim üzerinden yakınlık kurmak
- İzleyiciden tek ve kesin bir duygunun adını söylemesini istemek
- Her dinleyicinin tamamen aynı deneyimi yaşadığını kanıtlamak
Cevabı göster
Konuyu tanıtmadan önce tanıdık bir deneyim üzerinden yakınlık kurmak
Your phone utters its final plaintive bleep and cuts out in the middle of your call. Notlar
0:08Telefonunuz son acıklı bip sesini çıkarır ve görüşmenizin ortasında kapanır.
utters its final plaintive bleep: telefonun sesini kişileştirmek
Utters, bir ses çıkarmayı veya söz söylemeyi anlatan edebî bir fiildir. Bu fiilin telefona verilmesi, telefonu konuşabilen bir karakter gibi gösterir. Ardından its final plaintive bleep, düşük pil uyarısını telefonun son küçük ve hüzünlü feryadı gibi sunar. Plaintive, hüzünlü, kederli veya acındırıcı gelen bir sesi anlatır; yüksek sesli demek değildir. Kişileştirme, sıradan bir kapanmayı canlı ve hafif dramatik bir görüntüye dönüştürür.
Alıştırma
its final plaintive bleep nasıl bir izlenim verir?
- Son derece yüksek bir bip sesi
- Hüzünlü veya yalvarır gibi gelen bir bip sesi
- Açıkça söylenmiş bir uyarı cümlesi
Cevabı göster
Hüzünlü veya yalvarır gibi gelen bir bip sesi
cuts out: aniden çalışmayı ya da iletimi durdurmak
Bu cümlede cuts out, “aniden çalışmayı veya iletimi durdurur” anlamına gelir. Telefon görüşme sırasında enerjisini kaybettiği için ses ve bağlantı kesilir; burada “bir şeyi kesip çıkarmak” anlamında değildir. Bir cihaz, motor, ses veya sinyal beklenmedik şekilde durduğunda cut out bu anlamda kullanılabilir. Genellikle arızalanan şey özne olur: The audio cut out.
Alıştırma
Cümleyi cut out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the interview, the microphone suddenly ____.
Cevabı göster
cut out
you may feel more like throwing your battery across the room than singing its praises. Notlar
0:15pilinizi övmek yerine odanın diğer ucuna fırlatmak isteyebilirsiniz.
more like throwing ... than singing: eğilimleri karşılaştırmak
Feel more like doing A than doing B, “şu anda B yerine A yapmaya daha eğilimli olmak” anlamına gelir. Burada pili fırlatmak daha olası görünen hayal kırıklığı tepkisidir; pili övmek ise bunun karşısındaki tepkidir. Like, feel like yapısının bir parçasıdır; “sevmek” anlamındaki fiil değildir. İki -ing cümleciği paraleldir: more like throwing ... than singing .... Bu kalıpla iki eylem, ruh hâli veya olası tepki karşılaştırılabilir.
Alıştırma
more like ... than ... kalıbını tamamlayın: After the long hike, I feel more ____ resting at home ____ going out again.
Cevabı göster
like · than
singing its praises: onu coşkuyla övmek
Sing someone's praises ya da sing something's praises, bir kişiyi veya şeyi çoğu zaman başkalarının yanında coşkuyla övmek anlamına gelen bir deyimdir. Gerçekten şarkı söylemekten söz edilmez. Buradaki its pili gösterir. İfade, pili fırlatıp atma isteğiyle karşıtlık kurar: pil sizi sinirlendirdiğinde onun hakkında övgüyle konuşmanız pek olası değildir.
Alıştırma
'Uygulamayı coşkuyla övmek' anlamındaki deyimi tamamlayın: After the update, reviewers were singing the app's ____.
Cevabı göster
praises
a triumph of science: olağanüstü bir başarı
A triumph of science, bilim sayesinde mümkün olmuş olağanüstü bir başarı anlamına gelir. Buradaki triumph, bir yarışma veya savaştaki zaferi değil, son derece başarılı bir sonucu belirtir. a triumph of + alan veya nitelik kalıbı, o alanın ya da niteliğin ortaya çıkardığı sonucu güçlü biçimde över. a triumph of engineering ve a triumph of teamwork buna örnektir.
Alıştırma
a triumph of + alan kalıbını tamamlayın: The new telescope is a ____ of engineering.
Cevabı göster
triumph
They allow smartphones and other technologies to exist Dilbilgisi
0:24Akıllı telefonların ve diğer teknolojilerin
without anchoring us to an infernal tangle of power cables. Deyimler
0:27bizi cehennem gibi bir güç kabloları yığınına mahkum etmeden var olmasını sağlarlar.
allow ... to exist without anchoring: bir şeyi kısıtlama olmadan mümkün kılmak
allow + nesne + to + fiil yapısı, bir kişinin ya da şeyin bir eylemi veya durumu mümkün kıldığını anlatır. Bu cümlede nesne smartphones and other technologies, pillerin mümkün kıldığı şey ise to exist ifadesidir. without + -ing, kaçınılan durumu ekler. without anchoring us to ... bu teknolojilerin insanları elektrik kablolarına bağlamadan var olabildiği anlamına gelir. Bu yapı, bir yararı ve o yararın ortadan kaldırdığı kısıtlamayı birlikte açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
open ve touch fiillerini doğru biçimde kullanın: Voice control allows users ____ apps without ____ the screen.
Cevabı göster
to open · touching
an infernal tangle of power cables: canlı ve abartılı bir rahatsızlık ifadesi
Tangle, birbirine dolanmış şeylerden oluşan dağınık bir yığındır. Infernal güçlü bir olumsuz değerlendirme ekler: burada kelimenin gerçek anlamıyla cehennemle bağlantılı olmayı değil, son derece sinir bozucu veya zahmetli olmayı anlatır. an infernal tangle of power cables ifadesi, hem fiziksel olarak birbirine dolanmış hem de insanı bezdiren kabloları canlı ve abartılı biçimde betimler. Bu sözler teknik bir kısıtlamayı, dinleyicinin kolayca hissedebileceği bir görüntüye dönüştürür.
Alıştırma
"I spent ten minutes freeing my charger from an infernal tangle of cords," cümlesinde infernal sözcüğü esas olarak ne ekler?
- Kabloların sinir bozucu olduğuna dair güçlü ve abartılı bir his
- Kabloların düzenli biçimde yerleştirildiği düşüncesi
- Kabloların gerçekten cehennemden geldiği iddiası
Cevabı göster
Kabloların sinir bozucu olduğuna dair güçlü ve abartılı bir his
Yet even the best batteries will diminish daily, Anlatım akışı
0:32Yine de en iyi piller bile her geçen gün zayıflayacak,
slowly losing capacity until they finally die.
0:35sonunda ölene kadar yavaş yavaş kapasitesini kaybedecektir.
Yet even the best batteries will diminish: övgüden bir sınırlamaya geçiş
Yet, önceki olumlu değerlendirmeyle karşıtlık kurar. Açıklama şimdi bir sınırlamaya geçer: piller zamanla kapasitelerini kaybeder. Even, yargıyı en güçlü örneğe, yani the best batteries ifadesine kadar genişletir. Yet even ... birlikte, övgüye rağmen sınırlamanın hâlâ geçerli olduğunu ve en iyi örneklerin bile bundan kaçamadığını gösterir.
Alıştırma
Açıklamanın başındaki Yet even the best batteries ... ne işe yarar?
- Övgüden, en iyi piller için bile geçerli olan bir sınırlamaya geçer.
- Yalnızca en iyi pillerin sahip olduğu başka bir avantaj ekler.
- Sıradan pillerin en iyi pillerden daha hızlı geliştiğini söyler.
Cevabı göster
Övgüden, en iyi piller için bile geçerli olan bir sınırlamaya geçer.
And how do our batteries even store so much charge in the first place? Kalıp ifadeler
0:40Ve her şeyden önce pillerimiz nasıl oluyor da bu kadar çok şarjı depolayabiliyor?
store so much charge: elektrik bağlamında charge
store so much charge ifadesinde store, bir şeyi daha sonra kullanılabilmesi için tutmak; charge ise elektrik yükü veya kullanılabilir elektrik miktarı demektir. Store charge, pil ve elektrik bağlamlarında doğal bir sözcük birlikteliğidir. Burada charge, much sözcüğünden sonra sayılamayan bir isim olarak kullanılır. Pil bağlamı, charge sözcüğünün ücret veya suçlama gibi diğer yaygın anlamlarını eler.
Alıştırma
The backup battery can store enough charge to run the alarm cümlesinde charge ne anlama gelir?
- elektrik yükü veya kullanılabilir elektrik
- resmî bir suçlama
- bir hizmet için alınan ücret
Cevabı göster
elektrik yükü veya kullanılabilir elektrik
in the first place: İlk nedeni sormak
How veya why ile kurulan bir soruda in the first place, soruyu ilk nedene ya da temel açıklamaya geri götürür. Burada fiziksel olarak “ilk yer” değil, “en başta” anlamındadır. Soru sonunda kullanıldığında bir adım geri çekilme hissi katar: konuşmacı, bataryalarda neyin ters gittiğini sormadan önce onların bu kadar fazla yükü nasıl depolayabildiğini sorar.
Alıştırma
Kalıp ifadeyi tamamlayın: Why did we choose this route in the first ____?
Cevabı göster
place
It all started: Bir köken hikâyesi başlatmak
It all started, bir açıklamanın veya köken hikâyesinin başlangıcını işaretleyen bir anlatı kalıbıdır. Karmaşık bir konuyu tek bir hikâye çizgisinde toplar ve ardından başlangıç zamanını, kişisini veya olayını gösterir. All, hikâyeyi özetler; her ayrıntının tam olarak aynı anda başladığını ileri süren gerçek anlamlı bir iddia değildir. Burada kalıp, dinleyiciyi modern bir konudan onun tarihsel başlangıç noktasına götürür.
Alıştırma
Bir topluluk bahçesinin köken hikâyesini en doğal biçimde hangi cümle başlatır?
- The neighbors have finished watering the plants.
- It all started with a few neighbors and an empty lot.
- The garden opens at eight every morning.
Cevabı göster
It all started with a few neighbors and an empty lot.
Legend has it that as Galvani was studying a frog's leg, Notlar
0:55Efsaneye göre Galvani bir kurbağa bacağını incelerken,
Legend has it that: geleneksel bir anlatıyı tanıtma
Legend has it that, ardından gelen bilginin geleneksel ya da yaygın biçimde aktarılan bir hikâyeye dayandığını bildiren kalıplaşmış bir aktarım ifadesidir. Bu cümlede Galvani hakkındaki ünlü anekdotu tanıtır; has it, “ona sahiptir” anlamına gelmez. Anlatıcı bu ifadeyi seçerek hikâyenin bilinen bir anlatı olabileceğini, ancak bütünüyle doğrulanmış bir kanıt olarak sunulmadığını belirtir. “Rivayete göre” gibi bir kaynak işareti olarak çalışır.
Alıştırma
“Geleneksel bir hikâyeye göre” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Legend has ____ that the tower is haunted.
Cevabı göster
it
he brushed a metal instrument up against one of its nerves, Öbek fiiller
0:58metal bir aleti sinirlerinden birine sürterek
as Galvani was studying...: zaman arka planını kurmak
as Galvani was studying a frog's leg bölümünde as, “-iken” veya “tam o sırada” anlamına gelir. Geçmişte devam eden zaman biçimi was studying, zaten sürmekte olan bir etkinliği gösterir; basit geçmiş brushed ise bu sırada gerçekleşen olayı belirtir. as + özne + was/were + -ing kalıbı, başka bir olay anlatıyı ilerletmeden önce sahneyi kurabilir. Burada as zaman bildirir; neden anlamına gelmez ve as a scientist ifadesindeki rol anlamını taşımaz.
Alıştırma
Bu cümlede as ne işe yarıyor: “As I was packing my bag, the fire alarm went off”?
- Konuşanın rolünü belirtir.
- Çantayı hazırlamanın alarma neden olduğunu söyler.
- Alarm için zaman arka planını verir.
Cevabı göster
Alarm için zaman arka planını verir.
brushed a metal instrument up against: hafif fiziksel temas
brushed a metal instrument up against ifadesinde brushed hafif ve kısa süreli bir teması anlatır. up against ise aletin belirli bir yüzeye ya da noktaya temas ettirildiğini gösterir. İfade, metal aleti sinirlerden birine hafifçe sürtmek ya da değdirmek anlamına gelir. Burada fiziksel temas anlatılır; sertçe çarpma anlatılmaz. Buradaki brush up, gözden geçirmek anlamındaki brush up on öbek fiili değildir; against temas ilişkisini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede brushed a metal instrument up against ne anlama geliyor?
- Metal bir aleti nasıl kullanacağını gözden geçirmek
- Metal bir aleti bir sinire hafifçe sürtmek
- Metal bir aletle bir sinire sertçe vurmak
Cevabı göster
Metal bir aleti bir sinire hafifçe sürtmek
making the leg muscles jerk: kısa bir sonuç ifadesi
Virgülden sonraki making the leg muscles jerk ifadesi, ana cümledeki eylemin sonucunu ekler. Burada aletin sinire temas etmesi bacak kaslarının seğirmesine neden olmuştur. make + object + base verb yapısında make, neden olmak anlamına gelir: make the leg muscles jerk. -ing biçimi, sonucu ana eylemin ardından tek ve kısa bir cümlede vermeyi sağlar; making burada kas üretmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Sonuç ifadesini make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The power went out, ____ the whole hallway go dark.
Cevabı göster
making
called this animal electricity, — call + nesne + etiket ile adlandırma
called this animal electricity ifadesinde called, call + nesne + ad veya etiket yapısını izler. this ad verilen olguyu, animal electricity ise Galvani'nin ona verdiği adı gösterir. Bu yapı, bir şeye bir ad veya etiket vermek anlamına gelir. Keşiflerin, etkilerin, fikirlerin ya da kategorilerin nasıl adlandırıldığını anlatırken kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: In the past, scientists ____ this effect animal electricity.
Cevabı göster
called
the very stuff of life. — yaşamın özünü anlatan edebî ifade
the very stuff of life ifadesi, yaşamı temel bir maddesi veya özü varmış gibi sunar. Buradaki stuff soyut anlamdadır: yaşamın temelde neyden oluştuğunu anlatır, belirsiz bir fiziksel nesneyi değil. Very ifadeyi güçlendirir ve yaşamın en derin ya da en temel özünü vurgular. Söyleyiş edebî ve dramatiktir; bu yüzden modern ve kesin bir bilimsel terimden çok, tarihsel bir düşüncenin canlı anlatımı gibi duyulur.
Alıştırma
Bu cümlede the very stuff of life ne anlama geliyor?
- Sıradan ev eşyalarından oluşan bir yığın
- Stuff adlı bilimsel bir cihaz
- Yaşamın en temel maddesi veya özü
Cevabı göster
Yaşamın en temel maddesi veya özü
But Volta disagreed: karşıt bir görüşe geçiş
But, az önce sunulan açıklamadan farklı bir yöne geçildiğini gösterir; Volta disagreed ise karşıt görüşü savunan kişiyi tanıtır. Bu kısa yan cümle, içeriğini vermeden önce bir anlaşmazlık olduğunu bildirir. Ardından gelen arguing that... ifadesi Volta'nın bunun yerine neye inandığını açıklar ve okuyucunun bir teoriden diğerine geçişi izlemesini sağlar.
Alıştırma
Bu parçada But Volta disagreed ne işe yarar?
- Volta'nın önceki açıklamayı tamamen kabul ettiğini gösterir.
- Önceki açıklamadan Volta'nın karşıt görüşüne geçer.
- Volta'nın karşı savının bütün ayrıntılarını verir.
Cevabı göster
Önceki açıklamadan Volta'nın karşıt görüşüne geçer.
It was the metal itself that...: gerçek nedeni vurgulama
It was X that..., odağı X üzerine yerleştiren bir ayrık cümle yapısıdır. Bu cümlede X, the metal itself ifadesidir; yani Volta, bacağın seğirmesine başka bir kaynağın değil metalin neden olduğunu söylüyor. Burada it bir nesneyi belirtmez; ayrık cümle kalıbının bir parçasıdır. Itself ek bir karşıtlık kurarak sorumlu olanın metalin kendisi olduğunu vurgular. Daha az vurgulu temel cümle The metal itself made the leg twitch. şeklindedir.
Alıştırma
Neden olarak gevşek kabloyu vurgulamak için It was X that... cümlesini tamamlayın: ____ was the loose cable itself ____ made the screen flicker.
Cevabı göster
It · that
The debate was eventually settled with Volta's groundbreaking experiment. Notlar
1:17Bu tartışma sonunda Volta'nın çığır açan deneyiyle çözüldü.
The debate was eventually settled: sonuca odaklanan edilgen yapı
The debate was eventually settled ifadesinde was settled, settle fiilinin edilgen biçimidir: was + geçmiş zaman ortacı. The debate eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle cümle, kimin çözüm getirdiğinden çok anlaşmazlığın bir sonuca bağlanmasına odaklanır. Burada settle, bir şeyi çözmek veya kesin bir sonuca bağlamak demektir; bir yere yerleşmek anlamına gelmez. Eventually, sonucun belli bir süre veya belirsizlikten sonra ortaya çıktığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi settle fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After several careful tests, the debate ____ by clear evidence.
Cevabı göster
was settled
Volta's groundbreaking experiment: groundbreaking son derece yenilikçi demektir
Volta's groundbreaking experiment ifadesinde groundbreaking, experiment sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Deneyin yalnızca yararlı veya önemli olduğunu değil, büyük bir yenilik getirdiğini ya da yeni bir yön açtığını belirtir. Sözcük burada mecaz anlamdadır. İnşaata başlamak için toprağın gerçekten kazılmasını anlatmaz.
Alıştırma
groundbreaking research ifadesinde groundbreaking en güçlü olarak neyi anlatır?
- Büyük bir yeni gelişme veya yön ortaya koyar.
- Yararlıdır ancak alışılmış yaklaşımı izler.
- İşçiler toprağı kazarken gerçekleştirilir.
Cevabı göster
Büyük bir yeni gelişme veya yön ortaya koyar.
with a stack of alternating layers of zinc and copper, Kalıp ifadeler
1:23dönüşümlü çinko ve bakır katmanlarından oluşan,
a stack of alternating layers of zinc and copper: dönüşümlü çinko ve bakır katmanlarından oluşan bir yığın
A stack of ... layers, birkaç katmanın üst üste yerleştirildiğini anlatır. Alternating layers of zinc and copper ifadesinde malzeme tekrarlanan bir sırayla değişir: çinko, bakır, çinko, bakır. Burada alternating, malzemelerin “sırayla birbirini izlemesi” anlamına gelir. Malzemelerin seçilebilecek seçenekler olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Katmanlı yapı açıklamasını alternate fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The model uses a stack of ____ layers of plastic and metal.
Cevabı göster
alternating
separated by ... soaked in ...: geçmiş zaman ortacıyla kısa açıklamalar
Vurgulanan iki ifade, isim açıklamasına ek bilgiyi kısa biçimde yerleştiren geçmiş zaman ortacı gruplarıdır. Separated by paper or cloth, katmanların arasında ne olduğunu belirtir; soaked in a salt water solution ise kâğıdın veya kumaşın durumunu anlatır. Bu ifadeler yeni ana cümleler başlatmaz. Yapı şu şekilde açılabilir: “The layers are separated by paper or cloth, and the paper or cloth is soaked in a salt water solution.”
Alıştırma
Bu kısa açıklamayı doğru şekilde açan cümle hangisidir: The metal sheets are separated by cloth soaked in oil.?
- Kumaş metal levhaları ayırır ve kumaş yağa batırılmıştır.
- Kumaş metal levhaların içine batırılmıştır ve levhalar yağı ayırır.
- Metal levhalar yağa batırılmıştır ve yağ kumaşı ayırır.
Cevabı göster
Kumaş metal levhaları ayırır ve kumaş yağa batırılmıştır.
is something chemists now call oxidation and reduction. Kalıp ifadeler
1:34kimyagerlerin bugün oksidasyon ve redüksiyon dedikleri şeydir.
something chemists now call ...: teknik bir ad tanıtmak
something + group + call + name kalıbında something ad verilen şeyi ya da olayı, group adı veren grubu gösterir; teknik ad ise doğrudan call fiilinden sonra gelir. Burada Volta pili hücresinde gerçekleşen olay oxidation and reduction adlarıyla tanımlanır. Bu yapı, dinleyicinin zaten bildiği bir betimlemeden olayın resmî terimine geçer. Akışı kesmeden yeni bir terim sunduğu için bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hedefteki adlandırma kalıbını iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Researchers recently identified the pattern. It is something they ____ the spacing effect.
Cevabı göster
now call
which are in turn gained by the ions in the water Kalıp ifadeler
1:43bunlar da sırasıyla sudaki iyonlar tarafından kazanılır
which means it loses electrons: önceki yan cümleyi açıklamak
The zinc oxidizes tam ifadesinden sonra gelen, virgülle ayrılmış which means it loses electrons yan cümlesi teknik fiili hemen daha basit sözlerle açıklar. Burada oxidizes fiilinin ne anlama geldiğini gösterir; ayrı bir olaya geçmez. Which yalnızca zinc ismine değil, The zinc oxidizes düşüncesinin tamamına gönderme yapar. Açıklamanın içindeki it ise çinkoyu gösterir. Virgül + which means + yan cümle kalıbı, yeni bir cümle başlatmadan bir terimi veya ifadeyi açmayı sağlar.
Alıştırma
Örnekte which means it loses electrons ne işe yarar?
- The zinc oxidizes ifadesinin tamamını daha basit sözlerle açıklar.
- Belirli bir çinko parçasını gösterir.
- İlgisiz bir olayı tanıtır.
Cevabı göster
The zinc oxidizes ifadesinin tamamını daha basit sözlerle açıklar.
in turn: bağlantılı sonraki sonucu gösterme
Burada in turn, bir süreçte birbirine bağlı olarak ortaya çıkan sonraki sonucu gösterir. Önce çinko elektron kaybeder, ardından bu elektronlar sudaki iyonlar tarafından alınır. Bu kullanımda bir adımı, o adımdan doğan sonraki adıma bağlar. İnsanların ya da nesnelerin aynı işi sırayla yapması anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede in turn ne anlama geliyor? The battery powers the motor, which in turn moves the wheels.
- Biriyle sırayla yaparak
- Fiziksel olarak yönünü çevirdikten sonra
- Bağlantılı bir sonraki sonuç olarak
Cevabı göster
Bağlantılı bir sonraki sonuç olarak
in a process called reduction: süreci adlandırma
in a process called reduction ifadesi, olayın gerçekleştiği sürecin adını verir. called reduction sözleri process sözcüğünü açıklar ve ‘reduction adı verilen’ anlamına gelir; reduction teknik addır. Yeniden kullanılabilen kalıp in a process called + name şeklindedir. Ayrı bir tanım cümlesi kurmadan süreç adını aynı cümleye ekler.
Alıştırma
Cümleyi in a process called + name kalıbıyla tamamlayın: The file becomes smaller ____ compression.
Cevabı göster
in a process called
Volta would have been shocked to learn that last bit. Dilbilgisi
1:50Volta son kısmı öğrense şok olurdu.
would have been shocked to learn: geçmişteki varsayımsal bir tepki
Would have been shocked, gerçekten yaşanmış bir tepkiyi değil, geçmişe ilişkin hayal edilen bir tepkiyi anlatır. Volta sonradan öğrenilen bu gerçeği bilmiyordu; cümle, bunu öğrenseydi nasıl tepki vereceğini varsayar. Would have been + past participle kalıbı, geçmişe yönelik varsayımsal bir sonucu ifade eder. Burada to learn, tepkiye yol açacak bilgiyi tanıtır.
Alıştırma
"The early scientist would have been shocked to learn the result" ne anlama gelir?
- Bilim insanının sonucu öğrendiğini ve gerçekten şoke olduğunu bildirir.
- Bilim insanı sonucu öğrenseydi şoke olacağını hayal eder.
- Bilim insanının bu sonuçla birini şoke etmeyi planladığını söyler.
Cevabı göster
Bilim insanı sonucu öğrenseydi şoke olacağını hayal eder.
rather than the solution: ikinci seçeneği dışlamak
Rather than, reddedilen veya karşılaştırma dışı bırakılan seçeneği tanıtır. A rather than B yapısında A doğru, seçilen ya da tercih edilen seçenek olarak sunulurken B dışlanır. Burada in the copper A, the solution ise B'dir; yani Volta tepkimenin çözeltide değil, bakırda gerçekleştiğini düşünüyordu. Bu ifade isimleri, fiilleri veya diğer paralel ögeleri karşılaştırabilir.
Alıştırma
Cümleyi “ikinci seçenek değil” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The fault is in the cable ____ the screen.
Cevabı göster
rather than
Nonetheless: sonucun hâlâ geçerli olduğunu gösteren ödünleme
Nonetheless, buna rağmen veya yine de anlamına gelen bağlayıcı bir zarftır. Daha önce belirtilen bir sınırlamaya ya da hataya gönderme yapar ve sonraki sonucun hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Burada konuşmacı önce Volta'nın anlayışının eksik olduğunu kabul eder, ardından keşfinin bugün de onurlandırıldığı gerçeğine geçer. Başka durumlara aktarılabilen bilgi düzeni şöyledir: önce bir engel ya da düzeltme; sonra nonetheless ile hâlâ doğru olan sonuç.
Alıştırma
Nonetheless burada hangi ilişkiyi gösteriyor?
- Karşıtlık kurmadan yalnızca başka bir olgu ekler.
- Önceki sorunu kabul eder, ancak sonraki sonucun hâlâ geçerli olduğunu söyler.
- Sonraki sonucun önceki sorundan kaynaklandığını söyler.
Cevabı göster
Önceki sorunu kabul eder, ancak sonraki sonucun hâlâ geçerli olduğunu söyler.
by naming: yöntemi gösteren by + -ing
by naming ifadesinde by + -ing biçimi, temel eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini anlatır. Burada temel eylem Volta'nın keşfini onurlandırmaktır; birime volt adını vermek ise kullanılan yöntemdir. Bu by, edilgen bir fiilde eylemi yapan kişiyi tanıtmaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp şöyledir: temel eylem veya sonuç + by + -ing yöntemi.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için by + -ing kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya improved her drawing ____ every day.
Cevabı göster
by practicing
standard unit of electric potential: elektrik potansiyelinin standart birimi
Ana isim öbeği olan “standard unit”, ortak kabul görmüş bir ölçüm birimi demektir. “Of electric potential” ölçülen elektriksel büyüklüğün adını verir; buradaki “potential” bir fizik terimidir, bir kişinin yeteneği veya gelecekteki bir olasılık değildir. Cümlede “the volt”, birimin adını belirtmek için bu öbekten sonra gelir. “The standard unit of + büyüklük, the + birim adı” kalıbı genel bir tanımdan belirli bir ada geçer.
Alıştırma
“The standard unit of electric potential” neyi belirtir?
- Bir yükün joule ile ölçülen elektrik enerjisi
- Elektrik potansiyeli denen elektriksel büyüklük için ortak kabul görmüş bir ölçüm birimi
- Bir kişinin gelecekteki yeteneğini gösteren standart bir puan
Cevabı göster
Elektrik potansiyeli denen elektriksel büyüklük için ortak kabul görmüş bir ölçüm birimi
creates a flow of electrons between two substances, Kalıp ifadeler
2:08iki madde arasında bir elektron akışı yaratır
creates a flow of electrons between two substances: iki madde arasında elektron akışı oluşturur
“Creates”, elektronların hareketini yükseltgenme-indirgenme döngüsünün sonucu olarak sunar. “A flow of electrons”, elektronlar sıvı değil parçacık olduğu hâlde, çok sayıda elektronun düzenli biçimde bir yönde hareket etmesini bir akış olarak anlatır. “Between two substances”, bu harekete katılan iki maddeyi belirtir. “Creates a flow of X between A and B” kalıbının tamamı, bir sürecin bir şeyi iki malzeme, yer veya sistem parçası arasında hareket ettirdiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi creates a flow of electrons kalıbıyla tamamlayın: A voltage difference ____ between the two terminals.
Cevabı göster
creates a flow of electrons
and if you hook a lightbulb or vacuum cleaner up between the two, Öbek fiiller
2:11ve ikisi arasına bir ampul veya elektrikli süpürge bağlarsanız,
hook ... up: bir cihazı bağlamak
hook a lightbulb or vacuum cleaner up ifadesinde hook ... up, bir cihazı çalışabilmesi için güç kaynağına, devreye veya başka bir sisteme bağlamak anlamına gelir. up parçacığı bu öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket bildirmez. Bu öbek fiil ayrılabilir. İsim olan nesne hook the vacuum cleaner up örneğindeki gibi ortaya veya hook up the vacuum cleaner örneğindeki gibi parçacıktan sonra gelebilir. Zamir ise mutlaka ortada olmalıdır: hook it up denir, hook up it denmez.
Alıştırma
Cümleyi hook ... up yapısının doğru parçalarıyla tamamlayın: Please ____ the projector ____ to the laptop before the meeting.
Cevabı göster
hook · up
scientists have improved on Volta's design. Öbek fiiller
2:18bilim insanları Volta'nın tasarımını geliştirdiler.
Since the 1700s ... have improved: o zamandan bugüne
Since the 1700s geçmişte bir başlangıç dönemi belirler, have improved ise present perfect zamanındadır. Birlikte, 1700'lü yıllardan günümüze kadar uzanan dönemde geliştirmeler yapıldığını gösterirler. Burada since o zamandan şimdiye kadar anlamına gelir; çünkü anlamında değildir. The 1700s, 1700 ile 1799 arasındaki yıllardır ve 18. yüzyıl olarak da adlandırılır.
Alıştırma
Cümleyi geçmişteki bir başlangıç noktasını gösterip onu günümüze bağlayan sözcükle tamamlayın: ____ 2021, the library has offered free coding classes.
Cevabı göster
Since
improved on: mevcut bir tasarımı daha iyi hâle getirmek
improved on Volta's design ifadesinde improve on, Volta'nın mevcut tasarımından daha iyi bir şey ortaya çıkarmak demektir. on, fiil kalıbının bir parçasıdır; yer bildirmez. Bu kalıp, önceki şeyi karşılaştırma noktası olarak kullanır: improve on + mevcut bir tasarım, yöntem, sonuç veya performans.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir yöntemin önceki yöntemden daha iyi olduğunu açıkça söylüyor?
- The new method improves on the earlier method.
- The earlier method needs improvement.
- The team improves the earlier method.
Cevabı göster
The new method improves on the earlier method.
with dry cells filled with chemical paste,
2:23kimyasal macunla doldurulmuş kuru pillerle değiştirdiler,
replace A with B: A'yı kaldırıp B'yi kullanmak
Replace A with B, A'yı kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve yerine B'yi koymak demektir. A eski öğedir; with sözcüğünden sonra gelen B ise yeni öğedir. Altyazıda the chemical solution A, dry cells filled with chemical paste ise B'dir. Bu kalıp malzeme, araç veya yöntem değişikliklerini anlatırken aynı sırayı izleyin.
Alıştırma
"Maya replaced the paper map with a phone app," cümlesinde Maya ne kullanmaya başladı?
- ikisini aynı anda
- bir telefon uygulaması
- kâğıt harita
Cevabı göster
bir telefon uygulaması
the principle is the same: biçim değişse de temel mekanizma aynı
“the principle is the same” ifadesindeki principle, bir şeyin nasıl çalıştığını belirleyen temel yöntemi, yani altta yatan mekanizmayı anlatır. Burada ahlaki bir kural anlamına gelmez. Cümle, but ile bir karşılaştırma kurar: malzeme veya biçim değişmiş olabilir, ancak temel mekanizma değişmemiştir. the same, daha önce söz edilen ilkenin aynı olduğunu belirtir; bütün ayrıntıların birebir aynı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede “the principle is the same” ne anlama gelir?
- Konuşan kişi ahlaki bir kuraldan söz etmektedir
- Bütün malzemeler ve ayrıntılar aynıdır
- Altta yatan mekanizma değişmemiştir
Cevabı göster
Altta yatan mekanizma değişmemiştir
before they are regained by a substance being reduced.
2:32redükte edilen bir madde tarafından geri kazanılmadan önce.
sending electrons to do some work: sonuç bildiren bir -ing yapısı
“sending electrons to do some work” virgülden sonra gelen bir -ing yapısıdır. Anlamdaki özne hâlâ metaldir; bu yapı metalin oksitlenmesinin sonucunu ekler: elektronlar bir etki üretmek üzere gönderilir ve daha sonra geri alınır. Buradaki do some work bilimsel bir ifadedir; fiziksel iş yapmayı, enerji aktarmayı veya bir etki üretmeyi anlatır. Bir kişinin ev işlerini ya da sıradan bir görevi tamamlaması anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede “sending electrons to do some work” ne işe yarar?
- Elektronların sıradan bir ev işi yaptığını anlatır
- Yeni bir özneyle ikinci bir bağımsız cümle başlatır
- Metal oksitlenmesinin sonucunu kısa bir -ing yapısıyla ekler
Cevabı göster
Metal oksitlenmesinin sonucunu kısa bir -ing yapısıyla ekler
But any battery has a finite supply of metal, Kelime
2:35Ancak her pilin sınırlı bir metal kaynağı vardır
a finite supply of metal: sınırı olan bir miktar
a finite supply of metal ifadesinde finite, mevcut miktarın bir üst sınırı olduğu ve sonunda tükenebileceği anlamına gelir. Yalnızca miktarın az olduğu anlamına gelmez. a finite supply of + isim yapısı, sınırlı bir kaynağı anlatır. Burada pilin kullanılabilir metalden sonsuza kadar yararlanamayacağını açıklar.
Alıştırma
Cümledeki a finite supply of metal ne anlama gelir?
- Metal miktarının bir sınırı vardır ve sonunda tükenebilir.
- Miktar azdır, ancak sürekli yenilenir.
- Metal hafiftir.
Cevabı göster
Metal miktarının bir sınırı vardır ve sonunda tükenebilir.
once most of it has oxidized: sonucu tetikleyen bir koşul
Buradaki İngilizce once, bir koşulun gerçekleştiği noktayı belirtir: metalin çoğu oksitlenmiştir. Bu kullanım, bu olur olmaz veya bu olduğunda anlamına gelir; bir kez anlamına gelmez. once yan cümlesi tetikleyici koşulu, ana cümle ise sonucu verir: pil biter. Bir duruma ulaşılması sonraki olayın gerçekleşmesini sağlıyor veya ona neden oluyorsa once + yan cümle yapısını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede once, sonraki sonucu tetikleyen bir koşulu belirtir?
- I charged the battery once last week.
- Once the safety light turns green, the door will unlock.
- She won first place once.
Cevabı göster
Once the safety light turns green, the door will unlock.
by making the oxidation-reduction process reversible. Dilbilgisi
2:46oksidasyon-redüksiyon sürecini tersine çevrilebilir hale getirerek.
give us a temporary solution to this problem: geçici bir çözüm sunmak
Give us ... burada fiziksel olarak bir nesneyi uzatmak değil, “bize ... sağlamak” anlamına gelir. Şarj edilebilir piller, sorunla başa çıkmanın bir yolunu sağlar. İngilizcede standart kalıp a solution to a problem şeklindedir. To, çözümü ele aldığı soruna bağlar. Temporary ifadenin kapsamını sınırlar: yöntem bir süreliğine yardımcı olur, ancak sorunu kalıcı olarak ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
Sözcük grubunu tamamlayın. Boşluktan sonraki bölüm doğrudan çözülen sorunu belirtir: The new bus route gives us a temporary solution ____ the parking problem.
Cevabı göster
to
by making ... reversible: …ı tersine çevrilebilir hâle getirerek
By + -ing, daha önce belirtilen sonucu ortaya çıkaran yöntemi tanıtır. Buradaki yöntem, yükseltgenme-indirgenme sürecini ters yönde ilerleyebilecek biçimde değiştirmektir. İfadenin içindeki yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: make the process reversible. Reversible, sürecin tersine çevrilebildiğini anlatır; fiziksel bir nesnenin yalnızca öbür yüzüne çevrilebilmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Yöntem bildiren ifadeyi by ve make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new layout saves time ____ each step easier to follow.
Cevabı göster
by making
with the application of electricity: application sözcüğünün teknik anlamı
Bu bilimsel cümlede application, “bir şeyi uygulama veya sisteme verme eylemi” anlamındadır; “başvuru” anlamına gelmez. with the application of electricity, “elektrik uygulandığında” veya “elektrik uygulayarak” demektir. Bu resmî isim yapısı teknik metinlerde yaygındır. The application of heat, pressure veya force, söz konusu enerji ya da kuvvetin bir sisteme uygulanmasını anlatır.
Alıştırma
Cümledeki the application of electricity ne anlama gelir?
- Elektriği sisteme uygulama eylemi
- Elektrik almak için yapılan bir başvuru
- Elektriği kontrol eden bir yazılım uygulaması
Cevabı göster
Elektriği sisteme uygulama eylemi
Plugging in a charger draws the electricity from a wall outlet Dilbilgisi
2:56Bir şarj cihazı takmak duvardaki prizden elektriği çeker
that drives the reaction to regenerate the metal, Kelime
2:59bu da metali yenilemek için reaksiyonu sürdürür,
drives the reaction to regenerate the metal: metali yeniden oluşturmak için tepkimeyi ilerletir
Burada drive, bir sürecin gerçekleşmesini veya devam etmesini sağlayan gücü ya da koşulu sunmak demektir. drives the reaction ifadesinde özne, tepkimeyi ileri götüren etkendir; fiilin araç kullanmakla ilgisi yoktur. to regenerate the metal mastar yapısı, tepkimenin amaçlanan sonucunu belirtir. drive fiilinin bu soyut kullanımı reaction, change ve growth gibi süreç adlarıyla yaygındır.
Alıştırma
“Heat drives the reaction forward,” cümlesinde drives ne anlama gelir?
- tepkimenin içinden araç geçirir
- tepkimeyi durana kadar geciktirir
- tepkimenin ilerlemesini sağlayan gücü sunar
Cevabı göster
tepkimenin ilerlemesini sağlayan gücü sunar
Plugging in a charger: cümlenin öznesi olan -ing öbeği
Plugging in a charger bir isim-fiil öbeğidir: -ing biçimindeki plugging ve ona bağlı sözcükler birlikte özne görevini görür ve bir eylemi adlandırır. Cümle, bu eylemin ne yaptığını açıklar. Cümlenin ana çekimli fiili draws sözcüğüdür. Eylemin tamamı tek bir fikir olarak görüldüğü için fiil tekil biçimde kullanılır: draws, draw değil. Buradaki plugging şimdiki zamanın sürekli biçimi değildir; bunun için is plugging örneğindeki gibi bir be biçimi gerekir.
Alıştırma
“Plugging in a charger draws the electricity from a wall outlet,” cümlesindeki ana çekimli fiil hangisidir?
- draws
- Plugging
- charger
Cevabı göster
draws
But even rechargeable batteries don't last forever. Kalıp ifadeler
3:07Ancak şarj edilebilir piller bile sonsuza kadar dayanmaz.
don't last forever: sonsuza kadar dayanmaz
Burada last, “var olmaya devam etmek, kullanılabilir kalmak veya iyi durumda kalmak” anlamında bir fiildir. Don't last forever, şarj edilebilir pillerin sonunda aşınacağını ya da çalışmayı bırakacağını belirtir; burada last, “son” anlamına gelmez. X doesn't/don't last forever yapısı, bir ürünün, durumun, duygunun veya ilişkinin sınırları olduğunu ve sonunda biteceğini ya da değişeceğini söylemenin doğal bir yoludur.
Alıştırma
Dayanıklı şeylerin bile sonunda aşındığını belirten dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even well-made backpacks ____.
Cevabı göster
don't last forever
causes imperfections and irregularities in the metal's surface Dilbilgisi
3:12metalin yüzeyinde kusurlara ve düzensizliklere neden olur
that prevent it from oxidizing properly.
3:17bu da onun düzgün bir şekilde oksitlenmesini engeller.
Zamanla, bu sürecin tekrarlanması
Over time uzun vadeli bir zaman çerçevesi kurar. Sonucun kesin bir anda değil, yavaş yavaş geliştiğini okuyucuya anlatır. The repetition of this process, “bu süreç tekrarlanır” düşüncesini causes fiilinin öznesi olan bir isim öbeğine dönüştürür. İki bölüm birlikte açıklamayı tekrarlanan olaylardan bunların birikimli sonucuna taşır.
Alıştırma
“Over time, the repetition of this process” girişi okuyucuya ne anlatır?
- Sonuç, tekrarlanan olaylar yoluyla yavaş yavaş gelişir.
- Sonuç kesin bir anda yalnızca bir kez gerçekleşir.
- Cümle ilgisiz bir sürece geçer.
Cevabı göster
Sonuç, tekrarlanan olaylar yoluyla yavaş yavaş gelişir.
... neden olur ve bunlar düzgün oksitlenmeyi engeller
Yapı causes + sonuç + ilgi tümceci biçimindedir: tekrarlanma imperfections and irregularities oluşturur; bu sorunlar da normal oksitlenmeyi engeller. That prevent it from oxidizing properly ifadesi this process'i değil, imperfections and irregularities ifadesini niteler. Çoğul prevent fiili bu iki çoğul isimle uyumludur. prevent + nesne + from + -ing yapısında it metali gösterir.
Alıştırma
Cümlede “that prevent it from oxidizing properly” hangi bölümü niteler?
- “the repetition of this process” ifadesi
- “imperfections and irregularities” ifadesi
- Tek başına “surface” ismi
Cevabı göster
“imperfections and irregularities” ifadesi
The electrons are no longer available to flow through a circuit, Dilbilgisi
3:19Elektronlar artık bir devre boyunca akmak için mevcut olmaz
no longer available to flow through a circuit: artık devre boyunca akabilecek durumda olmamak
Burada no longer, daha önce var olan bir durumun sona erdiğini gösterir. Elektronlar önceden devre boyunca hareket etmek için serbest veya kullanılabilir durumdaydı, fakat artık değildir. Bu teknik cümlede available, bir kişinin “boş vakti olması” değil, “bu amaç için hazır veya kullanılabilir olması” anlamına gelir. no longer available to + fiil kalıbı, bir eylem için gereken erişimin, hazır olma durumunun veya kullanılabilir kaynağın kaybolduğunu anlatabilir.
Alıştırma
Daha önce var olan erişimin sona erdiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The archived video is ____ watch online.
Cevabı göster
no longer available to
after only hundreds of discharge-recharge cycles, Kelime
3:27yalnızca yüzlerce deşarj-şarj döngüsünden sonra ölürken,
only hundreds of discharge-recharge cycles: yalnızca yüzlerce deşarj-yeniden şarj döngüsü
Bir discharge-recharge cycle, pilin boşaltılıp ardından yeniden şarj edildiği tam bir süreçtir. Burada cycle, tekrarlanan bir işlemi sayar; bisiklet veya yalnızca belirsiz bir zaman dilimi anlamına gelmez. Hundreds of kesin bir sayı değil, yüzler seviyesinde yaklaşık bir miktar belirtir. Only, bu ömrü sınırlı veya beklenenden daha kısa olarak sunar.
Alıştırma
Bir pilin teknik özelliklerinde one discharge-recharge cycle ne anlama gelir?
- Bir pilin daire çizerek hareket etmesi
- Şarjın kullanılıp ardından geri yüklendiği tam bir süreç
- Pilin bir dakika kapalı kalması
Cevabı göster
Şarjın kullanılıp ardından geri yüklendiği tam bir süreç
while newer advanced batteries...: karşıtlık kuran while
Bu cümlede while, “... sırasında” değil, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır. Karşılaştırmanın ikinci tarafını sunar: günlük kullanım pilleri yalnızca yüzlerce döngü dayanırken gelişmiş piller binlerce döngü dayanır. A..., while B... yapısı, farklı grupları, sayıları veya sonuçları karşılaştırmak için iki olguyu yan yana getirir. Buradaki virgül de karşıt gruba geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede while ne işe yarar? “The older screen is dim, while the newer screen is bright.”
- İki değişikliğin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Daha yeni ekranın neden parlak olduğunu açıklar.
- İki ekranın karşılaştırıldığını gösterir.
Cevabı göster
İki ekranın karşılaştırıldığını gösterir.
that operate on the principles of quantum physics Kalıp ifadeler
3:39kuantum fiziği prensipleriyle çalışan
and last for hundreds of thousands of charge cycles. Kalıp ifadeler
3:42ve yüz binlerce şarj döngüsü boyunca dayanan hafif ince levhalar olabilir.
operate on the principles of quantum physics: kuantum fiziği ilkelerine göre çalışmak
Burada operate, “çalışmak” veya “işlemek” anlamındadır. operate on the principles of quantum physics ifadesi, bu ilkelerin pillerin çalışma biçiminin temelini oluşturduğunu söyler; on fiziksel bir yüzeyi değil, çalışma temelini belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp “cihaz veya sistem + operate(s) on the principle(s) of + mekanizma, teori veya kurallar” şeklindedir. Tekil özneyle operates, çoğul özneyle operate kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan kalıp ve doğru fiil biçimiyle tamamlayın: This wireless charger ____ electromagnetic induction and resonant coupling.
Cevabı göster
operates on the principles of
last for hundreds of thousands of charge cycles: yüz binlerce şarj döngüsü boyunca dayanmak
Burada last for hundreds of thousands of charge cycles, “yüz binlerce yeniden şarj döngüsü boyunca kullanılabilir durumda kalmak” anlamına gelir. Pilin kullanım ömrü takvim süresiyle değil, şarj döngüsü sayısıyla ölçülür. Kullanılabilir kalıp last for + miktar yapısıdır. Bu miktar bir süre veya kullanım ya da döngü sayısı olabilir. Bu yapıda for, dayanıklılığın süresini veya kapsamını belirtir; amaç bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bir süre kullanılabilir kalmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: This air filter can ____ six months under normal use.
Cevabı göster
last for
But until scientists find a way to take advantage of motion Notlar
3:46Ancak bilim insanları cep telefonunuzun pilini şarj etmek için
take advantage of motion: hareketten yararlanmak
Bu cümlede take advantage of motion, hareketi yararlı bir kaynak veya koşul olarak kullanmak anlamına gelir. Hareketi pratik bir faydaya dönüştürmenin bir yolunu bulmayı anlatır; haksız bir davranıştan söz etmez. Nesne hareket, güneş ışığı veya fırsat gibi bir şey olduğunda take advantage of genellikle ondan etkili biçimde yararlanmak demektir. İfadenin nötr mü yoksa olumsuz mu olduğunu nesne ve bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi take advantage of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The coach ____ the cool morning for outdoor practice.
Cevabı göster
takes advantage of
or fit solar panels somewhere on your device,
3:52veya cihazınızın bir yerine güneş panelleri yerleştirene kadar,
rather than expending one battery to charge another, Kalıp ifadeler
3:57bir pili diğerini şarj etmek için harcamaktansa,
until scientists find a way: mevcut tavsiyeyi gelecekteki bir sınırla çerçevelemek
Until scientists find a way... gelecekteki bir sınırı belirler: bilim insanlarının iki kendiliğinden şarj çözümünden birini uygulanabilir hâle getirmesinden önceki dönemi anlatır. Bilim insanlarının çözümü zaten bulduğunu söylemez. until yan cümlesi başta yer aldığı ve uzun olduğu için ana mesaj daha sonra gelir: plugging your charger into the wall ... is your best bet. Kullanılabilir düzen Until + gelecekteki olay, mevcut durum veya tavsiye biçimindedir; ana cümle o olaya kadar geçerliliğini korur.
Alıştırma
until scientists find a way... cümlede ne işlev görür?
- Duvar prizindeki şarj cihazını kullanmanın en iyi seçenek olarak kaldığı gelecekteki bir sınır belirler.
- Bilim insanlarının şarj sorununu zaten çözdüğünü söyler.
- Ana sonuç olarak duvar prizinden şarj etmenin imkânsız olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Duvar prizindeki şarj cihazını kullanmanın en iyi seçenek olarak kaldığı gelecekteki bir sınır belirler.
rather than expending one battery to charge another: bir pili diğerini şarj etmek için tüketmek yerine
Rather than, reddedilen veya önerilmeyen eylemi gösterir. Bu cümlede şarj cihazını duvar prizine takmak tercih edilen eylemdir; expending one battery to charge another ise kaçınılması gereken diğer seçenektir. -ing biçimindeki expending, plugging ile eşleştiği için iki eylem dilbilgisi açısından paraleldir. Expend, bir kaynağı tüketmek anlamına gelen resmî bir fiildir; burada bir pilde depolanan enerjinin harcanmasını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede rather than iki -ing eylemini karşılaştırmak için doğru kullanılmıştır?
- Cooking at home rather than ordering takeout can save money.
- Cooking at home rather than ordered takeout can save money.
- Cooking at home rather than to order takeout can save money.
Cevabı göster
Cooking at home rather than ordering takeout can save money.
your best bet: en güvenilir seçenek
your best bet, mevcut seçenekler arasındaki en güvenilir veya en mantıklı seçimi anlatan günlük bir deyimdir. Gerçek anlamda bir bahis ifade etmez. Bu cümlede konuşan kişi, uyarı sesini önlemek için bir eylemi en güvenli pratik yol olarak sunuyor. Best, düşünülen seçenekler içinde işe yarama ihtimali en yüksek olanı gösterir; ancak ifadenin başarı garantisi verdiği veya başka seçenek bulunmadığı anlamına gelmez. Bu yüzden tavsiye verirken ve seçenekleri gerçekçi biçimde değerlendirirken kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede your best bet ne anlama geliyor?
- en güvenilir pratik seçeneğin
- yapman gereken bir bahis
- mümkün olan tek seçeneğin
Cevabı göster
en güvenilir pratik seçeneğin
forestall that fatal bleep: o “ölümcül” sesi önceden önlemek
forestall, istenmeyen bir olay gerçekleşmeden önce harekete geçerek onu önlemek anlamına gelen resmî bir fiildir. to forestall that fatal bleep ifadesinde to forestall, eylemin amacını belirtir: şimdi harekete geçerek uyarı sesinin hiç çıkmamasını sağlamak. fatal bleep, telefonun pilinin azalması veya kapanmasıyla ilgili uyarı sesini mizahi biçimde anlatır; ölüme yol açan bir ses anlamına gelmez. Abartılı sıfat, sıradan bir rahatsızlığı dramatik biçimde önemli gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede to forestall that fatal bleep ne anlama geliyor?
- Uyarı sesini çıkmadan önce önlemek
- Uyarı sesini daha yüksek hâle getirmek
- Çıkmış olan bir uyarı sesini onarmak
Cevabı göster
Uyarı sesini çıkmadan önce önlemek