Solucan Delikleri Açıklandı – Uzay-Zamanı Kırmak: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Bu anlatım solucan deliklerini görelilik ve egzotik maddeyle ilişkilendiriyor, ardından zaman paradokslarının onları imkânsız kılıp kılmadığını soruyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “doesn't mean they have to exist.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kuramsal olasılığı mantıksal zorunluluktan ayırın ve ilk öncülü reddetmeden çıkarımı düzeltin. 2. “get our hands on” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: zor bulunan bir şeyi elde etmeyi anlatan gündelik ifadeyi tanıyın ve iyelik unsurunu konuşana göre değiştirin. 3. “only for them to be annihilated” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: only for + isim + mastar yapısını amaç değil, hemen gelen beklenmedik sonuç için kullanın.
Bu derste
a bit like: yaklaşık bir karşılaştırma yapmak
a bit like ifadesinde a bit, “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. like ile yapılan karşılaştırmayı yumuşatır; böylece konuşan kişi iki şeyin aynı olduğunu söylemeden aralarındaki benzerliğe dikkat çeker. Burada bir solucan deliğinin olası görünümü, kara deliğin görünümüyle karşılaştırılıyor. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be/look/seem + a bit like + isim şeklindedir.
Alıştırma
Yaklaşık karşılaştırma yapmak için dersteki üç sözcüklü İngilizce ifadeyi kullanın: The cloud looks ____ a giant rabbit.
Cevabı göster
a bit like
gives you a window to: mecaz yoluyla bir görüntü veya bağlantı
Buradaki window, normalde uzak veya gizli kalacak bir şeyi görme, ona ulaşma ya da onu deneyimleme yolunu anlatan bir benzetmedir. Bu nedenle gives you a window to, “size bir şeyi görme imkânı veya onunla bağlantı sağlar” anlamına gelir. Yapı give + kişi + a window to + yer veya hedef şeklindedir. Sonraki isim bir konu, deneyim ya da iç süreç olduğunda window into daha yaygındır: a window into ancient life.
Alıştırma
Dersteki kalıpla benzetmeyi tamamlayın ve you yerine us kullanın: The rover's camera ____ the surface of Mars.
Cevabı göster
gives us a window to
comes fully into view: bütünüyle görünür hâle gelmek
Come into view, daha önce gizli, uzakta veya görüş alanının dışında olan bir şeyin görünür hâle gelmesi demektir. Burada diğer taraf geçişten önce görünmezken sonrasında ortaya çıkar. Fully bu değişimi güçlendirir: görüntü yalnızca belirmeye başlamaz, artık bütünüyle görülebilir. Özne, bakan kişi değil, ortaya çıkan şeydir.
Alıştırma
Cümleyi come fully into view ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the sliding panel opened, the mural ____.
Cevabı göster
came fully into view
disguised as: başka bir şey gibi gösterilmiş
Burada disguised as physics and math, magic sözcüğünü açıklar: fizik ve matematik gibi görünmesi sağlanmış sihir demektir. Dil bilgisi bakımından magic disguised as B, magic that is disguised as B ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimidir. Aktarılabilir kalıplar disguise A as B ve A is disguised as B biçimleridir. A gerçek şey, B ise insanlara gösterilmek istenen kimlik veya biçimdir. Bu soruda mecazlı anlatım, solucan deliklerinin gerçek bilim olup olmadığına kuşkucu ve hafif alaycı bir şekilde meydan okur.
Alıştırma
Cümleyi disguise fiilinin uygun biçimi ve görünürdeki kimliği belirten edatla tamamlayın: The paid advertisement was ____ an independent review.
Cevabı göster
disguised as
For most of human history (insanlık tarihinin büyük bölümünde)
For most of human history, insanların var olduğu zamanın büyük bölümü boyunca anlamına gelen geniş bir zaman çerçevesi kurar. Buradaki for, amaç ya da neden değil, süre bildirir. Cümlenin başında kullanılan bu ifade, eski görüşe uzun bir tarihsel arka plan kazandırır ve sonraki karşılaştırmaya zemin hazırlar. Most kullanıldığı için istisnalara yer bırakır; herkesin her zaman aynı görüşte olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____, long-distance messages traveled slowly.
Cevabı göster
For most of human history
a big flat stage benzetmesi
Bu cümlede a big flat stage, olayların gerçekleştiği ortamı ya da arka planı anlatan bir benzetmedir. Uzay, tiyatro sahnesi gibi büyük ve düz düşünülür; gerçek bir gösteri platformundan söz edilmez. Bu görüntü, soyut ve eski bir modeli kolayca canlandırmayı sağlar: olaylar uzayın içinde gerçekleşirken uzayın kendisi sabit ve değişmez görünür.
Alıştırma
"The diagram shows the city as a stage where daily life unfolds," cümlesinde "a stage" ne anlama gelir?
- Bir sürecin aşamalarından biri
- Olayların gerçekleştiği bir ortam
- Oyuncuların kullandığı bir platform
Cevabı göster
Olayların gerçekleştiği bir ortam
make up: parçaların bir bütünü oluşturması
Burada make up, oluşturmak veya meydana getirmek anlamına gelir. Space and time parçaları, that stage ise bu parçaların birlikte oluşturduğu bütünü gösterir. Başka cümlelere aktarılabilecek kalıp parts + make up + whole biçimindedir. Özne bileşenleri, nesne de daha büyük bir bütünü adlandırdığında make up genellikle bu oluşum ilişkisini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi bütünü oluşturmak anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Volunteers from several towns ____ the rescue team.
Cevabı göster
make up
If the old stage was like unmoving hardwood, Anlatım akışı
1:16Eğer eski sahne hareketsiz sert bir ahşap gibiydiyse,
If A was like X, B is more like Y: eski karşılaştırmayı daha iyisiyle değiştirmek
Bu cümle, eski bir zihinsel modeli daha iyisiyle değiştirmek için iki parçalı bir karşılaştırma kullanır. if yan tümcesi başlangıç benzetmesini sunar: eski sahne sert ahşap gibi katıdır. Ana tümce düzeltilmiş benzetmeyi verir: Einstein'ın sahnesi, şekil değiştirebilen bir su yatağına daha çok benzer. Burada if, gerçek bir neden-sonuç koşulu değil, varsayımsal bir karşılaştırma kurar. Paralel If A was like X, B is more like Y kalıbı, bir görüşü önce kabul edip ardından dikkati daha doğru bir görüşe yöneltmeyi sağlar.
Alıştırma
Örnekte If A was like X, B is more like Y kalıbı ne yapar?
- Sert ahşap bir sahne su yatağına dönüşürse ne olacağını tahmin eder.
- İki sahne modelinin eşit derecede doğru olduğunu söyler.
- Eski bir karşılaştırmayı sunar, ardından onu daha iyi bir karşılaştırmayla değiştirir.
Cevabı göster
Eski bir karşılaştırmayı sunar, ardından onu daha iyi bir karşılaştırmayla değiştirir.
Patch together: parçaları doğaçlama biçimde birleştirmek
Burada patched together, “ayrı veya hasarlı parçaların yeniden birleştirilmesi” anlamındadır. Cümle, esnek uzayı yırtıldıktan sonra yeniden bağlanabilecek bir malzeme gibi ele alır. Patch together bir öbek fiildir: patch onarma düşüncesini taşırken together parçaları tek bir bütün hâline getirme anlamını ekler. Eldeki imkânlarla doğaçlama biçimde oluşturulan bir planı, anlatıyı veya çözümü de ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi patch together ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: With no official guide, we ____ the instructions from several old emails.
Cevabı göster
patched together
Bent in just the right way: kısaltılmış edilgen koşul
Bent in just the right way, cümlenin başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Edilgen bir koşulu kısaltır: “ilgili şey tam gereken şekilde bükülürse”. Bağlamda bu şey, hemen önce anlatılan esnek uzaydır; bu nedenle amaçlanan tam biçim If space is bent in just the right way şeklindedir. Koşulun önce verilmesi, ardından gelen sonucun nasıl yorumlanacağını gösterir. Ana cümle daha sonra olası sonucu belirtir: solucan delikleri uzak noktaları birbirine bağlayabilir.
Alıştırma
“Stored in a cool place, the medicine will last longer,” cümlesindeki başlangıç öbeği ne anlama gelir?
- İlaç serin bir yerde saklanırsa
- İlaç sıcak bir yerde tutulmasına rağmen
- Birisi odayı soğuturken
Cevabı göster
İlaç serin bir yerde saklanırsa
enabling you to: sonuç eklemek
Burada enabling you to travel ... önceki düşüncenin tamamının sonucunu ekler. Kısa köprüyü neredeyse anında geçmek, daha hızlı yolculuğu mümkün kılar. Bu -ing yan cümleciği, which would enable you to ... ifadesinin daha kısa bir alternatifidir. enabling you to travel içinde you, bu olanağı kazanan kişiyi; to travel ise eylemi gösterir.
Alıştırma
Enable ve them kullanarak cümleyi bir sonuç yan cümleciğiyle tamamlayın: The new ramp removes the step for wheelchair users, ____ enter the building more easily.
Cevabı göster
enabling them to
on paper: yalnızca kuramda var olmak
Burada only on paper, solucan deliklerinin şu anda gözlemlenmiş fiziksel nesneler olarak değil, matematiksel veya kuramsal olasılıklar olarak var olduğu anlamına gelir. Bir kâğıdın üzerindeki konumu anlatmaz. Daha genel olarak on paper, bir şeyin gerçeklik tarafından doğrulanmadan önce planlarda, hesaplamalarda veya yazılı açıklamalarda nasıl göründüğünü anlatır. Genellikle beklenen ve gerçek sonuçlar arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
Yazılı açıklamaya göre öyle görünse de gerçeğin farklı olabileceğini belirten iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The laptop looks powerful ____, but real-world tests tell a different story.
Cevabı göster
on paper
General relativity says they might be possible,
1:55Genel görelilik onların mümkün olabileceğini söyler,
but that doesn't mean they have to exist. Dilbilgisi
1:57ama bu var olmak zorunda oldukları anlamına gelmez.
doesn't mean they have to exist: zorunlu sonucu reddetmek
X doesn't mean Y yapısı, birinin X'ten çıkarabileceği Y sonucunu reddeder. Burada genel göreliliğin bir şeyi teorik olarak mümkün kılması, onun varlığını zorunlu bir sonuç hâline getirmez. have to exist ifadesindeki have to, dışarıdan yüklenen bir görev değil, mantıksal zorunluluk, yani mutlaka var olmak anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı akıl yürütmeyi kullanır: Bir kanıt olasılığı destekler, ancak onu zorunlu kılmaz?
- One clue supports the idea, but that doesn't mean the idea has to be true.
- One clue supports the idea, so the idea has to be true.
- One clue contradicts the idea, so the idea is impossible.
Cevabı göster
One clue supports the idea, but that doesn't mean the idea has to be true.
not all math describes reality: kısmi olumsuzluk
Not all + çoğul veya sayılamayan bir ad, bütün grubu kapsayan bir iddiayı reddeder. Burada cümle, en azından bazı matematiksel açıklamaların gerçeklikle uyuşmadığını söylerken bazılarının uyuşabileceği olasılığını açık bırakır. Hiçbirinin uyuşmadığını söylemez. Not sözcüğü all üzerinde etkili olduğu için bütün kümeyle ilgili iddia reddedilir. Buna kısmi olumsuzluk denir.
Alıştırma
Hangi cümle bazı çevrim içi yorumların güvenilir olabileceğini, ancak her yorumun güvenilir olduğu iddiasının yanlış olduğunu anlatır?
- All online reviews are reliable.
- Not all online reviews are reliable.
- No online reviews are reliable.
Cevabı göster
Not all online reviews are reliable.
so warped that: sonuca yol açan derece
so + sıfat + that + yan cümle yapısında so aşırı bir dereceyi belirtir, that ile başlayan cümle ise bu derecenin sonucunu verir. Burada so warped that, bükülmenin çökmeye yol açacak kadar arttığını anlatır. Buradaki so, bu yüzden anlamına gelmez. Sıfatın so ile that arasında bulunduğu bir derece-sonuç kalıbı oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi so + sıfat + that sonuç kalıbıyla tamamlayın: The night was ____ the entire lake froze over.
Cevabı göster
so cold that
has no choice but to collapse: kaçınılmaz bir sonuç
Have no choice but to + fiilin yalın hâli, koşullar altında yalnızca tek bir eylemin veya sonucun mümkün olduğu anlamına gelir. Bu kalıpta but, except yani dışında anlamına yakındır; to ise fiilden önce gelen mastar yapısının parçasıdır. Uzay-zaman gerçek anlamda karar veremez. Cümle onu kişileştirerek çöküşün seçilmiş değil, kaçınılmaz bir sonuç olarak sunulduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi have no choice but to kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When every ferry was canceled yesterday, we ____ stay on the island overnight.
Cevabı göster
had no choice but to
the event horizon: kara deliğin tek yönlü sınırı
Olay ufku, bir kara deliğin çevresinde bulunan ve ötesinden hiçbir şeyin, ışığın bile, dışarı dönemediği sınırdır. Madde ve ışık içeri doğru geçebildiği ama yeniden dışarı çıkamadığı için “tek yönlüdür”. Buradaki horizon, gökyüzüyle yerin birleşiyor gibi göründüğü günlük anlamdaki ufuk değildir. Olay ufku sert ve katı bir yüzey değil, kara deliğin kütle çekiminin belirlediği bir sınırdır.
Alıştırma
İki sözcüklü terimle İngilizce bilim cümlesini tamamlayın: Nothing can return after it crosses a black hole’s ____.
Cevabı göster
event horizon
anything can enter but nothing can escape: paralel karşıtlık
Bu cümle tanımı dengeli bir karşıtlıkla düzenler: anything, nothing ile; enter ise escape ile eşleştirilir. But, sınırsız girişten imkânsız çıkışa geçişi gösterir; böylece tek yön kuralı kolayca görülür ve hatırlanır. Olumlu yan cümlede anything, “hangi şey olursa olsun” anlamına gelir. Nothing zaten olumsuzluk taşıdığı için nothing cannot escape değil, nothing can escape denir.
Alıştırma
Hangi cümle girişin sınırsız, kaçışın ise imkânsız olduğunu açıkça söylüyor?
- Anything can enter, but nothing can escape.
- Nothing can enter, but anything can escape.
- Everything enters, and something can escape.
Cevabı göster
Anything can enter, but nothing can escape.
spewing things out: ayrılabilen öbek fiil spew out
Spew out, büyük miktarda bir şeyi kuvvetle dışarı çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede beyaz delik, maddeyi şiddetle dışarı fırlatıyormuş gibi anlatılır; bu yüzden fiil, emit gibi nötr bir fiilden daha canlıdır. Spew out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne, spewing out things örneğindeki gibi fiilin tamamından sonra gelebilir veya spewing things out örneğindeki gibi fiil ile out arasına girebilir. Nesne bir zamirse normalde ortaya gelir: spew it out.
Alıştırma
Cümleyi spew out ifadesinin ayrılmış biçimiyle tamamlayın: The damaged pipe was ____ hot water ____ across the floor.
Cevabı göster
spewing · out
It takes an infinite amount of time to cross: It takes ... to ... kalıbı
It takes + süre + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtir. It burada gerçek bir varlığa gönderme yapmayan sözde öznedir; köprüyü göstermez. Asıl eylem to cross ile verilir. Burada an infinite amount of time, geçişin uygulamada hiçbir zaman tamamlanamayacağı anlamına gelir. Aynı kalıp normal sürelerle de kullanılır: It takes ten minutes to walk there.
Alıştırma
Süre kalıbını tamamlayın: ____ twenty minutes ____ walk to school.
Cevabı göster
It takes · to
crimp shut: eylem ve sonucu
crimp shut ifadesinde crimp, bir şeyi sıkıştırarak ya da kıstırarak daralmış bir şekle sokmayı anlatır. Shut bir sonuç tümlecidir; sıkıştırma sonunda ulaşılan durumu belirtir. Burada her köprünün orta kısmı, geçit kapanana kadar sıkışıp daralır. İngilizce, bir değişimi ve son durumunu kısa biçimde aktarmak için fiil + sıfat yapısını sıkça bu şekilde kullanır.
Alıştırma
Cümleyi crimp fiilinin geçmiş zamanı ve sonucu belirten shut sözcüğüyle tamamlayın: The clamp ____ the soft tube ____.
Cevabı göster
crimped · shut
in the blink of an eye: neredeyse anında
In the blink of an eye, “çok kısa bir sürede” ya da “neredeyse anında” anlamına gelen bir deyimdir. İfade, göz kırpmanın çok kısa sürmesi imgesine dayanır; ancak gerçek anlamda göz kırpmayı anlatmaz. Bu cümlede evrende yolculuğu olağanüstü hızlı gösterir. Very quickly ifadesinden daha canlıdır ve bir hikâyeye ya da açıklamaya çoğu zaman dramatik bir etki katar.
Alıştırma
Hangi cümlede in the blink of an eye, bir şeyin neredeyse anında gerçekleştiğini anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The box was located in the blink of an eye.
- She studied the painting in the blink of an eye for three hours.
- The storm flooded the street in the blink of an eye.
Cevabı göster
The storm flooded the street in the blink of an eye.
Olası bir sonuç için If ..., then ... ve could
If ile başlayan yan cümle, henüz doğrulanmamış bir koşul sunar: Sicim teorisi veya onun varyasyonlarından biri evreni doğru biçimde açıklamalıdır. Then ile başlayan bölüm ise bu koşula bağlı olası bir sonuç verir; evren hakkında kesinleşmiş bir gerçeği anlatmaz. Bu uzun cümlede then, sonucun nerede başladığını açıkça gösterir. Çoğu zaman çıkarılabilir, ancak burada kullanılması dinleyicinin koşul ile sonuç arasındaki sınırı takip etmesini kolaylaştırır. Could be lucky olasılık bildirir, bu yüzden konuşan kişi temkinli davranır.
Alıştırma
Hangi cümle doğrulanmamış bir koşul ile kesin olmayan olası bir sonuç sunuyor?
- If the weather stays clear, then we will definitely see the comet tonight.
- Because the sky is clear, we can see the comet tonight.
- If the weather stays clear, then we could see the comet tonight.
Cevabı göster
If the weather stays clear, then we could see the comet tonight.
sayısız solucan deliğinden oluşan karmaşık bir ağ
Burada a tangled web of, karmaşık bir düzende birbirine bağlanan çok sayıda solucan deliğini anlatan bir mecazdır. Web gerçek bir örümcek ağı anlamına gelmez; yolları kesişip birbirine bağlanan bir ağı gözünüzde canlandırmanıza yardım eder. Countless, ölçülmüş bir sayı değil, 'sayılamayacak kadar çok' veya kısaca 'çok fazla' demektir. İsim grubunun tamamı hem solucan deliklerinin muazzam sayısını hem de aralarındaki bağlantıların karmaşıklığını vurgular. Bu cümledeki görüntü, daha önce gözlemlenmiş bir ağı değil, bilimsel bir olasılığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bağlantılı şeylerden oluşan kafa karıştırıcı bir bütünü anlatan dersteki iki kelimelik mecazla tamamlayın: The detective uncovered a ____ of lies and fake records.
Cevabı göster
tangled web
far, far smaller than an atom: bir atomdan çok ama çok daha küçük
far, far smaller than an atom ifadesinde far, karşılaştırma biçimi olan smaller sıfatını niteler ve farkın çok büyük olduğunu belirtir. Cümle ölçekleri karşılaştırır: söz konusu ölçekler bir atomdan çok daha küçüktür. Buradaki far, fiziksel olarak uzak olmayı anlatmaz. Far sözcüğünün tekrarlanması güçlü bir sözbilimsel vurgu ekler ve karşıtlığı daha canlı hâle getirir. Aktarılabilir kalıp far + comparative biçimidir; far better, far larger ve far less common buna örnektir. Far sözcüğünü tekrarlamak vurguyu daha da artırır.
Alıştırma
Bir şeyin başka bir şeyden çok daha küçük olduğunu, tekrarla ek vurgu yaparak doğal biçimde anlatan ifade hangisidir?
- far, far small
- very, very smaller
- far, far smaller
Cevabı göster
far, far smaller
Threaded through them are strings: sunumsal devrik yapı
Threaded through them, sicimlerin konumunu veya durumunu anlatan ve cümlenin başına alınmış bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Dilbilgisel özne strings, çekimli fiil ise are'dır; threaded özne ya da çekimli fiil değildir. Nötr sözcük dizilişi Strings are threaded through them. biçimindedir. Betimleyici grubu başa alıp özneyi are'dan sonra yerleştirmek sunumsal bir devrik yapı oluşturur: önce mekânsal görüntü verilir, ardından sicimler tanıtılır. Özne tekil olduğunda Threaded through it is a thin wire. örneğindeki gibi is kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle örnekle aynı temel anlamı koruyarak nötr sözcük dizilişini kullanır?
- Strings are threaded through them.
- Threaded strings are through them.
- They are threaded through strings.
Cevabı göster
Strings are threaded through them.
fark ettiğimizden daha yakın
closer than we realize ifadesinde closer karşılaştırma biçimidir. than ile başlayan yan cümlenin bağlamdan anlaşılan sonu söylenmemiştir: closer than we realize it is. Cümle, gerçek mesafenin şu an fark ettiğimiz veya tahmin ettiğimizden daha kısa olabileceğini anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp comparative + than we realize biçimindedir: harder than we realize, riskier than we realize veya sooner than we realize. Burada realize, bir şeyi gerçekleştirmek değil, fark etmek veya anlamak demektir.
Alıştırma
Gerçek durumun şu anda anladığımızı aşabileceğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The deadline might be closer ____.
Cevabı göster
than we realize
bazı fizikçileri öne sürmeye yönelten yapı
Virgülden sonraki -ing yan cümlesi leading some physicists to suggest ..., önceki gözlemin tamamının bir sonucunu verir: kara delikler ve solucan delikleri dışarıdan benzer görünebildiği için bazı fizikçiler bir hipotez öne sürmeye yönelir. Kalıp, durum, leading + kişi + to + fiilin yalın biçimi şeklindedir. Suggest, sonraki düşüncenin kanıtlanmış bir sonuç değil, öneri veya hipotez olduğunu gösterir; some da iddiayı grubun yalnızca bir bölümüyle sınırlar.
Alıştırma
Hangi devam, hipotezi kanıtlanmış olduğunu iddia etmeden bir sonuç olarak aktarır? The two signals had the same unusual pattern, ...
- proving that the signals had a shared cause.
- showing that every researcher rejected a shared cause.
- leading the researchers to suggest a shared cause.
Cevabı göster
leading the researchers to suggest a shared cause.
“get our hands on”: erişilmesi zor bir şeyi elde etmeyi başarmak
Bu cümlede get our hands on, “zor da olsa elde etmek veya erişim sağlamak” anlamına gelir. Solucan deliğini elde etmenin son derece zor olduğunu ima eder; ona gerçekten elle dokunmak anlamına gelmez. İyelik sözcüğü, şeyi elde eden kişiye göre değişir: get my hands on, get your hands on, get her hands on vb. Bu ifade, sıradan get fiilinin vermeyebileceği bir çaba, kıtlık veya güçlü istek duygusu ekler.
Alıştırma
get one's hands on deyimini kullanın ve one's kısmını özneye uyacak şekilde değiştirin: The records are restricted, but if I can ____ a copy, I will call you.
Cevabı göster
get my hands on
“we want a wormhole to have” ifadesinde want + nesne + to-infinitive
want + nesne + to-infinitive yapısı, başka bir kişinin veya şeyin ne yapmasını ya da nasıl olmasını istediğinizi anlatır. Burada a wormhole, want fiilinin nesnesi ve have fiilinin anlamca öznesidir: özelliklere solucan deliğinin kendisinin sahip olmasını istiyoruz. we öznesi istekte bulunanı, a wormhole ise özelliklere sahip olması beklenen şeyi gösterir. Genel olarak want ile to arasına yerleştirilen nesne, sonraki eylemin veya durumun anlamca öznesidir.
Alıştırma
Hangi cümlede want + nesne + to-infinitive yapısı kullanılmış ve wormhole, have fiilinin anlamca öznesi olmuştur?
- We have a wormhole and want certain properties.
- We want to have a wormhole with certain properties.
- A wormhole wants us to have certain properties.
- We want a wormhole to have certain properties.
Cevabı göster
We want a wormhole to have certain properties.
sufficiently sized so that: gerekli düzey ve sonuç
Burada sufficiently sized, “gereken büyüklüğe getirilmiş” anlamına gelir; bu bağlamda şartı karşılayacak kadar büyük olmayı ifade eder. Sufficiently, sized sıfatını niteler ve gerekli düzeye ulaşıldığını gösterir. So that, bu büyüklüğün mümkün kılması gereken sonucu getirir: kütle çekimi kuvvetleri insan yolcuları öldürmemelidir. Aktarılabilir kalıp sufficiently + sıfat + so that + tam yan cümledir ve özellikle bir şartı ve amaçlanan sonucunu belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Şartı sufficiently ve strong sıfatıyla tamamlayın: The bridge must be ____ so that it can carry heavy trucks.
Cevabı göster
sufficiently strong
No matter how: farklı yöntemler, değişmeyen sonuç
Burada No matter how, “hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın” anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Solucan deliği yapmanın olası bütün yöntemlerini kapsar; how burada soru sormaz. Ana cümle değişmeyen sonucu verir: yerçekimi onları kapatmaya çalışır. Farklı yöntemler sonucu değiştirmediğinde no matter how + özne + fiil yapısını kullanın ve ardından tam bir ana cümle getirin.
Alıştırma
“Yöntem ne olursa olsun” anlamına gelen ve no matter ile başlayan üç sözcüklü ifadeyi yazın: ____ you fold the map, it will not fit in this pocket.
Cevabı göster
No matter how
pinch it closed: eylem + nesne + sonuç durumu
pinch it closed ifadesinde pinch eylemi belirtir, it nesnedir ve closed nesnenin eylem sonucunda ulaştığı durumu gösteren bir sıfattır. Yerçekimi, solucan deliği geçidini kapanana kadar sıkıştırır. Kalıp eylem fiili + nesne + sonuç sıfatı şeklindedir. push it open veya wipe it clean örneklerinde olduğu gibi, eylemin nesneyi hangi duruma getirdiğine odaklanır. Closed, pinch eyleminin nasıl yapıldığını değil, it için ortaya çıkan durumu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle pinch it closed ile aynı eylem + nesne + sonuç kalıbını kullanır?
- She wiped the table clean.
- She wiped the table carefully.
- She wiped the clean table.
Cevabı göster
She wiped the table clean.
Whether A or B: iki alternatifi de kapsamak
Whether it's A or B, iki alternatifi sunan bir yan cümleyi başlatır. Burada A, iki ucu da bizim evrenimizde bulunan geçilebilir bir solucan deliğidir; B ise başka bir evrene açılan solucan deliğidir. Ours burada our universe anlamına gelir. Bu başlangıç, hangi alternatif doğru olursa olsun sonraki ifadenin geçerli olduğunu dinleyiciye bildirir. Bir seçeneği özel bir koşul yapmak yerine, olasılıkların tamamını baştan ortaya koyarak anlatımı düzenler.
Alıştırma
Sonucun iki durumda da geçerli olması için başlangıcı tek bir sözcükle tamamlayın: '____ the class is online or in person, everyone must register.'
Cevabı göster
Whether
Onu açık tutacak bir şeyimiz olmadığı sürece
Unless, ana cümledeki sonucun gerçekleşmesini engelleyen bir koşul getirir. Burada solucan deliği normalde kapanacaktır; onu açık tutan bir şeyin bulunması bu sonucu engelleyen istisnadır. Mantık şöyle yeniden ifade edilebilir: Onu açık tutan bir şeyimiz yoksa kapanmaya çalışacaktır. Unless zaten bu olumsuz koşulu içerir.
Alıştırma
Cümleyi “eğer ... değilse” anlamına gelen tek bir sözcükle tamamlayın: The gate will swing shut ____ we secure it with a latch.
Cevabı göster
unless
Yeni bir ingredient: temel bir unsur
Bu cümlede ingredient bir mecazdır. Yiyecek anlamına gelmez; bir planın veya sistemin çalışması için gereken temel bir unsur anlamına gelir. Exotic matter, bu yeni unsurun ne olacağını açıklar. Bu kullanım, soyut bir gereksinimi tarifin bir parçası gibi gösterir: Gerekli unsur eklenir ve önerilen sonuç mümkün hâle gelir.
Alıştırma
Bu cümlede ingredient ne anlama gelir? Trust is a key ingredient in a strong team.
- Yemek yaparken kullanılan bir gıda malzemesi
- Sonucun oluşmasına yardım eden temel bir unsur
- Sabit bir fiziksel şekli olan makine parçası
Cevabı göster
Sonucun oluşmasına yardım eden temel bir unsur
like nothing that's ever been seen before: daha önce hiç görülmemiş
Burada like nothing that's ever been seen before, “insanların geçmişte gördüğü hiçbir şeye benzemeyen” anlamına gelir. Nothing karşılaştırma noktasıdır; “boşluk” ya da “yokluk” anlamına gelmez. that's ever been seen before, nothing sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Buradaki that's, that has kısaltmasıdır ve has ever been seen edilgen present perfect yapısındadır. Ever ile present perfect birlikte şimdiye kadarki tüm deneyimi kapsar ve karşılaştırmayı özellikle güçlü kılar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin önceki tüm örneklerden farklı olduğunu anlatmak için like nothing + ilgi cümleciği yapısını kullanır?
- The new planet looked nothing like the telescope image.
- The new planet looked like something from an old science-fiction film.
- The new planet looked like nothing that had ever been seen before.
Cevabı göster
The new planet looked like nothing that had ever been seen before.
repulsive: “nesneleri birbirinden uzaklaştıran” anlamı
Bu fizik bağlamında repulsive, nesneleri birbirinden uzaklaştıran bir kuvvet üretmek anlamındadır. Ardından gelen It would push you away cümlesi bu teknik anlamı doğrular. Sözcük burada duygusal bir tepkiyi değil, fiziksel davranışı anlatır. Günlük İngilizcede repulsive çoğunlukla “son derece iğrenç” anlamına gelir, ancak bu yorum burada uygun değildir.
Alıştırma
“Two like electric charges exert a repulsive force,” cümlesinde repulsive ne anlama gelir?
- Yüklerin birbirinden uzaklaşmasına neden olur.
- Yüklerin iğrenç görünmesine neden olur.
- Yüklerin birbirine yaklaşmasına neden olur.
Cevabı göster
Yüklerin birbirinden uzaklaşmasına neden olur.
props open: bir şeyi destekleyerek açık tutmak
props open ifadesinde prop, “desteklemek” anlamında bir fiildir; open ise korunan durumu belirtir. Burada kütle çekimi karşıtı etki, solucan deliklerini destekleyerek kapanmak yerine açık kalmalarını sağlar. Nesne bir isim öbeğiyse hem prop open the door hem de prop the door open doğaldır. Nesne bir zamirse zamiri prop ile open arasına koyun: prop it open.
Alıştırma
Kama pencerenin kapanmasını engelliyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “The rubber wedge can ___ the window.”
- prop open
- pull open
- push open
Cevabı göster
prop open
exert enormous pressure: muazzam basınç uygulamak
Exert enormous pressure, son derece büyük miktarda basınç uygulamak anlamına gelir. Exert fiildir, pressure uygulanan şeydir, enormous ise pressure ismini güçlendirir. Özne, kuvvetin veya etkinin kaynağıdır. Bu cümlede kaynak egzotik maddedir. Bu eşdizim resmîdir ve bilimsel, teknik ve analitik bağlamlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede resmî eşdizim doğru kullanılmıştır?
- The piston exerts to enormous pressure on the valve.
- The piston exerts enormous pressure on the valve.
- The piston makes enormous pressure on the valve.
Cevabı göster
The piston exerts enormous pressure on the valve.
however we see fit: yöntemi seçme özgürlüğü
However we see fit, “uygun olduğuna karar verdiğimiz herhangi bir şekilde” anlamına gelir. Bu cümlede konuşanların uzay-zamanı kendi değerlendirmelerine göre şekillendirme özgürlüğüne sahip olacağını belirtir. Bu yapıda however, “hangi şekilde olursa olsun”; see fit ise “uygun görmek” anlamındadır. İfade, karar verme yetkisini anlatır; bir şeyin boyutunun uygun olup olmadığına gözle bakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “uygun gördüğün herhangi bir şekilde” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: You may arrange the display ____.
Cevabı göster
however you see fit
only for them to be annihilated: beklenmedik bir sonuç
Only for + isim veya zamir + to mastarı, önceki olayın ardından gelen ve çoğunlukla şaşırtıcı, hayal kırıklığı yaratan ya da belirgin bir karşıtlık oluşturan sonucu anlatır. Burada parçacık çiftleri var olur, fakat hemen ardından neredeyse anında yok edilirler. them zamiri mastarın mantıksal öznesidir ve be annihilated edilgen yapıdadır; yani parçacıkların başına bir şey gelir. Bu yapı, parçacıkların yaratılma amacını değil, ortaya çıkan sonucu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlenin son kısmı ne anlatıyor? Mira opened the window, only for a gust of wind to scatter her papers.
- Mira, rüzgârın kâğıtları saçmasını sağlamak amacıyla pencereyi açtı.
- Mira pencereyi açmadan önce kâğıtlar zaten etrafa saçılmıştı.
- Daha sonra bir rüzgâr hamlesi kâğıtları beklenmedik bir sonuç olarak etrafa saçtı.
Cevabı göster
Daha sonra bir rüzgâr hamlesi kâğıtları beklenmedik bir sonuç olarak etrafa saçtı.
Boiling with: yoğun hareketlilik anlatan bir benzetme
Burada boiling with, “yoğun ve durmaksızın süren bir hareketlilikle dolu” anlamına gelen canlı bir benzetmedir. Boşluk sıcak bir sıvı değildir. Bu ifade, parçacık-karşı parçacık çiftlerinin sürekli ortaya çıkıp kaybolmasını kaynayan suda oluşan kabarcıklar gibi gösterir. be boiling with + çoğul isim kalıbı, bir yeri veya sistemi hareket eden, değişen ya da son derece etkin şeylerle dolu olarak betimleyebilir. Yalnızca sayının çokluğunu değil, enerjik hareketliliği de vurgular.
Alıştırma
Örnekte boiling with, boşluk hakkında ne anlatıyor?
- Hiçbir parçacık veya etkinlik içermiyor.
- Gerçek anlamda bir sıvının kaynama noktasına ulaşmış.
- Yoğun ve hızla değişen parçacık etkinliği içeriyor.
Cevabı göster
Yoğun ve hızla değişen parçacık etkinliği içeriyor.
İlk adımı gösteren start by + -ing
Start by + -ing bir süreçteki ilk eylemi belirtir: start by wiring, “bağlantı kurmayı ilk adım yapmak” anlamına gelir. by edatından sonra -ing biçimi gelir; bu nedenle burada wire değil wiring kullanılmalıdır. Bu yapı, sürecin orada sona erdiğini söylemeden başlangıç adımını tanıtır. Ardından başka adımların gelmesi beklenen talimatlarda, planlarda ve önerilerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi start by + check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: When the screen goes dark, ____ the power cable before replacing anything.
Cevabı göster
start by checking
only a wormhole away (yalnızca bir solucan deliği uzaklığında)
Uzaklık belirtmek için kullanılan yaygın kalıp be + a distance + away biçimindedir; örneğin “The station is two miles away.” Burada a wormhole, normal uzaklık biriminin yerine yaratıcı biçimde kullanılır. Bu ifade, solucan deliğinin bir uzunluk birimi olduğunu söylemez. Erişimi çok kısa gösterir: insanlar ışık yılları boyunca dağılmış olsa bile başka bir yere ulaşmak için solucan deliğinden yalnızca bir kez geçmek yeterli olabilir. Only, büyük fiziksel uzaklık ile kolay yolculuk arasındaki karşıtlığı güçlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede only a wormhole away ne anlama gelir?
- Dünya'dan ‘solucan deliği’ adı verilen standart bir birim uzaklıktadır
- Büyük fiziksel uzaklığa rağmen solucan deliğinden bir kez geçerek ulaşılabilir
- Herhangi bir bağlantıyla ulaşılamayacak kadar uzaktadır
Cevabı göster
Büyük fiziksel uzaklığa rağmen solucan deliğinden bir kez geçerek ulaşılabilir
have a dark side (karanlık bir yönü olmak)
Have a dark side, çekici, yararlı veya etkileyici bir şeyin aynı zamanda gizli ya da ciddi bir olumsuz yönü olduğu anlamına gelir. Buradaki dark mecazdır; renk veya ışığı anlatmaz. Cümlede However, solucan deliklerinin heyecan verici olasılıklarından tehlikelerine geçişi belirtir. İfade, dinleyiciyi bir uyarıya hazırlar ve bu nedenle bir açıklamayı yararlardan risklere doğru düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi gizli ve rahatsız edici bir yönü anlatan dramatik ifadeyle tamamlayın: The new invention is useful, but it has ____.
Cevabı göster
a dark side
kind of breaks: güçlü bir iddiayı yumuşatmak
Burada kind of, breaks fiilini niteler. “Bir bakıma” veya “bir ölçüde” anlamına gelir; “bir tür” anlamında değildir. Breaks güçlü ve dramatik bir fiildir. kind of ifadesi iddiayı daha az kesin hâle getirir, ancak bir solucan deliği açmanın evrenin kurallarında derin sorunlar yarattığı mesajını korur.
Alıştırma
“The new rule kind of changes our plan,” cümlesinde kind of ne yapar?
- Belirli bir plan türünü belirtir.
- Planın hiç değişmediğini söyler.
- Planın değiştiği iddiasını yumuşatır.
Cevabı göster
Planın değiştiği iddiasını yumuşatır.
potentially creating time travel paradoxes
7:48potansiyel olarak zamanda yolculuk paradoksları yaratır
not only means ... but that ...: daha güçlü bir iddia eklemek
not only ... but ... yapısı iki iddiayı birbirine bağlar ve ikincisini ek, genellikle daha güçlü bir nokta olarak sunar. Burada ilk iddia solucan deliklerini üretmenin imkânsız olması gerektiğidir; ikincisi daha ileri giderek onların hiçbir şekilde var olamayacağını söyler. İki yan cümle de means fiilini tamamlar. Uzun ikinci yan cümleden önce that eklemek ikinci tamamlayıcının nerede başladığını açıkça gösterir. Burada but bir çelişki belirtmez; iki iddia da geçerlidir.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but ... yapısıyla tamamlayın: The new sensor not ____ detects smoke, ____ it also sends an alert.
Cevabı göster
only · but
and on paper in the form of equations.
8:06ve denklemler şeklinde kağıt üzerinde var olduğunu biliyoruz.
Paralel bir kapanış olarak exist in our hearts and on paper
Bu kapanışta exist fiilinden sonra iki paralel yer ifadesi gelir: in our hearts ve on paper. Bu dengeli yapı cümleyi akılda kalıcı bir ritimle bitirirken iki farklı “var olma” biçimini düzenleyip gösterir. Burada in our hearts, bedenin içinde olmak değil, insanların umutlarında veya hayal gücünde var olmak demektir. On paper ise uzayda varlığı doğrulanmış bir nesne olmak değil, denklemlerde veya teoride var olmak demektir. İki ifade birlikte merak duygusuyla kanıtı karşı karşıya getirir: solucan delikleri hayal edilir ve matematiksel olarak açıklanır, ancak fiziksel olarak gerçek oldukları bilinmez. For now, bu sınırın kalıcı değil geçici olduğunu gösterir.
Alıştırma
Örnekteki “exist in our hearts and on paper” kapanışına en uygun yorum hangisidir?
- Solucan delikleri insanların içinde ve basılı kitaplarda bulundu.
- Solucan delikleri fiziksel olarak gerçektir, ancak denklemler onları açıklayamaz.
- İnsanlar solucan deliklerinin gerçek olmasını umuyor ve matematik onları açıklıyor, ancak fiziksel nesneler oldukları doğrulanmış değil.
Cevabı göster
İnsanlar solucan deliklerinin gerçek olmasını umuyor ve matematik onları açıklıyor, ancak fiziksel nesneler oldukları doğrulanmış değil.