Bir Volkana Düşerseniz Vücudunuza Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Zehirli gaz, ısı, lav yoğunluğu ve akışkanlığa karşı direncin yanardağa düşen bedeni nasıl etkilediğini açıklar; bilimle sinemayı karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What's it like to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: deneyim, durum ya da sürecin nasıl olduğunu doğal biçimde sorun; mastar deneyimi belirtir. 2. burnt to a crisp — Deyimler ve mecazlı ifadeler: ağır yanmayı anlatan canlı, gündelik ifadeyi tanıyın; crisp sözcüğünü yalnız yiyecekle sınırlamayın. 3. anywhere from two to three times as dense as water. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: anywhere from yaklaşık aralığı, times as ... as katlı karşılaştırmayı kurar; bilimsel nicelikleri doğru okuyun.
Bu derste
We've all heard stories of far off primitive tribes hurling virgins into the mouth of a fiery volcano in their attempt to appease some particularly capricious god. Notlar
0:00Uzaklardaki ilkel kabilelerin, son derece kaprisli bir tanrıyı yatıştırmak amacıyla bakireleri alevli bir yanardağın ağzına attıkları hikayelerini hepimiz duymuşuzdur.
We've all heard stories of: ortak bir arka plan sunmak
We've all heard stories of, ardından gelen bilgiyi herkesin aşina olduğu ortak bir arka plan olarak sunar. Buradaki stories, doğrulanmış tarihsel kayıtları değil, insanlar arasında dolaşan öyküleri veya efsaneleri anlatır. All sözcüğü retoriktir; her dinleyicinin bunu gerçekten duyduğuna ilişkin kelimesi kelimesine bir iddia değildir. Konuşmacı, dinleyiciyi tanıdık bir fikri hatırlamaya çağırarak ortak zemin kurar ve ana konuya hızla geçer.
Alıştırma
Hangi açılış, tanıdık bir efsaneyi doğrulanmış olduğunu iddia etmeden ortak arka plan olarak sunar?
- No one has ever told a story about a city beneath the sea.
- Researchers have proved that a city is hidden beneath the sea.
- We've all heard stories of a city hidden beneath the sea.
Cevabı göster
We've all heard stories of a city hidden beneath the sea.
in their attempt to: başarıyı garanti etmeden amacı belirtmek
in their attempt to edat öbeği, kendisinden önceki eylemin amacını belirtir. Bu cümlede insanları yanardağa atma eylemi, bir tanrıyı yatıştırma amacıyla yapılmıştır. Attempt, başarılı bir sonucu değil bir çabayı adlandırır. Kalıp in + iyelik belirleyicisi + attempt to + fiilin yalın hâli şeklindedir; örneğin in their attempt to appease. İyelik ifadesini girişimde bulunan kişi veya gruba göre değiştirin: in my attempt to, in her attempt to gibi.
Alıştırma
Hangi cümle, pilotun dikkatini çekmeyi yürüyüşçülerin amacı olarak sunar ancak başarılı olduklarını söylemez?
- The hikers waved their jackets because the pilot had already noticed them.
- The hikers waved their jackets after they had attracted the pilot's attention.
- The hikers waved their jackets in their attempt to attract the pilot's attention.
Cevabı göster
The hikers waved their jackets in their attempt to attract the pilot's attention.
What is that unfortunate girl's fate though as she falls to her fiery death?
0:09Peki o talihsiz kız ateşe doğru düşerken akıbeti ne olur?
What's it like to die inside of a burning pit of lava and sulfur? Dilbilgisi
0:13Yanan bir lav ve kükürt çukurunun içinde ölmek nasıldır?
What's it like to + fiilin yalın hâli?: bir deneyimi sormak
What's it like to + fiilin yalın hâli? bir şeyi yapmanın veya yaşamanın nasıl bir his olduğunu sorar. Bu cümlede konuşmacı, anlatılan durumda ölme deneyimini soruyor; kimsenin bundan hoşlanıp hoşlanmadığını sormuyor. Buradaki like, “neye benziyor?” veya “nasıl bir şey?” anlamındaki bir edattır. Bu kalıp gerçek bir kişiden deneyimini anlatmasını istemek için kullanılabileceği gibi, konuşmacının ardından kendisinin yanıtlayacağı bir açıklamayı başlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi soru, kişinin bundan hoşlanıp hoşlanmadığını değil, deneyimini anlatmasını ister?
- Would you like to work from home?
- What's it like to work from home?
- Do you like to work from home?
Cevabı göster
What's it like to work from home?
Hello and welcome to another episode of The Infographics Show.
0:17Merhaba, The Infographics Show'un yeni bir bölümüne hoş geldiniz.
Today we're taking a look at what happens to your body when you fall into a volcano. Kalıp ifadeler
0:20Bugün bir yanardağa düştüğünüzde vücudunuza neler olduğuna bakıyoruz.
take a look at + isim veya wh yan cümlesi
Take a look at + isim veya wh yan cümlesi, bir şeyi incelemek, değerlendirmek ya da ele almak anlamına gelir. Today we're taking a look at what happens... cümlesinde bu ifade, konuşmacının birazdan açıklayacağı konuyu duyurur; yalnızca kısa süreli görsel bir bakış anlamına gelmez. İfadenin tamamı fiil öbeği olarak görev yapar. take, zamana göre take, took veya are taking biçimine girer; a look birlikte kalır ve at, incelenen nesneyi ya da soruyu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi take a look at ifadesinin şimdiki zamanın süreklilik biçimiyle tamamlayın: Today we're ____ how bees communicate.
Cevabı göster
taking a look at
Falling into a volcano is not going to be a pleasant fate for anyone.
0:24Bir yanardağa düşmek kimse için hoş bir son olmayacaktır.
Yet in 2007 a Maasai porter fell into the rim of an active volcano
0:28Ancak 2007 yılında bir Maasai hamalı aktif bir yanardağın kenarına düştü
and managed to survive albeit with some burns. Notlar
0:33ve bazı yanıklarla da olsa hayatta kalmayı başardı.
managed to survive: zorluğa rağmen hayatta kalmayı başarmak
Managed to + fiilin yalın hâli, birinin genellikle zorluk, çaba veya belirsizliğin ardından bir şeyi gerçekten başardığını anlatır. Bu cümlede managed to survive, hamalın hayatta kaldığını kesin olarak belirtir; yalnızca hayatta kalmaya çalıştığı anlamına gelmez. Survived gibi basit geçmiş zamanlı bir fiille karşılaştırıldığında managed to survive, başarılı sonucun ne kadar zor veya beklenmedik olduğuna daha fazla vurgu yapar.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun gerçekten başardığını ve bunun zor olduğunu da vurgular?
- Leo tried to reach the shelter before dark.
- Leo reached the shelter before dark.
- Leo managed to reach the shelter before dark.
Cevabı göster
Leo managed to reach the shelter before dark.
albeit with some burns: kısa ve resmî bir ödünleme
Albeit bir ödünleme anlamı ekler: az önce söylenen ifadeyi geçersiz kılmadan sınırlayan veya niteleyen bir bilgi verir. Burada hamal gerçekten hayatta kalmıştır, ancak with some burns ifadesi onun zarar görmeden kurtulmadığını gösterir. Bu cümlede albeit'i kısa bir edat öbeği olan with some burns izler. Bu sıkıştırılmış yapı, although he had some burns ile benzer anlamdadır ancak daha özlü ve resmî duyulur.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Nötr gündelik İngilizcede albeit, iki tam cümleciği bağlamak için normalde but'ın yerine kullanılabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
the reason he survived is that the particular volcano he fell into Dilbilgisi
0:37hayatta kalmasının nedeni içine düştüğü o belirli yanardağın,
has what's known as natural carbonatite lava Kalıp ifadeler
0:40doğal karbonatit lav olarak bilinen bir lav türüne sahip olmasıdır.
Yerleşik bir adı tanıtmak için “what's known as”
“What's known as”, “what is known as” ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve as sonrasında gelen yerleşik adı veya etiketi tanıtır. Burada tanıtılan ad natural carbonatite lava ifadesidir. Buradaki what bir soru sormaz. Yaklaşık olarak “... olarak bilinen şey” anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi yan cümlesini başlatır; yan cümlenin tamamı has fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
Yerleşik bir terimi tanıtan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The glow is caused by ____ bioluminescence.
Cevabı göster
what's known as
which is rich in sodium and potassium carbonate minerals and nyerereite Kalıp ifadeler
0:43Bu lav, sodyum ve potasyum karbonat mineralleri ile nyerereit bakımından zengindir
rich in: bol miktarda içermek
Bu cümlede rich in, bir şeyin başka bir şeyi büyük miktarda içermesi anlamına gelir. Magma, belirtilen mineralleri yüksek oranda içerir; rich burada “maddi açıdan zengin” demek değildir. Bir maddenin, kaynağın veya özelliğin bol olduğunu doğal biçimde anlatmak için be rich in + isim yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi rich in ile tamamlayın: Volcanic soil is often ____ minerals.
Cevabı göster
rich in
which is a unique combination that makes the lava cool very quickly when coming in contact with the air. Kalıp ifadeler
0:47ve bu eşsiz kombinasyon, lavın havayla temas ettiğinde çok hızlı soğumasını sağlar.
Neden belirtmek için “the reason he survived is that” kalıbı
“the reason he survived” isim öbeği, açıklanması gereken sonucu belirtir. Bağlayıcı fiil is, bu öbeği that ile başlayan bir yan cümleye bağlar; that sonrasındaki tam yan cümle açıklamayı verir. Yeniden kullanılabilen kalıp The reason + özne + fiil + is that + tam yan cümle şeklindedir. Ayrıntıları vermeden önce nedeni öne çıkararak daha uzun bir açıklamanın düzenlenmesine yardımcı olur.
Alıştırma
En iyi seçeneği belirleyin: The reason the picnic was canceled ___ heavy rain made the field unsafe.
- is because
- because
- is that
- that
Cevabı göster
is that
coming in contact with the air: temas ve kısaltılmış when yan cümlesi
Coming in contact with the air, “havayla temas etmek” anlamına gelir. Come in contact with ifadesinde contact bir isimdir ve with, temas edilen şeyi belirtir. Burada when + -ing, when the lava comes in contact with the air biçimindeki tam düşünceyi kısaltır. Havayla teması hızlı soğumayı başlatan durum olarak sunar.
Alıştırma
Come in contact with ifadesini doğru biçimde kullanın: The coating hardens when ____ air.
Cevabı göster
coming in contact with
half the temperature of normal lava: normal lav sıcaklığının yarısı
Half the temperature of normal lava, half the + ölçü adı + of + referans kalıbını izler. İlk sıcaklığın normal lav sıcaklığının %50'si olduğunu belirtir. Referans değer T ise anlatılan sıcaklık 0.5T'dir. Buradaki referans, sıcaklık ölçeğinin kendisi değil, normal lavın ölçülen sıcaklığıdır. Bu kalıp toplam değerleri karşılaştırır; başka bir karşılaştırmadan sonra sonucun yarısının çıkarıldığı anlamına gelmez. half the price of, half the time of ve half the volume of gibi fiyat, süre ve hacim ölçüleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
half the + ölçü adı + of kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The small tank has ____ the large tank.
Cevabı göster
half the volume of
and because the porter fell near the lava and not directly on it
0:57ve hamal lavın doğrudan içine değil, yakınına düştüğü için
But what happens to our sacrificed virgin as she's hurled into a fiery mouth of doom
1:02Ama Kıymetlisi'ni kurtarmaya çalışan habersiz bir Gollum gibi
like an unwitting Gollum trying to save his Precious. Kültür
1:07ölümün alevli ağzına fırlatılan kurban edilmiş bakiremize ne olacak?
like an unwitting Gollum ... his Precious: kültürel bir gönderme
Bu benzetme Yüzüklerin Efendisi'ne gönderme yapar. Gollum, Tek Yüzük'e “Kıymetlim” der ve ona sarılmış hâlde Hüküm Dağı'nın lavlarına düşer. Burada Precious büyük harfle başlar çünkü değerli bir kişi veya şeyi anlatan genel bir kelime değil, Gollum'un Yüzük için kullandığı özel bir ad işlevi görür. Konuşmacı düşen kişiyi “ne olup bittiğinden habersiz bir Gollum”a benzeterek tehlikeli görüntüyü kara mizah içeren bir film göndermesine dönüştürür. Unwitting, gerçekte ne olduğunun farkında olmamak demektir; dolayısıyla bu, kişinin gerçekten Gollum olduğunu söyleyen gerçek anlamlı bir iddia değil, görsel ve mizahi bir karşılaştırmadır.
Alıştırma
“like an unwitting Gollum trying to save his Precious” benzetmesi cümleye esas olarak ne katar?
- Gollum ve Tek Yüzük'ü çağrıştıran, birinin lava doğru düşmesine ilişkin kara mizahlı bir görüntü
- Gollum'un kişiyi kasıtlı olarak lava ittiği iddiası
- Düşen kişinin adının Precious olduğu bilgisi
Cevabı göster
Gollum ve Tek Yüzük'ü çağrıştıran, birinin lava doğru düşmesine ilişkin kara mizahlı bir görüntü
First it's likely that as she falls through the air Anlatım akışı
1:10Öncelikle, havadan aşağı düşerken,
she'll quickly suffocate from the noxious gases produced by the volcano. Kalıp ifadeler
1:12yanardağın ürettiği zehirli gazlar nedeniyle hızla boğulması muhtemeldir.
First ... it's likely that: bilgiyi sıralamak ve olasılık belirtmek
First, bu olayı bir sürecin ilk aşaması olarak gösterir. Dinleyiciye yalnızca olayın ne zaman gerçekleştiğini değil, açıklamanın nasıl düzenlendiğini de anlatır. It's likely that, doğrulanmış bir gerçek yerine gerçekleşme olasılığı yüksek bir tahmin sunar. Bu iki ifade birlikte, önce bu sonucun ele alındığını ve konuşanın bunun muhtemelen gerçekleşeceğini düşündüğünü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle ilk aşamayı doğal biçimde sunarken sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir?
- First, it's likely that the roads will close as the storm gets stronger.
- The roads closed first because the storm got stronger.
- First, the roads will definitely close as the storm gets stronger.
Cevabı göster
First, it's likely that the roads will close as the storm gets stronger.
suffocate from the noxious gases: zararlı gazlar yüzünden boğulmak
Burada suffocate geçişsizdir: kişi nefes alamaz duruma gelir. suffocate from + neden yapısı, solunabilir havanın kaybedilmesine neyin yol açtığını gösterir; kişinin kasıtlı olarak başkasına zarar verdiği anlamına gelmez. Noxious, özellikle duman veya gaz gibi sağlığa zararlı bir şeyi niteler. Bu nedenle noxious gases, nefes almayı tehlikeli hâle getirebilecek zararlı gazlar demektir.
Alıştırma
Gaz nedeniyle nefes alamaz duruma gelmeyi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The workers could ____ the fumes in the sealed room.
Cevabı göster
suffocate from
she'll likely completely sear her lungs as she inhales the superheated gas amidst the desperate screaming. Kelime
1:18çaresiz çığlıklar arasında aşırı ısınmış gazı solurken muhtemelen akciğerlerini tamamen kavuracaktır.
If not immediately suffocated, however: kısaltılmış bir koşul
“If not immediately suffocated” kısaltılmış bir koşul yan cümlesidir. Buradaki tam biçim “if she is not immediately suffocated” olur: she öznesi ve be fiilinin is biçimi, ana cümleden anlaşılabildiği için atılmıştır. Not yalnızca immediately suffocated bölümünü olumsuz yapar; ardından gelen sonucu olumsuzlamaz. However iki sonuç arasında karşıtlık kurar: hemen boğulma gerçekleşmese bile ciddi yaralanma olasılığı devam eder. Özenli yazıda bu ara geçiş ifadesi normalde virgüllerle ayrılır: “If not immediately suffocated, however, she'll ...”
Alıştırma
Özgün cümledeki “If not immediately suffocated” ifadesini hangi tam yan cümle doğru biçimde açar?
- If she does not immediately suffocate someone
- If she is not immediately suffocated
- Although she is immediately suffocated
Cevabı göster
If she is not immediately suffocated
Sear her lungs: şiddetli ısı hasarı
“Sear her lungs” ifadesinde sear, aşırı ısıyla akciğer dokusunu ani ve şiddetli biçimde yakmak ya da hasara uğratmak anlamına gelir. Her lungs fiilin nesnesidir; aşırı sıcak gaz ise hasarın nedenidir. Bu sözcük yemek yaparken bir yüzeye çok yüksek ısı uygulamak için sıkça kullanılır. Burada aynı hızlı ve şiddetli ısı fikri bedensel yaralanmaya aktarılmıştır; bu nedenle sear, yalnızca heat demekten daha canlıdır.
Alıştırma
“Sear her lungs” ifadesindeki sear ne anlatır?
- Dumana maruz kaldıktan sonra akciğerleri soğutmak
- Hava kaçmaması için akciğerleri kapatmak
- Aşırı ısıyla akciğer dokusuna hızla zarar vermek
- Akciğerleri yaralamadan hafifçe ısıtmak
Cevabı göster
Aşırı ısıyla akciğer dokusuna hızla zarar vermek
With lungs burnt to a crisp and noxious gas coursing through her bloodstream Notlar
1:23Akciğerleri çıtır çıtır yanmış ve kan dolaşımına zehirli gaz karışmış bir halde,
burnt to a crisp: tamamen yanmış
burnt to a crisp ifadesinde burnt sonucu gösterir; to a crisp ise derecesini güçlendirir: bir şeyin kuruyacak, kararacak ya da kırılganlaşacak kadar tamamen yandığını düşündürür. Buradaki crisp, yiyeceğin hoş biçimde çıtır olduğunu övmez. Bütün ifade, aşırı ısı hasarını çarpıcı ve abartılı bir görüntüyle anlatır.
Alıştırma
Hangi durum burnt to a crisp ifadesine en uygundur?
- Kurabiyelerin ortası henüz pişmemiş.
- Kurabiyeler kararmış ve tamamen yanmış.
- Kurabiyeler sıcak ama hâlâ yumuşak.
Cevabı göster
Kurabiyeler kararmış ve tamamen yanmış.
coursing through her bloodstream: vücutta hızlı ve güçlü hareket
coursing through her bloodstream ifadesinde coursing, bir yol boyunca hızlı ve güçlü biçimde ilerlemek anlamındaki course fiilidir. Through izlenen yolu belirtir; her bloodstream ise içinden geçilen dolaşım sistemidir. Bu ifade, gazı yalnızca kanda bulunan bir madde olarak değil, vücutta güçlü biçimde ilerleyen bir şey olarak gösterir. Aynı kalıp; sıvıların, elektriğin, enerjinin veya güçlü duyguların bir sistem içinde hareketini de anlatabilir.
Alıştırma
course fiilinin -ing biçimini ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Adrenaline was ____ his bloodstream as he waited backstage.
Cevabı göster
coursing through
our sacrificed virgin will be near death already before even hitting the lava below. Dilbilgisi
1:27kurban edilen bakiremiz daha aşağıdaki lava bile çarpmadan zaten ölüme çok yaklaşmış olacaktır.
before even hitting ile beklenmedik erken zamanı vurgulama
Bu cümlede before even hitting the lava, ölümün eşiğine gelme durumunun lavla beklenen fiziksel temastan daha önce gerçekleştiğini belirtir. Even vurgu katar: Lavla temas asıl büyük olay gibi görünür, ancak sonuç daha erken başlar. before even + -ing yapısı, -ing eylemini henüz gerçekleşmemiş bir dönüm noktası olarak sunar. Bir sonucun şaşırtıcı derecede erken ortaya çıktığını vurgulamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
reach sözcüğünü vurgulu before even + -ing yapısında kullanın: The runner had to stop ____ the halfway point.
Cevabı göster
before even reaching
Depending on the type of volcano and the shape of the rim she's hurled into Dilbilgisi
1:32Yanardağın türüne ve fırlatıldığı kraterin şekline bağlı olarak,
her body will next likely burst into flames as she approaches the lava Kalıp ifadeler
1:35lava yaklaştıkça, ancak fiziksel olarak ona çarpmadan önce
burst into flames: aniden alev almak
Burst into flames, genellikle görünür alevlerle birlikte aniden yanmaya başlamak demektir. Burada, bedenin lavlara ulaşmadan önce tutuşmasını anlatır. Bu ifadede burst, hızlı ve çarpıcı bir değişim duygusu katar. Bir şeyin patladığı ya da parçalara ayrıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu notta geçen ve “aniden yanmaya başlamak” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The dry curtain touched the candle and ____.
Cevabı göster
burst into flames
Depending on ile değişken bir koşulu çerçevelemek
Cümlenin başındaki Depending on ifadesi, tahmini değiştirebilecek değişkenleri belirtir: volkanın türü ve krater kenarının şekli. Ardından gelen sonucun tamamını çerçeveler; onun bedeninin etkin biçimde bir şeye bağlı olduğu anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilecek yapı Depending on + isim öbeği veya wh yan cümlesi, ana cümledir. Sonucun sabit olmadığını ve belirtilen koşula göre değişeceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, tam bir sonuçtan önce koşul belirtmek için Depending on yapısını doğru kullanıyor?
- Depending on the weather.
- Depending on the weather, the match may move indoors.
- Depending the weather, the match may move indoors.
Cevabı göster
Depending on the weather, the match may move indoors.
That's because radiant heat can superheat the air above and around the volcano mouth Anlatım akışı
1:41Bunun nedeni, radyant ısının yanardağın ağzının üstündeki ve çevresindeki havayı aşırı derecede ısıtarak
making it reach temperatures so high that human flesh immediately ignites. Dilbilgisi
1:45insan etinin anında alev alacağı kadar yüksek sıcaklıklara ulaştırmasıdır.
That's because: bir nedeni açıklamak
That's because, az önce söylenen ifadeye geri gönderme yapar; because ise bunun nedenini açıklar. Burada that, bedenin lavlara ulaşmadan önce alev alacağı tahminini ifade eder. Bu kalıp bilgiyi önce sonuç, sonra neden sırasıyla düzenler: önce bir ifade gelir, ardından That's because ve neden söylenir. Böylece açıklama önceki cümleye açıkça bağlanır.
Alıştırma
İkinci cümlede nedeni doğru biçimde açıklayan ifadeyi seçin: The ground is wet. ___ it rained all night.
- That's why
- That's because
Cevabı göster
That's because
so high that + sonuç
Bu cümlede so high that, aşırı bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. So, high sözcüğünü niteler; that ile başlayan yan cümle ise sıcaklık bu dereceye ulaştığı için ne olduğunu belirtir. Aktarılabilir kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç cümlesidir. Bir özellik ya da eylem, ardından bir sonuç doğuracak kadar yüksek bir dereceye ulaşır. Buradaki so, tek başına “bu yüzden” anlamındaki bir bağlaç değildir.
Alıştırma
Cümleyi derece-sonuç kalıbıyla tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I could not lift it.
Cevabı göster
so · that
Just seconds after being hurled into the mouth of the volcano Dilbilgisi
1:49Yanardağın ağzına fırlatıldıktan sadece birkaç saniye sonra,
our sacrificed virgin has turned into a fiery human comet. Deyimler
1:52kurban edilen bakiremiz alevli bir insan kuyruklu yıldızına dönüşmüştür.
Just seconds after being hurled: fırlatıldıktan yalnızca birkaç saniye sonra
Just seconds after, ana olayı after öbeğinde anlatılan olaydan yalnızca birkaç saniye sonrasına yerleştirir. Just, aralığın ne kadar kısa olduğunu vurgular. Burada after ifadesinden sonra being + geçmiş zaman ortacı gelir. Being hurled edilgendir: kişi fırlatma eylemini yapmak yerine kuvvetle fırlatılır. being hurled ifadesinin örtük öznesi, ana cümlede anlatılan kişiyle aynıdır.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın havuza fırlatıldığını ve yalnızca birkaç saniye sonra sudan çıktığını anlatır?
- Just seconds after hurling a stone into the pool, Maya climbed out of the water.
- Just seconds before being hurled into the pool, Maya climbed out of the water.
- Just seconds after being hurled into the pool, Maya climbed out of the water.
Cevabı göster
Just seconds after being hurled into the pool, Maya climbed out of the water.
alev alev yanan bir insan kuyruklu yıldızı
a fiery human comet ifadesinde human, comet sözcüğünü niteler: konuşan kişi yanmakta olan bir insanı kuyruklu yıldızmış gibi anlatır. Fiery alevleri ve parlayan ışığı öne çıkarırken comet, gökyüzünde hareket eden parlak bir nesne imgesi verir. Bu, bir uzay cismine gerçek anlamda dönüşmek değil, bir metafordur. İfade kişinin görünüşünü ve hareketini tek bir canlı görüntüde birleştirerek anlatımı hızlı, dramatik ve görsel hâle getirir.
Alıştırma
a fiery human comet ifadesi nasıl bir görüntü oluşturur?
- Yanan ve parlak bir kuyruklu yıldız gibi havada hareket eden bir kişi
- Yerden sakince bir kuyruklu yıldızı izleyen bir kişi
- İnsanlardan yapılmış gerçek bir kuyruklu yıldız
Cevabı göster
Yanan ve parlak bir kuyruklu yıldız gibi havada hareket eden bir kişi
Though the worst is unfortunately still to come. Kalıp ifadeler
1:55Ne yazık ki, en kötüsü henüz yaşanmadı.
Ne yazık ki en kötüsü hâlâ gelecek
the worst is unfortunately still to come ifadesinde still, en kötü kısmın henüz gerçekleşmediğini; to come ise bunun gelecekteki bir olay olduğunu gösterir. Konuşan kişi durumun daha da kötüleşeceği konusunda uyarır. Unfortunately konuşanın üzüntüsünü veya olumsuz tutumunu belirtir; zaman yapısının bir parçası değildir. Bu ifade hikâyelerde dramatik bir öngörü ya da ciddi bir uyarı olarak sıkça kullanılır.
Alıştırma
the worst is unfortunately still to come uyarısı ne anlama gelir?
- En zor kısım çoktan sona erdi
- Zor hiçbir şey olmayacak
- En zor kısım henüz gerçekleşmedi
Cevabı göster
En zor kısım henüz gerçekleşmedi
most lava is incredibly dense anywhere from two to three times as dense as water. Dilbilgisi
2:00çoğu lav inanılmaz derecede yoğundur, suyun iki ila üç katı kadar bir yoğunluğa sahiptir.
Filmlerde gördüklerinize rağmen
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: konuşmacı, karşıt bir gerçeği vermeden önce bir bilgiyi veya izlenimi kabul eder. Burada filmlerin belirli bir görüntü oluşturmuş olabileceğini kabul eder ve ardından gerçek açıklamanın farklı olacağını belirtir. What you've seen in the movies, “filmlerde gördüğünüz şeyler” anlamında isim görevinde bir yan cümledir. Bu nedenle despite edatından sonra gelebilir. Yeniden kullanılabilen kalıp despite + isim, -ing biçimi veya what ile başlayan isim görevli yan cümledir; despite + sıradan bir özne-yüklem cümlesi değildir.
Alıştırma
Önceden duyulan bir bilgiyi kabul edip ardından düzeltmek için despite sözcüğünü hangi cümle doğru kullanıyor?
- Despite you heard it, the library is open today.
- Despite you've heard the library is closed, it is open today.
- Despite what you've heard, the library is open today.
Cevabı göster
Despite what you've heard, the library is open today.
Suyun iki ila üç katı yoğunluk
Anywhere from X to Y değişken veya yaklaşık bir aralık sunar: değer iki sınır arasındaki herhangi bir noktada olabilir. Burada yoğunluk oranı tek bir kesin sayı değildir; yaklaşık olarak iki ile üç arasındadır. number + times as + sıfat + as + karşılaştırma temeli kalıbı toplam oranı belirtir. Two times as dense as water, yoğunluğun suyun yoğunluğuna iki kat daha eklenmesi değil, suyun yoğunluğunun 2 katına eşit olması demektir. İfade bir bütün olarak lavların çoğunun sudan yaklaşık iki ila üç kat yoğun olduğunu söyler.
Alıştırma
Toplam maliyetin temel seçeneğin maliyetinin iki ila üç katı olduğunu belirtmek için anywhere from ve as ... as oran kalıbını kullanın: This package can cost ____ as much ____ the basic one.
Cevabı göster
anywhere from two to three times · as
This is after all liquid rock we're talking about. Anlatım akışı
2:05Sonuçta bahsettiğimiz şey sıvı kayadır.
after all: kabul edilen bir destek gerekçesi eklemek
Burada after all, konuşmacının zaten açık olduğunu veya hatırlanmaya değer bulduğunu düşündüğü bir gerçeği sunar: söz konusu madde sıvı kayadır. Bu gerçek, ileri sürülen düşünceyi güçlendirir. Söylem belirleyicisi olarak after all, “bu bilinen gerekçe dikkate alındığında” anlamına gelir; “her şeyden sonra” şeklinde bir zaman sırası anlatmaz. Açıklamanın bir iddiadan onu destekleyen gerekçeye ilerlemesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede after all, bir iddiayı destekleyen bilinen bir gerçeği sunmak için kullanılmıştır?
- We ate dessert after all the plates were cleared.
- We decided to go to the concert after all.
- We should pack a map; after all, the trail is unfamiliar.
Cevabı göster
We should pack a map; after all, the trail is unfamiliar.
That means that a human body is going to float on its surface Anlatım akışı
2:08Bu da bir insan vücudunun yüzeyde yüzeceği anlamına gelir
That means that: bir gerçeği sonuca dönüştürmek
That, önceki gerçeğe veya duruma gönderme yapar. Means that, bundan çıkan sonucu sunar; dolayısıyla That means that kanıtı onun sonucuna bağlar. Burada means, “niyet eder” değil, “gösterir” veya “bu sonucu doğurur” anlamındadır. Konuşmada ikinci that çoğu zaman atılarak That means a human body... denir; ancak onu kullanmak da tamamen doğaldır ve bağlantıyı açık hâle getirir.
Alıştırma
Hangi ifade ikinci cümleyi bir neden veya temkinli tahmin olarak değil, doğrudan sonuç olarak sunar? The building has no electricity. ___ the elevators cannot operate.
- That's because
- That suggests that
- That means that
Cevabı göster
That means that
and because lava is also anywhere from thousands to millions of times more viscous than water Dilbilgisi
2:11ve lav aynı zamanda sudan binlerce ila milyonlarca kat daha viskoz olduğu için,
a human body impacting the surface is unlikely to deform it enough to sink beneath the surface. Dilbilgisi
2:16yüzeye çarpan bir insan vücudunun lavı batacak kadar deforme etmesi pek olası değildir.
anywhere from ... to ... aralığı ve times more ... than karşılaştırması
Anywhere from X to Y, genellikle çok geniş olan tahminî bir aralık verir. Burada alt sınır binlerce kat, üst sınır ise milyonlarca kattır. Bu aralık, more viscous than water karşılaştırmasının içinde yer alır. İfadenin bütünü, lavın akmaya karşı sudan çok daha fazla direnç gösterdiğini anlatır; viscous akış direncini belirtir, yoğunluğu değil.
Alıştırma
Cümleyi anywhere from ... to ... ve times more ... than kullanarak tamamlayın: Depending on temperature, the oil can be ____ ten to fifty times ____ viscous ____ water.
Cevabı göster
anywhere from · more · than
enough to sink: sonuç için gereken eşiğe ulaşmak
Deform it enough to sink yapısında enough, deformasyonun ne ölçüye ulaşması gerektiğini belirtir. To-infinitive, bu eşik aşıldığında mümkün hâle gelen sonucu adlandırır. Ana yapı is unlikely dediği için cümle, çarpmanın yüzeyi muhtemelen o derece deforme etmeyeceğini anlatır. Enough, bedenin kendisini “yeterli” olarak tanımlamaz; deformasyonun miktarını olası batma sonucuna bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, çarpmanın buzu kırmak için gereken kuvvete ulaştığını söylüyor?
- The ice was too thick to crack under the impact.
- The impact was strong enough to crack the ice.
- The impact was not strong enough to crack the ice.
Cevabı göster
The impact was strong enough to crack the ice.
is then going to impact the surface of the lava with so much force Dilbilgisi
2:24lavın yüzeyine o kadar büyük bir kuvvetle çarpacak ki,
with so much force that + sonuç
with so much + sayılamayan isim + that yan cümlesi kalıbı, çok yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada force sayılamayan bir isimdir ve that yan cümlesi bu kuvvetin yol açtığı sonucu, yani kadının vücudundaki kemiklerin çoğunun kırılmasını belirtir. Bir miktar veya şiddet, ardından gelen sonucu doğuracak kadar yüksek olduğunda bu yapıyı kullanın. Örneğin with so much pressure that... veya with so much noise that... denebilir.
Alıştırma
Çok yüksek bir kuvvet derecesini sonucuna bağlayan beş kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: The ball hit the wall ____ it cracked the plaster.
Cevabı göster
with so much force that
Although variations in lava and temperatures across different volcanoes
2:31Farklı yanardağlardaki lav ve sıcaklık değişimleri
may possibly see her sink a few inches below. Kelime
2:35onun birkaç santim batmasına neden olabilir elbette.
may possibly see her sink: görsel olmayan see
Burada see, bakmak anlamına değil, bir gelişmenin gerçekleştiği ortam veya nedeni olmak anlamına gelir. Resmî İngilizcede bir zaman, yer, değişim veya koşul see fiilinin öznesi olabilir. Bu cümlede lav ve sıcaklık farklılıklarının kadının birkaç santim batmasına yol açabileceği anlatılıyor. Yapı may possibly + see + nesne + yalın fiildir: see her sink. Hem may hem possibly belirsizlik bildirir; bu nedenle iddia özellikle temkinli hâle gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede see, may possibly see her sink ifadesindekiyle aynı görsel olmayan, analitik anlamda kullanılmıştır?
- The mechanic may see the driver checking the brakes.
- The next few years may see electric buses become more common.
- From this hill, we may see electric buses in the distance.
Cevabı göster
The next few years may see electric buses become more common.
If she hadn't burst into flames from the radiant heat during her fall Dilbilgisi
2:38Düşüşü sırasındaki radyant ısı nedeniyle alev almamış olsa bile,
she certainly will now as she rests on the lava itself
2:41lavın üzerinde yatarken artık kesinlikle alev alacaktır.
If she hadn't ... she certainly will now: karışık zamanlı koşul ve eksiltme
If yan cümlesi, daha önceki bir olayın gerçekleşmediğini hayal etmenizi ister: düşüş sırasında alev almadığını varsayarız. Geçmiş zamanın öncesini gösteren hadn't burst, gerçekleşmediği varsayılan bu olayı şimdiki durumdan önceye yerleştirir. Ana cümle şimdi olacak sonuca geçer: she certainly will now, onun şimdi kesinlikle alev alacağı anlamına gelir. Aynı fiil grubu zaten açık olduğu için burst into flames, will sözcüğünden sonra düşürülür. Bu, standart bir üçüncü tip koşul cümlesi değil, zamanları karışık bir koşul cümlesidir. Geçmişe ait hayalî bir koşul, şimdiki durumla ilgili kesin bir tahmine bağlanır.
Alıştırma
Bir teknisyen elle çalıştırma düğmesine bastıktan sonra, bu cümleye en uygun yorum hangisidir? If the backup hadn't started earlier, it certainly will now.
- Konuşan kişi yedek sistemin şimdi başlayamayacağına inanıyor.
- Yedek sistem kesinlikle daha önce başladı ve çoktan durdu.
- Cümle, yedek sistemin daha önce başlamadığını varsayar ve konuşan kişi sistemin şimdi başlayacağından emindir.
Cevabı göster
Cümle, yedek sistemin daha önce başlamadığını varsayar ve konuşan kişi sistemin şimdi başlayacağından emindir.
with temperatures reaching up to 2200 degrees Fahrenheit Kalıp ifadeler
2:45Sıcaklıklar 2200 Fahrenheit dereceye (1200 santigrat) kadar ulaştığı için,
reaching up to + nilai maksimum
Reaching up to 2200 degrees Fahrenheit, sıcaklığın en fazla 2200 °F'ye kadar çıkabileceği anlamına gelir. Sayı sabit bir ölçüm olarak değil, üst sınır veya tepe değer olarak sunulur. Daha düşük değerler de mümkün olduğunda sıcaklık, hız, miktar, fiyat veya kapasite gibi değerlerle reach up to + sayı yapısını kullanın.
Alıştırma
500'ün maksimum olduğunu belirten, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hall can hold ____ 500 guests.
Cevabı göster
up to
hot enough to reduce her body to ash within seconds. Notlar
2:50ve bu sıcaklık saniyeler içinde bedenini küle çevirecektir.
Sıfat + enough to: hot enough to
hot enough to... yapısında enough, hot sıfatından sonra gelir ve sıcaklığın gereken düzeye ulaştığını gösterir. To ile kurulan mastar, bu düzeyin mümkün kıldığı eylemi veya yol açtığı sonucu belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp adjective + enough + to + fiilin yalın hâlidir. very hot yalnızca çok sıcak olmayı anlatırken hot enough to reduce... derecenin açık bir sonuç eşiğine ulaştığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hot enough to ile tamamlayın: The pan was ____ melt the butter.
Cevabı göster
hot enough to
reduce ... to ash: ……yı küle çevirmek
reduce her body to ash ifadesinde reduce, yalnızca bir şeyin miktarını azaltmak değil, onu yok olmuş veya en temel kalıntı hâline gelmiş bir son duruma sokmak anlamındadır. Her body nesnedir; to ash ise değişimden sonraki sonucu belirtir. Tekrar kullanılabilen yapı reduce + nesne + to + sonuç durumudur; reduce a building to rubble buna bir örnektir. Buradaki to bir yere doğru hareketi değil, sonucu gösterir.
Alıştırma
Sonuç yapısını reduce fiilinin geçmiş biçimi ve sonuç belirten to ile tamamlayın: The fire ____ the documents ____ ash.
Cevabı göster
reduced · to
For anyone hoping to recover any remains for a proper burial
2:53Düzgün bir cenaze töreni için kalıntı bulmayı uman biri varsa,
there'll be nothing left but ash floating in the wind to collect. Kalıp ifadeler
2:57rüzgarda uçuşan küllerden başka toplanacak hiçbir şey kalmayacaktır.
nothing left but ash: geriye kalan tek şey
nothing left but ash ifadesindeki but, “dışında” anlamına gelir. nothing left but + isim öbeği kalıbı, diğer her şey ortadan kalktıktan sonra yalnızca bu isim öbeğinin belirttiği şeyin kaldığını anlatır. Bu ifade çoğu zaman yıkımın, kaybın veya tamamen tükenmenin sonucunu vurgular. Bu nedenle yalnızca only ash remains demekten daha sonuç odaklı ve çarpıcıdır.
Alıştırma
Tozun geriye kalan tek şey olduğunu anlatmak için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: After we emptied the old box, there was ____.
Cevabı göster
nothing left but dust
Any metal fillings, jewelry or medical implants will also be incinerated
3:00Herhangi bir metal dolgu, mücevher veya tıbbi implant da yanıp kül olacaktır,
although a titanium medical implant may possibly survive
3:04ancak titanyumun 3034 Fahrenheit derecelik erime noktası göz önüne alındığında,
given titanium's melting point of 3034 degrees Fahrenheit. Anlatım akışı
3:07titanyum bir tıbbi implant belki de sağlam kalabilir.
given titanium's melting point of ...: destekleyici kanıt sunmak
Burada given, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. Given titanium's melting point of 3034 degrees Fahrenheit, implantın sağlam kalabileceği yönündeki önceki yargıyı destekleyen bilinen olguyu sunan bir edat öbeğidir. given + isim öbeği kalıbı, bir sonucun dayanağını kısa ve yoğun biçimde eklemeyi sağlar. Bilgiyi önce sonuç, ardından destekleyici kanıt gelecek şekilde düzenler; burada bir şeyin “verildiğini” anlatan bir eylem değildir.
Alıştırma
Sonucun dayanağını sunmak için given that + yan cümle veya because + yan cümle yerine given + isim öbeği kullanan cümle hangisidir?
- Given the clear forecast, the picnic should go ahead.
- Given that the forecast is clear, the picnic should go ahead.
- Because the forecast is clear, the picnic should go ahead.
Cevabı göster
Given the clear forecast, the picnic should go ahead.
you might have her hip implant left to remember her by. Kalıp ifadeler
3:15ondan hatıra olarak kalça implantını saklayabilirsiniz.
aging Aunt May: Spider-Man karakterine gönderme
Aunt May (May Hala), Spider-Man hikâyelerinin tanınmış bir karakteridir: Peter Parker'ın yaşlı halasıdır ve onun için ebeveyn rolü üstlenen bir kişidir. aging Aunt May ifadesinde Aunt May'in büyük harfle yazılmış bir özel ad olması, mayıs ayıyla bağlantılı herhangi bir halayı değil, bu karakteri işaret eder. aging ve hip implant sözleri, May Hala'nın yaşlı bir kadın olarak bilinen görüntüsünden yararlanarak kasıtlı biçimde saçma bir kara mizah yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede büyük harfle yazılan Aunt May adı büyük olasılıkla neyi gösteriyor?
- Spider-Man hikâyelerindeki Peter Parker'ın halasına bir gönderme
- Yanardağın resmî adı
- Doğum günü mayıs ayında olan herhangi bir hala
Cevabı göster
Spider-Man hikâyelerindeki Peter Parker'ın halasına bir gönderme
to remember her by: hatıra nesnesi anlatan kalıp
have her hip implant left to remember her by ifadesinde to remember her by, geride kalan nesnenin işlevini açıklar: bu nesne, kişiye onu hatırlatan bir hatıra olurdu. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp have/keep + something + to remember + someone + by şeklindedir. Burada by yaklaşık olarak “bu nesne aracılığıyla” anlamına gelir. Nesne, yan cümlede daha önce geçtiği için edat doğal biçimde sonda kalır; eylemi kimin yaptığını göstermez.
Alıştırma
Hatıra nesnesini anlatan kalıbı tamamlayın: I kept this photograph to remember my grandfather ____.
Cevabı göster
by
It's clear after our investigation that movies like Terminator 2 and Lord of the Rings lied to us. Notlar
3:17Yaptığımız incelemeden sonra açıkça görülüyor ki Terminatör 2 ve Yüzüklerin Efendisi gibi filmler bize yalan söylemiş.
It's clear after our investigation that...: tamamlanmış analizden sonra sonuç bildirmek
It's clear after our investigation that kalıbı tamamlanmış bir incelemeyi kesin bir sonuca dönüştürür. It's clear kesinlik bildirir; that ise ileri sürülen sonucu başlatır. Burada after our investigation, konuşmacının tartışmadaki kanıtları veya fikirleri incelemeyi bitirdiğini gösterir. Investigation analiz ya da araştırma anlamına gelebilir; mutlaka polis soruşturması veya resmî deney olması gerekmez.
Alıştırma
Tamamlanmış bir analizden sonra kendinden emin bir sonuç sunmak için bu kalıbı en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The review is clear to the shorter route.
- It's clear after the review that the shorter route is safer.
- Maybe the shorter route is safer before we check the map.
Cevabı göster
It's clear after the review that the shorter route is safer.
movies like Terminator 2 and Lord of the Rings lied to us.: mizahi kişileştirme
movies like Terminator 2 and Lord of the Rings iki filmi daha geniş bir grubun örnekleri olarak sunar; burada like, such as anlamındadır. Lied to us filmleri insan gibi gösterir ve onların izleyicilere yanlış bir izlenim verdiğini anlatır; filmlerin gerçekten konuştuğu veya izleyicileri aldatma niyeti taşıdığı anlamına gelmez. Şaka, karakterlerin erimiş bir maddenin içine girdiği dramatik sahnelere gönderme yapar. Konuşmacı bunu abartılı bir suçlama gibi sunarak filmlerdeki fiziğin gerçekçi olmadığını söyler.
Alıştırma
Filmlerin lied to us olduğu iddiası, gerçekçi olmayan bir anlatıma yönelik mizahi ve mecazlı bir eleştiridir; filmlerin izleyicileri kasıtlı olarak aldatabildiği anlamına gelmez. Doğru mu, yanlış mı?
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
A fall into a fiery volcano won't mean a dramatic emotional goodbye Dilbilgisi
3:22Alev alev yanan bir yanardağa düşmek, dramatik ve duygusal bir veda anlamına gelmez,
won't mean ... but rather result in ile beklenen sonucu düzeltme
Özne A fall into a fiery volcano ifadesidir. won't mean ve result in bu özneyi paylaşan iki yüklemdir: ilki birinin bekleyebileceği sonucu reddeder, ikincisi ise gerçek sonucu belirtir. but rather bu düzeltmeyi getirir. Burada rather “oldukça” değil, “aksine” veya “daha doğrusu” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen kalıp X won't mean A but rather result in B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi mean fiilinin kısaltılmış gelecek zaman olumsuz biçimi ve but rather + result in ifadesiyle tamamlayın: Moving the deadline ____ less work ____ a shorter review period.
Cevabı göster
won't mean · but rather result in
and a smattering of ashes moments later Kelime
3:29ve birkaç dakika sonra da bir avuç küle dönüşmenize yol açar,
a smattering of ashes: az miktarda ve dağınık kül
A smattering of, seyrek veya düzensiz biçimde dağılmış az miktarda ya da az sayıda şeyi belirtir. a smattering of ashes ifadesi, bir kül yığını veya kalın bir tabaka değil, geriye kalan birkaç dağınık kül izini göz önünde canlandırır. Kalıp a smattering of + isim şeklindedir. Çoğul sayılabilen isimleri veya kütle anlamı taşıyan isimleri niteleyebilir ve yalnızca some demek yerine azlık ve dağınıklık anlamı katar.
Alıştırma
Altyazıda a smattering of ashes nasıl bir görüntü oluşturuyor?
- Kalın ve düzgün bir kül tabakası
- Etrafa dağılmış yalnızca az miktarda kül
- Dikkatle ölçülmüş büyük bir kül yığını
Cevabı göster
Etrafa dağılmış yalnızca az miktarda kül
with just your bones burning for a minute or so after that. Kalıp ifadeler
3:31bundan bir dakika kadar sonra ise sadece kemikleriniz yanar.
a minute or so: miktar + or so
“A minute or so”, “yaklaşık bir dakika” anlamına gelir. Kalıp miktar + or so şeklindedir: or so sayı ya da ölçüden sonra gelir, önce değil. Bu ifade sürenin bir tahmin olduğunu gösterir; bu nedenle gerçek süre biraz daha kısa veya uzun olabilir. Bu cümlede yanma tam olarak altmış saniye değil, kabaca o kadar süre devam eder.
Alıştırma
Süreyi yaklaşık hâle getiren iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repair will take ten minutes ____.
Cevabı göster
or so
What other places and what they would do to your body would you like to know about?
3:35Başka hangi yerleri ve buraların bedeninize ne yapacağını bilmek istersiniz?
Also be sure to check out our other video called
3:38Ayrıca şu isimdeki diğer videomuzu da izlemeyi unutmayın:
Spend a Billion in 24 Hours or Lose It All Challenge.
3:4024 Saatte Bir Milyar Harca Yoksa Hepsini Kaybet Meydan Okuması.
Thanks for watching and as always don't forget to like, share and subscribe.
3:44İzlediğiniz için teşekkürler ve her zaman olduğu gibi beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.