Take ile kullanılan deyimsel fiiller - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
262 kelime 170 kel/dk

Video açıklaması: Bu ders, take ile kurulan üç öbeksi fiilin, yani take off, take up ve take out ifadelerinin anlamının bağlama göre nasıl değiştiğini gösteriyor. Örnekler ayakkabı çıkarmaktan bir hobiye başlamaya ilerliyor ve flört randevusuna götürmek ile öldürmek arasındaki kara mizah içeren belirsizlikle sona eriyor; böylece durumun önemi vurgulanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. take off your shoes. içinde take off, kişinin üzerinde bulunan bir şeyi çıkarması anlamına gelir. Tür: Öbeksi Fiiller. Bu günlük talimatı tanıyabilir ve kalıp yapıyı palto ya da gözlük çıkarmak gibi giysi ve aksesuarlarla ilgili durumlara aktarabilirsiniz. 2. took up skiing as a hobby. ifadesinde take up, bir etkinliğe başlayıp onu düzenli bir ilgi alanı hâline getirmek demektir. Tür: Öbeksi Fiiller. Resim veya koşu gibi uğraşlara başladığınızı anlatabilir ve bu anlamı yer ya da zaman kaplama anlamıyla karıştırmazsınız. 3. take me out. ifadesi, birini randevuya götürmek veya kara mizah bağlamında öldürmek anlamına gelebildiği için belirsizdir. Tür: Öbeksi Fiiller. Kastedilen anlamı bağlamdan belirlemeyi ve aynı ifadenin birbirinden çok farklı iki yorumunun nasıl şaka oluşturduğunu anlayabilirsiniz.

Bu derste

Phrasal verbs.

0:00

Phrasal verbs (Deyimsel fiiller).

I know your reaction might be something similar to

0:01

Tepkinizin buna benzer bir şey olabileceğini biliyorum,

but don't worry.

0:05

ama endişelenmeyin.

I got you. Ton ve niyet

0:06

Ben hallederim.

Ton ve niyet

I got you. ile rahatlatma ve yardım sözü verme

Burada I got you, birini rahatlatıp yardım sözü vermenin günlük bir yoludur: “Endişelenme; sana yardım ederim veya bu işi ben hallederim.” Konuşanın karşısındaki kişiyi fiziksel olarak yakaladığı anlamına gelmez. Anlamı durum belirler. Bir kişi görev veya sorun yüzünden endişeliyse I got you çoğu zaman destek bildirir ve ona yalnız olmadığını hissettirir.

Alıştırma

Bir arkadaş “Don't worry about the homework. I got you.” diyor. Burada I got you ne anlama gelir?

  1. Seni anlamıyorum.
  2. Seni fiziksel olarak yakaladım.
  3. Sana yardım edeceğim.
Cevabı göster

Sana yardım edeceğim.

I know that phrasal verbs can be confusing at times

0:12

Phrasal verb'lerin bazen kafa karıştırıcı olabildiğini biliyorum

because they can have different meanings

0:14

çünkü farklı anlamlara gelebiliyorlar

depending on the context. Kalıp ifadeler

0:16

bağlama göre.

Kalıp ifadeler

depending on the context: anlamın duruma göre değişmesi

Depending on the context, çevredeki durum değiştiğinde anlamın da değiştiğini belirtir. Burada aynı deyimsel fiilin neden birden fazla anlamı olabileceğini açıklar. Depending on ifadesinden sonra bir isim veya isim öbeği gelir. Context; yakındaki sözcükleri, durumu, ilgili kişileri ve konuşanın amacını kapsayabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The same word can have different meanings ____.

Cevabı göster

depending on the context

So today we're going to go through Öbek fiiller

0:18

O yüzden bugün inceleyeceğiz

three phrasal verbs

0:19

üç phrasal verb'ü

Öbek fiiller

go through: maddeleri tek tek ele almak

Burada go through, bir grup şeyi sırayla incelemek, açıklamak veya tartışmak anlamına gelir. Konuşmacı üç öbek fiili tek tek ele almayı planlıyor; fiziksel olarak bir yerin içinden geçmekten söz etmiyor. Bir listenin, planın, belgenin, cevap grubunun veya başka bir materyalin içeriğini düzenli biçimde ele alırken go through + nesne yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Örnekteki go through three phrasal verbs ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak üç öbek fiilin içinden geçmek.
  2. Üç öbek fiili tek tek ele almak.
  3. Üç öbek fiili atlamak.
Cevabı göster

Üç öbek fiili tek tek ele almak.

and we're going to talk about the different meanings

0:21

ve onların farklı anlamları üzerine konuşacağız

that they might have.

0:23

sahip olabilecekleri.

Number one,

0:24

Bir numara,

take off.

0:25

“take off”.

It can mean to remove something,

0:26

Bir şeyi çıkarmak anlamına gelebilir,

to depart or leave,

0:28

yola çıkmak veya ayrılmak,

or to go on holiday.

0:30

ya da tatile çıkmak.

For example,

0:32

Örneğin,

before entering a home,

0:33

bir eve girmeden önce,

you need to take off your shoes. Öbek fiiller

0:35

ayakkabılarınızı çıkarmanız (take off) gerekir.

Öbek fiiller

take off your shoes: ayakkabılarını çıkarmak

Take off your shoes, ayakkabılarını ayağından çıkarmak anlamına gelir. Kıyafetler ve vücutta taşınan şeylerle kullanıldığında take off, çıkarmak demektir. Bu nedenle shoes nesnesi anlamı netleştirir; burada bir uçağın havalanmasından söz edilmez. Take off ayrılabilen bir öbek fiildir: take off your shoes ve take your shoes off yapılarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse ortaya konur: take them off denir, take off them denmez.

Alıştırma

Take içeren ve “üzerinde bulunan bir şeyi çıkarmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Please ____ your shoes before coming inside.

Cevabı göster

take off

Our flight took off on time. Öbek fiiller

0:36

Uçağımız zamanında havalandı (took off).

Öbek fiiller

took off: bir uçuşun yerden havalanması

Bu cümlede took off, “yerden ayrılıp uçmaya başladı” anlamına gelir. Özne Our flight olduğu için take off burada uçaklar için kullanılan “havalanmak” anlamındadır. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. On time “planlanan zamanda” demektir. Uçuşun ne zaman havalandığını açıklar ve took off öbek fiilinin bir parçası değildir.

Alıştırma

Bu cümlede took off ne anlama geliyor? The plane took off just after noon.

  1. işe ara verdi
  2. yerden ayrılıp uçmaya başladı
  3. bir şeyi çıkardı
Cevabı göster

yerden ayrılıp uçmaya başladı

I'm going to take 2 weeks off in July Öbek fiiller

0:39

Temmuz ayında 2 hafta izin alıp (take 2 weeks off)

Öbek fiiller

take 2 weeks off: iki hafta izin yapmak

take 2 weeks off, işten, okuldan veya başka bir düzenli görevden iki hafta uzak kalmak anlamına gelir. Fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp take + bir süre veya belirli bir gün + off biçimindedir: take a day off, take Friday off. Bu cümlede going to bir planı, in July ise zamanı belirtir.

Alıştırma

Planlanan izni anlatan ifadeyi tamamlayın: I'm going to ____ two days ____ in August.

Cevabı göster

take · off

to go olive picking in the Tuscan hills.

0:41

Toskana tepelerinde zeytin toplamaya gideceğim.

Can't wait. Ton ve niyet

0:44

Sabırsızlanıyorum.

Ton ve niyet

Can't wait. ile heyecanını belirtmek

Can't wait., I can't wait. ifadesinin kısa ve samimi biçimidir. Konuşmadan heyecanlı bir yanıt olduğu anlaşıldığı için I öznesi atılmıştır. Burada “Gerçekten sabırsızlanıyorum” anlamına gelir. Genellikle gelecekteki bir şey için duyulan mutlu heyecanı anlatır; gerçekten beklemenin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Beklenen şeyi can't wait for + isim, yapılacak eylemi ise can't wait to + fiil yapısıyla söyleyebilirsin.

Alıştırma

Heyecanlı yanıtı I can't wait ifadesinin kısa biçimiyle tamamla: "Our class trip is tomorrow. ____!"

Cevabı göster

Can't wait

Phrasal verb number two,

0:46

Phrasal verb iki numara,

take up.

0:47

“take up”.

It can mean to occupy space or time.

0:48

Yer veya zaman kaplamak anlamına gelebilir.

For example,

0:51

Örneğin,

my makeup products take up my entire room. Öbek fiiller

0:52

makyaj ürünlerim bütün odamı kaplıyor (take up).

Öbek fiiller

take up my entire room: alan kaplamak

Take up, alan kaplamak veya alan kullanmak anlamına gelir. Buradaki kalıp şey + take up + alan biçimindedir: my makeup products alanı kaplayan şeylerdir, my entire room ise onların kapladığı alandır. Up, öbek fiilin bir parçasıdır; bir yönü göstermez. Entire, kullanılan alanın miktarını güçlü biçimde vurgular: odanın tamamı veya neredeyse tamamı. Bu ifade şakacı bir abartı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi alan kaplamak anlamındaki take up ifadesinin doğru biçimiyle tamamla: "The large sofa ____ half the living room."

Cevabı göster

takes up

Or you going on a rant right now Kalıp ifadeler

0:55

Veya şu anda senin durmadan şikayet etmen

Kalıp ifadeler

going on a rant: öfkeli biçimde uzun uzun yakınmak

Go on a rant, genellikle yakınmak ya da içini dökmek için öfkeli veya sert biçimde uzun uzun konuşmak demektir. Rant, sıradan bir konuşmaya ya da kısa bir şikâyete göre daha duygulu ve kontrolsüzdür. Burada going on a rant, karşıdaki kişinin o anda yapıyor olabileceği şeyi adlandırır. go fiili goes on a rant, went on a rant veya is going on a rant örneklerindeki gibi değişir; konu about ile belirtilebilir.

Alıştırma

Hangi durum someone going on a rant olarak en iyi şekilde tanımlanır?

  1. Birisi küçük bir sorun hakkında on dakika boyunca öfkeyle yakınır.
  2. Birisi sakin bir şekilde tek cümlelik cevap verir.
  3. Birisi sessizce bir menü okur.
Cevabı göster

Birisi küçük bir sorun hakkında on dakika boyunca öfkeyle yakınır.

is taking up a lot of my time. Öbek fiiller

0:58

çok fazla zamanımı alıyor (taking up).

Öbek fiiller

taking up a lot of my time: kullanılabilir zamanımın çoğunu almak

Take up, sınırlı bir kaynağı kullanmak veya kaplamak anlamına gelebilir. taking up a lot of my time ifadesinde bu kaynak zamandır; dolayısıyla ifade, bir şeyin konuşanın kullanılabilir zamanının büyük bir kısmını aldığını belirtir. Zamanı alan şey cümlenin öznesidir: This project takes up my weekends. Fiil zamana ve özneye göre takes up, took up ve is taking up örneklerindeki gibi normal şekilde değişir.

Alıştırma

“Çok miktarda zaman kullanmak” anlamını vermek için cümleyi take up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These weekly meetings ____ most of my Friday afternoon.

Cevabı göster

take up

Can you please wrap up? Öbek fiiller

1:00

Lütfen artık toparlar mısın?

Öbek fiiller

wrap up: konuşmayı toparlayıp bitirmek

Burada wrap up, genellikle son noktayı tamamlayarak bir konuşmayı veya etkinliği sona erdirmek demektir. Bir nesneyi kâğıda sarmak anlamına gelmez. Can you please wrap up? cümlesinde konuşan kişi, karşısındakinden konuyu daha fazla uzatmadan yakında bitirmesini ister. Can you please isteği daha nazik yapar, ancak zaman baskısını yine de hissettirir.

Alıştırma

Bir toplantı için ayrılan süre doldu. Hangi rica, konuşan kişiden nazikçe bitirmesini ister?

  1. Could you please speak up?
  2. Could you please show up?
  3. Could you please wrap up?
Cevabı göster

Could you please wrap up?

It can also mean to become interested in something.

1:01

Aynı zamanda bir şeye ilgi duymaya başlamak anlamına da gelebilir.

For example,

1:04

Örneğin,

I took up skiing as a hobby. Öbek fiiller

1:05

hobi olarak kayak yapmaya başladım (took up).

Öbek fiiller

take up skiing as a hobby: yeni bir etkinliğe başlamak

took up skiing as a hobby ifadesinde took up, “yapmaya başladım” demektir. Take up ifadesinden sonra bir etkinliğin adı veya -ing biçimi gelebilir: take up tennis, take up painting. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. As a hobby, kayak yapmanın iş olarak değil keyif için yapıldığını gösterir. Take up ifadesinden sonra gelen etkinlik de bu anlamı belirlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede take up “yeni bir etkinliğe başlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The meeting took up the whole afternoon.
  2. Maya took up painting last summer.
  3. The boxes took up the whole room.
Cevabı göster

Maya took up painting last summer.

And my personal favorite is number three,

1:10

Ve benim kişisel favorim üç numara,

to take out.

1:12

“to take out”.

I just want someone to take me out. Öbek fiiller

1:14

Sadece birinin beni dışarı çıkarmasını (take me out) istiyorum.

Like on a date or like

1:16

Bir randevuya falan, yoksa

by a hitman?

1:19

bir kiralık katil tarafından ortadan kaldırılmak mı?

Öbek fiiller

take me out: randevu ve tetikçi arasında çift anlam

Burada take me out iki farklı anlama gelebilir. Flört bağlamında take someone out, biriyle birlikte vakit geçirmek için onu bir yere götürmek, çoğu zaman da randevuya çıkarmak demektir. Suç veya aksiyon bağlamında ise birini etkisiz hâle getirmek ya da öldürmek anlamına gelebilir. Sonraki soru on a date ile by a hitman ifadelerini yan yana getirir. Romantizmden tehlikeye yapılan ani geçiş iki anlamı ortaya çıkarır ve şakayı oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede take someone out açıkça birini öldürmek veya ortadan kaldırmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The hitman was hired to take the witness out.
  2. Jordan wants to take Casey out for dinner.
  3. Maya asked Leo out after class.
Cevabı göster

The hitman was hired to take the witness out.

Honestly, whatever at this point. Ton ve niyet

1:20

Dürüst olmak gerekirse, şu noktada hiç fark etmez.

Ton ve niyet

whatever at this point: seçim yapmaktan yorulmak

Whatever at this point, artık hangi seçeneği seçtiğimizin önemli olmadığı anlamına gelir. Buradaki whatever, mümkün olan herhangi bir şeyi sormaz. Yorgunluk, ilgisizlik veya vazgeçme hissini gösterebilen kısa ve duygusal bir tepkidir. At this point, olayların artık bu aşamaya geldiğini ifade eder. Birlikte kullanıldıklarında, daha önce yaşananların konuşan kişinin karar verme isteğini yok ettiğini düşündürürler.

Alıştırma

Şu durumu okuyun: We have debated the colour for an hour. Honestly, whatever at this point. whatever at this point nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. Konuşan kişi en iyi seçeneği dikkatle seçiyordur.
  2. Konuşan kişi karar vermekten yorulmuştur ve artık pek umursamıyordur.
  3. Konuşan kişi daha da fazla seçenek istiyordur ve heyecanlıdır.
Cevabı göster

Konuşan kişi karar vermekten yorulmuştur ve artık pek umursamıyordur.

This is funny because

1:23

Bu çok komik çünkü

to take out can have two very different meanings.

1:25

“to take out” iki çok farklı anlama gelebilir.

It can either mean to invite someone out Öbek fiiller

1:28

Birini dışarı davet etmek anlamına gelebilir,

on a date

1:31

bir randevuya

Öbek fiiller

invite someone out on a date: bunun bir buluşma olduğunu açıkça belirtmek

Invite someone out on a date, birinden genellikle romantik bir buluşma için sizinle bir yere gelmesini istemek demektir. Out birlikte dışarı çıkmayı anlatır; on a date ise bunun yalnızca dışarı çıkmak değil, bir buluşma olduğunu açıkça belirtir. Kalıp invite + kişi + out on a date şeklindedir. Kişi kısmını değiştirebilirsiniz: invite her out on a date, invite Alex out on a date.

Alıştırma

Hangi cümle Nora'nın Ben'i bir buluşmaya davet ettiğini en açık biçimde söyler?

  1. Nora invited Ben out on a date.
  2. Nora invited Ben to wait outside.
  3. Nora went outside after Ben's invitation.
Cevabı göster

Nora invited Ben out on a date.

or to kill

1:32

ya da öldürmek...

sorry, I mean unalive someone. Kelime

1:33

affedersiniz, yani birini “canlılıktan çıkarmak” demek istedim.

Kelime

unalive someone: kill yerine kullanılan internet ifadesi

Unalive someone, kill someone yerine kullanılan internet argosudur. Burada konuşmacı daha dolaylı olan bu söze geçer; bu, hassas bir kelimeden kaçınma veya kara mizah yapma amacı taşıyabilir. Unalive standart, resmî bir fiil değildir. Videolarda, internet şakalarında ve yorumlarda bu ifadeyi tanımak yararlıdır; ancak yine de birini öldürmeyi anlatır. Sözcüğü değiştirmek anlamın ciddiyetini değiştirmez.

Alıştırma

Yargı: Resmî bir haberde unalive someone, kill someone ifadesinin standart ve tarafsız bir karşılığıdır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Use this phrasal verb with caution. Kalıp ifadeler

1:36

Bu phrasal verb'ü dikkatli kullanın.

Kalıp ifadeler

with caution: risk olduğu için dikkatli davranmak

with caution, “bir risk, hata veya istenmeyen sonuç olabileceği için dikkatli bir biçimde” demektir. Bu cümlede, öbek fiilin farklı anlamları ciddi bir yanlış anlaşılmaya yol açabileceği için onu kullanırken dikkatli olmanız gerektiğini belirtir. Yaygın yapı, use this tool with caution örneğindeki gibi fiil + nesne + with caution şeklindedir. Yalnızca dikkat vermek anlamına gelmez; bir şeylerin ters gidebileceğini gösterir.

Alıştırma

Uyarıyı, derste geçen ve “bir risk olabileceği için dikkatli bir biçimde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Handle this machine ____.

Cevabı göster

with caution

Those were three phrasal verbs

1:39

Bunlar üç phrasal verb'tü

with totally different meanings.

1:40

tamamen farklı anlamlara sahip olan.

Consider the context in order to understand the phrasal verbs. Notlar

1:42

Phrasal verb'leri anlamak için bağlamı göz önünde bulundurun.

Kalıp ifadeler

Consider the context: çevredeki bilgileri değerlendirmeye katmak

Consider the context, “bir şeyin ne anlama geldiğine karar verirken çevresindeki bilgileri de değerlendirmeye kat” demektir. Burada consider, bağlamı seçip seçmemeye karar vermek değil, bağlamı kanıt olarak kullanmak anlamındadır. Bağlam; yakındaki sözcükleri, durumu, konuşanlar arasındaki ilişkiyi ve konuşma tonunu içerebilir. Bu ipuçları, bir öbek fiilin doğru anlamını seçmenize yardımcı olabilir.

Alıştırma

Tavsiyeyi derste geçen ifadeyle tamamlayın: ____ before deciding what the message means.

Cevabı göster

Consider the context

Dilbilgisi

in order to + fiilin yalın hâli: amaç belirtme

in order to bir eylemin amacını belirtir. Bu cümlede bağlamı göz önünde bulundurmak eylem, öbek fiilleri anlamak ise hedeftir. in order to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın: in order to understand. Bu ifadede order, “emir” veya “sıra” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi in order to ile tamamlayın: Mia reads the instructions ____ use the game safely.

Cevabı göster

in order to

I hope this episode didn't take you out. Anlatım akışı

1:46

Umarım bu bölüm sizi hayattan bezdirmemiştir (take you out).

Anlatım akışı

didn't take you out: kapanışta kullanılan callback

Sonda didn't take you out, bölümde farklı anlamları ele alınan take out ifadesini yeniden kullanır. Bu bir callback, yani önceki bir noktaya yapılan geri göndermedir: kapanış cümlesi dinleyiciyi daha önceki içeriğe yönlendirir ve sonu bölümün geri kalanına bağlar. Konuşan kişi, bölümün izleyiciye gerçekten zarar verdiğini iddia etmez. Bir bölüm normalde birini randevuya çıkaramayacağı veya ona saldıramayacağı için önceki anlamlar bilerek absürt hâle gelir; böylece bölümün izleyiciyi bunaltmış olabileceği şakacı biçimde ima edilir.

Alıştırma

Sondaki I hope this episode didn't take you out. cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Daha önce geçen çok anlamlı bir ifadeyi tekrarlayarak mizahi bir son oluşturur.
  2. Bölümün izleyiciye fiziksel olarak zarar verdiğini ciddi biçimde iddia eder.
  3. Konuyla ilgisiz yeni bir ifadeyi açıklamaya başlar.
Cevabı göster

Daha önce geçen çok anlamlı bir ifadeyi tekrarlayarak mizahi bir son oluşturur.