Çeviri teknolojisi - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, çeviri yazılımlarının yaygın deyimlerden daha önce kurulmamış şiirsel ifadelere kadar dili nasıl işlediğini inceliyor ve örüntülerle eğitilen makinelerin insan yaratıcılığı karşısında neden hâlâ zorlandığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has transformed how we learn — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect yapısının geçmişteki bir değişimi bugün devam eden etkisine nasıl bağladığını anlayın; teknoloji, politika veya deneyimin bir işi yapma biçimini nasıl değiştirdiğini anlatırken bu kalıbı kullanın. 2. translated into the equivalent metaphor — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir metaforun sözcük sözcük çevrilmesi yerine, hedef dilin kültüründe doğal karşılanan ve aynı işlevi gören başka bir metaforla aktarılmasını ifade etmeyi öğrenin. 3. When we say machines learn a language, we really mean — Söylem, anlatı ve retorik: Yanlış anlaşılabilecek bir terimi açıklığa kavuşturmak ve daha kesin bir tanım sunmak için bu çerçeveyi kullanın; örneğin makinenin örüntü tanımasıyla gerçek anlamda kavramayı birbirinden ayırın.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:06Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
Rob, I'm writing a letter to a friend in Spain
0:12Rob, İspanya'daki bir arkadaşıma mektup yazıyorum
Do you know the Spanish for it's raining? Kalıp ifadeler
0:16İspanyolca 'yağmur yağıyor' ne demek biliyor musun?
the Spanish for it's raining: İspanyolca karşılığını sormak
“the Spanish for X” kalıbı, X'e karşılık gelen İspanyolca ifadeyi sormak için kullanılır. Bu cümlede X, “it's raining” ifadesidir; yani konuşan kişi bu ifadenin İspanyolca nasıl söylendiğini soruyor. Buradaki for amaç bildirmez; diller arasındaki karşılığı gösterir. Aynı kalıpta yalnızca dil adını değiştirebilirsiniz: “the English for X” ve “the French for X” gibi. Bu yapı bir kelimenin, ifadenin veya kısa bir cümlenin karşılığını sormak için kullanılabilir.
Alıştırma
“good morning” ifadesinin İspanyolca nasıl söylendiğini sormak için doğal yapıyı kullanarak soruyu tamamlayın: Do you know ____ good morning?
Cevabı göster
the Spanish for
I just hold up my phone, scan the word I want translated, Öbek fiiller
0:21Sadece telefonumu kaldırıyorum, çevrilmesini istediğim kelimeyi tarıyorum,
hold up my phone: telefonu kaldırmak
“hold up my phone” telefonu kaldırıp daha yüksek veya görünür bir konuma getirmek demektir. Bu cümlede amaç, telefonu kelimeyi tarayabileceği bir konuma getirmektir; bu nedenle up, kaldırma veya gösterme anlamını ekler. “hold my phone” yalnızca telefonu elde tutmayı veya taşımayı anlatır; telefonun kaldırıldığını söylemez. Buradaki up fiziksel hareketi daha belirgin yapar ve “geciktirmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede hold up “bir nesneyi birinin görebileceği şekilde kaldırmak” anlamında kullanılmıştır?
- The traffic held up the bus for an hour.
- I held up my ticket so the driver could see it.
- I held my ticket while the driver checked my name.
Cevabı göster
I held up my ticket so the driver could see it.
"Está lloviendo" is the Spanish for it's raining.
0:25"Está lloviendo", yağmur yağıyor'un İspanyolcasıdır.
In this program, we're discussing language technologies, Anlatım akışı
0:30Bu programda, dil teknolojilerini tartışıyoruz,
computers that can translate between languages. Kalıp ifadeler
0:34diller arasında çeviri yapabilen bilgisayarları.
In this program, ile konuyu açılışta çerçevelemek
In this program bir açılış çerçevesidir: sonraki ifadeyi mevcut programın kapsamına yerleştirir ve konunun birazdan tanıtılacağını bildirir. Virgül, bu çerçeveyi ana cümle olan we're discussing language technologies bölümünden ayırır. Burada program, bilgisayar yazılımını değil radyo, televizyon veya çevrim içi bir yayını ifade eder. Aynı bilgi düzenleme kalıbı ortama göre In this lesson ya da In this presentation şeklinde uyarlanabilir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki In this program, ne işe yarar?
- Bilgisayarların bir yazılım programı çalıştırdığını söyler.
- Konuyu mevcut programın bir parçası olarak çerçeveler.
- Tartışmanın başladığı kesin zamanı verir.
Cevabı göster
Konuyu mevcut programın bir parçası olarak çerçeveler.
translate between languages ile diller arası çeviri yeteneğini anlatmak
Translate between languages, anlamı bir dilden diğerine aktarmak demektir. Between, dilleri çeviri ilişkisinin farklı tarafları olarak sunar; bu nedenle ifade bir kişinin, aracın veya hizmetin genel diller arası çeviri yeteneğini doğal biçimde anlatır. Languages çoğuldur çünkü bu ilişki en az iki dili kapsar. İfade tek başına belirli bir kaynak-hedef yönünü belirtmez veya her yönde çevirinin desteklendiğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi, adı verilen iki dil arasındaki genel çeviri yeteneğini anlatan translate ve uygun edatla tamamlayın: This device can ____ English and Arabic.
Cevabı göster
translate between
Modern software like Google Translate has transformed how we learn foreign languages, Dilbilgisi
0:37Google Çeviri gibi modern yazılımlar yabancı dil öğrenme şeklimizi değiştirdi,
bringing us closer to a world where language is no longer a barrier to communication. Kalıp ifadeler
0:43bizi dilin artık iletişimde bir engel olmadığı bir dünyaya daha da yakınlaştırıyor.
has transformed how we learn: öğrenme biçimimizi dönüştürdü
Has transformed, transform fiilinin present perfect biçimidir. Bu cümlede modern yazılımın geçmişte öğrenme biçimimizi değiştirdiğini ve bu değişikliğin hâlâ önemli olduğunu anlatır. How we learn, transformed fiilinin nesnesi olan bir isim cümleciğidir. Öğrenme biçimimiz anlamına gelir; doğrudan bir soru değildir. Bu yapı teknoloji, politika veya bir deneyimin bir etkinliği nasıl değiştirdiğini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Geçmişteki bir değişikliği bugünkü etkisine bağlamak için present perfect kullanan cümleyi seçin.
- Online dictionaries are transforming how we learned new words yesterday.
- Online dictionaries have transformed how we learn new words.
- Online dictionaries transformed how we learned new words yesterday.
Cevabı göster
Online dictionaries have transformed how we learn new words.
bringing us closer to: bizi bir hedefe yaklaştırmak
Bringing us closer to, yazılımın dönüşümünün sonucunu ekleyen bir present participle öbeğidir. Bu değişikliğin bizi bir hedefe veya istenen bir duruma doğru ilerlettiğini anlatır. Burada closer to a world where language is no longer a barrier soyut bir anlam taşır: fiziksel mesafeyi değil, daha kolay iletişime doğru ilerlemeyi anlatır. Bu ifadenin ardından bir hedef bildiren isim ya da solving a problem gibi bir gerund gelebilir.
Alıştırma
Bir keşfin bizi bir sorunu çözme hedefine yaklaştırdığını doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.
- This discovery brings us closer to solving the problem.
- This discovery brings us close solve the problem.
- This discovery brings us closer for solving the problem.
Cevabı göster
This discovery brings us closer to solving the problem.
no longer a barrier to communication: artık iletişimin önünde engel olmamak
Burada no longer a barrier to communication, dilin daha önce iletişimi engellemiş veya sınırlamış olabileceğini, ancak modern yazılımların bu engeli ortadan kaldırdığı düşüncesini anlatır. No longer, önceki bir durumun değiştiğini gösterir. a barrier to + isim veya -ing biçimi, engellenen şeyi ya da etkinliği belirtir; a barrier to education ve a barrier to finding work buna örnektir.
Alıştırma
Maliyetin artık erişimi engellemediğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: For these families, cost is ____ education.
Cevabı göster
no longer a barrier to
But how well do these computers know what we really mean to say? Kalıp ifadeler
0:48Ancak bu bilgisayarlar gerçekten ne söylemek istediğimizi ne kadar iyi biliyor?
what we really mean to say: gerçekten anlatmak istediğimiz şey
what we really mean to say ifadesindeki what, konuşanın iletmeyi amaçladığı mesajı veya düşünceyi belirtir. Really, özellikle bu mesaj kullanılan sözcüklerin düz anlamından farklı olabildiğinde gerçek niyeti vurgular. Burada bilgisayarların bu amaçlanan mesajın tamamını anlayıp anlamadığı sorulur. Dolayısıyla soru yalnızca kullanılan sözcükleri işlemeyi değil, insanın niyetini anlamayı konu alır.
Alıştırma
Videodaki cümlede what we really mean to say neyi ifade ediyor?
- gerçekten ifade etmeyi amaçladığımız mesaj
- konuşmayı planladığımız zaman
- söylemiş olduğumuz sözcüklerin tam hâli
Cevabı göster
gerçekten ifade etmeyi amaçladığımız mesaj
Well, later we'll find out exactly what machines can and can't translate. Öbek fiiller
0:52Pekala, daha sonra makinelerin tam olarak neleri çevirip neleri çeviremeyeceğini öğreneceğiz.
find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi genellikle kontrol ederek, sorarak, gözlemleyerek veya bekleyerek öğrenmek ya da ortaya çıkarmak demektir. Bu cümlede later, makine çevirisinin sınırlarıyla ilgili cevabın daha sonra açıklığa kavuşacağını gösterir. Ardından bir isim öbeği veya soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle gelebilir: find out the result; find out what happened. Burada what machines can and can't translate soru yan cümlesidir.
Alıştırma
Cevabı öğrenmek anlamındaki öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ why the alarm keeps ringing.
Cevabı göster
find out
And as usual, we'll be learning some new vocabulary as well.
0:57Ve her zamanki gibi, biraz yeni kelimeler de öğreniyor olacağız.
The translation app I used just now is very recent,
1:03Az önce kullandığım çeviri uygulaması çok yeni,
but there's a long history of computer mistranslations, Kalıp ifadeler
1:06ancak bilgisayarların yanlış çevirilerinin uzun bir geçmişi var,
times when computers got it badly wrong. Kalıp ifadeler
1:10bilgisayarların her şeyi fena halde yanlış anladığı zamanların.
a long history of computer mistranslations: yeni olmayan bir sorun
a long history of computer mistranslations ifadesi, bilgisayar kaynaklı hatalı çevirilerin uzun bir dönem boyunca tekrar tekrar yaşandığını anlatır. Uygulama yeni olabilir, ancak bu tür bir hata yeni değildir. a long history of + isim veya -ing biçimi, uzun yıllardır var olan ya da gerçekleşen bir şey hakkında arka plan verir. Burada history, okul dersi değil, zaman içindeki kayıt veya tekrar eden düzen anlamındadır.
Alıştırma
Örnekteki a long history of computer mistranslations neyi vurguluyor?
- İlk bilgisayar kaynaklı hatalı çevirilere yeni uygulama neden olmuştur.
- Bilgisayar kaynaklı hatalı çeviriler uzun yıllar boyunca tekrar tekrar yaşanmıştır.
- Bilgisayar kaynaklı hatalı çeviriler tarih dersinde öğretilen bir konudur.
Cevabı göster
Bilgisayar kaynaklı hatalı çeviriler uzun yıllar boyunca tekrar tekrar yaşanmıştır.
got it badly wrong: ciddi bir hatayı anlatmak
Got it badly wrong, bir kişinin ya da sistemin bir şeyi yanlış anlaması, yanlış değerlendirmesi veya yanlış sonuçlandırması demektir; badly ise hatanın ciddi olduğunu gösterir. Bu cümlede got, get fiilinin geçmiş zamanıdır ve it belirli bir nesneyi değil, bilgisayarın yaptığı çeviri ya da yorumlama işini ifade eder. Get it wrong kalıbı; bir cevabın, anlamın, değerlendirmenin veya sonucun yanlış olduğunu anlatmak için başka durumlarda da kullanılabilir. Badly eklendiğinde küçük bir hatadan değil, ciddi bir yanlıştan söz edilir.
Alıştırma
The weather app got the storm's arrival time badly wrong cümlesinde got it badly wrong ne anlama gelir?
- Fırtınanın varış saatini değiştirdi
- Saati çok doğru tahmin etti
- Saat konusunda ciddi biçimde yanıldı
Cevabı göster
Saat konusunda ciddi biçimde yanıldı
promoting the all-leather seats installed on their flights to Mexico.
1:18Meksika uçuşlarında kurulan tamamı deri koltukları tanıtıyordu.
ran television adverts: reklam anlamındaki run fiili
Ran television adverts, bir şirketin televizyon reklamlarını düzenleyip yayımlatarak halkın görmesini sağlaması demektir. Buradaki run, “koşmak” anlamındaki hareket fiili değildir; medya ve iş dünyasında kullanılan bir fiildir. Havayolunun bir reklam kampanyası yürüttüğü anlatılır. Run an advert veya run adverts yapısı, bir şirketin ya da kuruluşun reklamı bir iletişim aracında yayımlamasını ifade edebilir. Ran, run fiilinin geçmiş zamanıdır; adverts ise advertisements kelimesinin Britanya İngilizcesindeki biçimidir. Amerikan İngilizcesinde ads daha yaygındır.
Alıştırma
Reklam anlamındaki run fiilinin geçmiş biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum ____ online adverts for its new exhibit last weekend.
Cevabı göster
ran
But how was its "Fly in Leather" advertising slogan mistranslated into Spanish? Kalıp ifadeler
1:22Ancak "Fly in Leather" reklam sloganı İspanyolcaya nasıl yanlış çevrildi?
mistranslated into Spanish: edilgen yapıda hedef dil
Burada was ... mistranslated, was + mistranslated biçiminde edilgen bir yapıdır. Mistranslated “yanlış çevrilmiş” demektir; bu nedenle cümle, hatayı kimin yaptığına değil, slogana ne olduğuna odaklanır. Into Spanish çevirinin hedef dilini, yani çeviri sonucunda ortaya çıkan dili belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp be translated/mistranslated into + dil şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “yanlışlıkla ... diline çevrildi” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: The sign was ____ French.
Cevabı göster
mistranslated into
I have a feeling it might be C, fly naked. Ton ve niyet
1:36Bana C, çıplak uçun olabilir gibi geliyor.
I have a feeling it might be...: temkinli bir tahmin
I have a feeling, bilinen bir gerçeği değil, bir sezgiyi anlatır. Burada ardından gelen cevabı daha yumuşak ve daha az kesin hâle getirir. It might be C ifadesindeki might, geçmiş zamanı değil, şimdiki bir olasılığı belirtir. I have a feeling + it might be... birlikte kullanıldığında kesin bir iddia yerine temkinli bir tahmin ortaya çıkar.
Alıştırma
Hangi cümle kesinlik belirtmek yerine temkinli bir tahmin yapıyor?
- I know it is the red door.
- I have a feeling it might be the red door.
- The red door is definitely the answer.
Cevabı göster
I have a feeling it might be the red door.
Okay, Sam, I'll reveal the correct answer later in the program.
1:40Pekala Sam, doğru cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.
applying the grammar rules of one language to another. Kalıp ifadeler
1:48bir dilin dilbilgisi kurallarını başka bir dile uygulayarak.
used to rely on: geçmişte bir şeye bağımlı olmak
Burada used to rely on, bilgisayar yazılımlarının geçmişte düzenli olarak kurallara dayalı çeviriye bağımlı olduğunu belirtir. Used to + fiilin yalın hâli, artık geçerli olmayan veya bugünle karşılaştırılan geçmişteki bir durumu ya da tekrarlanan bir olayı anlatır. Rely on, bir şeye dayanmak veya bağımlı olmak anlamına gelir. Kalıp used to + rely on + isim öbeğidir; used to rely on rules-based translation buna bir örnektir.
Alıştırma
Cümleyi used to ve rely on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before GPS, drivers ____ printed maps.
Cevabı göster
used to rely on
rules-based translation: birleşik bir sıfat
Rules-based translation ifadesinde rules-based, kurallara dayalı veya kurallarla yönlendirilen anlamına gelir. Translation isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, rules ve based sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp, başka bir isimden önce gelen isim + -based yapısıdır. İlk isim dayanağı belirtir; evidence-based policy ve cloud-based service buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “kurallara dayalı” anlamına gelen birleşik sıfatın aynısıyla tamamlayın: The old program used ____ translation.
Cevabı göster
rules-based
applying the grammar rules of one language to another: apply X to Y kalıbı
apply X to Y kalıbı, X’i Y nesnesine veya durumuna uygulamak demektir. Burada X bir dilin dil bilgisi kuralları, Y ise başka bir dildir. another, another language yerine kullanılır; başka bir kişi demek değildir. applying ile başlayan -ing yan cümlesi, kurala dayalı çevirinin nasıl çalıştığını açıklar. Daha genel olarak bu kalıp bir kuralın, yöntemin, fikrin veya becerinin yeni bir duruma aktarılmasını gösterebilir.
Alıştırma
apply X to Y kalıbını eksik iki kelimeyle tamamlayın: We can ____ this rule ____ every example.
Cevabı göster
apply · to
That worked fine for simple words and phrases,
1:52Bu, basit kelimeler ve ifadeler için işe yarıyordu,
but what happens when a translator comes across more complex language? Öbek fiiller
1:54ancak bir çevirmen daha karmaşık bir dille karşılaştığında ne olur?
comes across: başka bir etkinlik sırasında bir şeyle karşılaşmak
Come across + isim, genellikle başka bir şey yaparken birini veya bir şeyi tesadüfen bulmak ya da biriyle karşılaşmak demektir. Bu soruda çevirmen, metni işlerken daha karmaşık bir dille karşılaşıyor. comes, tekil özne a translator ile uyumlu olduğu için ifade comes across biçimindedir. Burada come across tek bir öbek fiil olarak düşünülmelidir; dilin üzerinden fiziksel olarak geçmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Tesadüfen bulmak anlamında come across ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: While reading, I ____ an unfamiliar word.
Cevabı göster
came across
expressions used to describe one thing by comparing it to another. Dilbilgisi
2:00bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırarak tanımlamak için kullanılan ifadeler.
used to describe ... by comparing ...: amaç ve yöntem
Bu tanımda expressions used to describe one thing sözleri, expressions that are used to describe one thing ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Used, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: ifadeler bu amaç için kullanılır. By comparing it to another yöntemi açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, amacı belirtmek için isim + used to + fiilin yalın hâli, ardından yöntemi belirtmek için by + -ing yapısıdır.
Alıştırma
Tanımı use, protect ve absorb sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: A helmet is a piece of equipment ____ your head by ____ hard impacts.
Cevabı göster
used to protect · absorbing
and the author of the book Talk on the Wild Side.
2:07ve Talk on the Wild Side adlı kitabın yazarıdır.
Here, he explains to BBC Radio 4 program Word of Mouth
2:11Burada, BBC Radio 4 programı Word of Mouth'a açıklıyor
how apps like Google Translate allow users to manually translate metaphors. Dilbilgisi
2:16Google Çeviri gibi uygulamaların kullanıcıların metaforları manuel olarak çevirmesine nasıl olanak tanıdığını.
allow users to + fiil: eylemi kimin yapabileceğini belirtme
Allow users to manually translate metaphors ifadesinde users, çeviriyi yapan kişileri belirtir. Allow, uygulamanın bu eylemi onlar için mümkün hâle getirdiğini anlatır. Allow + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Bu kalıp, bir uygulamanın, aracın, kişinin veya kuralın neyi mümkün kıldığını ya da neye izin verdiğini açıklarken yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi allow + users + to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This button ____ print their work.
Cevabı göster
allows users to
those in Spanish, that won't make any sense. Kalıp ifadeler
2:29İspanyolcadaki bu kelimeler, hiçbir anlam ifade etmeyecektir.
it's raining cats and dogs: çok şiddetli yağmur
It's raining cats and dogs, yağmurun çok şiddetli yağdığını belirten bir İngilizce deyimdir. cats and dogs sözcükleri gerçekten gökten düşen kedi ve köpekleri anlatmaz. İfadenin tamamını tek bir anlam birimi olarak düşünün. Kelimesi kelimesine çeviri, deyimsel anlamı kaybettirip anlamsız gelebilir.
Alıştırma
“Yağmurun çok şiddetli yağması” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: We stayed indoors because it was ____.
Cevabı göster
raining cats and dogs
it literally translates: kelimesi kelimesine çeviri
Burada literally, “sözcüklerin doğrudan anlamlarına göre” demektir. translates fiilini niteler ve İngilizce deyimin her parçasının deyimsel anlamı korunmadan diğer dile aktarıldığını gösterir. “Basitçe” anlamındaki simply ile aynı değildir. Çeviri sonucunu belirtirken kullanılan yaygın ve aktarılabilir kalıp X literally translates as Y şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, 'white mountain' ifadesinin mutlaka amaçlanan anlam değil, doğrudan ve kelimesi kelimesine çeviri olduğunu açıkça belirtir?
- The name literally translates as 'white mountain.'
- The name roughly translates as 'white mountain.'
- The name sounds like 'white mountain.'
Cevabı göster
The name literally translates as 'white mountain.'
won't make any sense: anlaşılır veya mantıklı olmamak
Make sense, “anlaşılır veya mantıklı olmak” demektir. Bu cümlede kelimesi kelimesine yapılan çeviri won't make any sense olacaktır; yani İspanyolca konuşanlar bu çeviriden doğal ve anlamlı bir fikir çıkaramaz. Olumsuz bir cümlede any, olumsuzluğu güçlendirir. Bu nedenle won't make any sense, “hiç anlaşılır ya da mantıklı olmayacak” anlamına gelir. Buradaki sense görme veya işitme gibi fiziksel bir duyu değil, anlam ya da mantıktır.
Alıştırma
Örnekteki “that won't make any sense” ne anlama geliyor?
- Kelimesi kelimesine çevirmek kolay olacak.
- Tamamen anlaşılmaz veya mantıksız olacak.
- Beş fiziksel duyuyu etkilemeyecek.
Cevabı göster
Tamamen anlaşılmaz veya mantıksız olacak.
But I think somebody at Google will have inputted the phrase Dilbilgisi
2:30Ancak sanırım Google'daki biri şu ifadeyi girmiş olacaktır
will have inputted: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
Will have inputted, will have + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Burada daha önce gerçekleşmiş bir eylem hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder: Konuşan kişi, Google'dan birinin ifadeyi muhtemelen daha önce sisteme girdiğini düşünüyor. Bu yapı otomatik olarak gelecek zamanda tamamlanmış eylem anlamına gelmez. Bu anlamda genellikle by tomorrow gibi gelecekte bir referans noktası bulunur. Burada I think ve durum, “muhtemelen çoktan sisteme girmiştir” çıkarımını destekler.
Alıştırma
Bu cümlede “somebody will have inputted the phrase” ne anlama geliyor?
- Birisi ifadeyi daha sonra sisteme girecek.
- Birisi ifadeyi şu anda sisteme giriyor.
- Konuşan kişi, birinin ifadeyi muhtemelen çoktan sisteme girdiğini düşünüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, birinin ifadeyi muhtemelen çoktan sisteme girdiğini düşünüyor.
which is the phrase "It's raining pitchers" or "It's raining jugs of water".
2:36ki bu da "Sürahiler yağıyor" veya "Su testileri yağıyor" ifadesidir.
is translated into the equivalent metaphor in Spanish. Kelime
2:43İspanyolcadaki eşdeğer metafora çevrilir.
the whole chunk, "raining cats and dogs": tek bir dil birimi
Burada chunk, fiziksel bir parça değil, tek bir birim olarak ele alınan kelime grubu demektir. The whole chunk, “raining cats and dogs” deyiminin tamamını belirtir. Bir ifade chunk olarak ele alındığında her kelimeyle ayrı ayrı uğraşmak yerine ifadenin genel anlamı anlaşılır veya çevrilir. Bu yaklaşım deyimler, sık kullanılan kelime birliktelikleri ve kalıplaşmış ifadeler için yararlıdır.
Alıştırma
Bir çeviri dersinde biri, “Treat 'once in a blue moon' as one chunk.” diyor. Burada chunk ne anlama gelir?
- olağan dışı uzunlukta bir altyazı bölümü
- fiziksel olarak büyük bir parça
- tek bir dil birimi olarak ele alınan deyimin tamamı
Cevabı göster
tek bir dil birimi olarak ele alınan deyimin tamamı
translated into the equivalent metaphor: anlam ve etki bakımından eşdeğer bir metafora çevrilmek
Translated into, diğer dilde ortaya çıkan çeviri sonucunu tanıtır. Equivalent metaphor, kaynak ifadenin temel anlamını ve etkisini aktaran hedef dile özgü bir metafordur. Bir deyimde bu, genellikle ifadenin tamamını bir bütün olarak çevirmek anlamına gelir. Doğal geliyorsa ve aynı işlevi görüyorsa çevirmen farklı bir imge kullanabilir.
Alıştırma
Bir çevirmen yeni dilde farklı bir imge kullanıyor, ancak bu imge aynı anlamı doğal biçimde aktarıyor. Çevirmen neyi seçmiştir?
- an equivalent metaphor
- a word-for-word translation
- an identical metaphor
Cevabı göster
an equivalent metaphor
Lane wants to translate the phrase "It's raining cats and dogs",
2:48Lane, "It's raining cats and dogs" ifadesini çevirmek istiyor,
something that people sometimes say when it's raining heavily.
2:52insanların bazen çok yağmur yağdığında söyledikleri bir şeyi.
It wouldn't make sense to translate this phrase into another language literally, Kalıp ifadeler
2:55Bu ifadeyi başka bir dile harfi harfine çevirmek mantıklı olmazdı,
wouldn't make sense to: bir eylemin mantıklı olmayacağını belirtmek
“It wouldn't make sense to + fiilin yalın hâli”, bir eylemi yapmanın mantıksız, gereksiz veya gerekçelendirilmesi zor olacağını belirtir. Burada değerlendirilen şey, ifadeyi sözcük sözcük çevirme eylemidir; bunu yapan kişi değildir. “Wouldn't”, değerlendirmeyi olası veya varsayımsal bir durum olarak sunar ve “It doesn't make sense to ...” ifadesine göre daha az sert duyulmasını sağlar. Kullanılabilir kalıp “It wouldn't make sense to do something.” şeklindedir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: With a map this clear, it ____ ask someone to draw another one.
Cevabı göster
wouldn't make sense to
literally, word by word: bütün anlam yerine sözcükleri tek tek çevirmek
Burada literally, “sözcüklerin doğrudan anlamını kullanarak” demektir; word by word ise her sözcüğü ayrı ayrı ele almayı anlatır. Birlikte kullanıldıklarında, bütün ifadenin anlamı yerine tek tek sözcükleri izleyen bir çeviri yöntemini güçlü biçimde vurgularlar. Bu kullanım, yöntemin deyimlerde veya kalıplaşmış ifadelerde işe yaramayabileceğini sık sık hatırlatır. Her sözcük sözcük incelemenin daima yanlış olduğu anlamına gelmez; sorun, genel anlam ayrı sözcüklerden kurulamıyorken bu yöntemi kullanmaktır.
Alıştırma
“Do not translate the joke literally, word by word,” cümlesinde hangi yönteme karşı uyarı yapılıyor?
- Şakayı genel anlamını kullanarak yeniden anlatmak
- Her bir sözcüğü doğrudan karşılığıyla ayrı ayrı değiştirmek
- Şakayı ilk kimin anlattığını kontrol etmek
Cevabı göster
Her bir sözcüğü doğrudan karşılığıyla ayrı ayrı değiştirmek
One solution is to translate the whole idiom as a chunk Kelime
3:01Bunun bir çözümü de tüm deyimi bir bütün (chunk) olarak çevirmektir
translate the whole idiom as a chunk: onu tek bir bütün olarak ele almak
Burada translate the whole idiom as a chunk, bütün sözcükleri tek bir dil birimi olarak ele alıp ifadenin genel anlamını çevirmek demektir. as a chunk bölümü deyimin nasıl ele alındığını anlatır; onu büyük bir metin bloğuna dönüştürmek anlamına gelmez. Bu yaklaşım deyimler ve diğer kalıplaşmış ifadeler için yararlıdır, çünkü bu ifadelerin bütün hâlindeki anlamı tek tek sözcüklerin anlamından farklı olabilir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamla: Learn the fixed expression ____, not word by word.
Cevabı göster
as a chunk
This works for phrases and idioms that people regularly use in the same way Kalıp ifadeler
3:09Bu, insanların aynı şekilde düzenli olarak kullandığı deyimler ve tabirler için işe yarar
because they can be taught to a computer. Dilbilgisi
3:14çünkü bunlar bir bilgisayara öğretilebilir.
regularly use in the same way: istikrarlı bir dil kalıbı
Regularly use in the same way, çok az değişiklikle tekrar tekrar görülen bir kalıbı anlatır. Regularly tekrarı, in the same way ise ifadenin biçiminin ve kullanımının tutarlı kaldığını gösterir. Bu cümlede the same way, herkesin aynı çeviri yöntemini kullanmasını değil, istikrarlı bir dil kalıbını ifade eder. Kalıp tekrarlandığı için bir bilgisayara onu tanıması öğretilebilir.
Alıştırma
Bu cümlede regularly use in the same way, kalıplar ve deyimler hakkında ne anlatıyor?
- İnsanlar bütün ifadeleri tam olarak aynı hızda söyler.
- Herkes onları aynı dile çevirir.
- Biçimleri ve kullanımları tekrarlanan, istikrarlı bir kalıba uyar.
Cevabı göster
Biçimleri ve kullanımları tekrarlanan, istikrarlı bir kalıba uyar.
can be taught to a computer: can + edilgen yapı
Can be taught, can + be + geçmiş zaman ortacı taught ile kurulur. Özne olan phrases and idioms eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: İnsanlar bu ifadelerdeki kalıpları kullanması için bir bilgisayar sistemine verebilir. Buradaki taught mecazidir. Bilgisayarın tıpkı bir insan gibi öğrendiği veya anladığı anlamına gelmez. can be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, özneye bir eylemin uygulanmasının mümkün olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi can teach ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: A simple sorting rule ____ to a computer.
Cevabı göster
can be taught
But what happens when someone like a poet writes a completely new sentence
3:16Ancak bir şair gibi biri tamamen yeni bir cümle yazdığında ne olur
has never been written before: edilgen present perfect
Has never been written, edilgen çatıdaki present perfect yapısıdır: has + never + been + geçmiş zaman ortacı. Cümle eylemden etkilenir ve onu yazan kişi belirtilmez. Bu yapı geçmişten şu ana kadar olan dönemi kapsar: şu ana dek hiç kimse bu cümleyi yazmamıştır. Before, “şimdiye kadar” anlamını güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi never ve write fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: This exact sentence ____ before.
Cevabı göster
has never been written
Lane Greene thinks that even the smartest software couldn't deal with that, Öbek fiiller
3:23Lane Greene en akıllı yazılımın bile bununla başa çıkamayacağını düşünüyor,
couldn't deal with that: o durumla başa çıkamamak
Burada deal with, zor bir şeyi ele almak ya da onunla başa çıkmak demektir. couldn't ifadeyi olumsuz yapar: çok akıllı bir yazılım bile that sözcüğünün gösterdiği yeni cümleyi işleyemezdi. Bu ifade, bir sorunu veya durumu yönetebilme becerisini anlatır. Tek başına sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede couldn't deal with that ne anlama gelir?
- o konu hakkında konuşmak istemiyordu
- o nesneyle ticaret yapamıyordu
- o durumla başa çıkamıyordu
Cevabı göster
o durumla başa çıkamıyordu
poet and presenter of BBC Radio 4's Word of Mouth.
3:28şair ve BBC Radio 4'ün Word of Mouth programının sunucusu.
if a poet writes a new one, then: koşul ve sonucu kurmak
if ile başlayan yan cümle bir koşul belirler: bir şair yeni bir cümle yazar. new one içinde one, sentence adının yerini alır; then ise konuşmacının bu koşulun sonucunu vermek üzere olduğunu gösterir. Burada then, “bu olursa şu sonuç ortaya çıkar” mantığını düzenler; asıl işlevi “ondan sonra” anlamında zaman bildirmek değildir. Sonuç, alıntılanan sözlerden sonra gelir.
Alıştırma
if...then... koşul-sonuç yapısını tamamlayın: ____ the light turns red, ____ the cars must stop.
Cevabı göster
If · then
not going to pick it up: yeni bir ifadeyi algılayamamak
Burada pick it up, fiziksel bir nesneyi kaldırmak değil, yeni bir ifadeyi tanımak veya algılamak anlamına gelir. it, şairin yeni oluşturduğu dilsel ifadeyi anlatır; bu yüzden makine onu tanıyamayacaktır. not going to yapısı beklenen bir sonucu gösterir: makinenin ifadeyi tanıyamayacağı öngörülmektedir. Genel olarak pick up; dilde, bir sinyalde veya bir davranışta bir şeyi fark etmek, öğrenmek ya da almak anlamında da kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede pick it up ne anlama geliyor?
- Fiziksel bir nesneyi yerden alıp kaldırmak
- Yeni ifadeyi tanımak veya algılamak
- Birini arabayla almaya gitmek
Cevabı göster
Yeni ifadeyi tanımak veya algılamak
isn't it?: olumlu bir ifadenin ardından onay istemek
Burada isn't it?, olumlu bir ifadeye eklenen question tag'dir. Önceki ifade olan it's going to have a struggle, it is yapısını kullandığı için, konuşmacının yargısını dinleyene onaylatmak üzere olumsuz biçim olan isn't it? kullanılır. Konuşmacının gerçekten kararsız olması gerekmez. Bu tag, yargıyı karşı tarafın yanıtına veya onayına sunar ve konuşmayı daha etkileşimli hâle getirir. Konuşma dilinde, önce bir görüş belirtip ardından onay istemenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Bu cümlede isn't it? ifadesinin temel görevi nedir?
- Konuşmacının ifadeye katılmadığını söylemek
- Dinleyeni konuşmacının ifadesini doğrulamaya davet etmek
- Makinenin var olup olmadığını sormak
Cevabı göster
Dinleyeni konuşmacının ifadesini doğrulamaya davet etmek
Sorry, I'm I'm yeah, I'm sticking up for poetry here Öbek fiiller
3:38Üzgünüm, ben, ben, evet, burada şiiri savunuyorum
stick up for: savunmak veya arka çıkmak
To stick up for someone or something, bir kişi ya da şey eleştirildiğinde, haksızlığa uğradığında veya değer görmediğinde onu açıkça savunmak ya da desteklemek demektir. Burada I'm sticking up for poetry, konuşmacının bilinçli olarak şiiri savunduğunu gösterir. Bu sözcükler tek bir öbek fiil oluşturur: stick up for + kişi, grup, fikir veya şey. Bir şeyi fiziksel olarak dik duruma getirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi stick up for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the others teased Ben, Maya ____ him.
Cevabı göster
stuck up for
and trying to claim that it's untranslatable.
3:41ve onun çevrilemez olduğunu iddia etmeye çalışıyorum.
Can you hear what I'm doing?: savunma biçimimi fark etmek
Bu soruda hear, bir sesi fiziksel olarak işitmekten daha fazlasını ifade eder. Konuşmacı, dinleyicinin kurduğu savı fark edip anlamadığını sorar. What I'm doing, görünür bir hareketi değil, şiiri savunma şeklindeki bir konuşma hamlesini anlatır. Soru, dikkati konuşmacının kendi iletişim stratejisine çeker.
Alıştırma
Bu bağlamda konuşmacı neyi kontrol ediyor?
- Dinleyicinin kendi tartışma biçimini fark edip etmediğini kontrol ediyor.
- Dinleyicinin el hareketini görüp göremediğini kontrol ediyor.
- Odanın yeterince sessiz olup olmadığını kontrol ediyor.
Cevabı göster
Dinleyicinin kendi tartışma biçimini fark edip etmediğini kontrol ediyor.
I I hear you and and and you know, in in our war against the machines, Deyimler
3:44Ben, ben seni duyuyorum ve, ve, ve biliyorsun ki, makinelere karşı savaşımızda,
Dramatik bir mecaz olarak our war against the machines
our war against the machines, insanlarla teknoloji arasındaki rekabeti hayalî bir savaşa dönüştürür. our sözcüğü konuşanla dinleyeni aynı insan tarafına yerleştirir, ancak burada gerçek bir çatışma kastedilmez. Bu ifade, insan yaratıcılığı ve makine otomasyonu hakkındaki konuşmayı şakacı bir biçimde çerçeveler. Daha genel olarak war against X, herhangi bir mücadeleyi acil ve dramatik gösterebilir; anlamın gerçek mi mecaz mı olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
Bu cümlede 'our war against the machines' ne anlama geliyor?
- Bir makinenin nasıl onarılacağını anlatan talimatlar.
- İnsanlarla makineler arasındaki rekabeti şakacı ve dramatik biçimde anlatan bir ifade.
- İnsanların robotlarla silah kullanarak savaştığını bildiren bir haber.
Cevabı göster
İnsanlarla makineler arasındaki rekabeti şakacı ve dramatik biçimde anlatan bir ifade.
our our advantage is novelty and creativity.
3:47bizim, bizim avantajımız yenilik ve yaratıcılıktır.
So you're right that machines will be great at anything that is rote, Notlar
3:50Yani makinelerin ezbere dayalı (rote) olan her şeyde harika olacağı konusunda haklısın,
Belirli bir görüşe katılmak için you're right that
you're right that + yan cümlecik, karşınızdaki kişiye belirli bir ifadesinin doğru olduğunu söyler. that ile başlayan cümlecik, tam olarak neye katıldığınızı belirtir. Bir tartışmada bu yapı, bir sınır veya farklı görüş eklemeden önce ortak bir zemin kurabilir. Karşınızdaki kişinin söylediği her şeye katıldığınız anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi yanıt, söylenen her şeye katılmadan belirli bir görüşe katılır?
- Let's talk about something else.
- Everything you said is completely correct.
- You're right that the route is shorter, but it may be busier.
Cevabı göster
You're right that the route is shorter, but it may be busier.
rote: anlamadan yapılan mekanik tekrar
Burada rote, yeni bir şeyi anlamak, değerlendirmek veya oluşturmak yerine sabit bir kalıbı tekrarlayarak yapılan işi anlatır. Genellikle çok az düşünme gerektiren mekanik bir rutini ifade eder. anything that is rote yapısında rote, is sözcüğünden sonra gelen bir sıfattır. Aynı fikir, yeterince anlamadan tekrarla yapılan görevleri, öğrenmeyi veya verilen cevapları da anlatabilir.
Alıştırma
Makinelerle ilgili bu cümlede rote ne anlama gelir?
- yaratıcı ve özgün
- mekanik ve tekrarlı
- bir seyahat rotasıyla ilgili
Cevabı göster
mekanik ve tekrarlı
already been done a million times: tekrarlanan eylemi anlatan abartı
Burada a million times bilinçli bir abartıdır; buna mübalağa da denir. Tam olarak 1.000.000 kez değil, “çok fazla kez” anlamına gelir. Edilgen present perfect yapısı olan has already been done, tekrarlanan eylemin şu ana kadar yapılmış olduğunu gösterir. İfade bir bütün olarak, görevin bilinen bir kalıp oluşacak kadar çok tekrarlandığını anlatır.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede a million times, tam olarak ölçülmüş 1.000.000 tekrarı bildirir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
So you and I with our with our prefrontal cortexes
3:56Bu yüzden sen ve ben, bizim, bizim prefrontal kortekslerimizle
can can try to come up with phrases that'll flummox the computer Notlar
3:59bilgisayarı şaşırtacak ifadeler bulmaya çalışabilir
come up with: bir şeyi düşünüp bulmak veya üretmek
Bu cümlede come up with, özellikle bir fikir, ifade, ad, plan veya çözüm gibi bir şeyi “düşünüp bulmak ya da üretmek” anlamına gelir. Burada yukarı doğru hareket etmekten değil, yeni ifadeler üretmekten söz ediliyor. Kalıp come up with + üretilen şey şeklindedir: come up with phrases. Düşünerek bir sonuç bulmaya veya oluşturmaya odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “düşünüp bulmak veya üretmek” anlamına gelen üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Can you ____ a name for our team?
Cevabı göster
come up with
flummox the computer: bilgisayarı tamamen afallatmak
Flummox, “birini veya bir şeyi çok şaşırtıp ne yapacağını bilemez hâle getirmek” anlamında geçişli bir fiildir. Bu cümlede şaşkınlığa ifadeler neden olur ve afallayan nesne bilgisayardır. Günlük confuse fiiline kıyasla flummox daha canlıdır ve çoğu zaman zorluğun beklenmedik ya da anlaşılması güç olduğunu düşündürür.
Alıştırma
İngilizce “The puzzle flummoxed Maya.” cümlesi ne anlama gelir?
- Maya bulmacayı hızla çözdü.
- Bulmaca Maya’nın kafasını çok karıştırdı.
- Maya bulmacayı birine açıkladı.
Cevabı göster
Bulmaca Maya’nın kafasını çok karıştırdı.
When we say machines learn a language, Anlatım akışı
4:05Makinelerin bir dil öğrendiğini söylediğimizde,
we really mean they have been trained to identify patterns Dilbilgisi
4:09aslında milyonlarca ve milyonlarca çevirideki
in millions and millions of translations. Kalıp ifadeler
4:12kalıpları tespit etmek üzere eğitildiklerini kastediyoruz.
When we say..., we really mean...: genel bir ifadeyi netleştirme
When we say X, we really mean Y kalıbı önce bilinen veya basitleştirilmiş bir açıklama olan X'i verir, ardından bunu daha kesin biçimde Y olarak yeniden ifade eder. Burada machines learn a language genel ve tam olmayan açıklamadır. We really mean, önemli tanımın sırada olduğunu gösterir: makineler, insanlar gibi dili anlamak yerine örüntüleri bulmak üzere eğitilmiştir.
Alıştırma
Hedef iki kelimelik ifadeyle açıklama kalıbını tamamlayın: When we say the battery is dead, we ____ it has no usable charge.
Cevabı göster
really mean
have been trained to identify patterns: edilgen present perfect
Have been trained, present perfect'in edilgen biçimidir: have been + fiilin üçüncü hâli. They, eğitimi alan tarafı gösterir; bu nedenle cümle eğitimi kimin verdiğine değil, eğitimin şu anda önemli olan sonucuna odaklanır. To identify mastarı, eğitimle geliştirilen beceriyi veya amacı belirtir. Burada yapı, makinelerin örüntü bulma yeteneğini nasıl kazandığını anlatır; tek başına makinelerin insanlar gibi anladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi edilgen present perfect yapısı ve identify fiiliyle tamamlayın: These cameras ____ unusual movement.
Cevabı göster
have been trained to identify
millions and millions of translations: miktarı vurgulayan tekrar
millions and millions of translations ifadesindeki tekrar, miktarın son derece büyük olduğunu vurgular. Kesin bir toplam vermek yerine dinleyiciye ölçeğin devasa olduğu hissini verir. Asıl amaç doğrulanmış bir sayı vermek değil, “çok büyük miktarda ...” demek olduğunda bu tekrarlı miktar kalıbı başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Burada “millions and millions of translations” esas olarak kesin bir istatistiksel sayımı ifade eder.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Computers can only learn by rote, by memory, Kelime
4:15Bilgisayarlar yalnızca ezbere, belleğe dayalı olarak öğrenebilir,
learn by rote, by memory: mekanik ezberleme
learn by rote ifadesinde by yöntemi belirtir; rote ise sabit ve mekanik tekrarı ifade eder. Bu ifade, çoğu zaman çok az anlayarak ya da hiç anlamadan, tekrar tekrar ezberleyerek öğrenmeyi anlatır. Ardından gelen by memory, yöntemi daha basit sözlerle yeniden ifade eder: Öğrenme, bir şeyi akıl yürüterek çözmek yerine depolanmış bilgiye dayanır.
Alıştırma
Cümleyi “mekanik tekrar yoluyla öğrenmek” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The class learned the answers ____ without understanding them.
Cevabı göster
by rote
in order to + fiilin yalın biçimi: amaç belirtme
in order to bir amaç belirtir: Bir eylemin neden yapıldığını veya hangi hedefe ulaşılmak istendiğini açıklar. Bu cümlede in order to repeat information, bilgiyi tekrarlamayı hedef olarak sunar. Yapı in order to + fiilin yalın biçimidir; örneğin in order to repeat. Yazar amaç ilişkisini kolayca görülür hâle getirmek istediğinde, yalnızca to kullanmaktan daha açıktır.
Alıştırma
Dersi vurgulanan üç kelimelik amaç ifadesiyle tamamlayın: Leo saved his work ____ open it again later.
Cevabı göster
in order to
rather than to + fiilin yalın biçimi: ikinci eylemi dışlama
rather than reddedilen başka bir seçeneği sunar. Bu cümlede repeat information amaçlanan eylemdir; to properly understand it ise hedef olarak görülmeyen eylemdir. İkinci to yapıyı paralel hâle getirir: to repeat ... rather than to understand. Burada to ikinci mastara aittir; rather than to değiştirilemez bir kalıp ifade değildir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan üç kelimelik karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın. İkinci mastar işaretini koruyun: The app is designed to support teachers ____ replace them.
Cevabı göster
rather than to
This kind of rote learning can be easily automated, Dilbilgisi
4:24Bu tür ezbere dayalı öğrenme kolayca otomatikleştirilebilir,
can be easily automated: can + be + geçmiş zaman ortacı
can be easily automated, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Can olasılığı gösterir, be automated edilgen yapıdadır ve easily süreci otomatikleştirmenin zor olmayacağını anlatır. Özne, işi yapan kişi veya makine değil, görev ya da süreçtir. Yazılımın veya makinelerin bir görevi otomatik olarak yapabileceğini söylemek için bu yapıyı kullanabilirsin.
Alıştırma
can, be, easily ve automate sözcüklerini bu sırayla kullan. Automate sözcüğünü doğru biçime getir: Sending routine reminders ____.
Cevabı göster
can be easily automated
But it's completely different from human learning, Kalıp ifadeler
4:30Ancak bu insan öğrenmesinden tamamen farklıdır,
completely different from human learning: güçlü bir karşılaştırma
be completely different from, A ile B’nin hiç benzemediğini anlatır. Completely, different sözcüğünün derecesini güçlendirir; from ise karşılaştırılan kişi veya şeyi tanıtır. Bu cümlede konuşmacı, ezbere öğrenme ile insan öğrenmesini temelden farklı görür. Çok büyük bir farkı vurgulamak istediğinde A is completely different from B yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Complete sözcüğünü doğru zarf biçimine getir ve different from ile birlikte kullan: This plan is ____ the first one.
Cevabı göster
completely different from
requiring creative thinking: bilgi ekleyen bir -ing öbeği
Requiring creative thinking, present participle türünde bir -ing öbeğidir. Önceki human learning düşüncesine bağlıdır ve bu öğrenmenin ne gerektirdiğini ekler; requiring ayrı bir özne getirmez. Bu kısa ek açıklama çoğu zaman which requires creative thinking biçiminde genişletilebilir. -ing yapısı, yeni ve tam bir yan cümle başlatmadan açıklama eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede -ing öbeği ne yapıyor? Human learning is flexible, requiring creative thinking.
- İnsan öğrenmesi hakkında daha fazla bilgi ekler.
- Okuyucuya bir emir verir.
- Ayrı bir eylem yapan yeni bir özne getirir.
Cevabı göster
İnsan öğrenmesi hakkında daha fazla bilgi ekler.
which would flummox or confuse even the most sophisticated machine.
4:34ki bu en karmaşık makineyi bile şaşırtır veya aklını karıştırır.
but good news for humans who use different languages in their jobs,
4:41ama işlerinde farklı diller kullanan insanlar için iyi bir haber,
Bad news for X, but good news for Y: zıt etkileri karşılaştırma
Bad news for X, but good news for Y, aynı gerçeğin iki etkisini yan yana koyar: Bu gerçek X'i olumsuz, Y'yi ise olumlu etkiler. But, olumsuz taraftan olumlu tarafa geçişi gösterir. Burada news, bir haber yayınını değil, etkilenen kişi veya şeyler açısından bir bilgiyi ya da sonucu ifade eder. Dengeli yapı, düşünceyi hızlı ve akılda kalıcı biçimde özetler. Konuşmada, başlıklarda ve kısa yorumlarda It is veya This is çoğu zaman kullanılmaz.
Alıştırma
Olumlu etkiyi başlatan dört kelimelik ifadeyi yazın: The school is opening the playground earlier. That's bad news for late sleepers, ____ children who want more playtime.
Cevabı göster
but good news for
Yes, if only Braniff Airlines had relied on human translators, Dilbilgisi
4:47Evet, keşke Braniff Airlines insan çevirmenlere güvenseydi,
if only ... had relied ... might have avoided: geçmişle ilgili pişmanlık
Burada if only, geçmişin farklı olmasına yönelik bir dileği anlatır. Had relied past perfect yapısındadır; bu nedenle insan çevirmenlere güvenme eylemini gerçekte gerçekleşmemiş olarak sunar. Sonuç bölümü olan they might have avoided..., geçmişte mümkün olan ancak gerçekleşmeyen bir sonucu belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: If only + özne + had + past participle, özne + might/could/would have + past participle. Might, hayal edilen sonucun kesin değil, mümkün olduğunu gösterir.
Alıştırma
Geçmişte gerçeğe aykırı durumu anlatan cümleyi if only, leave ve might/catch kullanarak tamamlayın: ____ we ____ earlier, we ____ the train.
Cevabı göster
If only · had left · might have caught
Ah, in your question, you asked how Braniff's television advertisement
4:53Ah, sorunda, Braniff'in televizyon reklamı
"Fly in Leather" was translated into Spanish.
4:58"Fly in Leather"ın İspanyolcaya nasıl çevrildiğini sormuştun.
I guessed it was mistranslated as "Fly naked".
5:02Bunun "Çıplak uçun" olarak yanlış çevrildiğini tahmin ettim.
Braniff translated its "Fly in Leather" slogan as "Fly in cuero", Kültür
5:08Braniff, "Fly in Leather" sloganını "Fly en cuero" olarak çevirmiş,
“Fly in Leather” ... “Fly in cuero”: sloganlarda kültürler arası risk
Vurgulanan bölüm, kaynak slogan olan “Fly in Leather” ile bunun çevrildiği “Fly in cuero” ifadesini gösterir. Buradaki konu İspanyolca dil bilgisi değildir: cuero “deri” anlamına gelebilir, ancak slogan içindeki ifade İspanyolcada “çıplak” anlamına gelen en cueros sözünü çağrıştırarak istenmeyen komik bir ilişki oluşturabilir. Reklamcılıkta sözcükleri yalnızca sözlük anlamlarına göre eşleştirmek yeterli değildir. Sloganın bütünü; yerel deyimler, benzer sesler, çift anlamlar ve kültürel çağrışımlar açısından da test edilmelidir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Bir reklam sloganındaki her sözcüğün sözlükte doğru bir çevirisi varsa slogan güvenle yayımlanabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
which sounds like Spanish slang for "Fly naked". Kelime
5:13bu da kulağa İspanyolca argosunda "Çıplak uçun" gibi geliyor.
sounds like Spanish slang for ...: İspanyolca bir argo ifade gibi duyulmak
X sounds like [dil] slang for Y kalıbı, X’in o dilde Y anlamına gelen argo bir ifade gibi duyulabileceğini veya dinleyene böyle bir ifadeyi hatırlatabileceğini belirtir. sounds like, ses ya da izlenim benzerliği bildirir; X’in Y’nin doğru çevirisi olduğunu söylemez. Bu cümlede kullanılan sözlerin, “çıplak uç” şeklinde anlaşılan İspanyolca bir argo ifadeyi çağrıştırdığı söyleniyor. Konuşmacı, amaçlanan gerçek anlamı değil, komik veya utandırıcı olabilecek bir yorumu açıklıyor.
Alıştırma
Bu cümlede sounds like Spanish slang for ne anlama geliyor?
- "Fly naked" ifadesinin resmî İspanyolca çevirisidir.
- "Fly naked" anlamına gelen gayriresmî bir İspanyolca ifade gibi duyulabilir.
- Kelime anlamıyla "fly" demek olan resmî bir İspanyolca ifadedir.
Cevabı göster
"Fly naked" anlamına gelen gayriresmî bir İspanyolca ifade gibi duyulabilir.
Okay, let's recap the vocabulary from this program about language translations, Anlatım akışı
5:17Pekala, bu programdaki dil çevirileri hakkındaki kelimeleri özetleyelim,
let's recap the vocabulary: kelimeleri tekrar gözden geçirelim
Let's recap the vocabulary, konuşmayı ana tartışmadan daha önce ele alınmış kelimelerin kısa bir tekrarına geçirir. Recap, temel noktaları özetlemek veya gözden geçirmek demektir; konuyu yeniden başlatmak anlamına gelmez. Let's + fiilin yalın hâli, birlikte bir şey yapma önerisidir. Konuşmacı dinleyicileri tekrarı birlikte yapmaya davet eder. the vocabulary nesnesi, gözden geçirilecek şeyin kelimeler olduğunu belirtir.
Alıştırma
Öğretmenin geçiş cümlesini let's recap the vocabulary ile tamamlayın: We have finished today's lesson. Before the quiz, ____.
Cevabı göster
let's recap the vocabulary
a metaphor is a way of describing ...: X is a way of + -ing ile tanımlama
X is a way of + -ing kalıbı, X'in ne yaptığını veya nasıl işlediğini söyleyerek X'i tanımlar. Burada a metaphor tanımlanan terimdir; describing ise of'tan sonra gelen -ing biçimidir. by reference to something else ifadesi tanımın temel noktasını verir: metafor, bir şeyi başka bir şey üzerinden betimler. Bu nedenle metaphor, her tür mecazlı anlatımın adı değil, belirli bir betimleme yöntemidir.
Alıştırma
Dersteki tanım kalıbıyla cümleyi tamamlayın: A lock is ____ keeping a door closed.
Cevabı göster
a way of
by reference to: bir referans noktası üzerinden açıklama
by reference to, “bir şeyi açıklamak, karşılaştırmak veya belirlemek için başka bir şeyi referans noktası olarak kullanarak” anlamına gelir. Bu cümlede something else, ilk şeyi betimlemek için kullanılan referans noktasıdır. Buradaki reference, bir şeyi başka bir şeyle ilişkilendirme eylemini ifade eder. Kaynakça veya kaynak listesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnek cümlede by reference to neyi gösteriyor?
- Başka bir şeyin karşılaştırma veya açıklama noktası olarak kullanıldığını gösterir.
- Kitap ve internet sitelerinden oluşan bir kaynakçaya işaret eder.
- Konuşmacının ele aldığı genel konuyu tanıtır.
Cevabı göster
Başka bir şeyin karşılaştırma veya açıklama noktası olarak kullanıldığını gösterir.
Rote learning involves memorizing information which you repeat
5:41Ezbere dayalı öğrenme (rote learning), tekrar ettiğiniz ama
And finally, if someone is flummoxed,
5:48Ve son olarak, eğer birinin kafası karışmışsa (flummoxed),
they're so confused that they don't know what to do.
5:50ne yapacağını bilemeyecek kadar şaşkındır.
our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our six minutes are up ifadesindeki are up, izin verilen veya planlanan sürenin sona erdiğini belirtir. Buradaki up, yukarı yönünü anlatmaz. Tekrar kullanılabilecek yapı, özne olarak bir zaman ifadesi + be up şeklindedir: Your ten minutes are up. Fiil özneyle uyumlu olur: Time is up, ancak Six minutes are up.
Alıştırma
Ayrılan sürenin bittiğini belirten duyuruyu are ve up ile tamamlayın: Your five minutes ____.
Cevabı göster
are up
Join us again soon for more trending topics and useful vocabulary Ton ve niyet
5:57Daha trend olan konular ve yararlı kelimeler için yakında tekrar bize katılın
Join us again soon for...: kapanışta yeniden katılma daveti
Bu kapanış sözünde Join us again soon for..., dinleyicileri yakın zamanda yeniden dinlemeye, izlemeye veya katılmaya davet eder. Join us mutlaka bir grubun üyesi olmak anlamına gelmez. For, dinleyicilerin bir sonraki sefer neler bekleyebileceğini tanıtır ve ardından genellikle more stories, another lesson veya live music gibi bir isim öbeği gelir. Bu kalıp hem mevcut programı bitirir hem de gelecekteki içeriğe işaret eder.
Alıştırma
join, us, again, soon ve for sözcüklerinin beşini de doğal sıralarıyla kullanarak bu podcast kapanışını tamamlayın: ____ more science stories.
Cevabı göster
Join us again soon for