Çeviri teknolojisi - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
895 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Program, çeviri yazılımlarının yaygın deyimlerden daha önce kurulmamış şiirsel ifadelere kadar dili nasıl işlediğini inceliyor ve örüntülerle eğitilen makinelerin insan yaratıcılığı karşısında neden hâlâ zorlandığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has transformed how we learn — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect yapısının geçmişteki bir değişimi bugün devam eden etkisine nasıl bağladığını anlayın; teknoloji, politika veya deneyimin bir işi yapma biçimini nasıl değiştirdiğini anlatırken bu kalıbı kullanın. 2. translated into the equivalent metaphor — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir metaforun sözcük sözcük çevrilmesi yerine, hedef dilin kültüründe doğal karşılanan ve aynı işlevi gören başka bir metaforla aktarılmasını ifade etmeyi öğrenin. 3. When we say machines learn a language, we really mean — Söylem, anlatı ve retorik: Yanlış anlaşılabilecek bir terimi açıklığa kavuşturmak ve daha kesin bir tanım sunmak için bu çerçeveyi kullanın; örneğin makinenin örüntü tanımasıyla gerçek anlamda kavramayı birbirinden ayırın.

Bu derste

Six Minute English from the BBC.

0:01

BBC'den Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:06

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Rob.

0:10

Ben Rob.

And I'm Sam.

0:11

Ve ben Sam.

Rob, I'm writing a letter to a friend in Spain

0:12

Rob, İspanya'daki bir arkadaşıma mektup yazıyorum

and I need some help.

0:15

ve biraz yardıma ihtiyacım var.

Do you know the Spanish for it's raining? Kalıp ifadeler

0:16

İspanyolca 'yağmur yağıyor' ne demek biliyor musun?

Kalıp ifadeler

the Spanish for it's raining: İspanyolca karşılığını sormak

“the Spanish for X” kalıbı, X'e karşılık gelen İspanyolca ifadeyi sormak için kullanılır. Bu cümlede X, “it's raining” ifadesidir; yani konuşan kişi bu ifadenin İspanyolca nasıl söylendiğini soruyor. Buradaki for amaç bildirmez; diller arasındaki karşılığı gösterir. Aynı kalıpta yalnızca dil adını değiştirebilirsiniz: “the English for X” ve “the French for X” gibi. Bu yapı bir kelimenin, ifadenin veya kısa bir cümlenin karşılığını sormak için kullanılabilir.

Alıştırma

“good morning” ifadesinin İspanyolca nasıl söylendiğini sormak için doğal yapıyı kullanarak soruyu tamamlayın: Do you know ____ good morning?

Cevabı göster

the Spanish for

Don't worry, I have this new app.

0:19

Merak etme, bende bu yeni uygulama var.

I just hold up my phone, scan the word I want translated, Öbek fiiller

0:21

Sadece telefonumu kaldırıyorum, çevrilmesini istediğim kelimeyi tarıyorum,

Öbek fiiller

hold up my phone: telefonu kaldırmak

“hold up my phone” telefonu kaldırıp daha yüksek veya görünür bir konuma getirmek demektir. Bu cümlede amaç, telefonu kelimeyi tarayabileceği bir konuma getirmektir; bu nedenle up, kaldırma veya gösterme anlamını ekler. “hold my phone” yalnızca telefonu elde tutmayı veya taşımayı anlatır; telefonun kaldırıldığını söylemez. Buradaki up fiziksel hareketi daha belirgin yapar ve “geciktirmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede hold up “bir nesneyi birinin görebileceği şekilde kaldırmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The traffic held up the bus for an hour.
  2. I held up my ticket so the driver could see it.
  3. I held my ticket while the driver checked my name.
Cevabı göster

I held up my ticket so the driver could see it.

"Está lloviendo" is the Spanish for it's raining.

0:25

"Está lloviendo", yağmur yağıyor'un İspanyolcasıdır.

Amazing.

0:29

İnanılmaz.

In this program, we're discussing language technologies, Anlatım akışı

0:30

Bu programda, dil teknolojilerini tartışıyoruz,

computers that can translate between languages. Kalıp ifadeler

0:34

diller arasında çeviri yapabilen bilgisayarları.

Anlatım akışı

In this program, ile konuyu açılışta çerçevelemek

In this program bir açılış çerçevesidir: sonraki ifadeyi mevcut programın kapsamına yerleştirir ve konunun birazdan tanıtılacağını bildirir. Virgül, bu çerçeveyi ana cümle olan we're discussing language technologies bölümünden ayırır. Burada program, bilgisayar yazılımını değil radyo, televizyon veya çevrim içi bir yayını ifade eder. Aynı bilgi düzenleme kalıbı ortama göre In this lesson ya da In this presentation şeklinde uyarlanabilir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki In this program, ne işe yarar?

  1. Bilgisayarların bir yazılım programı çalıştırdığını söyler.
  2. Konuyu mevcut programın bir parçası olarak çerçeveler.
  3. Tartışmanın başladığı kesin zamanı verir.
Cevabı göster

Konuyu mevcut programın bir parçası olarak çerçeveler.

Kalıp ifadeler

translate between languages ile diller arası çeviri yeteneğini anlatmak

Translate between languages, anlamı bir dilden diğerine aktarmak demektir. Between, dilleri çeviri ilişkisinin farklı tarafları olarak sunar; bu nedenle ifade bir kişinin, aracın veya hizmetin genel diller arası çeviri yeteneğini doğal biçimde anlatır. Languages çoğuldur çünkü bu ilişki en az iki dili kapsar. İfade tek başına belirli bir kaynak-hedef yönünü belirtmez veya her yönde çevirinin desteklendiğini garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi, adı verilen iki dil arasındaki genel çeviri yeteneğini anlatan translate ve uygun edatla tamamlayın: This device can ____ English and Arabic.

Cevabı göster

translate between

Modern software like Google Translate has transformed how we learn foreign languages, Dilbilgisi

0:37

Google Çeviri gibi modern yazılımlar yabancı dil öğrenme şeklimizi değiştirdi,

bringing us closer to a world where language is no longer a barrier to communication. Kalıp ifadeler

0:43

bizi dilin artık iletişimde bir engel olmadığı bir dünyaya daha da yakınlaştırıyor.

Dilbilgisi

has transformed how we learn: öğrenme biçimimizi dönüştürdü

Has transformed, transform fiilinin present perfect biçimidir. Bu cümlede modern yazılımın geçmişte öğrenme biçimimizi değiştirdiğini ve bu değişikliğin hâlâ önemli olduğunu anlatır. How we learn, transformed fiilinin nesnesi olan bir isim cümleciğidir. Öğrenme biçimimiz anlamına gelir; doğrudan bir soru değildir. Bu yapı teknoloji, politika veya bir deneyimin bir etkinliği nasıl değiştirdiğini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Geçmişteki bir değişikliği bugünkü etkisine bağlamak için present perfect kullanan cümleyi seçin.

  1. Online dictionaries are transforming how we learned new words yesterday.
  2. Online dictionaries have transformed how we learn new words.
  3. Online dictionaries transformed how we learned new words yesterday.
Cevabı göster

Online dictionaries have transformed how we learn new words.

Kalıp ifadeler

bringing us closer to: bizi bir hedefe yaklaştırmak

Bringing us closer to, yazılımın dönüşümünün sonucunu ekleyen bir present participle öbeğidir. Bu değişikliğin bizi bir hedefe veya istenen bir duruma doğru ilerlettiğini anlatır. Burada closer to a world where language is no longer a barrier soyut bir anlam taşır: fiziksel mesafeyi değil, daha kolay iletişime doğru ilerlemeyi anlatır. Bu ifadenin ardından bir hedef bildiren isim ya da solving a problem gibi bir gerund gelebilir.

Alıştırma

Bir keşfin bizi bir sorunu çözme hedefine yaklaştırdığını doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. This discovery brings us closer to solving the problem.
  2. This discovery brings us close solve the problem.
  3. This discovery brings us closer for solving the problem.
Cevabı göster

This discovery brings us closer to solving the problem.

Kalıp ifadeler

no longer a barrier to communication: artık iletişimin önünde engel olmamak

Burada no longer a barrier to communication, dilin daha önce iletişimi engellemiş veya sınırlamış olabileceğini, ancak modern yazılımların bu engeli ortadan kaldırdığı düşüncesini anlatır. No longer, önceki bir durumun değiştiğini gösterir. a barrier to + isim veya -ing biçimi, engellenen şeyi ya da etkinliği belirtir; a barrier to education ve a barrier to finding work buna örnektir.

Alıştırma

Maliyetin artık erişimi engellemediğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: For these families, cost is ____ education.

Cevabı göster

no longer a barrier to

But how well do these computers know what we really mean to say? Kalıp ifadeler

0:48

Ancak bu bilgisayarlar gerçekten ne söylemek istediğimizi ne kadar iyi biliyor?

Kalıp ifadeler

what we really mean to say: gerçekten anlatmak istediğimiz şey

what we really mean to say ifadesindeki what, konuşanın iletmeyi amaçladığı mesajı veya düşünceyi belirtir. Really, özellikle bu mesaj kullanılan sözcüklerin düz anlamından farklı olabildiğinde gerçek niyeti vurgular. Burada bilgisayarların bu amaçlanan mesajın tamamını anlayıp anlamadığı sorulur. Dolayısıyla soru yalnızca kullanılan sözcükleri işlemeyi değil, insanın niyetini anlamayı konu alır.

Alıştırma

Videodaki cümlede what we really mean to say neyi ifade ediyor?

  1. gerçekten ifade etmeyi amaçladığımız mesaj
  2. konuşmayı planladığımız zaman
  3. söylemiş olduğumuz sözcüklerin tam hâli
Cevabı göster

gerçekten ifade etmeyi amaçladığımız mesaj

Well, later we'll find out exactly what machines can and can't translate. Öbek fiiller

0:52

Pekala, daha sonra makinelerin tam olarak neleri çevirip neleri çeviremeyeceğini öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi genellikle kontrol ederek, sorarak, gözlemleyerek veya bekleyerek öğrenmek ya da ortaya çıkarmak demektir. Bu cümlede later, makine çevirisinin sınırlarıyla ilgili cevabın daha sonra açıklığa kavuşacağını gösterir. Ardından bir isim öbeği veya soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle gelebilir: find out the result; find out what happened. Burada what machines can and can't translate soru yan cümlesidir.

Alıştırma

Cevabı öğrenmek anlamındaki öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ why the alarm keeps ringing.

Cevabı göster

find out

And as usual, we'll be learning some new vocabulary as well.

0:57

Ve her zamanki gibi, biraz yeni kelimeler de öğreniyor olacağız.

But first, I have a question for you, Sam.

1:00

Ama önce, sana bir sorum var Sam.

The translation app I used just now is very recent,

1:03

Az önce kullandığım çeviri uygulaması çok yeni,

but there's a long history of computer mistranslations, Kalıp ifadeler

1:06

ancak bilgisayarların yanlış çevirilerinin uzun bir geçmişi var,

times when computers got it badly wrong. Kalıp ifadeler

1:10

bilgisayarların her şeyi fena halde yanlış anladığı zamanların.

Kalıp ifadeler

a long history of computer mistranslations: yeni olmayan bir sorun

a long history of computer mistranslations ifadesi, bilgisayar kaynaklı hatalı çevirilerin uzun bir dönem boyunca tekrar tekrar yaşandığını anlatır. Uygulama yeni olabilir, ancak bu tür bir hata yeni değildir. a long history of + isim veya -ing biçimi, uzun yıllardır var olan ya da gerçekleşen bir şey hakkında arka plan verir. Burada history, okul dersi değil, zaman içindeki kayıt veya tekrar eden düzen anlamındadır.

Alıştırma

Örnekteki a long history of computer mistranslations neyi vurguluyor?

  1. İlk bilgisayar kaynaklı hatalı çevirilere yeni uygulama neden olmuştur.
  2. Bilgisayar kaynaklı hatalı çeviriler uzun yıllar boyunca tekrar tekrar yaşanmıştır.
  3. Bilgisayar kaynaklı hatalı çeviriler tarih dersinde öğretilen bir konudur.
Cevabı göster

Bilgisayar kaynaklı hatalı çeviriler uzun yıllar boyunca tekrar tekrar yaşanmıştır.

Kalıp ifadeler

got it badly wrong: ciddi bir hatayı anlatmak

Got it badly wrong, bir kişinin ya da sistemin bir şeyi yanlış anlaması, yanlış değerlendirmesi veya yanlış sonuçlandırması demektir; badly ise hatanın ciddi olduğunu gösterir. Bu cümlede got, get fiilinin geçmiş zamanıdır ve it belirli bir nesneyi değil, bilgisayarın yaptığı çeviri ya da yorumlama işini ifade eder. Get it wrong kalıbı; bir cevabın, anlamın, değerlendirmenin veya sonucun yanlış olduğunu anlatmak için başka durumlarda da kullanılabilir. Badly eklendiğinde küçük bir hatadan değil, ciddi bir yanlıştan söz edilir.

Alıştırma

The weather app got the storm's arrival time badly wrong cümlesinde got it badly wrong ne anlama gelir?

  1. Fırtınanın varış saatini değiştirdi
  2. Saati çok doğru tahmin etti
  3. Saat konusunda ciddi biçimde yanıldı
Cevabı göster

Saat konusunda ciddi biçimde yanıldı

In 1987, the American Airline Braniff ran television adverts Kelime

1:13

1987 yılında Amerikan havayolu şirketi Braniff televizyon reklamları yayınladı

promoting the all-leather seats installed on their flights to Mexico.

1:18

Meksika uçuşlarında kurulan tamamı deri koltukları tanıtıyordu.

Kelime

ran television adverts: reklam anlamındaki run fiili

Ran television adverts, bir şirketin televizyon reklamlarını düzenleyip yayımlatarak halkın görmesini sağlaması demektir. Buradaki run, “koşmak” anlamındaki hareket fiili değildir; medya ve iş dünyasında kullanılan bir fiildir. Havayolunun bir reklam kampanyası yürüttüğü anlatılır. Run an advert veya run adverts yapısı, bir şirketin ya da kuruluşun reklamı bir iletişim aracında yayımlamasını ifade edebilir. Ran, run fiilinin geçmiş zamanıdır; adverts ise advertisements kelimesinin Britanya İngilizcesindeki biçimidir. Amerikan İngilizcesinde ads daha yaygındır.

Alıştırma

Reklam anlamındaki run fiilinin geçmiş biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum ____ online adverts for its new exhibit last weekend.

Cevabı göster

ran

But how was its "Fly in Leather" advertising slogan mistranslated into Spanish? Kalıp ifadeler

1:22

Ancak "Fly in Leather" reklam sloganı İspanyolcaya nasıl yanlış çevrildi?

Kalıp ifadeler

mistranslated into Spanish: edilgen yapıda hedef dil

Burada was ... mistranslated, was + mistranslated biçiminde edilgen bir yapıdır. Mistranslated “yanlış çevrilmiş” demektir; bu nedenle cümle, hatayı kimin yaptığına değil, slogana ne olduğuna odaklanır. Into Spanish çevirinin hedef dilini, yani çeviri sonucunda ortaya çıkan dili belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp be translated/mistranslated into + dil şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “yanlışlıkla ... diline çevrildi” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: The sign was ____ French.

Cevabı göster

mistranslated into

Did the ad say

1:28

Reklamda şunlardan hangisi söylendi

A, fly in lava,

1:29

A, lavların içinde uçun,

B, fly on a cow,

1:32

B, bir ineğin üstünde uçun,

or C, fly naked?

1:34

ya da C, çıplak uçun?

Hmm.

1:35

Hmm.

I have a feeling it might be C, fly naked. Ton ve niyet

1:36

Bana C, çıplak uçun olabilir gibi geliyor.

Ton ve niyet

I have a feeling it might be...: temkinli bir tahmin

I have a feeling, bilinen bir gerçeği değil, bir sezgiyi anlatır. Burada ardından gelen cevabı daha yumuşak ve daha az kesin hâle getirir. It might be C ifadesindeki might, geçmiş zamanı değil, şimdiki bir olasılığı belirtir. I have a feeling + it might be... birlikte kullanıldığında kesin bir iddia yerine temkinli bir tahmin ortaya çıkar.

Alıştırma

Hangi cümle kesinlik belirtmek yerine temkinli bir tahmin yapıyor?

  1. I know it is the red door.
  2. I have a feeling it might be the red door.
  3. The red door is definitely the answer.
Cevabı göster

I have a feeling it might be the red door.

Okay, Sam, I'll reveal the correct answer later in the program.

1:40

Pekala Sam, doğru cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.

Computer software used to rely on rules-based translation, Notlar

1:45

Bilgisayar yazılımı eskiden kurallara dayalı çeviriye bel bağlardı,

applying the grammar rules of one language to another. Kalıp ifadeler

1:48

bir dilin dilbilgisi kurallarını başka bir dile uygulayarak.

Dilbilgisi

used to rely on: geçmişte bir şeye bağımlı olmak

Burada used to rely on, bilgisayar yazılımlarının geçmişte düzenli olarak kurallara dayalı çeviriye bağımlı olduğunu belirtir. Used to + fiilin yalın hâli, artık geçerli olmayan veya bugünle karşılaştırılan geçmişteki bir durumu ya da tekrarlanan bir olayı anlatır. Rely on, bir şeye dayanmak veya bağımlı olmak anlamına gelir. Kalıp used to + rely on + isim öbeğidir; used to rely on rules-based translation buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi used to ve rely on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before GPS, drivers ____ printed maps.

Cevabı göster

used to rely on

Kelime

rules-based translation: birleşik bir sıfat

Rules-based translation ifadesinde rules-based, kurallara dayalı veya kurallarla yönlendirilen anlamına gelir. Translation isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, rules ve based sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp, başka bir isimden önce gelen isim + -based yapısıdır. İlk isim dayanağı belirtir; evidence-based policy ve cloud-based service buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “kurallara dayalı” anlamına gelen birleşik sıfatın aynısıyla tamamlayın: The old program used ____ translation.

Cevabı göster

rules-based

Kalıp ifadeler

applying the grammar rules of one language to another: apply X to Y kalıbı

apply X to Y kalıbı, X’i Y nesnesine veya durumuna uygulamak demektir. Burada X bir dilin dil bilgisi kuralları, Y ise başka bir dildir. another, another language yerine kullanılır; başka bir kişi demek değildir. applying ile başlayan -ing yan cümlesi, kurala dayalı çevirinin nasıl çalıştığını açıklar. Daha genel olarak bu kalıp bir kuralın, yöntemin, fikrin veya becerinin yeni bir duruma aktarılmasını gösterebilir.

Alıştırma

apply X to Y kalıbını eksik iki kelimeyle tamamlayın: We can ____ this rule ____ every example.

Cevabı göster

apply · to

That worked fine for simple words and phrases,

1:52

Bu, basit kelimeler ve ifadeler için işe yarıyordu,

but what happens when a translator comes across more complex language? Öbek fiiller

1:54

ancak bir çevirmen daha karmaşık bir dille karşılaştığında ne olur?

Öbek fiiller

comes across: başka bir etkinlik sırasında bir şeyle karşılaşmak

Come across + isim, genellikle başka bir şey yaparken birini veya bir şeyi tesadüfen bulmak ya da biriyle karşılaşmak demektir. Bu soruda çevirmen, metni işlerken daha karmaşık bir dille karşılaşıyor. comes, tekil özne a translator ile uyumlu olduğu için ifade comes across biçimindedir. Burada come across tek bir öbek fiil olarak düşünülmelidir; dilin üzerinden fiziksel olarak geçmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Tesadüfen bulmak anlamında come across ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: While reading, I ____ an unfamiliar word.

Cevabı göster

came across

For example, metaphors,

1:59

Örneğin, metaforlar,

expressions used to describe one thing by comparing it to another. Dilbilgisi

2:00

bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırarak tanımlamak için kullanılan ifadeler.

Dilbilgisi

used to describe ... by comparing ...: amaç ve yöntem

Bu tanımda expressions used to describe one thing sözleri, expressions that are used to describe one thing ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Used, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: ifadeler bu amaç için kullanılır. By comparing it to another yöntemi açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, amacı belirtmek için isim + used to + fiilin yalın hâli, ardından yöntemi belirtmek için by + -ing yapısıdır.

Alıştırma

Tanımı use, protect ve absorb sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: A helmet is a piece of equipment ____ your head by ____ hard impacts.

Cevabı göster

used to protect · absorbing

Lane Greene is a language journalist

2:05

Lane Greene bir dil gazetecisidir

and the author of the book Talk on the Wild Side.

2:07

ve Talk on the Wild Side adlı kitabın yazarıdır.

Here, he explains to BBC Radio 4 program Word of Mouth

2:11

Burada, BBC Radio 4 programı Word of Mouth'a açıklıyor

how apps like Google Translate allow users to manually translate metaphors. Dilbilgisi

2:16

Google Çeviri gibi uygulamaların kullanıcıların metaforları manuel olarak çevirmesine nasıl olanak tanıdığını.

Dilbilgisi

allow users to + fiil: eylemi kimin yapabileceğini belirtme

Allow users to manually translate metaphors ifadesinde users, çeviriyi yapan kişileri belirtir. Allow, uygulamanın bu eylemi onlar için mümkün hâle getirdiğini anlatır. Allow + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Bu kalıp, bir uygulamanın, aracın, kişinin veya kuralın neyi mümkün kıldığını ya da neye izin verdiğini açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi allow + users + to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This button ____ print their work.

Cevabı göster

allows users to

If I say it's raining cats and dogs, Deyimler

2:22

Eğer "it's raining cats and dogs" dersem,

um and it literally translates "Está lloviendo perros y gatos" Kelime

2:25

ıı ve bu harfi harfine "Está lloviendo perros y gatos" olarak çevrilirse

those in Spanish, that won't make any sense. Kalıp ifadeler

2:29

İspanyolcadaki bu kelimeler, hiçbir anlam ifade etmeyecektir.

Deyimler

it's raining cats and dogs: çok şiddetli yağmur

It's raining cats and dogs, yağmurun çok şiddetli yağdığını belirten bir İngilizce deyimdir. cats and dogs sözcükleri gerçekten gökten düşen kedi ve köpekleri anlatmaz. İfadenin tamamını tek bir anlam birimi olarak düşünün. Kelimesi kelimesine çeviri, deyimsel anlamı kaybettirip anlamsız gelebilir.

Alıştırma

“Yağmurun çok şiddetli yağması” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: We stayed indoors because it was ____.

Cevabı göster

raining cats and dogs

Kelime

it literally translates: kelimesi kelimesine çeviri

Burada literally, “sözcüklerin doğrudan anlamlarına göre” demektir. translates fiilini niteler ve İngilizce deyimin her parçasının deyimsel anlamı korunmadan diğer dile aktarıldığını gösterir. “Basitçe” anlamındaki simply ile aynı değildir. Çeviri sonucunu belirtirken kullanılan yaygın ve aktarılabilir kalıp X literally translates as Y şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, 'white mountain' ifadesinin mutlaka amaçlanan anlam değil, doğrudan ve kelimesi kelimesine çeviri olduğunu açıkça belirtir?

  1. The name literally translates as 'white mountain.'
  2. The name roughly translates as 'white mountain.'
  3. The name sounds like 'white mountain.'
Cevabı göster

The name literally translates as 'white mountain.'

Kalıp ifadeler

won't make any sense: anlaşılır veya mantıklı olmamak

Make sense, “anlaşılır veya mantıklı olmak” demektir. Bu cümlede kelimesi kelimesine yapılan çeviri won't make any sense olacaktır; yani İspanyolca konuşanlar bu çeviriden doğal ve anlamlı bir fikir çıkaramaz. Olumsuz bir cümlede any, olumsuzluğu güçlendirir. Bu nedenle won't make any sense, “hiç anlaşılır ya da mantıklı olmayacak” anlamına gelir. Buradaki sense görme veya işitme gibi fiziksel bir duyu değil, anlam ya da mantıktır.

Alıştırma

Örnekteki “that won't make any sense” ne anlama geliyor?

  1. Kelimesi kelimesine çevirmek kolay olacak.
  2. Tamamen anlaşılmaz veya mantıksız olacak.
  3. Beş fiziksel duyuyu etkilemeyecek.
Cevabı göster

Tamamen anlaşılmaz veya mantıksız olacak.

But I think somebody at Google will have inputted the phrase Dilbilgisi

2:30

Ancak sanırım Google'daki biri şu ifadeyi girmiş olacaktır

"llueve a cántaros",

2:34

"llueve a cántaros",

Dilbilgisi

will have inputted: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım

Will have inputted, will have + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Burada daha önce gerçekleşmiş bir eylem hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder: Konuşan kişi, Google'dan birinin ifadeyi muhtemelen daha önce sisteme girdiğini düşünüyor. Bu yapı otomatik olarak gelecek zamanda tamamlanmış eylem anlamına gelmez. Bu anlamda genellikle by tomorrow gibi gelecekte bir referans noktası bulunur. Burada I think ve durum, “muhtemelen çoktan sisteme girmiştir” çıkarımını destekler.

Alıştırma

Bu cümlede “somebody will have inputted the phrase” ne anlama geliyor?

  1. Birisi ifadeyi daha sonra sisteme girecek.
  2. Birisi ifadeyi şu anda sisteme giriyor.
  3. Konuşan kişi, birinin ifadeyi muhtemelen çoktan sisteme girdiğini düşünüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, birinin ifadeyi muhtemelen çoktan sisteme girdiğini düşünüyor.

which is the phrase "It's raining pitchers" or "It's raining jugs of water".

2:36

ki bu da "Sürahiler yağıyor" veya "Su testileri yağıyor" ifadesidir.

So that uh the whole chunk, "raining cats and dogs", Kelime

2:40

Böylece, ee bütün bu kelime öbeği, "raining cats and dogs",

is translated into the equivalent metaphor in Spanish. Kelime

2:43

İspanyolcadaki eşdeğer metafora çevrilir.

Kelime

the whole chunk, "raining cats and dogs": tek bir dil birimi

Burada chunk, fiziksel bir parça değil, tek bir birim olarak ele alınan kelime grubu demektir. The whole chunk, “raining cats and dogs” deyiminin tamamını belirtir. Bir ifade chunk olarak ele alındığında her kelimeyle ayrı ayrı uğraşmak yerine ifadenin genel anlamı anlaşılır veya çevrilir. Bu yaklaşım deyimler, sık kullanılan kelime birliktelikleri ve kalıplaşmış ifadeler için yararlıdır.

Alıştırma

Bir çeviri dersinde biri, “Treat 'once in a blue moon' as one chunk.” diyor. Burada chunk ne anlama gelir?

  1. olağan dışı uzunlukta bir altyazı bölümü
  2. fiziksel olarak büyük bir parça
  3. tek bir dil birimi olarak ele alınan deyimin tamamı
Cevabı göster

tek bir dil birimi olarak ele alınan deyimin tamamı

Kelime

translated into the equivalent metaphor: anlam ve etki bakımından eşdeğer bir metafora çevrilmek

Translated into, diğer dilde ortaya çıkan çeviri sonucunu tanıtır. Equivalent metaphor, kaynak ifadenin temel anlamını ve etkisini aktaran hedef dile özgü bir metafordur. Bir deyimde bu, genellikle ifadenin tamamını bir bütün olarak çevirmek anlamına gelir. Doğal geliyorsa ve aynı işlevi görüyorsa çevirmen farklı bir imge kullanabilir.

Alıştırma

Bir çevirmen yeni dilde farklı bir imge kullanıyor, ancak bu imge aynı anlamı doğal biçimde aktarıyor. Çevirmen neyi seçmiştir?

  1. an equivalent metaphor
  2. a word-for-word translation
  3. an identical metaphor
Cevabı göster

an equivalent metaphor

Lane wants to translate the phrase "It's raining cats and dogs",

2:48

Lane, "It's raining cats and dogs" ifadesini çevirmek istiyor,

something that people sometimes say when it's raining heavily.

2:52

insanların bazen çok yağmur yağdığında söyledikleri bir şeyi.

It wouldn't make sense to translate this phrase into another language literally, Kalıp ifadeler

2:55

Bu ifadeyi başka bir dile harfi harfine çevirmek mantıklı olmazdı,

word by word.

3:00

kelimesi kelimesine.

Kalıp ifadeler

wouldn't make sense to: bir eylemin mantıklı olmayacağını belirtmek

“It wouldn't make sense to + fiilin yalın hâli”, bir eylemi yapmanın mantıksız, gereksiz veya gerekçelendirilmesi zor olacağını belirtir. Burada değerlendirilen şey, ifadeyi sözcük sözcük çevirme eylemidir; bunu yapan kişi değildir. “Wouldn't”, değerlendirmeyi olası veya varsayımsal bir durum olarak sunar ve “It doesn't make sense to ...” ifadesine göre daha az sert duyulmasını sağlar. Kullanılabilir kalıp “It wouldn't make sense to do something.” şeklindedir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: With a map this clear, it ____ ask someone to draw another one.

Cevabı göster

wouldn't make sense to

Kalıp ifadeler

literally, word by word: bütün anlam yerine sözcükleri tek tek çevirmek

Burada literally, “sözcüklerin doğrudan anlamını kullanarak” demektir; word by word ise her sözcüğü ayrı ayrı ele almayı anlatır. Birlikte kullanıldıklarında, bütün ifadenin anlamı yerine tek tek sözcükleri izleyen bir çeviri yöntemini güçlü biçimde vurgularlar. Bu kullanım, yöntemin deyimlerde veya kalıplaşmış ifadelerde işe yaramayabileceğini sık sık hatırlatır. Her sözcük sözcük incelemenin daima yanlış olduğu anlamına gelmez; sorun, genel anlam ayrı sözcüklerden kurulamıyorken bu yöntemi kullanmaktır.

Alıştırma

“Do not translate the joke literally, word by word,” cümlesinde hangi yönteme karşı uyarı yapılıyor?

  1. Şakayı genel anlamını kullanarak yeniden anlatmak
  2. Her bir sözcüğü doğrudan karşılığıyla ayrı ayrı değiştirmek
  3. Şakayı ilk kimin anlattığını kontrol etmek
Cevabı göster

Her bir sözcüğü doğrudan karşılığıyla ayrı ayrı değiştirmek

One solution is to translate the whole idiom as a chunk Kelime

3:01

Bunun bir çözümü de tüm deyimi bir bütün (chunk) olarak çevirmektir

Kelime

translate the whole idiom as a chunk: onu tek bir bütün olarak ele almak

Burada translate the whole idiom as a chunk, bütün sözcükleri tek bir dil birimi olarak ele alıp ifadenin genel anlamını çevirmek demektir. as a chunk bölümü deyimin nasıl ele alındığını anlatır; onu büyük bir metin bloğuna dönüştürmek anlamına gelmez. Bu yaklaşım deyimler ve diğer kalıplaşmış ifadeler için yararlıdır, çünkü bu ifadelerin bütün hâlindeki anlamı tek tek sözcüklerin anlamından farklı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamla: Learn the fixed expression ____, not word by word.

Cevabı göster

as a chunk

or a large piece of text or language.

3:06

ya da büyük bir metin veya dil parçası olarak.

This works for phrases and idioms that people regularly use in the same way Kalıp ifadeler

3:09

Bu, insanların aynı şekilde düzenli olarak kullandığı deyimler ve tabirler için işe yarar

because they can be taught to a computer. Dilbilgisi

3:14

çünkü bunlar bir bilgisayara öğretilebilir.

Kalıp ifadeler

regularly use in the same way: istikrarlı bir dil kalıbı

Regularly use in the same way, çok az değişiklikle tekrar tekrar görülen bir kalıbı anlatır. Regularly tekrarı, in the same way ise ifadenin biçiminin ve kullanımının tutarlı kaldığını gösterir. Bu cümlede the same way, herkesin aynı çeviri yöntemini kullanmasını değil, istikrarlı bir dil kalıbını ifade eder. Kalıp tekrarlandığı için bir bilgisayara onu tanıması öğretilebilir.

Alıştırma

Bu cümlede regularly use in the same way, kalıplar ve deyimler hakkında ne anlatıyor?

  1. İnsanlar bütün ifadeleri tam olarak aynı hızda söyler.
  2. Herkes onları aynı dile çevirir.
  3. Biçimleri ve kullanımları tekrarlanan, istikrarlı bir kalıba uyar.
Cevabı göster

Biçimleri ve kullanımları tekrarlanan, istikrarlı bir kalıba uyar.

Dilbilgisi

can be taught to a computer: can + edilgen yapı

Can be taught, can + be + geçmiş zaman ortacı taught ile kurulur. Özne olan phrases and idioms eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: İnsanlar bu ifadelerdeki kalıpları kullanması için bir bilgisayar sistemine verebilir. Buradaki taught mecazidir. Bilgisayarın tıpkı bir insan gibi öğrendiği veya anladığı anlamına gelmez. can be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, özneye bir eylemin uygulanmasının mümkün olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi can teach ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: A simple sorting rule ____ to a computer.

Cevabı göster

can be taught

But what happens when someone like a poet writes a completely new sentence

3:16

Ancak bir şair gibi biri tamamen yeni bir cümle yazdığında ne olur

which has never been written before? Dilbilgisi

3:21

daha önce hiç yazılmamış olan?

Dilbilgisi

has never been written before: edilgen present perfect

Has never been written, edilgen çatıdaki present perfect yapısıdır: has + never + been + geçmiş zaman ortacı. Cümle eylemden etkilenir ve onu yazan kişi belirtilmez. Bu yapı geçmişten şu ana kadar olan dönemi kapsar: şu ana dek hiç kimse bu cümleyi yazmamıştır. Before, “şimdiye kadar” anlamını güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi never ve write fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: This exact sentence ____ before.

Cevabı göster

has never been written

Lane Greene thinks that even the smartest software couldn't deal with that, Öbek fiiller

3:23

Lane Greene en akıllı yazılımın bile bununla başa çıkamayacağını düşünüyor,

Öbek fiiller

couldn't deal with that: o durumla başa çıkamamak

Burada deal with, zor bir şeyi ele almak ya da onunla başa çıkmak demektir. couldn't ifadeyi olumsuz yapar: çok akıllı bir yazılım bile that sözcüğünün gösterdiği yeni cümleyi işleyemezdi. Bu ifade, bir sorunu veya durumu yönetebilme becerisini anlatır. Tek başına sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede couldn't deal with that ne anlama gelir?

  1. o konu hakkında konuşmak istemiyordu
  2. o nesneyle ticaret yapamıyordu
  3. o durumla başa çıkamıyordu
Cevabı göster

o durumla başa çıkamıyordu

as he told Michael Rosen,

3:27

Michael Rosen'a söylediği gibi,

poet and presenter of BBC Radio 4's Word of Mouth.

3:28

şair ve BBC Radio 4'ün Word of Mouth programının sunucusu.

But if a poet writes a new one, Dilbilgisi

3:33

Ancak bir şair yeni bir tane yazarsa,

then the machine is not going to pick it up Öbek fiiller

3:35

o zaman makine onu algılayamayacak

Dilbilgisi

if a poet writes a new one, then: koşul ve sonucu kurmak

if ile başlayan yan cümle bir koşul belirler: bir şair yeni bir cümle yazar. new one içinde one, sentence adının yerini alır; then ise konuşmacının bu koşulun sonucunu vermek üzere olduğunu gösterir. Burada then, “bu olursa şu sonuç ortaya çıkar” mantığını düzenler; asıl işlevi “ondan sonra” anlamında zaman bildirmek değildir. Sonuç, alıntılanan sözlerden sonra gelir.

Alıştırma

if...then... koşul-sonuç yapısını tamamlayın: ____ the light turns red, ____ the cars must stop.

Cevabı göster

If · then

Öbek fiiller

not going to pick it up: yeni bir ifadeyi algılayamamak

Burada pick it up, fiziksel bir nesneyi kaldırmak değil, yeni bir ifadeyi tanımak veya algılamak anlamına gelir. it, şairin yeni oluşturduğu dilsel ifadeyi anlatır; bu yüzden makine onu tanıyamayacaktır. not going to yapısı beklenen bir sonucu gösterir: makinenin ifadeyi tanıyamayacağı öngörülmektedir. Genel olarak pick up; dilde, bir sinyalde veya bir davranışta bir şeyi fark etmek, öğrenmek ya da almak anlamında da kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede pick it up ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel bir nesneyi yerden alıp kaldırmak
  2. Yeni ifadeyi tanımak veya algılamak
  3. Birini arabayla almaya gitmek
Cevabı göster

Yeni ifadeyi tanımak veya algılamak

and it's going to have a struggle, isn't it? Ton ve niyet

3:37

ve zorlanacak, öyle değil mi?

Ton ve niyet

isn't it?: olumlu bir ifadenin ardından onay istemek

Burada isn't it?, olumlu bir ifadeye eklenen question tag'dir. Önceki ifade olan it's going to have a struggle, it is yapısını kullandığı için, konuşmacının yargısını dinleyene onaylatmak üzere olumsuz biçim olan isn't it? kullanılır. Konuşmacının gerçekten kararsız olması gerekmez. Bu tag, yargıyı karşı tarafın yanıtına veya onayına sunar ve konuşmayı daha etkileşimli hâle getirir. Konuşma dilinde, önce bir görüş belirtip ardından onay istemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede isn't it? ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Konuşmacının ifadeye katılmadığını söylemek
  2. Dinleyeni konuşmacının ifadesini doğrulamaya davet etmek
  3. Makinenin var olup olmadığını sormak
Cevabı göster

Dinleyeni konuşmacının ifadesini doğrulamaya davet etmek

Sorry, I'm I'm yeah, I'm sticking up for poetry here Öbek fiiller

3:38

Üzgünüm, ben, ben, evet, burada şiiri savunuyorum

Öbek fiiller

stick up for: savunmak veya arka çıkmak

To stick up for someone or something, bir kişi ya da şey eleştirildiğinde, haksızlığa uğradığında veya değer görmediğinde onu açıkça savunmak ya da desteklemek demektir. Burada I'm sticking up for poetry, konuşmacının bilinçli olarak şiiri savunduğunu gösterir. Bu sözcükler tek bir öbek fiil oluşturur: stick up for + kişi, grup, fikir veya şey. Bir şeyi fiziksel olarak dik duruma getirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi stick up for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the others teased Ben, Maya ____ him.

Cevabı göster

stuck up for

and trying to claim that it's untranslatable.

3:41

ve onun çevrilemez olduğunu iddia etmeye çalışıyorum.

Can you hear what I'm doing? Ton ve niyet

3:43

Ne yaptığımı duyabiliyor musun?

Ton ve niyet

Can you hear what I'm doing?: savunma biçimimi fark etmek

Bu soruda hear, bir sesi fiziksel olarak işitmekten daha fazlasını ifade eder. Konuşmacı, dinleyicinin kurduğu savı fark edip anlamadığını sorar. What I'm doing, görünür bir hareketi değil, şiiri savunma şeklindeki bir konuşma hamlesini anlatır. Soru, dikkati konuşmacının kendi iletişim stratejisine çeker.

Alıştırma

Bu bağlamda konuşmacı neyi kontrol ediyor?

  1. Dinleyicinin kendi tartışma biçimini fark edip etmediğini kontrol ediyor.
  2. Dinleyicinin el hareketini görüp göremediğini kontrol ediyor.
  3. Odanın yeterince sessiz olup olmadığını kontrol ediyor.
Cevabı göster

Dinleyicinin kendi tartışma biçimini fark edip etmediğini kontrol ediyor.

I I hear you and and and you know, in in our war against the machines, Deyimler

3:44

Ben, ben seni duyuyorum ve, ve, ve biliyorsun ki, makinelere karşı savaşımızda,

Deyimler

Dramatik bir mecaz olarak our war against the machines

our war against the machines, insanlarla teknoloji arasındaki rekabeti hayalî bir savaşa dönüştürür. our sözcüğü konuşanla dinleyeni aynı insan tarafına yerleştirir, ancak burada gerçek bir çatışma kastedilmez. Bu ifade, insan yaratıcılığı ve makine otomasyonu hakkındaki konuşmayı şakacı bir biçimde çerçeveler. Daha genel olarak war against X, herhangi bir mücadeleyi acil ve dramatik gösterebilir; anlamın gerçek mi mecaz mı olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede 'our war against the machines' ne anlama geliyor?

  1. Bir makinenin nasıl onarılacağını anlatan talimatlar.
  2. İnsanlarla makineler arasındaki rekabeti şakacı ve dramatik biçimde anlatan bir ifade.
  3. İnsanların robotlarla silah kullanarak savaştığını bildiren bir haber.
Cevabı göster

İnsanlarla makineler arasındaki rekabeti şakacı ve dramatik biçimde anlatan bir ifade.

our our advantage is novelty and creativity.

3:47

bizim, bizim avantajımız yenilik ve yaratıcılıktır.

So you're right that machines will be great at anything that is rote, Notlar

3:50

Yani makinelerin ezbere dayalı (rote) olan her şeyde harika olacağı konusunda haklısın,

Ton ve niyet

Belirli bir görüşe katılmak için you're right that

you're right that + yan cümlecik, karşınızdaki kişiye belirli bir ifadesinin doğru olduğunu söyler. that ile başlayan cümlecik, tam olarak neye katıldığınızı belirtir. Bir tartışmada bu yapı, bir sınır veya farklı görüş eklemeden önce ortak bir zemin kurabilir. Karşınızdaki kişinin söylediği her şeye katıldığınız anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi yanıt, söylenen her şeye katılmadan belirli bir görüşe katılır?

  1. Let's talk about something else.
  2. Everything you said is completely correct.
  3. You're right that the route is shorter, but it may be busier.
Cevabı göster

You're right that the route is shorter, but it may be busier.

Kelime

rote: anlamadan yapılan mekanik tekrar

Burada rote, yeni bir şeyi anlamak, değerlendirmek veya oluşturmak yerine sabit bir kalıbı tekrarlayarak yapılan işi anlatır. Genellikle çok az düşünme gerektiren mekanik bir rutini ifade eder. anything that is rote yapısında rote, is sözcüğünden sonra gelen bir sıfattır. Aynı fikir, yeterince anlamadan tekrarla yapılan görevleri, öğrenmeyi veya verilen cevapları da anlatabilir.

Alıştırma

Makinelerle ilgili bu cümlede rote ne anlama gelir?

  1. yaratıcı ve özgün
  2. mekanik ve tekrarlı
  3. bir seyahat rotasıyla ilgili
Cevabı göster

mekanik ve tekrarlı

anything that's already been done a million times Deyimler

3:53

zaten bir milyon kez yapılmış olan herhangi bir şey

can be automated.

3:55

otomatikleştirilebilir.

Deyimler

already been done a million times: tekrarlanan eylemi anlatan abartı

Burada a million times bilinçli bir abartıdır; buna mübalağa da denir. Tam olarak 1.000.000 kez değil, “çok fazla kez” anlamına gelir. Edilgen present perfect yapısı olan has already been done, tekrarlanan eylemin şu ana kadar yapılmış olduğunu gösterir. İfade bir bütün olarak, görevin bilinen bir kalıp oluşacak kadar çok tekrarlandığını anlatır.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede a million times, tam olarak ölçülmüş 1.000.000 tekrarı bildirir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

So you and I with our with our prefrontal cortexes

3:56

Bu yüzden sen ve ben, bizim, bizim prefrontal kortekslerimizle

can can try to come up with phrases that'll flummox the computer Notlar

3:59

bilgisayarı şaşırtacak ifadeler bulmaya çalışabilir

Öbek fiiller

come up with: bir şeyi düşünüp bulmak veya üretmek

Bu cümlede come up with, özellikle bir fikir, ifade, ad, plan veya çözüm gibi bir şeyi “düşünüp bulmak ya da üretmek” anlamına gelir. Burada yukarı doğru hareket etmekten değil, yeni ifadeler üretmekten söz ediliyor. Kalıp come up with + üretilen şey şeklindedir: come up with phrases. Düşünerek bir sonuç bulmaya veya oluşturmaya odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “düşünüp bulmak veya üretmek” anlamına gelen üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Can you ____ a name for our team?

Cevabı göster

come up with

Kelime

flummox the computer: bilgisayarı tamamen afallatmak

Flummox, “birini veya bir şeyi çok şaşırtıp ne yapacağını bilemez hâle getirmek” anlamında geçişli bir fiildir. Bu cümlede şaşkınlığa ifadeler neden olur ve afallayan nesne bilgisayardır. Günlük confuse fiiline kıyasla flummox daha canlıdır ve çoğu zaman zorluğun beklenmedik ya da anlaşılması güç olduğunu düşündürür.

Alıştırma

İngilizce “The puzzle flummoxed Maya.” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Maya bulmacayı hızla çözdü.
  2. Bulmaca Maya’nın kafasını çok karıştırdı.
  3. Maya bulmacayı birine açıkladı.
Cevabı göster

Bulmaca Maya’nın kafasını çok karıştırdı.

and so keep our jobs.

4:04

ve böylece işlerimizi koruyabiliriz.

When we say machines learn a language, Anlatım akışı

4:05

Makinelerin bir dil öğrendiğini söylediğimizde,

we really mean they have been trained to identify patterns Dilbilgisi

4:09

aslında milyonlarca ve milyonlarca çevirideki

in millions and millions of translations. Kalıp ifadeler

4:12

kalıpları tespit etmek üzere eğitildiklerini kastediyoruz.

Anlatım akışı

When we say..., we really mean...: genel bir ifadeyi netleştirme

When we say X, we really mean Y kalıbı önce bilinen veya basitleştirilmiş bir açıklama olan X'i verir, ardından bunu daha kesin biçimde Y olarak yeniden ifade eder. Burada machines learn a language genel ve tam olmayan açıklamadır. We really mean, önemli tanımın sırada olduğunu gösterir: makineler, insanlar gibi dili anlamak yerine örüntüleri bulmak üzere eğitilmiştir.

Alıştırma

Hedef iki kelimelik ifadeyle açıklama kalıbını tamamlayın: When we say the battery is dead, we ____ it has no usable charge.

Cevabı göster

really mean

Dilbilgisi

have been trained to identify patterns: edilgen present perfect

Have been trained, present perfect'in edilgen biçimidir: have been + fiilin üçüncü hâli. They, eğitimi alan tarafı gösterir; bu nedenle cümle eğitimi kimin verdiğine değil, eğitimin şu anda önemli olan sonucuna odaklanır. To identify mastarı, eğitimle geliştirilen beceriyi veya amacı belirtir. Burada yapı, makinelerin örüntü bulma yeteneğini nasıl kazandığını anlatır; tek başına makinelerin insanlar gibi anladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi edilgen present perfect yapısı ve identify fiiliyle tamamlayın: These cameras ____ unusual movement.

Cevabı göster

have been trained to identify

Kalıp ifadeler

millions and millions of translations: miktarı vurgulayan tekrar

millions and millions of translations ifadesindeki tekrar, miktarın son derece büyük olduğunu vurgular. Kesin bir toplam vermek yerine dinleyiciye ölçeğin devasa olduğu hissini verir. Asıl amaç doğrulanmış bir sayı vermek değil, “çok büyük miktarda ...” demek olduğunda bu tekrarlı miktar kalıbı başka durumlara aktarılabilir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? Burada “millions and millions of translations” esas olarak kesin bir istatistiksel sayımı ifade eder.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Computers can only learn by rote, by memory, Kelime

4:15

Bilgisayarlar yalnızca ezbere, belleğe dayalı olarak öğrenebilir,

Kelime

learn by rote, by memory: mekanik ezberleme

learn by rote ifadesinde by yöntemi belirtir; rote ise sabit ve mekanik tekrarı ifade eder. Bu ifade, çoğu zaman çok az anlayarak ya da hiç anlamadan, tekrar tekrar ezberleyerek öğrenmeyi anlatır. Ardından gelen by memory, yöntemi daha basit sözlerle yeniden ifade eder: Öğrenme, bir şeyi akıl yürüterek çözmek yerine depolanmış bilgiye dayanır.

Alıştırma

Cümleyi “mekanik tekrar yoluyla öğrenmek” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The class learned the answers ____ without understanding them.

Cevabı göster

by rote

in order to repeat information Dilbilgisi

4:19

bilgiyi uygun şekilde anlamaktansa

rather than to properly understand it. Dilbilgisi

4:21

tekrarlamak amacıyla.

Dilbilgisi

in order to + fiilin yalın biçimi: amaç belirtme

in order to bir amaç belirtir: Bir eylemin neden yapıldığını veya hangi hedefe ulaşılmak istendiğini açıklar. Bu cümlede in order to repeat information, bilgiyi tekrarlamayı hedef olarak sunar. Yapı in order to + fiilin yalın biçimidir; örneğin in order to repeat. Yazar amaç ilişkisini kolayca görülür hâle getirmek istediğinde, yalnızca to kullanmaktan daha açıktır.

Alıştırma

Dersi vurgulanan üç kelimelik amaç ifadesiyle tamamlayın: Leo saved his work ____ open it again later.

Cevabı göster

in order to

Dilbilgisi

rather than to + fiilin yalın biçimi: ikinci eylemi dışlama

rather than reddedilen başka bir seçeneği sunar. Bu cümlede repeat information amaçlanan eylemdir; to properly understand it ise hedef olarak görülmeyen eylemdir. İkinci to yapıyı paralel hâle getirir: to repeat ... rather than to understand. Burada to ikinci mastara aittir; rather than to değiştirilemez bir kalıp ifade değildir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan üç kelimelik karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın. İkinci mastar işaretini koruyun: The app is designed to support teachers ____ replace them.

Cevabı göster

rather than to

This kind of rote learning can be easily automated, Dilbilgisi

4:24

Bu tür ezbere dayalı öğrenme kolayca otomatikleştirilebilir,

Dilbilgisi

can be easily automated: can + be + geçmiş zaman ortacı

can be easily automated, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Can olasılığı gösterir, be automated edilgen yapıdadır ve easily süreci otomatikleştirmenin zor olmayacağını anlatır. Özne, işi yapan kişi veya makine değil, görev ya da süreçtir. Yazılımın veya makinelerin bir görevi otomatik olarak yapabileceğini söylemek için bu yapıyı kullanabilirsin.

Alıştırma

can, be, easily ve automate sözcüklerini bu sırayla kullan. Automate sözcüğünü doğru biçime getir: Sending routine reminders ____.

Cevabı göster

can be easily automated

done by machines instead of humans.

4:28

insanlar yerine makineler tarafından yapılabilir.

But it's completely different from human learning, Kalıp ifadeler

4:30

Ancak bu insan öğrenmesinden tamamen farklıdır,

Kalıp ifadeler

completely different from human learning: güçlü bir karşılaştırma

be completely different from, A ile B’nin hiç benzemediğini anlatır. Completely, different sözcüğünün derecesini güçlendirir; from ise karşılaştırılan kişi veya şeyi tanıtır. Bu cümlede konuşmacı, ezbere öğrenme ile insan öğrenmesini temelden farklı görür. Çok büyük bir farkı vurgulamak istediğinde A is completely different from B yapısını kullanabilirsin.

Alıştırma

Complete sözcüğünü doğru zarf biçimine getir ve different from ile birlikte kullan: This plan is ____ the first one.

Cevabı göster

completely different from

requiring creative thinking, Dilbilgisi

4:32

yaratıcı düşünce gerektirir,

Dilbilgisi

requiring creative thinking: bilgi ekleyen bir -ing öbeği

Requiring creative thinking, present participle türünde bir -ing öbeğidir. Önceki human learning düşüncesine bağlıdır ve bu öğrenmenin ne gerektirdiğini ekler; requiring ayrı bir özne getirmez. Bu kısa ek açıklama çoğu zaman which requires creative thinking biçiminde genişletilebilir. -ing yapısı, yeni ve tam bir yan cümle başlatmadan açıklama eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede -ing öbeği ne yapıyor? Human learning is flexible, requiring creative thinking.

  1. İnsan öğrenmesi hakkında daha fazla bilgi ekler.
  2. Okuyucuya bir emir verir.
  3. Ayrı bir eylem yapan yeni bir özne getirir.
Cevabı göster

İnsan öğrenmesi hakkında daha fazla bilgi ekler.

which would flummox or confuse even the most sophisticated machine.

4:34

ki bu en karmaşık makineyi bile şaşırtır veya aklını karıştırır.

Bad news for translation software, Anlatım akışı

4:39

Çeviri yazılımları için kötü bir haber,

but good news for humans who use different languages in their jobs,

4:41

ama işlerinde farklı diller kullanan insanlar için iyi bir haber,

like us.

4:45

bizim gibi.

Anlatım akışı

Bad news for X, but good news for Y: zıt etkileri karşılaştırma

Bad news for X, but good news for Y, aynı gerçeğin iki etkisini yan yana koyar: Bu gerçek X'i olumsuz, Y'yi ise olumlu etkiler. But, olumsuz taraftan olumlu tarafa geçişi gösterir. Burada news, bir haber yayınını değil, etkilenen kişi veya şeyler açısından bir bilgiyi ya da sonucu ifade eder. Dengeli yapı, düşünceyi hızlı ve akılda kalıcı biçimde özetler. Konuşmada, başlıklarda ve kısa yorumlarda It is veya This is çoğu zaman kullanılmaz.

Alıştırma

Olumlu etkiyi başlatan dört kelimelik ifadeyi yazın: The school is opening the playground earlier. That's bad news for late sleepers, ____ children who want more playtime.

Cevabı göster

but good news for

Yes, if only Braniff Airlines had relied on human translators, Dilbilgisi

4:47

Evet, keşke Braniff Airlines insan çevirmenlere güvenseydi,

they might have avoided an embarrassing situation.

4:50

utanç verici bir durumu önleyebilirlerdi.

Dilbilgisi

if only ... had relied ... might have avoided: geçmişle ilgili pişmanlık

Burada if only, geçmişin farklı olmasına yönelik bir dileği anlatır. Had relied past perfect yapısındadır; bu nedenle insan çevirmenlere güvenme eylemini gerçekte gerçekleşmemiş olarak sunar. Sonuç bölümü olan they might have avoided..., geçmişte mümkün olan ancak gerçekleşmeyen bir sonucu belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: If only + özne + had + past participle, özne + might/could/would have + past participle. Might, hayal edilen sonucun kesin değil, mümkün olduğunu gösterir.

Alıştırma

Geçmişte gerçeğe aykırı durumu anlatan cümleyi if only, leave ve might/catch kullanarak tamamlayın: ____ we ____ earlier, we ____ the train.

Cevabı göster

If only · had left · might have caught

Ah, in your question, you asked how Braniff's television advertisement

4:53

Ah, sorunda, Braniff'in televizyon reklamı

"Fly in Leather" was translated into Spanish.

4:58

"Fly in Leather"ın İspanyolcaya nasıl çevrildiğini sormuştun.

I guessed it was mistranslated as "Fly naked".

5:02

Bunun "Çıplak uçun" olarak yanlış çevrildiğini tahmin ettim.

Which was the correct answer.

5:06

Ki bu doğru cevaptı.

Hmm.

5:08

Hmm.

Braniff translated its "Fly in Leather" slogan as "Fly in cuero", Kültür

5:08

Braniff, "Fly in Leather" sloganını "Fly en cuero" olarak çevirmiş,

Kültür

“Fly in Leather” ... “Fly in cuero”: sloganlarda kültürler arası risk

Vurgulanan bölüm, kaynak slogan olan “Fly in Leather” ile bunun çevrildiği “Fly in cuero” ifadesini gösterir. Buradaki konu İspanyolca dil bilgisi değildir: cuero “deri” anlamına gelebilir, ancak slogan içindeki ifade İspanyolcada “çıplak” anlamına gelen en cueros sözünü çağrıştırarak istenmeyen komik bir ilişki oluşturabilir. Reklamcılıkta sözcükleri yalnızca sözlük anlamlarına göre eşleştirmek yeterli değildir. Sloganın bütünü; yerel deyimler, benzer sesler, çift anlamlar ve kültürel çağrışımlar açısından da test edilmelidir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bir reklam sloganındaki her sözcüğün sözlükte doğru bir çevirisi varsa slogan güvenle yayımlanabilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

which sounds like Spanish slang for "Fly naked". Kelime

5:13

bu da kulağa İspanyolca argosunda "Çıplak uçun" gibi geliyor.

Kelime

sounds like Spanish slang for ...: İspanyolca bir argo ifade gibi duyulmak

X sounds like [dil] slang for Y kalıbı, X’in o dilde Y anlamına gelen argo bir ifade gibi duyulabileceğini veya dinleyene böyle bir ifadeyi hatırlatabileceğini belirtir. sounds like, ses ya da izlenim benzerliği bildirir; X’in Y’nin doğru çevirisi olduğunu söylemez. Bu cümlede kullanılan sözlerin, “çıplak uç” şeklinde anlaşılan İspanyolca bir argo ifadeyi çağrıştırdığı söyleniyor. Konuşmacı, amaçlanan gerçek anlamı değil, komik veya utandırıcı olabilecek bir yorumu açıklıyor.

Alıştırma

Bu cümlede sounds like Spanish slang for ne anlama geliyor?

  1. "Fly naked" ifadesinin resmî İspanyolca çevirisidir.
  2. "Fly naked" anlamına gelen gayriresmî bir İspanyolca ifade gibi duyulabilir.
  3. Kelime anlamıyla "fly" demek olan resmî bir İspanyolca ifadedir.
Cevabı göster

"Fly naked" anlamına gelen gayriresmî bir İspanyolca ifade gibi duyulabilir.

Okay, let's recap the vocabulary from this program about language translations, Anlatım akışı

5:17

Pekala, bu programdaki dil çevirileri hakkındaki kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary: kelimeleri tekrar gözden geçirelim

Let's recap the vocabulary, konuşmayı ana tartışmadan daha önce ele alınmış kelimelerin kısa bir tekrarına geçirir. Recap, temel noktaları özetlemek veya gözden geçirmek demektir; konuyu yeniden başlatmak anlamına gelmez. Let's + fiilin yalın hâli, birlikte bir şey yapma önerisidir. Konuşmacı dinleyicileri tekrarı birlikte yapmaya davet eder. the vocabulary nesnesi, gözden geçirilecek şeyin kelimeler olduğunu belirtir.

Alıştırma

Öğretmenin geçiş cümlesini let's recap the vocabulary ile tamamlayın: We have finished today's lesson. Before the quiz, ____.

Cevabı göster

let's recap the vocabulary

which are automated,

5:22

ki bunlar otomatiktir,

done by machines instead of humans.

5:23

insanlar yerine makineler tarafından yapılır.

Often found in poetry, a metaphor is a way of describing something Kelime

5:27

Genellikle şiirde bulunan metafor (metaphor), bir şeyi başka bir şeye

by reference to something else. Kalıp ifadeler

5:31

atıfta bulunarak açıklama yöntemidir.

Kelime

a metaphor is a way of describing ...: X is a way of + -ing ile tanımlama

X is a way of + -ing kalıbı, X'in ne yaptığını veya nasıl işlediğini söyleyerek X'i tanımlar. Burada a metaphor tanımlanan terimdir; describing ise of'tan sonra gelen -ing biçimidir. by reference to something else ifadesi tanımın temel noktasını verir: metafor, bir şeyi başka bir şey üzerinden betimler. Bu nedenle metaphor, her tür mecazlı anlatımın adı değil, belirli bir betimleme yöntemidir.

Alıştırma

Dersteki tanım kalıbıyla cümleyi tamamlayın: A lock is ____ keeping a door closed.

Cevabı göster

a way of

Kalıp ifadeler

by reference to: bir referans noktası üzerinden açıklama

by reference to, “bir şeyi açıklamak, karşılaştırmak veya belirlemek için başka bir şeyi referans noktası olarak kullanarak” anlamına gelir. Bu cümlede something else, ilk şeyi betimlemek için kullanılan referans noktasıdır. Buradaki reference, bir şeyi başka bir şeyle ilişkilendirme eylemini ifade eder. Kaynakça veya kaynak listesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnek cümlede by reference to neyi gösteriyor?

  1. Başka bir şeyin karşılaştırma veya açıklama noktası olarak kullanıldığını gösterir.
  2. Kitap ve internet sitelerinden oluşan bir kaynakçaya işaret eder.
  3. Konuşmacının ele aldığı genel konuyu tanıtır.
Cevabı göster

Başka bir şeyin karşılaştırma veya açıklama noktası olarak kullanıldığını gösterir.

When it's raining heavily,

5:33

Çok yağmur yağdığında,

you might use the idiom

5:34

şu deyimi kullanabilirsin:

"It's raining cats and dogs".

5:36

"It's raining cats and dogs".

A chunk is a large part of something.

5:38

Bir bütün (chunk), bir şeyin büyük bir kısmıdır.

Rote learning involves memorizing information which you repeat

5:41

Ezbere dayalı öğrenme (rote learning), tekrar ettiğiniz ama

but don't really understand.

5:46

gerçekte anlamadığınız bilgileri ezberlemeyi içerir.

And finally, if someone is flummoxed,

5:48

Ve son olarak, eğer birinin kafası karışmışsa (flummoxed),

they're so confused that they don't know what to do.

5:50

ne yapacağını bilemeyecek kadar şaşkındır.

Once again, our six minutes are up. Kalıp ifadeler

5:54

Altı dakikamız yine doldu.

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our six minutes are up ifadesindeki are up, izin verilen veya planlanan sürenin sona erdiğini belirtir. Buradaki up, yukarı yönünü anlatmaz. Tekrar kullanılabilecek yapı, özne olarak bir zaman ifadesi + be up şeklindedir: Your ten minutes are up. Fiil özneyle uyumlu olur: Time is up, ancak Six minutes are up.

Alıştırma

Ayrılan sürenin bittiğini belirten duyuruyu are ve up ile tamamlayın: Your five minutes ____.

Cevabı göster

are up

Join us again soon for more trending topics and useful vocabulary Ton ve niyet

5:57

Daha trend olan konular ve yararlı kelimeler için yakında tekrar bize katılın

Ton ve niyet

Join us again soon for...: kapanışta yeniden katılma daveti

Bu kapanış sözünde Join us again soon for..., dinleyicileri yakın zamanda yeniden dinlemeye, izlemeye veya katılmaya davet eder. Join us mutlaka bir grubun üyesi olmak anlamına gelmez. For, dinleyicilerin bir sonraki sefer neler bekleyebileceğini tanıtır ve ardından genellikle more stories, another lesson veya live music gibi bir isim öbeği gelir. Bu kalıp hem mevcut programı bitirir hem de gelecekteki içeriğe işaret eder.

Alıştırma

join, us, again, soon ve for sözcüklerinin beşini de doğal sıralarıyla kullanarak bu podcast kapanışını tamamlayın: ____ more science stories.

Cevabı göster

Join us again soon for

here at Six Minute English.

6:01

burada Six Minute English'te.

But goodbye for now.

6:02

Ama şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:04

Hoşça kalın.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:05

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.