Mumya nasıl yapılır - Len Bloch: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Antik Mısır’daki mumyalayıcıların hassas organları çıkararak, bakteri ve enzimleri engellemek için natron kullanarak, bedeni kurutup ardından mühürleyip sararak çürümeyi nasıl yavaşlattığını açıklıyor. Mumyalar eksiksiz insan bedenleri olmasa da hastalıkları ve antik yaşama ilişkin başka kanıtları incelemeye yetecek kadar korunmuştur; anlatı, sonucu tarihî bir vergilendirme uygulamasına dayanan espriyle bağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get ahead of those — Deyimler ve mecazlı ifadeler. get ahead of ifadesinin bir tehditle kullanıldığında yalnızca fiziksel olarak öne geçmek değil, tehdit ciddi bir soruna dönüşmeden önce harekete geçmek anlamına geldiği anlaşılır. Bu önleyici anlatım riskler, teslim tarihleri, bakım işleri ve erken müdahalenin önemli olduğu başka durumlarda kullanılabilir. 2. natron isn't just any salt. — Konuşma edimbilimi ve tutum. isn't just any kalıbı, aşırı basit bir varsayımı düzeltir ve söz konusu şeyin ayırt edici özelliklerini vurgular. Görünüşte sıradan bir malzeme, kişi veya durumun neden özel biçimde ele alınması gerektiğini açıklamaya yarar. 3. they were taxed as salted fish. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı. taxed as, bir şeyin resmî olarak belirli bir kategoriye sokulup o kategoriye göre vergilendirilmesini anlatır. Böylece bazı mumyaların tuzlanmış balık olarak vergilendirilmesine ilişkin tarihî ayrıntı ve kapanışın başlangıçtaki vergi temasına dönen mizahı birlikte anlaşılır.
Bu derste
Death and taxes are famously inevitable. Deyimler
0:06Ölüm ve vergiler meşhur derecede kaçınılmazdır.
Death and taxes: kaçınılmazlığın tanıdık bir simgesi
Death and taxes, ölüm ve vergiler dışında hiçbir şeyin kesin olmadığına ilişkin iyi bilinen sözü çağrıştırır. Bu cümlede yalnızca iki şeyi adlandırmakla kalmaz; onları kaçınılması mümkün olmayan şeylerin tanıdık örnekleri olarak sunar. Bu ifade zaten böyle bir çağrışım taşıdığı için açılışa hafif mizahi bir ton katar ve dinleyiciyi ölümle bağlantılı başka bir kaçınılmaz sürece hazırlar.
Alıştırma
Death and taxes bu açılışa temel olarak ne katar?
- Ayrı ayrı ele alınacak, birbiriyle ilgisiz iki konuyu sıralar.
- Vergilerin doğrudan ölüme neden olduğunu iddia eder.
- Bir şeyin kaçınılmaz olduğunu vurgulamak için bilinen bir sözü çağrıştırır.
Cevabı göster
Bir şeyin kaçınılmaz olduğunu vurgulamak için bilinen bir sözü çağrıştırır.
But what about decomposition?: ana soruya geçiş
But what about decomposition? cümlesi, önceki ifadeyle bağlantı kurmak ve dikkati henüz ele alınmamış bir konuya yöneltmek için But what about...? yapısını kullanır. But bir karşıtlığa veya eksikliğe işaret eder, what about ise yeni konuyu tanıtır. Soru biçiminde olsa da burada konu belirleyen bir sorudur: konuşmacı yalnızca anında yanıt istemez, sonraki açıklamanın ele alacağı ana soruyu ortaya koyar.
Alıştırma
Gözden kaçmış bir konuya geçmek için But what about...? yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: We've discussed the price. ____ safety?
Cevabı göster
But what about
ancient Egyptians went to a lot of trouble to evade decomposition. Kalıp ifadeler
0:16eski Mısırlılar çürümeyi önlemek için çok uğraştılar.
As anyone who's seen a mummy knows: ortak bilgiyi öne sürmek
Bu cümlede As anyone who's seen a mummy knows, girişteki düşünceyi bu deneyime sahip kişilerin paylaştığı bir bilgi olarak sunar. Böylece dinleyiciyi ardından gelen ana ifadeyi kabul etmeye hazırlar. Buradaki as, “çünkü” ya da “-dığı zaman” değil, “bildiği gibi” anlamındadır. As anyone who... knows, + ana ifade kalıbı, bilinen arka planı önce vererek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
As anyone who... knows kalıbını tam olarak oluşturacak şekilde boşlukları doldurun: ____ has cared for a pet ____, daily routines are important.
Cevabı göster
As anyone who · knows
went to a lot of trouble to evade decomposition: büyük çaba göstermek
go to a lot of trouble to do something kalıbı, bir amaca ulaşmak için büyük çaba göstermek, zahmete katlanmak veya karmaşık adımlardan geçmek anlamına gelir. Burada geçmiş zaman biçimi went kullanılmıştır ve to evade decomposition amacı belirtir. Bu ifadede trouble, sorun çıkarmak değil, çaba veya zahmet anlamındadır. Sürecin ne kadar zahmetli olduğunu vurguladığı için simply tried to ifadesinden daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi “büyük çaba gösterdi” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Nora ____ arrange a ride for everyone.
Cevabı göster
went to a lot of trouble to
and the raw materials are used to build new ones.
0:32ve ham maddeler yeni yapılar inşa etmek için kullanılır.
Their dead cells are no longer able to renew themselves, Dilbilgisi
0:38Ölü hücreleri artık kendilerini yenileyemez,
but the enzymes keep breaking everything down. Öbek fiiller
0:41ancak enzimler her şeyi parçalamaya devam eder.
are no longer able to renew themselves: sona ermiş bir yetenek
Be no longer able to + fiilin yalın hâli, daha önce var olan bir yeteneğin veya olasılığın artık sona erdiğini belirtir. Burada no longer, able to renew themselves düşüncesinin tamamını etkiler: ölü hücreler artık bu eylemi gerçekleştiremez. Themselves, cells sözcüğüne gönderme yapar; yani hücreler başka bir şeyi değil, kendilerini yeniler. Bu yapı, önceki durumdan mevcut duruma geçiş önemli olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi no longer + able to kullanarak tamamlayın: After the damage, the bridge was ____ support heavy trucks.
Cevabı göster
no longer able to
keep breaking everything down: devam eden ayrışma
Keep + -ing, bir eylemin devam ettiğini belirtir. Break everything down ifadesindeki break something down, bir maddeyi daha küçük veya daha basit parçalara ayırmak ya da dönüştürmek anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada enzimler maddeyi ayrıştırmaya devam eder. Nesne olan everything, break ile down arasında yer alır. Bu kalıp break proteins down örneğinde olduğu gibi başka nesnelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Digestive enzymes break proteins down. Break proteins down ne anlama gelir?
- Sindirim sisteminin çalışmasını durdurmak
- Proteinlerin daha basit maddelere ayrılmasına neden olmak
- Enzimleri fiziksel olarak iki parçaya ayırmak
Cevabı göster
Proteinlerin daha basit maddelere ayrılmasına neden olmak
before the tissues began to rot.
0:49ve dokular çürümeye başlamadan önce harekete geçmesi gerekiyordu.
get ahead of those ...: sorun kontrolü ele almadan önce harekete geçmek
Burada get ahead of those, enzimler ciddi zarar vermeden önce harekete geçmek anlamına gelir. Those, daha önce sözü edilen enzimlere gönderme yapar; ardından gelen isim, get ahead of those enzymes ifadesini tamamlar. Get ahead of something burada mecazidir. Bir şeyin fiziksel olarak önüne geçmeyi değil, gelişmekte olan bir soruna karşı zamanlama veya kontrol açısından avantaj sağlamayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi get ahead of ile tamamlayın: We hired two more cashiers to ____ the holiday rush.
Cevabı göster
get ahead of
so brains were a lost cause to ancient Egyptian mummifiers, Deyimler
0:54bu nedenle beyinler antik Mısırlı mumyalayıcılar için kaybedilmiş bir vakaydı,
brains were a lost cause: beyinleri kurtarmak için gerçekçi bir umut yoktu
A lost cause, kurtarılma veya başarılı olma konusunda gerçekçi bir şansı olmadığı düşünülen kişi, şey, plan ya da çabadır. Bu cümlede nöronlar o kadar hızlı ölür ki eski Mısırlı mumyacılar beyinleri korumanın imkânsız olduğunu düşünmüştür. Bu bir deyimdir: cause burada neden anlamına gelmez. İnsanların uğruna çalışabileceği veya kurtarmaya çalışabileceği bir şeyi ifade eder; lost ise çabanın umutsuz görüldüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi a lost cause deyimiyle tamamlayın: The phone had been underwater for a week and could not be repaired, so it was ____.
Cevabı göster
a lost cause
which is why, according to Greek historian Herodotus, Anlatım akışı
0:57işte bu yüzden, Yunan tarihçi Herodot'a göre,
they started the process by hammering a spike into the skull, Dilbilgisi
1:01sürece kafatasına bir çivi çakarak başladılar,
mashing up ... flushing it out: sonuç ve yön
mashing up the brain ifadesinde mash up, bir şeyi yumuşak ve parçalanmış bir kütle hâline gelene kadar ezmek veya bastırmak demektir. up parçacığı, eylemi bu değişmiş sonuca ulaşmış olarak sunmaya yardımcı olur. flushing it out the nose ifadesinde flush something out, bir sıvı akışı kullanarak bir şeyi içeriden dışarı zorlamak demektir. it daha önceki beyin dokusuna gönderme yapar; out ise çıkarma yönünü gösterir. Nesne bir zamir olduğunda sıra flush it out olur, flush out it olmaz.
Alıştırma
Cümleyi mash up ve flush out ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın. Food waste yerine it kullanın: The machine ____ the food waste, then ____ of the chamber with water.
Cevabı göster
mashes up · flushes it out
and pouring tree resins into the skull to prevent further decomposition.
1:09ve daha fazla çürümeyi önlemek için kafatasına ağaç reçinesi döktüler.
which is why: nedeni sonuca bağlamak
Which is why, önceki düşüncenin tamamına — beynin kurtarılamaz oluşuna — geri gönderme yapar ve sonrasını bunun sonucu olarak sunar. Burada which, Herodot'a ya da tek bir isme gönderme yapmaz. Kalıp neden, which is why + sonuç şeklindedir. Böylece açıklama tek cümlede kalırken neden-sonuç bağı açıkça gösterilir.
Alıştırma
Hangi cümle yolun su altında kalmasını otobüsün gecikmesinin nedeni olarak sunuyor?
- The road was flooded, which is why the bus was late.
- The road was flooded, which is because the bus was late.
- The road was flooded although the bus was late.
Cevabı göster
The road was flooded, which is why the bus was late.
started the process by hammering a spike: start ... by + -ing ile başlama yöntemini belirtmek
Started the process by hammering a spike, sivri bir çubuğu çakmanın süreci başlatmak için kullanılan eylem olduğunu belirtir. Burada by bir zamanı değil, yöntemi veya ilk adımı gösterir. İngilizcede by edatından sonra fiilin -ing biçimi kullanılır: start the process by doing something. Aynı kalıp herhangi bir görevin, işlemin veya etkinliğin nasıl başladığını açıklayabilir.
Alıştırma
İlk adımı göstermek için cümleyi start ... by + -ing kalıbıyla tamamlayın: The team started the testing process ____ the battery.
Cevabı göster
by checking
The liver, stomach, and intestines contain digestive enzymes and bacteria,
1:20Karaciğer, mide ve bağırsaklar sindirim enzimleri ve bakteriler içerir,
upon death: resmî bir zaman tetikleyicisi
Which, digestive enzymes and bacteria ifadesine geri gönderme yapar. Araya giren upon death ifadesi bunların ne zaman harekete geçtiğini belirtir: ölüm gerçekleşince süreç başlar. Burada upon fiziksel bir konumu değil, zamansal bir tetikleyiciyi gösterir. upon + olay adı şeklindeki kısa yapı, 'o olay gerçekleştiğinde' veya 'gerçekleşir gerçekleşmez' anlamına gelir. Resmî yazıda zaman koşulunun ana eylemden önce verilmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede upon, upon death ifadesindekiyle aynı türde resmî bir zaman tetikleyicisi olarak kullanılmıştır?
- The book lay upon the desk.
- She gave a lecture upon medieval art.
- Payment is due upon delivery.
Cevabı göster
Payment is due upon delivery.
So the priests removed the lungs and abdominal organs first.
1:31Bu yüzden rahipler önce akciğerleri ve karın organlarını çıkardılar.
It was difficult to remove the lungs without damaging the heart,
1:36Kalbe zarar vermeden akciğerleri çıkarmak zordu,
but, because ..., they ...: karşıtlık içine eklenen bir neden
because yan cümlesi, but ile ana cümle olan they treated it with special care arasına yerleştirilmiştir. Daha sonra gelen bu eylemin nedenini verir: kalple ilgili inanç, onu neden dikkatle ele aldıklarını açıklar. Cümlenin ana akışını bulmak için because yan cümlesini geçici olarak çıkarın: It was difficult ..., but they treated it with special care. Araya giren yan cümle bir neden ekler; başka bir ana eylem değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki because yan cümlesi esas olarak neyi açıklıyor?
- Akciğerlerin ruhu barındırdığına neden inanıldığını
- Kalbi neden özel bir özenle ele aldıklarını
- Akciğerleri çıkarmanın neden zor olduğunu
Cevabı göster
Kalbi neden özel bir özenle ele aldıklarını
the seat of the soul: mecazi bir yer veya merkez
Burada seat, sandalye değil, bir şeyin bulunduğuna inanılan yer veya merkez anlamındadır. Bu nedenle the seat of the soul, ruhun bulunduğuna inanılan yer demektir. Cümle, kalbin böyle özel bir görevi olduğuna dair eski Mısır inancına gönderme yapar. Bu inanç, kalbe neden özel bir özen gösterildiğini açıklar.
Alıştırma
the seat of the soul ifadesinde seat ne anlama geliyor?
- birini sandalyeye oturtma eylemi
- bir şeyin bulunduğuna inanılan yer veya merkez
- belirli bir kişi için ayrılmış sandalye
Cevabı göster
bir şeyin bulunduğuna inanılan yer veya merkez
filled with a naturally occurring salt called natron.
1:47içlerini de natron adı verilen doğal yollarla oluşan bir tuzla doldurdular.
natron can prevent decay by killing bacteria
1:53natron da bakterileri öldürerek çürümeyi önleyebilir
and preventing the body's natural digestive enzymes from working. Dilbilgisi
1:56ve bedenin doğal sindirim enzimlerinin çalışmasını engelleyebilir.
Like any salt, ...: natronu ortak bir özellikle tuz olarak sınıflandırmak
Like any salt, natronun tuzlarla ilgili bir özelliği paylaştığını belirtir. Önce daha az bilinen natronu tanıdık olan tuz kategorisine yerleştirir, sonra da ortak koruyucu etkiyi açıklar. Bu karşılaştırma yalnızca ilgili özellikle sınırlıdır. Natronun her bakımdan her tür tuzla aynı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede Like any salt ne anlama geliyor?
- Natron tuzlarla bir özelliği paylaşır; ancak her tuzla aynı değildir.
- Natron her tür tuzla tamamen aynıdır.
Cevabı göster
Natron tuzlarla bir özelliği paylaşır; ancak her tuzla aynı değildir.
preventing the body's natural digestive enzymes from: prevent A from doing
Preventing the body's natural digestive enzymes from working, prevent + nesne + from + -ing yapısını izler. Nesne the body's natural digestive enzymes, working ise bunların yapması engellenen eylemi belirtir. Burada preventing, by'dan sonra gelen killing ile paraleldir; yani cümle natronun bozulmayı önlemesinin iki yolunu verir. From working, prevent yapısının bir parçasıdır; yer bildiren bir ifade değildir. Genel olarak prevent A from doing B, A'nın B yapmasını engellemek demektir. Bu yapı kurallarda, sağlık bilgilerinde ve teknik açıklamalarda da kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi access kelimesinin doğru biçimini kullanarak tamamlayın: A firewall can prevent unknown devices ____ the network.
Cevabı göster
from accessing
not just any salt: natronun özel olduğunu vurgulamak
natron isn't just any salt ifadesindeki not just any + isim yapısı, bir şeyin o grubun sıradan veya birbirinin yerine geçebilen bir üyesi olduğu düşüncesini reddeder. Natron yine bir tuz türü olarak anlatılır, ancak özel özellikleri olan bir tuzdur. Not just ile any birlikte bir düzeltme kurar: geniş kategori kabul edilir, ardından daha ayrıntılı bir ayrım gerektiği belirtilir. Buradaki But, basit bir benzetmeden önemli bir ayrıma geçişi daha da güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen not just any yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: This ____ camera; it can take clear photos underwater.
Cevabı göster
isn't just any
Alkaline salts are especially deadly to bacteria,
2:10Alkali tuzlar bakteriler için özellikle ölümcüldür,
and they can turn fatty membranes into a hard, soapy substance, Dilbilgisi
2:14ve yağlı zarları sert, sabunsu bir maddeye dönüştürebilirler,
turn fatty membranes into ...: turn A into B yapısı
Turn A into B, “A'yı B'ye dönüştürmek” anlamına gelir. Cümlede fatty membranes başlangıç malzemesi olan A, a hard, soapy substance ise sonuç olan B'dir. Into, değişimin ürettiği yeni durumu veya biçimi belirtir. Burada bir yere doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak turn A into B yapısını tamamlayın: The artist turned old jars ____ lamps.
Cevabı göster
into
thereby maintaining ...: bir eylemi sonucuna bağlamak
Burada thereby, bunun sonucunda veya bu yolla anlamına gelir. thereby maintaining the corpse's structure ifadesi, cesedin yapısının korunmasını yağlı zarların sert ve sabunsu bir maddeye dönüşmesinin sonucu olarak sunar. Bir cümlenin ardından gelen thereby + -ing fiil yapısı, önceki cümlenin doğrudan sonucunu ona bağlayabilir. Neden ile sonucu kısa ve düzenli biçimde ilişkilendirir; sonra anlamına gelmez ve bir sonraki zaman aşamasını göstermez.
Alıştırma
thereby ve reduce fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The automated check catches errors early, ____ delays.
Cevabı göster
thereby reducing
the priest stuffed the body cavity with sacks of more natron
2:25rahip vücut boşluğunu daha fazla natron dolu çuvallarla doldurdu
and washed it clean to disinfect the skin. Kalıp ifadeler
2:29ve deriyi dezenfekte etmek için temizce yıkadı.
After dealing with ...: bir süreç aşamasından sonrakine geçmek
After dealing with the internal organs, cümlenin başında kullanılan bir zaman ifadesidir. İç organları işleme aşamasını kapatır ve ana cümlede anlatımı cesedi doldurma ve yıkama aşamalarına taşır. Burada After sözcüğünden sonra -ing biçimindeki dealing gelir. dealing eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan the priest ile aynıdır. Bu bağlamda deal with, bir şey üzerinde gerekli işlemleri yapmak anlamına gelir; duygusal olarak onunla başa çıkmak anlamına gelmez.
Alıştırma
deal with ifadesinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: After ____ the customer complaints, Leo updated the policy.
Cevabı göster
dealing with
washed it clean: fiil + nesne + sonuç sıfatı
washed it clean ifadesinde clean, yıkamadan sonra it sözcüğüyle gösterilen şeyin durumunu anlatan bir sıfattır: yıkama sonucunda o şey temiz olmuştur. Yıkama işinin temiz bir biçimde yapıldığı anlamına gelmez. Kalıp fiil + nesne + sonuç sıfatı şeklindedir. Sondaki sıfat eylemin sonucunu ekler; bu yüzden washed it clean, washed it ifadesinden daha belirgindir.
Alıştırma
Cümleyi wash + it + clean yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The reusable bottle was sticky, so Leo ____ before filling it with water.
Cevabı göster
washed it clean
Then, the corpse was set in a bed of still more natron Kalıp ifadeler
2:32Ardından, ceset çok daha fazla natronun bulunduğu bir yatağa yatırıldı
for about 35 days to preserve its outer flesh.
2:37dış etini korumak için yaklaşık 35 gün boyunca bekletildi.
the corpse was set in a bed of: bir malzeme tabakasına yerleştirmeyi anlatan edilgen yapı
the corpse was set in a bed of still more natron ifadesinde was set edilgen yapıdadır ve yerleştirildi anlamına gelir. A bed of natron, cesedi destekleyen veya çevreleyen, yayılmış bir natron tabakası ya da yığınıdır; buradaki bed uyumak için kullanılan bir mobilya değildir. Aktarılabilir kalıp be set in a bed of + malzeme şeklindedir. Yerleştirilen şeyi odağa alır ve ardından onun hangi malzemenin içine yerleştirildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be set in a bed of edilgen kalıbıyla tamamlayın: To keep the young plants stable, they were ____ soft soil.
Cevabı göster
set in a bed of
By the time of its removal: tamamlanmış sonuçlar için bir son nokta belirlemek
By the time of its removal, çıkarılma anını bir son nokta olarak belirler. Ardından gelen cümlecik, değişimlerin çıkarılma anında başladığını değil, o noktadan önce zaten gerçekleştiğini özetler. Had sucked geçmişte tamamlanmışlığı gösterir. Formed da sucked ile had yardımcı fiilini paylaşır; dolayısıyla iki sonuç da o zamana kadar tamamlanmıştır. Bu yapı, önce daha sonraki bir referans noktasını belirtip ardından daha önce ulaşılan sonucu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“By the time of the final test, the sample had turned blue.” hangi zaman ilişkisini ifade eder?
- Numune yalnızca son test sırasında maviye dönüyordu.
- Numune yalnızca son testten sonra maviye döndü.
- Son testin zamanı geldiğinde numune çoktan maviye dönmüştü.
Cevabı göster
Son testin zamanı geldiğinde numune çoktan maviye dönmüştü.
didn't exactly smell good either: yumuşatılmış olumsuz bir yargı
Didn't exactly smell good ifadesinde exactly kesin bir ölçümü anlatmaz. Olumsuzlukla birlikte kullanıldığında olumsuz yargıyı yumuşatır: Konuşan kişi, kokunun kötü olduğunu kibar ya da esprili bir biçimde ima eder. Either bu yorumu önceki olumsuz ifadeye bağlar. Bütün karşıtlık, cesedin kokuşmuş olmadığını ama bunun kokusunu hoş yapmadığını anlatır.
Alıştırma
“The room wasn't filthy, but it didn't exactly smell fresh either,” cümlesinde ikinci bölüm neyi ima eder?
- Oda hoş olmayan bir şekilde kokuyordu.
- Oda yalnızca biraz temiz ve ferah kokuyordu.
- Odada hiçbir koku yoktu.
Cevabı göster
Oda hoş olmayan bir şekilde kokuyordu.
So priests poured tree resin over the body to seal it,
2:55Bu yüzden rahipler bedeni mühürlemek için üzerine ağaç reçinesi döktüler,
massaged it with a waxy mixture that included cedar oil,
3:00sedir yağı içeren mumsu bir karışımla masaj yaptılar,
Finally, they placed the mummy in a series of nested coffins, Kalıp ifadeler
3:06Son olarak mumyayı iç içe geçmiş bir dizi tabuta,
a series of nested: iç içe yerleştirilmiş birkaç şey
a series of nested coffins ifadesinde a series of, birbiriyle ilişkili birden fazla tabut olduğunu belirtir; nested ise bunların nasıl yerleştirildiğini anlatır: Her tabut kendisinden daha büyük bir tabutun içine girer. Burada nested, “kuş yuvasıyla ilgili” değil, “biri diğerinin içine yerleştirilmiş” demektir. a series of + çoğul isim kalıbı birbiriyle ilişkili birkaç şeyi anlatabilir; nested ise bunların iç içe olma ilişkisini ekler.
Alıştırma
“Birbirinin içine yerleştirilmiş birkaç kutu” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The prize was hidden inside ____ boxes.
Cevabı göster
a series of nested
So how successful were the ancient Egyptians at evading decay? Dilbilgisi
3:14Peki antik Mısırlılar çürümeyi engellemede ne kadar başarılı oldular?
How successful ... at evading decay?: başarı derecesini değerlendirmek
be successful at + isim veya -ing biçimi, birinin bir etkinliği ne kadar iyi yaptığını ya da bir çabanın ne kadar etkili olduğunu değerlendirir. at evading decay, “çürümeyi önleme konusunda” demektir; dolayısıyla soru yalnızca başarı olup olmadığını değil, başarının derecesini sorar. Bu, be ile kurulan doğrudan bir soru olduğu için were özneden önce gelir: How successful were the ancient Egyptians at ...? Başka durumlara aktarılabilen kalıp How successful was/were + özne + at + -ing? şeklindedir.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyla soruyu tamamlayın: How ____ the research team ____ reducing energy use?
Cevabı göster
successful was · at
On one hand, mummies are definitely not intact human bodies. Anlatım akışı
3:19Bir yandan, mumyalar kesinlikle sağlam insan bedenleri değildir.
their organs have been removed and salted like salami, Deyimler
3:28organları çıkarılmış ve salam gibi tuzlanmış,
salted like salami: bir işleme sürecini karşılaştırmak
and salted like salami ifadesinde salted, çıkarılan organların tuzla işlenmesini anlatırken like salami bu süreci salamın kürlenme biçimiyle karşılaştırır. Karşılaştırma, tuzla korumayı hızlı ve canlı bir biçimde gözde canlandırır. Like bir kimlik değişimini değil, benzerliği ifade eder: organlar salam veya yiyecek hâline gelmemiştir. Karşılaştırma insan kalıntılarını yiyecekle ilişkilendirdiği için biraz kara mizah da yaratır.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: “their organs have been removed and salted like salami,” ifadesinde organlar gerçek anlamda salama dönüşmüştür.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
and about half of their remaining body mass has been drained away. Öbek fiiller
3:32ve kalan vücut kütlelerinin yaklaşık yarısı boşaltılmıştır.
On one hand: değerlendirmenin bir yönünü sunmak
On one hand, dengeli bir değerlendirmenin bir yönünü sunan bir söylem belirtecidir. Burada mumyaların bozulmamış insan bedenleri olmadığını gösteren kanıtları meselenin bir yönü olarak çerçeveler. Bu ifade, ardından başka bir bakış açısının gelmesinin beklendiğini de gösterir. İkinci yön on the other hand ile ya da but veya still gibi bir geçişle sunulabilir; buradaki hand bir vücut bölümünü ifade etmez.
Alıştırma
“On one hand” bu bölümde nasıl bir işlev görür?
- Mumyanın ellerinden birinin bozulmadığını söyler.
- İşlemin nerede yapıldığını açıklar.
- Bir değerlendirmenin bir yönünü sunar ve karşıt bir bakış açısına hazırlık yapar.
Cevabı göster
Bir değerlendirmenin bir yönünü sunar ve karşıt bir bakış açısına hazırlık yapar.
has been drained away: kaynaktan pasif kayıp
has been drained away, drain away fiilinin present perfect passive biçimidir. Bir sıvının veya başka bir maddenin çıkarıldığını ve bulunduğu yeri terk ettiğini anlatır. Edilgen yapı, bunu kimin yaptığına değil, çıkarılan şeye odaklanır. Away, dışarı doğru hareketi ve bunun sonucundaki kaybı vurgular. Bu cümlede, özellikle nem olmak üzere kütlenin büyük bir bölümünün artık vücutta kalmadığını düşündürür; vurgu yalnızca boşaltma işleminin yapılmış olmasında değildir. Genel olarak drain away, suyun veya kaynakların yavaş yavaş yok olması için de kullanılabilir.
Alıştırma
Suyun bulunduğu yeri terk ettiğini göstermek için drained away kullanan cümle hangisidir?
- The water dried out in the sun.
- The water drained away through the crack.
- The empty bucket was carried inside.
Cevabı göster
The water drained away through the crack.
Still, what remains is amazingly well preserved. Anlatım akışı
3:37Yine de, geriye kalanlar şaşırtıcı derecede iyi korunmuştur.
Still, what remains is amazingly well preserved: taviz bildiren geçiş
Cümlenin başındaki Still bir taviz ve geçiş ifadesidir: olumsuz veya sınırlayıcı bir gerçeği kabul eder, ardından buna rağmen şaşırtıcı ya da önemli bir sonuç sunar. Burada konuşan kişi, kaybolan veya çıkarılan kısımdan geriye kalan kısmın durumuna geçer. What remains, isim öbeği gibi görev yapan serbest bir ilgi cümleciğidir ve “geriye kalan kısım” anlamına gelir. What remains is amazingly well preserved cümlesinde bu ifadenin tamamı öznedir; is well preserved ise geriye kalan malzemenin olağanüstü iyi durumda korunduğunu belirtir.
Alıştırma
Bir dezavantajı kabul edip ardından olumlu bir değerlendirme yapmak için cümle başı Still kullanan cümle hangisidir?
- The repair is still unfinished.
- The boat stood still by the dock.
- Still, the repair was worth the cost.
Cevabı göster
Still, the repair was worth the cost.
scientists can perform autopsies on mummies to determine their causes of death, Kelime
3:43bilim insanları ölüm nedenlerini belirlemek için mumyalar üzerinde otopsi yapabilir,
perform autopsies on mummies: resmî bir tıp eşdizimi
Perform autopsies on mummies, “mumyalara ölüm sonrası inceleme uygulamak” anlamına gelir. Perform burada bir izleyici kitlesine gösteri yapmak değil, profesyonel bir işlemi yürütmek anlamındaki resmî bir fiildir. Yapı perform an autopsy on + incelenen kişi veya beden şeklindedir. Örnekte autopsies çoğuldur; çünkü ifade genel olarak mumyalar üzerinde yapılan incelemelerden söz eder.
Alıştırma
Cümleyi perform an autopsy on yapısının geçmiş zamanı ile tamamlayın: The pathologist ____ the body before issuing the report.
Cevabı göster
performed an autopsy on
Even after thousands of years: beklenmedik bir sonucu çerçevelemek
Even after + bir zaman süresi, zaman çerçevesini cümlenin başına alır ve ardından gelen sonucun şaşırtıcı ya da beklentiye aykırı olduğunu gösterir. Burada binlerce yıl geçmiş olması normalde yararlı bir incelemeyi imkânsız gibi gösterir; ancak cümle bilim insanlarının mumyaları hâlâ inceleyebildiğini söyler. Baştaki ifade bilgiyi önce beklenti, sonra beklenmedik sonuç şeklinde düzenler. even olmasaydı after thousands of years yalnızca olayın zamanını belirtirdi; even ise “bu kadar uzun zaman geçmiş olmasına rağmen” vurgusunu ekler.
Alıştırma
Uzun zaman aralığını şaşırtıcı göstermek için Even after yapısını kullanın: ____ five years, the battery still held a charge.
Cevabı göster
Even after
For example, it seems that air pollution was a serious problem in ancient Egypt, Ton ve niyet
3:55Örneğin, antik Mısır'da hava kirliliğinin ciddi bir sorun olduğu görülüyor,
probably because of indoor fires used to bake bread. Dilbilgisi
4:01muhtemelen ekmek pişirmek için kapalı alanlarda yakılan ateşler yüzünden.
it seems that: temkinli bir çıkarım belirtmek
it seems that + yan cümle yapısı, ardından gelen iddiayı işaretlere veya kanıtlara dayanan bir sonuç olarak sunar, ancak belirsizliğe de pay bırakır. Burada antik Mısır'daki hava kirliliğiyle ilgili iddiayı tamamen kanıtlanmış bir gerçek değil, bir çıkarım olarak gösterir. Bu tür temkinli anlatıma hedging denir. Bu, “dayanaksız bir tahmin” anlamına gelmez; kanıtların ne ölçüde sonuç çıkarmaya izin verdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle kanıta dayalı bir sonucu temkinli biçimde sunar?
- The road is certainly safe in every situation.
- It seems that the road is becoming safer.
- There is no information about road safety.
Cevabı göster
It seems that the road is becoming safer.
indoor fires used to bake: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
indoor fires used to bake bread ifadesinde used to bake bread, indoor fires adını niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: indoor fires that were used to bake bread. Fires sözcüğü kullanma eylemine maruz kalır; bu nedenle used, were used anlamındadır. to bake bread ise amacı belirtir. Bu yapı, geçmişteki bir alışkanlığı anlatan used to + fiilin yalın hâli yapısından farklıdır.
Alıştırma
The museum displayed tools used to carve stone. cümlesinde used to carve stone ifadesinin doğru açıklaması hangisidir?
- taş oymak için kullanılan
- geçmişte düzenli olarak taş oyan
Cevabı göster
taş oymak için kullanılan
Cardiovascular disease was also common, as was tuberculosis. Dilbilgisi
4:05Tüberküloz gibi kardiyovasküler hastalıklar da yaygındı.
as was tuberculosis: resmî devrik ve eksiltili yapı
“as was tuberculosis” ifadesinde as, “aynı durum … için de geçerliydi” anlamına gelir; “çünkü” veya “... olduğunda” anlamında değildir. Cümlenin eksiksiz biçimi “tuberculosis was also common” olur. Kısaltılmış yan cümlede was, tuberculosis öznesinden önce gelir ve ortak tamamlayıcı common söylenmez. Bu devrik ve eksiltili yapı, paralel gerçekleri tekrara düşmeden bağlar: “X was Y, as was Z”.
Alıştırma
common sözcüğünü tekrarlamamak için resmî devrik yapıyı kullanın: Fatigue was common, ____ fever.
Cevabı göster
as was
So ancient Egyptians were somewhat successful in evading decay.
4:11Yani antik Mısırlılar çürümeyi engellemede bir nebze başarılı olmuşlardır.
Still, like death, taxes are inevitable. Anlatım akışı
4:16Yine de, ölüm gibi vergiler de kaçınılmazdır.
Still, like death, taxes are inevitable: açılışa dönen bir kapanış göndermesi
Kapanış, başlangıçta söylenen “death and taxes are inevitable” sözünü yeniden hatırlatır. Eski Mısırlıların çürümeyi kısmen önlemesinden söz ettikten sonra vergilere geri dönen konuşmacı, bilimsel sonucu bir şakaya dönüştürür; vergilendirme hakkında yeni bir konu başlatmaz. Bu tekniğe callback denir: Daha sonraki bir cümle, önceki bir ifadeyi veya düşünceyi bilinçli olarak geri getirir. Dinleyicinin sonu başlangıçla ilişkilendirmesine yardımcı olur ve konuşmaya tamamlanmışlık hissi verir.
Alıştırma
Son cümlenin konuşmadaki temel işlevi nedir?
- Ölüm ve vergiler hakkındaki başlangıç sözünü yeniden hatırlatıp mizahi bir kapanış yapmak
- Vergi hukukunu ayrıntılı biçimde açıklamaya başlamak
- Antik ve modern toplumların vergi oranlarını karşılaştırmak
Cevabı göster
Ölüm ve vergiler hakkındaki başlangıç sözünü yeniden hatırlatıp mizahi bir kapanış yapmak
taxed as salted fish: vergi açısından “tuzlanmış balık” sınıfı
Edilgen be taxed as + category yapısı, vergi sisteminin bir şeyi belirli bir kategoriye koyup buna göre vergi alması anlamına gelir. Burada they mumyaları belirtir; salted fish ise taşıma sırasında uygulanan vergi kategorisinin adıdır. Mumyaların gerçekten yiyeceğe dönüştüğü anlamına gelmez. Bu beklenmedik sınıflandırma, mumyaları hem taxes hem de salted fish ile ilişkilendirerek cümlenin şaşırtıcı sonunu oluşturur. Başka durumlara aktarılabilecek nokta şudur: be taxed as, nesnenin gerçek kimliğini değil, vergilendirmede kullanılan kategoriyi gösterir.
Alıştırma
they were taxed as salted fish ifadesi ne anlama gelir?
- Vergilendirme amacıyla “tuzlanmış balık” kategorisine konuldular.
- Taşınmadan önce tuzlanmış balığa dönüştürüldüler.
- Tuzlanmış balık taşıdıkları için vergilendirildiler.
Cevabı göster
Vergilendirme amacıyla “tuzlanmış balık” kategorisine konuldular.