Pamuk Ağacı Tohumlarını Pirolize Ederseniz Ne Olur?: İngilizce çalışma notları

TKOR

Öğrenme zorluğu
727 kelime 279 kel/dk

Video özeti: Anlatıcı, pamuğa benzeyen tohumları oksijensiz ısıtıyor ve kömürü sıkıştırmalı ateş başlatıcıyla deneyip kavı tutuşturuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “whether or not” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu ikilinin, deneyin mümkün olup olmadığını değerlendirirken cümleye dolaylı soru eklemesini anlayın. 2. “proof of concept.” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir fikrin çalıştığını gösteren küçük deneyi anlatan teknik terimdir; gelişmiş veya güvenilir yöntemi kanıtlamaz. 3. “at its own pace.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Sürecin doğal hızında gelişmesine izin vermeyi anlatır; burada hareket değil, kavın sabırla yanması kastedilir.

Bu derste

Hey, it's a beautiful day in May

0:00

Hey, Mayıs ayında güzel bir gün

and this tree right here is shedding these seeds everywhere Kelime

0:01

ve buradaki bu ağaç bu tohumları her yere döküyor

that look a lot like cotton balls. Kalıp ifadeler

0:04

bunlar pamuk toplarına çok benziyor.

Kelime

shedding these seeds: doğal dökülmeyi anlatan shed fiili

Buradaki shedding, shed fiilinin -ing biçimidir. Ağacın tohumlarını doğal olarak saldığı veya düşürdüğü anlamına gelir. shed + nesne yapısında, düşüp ayrılan şey nesne olur: shed seeds, leaves, fur veya skin. Bu fiil, kaybı çoğunlukla kasıtlı bir eylem olarak değil, doğal bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi shed fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The pine tree is ____ its old needles naturally.

Cevabı göster

shedding

Kalıp ifadeler

look a lot like: görünüş olarak çok benzemek

Look a lot like, “görünüş olarak çok benzemek” demektir. Bu cümlede tohumlar pamuk toplarına benziyor; look, gözlerle bakma eylemini değil, nasıl göründüklerini anlatır. Kalıp, özne + look + a lot + like + isim veya zamir şeklindedir. A lot, look like ifadesindeki benzerlik derecesini güçlendirir; iki şey çok benzerdir, ancak mutlaka aynı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle iki nesnenin görünüş olarak çok benzediğini doğal biçimde anlatır?

  1. The toy spaceship looks a lot like the one in the movie.
  2. The toy spaceship looks at the one in the movie a lot.
  3. The toy spaceship very looks like the one in the movie.
Cevabı göster

The toy spaceship looks a lot like the one in the movie.

Now, it's not technically cotton, Ton ve niyet

0:06

Teknik olarak pamuk değil,

but it's very light and fluffy the same way.

0:07

ama aynı şekilde çok hafif ve pofuduk.

Ton ve niyet

not technically cotton: genel bir etiketi kesin tanımla düzeltmek

Burada technically, “kesin tanıma veya sınıflandırmaya göre” demektir. Malzemenin teknolojik açıdan karmaşık olduğu anlamına gelmez. not technically cotton ifadesinde iddianın kapsamı daraltılır: malzeme hafif ve kabarık olduğu için pamuğa benzer, ancak doğru sınıfı pamuk değildir. technically ile günlük ve yararlı bir benzetmeyi daha kesin bir addan ayırabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümlede zarf, bir olguyu düzeltmek veya mecaz dışı anlamı belirtmek yerine kesin bir sınıflandırmayı gösteriyor?

  1. The dolphin is literally beside the boat, not just shown on a map.
  2. The dolphin is technically a mammal, even though it lives in the ocean.
  3. The dolphin is actually following the boat, not swimming away.
Cevabı göster

The dolphin is technically a mammal, even though it lives in the ocean.

And if you look on the ground here,

0:09

Ve buradaki yere bakarsanız,

you can see they are pretty much everywhere. Kalıp ifadeler

0:11

neredeyse her yerde olduklarını görebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

pretty much everywhere: konuşma dilinde neredeyse tüm kapsamı belirten ifade

Pretty much, “neredeyse” veya “hemen hemen” anlamına gelen konuşma diline özgü bir derece ifadesidir. Buradaki pretty, “güzel” demek değildir. everywhere önünde kullanıldığında geniş kapsamlı iddiayı daha az kesin yapar: her noktanın tek tek incelendiğini söylemeden, ilgili yerlerin neredeyse tamamında bulunduklarını belirtir. pretty much + bütünlük veya tamamlanma bildiren ifade kalıbı doğal yaklaşık değerlendirmeler için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ‘neredeyse bütün yerlerde’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamla: Charging outlets are ____ in this airport.

Cevabı göster

pretty much everywhere

Now, you can see as you add the seeds together,

0:14

Şimdi, tohumları birbirine ekledikçe,

it makes a nice big ball of fluff.

0:15

büyük güzel bir tüy yumağı oluşturduğunu görebilirsiniz.

It's very soft,

0:17

Çok yumuşak,

very light and fluffy.

0:18

çok hafif ve pofuduk.

Let's see,

0:19

Bakalım,

it's very easy to tear.

0:20

yırtılması çok kolay.

This stuff should make some pretty good tinder. Kelime

0:22

Bu şeyden oldukça iyi bir kav yapılabilir.

Kelime

tinder: ilk kıvılcımı alan tutuşturmalık

Bu cümlede tinder, ateş yakmak için kullanılan çok kuru ve kolay tutuşan malzeme demektir. Bir kıvılcım veya küçücük bir alev, daha büyük yakıtlar yanmaya başlamadan önce bu malzemeyi tutuşturabilir. Tinder, ateş yakmanın ilk aşamasında kullanılır; yakıtın tamamını ifade etmez. Burada bu malzemenin söz konusu görevi yerine getirip getiremeyeceği değerlendiriliyor. Küçük harfle yazılan tinder ortak adı, flört uygulamasının adı olan Tinder değildir.

Alıştırma

Hangi malzeme tinder tanımına en uygun örnektir?

  1. Ateşi uzun süre devam ettirmek için kullanılan büyük kütükler
  2. Bir kıvılcımla kolayca tutuşan kuru ot
  3. İlk alev başladıktan sonra eklenen küçük dallar
Cevabı göster

Bir kıvılcımla kolayca tutuşan kuru ot

Let's add it to our batch.

0:23

Onu partimize ekleyelim.

Now, of course,

0:26

Şimdi, elbette,

the first thing that comes to my mind is whether or not Notlar

0:26

aklıma gelen ilk şey, bunlardan biraz derme çatma

we could use these to make some of that improvised charcloth.

0:28

kömürleşmiş bez yapmak için kullanıp kullanamayacağımızdır.

Deyimler

comes to my mind: bir fikir aklımda belirir

Bir şey comes to mind olduğunda, düşüncelerinizde belirir veya onu aniden düşünürsünüz. Cümlede the first thing ortaya çıkan fikirdir; my mind ise bu fikrin kimin aklına geldiğini gösterir. Yapı, fikir + come(s) to + someone's mind biçimindedir. Dikkatlice geliştirilmiş bir sonuçtan çok ilk çağrışımı, tepkiyi veya olası bir planı tanıtmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: When I see that old photo, our first trip together ____.

Cevabı göster

comes to mind

Dilbilgisi

Açık bir evet-hayır sorusu için whether or not

Whether or not, iki olası cevabı olan dolaylı bir soru başlatır: evet, bunları kullanabiliriz ya da hayır, kullanamayız. Or not ikinci bir soru oluşturmaz; olumsuz olasılığı açıkça belirtir. Burada whether yan cümleciği is'ten sonra gelir ve konuşanın aklına ilk gelen düşüncenin ne olduğunu açıklar. Could, öneriyi kesin bir yargıdan çok araştırılan bir olasılık gibi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hem olumlu hem de olumsuz olasılığı açıkça içeren ifadeyle tamamlayın: The team is discussing ____ to delay the trip.

Cevabı göster

whether or not

I used cotton balls for in a previous project.

0:30

Önceki bir projede bunun için pamuk topları kullanmıştım.

So, let's go fill up a tuna can full of this stuff

0:32

Öyleyse, bir ton balığı kutusunu bu şeyle dolduralım

and put it on the burner

0:34

ve onu ocağa koyalım

and see if we can make some improvised fire starter.

0:35

ve derme çatma bir ateş başlatıcı yapıp yapamayacağımızı görelim.

So, I got quite a bit of this fluffy stuff. Kalıp ifadeler

0:38

Böylece, bu pofuduk şeyden epey bir miktar aldım.

Kalıp ifadeler

Oldukça büyük bir miktar için quite a bit of

Quite a bit of, samimiden nötr kullanıma uzanan ve bir şeyin az değil, oldukça büyük miktarını belirten bir miktar ifadesidir. Burada tam olarak ölçülmemiş kabarık malzeme miktarını anlatır. Arkasından sayılamayan ya da bir kütle olarak ele alınan bir isim gelir; quite a bit of time, work veya fabric gibi.

Alıştırma

Cümleyi oldukça büyük bir miktar anlamıyla en iyi hangi ifade tamamlar? We still have ___ time before the doors open.

  1. quite a few
  2. quite a bit of
  3. a bit of
Cevabı göster

quite a bit of

I also got a tuna can.

0:40

Bir de ton balığı kutusu aldım.

You can see I poked a hole in the bottom there.

0:41

Oraya tabanına bir delik açtığımı görebilirsiniz.

And if we shove all that down in there

0:43

Ve eğer tüm bunları oraya tıkarsak

and put the lid back on top, Öbek fiiller

0:45

ve kapağı tekrar üstüne koyarsak,

Öbek fiiller

put the lid back on: bir nesneyi yerine geri koymak

Bu cümlede put the lid back on, “kapağı kabı örttüğü önceki konumuna geri koymak” anlamına gelir. Back önceki konuma dönüşü, on ise kapağın yeniden kabın üzerinde durduğunu veya kaba takıldığını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp put + nesne + back on şeklindedir. put the lid back on örneğinde olduğu gibi isim olan nesne put ile back on arasına gelebilir. Burada sonraki top sözcüğü, ek yer ifadesi olan on top yapısını tamamlar; temel kalıbın parçası değildir.

Alıştırma

Yönergeyi vurgulanan kalıbın sözcüklerini aynen kullanarak tamamlayın: After adding the pasta, ____ the pot.

Cevabı göster

put the lid back on

makes a pretty tight seal. Kalıp ifadeler

0:46

oldukça sıkı bir sızdırmazlık sağlar.

Kalıp ifadeler

tight seal: sıkı oturan bir sızdırmazlık bariyeri

tight seal ifadesinde tight, parçaların birbirine sıkıca oturduğunu ve hava ya da sıvının geçebileceği çok az boşluk bulunduğunu anlatır. Seal burada iki yüzeyin birleştiği yerde oluşan kapalı bariyer veya sızdırmazlık durumudur; hayvan olan “fok” anlamında değildir. a tight seal, sızıntıyı büyük ölçüde sınırlayan bir kapatmayı kısa ve doğal biçimde anlatır. Havanın kesinlikle hiç geçemeyeceği yönünde mutlak bir iddia içermez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan eşdizimle tamamlayın: Press the cap down firmly to create a ____.

Cevabı göster

tight seal

And now we can set that upright on a fire,

0:48

Ve şimdi bunu bir ateşin,

a flame, a stove,

0:50

alevin, sobanın,

whatever you want as long as there's quite a bit of heat. Dilbilgisi

0:51

epey bir ısı olduğu sürece istediğiniz herhangi bir şeyin üzerinde dik olarak ayarlayabiliriz.

Dilbilgisi

Asgari bir koşul belirten as long as

Burada as long as, “şu koşulla” veya “bu koşul karşılandığı sürece” anlamına gelir. Isı kaynağı ateş, alev, ocak ya da başka bir şey olabilir; tek şart, yeterince fazla ısı sağlamasıdır. Bu kalıp genellikle özgürlük veya izin veren bir ifadenin ardından gelir ve sonra bu özgürlüğü sınırlayan asgari koşulu belirtir: You may choose X as long as Y.

Alıştırma

Hangi cümlede as long as süreyi değil, bir koşulu ifade eder?

  1. You can use my laptop as long as you handle it carefully.
  2. We stayed outside as long as the sunlight lasted.
Cevabı göster

You can use my laptop as long as you handle it carefully.

We want to cook this thing without letting oxygen get in. Dilbilgisi

0:53

İçeri oksijen girmesine izin vermeden bunu pişirmek istiyoruz.

Dilbilgisi

without letting ... get in yapısı

Without, ana eylem gerçekleşirken başka bir şeyin gerçekleşmediğini belirtir. Without bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: without letting kullanılır, without let kullanılmaz. Letting oxygen get in içinde ikinci bir kalıp vardır: let + nesne + fiilin yalın hâli. Oxygen nesnedir ve get fiilin yalın hâlidir; bu yüzden to kullanılmaz. Burada get in, “içeri girmek” demektir.

Alıştırma

Yönergeyi without, let, rain ve get in kullanarak tamamlayın; let sözcüğünü gerekli biçime dönüştürün: Carry the open box under cover ____.

Cevabı göster

without letting rain get in

Now, when you go to cook charcloth that's as light and fluffy as

0:55

Şimdi, pamuk türü bu malzeme kadar

uh this cotton type of stuff,

0:58

hafif ve pofuduk olan kömürleşmiş bezi pişirmeye gittiğinizde,

you want to make sure that no air can get in there. Kalıp ifadeler

1:00

oraya hiç hava giremeyeceğinden emin olmak istersiniz.

Kalıp ifadeler

Gerekli bir sonuç için make sure that + yan cümle

Make sure that + yan cümle, belirtilen koşulun doğru olduğunu kontrol etmek ve gerekirse koşulun gerçekleşmesi için harekete geçmek demektir. Buradaki gerekli koşul, içeri hava girememesidir; konuşan kişi yalnızca hava girip girmediğinin gözlemlenmesini istemiyor. Bu kalıp talimatlarda, güvenlik kontrollerinde ve hazırlık adımlarında yaygındır. Konuşma dilinde that bazen atılabilir, ancak kullanıldığında güvence altına alınması gereken koşulu açıkça tanıtır.

Alıştırma

Talimatı dersteki üç kelimelik hedef kalıpla tamamlayın: Before starting the machine, ____ the guard is locked in place.

Cevabı göster

make sure that

And this will pop open under pressure. Öbek fiiller

1:01

Ve bu, basınç altında patlayarak açılacaktır.

Öbek fiiller

Ani bir açılma için pop open

Pop open, genellikle basınç, yay veya başka bir kuvvet serbest kaldığında aniden açılmak demektir. Pop, harekete hızlı ve ani bir nitelik katar ve küçük bir patlama sesi düşündürebilir; open tek başına yalnızca açık duruma geçişi belirtir. Bu cümlede this, değişime uğrayan nesnedir. Under pressure nedenini verir: basınç, nesne aniden açılana kadar birikebilir.

Alıştırma

Basıncın serbest kalmasıyla oluşan ani bir açılma için pop open ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The window stayed open during the meeting.
  2. The lid popped open when pressure built up inside the jar.
  3. The door opened slowly as he pushed it.
Cevabı göster

The lid popped open when pressure built up inside the jar.

So, I'm just using like a rock to set on top there.

1:04

Bu yüzden, üstüne koymak için sadece bir kaya gibi bir şey kullanıyorum.

And it's really important not to overcook this. Dilbilgisi

1:07

Ve bunu aşırı pişirmemek gerçekten önemlidir.

Dilbilgisi

it's really important not to + fiil

it's really important not to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemden kaçınmanın çok önemli olduğunu anlatır. Burada not, not to overcook mastar yapısına aittir; yani talimat, aşırı ısıtmaktan kaçınmaktır. Bunu It isn't really important to overcook ile karıştırmayın. not bu konumda important sözcüğünü olumsuz yapar ve eylemin önemli olmadığını söyler.

Alıştırma

Güvenlik uyarısını it's really important not to + fiil yapısıyla tamamlayın: “____ touch the hot surface.”

Cevabı göster

It's really important not to

We want to just heat it up until it makes the flame.

1:09

Sadece alev çıkarana kadar ısıtmak istiyoruz.

And when that flame goes down out of the top,

1:11

Ve o alev tepeden aşağı indiğinde,

we want to stop.

1:13

durmak istiyoruz.

If we go any further than that, Dilbilgisi

1:14

Eğer ondan daha ileri gidersek,

our charcloth is not going to work.

1:15

kömürleşmiş bezimiz işe yaramayacaktır.

Dilbilgisi

If we go any further than that, ...: sınırı aşmak

if yan cümlesindeki any further than that, az önce belirtilen sınırın çok az bile ötesine geçmek demektir. that, bilinen bir durma noktasına gönderme yapar; further ise yalnızca fiziksel mesafeyi değil, bir süreçteki ilerlemeyi veya dereceyi de anlatabilir. if yan cümlesi sınırı belirler; ana cümle ise bu sınırı aşmanın sonucunu verir. Bu yapı, sınırı geçerek devam etmenin bir soruna yol açacağı konusunda uyarır.

Alıştırma

“If we go any further than that, the trail becomes unsafe,” cümlesinde any further than that ne anlama gelir?

  1. Tam olarak belirtilen sınıra kadar
  2. Belirtilen sınırın çok az bile ötesi
  3. Başlangıç noktasına doğru geri
Cevabı göster

Belirtilen sınırın çok az bile ötesi

There it goes.

1:31

İşte başlıyor.

We're done.

1:31

İşimiz bitti.

Now, we just need to plug that hole with something Kalıp ifadeler

1:34

Şimdi, o deliği içeri hiç hava girmediğinden emin olmak için

to make sure that no air gets in there.

1:36

bir şeyle tıkamamız gerekiyor.

Kalıp ifadeler

plug that hole with something: tıkama malzemesini with ile belirtmek

Burada plug, “bir açıklığı tıkamak veya kapatmak” anlamında bir fiildir. plug that hole with something yapısında that hole tıkanan açıklıktır; with ise tıkamak için kullanılan nesneyi veya malzemeyi belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp plug + açıklık + with + tıkama malzemesi şeklindedir. Açıklık plug fiilinden, malzeme ise with sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Tıkama malzemesini belirten edatla plug kalıbını tamamlayın: To keep cold air out, Maya plugged the gap ____ foam.

Cevabı göster

with

Something like that.

1:38

Bunun gibi bir şey.

And let it cool down.

1:40

Ve soğumasını bekliyoruz.

All right, it's actually only been about 2 minutes here, Dilbilgisi

1:41

Pekala, aslında burada sadece yaklaşık 2 dakika geçti,

Dilbilgisi

it's actually only been about 2 minutes: şu ana kadar geçen süre

it's been about 2 minutes ifadesinde it, zaman bildiren kişisiz bir öznedir ve 's, has anlamına gelir. Present perfect yapısındaki has been, bağlamdan anlaşılan bir başlangıç noktasından şu ana kadar yaklaşık iki dakika geçtiğini anlatır; been burada “bir yeri ziyaret etmiş olmak” anlamında değildir. Actually bir düzeltmeyi veya biraz şaşırtıcı bir gerçeği belirtir, only sürenin beklenenden kısa olduğunu vurgular, about ise sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Tekrar kullanılabilen kalıp It's been + süre şeklindedir; ardından isteğe bağlı olarak since + başlangıç olayı gelebilir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. It's sözcüğünün ardından been gelip gelmediğine odaklanın.

  1. It's about two minutes.
  2. It was about two minutes.
  3. It's been about two minutes.
Cevabı göster

It's been about two minutes.

but I'm just going to show you what would happen if we open this up. Notlar

1:43

ama bunu açarsak ne olacağını size sadece göstermek istiyorum.

Dilbilgisi

… olursa ne olurdu?

“What would happen if ...?” bir koşulun sonucunu zihinde canlandırmak için kullanılır. Burada “would”, sonucun eylem denenmeden önce düşünüldüğünü gösterir. “if” yan cümlesinde “would” değil, geniş zaman biçimi “we open” kullanılır. Koşul hâlâ mümkündür ve yakında gerçekleşebilir; bu yüzden durum mutlaka gerçek dışı ya da imkânsız değildir.

Alıştırma

Olası bir değişikliği denemek üzeresiniz. Hayal edilen sonucu en doğal biçimde soran cümle hangisidir?

  1. What happened if we add more water?
  2. What would happen if we would add more water?
  3. What would happen if we add more water?
Cevabı göster

What would happen if we add more water?

Öbek fiiller

İçini görmek için bunu açmak

“Open this up”, kapalı ya da mühürlü bir şeyi içindekilere ulaşmak veya içini incelemek için açmak anlamına gelir. “Up” parçacığı daha tam erişim sağlama anlamı katar; yukarı doğru hareketi anlatmaz. “Open ... up” ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse fiille parçacığın arasına gelmelidir: “open this up” veya “open it up”. “This” tek başına nesne olduğunda “open up this” denmez.

Alıştırma

Cümleyi “it” zamiriyle birlikte “open ... up” kullanarak tamamlayın: Before we repair the radio, let's ____.

Cevabı göster

open it up

There we go.

1:47

İşte başlıyoruz.

Oh.

1:50

Oh.

There, you see this one's undercooked. Kelime

1:51

İşte, görüyorsunuz bu az pişmiş.

This got really nicely charred,

1:52

Bu gerçekten güzelce kömürleşmiş,

but this other side is only half-cooked.

1:54

ama diğer tarafı sadece yarı pişmiş.

Kelime

Undercooked ile half-cooked arasındaki fark

Undercooked, bir yiyeceğin gerekenden az pişirildiğini ve hedeflenen pişme düzeyine ulaşmadığını belirtir. under- ön eki, gerekli düzeyin altında olmayı gösterir. Half-cooked, yiyeceğin ya da pişirme sürecinin yalnızca bir bölümü tamamlandığı için kısmen pişmiş olmayı belirtir. half- ön eki kısmi tamamlanmayı vurgular. Bu cümlede bir taraf güzelce kömürleşmişken diğer tarafın pişmesi henüz tamamlanmamıştır.

Alıştırma

Bir biftek eşit şekilde pişmiş, ancak müşterinin istediğinden daha az pişmiştir. Hangi seçenek onu en doğru biçimde açıklar?

  1. undercooked — istenen pişme düzeyinin altında
  2. half-cooked — bifteğin tam olarak yarısı pişmiş
  3. raw — hiç pişirilmemiş
Cevabı göster

undercooked — istenen pişme düzeyinin altında

But, I'm going to take a piece off here off the top

1:56

Ancak, buradan üstten bir parça alacağım

and we're going to see if that'll work as a proof of concept. Kelime

1:58

ve bunun bir kavram kanıtı olarak işe yarayıp yaramayacağını göreceğiz.

Kelime

Proof of concept: temel uygulanabilirliği sınama

Proof of concept, temel fikrin çalışıp çalışamayacağını gösteren küçük ve erken aşamalı bir testtir. work as a proof of concept ifadesinde test, temel uygulanabilirliğin kanıtı olarak kullanılmaktadır. Bu ifade yöntemin tamamlandığını, büyük ölçekte güvenilir olduğunu veya kullanıcılar için hazır olduğunu öne sürmez. Fikrin çalışıp çalışamayacağını yanıtlar; nihai çözümün hazır olup olmadığını değil.

Alıştırma

Hangi açıklama proof of concept ifadesine en uygun düşer?

  1. Gerçek kullanıcılar veya işlemlerle yapılan sınırlı bir gerçek dünya denemesi
  2. Temel fikrin çalışıp çalışamayacağını belirleyen erken bir test
  3. Esas olarak tasarımı ve kullanıcı deneyimini incelemek için kullanılan bir model
Cevabı göster

Temel fikrin çalışıp çalışamayacağını belirleyen erken bir test

Now, let's see how many of you guys remember what this thing is.

2:01

Şimdi, bunun ne olduğunu kaçınızın hatırladığına bakalım.

This is one of the earliest projects I did.

2:04

Bu yaptığım en erken projelerden biriydi.

It was my 14th project video

2:05

Bu 14. proje videomdu

and I made it transparent

2:07

ve onu şeffaf yaptım

so we could actually see compression starting in action.

2:09

böylece sıkıştırmanın eylem halinde başladığını gerçekten görebilecektik.

And it worked with cotton balls.

2:11

Ve pamuk topları ile çalıştı.

So, I'm really curious to see how it's going to work with this improvised char Kalıp ifadeler

2:13

Bu yüzden, bu pamuk tohumundan yaptığımız bu derme çatma kömürle

that we made from this cotton seed.

2:15

nasıl çalışacağını görmek için gerçekten meraklıyım.

Kalıp ifadeler

curious to see how + dolaylı soru

Curious to see how, ileride hangi süreç veya sonucun ortaya çıkacağını gözlemleyip öğrenmeye duyulan ilgiyi anlatır. Buradaki see yalnızca gözle bakmak değil, gözlemleyerek öğrenmek demektir. How, see sonrasında dolaylı bir soru başlatır; bu yüzden düz cümle dizilişi kullanılır: how it's going to work denir, how is it going to work denmez.

Alıştırma

Gelecekteki bir sonucu gözlemlemeye duyulan ilgiyi doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. I'm curious to see how does the new battery perform.
  2. I'm curious to see how the new battery performs.
  3. I'm curious see how the new battery performs.
Cevabı göster

I'm curious to see how the new battery performs.

Now, all we need to do is just Dilbilgisi

2:17

Şimdi, tek yapmamız gereken

load the tip with a little bit of our char. Kalıp ifadeler

2:18

ucuna kömürümüzden biraz yüklemek.

Dilbilgisi

all we need to do is + fiilin yalın hâli

All we need to do is + fiilin yalın hâli, bir süreci geriye kalan tek gerekli eyleme indirger. Buradaki all yalnızca yapılması gereken şey anlamındadır; bu nedenle kalıp, görevi basit ve yönetilebilir gösterebilir. Bu cümlede do, is sonrasındaki eylemle karşılık bulur; bu yüzden load yalın hâlde kullanılır: all we need to do is load. Bu yaygın kalıpta is sonrasına otomatik olarak to eklemeyin.

Alıştırma

Cümleyi all ... do is yapısıyla tamamlayın: The bags are packed. ____ check the tickets.

Cevabı göster

All we need to do is

Kalıp ifadeler

load the tip with...: load A with B kalıbı

Burada load, bir şeyi kullanıma hazır hâle getirmek için içine ya da üzerine malzeme koymak demektir. Malzemeyi alan nesne load'dan hemen sonra gelir: the tip. Eklenen malzeme with ile belirtilir: a little bit of our char. Yeniden kullanılabilen kalıp load A with B şeklindedir; A malzemeyi alan yer veya nesne, B ise eklenen malzemedir.

Alıştırma

Bir kaleme mürekkep koymak istiyorsunuz. Hangi cümle load A with B kalıbını doğru kullanır?

  1. Load the ink with the pen before writing.
  2. Load the pen with ink before writing.
  3. Load with ink the pen before writing.
Cevabı göster

Load the pen with ink before writing.

You see that claw grabs everything in there pretty nicely.

2:20

O pençenin oradaki her şeyi oldukça güzel kavradığını görüyorsunuz.

Once that's all nestled and set,

2:23

Hepsi yerleşip ayarlandıktan sonra,

we can go ahead and give it a nice big whack. Notlar

2:24

devam edip ona güzel, büyük bir vuruş yapabiliriz.

Ton ve niyet

go ahead and: sonraki eyleme geçmek

Bu cümlede go ahead and, hazırlık tamamlandıktan sonraki eylemi tanıtır: give it a nice big whack. Yaklaşık olarak "şimdi bunu yapmaya geçmek" demektir; "ileri doğru hareket etmek" anlamına gelmez. Bu ifade, sözlü talimatların hazırlıktan eyleme doğal biçimde geçmesini sağlar. go ahead başka bağlamlarda izin de verebilir, ancak burada konuşmacı sırada ne yapılabileceğini anlatıyor.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz seçeneği seçin. ahead kelimesinden sonraki kısa ve vurgusuz sözcüğe odaklanın.

  1. We can go ahead and start the test.
  2. We can go ahead, then start the test.
  3. We can go ahead with the test.
Cevabı göster

We can go ahead and start the test.

Kalıp ifadeler

give it a nice big whack: sağlam bir darbe vurmak

Bu cümlede give + nesne + a whack, nesneye bir kez sertçe vurmak demektir. Give hafif fiil işlevindedir; temel eylem anlamını whack ismi taşır. Yapı, give it a push ve give it a pull ile aynıdır. Nice big eylemin şiddetini artırır. Tek ve sağlam bir vuruşu teşvik eder; nice burada nazikliği değil, vuruşun uygun veya etkili olmasını anlatır.

Alıştırma

Sıkışmış metal bir kapak açılmıyor ve siz de ona lastik tokmakla bir kez vurmaya karar veriyorsunuz. Eylemi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Have a whack at it.
  2. Give it a nice big shake.
  3. Give it a nice big whack.
Cevabı göster

Give it a nice big whack.

Here we go.

2:26

İşte başlıyoruz.

If we did it right,

2:29

Eğer doğru yaptıysak,

we should have got a little flash.

2:29

küçük bir parlama almış olmalıydık.

And of course,

2:38

Ve tabii ki,

once you get your tinder smoking, Dilbilgisi

2:38

kavınız duman çıkarmaya başladığında,

you can put it in a bundle,

2:40

onu bir demetin içine koyabilir,

give it a little blow.

2:41

ona hafifçe üfleyebilirsiniz.

Dilbilgisi

get your tinder smoking: kavı tüter duruma getirmek

Get + nesne + -ing, nesnenin etkin ve devam eden bir duruma girmesini sağlamak demektir. get your tinder smoking ifadesinde your tinder nesnedir; smoking ise nesnenin yeni durumunu anlatan -ing tümlecidir. Burada smoking, duman çıkarmak veya alevsiz biçimde için için yanmak anlamındadır. Kavda süreç başlamıştır, ancak ifade açık bir alevin zaten oluştuğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle motoru artık devamlı çalışan bir durumda olarak en iyi biçimde sunar?

  1. I finally got the engine running.
  2. I finally made the engine run.
  3. I finally got the engine to run.
Cevabı göster

I finally got the engine running.

That actually did light on fire, though. Notlar

2:42

Ama aslında bu gerçekten alev aldı.

Dilbilgisi

did light ifadesindeki vurgulu did

Bu olumlu cümlede did soru ya da olumsuzluk kurmaz. light fiilini vurgulayarak daha önceki şüpheye rağmen nesnenin gerçekten tutuştuğunu doğrular. Geçmiş zamanı did taşıdığı için light yalın fiil biçiminde kalır. Nötr biçim That actually lit on fire cümlesidir; did light, ‘bu gerçekten oldu’ vurgusu ekler.

Alıştırma

Şüpheyi düzeltmek için cümleyi work fiilinin vurgulu geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The backup plan ____ in the end.

Cevabı göster

did work

Ton ve niyet

Cümle sonundaki though

Burada though, konuşma dilinde sonradan eklenen bir düşünce gibi cümlenin sonunda yer alır. Başarılı sonucun önceki olumsuz izlenimle karşıtlık oluşturduğunu belirtir. Cümle sonundaki though, daha önce söylenen veya bilinen bilgiye dönerek dinleyicinin görüşünü kısmen değiştiren bir gerçek ekler. Ardından yeni bir yan cümle başlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi sonradan eklenen bir karşıtlık bildiren gayriresmî cümle sonu sözcüğüyle tamamlayın: The room is small. It feels comfortable, ____.

Cevabı göster

though

That's cool.

2:43

Bu harika.

You just want to drop that down in there.

2:44

Sadece onu oraya bırakmak istersiniz.

That is getting pretty close to going up in flames. Deyimler

2:57

Bu alevler içinde kalmaya oldukça yaklaşıyor.

Deyimler

go up in flames ifadesinin gerçek ve mecaz anlamları

Bu cümlede go up in flames gerçek anlamıyla kullanılmıştır: bir şey güçlü biçimde yanmaya başlar ve görünür alevlerle çevrelenir. Buradaki madde, duman çıkarma veya için için yanma durumundan açık alevli yanmaya geçmek üzeredir. Aynı görüntü mecaz anlamda da sık kullanılır. Bir plan, umut veya başarı go up in flames olursa dramatik biçimde ya da tamamen mahvolur. Bu cümlede gerçek ateşe ilişkin ipuçları anlamın gerçek olduğunu gösterir.

Alıştırma

“Without a backup, months of work could go up in flames.” cümlesinde “go up in flames” ne anlama gelir?

  1. Tamamen kaybolmak veya mahvolmak
  2. Yavaşça gelişmeye başlamak
  3. Az miktarda duman çıkarmak
  4. Daha fazla zarardan korunmak
Cevabı göster

Tamamen kaybolmak veya mahvolmak

I had to bring this outside

3:00

Evdeki duman dedektörünü çalıştırmamak için

so I didn't set off the smoke detector in the house. Öbek fiiller

3:01

bunu dışarı çıkarmak zorunda kaldım.

Öbek fiiller

set off the smoke detector: “tetiklemek” anlamındaki set off

Burada set off, geçişli bir phrasal verb olarak kullanılır ve “bir cihazı veya sistemi etkinleştirmek” anlamına gelir. Duman dedektörü tetikleyebilir, bunun sonucunda alarm çalabilir; detector, set off ifadesinden sonra gelen nesnedir. Set off ayrıca “yola çıkmak” ve “bir patlamaya yol açmak” gibi başka anlamlara da sahiptir. detector, alarm veya sensor gibi bir nesne genellikle “tetiklemek” anlamını seçer.

Alıştırma

Cümleyi set off phrasal verbünün doğru biçimiyle tamamlayın: “The steam from the shower ____ the smoke detector.”

Cevabı göster

set off

I wrapped another piece of paper towel around

3:03

Ona biraz daha yakıt vermek için etrafına

it just to give it a little more fuel.

3:05

bir parça daha kağıt havlu sardım.

But, I want to light this thing up for you.

3:06

Ancak, bunu sizin için yakmak istiyorum.

And then,

3:08

Ve sonra,

it should only take a few breaths of uh fresh air.

3:08

sadece birkaç nefes taze hava alması gerekir.

And when you're trying to get your tinder to light, Dilbilgisi

3:11

Ve kavınızı yakmaya çalışırken,

Dilbilgisi

get your tinder to light: kavı tutuşturmak

Get + nesne + to-infinitive yapısı, nesnenin bir şey yapmasını sağlamak veya bunu çabayla başarmak anlamına gelir. Burada get your tinder to light, kavın tutuşmaya başlamasını sağlamak demektir; light burada fiildir, 'hafif' anlamındaki sıfat değildir. Cümlede you're trying dendiği için vurgu, kava emir vermekte değil, zor bir sonucu ortaya çıkarmak için gösterilen çabadadır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp get + someone/something + to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin zor bir sonucu ortaya çıkardığını anlatmak için get + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanır?

  1. After several tries, I got the old radio to work.
  2. After several tries, I got the old radio work.
  3. After several tries, I let the old radio to work.
Cevabı göster

After several tries, I got the old radio to work.

it's best just to let it smolder at its own pace. Notlar

3:12

onu kendi hızında için için yanmaya bırakmak en iyisidir.

Dilbilgisi

let it smolder: için için yanmaya bırakmak

Let + nesne + fiilin yalın hâli, bir şeyin olmasına veya sürmesine engel olmamak anlamına gelir. Burada let it smolder, kavın açık alev olmadan yavaşça yanmaya devam etmesine izin vermek demektir. Smolder, ateşin tamamen söndüğü anlamına gelmez. Let fiilinden sonra to almayan yalın fiil kullanılır; dolayısıyla yapı let + it + smolder biçimindedir, let it to smolder değildir. At its own pace ifadesi, süreci zorlamama fikrini güçlendirir.

Alıştırma

Parantezdeki sözcükleri ve let kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Don't stir the coals; ____. (let / them / smolder)

Cevabı göster

let them smolder

Deyimler

at its own pace: bir sürecin doğal biçimde gelişmesine izin vermek

Bu cümlede at its own pace, için için yanma sürecinin kendisine uygun hız ve ritimde ilerlemesi demektir. Süreç, kendi temposunu belirleyebiliyormuş gibi anlatılır; bu yüzden onu daha hızlı ilerlemeye zorlamamak öğütlenir. at + iyelik biçimi + own pace kalıbı insanları, projeleri, iyileşmeyi, öğrenmeyi veya doğal süreçleri anlatabilir. Buradaki pace, yürüme hızı değil, ilerleme hızıdır.

Alıştırma

Sürecin doğal hızında devam etmesi anlamını vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “Do not rush the fermentation; let it develop ____.”

  1. in its own time
  2. on its own
  3. at its own pace
Cevabı göster

at its own pace

You don't want to rush it.

3:14

Onu acele ettirmek istemezsiniz.

You go too fast,

3:16

Çok hızlı giderseniz,

it's not going to like that. Deyimler

3:17

bundan hoşlanmayacaktır.

Deyimler

it's not going to like that: cansız bir şeyi kişileştirmek

Burada it kavı, that ise çok hızlı ilerlemeyi ifade eder. Kavın gerçekten bir şeyi sevmesi veya sevmemesi mümkün değildir. Konuşmacı, çok hızlı hareket etmenin kavın kötü tepki vermesine ve sabit bir alevin oluşmamasına yol açacağını anlatmak için onu kişileştirir. Gündelik konuşmada cansız özne + is not going to like + eylem yapısı; bir makinenin, malzemenin, bitkinin veya sürecin bir eyleme iyi tepki vermeyeceğini bildiren bir uyarı olabilir. Bu yapı, pratik bir öğüdü canlı ve sohbet havasında gösterir.

Alıştırma

“The old engine isn't going to like being pushed that hard,” cümlesindeki kişileştirme ne anlama gelir?

  1. Motorun sürücü hakkında kişisel tercihleri vardır.
  2. Motor zorlandığında daha güçlü hâle gelecektir.
  3. Motor muhtemelen kötü çalışacak veya zarar görecektir.
Cevabı göster

Motor muhtemelen kötü çalışacak veya zarar görecektir.

You can see this smoke is starting to get really thick.

3:19

Bu dumanın gerçekten yoğunlaşmaya başladığını görebilirsiniz.

There we go.

3:23

İşte oldu.

Ooh, here we go.

3:29

Ooh, işte başlıyoruz.

Fire.

3:30

Ateş.

Whoa!

3:33

Vay canına!

that wasn't as easy as I thought it was going to be, Dilbilgisi

3:34

düşündüğüm kadar kolay olmadı,

but at least we got it to work. Ton ve niyet

3:35

ama en azından çalışmasını sağladık.

Dilbilgisi

wasn't as easy as I thought it was going to be: gerçeği beklentiyle karşılaştırmak

not as + adjective + as kalıbı, gerçeği bir beklentiyle karşılaştırır. Wasn't as easy as I thought, işin konuşmacının beklediğinden daha zor çıktığını belirtir; iki as aynı karşılaştırma yapısının parçalarıdır. I thought it was going to be ifadesindeki was going to be, konuşmacının geçmişteki o noktadan beklediği sonucu anlatır. Bitmiş bir olayı değerlendirip önceki tahmini düzeltmek için şu kalıp kullanılabilir: It wasn't as + adjective + as I thought it was going to be.

Alıştırma

Cümleyi dersteki karşılaştırma kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The hike ____ I thought it ____, so I had to slow down.

Cevabı göster

wasn't as easy as · was going to be

Ton ve niyet

at least: bir aksiliğin ardından kalan olumlu nokta

Burada at least bir alt sayı sınırı belirtmez. Bir sorunun ardından onu dengeleyen olumlu bir noktayı ekler: süreç zordu ama cihazın çalışması önemli olan asgari başarıydı. Bu söylem kullanımı, konuşmacının hayal kırıklığını kabul edip dikkati hâlâ iyi olan bir noktaya çevirmesini sağlar. Yaygın kalıp problem + but at least + positive result şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede at least, bir hayal kırıklığının ardından kalan olumlu bir sonucu gösterir?

  1. The trip was tiring, but at least we saw the sunrise.
  2. The box weighs at least ten kilograms.
  3. At last, we saw the sunrise.
Cevabı göster

The trip was tiring, but at least we saw the sunrise.