Pamuk Ağacı Tohumlarını Pirolize Ederseniz Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
TKOR
Video özeti: Anlatıcı, pamuğa benzeyen tohumları oksijensiz ısıtıyor ve kömürü sıkıştırmalı ateş başlatıcıyla deneyip kavı tutuşturuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “whether or not” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu ikilinin, deneyin mümkün olup olmadığını değerlendirirken cümleye dolaylı soru eklemesini anlayın. 2. “proof of concept.” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir fikrin çalıştığını gösteren küçük deneyi anlatan teknik terimdir; gelişmiş veya güvenilir yöntemi kanıtlamaz. 3. “at its own pace.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Sürecin doğal hızında gelişmesine izin vermeyi anlatır; burada hareket değil, kavın sabırla yanması kastedilir.
Bu derste
shedding these seeds: doğal dökülmeyi anlatan shed fiili
Buradaki shedding, shed fiilinin -ing biçimidir. Ağacın tohumlarını doğal olarak saldığı veya düşürdüğü anlamına gelir. shed + nesne yapısında, düşüp ayrılan şey nesne olur: shed seeds, leaves, fur veya skin. Bu fiil, kaybı çoğunlukla kasıtlı bir eylem olarak değil, doğal bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi shed fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The pine tree is ____ its old needles naturally.
Cevabı göster
shedding
look a lot like: görünüş olarak çok benzemek
Look a lot like, “görünüş olarak çok benzemek” demektir. Bu cümlede tohumlar pamuk toplarına benziyor; look, gözlerle bakma eylemini değil, nasıl göründüklerini anlatır. Kalıp, özne + look + a lot + like + isim veya zamir şeklindedir. A lot, look like ifadesindeki benzerlik derecesini güçlendirir; iki şey çok benzerdir, ancak mutlaka aynı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle iki nesnenin görünüş olarak çok benzediğini doğal biçimde anlatır?
- The toy spaceship looks a lot like the one in the movie.
- The toy spaceship looks at the one in the movie a lot.
- The toy spaceship very looks like the one in the movie.
Cevabı göster
The toy spaceship looks a lot like the one in the movie.
not technically cotton: genel bir etiketi kesin tanımla düzeltmek
Burada technically, “kesin tanıma veya sınıflandırmaya göre” demektir. Malzemenin teknolojik açıdan karmaşık olduğu anlamına gelmez. not technically cotton ifadesinde iddianın kapsamı daraltılır: malzeme hafif ve kabarık olduğu için pamuğa benzer, ancak doğru sınıfı pamuk değildir. technically ile günlük ve yararlı bir benzetmeyi daha kesin bir addan ayırabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümlede zarf, bir olguyu düzeltmek veya mecaz dışı anlamı belirtmek yerine kesin bir sınıflandırmayı gösteriyor?
- The dolphin is literally beside the boat, not just shown on a map.
- The dolphin is technically a mammal, even though it lives in the ocean.
- The dolphin is actually following the boat, not swimming away.
Cevabı göster
The dolphin is technically a mammal, even though it lives in the ocean.
you can see they are pretty much everywhere. Kalıp ifadeler
0:11neredeyse her yerde olduklarını görebilirsiniz.
pretty much everywhere: konuşma dilinde neredeyse tüm kapsamı belirten ifade
Pretty much, “neredeyse” veya “hemen hemen” anlamına gelen konuşma diline özgü bir derece ifadesidir. Buradaki pretty, “güzel” demek değildir. everywhere önünde kullanıldığında geniş kapsamlı iddiayı daha az kesin yapar: her noktanın tek tek incelendiğini söylemeden, ilgili yerlerin neredeyse tamamında bulunduklarını belirtir. pretty much + bütünlük veya tamamlanma bildiren ifade kalıbı doğal yaklaşık değerlendirmeler için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ‘neredeyse bütün yerlerde’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamla: Charging outlets are ____ in this airport.
Cevabı göster
pretty much everywhere
This stuff should make some pretty good tinder. Kelime
0:22Bu şeyden oldukça iyi bir kav yapılabilir.
tinder: ilk kıvılcımı alan tutuşturmalık
Bu cümlede tinder, ateş yakmak için kullanılan çok kuru ve kolay tutuşan malzeme demektir. Bir kıvılcım veya küçücük bir alev, daha büyük yakıtlar yanmaya başlamadan önce bu malzemeyi tutuşturabilir. Tinder, ateş yakmanın ilk aşamasında kullanılır; yakıtın tamamını ifade etmez. Burada bu malzemenin söz konusu görevi yerine getirip getiremeyeceği değerlendiriliyor. Küçük harfle yazılan tinder ortak adı, flört uygulamasının adı olan Tinder değildir.
Alıştırma
Hangi malzeme tinder tanımına en uygun örnektir?
- Ateşi uzun süre devam ettirmek için kullanılan büyük kütükler
- Bir kıvılcımla kolayca tutuşan kuru ot
- İlk alev başladıktan sonra eklenen küçük dallar
Cevabı göster
Bir kıvılcımla kolayca tutuşan kuru ot
we could use these to make some of that improvised charcloth.
0:28kömürleşmiş bez yapmak için kullanıp kullanamayacağımızdır.
comes to my mind: bir fikir aklımda belirir
Bir şey comes to mind olduğunda, düşüncelerinizde belirir veya onu aniden düşünürsünüz. Cümlede the first thing ortaya çıkan fikirdir; my mind ise bu fikrin kimin aklına geldiğini gösterir. Yapı, fikir + come(s) to + someone's mind biçimindedir. Dikkatlice geliştirilmiş bir sonuçtan çok ilk çağrışımı, tepkiyi veya olası bir planı tanıtmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: When I see that old photo, our first trip together ____.
Cevabı göster
comes to mind
Açık bir evet-hayır sorusu için whether or not
Whether or not, iki olası cevabı olan dolaylı bir soru başlatır: evet, bunları kullanabiliriz ya da hayır, kullanamayız. Or not ikinci bir soru oluşturmaz; olumsuz olasılığı açıkça belirtir. Burada whether yan cümleciği is'ten sonra gelir ve konuşanın aklına ilk gelen düşüncenin ne olduğunu açıklar. Could, öneriyi kesin bir yargıdan çok araştırılan bir olasılık gibi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hem olumlu hem de olumsuz olasılığı açıkça içeren ifadeyle tamamlayın: The team is discussing ____ to delay the trip.
Cevabı göster
whether or not
I used cotton balls for in a previous project.
0:30Önceki bir projede bunun için pamuk topları kullanmıştım.
So, let's go fill up a tuna can full of this stuff
0:32Öyleyse, bir ton balığı kutusunu bu şeyle dolduralım
and see if we can make some improvised fire starter.
0:35ve derme çatma bir ateş başlatıcı yapıp yapamayacağımızı görelim.
So, I got quite a bit of this fluffy stuff. Kalıp ifadeler
0:38Böylece, bu pofuduk şeyden epey bir miktar aldım.
Oldukça büyük bir miktar için quite a bit of
Quite a bit of, samimiden nötr kullanıma uzanan ve bir şeyin az değil, oldukça büyük miktarını belirten bir miktar ifadesidir. Burada tam olarak ölçülmemiş kabarık malzeme miktarını anlatır. Arkasından sayılamayan ya da bir kütle olarak ele alınan bir isim gelir; quite a bit of time, work veya fabric gibi.
Alıştırma
Cümleyi oldukça büyük bir miktar anlamıyla en iyi hangi ifade tamamlar? We still have ___ time before the doors open.
- quite a few
- quite a bit of
- a bit of
Cevabı göster
quite a bit of
You can see I poked a hole in the bottom there.
0:41Oraya tabanına bir delik açtığımı görebilirsiniz.
put the lid back on: bir nesneyi yerine geri koymak
Bu cümlede put the lid back on, “kapağı kabı örttüğü önceki konumuna geri koymak” anlamına gelir. Back önceki konuma dönüşü, on ise kapağın yeniden kabın üzerinde durduğunu veya kaba takıldığını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp put + nesne + back on şeklindedir. put the lid back on örneğinde olduğu gibi isim olan nesne put ile back on arasına gelebilir. Burada sonraki top sözcüğü, ek yer ifadesi olan on top yapısını tamamlar; temel kalıbın parçası değildir.
Alıştırma
Yönergeyi vurgulanan kalıbın sözcüklerini aynen kullanarak tamamlayın: After adding the pasta, ____ the pot.
Cevabı göster
put the lid back on
tight seal: sıkı oturan bir sızdırmazlık bariyeri
tight seal ifadesinde tight, parçaların birbirine sıkıca oturduğunu ve hava ya da sıvının geçebileceği çok az boşluk bulunduğunu anlatır. Seal burada iki yüzeyin birleştiği yerde oluşan kapalı bariyer veya sızdırmazlık durumudur; hayvan olan “fok” anlamında değildir. a tight seal, sızıntıyı büyük ölçüde sınırlayan bir kapatmayı kısa ve doğal biçimde anlatır. Havanın kesinlikle hiç geçemeyeceği yönünde mutlak bir iddia içermez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan eşdizimle tamamlayın: Press the cap down firmly to create a ____.
Cevabı göster
tight seal
whatever you want as long as there's quite a bit of heat. Dilbilgisi
0:51epey bir ısı olduğu sürece istediğiniz herhangi bir şeyin üzerinde dik olarak ayarlayabiliriz.
Asgari bir koşul belirten as long as
Burada as long as, “şu koşulla” veya “bu koşul karşılandığı sürece” anlamına gelir. Isı kaynağı ateş, alev, ocak ya da başka bir şey olabilir; tek şart, yeterince fazla ısı sağlamasıdır. Bu kalıp genellikle özgürlük veya izin veren bir ifadenin ardından gelir ve sonra bu özgürlüğü sınırlayan asgari koşulu belirtir: You may choose X as long as Y.
Alıştırma
Hangi cümlede as long as süreyi değil, bir koşulu ifade eder?
- You can use my laptop as long as you handle it carefully.
- We stayed outside as long as the sunlight lasted.
Cevabı göster
You can use my laptop as long as you handle it carefully.
We want to cook this thing without letting oxygen get in. Dilbilgisi
0:53İçeri oksijen girmesine izin vermeden bunu pişirmek istiyoruz.
without letting ... get in yapısı
Without, ana eylem gerçekleşirken başka bir şeyin gerçekleşmediğini belirtir. Without bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: without letting kullanılır, without let kullanılmaz. Letting oxygen get in içinde ikinci bir kalıp vardır: let + nesne + fiilin yalın hâli. Oxygen nesnedir ve get fiilin yalın hâlidir; bu yüzden to kullanılmaz. Burada get in, “içeri girmek” demektir.
Alıştırma
Yönergeyi without, let, rain ve get in kullanarak tamamlayın; let sözcüğünü gerekli biçime dönüştürün: Carry the open box under cover ____.
Cevabı göster
without letting rain get in
Now, when you go to cook charcloth that's as light and fluffy as
0:55Şimdi, pamuk türü bu malzeme kadar
you want to make sure that no air can get in there. Kalıp ifadeler
1:00oraya hiç hava giremeyeceğinden emin olmak istersiniz.
Gerekli bir sonuç için make sure that + yan cümle
Make sure that + yan cümle, belirtilen koşulun doğru olduğunu kontrol etmek ve gerekirse koşulun gerçekleşmesi için harekete geçmek demektir. Buradaki gerekli koşul, içeri hava girememesidir; konuşan kişi yalnızca hava girip girmediğinin gözlemlenmesini istemiyor. Bu kalıp talimatlarda, güvenlik kontrollerinde ve hazırlık adımlarında yaygındır. Konuşma dilinde that bazen atılabilir, ancak kullanıldığında güvence altına alınması gereken koşulu açıkça tanıtır.
Alıştırma
Talimatı dersteki üç kelimelik hedef kalıpla tamamlayın: Before starting the machine, ____ the guard is locked in place.
Cevabı göster
make sure that
And this will pop open under pressure. Öbek fiiller
1:01Ve bu, basınç altında patlayarak açılacaktır.
Ani bir açılma için pop open
Pop open, genellikle basınç, yay veya başka bir kuvvet serbest kaldığında aniden açılmak demektir. Pop, harekete hızlı ve ani bir nitelik katar ve küçük bir patlama sesi düşündürebilir; open tek başına yalnızca açık duruma geçişi belirtir. Bu cümlede this, değişime uğrayan nesnedir. Under pressure nedenini verir: basınç, nesne aniden açılana kadar birikebilir.
Alıştırma
Basıncın serbest kalmasıyla oluşan ani bir açılma için pop open ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The window stayed open during the meeting.
- The lid popped open when pressure built up inside the jar.
- The door opened slowly as he pushed it.
Cevabı göster
The lid popped open when pressure built up inside the jar.
So, I'm just using like a rock to set on top there.
1:04Bu yüzden, üstüne koymak için sadece bir kaya gibi bir şey kullanıyorum.
And it's really important not to overcook this. Dilbilgisi
1:07Ve bunu aşırı pişirmemek gerçekten önemlidir.
it's really important not to + fiil
it's really important not to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemden kaçınmanın çok önemli olduğunu anlatır. Burada not, not to overcook mastar yapısına aittir; yani talimat, aşırı ısıtmaktan kaçınmaktır. Bunu It isn't really important to overcook ile karıştırmayın. not bu konumda important sözcüğünü olumsuz yapar ve eylemin önemli olmadığını söyler.
Alıştırma
Güvenlik uyarısını it's really important not to + fiil yapısıyla tamamlayın: “____ touch the hot surface.”
Cevabı göster
It's really important not to
We want to just heat it up until it makes the flame.
1:09Sadece alev çıkarana kadar ısıtmak istiyoruz.
If we go any further than that, ...: sınırı aşmak
if yan cümlesindeki any further than that, az önce belirtilen sınırın çok az bile ötesine geçmek demektir. that, bilinen bir durma noktasına gönderme yapar; further ise yalnızca fiziksel mesafeyi değil, bir süreçteki ilerlemeyi veya dereceyi de anlatabilir. if yan cümlesi sınırı belirler; ana cümle ise bu sınırı aşmanın sonucunu verir. Bu yapı, sınırı geçerek devam etmenin bir soruna yol açacağı konusunda uyarır.
Alıştırma
“If we go any further than that, the trail becomes unsafe,” cümlesinde any further than that ne anlama gelir?
- Tam olarak belirtilen sınıra kadar
- Belirtilen sınırın çok az bile ötesi
- Başlangıç noktasına doğru geri
Cevabı göster
Belirtilen sınırın çok az bile ötesi
Now, we just need to plug that hole with something Kalıp ifadeler
1:34Şimdi, o deliği içeri hiç hava girmediğinden emin olmak için
plug that hole with something: tıkama malzemesini with ile belirtmek
Burada plug, “bir açıklığı tıkamak veya kapatmak” anlamında bir fiildir. plug that hole with something yapısında that hole tıkanan açıklıktır; with ise tıkamak için kullanılan nesneyi veya malzemeyi belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp plug + açıklık + with + tıkama malzemesi şeklindedir. Açıklık plug fiilinden, malzeme ise with sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Tıkama malzemesini belirten edatla plug kalıbını tamamlayın: To keep cold air out, Maya plugged the gap ____ foam.
Cevabı göster
with
All right, it's actually only been about 2 minutes here, Dilbilgisi
1:41Pekala, aslında burada sadece yaklaşık 2 dakika geçti,
it's actually only been about 2 minutes: şu ana kadar geçen süre
it's been about 2 minutes ifadesinde it, zaman bildiren kişisiz bir öznedir ve 's, has anlamına gelir. Present perfect yapısındaki has been, bağlamdan anlaşılan bir başlangıç noktasından şu ana kadar yaklaşık iki dakika geçtiğini anlatır; been burada “bir yeri ziyaret etmiş olmak” anlamında değildir. Actually bir düzeltmeyi veya biraz şaşırtıcı bir gerçeği belirtir, only sürenin beklenenden kısa olduğunu vurgular, about ise sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Tekrar kullanılabilen kalıp It's been + süre şeklindedir; ardından isteğe bağlı olarak since + başlangıç olayı gelebilir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. It's sözcüğünün ardından been gelip gelmediğine odaklanın.
- It's about two minutes.
- It was about two minutes.
- It's been about two minutes.
Cevabı göster
It's been about two minutes.
but I'm just going to show you what would happen if we open this up. Notlar
1:43ama bunu açarsak ne olacağını size sadece göstermek istiyorum.
… olursa ne olurdu?
“What would happen if ...?” bir koşulun sonucunu zihinde canlandırmak için kullanılır. Burada “would”, sonucun eylem denenmeden önce düşünüldüğünü gösterir. “if” yan cümlesinde “would” değil, geniş zaman biçimi “we open” kullanılır. Koşul hâlâ mümkündür ve yakında gerçekleşebilir; bu yüzden durum mutlaka gerçek dışı ya da imkânsız değildir.
Alıştırma
Olası bir değişikliği denemek üzeresiniz. Hayal edilen sonucu en doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- What happened if we add more water?
- What would happen if we would add more water?
- What would happen if we add more water?
Cevabı göster
What would happen if we add more water?
İçini görmek için bunu açmak
“Open this up”, kapalı ya da mühürlü bir şeyi içindekilere ulaşmak veya içini incelemek için açmak anlamına gelir. “Up” parçacığı daha tam erişim sağlama anlamı katar; yukarı doğru hareketi anlatmaz. “Open ... up” ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse fiille parçacığın arasına gelmelidir: “open this up” veya “open it up”. “This” tek başına nesne olduğunda “open up this” denmez.
Alıştırma
Cümleyi “it” zamiriyle birlikte “open ... up” kullanarak tamamlayın: Before we repair the radio, let's ____.
Cevabı göster
open it up
Undercooked ile half-cooked arasındaki fark
Undercooked, bir yiyeceğin gerekenden az pişirildiğini ve hedeflenen pişme düzeyine ulaşmadığını belirtir. under- ön eki, gerekli düzeyin altında olmayı gösterir. Half-cooked, yiyeceğin ya da pişirme sürecinin yalnızca bir bölümü tamamlandığı için kısmen pişmiş olmayı belirtir. half- ön eki kısmi tamamlanmayı vurgular. Bu cümlede bir taraf güzelce kömürleşmişken diğer tarafın pişmesi henüz tamamlanmamıştır.
Alıştırma
Bir biftek eşit şekilde pişmiş, ancak müşterinin istediğinden daha az pişmiştir. Hangi seçenek onu en doğru biçimde açıklar?
- undercooked — istenen pişme düzeyinin altında
- half-cooked — bifteğin tam olarak yarısı pişmiş
- raw — hiç pişirilmemiş
Cevabı göster
undercooked — istenen pişme düzeyinin altında
and we're going to see if that'll work as a proof of concept. Kelime
1:58ve bunun bir kavram kanıtı olarak işe yarayıp yaramayacağını göreceğiz.
Proof of concept: temel uygulanabilirliği sınama
Proof of concept, temel fikrin çalışıp çalışamayacağını gösteren küçük ve erken aşamalı bir testtir. work as a proof of concept ifadesinde test, temel uygulanabilirliğin kanıtı olarak kullanılmaktadır. Bu ifade yöntemin tamamlandığını, büyük ölçekte güvenilir olduğunu veya kullanıcılar için hazır olduğunu öne sürmez. Fikrin çalışıp çalışamayacağını yanıtlar; nihai çözümün hazır olup olmadığını değil.
Alıştırma
Hangi açıklama proof of concept ifadesine en uygun düşer?
- Gerçek kullanıcılar veya işlemlerle yapılan sınırlı bir gerçek dünya denemesi
- Temel fikrin çalışıp çalışamayacağını belirleyen erken bir test
- Esas olarak tasarımı ve kullanıcı deneyimini incelemek için kullanılan bir model
Cevabı göster
Temel fikrin çalışıp çalışamayacağını belirleyen erken bir test
Now, let's see how many of you guys remember what this thing is.
2:01Şimdi, bunun ne olduğunu kaçınızın hatırladığına bakalım.
so we could actually see compression starting in action.
2:09böylece sıkıştırmanın eylem halinde başladığını gerçekten görebilecektik.
So, I'm really curious to see how it's going to work with this improvised char Kalıp ifadeler
2:13Bu yüzden, bu pamuk tohumundan yaptığımız bu derme çatma kömürle
curious to see how + dolaylı soru
Curious to see how, ileride hangi süreç veya sonucun ortaya çıkacağını gözlemleyip öğrenmeye duyulan ilgiyi anlatır. Buradaki see yalnızca gözle bakmak değil, gözlemleyerek öğrenmek demektir. How, see sonrasında dolaylı bir soru başlatır; bu yüzden düz cümle dizilişi kullanılır: how it's going to work denir, how is it going to work denmez.
Alıştırma
Gelecekteki bir sonucu gözlemlemeye duyulan ilgiyi doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- I'm curious to see how does the new battery perform.
- I'm curious to see how the new battery performs.
- I'm curious see how the new battery performs.
Cevabı göster
I'm curious to see how the new battery performs.
all we need to do is + fiilin yalın hâli
All we need to do is + fiilin yalın hâli, bir süreci geriye kalan tek gerekli eyleme indirger. Buradaki all yalnızca yapılması gereken şey anlamındadır; bu nedenle kalıp, görevi basit ve yönetilebilir gösterebilir. Bu cümlede do, is sonrasındaki eylemle karşılık bulur; bu yüzden load yalın hâlde kullanılır: all we need to do is load. Bu yaygın kalıpta is sonrasına otomatik olarak to eklemeyin.
Alıştırma
Cümleyi all ... do is yapısıyla tamamlayın: The bags are packed. ____ check the tickets.
Cevabı göster
All we need to do is
load the tip with...: load A with B kalıbı
Burada load, bir şeyi kullanıma hazır hâle getirmek için içine ya da üzerine malzeme koymak demektir. Malzemeyi alan nesne load'dan hemen sonra gelir: the tip. Eklenen malzeme with ile belirtilir: a little bit of our char. Yeniden kullanılabilen kalıp load A with B şeklindedir; A malzemeyi alan yer veya nesne, B ise eklenen malzemedir.
Alıştırma
Bir kaleme mürekkep koymak istiyorsunuz. Hangi cümle load A with B kalıbını doğru kullanır?
- Load the ink with the pen before writing.
- Load the pen with ink before writing.
- Load with ink the pen before writing.
Cevabı göster
Load the pen with ink before writing.
You see that claw grabs everything in there pretty nicely.
2:20O pençenin oradaki her şeyi oldukça güzel kavradığını görüyorsunuz.
we can go ahead and give it a nice big whack. Notlar
2:24devam edip ona güzel, büyük bir vuruş yapabiliriz.
go ahead and: sonraki eyleme geçmek
Bu cümlede go ahead and, hazırlık tamamlandıktan sonraki eylemi tanıtır: give it a nice big whack. Yaklaşık olarak "şimdi bunu yapmaya geçmek" demektir; "ileri doğru hareket etmek" anlamına gelmez. Bu ifade, sözlü talimatların hazırlıktan eyleme doğal biçimde geçmesini sağlar. go ahead başka bağlamlarda izin de verebilir, ancak burada konuşmacı sırada ne yapılabileceğini anlatıyor.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz seçeneği seçin. ahead kelimesinden sonraki kısa ve vurgusuz sözcüğe odaklanın.
- We can go ahead and start the test.
- We can go ahead, then start the test.
- We can go ahead with the test.
Cevabı göster
We can go ahead and start the test.
give it a nice big whack: sağlam bir darbe vurmak
Bu cümlede give + nesne + a whack, nesneye bir kez sertçe vurmak demektir. Give hafif fiil işlevindedir; temel eylem anlamını whack ismi taşır. Yapı, give it a push ve give it a pull ile aynıdır. Nice big eylemin şiddetini artırır. Tek ve sağlam bir vuruşu teşvik eder; nice burada nazikliği değil, vuruşun uygun veya etkili olmasını anlatır.
Alıştırma
Sıkışmış metal bir kapak açılmıyor ve siz de ona lastik tokmakla bir kez vurmaya karar veriyorsunuz. Eylemi en iyi hangi cümle anlatır?
- Have a whack at it.
- Give it a nice big shake.
- Give it a nice big whack.
Cevabı göster
Give it a nice big whack.
get your tinder smoking: kavı tüter duruma getirmek
Get + nesne + -ing, nesnenin etkin ve devam eden bir duruma girmesini sağlamak demektir. get your tinder smoking ifadesinde your tinder nesnedir; smoking ise nesnenin yeni durumunu anlatan -ing tümlecidir. Burada smoking, duman çıkarmak veya alevsiz biçimde için için yanmak anlamındadır. Kavda süreç başlamıştır, ancak ifade açık bir alevin zaten oluştuğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle motoru artık devamlı çalışan bir durumda olarak en iyi biçimde sunar?
- I finally got the engine running.
- I finally made the engine run.
- I finally got the engine to run.
Cevabı göster
I finally got the engine running.
did light ifadesindeki vurgulu did
Bu olumlu cümlede did soru ya da olumsuzluk kurmaz. light fiilini vurgulayarak daha önceki şüpheye rağmen nesnenin gerçekten tutuştuğunu doğrular. Geçmiş zamanı did taşıdığı için light yalın fiil biçiminde kalır. Nötr biçim That actually lit on fire cümlesidir; did light, ‘bu gerçekten oldu’ vurgusu ekler.
Alıştırma
Şüpheyi düzeltmek için cümleyi work fiilinin vurgulu geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The backup plan ____ in the end.
Cevabı göster
did work
Cümle sonundaki though
Burada though, konuşma dilinde sonradan eklenen bir düşünce gibi cümlenin sonunda yer alır. Başarılı sonucun önceki olumsuz izlenimle karşıtlık oluşturduğunu belirtir. Cümle sonundaki though, daha önce söylenen veya bilinen bilgiye dönerek dinleyicinin görüşünü kısmen değiştiren bir gerçek ekler. Ardından yeni bir yan cümle başlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi sonradan eklenen bir karşıtlık bildiren gayriresmî cümle sonu sözcüğüyle tamamlayın: The room is small. It feels comfortable, ____.
Cevabı göster
though
That is getting pretty close to going up in flames. Deyimler
2:57Bu alevler içinde kalmaya oldukça yaklaşıyor.
go up in flames ifadesinin gerçek ve mecaz anlamları
Bu cümlede go up in flames gerçek anlamıyla kullanılmıştır: bir şey güçlü biçimde yanmaya başlar ve görünür alevlerle çevrelenir. Buradaki madde, duman çıkarma veya için için yanma durumundan açık alevli yanmaya geçmek üzeredir. Aynı görüntü mecaz anlamda da sık kullanılır. Bir plan, umut veya başarı go up in flames olursa dramatik biçimde ya da tamamen mahvolur. Bu cümlede gerçek ateşe ilişkin ipuçları anlamın gerçek olduğunu gösterir.
Alıştırma
“Without a backup, months of work could go up in flames.” cümlesinde “go up in flames” ne anlama gelir?
- Tamamen kaybolmak veya mahvolmak
- Yavaşça gelişmeye başlamak
- Az miktarda duman çıkarmak
- Daha fazla zarardan korunmak
Cevabı göster
Tamamen kaybolmak veya mahvolmak
so I didn't set off the smoke detector in the house. Öbek fiiller
3:01bunu dışarı çıkarmak zorunda kaldım.
set off the smoke detector: “tetiklemek” anlamındaki set off
Burada set off, geçişli bir phrasal verb olarak kullanılır ve “bir cihazı veya sistemi etkinleştirmek” anlamına gelir. Duman dedektörü tetikleyebilir, bunun sonucunda alarm çalabilir; detector, set off ifadesinden sonra gelen nesnedir. Set off ayrıca “yola çıkmak” ve “bir patlamaya yol açmak” gibi başka anlamlara da sahiptir. detector, alarm veya sensor gibi bir nesne genellikle “tetiklemek” anlamını seçer.
Alıştırma
Cümleyi set off phrasal verbünün doğru biçimiyle tamamlayın: “The steam from the shower ____ the smoke detector.”
Cevabı göster
set off
it should only take a few breaths of uh fresh air.
3:08sadece birkaç nefes taze hava alması gerekir.
get your tinder to light: kavı tutuşturmak
Get + nesne + to-infinitive yapısı, nesnenin bir şey yapmasını sağlamak veya bunu çabayla başarmak anlamına gelir. Burada get your tinder to light, kavın tutuşmaya başlamasını sağlamak demektir; light burada fiildir, 'hafif' anlamındaki sıfat değildir. Cümlede you're trying dendiği için vurgu, kava emir vermekte değil, zor bir sonucu ortaya çıkarmak için gösterilen çabadadır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp get + someone/something + to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin zor bir sonucu ortaya çıkardığını anlatmak için get + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanır?
- After several tries, I got the old radio to work.
- After several tries, I got the old radio work.
- After several tries, I let the old radio to work.
Cevabı göster
After several tries, I got the old radio to work.
it's best just to let it smolder at its own pace. Notlar
3:12onu kendi hızında için için yanmaya bırakmak en iyisidir.
let it smolder: için için yanmaya bırakmak
Let + nesne + fiilin yalın hâli, bir şeyin olmasına veya sürmesine engel olmamak anlamına gelir. Burada let it smolder, kavın açık alev olmadan yavaşça yanmaya devam etmesine izin vermek demektir. Smolder, ateşin tamamen söndüğü anlamına gelmez. Let fiilinden sonra to almayan yalın fiil kullanılır; dolayısıyla yapı let + it + smolder biçimindedir, let it to smolder değildir. At its own pace ifadesi, süreci zorlamama fikrini güçlendirir.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri ve let kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Don't stir the coals; ____. (let / them / smolder)
Cevabı göster
let them smolder
at its own pace: bir sürecin doğal biçimde gelişmesine izin vermek
Bu cümlede at its own pace, için için yanma sürecinin kendisine uygun hız ve ritimde ilerlemesi demektir. Süreç, kendi temposunu belirleyebiliyormuş gibi anlatılır; bu yüzden onu daha hızlı ilerlemeye zorlamamak öğütlenir. at + iyelik biçimi + own pace kalıbı insanları, projeleri, iyileşmeyi, öğrenmeyi veya doğal süreçleri anlatabilir. Buradaki pace, yürüme hızı değil, ilerleme hızıdır.
Alıştırma
Sürecin doğal hızında devam etmesi anlamını vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “Do not rush the fermentation; let it develop ____.”
- in its own time
- on its own
- at its own pace
Cevabı göster
at its own pace
it's not going to like that: cansız bir şeyi kişileştirmek
Burada it kavı, that ise çok hızlı ilerlemeyi ifade eder. Kavın gerçekten bir şeyi sevmesi veya sevmemesi mümkün değildir. Konuşmacı, çok hızlı hareket etmenin kavın kötü tepki vermesine ve sabit bir alevin oluşmamasına yol açacağını anlatmak için onu kişileştirir. Gündelik konuşmada cansız özne + is not going to like + eylem yapısı; bir makinenin, malzemenin, bitkinin veya sürecin bir eyleme iyi tepki vermeyeceğini bildiren bir uyarı olabilir. Bu yapı, pratik bir öğüdü canlı ve sohbet havasında gösterir.
Alıştırma
“The old engine isn't going to like being pushed that hard,” cümlesindeki kişileştirme ne anlama gelir?
- Motorun sürücü hakkında kişisel tercihleri vardır.
- Motor zorlandığında daha güçlü hâle gelecektir.
- Motor muhtemelen kötü çalışacak veya zarar görecektir.
Cevabı göster
Motor muhtemelen kötü çalışacak veya zarar görecektir.
You can see this smoke is starting to get really thick.
3:19Bu dumanın gerçekten yoğunlaşmaya başladığını görebilirsiniz.
wasn't as easy as I thought it was going to be: gerçeği beklentiyle karşılaştırmak
not as + adjective + as kalıbı, gerçeği bir beklentiyle karşılaştırır. Wasn't as easy as I thought, işin konuşmacının beklediğinden daha zor çıktığını belirtir; iki as aynı karşılaştırma yapısının parçalarıdır. I thought it was going to be ifadesindeki was going to be, konuşmacının geçmişteki o noktadan beklediği sonucu anlatır. Bitmiş bir olayı değerlendirip önceki tahmini düzeltmek için şu kalıp kullanılabilir: It wasn't as + adjective + as I thought it was going to be.
Alıştırma
Cümleyi dersteki karşılaştırma kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The hike ____ I thought it ____, so I had to slow down.
Cevabı göster
wasn't as easy as · was going to be
at least: bir aksiliğin ardından kalan olumlu nokta
Burada at least bir alt sayı sınırı belirtmez. Bir sorunun ardından onu dengeleyen olumlu bir noktayı ekler: süreç zordu ama cihazın çalışması önemli olan asgari başarıydı. Bu söylem kullanımı, konuşmacının hayal kırıklığını kabul edip dikkati hâlâ iyi olan bir noktaya çevirmesini sağlar. Yaygın kalıp problem + but at least + positive result şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede at least, bir hayal kırıklığının ardından kalan olumlu bir sonucu gösterir?
- The trip was tiring, but at least we saw the sunrise.
- The box weighs at least ten kilograms.
- At last, we saw the sunrise.
Cevabı göster
The trip was tiring, but at least we saw the sunrise.