Bağışıklık sistemimizi güçlendirebilir miyiz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
969 kelime 170 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, takviyelerden ve sağlık ürünlerinden soğuk suda yüzmeye kadar bağışıklık sistemini güçlendirmek için yaygın olarak denenen yöntemleri inceliyor. Uzmanlar, birçok ürün için ikna edici kanıt bulunmadığını; sosyal etkinliklerin ise soğuk suya özgü bir yarardan çok stresi azaltarak bağışıklık işlevini dolaylı biçimde destekleyebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. back me up. — Öbek fiiller: Birinden görüşünüzü desteklemesini, anlattıklarınızı doğrulamasını veya iddianızın makul olduğunu göstermeye yardım etmesini istediğinizde kullanılan bu doğal konuşma ifadesini anlayıp kullanın. 2. there isn't enough evidence that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Mevcut araştırmalar bir iddiayı yeterince desteklemediğinde, özellikle bilimsel, tıbbi ve haber bağlamlarında kanıta dayalı fakat temkinli bir sonucu nasıl sunacağınızı öğrenin. 3. dampens the immune system. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: dampen fiilinin burada bir etkiyi zayıflatmak veya azaltmak anlamında mecazi kullanıldığını fark edin ve stresin vücudun savunmasını nasıl daha az etkili hâle getirebileceğini anlatın.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Georgie.

0:11

Ben Georgie.

And I'm Neil.

0:12

Ben de Neil.

In this program, we're talking about the immune system, Notlar

0:13

Bu programda, bağışıklık sistemi hakkında konuşuyoruz,

Anlatım akışı

In this program, we're talking about ... ile konuya giriş yapmak

“In this program” bağlamı belirler, “we're talking about” ise ardından gelecek konuyu tanıtır. Bir programın başında bu kalıbın tamamı, o bölümün neye odaklanacağını dinleyiciye bildirir. Buradaki şimdiki zaman yapısı, yalnızca tam o anda gerçekleşen bir konuşmayı anlatmaz. Mesajı da düzenler: ardından gelen isim öbeği programın ana konusu olarak anlaşılmalıdır. Aynı kalıp lesson, episode, meeting veya talk ile de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir podcast'in başında sunucu, “In today's episode, we're talking about sleep.” diyor. Bu cümlenin temel işlevi nedir?

  1. Bölümün ana konusunu tanıtır.
  2. Podcast'in adının değişeceğini duyurur.
  3. Özel konuşmanın az önce bittiğini söyler.
Cevabı göster

Bölümün ana konusunu tanıtır.

which is the body's natural defense against getting ill. Kalıp ifadeler

0:16

bu da vücudun hastalanmaya karşı doğal savunmasıdır.

Kelime

immune system: vücudun doğal savunması

“Immune system”, vücudun hastalık ve enfeksiyonlara karşı savunma ağını ifade eden standart sağlık terimidir. Bu cümlede which ile başlayan yan cümle hemen basit bir tanım verir: vücudun hastalanmaya karşı doğal savunmasıdır. “Immune system” ifadesini tek bir isim öbeği olarak düşünün. Tek bir organı, hastalığı veya sağlık ürününü değil, vücudun genel savunma sistemini ifade eder.

Alıştırma

Vücudun doğal savunmasını anlatan iki sözcüklü terimle sağlık cümlesini tamamlayın: A healthy ____ helps the body fight infections.

Cevabı göster

immune system

Kalıp ifadeler

natural defense against: bir tehdide karşı doğal savunma

Natural defense, dışarıdan eklenen bir şey değil, vücutta zaten bulunan bir koruma anlamına gelir. Burada bağışıklık sistemini vücudun kendi korumasının bir parçası olarak tanımlar. defense against X yapısında X, karşı koyulan tehlikeyi veya zararlı sonucu belirtir. Bu nedenle against getting ill, savunmanın hastalanmayı önlemeye yardımcı olduğu anlamına gelir; against burada hareket yönü göstermez.

Alıştırma

Cümleyi defense against yapısındaki standart edatla tamamlayın: Mucus provides a natural defense ____ harmful particles.

Cevabı göster

against

Now, Georgie, is there anything you do to boost your immune system? Kalıp ifadeler

0:20

Peki Georgie, bağışıklık sistemini güçlendirmek için yaptığın bir şey var mı?

Kalıp ifadeler

boost your immune system: yaygın bir sağlık ifadesi

Burada boost, bir şeyi güçlendirmek veya daha iyi çalışmasını sağlamak anlamına gelir. Boost your immune system, vücudun hastalıklara yanıt verme yeteneğini güçlendirmeye çalışmayı anlatan yaygın bir sağlık ifadesidir. Soru, Georgie'nin bu amaçla edindiği herhangi bir alışkanlık olup olmadığını sorar. Alışkanlıkların amacını sorar; belirli bir alışkanlığın tıbben etkili olduğunun kanıtlandığını iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan sağlık ifadesiyle tamamlayın: The advert claims this drink can ____.

Cevabı göster

boost your immune system

Yes, I try to eat lots of oranges,

0:24

Evet, bol bol portakal yemeye çalışırım,

which apparently have lots of vitamin C.

0:27

görünüşe göre içlerinde bolca C vitamini var.

And there are lots of things people do to try to improve their immune system and stay healthier,

0:30

İnsanların bağışıklık sistemlerini geliştirmeye ve daha sağlıklı kalmaya çalışmak için yaptıkları pek çok şey var;

like eating certain foods, taking vitamins,

0:35

belirli yiyecekleri yemek, vitamin almak,

or even activities like swimming in cold water.

0:37

veya hatta soğuk suda yüzmek gibi aktiviteler.

We'll find out how useful some of these techniques are in today's program. Öbek fiiller

0:40

Bugünkü programımızda bu tekniklerden bazılarının ne kadar yararlı olduğunu öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out + soru yan cümlesi: bilgi edinmek

Find out, genellikle kontrol ettikten, sorduktan, gözlemledikten veya bekledikten sonra bilgi ya da bir yanıt edinmek anlamına gelir. Bu cümlede arkasından gelen how yan cümlesi öğrenilecek bilgiyi, yani tekniklerin ne kadar yararlı olduğunu belirtir. Konuşmacı, programın daha sonra açıklayacağı bir sonucu önceden haber vermek için We'll find out der. Buradaki temel fikir fiziksel bir nesneyi bulmak değil, bilmemekten bilmeye geçmektir.

Alıştırma

Cümleyi find out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We will read the test results to ____ which method worked best.

Cevabı göster

find out

But first, Georgie, a question.

0:45

Ama önce Georgie, sana bir sorum var.

We all know the common cold.

0:47

Hepimiz sıradan soğuk algınlığını biliriz.

Now, that's the illness that makes you cough and sneeze,

0:48

Hani şu öksürmenize ve hapşırmanıza neden olan,

have a sore throat and headache.

0:51

boğaz ağrısı ve baş ağrısı yapan hastalık.

But how many colds does the average adult get in the UK each year? Kelime

0:53

Peki İngiltere'de ortalama bir yetişkin yılda kaç kez soğuk algınlığına yakalanır?

Kelime

İstatistiksel ifadelerde the average adult

Bu istatistik sorusunda the average adult, grubun ortalama veya tipik sonucunu temsil eden bir yetişkin anlamına gelir. Soru belirli bir kişiyi değil, yetişkinlerin ortalama olarak yılda kaç kez soğuk algınlığına yakalandığını sorar. the average + tekil sayılabilen isim kalıbı, the average customer veya the average household örneklerinde olduğu gibi veri ve genel ifadelerde bir grubu temsil edebilir. Burada average kimsenin yeteneğini veya niteliğini eleştirmez.

Alıştırma

Bir anket raporunda, bu cümledeki the average adult ne anlama gelir? The average adult in the survey slept for seven hours a night?

  1. Yetenekleri yalnızca sıradan olan bir yetişkin
  2. Grubun sonucunu temsil eden, istatistiksel olarak tipik bir yetişkin
  3. Anketteki en yaşlı yetişkin
Cevabı göster

Grubun sonucunu temsil eden, istatistiksel olarak tipik bir yetişkin

Is it A, 2 to 3,

0:58

A, 2 ila 3 mü,

B, 4 to 5,

1:00

B, 4 ila 5 mi,

or C, 7 to 8?

1:02

yoksa C, 7 ila 8 mi?

Hmm, 8 would be a lot.

1:03

Hmm, 8 çok olurdu.

I'm going to go with A, 2 to 3 colds a year. Öbek fiiller

1:05

Ben A, yani yılda 2 ila 3 soğuk algınlığı diyeceğim.

Öbek fiiller

go with ...: bir seçenek seçmek

“I'm going to go with A” cümlesinde go with + bir seçenek, o seçeneği seçmek veya o seçenekte karar kılmak anlamına gelir. Konuşan kişi birkaç cevap arasından A'yı seçiyor; A ile fiziksel olarak birlikte gitmekten söz etmiyor. Bu ifade kişisel bir kararı konuşma dilinde ve rahat bir şekilde belirtir. Yemek, renk, plan ve başka seçenekler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Seçim bildiren konuşma dili ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: I'm not sure, but I'll ____ option C.

Cevabı göster

go with

Well, we'll find out at the end of the program if you're right.

1:08

Peki, haklı olup olmadığını programın sonunda öğreneceğiz.

Now, many people can become ill over the winter with diseases like colds, flu, and COVID-19. Kalıp ifadeler

1:12

Şimdi, birçok insan kış aylarında soğuk algınlığı, grip ve COVID-19 gibi hastalıklar nedeniyle hastalanabilir.

Kalıp ifadeler

over the winter ...: mevsim boyunca bir dönem

“over the winter”, kışı bir zaman aralığı olarak görerek “kış boyunca” anlamına gelir. Bu cümlede birçok kişinin bu dönemin bir noktasında veya tekrar tekrar hastalanabileceği anlatılır; kışın üzerinde anlamına gelmez. over + zaman aralığı, olayları o dönem boyunca gerçekleşen bir süreç olarak sunar ve süreklilik, değişim, birikim veya tekrarlanma duygusu verebilir. Bir şeyin dönemin her anında gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Many birds leave the area over the winter” cümlesinde over the winter ne anlama gelir?

  1. kış bittikten sonra
  2. kışın üzerinde
  3. kış dönemi boyunca
Cevabı göster

kış dönemi boyunca

Host of BBC Radio 4 program Inside Health, James Gallagher,

1:19

BBC Radio 4 programı Inside Health'in sunucusu James Gallagher,

gathered some experts to talk about immune systems,

1:23

bağışıklık sistemleri hakkında konuşmak için bazı uzmanları bir araya getirdi

and he started off by asking whether they'd had more illnesses than usual this winter. Öbek fiiller

1:27

ve kışın her zamankinden daha fazla hastalanıp hastalanmadıklarını sorarak işe başladı.

Öbek fiiller

started off by asking: bir soruyla başlamak

Started off by asking, bir konuşma, röportaj ya da sürecin ilk eyleminin soru sormak olduğunu belirtir. Buradaki off, start off fiilinin parçasıdır; uzaklaşma yönünü anlatmaz. Kalıp start off by + fiil-ing şeklindedir. by ile başlayan bölüm, başlamak için yapılan eylemi belirtir: started off by asking = began by asking.

Alıştırma

Cümleyi start off by + ask yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The chair ____ whether anyone needed more time.

Cevabı göster

started off by asking

Hello.

1:32

Merhaba.

Hi.

1:33

Selam.

Right.

1:34

Evet.

How has everyone been this winter? Dilbilgisi

1:35

Bu kış nasılsınız bakalım?

Dilbilgisi

How has everyone been?: yakın bir dönemdeki durumu sormak

How has everyone been? yakın geçmişte başlayıp şu ana kadar gelen bir dönemde grubun genel durumunu veya yaşadıklarını sorar. Present perfect yapısındaki has been, yalnızca şu anı soran bir sorudan daha geniş bir zaman bakışı verir. Everyone dil bilgisi bakımından tekildir; bu yüzden have değil, has kullanılır. Ardından gelen this winter gibi bir zaman ifadesi, hangi dönemin sorulduğunu belirtir.

Alıştırma

Everyone ve been kullanarak present perfect yapıdaki How sorusunu tamamlayın: Hello again. ____ lately?

Cevabı göster

How has everyone been

Cuz I've had a rotten one, Kelime

1:37

Çünkü benim için berbat geçti,

Kelime

a rotten one: çok kötü bir kış

Burada one, hemen önce sözü edilen tekil winter isminin yerine geçer. I've had a rotten one, konuşanın çok kötü bir kış geçirdiği anlamına gelir. Rotten sözcüğü gerçek anlamıyla çürümüş yiyecekleri anlatabilir; ancak bu gündelik kullanımda güçlü bir olumsuz değerlendirme bildirir: çok kötü veya tatsız.

Alıştırma

“I've had a rotten one” cümlesinde one neyin yerine geçer?

  1. hasta bir kişi
  2. daha önce konuşulan winter
  3. bozulmuş bir yiyecek parçası
Cevabı göster

daha önce konuşulan winter

and I have felt constantly ill since about November. Dilbilgisi

1:39

ve kasım ayından beri sürekli hasta hissediyorum.

Dilbilgisi

have felt constantly ill since about November: şimdiye kadar süren bir durum

Have felt, have + geçmiş zaman ortacı felt yapısındaki present perfect biçimidir. Hasta hissetme durumunun geçmişte başladığını ve şu ana kadar sürdüğünü gösterir. Constantly, sorunun dönem boyunca kesintisiz sürdüğünü veya tekrar tekrar görüldüğünü vurgular. Since about November yaklaşık başlangıç noktasını belirtir. Since, bir süre uzunluğundan önce değil, bir zaman noktasından önce kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi başlangıç noktası bildiren sözcükle tamamlayın: I have felt tired ____ Monday.

Cevabı göster

since

John?

1:42

John?

I have not had anything yet, touch wood. Deyimler

1:43

Ben henüz hiçbir şeye yakalanmadım, tahtaya vurayım.

Deyimler

touch wood: iyi bir haberden sonra uğursuzluktan kaçınmak

Touch wood, iyi veya şanslı bir durumdan söz ettikten sonra kullanılan kalıplaşmış bir Britanya İngilizcesi ifadesidir. “Umarım bu durum devam eder ve bunu söylediğim için uğursuzluk getirmem” anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi henüz hastalanmadığını söyler ve şansını bozmak istemediği için touch wood ifadesini ekler. Kimse gerçekten tahtaya dokunmasa bile ifade aynı dileği aktarır.

Alıştırma

Şanslı bir ifadenin ardından kullanılan Britanya İngilizcesi sözünü tamamlayın: Our team hasn't lost a game this month, ____.

Cevabı göster

touch wood

Okay, let's see what I can infect you with by the end of the show. Kalıp ifadeler

1:46

Tamam, programın sonuna kadar sana ne bulaştırabileceğimi görelim.

Kalıp ifadeler

infect you with: infect someone with something yapısı

Yaygın yapı infect someone with a disease or pathogen şeklindedir. Infect fiilinden sonra gelen kişi enfekte olabilecek kişidir; with ise hastalığı veya patojeni belirtir. What I can infect you with yapısında what yan tümcenin başına taşındığı için with sonda kalır. Konuşan kişi bir hastalığı bulaştırma konusunda şaka yapmaktadır; ancak yapının kendi anlamı başka bir kişinin enfekte olmasına neden olmaktır.

Alıştırma

Infect someone with something yapısını tamamlayın: A sick animal can ____ a person ____ a virus.

Cevabı göster

infect · with

Margaret?

1:48

Margaret?

I was pretty unwell in September.

1:49

Eylül ayında oldukça rahatsızdım.

I had what I presume to be COVID, Kalıp ifadeler

1:50

COVID olduğunu tahmin ettiğim bir şey geçirdim,

Kalıp ifadeler

presume to be: temkinli bir tanımlama yapmak

what I presume to be COVID ifadesinde what, konuşanın geçirdiği hastalığı belirtir; I presume to be COVID ise bu hastalığın ne olduğunu tanımlar. Presume, doğrulanmış bir teşhisi değil, eldeki belirtilere dayanan bir sonucu ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı presume + nesne + to be + açıklama şeklindedir: I presume it to be genuine. what kullanıldığında nesne yan cümlenin içinde yer alır: what I presume to be genuine.

Alıştırma

"what I presume to be COVID" ne anlatır?

  1. Hastalığın COVID olmamasına yönelik bir umut
  2. Doğrulanmış bir COVID teşhisi
  3. Hastalığın COVID olduğuna dair gerekçeli fakat doğrulanmamış bir değerlendirme
Cevabı göster

Hastalığın COVID olduğuna dair gerekçeli fakat doğrulanmamış bir değerlendirme

but I've been allright since,

1:52

ama o zamandan beri iyiyim,

mild snuffles aside. Kelime

1:54

hafif burun çekmeleri saymazsak.

Kelime

mild snuffles aside: X aside ile istisna eklemek

Mild snuffles, burun tıkanıklığı veya akıntısı gibi soğuk algınlığına benzeyen hafif burun belirtileri anlamına gelir. Burada mild snuffles aside, “bu küçük belirtiler dışında” demektir ve konuşanın genel olarak iyi olduğu yönündeki açıklamaya bir istisna ekler. X aside yapısında X, ana ifadenin dışında bırakılan şeyi belirtir. Bu ifade ana cümleden önce veya sonra gelebilir ve istisnayı kısa bir biçimde sunar.

Alıştırma

Bir istisnayı ayrı tutan sözcükle cümleyi tamamlayın: One small delay ____, the trip went smoothly.

Cevabı göster

aside

Eleanor, I really need someone to back me up. Öbek fiiller

1:55

Eleanor, beni destekleyecek birine gerçekten ihtiyacım var.

Öbek fiiller

back me up: Birinin söylediğini desteklemek

Bu cümlede back me up, söylenenleri kabul ederek veya doğru olduğunu onaylayarak konuşanın sözlerini desteklemek anlamına gelir. Konuşan kişi, başka birinin kendi anlatımını desteklemesini istiyor; onu fiziksel olarak geriye götürmesini değil. Back someone up ayrılabilir bir phrasal verb yapısıdır. Nesne bir zamirse iki parçanın arasına gelir: back me up, back her up veya back them up denir; back up me denmez.

Alıştırma

Back someone up ifadesini ve nesne olarak me sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: If anyone doubts my story, please ____.

Cevabı göster

back me up

Uh, no, sorry. Ton ve niyet

1:58

Ah, hayır, üzgünüm.

Ton ve niyet

Uh, no, sorry: Yumuşatılmış olumsuz yanıt

Uh, no, sorry. olumsuz bir yanıtı üç küçük adımda verir. Uh kısa bir tereddüt oluşturur, no yanıtı verir ve sorry karşıdaki kişiye önem verildiğini göstererek yanıtı yumuşatır. Burada sorry bir nezaket ifadesidir; konuşanın yanlış bir şey yaptığını kabul etmesi gerekmez. Bu kalıp bir reddin, anlaşmazlığın veya hayal kırıklığı yaratan yanıtın daha az sert duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Yargılayın: Uh, no, sorry ifadesindeki sorry, konuşanın yanlış bir şey yaptığını kabul ettiği anlamına gelmek zorundadır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

I've been absolutely 100% tickety-boo. Deyimler

1:59

Ben tamamen %100 sapasağlamdım.

Deyimler

tickety-boo: tamamen iyi olmayı anlatan gayriresmî Britanya İngilizcesi

Tickety-boo, bir kişinin ya da bir şeyin tamamen iyi olduğunu ve her şeyin yolunda gittiğini anlatan, Britanya İngilizcesine özgü gayriresmî bir ifadedir. Bu cümlede konuşanın geçmişten bugüne kadar süren bir dönemdeki durumunu anlatır. Tireli bu ifadeyi tek bir bütün olarak anlamak gerekir; anlamı kelime kelime çıkarılamaz. Absolutely 100% olumlu anlamı özellikle güçlü hâle getirir.

Alıştırma

Örnekte tickety-boo ne anlama geliyor?

  1. Bunca zamandır tamamen iyiydim.
  2. Bunca zamandır alışılmadık derecede gürültülüydüm.
  3. Bunca zamandır eşyaları sıraya koyuyordum.
Cevabı göster

Bunca zamandır tamamen iyiydim.

Unlike James,

2:01

James'in aksine,

Professor John Tregoning hasn't been ill.

2:02

Profesör John Tregoning hasta olmadı.

John uses the expression touch wood,

2:05

John, tahtaya vur (touch wood) ifadesini kullanıyor,

which is an informal phrase said in order to avoid bad luck. Dilbilgisi

2:07

bu da kötü şanstan kaçınmak için söylenen gayriresmi bir ifadedir.

Dilbilgisi

in order to + fiilin yalın biçimi: amaç belirtme

In order to, bir eylemin amacını belirtir ve “bir şeyi yapmak amacıyla” anlamına gelir. Ardından fiilin yalın biçimi gelir. Burada in order to avoid, ifadenin neden söylendiğini açıklar. In order to yapısını amaç bildiren tek bir yapı olarak okuyun. Bu cümlede “doğru sırayla” anlamına gelmez.

Alıştırma

Amaç yapısını tamamlayın: Mia saved money in order ____ buy a bicycle.

Cevabı göster

to

Doctor Margaret McCartney was unwell in September,

2:11

Doktor Margaret McCartney eylül ayında rahatsızlanmış,

but has only had a few sniffles since. Kelime

2:14

ama o zamandan beri sadece birkaç kez burun çekme (sniffles) yaşamış.

Kelime

a few sniffles: hafif burun belirtileri

a few sniffles, burun akıntısı veya hafif tıkanıklık gibi az miktarda ve hafif burun belirtisini anlatır. Sniffles günlük ve gayriresmî bir çoğul isimdir; ciddi bir hastalığın adı değildir. Burada a few sorunun sınırlı olduğunu gösterir. Konuşan kişi eylüldeki rahatsızlık ile daha sonraki hafif belirtileri karşılaştırarak doktorun ciddi biçimde hasta olmadığını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede a few sniffles neyi anlatıyor?

  1. Ciddi bir hastalık
  2. Hafif burun belirtileri
  3. Birkaç yüksek sesli nefes
Cevabı göster

Hafif burun belirtileri

Sniffles is an informal word used to describe minor illnesses that affect your nose.

2:17

Sniffles, burnunuzu etkileyen hafif hastalıkları tanımlamak için kullanılan gayriresmi bir kelimedir.

We can also say sniffles.

2:23

Buna nezle de diyebiliriz.

Host James is surprised that nobody has been ill

2:25

Sunucu James kimsenin hasta olmamasına şaşırıyor

and says to Professor Eleanor Riley back me up.

2:27

ve Profesör Eleanor Riley'e bana arka çık (back me up) diyor.

If you ask someone to back you up,

2:31

Eğer birinden size arka çıkmasını (back you up) isterseniz,

you're asking for them to say something which supports your opinion.

2:33

onlardan sizin fikrinizi destekleyen bir şey söylemelerini istiyorsunuzdur.

But Eleanor has had a healthy winter too.

2:36

Fakat Eleanor da sağlıklı bir kış geçirmiş.

She's been tickety-boo,

2:39

Her şeyin yolunda veya iyi durumda olduğu anlamına gelen

which is an informal phrase meaning everything's fine or in good order.

2:41

gayriresmi bir ifadeyle tıkırında (tickety-boo) olmuş.

Throughout the winter,

2:45

Kış boyunca,

many people tried different techniques,

2:46

birçok insan farklı teknikler denedi,

like taking supplements or eating certain foods to boost their immune system, Kalıp ifadeler

2:49

bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için takviyeler almak veya belirli yiyecekleri yemek gibi,

Kalıp ifadeler

taking supplements: take + supplements takviye almak demektir

taking supplements, vitamin veya mineral ürünleri gibi gıda takviyelerini tüketmek anlamına gelir. Buradaki take, onları eline almak veya götürmek anlamında değildir. -ing biçimi olan taking supplements, like kelimesinden sonra eating certain foods ile birlikte bir yöntemin adı olarak kullanılır. Bu ifade insanların ne denediğini anlatır; tek başına takviyelerin işe yaradığını ileri sürmez.

Alıştırma

Gıda takviyelerini tüketmek anlamına gelen ifade hangisidir?

  1. buying supplements
  2. taking supplements
  3. bringing supplements
Cevabı göster

taking supplements

to improve their body's natural defenses against disease.

2:53

vücutlarının hastalıklara karşı doğal savunmasını geliştirmek için.

Host of BBC Radio 4 Inside Health, James Gallagher,

2:57

BBC Radio 4 Inside Health sunucusu James Gallagher,

asks Dr. Margaret McCartney

3:01

Dr. Margaret McCartney'e soruyor,

whether some of these products are successful.

3:03

bu ürünlerden bazılarının başarılı olup olmadığını.

Okay, quick-fire round, Margaret. Kalıp ifadeler

3:06

Tamam, seri soru-cevap turu, Margaret.

Kalıp ifadeler

quick-fire round: hızlı soru-cevap bölümü

Quick-fire round; bir bilgi yarışması, röportaj, oyun veya sınıf etkinliğinde soruların art arda geldiği ve insanların hızlı cevap verdiği kısa bir bölümdür. Buradaki round, etkinliğin bir aşamasını veya bölümünü ifade eder. Quick-fire burada mecaz anlamdadır: Gerçek ateşi ya da silah kullanımını değil, soruların hızlı temposunu anlatır.

Alıştırma

Kısa soruların hızlıca sorulduğu bir bölümü anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The host began a ____, giving each guest only five seconds to answer.

Cevabı göster

quick-fire round

Echinacea?

3:07

Ekinezya?

No.

3:08

Hayır.

Turmeric?

3:10

Zerdeçal?

No.

3:11

Hayır.

Ginger shots?

3:11

Zencefil shot'ları?

No.

3:12

Hayır.

This is a very, very good quiz.

3:13

Bu çok ama çok iyi bir sınav.

What about the stuff you squirt up your nose when you're at the beginning of an infection? Kalıp ifadeler

3:16

Peki ya enfeksiyonun başındayken burnunuza sıktığınız şeyler?

Kalıp ifadeler

squirt up your nose: sıvıyı burun boşluğuna püskürtmek

Squirt up your nose ifadesinde squirt, bir kaptan az miktarda sıvıyı basınçla çıkarmak veya püskürtmek anlamına gelir; up your nose ise sıvının izlediği yolu, yani burun boşluğunun içine girdiğini gösterir. Buradaki up, yalnızca dikey biçimde yukarı yönelmeyi değil, burnun daha iç kısmına doğru hareketi anlatır. İfadenin tamamı burun spreyi kullanmayı anlatan samimi ve canlı bir söyleyiştir.

Alıştırma

Hangi cümle sıvının burun boşluğuna gönderildiğini anlatmak için squirt ... up ... nose kalıbını kullanıyor?

  1. She lifted the spray above her nose.
  2. She pointed her nose toward the ceiling.
  3. She squirted the spray up her nose.
Cevabı göster

She squirted the spray up her nose.

Interesting, but not any better than normal saline spray, Notlar

3:20

İlginç, ama normal tuzlu su spreyinden daha iyi değil,

just salt water.

3:23

sadece tuzlu su.

Dilbilgisi

not any better than: karşılaştırmada üstünlük yok

Not any better than olumsuz bir karşılaştırmadır: A, B’den daha iyi değildir. Kalıp not + any + karşılaştırma sıfatı + than şeklindedir. Any, hiçbir ölçüde iyileşme olmadığını belirterek olumsuzluğu güçlendirir. Burada ürünün standart serum fizyolojik spreyine göre kanıtlanmış bir üstünlüğü olmadığı söyleniyor. Bu, iki şeyin her yönden tamamen aynı olduğu anlamına gelmez; değerlendirilen özellik bakımından ilkinin daha iyi olmadığını belirtir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tamamlamak için İngilizce not, any, better ve than sözcüklerinin her birini bir kez kullanın: This expensive cable is ____ the cheaper one.

Cevabı göster

not any better than

Kelime

normal saline spray: standart tıbbi tuzlu su spreyi

Normal saline spray, sağlık hizmetlerinde kullanılan standart %0,9 sodyum klorür çözeltisi olan normal saline içeren bir spreydir. Bu bağlamda bir burun spreyidir, marka adı değildir. Just salt water sözleri, tıbbi terimi gündelik dille yeniden açıklar. Normal, yerleşik normal saline teriminin bir parçasıdır; ürünün yalnızca sıradan göründüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir eczane etiketinde normal saline spray neyi ifade eder?

  1. Bir ağrı kesicinin marka adı
  2. Standart tıbbi tuzlu su çözeltisi içeren bir sprey
  3. İlaç içeren herhangi bir burun spreyi
Cevabı göster

Standart tıbbi tuzlu su çözeltisi içeren bir sprey

In fact, according to Margaret,

3:24

Aslında Margaret'a göre,

there isn't enough evidence that many popular health products can actually change the way your immune system works. Notlar

3:26

birçok popüler sağlık ürününün bağışıklık sisteminizin çalışma şeklini gerçekten değiştirebileceğine dair yeterli kanıt yok.

Anlatım akışı

there isn't enough evidence that: kanıt yetersizliğini temkinli biçimde belirtmek

there isn't enough evidence that mesajı iki bölüm hâlinde düzenler: önce kanıtın miktarını veya gücünü değerlendirir; ardından that ile başlayan yan cümle, destek gerektiren iddiayı belirtir. Burada iddianın güvenle kabul edilmesi için yeterince desteklenmediğini söyler. Ürünlerin bağışıklık sistemini etkileyemediğinin kanıtlandığını söylemez; olumsuz değerlendirme kanıtın yeterliliğiyle ilgilidir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla bu temkinli kanıt ifadesini tamamlayın: There ____ the screen filter prevents headaches.

Cevabı göster

isn't enough evidence that

Dilbilgisi

change the way your immune system works: the way + yan cümle yapısı

change the way your immune system works ifadesinde change fiilinin nesnesi, the way your immune system works isim öbeğinin tamamıdır. Bu öbeğin içinde your immune system özne, works ise fiildir; yan cümle birlikte hangi tür çalışma biçiminin kastedildiğini açıklar. Tekrar kullanılabilen kalıp change the way + özne + fiil şeklindedir. Bir sistemin, alışkanlığın veya sürecin işleyiş biçimindeki değişikliği anlatır.

Alıştırma

Cümleyi how ile değil, the way + yan cümle yapısıyla tamamlayın: The new schedule changed ____ our team works.

Cevabı göster

the way

Another popular health trend in the UK is cold water swimming. Kelime

3:32

İngiltere'de bir diğer popüler sağlık trendi soğuk suda yüzmektir.

Kelime

popular health trend: geniş ilgi gören sağlıkla ilgili bir uygulama

Burada popular health trend, şu anda birçok kişinin ilgi duyduğu veya denediği sağlıkla ilgili bir uygulama demektir. Trend, yalnızca verilerde gösterilen hareketi değil, belirli bir dönemde gelişen toplumsal bir yönelimi veya modayı ifade eder. Bu ifade cold water swimming'i örnek olarak sunar. Popular, ilgi ve katılımı belirtir; uygulamanın tıbben etkili olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümlede popular health trend ne anlama geliyor?

  1. Şu anda birçok kişinin ilgi duyduğu sağlıkla ilgili bir uygulama
  2. Her doktorun önerdiği, tıbben kanıtlanmış bir tedavi
  3. Sağlıkla ilgili sayıların yükseldiğini gösteren grafik çizgisi
Cevabı göster

Şu anda birçok kişinin ilgi duyduğu sağlıkla ilgili bir uygulama

Kelime

cold water swimming: tek ve eksiksiz bir etkinlik adı

Cold water swimming, soğuk suda yüzme etkinliğini adlandıran tek ve eksiksiz bir isim grubudur. Cold water, swimming sözcüğünü niteler; bu nedenle sözcükler birlikte bir etkinlik türünün adı olarak kullanılır. Bu cümlede tüm ifade is sözcüğünden sonra gelir ve tanıtılan sağlık trendinin ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümlede cold water swimming ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Soğuk su taşıyarak yüzmek
  2. Soğuk suda yüzme etkinliği
  3. Yüzdükten sonra soğuk su içmek
Cevabı göster

Soğuk suda yüzme etkinliği

People who swim in cold water say it's good for their mental health, Kalıp ifadeler

3:37

Soğuk suda yüzen insanlar bunun zihinsel sağlıklarına iyi geldiğini söylüyor

Kalıp ifadeler

good for their mental health: ruh sağlıkları için faydalı

Bu cümlede good for their mental health, bir şeyin onların psikolojik iyilik hâline faydalı olduğu anlamına gelir. good for + isim öbeği yapısı, bir şeyin for sözcüğünden sonra belirtilen kişi veya alan üzerinde olumlu etkisi olduğunu anlatır. Mental health, yalnızca belirli bir anda mutlu hissetmekten daha geniş bir kavramdır. Bir kişinin genel psikolojik ve duygusal iyilik hâlini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi doğru edatla tamamlayın: Talking to someone you trust can be good ____ your mental health.

Cevabı göster

for

and they also believe it makes them less likely to get ill during the winter months. Dilbilgisi

3:41

ve aynı zamanda kış aylarında hastalanma olasılıklarını azalttığına inanıyorlar.

Dilbilgisi

less likely to get ill: hastalanma olasılığı daha düşük

Less likely to get ill, hastalanma olasılığının öncekinden ya da başka bir kişi veya durumdakinden daha düşük olduğu anlamına gelir. Less likely olasılıkları karşılaştırır; istek veya tercih anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı be less likely to + fiilin yalın hâlidir. makes them less likely to get ill ifadesinde make sözcüğünden sonra etkilenen kişiler olan them, ardından da düşük olasılığı anlatan bölüm gelir.

Alıştırma

Cümleyi, likely içeren ve daha düşük olasılık bildiren üç sözcüklü bir ifadeyle tamamlayın: Regular handwashing makes children ____ get ill.

Cevabı göster

less likely to

But scientists aren't sure about the benefits of cold water swimming for the immune system yet, Kalıp ifadeler

3:46

Ancak bilim insanları soğuk suda yüzmenin bağışıklık sistemi için faydalarından henüz emin değiller,

Kalıp ifadeler

scientists aren't sure about ... yet: henüz kesinleşmemiş bir bilimsel sonucu ifade etmek

Scientists aren't sure about, bilim insanlarının bir konu hakkında kesin bir sonuca varmak için henüz yeterli güvene veya kanıta sahip olmadığını anlatır. Bu ifade belirsizlik gösterir; konunun yanlış olduğunu söylemez. Bu cümlede about, değerlendirilen konuyu tanıtır ve yet, belirsizliğin şu anda hâlâ sürdüğünü belirtir. Konuşan kişi olası yararları reddetmek yerine bu olasılığı açık bırakır.

Alıştırma

Scientists aren't sure about the long-term effects yet ne anlatıyor?

  1. Kanıtlar etkilerin zararsız olduğunu kanıtlıyor.
  2. Kanıtlar etkilerin var olmadığını kanıtlıyor.
  3. Kanıtlar hâlâ kesin bir sonuca ulaşmaya yetmiyor.
Cevabı göster

Kanıtlar hâlâ kesin bir sonuca ulaşmaya yetmiyor.

as Professor John Tregoning explained to BBC Radio 4's Inside Health.

3:51

Profesör John Tregoning'in BBC Radio 4'ün Inside Health programına açıkladığı gibi.

The social element actually is really important.

3:55

Sosyal unsur aslında gerçekten önemli.

It probably is beneficial to do. Kelime

3:58

Yapmak muhtemelen faydalıdır.

Kelime

beneficial to do: bir etkinliği yararlı olarak tanımlamak

Beneficial to do, bu etkinliği yapmanın olumlu bir etki veya yarar sağladığını anlatır. Beneficial, basitçe good demekten daha belirli ve daha resmîdir; eğlenceli olmaktan çok pratik ya da uzun vadeli yarara odaklanır. Burada it, daha önce sözü edilen bir etkinliğe gönderme yapar: It is probably beneficial to do, bu etkinliği yapmanın muhtemelen yardımcı olduğu anlamına gelir. Probably yargıyı temkinli hâle getirir; konuşan kişi garanti vermemektedir.

Alıştırma

Yararlı bir etkinliği anlatmak için beneficial to do ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. It may be beneficial for take short breaks while studying.
  2. It may be beneficial taking short breaks while studying.
  3. It may be beneficial to take short breaks while studying.
Cevabı göster

It may be beneficial to take short breaks while studying.

You reduce stress,

4:00

Stresi azaltıyorsunuz,

and cortisol dampens the immune system. Kelime

4:01

ve kortizol bağışıklık sistemini baskılıyor.

Kelime

dampens the immune system: dampen fiilinin mecaz anlamı

Burada dampens, “daha az güçlü veya etkin hâle getirir” anlamındadır. Kortizol bağışıklık sisteminin etkinliğini azaltır; sistemi fiziksel olarak ıslatmaz. Bu, dampen fiilinin mecaz anlamıdır. Dampen; response, effect veya enthusiasm gibi soyut bir nesneyle kullanıldığında onun gücünü ya da yoğunluğunu azaltmak anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede dampens the immune system ne anlama geliyor?

  1. Bağışıklık sistemini kalıcı olarak yok eder.
  2. Bağışıklık sistemini daha az etkin hâle getirir.
  3. Bağışıklık sistemini ıslatır.
Cevabı göster

Bağışıklık sistemini daha az etkin hâle getirir.

So actually,

4:03

Yani aslında,

if you're stressed,

4:04

stresliyseniz,

then maybe you are more prone to infection, Kalıp ifadeler

4:04

o zaman belki enfeksiyona daha yatkın oluyorsunuz,

Kalıp ifadeler

more prone to infection: be prone to + isim yapısı

More prone to infection, “enfeksiyon kapma olasılığı daha yüksek” veya “enfeksiyon riski daha fazla” demektir. More, başka bir kişi, grup ya da durumla karşılaştırıldığında bu eğilimin daha güçlü olduğunu gösterir. Kalıp be prone to + isim veya -ing biçimidir. Bu ifadede to bir edattır ve ardından infection ismi gelir; amaç bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi prone to ifadesinin karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Without a protective case, a phone is ____ damage when dropped.

Cevabı göster

more prone to

and that may be why that benefit of being with people, Anlatım akışı

4:07

ve işte bu yüzden insanlarla,

nice people that you like,

4:10

sevdiğiniz güzel insanlarla bir arada olmanın faydası,

in nice places is helping.

4:11

güzel yerlerde yardımcı oluyor olabilir.

Anlatım akışı

that may be why: olası bir açıklama sunmak

that may be why, daha önce sözü edilen bir olguya veya düşünceye gönderme yapar ve bunu sonraki durumun olası açıklaması olarak sunar. Bu cümlede that önceki akıl yürütmeyi, why'dan sonraki yan cümle ise açıklanan sonucu gösterir. may, bu bağlantının kesin olmadığını belirtir: konuşan kişi makul bir neden öne sürer, ancak bunun kanıtlanmış bir neden olduğunu iddia etmez. Bu yapı, önce bir ipucu verip ardından sonuca ilişkin olası bir açıklama sunarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

that may be why ifadesinde may nasıl bir anlam katar?

  1. Açıklamanın kesin değil, olası olduğunu gösterir.
  2. Cümleyi açıklama isteyen bir talebe dönüştürür.
  3. Açıklamanın doğru olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Açıklamanın kesin değil, olası olduğunu gösterir.

But I don't think it's unique to cold water swimming. Kalıp ifadeler

4:13

Ama bunun soğuk suda yüzmeye özgü olduğunu sanmıyorum.

Kalıp ifadeler

unique to cold water swimming: bir şeye özgü olmayı ifade etmek

unique to cold water swimming, yalnızca soğuk suda yüzmede bulunan veya sadece bu etkinliğe ait olan anlamına gelir. Cümlede I don't think it's unique to... dendiği için konuşan kişi bu özgülüğü reddeder ve faydanın başka etkinliklerden de gelebileceğini öne sürer. be unique to + isim kalıbı, bir özellikle ilişkili tek kişiyi, grubu, yeri veya şeyi belirtir. Burada unique yalnızca sıra dışı, ilginç ya da etkileyici değil, başka yerde bulunmayan anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi unique ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: This safety feature is ____ this model; no other model has it.

Cevabı göster

unique to

I think you can probably get it from dancing or singing or going for a run. Kalıp ifadeler

4:16

Bunu muhtemelen dans etmekten, şarkı söylemekten veya koşuya çıkmaktan da alabileceğinizi düşünüyorum.

Kalıp ifadeler

going for a run: koşuya çıkmak

Bu cümlede going for a run, genellikle egzersiz veya keyif için bir koşu yapmak anlamına gelir. Temel ifade go for a run'dır; burada dancing ve singing ile aynı listede yer aldığı için going biçimi kullanılmıştır. go for a + etkinlik adı kalıbı, etkinliği tek bir gezinti ya da seans olarak sunar. Yaygın örnekler go for a walk ve go for a swim ifadeleridir.

Alıştırma

Hedef ifade go for a run'ı tamamla: On sunny mornings, Mia likes to go ____ a run before breakfast.

Cevabı göster

for

John says that cortisol,

4:20

John, kortizolün,

a chemical associated with stress, Kalıp ifadeler

4:21

yani stresle ilişkili bir kimyasalın,

dampens the immune system.

4:23

bağışıklık sistemini baskıladığını (dampens) söylüyor.

Kalıp ifadeler

associated with stress: neden değil, bağlantı

Associated with stress, stresle bağlantılı veya ilişkili anlamına gelir. Associated with tek başına, anlatılan şeye doğrudan stresin neden olduğunu söylemez. Burada associated with stress, a chemical ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Bu kimyasalın stresle bağlantısı hakkında ek bilgi verir; gerçeklere dayalı açıklamalarda yaygın olan kısa bir yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi associated with kullanarak tamamla: In the survey, more screen time was ____ less sleep.

Cevabı göster

associated with

Here, dampens means makes weaker.

4:26

Burada dampens, daha zayıf hale getirmek anlamına gelir.

We also have a common expression dampen someone's spirits, Deyimler

4:29

Ayrıca birinin şevkini kırmak (dampen someone's spirits) şeklinde yaygın bir ifademiz de var,

which means to make them less enthusiastic about something.

4:32

bu da onları bir şey hakkında daha az hevesli yapmak demektir.

Deyimler

dampen someone's spirits: birinin hevesini azaltmak

dampen someone's spirits ifadesinde dampen “gücünü azaltmak”, spirits ise kişinin ruh hâli, öz güveni veya hevesi anlamına gelir. İfadenin bütünü, birini daha az neşeli ya da istekli hâle getirmek demektir; herhangi bir şeyi ıslatmakla ilgili değildir. Yapı dampen + iyelik biçimi + spirits şeklindedir. someone's yerine uygun biçimi getirerek dampen my spirits, dampen her spirits veya dampen the team's spirits denebilir.

Alıştırma

“Onların hevesini azaltmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The players were excited, but the delay began to ____.

Cevabı göster

dampen their spirits

John says that there is evidence that people who are stressed are more prone to infection. Anlatım akışı

4:36

John, stresli insanların enfeksiyona daha yatkın (more prone to) olduğuna dair kanıtlar olduğunu söylüyor.

Anlatım akışı

there is evidence that: desteklenen bir iddiayı sunmak

There is evidence that, bir iddiayı söylemeden önce o iddiayı destekleyen dayanağı öne çıkarır. evidence adı, ardından gelen bilginin araştırmalar, gerçekler veya gözlemlerle desteklendiğini anlatır; that ise iddiayı içeren tam yan cümleyi başlatır. Bu yapı destek bulunduğunu gösterir, kesin kanıtlandığı anlamına gelmez. Örnekte mesaj önce “kanıt var” diye düzenlenir, ardından stres ve enfeksiyonla ilgili desteklenen düşünce verilir.

Alıştırma

Kanıtla desteklenen bir iddiayı başlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ regular exercise can improve sleep.

Cevabı göster

There is evidence that

If you're more prone to something,

4:41

Eğer bir şeye daha yatkınsanız,

it's more likely to happen to you.

4:43

bunun başınıza gelme olasılığı daha yüksektir.

It could be that cold water swimming reduces stress, Dilbilgisi

4:45

Soğuk suda yüzmek stresi azaltıyor olabilir,

and so it helps people's immune systems work well.

4:48

ve bu yüzden insanların bağışıklık sistemlerinin iyi çalışmasına yardımcı olur.

Dilbilgisi

It could be that: temkinli bir açıklama sunmak

It could be that + yan cümle yapısı olası bir açıklama sunar. that'ten sonraki yan cümle, düşünülen fikri verir; burada olası bağlantı, soğuk suda yüzmenin stresi azaltmasıdır. Could, açıklamanın kesin olmadığını gösterir. Konuşmacı bunu akla yatkın bulur ancak kanıtlanmış olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle pilin bitmesini yalnızca olası bir açıklama olarak sunar?

  1. It must be that the battery is dead.
  2. It could be that the battery is dead.
  3. The reason is that the battery is dead.
Cevabı göster

It could be that the battery is dead.

But there are lots of other activities that could have the same effect and help people have fewer colds over winter. Kalıp ifadeler

4:51

Ancak aynı etkiyi yaratabilecek ve insanların kış boyunca daha az soğuk algınlığı geçirmesine yardımcı olabilecek başka birçok aktivite de var.

Kalıp ifadeler

have the same effect: aynı sonucu üretmek

Have the same effect, “aynı sonucu veya etkiyi oluşturmak” anlamına gelir. Burada have, bir şeye sahip olmayı değil, bir sonuca yol açmayı anlatır; effect ise isimdir. Bu ifade sonuçları karşılaştırır: farklı etkinlikler veya yöntemler yine de aynı ya da çok benzer bir sonuca yol açabilir. Karşılaştırılan şeyi have the same effect as + isim yapısıyla belirtebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, have ve effect sözcüklerini içeren ve “aynı sonucu üretmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: These two methods may ____.

Cevabı göster

have the same effect

Which reminds me of my question, Anlatım akışı

4:56

Bu bana sorumu hatırlattı,

Anlatım akışı

Which reminds me of my question: önceki bir soruya geri dönmek

Bu konuşma dilindeki yan cümlenin başında which, hemen önce söylenen ifade veya düşünceye gönderme yapan bir ilgi zamiridir. Bir seçim yapmayı soran soru sözcüğü değildir. reminds me of my question bölümü bu bağlantıyı kullanarak daha önce sorulan bir soruyu konuşmaya geri getirir. İfadenin tamamı mevcut konuyu konuşmanın önceki bir kısmına bağlayan bir geçiş görevi görür ve konuşanın o soruya döneceğini gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda Which reminds me of my question ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciden birkaç soru arasından seçim yapmasını ister.
  2. Önceki söylenenlerle hiçbir bağlantısı olmayan yepyeni bir konu duyurur.
  3. Mevcut konuşmayı daha önce sorulmuş bir soruya bağlar.
Cevabı göster

Mevcut konuşmayı daha önce sorulmuş bir soruya bağlar.

Georgie.

4:58

Georgie.

I asked how many colds the average UK adult has a year.

4:59

İngiltere'deki ortalama bir yetişkinin yılda kaç kez soğuk algınlığına yakalandığını sormuştum.

And I said 2 to 3.

5:02

Ben de 2 ila 3 demiştim.

And that is the correct answer.

5:05

Ve bu doğru cevap.

So well done.

5:07

Tebrikler.

Thank you.

5:07

Teşekkür ederim.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:09

Peki, öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary we've learned: tekrar bölümüne geçmek

Let's recap ... bir grubu ana noktaları kısaca gözden geçirmeye davet eder. Burada dinleyicilere programın yeni konulardan kapanış tekrarına geçtiğini bildirir. Nesne the vocabulary we've learned bölümüdür. we've learned hangi kelimelerin kastedildiğini açıklar: grubun daha önce öğrendiği ve şimdi tekrar edebileceği kelimeler.

Alıştırma

let us ifadesinin kısaltması ve ardından recap ile cümleyi tamamlayın: Before we finish, ____ the key points from today's lesson.

Cevabı göster

let's recap

starting with touch wood,

5:11

tahtaya vurmak (touch wood) ile başlayalım,

which is an expression used, often in speech,

5:13

bu sıkça konuşma dilinde kullanılan bir ifadedir,

to avoid bad luck.

5:16

kötü şanstan kaçınmak için.

Sniffles, or sniffles,

5:17

Sniffles, yani nezle veya burun çekme,

are minor illnesses that affect your nose.

5:19

burnunuzu etkileyen hafif hastalıklardır.

If you ask someone to back you up,

5:22

Eğer birinden sana arka çıkmasını (back you up) istersen,

you want them to say something to support your opinion.

5:24

onlardan senin fikrini destekleyecek bir şey söylemelerini istiyorsun demektir.

The expression tickety-boo means fine and in good order.

5:27

Tıkırında (tickety-boo) ifadesi iyi ve yolunda anlamına gelir.

If you dampen something,

5:31

Eğer bir şeyi baskılarsan (dampen),

you make it weaker.

5:32

onu daha zayıf hale getirirsin.

And the expression dampen someone's spirits means you make them less enthusiastic about something.

5:33

Ve birinin şevkini kırmak (dampen someone's spirits) ifadesi, onları bir şey hakkında daha az hevesli yapmak demektir.

And if you're more prone to something,

5:38

Ve eğer bir şeye daha yatkınsan (more prone to),

it's more likely to happen to you.

5:40

onun başına gelme olasılığı daha yüksektir.

Once again, our 6 Minutes are up, Kalıp ifadeler

5:43

Yine 6 Dakikamız doldu,

Kalıp ifadeler

our 6 Minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 Minutes are up ifadesinde be up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Sunucu, programın artık bitmesi gerektiğini bildirir; buradaki up, 'yukarı doğru' anlamına gelmez. Bir süre özne olabilir: Your five minutes are up. Tekil time ismiyle Time is up denir.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini belirten be up ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Your five minutes ____.

Cevabı göster

are up

but you can test what you've learned with the free interactive quiz on our website. Kalıp ifadeler

5:45

ancak sitemizdeki ücretsiz etkileşimli sınavla öğrendiklerinizi test edebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

test what you've learned: daha önce öğrenilenleri kontrol etmek

test what you've learned, sorular veya bir etkinlik kullanarak edindiğiniz bilgiyi kontrol etmek anlamına gelir. Burada test bir fiildir ve yalnızca resmî bir sınavı değil, kısa bir testi veya alıştırmayı da anlatabilir. What you've learned, test fiilinin nesnesidir ve 'öğrendiğiniz şeyler' anlamına gelir. Başka bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir what yan cümlesi olduğu için düz cümle sözcük dizilişini korur: what you have learned doğrudur, what have you learned değildir. Present perfect biçimi you've learned, önceki öğrenmeyi şimdiki kontrolle ilişkilendirir.

Alıştırma

Testin bir kişinin daha önce öğrendiklerini kontrol ettiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. This short quiz will test what you've learned.
  2. This short quiz will test what have you learned.
  3. This short quiz will exam what you've learned.
Cevabı göster

This short quiz will test what you've learned.

Bye for now.

5:49

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

5:50

Güle güle.

Thanks for listening to this podcast from BBC Learning English.

5:51

BBC Learning English'in bu podcast'ini dinlediğiniz için teşekkürler.

Continue your learning on our website with courses, quizzes,

5:55

Web sitemizdeki kurslar, sınavlar

and programs to improve your English.

6:00

ve İngilizcenizi geliştirecek programlarla öğrenmeye devam edin.

Visit bbclearningenglish.com.

6:02

bbclearningenglish.com adresini ziyaret edin.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.