Bağışıklık sistemimizi güçlendirebilir miyiz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, takviyelerden ve sağlık ürünlerinden soğuk suda yüzmeye kadar bağışıklık sistemini güçlendirmek için yaygın olarak denenen yöntemleri inceliyor. Uzmanlar, birçok ürün için ikna edici kanıt bulunmadığını; sosyal etkinliklerin ise soğuk suya özgü bir yarardan çok stresi azaltarak bağışıklık işlevini dolaylı biçimde destekleyebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. back me up. — Öbek fiiller: Birinden görüşünüzü desteklemesini, anlattıklarınızı doğrulamasını veya iddianızın makul olduğunu göstermeye yardım etmesini istediğinizde kullanılan bu doğal konuşma ifadesini anlayıp kullanın. 2. there isn't enough evidence that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Mevcut araştırmalar bir iddiayı yeterince desteklemediğinde, özellikle bilimsel, tıbbi ve haber bağlamlarında kanıta dayalı fakat temkinli bir sonucu nasıl sunacağınızı öğrenin. 3. dampens the immune system. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: dampen fiilinin burada bir etkiyi zayıflatmak veya azaltmak anlamında mecazi kullanıldığını fark edin ve stresin vücudun savunmasını nasıl daha az etkili hâle getirebileceğini anlatın.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
In this program, we're talking about the immune system, Notlar
0:13Bu programda, bağışıklık sistemi hakkında konuşuyoruz,
In this program, we're talking about ... ile konuya giriş yapmak
“In this program” bağlamı belirler, “we're talking about” ise ardından gelecek konuyu tanıtır. Bir programın başında bu kalıbın tamamı, o bölümün neye odaklanacağını dinleyiciye bildirir. Buradaki şimdiki zaman yapısı, yalnızca tam o anda gerçekleşen bir konuşmayı anlatmaz. Mesajı da düzenler: ardından gelen isim öbeği programın ana konusu olarak anlaşılmalıdır. Aynı kalıp lesson, episode, meeting veya talk ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir podcast'in başında sunucu, “In today's episode, we're talking about sleep.” diyor. Bu cümlenin temel işlevi nedir?
- Bölümün ana konusunu tanıtır.
- Podcast'in adının değişeceğini duyurur.
- Özel konuşmanın az önce bittiğini söyler.
Cevabı göster
Bölümün ana konusunu tanıtır.
which is the body's natural defense against getting ill. Kalıp ifadeler
0:16bu da vücudun hastalanmaya karşı doğal savunmasıdır.
immune system: vücudun doğal savunması
“Immune system”, vücudun hastalık ve enfeksiyonlara karşı savunma ağını ifade eden standart sağlık terimidir. Bu cümlede which ile başlayan yan cümle hemen basit bir tanım verir: vücudun hastalanmaya karşı doğal savunmasıdır. “Immune system” ifadesini tek bir isim öbeği olarak düşünün. Tek bir organı, hastalığı veya sağlık ürününü değil, vücudun genel savunma sistemini ifade eder.
Alıştırma
Vücudun doğal savunmasını anlatan iki sözcüklü terimle sağlık cümlesini tamamlayın: A healthy ____ helps the body fight infections.
Cevabı göster
immune system
natural defense against: bir tehdide karşı doğal savunma
Natural defense, dışarıdan eklenen bir şey değil, vücutta zaten bulunan bir koruma anlamına gelir. Burada bağışıklık sistemini vücudun kendi korumasının bir parçası olarak tanımlar. defense against X yapısında X, karşı koyulan tehlikeyi veya zararlı sonucu belirtir. Bu nedenle against getting ill, savunmanın hastalanmayı önlemeye yardımcı olduğu anlamına gelir; against burada hareket yönü göstermez.
Alıştırma
Cümleyi defense against yapısındaki standart edatla tamamlayın: Mucus provides a natural defense ____ harmful particles.
Cevabı göster
against
Now, Georgie, is there anything you do to boost your immune system? Kalıp ifadeler
0:20Peki Georgie, bağışıklık sistemini güçlendirmek için yaptığın bir şey var mı?
boost your immune system: yaygın bir sağlık ifadesi
Burada boost, bir şeyi güçlendirmek veya daha iyi çalışmasını sağlamak anlamına gelir. Boost your immune system, vücudun hastalıklara yanıt verme yeteneğini güçlendirmeye çalışmayı anlatan yaygın bir sağlık ifadesidir. Soru, Georgie'nin bu amaçla edindiği herhangi bir alışkanlık olup olmadığını sorar. Alışkanlıkların amacını sorar; belirli bir alışkanlığın tıbben etkili olduğunun kanıtlandığını iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan sağlık ifadesiyle tamamlayın: The advert claims this drink can ____.
Cevabı göster
boost your immune system
And there are lots of things people do to try to improve their immune system and stay healthier,
0:30İnsanların bağışıklık sistemlerini geliştirmeye ve daha sağlıklı kalmaya çalışmak için yaptıkları pek çok şey var;
We'll find out how useful some of these techniques are in today's program. Öbek fiiller
0:40Bugünkü programımızda bu tekniklerden bazılarının ne kadar yararlı olduğunu öğreneceğiz.
find out + soru yan cümlesi: bilgi edinmek
Find out, genellikle kontrol ettikten, sorduktan, gözlemledikten veya bekledikten sonra bilgi ya da bir yanıt edinmek anlamına gelir. Bu cümlede arkasından gelen how yan cümlesi öğrenilecek bilgiyi, yani tekniklerin ne kadar yararlı olduğunu belirtir. Konuşmacı, programın daha sonra açıklayacağı bir sonucu önceden haber vermek için We'll find out der. Buradaki temel fikir fiziksel bir nesneyi bulmak değil, bilmemekten bilmeye geçmektir.
Alıştırma
Cümleyi find out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We will read the test results to ____ which method worked best.
Cevabı göster
find out
Now, that's the illness that makes you cough and sneeze,
0:48Hani şu öksürmenize ve hapşırmanıza neden olan,
But how many colds does the average adult get in the UK each year? Kelime
0:53Peki İngiltere'de ortalama bir yetişkin yılda kaç kez soğuk algınlığına yakalanır?
İstatistiksel ifadelerde the average adult
Bu istatistik sorusunda the average adult, grubun ortalama veya tipik sonucunu temsil eden bir yetişkin anlamına gelir. Soru belirli bir kişiyi değil, yetişkinlerin ortalama olarak yılda kaç kez soğuk algınlığına yakalandığını sorar. the average + tekil sayılabilen isim kalıbı, the average customer veya the average household örneklerinde olduğu gibi veri ve genel ifadelerde bir grubu temsil edebilir. Burada average kimsenin yeteneğini veya niteliğini eleştirmez.
Alıştırma
Bir anket raporunda, bu cümledeki the average adult ne anlama gelir? The average adult in the survey slept for seven hours a night?
- Yetenekleri yalnızca sıradan olan bir yetişkin
- Grubun sonucunu temsil eden, istatistiksel olarak tipik bir yetişkin
- Anketteki en yaşlı yetişkin
Cevabı göster
Grubun sonucunu temsil eden, istatistiksel olarak tipik bir yetişkin
I'm going to go with A, 2 to 3 colds a year. Öbek fiiller
1:05Ben A, yani yılda 2 ila 3 soğuk algınlığı diyeceğim.
go with ...: bir seçenek seçmek
“I'm going to go with A” cümlesinde go with + bir seçenek, o seçeneği seçmek veya o seçenekte karar kılmak anlamına gelir. Konuşan kişi birkaç cevap arasından A'yı seçiyor; A ile fiziksel olarak birlikte gitmekten söz etmiyor. Bu ifade kişisel bir kararı konuşma dilinde ve rahat bir şekilde belirtir. Yemek, renk, plan ve başka seçenekler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Seçim bildiren konuşma dili ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: I'm not sure, but I'll ____ option C.
Cevabı göster
go with
Well, we'll find out at the end of the program if you're right.
1:08Peki, haklı olup olmadığını programın sonunda öğreneceğiz.
Now, many people can become ill over the winter with diseases like colds, flu, and COVID-19. Kalıp ifadeler
1:12Şimdi, birçok insan kış aylarında soğuk algınlığı, grip ve COVID-19 gibi hastalıklar nedeniyle hastalanabilir.
over the winter ...: mevsim boyunca bir dönem
“over the winter”, kışı bir zaman aralığı olarak görerek “kış boyunca” anlamına gelir. Bu cümlede birçok kişinin bu dönemin bir noktasında veya tekrar tekrar hastalanabileceği anlatılır; kışın üzerinde anlamına gelmez. over + zaman aralığı, olayları o dönem boyunca gerçekleşen bir süreç olarak sunar ve süreklilik, değişim, birikim veya tekrarlanma duygusu verebilir. Bir şeyin dönemin her anında gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Many birds leave the area over the winter” cümlesinde over the winter ne anlama gelir?
- kış bittikten sonra
- kışın üzerinde
- kış dönemi boyunca
Cevabı göster
kış dönemi boyunca
Host of BBC Radio 4 program Inside Health, James Gallagher,
1:19BBC Radio 4 programı Inside Health'in sunucusu James Gallagher,
gathered some experts to talk about immune systems,
1:23bağışıklık sistemleri hakkında konuşmak için bazı uzmanları bir araya getirdi
and he started off by asking whether they'd had more illnesses than usual this winter. Öbek fiiller
1:27ve kışın her zamankinden daha fazla hastalanıp hastalanmadıklarını sorarak işe başladı.
started off by asking: bir soruyla başlamak
Started off by asking, bir konuşma, röportaj ya da sürecin ilk eyleminin soru sormak olduğunu belirtir. Buradaki off, start off fiilinin parçasıdır; uzaklaşma yönünü anlatmaz. Kalıp start off by + fiil-ing şeklindedir. by ile başlayan bölüm, başlamak için yapılan eylemi belirtir: started off by asking = began by asking.
Alıştırma
Cümleyi start off by + ask yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The chair ____ whether anyone needed more time.
Cevabı göster
started off by asking
How has everyone been?: yakın bir dönemdeki durumu sormak
How has everyone been? yakın geçmişte başlayıp şu ana kadar gelen bir dönemde grubun genel durumunu veya yaşadıklarını sorar. Present perfect yapısındaki has been, yalnızca şu anı soran bir sorudan daha geniş bir zaman bakışı verir. Everyone dil bilgisi bakımından tekildir; bu yüzden have değil, has kullanılır. Ardından gelen this winter gibi bir zaman ifadesi, hangi dönemin sorulduğunu belirtir.
Alıştırma
Everyone ve been kullanarak present perfect yapıdaki How sorusunu tamamlayın: Hello again. ____ lately?
Cevabı göster
How has everyone been
a rotten one: çok kötü bir kış
Burada one, hemen önce sözü edilen tekil winter isminin yerine geçer. I've had a rotten one, konuşanın çok kötü bir kış geçirdiği anlamına gelir. Rotten sözcüğü gerçek anlamıyla çürümüş yiyecekleri anlatabilir; ancak bu gündelik kullanımda güçlü bir olumsuz değerlendirme bildirir: çok kötü veya tatsız.
Alıştırma
“I've had a rotten one” cümlesinde one neyin yerine geçer?
- hasta bir kişi
- daha önce konuşulan winter
- bozulmuş bir yiyecek parçası
Cevabı göster
daha önce konuşulan winter
and I have felt constantly ill since about November. Dilbilgisi
1:39ve kasım ayından beri sürekli hasta hissediyorum.
have felt constantly ill since about November: şimdiye kadar süren bir durum
Have felt, have + geçmiş zaman ortacı felt yapısındaki present perfect biçimidir. Hasta hissetme durumunun geçmişte başladığını ve şu ana kadar sürdüğünü gösterir. Constantly, sorunun dönem boyunca kesintisiz sürdüğünü veya tekrar tekrar görüldüğünü vurgular. Since about November yaklaşık başlangıç noktasını belirtir. Since, bir süre uzunluğundan önce değil, bir zaman noktasından önce kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi başlangıç noktası bildiren sözcükle tamamlayın: I have felt tired ____ Monday.
Cevabı göster
since
I have not had anything yet, touch wood. Deyimler
1:43Ben henüz hiçbir şeye yakalanmadım, tahtaya vurayım.
touch wood: iyi bir haberden sonra uğursuzluktan kaçınmak
Touch wood, iyi veya şanslı bir durumdan söz ettikten sonra kullanılan kalıplaşmış bir Britanya İngilizcesi ifadesidir. “Umarım bu durum devam eder ve bunu söylediğim için uğursuzluk getirmem” anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi henüz hastalanmadığını söyler ve şansını bozmak istemediği için touch wood ifadesini ekler. Kimse gerçekten tahtaya dokunmasa bile ifade aynı dileği aktarır.
Alıştırma
Şanslı bir ifadenin ardından kullanılan Britanya İngilizcesi sözünü tamamlayın: Our team hasn't lost a game this month, ____.
Cevabı göster
touch wood
Okay, let's see what I can infect you with by the end of the show. Kalıp ifadeler
1:46Tamam, programın sonuna kadar sana ne bulaştırabileceğimi görelim.
infect you with: infect someone with something yapısı
Yaygın yapı infect someone with a disease or pathogen şeklindedir. Infect fiilinden sonra gelen kişi enfekte olabilecek kişidir; with ise hastalığı veya patojeni belirtir. What I can infect you with yapısında what yan tümcenin başına taşındığı için with sonda kalır. Konuşan kişi bir hastalığı bulaştırma konusunda şaka yapmaktadır; ancak yapının kendi anlamı başka bir kişinin enfekte olmasına neden olmaktır.
Alıştırma
Infect someone with something yapısını tamamlayın: A sick animal can ____ a person ____ a virus.
Cevabı göster
infect · with
I had what I presume to be COVID, Kalıp ifadeler
1:50COVID olduğunu tahmin ettiğim bir şey geçirdim,
presume to be: temkinli bir tanımlama yapmak
what I presume to be COVID ifadesinde what, konuşanın geçirdiği hastalığı belirtir; I presume to be COVID ise bu hastalığın ne olduğunu tanımlar. Presume, doğrulanmış bir teşhisi değil, eldeki belirtilere dayanan bir sonucu ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı presume + nesne + to be + açıklama şeklindedir: I presume it to be genuine. what kullanıldığında nesne yan cümlenin içinde yer alır: what I presume to be genuine.
Alıştırma
"what I presume to be COVID" ne anlatır?
- Hastalığın COVID olmamasına yönelik bir umut
- Doğrulanmış bir COVID teşhisi
- Hastalığın COVID olduğuna dair gerekçeli fakat doğrulanmamış bir değerlendirme
Cevabı göster
Hastalığın COVID olduğuna dair gerekçeli fakat doğrulanmamış bir değerlendirme
mild snuffles aside: X aside ile istisna eklemek
Mild snuffles, burun tıkanıklığı veya akıntısı gibi soğuk algınlığına benzeyen hafif burun belirtileri anlamına gelir. Burada mild snuffles aside, “bu küçük belirtiler dışında” demektir ve konuşanın genel olarak iyi olduğu yönündeki açıklamaya bir istisna ekler. X aside yapısında X, ana ifadenin dışında bırakılan şeyi belirtir. Bu ifade ana cümleden önce veya sonra gelebilir ve istisnayı kısa bir biçimde sunar.
Alıştırma
Bir istisnayı ayrı tutan sözcükle cümleyi tamamlayın: One small delay ____, the trip went smoothly.
Cevabı göster
aside
Eleanor, I really need someone to back me up. Öbek fiiller
1:55Eleanor, beni destekleyecek birine gerçekten ihtiyacım var.
back me up: Birinin söylediğini desteklemek
Bu cümlede back me up, söylenenleri kabul ederek veya doğru olduğunu onaylayarak konuşanın sözlerini desteklemek anlamına gelir. Konuşan kişi, başka birinin kendi anlatımını desteklemesini istiyor; onu fiziksel olarak geriye götürmesini değil. Back someone up ayrılabilir bir phrasal verb yapısıdır. Nesne bir zamirse iki parçanın arasına gelir: back me up, back her up veya back them up denir; back up me denmez.
Alıştırma
Back someone up ifadesini ve nesne olarak me sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: If anyone doubts my story, please ____.
Cevabı göster
back me up
Uh, no, sorry: Yumuşatılmış olumsuz yanıt
Uh, no, sorry. olumsuz bir yanıtı üç küçük adımda verir. Uh kısa bir tereddüt oluşturur, no yanıtı verir ve sorry karşıdaki kişiye önem verildiğini göstererek yanıtı yumuşatır. Burada sorry bir nezaket ifadesidir; konuşanın yanlış bir şey yaptığını kabul etmesi gerekmez. Bu kalıp bir reddin, anlaşmazlığın veya hayal kırıklığı yaratan yanıtın daha az sert duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Yargılayın: Uh, no, sorry ifadesindeki sorry, konuşanın yanlış bir şey yaptığını kabul ettiği anlamına gelmek zorundadır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
tickety-boo: tamamen iyi olmayı anlatan gayriresmî Britanya İngilizcesi
Tickety-boo, bir kişinin ya da bir şeyin tamamen iyi olduğunu ve her şeyin yolunda gittiğini anlatan, Britanya İngilizcesine özgü gayriresmî bir ifadedir. Bu cümlede konuşanın geçmişten bugüne kadar süren bir dönemdeki durumunu anlatır. Tireli bu ifadeyi tek bir bütün olarak anlamak gerekir; anlamı kelime kelime çıkarılamaz. Absolutely 100% olumlu anlamı özellikle güçlü hâle getirir.
Alıştırma
Örnekte tickety-boo ne anlama geliyor?
- Bunca zamandır tamamen iyiydim.
- Bunca zamandır alışılmadık derecede gürültülüydüm.
- Bunca zamandır eşyaları sıraya koyuyordum.
Cevabı göster
Bunca zamandır tamamen iyiydim.
which is an informal phrase said in order to avoid bad luck. Dilbilgisi
2:07bu da kötü şanstan kaçınmak için söylenen gayriresmi bir ifadedir.
in order to + fiilin yalın biçimi: amaç belirtme
In order to, bir eylemin amacını belirtir ve “bir şeyi yapmak amacıyla” anlamına gelir. Ardından fiilin yalın biçimi gelir. Burada in order to avoid, ifadenin neden söylendiğini açıklar. In order to yapısını amaç bildiren tek bir yapı olarak okuyun. Bu cümlede “doğru sırayla” anlamına gelmez.
Alıştırma
Amaç yapısını tamamlayın: Mia saved money in order ____ buy a bicycle.
Cevabı göster
to
Doctor Margaret McCartney was unwell in September,
2:11Doktor Margaret McCartney eylül ayında rahatsızlanmış,
but has only had a few sniffles since. Kelime
2:14ama o zamandan beri sadece birkaç kez burun çekme (sniffles) yaşamış.
a few sniffles: hafif burun belirtileri
a few sniffles, burun akıntısı veya hafif tıkanıklık gibi az miktarda ve hafif burun belirtisini anlatır. Sniffles günlük ve gayriresmî bir çoğul isimdir; ciddi bir hastalığın adı değildir. Burada a few sorunun sınırlı olduğunu gösterir. Konuşan kişi eylüldeki rahatsızlık ile daha sonraki hafif belirtileri karşılaştırarak doktorun ciddi biçimde hasta olmadığını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede a few sniffles neyi anlatıyor?
- Ciddi bir hastalık
- Hafif burun belirtileri
- Birkaç yüksek sesli nefes
Cevabı göster
Hafif burun belirtileri
Sniffles is an informal word used to describe minor illnesses that affect your nose.
2:17Sniffles, burnunuzu etkileyen hafif hastalıkları tanımlamak için kullanılan gayriresmi bir kelimedir.
Host James is surprised that nobody has been ill
2:25Sunucu James kimsenin hasta olmamasına şaşırıyor
and says to Professor Eleanor Riley back me up.
2:27ve Profesör Eleanor Riley'e bana arka çık (back me up) diyor.
you're asking for them to say something which supports your opinion.
2:33onlardan sizin fikrinizi destekleyen bir şey söylemelerini istiyorsunuzdur.
which is an informal phrase meaning everything's fine or in good order.
2:41gayriresmi bir ifadeyle tıkırında (tickety-boo) olmuş.
like taking supplements or eating certain foods to boost their immune system, Kalıp ifadeler
2:49bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için takviyeler almak veya belirli yiyecekleri yemek gibi,
taking supplements: take + supplements takviye almak demektir
taking supplements, vitamin veya mineral ürünleri gibi gıda takviyelerini tüketmek anlamına gelir. Buradaki take, onları eline almak veya götürmek anlamında değildir. -ing biçimi olan taking supplements, like kelimesinden sonra eating certain foods ile birlikte bir yöntemin adı olarak kullanılır. Bu ifade insanların ne denediğini anlatır; tek başına takviyelerin işe yaradığını ileri sürmez.
Alıştırma
Gıda takviyelerini tüketmek anlamına gelen ifade hangisidir?
- buying supplements
- taking supplements
- bringing supplements
Cevabı göster
taking supplements
to improve their body's natural defenses against disease.
2:53vücutlarının hastalıklara karşı doğal savunmasını geliştirmek için.
Host of BBC Radio 4 Inside Health, James Gallagher,
2:57BBC Radio 4 Inside Health sunucusu James Gallagher,
whether some of these products are successful.
3:03bu ürünlerden bazılarının başarılı olup olmadığını.
quick-fire round: hızlı soru-cevap bölümü
Quick-fire round; bir bilgi yarışması, röportaj, oyun veya sınıf etkinliğinde soruların art arda geldiği ve insanların hızlı cevap verdiği kısa bir bölümdür. Buradaki round, etkinliğin bir aşamasını veya bölümünü ifade eder. Quick-fire burada mecaz anlamdadır: Gerçek ateşi ya da silah kullanımını değil, soruların hızlı temposunu anlatır.
Alıştırma
Kısa soruların hızlıca sorulduğu bir bölümü anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The host began a ____, giving each guest only five seconds to answer.
Cevabı göster
quick-fire round
What about the stuff you squirt up your nose when you're at the beginning of an infection? Kalıp ifadeler
3:16Peki ya enfeksiyonun başındayken burnunuza sıktığınız şeyler?
squirt up your nose: sıvıyı burun boşluğuna püskürtmek
Squirt up your nose ifadesinde squirt, bir kaptan az miktarda sıvıyı basınçla çıkarmak veya püskürtmek anlamına gelir; up your nose ise sıvının izlediği yolu, yani burun boşluğunun içine girdiğini gösterir. Buradaki up, yalnızca dikey biçimde yukarı yönelmeyi değil, burnun daha iç kısmına doğru hareketi anlatır. İfadenin tamamı burun spreyi kullanmayı anlatan samimi ve canlı bir söyleyiştir.
Alıştırma
Hangi cümle sıvının burun boşluğuna gönderildiğini anlatmak için squirt ... up ... nose kalıbını kullanıyor?
- She lifted the spray above her nose.
- She pointed her nose toward the ceiling.
- She squirted the spray up her nose.
Cevabı göster
She squirted the spray up her nose.
not any better than: karşılaştırmada üstünlük yok
Not any better than olumsuz bir karşılaştırmadır: A, B’den daha iyi değildir. Kalıp not + any + karşılaştırma sıfatı + than şeklindedir. Any, hiçbir ölçüde iyileşme olmadığını belirterek olumsuzluğu güçlendirir. Burada ürünün standart serum fizyolojik spreyine göre kanıtlanmış bir üstünlüğü olmadığı söyleniyor. Bu, iki şeyin her yönden tamamen aynı olduğu anlamına gelmez; değerlendirilen özellik bakımından ilkinin daha iyi olmadığını belirtir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlamak için İngilizce not, any, better ve than sözcüklerinin her birini bir kez kullanın: This expensive cable is ____ the cheaper one.
Cevabı göster
not any better than
normal saline spray: standart tıbbi tuzlu su spreyi
Normal saline spray, sağlık hizmetlerinde kullanılan standart %0,9 sodyum klorür çözeltisi olan normal saline içeren bir spreydir. Bu bağlamda bir burun spreyidir, marka adı değildir. Just salt water sözleri, tıbbi terimi gündelik dille yeniden açıklar. Normal, yerleşik normal saline teriminin bir parçasıdır; ürünün yalnızca sıradan göründüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir eczane etiketinde normal saline spray neyi ifade eder?
- Bir ağrı kesicinin marka adı
- Standart tıbbi tuzlu su çözeltisi içeren bir sprey
- İlaç içeren herhangi bir burun spreyi
Cevabı göster
Standart tıbbi tuzlu su çözeltisi içeren bir sprey
there isn't enough evidence that many popular health products can actually change the way your immune system works. Notlar
3:26birçok popüler sağlık ürününün bağışıklık sisteminizin çalışma şeklini gerçekten değiştirebileceğine dair yeterli kanıt yok.
there isn't enough evidence that: kanıt yetersizliğini temkinli biçimde belirtmek
there isn't enough evidence that mesajı iki bölüm hâlinde düzenler: önce kanıtın miktarını veya gücünü değerlendirir; ardından that ile başlayan yan cümle, destek gerektiren iddiayı belirtir. Burada iddianın güvenle kabul edilmesi için yeterince desteklenmediğini söyler. Ürünlerin bağışıklık sistemini etkileyemediğinin kanıtlandığını söylemez; olumsuz değerlendirme kanıtın yeterliliğiyle ilgilidir.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla bu temkinli kanıt ifadesini tamamlayın: There ____ the screen filter prevents headaches.
Cevabı göster
isn't enough evidence that
change the way your immune system works: the way + yan cümle yapısı
change the way your immune system works ifadesinde change fiilinin nesnesi, the way your immune system works isim öbeğinin tamamıdır. Bu öbeğin içinde your immune system özne, works ise fiildir; yan cümle birlikte hangi tür çalışma biçiminin kastedildiğini açıklar. Tekrar kullanılabilen kalıp change the way + özne + fiil şeklindedir. Bir sistemin, alışkanlığın veya sürecin işleyiş biçimindeki değişikliği anlatır.
Alıştırma
Cümleyi how ile değil, the way + yan cümle yapısıyla tamamlayın: The new schedule changed ____ our team works.
Cevabı göster
the way
Another popular health trend in the UK is cold water swimming. Kelime
3:32İngiltere'de bir diğer popüler sağlık trendi soğuk suda yüzmektir.
popular health trend: geniş ilgi gören sağlıkla ilgili bir uygulama
Burada popular health trend, şu anda birçok kişinin ilgi duyduğu veya denediği sağlıkla ilgili bir uygulama demektir. Trend, yalnızca verilerde gösterilen hareketi değil, belirli bir dönemde gelişen toplumsal bir yönelimi veya modayı ifade eder. Bu ifade cold water swimming'i örnek olarak sunar. Popular, ilgi ve katılımı belirtir; uygulamanın tıbben etkili olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümlede popular health trend ne anlama geliyor?
- Şu anda birçok kişinin ilgi duyduğu sağlıkla ilgili bir uygulama
- Her doktorun önerdiği, tıbben kanıtlanmış bir tedavi
- Sağlıkla ilgili sayıların yükseldiğini gösteren grafik çizgisi
Cevabı göster
Şu anda birçok kişinin ilgi duyduğu sağlıkla ilgili bir uygulama
cold water swimming: tek ve eksiksiz bir etkinlik adı
Cold water swimming, soğuk suda yüzme etkinliğini adlandıran tek ve eksiksiz bir isim grubudur. Cold water, swimming sözcüğünü niteler; bu nedenle sözcükler birlikte bir etkinlik türünün adı olarak kullanılır. Bu cümlede tüm ifade is sözcüğünden sonra gelir ve tanıtılan sağlık trendinin ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümlede cold water swimming ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Soğuk su taşıyarak yüzmek
- Soğuk suda yüzme etkinliği
- Yüzdükten sonra soğuk su içmek
Cevabı göster
Soğuk suda yüzme etkinliği
People who swim in cold water say it's good for their mental health, Kalıp ifadeler
3:37Soğuk suda yüzen insanlar bunun zihinsel sağlıklarına iyi geldiğini söylüyor
good for their mental health: ruh sağlıkları için faydalı
Bu cümlede good for their mental health, bir şeyin onların psikolojik iyilik hâline faydalı olduğu anlamına gelir. good for + isim öbeği yapısı, bir şeyin for sözcüğünden sonra belirtilen kişi veya alan üzerinde olumlu etkisi olduğunu anlatır. Mental health, yalnızca belirli bir anda mutlu hissetmekten daha geniş bir kavramdır. Bir kişinin genel psikolojik ve duygusal iyilik hâlini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi doğru edatla tamamlayın: Talking to someone you trust can be good ____ your mental health.
Cevabı göster
for
and they also believe it makes them less likely to get ill during the winter months. Dilbilgisi
3:41ve aynı zamanda kış aylarında hastalanma olasılıklarını azalttığına inanıyorlar.
less likely to get ill: hastalanma olasılığı daha düşük
Less likely to get ill, hastalanma olasılığının öncekinden ya da başka bir kişi veya durumdakinden daha düşük olduğu anlamına gelir. Less likely olasılıkları karşılaştırır; istek veya tercih anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı be less likely to + fiilin yalın hâlidir. makes them less likely to get ill ifadesinde make sözcüğünden sonra etkilenen kişiler olan them, ardından da düşük olasılığı anlatan bölüm gelir.
Alıştırma
Cümleyi, likely içeren ve daha düşük olasılık bildiren üç sözcüklü bir ifadeyle tamamlayın: Regular handwashing makes children ____ get ill.
Cevabı göster
less likely to
But scientists aren't sure about the benefits of cold water swimming for the immune system yet, Kalıp ifadeler
3:46Ancak bilim insanları soğuk suda yüzmenin bağışıklık sistemi için faydalarından henüz emin değiller,
scientists aren't sure about ... yet: henüz kesinleşmemiş bir bilimsel sonucu ifade etmek
Scientists aren't sure about, bilim insanlarının bir konu hakkında kesin bir sonuca varmak için henüz yeterli güvene veya kanıta sahip olmadığını anlatır. Bu ifade belirsizlik gösterir; konunun yanlış olduğunu söylemez. Bu cümlede about, değerlendirilen konuyu tanıtır ve yet, belirsizliğin şu anda hâlâ sürdüğünü belirtir. Konuşan kişi olası yararları reddetmek yerine bu olasılığı açık bırakır.
Alıştırma
Scientists aren't sure about the long-term effects yet ne anlatıyor?
- Kanıtlar etkilerin zararsız olduğunu kanıtlıyor.
- Kanıtlar etkilerin var olmadığını kanıtlıyor.
- Kanıtlar hâlâ kesin bir sonuca ulaşmaya yetmiyor.
Cevabı göster
Kanıtlar hâlâ kesin bir sonuca ulaşmaya yetmiyor.
as Professor John Tregoning explained to BBC Radio 4's Inside Health.
3:51Profesör John Tregoning'in BBC Radio 4'ün Inside Health programına açıkladığı gibi.
beneficial to do: bir etkinliği yararlı olarak tanımlamak
Beneficial to do, bu etkinliği yapmanın olumlu bir etki veya yarar sağladığını anlatır. Beneficial, basitçe good demekten daha belirli ve daha resmîdir; eğlenceli olmaktan çok pratik ya da uzun vadeli yarara odaklanır. Burada it, daha önce sözü edilen bir etkinliğe gönderme yapar: It is probably beneficial to do, bu etkinliği yapmanın muhtemelen yardımcı olduğu anlamına gelir. Probably yargıyı temkinli hâle getirir; konuşan kişi garanti vermemektedir.
Alıştırma
Yararlı bir etkinliği anlatmak için beneficial to do ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- It may be beneficial for take short breaks while studying.
- It may be beneficial taking short breaks while studying.
- It may be beneficial to take short breaks while studying.
Cevabı göster
It may be beneficial to take short breaks while studying.
dampens the immune system: dampen fiilinin mecaz anlamı
Burada dampens, “daha az güçlü veya etkin hâle getirir” anlamındadır. Kortizol bağışıklık sisteminin etkinliğini azaltır; sistemi fiziksel olarak ıslatmaz. Bu, dampen fiilinin mecaz anlamıdır. Dampen; response, effect veya enthusiasm gibi soyut bir nesneyle kullanıldığında onun gücünü ya da yoğunluğunu azaltmak anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede dampens the immune system ne anlama geliyor?
- Bağışıklık sistemini kalıcı olarak yok eder.
- Bağışıklık sistemini daha az etkin hâle getirir.
- Bağışıklık sistemini ıslatır.
Cevabı göster
Bağışıklık sistemini daha az etkin hâle getirir.
then maybe you are more prone to infection, Kalıp ifadeler
4:04o zaman belki enfeksiyona daha yatkın oluyorsunuz,
more prone to infection: be prone to + isim yapısı
More prone to infection, “enfeksiyon kapma olasılığı daha yüksek” veya “enfeksiyon riski daha fazla” demektir. More, başka bir kişi, grup ya da durumla karşılaştırıldığında bu eğilimin daha güçlü olduğunu gösterir. Kalıp be prone to + isim veya -ing biçimidir. Bu ifadede to bir edattır ve ardından infection ismi gelir; amaç bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi prone to ifadesinin karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Without a protective case, a phone is ____ damage when dropped.
Cevabı göster
more prone to
and that may be why that benefit of being with people, Anlatım akışı
4:07ve işte bu yüzden insanlarla,
that may be why: olası bir açıklama sunmak
that may be why, daha önce sözü edilen bir olguya veya düşünceye gönderme yapar ve bunu sonraki durumun olası açıklaması olarak sunar. Bu cümlede that önceki akıl yürütmeyi, why'dan sonraki yan cümle ise açıklanan sonucu gösterir. may, bu bağlantının kesin olmadığını belirtir: konuşan kişi makul bir neden öne sürer, ancak bunun kanıtlanmış bir neden olduğunu iddia etmez. Bu yapı, önce bir ipucu verip ardından sonuca ilişkin olası bir açıklama sunarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
that may be why ifadesinde may nasıl bir anlam katar?
- Açıklamanın kesin değil, olası olduğunu gösterir.
- Cümleyi açıklama isteyen bir talebe dönüştürür.
- Açıklamanın doğru olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Açıklamanın kesin değil, olası olduğunu gösterir.
But I don't think it's unique to cold water swimming. Kalıp ifadeler
4:13Ama bunun soğuk suda yüzmeye özgü olduğunu sanmıyorum.
unique to cold water swimming: bir şeye özgü olmayı ifade etmek
unique to cold water swimming, yalnızca soğuk suda yüzmede bulunan veya sadece bu etkinliğe ait olan anlamına gelir. Cümlede I don't think it's unique to... dendiği için konuşan kişi bu özgülüğü reddeder ve faydanın başka etkinliklerden de gelebileceğini öne sürer. be unique to + isim kalıbı, bir özellikle ilişkili tek kişiyi, grubu, yeri veya şeyi belirtir. Burada unique yalnızca sıra dışı, ilginç ya da etkileyici değil, başka yerde bulunmayan anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi unique ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: This safety feature is ____ this model; no other model has it.
Cevabı göster
unique to
I think you can probably get it from dancing or singing or going for a run. Kalıp ifadeler
4:16Bunu muhtemelen dans etmekten, şarkı söylemekten veya koşuya çıkmaktan da alabileceğinizi düşünüyorum.
going for a run: koşuya çıkmak
Bu cümlede going for a run, genellikle egzersiz veya keyif için bir koşu yapmak anlamına gelir. Temel ifade go for a run'dır; burada dancing ve singing ile aynı listede yer aldığı için going biçimi kullanılmıştır. go for a + etkinlik adı kalıbı, etkinliği tek bir gezinti ya da seans olarak sunar. Yaygın örnekler go for a walk ve go for a swim ifadeleridir.
Alıştırma
Hedef ifade go for a run'ı tamamla: On sunny mornings, Mia likes to go ____ a run before breakfast.
Cevabı göster
for
associated with stress: neden değil, bağlantı
Associated with stress, stresle bağlantılı veya ilişkili anlamına gelir. Associated with tek başına, anlatılan şeye doğrudan stresin neden olduğunu söylemez. Burada associated with stress, a chemical ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Bu kimyasalın stresle bağlantısı hakkında ek bilgi verir; gerçeklere dayalı açıklamalarda yaygın olan kısa bir yapıdır.
Alıştırma
Cümleyi associated with kullanarak tamamla: In the survey, more screen time was ____ less sleep.
Cevabı göster
associated with
which means to make them less enthusiastic about something.
4:32bu da onları bir şey hakkında daha az hevesli yapmak demektir.
dampen someone's spirits: birinin hevesini azaltmak
dampen someone's spirits ifadesinde dampen “gücünü azaltmak”, spirits ise kişinin ruh hâli, öz güveni veya hevesi anlamına gelir. İfadenin bütünü, birini daha az neşeli ya da istekli hâle getirmek demektir; herhangi bir şeyi ıslatmakla ilgili değildir. Yapı dampen + iyelik biçimi + spirits şeklindedir. someone's yerine uygun biçimi getirerek dampen my spirits, dampen her spirits veya dampen the team's spirits denebilir.
Alıştırma
“Onların hevesini azaltmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The players were excited, but the delay began to ____.
Cevabı göster
dampen their spirits
John says that there is evidence that people who are stressed are more prone to infection. Anlatım akışı
4:36John, stresli insanların enfeksiyona daha yatkın (more prone to) olduğuna dair kanıtlar olduğunu söylüyor.
there is evidence that: desteklenen bir iddiayı sunmak
There is evidence that, bir iddiayı söylemeden önce o iddiayı destekleyen dayanağı öne çıkarır. evidence adı, ardından gelen bilginin araştırmalar, gerçekler veya gözlemlerle desteklendiğini anlatır; that ise iddiayı içeren tam yan cümleyi başlatır. Bu yapı destek bulunduğunu gösterir, kesin kanıtlandığı anlamına gelmez. Örnekte mesaj önce “kanıt var” diye düzenlenir, ardından stres ve enfeksiyonla ilgili desteklenen düşünce verilir.
Alıştırma
Kanıtla desteklenen bir iddiayı başlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ regular exercise can improve sleep.
Cevabı göster
There is evidence that
It could be that cold water swimming reduces stress, Dilbilgisi
4:45Soğuk suda yüzmek stresi azaltıyor olabilir,
and so it helps people's immune systems work well.
4:48ve bu yüzden insanların bağışıklık sistemlerinin iyi çalışmasına yardımcı olur.
It could be that: temkinli bir açıklama sunmak
It could be that + yan cümle yapısı olası bir açıklama sunar. that'ten sonraki yan cümle, düşünülen fikri verir; burada olası bağlantı, soğuk suda yüzmenin stresi azaltmasıdır. Could, açıklamanın kesin olmadığını gösterir. Konuşmacı bunu akla yatkın bulur ancak kanıtlanmış olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle pilin bitmesini yalnızca olası bir açıklama olarak sunar?
- It must be that the battery is dead.
- It could be that the battery is dead.
- The reason is that the battery is dead.
Cevabı göster
It could be that the battery is dead.
But there are lots of other activities that could have the same effect and help people have fewer colds over winter. Kalıp ifadeler
4:51Ancak aynı etkiyi yaratabilecek ve insanların kış boyunca daha az soğuk algınlığı geçirmesine yardımcı olabilecek başka birçok aktivite de var.
have the same effect: aynı sonucu üretmek
Have the same effect, “aynı sonucu veya etkiyi oluşturmak” anlamına gelir. Burada have, bir şeye sahip olmayı değil, bir sonuca yol açmayı anlatır; effect ise isimdir. Bu ifade sonuçları karşılaştırır: farklı etkinlikler veya yöntemler yine de aynı ya da çok benzer bir sonuca yol açabilir. Karşılaştırılan şeyi have the same effect as + isim yapısıyla belirtebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, have ve effect sözcüklerini içeren ve “aynı sonucu üretmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: These two methods may ____.
Cevabı göster
have the same effect
Which reminds me of my question: önceki bir soruya geri dönmek
Bu konuşma dilindeki yan cümlenin başında which, hemen önce söylenen ifade veya düşünceye gönderme yapan bir ilgi zamiridir. Bir seçim yapmayı soran soru sözcüğü değildir. reminds me of my question bölümü bu bağlantıyı kullanarak daha önce sorulan bir soruyu konuşmaya geri getirir. İfadenin tamamı mevcut konuyu konuşmanın önceki bir kısmına bağlayan bir geçiş görevi görür ve konuşanın o soruya döneceğini gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda Which reminds me of my question ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyiciden birkaç soru arasından seçim yapmasını ister.
- Önceki söylenenlerle hiçbir bağlantısı olmayan yepyeni bir konu duyurur.
- Mevcut konuşmayı daha önce sorulmuş bir soruya bağlar.
Cevabı göster
Mevcut konuşmayı daha önce sorulmuş bir soruya bağlar.
I asked how many colds the average UK adult has a year.
4:59İngiltere'deki ortalama bir yetişkinin yılda kaç kez soğuk algınlığına yakalandığını sormuştum.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı
5:09Peki, öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
let's recap the vocabulary we've learned: tekrar bölümüne geçmek
Let's recap ... bir grubu ana noktaları kısaca gözden geçirmeye davet eder. Burada dinleyicilere programın yeni konulardan kapanış tekrarına geçtiğini bildirir. Nesne the vocabulary we've learned bölümüdür. we've learned hangi kelimelerin kastedildiğini açıklar: grubun daha önce öğrendiği ve şimdi tekrar edebileceği kelimeler.
Alıştırma
let us ifadesinin kısaltması ve ardından recap ile cümleyi tamamlayın: Before we finish, ____ the key points from today's lesson.
Cevabı göster
let's recap
which is an expression used, often in speech,
5:13bu sıkça konuşma dilinde kullanılan bir ifadedir,
you want them to say something to support your opinion.
5:24onlardan senin fikrini destekleyecek bir şey söylemelerini istiyorsun demektir.
The expression tickety-boo means fine and in good order.
5:27Tıkırında (tickety-boo) ifadesi iyi ve yolunda anlamına gelir.
And the expression dampen someone's spirits means you make them less enthusiastic about something.
5:33Ve birinin şevkini kırmak (dampen someone's spirits) ifadesi, onları bir şey hakkında daha az hevesli yapmak demektir.
our 6 Minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our 6 Minutes are up ifadesinde be up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Sunucu, programın artık bitmesi gerektiğini bildirir; buradaki up, 'yukarı doğru' anlamına gelmez. Bir süre özne olabilir: Your five minutes are up. Tekil time ismiyle Time is up denir.
Alıştırma
Ayrılan sürenin sona erdiğini belirten be up ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Your five minutes ____.
Cevabı göster
are up
but you can test what you've learned with the free interactive quiz on our website. Kalıp ifadeler
5:45ancak sitemizdeki ücretsiz etkileşimli sınavla öğrendiklerinizi test edebilirsiniz.
test what you've learned: daha önce öğrenilenleri kontrol etmek
test what you've learned, sorular veya bir etkinlik kullanarak edindiğiniz bilgiyi kontrol etmek anlamına gelir. Burada test bir fiildir ve yalnızca resmî bir sınavı değil, kısa bir testi veya alıştırmayı da anlatabilir. What you've learned, test fiilinin nesnesidir ve 'öğrendiğiniz şeyler' anlamına gelir. Başka bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir what yan cümlesi olduğu için düz cümle sözcük dizilişini korur: what you have learned doğrudur, what have you learned değildir. Present perfect biçimi you've learned, önceki öğrenmeyi şimdiki kontrolle ilişkilendirir.
Alıştırma
Testin bir kişinin daha önce öğrendiklerini kontrol ettiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- This short quiz will test what you've learned.
- This short quiz will test what have you learned.
- This short quiz will exam what you've learned.
Cevabı göster
This short quiz will test what you've learned.
Thanks for listening to this podcast from BBC Learning English.
5:51BBC Learning English'in bu podcast'ini dinlediğiniz için teşekkürler.
and programs to improve your English.
6:00ve İngilizcenizi geliştirecek programlarla öğrenmeye devam edin.