Su içmeseydiniz ne olurdu? - Mia Nacamulli: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu bilimsel anlatım, suyun vücuttaki oranını ve görevlerini, susuzluk ile aşırı hidrasyonun etkilerini ve uygun sıvı miktarının neden herkes için geçerli tek bir kurala değil, kişinin koşullarına, etkinlik düzeyine ve çevresine bağlı olduğunu inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If we are essentially made of water and surrounded by water, why do we still need to drink so much? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: If...why...? biçimindeki bir sorunun, daha önce sunulmuş bir gerçeği bilimsel açıklamayı ilerleten temel probleme nasıl dönüştürdüğünü öğrenin; böylece vücut bileşiminden günlük sıvı kaybına açık bir geçişin nasıl kurulduğunu anlayın. 2. special channels that enable blood to absorb and retain more water, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Tanımlayıcı bir ifadenin teknik terimi nasıl açıkladığını ve enable + nesne + to’lu mastar yapısının bir mekanizmayı nasıl sunduğunu fark edin; bir biyolojik yapının vücudun başka bir bölümüne ne yapma olanağı verdiğini anlatın. 3. is pushed up or down — Phrasal verb’ler: Bu yön bildiren ifadeyi, önerilen bir miktarın değişen etkenlere göre yukarı ya da aşağı ayarlanması olarak anlayın ve dozlar, fiyatlar, risk seviyeleri veya hedefler için doğal biçimde kullanın.
Bu derste
virtually everywhere, from ... to ...: Geniş bir kapsam kurma
Virtually everywhere önce genel düşünceyi verir: Su, neredeyse her tür yerde veya canlı sisteminde bulunur. Buradaki virtually, “neredeyse” anlamındadır; “dijital ya da sanal bir biçimde” anlamına gelmez. Ardından from soil moisture and ice caps to the cells inside our own bodies bu düşünceyi doğal çevreden insan vücuduna uzanan geniş bir kapsama yayar. “Genel düşünce + from A to B” kalıbı konunun kapsamını hızlıca gösterir. İki uç nokta genişliği belirtir; eksiksiz bir liste oluşturmaz.
Alıştırma
Bu cümlede from soil moisture and ice caps to the cells inside our own bodies ne işe yarar?
- Suyun buz örtülerinden doğrudan insan hücrelerine geçtiğini söyler.
- Çevreden insan vücuduna uzanan bir aralık göstererek genel düşünceyi genişletir.
- Suyun bulunduğu her yerin eksiksiz bilimsel listesini verir.
Cevabı göster
Çevreden insan vücuduna uzanan bir aralık göstererek genel düşünceyi genişletir.
the average human is between 55 and 60% water. Dilbilgisi
0:19ortalama bir insan %55 ila %60 sudur.
Depending on factors like ...: Sonucu değiştiren değişkenleri tanıtma
Depending on factors like ... cümle başında kullanılan bir -ing ifadesidir ve ardından gelen açıklamanın koşullarını belirtir. %55–60 oranının herkes için aynı olmadığını, sıralanan etkenlere göre değişebileceğini anlatır. factors like location, fat index, age, and sex ifadesinde like örnekleri tanıtır; bu nedenle liste mutlaka eksiksiz değildir. Bir sayı, sonuç veya öneri ilgili değişkenlere göre değiştiğinde bu başlangıcı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümle için en uygun başlangıcı seçin: ___ age and activity level, the right amount of sleep can vary.
- Depending on factors like
- Despite factors like
- Instead of factors like
Cevabı göster
Depending on factors like
between 55 and 60%: sayısal bir aralığı ifade etmek
Between X and Y, bir aralığın iki uç noktasını belirtir. Burada 55% alt sınır, 60% ise üst sınırdır; bu nedenle cümle tek bir kesin yüzde değil, bir aralık verir. Burada 60'tan sonra yazılan yüzde işareti iki sayı için de geçerlidir. Dolayısıyla tam anlam between 55% and 60% şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi between ... and kalıbıyla tamamlayın: The course is for children ____ 8 ____ 12 years old.
Cevabı göster
between · and
At birth, human babies are even wetter, Kalıp ifadeler
0:23Doğumda, insan bebekleri daha da ıslaktır,
At birth: bir gerçeği yaşamın başlangıcına yerleştirmek
At birth, bir insanın veya hayvanın doğduğu zamanda anlamına gelir. Anlatılan gerçeği yaşamın en başındaki zamana yerleştirir. Cümlenin başında bu edat öbeği zaman arka planını belirler ve normalde ardından virgül gelir. Cümlenin daha sonraki bir bölümünde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi At birth ile tamamlayın: ____, puppies cannot see clearly.
Cevabı göster
At birth
being 75% water: ortaçlı bir yan cümleyle durum eklemek
being 75% water, ek bilgi veren ortaçlı bir yan cümledir. human babies öznesi hakkında şu bilgiyi ekler: Bebeklerin vücudu doğduklarında %75 sudur. Yeni ve bağımsız bir cümle değildir. Buradaki being bir durumu anlatır ve bebeklerin neden daha yüksek su oranına sahip olduğunu açıklamaya yardımcı olur. Dönüşmekte olmak anlamına gelmez. Bu yapı, ayrı bir tam yan cümle eklemeden neden, durum veya arka plan bilgisini daha kısa vermeyi sağlar.
Alıştırma
being 75% water bu cümlede ne işe yarıyor?
- Bebeklerin yavaş yavaş suya dönüştüğünü söyler.
- Su hakkında ayrı ve tam bir cümle başlatır.
- Bebeklerin su oranını, durumları hakkında ek bilgi olarak verir.
Cevabı göster
Bebeklerin su oranını, durumları hakkında ek bilgi olarak verir.
swimmingly similar to fish: su temalı sözcük oyunu
swimmingly genellikle çok sorunsuz biçimde veya başarıyla anlamına gelir ve özellikle Everything went swimmingly. gibi ifadelerde kullanılır. swimmingly similar to fish ifadesinde alışılmadık bir konumdadır ve yaklaşık olarak similar sözcüğünü güçlendirir. Sözcük aynı zamanda açıkça swimming çağrışımı yapar; böylece fish ve suyla ilgili bağlamla örtüşür. Temel mesaj bebeklerin balıklara çok benzediğidir, ancak bu sözcük seçimi bilimsel anlatıma hafif ve eğlenceli bir ton katar.
Alıştırma
swimmingly similar to fish ifadesi burada neden eğlencelidir?
- Fish ile tamamen aynı anlama gelen resmî bir bilim terimidir.
- Swimmingly yüzmeyi çağrıştırdığı için fish ve water sözlerine gönderme yapar.
- Bebeklerin artık balıklar gibi yüzebildiğini söyler.
Cevabı göster
Swimmingly yüzmeyi çağrıştırdığı için fish ve water sözlerine gönderme yapar.
but their water composition drops to 65% by their first birthday. Notlar
0:32ancak su bileşimleri ilk doğum günlerinde %65'e düşer.
drops to 65%: drop to + yeni son düzey
drops to 65% ifadesinde drops değerin azaldığını, to ise değişimden sonra ulaşılan düzeyi gösterir. Burada 65% düşüş miktarı değil, son değerdir. Sayı, düşüşün ardından ulaşılan noktayı gösteriyorsa drop to + sayı yapısını kullanın. Bu yapı yüzdeler, fiyatlar, sıcaklıklar ve değişen diğer ölçümlerle kullanılabilir.
Alıştırma
Yeni son düzeyi gösteren edatı yazarak cümleyi tamamlayın: After the update, the error rate dropped ____ 2%.
Cevabı göster
to
by their first birthday: by + son tarih
By their first birthday, ilk yaş gününü bir zaman sınırı olarak belirler. Belirtilen oran o anda ya da daha önce söz konusu düzeye ulaşmıştır; cümle düşüşün yalnızca doğum gününde gerçekleştiğini söylemez. Bir sonuç, tamamlanma ya da değişim belirtilen zamandan daha geç olmayacak şekilde gerçekleştiğinde by + zaman noktası kullanın.
Alıştırma
“En geç” anlamını veren edatla cümleyi tamamlayın: Please submit the form ____ Friday.
Cevabı göster
by
So what role does water play in our bodies, Kalıp ifadeler
0:37Peki su vücudumuzda nasıl bir rol oynar,
What role does X play in Y?: X’in Y içindeki işlevini sormak
Play a role in something, “bir şeyde bir işleve veya etkiye sahip olmak” anlamına gelir. Burada What role does water play in our bodies? suyun vücutta hangi işlevi gördüğünü sorar; play “oynamak, eğlenmek” anlamında değildir. Olumlu cümle kalıbı X plays a role in Y, soru hâlinde What role does X play in Y? olur. Soruyu does oluşturduğu için play yalın hâlde kalır. Bu kalıbı, Y içinde X’in işlevini sormak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Soruyu play a role ifadesindeki fiille tamamlayın: What role does exercise ____ in heart health?
Cevabı göster
play
and how much do we actually need to drink to stay healthy? Dilbilgisi
0:40ve sağlıklı kalmak için aslında ne kadar içmemiz gerekir?
How much do we actually need to drink?: gerçekten gereken miktarı sormak
How much bir miktarı sorar. Burada how much water anlamındadır, ancak konu zaten belli olduğu için water söylenmez. Kalıp How much + do + özne + need to + fiil...? şeklindedir. Actually, “gerçekten” veya “aslında” anlamını ekler. Konuşanın bir tahmin ya da yaygın varsayım yerine gerçekten gereken miktarı öğrenmek istediğini gösterir.
Alıştırma
Bir antrenör “How much water do we actually need during a short workout?” diye soruyor. Neyi öğrenmeye çalışıyor?
- Masanın üzerinde bulunan su şişelerinin sayısı.
- Kabaca bir tahmin değil, gerçekten gereken miktar.
- Şu anda herhangi birinin su içip içmediği.
Cevabı göster
Kabaca bir tahmin değil, gerçekten gereken miktar.
The H2O in our bodies works to cushion and lubricate joints, Kalıp ifadeler
0:44Vücudumuzdaki H2O, eklemleri yastıklamak ve yağlamak,
cushion and lubricate joints: tek bir nesneyi paylaşan iki fiil
cushion and lubricate joints ifadesinde cushion ve lubricate, temel biçimde kullanılan ve koordineli duran fiillerdir. İkisi de tek bir nesneyi, joints kelimesini, paylaşır. Bu ifadeyi “cushion joints and lubricate joints” şeklinde anlayın. Cushion joints, eklemlere gelen darbenin gücünü azaltmak demektir; lubricate joints ise eklemlerin daha rahat hareket etmesi için sürtünmeyi azaltmak demektir. joints kelimesini iki fiilden sonra da tekrarlamak dilbilgisi açısından doğru olurdu; ancak yalnızca ikinci fiilden sonra kullanmak listeyi daha kısa tutar.
Alıştırma
“cushion and lubricate joints” ifadesinde joints kelimesinin dilbilgisel görevi nedir?
- iki fiilin ortak nesnesi
- iki fiilin öznesi
- iki fiili niteleyen bir sıfat
Cevabı göster
iki fiilin ortak nesnesi
and to nourish the brain and spinal cord. Kalıp ifadeler
0:50ve beyni ve omuriliği beslemek için çalışır.
works to: bir maddenin işlevlerini anlatmak
Buradaki works to, bir şeyin belirli bir işlevi olduğunu veya bir etki oluşturduğunu anlatır. Vücudumuzdaki H2O'yu ardından sıralanan işlevlerle ilişkilendirir. works to ifadesinden sonra gelen fiiller, suyun ne yaptığını açıklar: eklemleri darbelere karşı korumak ve kayganlaştırmak, sıcaklığı düzenlemek, beyni ve omuriliği beslemek. Bu yapı, bir maddenin, sistemin veya sürecin etkisini açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
İşlev bildiren ifadeyi tamamlayın: This system ____ to reduce waste.
Cevabı göster
works
nourish the brain and spinal cord: biyolojik desteği resmî biçimde anlatmak
Burada nourish, canlı dokunun sağlıklı kalmak ve işlevini sürdürmek için ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlamak anlamına gelir. to nourish the brain and spinal cord ifadesi; darbe azaltma, kayganlaştırma ve sıcaklığı düzenlemenin yanında suyun bir başka işlevini belirtir. Mastar hâlindeki to nourish iki eş görevli nesne alır: the brain ve the spinal cord. Bilimsel veya sağlıkla ilgili açıklamalarda nourish, bunu birine günlük hayatta yemek verme eylemi olarak değil, biyolojik destek olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede nourish the brain and spinal cord ne anlama gelir?
- Beyne ve omuriliğe elle yemek yedirmek.
- Bu dokuların sağlıklı kalıp işlev görmesi için ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlamak.
- Beyni ve omuriliği daha soğuk hâle getirmek.
Cevabı göster
Bu dokuların sağlıklı kalıp işlev görmesi için ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlamak.
An adult's brain and heart are almost 3/4 water.
0:56Bir yetişkinin beyni ve kalbi neredeyse 3/4 sudur.
That's roughly equivalent to the amount of moisture Kalıp ifadeler
1:00Bu kabaca şu nem miktarına eşdeğerdir
roughly equivalent to: yaklaşık bir karşılaştırma
Roughly equivalent to, miktar, değer veya etki bakımından yaklaşık olarak eşit ya da karşılaştırılabilir demektir. Roughly karşılaştırmayı yumuşattığı için iki şeyin tam olarak aynı olması gerekmez. Bu cümlede ifade, pek tanıdık olmayan bir nem miktarını gözde canlandırılması daha kolay olan bir muzla karşılaştırır. Kalıp be roughly equivalent to + isim veya isim öbeği şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The yearly fee is ____ one month's rent.
Cevabı göster
roughly equivalent to
Lungs are more similar to an apple at 83%, Kalıp ifadeler
1:04Akciğerler %83 ile daha çok bir elmaya benzer,
more similar to an apple: bir elmaya daha çok benzeyen
“more similar to an apple” ifadesinde more benzerlik derecesinin daha yüksek olduğunu, to ise karşılaştırma nesnesini gösterir. Bu ifade, cümlede ele alınan özellik bakımından akciğerlerin elmaya daha çok benzediğini söyler; diğer karşılaştırma noktası bağlamdan anlaşılabilir. %83’lük değer, burada karşılaştırılan şeyin akciğerlerin şekli veya görünüşü değil, su içeriği olduğunu gösterir. Similar to, iki şeyin belirli bir özelliğini karşılaştırmak için yeniden kullanılabilen bir kalıptır.
Alıştırma
Sabit edatı tamamlayın: This fabric is more similar ____ silk than to cotton.
Cevabı göster
to
even seemingly dry: görünüşte kuru, ama kesin olmayabilir
Even seemingly dry, şaşırtıcı bir durumu öne çıkarmanın kısa bir yoludur. Even, beklenmedik olan bu örneğin bile kapsama girdiğini belirtir; seemingly dry ise görünüşe göre kuru demektir, kesinlikle veya tamamen kuru demek değildir. Bu ifade görünüş ile gerçek arasında karşıtlık kurar: insan kemikleri kuru görünse de cümle, hâlâ %31 oranında su içerdiklerini söyler. Seemingly bir izlenimi anlatır; bu nedenle ardından gelen bilgi bu izlenimi değiştirebilir.
Alıştırma
Cümlede seemingly dry neyi ima ediyor?
- Kesinlikle kuru ve hiç su içermiyor
- Islak görünüyor, ama kesinlikle su içermiyor
- Kuru görünüyor, ama yine de su içerebilir
Cevabı göster
Kuru görünüyor, ama yine de su içerebilir
essentially made of...and surrounded by...: eş görevli iki durum
are sözcüğünden sonra gelen made of water ve surrounded by water, and ile bağlanan iki eş görevli durum ifadesidir. Birincisi vücudumuzun temel olarak neden oluştuğunu, ikincisi ise çevremizde ne bulunduğunu söyler. İki ifade de are sözcüğünü paylaştığı için ikinci ifadede are tekrarlanmaz. Burada essentially, “en önemli veya temel anlamıyla” demektir. İfadeyi genel bir özet olarak sunar; vücutta sudan başka hiçbir şey bulunmadığını iddia etmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The cabin is made of stone and surrounded by trees. Eş görevli iki ifade neyi anlatıyor?
- Kulübenin malzemesini ve çevresinde ne olduğunu.
- Değişmeden önceki kaynak maddeyi ve kulübenin fiyatını.
- Kulübenin yaptığı iki eylemi.
Cevabı göster
Kulübenin malzemesini ve çevresinde ne olduğunu.
If...why do we still...?: bir gerçeği soruya dönüştürmek
If yan cümlesi, belirli bir sonuca götürüyor gibi görünen bir gerçek veya varsayım sunar: İnsanların vücudunda çok miktarda su vardır ve çevrelerinde de su bulunur. Ardından ana soru, gerçek durumun bu beklentiyle uyuşmadığını göstermek için why ve still sözcüklerini kullanır. Bir açıklamada If...why...? kalıbı, bilinen bilgiyi araştırılacak bir sonraki soruya dönüştürür. Dinleyiciyi şaşırtıcı bir karşıtlıktan sonra açıklanacak konuya yönlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede If...why...? yapısının işlevi nedir?
- Açıklamanın bittiğini belirtir.
- Başlangıçtaki gerçekleri açıklanacak bir sonraki soruya dönüştürür.
- İnsanların hiçbir zaman su içmesi gerekmediğini kanıtlar.
Cevabı göster
Başlangıçtaki gerçekleri açıklanacak bir sonraki soruya dönüştürür.
through our sweat, urine, and bowel movements,
1:23terimiz, idrarımız ve bağırsak hareketlerimizle,
2 to 3 liters: sayısal aralık bildiren to
2 to 3 liters yazılışı two to three liters diye okunur. Yaklaşık 2 litreden yaklaşık 3 litreye kadar olan bir aralığı belirtir; to iki sınırı birbirine bağlar ve toplama anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp sayı + to + sayı + birim şeklindedir. Birim, 15 to 20 minutes örneğinde olduğu gibi yalnızca ikinci sayıdan sonra bir kez yazılabilir.
Alıştırma
Sayısal aralığın iki sınırı arasında kullanılan sözcüğü yazın: The repair will take 3 ____ 5 days.
Cevabı göster
to
While these functions are essential to our survival, Notlar
1:28Bu işlevler hayatta kalmamız için gerekli olsa da,
essential to our survival: hayatta kalmamız için vazgeçilmez
essential to our survival ifadesinde essential, “kesinlikle gerekli” veya “vazgeçilmez” anlamına gelir. İfade, hayatta kalmanın bu işlevlere bağlı olduğunu anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X is essential to Y şeklindedir. Burada to, X'e ihtiyaç duyan sistemi, hedefi veya sonucu tanıtan bir edattır; our ise survival sözcüğünü niteler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “... için vazgeçilmez” anlamındaki iki sözcükle tamamlayın: Clean water is ____ public health.
Cevabı göster
essential to
While these functions are essential to our survival: karşıtlık bildiren while
While these functions are essential to our survival, karşıtlık bildiren bir yan cümledir. Burada while, during the time that değil although anlamındadır. Önce doğru bir gerçeği kabul eder: bu işlevler gereklidir. Ardından ana cümle karşıt bir gereksinim ekler: kaybedilen sıvının yine de yerine konması gerekir. Yeniden kullanılabilen While A, B kalıbı, B bölümünde farklı veya sınırlayıcı bir nokta sunmadan önce A’yı kabul eder.
Alıştırma
"While the app is useful, it can be distracting," cümlesinde While ne yapar?
- Uygulamanın neden yararlı olduğunu açıklar.
- Karşıt bir noktadan önce kabul edilen bir gerçeği belirtir.
- İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Karşıt bir noktadan önce kabul edilen bir gerçeği belirtir.
compensate for the fluid loss: sıvı kaybını telafi etmek
compensate for the fluid loss ifadesindeki compensate for, “bir kaybı veya eksikliği telafi etmek ya da dengelemek” anlamına gelir. Buradaki fikir, sıvı kaybıyla bozulan dengeyi yeniden kurmaktır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp compensate for + sorun, kayıp veya dezavantaj şeklindedir. For, telafi edilen şeyi tanıtır; bu cümlede tam nesne bölümü the fluid loss ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi eksikliği tanıtan edatla tamamlayın: Extra rest can compensate ____ a short night of sleep.
Cevabı göster
for
is essential to avoid dehydration or overhydration,
1:35dehidrasyon veya aşırı hidrasyondan kaçınmak için esastır,
Dengeli bir su düzeyini korumak, dehidrasyonu veya aşırı su alımını önlemek için çok önemlidir
Maintaining a balanced water level, cümlede özne görevi gören bir gerund öbeğidir. Su düzeyini dengede tutma eylemini tek bir kavram olarak ele alır; birinin bunu şu anda yaptığı anlamına gelmez. is essential to avoid dehydration or overhydration, bu eylemin önemini ve amacını belirtir: dengeyi korumak, dehidrasyonu veya aşırı su alımını önlemek için gereklidir. Bir eylemi özne yapıp onun önemini değerlendiren bu yapı, resmî açıklamalarda ve genel ilkelerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Özne olarak bir gerund öbeği kullanan ve ardından is essential to + yalın fiil getiren cümleyi seçin.
- Wearing a helmet is essential to protect your head.
- A helmet wearing is essential to protect your head.
- Wear a helmet is essential to protect your head.
Cevabı göster
Wearing a helmet is essential to protect your head.
both of which can have devastating effects on overall health. Notlar
1:39her ikisi de genel sağlık üzerinde yıkıcı etkilere sahip olabilir.
both of which: iki önceki unsura bilgi eklemek
both of which, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümlesinin parçasıdır. Bu cümlede both, daha önce belirtilen iki duruma, dehydration ve overhydration’a gönderme yapar; which ise bu iki durumun yerini tutar. Bu nedenle ifade “bu iki şeyin her ikisi” anlamına gelir. Virgülden sonra gelen both of which, adlarını tekrarlamadan her iki önceki unsura ilişkin bilgi ekler. Cümle, iki durumun her birinin genel sağlık üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini söyler; yalnızca birini seçmez.
Alıştırma
Daha önce belirtilen iki unsur hakkında doğru biçimde ek yorum yapan cümleyi seçin.
- The course includes lectures and projects, both of them require careful preparation.
- The course includes lectures and projects, both which require careful preparation.
- The course includes lectures and projects, both of which require careful preparation.
Cevabı göster
The course includes lectures and projects, both of which require careful preparation.
have devastating effects on overall health: genel sağlık üzerinde yıkıcı etkiler yaratmak
Have devastating effects on, “... üzerinde son derece ciddi zarara yol açmak” demektir. on edatı etkilenen kişi ya da şeyi gösterir; bu cümlede etkilenen hedef overall health ifadesidir. Devastating, effects sözcüğüne bad veya negative sözcüklerinden çok daha güçlü bir anlam katar. Overall health sağlığın bütününü anlatır; dolayısıyla ifade küçük bir sorundan değil, geniş kapsamlı zarardan söz eder.
Alıştırma
Hangi cümle hedef eşdizimi yaygın biçimiyle kullanıyor?
- Severe stress can have devastating effects at a person's health.
- Severe stress can make devastating effects to a person's health.
- Severe stress can have devastating effects on a person's health.
Cevabı göster
Severe stress can have devastating effects on a person's health.
signal the release of antidiuretic hormone. Kalıp ifadeler
1:48antidiüretik hormonun salınmasını sinyaller.
At first detection of low water levels: düşük su seviyeleri ilk kez algılandığında
At first detection of low water levels, “düşük su seviyeleri ilk kez algılandığında” demektir. Detection, detect fiilinin isim biçimidir; of ise algılanan şeyi belirtir. Baştaki ifade, zaman veya tetikleyici koşul bildiren bir yan cümleyi isim öbeğine sıkıştırır. Önce tetikleyici durum verilir, ardından ana cümle vücudun tepkisini açıklar.
Alıştırma
Baştaki At first detection of low water levels ifadesi burada ne anlama geliyor?
- Birisi su seviyelerini kontrol etmeden önce
- Düşük su seviyeleri ilk kez algılandığında
- Su seviyeleri yalnızca başlangıçta düşük olduğunda
Cevabı göster
Düşük su seviyeleri ilk kez algılandığında
beynin hipotalamusundaki duyu reseptörleri
Duyu reseptörleri bilinçli kararlar vermek yerine değişiklikleri algılar. Hipotalamus, su dengesi de dahil olmak üzere iç koşulların sabit kalmasına yardımcı olan küçük bir beyin bölgesidir. Bu cümlede o bölgedeki reseptörler birer izleyici gibi çalışır: vücuttaki bir durumu algılar ve otomatik bir tepkiyi başlatır. İfade, reseptörlerin nerede bulunduğunu ve hangi tür vücut izleme sisteminin söz konusu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede hypothalamus içindeki sensory receptors ne yapıyor?
- Vücuttaki bir durumu izler ve bedensel bir tepki başlatırlar.
- Antidiüretik hormonu kalıcı bir stok olarak depolarlar.
- Su içmek hakkında bilinçli düşünceler üretirler.
Cevabı göster
Vücuttaki bir durumu izler ve bedensel bir tepki başlatırlar.
signal the release of antidiuretic hormone: antidiüretik hormonun salınması için sinyal vermek
Burada signal bir fiildir. Bir süreci başlatan ya da başlatılmasını isteyen bir işaret göndermek anlamına gelir. Doğrudan nesnesi the release of antidiuretic hormone isim grubudur. Tekrar kullanılabilen kalıp X signals the release of Y biçimindedir: X işareti verir, Y ise salınmaya başlayan şeydir. Bu kısa yapı, biyolojik veya teknik süreçler açıklanırken yaygındır.
Alıştırma
İşaretin bir salınma sürecini başlattığı anlamını vermek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: A chemical cue can signal ____ stored glucose.
Cevabı göster
the release of
special channels that enable blood to absorb and retain more water, Dilbilgisi
1:55kanın daha fazla su emmesini ve tutmasını sağlayan özel kanallar,
aquaporins: su kanalı proteinleri
Aquaporins, su kanalı proteinlerini ifade eden çoğul bir bilimsel terimdir. Bu cümlede virgülden sonra gelen ifade, terimin neyi anlattığını açıklar: kanın daha fazla suyu emmesini ve tutmasını sağlayan özel kanallardır. Bir bilimsel terimin ardından virgülle açıklayıcı bir isim grubu geldiğinde, bütün ayrıntıları ezberlemeden önce terimin anlamını bu açıklamadan çıkarabilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümlede aquaporins neyi ifade ediyor?
- Vücudun susamasını sağlayan bir hormon
- Su kanalları oluşturan ve kanın daha fazla suyu emip tutmasına yardımcı olan proteinler
- Oksijen taşıyan kan hücreleri
Cevabı göster
Su kanalları oluşturan ve kanın daha fazla suyu emip tutmasına yardımcı olan proteinler
kanın daha fazla suyu emmesini ve tutmasını sağlayan özel kanallar
special channels that enable blood to absorb and retain more water, aquaporins sözcüğünü yeniden adlandırıp açıklayan bir isim öbeğidir. that, channels sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır ve kanalları işlevlerine bağlar. enable, enable + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler: blood nesnedir; to absorb and retain ise iki bağlantılı eylemi belirtir. İkinci fiil retain, to ekini paylaşır; bu yüzden retain'den önce to tekrarlanmaz.
Alıştırma
Enable kalıbını tamamlayın: The new ramp enables wheelchair users ____ enter the building safely.
Cevabı göster
to
leading to ... ile sonuç eklemek
Burada leading to concentrated dark urine, daha önce anlatılan sürecin tamamının sonucunu bildiren bir -ing yan cümlesidir. “and this leads to concentrated dark urine” ile aynı anlama gelir. Leading yeni bir özne başlatmaz; önceki duruma gönderme yapar. Bu kısa yapı açıklamalarda yaygındır: önce bir neden veya süreç belirtilir, ardından sonucu göstermek için virgül ve leading to + isim öbeği eklenir. Lead to ifadesinden sonra leading to delays veya leading to people waiting longer örneklerinde olduğu gibi bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin -ing sonuç biçimiyle tamamlayın: A loose cable caused a short circuit, ____ a power outage.
Cevabı göster
leading to
Increased dehydration can cause notable drops in energy, Kalıp ifadeler
2:02Artan dehidrasyon enerjide belirgin düşüşlere,
as well as signs of cognitive impairment. Kalıp ifadeler
2:09ayrıca bilişsel bozulma belirtilerine neden olabilir.
can cause notable drops in ...: belirgin bir düşüşü bildirmek
can cause notable drops in + ölçüt kalıbı, “ölçülebilen bir veya daha fazla özelliğin belirgin biçimde azalmasına neden olabilir” anlamına gelir. Cause fiilinin nesnesi notable drops isim öbeğidir; in ise azalan şeyi belirtir: energy, mood, skin moisture ve blood pressure. İsme dayalı bu anlatım kısa ve özdür; sağlık, bilim ve haber metinlerinde yaygındır. Tek bir düşüş için a notable drop, birkaç ölçüt veya tekrarlanan düşüşler için notable drops kullanılır. Notable, değişimin dikkat çekecek kadar büyük veya açık olduğunu belirtir; mutlaka aşırı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Azalan şeyi belirtmek için cause notable drops in isim kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- A weak internet connection can cause notable drops in video quality.
- A weak internet connection can cause video quality to drop notably.
- A weak internet connection can cause notable drops of video quality.
Cevabı göster
A weak internet connection can cause notable drops in video quality.
as well as signs of cognitive impairment: «bilişsel bozulma belirtilerinin yanı sıra»
As well as, önceki listeden sonra signs of cognitive impairment ifadesini bir sonuç daha olarak ekler. Burada ‘ve ayrıca’ anlamına gelir ve eklenen öğeyi listenin tamamlayıcı bir parçası olarak sunar. Signs of cognitive impairment, dikkat veya hafıza gibi düşünme becerilerinin normal çalışmadığını gösteren belirtiler demektir. Bir sorunun belirtilerini anlatır; mutlaka kesinleşmiş bir teşhis anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede as well as ne işe yarıyor? The museum offers guided tours, family workshops, and audio guides, as well as free entry on Fridays.
- Ücretsiz girişi müzenin başka bir avantajı olarak ekler.
- Sesli rehberlerin ücretsiz giriş kadar iyi olduğunu söyler.
- Diğer tüm hizmetlerin yerine ücretsiz girişi koyar.
Cevabı göster
Ücretsiz girişi müzenin başka bir avantajı olarak ekler.
to accomplish the same amount as a normal brain,
2:15normal bir beyinle aynı miktarı başarmak için,
works harder to accomplish the same amount as...: «aynı miktarı gerçekleştirmek için daha fazla çalışır»
Works harder, susuz kalmış beynin daha fazla çaba harcaması gerektiğini belirtir. to accomplish biçimindeki to mastarı, bu çabanın amacını gösterir. The same amount as a normal brain, eşit çabayı değil eşit çıktıyı karşılaştırır. Burada anlatılmak istenen tam düşünce the same amount of work as a normal brain does şeklindedir. Bu nedenle cümle daha düşük verimliliği gösterir: aynı sonuç için daha fazla çaba gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle eski makinenin daha fazla çabaya ihtiyaç duyduğunu, ancak eşit miktarda üretim yaptığını anlatır?
- The older machine works harder to produce more material than the newer one.
- The older machine and the newer one work equally hard, but the older one produces less material.
- The older machine works harder to produce the same amount of material as the newer one.
Cevabı göster
The older machine works harder to produce the same amount of material as the newer one.
and it even temporarily shrinks because of its lack of water. Kalıp ifadeler
2:18ve su eksikliği nedeniyle geçici olarak küçülür bile.
temporarily shrinks because of its lack of... içinde because of + isim öbeği
Bu cümlede because of, küçülmenin nedenini belirtir. Ardından kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle değil, its lack of water isim öbeği gelir. Tekrar kullanılabilecek kalıp sonuç + because of + isim öbeği şeklindedir. Temporarily, küçülmenin ne kadar sürdüğünü anlatır; neden öbeğinin bir parçası değildir.
Alıştırma
Nedeni bir isim öbeğiyle ifade etmek için eksik kelimeyi ekleyin: The game was delayed because ____ heavy rain.
Cevabı göster
of
is usually caused by overconsumption of water in a short amount of time. Notlar
2:25genellikle kısa sürede aşırı su tüketiminden kaynaklanır.
Overhydration, or hyponatremia: başka bir ad sunan or
Virgüller, or hyponatremia bölümünü başka bir ad veren ara söz hâline getirir. Burada or, “diğer adıyla” ya da “yani” anlamındadır: yazar bir seçenek sunmak yerine overhydration terimini hyponatremia ile açıklar. Tekrar kullanılabilecek A, or B, kalıbı genellikle başka bir adı ya da açıklayıcı bir terimi sunar. Bu kalıp, yazarın bu cümlede terimler arasında nasıl bağ kurduğunu gösterir; bunların her bağlamda teknik olarak tamamen eş anlamlı olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede or başka bir ad sunmak için kullanılmıştır?
- We can travel on Saturday or Sunday.
- You may choose tea or coffee.
- The aurora borealis, or northern lights, can be seen near the Arctic.
Cevabı göster
The aurora borealis, or northern lights, can be seen near the Arctic.
is usually caused by overconsumption of water: genellikle aşırı su tüketiminden kaynaklanır
Burada is caused by, edilgen bir neden yapısı oluşturur. Açıklanan durum özne konumuna yerleştirilirken overconsumption of water, by sözcüğünden sonra nedeni belirtir. Böylece açıklama bir kişiye veya işi yapana değil, duruma odaklanır. Usually, ifadenin kapsamını sınırlar: aşırı su tüketimi yaygın bir neden olarak sunulur, ancak her durumda geçerli olan tek neden olduğu söylenmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp sonuç + be + usually + caused by + neden şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi cause fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The road closure was ____ heavy snow.
Cevabı göster
caused by
in a short amount of time: kısa bir süre içinde
Burada in a short amount of time, kısa bir süre içinde anlamına gelir. Su tüketimini niteler ve yalnızca toplam miktarın fazla olduğunu değil, büyük miktarın kısa bir zaman aralığında tüketildiğini vurgular. Daha genel olarak in + bir zaman dilimi, bir eylemin ne kadar hızlı tamamlandığını veya bir değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır: olay o süre içinde meydana gelir.
Alıştırma
Hangi cümle büyümenin kısa bir süre içinde gerçekleştiğini söylüyor?
- The app gained a million users in a short amount of time.
- The app had a million users for a short amount of time.
- The app gained a million users after a short amount of time.
Cevabı göster
The app gained a million users in a short amount of time.
because of complications in regulating water levels Dilbilgisi
2:33su seviyelerini düzenlemedeki komplikasyonlar nedeniyle
victims of overhydration: aşırı su tüketiminden zarar gören kişiler
victims of overhydration, sporcuları vücutta fazla su bulunması nedeniyle zarar gören veya olumsuz etkilenen kişiler olarak gösterir. Buradaki victim of yalnızca suçlar için kullanılmaz; hastalık, kaza, afet veya başka zararlı bir durumdan etkilenen kişileri de anlatabilir. victim of, people with... ifadesinden daha güçlüdür. Yalnızca bir durumun varlığını belirtmek yerine zararı, riski veya dezavantajlı bir konumu vurgular.
Alıştırma
Cümlede victims of overhydration ne anlama geliyor?
- suyla ilgili bir suç işleyen sporcular
- vücutlarında fazla su bulunduğu için zarar gören veya olumsuz etkilenen sporcular
- sadece su içmeyi seçen sporcular
Cevabı göster
vücutlarında fazla su bulunduğu için zarar gören veya olumsuz etkilenen sporcular
because of complications in regulating water levels: isim öbeğiyle neden belirtme
because of complications in regulating water levels, sporcuların durumunun nedenini bir isim öbeğiyle belirtir. Burada complications zorluklar veya sorunlar demektir; in regulating water levels ise bu sorunların ortaya çıktığı etkinliği gösterir. because of ifadesinden sonra bir isim öbeği gelir. in bir edat olduğu için burada ardından -ing biçimi olan regulating kullanılır. Tüm ifade, su düzeylerini düzenlemenin zor olabileceği düşüncesini kısa ve oldukça resmî bir neden ifadesine dönüştürür.
Alıştırma
Nedeni belirtmek için because of + isim öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The launch was delayed because of complications in testing the new system.
- The launch was delayed because complications in testing the new system.
- The launch was delayed because of the team had complications in testing the new system.
Cevabı göster
The launch was delayed because of complications in testing the new system.
Whereas the dehydrated brain amps up the production of antidiuretic hormone, Notlar
2:39Susuz kalmış beyin antidiüretik hormon üretimini artırırken,
amps up: miktarı veya yoğunluğu artırmak
Amps up, amp up öbek fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. Bir şeyin miktarını, düzeyini veya yoğunluğunu artırmak anlamına gelir. Burada the dehydrated brain tekil bir özne olduğu için amps up production kullanılır ve beynin daha fazla antidiüretik hormon ürettiğini anlatır. Bu ifade, artışı etkin biçimde yukarı itme gibi sunar; bu nedenle nötr increases fiilinden daha enerjik duyulur.
Alıştırma
amp up ifadesini doğru biçimde kullanın: A strong advertising campaign ____ demand for a new product.
Cevabı göster
amps up
the overhydrated brain slows or even stops releasing it into the blood. Kalıp ifadeler
2:43aşırı hidrate olmuş beyin bunu kana salmayı yavaşlatır veya hatta durdurur.
Whereas A, B: iki tepkiyi karşılaştırma
Whereas ilk yan cümleyi başlatır ve onu ardından gelen ana cümleyle karşılaştırmanız gerektiğini gösterir. Burada bir durum hormon üretimini artırırken diğer durum hormonun salınmasını yavaşlatır veya durdurur. Whereas A, B kalıbı, aralarındaki farkın kolayca görülmesi için iki bilgiyi yan yana koyar. Bilimsel ve diğer açıklamalarda whereas sözcüğünü zaman bildiren bir sözcük gibi yorumlamak yerine her iki taraftaki durumu ve tepkiyi belirleyin.
Alıştırma
Bu cümlede Whereas ne işe yarıyor?
- Bir tepkinin diğerinden sonra gerçekleştiğini gösterir.
- Antidiuretic hormone terimini tanımlar.
- Birbirine zıt iki tepkiyi karşılaştırmak için yan yana koyar.
Cevabı göster
Birbirine zıt iki tepkiyi karşılaştırmak için yan yana koyar.
slows or even stops releasing: even sonrasında daha güçlü bir sonuç
slows or even stops releasing ifadesinde slows ve stops, or ile bağlanır ve releasing it into the blood şeklindeki -ing yapısını paylaşır. İlk fiil daha zayıf sonucu, ikinci fiil ise daha güçlü olası sonucu belirtir. Even, daha uç bir sonuca geçişi vurgular. X or even Y kalıbı iki olasılığı daha az güçlü veya şaşırtıcı olandan daha güçlü veya şaşırtıcı olana doğru sıralar.
Alıştırma
Hangi cümle or even kullanarak daha zayıf bir etkiden daha güçlü bir etkiye geçiş gösterir?
- A strong headwind can stop or even slow the balloon's progress.
- A strong headwind can slow or even stop the balloon's progress.
- A strong headwind can slow but never stop the balloon's progress.
Cevabı göster
A strong headwind can slow or even stop the balloon's progress.
Sodium electrolytes in the body become diluted, Kalıp ifadeler
2:49Vücuttaki sodyum elektrolitleri seyreltilir,
become diluted: daha düşük bir yoğunluğa geçmek
Become diluted, bir şeyin değişerek daha düşük bir yoğunluğa ulaşması anlamına gelir. Burada become bir bağ fiilidir; diluted ise vücut sıvısındaki sodyum elektrolitlerinin yeni durumunu açıklar. İfade, bir kişinin kasıtlı olarak bir şeyi seyreltmesine değil, durum değişikliğine odaklanır. Bilimsel açıklamalarda become + sıfat veya geçmiş zaman ortacı çoğu zaman 'o duruma geçmek' anlamına gelir.
Alıştırma
Become fiilinin doğru geniş zaman biçimini diluted ile birlikte kullanın: When the ice melts, the lemonade ____.
Cevabı göster
becomes diluted
causing cells to swell: causing ile sonuç belirtme
Virgülden sonra gelen causing cells to swell, önceki yan tümcenin tamamının sonucunu ekler: elektrolitler seyrelir ve bu durum hücrelerin şişmesine yol açar. Yeniden kullanılabilen yapı tam cümle, causing + isim + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Burada cells, causing fiilinin nesnesidir; to swell ise hücrelere ne olduğunu belirtir. Bu şimdiki zaman ortacı grubu ana cümleye bağlıdır ve tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Bu cümlede causing everyone to arrive late ne işe yarar? The alarm failed, causing everyone to arrive late.
- Alarmın bozulmasının sonucunu belirtir.
- Açıkça belirtilmiş yeni bir özneyle bağımsız bir olay başlatır.
- Alarmın amacını belirtir.
Cevabı göster
Alarmın bozulmasının sonucunu belirtir.
up with the resulting volumes of dilute urine.
2:56ortaya çıkan seyreltik idrar hacimlerine yetişemez.
In severe cases: ifadeyi ciddi durumlarla sınırlamak
In severe cases, cümlenin başında yer alan bir kapsam belirleyicisidir. Okuyucuya, ardından gelen ifadenin her durum için değil, yalnızca durum ciddi olduğunda geçerli olduğunu bildirir. Sağlık ve risk açıklamalarında bu tür bir başlangıç, nadir ve aşırı bir sonucu daha genel olarak yaşanabilecek durumlardan ayırarak bilgiyi düzenler. Bu ifade çıkarılırsa uyarının kapsamı çok daha genişmiş gibi görünür.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: In severe cases, ardından gelen sonucun her sıradan vakada yaygın olduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
can't keep up with: ayak uyduramamak veya başa çıkamamak
Bu cümlede can't keep up with, giderek artan miktarda gelen bir şeyi yönetememek veya işleyememek anlamına gelir. Böbrekler idrarı kelimenin tam anlamıyla takip etmiyor; seyrelmiş idrarın hacmi onların işleme kapasitesini aşıyor. Genel olarak keep up with; bir hız, iş yükü, değişim veya talep karşısında ayak uydurabilmek anlamına gelir. Olumsuz biçimi, talebin başa çıkılamayacak kadar arttığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The small server could not ___ the sudden stream of requests.
- catch up with
- keep up with
- look after
Cevabı göster
keep up with
Water intoxication: fazla suya bağlı su zehirlenmesi
Water intoxication, fazla su alımının vücudun sıvı ve elektrolit dengesini bozduğu tehlikeli bir durumu anlatan tıbbi bir terimdir. Water intoxication then occurs cümlesinde bu ifade, önceki sürecin ardından gelişen durumu adlandırır; then ise bunun sonraki sonuç olduğunu gösterir. Buradaki intoxication, sarhoş olmak değil, zehirlenme veya vücuda zarar veren bir dengesizlik anlamına gelir. Tam ifade su zehirlenmesi olarak anlaşılmalıdır; suya karşı duygusal bir tepki anlamına gelmez.
Alıştırma
Sağlık bağlamında water intoxication ne anlama gelir?
- fazla suyun vücuttaki sıvı dengesini bozduğu tehlikeli bir durum
- egzersiz sonrası ortaya çıkan sıradan susuzluk
- alkol içmekten sarhoş olma durumu
Cevabı göster
fazla suyun vücuttaki sıvı dengesini bozduğu tehlikeli bir durum
and in rare instances, seizures or death. Kalıp ifadeler
3:04ve nadir durumlarda nöbetlere veya ölüme neden olur.
and in rare instances: nadir bir sonucu belirtmek
Burada “and”, olası sonuçlar listesine bir sonuç daha ekler. “in rare instances” ifadesi yalnızca ardından gelen ciddi sonuçları, yani “seizures or death” bölümünü sınırlar: Bunlar meydana gelebilir, ancak yalnızca az sayıda durumda görülür. Bu olasılık belirteci uyarının doğru kalmasını sağlar. Sonuçların imkânsız olduğu ya da önceki “headache” ve “vomiting” etkilerinin de aynı ölçüde nadir olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “az sayıda durumda” anlamına gelen, derste vurgulanan üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın. The treatment is usually safe, but ____ it can cause a severe allergic reaction.
Cevabı göster
in rare instances
But that's a pretty extreme situation: bir uyarıdan geri adım atmak
“But”, hemen önce verilen kaygı verici bilgiyle karşıtlık kurar. “That's” daha önce anlatılan duruma gönderme yapar; ona “a pretty extreme situation” denmesi, bu durumun olağan koşulların çok dışında olduğunu belirtir. Cümle bir bütün olarak uyarıyı iptal etmek yerine kapsamını daraltır. Burada “pretty”, “oldukça” ya da “epey” anlamındaki gündelik bir derece zarfıdır; “güzel” anlamına gelmez. Cümle, açıklamanın ciddi bir istisnadan normal durumlarla ilgili daha dengeli bir tartışmaya geçmesini sağlar.
Alıştırma
“But that's a pretty extreme situation.” cümlesinin temel söylem işlevi nedir?
- Günlük hayatta görülen daha tehlikeli bir sonuç tanıtır.
- Uyarının tamamen yanlış olduğunu söyler.
- Uyarıyı kabul eder, ardından durumu olağan koşulların dışında gösterir.
Cevabı göster
Uyarıyı kabul eder, ardından durumu olağan koşulların dışında gösterir.
maintaining a well-hydrated system is easy to manage
3:12iyi hidrate edilmiş bir sistemi korumak yönetmesi kolaydır
for those of us fortunate enough to have access to clean drinking water. Notlar
3:15temiz içme suyuna erişimi olacak kadar şanslı olanlarımız için.
On a normal day-to-day basis: sıradan günlük koşulları belirtmek
On a normal day-to-day basis, tüm ifadenin çerçevesini belirleyen, cümle başında kullanılan bir edat grubudur: söylenen şey sıradan, günlük koşullar için geçerlidir. Nadir acil durumların veya uç örneklerin odak noktası olmadığını gösterir. on a ... basis yapısı, bir şeyin ne kadar düzenli gerçekleştiğini veya hangi alışılmış koşullarda geçerli olduğunu anlatır. Burada normal ve day-to-day, rutin yaşam fikrini birlikte güçlendirir.
Alıştırma
On a normal day-to-day basis, ardından gelen ifade için nasıl bir durum çerçevesi oluşturur?
- Sıradan, günlük koşullar
- Uzak geçmişteki bir dönem
- Sıra dışı bir acil durum
Cevabı göster
Sıradan, günlük koşullar
fortunate enough to: elverişli bir durumun eylemi mümkün kılması
Fortunate enough to + fiilin yalın biçimi, sıfat + enough + to mastarı kalıbını izler. Enough, fortunate sözcüğünden sonra gelir ve sonucu ya da mümkün olan eylemi tanıtır: elverişli bir durum, kişinin o eylemi yapabilmesini sağlar. those of us fortunate enough to have access... ifadesinde who are sözcükleri anlaşılır ama yazılmamıştır: those of us who are fortunate enough.... Bu ifade, kimlerden söz edildiğini belirler ve temiz içme suyuna erişimin herkeste bulunmayan bir avantaj olduğunu kabul eder.
Alıştırma
Sıfat + enough + to kalıbını tamamlayın: Lena was fortunate ____ receive a scholarship.
Cevabı göster
enough to
have access to clean drinking water: temiz içme suyuna erişebilmek
have access to clean drinking water, güvenli içme suyunu elde edip kullanabilmek anlamına gelir. Bu ifade suya sahip olmaya değil, bir kaynağa ulaşma fırsatına veya koşullarına vurgu yapar. Bu cümlede su, bazı insanların yararlanabildiği temel bir kaynak olarak anlatılır. access to ifadesinden sonra kullanılabilen veya elde edilebilen kaynak ya da hizmet gelir; örneğin access to water, information veya healthcare.
Alıştırma
Sabit ifadeyi doğal kelimelerle tamamlayın: Every family should have ____ safe drinking water.
Cevabı göster
access to
conventional wisdom: uzun süredir kabul gören genel görüş
conventional wisdom, bir toplumdaki veya gruptaki birçok kişinin uzun süre boyunca kabul ettiği inanç ya da görüş anlamına gelir. Yaygın bir görüşü anlatır, ancak bunun kanıtlanmış bir gerçek olduğunu garanti etmez. Bu cümlede günde sekiz bardak su içme düşüncesi, uzun süre kabul görmüş genel bir inanç olarak sunuluyor. Bu ifade, söz konusu inancın sorgulanabileceğini veya güncellenebileceğini de ima edebilir.
Alıştırma
Bu cümlede conventional wisdom ne anlama geliyor?
- yaygın biçimde kabul edilmiş ve daha sonra gözden geçirilebilecek bir inanç
- herkesin uyması gereken bir yasa
- yalnızca bir kişinin sahip olduğu özel bir görüş
Cevabı göster
yaygın biçimde kabul edilmiş ve daha sonra gözden geçirilebilecek bir inanç
has since been fine-tuned: daha sonra yapılmış ve bugün de önemli olan bir güncelleme
Has since been fine-tuned, ilk tahmin ortaya konduktan sonra onu daha kesin hâle getirmek için ayarlamalar yapıldığını anlatır. Buradaki since, “o zamandan şimdiye kadar” anlamındadır; fine-tune ise bir şeyi tamamen değiştirmek yerine küçük ve dikkatli iyileştirmeler yapmak demektir. Has been fine-tuned, edilgen çatıda present perfect yapısıdır: ayarlanan şey tahmindir ve güncellenmiş sonuç şu anda da önem taşır. has + since + been + geçmiş zaman ortacı yapısı, sonradan gerçekleşen değişikliği bugüne bağlar.
Alıştırma
Vurgulanan ifade tahmin hakkında ne söylüyor?
- Önceki zamandan sonra daha kesin olacak şekilde ayarlandı ve güncellenmiş sonuç şimdi önem taşıyor.
- Geçmişte başka bir şeyi bir kez ayarladı.
- Gelecekte bir zamanda kesinlikle ayarlanacak.
Cevabı göster
Önceki zamandan sonra daha kesin olacak şekilde ayarlandı ve güncellenmiş sonuç şimdi önem taşıyor.
depends largely on our weight and environment. Kalıp ifadeler
3:30büyük ölçüde kilomuza ve çevremize bağlı olduğudur.
the consensus is that: ortak bir sonucu sunmak
The consensus is that, ardından gelen yan cümleyi konuşanın kişisel görüşü olarak değil, araştırmacılar veya uzmanlar gibi bir grubun yaygın biçimde paylaştığı sonuç olarak sunar. that ile başlayan yan cümle, ortak sonucun tam olarak ne olduğunu belirtir. Bu cümlede now, bunun güncellenmiş mevcut görüş olduğunu gösterir. Bu kalıp, içeriği sunmadan önce sonucun ortak bir görüşe dayandığını belirterek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Cümleyi “grubun ortak sonucu” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After reviewing the evidence, the ____ the new policy is safe.
Cevabı göster
consensus is that
imbibe: “içmek” anlamında resmî veya şakacı bir sözcük
Bu cümlede imbibe, bir sıvıyı “içmek” veya “vücuda almak” anlamına gelir; nesnesi water’dır. the amount of water we need to imbibe ifadesi “içmemiz gereken su miktarı” demektir. Günlük kullanılan drink fiilinden farklı olarak imbibe, ifadeye daha resmî veya bilinçli biçimde seçkin bir hava katar. Eylem aynıdır; sözcük seçimi temel anlamı değil, üslubu değiştirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza gündelik bir dille susadığınızı söylüyorsunuz. Hangi cümle en doğal gelir?
- I need to drink some water.
- I need to imbibe some water.
- I need to consume some water.
Cevabı göster
I need to drink some water.
depends largely on: başlıca etkenleri belirtmek
Depend on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiğini veya ondan güçlü biçimde etkilendiğini anlatır. Burada su miktarı sonuçtur; kilomuz ve çevremiz ise bu sonucu etkileyen faktörlerdir. Largely, “büyük ölçüde” anlamına gelir. Kilo ve çevrenin önemli faktörler olduğunu gösterir, ancak bunların tek faktör olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp A depends largely on B şeklindedir.
Alıştırma
depends, largely ve on sözcüklerini doğru sırayla kullanın: The final score ____ how well the team works together.
Cevabı göster
depends largely on
recommended daily intake varies: intake sözcüğünün tüketilen miktar anlamı
Sağlık ve beslenme metinlerinde recommended daily intake, kılavuzların her gün tüketilmesini önerdiği su, yiyecek ya da besin öğesi miktarıdır. Burada intake, "tüketilen miktar" anlamında bir isimdir; bir şeyi içeri alma eylemi değildir. İsim grubunun tamamı öznedir, varies ise fiildir. Birlikte kullanılan recommended daily intake varies, önerinin tek ve sabit bir miktar olmadığını; bir etkene göre değiştiğini ya da belirtilen aralıkta bulunduğunu anlatır.
Alıştırma
recommended daily intake ifadesinde intake ne anlama gelir?
- Bir işletmenin aldığı para
- Tüketilen yiyecek, içecek ya da besin öğesi miktarı
- Bir binanın girişi
Cevabı göster
Tüketilen yiyecek, içecek ya da besin öğesi miktarı
varies from between 2.5 to 3.7 liters: karışık bir aralık yapısı
Bu ifade iki uç değer verir: 2,5 litre ve 3,7 litre. Varies, miktarın sabit olmadığını gösterir; for men ise aralığın uygulandığı grubun erkekler olduğunu belirtir. Kastedilen aralık açıktır, ancak from between ... to ... iki standart yapıyı birbirine karıştırır. Özenli konuşma ve yazıda varies from 2.5 to 3.7 liters ya da varies between 2.5 and 3.7 liters kullanılır.
Alıştırma
Özenli İngilizcede standart bir aralık yapısı kullanan cümle hangisidir?
- The amount varies between 2.5 to 3.7 liters.
- The amount varies from 2.5 to 3.7 liters.
- The amount varies from between 2.5 to 3.7 liters.
Cevabı göster
The amount varies from 2.5 to 3.7 liters.
if we are healthy, active, old, or overheating.
3:45eğer sağlıklı, aktif, yaşlı veya aşırı sıcak isek.
is pushed up or down: bir değeri yükseltmek veya düşürmek
Burada is pushed up or down, farklı koşullar nedeniyle aralığın yükseltildiği ya da düşürüldüğü anlamına gelir. Push, bir nesneyi fiziksel olarak itmek anlamında değildir. Edilgen is pushed yapısı, değişikliğe yol açan etkenden çok aralığa ve değişime odaklanır. Aynı kalıp fiyatları, dozları, riskleri veya başka ölçüm değerlerini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni kanıtların sayısal bir sınırı yükseltebileceğini veya düşürebileceğini doğal biçimde anlatır?
- New evidence can push the limit open or closed.
- New evidence can push the limit left or right.
- New evidence can push the limit up or down.
Cevabı göster
New evidence can push the limit up or down.
the healthiest hydrator: en sağlıklı sıvı kaynağı
Hydrator, hydrate fiilinden türetilmiş bir isimdir. Burada vücuda sıvı sağlayan bir şeyi ifade eder; bu nedenle the healthiest hydrator, suyu vücudun sıvı dengesini korumasına yardımcı olan en sağlıklı seçenek olarak tanımlar. Bu isim, bir şeyi işlevine göre adlandırır. Bu cümlede bir kişiyi değil, içeceği veya sıvı kaynağını belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede hydrator ne anlama gelir?
- vücudun susuz kalmamasına yardımcı olan bir şey
- suyun sıcaklığını ölçen biri
- yalnızca su depolamak için kullanılan bir kap
Cevabı göster
vücudun susuz kalmamasına yardımcı olan bir şey
other beverages, even those with caffeine like coffee or tea, Anlatım akışı
3:51diğer içecekler, hatta kahve veya çay gibi kafeinli olanlar bile,
even those with caffeine like coffee or tea: şaşırtıcı olsa da kapsama giren bir örnek eklemek
Bu cümlede even, sonraki örneğin okurun beklentisine ters gelebileceğini gösterir. Those, other beverages ifadesine geri gönderme yapar; with caffeine bir alt grubu belirtir, like coffee or tea ise somut örnekler verir. Araya giren bu bölüm iddianın kapsamını genişletir: kafeinli içecekler de kapsama dahildir. Kahve ve çayın sıvı ihtiyacını karşılayan tek içecekler olduğunu söylemez ve onları genel içecek grubunun dışında bırakmaz.
Alıştırma
Bu cümlede even ne işe yarıyor?
- Kafeinli içecekleri şaşırtıcı gelebilecek ama yine de kapsama dahil olan bir grup olarak gösterir.
- Kahve ve çayın sıvı ihtiyacını karşılayan tek içecekler olduğunu söyler.
- Kahve ve çayı içecek grubunun dışında bırakır.
Cevabı göster
Kafeinli içecekleri şaşırtıcı gelebilecek ama yine de kapsama dahil olan bir grup olarak gösterir.
replenish fluids: vücudun kaybettiği sıvıyı yerine koymak
Replenish, bir miktarı kullanılmış veya kaybedilmiş bir kaynağı yeniden tamamlamak demektir. Bu sağlık bağlamında fluids, vücudun ihtiyaç duyduğu sıvıları ifade eder; bu nedenle replenish fluids, vücut sıvısını yerine koyup sıvı dengesini yeniden sağlamaktır. Bu ifade, sıvı alımını azalmış bir stoğu yeniden doldurma olarak anlatır; yalnızca “su vermek” düşüncesinden daha nettir.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After exercise, water helps you ____.
Cevabı göster
replenish fluids
makes up ... of our daily H2O: oran belirtmek
Burada makes up, “bir bütünün bir parçasını oluşturmak veya temsil etmek” anlamına gelir. Yiyeceklerde bulunan su, her gün aldığımız suyun kaynaklarından biridir ve toplamın yaklaşık beşte birini oluşturur. Yararlı bir kalıp “A makes up X of B” şeklindedir: A, B’nin bir parçasıdır ve X onun payının ne kadar olduğunu gösterir. Burada make up fiilini “yapmak” veya “üretmek” şeklinde kelimesi kelimesine anlamayın.
Alıştırma
Bir oranı gösteren ifadeyi tamamlayın: Online students make ____ about a third of the school's enrollment.
Cevabı göster
up
about a fifth of our daily H2O: günlük suyun yaklaşık beşte biri
About a fifth, “yaklaşık beşte bir” demektir; yani eşit beş parçadan yaklaşık biri, yaklaşık %20’dir. About, sayının kesin bir ölçüm değil, tahmin olduğunu gösterir. Bu cümlede of our daily H2O, bölünen bütünü belirtir: bir gün içinde aldığımız suyun tamamı. Bu nedenle vurgulanan ifade, günlük su alımımızın yaklaşık %20’si anlamına gelir; H2O suyun kimyasal formülüdür.
Alıştırma
Cümlede about a fifth of our daily H2O ne anlama gelir?
- Bir günde aldığımız suyun yaklaşık beşte biri
- Bir günde aldığımız suyun tamamı
- Bir günde aldığımız suyun beş katı
Cevabı göster
Bir günde aldığımız suyun yaklaşık beşte biri
and can supplement liquid intake: sıvı alımını desteklemek
Burada supplement, zaten var olan bir miktara veya kaynağa ekleme yapmak anlamındaki bir fiildir. supplement liquid intake ifadesi, bu yiyeceklerdeki suyun kişinin aldığı toplam sıvı miktarına eklenmesi demektir. Bu ifade, bu yiyeceklerin içme suyunun yerini tamamen aldığı anlamına gelmez. Cümle onları, besin sağlarken ek bir sıvı kaynağı olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede and can supplement liquid intake ne anlama geliyor?
- Vücuttan sıvı çıkarmak
- Kişinin zaten aldığı sıvı miktarına eklemek
- Kişinin ihtiyaç duyduğu bütün içeceklerin yerini almak
Cevabı göster
Kişinin zaten aldığı sıvı miktarına eklemek
while providing valuable nutrients and fiber: besin ve lif sağlarken
Burada while, ilk eyleme eşlik eden başka bir eylemi veya yararı tanıtır; esas olarak bir zaman belirtmez. Yiyecekler sıvı alımını destekleyebilir ve aynı anda besinlerle lif sağlayabilir. while providing, while + özne + fiil yapısının kısaltılmış hâlidir. Özne ana cümleden anlaşılır; bu nedenle while the fruits and vegetables are providing... ifadesi while providing... biçimine kısalır.
Alıştırma
while providing valuable nutrients and fiber bu cümleye hangi işlevi ekliyor?
- Aynı anda gerçekleşen başka bir yarar ekler
- Besinlerin ancak sıvı tüketildikten sonra ortaya çıktığını söyler
- Cümleyi geçmişte gerçekleşmiş bir olayı anlatır hâle getirir
Cevabı göster
Aynı anda gerçekleşen başka bir yarar ekler
might also have various long-term benefits: bir olasılığı temkinli biçimde eklemek
Bu cümlede might, uzun vadeli faydaları kesin veya garanti edilmiş değil, olası olarak sunar. Sağlıkla ilgili bir iddiayı uygun bir temkinle ifade etmenin yaygın bir yoludur. also, bu olasılığı daha önce belirtilen faydalara ekler. Konuşan kişi, zaman içinde ortaya çıkabilecek başka bir fayda türünü eklemektedir.
Alıştırma
Bu cümlede might nasıl bir işlev görür?
- Uzun vadeli faydaları garanti değil, olası olarak sunar.
- Uzun vadeli faydaların yalnızca geçmişte gerçekleştiğini söyler.
- Herkesin aynı uzun vadeli faydaları göreceğini garanti eder.
Cevabı göster
Uzun vadeli faydaları garanti değil, olası olarak sunar.
can lower the chance of stroke: inme olasılığını azaltmak
can lower the chance of stroke ifadesinde lower, "daha düşük hâle getirmek" anlamında bir fiildir; the chance of stroke ise inme meydana gelme olasılığıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen lower the chance of + isim veya olay kalıbı, söz konusu sonucun gerçekleşme olasılığını azaltmak anlamına gelir. Can bunu olası bir etki olarak sunar; lower ise tamamen ortadan kaldırmak değil, azaltmak demektir. Bu ifade inmenin kesinlikle önleneceğini vaat etmez.
Alıştırma
"Bir sonucu daha az olası hâle getirmek" anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Washing your hands can ____ an infection.
Cevabı göster
lower the chance of
help manage diabetes: diyabeti kontrol altında tutmaya yardımcı olmak
Sağlık bağlamında manage a disease, bir hastalığı kontrol altında tutmak ve zaman içinde etkileriyle ilgilenmek demektir. Buna ilaçlar, beslenme seçimleri, egzersiz veya düzenli kontroller dâhil olabilir; hastalığı ortadan kaldırmak anlamına gelmez. İngilizcede help sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi doğrudan kullanılabilir: help manage diabetes. Bu ifade, bir şeyin diyabet kontrolünü desteklediğini belirtir; diyabeti iyileştirdiğini iddia etmez.
Alıştırma
"A regular routine can help manage asthma," cümlesinde help manage asthma ne anlama gelir?
- astımın sonsuza kadar yok olacağını garanti etmek
- astımı kontrol altında tutmaya yardımcı olmak
- astımı keşfetmeyi başarmak
Cevabı göster
astımı kontrol altında tutmaya yardımcı olmak
and potentially reduce the risk of certain types of cancer. Kalıp ifadeler
4:23ve potansiyel olarak belirli kanser türlerinin riskini azaltabileceğini göstermiştir.
Studies have shown that: araştırma kanıtını sunmak
Studies have shown that, kanıt sunmak için kullanılan bir ifade kalıbıdır. Studies, bilginin kaynağını araştırma olarak belirtir; that ile başlayan yan cümle ise araştırmanın desteklediği sonucu verir. Şimdiki bitmiş zaman yapısındaki have shown, geçmiş araştırmaların bulgularını şu anda tartışılan iddiaya bağlar. Araştırma desteğine işaret eder, ancak tek başına sonucun kesin olduğu veya bütün çalışmaların aynı fikirde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört kelimelik kanıt sunma kalıbıyla tamamlayın: ____ regular exercise can improve sleep quality.
Cevabı göster
Studies have shown that
reduce the risk of certain types of cancer: belirli kanser türlerinin riskini azaltmak
Bu cümlede reduce the risk of, “zararlı bir şeyin gerçekleşme olasılığını düşürmek” anlamına gelir. Tamamen önlemeyi değil, daha düşük bir olasılığı anlatır. Kalıp reduce the risk of + isim veya -ing biçimidir. Certain types of, iddiayı bazı kanser türleriyle sınırlar; potentially ise cümlenin tamamını daha da temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi, riskin azaldığını belirten hedef resmî ifadeyle tamamlayın: Wearing a helmet may ____ head injury.
Cevabı göster
reduce the risk of
getting the right amount of liquid makes a world of difference Notlar
4:28doğru miktarda sıvı almak dünyalar kadar fark yaratır
No matter what, ile değişmeyen bir sonucu vurgulamak
No matter what, koşullardaki farklılıkları veya önceki ayrıntıları bir kenara bırakmak için ana cümleden önce gelir. “Ne olursa olsun” veya “durum ne olursa olsun” anlamındadır. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciye, arkasından gelen açıklamanın ana sonuç olduğunu ve olası farklılıklara rağmen geçerliliğini koruduğunu bildirir. Burada what bir soru başlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki No matter what ifadesinin işlevi nedir: No matter what, we will finish the project today.
- Sonucu belirli tek bir koşulla sınırlar.
- Hangi koşulun seçileceğiyle ilgili bir soru başlatır.
- Değişen koşulları bir kenara bırakır ve sonucun hâlâ geçerli olduğunu vurgular.
Cevabı göster
Değişen koşulları bir kenara bırakır ve sonucun hâlâ geçerli olduğunu vurgular.
getting the right amount of liquid cümlenin öznesi olarak
Getting the right amount of liquid, isim gibi kullanılan bir -ing öbeğidir. Bu cümlede getting, almak veya edinmek anlamındadır; öbeğin tamamı doğru miktarda sıvı alma eylemini anlatır, bir kişiyi ya da nesneyi değil. Tam cümlede bu öbeğin tamamı makes fiilinin öznesidir. İngilizcede bir eylemi konu olarak sunmak ve ardından sonucunu belirtmek için -ing öbeği cümlenin başına getirilebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede -ing öbeği özne olarak kullanılmıştır?
- You get enough sleep every night.
- Enough sleep is important for children.
- Getting enough sleep helps you focus.
Cevabı göster
Getting enough sleep helps you focus.
makes a world of difference deyimi
makes a world of difference, çok büyük ve fark edilir bir değişim yaratmak ya da güçlü bir etki göstermek anlamına gelen bir deyimdir. a world of ifadesi etkinin büyüklüğünü abartır; gerçek bir gezegene veya kelimesi kelimesine bir dünyaya gönderme yapmaz. Burada bu ifade, doğru miktarda sıvı almanın küçük ya da sıradan değil, oldukça büyük bir etkisi olduğunu vurgular.
Alıştırma
A few quiet minutes can make a world of difference when you need to concentrate cümlesinde make a world of difference ne anlama gelir?
- yeni bir gezegen yaratmak
- her yeri farklı hâle getirmek
- çok büyük bir etkiye sahip olmak
Cevabı göster
çok büyük bir etkiye sahip olmak
in how you'll feel, think, and function day-to-day. Anlatım akışı
4:32günlük olarak nasıl hissedeceğiniz, düşüneceğiniz ve işlev göreceğiniz konusunda.
you'll feel, think, and function day-to-day: üç ögeli paralel bir liste
Feel, think ve function, you'll yapısını ortak kullanan temel biçimdeki üç paralel fiildir. Aynı dil bilgisi kalıbıyla üç alan sunarlar: fiziksel veya duygusal deneyim, zihinsel etkinlik ve gündelik yaşamı sürdürebilme becerisi. Day-to-day, bu üç etkinin tümünü gündelik yaşam bağlamına yerleştirir. Bu üçlü liste, etkiyle ilgili genel bir ifadeyi somut alanlara dönüştürür ve sona belirgin bir ritim verir.
Alıştırma
Bu cümledeki feel, think, and function üçlü listesi ne işe yarar?
- Etkiyi hissetme, düşünme ve gündelik işlevsellik olmak üzere üç alanda düzenler.
- Day-to-day ifadesini yapacağınız dördüncü bir eylem olarak kullanır.
- Yalnızca duygulara odaklanır; düşünmeyi ve gündelik etkinlikleri dışarıda bırakır.
Cevabı göster
Etkiyi hissetme, düşünme ve gündelik işlevsellik olmak üzere üç alanda düzenler.