Su içmeseydiniz ne olurdu? - Mia Nacamulli: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
611 kelime 145 kel/dk

Video açıklaması: Bu bilimsel anlatım, suyun vücuttaki oranını ve görevlerini, susuzluk ile aşırı hidrasyonun etkilerini ve uygun sıvı miktarının neden herkes için geçerli tek bir kurala değil, kişinin koşullarına, etkinlik düzeyine ve çevresine bağlı olduğunu inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If we are essentially made of water and surrounded by water, why do we still need to drink so much? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: If...why...? biçimindeki bir sorunun, daha önce sunulmuş bir gerçeği bilimsel açıklamayı ilerleten temel probleme nasıl dönüştürdüğünü öğrenin; böylece vücut bileşiminden günlük sıvı kaybına açık bir geçişin nasıl kurulduğunu anlayın. 2. special channels that enable blood to absorb and retain more water, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Tanımlayıcı bir ifadenin teknik terimi nasıl açıkladığını ve enable + nesne + to’lu mastar yapısının bir mekanizmayı nasıl sunduğunu fark edin; bir biyolojik yapının vücudun başka bir bölümüne ne yapma olanağı verdiğini anlatın. 3. is pushed up or down — Phrasal verb’ler: Bu yön bildiren ifadeyi, önerilen bir miktarın değişen etkenlere göre yukarı ya da aşağı ayarlanması olarak anlayın ve dozlar, fiyatlar, risk seviyeleri veya hedefler için doğal biçimde kullanın.

Bu derste

Water is virtually everywhere, Anlatım akışı

0:06

Su neredeyse her yerdedir,

from soil moisture and ice caps

0:08

toprak neminden ve buzullardan

to the cells inside our own bodies.

0:11

kendi vücudumuzdaki hücrelere kadar.

Anlatım akışı

virtually everywhere, from ... to ...: Geniş bir kapsam kurma

Virtually everywhere önce genel düşünceyi verir: Su, neredeyse her tür yerde veya canlı sisteminde bulunur. Buradaki virtually, “neredeyse” anlamındadır; “dijital ya da sanal bir biçimde” anlamına gelmez. Ardından from soil moisture and ice caps to the cells inside our own bodies bu düşünceyi doğal çevreden insan vücuduna uzanan geniş bir kapsama yayar. “Genel düşünce + from A to B” kalıbı konunun kapsamını hızlıca gösterir. İki uç nokta genişliği belirtir; eksiksiz bir liste oluşturmaz.

Alıştırma

Bu cümlede from soil moisture and ice caps to the cells inside our own bodies ne işe yarar?

  1. Suyun buz örtülerinden doğrudan insan hücrelerine geçtiğini söyler.
  2. Çevreden insan vücuduna uzanan bir aralık göstererek genel düşünceyi genişletir.
  3. Suyun bulunduğu her yerin eksiksiz bilimsel listesini verir.
Cevabı göster

Çevreden insan vücuduna uzanan bir aralık göstererek genel düşünceyi genişletir.

Depending on factors like location, Dilbilgisi

0:14

Konum gibi faktörlere bağlı olarak,

fat index, age, and sex,

0:16

yağ endeksi, yaş ve cinsiyet,

the average human is between 55 and 60% water. Dilbilgisi

0:19

ortalama bir insan %55 ila %60 sudur.

Dilbilgisi

Depending on factors like ...: Sonucu değiştiren değişkenleri tanıtma

Depending on factors like ... cümle başında kullanılan bir -ing ifadesidir ve ardından gelen açıklamanın koşullarını belirtir. %55–60 oranının herkes için aynı olmadığını, sıralanan etkenlere göre değişebileceğini anlatır. factors like location, fat index, age, and sex ifadesinde like örnekleri tanıtır; bu nedenle liste mutlaka eksiksiz değildir. Bir sayı, sonuç veya öneri ilgili değişkenlere göre değiştiğinde bu başlangıcı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümle için en uygun başlangıcı seçin: ___ age and activity level, the right amount of sleep can vary.

  1. Depending on factors like
  2. Despite factors like
  3. Instead of factors like
Cevabı göster

Depending on factors like

Dilbilgisi

between 55 and 60%: sayısal bir aralığı ifade etmek

Between X and Y, bir aralığın iki uç noktasını belirtir. Burada 55% alt sınır, 60% ise üst sınırdır; bu nedenle cümle tek bir kesin yüzde değil, bir aralık verir. Burada 60'tan sonra yazılan yüzde işareti iki sayı için de geçerlidir. Dolayısıyla tam anlam between 55% and 60% şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi between ... and kalıbıyla tamamlayın: The course is for children ____ 8 ____ 12 years old.

Cevabı göster

between · and

At birth, human babies are even wetter, Kalıp ifadeler

0:23

Doğumda, insan bebekleri daha da ıslaktır,

being 75% water. Dilbilgisi

0:27

%75 sudan oluşurlar.

Kalıp ifadeler

At birth: bir gerçeği yaşamın başlangıcına yerleştirmek

At birth, bir insanın veya hayvanın doğduğu zamanda anlamına gelir. Anlatılan gerçeği yaşamın en başındaki zamana yerleştirir. Cümlenin başında bu edat öbeği zaman arka planını belirler ve normalde ardından virgül gelir. Cümlenin daha sonraki bir bölümünde de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi At birth ile tamamlayın: ____, puppies cannot see clearly.

Cevabı göster

At birth

Dilbilgisi

being 75% water: ortaçlı bir yan cümleyle durum eklemek

being 75% water, ek bilgi veren ortaçlı bir yan cümledir. human babies öznesi hakkında şu bilgiyi ekler: Bebeklerin vücudu doğduklarında %75 sudur. Yeni ve bağımsız bir cümle değildir. Buradaki being bir durumu anlatır ve bebeklerin neden daha yüksek su oranına sahip olduğunu açıklamaya yardımcı olur. Dönüşmekte olmak anlamına gelmez. Bu yapı, ayrı bir tam yan cümle eklemeden neden, durum veya arka plan bilgisini daha kısa vermeyi sağlar.

Alıştırma

being 75% water bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Bebeklerin yavaş yavaş suya dönüştüğünü söyler.
  2. Su hakkında ayrı ve tam bir cümle başlatır.
  3. Bebeklerin su oranını, durumları hakkında ek bilgi olarak verir.
Cevabı göster

Bebeklerin su oranını, durumları hakkında ek bilgi olarak verir.

They are swimmingly similar to fish, Deyimler

0:29

Balıklarla şaşırtıcı derecede benzerdirler,

Deyimler

swimmingly similar to fish: su temalı sözcük oyunu

swimmingly genellikle çok sorunsuz biçimde veya başarıyla anlamına gelir ve özellikle Everything went swimmingly. gibi ifadelerde kullanılır. swimmingly similar to fish ifadesinde alışılmadık bir konumdadır ve yaklaşık olarak similar sözcüğünü güçlendirir. Sözcük aynı zamanda açıkça swimming çağrışımı yapar; böylece fish ve suyla ilgili bağlamla örtüşür. Temel mesaj bebeklerin balıklara çok benzediğidir, ancak bu sözcük seçimi bilimsel anlatıma hafif ve eğlenceli bir ton katar.

Alıştırma

swimmingly similar to fish ifadesi burada neden eğlencelidir?

  1. Fish ile tamamen aynı anlama gelen resmî bir bilim terimidir.
  2. Swimmingly yüzmeyi çağrıştırdığı için fish ve water sözlerine gönderme yapar.
  3. Bebeklerin artık balıklar gibi yüzebildiğini söyler.
Cevabı göster

Swimmingly yüzmeyi çağrıştırdığı için fish ve water sözlerine gönderme yapar.

but their water composition drops to 65% by their first birthday. Notlar

0:32

ancak su bileşimleri ilk doğum günlerinde %65'e düşer.

Kalıp ifadeler

drops to 65%: drop to + yeni son düzey

drops to 65% ifadesinde drops değerin azaldığını, to ise değişimden sonra ulaşılan düzeyi gösterir. Burada 65% düşüş miktarı değil, son değerdir. Sayı, düşüşün ardından ulaşılan noktayı gösteriyorsa drop to + sayı yapısını kullanın. Bu yapı yüzdeler, fiyatlar, sıcaklıklar ve değişen diğer ölçümlerle kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni son düzeyi gösteren edatı yazarak cümleyi tamamlayın: After the update, the error rate dropped ____ 2%.

Cevabı göster

to

Dilbilgisi

by their first birthday: by + son tarih

By their first birthday, ilk yaş gününü bir zaman sınırı olarak belirler. Belirtilen oran o anda ya da daha önce söz konusu düzeye ulaşmıştır; cümle düşüşün yalnızca doğum gününde gerçekleştiğini söylemez. Bir sonuç, tamamlanma ya da değişim belirtilen zamandan daha geç olmayacak şekilde gerçekleştiğinde by + zaman noktası kullanın.

Alıştırma

“En geç” anlamını veren edatla cümleyi tamamlayın: Please submit the form ____ Friday.

Cevabı göster

by

So what role does water play in our bodies, Kalıp ifadeler

0:37

Peki su vücudumuzda nasıl bir rol oynar,

Kalıp ifadeler

What role does X play in Y?: X’in Y içindeki işlevini sormak

Play a role in something, “bir şeyde bir işleve veya etkiye sahip olmak” anlamına gelir. Burada What role does water play in our bodies? suyun vücutta hangi işlevi gördüğünü sorar; play “oynamak, eğlenmek” anlamında değildir. Olumlu cümle kalıbı X plays a role in Y, soru hâlinde What role does X play in Y? olur. Soruyu does oluşturduğu için play yalın hâlde kalır. Bu kalıbı, Y içinde X’in işlevini sormak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Soruyu play a role ifadesindeki fiille tamamlayın: What role does exercise ____ in heart health?

Cevabı göster

play

and how much do we actually need to drink to stay healthy? Dilbilgisi

0:40

ve sağlıklı kalmak için aslında ne kadar içmemiz gerekir?

Dilbilgisi

How much do we actually need to drink?: gerçekten gereken miktarı sormak

How much bir miktarı sorar. Burada how much water anlamındadır, ancak konu zaten belli olduğu için water söylenmez. Kalıp How much + do + özne + need to + fiil...? şeklindedir. Actually, “gerçekten” veya “aslında” anlamını ekler. Konuşanın bir tahmin ya da yaygın varsayım yerine gerçekten gereken miktarı öğrenmek istediğini gösterir.

Alıştırma

Bir antrenör “How much water do we actually need during a short workout?” diye soruyor. Neyi öğrenmeye çalışıyor?

  1. Masanın üzerinde bulunan su şişelerinin sayısı.
  2. Kabaca bir tahmin değil, gerçekten gereken miktar.
  3. Şu anda herhangi birinin su içip içmediği.
Cevabı göster

Kabaca bir tahmin değil, gerçekten gereken miktar.

The H2O in our bodies works to cushion and lubricate joints, Kalıp ifadeler

0:44

Vücudumuzdaki H2O, eklemleri yastıklamak ve yağlamak,

Kalıp ifadeler

cushion and lubricate joints: tek bir nesneyi paylaşan iki fiil

cushion and lubricate joints ifadesinde cushion ve lubricate, temel biçimde kullanılan ve koordineli duran fiillerdir. İkisi de tek bir nesneyi, joints kelimesini, paylaşır. Bu ifadeyi “cushion joints and lubricate joints” şeklinde anlayın. Cushion joints, eklemlere gelen darbenin gücünü azaltmak demektir; lubricate joints ise eklemlerin daha rahat hareket etmesi için sürtünmeyi azaltmak demektir. joints kelimesini iki fiilden sonra da tekrarlamak dilbilgisi açısından doğru olurdu; ancak yalnızca ikinci fiilden sonra kullanmak listeyi daha kısa tutar.

Alıştırma

“cushion and lubricate joints” ifadesinde joints kelimesinin dilbilgisel görevi nedir?

  1. iki fiilin ortak nesnesi
  2. iki fiilin öznesi
  3. iki fiili niteleyen bir sıfat
Cevabı göster

iki fiilin ortak nesnesi

regulate temperature,

0:48

sıcaklığı düzenlemek,

and to nourish the brain and spinal cord. Kalıp ifadeler

0:50

ve beyni ve omuriliği beslemek için çalışır.

Kalıp ifadeler

works to: bir maddenin işlevlerini anlatmak

Buradaki works to, bir şeyin belirli bir işlevi olduğunu veya bir etki oluşturduğunu anlatır. Vücudumuzdaki H2O'yu ardından sıralanan işlevlerle ilişkilendirir. works to ifadesinden sonra gelen fiiller, suyun ne yaptığını açıklar: eklemleri darbelere karşı korumak ve kayganlaştırmak, sıcaklığı düzenlemek, beyni ve omuriliği beslemek. Bu yapı, bir maddenin, sistemin veya sürecin etkisini açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

İşlev bildiren ifadeyi tamamlayın: This system ____ to reduce waste.

Cevabı göster

works

Kalıp ifadeler

nourish the brain and spinal cord: biyolojik desteği resmî biçimde anlatmak

Burada nourish, canlı dokunun sağlıklı kalmak ve işlevini sürdürmek için ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlamak anlamına gelir. to nourish the brain and spinal cord ifadesi; darbe azaltma, kayganlaştırma ve sıcaklığı düzenlemenin yanında suyun bir başka işlevini belirtir. Mastar hâlindeki to nourish iki eş görevli nesne alır: the brain ve the spinal cord. Bilimsel veya sağlıkla ilgili açıklamalarda nourish, bunu birine günlük hayatta yemek verme eylemi olarak değil, biyolojik destek olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede nourish the brain and spinal cord ne anlama gelir?

  1. Beyne ve omuriliğe elle yemek yedirmek.
  2. Bu dokuların sağlıklı kalıp işlev görmesi için ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlamak.
  3. Beyni ve omuriliği daha soğuk hâle getirmek.
Cevabı göster

Bu dokuların sağlıklı kalıp işlev görmesi için ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlamak.

Water isn't only in our blood.

0:53

Su sadece kanımızda değildir.

An adult's brain and heart are almost 3/4 water.

0:56

Bir yetişkinin beyni ve kalbi neredeyse 3/4 sudur.

That's roughly equivalent to the amount of moisture Kalıp ifadeler

1:00

Bu kabaca şu nem miktarına eşdeğerdir

in a banana.

1:03

bir muzdaki.

Kalıp ifadeler

roughly equivalent to: yaklaşık bir karşılaştırma

Roughly equivalent to, miktar, değer veya etki bakımından yaklaşık olarak eşit ya da karşılaştırılabilir demektir. Roughly karşılaştırmayı yumuşattığı için iki şeyin tam olarak aynı olması gerekmez. Bu cümlede ifade, pek tanıdık olmayan bir nem miktarını gözde canlandırılması daha kolay olan bir muzla karşılaştırır. Kalıp be roughly equivalent to + isim veya isim öbeği şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi hedef üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The yearly fee is ____ one month's rent.

Cevabı göster

roughly equivalent to

Lungs are more similar to an apple at 83%, Kalıp ifadeler

1:04

Akciğerler %83 ile daha çok bir elmaya benzer,

Kalıp ifadeler

more similar to an apple: bir elmaya daha çok benzeyen

“more similar to an apple” ifadesinde more benzerlik derecesinin daha yüksek olduğunu, to ise karşılaştırma nesnesini gösterir. Bu ifade, cümlede ele alınan özellik bakımından akciğerlerin elmaya daha çok benzediğini söyler; diğer karşılaştırma noktası bağlamdan anlaşılabilir. %83’lük değer, burada karşılaştırılan şeyin akciğerlerin şekli veya görünüşü değil, su içeriği olduğunu gösterir. Similar to, iki şeyin belirli bir özelliğini karşılaştırmak için yeniden kullanılabilen bir kalıptır.

Alıştırma

Sabit edatı tamamlayın: This fabric is more similar ____ silk than to cotton.

Cevabı göster

to

and even seemingly dry human bones Kelime

1:08

ve görünüşte kuru insan kemikleri bile

are 31% water.

1:11

%31 sudur.

Kelime

even seemingly dry: görünüşte kuru, ama kesin olmayabilir

Even seemingly dry, şaşırtıcı bir durumu öne çıkarmanın kısa bir yoludur. Even, beklenmedik olan bu örneğin bile kapsama girdiğini belirtir; seemingly dry ise görünüşe göre kuru demektir, kesinlikle veya tamamen kuru demek değildir. Bu ifade görünüş ile gerçek arasında karşıtlık kurar: insan kemikleri kuru görünse de cümle, hâlâ %31 oranında su içerdiklerini söyler. Seemingly bir izlenimi anlatır; bu nedenle ardından gelen bilgi bu izlenimi değiştirebilir.

Alıştırma

Cümlede seemingly dry neyi ima ediyor?

  1. Kesinlikle kuru ve hiç su içermiyor
  2. Islak görünüyor, ama kesinlikle su içermiyor
  3. Kuru görünüyor, ama yine de su içerebilir
Cevabı göster

Kuru görünüyor, ama yine de su içerebilir

If we are essentially made of water Notlar

1:14

Eğer esasen sudan yapılmışsak

and surrounded by water,

1:16

ve suyla çevriliysek,

Dilbilgisi

essentially made of...and surrounded by...: eş görevli iki durum

are sözcüğünden sonra gelen made of water ve surrounded by water, and ile bağlanan iki eş görevli durum ifadesidir. Birincisi vücudumuzun temel olarak neden oluştuğunu, ikincisi ise çevremizde ne bulunduğunu söyler. İki ifade de are sözcüğünü paylaştığı için ikinci ifadede are tekrarlanmaz. Burada essentially, “en önemli veya temel anlamıyla” demektir. İfadeyi genel bir özet olarak sunar; vücutta sudan başka hiçbir şey bulunmadığını iddia etmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The cabin is made of stone and surrounded by trees. Eş görevli iki ifade neyi anlatıyor?

  1. Kulübenin malzemesini ve çevresinde ne olduğunu.
  2. Değişmeden önceki kaynak maddeyi ve kulübenin fiyatını.
  3. Kulübenin yaptığı iki eylemi.
Cevabı göster

Kulübenin malzemesini ve çevresinde ne olduğunu.

why do we still need to drink so much?

1:17

neden hala bu kadar çok içmemiz gerekiyor?

Anlatım akışı

If...why do we still...?: bir gerçeği soruya dönüştürmek

If yan cümlesi, belirli bir sonuca götürüyor gibi görünen bir gerçek veya varsayım sunar: İnsanların vücudunda çok miktarda su vardır ve çevrelerinde de su bulunur. Ardından ana soru, gerçek durumun bu beklentiyle uyuşmadığını göstermek için why ve still sözcüklerini kullanır. Bir açıklamada If...why...? kalıbı, bilinen bilgiyi araştırılacak bir sonraki soruya dönüştürür. Dinleyiciyi şaşırtıcı bir karşıtlıktan sonra açıklanacak konuya yönlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede If...why...? yapısının işlevi nedir?

  1. Açıklamanın bittiğini belirtir.
  2. Başlangıçtaki gerçekleri açıklanacak bir sonraki soruya dönüştürür.
  3. İnsanların hiçbir zaman su içmesi gerekmediğini kanıtlar.
Cevabı göster

Başlangıçtaki gerçekleri açıklanacak bir sonraki soruya dönüştürür.

Well, each day we lose 2 to 3 liters Dilbilgisi

1:20

Aslında, her gün 2 ila 3 litre kaybediyoruz

through our sweat, urine, and bowel movements,

1:23

terimiz, idrarımız ve bağırsak hareketlerimizle,

and even just from breathing.

1:26

ve hatta sadece nefes alarak bile.

Dilbilgisi

2 to 3 liters: sayısal aralık bildiren to

2 to 3 liters yazılışı two to three liters diye okunur. Yaklaşık 2 litreden yaklaşık 3 litreye kadar olan bir aralığı belirtir; to iki sınırı birbirine bağlar ve toplama anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp sayı + to + sayı + birim şeklindedir. Birim, 15 to 20 minutes örneğinde olduğu gibi yalnızca ikinci sayıdan sonra bir kez yazılabilir.

Alıştırma

Sayısal aralığın iki sınırı arasında kullanılan sözcüğü yazın: The repair will take 3 ____ 5 days.

Cevabı göster

to

While these functions are essential to our survival, Notlar

1:28

Bu işlevler hayatta kalmamız için gerekli olsa da,

Kalıp ifadeler

essential to our survival: hayatta kalmamız için vazgeçilmez

essential to our survival ifadesinde essential, “kesinlikle gerekli” veya “vazgeçilmez” anlamına gelir. İfade, hayatta kalmanın bu işlevlere bağlı olduğunu anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X is essential to Y şeklindedir. Burada to, X'e ihtiyaç duyan sistemi, hedefi veya sonucu tanıtan bir edattır; our ise survival sözcüğünü niteler.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “... için vazgeçilmez” anlamındaki iki sözcükle tamamlayın: Clean water is ____ public health.

Cevabı göster

essential to

we need to compensate for the fluid loss. Kalıp ifadeler

1:31

sıvı kaybını telafi etmemiz gerekir.

Dilbilgisi

While these functions are essential to our survival: karşıtlık bildiren while

While these functions are essential to our survival, karşıtlık bildiren bir yan cümledir. Burada while, during the time that değil although anlamındadır. Önce doğru bir gerçeği kabul eder: bu işlevler gereklidir. Ardından ana cümle karşıt bir gereksinim ekler: kaybedilen sıvının yine de yerine konması gerekir. Yeniden kullanılabilen While A, B kalıbı, B bölümünde farklı veya sınırlayıcı bir nokta sunmadan önce A’yı kabul eder.

Alıştırma

"While the app is useful, it can be distracting," cümlesinde While ne yapar?

  1. Uygulamanın neden yararlı olduğunu açıklar.
  2. Karşıt bir noktadan önce kabul edilen bir gerçeği belirtir.
  3. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Karşıt bir noktadan önce kabul edilen bir gerçeği belirtir.

Kalıp ifadeler

compensate for the fluid loss: sıvı kaybını telafi etmek

compensate for the fluid loss ifadesindeki compensate for, “bir kaybı veya eksikliği telafi etmek ya da dengelemek” anlamına gelir. Buradaki fikir, sıvı kaybıyla bozulan dengeyi yeniden kurmaktır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp compensate for + sorun, kayıp veya dezavantaj şeklindedir. For, telafi edilen şeyi tanıtır; bu cümlede tam nesne bölümü the fluid loss ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi eksikliği tanıtan edatla tamamlayın: Extra rest can compensate ____ a short night of sleep.

Cevabı göster

for

Maintaining a balanced water level Dilbilgisi

1:33

Dengeli bir su seviyesini korumak

is essential to avoid dehydration or overhydration,

1:35

dehidrasyon veya aşırı hidrasyondan kaçınmak için esastır,

Dilbilgisi

Dengeli bir su düzeyini korumak, dehidrasyonu veya aşırı su alımını önlemek için çok önemlidir

Maintaining a balanced water level, cümlede özne görevi gören bir gerund öbeğidir. Su düzeyini dengede tutma eylemini tek bir kavram olarak ele alır; birinin bunu şu anda yaptığı anlamına gelmez. is essential to avoid dehydration or overhydration, bu eylemin önemini ve amacını belirtir: dengeyi korumak, dehidrasyonu veya aşırı su alımını önlemek için gereklidir. Bir eylemi özne yapıp onun önemini değerlendiren bu yapı, resmî açıklamalarda ve genel ilkelerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Özne olarak bir gerund öbeği kullanan ve ardından is essential to + yalın fiil getiren cümleyi seçin.

  1. Wearing a helmet is essential to protect your head.
  2. A helmet wearing is essential to protect your head.
  3. Wear a helmet is essential to protect your head.
Cevabı göster

Wearing a helmet is essential to protect your head.

both of which can have devastating effects on overall health. Notlar

1:39

her ikisi de genel sağlık üzerinde yıkıcı etkilere sahip olabilir.

Dilbilgisi

both of which: iki önceki unsura bilgi eklemek

both of which, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümlesinin parçasıdır. Bu cümlede both, daha önce belirtilen iki duruma, dehydration ve overhydration’a gönderme yapar; which ise bu iki durumun yerini tutar. Bu nedenle ifade “bu iki şeyin her ikisi” anlamına gelir. Virgülden sonra gelen both of which, adlarını tekrarlamadan her iki önceki unsura ilişkin bilgi ekler. Cümle, iki durumun her birinin genel sağlık üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini söyler; yalnızca birini seçmez.

Alıştırma

Daha önce belirtilen iki unsur hakkında doğru biçimde ek yorum yapan cümleyi seçin.

  1. The course includes lectures and projects, both of them require careful preparation.
  2. The course includes lectures and projects, both which require careful preparation.
  3. The course includes lectures and projects, both of which require careful preparation.
Cevabı göster

The course includes lectures and projects, both of which require careful preparation.

Kalıp ifadeler

have devastating effects on overall health: genel sağlık üzerinde yıkıcı etkiler yaratmak

Have devastating effects on, “... üzerinde son derece ciddi zarara yol açmak” demektir. on edatı etkilenen kişi ya da şeyi gösterir; bu cümlede etkilenen hedef overall health ifadesidir. Devastating, effects sözcüğüne bad veya negative sözcüklerinden çok daha güçlü bir anlam katar. Overall health sağlığın bütününü anlatır; dolayısıyla ifade küçük bir sorundan değil, geniş kapsamlı zarardan söz eder.

Alıştırma

Hangi cümle hedef eşdizimi yaygın biçimiyle kullanıyor?

  1. Severe stress can have devastating effects at a person's health.
  2. Severe stress can make devastating effects to a person's health.
  3. Severe stress can have devastating effects on a person's health.
Cevabı göster

Severe stress can have devastating effects on a person's health.

At first detection of low water levels, Kelime

1:43

Düşük su seviyelerinin ilk tespitinde,

sensory receptors in the brain's hypothalamus Kültür

1:45

beynin hipotalamusundaki duyu reseptörleri

signal the release of antidiuretic hormone. Kalıp ifadeler

1:48

antidiüretik hormonun salınmasını sinyaller.

Kelime

At first detection of low water levels: düşük su seviyeleri ilk kez algılandığında

At first detection of low water levels, “düşük su seviyeleri ilk kez algılandığında” demektir. Detection, detect fiilinin isim biçimidir; of ise algılanan şeyi belirtir. Baştaki ifade, zaman veya tetikleyici koşul bildiren bir yan cümleyi isim öbeğine sıkıştırır. Önce tetikleyici durum verilir, ardından ana cümle vücudun tepkisini açıklar.

Alıştırma

Baştaki At first detection of low water levels ifadesi burada ne anlama geliyor?

  1. Birisi su seviyelerini kontrol etmeden önce
  2. Düşük su seviyeleri ilk kez algılandığında
  3. Su seviyeleri yalnızca başlangıçta düşük olduğunda
Cevabı göster

Düşük su seviyeleri ilk kez algılandığında

Kültür

beynin hipotalamusundaki duyu reseptörleri

Duyu reseptörleri bilinçli kararlar vermek yerine değişiklikleri algılar. Hipotalamus, su dengesi de dahil olmak üzere iç koşulların sabit kalmasına yardımcı olan küçük bir beyin bölgesidir. Bu cümlede o bölgedeki reseptörler birer izleyici gibi çalışır: vücuttaki bir durumu algılar ve otomatik bir tepkiyi başlatır. İfade, reseptörlerin nerede bulunduğunu ve hangi tür vücut izleme sisteminin söz konusu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede hypothalamus içindeki sensory receptors ne yapıyor?

  1. Vücuttaki bir durumu izler ve bedensel bir tepki başlatırlar.
  2. Antidiüretik hormonu kalıcı bir stok olarak depolarlar.
  3. Su içmek hakkında bilinçli düşünceler üretirler.
Cevabı göster

Vücuttaki bir durumu izler ve bedensel bir tepki başlatırlar.

Kalıp ifadeler

signal the release of antidiuretic hormone: antidiüretik hormonun salınması için sinyal vermek

Burada signal bir fiildir. Bir süreci başlatan ya da başlatılmasını isteyen bir işaret göndermek anlamına gelir. Doğrudan nesnesi the release of antidiuretic hormone isim grubudur. Tekrar kullanılabilen kalıp X signals the release of Y biçimindedir: X işareti verir, Y ise salınmaya başlayan şeydir. Bu kısa yapı, biyolojik veya teknik süreçler açıklanırken yaygındır.

Alıştırma

İşaretin bir salınma sürecini başlattığı anlamını vermek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: A chemical cue can signal ____ stored glucose.

Cevabı göster

the release of

When it reaches the kidneys,

1:51

Böbreklere ulaştığında,

it creates aquaporins, Kültür

1:53

akuaporinleri oluşturur,

special channels that enable blood to absorb and retain more water, Dilbilgisi

1:55

kanın daha fazla su emmesini ve tutmasını sağlayan özel kanallar,

Kültür

aquaporins: su kanalı proteinleri

Aquaporins, su kanalı proteinlerini ifade eden çoğul bir bilimsel terimdir. Bu cümlede virgülden sonra gelen ifade, terimin neyi anlattığını açıklar: kanın daha fazla suyu emmesini ve tutmasını sağlayan özel kanallardır. Bir bilimsel terimin ardından virgülle açıklayıcı bir isim grubu geldiğinde, bütün ayrıntıları ezberlemeden önce terimin anlamını bu açıklamadan çıkarabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümlede aquaporins neyi ifade ediyor?

  1. Vücudun susamasını sağlayan bir hormon
  2. Su kanalları oluşturan ve kanın daha fazla suyu emip tutmasına yardımcı olan proteinler
  3. Oksijen taşıyan kan hücreleri
Cevabı göster

Su kanalları oluşturan ve kanın daha fazla suyu emip tutmasına yardımcı olan proteinler

Dilbilgisi

kanın daha fazla suyu emmesini ve tutmasını sağlayan özel kanallar

special channels that enable blood to absorb and retain more water, aquaporins sözcüğünü yeniden adlandırıp açıklayan bir isim öbeğidir. that, channels sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır ve kanalları işlevlerine bağlar. enable, enable + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler: blood nesnedir; to absorb and retain ise iki bağlantılı eylemi belirtir. İkinci fiil retain, to ekini paylaşır; bu yüzden retain'den önce to tekrarlanmaz.

Alıştırma

Enable kalıbını tamamlayın: The new ramp enables wheelchair users ____ enter the building safely.

Cevabı göster

to

leading to concentrated dark urine. Dilbilgisi

2:00

bu da konsantre koyu idrara yol açar.

Dilbilgisi

leading to ... ile sonuç eklemek

Burada leading to concentrated dark urine, daha önce anlatılan sürecin tamamının sonucunu bildiren bir -ing yan cümlesidir. “and this leads to concentrated dark urine” ile aynı anlama gelir. Leading yeni bir özne başlatmaz; önceki duruma gönderme yapar. Bu kısa yapı açıklamalarda yaygındır: önce bir neden veya süreç belirtilir, ardından sonucu göstermek için virgül ve leading to + isim öbeği eklenir. Lead to ifadesinden sonra leading to delays veya leading to people waiting longer örneklerinde olduğu gibi bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin -ing sonuç biçimiyle tamamlayın: A loose cable caused a short circuit, ____ a power outage.

Cevabı göster

leading to

Increased dehydration can cause notable drops in energy, Kalıp ifadeler

2:02

Artan dehidrasyon enerjide belirgin düşüşlere,

mood, skin moisture, and blood pressure,

2:06

ruh hali, cilt nemi ve kan basıncında düşüşlere,

as well as signs of cognitive impairment. Kalıp ifadeler

2:09

ayrıca bilişsel bozulma belirtilerine neden olabilir.

Kalıp ifadeler

can cause notable drops in ...: belirgin bir düşüşü bildirmek

can cause notable drops in + ölçüt kalıbı, “ölçülebilen bir veya daha fazla özelliğin belirgin biçimde azalmasına neden olabilir” anlamına gelir. Cause fiilinin nesnesi notable drops isim öbeğidir; in ise azalan şeyi belirtir: energy, mood, skin moisture ve blood pressure. İsme dayalı bu anlatım kısa ve özdür; sağlık, bilim ve haber metinlerinde yaygındır. Tek bir düşüş için a notable drop, birkaç ölçüt veya tekrarlanan düşüşler için notable drops kullanılır. Notable, değişimin dikkat çekecek kadar büyük veya açık olduğunu belirtir; mutlaka aşırı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Azalan şeyi belirtmek için cause notable drops in isim kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. A weak internet connection can cause notable drops in video quality.
  2. A weak internet connection can cause video quality to drop notably.
  3. A weak internet connection can cause notable drops of video quality.
Cevabı göster

A weak internet connection can cause notable drops in video quality.

Kalıp ifadeler

as well as signs of cognitive impairment: «bilişsel bozulma belirtilerinin yanı sıra»

As well as, önceki listeden sonra signs of cognitive impairment ifadesini bir sonuç daha olarak ekler. Burada ‘ve ayrıca’ anlamına gelir ve eklenen öğeyi listenin tamamlayıcı bir parçası olarak sunar. Signs of cognitive impairment, dikkat veya hafıza gibi düşünme becerilerinin normal çalışmadığını gösteren belirtiler demektir. Bir sorunun belirtilerini anlatır; mutlaka kesinleşmiş bir teşhis anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede as well as ne işe yarıyor? The museum offers guided tours, family workshops, and audio guides, as well as free entry on Fridays.

  1. Ücretsiz girişi müzenin başka bir avantajı olarak ekler.
  2. Sesli rehberlerin ücretsiz giriş kadar iyi olduğunu söyler.
  3. Diğer tüm hizmetlerin yerine ücretsiz girişi koyar.
Cevabı göster

Ücretsiz girişi müzenin başka bir avantajı olarak ekler.

A dehydrated brain works harder Dilbilgisi

2:13

Susuz kalmış bir beyin daha çok çalışır

to accomplish the same amount as a normal brain,

2:15

normal bir beyinle aynı miktarı başarmak için,

Dilbilgisi

works harder to accomplish the same amount as...: «aynı miktarı gerçekleştirmek için daha fazla çalışır»

Works harder, susuz kalmış beynin daha fazla çaba harcaması gerektiğini belirtir. to accomplish biçimindeki to mastarı, bu çabanın amacını gösterir. The same amount as a normal brain, eşit çabayı değil eşit çıktıyı karşılaştırır. Burada anlatılmak istenen tam düşünce the same amount of work as a normal brain does şeklindedir. Bu nedenle cümle daha düşük verimliliği gösterir: aynı sonuç için daha fazla çaba gerekir.

Alıştırma

Hangi cümle eski makinenin daha fazla çabaya ihtiyaç duyduğunu, ancak eşit miktarda üretim yaptığını anlatır?

  1. The older machine works harder to produce more material than the newer one.
  2. The older machine and the newer one work equally hard, but the older one produces less material.
  3. The older machine works harder to produce the same amount of material as the newer one.
Cevabı göster

The older machine works harder to produce the same amount of material as the newer one.

and it even temporarily shrinks because of its lack of water. Kalıp ifadeler

2:18

ve su eksikliği nedeniyle geçici olarak küçülür bile.

Kalıp ifadeler

temporarily shrinks because of its lack of... içinde because of + isim öbeği

Bu cümlede because of, küçülmenin nedenini belirtir. Ardından kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle değil, its lack of water isim öbeği gelir. Tekrar kullanılabilecek kalıp sonuç + because of + isim öbeği şeklindedir. Temporarily, küçülmenin ne kadar sürdüğünü anlatır; neden öbeğinin bir parçası değildir.

Alıştırma

Nedeni bir isim öbeğiyle ifade etmek için eksik kelimeyi ekleyin: The game was delayed because ____ heavy rain.

Cevabı göster

of

Overhydration, or hyponatremia, Kelime

2:22

Aşırı hidrasyon veya hiponatremi,

is usually caused by overconsumption of water in a short amount of time. Notlar

2:25

genellikle kısa sürede aşırı su tüketiminden kaynaklanır.

Kelime

Overhydration, or hyponatremia: başka bir ad sunan or

Virgüller, or hyponatremia bölümünü başka bir ad veren ara söz hâline getirir. Burada or, “diğer adıyla” ya da “yani” anlamındadır: yazar bir seçenek sunmak yerine overhydration terimini hyponatremia ile açıklar. Tekrar kullanılabilecek A, or B, kalıbı genellikle başka bir adı ya da açıklayıcı bir terimi sunar. Bu kalıp, yazarın bu cümlede terimler arasında nasıl bağ kurduğunu gösterir; bunların her bağlamda teknik olarak tamamen eş anlamlı olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede or başka bir ad sunmak için kullanılmıştır?

  1. We can travel on Saturday or Sunday.
  2. You may choose tea or coffee.
  3. The aurora borealis, or northern lights, can be seen near the Arctic.
Cevabı göster

The aurora borealis, or northern lights, can be seen near the Arctic.

Dilbilgisi

is usually caused by overconsumption of water: genellikle aşırı su tüketiminden kaynaklanır

Burada is caused by, edilgen bir neden yapısı oluşturur. Açıklanan durum özne konumuna yerleştirilirken overconsumption of water, by sözcüğünden sonra nedeni belirtir. Böylece açıklama bir kişiye veya işi yapana değil, duruma odaklanır. Usually, ifadenin kapsamını sınırlar: aşırı su tüketimi yaygın bir neden olarak sunulur, ancak her durumda geçerli olan tek neden olduğu söylenmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp sonuç + be + usually + caused by + neden şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The road closure was ____ heavy snow.

Cevabı göster

caused by

Kalıp ifadeler

in a short amount of time: kısa bir süre içinde

Burada in a short amount of time, kısa bir süre içinde anlamına gelir. Su tüketimini niteler ve yalnızca toplam miktarın fazla olduğunu değil, büyük miktarın kısa bir zaman aralığında tüketildiğini vurgular. Daha genel olarak in + bir zaman dilimi, bir eylemin ne kadar hızlı tamamlandığını veya bir değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır: olay o süre içinde meydana gelir.

Alıştırma

Hangi cümle büyümenin kısa bir süre içinde gerçekleştiğini söylüyor?

  1. The app gained a million users in a short amount of time.
  2. The app had a million users for a short amount of time.
  3. The app gained a million users after a short amount of time.
Cevabı göster

The app gained a million users in a short amount of time.

Athletes are often the victims of overhydration Kelime

2:30

Sporcular genellikle aşırı hidrasyonun kurbanlarıdır

because of complications in regulating water levels Dilbilgisi

2:33

su seviyelerini düzenlemedeki komplikasyonlar nedeniyle

in extreme physical conditions.

2:36

aşırı fiziksel koşullarda.

Kelime

victims of overhydration: aşırı su tüketiminden zarar gören kişiler

victims of overhydration, sporcuları vücutta fazla su bulunması nedeniyle zarar gören veya olumsuz etkilenen kişiler olarak gösterir. Buradaki victim of yalnızca suçlar için kullanılmaz; hastalık, kaza, afet veya başka zararlı bir durumdan etkilenen kişileri de anlatabilir. victim of, people with... ifadesinden daha güçlüdür. Yalnızca bir durumun varlığını belirtmek yerine zararı, riski veya dezavantajlı bir konumu vurgular.

Alıştırma

Cümlede victims of overhydration ne anlama geliyor?

  1. suyla ilgili bir suç işleyen sporcular
  2. vücutlarında fazla su bulunduğu için zarar gören veya olumsuz etkilenen sporcular
  3. sadece su içmeyi seçen sporcular
Cevabı göster

vücutlarında fazla su bulunduğu için zarar gören veya olumsuz etkilenen sporcular

Dilbilgisi

because of complications in regulating water levels: isim öbeğiyle neden belirtme

because of complications in regulating water levels, sporcuların durumunun nedenini bir isim öbeğiyle belirtir. Burada complications zorluklar veya sorunlar demektir; in regulating water levels ise bu sorunların ortaya çıktığı etkinliği gösterir. because of ifadesinden sonra bir isim öbeği gelir. in bir edat olduğu için burada ardından -ing biçimi olan regulating kullanılır. Tüm ifade, su düzeylerini düzenlemenin zor olabileceği düşüncesini kısa ve oldukça resmî bir neden ifadesine dönüştürür.

Alıştırma

Nedeni belirtmek için because of + isim öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The launch was delayed because of complications in testing the new system.
  2. The launch was delayed because complications in testing the new system.
  3. The launch was delayed because of the team had complications in testing the new system.
Cevabı göster

The launch was delayed because of complications in testing the new system.

Whereas the dehydrated brain amps up the production of antidiuretic hormone, Notlar

2:39

Susuz kalmış beyin antidiüretik hormon üretimini artırırken,

Öbek fiiller

amps up: miktarı veya yoğunluğu artırmak

Amps up, amp up öbek fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. Bir şeyin miktarını, düzeyini veya yoğunluğunu artırmak anlamına gelir. Burada the dehydrated brain tekil bir özne olduğu için amps up production kullanılır ve beynin daha fazla antidiüretik hormon ürettiğini anlatır. Bu ifade, artışı etkin biçimde yukarı itme gibi sunar; bu nedenle nötr increases fiilinden daha enerjik duyulur.

Alıştırma

amp up ifadesini doğru biçimde kullanın: A strong advertising campaign ____ demand for a new product.

Cevabı göster

amps up

the overhydrated brain slows or even stops releasing it into the blood. Kalıp ifadeler

2:43

aşırı hidrate olmuş beyin bunu kana salmayı yavaşlatır veya hatta durdurur.

Anlatım akışı

Whereas A, B: iki tepkiyi karşılaştırma

Whereas ilk yan cümleyi başlatır ve onu ardından gelen ana cümleyle karşılaştırmanız gerektiğini gösterir. Burada bir durum hormon üretimini artırırken diğer durum hormonun salınmasını yavaşlatır veya durdurur. Whereas A, B kalıbı, aralarındaki farkın kolayca görülmesi için iki bilgiyi yan yana koyar. Bilimsel ve diğer açıklamalarda whereas sözcüğünü zaman bildiren bir sözcük gibi yorumlamak yerine her iki taraftaki durumu ve tepkiyi belirleyin.

Alıştırma

Bu cümlede Whereas ne işe yarıyor?

  1. Bir tepkinin diğerinden sonra gerçekleştiğini gösterir.
  2. Antidiuretic hormone terimini tanımlar.
  3. Birbirine zıt iki tepkiyi karşılaştırmak için yan yana koyar.
Cevabı göster

Birbirine zıt iki tepkiyi karşılaştırmak için yan yana koyar.

Kalıp ifadeler

slows or even stops releasing: even sonrasında daha güçlü bir sonuç

slows or even stops releasing ifadesinde slows ve stops, or ile bağlanır ve releasing it into the blood şeklindeki -ing yapısını paylaşır. İlk fiil daha zayıf sonucu, ikinci fiil ise daha güçlü olası sonucu belirtir. Even, daha uç bir sonuca geçişi vurgular. X or even Y kalıbı iki olasılığı daha az güçlü veya şaşırtıcı olandan daha güçlü veya şaşırtıcı olana doğru sıralar.

Alıştırma

Hangi cümle or even kullanarak daha zayıf bir etkiden daha güçlü bir etkiye geçiş gösterir?

  1. A strong headwind can stop or even slow the balloon's progress.
  2. A strong headwind can slow or even stop the balloon's progress.
  3. A strong headwind can slow but never stop the balloon's progress.
Cevabı göster

A strong headwind can slow or even stop the balloon's progress.

Sodium electrolytes in the body become diluted, Kalıp ifadeler

2:49

Vücuttaki sodyum elektrolitleri seyreltilir,

causing cells to swell. Dilbilgisi

2:52

hücrelerin şişmesine neden olur.

Kalıp ifadeler

become diluted: daha düşük bir yoğunluğa geçmek

Become diluted, bir şeyin değişerek daha düşük bir yoğunluğa ulaşması anlamına gelir. Burada become bir bağ fiilidir; diluted ise vücut sıvısındaki sodyum elektrolitlerinin yeni durumunu açıklar. İfade, bir kişinin kasıtlı olarak bir şeyi seyreltmesine değil, durum değişikliğine odaklanır. Bilimsel açıklamalarda become + sıfat veya geçmiş zaman ortacı çoğu zaman 'o duruma geçmek' anlamına gelir.

Alıştırma

Become fiilinin doğru geniş zaman biçimini diluted ile birlikte kullanın: When the ice melts, the lemonade ____.

Cevabı göster

becomes diluted

Dilbilgisi

causing cells to swell: causing ile sonuç belirtme

Virgülden sonra gelen causing cells to swell, önceki yan tümcenin tamamının sonucunu ekler: elektrolitler seyrelir ve bu durum hücrelerin şişmesine yol açar. Yeniden kullanılabilen yapı tam cümle, causing + isim + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Burada cells, causing fiilinin nesnesidir; to swell ise hücrelere ne olduğunu belirtir. Bu şimdiki zaman ortacı grubu ana cümleye bağlıdır ve tek başına tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Bu cümlede causing everyone to arrive late ne işe yarar? The alarm failed, causing everyone to arrive late.

  1. Alarmın bozulmasının sonucunu belirtir.
  2. Açıkça belirtilmiş yeni bir özneyle bağımsız bir olay başlatır.
  3. Alarmın amacını belirtir.
Cevabı göster

Alarmın bozulmasının sonucunu belirtir.

In severe cases, the kidneys can't keep Notlar

2:53

Ciddi vakalarda, böbrekler

up with the resulting volumes of dilute urine.

2:56

ortaya çıkan seyreltik idrar hacimlerine yetişemez.

Anlatım akışı

In severe cases: ifadeyi ciddi durumlarla sınırlamak

In severe cases, cümlenin başında yer alan bir kapsam belirleyicisidir. Okuyucuya, ardından gelen ifadenin her durum için değil, yalnızca durum ciddi olduğunda geçerli olduğunu bildirir. Sağlık ve risk açıklamalarında bu tür bir başlangıç, nadir ve aşırı bir sonucu daha genel olarak yaşanabilecek durumlardan ayırarak bilgiyi düzenler. Bu ifade çıkarılırsa uyarının kapsamı çok daha genişmiş gibi görünür.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: In severe cases, ardından gelen sonucun her sıradan vakada yaygın olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Öbek fiiller

can't keep up with: ayak uyduramamak veya başa çıkamamak

Bu cümlede can't keep up with, giderek artan miktarda gelen bir şeyi yönetememek veya işleyememek anlamına gelir. Böbrekler idrarı kelimenin tam anlamıyla takip etmiyor; seyrelmiş idrarın hacmi onların işleme kapasitesini aşıyor. Genel olarak keep up with; bir hız, iş yükü, değişim veya talep karşısında ayak uydurabilmek anlamına gelir. Olumsuz biçimi, talebin başa çıkılamayacak kadar arttığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The small server could not ___ the sudden stream of requests.

  1. catch up with
  2. keep up with
  3. look after
Cevabı göster

keep up with

Water intoxication then occurs, Kelime

2:59

Sonra su zehirlenmesi meydana gelir,

Kelime

Water intoxication: fazla suya bağlı su zehirlenmesi

Water intoxication, fazla su alımının vücudun sıvı ve elektrolit dengesini bozduğu tehlikeli bir durumu anlatan tıbbi bir terimdir. Water intoxication then occurs cümlesinde bu ifade, önceki sürecin ardından gelişen durumu adlandırır; then ise bunun sonraki sonuç olduğunu gösterir. Buradaki intoxication, sarhoş olmak değil, zehirlenme veya vücuda zarar veren bir dengesizlik anlamına gelir. Tam ifade su zehirlenmesi olarak anlaşılmalıdır; suya karşı duygusal bir tepki anlamına gelmez.

Alıştırma

Sağlık bağlamında water intoxication ne anlama gelir?

  1. fazla suyun vücuttaki sıvı dengesini bozduğu tehlikeli bir durum
  2. egzersiz sonrası ortaya çıkan sıradan susuzluk
  3. alkol içmekten sarhoş olma durumu
Cevabı göster

fazla suyun vücuttaki sıvı dengesini bozduğu tehlikeli bir durum

possibly causing headache, vomiting,

3:02

muhtemelen baş ağrısı, kusmaya,

and in rare instances, seizures or death. Kalıp ifadeler

3:04

ve nadir durumlarda nöbetlere veya ölüme neden olur.

Kalıp ifadeler

and in rare instances: nadir bir sonucu belirtmek

Burada “and”, olası sonuçlar listesine bir sonuç daha ekler. “in rare instances” ifadesi yalnızca ardından gelen ciddi sonuçları, yani “seizures or death” bölümünü sınırlar: Bunlar meydana gelebilir, ancak yalnızca az sayıda durumda görülür. Bu olasılık belirteci uyarının doğru kalmasını sağlar. Sonuçların imkânsız olduğu ya da önceki “headache” ve “vomiting” etkilerinin de aynı ölçüde nadir olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “az sayıda durumda” anlamına gelen, derste vurgulanan üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın. The treatment is usually safe, but ____ it can cause a severe allergic reaction.

Cevabı göster

in rare instances

But that's a pretty extreme situation. Anlatım akışı

3:08

Ama bu oldukça uç bir durum.

Anlatım akışı

But that's a pretty extreme situation: bir uyarıdan geri adım atmak

“But”, hemen önce verilen kaygı verici bilgiyle karşıtlık kurar. “That's” daha önce anlatılan duruma gönderme yapar; ona “a pretty extreme situation” denmesi, bu durumun olağan koşulların çok dışında olduğunu belirtir. Cümle bir bütün olarak uyarıyı iptal etmek yerine kapsamını daraltır. Burada “pretty”, “oldukça” ya da “epey” anlamındaki gündelik bir derece zarfıdır; “güzel” anlamına gelmez. Cümle, açıklamanın ciddi bir istisnadan normal durumlarla ilgili daha dengeli bir tartışmaya geçmesini sağlar.

Alıştırma

“But that's a pretty extreme situation.” cümlesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Günlük hayatta görülen daha tehlikeli bir sonuç tanıtır.
  2. Uyarının tamamen yanlış olduğunu söyler.
  3. Uyarıyı kabul eder, ardından durumu olağan koşulların dışında gösterir.
Cevabı göster

Uyarıyı kabul eder, ardından durumu olağan koşulların dışında gösterir.

On a normal day-to-day basis, Kalıp ifadeler

3:10

Normal bir günlük temelde,

maintaining a well-hydrated system is easy to manage

3:12

iyi hidrate edilmiş bir sistemi korumak yönetmesi kolaydır

for those of us fortunate enough to have access to clean drinking water. Notlar

3:15

temiz içme suyuna erişimi olacak kadar şanslı olanlarımız için.

Kalıp ifadeler

On a normal day-to-day basis: sıradan günlük koşulları belirtmek

On a normal day-to-day basis, tüm ifadenin çerçevesini belirleyen, cümle başında kullanılan bir edat grubudur: söylenen şey sıradan, günlük koşullar için geçerlidir. Nadir acil durumların veya uç örneklerin odak noktası olmadığını gösterir. on a ... basis yapısı, bir şeyin ne kadar düzenli gerçekleştiğini veya hangi alışılmış koşullarda geçerli olduğunu anlatır. Burada normal ve day-to-day, rutin yaşam fikrini birlikte güçlendirir.

Alıştırma

On a normal day-to-day basis, ardından gelen ifade için nasıl bir durum çerçevesi oluşturur?

  1. Sıradan, günlük koşullar
  2. Uzak geçmişteki bir dönem
  3. Sıra dışı bir acil durum
Cevabı göster

Sıradan, günlük koşullar

Dilbilgisi

fortunate enough to: elverişli bir durumun eylemi mümkün kılması

Fortunate enough to + fiilin yalın biçimi, sıfat + enough + to mastarı kalıbını izler. Enough, fortunate sözcüğünden sonra gelir ve sonucu ya da mümkün olan eylemi tanıtır: elverişli bir durum, kişinin o eylemi yapabilmesini sağlar. those of us fortunate enough to have access... ifadesinde who are sözcükleri anlaşılır ama yazılmamıştır: those of us who are fortunate enough.... Bu ifade, kimlerden söz edildiğini belirler ve temiz içme suyuna erişimin herkeste bulunmayan bir avantaj olduğunu kabul eder.

Alıştırma

Sıfat + enough + to kalıbını tamamlayın: Lena was fortunate ____ receive a scholarship.

Cevabı göster

enough to

Kalıp ifadeler

have access to clean drinking water: temiz içme suyuna erişebilmek

have access to clean drinking water, güvenli içme suyunu elde edip kullanabilmek anlamına gelir. Bu ifade suya sahip olmaya değil, bir kaynağa ulaşma fırsatına veya koşullarına vurgu yapar. Bu cümlede su, bazı insanların yararlanabildiği temel bir kaynak olarak anlatılır. access to ifadesinden sonra kullanılabilen veya elde edilebilen kaynak ya da hizmet gelir; örneğin access to water, information veya healthcare.

Alıştırma

Sabit ifadeyi doğal kelimelerle tamamlayın: Every family should have ____ safe drinking water.

Cevabı göster

access to

For a long time, conventional wisdom said Kelime

3:19

Uzun bir süre, geleneksel kanı diyordu ki

that we should drink eight glasses a day.

3:21

günde sekiz bardak içmeliyiz.

Kelime

conventional wisdom: uzun süredir kabul gören genel görüş

conventional wisdom, bir toplumdaki veya gruptaki birçok kişinin uzun süre boyunca kabul ettiği inanç ya da görüş anlamına gelir. Yaygın bir görüşü anlatır, ancak bunun kanıtlanmış bir gerçek olduğunu garanti etmez. Bu cümlede günde sekiz bardak su içme düşüncesi, uzun süre kabul görmüş genel bir inanç olarak sunuluyor. Bu ifade, söz konusu inancın sorgulanabileceğini veya güncellenebileceğini de ima edebilir.

Alıştırma

Bu cümlede conventional wisdom ne anlama geliyor?

  1. yaygın biçimde kabul edilmiş ve daha sonra gözden geçirilebilecek bir inanç
  2. herkesin uyması gereken bir yasa
  3. yalnızca bir kişinin sahip olduğu özel bir görüş
Cevabı göster

yaygın biçimde kabul edilmiş ve daha sonra gözden geçirilebilecek bir inanç

That estimate has since been fine-tuned. Kelime

3:24

Bu tahmin o zamandan beri ince ayarlandı.

Kelime

has since been fine-tuned: daha sonra yapılmış ve bugün de önemli olan bir güncelleme

Has since been fine-tuned, ilk tahmin ortaya konduktan sonra onu daha kesin hâle getirmek için ayarlamalar yapıldığını anlatır. Buradaki since, “o zamandan şimdiye kadar” anlamındadır; fine-tune ise bir şeyi tamamen değiştirmek yerine küçük ve dikkatli iyileştirmeler yapmak demektir. Has been fine-tuned, edilgen çatıda present perfect yapısıdır: ayarlanan şey tahmindir ve güncellenmiş sonuç şu anda da önem taşır. has + since + been + geçmiş zaman ortacı yapısı, sonradan gerçekleşen değişikliği bugüne bağlar.

Alıştırma

Vurgulanan ifade tahmin hakkında ne söylüyor?

  1. Önceki zamandan sonra daha kesin olacak şekilde ayarlandı ve güncellenmiş sonuç şimdi önem taşıyor.
  2. Geçmişte başka bir şeyi bir kez ayarladı.
  3. Gelecekte bir zamanda kesinlikle ayarlanacak.
Cevabı göster

Önceki zamandan sonra daha kesin olacak şekilde ayarlandı ve güncellenmiş sonuç şimdi önem taşıyor.

Now the consensus is that the amount of water we need to imbibe Notlar

3:26

Şimdi fikir birliği, içmemiz gereken su miktarının

depends largely on our weight and environment. Kalıp ifadeler

3:30

büyük ölçüde kilomuza ve çevremize bağlı olduğudur.

Anlatım akışı

the consensus is that: ortak bir sonucu sunmak

The consensus is that, ardından gelen yan cümleyi konuşanın kişisel görüşü olarak değil, araştırmacılar veya uzmanlar gibi bir grubun yaygın biçimde paylaştığı sonuç olarak sunar. that ile başlayan yan cümle, ortak sonucun tam olarak ne olduğunu belirtir. Bu cümlede now, bunun güncellenmiş mevcut görüş olduğunu gösterir. Bu kalıp, içeriği sunmadan önce sonucun ortak bir görüşe dayandığını belirterek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Cümleyi “grubun ortak sonucu” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After reviewing the evidence, the ____ the new policy is safe.

Cevabı göster

consensus is that

Kelime

imbibe: “içmek” anlamında resmî veya şakacı bir sözcük

Bu cümlede imbibe, bir sıvıyı “içmek” veya “vücuda almak” anlamına gelir; nesnesi water’dır. the amount of water we need to imbibe ifadesi “içmemiz gereken su miktarı” demektir. Günlük kullanılan drink fiilinden farklı olarak imbibe, ifadeye daha resmî veya bilinçli biçimde seçkin bir hava katar. Eylem aynıdır; sözcük seçimi temel anlamı değil, üslubu değiştirir.

Alıştırma

Bir arkadaşınıza gündelik bir dille susadığınızı söylüyorsunuz. Hangi cümle en doğal gelir?

  1. I need to drink some water.
  2. I need to imbibe some water.
  3. I need to consume some water.
Cevabı göster

I need to drink some water.

Kalıp ifadeler

depends largely on: başlıca etkenleri belirtmek

Depend on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiğini veya ondan güçlü biçimde etkilendiğini anlatır. Burada su miktarı sonuçtur; kilomuz ve çevremiz ise bu sonucu etkileyen faktörlerdir. Largely, “büyük ölçüde” anlamına gelir. Kilo ve çevrenin önemli faktörler olduğunu gösterir, ancak bunların tek faktör olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp A depends largely on B şeklindedir.

Alıştırma

depends, largely ve on sözcüklerini doğru sırayla kullanın: The final score ____ how well the team works together.

Cevabı göster

depends largely on

The recommended daily intake varies Notlar

3:33

Önerilen günlük alım miktarı değişir

from between 2.5 to 3.7 liters of water for men

3:35

erkekler için 2,5 ila 3,7 litre su arasında

Kelime

recommended daily intake varies: intake sözcüğünün tüketilen miktar anlamı

Sağlık ve beslenme metinlerinde recommended daily intake, kılavuzların her gün tüketilmesini önerdiği su, yiyecek ya da besin öğesi miktarıdır. Burada intake, "tüketilen miktar" anlamında bir isimdir; bir şeyi içeri alma eylemi değildir. İsim grubunun tamamı öznedir, varies ise fiildir. Birlikte kullanılan recommended daily intake varies, önerinin tek ve sabit bir miktar olmadığını; bir etkene göre değiştiğini ya da belirtilen aralıkta bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

recommended daily intake ifadesinde intake ne anlama gelir?

  1. Bir işletmenin aldığı para
  2. Tüketilen yiyecek, içecek ya da besin öğesi miktarı
  3. Bir binanın girişi
Cevabı göster

Tüketilen yiyecek, içecek ya da besin öğesi miktarı

Dilbilgisi

varies from between 2.5 to 3.7 liters: karışık bir aralık yapısı

Bu ifade iki uç değer verir: 2,5 litre ve 3,7 litre. Varies, miktarın sabit olmadığını gösterir; for men ise aralığın uygulandığı grubun erkekler olduğunu belirtir. Kastedilen aralık açıktır, ancak from between ... to ... iki standart yapıyı birbirine karıştırır. Özenli konuşma ve yazıda varies from 2.5 to 3.7 liters ya da varies between 2.5 and 3.7 liters kullanılır.

Alıştırma

Özenli İngilizcede standart bir aralık yapısı kullanan cümle hangisidir?

  1. The amount varies between 2.5 to 3.7 liters.
  2. The amount varies from 2.5 to 3.7 liters.
  3. The amount varies from between 2.5 to 3.7 liters.
Cevabı göster

The amount varies from 2.5 to 3.7 liters.

and about 2 to 2.7 liters for women,

3:39

ve kadınlar için yaklaşık 2 ila 2,7 litre,

a range that is pushed up or down Öbek fiiller

3:42

yukarı veya aşağı itilen bir aralık

if we are healthy, active, old, or overheating.

3:45

eğer sağlıklı, aktif, yaşlı veya aşırı sıcak isek.

Öbek fiiller

is pushed up or down: bir değeri yükseltmek veya düşürmek

Burada is pushed up or down, farklı koşullar nedeniyle aralığın yükseltildiği ya da düşürüldüğü anlamına gelir. Push, bir nesneyi fiziksel olarak itmek anlamında değildir. Edilgen is pushed yapısı, değişikliğe yol açan etkenden çok aralığa ve değişime odaklanır. Aynı kalıp fiyatları, dozları, riskleri veya başka ölçüm değerlerini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, yeni kanıtların sayısal bir sınırı yükseltebileceğini veya düşürebileceğini doğal biçimde anlatır?

  1. New evidence can push the limit open or closed.
  2. New evidence can push the limit left or right.
  3. New evidence can push the limit up or down.
Cevabı göster

New evidence can push the limit up or down.

While water is the healthiest hydrator, Kelime

3:49

Su en sağlıklı nemlendirici olsa da,

Kelime

the healthiest hydrator: en sağlıklı sıvı kaynağı

Hydrator, hydrate fiilinden türetilmiş bir isimdir. Burada vücuda sıvı sağlayan bir şeyi ifade eder; bu nedenle the healthiest hydrator, suyu vücudun sıvı dengesini korumasına yardımcı olan en sağlıklı seçenek olarak tanımlar. Bu isim, bir şeyi işlevine göre adlandırır. Bu cümlede bir kişiyi değil, içeceği veya sıvı kaynağını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede hydrator ne anlama gelir?

  1. vücudun susuz kalmamasına yardımcı olan bir şey
  2. suyun sıcaklığını ölçen biri
  3. yalnızca su depolamak için kullanılan bir kap
Cevabı göster

vücudun susuz kalmamasına yardımcı olan bir şey

other beverages, even those with caffeine like coffee or tea, Anlatım akışı

3:51

diğer içecekler, hatta kahve veya çay gibi kafeinli olanlar bile,

replenish fluids as well. Kalıp ifadeler

3:55

sıvıları da yeniler.

Anlatım akışı

even those with caffeine like coffee or tea: şaşırtıcı olsa da kapsama giren bir örnek eklemek

Bu cümlede even, sonraki örneğin okurun beklentisine ters gelebileceğini gösterir. Those, other beverages ifadesine geri gönderme yapar; with caffeine bir alt grubu belirtir, like coffee or tea ise somut örnekler verir. Araya giren bu bölüm iddianın kapsamını genişletir: kafeinli içecekler de kapsama dahildir. Kahve ve çayın sıvı ihtiyacını karşılayan tek içecekler olduğunu söylemez ve onları genel içecek grubunun dışında bırakmaz.

Alıştırma

Bu cümlede even ne işe yarıyor?

  1. Kafeinli içecekleri şaşırtıcı gelebilecek ama yine de kapsama dahil olan bir grup olarak gösterir.
  2. Kahve ve çayın sıvı ihtiyacını karşılayan tek içecekler olduğunu söyler.
  3. Kahve ve çayı içecek grubunun dışında bırakır.
Cevabı göster

Kafeinli içecekleri şaşırtıcı gelebilecek ama yine de kapsama dahil olan bir grup olarak gösterir.

Kalıp ifadeler

replenish fluids: vücudun kaybettiği sıvıyı yerine koymak

Replenish, bir miktarı kullanılmış veya kaybedilmiş bir kaynağı yeniden tamamlamak demektir. Bu sağlık bağlamında fluids, vücudun ihtiyaç duyduğu sıvıları ifade eder; bu nedenle replenish fluids, vücut sıvısını yerine koyup sıvı dengesini yeniden sağlamaktır. Bu ifade, sıvı alımını azalmış bir stoğu yeniden doldurma olarak anlatır; yalnızca “su vermek” düşüncesinden daha nettir.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After exercise, water helps you ____.

Cevabı göster

replenish fluids

And water within food makes up Öbek fiiller

3:57

Ve yiyeceklerin içindeki su oluşturur

about a fifth of our daily H2O intake. Dilbilgisi

3:59

günlük H2O alımımızın yaklaşık beşte birini.

Öbek fiiller

makes up ... of our daily H2O: oran belirtmek

Burada makes up, “bir bütünün bir parçasını oluşturmak veya temsil etmek” anlamına gelir. Yiyeceklerde bulunan su, her gün aldığımız suyun kaynaklarından biridir ve toplamın yaklaşık beşte birini oluşturur. Yararlı bir kalıp “A makes up X of B” şeklindedir: A, B’nin bir parçasıdır ve X onun payının ne kadar olduğunu gösterir. Burada make up fiilini “yapmak” veya “üretmek” şeklinde kelimesi kelimesine anlamayın.

Alıştırma

Bir oranı gösteren ifadeyi tamamlayın: Online students make ____ about a third of the school's enrollment.

Cevabı göster

up

Dilbilgisi

about a fifth of our daily H2O: günlük suyun yaklaşık beşte biri

About a fifth, “yaklaşık beşte bir” demektir; yani eşit beş parçadan yaklaşık biri, yaklaşık %20’dir. About, sayının kesin bir ölçüm değil, tahmin olduğunu gösterir. Bu cümlede of our daily H2O, bölünen bütünü belirtir: bir gün içinde aldığımız suyun tamamı. Bu nedenle vurgulanan ifade, günlük su alımımızın yaklaşık %20’si anlamına gelir; H2O suyun kimyasal formülüdür.

Alıştırma

Cümlede about a fifth of our daily H2O ne anlama gelir?

  1. Bir günde aldığımız suyun yaklaşık beşte biri
  2. Bir günde aldığımız suyun tamamı
  3. Bir günde aldığımız suyun beş katı
Cevabı göster

Bir günde aldığımız suyun yaklaşık beşte biri

Fruits and vegetables like strawberries,

4:02

Çilek gibi meyve ve sebzeler,

cucumbers, and even broccoli

4:04

salatalık ve hatta brokoli

are over 90% water

4:06

%90'dan fazla sudur

and can supplement liquid intake Kalıp ifadeler

4:08

ve sıvı alımını destekleyebilir

while providing valuable nutrients and fiber. Dilbilgisi

4:10

değerli besinler ve lif sağlarken.

Kalıp ifadeler

and can supplement liquid intake: sıvı alımını desteklemek

Burada supplement, zaten var olan bir miktara veya kaynağa ekleme yapmak anlamındaki bir fiildir. supplement liquid intake ifadesi, bu yiyeceklerdeki suyun kişinin aldığı toplam sıvı miktarına eklenmesi demektir. Bu ifade, bu yiyeceklerin içme suyunun yerini tamamen aldığı anlamına gelmez. Cümle onları, besin sağlarken ek bir sıvı kaynağı olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede and can supplement liquid intake ne anlama geliyor?

  1. Vücuttan sıvı çıkarmak
  2. Kişinin zaten aldığı sıvı miktarına eklemek
  3. Kişinin ihtiyaç duyduğu bütün içeceklerin yerini almak
Cevabı göster

Kişinin zaten aldığı sıvı miktarına eklemek

Dilbilgisi

while providing valuable nutrients and fiber: besin ve lif sağlarken

Burada while, ilk eyleme eşlik eden başka bir eylemi veya yararı tanıtır; esas olarak bir zaman belirtmez. Yiyecekler sıvı alımını destekleyebilir ve aynı anda besinlerle lif sağlayabilir. while providing, while + özne + fiil yapısının kısaltılmış hâlidir. Özne ana cümleden anlaşılır; bu nedenle while the fruits and vegetables are providing... ifadesi while providing... biçimine kısalır.

Alıştırma

while providing valuable nutrients and fiber bu cümleye hangi işlevi ekliyor?

  1. Aynı anda gerçekleşen başka bir yarar ekler
  2. Besinlerin ancak sıvı tüketildikten sonra ortaya çıktığını söyler
  3. Cümleyi geçmişte gerçekleşmiş bir olayı anlatır hâle getirir
Cevabı göster

Aynı anda gerçekleşen başka bir yarar ekler

Drinking well might also have Anlatım akışı

4:13

İyi içmek ayrıca sahip olabilir

various long-term benefits.

4:15

çeşitli uzun vadeli faydalara.

Anlatım akışı

might also have various long-term benefits: bir olasılığı temkinli biçimde eklemek

Bu cümlede might, uzun vadeli faydaları kesin veya garanti edilmiş değil, olası olarak sunar. Sağlıkla ilgili bir iddiayı uygun bir temkinle ifade etmenin yaygın bir yoludur. also, bu olasılığı daha önce belirtilen faydalara ekler. Konuşan kişi, zaman içinde ortaya çıkabilecek başka bir fayda türünü eklemektedir.

Alıştırma

Bu cümlede might nasıl bir işlev görür?

  1. Uzun vadeli faydaları garanti değil, olası olarak sunar.
  2. Uzun vadeli faydaların yalnızca geçmişte gerçekleştiğini söyler.
  3. Herkesin aynı uzun vadeli faydaları göreceğini garanti eder.
Cevabı göster

Uzun vadeli faydaları garanti değil, olası olarak sunar.

Studies have shown that optimal hydration Anlatım akışı

4:17

Çalışmalar optimal hidrasyonun

can lower the chance of stroke, Kalıp ifadeler

4:20

felç riskini düşürebileceğini,

Kalıp ifadeler

can lower the chance of stroke: inme olasılığını azaltmak

can lower the chance of stroke ifadesinde lower, "daha düşük hâle getirmek" anlamında bir fiildir; the chance of stroke ise inme meydana gelme olasılığıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen lower the chance of + isim veya olay kalıbı, söz konusu sonucun gerçekleşme olasılığını azaltmak anlamına gelir. Can bunu olası bir etki olarak sunar; lower ise tamamen ortadan kaldırmak değil, azaltmak demektir. Bu ifade inmenin kesinlikle önleneceğini vaat etmez.

Alıştırma

"Bir sonucu daha az olası hâle getirmek" anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Washing your hands can ____ an infection.

Cevabı göster

lower the chance of

help manage diabetes, Kalıp ifadeler

4:21

diyabeti yönetmeye yardımcı olabileceğini,

Kalıp ifadeler

help manage diabetes: diyabeti kontrol altında tutmaya yardımcı olmak

Sağlık bağlamında manage a disease, bir hastalığı kontrol altında tutmak ve zaman içinde etkileriyle ilgilenmek demektir. Buna ilaçlar, beslenme seçimleri, egzersiz veya düzenli kontroller dâhil olabilir; hastalığı ortadan kaldırmak anlamına gelmez. İngilizcede help sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi doğrudan kullanılabilir: help manage diabetes. Bu ifade, bir şeyin diyabet kontrolünü desteklediğini belirtir; diyabeti iyileştirdiğini iddia etmez.

Alıştırma

"A regular routine can help manage asthma," cümlesinde help manage asthma ne anlama gelir?

  1. astımın sonsuza kadar yok olacağını garanti etmek
  2. astımı kontrol altında tutmaya yardımcı olmak
  3. astımı keşfetmeyi başarmak
Cevabı göster

astımı kontrol altında tutmaya yardımcı olmak

and potentially reduce the risk of certain types of cancer. Kalıp ifadeler

4:23

ve potansiyel olarak belirli kanser türlerinin riskini azaltabileceğini göstermiştir.

Anlatım akışı

Studies have shown that: araştırma kanıtını sunmak

Studies have shown that, kanıt sunmak için kullanılan bir ifade kalıbıdır. Studies, bilginin kaynağını araştırma olarak belirtir; that ile başlayan yan cümle ise araştırmanın desteklediği sonucu verir. Şimdiki bitmiş zaman yapısındaki have shown, geçmiş araştırmaların bulgularını şu anda tartışılan iddiaya bağlar. Araştırma desteğine işaret eder, ancak tek başına sonucun kesin olduğu veya bütün çalışmaların aynı fikirde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik kanıt sunma kalıbıyla tamamlayın: ____ regular exercise can improve sleep quality.

Cevabı göster

Studies have shown that

Kalıp ifadeler

reduce the risk of certain types of cancer: belirli kanser türlerinin riskini azaltmak

Bu cümlede reduce the risk of, “zararlı bir şeyin gerçekleşme olasılığını düşürmek” anlamına gelir. Tamamen önlemeyi değil, daha düşük bir olasılığı anlatır. Kalıp reduce the risk of + isim veya -ing biçimidir. Certain types of, iddiayı bazı kanser türleriyle sınırlar; potentially ise cümlenin tamamını daha da temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi, riskin azaldığını belirten hedef resmî ifadeyle tamamlayın: Wearing a helmet may ____ head injury.

Cevabı göster

reduce the risk of

No matter what, Anlatım akışı

4:27

Ne olursa olsun,

getting the right amount of liquid makes a world of difference Notlar

4:28

doğru miktarda sıvı almak dünyalar kadar fark yaratır

Anlatım akışı

No matter what, ile değişmeyen bir sonucu vurgulamak

No matter what, koşullardaki farklılıkları veya önceki ayrıntıları bir kenara bırakmak için ana cümleden önce gelir. “Ne olursa olsun” veya “durum ne olursa olsun” anlamındadır. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciye, arkasından gelen açıklamanın ana sonuç olduğunu ve olası farklılıklara rağmen geçerliliğini koruduğunu bildirir. Burada what bir soru başlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki No matter what ifadesinin işlevi nedir: No matter what, we will finish the project today.

  1. Sonucu belirli tek bir koşulla sınırlar.
  2. Hangi koşulun seçileceğiyle ilgili bir soru başlatır.
  3. Değişen koşulları bir kenara bırakır ve sonucun hâlâ geçerli olduğunu vurgular.
Cevabı göster

Değişen koşulları bir kenara bırakır ve sonucun hâlâ geçerli olduğunu vurgular.

Dilbilgisi

getting the right amount of liquid cümlenin öznesi olarak

Getting the right amount of liquid, isim gibi kullanılan bir -ing öbeğidir. Bu cümlede getting, almak veya edinmek anlamındadır; öbeğin tamamı doğru miktarda sıvı alma eylemini anlatır, bir kişiyi ya da nesneyi değil. Tam cümlede bu öbeğin tamamı makes fiilinin öznesidir. İngilizcede bir eylemi konu olarak sunmak ve ardından sonucunu belirtmek için -ing öbeği cümlenin başına getirilebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing öbeği özne olarak kullanılmıştır?

  1. You get enough sleep every night.
  2. Enough sleep is important for children.
  3. Getting enough sleep helps you focus.
Cevabı göster

Getting enough sleep helps you focus.

Deyimler

makes a world of difference deyimi

makes a world of difference, çok büyük ve fark edilir bir değişim yaratmak ya da güçlü bir etki göstermek anlamına gelen bir deyimdir. a world of ifadesi etkinin büyüklüğünü abartır; gerçek bir gezegene veya kelimesi kelimesine bir dünyaya gönderme yapmaz. Burada bu ifade, doğru miktarda sıvı almanın küçük ya da sıradan değil, oldukça büyük bir etkisi olduğunu vurgular.

Alıştırma

A few quiet minutes can make a world of difference when you need to concentrate cümlesinde make a world of difference ne anlama gelir?

  1. yeni bir gezegen yaratmak
  2. her yeri farklı hâle getirmek
  3. çok büyük bir etkiye sahip olmak
Cevabı göster

çok büyük bir etkiye sahip olmak

in how you'll feel, think, and function day-to-day. Anlatım akışı

4:32

günlük olarak nasıl hissedeceğiniz, düşüneceğiniz ve işlev göreceğiniz konusunda.

Anlatım akışı

you'll feel, think, and function day-to-day: üç ögeli paralel bir liste

Feel, think ve function, you'll yapısını ortak kullanan temel biçimdeki üç paralel fiildir. Aynı dil bilgisi kalıbıyla üç alan sunarlar: fiziksel veya duygusal deneyim, zihinsel etkinlik ve gündelik yaşamı sürdürebilme becerisi. Day-to-day, bu üç etkinin tümünü gündelik yaşam bağlamına yerleştirir. Bu üçlü liste, etkiyle ilgili genel bir ifadeyi somut alanlara dönüştürür ve sona belirgin bir ritim verir.

Alıştırma

Bu cümledeki feel, think, and function üçlü listesi ne işe yarar?

  1. Etkiyi hissetme, düşünme ve gündelik işlevsellik olmak üzere üç alanda düzenler.
  2. Day-to-day ifadesini yapacağınız dördüncü bir eylem olarak kullanır.
  3. Yalnızca duygulara odaklanır; düşünmeyi ve gündelik etkinlikleri dışarıda bırakır.
Cevabı göster

Etkiyi hissetme, düşünme ve gündelik işlevsellik olmak üzere üç alanda düzenler.