Ağrı kesiciler nasıl çalışır? - George Zaidan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
663 kelime 182 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel animasyon, ağrının neden vücudun uyarı sistemi olarak işlediğini, nosiseptörlerin olası hasarı nasıl algıladığını ve aspirin ile ibuprofenin kimyasal yolları farklı biçimlerde nasıl engellediğini açıklıyor. Son bölümde ağrının sinir sistemi, dikkat ve ruh hâlinden de etkilendiği ve hâlen etkin biçimde araştırıldığı belirtiliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Say you're at the beach, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Say ifadesinin burada dinleyiciden gerçekten konuşmasını istemediğini, hayalî bir durum kurduğunu anlayın. Bu doğal başlangıcı, soyut bir bilimsel düşünceyi açıklamadan önce somut bir örnek vermek veya dinleyicileri varsayımsal bir olay boyunca adım adım yönlendirmek için kullanabilirsiniz. 2. isn't set in stone. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: set in stone ifadesinin gerçekten taşa kazınmış olmayı değil, sabit ve değiştirilemez olmayı anlattığını fark edin. Böylece bir eşiğin, kuralın, kararın veya planın koşullara ya da kimyasal şartlara bağlı olarak hâlâ değişebileceğini doğal biçimde ifade edebilirsiniz. 3. an area of active research. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bilim insanlarının günümüzde araştırmayı sürdürdüğü ve anlayışın gelişmeye devam ettiği bir konuyu belirten bu yerleşik akademik ifadeyi öğrenin. Araştırmacıların kesin sonuca ulaştığını ima etmeden, mevcut bilginin henüz tamamlanmadığını doğru biçimde belirtebilirsiniz.

Bu derste

Say you're at the beach, Anlatım akışı

0:14

Diyelim ki plajdasınız,

you get sand in your eyes. Kalıp ifadeler

0:14

gözünüze kum kaçtı.

Anlatım akışı

Say you're at the beach: varsayımsal bir durum kurmak

Cümlenin başındaki Say + tam bir yan cümle, dinleyicinin zihninde canlandırması için varsayımsal bir durum sunar. Burada anlamı “farz et” veya “hayal et”tir; bu sözleri yüksek sesle söyleme emri değildir. Konuşmacı, devamındaki açıklamaya hızlı bir giriş yapmak için plaj durumunu kullanır. Bu kalıp, bir örnek sunmak veya bir düşünceyi anlaşılır hâle getirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

“Say you're at the beach” cümlesinde Say ne yapar?

  1. Dinleyicinin gerçekten plajda olduğunu doğrular.
  2. Dinleyicinin hayal edeceği varsayımsal bir durumu başlatır.
  3. Dinleyiciye kelimeleri sesli söylemesini emreder.
Cevabı göster

Dinleyicinin hayal edeceği varsayımsal bir durumu başlatır.

Kalıp ifadeler

get sand in your eyes: istenmeyen bir sonucu anlatmak

Get sand in your eyes, kumun gözlere girmesinin sonucunu anlatır; bu genellikle kazara veya istenmeden olur. Buradaki get “kum elde etmek” anlamına gelmez; bir şeyin vücudun bir bölümünün içine girmesiyle oluşan sonucu gösterir. Get + şey + in + vücut bölümü kalıbı, göze toz veya kulağa su kaçması gibi benzer günlük sorunları anlatmak için de kullanılır.

Alıştırma

“get sand in your eyes” neyi anlatır?

  1. Kum kazara gözlerine girer.
  2. Birisi kumu bilerek bir kaba koyar.
  3. Birisi daha sonra kullanmak için kum elde eder.
Cevabı göster

Kum kazara gözlerine girer.

How do you know the sand is there? Anlatım akışı

0:16

Kumun orada olduğunu nasıl anlarsınız?

You obviously can't see it.

0:18

Açıkçası onu göremezsiniz.

Anlatım akışı

How do you know...?: akıl yürütmeyi yönlendiren soru

Burada “How do you know the sand is there?” öncelikle yeni bilgi istemek için kullanılmaz. Konuşan kişinin aklında zaten bir açıklama vardır ve dinleyenin kanıtı düşünmesini sağlamak için bu soruyu sorar; “You obviously can't see it” görme olasılığını ortadan kaldırır. Söylemi düzenleyen bir araç olarak bu tür yönlendirici sorular önce bir sorun oluşturur; böylece sonraki fikir bir ipucu ya da cevap sunabilir.

Alıştırma

Bu açıklamada “How do you know the sand is there?” sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Konunun bittiğini belirtmek
  2. Dinleyeni sonraki açıklama için gereken kanıta yönlendirmek
  3. Dinleyenden kumun tam yerini söylemesini istemek
Cevabı göster

Dinleyeni sonraki açıklama için gereken kanıta yönlendirmek

But, if you're a normal, healthy human, Dilbilgisi

0:19

Ancak, normal ve sağlıklı bir insansanız,

you can feel it.

0:21

onu hissedebilirsiniz.

Dilbilgisi

if you're a normal, healthy human: if ile iddiayı sınırlamak

“if you're a normal, healthy human” yan cümlesi, “you can feel it” ana iddiasının hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir. if yan cümlesi, herkesin bunu istisnasız hissedebileceğini söylemek yerine iddianın kapsamını daraltır. if yan cümlesini başa koymak, sonuçtan önce kapsamı belirler. Cümlenin başındaki bu koşul ile ana cümle normalde virgülle ayrılır.

Alıştırma

Hangi cümle, ana iddianın ne zaman geçerli olduğunu sınırlamak için başta bir if yan cümlesi kullanıyor?

  1. The light is green, but the battery is low.
  2. If the battery is full, the light turns green.
  3. The battery is full, so the light turned green.
Cevabı göster

If the battery is full, the light turns green.

That sensation of extreme discomfort,

0:23

O aşırı rahatsızlık hissine,

also known as pain. Kalıp ifadeler

0:25

acı da denir.

Kalıp ifadeler

also known as pain: başka bir ad verme

Also known as, az önce söz edilen kişi, şey veya düşünceye başka bir ad ekler. Burada daha uzun olan that sensation of extreme discomfort açıklamasına daha tanıdık olan pain adı verilir. Bu ifadede known yalnızca “insanlar tarafından bilinen” değil, “bu adla anılan” veya “bu adla tanınan” anlamındadır. Yeniden kullanılabilecek kalıplar X, also known as Y ve X is also known as Y biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi “diğer adıyla” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Sodium chloride is ____ table salt.

Cevabı göster

also known as

Now pain makes you do something. Dilbilgisi

0:27

Şimdi, acı size bir şeyler yaptırır.

Dilbilgisi

pain makes you do: make + nesne + yalın fiil

Make + nesne + fiilin yalın biçimi, bir kişi, şey veya olayın birinin harekete geçmesine neden olduğunu anlatır. pain makes you do something ifadesinde pain neden, you nesne ve do fiilin yalın biçimidir. Etken bir cümlede make kullanıldığında eylem fiilinden önce to getirilmez: makes you do denir, makes you to do denmez. Zaman make üzerinde gösterilir; eylem fiili ise yalın biçimde kalır: made him leave.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için laugh fiilini doğru biçimde kullanın: The joke made everyone ____.

Cevabı göster

laugh

In this case, Anlatım akışı

0:29

Bu durumda,

rinse your eyes until the sand is gone. Dilbilgisi

0:29

kum gidene kadar gözlerinizi durulatır.

Anlatım akışı

In this case: mevcut durumu çerçevelemek

In this case, “bu belirli durumda” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen yönerçevenin kapsamını belirler: öneri, o anda konuşulan durum için geçerlidir. Ayrıca bilgiyi genel bir düşünceden somut bir duruma taşır. Buradaki case, “durum” demektir; hukuk davası veya kap anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir rehber önce genel bir kural veriyor, sonra bunu belirli bir duruma uyguluyor. Bu geçişi hangi cümle açıkça gösterir?

  1. In this case, use the smaller brush.
  2. In any case, use the smaller brush.
  3. This is a legal case, so use the smaller brush.
Cevabı göster

In this case, use the smaller brush.

Dilbilgisi

until the sand is gone: durma koşulunu belirlemek

Until the sand is gone, yıkama eyleminin bitiş noktasını belirtir. Yıkama devam eder ve the sand is gone koşulu gerçekleştiğinde durabilir. Aktarılabilir yapı, eylem + until + yan cümledir. Until ile başlayan yan cümle, ana eylemi bitiren durumu veya olayı belirtir; eylemin nedenini açıklamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, masayı silmeye devam edip masa kuruduğunda durmanız gerektiğini anlatır?

  1. Wipe the table because it is dry.
  2. Wipe the table while it is dry.
  3. Wipe the table until it is dry.
Cevabı göster

Wipe the table until it is dry.

And how do you know the sand is gone?

0:31

Peki kumun gittiğini nasıl anlarsınız?

Exactly,

0:33

Kesinlikle,

because there's no more pain. Kalıp ifadeler

0:33

çünkü artık acı yoktur.

Kalıp ifadeler

there's no more pain: sona eren bir şeyi anlatan no more

“there's no more pain” ifadesinde there is + no more + sayılamayan isim yapısı, daha önce var olan bir şeyin veya durumun artık ortadan kalktığını belirtir. Burada acı tamamen sona ermiştir; yalnızca azalmamıştır. Çoğul sayılabilen isimlerle “There are no more questions.” örneğindeki gibi there are no more kullanılır. Bu yapı, bir miktar bulunan bir şeyin hiç kalmamasıyla ortaya çıkan şimdiki sonucu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle acının yalnızca azalmadığını, tamamen sona erdiğini belirtir?

  1. There is some pain.
  2. There is less pain.
  3. There is no more pain.
Cevabı göster

There is no more pain.

There are people who don't feel pain. Dilbilgisi

0:35

Acı hissetmeyen insanlar var.

Dilbilgisi

There are people who don't feel...: ilgi cümleciğiyle bir grubu tanıtmak

“There are people who don't feel pain” cümlesi önce there are kullanarak böyle insanların var olduğunu söyler. Ardından who don't feel pain ilgi cümleciği, tanıtılan insanların hangileri olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp There are + people veya insan belirten başka bir çoğul isim + who + fiil şeklindedir. Who cümleciği kendisinden önceki isme bağlıdır; ayrı bir cümle değildir.

Alıştırma

Bir insan türünü tanıtmak için There are ... who ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. There are people who work best at night.
  2. There are people who best at night.
  3. There are people they work best at night.
Cevabı göster

There are people who work best at night.

Now that might sound cool, Ton ve niyet

0:37

Bu kulağa havalı gelebilir,

but it's not.

0:38

ama değildir.

Ton ve niyet

Kulağa havalı gelebilir ama öyle değil: İlk izlenimi düzeltmek

might sound cool, but it's not ifadesi önce olumlu olabilecek bir ilk izlenimi kabul eder: Bu fikir kulağa havalı gelebilir. sound + sıfat, bir şeyin gerçek bir ses çıkardığını değil, dinleyende nasıl bir izlenim bıraktığını anlatır. but ile başlayan bölüm bu izlenimi hemen düzeltir. it's not ifadesinde cool söylenmese de anlam açıktır: Gerçekte havalı değildir. Bu yapı, ilk izlenim ile gerçek farklı olduğunda kullanılır.

Alıştırma

might sound cool, but it's not hangi tutumu ifade eder?

  1. Fikir ilk başta havalı gelebilir ama gerçekte öyle değil.
  2. Fikir havalı bir ses çıkarıyor.
  3. Fikir kesinlikle havalı.
Cevabı göster

Fikir ilk başta havalı gelebilir ama gerçekte öyle değil.

If you can't feel pain,

0:40

Eğer acı hissedemezseniz,

you could get hurt or even hurt yourself Dilbilgisi

0:41

yaralanabilir veya hatta kendinize zarar verebilirsiniz

and never know it.

0:44

ve bunu asla bilemezsiniz.

Dilbilgisi

could get hurt or even hurt yourself: yaralanma sonucu ve kişinin kendisini yaralaması

could get hurt, get + hurt yapısıyla olası bir sonucu anlatır: Kişi yaralanabilir, ancak buna kimin veya neyin sebep olduğu söylenmez. hurt yourself ise hurt + dönüşlülük bildiren zamir yapısını kullanır; öznenin yaptığı eylemin sonucu yine öznenin kendisini etkiler. Burada or even ikinci olasılığı daha ciddi bir örnek olarak sunar. hurt yourself bir şeyi yanlış kullanmak gibi kazaları da anlatabilir; bu ifade tek başına kasıtlı kendine zarar verme anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir yaralanma ile aynı kişiyi yaralayan bir eylemi karşılaştırır?

  1. You could hurt someone or even get hurt.
  2. You could get hurt or even hurt someone.
  3. You could get hurt or even hurt yourself.
Cevabı göster

You could get hurt or even hurt yourself.

Pain is your body's early warning system. Deyimler

0:45

Acı, vücudunuzun erken uyarı sistemidir.

Deyimler

body's early warning system: uyarı anlamlı bir benzetme

Ağrıya vücudun erken uyarı sistemi demek bir benzetmedir. Ağrı, olası bir zararı haber veren ve daha fazla hasar oluşmadan önce vücudu koruma fırsatı sağlayan bir uyarı işlevi olarak sunulur. Burada system mutlaka bir makine anlamına gelmez. Bir işlevi yerine getiren, birbiriyle bağlantılı biyolojik süreçler bütünü anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Bu cümlede body's early warning system neyi vurguluyor?

  1. Ağrı, olası bir zarara karşı sizi uyarabilir.
  2. Ağrı, vücudun içindeki elektronik bir alarmdır.
  3. Ağrı, bir yaralanmanın kesin nedenini her zaman belirler.
Cevabı göster

Ağrı, olası bir zarara karşı sizi uyarabilir.

It protects you from the world around you and from yourself.

0:47

Sizi etrafınızdaki dünyadan ve kendinizden korur.

As we grow, Dilbilgisi

0:50

Büyüdükçe,

we install pain detectors in most areas of our body. Deyimler

0:52

vücudumuzun çoğu bölgesine acı dedektörleri kurarız.

Dilbilgisi

As we grow: birlikte gelişen iki değişim

As we grow ifadesinde as, “-ken” veya “süreç devam ettikçe” anlamına gelir. Büyümeyi zaman arka planı yapar: ağrı algılama sistemi de aynı dönemde gelişir. Bu kullanım genellikle birlikte gelişen iki değişimi birbirine bağlar. As a doctor ifadesindeki rol bildiren as anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, As we grow ifadesindekiyle aynı zaman anlamında kullanılmıştır?

  1. As the museum was closed, we visited the park instead.
  2. As a coach, Lena plans every practice.
  3. As the sky gets darker, the streetlights come on.
Cevabı göster

As the sky gets darker, the streetlights come on.

Deyimler

Biyolojik sistem benzetmesi olarak install pain detectors

Burada install pain detectors teknik bir benzetmedir. Vücuda gerçekten elektronik cihazlar yerleştirilmez; vücut gelişirken hasarı veya olası hasarı algılayan sinir hücreleri oluşur. Bu hücrelere pain detectors denmesi, vücudu tasarlanmış bir sistem gibi gösterir. Bilimsel açıklamalarda makine ve sistemlerle ilgili sözcükler, görünmeyen biyolojik süreçleri zihinde canlandırmayı kolaylaştırabilir.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada install pain detectors ne anlama geliyor?

  1. Vücut, hasarı veya olası hasarı algılayabilen hücreler geliştirir.
  2. Vücudun içine elektronik cihazlar yerleştirilir.
  3. Vücut her yarayı hemen onarmayı öğrenir.
Cevabı göster

Vücut, hasarı veya olası hasarı algılayabilen hücreler geliştirir.

These detectors are specialized nerve cells called nociceptors that stretch from your spinal cord Notlar

0:55

Bu dedektörler, omuriliğinizden uzanan nosiseptörler adı verilen özelleşmiş sinir hücreleridir;

Kelime

specialized nerve cells called nociceptors: bir terimi tanıtma

Specialized nerve cells önce tanıdık kategoriyi verir: Bunlar belirli bir görevi olan sinir hücreleridir. Ardından called nociceptors bilimsel adı sunar. Kategori + called + terim yapısı, bir şeyi kısa şekilde tanımlamanın veya belirtmenin bir yoludur. Called, o adın verildiğini gösterir; bu nedenle ardından as gelmeden doğrudan terim kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede bilimsel bir terimi tanıtmak için called doğru kullanılmıştır?

  1. Leaves have tiny openings called stomata.
  2. Leaves have tiny openings called as stomata.
  3. Leaves have tiny openings calling stomata.
Cevabı göster

Leaves have tiny openings called stomata.

to your skin,

1:01

derinize,

your muscles,

1:01

kaslarınıza,

your joints,

1:02

eklemlerinize,

your teeth,

1:02

dişlerinize

and some of your internal organs.

1:03

ve bazı iç organlarınıza kadar.

Dilbilgisi

stretch from ... to ...: fiziksel uzanımı anlatmak

Burada stretch, “kasları gevşetmek için vücudu esnetmek” değil, “uzayarak bir alana yayılmak” anlamındadır. stretch ile başlayan ilgi cümleciği, nosiseptörlerin vücutta nerelere kadar uzandığını açıklar. stretch from A to B kalıbı bir başlangıç noktasıyla bitiş noktasını veya uzanılan alanı belirtir. Bu cümlede tek başlangıç noktası olan your spinal cord, your skin ile başlayan bir hedefler listesine bağlanır.

Alıştırma

Eksik iki sözcükle uzanım kalıbını tamamlayın: The hiking trail stretches ____ the river ____ the village.

Cevabı göster

from · to

Just like all nerve cells, Kalıp ifadeler

1:05

Tıpkı tüm sinir hücreleri gibi,

they conduct electrical signals, Kelime

1:07

elektriksel sinyaller iletirler,

sending information from wherever they're located Dilbilgisi

1:09

bulundukları her yerden bilgiyi

back to your brain.

1:11

beyninize geri gönderirler.

Kalıp ifadeler

Just like all nerve cells: ilgili bir benzerliği tanıtmak

Just like all nerve cells, cümle başında kullanılan bir karşılaştırmadır. Nosiseptörleri bilinen sinir hücreleri kategorisine yerleştirir ve ardından gelen ortak özelliğe hazırlık yapar: elektrik sinyallerini iletirler. Just like X, “ilgili olan yön bakımından X gibi” anlamına gelir. Dinleyenin dikkatini ardından belirtilen benzerliğe çeker; karşılaştırılan şeylerin her bakımdan tamamen aynı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki ifade ne anlama geliyor? Just like other mammals, dolphins breathe air.

  1. İlgili bir benzerliği tanıtır: Yunuslar da hava solur.
  2. Yunusların neden hava soluduğunu açıklar.
  3. Yunusların diğer tüm memelilerle her bakımdan tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

İlgili bir benzerliği tanıtır: Yunuslar da hava solur.

Kelime

conduct electrical signals: bilimsel bir fiil olarak conduct

conduct electrical signals ifadesinde conduct, elektrik sinyallerini taşımak veya onların geçmesini sağlamak demektir. Özne sinir hücreleridir; electrical signals ise taşınan nesnedir. Conduct sözcüğünün anlamını nesne belirlemeye yardımcı olur. Elektrik, ısı veya sinyallerle kullanıldığında bu bilimsel fiil, bir malzeme ya da vücut bölümü üzerinden iletimi anlatır; bu cümlede yönetme veya davranış anlamına gelmez.

Alıştırma

Nerve cells conduct electrical signals cümlesinde conduct ne anlama gelir?

  1. sinyalleri hücreler boyunca taşımak
  2. hücrelerin davranışını belirtmek
  3. bir müzisyen grubunu yönetmek
Cevabı göster

sinyalleri hücreler boyunca taşımak

Dilbilgisi

from wherever they're located: açık bir yer aralığı

From wherever they're located, bulundukları yer neresi olursa olsun oradan demektir. From kaynak noktasını gösterir; wherever ise tam yeri açık bırakılan veya belirtilmeyen bir yer yan tümcesi başlatır. Where sözcüğünden farklı olarak wherever, kapsamı ilgili bütün olası yerlere genişletir. Bir yerin neresi olduğunu sormaz; hücreler nerede olursa olsun ifadenin geçerli kaldığını anlatır.

Alıştırma

Nerede olursan ol oradan anlamını vermek için cümleyi wherever kullanarak tamamla: You can send the file ____.

Cevabı göster

from wherever you are

But,

1:12

Ancak,

unlike other nerve cells, Anlatım akışı

1:14

diğer sinir hücrelerinden farklı olarak,

nociceptors only fire if something happens that could cause or is causing damage. Notlar

1:15

nosiseptörler yalnızca hasara neden olabilecek veya hasara neden olan bir şey olursa tetiklenir.

Anlatım akışı

Unlike other nerve cells: karşılaştırma ölçütü belirlemek

unlike other nerve cells ifadesi, other nerve cells grubunu karşılaştırma ölçütü olarak belirler. Ana özne nociceptors'tır ve ana cümle bunların nasıl farklı olduğunu açıklar: yalnızca ardından belirtilen hasarla ilgili koşulda ateşlenirler. unlike'tan sonraki ad öbeği eylemden etkilenen nesne değildir. unlike + ad öbeğini ana cümleden önce kullanmak, dinleyiciye önce karşılaştırmayı, sonra yeni bilgiyi verir. Bu kalıp, bir üyeyi veya türü ilişkili bir gruptan ayıran açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

“Unlike other insects, bees can make wax,” cümlesinde Unlike other insects ne işe yarar?

  1. other insects grubunu bir eylemin alıcısı yapar.
  2. bees ile diğer tüm böceklerin aynı olduğunu söyler.
  3. other insects grubunu bees için karşılaştırma grubu olarak belirler.
Cevabı göster

other insects grubunu bees için karşılaştırma grubu olarak belirler.

Kelime

Nociceptors only fire: sinirsel sinyal üretme anlamında fire

Sinir biliminde fire, etkinleşmek ve elektriksel bir sinir sinyali üretmek anlamına gelir. Burada nociceptors only fire, ağrıyı algılayan bu reseptörlerin yalnızca ardından gelen koşul altında sinyal gönderdiği anlamındadır; fire ateş etmek veya yanmak anlamına gelmez. Bilimsel bir metinde fire fiilinin öznesi neurons, nerve cells veya sensory receptors olduğunda, bağlam açıkça başka bir anlama işaret etmedikçe fiili sinirsel etkinlik olarak anlayın.

Alıştırma

“Pain receptors fire when tissue is damaged,” bilimsel cümlesinde fire ne anlama gelir?

  1. Sinir sinyalleri üretirler.
  2. Tutuşup yanarlar.
  3. Çalışanları işten çıkarırlar.
  4. Mermi atarlar.
Cevabı göster

Sinir sinyalleri üretirler.

Dilbilgisi

could cause or is causing damage. — Olası veya devam eden hasar

Burada could cause damage olası bir sonucu anlatır: bir şey hasara yol açabilir, ancak cümle hasarın kesin olduğunu söylemez. Is causing damage ise şu anda meydana gelen hasarı anlatır. something öznesi, that sonrasındaki iki fiil öbeği için de ortaktır. İki bölüm or ile bağlanarak hem bir riski hem de devam eden zararlı bir süreci kapsar. Buradaki could geçmiş zamanı değil, olasılığı belirtir; bu nedenle nosiseptörler hem hasar doğrulanmadan önce hem de hasar meydana gelirken tepki verebilir.

Alıştırma

İngilizce 'The cracked cable could cause or is causing damage to the laptop.' cümlesinde could cause damage neyi ifade eder?

  1. olası bir zararlı sonuç
  2. geçmişte meydana gelen hasar
  3. şu anda meydana gelen hasar
Cevabı göster

olası bir zararlı sonuç

So,

1:20

Bu yüzden,

gently touch the tip of a needle.

1:22

bir iğnenin ucuna nazikçe dokunun.

You'll feel the metal,

1:23

Metali hissedeceksiniz,

and those are your regular nerve cells.

1:24

ve bunlar sizin normal sinir hücrelerinizdir.

But you won't feel any pain.

1:26

Ancak herhangi bir acı hissetmeyeceksiniz.

Now the harder you push against the needle, Dilbilgisi

1:28

Şimdi iğneye ne kadar sert bastırırsanız,

the closer you get to the nociceptor threshold.

1:30

nosiseptör eşiğine o kadar yaklaşırsınız.

Dilbilgisi

the harder you push against the needle, the closer you get to the nociceptor threshold. — İlişkili karşılaştırmalar

The harder you push against the needle, the closer you get to the nociceptor threshold, the + comparative ..., the + comparative ... biçimindeki ilişkili karşılaştırma yapısıdır. Bir değişimin derecesi değiştikçe, onunla bağlantılı başka bir değişimin derecesinin de değiştiğini anlatır. Burada daha sert bastırmak, eşiğe daha çok yaklaşmakla ilişkilidir. İki the, eşleşmiş yapının işaretidir; belirli bir nesneyi gösteren sıradan tanımlıklar değildir.

Alıştırma

Yapıyı tamamlayın: The more you practice, ____ better you get.

Cevabı göster

the

Push hard enough, Dilbilgisi

1:33

Yeterince sert bastırdığınızda,

and you'll cross that threshold Kalıp ifadeler

1:34

o eşiği geçersiniz

Dilbilgisi

Push hard enough: sıfat/zarf + enough

Hard enough, “gereken düzeye ulaşacak kadar güçlü bir biçimde” demektir. enough bir sıfatı veya zarfı nitelediğinde o sözcükten sonra gelir: old enough, close enough, quickly enough. Push hard enough, and ... yapısında bu dereceye ulaşmak, sonucun gerçekleşme koşulu olarak sunulur. If you push hard enough, ... biçiminde anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “gereken derecede” anlamını veren sözcükle tamamlayın: Speak clearly ____ for everyone to understand.

Cevabı göster

enough

and the nociceptors fire,

1:35

ve nosiseptörler tetiklenir,

Kalıp ifadeler

cross that threshold: soyut bir sınırı aşmak

cross that threshold ifadesinde threshold soyut bir sınır veya tetiklenme noktasıdır; cross ise bu sınırın bir tarafından diğer tarafına geçmek demektir. Sınır geçildikten sonra gerçekleşen değişimi vurgular. That, konuşulan belirli etkinleşme eşiğini gösterir. Burada yeterli basınç sinyali bu noktanın ötesine taşır ve nosiseptörler ateşlenir.

Alıştırma

“The alarm starts when the temperature crosses the threshold,” İngilizce cümlesinde crosses the threshold ne anlama gelir?

  1. tetiklenme noktasına ulaşır ancak onu geçmez
  2. tetiklenme noktasını kapatır
  3. alarmın fiziksel olarak üzerinden geçer
  4. belirlenen tetiklenme noktasının ötesine geçer
Cevabı göster

belirlenen tetiklenme noktasının ötesine geçer

telling your body to stop doing whatever you're doing. Dilbilgisi

1:37

vücudunuza her ne yapıyorsanız yapmayı bırakmasını söyler.

Dilbilgisi

doing whatever you're doing: açık uçlu bir eylem kapsamı

whatever you're doing ifadesinde whatever, “o anda yaptığın her neyse” anlamına gelen, kapsamı açık bir isim cümleciği başlatır ve belirli tek bir eylemi adlandırmaz. whatever you're doing cümleciğinin tamamı ilk doing sözcüğünün nesnesidir. Buradaki whatever nötrdür; küçümseyici Whatever. yanıtı değildir. Mesaj, tehlikeye yol açıyor olabilecek o anki herhangi bir eylemi durdurmaktır.

Alıştırma

“Stop doing whatever you're doing” cümlesinde whatever ne anlama gelir?

  1. daha önce adı verilmiş belirli bir eylem
  2. önemli olmadığını belirten özensiz bir yanıt
  3. açıkça belirtilmiş kısa bir listeden seçilen eylem
  4. kişinin o anda yaptığı herhangi bir eylem
Cevabı göster

kişinin o anda yaptığı herhangi bir eylem

But the pain threshold isn't set in stone. Deyimler

1:39

Ancak acı eşiği taşa yazılmış bir kural değildir.

Deyimler

isn't set in stone: hâlâ değiştirilebilir

Set in stone, bir şeyin kolayca değiştirilemeyecek kadar kesin biçimde sabitlendiğini anlatan bir deyimdir. Olumsuz biçimi isn't set in stone, bir şeyin hâlâ değişebileceği anlamına gelir. Bu cümlede ağrı eşiğinin taşla gerçek anlamda bir bağlantısı yoktur; deyim, eşiğin kalıcı biçimde sabit olmadığını ve ayarlanabildiğini belirtir.

Alıştırma

“Hâlâ değiştirilebilir” anlamındaki deyimi tamamlayın: The meeting date isn't set in ____.

Cevabı göster

stone

Certain chemicals can tune nociceptors, Kelime

1:42

Belirli kimyasallar nosiseptörleri ayarlayabilir,

lowering their threshold for pain. Kalıp ifadeler

1:45

acı eşiklerini düşürebilir.

Kelime

can tune nociceptors: reseptör duyarlılığını ayarlamak

Burada tune, “bir sistemin nasıl tepki verdiğini ayarlamak” anlamındadır. Kimyasallar, zararlı olabilecek uyaranları algılayan duyu reseptörleri olan nosiseptörlerin duyarlılığını değiştirir. Bunun müzik sesi çıkarmakla ilgisi yoktur. Bu genişletilmiş anlam sensörler, makineler, yazılımlar ve biyolojik sistemler hakkında konuşurken yaygındır. Bir şeyi tune etmek, onu istenen tepkiye doğru ayarlamaktır; sözcük tek başına tepkinin güçleneceğini mi yoksa zayıflayacağını mı belirtmez. Bu cümlede sonraki ifade, ağrı eşiğinin düştüğünü gösterir.

Alıştırma

“chemicals can tune nociceptors” ifadesinde tune ne anlama gelir?

  1. Nosiseptörlerin müzik notaları çıkarmasını sağlamak
  2. Nosiseptörlerin nasıl tepki verdiğini ayarlamak
  3. Yeni bir nosiseptör türü oluşturmak
  4. Bütün sinir hücrelerinin çalışmasını durdurmak
Cevabı göster

Nosiseptörlerin nasıl tepki verdiğini ayarlamak

Kalıp ifadeler

lowering their threshold for pain: ağrının daha kolay tetiklenmesini sağlamak

Burada lowering their threshold for pain, ağrının tetiklenmesi için gereken uyarım miktarını veya şiddetini azaltmak demektir. Threshold burada fiziksel bir yükseklik değil, soyut bir tetiklenme noktasıdır; bu nedenle daha düşük bir eşik, ağrının daha kolay başlayabileceği anlamına gelir. Lowering ile başlayan -ing yan cümlesi, nosiseptörleri ayarlamanın sonucunu verir. Aktarılabilir lower the threshold for + isim veya -ing biçimi, “o olayın, eylemin ya da tepkinin tetiklenmesini kolaylaştırmak” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi “öfkenin tetiklenmesini kolaylaştırmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Lack of sleep can ____ anger.

Cevabı göster

lower the threshold for

Now when cells are damaged,

1:47

Hücreler hasar gördüğünde,

they and other nearby cells start producing these tuning chemicals like crazy, Deyimler

1:49

onlar ve yakındaki diğer hücreler çılgın gibi bu ayarlayıcı kimyasalları üretmeye başlar,

Deyimler

Gayriresmî pekiştirici olarak “like crazy”

Like crazy, çok yoğun biçimde, çok hızlı ya da çok büyük miktarlarda anlamına gelen gayriresmî bir abartıdır. Burada hücrelerin kimyasalları ne kadar çok veya ne kadar hızlı ürettiğini vurgular; ruhsal bir hastalığı anlatmaz. Bir eylemden sonra kullanıldığında pekiştirici görevi görür. Açıklamayı daha canlı hâle getirir ve eylemin büyüklüğünü güçlü biçimde gösterir.

Alıştırma

“The fans cheered like crazy,” cümlesinde like crazy ne anlama gelir?

  1. Dikkatli ve resmî bir biçimde tezahürat yaptılar.
  2. Ruhsal bir hastalık yaşıyorlardı.
  3. Çok yüksek sesle ve coşkuyla tezahürat yaptılar.
Cevabı göster

Çok yüksek sesle ve coşkuyla tezahürat yaptılar.

lowering the nociceptors threshold

1:53

nosiseptörlerin eşiğini düşürerek

to the point where just touch can cause pain. Dilbilgisi

1:55

sadece dokunmanın bile acıya neden olabileceği noktaya getirir.

Dilbilgisi

Derece ve sonuç bildiren “to the point where...”

To the point where, bir değişimin veya durumun ne dereceye kadar geliştiğini bir sonuçla gösterir. Buradaki point fiziksel bir nokta veya yer değil, soyut bir derece ya da aşamadır. Bu cümlede eşik o kadar düşer ki yalnızca dokunmak bile ağrıya neden olabilir. Where sonrasındaki yan cümle, bu dereceyi gösteren sonucu verir.

Alıştırma

Bir durumun sonuç doğuracak dereceye ulaştığını belirten dört kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The river rose ____ nearby roads had to be closed.

Cevabı göster

to the point where

And this is where over-the-counter painkillers come in. Notlar

1:58

Ve işte burada reçetesiz ağrı kesiciler devreye girer.

Anlatım akışı

this is where ... come in: ilgili bir rol üstlenen şeyi tanıtmak

Burada this is where X comes in, “X’in yararlı veya ilgili hâle geldiği nokta budur” anlamına gelir. Come in fiziksel olarak bir yere girme hareketini anlatmaz. Bu kalıp bilgiyi düzenler: daha önce açıklanmış bir sorunu veya mekanizmayı artık önem kazanan çözüm, kişi, araç ya da etkene bağlar. Bu cümlede açıklama, reçetesiz ağrı kesicilerin rolüne geçer.

Alıştırma

Örnekte this is where ... come in nasıl bir işlev görüyor?

  1. Ağrı kesicilerin fiziksel olarak bir yere girdiğini söyler.
  2. Ağrı kesicilerin saklandığı fiziksel yeri belirtir.
  3. Ağrı kesicilerin açıklama açısından önem kazandığı noktayı tanıtır.
Cevabı göster

Ağrı kesicilerin açıklama açısından önem kazandığı noktayı tanıtır.

Kelime

over-the-counter painkillers: reçetesiz satılan ağrı kesiciler

Over-the-counter painkillers, tüketicilerin reçetesiz satın alabildiği ağrı kesici ilaçlardır. Over-the-counter, painkillers sözcüğünü niteleyen tek bir birleşik sıfattır ve yaygın kısaltması OTC’dir. Bu ifade ilacı nasıl temin edildiğine göre sınıflandırır. Painkillers ilacın kullanım amacını, over-the-counter ise erişim kategorisini belirtir.

Alıştırma

Bir etikette “This is an over-the-counter painkiller.” yazıyor. Over-the-counter size ne anlatır?

  1. Reçete istenmeden satılır.
  2. Fiziksel olarak bir mağaza tezgâhının üzerinde bulunur.
  3. Tüm reçeteli ağrı kesicilerden daha güçlü olmalıdır.
  4. Her dozda herkes için güvenli olduğu garanti edilir.
Cevabı göster

Reçete istenmeden satılır.

Aspirin and ibuprofen block production of one class of these tuning chemicals, Kalıp ifadeler

2:01

Aspirin ve ibuprofen, bu ayarlayıcı kimyasalların bir sınıfı olan

called prostaglandins.

2:06

prostaglandinlerin üretimini engeller.

Kalıp ifadeler

block production of...: bir maddenin üretilmesini engellemek

block production of X yapısında block, X’i oluşturan sürece müdahale ederek X’in oluşmasını önlemek veya üretimini büyük ölçüde azaltmak demektir. Fiziksel bir nesnenin yolu kapatmasını değil, bir mekanizmanın engellenmesini anlatır. Burada engellenen süreç production sözcüğüyle belirtilir; of one class of these tuning chemicals ise neyin üretildiğini açıklar. block production of + madde kalıbı, bir ilacın veya biyolojik sürecin nasıl çalıştığını anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

“The drug blocks production of the protein.” ne anlama gelir?

  1. Proteinin daha hızlı üretilmesini sağlar.
  2. Proteini üretildikten sonra depolar.
  3. Proteini üreten sürece müdahale eder.
Cevabı göster

Proteini üreten sürece müdahale eder.

Let's take a look at how they do that. Anlatım akışı

2:07

Bunu nasıl yaptıklarına bir göz atalım.

Anlatım akışı

Let's take a look at how...: sıradaki açıklamayı başlatmak

Let's take a look at how ... dinleyiciye yönelik, samimi bir geçiş ifadesidir. Konuşmacı, dinleyicileri sıradaki sürece veya açıklamaya odaklanmaya davet eder. Görülecek somut bir şey olmasa bile take a look incelemek veya değerlendirmek anlamına gelebilir. How they do that daha önce sözü edilen bir eyleme gönderme yapar ve şimdi bu eylemin mekanizmasının açıklanacağını bildirir. how sözcüğünden sonra düz cümle dizilişi kullanılır: how they do it veya how the engine works.

Alıştırma

Bir sunucu şöyle diyor: Let's take a look at how the filter removes dust. Bu cümle ne yapıyor?

  1. Filtrenin çalışma süreciyle ilgili bir açıklama başlatır.
  2. Sunumun bittiğini bildirir.
  3. Dinleyicilerden filtrenin resmini çizmelerini ister.
Cevabı göster

Filtrenin çalışma süreciyle ilgili bir açıklama başlatır.

When cells are damaged,

2:09

Hücreler hasar gördüğünde,

they release a chemical called arachidonic acid. Kalıp ifadeler

2:11

araşidonik asit adı verilen bir kimyasal salgılarlar.

Kalıp ifadeler

release a chemical called arachidonic acid: salınan bir maddenin adını belirtme

release a chemical called arachidonic acid ifadesinde called arachidonic acid, kimyasal maddenin adını belirtir. Bu, that is called arachidonic acid ile aynı anlama gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Başka durumlarda da kullanılabilen release a chemical called X kalıbı, önce salınan maddenin türünü söyler, ardından özel adını verir. called sözcüğünden sonra gelen bölüm, kimyasalın başka bir açıklaması değil, adıdır.

Alıştırma

release a chemical called X kalıbını tamamlayın: During an allergic reaction, certain cells release a chemical ____ histamine.

Cevabı göster

called

Now two enzymes called COX-1 and COX-2

2:13

Daha sonra COX-1 ve COX-2 adı verilen iki enzim,

convert this arachidonic acid into prostaglandin H2, Kalıp ifadeler

2:16

bu araşidonik asidi prostaglandin H2'ye dönüştürür,

Kalıp ifadeler

convert this arachidonic acid into prostaglandin H2: convert A into B dönüşüm kalıbı

Convert A into B, A'yı değiştirip sonuçta B'yi elde etmek anlamına gelir. Burada this arachidonic acid başlangıç maddesi olan A, prostaglandin H2 ise ürün olan B'dir. Bu kalıpta into, değişimin sonucunu belirtir. Bir şeyin bir yerin içine hareket etmesini anlatmaz.

Alıştırma

convert A into B kalıbını tamamlayın: This device converts heat ____ electricity.

Cevabı göster

into

which is then converted into a bunch of other chemicals Notlar

2:20

bu da daha sonra bir sürü başka kimyasala dönüştürülür;

Dilbilgisi

which is then converted into: sürecin sonraki adımını bağlamak

which is then converted into ... ilgi yan cümlesi, bir sürecin sonraki aşamasını ekler. Buradaki which, enzimleri değil, hemen önce sözü edilen ürün olan prostaglandin H2'yi belirtir. Then sıralamayı gösterir; is converted into ise edilgen yapıdadır ve önceki ürünün dönüşüme uğradığını anlatır. Bu kalıp, aynı öğeyi konu olarak tutarken adımlar zincirini uzatmayı sağlar.

Alıştırma

Sonraki adımı tamamlamak için which, then ve convert fiilinin edilgen biçimini kullanın: The microphone creates an audio signal, ____ digital data.

Cevabı göster

which is then converted into

that do a bunch of things,

2:22

bunlar da bir sürü şey yapar,

Kelime

a bunch of other: gayriresmî bir miktar ifadesi

a bunch of other chemicals ifadesinde a bunch of, “çok sayıda” veya “bir sürü” anlamına gelir; other ise kimyasalların daha önce sözü edilene ek olduğunu gösterir. Burada gerçekten bağlanmış fiziksel bir demet anlatılmaz. Bu ifade, bilimsel açıklamaya rahat ve yaklaşık bir ton verir: konuşan kişi kimyasalları tek tek adlandırmak veya saymak yerine onları topluca anlatır.

Alıştırma

“a bunch of other chemicals” ifadesinde vurgulanan bölüm burada ne anlama geliyor?

  1. Tam olarak on ek kimyasal.
  2. Fiziksel olarak bağlanmış bir kimyasal demeti.
  3. Dikkatle tanımlanmış tek bir kimyasal kategorisi.
  4. Gayriresmî biçimde ifade edilen çok sayıda ek kimyasal.
Cevabı göster

Gayriresmî biçimde ifade edilen çok sayıda ek kimyasal.

including raise your body temperature, Dilbilgisi

2:24

vücut sıcaklığınızı yükseltmek,

cause inflammation,

2:26

iltihaplanmaya neden olmak

and lower the pain threshold.

2:26

ve acı eşiğini düşürmek dahil.

Dilbilgisi

including raise your body temperature ...: paralel eylem listesi

including, daha önceki do a bunch of things ifadesinin içerdiği belirli eylemleri tanıtır. raise your body temperature, cause inflammation ve lower the pain threshold aynı düzeyde sıralanan üç fiil öbeğidir ve örtük olarak aynı özneyi, yani kimyasalları, paylaşır. Böyle uzun bir listeyi okurken her fiili kendi tamamlayıcısıyla eşleştirin: vücut sıcaklığı, iltihaplanma ve ağrı eşiği üç etkidir. Liste örnekler verir; bütün etkileri içermek zorunda değildir.

Alıştırma

Özenli İngilizcede including sonrasında açık ve paralel bir eylem listesi kullanan cümle hangisidir?

  1. The chemicals do many things, including your body temperature, causing inflammation, and lower the pain threshold.
  2. The chemicals do many things, including raising your body temperature, cause inflammation, and lower the pain threshold.
  3. The chemicals do many things, including raising your body temperature, causing inflammation, and lowering the pain threshold.
Cevabı göster

The chemicals do many things, including raising your body temperature, causing inflammation, and lowering the pain threshold.

Now all enzymes have an active site. Kelime

2:29

Tüm enzimlerin bir aktif bölgesi vardır.

That's the place in the enzyme where the reaction happens. Dilbilgisi

2:32

Bu, enzimde reaksiyonun gerçekleştiği yerdir.

Kelime

an active site: enzimin tepkime bölgesi

An active site, bir enzimin moleküllerin bağlanabildiği ve kimyasal tepkimenin gerçekleştiği belirli bölgesini anlatan bilimsel bir terimdir. Bu cümlede, enzimin genel olarak «aktif» olduğunu anlatmaz. Sonraki cümle bu terimi, enzimin içinde tepkimenin gerçekleştiği yer olarak tanımlar. Active site ifadesini tek bir isim öbeği olarak anlamak, moleküllerin veya ilaçların bu bölgeye girmesi ya da bölgeyi engellemesiyle ilgili açıklamaları takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

The medicine fits into the enzyme's active site cümlesinde active site ne anlama gelir?

  1. enzimler hakkında bir internet sitesi
  2. enzimin saklandığı bir yer
  3. enzimin tepkime bölgesi
Cevabı göster

enzimin tepkime bölgesi

Dilbilgisi

where the reaction happens: bir yeri orada gerçekleşen olayla tanımlamak

where the reaction happens ifadesinde where, önceki the place in the enzyme isim öbeğini açıklayan bir ilgi yan cümleciği başlatır. Burada o yerde anlamına gelir; soru sormaz. Bir yeri orada gerçekleşen olayla tanımlamak için place veya location + where + özne + fiil yapısını kullanabilirsin. Bu cümlede yan cümlecik, enzimin o bölümünün işlevini açıklar.

Alıştırma

Laboratuvarda ne olduğunu açıklayan bir yan cümleciği başlatacak tek bir sözcükle cümleyi tamamla: This is the lab ____ the tests are performed.

Cevabı göster

where

The active sites of COX-1 and COX-2 fit arachidonic acid Kelime

2:35

COX-1 ve COX-2'nin aktif bölgeleri araşidonik aside

very cozily.

2:39

çok rahat bir şekilde uyar.

Kelime

fit arachidonic acid very cozily: moleküler biçimlerin sıkı uyumu

fit arachidonic acid ifadesindeki fit, aktif bölgelerin araşidonik asidi içine alacak uygun biçime ve alana sahip olduğunu belirtir. Very cozily, molekülün mevcut alana sıkıca yerleştiği görüntüsünü ekler. Cozily burada mecazidir. Molekül rahatlık hissetmez; konuşmacı, moleküler biçimlerin birbirine yakın uyumunu kolayca canlandırmak için rahatlıkla ilgili gündelik bir sözcük kullanır.

Alıştırma

Bu cümlede very cozily ne anlama gelir?

  1. Asit molekülü fiziksel rahatlık hisseder.
  2. Reaksiyon çok yavaş ilerler.
  3. Aktif bölge ile asit molekülünün biçimleri birbirine yakından uyar.
Cevabı göster

Aktif bölge ile asit molekülünün biçimleri birbirine yakından uyar.

As you can see,

2:40

Görebileceğiniz gibi,

there's no room to spare. Deyimler

2:41

fazladan hiç boşluk yoktur.

Deyimler

there's no room to spare: fazladan yer yok

There's no room to spare, bir alanın tamamen dolu olduğunu veya neredeyse hiç ek kapasite kalmadığını anlatan deyimleşmiş bir ifadedir. Buradaki spare, “yedek” değil, “fazladan ya da artan” anlamındadır. Room fiziksel alanı anlatabilir; ancak zaman, para veya kapasite için de, rahat bir pay kalmadığında aynı yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede there's no room to spare ne anlama geliyor?

  1. Ekstra alan kalmadı
  2. Hâlâ bolca alan var
  3. Boş bir oda var
Cevabı göster

Ekstra alan kalmadı

Now it's in this active site that aspirin and ibuprofen do their work. Dilbilgisi

2:42

İşte aspirin ve ibuprofen görevlerini bu aktif bölgede yaparlar.

Dilbilgisi

it's in this active site that ...: yeri vurgulamak

It's in this active site that ... bir cleft sentence, yani vurgulu bir yapıdır. It is + vurgulanan öge + that + cümle kalıbı, burada in this active site ifadesini öne çıkarır ve aspirin ile ibuprofenin etkisini gösterdiği yerin burası olduğunu belirtir. it burada belirli bir nesneye gönderme yapan sıradan bir zamir değildir; vurgulu yapının bir parçasıdır. Vurgu çerçevesi kaldırılırsa temel cümle Aspirin and ibuprofen do their work in this active site olur.

Alıştırma

Hangi cümle yeri vurgulamak için cleft yapısını kullanır?

  1. Visitors sign in at the main entrance.
  2. Visitors it is at the main entrance that sign in.
  3. It's at the main entrance that visitors sign in.
Cevabı göster

It's at the main entrance that visitors sign in.

So they work differently.

2:47

Ancak farklı şekillerde çalışırlar.

Aspirin acts like a spine from a porcupine. Deyimler

2:48

Aspirin bir kirpinin oku gibi davranır.

Deyimler

acts like a spine from a porcupine: işlevi benzetmeyle açıklamak

Acts like, bir şeyin başka bir şeye benzer biçimde çalıştığını veya davrandığını anlatır. Burada konuşan kişi aspirinin işlevini oklu kirpi dikenine benzetiyor: aspirin etkin bölgeye girip orayı tıkıyor. Benzetilen şey kimliği ya da kaynağı değil, işlev ve etki biçimidir; aspirin gerçekten hayvan dikeni değildir.

Alıştırma

Bu cümlede acts like a spine from a porcupine ne anlama geliyor?

  1. Aspirin oklu kirpi dikenlerinden yapılır.
  2. Aspirin kelimenin tam anlamıyla bir oklu kirpinin parçasıdır.
  3. Aspirin bir oklu kirpi dikenine benzer biçimde çalışır.
Cevabı göster

Aspirin bir oklu kirpi dikenine benzer biçimde çalışır.

It enters the active site

2:51

Aktif bölgeye girer

and then breaks off, Öbek fiiller

2:53

ve sonra kırılır,

leaving half of itself in there,

2:54

yarısını orada bırakarak,

Öbek fiiller

then breaks off: bağlı bir parçanın bütünden ayrılması

Break off, birbirine bağlı bir parçanın bütünden kopması veya ayrılması anlamına gelen bir phrasal verbdür. Buradaki off, uzaklaşma ya da ayrılma fikri verir; bir şeyi kapatmak anlamında değildir. Bu cümlede ifade, aspirinin etkin bölgeye girmesinden sonra ayrılmasını anlatır. Ardından gelen leaving half of itself in there sözleri, bir kısmının o bölgede kaldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi break off ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: A small piece ____ from the clay pot while I was moving it.

Cevabı göster

broke off

totally blocking that channel

2:56

o kanalı tamamen kapatır

and making it impossible for the arachidonic acid to fit. Dilbilgisi

2:57

ve araşidonik asidin sığmasını imkansız hale getirir.

Dilbilgisi

making it impossible for ... to ...: neden olunan bir sonucu anlatmak

making it impossible for the arachidonic acid to fit şeklindeki -ing ifadesi, kanalın tıkanmasının sonucunu bildirir: kanal tıkandığı için araşidonik asit oraya yerleşemez. Yeniden kullanılabilen kalıp make + it + sıfat + for + kişi veya şey + to + fiil şeklindedir. it sözcüğü nesne konumunu doldururken asıl içeriği for...to yan cümlesi verir. impossible yerine hard, easy ve possible gibi sıfatlar kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “girişi imkânsız hâle getirmek” anlamındaki dört sözcüklü sonuç kalıbıyla tamamlayın: The damaged gate stayed shut, ____ delivery trucks to enter.

Cevabı göster

making it impossible for

This permanently deactivates COX-1 and COX-2.

3:00

Bu durum COX-1 ve COX-2'yi kalıcı olarak devre dışı bırakır.

Ibuprofen,

3:04

İbuprofen ise,

on the other hand, Anlatım akışı

3:05

diğer yandan,

enters the active site but doesn't break apart or change the enzyme. Öbek fiiller

3:06

aktif bölgeye girer ancak parçalanmaz veya enzimi değiştirmez.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıtlığın diğer tarafını sunmak

On the other hand bir karşıtlık belirtecidir. Konuşmacının bir karşılaştırmadaki bir öğeden farklı bir öğeye veya diğer tarafa geçtiğini dinleyiciye bildirir. Burada konu, aspirinin mekanizmasından ibuprofenin farklı mekanizmasına geçer. Bu ifade fikirler arasındaki ilişkiyi düzenler; hand sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmaz. İfadeyi duyduğunuzda, sonraki bilginin daha önce söylenen bir şeyle karşıtlık oluşturmasını bekleyin.

Alıştırma

Hangi cümle on the other hand ifadesini gerçek bir karşıtlığı düzenlemek için kullanıyor?

  1. The first route is shorter. On the other hand, we checked the map at noon.
  2. On the other hand means the hand opposite your first hand.
  3. The first route is shorter. On the other hand, the second route is safer.
Cevabı göster

The first route is shorter. On the other hand, the second route is safer.

Öbek fiiller

doesn't break apart ile break off arasındaki fark

Break apart, bir bütünün iki ya da daha fazla parçaya ayrılması anlamına gelir. doesn't break apart ifadesindeki olumsuzluk, bu ayrılmanın gerçekleşmediğini belirtir. Burada doesn't hem break apart hem de change fiillerini olumsuz yapar: madde ne parçalara ayrılır ne de enzimi değiştirir.

Alıştırma

Hangi cümle bütün bir nesnenin birkaç parçaya ayrıldığını anlatır?

  1. The lid came off the jar.
  2. The dry cookie broke apart in my hand.
  3. A small piece broke off the cup.
Cevabı göster

The dry cookie broke apart in my hand.

COX-1 and COX-2 are free to spit it out again, Öbek fiiller

3:10

COX-1 ve COX-2 onu tekrar tükürmekte özgürdür,

Öbek fiiller

Mecazi olarak serbest bırakma anlamındaki spit it out

Spit it out kelime anlamıyla bir şeyi ağızdan dışarı atmak demektir. COX-1 ve COX-2 enzim olduğu için ifade burada kişileştirmedir: ağızları yoktur, ancak ibuprofeni aktif bölgeden serbest bırakabilir veya dışarı atabilirler. Bu canlı anlatım, mikroskobik süreci bir şeyin içeri girip sonra tekrar dışarı itilmesi gibi gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Gündelik bir açıklamada “The machine cannot read the card, so it spits it out” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Makine yeni bir kart basar.
  2. Makine kartı dışarı atar.
  3. Bir kişi gerçekten kartın üzerine tükürür.
Cevabı göster

Makine kartı dışarı atar.

but for the time that that ibuprofen is in there, Dilbilgisi

3:13

ancak ibuprofenin içeride olduğu o süre boyunca,

Dilbilgisi

for the time that that ibuprofen is in ...: geçici bir koşulun sürdüğü süre

For the time that ... bir koşulun devam ettiği dönemi belirtir. Burada koşul, söz konusu ibuprofenin ilgili yerde kalmasıdır; bu nedenle enzimin engellenmiş durumu geçicidir ve yalnızca bu dönem boyunca sürer. İki that farklı görevler üstlenir: ilki zamanı açıklayan yan cümleyi başlatır; ikincisi ibuprofenin önünde bulunan işaret belirtecidir ve daha önce sözü edilen belirli ibuprofeni gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede for the time that that ibuprofen is in there ne anlama geliyor?

  1. O ibuprofenin orada bulunduğu süre boyunca
  2. O ibuprofen oradan çıktıktan sonra
  3. O ibuprofenin girdiği ilk anda
Cevabı göster

O ibuprofenin orada bulunduğu süre boyunca

the enzyme can't bind arachidonic acid Kelime

3:16

enzim araşidonik asidi bağlayamaz

and can't do its normal chemistry.

3:18

ve normal kimyasını gerçekleştiremez.

Kelime

can't bind arachidonic: bind kelimesinin biyokimyasal anlamı

Biyokimyada bind, başka bir molekülle veya bir bölgeyle özel bir moleküler etkileşim oluşturmak ve çoğu zaman molekülü bir bağlanma bölgesinde tutmak anlamına gelir. Bu nedenle the enzyme can't bind arachidonic acid, enzimin araşidonik asitle ilgili bölgede etkileşime giremediği ve onu orada tutamadığı anlamındadır. Buradaki bind, bir şeyi iple bağlamak anlamında kullanılan bir fiil değil, teknik bir fiildir. can't ... and can't ... paralel yapısı, enzimin aside bağlanamadığını ve normal kimyasını gerçekleştiremediğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede bind, can't bind arachidonic acid ifadesindeki bilimsel anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The worker can bind the pages into a book.
  2. The rope can bind the box to the cart.
  3. The receptor can bind the signal molecule.
Cevabı göster

The receptor can bind the signal molecule.

But how do aspirin and ibuprofen know where the pain is?

3:20

Peki aspirin ve ibuprofen acının nerede olduğunu nasıl bilir?

Well, Anlatım akışı

3:24

Şey,

they don't.

3:25

bilmezler.

Anlatım akışı

Well, they don't.: Soruyu tersine çeviren kısa yanıt

Well, they don't. soruyu tersine çeviren kısa bir yanıttır: ilaçlar ağrının nerede olduğunu bilmez. Buradaki don't, do not know where the pain is ifadesinin yerini tutar; soru cümlesinde bu sözler zaten bulunduğu için tekrarlanmaz. Well, konuşmada bir düzeltmeyi veya beklenmedik bir yanıtı başlatan bir söylem belirtecidir. Konuşan kişi önce bir soru sorup hemen ardından bu şekilde cevap vererek dinleyicinin yanlış varsayımını düzeltir ve gerçek açıklamaya geçer.

Alıştırma

Well, they don't. yanıtında don't sonrasında hangi eylem anlaşılır?

  1. understand the question
  2. know where the pain is
  3. move toward the pain
Cevabı göster

know where the pain is

Once the drugs are in your bloodstream, Dilbilgisi

3:25

İlaçlar kan dolaşımınıza girdikten sonra,

they are carried throughout your body, Dilbilgisi

3:28

vücudunuzun her yerine taşınırlar

Dilbilgisi

Once the drugs are in your bloodstream: Sonraki adımı başlatan koşul

Once the drugs are in your bloodstream, bir zaman yan cümlesidir. Burada once, ‘bir kez’ değil, koşul gerçekleşir gerçekleşmez anlamına gelir. İlaçların vücutta taşınmaya başladığı sonraki adımın tetikleyicisini gösterir. Genel bir süreç veya gelecek bir olay anlatılırken once cümleciğinde genellikle will yerine are gibi geniş zaman kullanılır. Sonuç ya da sonraki adım ana cümlede verilir.

Alıştırma

Bir süreçteki tetik noktasını belirtmek için once sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Once the light will turn green, you can cross the street.
  2. Once the light turns green, you can cross the street.
  3. When the light turns green, you can cross the street.
Cevabı göster

Once the light turns green, you can cross the street.

Dilbilgisi

are carried throughout your body: tüm vücuda edilgen biçimde taşınma

Are carried yapısında be + geçmiş zaman ortacı edilgen çatıyı oluşturur. Eylem ilaçlara uygulanır: ilaçlar kan dolaşımına girdikten sonra dolaşım sistemi onları taşır. Odak, bir öznenin ilaçları bilinçli biçimde hareket ettirmesi değil, ilaçlara ne olduğudur. Throughout your body, “vücudunuzun her yerinde veya her yerine” demektir. Yalnızca bir noktadan ya da belirli bir güzergâhtan geçmeyi değil, geniş çaplı dağılımı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi carry fiilinin edilgen biçimiyle ve ‘her yerine’ anlamındaki sözcükle tamamlayın: After the supplies arrive, they ____ the building by staff.

Cevabı göster

are carried throughout

and they go to painful areas

3:29

ve ağrılı bölgelere,

just the same as normal ones. Kalıp ifadeler

3:31

tıpkı normal olanlara gittikleri gibi giderler.

Kalıp ifadeler

just the same as normal ones: aynı çalışma biçimi ve ismin yerine kullanma

Just the same as burada “tam olarak aynı şekilde” anlamına gelir. Cümle, ilaçların ağrılı bölgelere normal bölgelere gittiklerinden farklı olmayan bir biçimde gittiğini söyler; just eşitlik düşüncesini güçlendirir. Normal ones ifadesindeki ones, tekrarı önlemek için daha önce geçen çoğul ve sayılabilir areas isminin yerini alır. En yakındaki uygun çoğul ismi bulun: normal ones, normal areas demektir; normal insanlar demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede hem just the same as hem de ones doğru kullanılmıştır?

  1. The blue batteries work just the same as the red ones.
  2. The cold water tastes just the same as the warm ones.
  3. The blue batteries work just same as the red ones.
Cevabı göster

The blue batteries work just the same as the red ones.

So that's how aspirin and ibuprofen work.

3:33

İşte aspirin ve ibuprofen bu şekilde çalışır.

But there are other dimensions to pain. Kelime

3:36

Ancak acının başka boyutları da vardır.

Kelime

other dimensions to pain: “yönler” anlamındaki dimensions

Burada dimensions, karmaşık bir konunun farklı yönleri anlamına gelir; ölçülebilir büyüklükleri veya uzaydaki yönleri ifade etmez. other dimensions to pain, acının dikkate alınması gereken başka yönleri ya da etkenleri olduğunu anlatır. Bu soyut kullanım, çözümleyici açıklamalarda yaygındır. a dimension to/of something kalıbında dimension, daha büyük bir konunun sosyal, ekonomik veya etik yönü gibi bir parçasını belirtir.

Alıştırma

'There are ethical dimensions to the decision,' cümlesinde dimensions ne anlama gelir?

  1. uzayda hareket etme yönleri
  2. fiziksel büyüklük ölçümleri
  3. dikkate alınması gereken yönler
Cevabı göster

dikkate alınması gereken yönler

Neuropathic pain,

3:38

Nöropatik ağrı,

for example,

3:39

örneğin,

is pain caused by damage to our nervous system itself. Dilbilgisi

3:39

sinir sistemimizin kendisindeki hasarın neden olduğu ağrıdır.

Dilbilgisi

pain caused by damage to...: isimden sonra nedeni açıklamak

Cümlenin temel kalıbı Neuropathic pain is pain şeklindedir. Caused by damage to our nervous system itself, ikinci pain sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Nedenini belirterek hangi tür ağrı olduğunu açıklar; caused ikinci bir çekimli fiil değildir. Bu öbek pain that is caused by damage to our nervous system itself biçiminde genişletilebilir. Bu kısaltılmış ilgi cümleciği yapısı, tanımlarda ve açıklamalarda yaygındır. Itself, hasar gören şeyin sinir sisteminin kendisi olduğunu vurgular.

Alıştırma

Tanımdaki boşluğu, derste geçen ve neden bildiren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A food allergy is a reaction ____ the immune system.

Cevabı göster

caused by

There doesn't need to be any sort of outside stimulus. Dilbilgisi

3:43

Herhangi bir dış uyarıcıya gerek yoktur.

Dilbilgisi

There doesn't need to be...: bir şeyin var olmasının gerekli olmadığını anlatmak

There doesn't need to be ... there kullanılan bir varlık yapısıdır. Bir şeyin ya da koşulun var olmasının gerekli olmadığını belirtir; any sort of “herhangi bir tür” demektir. Burada durumun gerçekleşmesi için dışarıdan bir uyarıcı gerekmez. Bu yapı bir koşulun gerekli olup olmadığını anlatır; bir kişinin bir eylemi yapmasının gerekmediğini anlatmaz. Cümlede varlığı tartışılan şey outside stimulus'tur.

Alıştırma

Müzeyi ziyaret etmek için rezervasyon gerekmediğini doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. There doesn't need to be a reservation to visit the museum.
  2. Visitors don't need to be a reservation to visit the museum.
  3. There doesn't need a reservation to visit the museum.
Cevabı göster

There doesn't need to be a reservation to visit the museum.

And scientists are discovering that the brain controls how we respond to pain signals. Kalıp ifadeler

3:46

Ve bilim insanları beynin acı sinyallerine nasıl tepki verdiğimizi kontrol ettiğini keşfediyorlar.

Kalıp ifadeler

we respond to pain: bir uyarıcıya tepki vermek için respond to

Respond to bir şeye tepki vermek veya bir şeyden etkilenip tepki göstermek anlamına gelir. we respond to pain ifadesinde pain tepkiyi başlatan uyarıcıdır ve we tepki veren taraftır. Bu ifade fiziksel ya da davranışsal bir tepkiyi anlatır; sözlü bir cevap anlamına gelmez. Kalıp respond to + isim şeklindedir: respond to pain, stress, feedback veya a signal. Cümlenin tamamında how we respond to pain signals, beynin kontrol ettiği şeyi belirtir.

Alıştırma

Bir sistemin bir sinyale verdiği tepkiyi anlatmak için respond to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The alarm can respond smoke by sounding.
  2. The alarm can respond to smoke by sounding.
  3. The alarm can answer smoke by sounding.
Cevabı göster

The alarm can respond to smoke by sounding.

For example,

3:50

Örneğin,

how much pain you feel can depend on whether you're paying attention to the pain Dilbilgisi

3:51

ne kadar acı hissettiğiniz, acıya dikkat edip etmediğinize

Dilbilgisi

depend on whether you're paying attention to the pain: ağrıya dikkat edip etmemene bağlı olmak

depend on whether + yan cümle, bir sonucun bir koşulun gerçekleşip gerçekleşmemesine bağlı olduğunu anlatır. Bu cümlede hissettiğin ağrının miktarının, ağrıya dikkat edip etmemene göre değişebileceği söyleniyor. depend fiilinden sonra on kullanılmaya devam eder ve whether'dan sonra soru cümlesi değil, düz cümle sözdizimine sahip bir yan cümle gelir: whether you're paying attention to the pain. Bu yapı doğrudan bir soru değil, “olup olmadığı” koşulunu ifade eder.

Alıştırma

Sabit yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Our picnic may ____ the rain stops by noon.

Cevabı göster

depend on whether

or even your mood.

3:55

veya hatta ruh halinize bağlı olabilir.

Now pain is an area of active research. Kalıp ifadeler

3:56

Şu an acı, aktif bir araştırma alanıdır.

Kalıp ifadeler

an area of active research: üzerinde aktif olarak araştırma yapılan bir alan

an area of active research, araştırmacıların hâlâ çalıştığı ve hakkında yeni bilgiler geliştirdiği bir konu ya da alanı anlatır. Bu cümlede area fiziksel bir yer değil, araştırma alanı anlamındadır. active research, çalışmaların devam ettiğini ve hâlâ önemli açık sorular bulunduğunu gösterir. Bu ifade konuyu güncel bir araştırma alanı olarak sunar; konu hakkında hiçbir şey bilinmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Screen time is an area of active research cümlesi ne anlama gelir?

  1. Araştırmacılar ekran süresini hâlâ aktif olarak inceliyor.
  2. Araştırmacılar ekran süresiyle ilgili bütün soruları tamamen yanıtladı.
  3. Ekran süresi araştırmacıların çalıştığı fiziksel bir yerdir.
Cevabı göster

Araştırmacılar ekran süresini hâlâ aktif olarak inceliyor.

If we can understand it better, Anlatım akışı

3:59

Eğer onu daha iyi anlayabilirsek,

maybe we can help people manage it better. Kelime

4:00

belki insanların onunla daha iyi başa çıkmasına yardımcı olabiliriz.

Anlatım akışı

If we can..., maybe we can... ile olası bir sonuç belirtme

If we can understand it better bir koşul ortaya koyar: Konuyu daha iyi anlamak, daha sonra yardım etmeyi mümkün kılabilecek adım olarak sunulur. Ana cümle olan maybe we can help... ise umut edilen sonucu verir. Bu iki bölüm, bilgiyi pratik bir yararla ilişkilendirir ve doğal bir sonuç cümlesi oluşturur. Maybe kesinliği azaltır. Konuşmacı umut veren bir olasılık sunar; daha iyi anlamanın kesinlikle yardım sağlayacağını vaat etmez.

Alıştırma

If we can..., maybe we can... yapısı bu sonuç bölümünde ne işe yarıyor?

  1. Sonucun zaten gerçekleştiğini söyler.
  2. Olası bir koşulu umut edilen bir sonuca bağlar, ancak sonucu garanti etmez.
  3. Koşul ile sonucun birbiriyle ilgisiz olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Olası bir koşulu umut edilen bir sonuca bağlar, ancak sonucu garanti etmez.

Kelime

manage it better: manage pain ile ağrıyı kontrol etme veya ağrıyla başa çıkma

people manage it better ifadesindeki it, pain sözcüğüne gönderme yapar. Burada manage; ağrıyı kontrol altında tutmak, ağrıyla başa çıkmak veya ağrının günlük yaşama etkisini azaltmak anlamına gelir. Bir ekibi ya da projeyi yönetmek anlamına gelmez. Sağlık bağlamlarında manage çoğu zaman devam eden bir süreci anlatır. Bir kişi bir rahatsızlığı veya belirtiyi iyi manage etse bile o sorun hâlâ var olabilir.

Alıştırma

The treatment helps him manage chronic pain cümlesinde manage ne anlama gelir?

  1. ağrıyı kontrol etmek veya ağrıyla başa çıkmak
  2. ağrıyı kalıcı olarak ortadan kaldırmak
  3. bir grup ağrı uzmanını denetlemek
Cevabı göster

ağrıyı kontrol etmek veya ağrıyla başa çıkmak