Diğer hayvanlar ölümü anlayabilir mi? - Barbara J. King: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
655 kelime 123 kel/dk

Video özeti: Video, hayvanların yas yaşayıp yaşamadığını; orkalar, goriller, filler, zürafalar ve primatlarda gözlemlenen davranışlardan biyolojik verilere, ardından bilimsel belirsizliğin doğurduğu etik tercihlere ilerleyerek inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. projecting human emotions onto other animals. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: project onto ifadesini, sağlam kanıt olmadan hayvanlara insani duygu ya da güdüler atfetmek olarak anlayın. Bilimsel veya analitik bağlamlarda başka bir canlıyı yalnızca insan bakış açısından yorumlama riskini anlatmak için kullanın. 2. compared the samples from females who had lost a close relative in a predator attack with those who hadn't. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: compare X with Y yapısının iki araştırma grubunu karşılaştırdığını, those who hadn't bölümünün ise females who had not lost a close relative tekrarını önlediğini fark edin. Bu sıkıştırılmış yapıyı kontrollü karşılaştırmaları aktarırken uygulayın. 3. But where does this leave us for now? — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bunu fiziksel bir konum sorusu olarak değil, kanıtları değerlendirmekten bunların gerektirdiği geçici tutum ya da pratik tepkiye geçiş olarak yorumlayın. Kanıtların henüz eksik olduğu bir tartışmada sonuca giriş yapmak için kullanın.

Bu derste

In 2018, an orca called Tahlequah gave birth, but her daughter died within an hour. Kalıp ifadeler

0:07

2018 yılında Tahlequah adında bir orka doğum yaptı, ancak kızı bir saat içinde öldü.

Kalıp ifadeler

gave birth: give birth ifadesinin geçmiş zamanı

gave birth, bebek veya yavru dünyaya getirmek anlamındaki kalıplaşmış give birth fiil ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede doğum yapan Tahlequah'dır. give ve birth sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine give birth ifadesini tek bir bütün olarak anlayın. İfade, burada olduğu gibi tek başına kullanılabilir. Doğan bebeği veya yavruları belirtmek için give birth to + isim yapısı kullanılır: give birth to a calf ya da give birth to twins.

Alıştırma

Cümleyi kalıplaşmış give birth ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The elephant ____ to a healthy calf last night.

Cevabı göster

gave birth

Kalıp ifadeler

within an hour: en fazla bir saatlik süre sınırı

within an hour, ilgili bir başlangıç noktasından itibaren tam bir saat geçmeden önce veya en geç bir saat dolduğunda anlamına gelir. Bir üst zaman sınırı belirtir; olay çok daha erken de gerçekleşebilir. Burada başlangıç noktası doğumdur. Bu nedenle ifade, kızının çok kısa bir süre sonra öldüğünü gösterir. Aynı yapı başka sürelerle de kullanılır: within two days, en fazla iki gün sonra demektir.

Alıştırma

Bir tamir şirketi, aramanızdan en geç 60 dakika sonra yardımın ulaşacağını vaat ediyor. Bu vaadi en doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. Help will arrive an hour after your call.
  2. Help will arrive within an hour of your call.
  3. Help will stay for an hour after it arrives.
Cevabı göster

Help will arrive within an hour of your call.

Tahlequah, however, didn't leave her body, Anlatım akışı

0:14

Ancak Tahlequah onun bedenini bırakmadı,

Anlatım akışı

however: beklenmedik bir karşıtlığı belirtmek

However, önceki düşüncenin oluşturduğu beklentiyle çelişen bir bilginin geldiğini gösterir. Ölümden sonra dinleyici Tahlequah'nın bedenden uzaklaşmasını bekleyebilir; however, didn't leave her body yan cümlesinin bu beklentiye ters düştüğünü bildirir. Özneden sonra gelen ve iki yanında virgül bulunan however, tüm cümleyi etkileyen bir zarf ve anlatı işareti olarak çalışır: kısa bir duraklama yapıp hikâyenin yönü hakkındaki düşüncenizi değiştirmenizi sağlar. Burada yalnızca duygu ifade etmek yerine şaşırtıcı bir dönüşü düzenler.

Alıştırma

Bir yavru ölmüştü; bu nedenle dinleyici Tahlequah'nın uzaklaşmasını bekleyebilirdi. “Tahlequah, however, didn't leave her body,” cümlesinde however neyi gösteriyor?

  1. Sonraki bilgi beklenen durumla çelişiyor.
  2. Cümle olayın tam yerini bildiriyor.
  3. Cümle önceki düşünceyi hiçbir değişiklik olmadan tekrarlıyor.
Cevabı göster

Sonraki bilgi beklenen durumla çelişiyor.

and over the next 17 days and 1,600 km, Anlatım akışı

0:18

ve sonraki 17 gün ve 1.600 km boyunca,

Anlatım akışı

over the next 17 days and 1,600 km: zamanı ve mesafeyi çerçevelemek

Baştaki ifade, ardından gelecek eylemin kapsamını belirler: eylem sonraki 17 gün boyunca ve 1.600 kilometrelik bir yolculuk süresince devam eder. Buradaki over, “üstünde” değil, “bir zaman veya mesafe boyunca” anlamına gelir. Zaman ve mesafenin birlikte verilmesi olayın ölçeğini kolayca kavratır. Anlatıcı eylemi daha söylemeden önce dinleyiciyi bunun kısa veya yerel değil, uzun süreli ve geniş bir alana yayılan bir eylem olduğunu anlamaya hazırlar.

Alıştırma

Bir belgesel, bir yan cümleye“Over the next 17 days and 1,600 km, ...”diye başlıyor. Bu ölçümler dinleyiciyi neyi anlamaya hazırlar?

  1. Eylem ancak 17 günün tamamı bittikten sonra başlıyor.
  2. Eylem uzun bir zaman ve mesafe boyunca devam ediyor.
  3. Eylem tek bir yerde kalıyor ve yalnızca zamanla ölçülüyor.
Cevabı göster

Eylem uzun bir zaman ve mesafe boyunca devam ediyor.

she kept it afloat atop her own, Dilbilgisi

0:24

onu kendi bedeninin üzerinde yüzeyde tuttu,

Dilbilgisi

kept it afloat: keep + nesne + sıfat

Burada kept it afloat, “batması yerine su üstünde kalmasını sağladı” anlamına gelir. keep + nesne + sıfat yapısının geçmiş zaman biçimidir: kept + it + afloat. Bu yapı, birinin ya da bir şeyin nesneyi bir süre belirli bir durumda tutmasını anlatır. keep the door open ve keep the food warm gibi ifadelerde de kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin geçmiş zamanı ve afloat sıfatıyla tamamlayın: The life jacket ____ Mia ____.

Cevabı göster

kept · afloat

diving to retrieve the body whenever it slipped away, Dilbilgisi

0:27

her kaydığında bedeni geri almak için daldı,

Dilbilgisi

diving to retrieve: -ing ile eşlik eden eylem + amaç bildiren to-infinitive

Bu parçada diving, yapılan eylemi ekler; to retrieve ise bu eylemin amacını belirtir: dalma eylemi bedeni geri almak için yapılır. -ing'li ortaç öbeği, daha büyük bir cümleye eş zamanlı ya da eşlik eden bir eylem ekleyebilir. to + fiilin yalın hâli “hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Hangi cümlede eşlik eden eylem için -ing biçimi, bu eylemin amacı için de to + fiilin yalın hâli kullanılmıştır?

  1. Leo crossed the yard because the kite was running.
  2. Leo crossed the yard after catching the kite.
  3. Leo crossed the yard, running to catch the kite.
Cevabı göster

Leo crossed the yard, running to catch the kite.

Dilbilgisi

whenever it slipped away: tekrarlanan bir koşul

Burada whenever, “her ... olduğunda” anlamına gelir. Tekrarlanan bir koşulu başlatır: ceset her uzaklaştığında onu geri almak için dalma eylemi yeniden gerçekleşir. When ile kurulan bir yan cümle tek bir olaya da işaret edebilir. Buradaki whenever yan cümlesi ise bilgiyi “her tetiklemede aynı tepki” biçiminde yinelenen bir örüntü olarak düzenler.

Alıştırma

Bir koşul her gerçekleştiğinde aynı eylemin olduğunu açıkça anlatan cümle hangisidir?

  1. Whenever the gate opens, the dog runs outside.
  2. When the gate opened yesterday, the dog ran outside.
  3. Before the gate opens, the dog waits inside.
Cevabı göster

Whenever the gate opens, the dog runs outside.

even after it began deteriorating. Dilbilgisi

0:31

bedeni bozulmaya başladıktan sonra bile.

Dilbilgisi

even after it began deteriorating: beklenmedik bir eşiğin ötesinde devam

After, durumu kendi yan cümlesindeki olaydan sonraki bir zamana yerleştirir; even ise beklentiye aykırı, ödünleyici bir anlam ekler. Önceki eylem veya davranış, bozulmanın başladığı noktadan sonra da devam etmiştir; oysa bu değişikliğin normalde onu durdurması beklenebilirdi. Began deteriorating, “giderek kötüleşmeye başladı” anlamına gelir. Burada devam etmesini şaşırtıcı kılan zor aşamayı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, normalde eylemi durdurması beklenen bir noktadan sonra da eylemin sürdüğünü gösterir?

  1. She kept practicing even after the lights went out.
  2. She practiced after lunch.
  3. She stopped practicing before the lights went out.
Cevabı göster

She kept practicing even after the lights went out.

By altering her feeding and travel patterns, Dilbilgisi

0:35

Beslenme ve seyahat düzenini değiştirerek,

Dilbilgisi

By altering her feeding and travel patterns: Yöntem bildiren by + -ing

by + fiilin -ing biçimi, «bir şeyi yaparak» anlamına gelir. Cümle başındaki By altering her feeding and travel patterns, bu değişikliği ana cümledeki sonuca götüren yöntem veya araç olarak sunar. Bu ifade ana cümleden önce kullanıldığında önce yöntemi, ardından temel sonucu verir. Virgül, ana sonucun henüz gelmediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi yöntem bildiren by + -ing yapısıyla tamamlayın: ____ checking both doors, Maya made sure the shop was secure.

Cevabı göster

By

Tahlequah's behavior was certainly unusual.

0:37

Tahlequah'ın davranışının kesinlikle sıra dışı olduğunu gösterdi.

But was she mourning or just confused? Kelime

0:42

Ancak yas mı tutuyordu, yoksa sadece kafası mı karışıktı?

Kelime

mourning or just confused?: Yas mı, kafa karışıklığı mı?

mourning or just confused ifadesindeki mourning, bir ölüm veya büyük kayıpla bağlantılı acıyı yaşamak ya da göstermek anlamına gelir. Yalnızca sad olmaktan daha özel bir anlam taşır. Soru, davranış için birbiriyle yarışan iki açıklama sunar. Just ikinci açıklamayı daraltır: belki ortada yas yoktur ve yalnızca ne olduğunu anlayamıyordur.

Alıştırma

Bu soruda mourning sözcüğü büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. herhangi bir nedenle biraz mutsuz hissetmek
  2. ne olduğunu anlayamamak
  3. bir ölüm veya büyük kayıptan sonra yas tutmak
Cevabı göster

bir ölüm veya büyük kayıptan sonra yas tutmak

Do non-human animals grieve? Kelime

0:45

İnsan dışı hayvanlar yas tutar mı?

Kelime

non-human animals grieve?:insan dışı hayvanlar yas tutar mı

non-human animals, insan dışındaki hayvanlar anlamına gelir. Bu soruda ifade, insanlarla tartışılan diğer hayvanları birbirinden ayıran kesin bir bilimsel çerçeve kurar. grieve, bir ölümden veya ciddi bir kayıptan sonra derin üzüntü duymak ya da yas tutmak demektir. Soru, hayvanların kayıpla bağlantılı bu tür bir tepki gösterip gösteremeyeceğini sorar; kısa süreli bir mutsuzluk hissedip hissetmediklerini değil.

Alıştırma

Hem non-human animals hem de grieve ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Researchers ask whether non-human animals grieve a difficult puzzle.
  2. Researchers ask whether non-human animals grieve when food tastes unusual.
  3. Researchers ask whether non-human animals grieve after a loss.
Cevabı göster

Researchers ask whether non-human animals grieve after a loss.

This question is tricky.

0:48

Bu soru oldukça çetrefillidir.

In 1871,

0:50

1871 yılında,

Charles Darwin argued that other animals experience a wide range of emotions, Kalıp ifadeler

0:52

Charles Darwin, diğer hayvanların geniş bir duygu yelpazesi yaşadığını savundu,

including grief.

0:57

buna yas da dahildir.

Kalıp ifadeler

experience a wide range of emotions:çok çeşitli duygular yaşamak

experience a wide range of emotions, birçok farklı duyguyu hissetmek anlamına gelir. Burada experience, duygusal bir durumda olmayı anlatan bir fiildir; bir etkinliğe katılmak anlamında değildir. a wide range of yapısı, birçok farklı duygu türü bulunduğunu vurgular. Bu yapı symptoms, reactions veya feelings gibi çoğul ya da bir topluluğu ifade eden isimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Hedef yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. People can experience a wide range of emotions during major life changes.
  2. People can experience a wide range emotions during major life changes.
  3. People can experience a wide range of emotion during major life changes.
Cevabı göster

People can experience a wide range of emotions during major life changes.

But, especially in the absence of a dependable bridge between our minds and theirs, Notlar

0:59

Ancak, özellikle zihinlerimiz ile onlarınkiler arasında güvenilir bir köprü olmamasından dolayı,

Kalıp ifadeler

in the absence of: bir şeyin bulunmadığını resmî biçimde belirtme

In the absence of, “bir şey mevcut veya erişilebilir olmadığında” anlamına gelir. Bu cümlede eksik bir koşulu belirtir: insan zihniyle hayvan zihni arasında güvenilir bir bağlantı kurma yolu yoktur. Kalıp in the absence of + isim ya da isim öbeği şeklindedir. Edat öbeğinin tamamı, sonraki açıklamanın geçerli olduğu koşulu belirler.

Alıştırma

“Açık kanıt bulunmadığında” anlamına gelen hedef resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ clear evidence, we should avoid a firm conclusion.

Cevabı göster

In the absence of

Deyimler

a dependable bridge between our minds and theirs: anlamayı anlatan bir metafor

A dependable bridge between our minds and theirs bir metafordur. Bridge burada fiziksel bir yapı değil, insanın zihinsel deneyimiyle söz konusu hayvanların zihinsel deneyimini birbirine bağlayan güvenilir bir yol anlamına gelir. Our minds insan zihinlerini belirtir; theirs ise their minds ifadesinin yerini tutar. Anlamayı bir köprü olarak betimleyen cümle, güvenilir bir bağlantı olmadan başka tür bir zihnin neler yaşadığını doğrudan bilemeyeceğimizi anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede a dependable bridge ne anlama gelir?

  1. Hayvanların geçmesi için yapılmış fiziksel bir yapı
  2. İnsan ve hayvan zihinlerinin aynı olduğuna dair bilimsel bir kanıt
  3. İki zihin türünü anlamanın ve birbirine bağlamanın güvenilir bir yolu
Cevabı göster

İki zihin türünü anlamanın ve birbirine bağlamanın güvenilir bir yolu

many scientists have long been wary of projecting human emotions onto other animals. Notlar

1:05

birçok bilim insanı insan duygularını diğer hayvanlara yansıtmaktan uzun zamandır kaçınmaktadır.

Kalıp ifadeler

have long been wary of: uzun süredir devam eden temkinli tutum

Bu cümlede have long been wary of, uzun zamandır bir konuda temkinli davranmak anlamına gelir. Have been bu tutumun şimdiye kadar sürdüğünü, long sürenin uzun olduğunu gösterir; wary of ise temkinli olunan şeyi tanıtır. Bu ifade tamamen reddetmek ya da mutlaka korkmak anlamına gelmez; dikkatli bir şüphe anlatır. Burada bilim insanları, yeterli kanıt olmadan insanlara ait düşünceleri hayvanlara yükleme ihtimali nedeniyle temkinlidir.

Alıştırma

Bu cümlede have long been wary of ne anlama geliyor?

  1. bir şeyin doğru olduğunu tamamen kanıtlamış olmak
  2. uzun zamandır bir konuda temkinli davranmış olmak
  3. bir konuda daha yeni heyecanlanmaya başlamış olmak
Cevabı göster

uzun zamandır bir konuda temkinli davranmış olmak

Kelime

projecting human emotions onto other animals: insan duygularını hayvanlara atfetmek

projecting human emotions onto other animals, hayvanları insanlarla aynı duygulara sahipmiş gibi yorumlamak ve sonra bu yorumu onlara yüklemek demektir. project A onto B yapısı, yalnızca B'yi gözlemlemek yerine A'yı B'ye atfetmek anlamına gelir. Burada projecting psikolojik veya analitik anlamda kullanılır; film göstermek ya da geleceği tahmin etmek anlamına gelmez. Bu ifade, davranışın benzer olmasının tek başına hayvanların insanlarla aynı içsel duygulara sahip olduğunu kanıtlamadığı konusunda uyarır.

Alıştırma

Bu cümlede projecting human emotions onto other animals ne anlama geliyor?

  1. Diğer hayvanların gelecekte ne yapacağını tahmin etmek
  2. Hayvanlar hakkında bir filmi ekranda göstermek
  3. İnsan duygularını diğer hayvanlara atfetmek
Cevabı göster

İnsan duygularını diğer hayvanlara atfetmek

It's also been thought that they might display irregular behaviors after a death for other adaptive reasons. Notlar

1:12

Ayrıca bir ölümden sonra diğer uyumsal nedenlerle düzensiz davranışlar sergileyebilecekleri de düşünülmüştür.

Dilbilgisi

It's also been thought that...: kaynağı belirtilmeyen edilgen bildirim yapısı

It's also been thought that, bu görüşü kimin savunduğunu söylemeden ek bir inanç veya varsayım sunar. Bu cümlede that ile başlayan yan cümle, bildirilen düşünceyi içerir: onların bir ölümden sonra düzensiz davranışlar sergileyebileceği düşüncesi. Buradaki It's, It is değil, It has kısaltmasıdır; çünkü ardından been gelir. Edilgen has been thought yapısı, düşünceyi kimin ileri sürdüğünü arka planda bırakır ve onu kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, temkinli bir görüş olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede It's also been thought that ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Sonraki davranışın bir gerçek olduğunu kanıtlamak
  2. Kaynağını belirtmeden ek bir inancı aktarmak
  3. Düşünceyi öne süren kişinin kim olduğunu kesin olarak belirtmek
Cevabı göster

Kaynağını belirtmeden ek bir inancı aktarmak

Kelime

for other adaptive reasons: adaptasyonla bağlantılı başka nedenler

For other adaptive reasons, adaptasyonla bağlantılı başka nedenlerle anlamına gelir. Biyoloji ve davranış bilimlerinde adaptive, bir canlının hayatta kalmasına, üremesine veya çevresiyle başa çıkmasına yardımcı olabilecek bir özellik ya da davranışı anlatır. Burada ifade, davranışa duygusal değil işlevsel bir açıklama getirir. Other, bunun başka bir olası açıklamaya alternatif olduğunu gösterir. Adaptive, canlının davranışı bilinçli olarak planladığı anlamına gelmez; bir davranış, kasıtlı bir hedef olmadan da yararlı bir etkiye sahip olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede for other adaptive reasons ne anlama gelir?

  1. tamamen rastgele nedenler
  2. hayatta kalma veya uyum işlevine hizmet edebilecek başka nedenler
  3. hayvanın belirli bir duygu hissettiğini gösteren nedenler
Cevabı göster

hayatta kalma veya uyum işlevine hizmet edebilecek başka nedenler

And, for a while,

1:19

Ve bir süreliğine,

the paradigm was that humans were exceptional. Kelime

1:22

temel görüş, insanların istisnai olduğu yönündeydi.

Kelime

the paradigm was that...: baskın bir düşünce çerçevesi

Bu cümlede paradigm, bir alanın bir konuyu anlamak için kullandığı baskın çerçeve demektir. the paradigm was that... kalıbı, bu çerçevenin temel inancını sunar: İnsanlar diğer hayvanlardan ayrı bir yerde görülüyordu. Burada exceptional yalnızca çok iyi değil, temelde farklı ya da olağan kategorinin dışında demektir. Geçmiş zamandaki was, bu baskın görüşü geçmişe yerleştirir; tek başına konuşanın bu görüşe katıldığını göstermez.

Alıştırma

the paradigm was that humans were exceptional cümlesinde paradigm ne anlama gelir?

  1. Sorgulanamayan tek bir gerçek
  2. Bir konuyu anlamaya yönelik baskın bir çerçeve
  3. Anlık bir kişisel tepki
Cevabı göster

Bir konuyu anlamaya yönelik baskın bir çerçeve

Other animals were reacting and surviving Anlatım akışı

1:25

Diğer hayvanlar sadece tepki verip hayatta kalırken,

while we alone were thinking and feeling.

1:28

yalnız bizim düşünüp hissettiğimize inanılıyordu.

Anlatım akışı

Other animals were... while we alone were...: paralel karşıtlık

Cümle, iki paralel yan cümleyi yan yana getirir: Other animals + were reacting and surviving ile we alone + were thinking and feeling. Her iki tarafta were + -ing yapısının tekrarlanması ve ikişer fiilin eşleştirilmesi, iki kategoriyi karşılaştırmayı kolaylaştırır. Burada while öncelikle zamanı belirtmek yerine karşıtlığı düzenler. Alone yalnızca demektir; bu yüzden we alone eski görüşü, insanlarla hayvanlar arasında dışlayıcı bir ayrım olarak keskinleştirir. Cümle bu ayrımı eski paradigmanın bir parçası olarak sunar, doğru olduğunun kanıtı olarak değil.

Alıştırma

Asıl cümlede while sözcüğünün bilgiyi düzenleyen temel görevi nedir?

  1. İki grubun harekete geçtiği kesin zamanı göstermek
  2. İnsanların neden hissedebildiğini açıklamak
  3. Hayvanların yaptığı söylenenlerle insanların yaptığı söylenenleri karşılaştırmak
Cevabı göster

Hayvanların yaptığı söylenenlerle insanların yaptığı söylenenleri karşılaştırmak

This conception was increasingly challenged during the 20th century. Anlatım akışı

1:33

Bu anlayışa 20. yüzyıl boyunca giderek daha fazla meydan okundu.

Anlatım akışı

Bu anlayış giderek daha fazla sorgulandı

This conception, daha önce tanıtılan bir düşünceye gönderme yapar. Edilgen yapıdaki was increasingly challenged, zamanla bu düşünceyi sorgulayan kanıtların veya savların arttığını belirtir; düşüncenin bir anda ortadan kalktığı anlamına gelmez. Açıklayıcı bir metinde bu cümle geçiş görevi görür: eski görüşün anlatımını bitirir ve okuyucuyu bu görüşle uyuşmayan kanıtlara veya örneklere hazırlar.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümle bu açıklamada ne işe yarıyor?

  1. Önceki düşüncenin giderek artan şüphelerle karşılaştığını söyler ve yeni kanıtlara zemin hazırlar.
  2. Önceki düşüncenin daha yaygın biçimde kabul edildiğini söyler.
  3. Bu düşünce hakkında bir yarışmanın 20. yüzyılda başladığını söyler.
Cevabı göster

Önceki düşüncenin giderek artan şüphelerle karşılaştığını söyler ve yeni kanıtlara zemin hazırlar.

In 1985, for example,

1:37

Örneğin 1985 yılında,

a gorilla called Koko,

1:40

Koko adındaki bir gorile,

who'd been trained to use some signs from American Sign Language, Notlar

1:41

(Amerikan İşaret Dili'nden bazı işaretleri kullanması için eğitilmişti),

was told that her kitten companion had died.

1:46

arkadaşı olan yavru kedinin öldüğü söylendi.

Dilbilgisi

who'd been trained to use: kullanmak üzere önceden eğitilmişti

Burada who'd, who had ifadesinin kısaltmasıdır: who had been trained to use. Had been trained, geçmiş zamanın öncesini belirten edilgen yapıdır. Eğitimi alan Koko'dur ve eğitim, was told ile anlatılan daha sonraki geçmiş olaydan önce gerçekleşmiştir. Açıklayıcı ilgi yan cümlesi, Koko'nun öğrendiği iletişim becerisi hakkında arka plan bilgisi ekler; ana olay, Koko'ya bir şey söylenmesidir. Bu yapı, daha sonraki bir geçmiş olayı anlatırken önceki hazırlığı da gösterir.

Alıştırma

Cümleyi who / train / to ifadesinin kısaltılmış geçmişin öncesi edilgen biçimiyle tamamlayın: The rescue dog, ____ find survivors, led the team into the building.

Cevabı göster

who'd been trained to

Kültür

American Sign Language: Amerikan İşaret Dili

American Sign Language, genellikle ASL olarak kısaltılan belirli bir işaret dilinin adıdır. Bu cümlede signs, yol işaretleri veya ilanlar değil, o dilde iletişim kurmak için kullanılan tek tek işaretlerdir. Bu ayrıntı, Koko'ya nasıl iletişim kurmasının öğretildiğini açıklar: Koko bazı ASL işaretlerini kullanabiliyordu.

Alıştırma

Bu cümlede American Sign Language ne anlama geliyor?

  1. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tabelalarda yazan İngilizce
  2. Amerikalı birinin yaptığı herhangi bir hareket
  3. Genellikle ASL olarak kısaltılan belirli bir işaret dili
Cevabı göster

Genellikle ASL olarak kısaltılan belirli bir işaret dili

She made distress calls, Kalıp ifadeler

1:49

Sıkıntı dolu sesler çıkardı,

Kalıp ifadeler

made distress calls: sıkıntı veya yardım çağrısı içeren sesler çıkarmak

Made distress calls, acı, korku, tehlike veya acil yardım ihtiyacını gösteren çığlıklar ya da sinyaller çıkardı demektir. Burada calls telefon görüşmeleri değil, sesli çağrılardır. Kalıp, tek bir çağrı için make a distress call, birden fazla çağrı için make distress calls biçimindedir. Hayvan davranışını anlatan betimlemelerde yaygın bir eşdizimdir.

Alıştırma

Yaban hayatı raporunu dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: After the chick fell from the nest, it ____ until a ranger found it.

Cevabı göster

made distress calls

and several weeks later,

1:50

ve birkaç hafta sonra,

looking at a photo of another kitten,

1:52

başka bir yavru kedinin fotoğrafına bakarken,

signed "cry, sad, and frown." Kelime

1:54

işaret diliyle "ağlamak, üzgün ve kaş çatmak" dedi.

Kelime

signed: “işaret diliyle ifade etti” anlamı

Bu cümlede signed, sign fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bir şeyi işaret diliyle ifade etti” anlamına gelir. Tırnak içindeki sözcükler yapılan işaretleri belirtir; signed burada “imza attı” demek değildir. Daha önce American Sign Language ifadesinin geçmesi temel bağlamı sağlar. İşaret dili kullanılan bir ortamda sign fiilinden sonra bir sözcük, mesaj veya yan cümle gelirse bu içerik işaretlerle aktarılıyor olabilir.

Alıştırma

The child signed “thank you” to the teacher cümlesinde signed ne anlama gelir?

  1. bir mesajı işaret diliyle ifade etti
  2. bir belgeye imza attı
  3. mesajın resmini çizdi
Cevabı göster

bir mesajı işaret diliyle ifade etti

Now, there's a growing pool of data and observations suggesting that some animals, Kalıp ifadeler

1:59

Günümüzde bazı hayvanların,

Kalıp ifadeler

there's a growing pool of data and observations: giderek artan veri ve gözlem birikimi

There's, there is ifadesinin kısaltmasıdır ve bir şeyin var olduğunu belirtir. A growing pool of data and observations, kullanılabilir bilgi ve kayıtlı gözlem birikiminin büyüdüğü anlamına gelir; pool burada su dolu bir havuz değil, bir araya getirilmiş kaynak anlamındadır. Araştırma ve bilim iletişiminde bu ifade, kanıtların biriktiğini gösterir. Ancak tek başına kanıtların kesin olduğunu veya herkesin aynı fikirde olduğunu söylemez.

Alıştırma

a growing pool of data en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Her çalışma aynı sonuca ulaştı.
  2. Kullanılabilir veri birikimi artıyor.
  3. Gerçek bir havuz büyütülüyor.
Cevabı göster

Kullanılabilir veri birikimi artıyor.

including mammals and birds,

2:05

memeliler ve kuşlar da dahil olmak üzere,

might experience what we call grief. Kelime

2:08

bizim yas dediğimiz şeyi yaşayabileceğini öne süren veri ve gözlemlerin sayısı artmaktadır.

Kelime

what we call grief: temkinli bir adlandırma

what we call grief ifadesindeki what we call X, “X adını verdiğimiz şey veya deneyim” anlamına gelir. Burada grief, olası bir duygusal deneyime verilen addır; bu adlandırma doğrudan kanıtlanmış bir gerçekmiş gibi sunulmaz. İfade, might ile birlikte iddiayı temkinli hâle getirir: gözlemlenen deneyim, insanların grief dediği kavrama uyuyor olabilir. Bu kalıp, yorum payı bırakarak bir şeyi adlandırmak veya sınıflandırmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede what we call grief ne işe yarıyor?

  1. Olası deneyimi grief olarak adlandırır ve yoruma yer bırakır.
  2. Her hayvanın grief duygusunu insanlarla tamamen aynı biçimde yaşadığını kesin olarak kanıtlar.
  3. Birinin Grief adlı bir kişiye telefon ettiğini söyler.
Cevabı göster

Olası deneyimi grief olarak adlandırır ve yoruma yer bırakır.

In 2003, Eleanor, an elephant matriarch, collapsed. Kelime

2:12

2003 yılında anaerkil bir fil olan Eleanor yere yığıldı.

Kelime

an elephant matriarch: bir sürünün dişi lideri

Matriarch, bir ailede veya sosyal grupta kadın lideri ya da etkili ve yaşça büyük bir dişiyi ifade eder. Bu nedenle an elephant matriarch yalnızca anne bir fil değildir; sürüde merkezi bir liderlik rolü üstlenen dişi fildir. Cümlede an elephant matriarch bir açıklayıcı eş görevli ifadedir: Eleanor'ı başka bir biçimde tanımlar ve onun rolünü ekler. Virgüller, bunun kimliğiyle ilgili ek bilgi olduğunu gösterir.

Alıştırma

an elephant matriarch ne anlama gelir?

  1. Sürüyü yöneten veya sürüde merkezi bir rolü olan yetişkin dişi fil.
  2. Mesleği fillere bakmak olan bir kişi.
  3. Yavru doğurmuş herhangi bir dişi fil.
Cevabı göster

Sürüyü yöneten veya sürüde merkezi bir rolü olan yetişkin dişi fil.

Within minutes, another matriarch called Grace neared and helped Eleanor stand, Kalıp ifadeler

2:18

Dakikalar içinde, Grace adında başka bir anaerkil yaklaştı ve Eleanor'un ayağa kalkmasına yardım etti,

Kalıp ifadeler

Within minutes: bir olayın çok hızlı gerçekleştiğini vurgulamak

Within minutes, sonraki olayın yalnızca birkaç dakika sonra gerçekleştiğini belirtir ve hızı vurgular. Cümlenin başında kullanıldığında ana olaydan önce kısa bir zaman çerçevesi verir. within + süre yapısı, bir şeyin o süre dolmadan gerçekleştiğini anlatır. Kesin bir sayı yerine genel olarak minutes kullanıldığında genellikle “çok kısa süre içinde” anlamına gelir.

Alıştırma

Çok hızlı gerçekleşen bir olayı anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the doctor called us back.

Cevabı göster

Within minutes

only for her to fall again. Dilbilgisi

2:24

ancak tekrar yere düştü.

Dilbilgisi

only for her to fall again: beklenmedik bir sonuç

Only for her to fall again, önceki eylemin ulaşmayı amaçladığı sonucun tersini anlatır: ayağa kalkmasına yardım edildi, ancak sonra yeniden düştü. Bu yapı çoğu zaman hayal kırıklığı, bıkkınlık veya şaşkınlık ifade eder. Kalıp ana olay, only for + isim veya nesne durumundaki zamir + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. İsim veya zamir, mastar yapısının öznesidir; bu nedenle her, düşen kişinin o olduğunu gösterir. Buradaki only, sonuç bildiren yapının tamamına aittir; onu düşürmenin amaç olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? Lena trained for weeks, only for the race to be canceled.

  1. Lena antrenman yaptı, ancak yarış beklenmedik şekilde iptal edildi.
  2. Lena yarışın iptal edilmesini istediği için antrenman yaptı.
  3. Yarışı iptal etmesine izin verilen tek kişi Lena'ydı.
Cevabı göster

Lena antrenman yaptı, ancak yarış beklenmedik şekilde iptal edildi.

Grace vocalized, stayed by Eleanor's side, Kalıp ifadeler

2:27

Grace sesler çıkardı, Eleanor'un yanında kaldı,

Kalıp ifadeler

stayed by Eleanor's side: yakınında kalmak ve destek olmak

stayed by Eleanor's side ifadesinde by Eleanor's side, Eleanor'ın yanında anlamına gelir; stayed ise Grace'in oradan ayrılmadığını gösterir. Bu bağlamda ifade hem fiziksel yakınlığı anlatır hem de ilgi ve destek anlamı taşır. Tekrar kullanılabilen kalıp stay by someone's side şeklindedir. Gerçekten birinin yanında kalmayı ya da daha mecazi olarak zor bir dönemde o kişiyi desteklemeyi sürdürmeyi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi stay by someone's side ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the emergency, Maya ____ her younger brother's side until help arrived.

Cevabı göster

stayed by

and tried pushing her back up. Kalıp ifadeler

2:30

ve onu tekrar yukarı itmeye çalıştı.

Kalıp ifadeler

tried pushing her back up: yukarı iterek önceki konumuna döndürmek

pushing her back up ifadesinde up yukarı yönü gösterirken, back önceki bir konuma veya duruma dönüşü anlatır. Burada back up, onun aşağıda ya da daha alçak bir konumda olduğunu ve geriye doğru değil, yeniden yukarı itildiğini gösterir. Tried pushing, pushing eylemini denenmiş olan hareket olarak sunar. Denemenin başarılı olup olmadığını söylemez.

Alıştırma

Yeniden yukarı çıkarak önceki konuma dönmek anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A foam block fell flat, so we pushed it ____ into an upright position.

Cevabı göster

back up

When Eleanor died, a female named Maui approached,

2:33

Eleanor öldüğünde Maui adında bir dişi yaklaştı,

positioned herself over Eleanor's body,

2:37

Eleanor'un bedeninin üzerinde durdu,

and rocked back and forth. Kalıp ifadeler

2:40

ve ileri geri sallandı.

Kalıp ifadeler

rocked back and forth: öne arkaya sallandı

Burada rocked, rock fiilinin geçmiş zamanıdır ve tekrarlanan, genellikle hafif bir hareketi anlatır. Back and forth, bir yöne ve ardından karşı yöne hareket etmek demektir. rocked back and forth birlikte, bir kişinin veya nesnenin iki konum arasında tekrar tekrar hareket ettiğini anlatır. Bu ifade yalnızca hareketin kendisini açıklar; hareketin sakin, gergin veya dışarıdan gelen bir kuvvetten kaynaklanmış görünüp görünmediğini bağlam belirler.

Alıştırma

Bu hareket için doğal ifadeyi tamamlayın: The porch swing ____ in the breeze.

Cevabı göster

rocked back and forth

Over the course of one week, Kalıp ifadeler

2:42

Bir hafta boyunca,

Kalıp ifadeler

Over the course of one week: bir hafta boyunca

Over the course of one week, bir haftayı bir şeyin devam ettiği, tekrarlandığı, değiştiği veya yavaş yavaş biriktiği dönem olarak gösterir. Tek bir anı belirtmez; olayların bu zaman aralığı boyunca geliştiğini anlatır. Yapı over the course of + bir zaman dilimidir. Zaman diliminin kendisi bilgiyi düzenlemeye yardımcı olduğunda, özellikle aşamalı bir sonucu veya bir dizi olayı anlatırken kullanılır.

Alıştırma

Over the course of one week neyi vurgular?

  1. tam olarak bir hafta sonraki tek bir an
  2. hafta boyunca devam eden veya biriken bir süreç
  3. bir hafta içinde karşılanması gereken bir son tarih
Cevabı göster

hafta boyunca devam eden veya biriken bir süreç

elephants from five different families visited Eleanor's body.

2:45

beş farklı aileden filler Eleanor'un bedenini ziyaret etti.

On separate occasions, elephants have been observed carrying the remains of family members, Notlar

2:49

Farklı zamanlarda fillerin aile üyelerinin kalıntılarını taşıdıkları gözlemlenmiştir,

Kalıp ifadeler

On separate occasions: birden fazla bağımsız olay

On separate occasions, “farklı zamanlarda” veya “birbirinden ayrı ve bağımsız olaylarda” anlamına gelir. Separate, occasions sözcüğünü niteler; dolayısıyla gözlemlerin hepsi tek bir olaydan gelmemiştir. İfade, olayların tam sayısını belirtmez. Cümlenin başında kullanıldığında tüm ifadenin zaman çerçevesini belirler. Raporlarda ve bilimsel metinlerde tek bir yalıtılmış örnek vermek yerine benzer davranışlarla ilgili birkaç kaydı bir araya getirir.

Alıştırma

Bu cümlede On separate occasions ne anlatıyor?

  1. Olaylar farklı bayramlarda gerçekleşti.
  2. Davranış, birbirinden ayrı birden fazla olayda kaydedildi.
  3. Bütün gözlemler aynı anda gerçekleşti.
Cevabı göster

Davranış, birbirinden ayrı birden fazla olayda kaydedildi.

Dilbilgisi

Have been observed carrying: kaydedilmiş davranışı bildirmek

Have been observed carrying, present perfect edilgen yapı have been observed ile -ing biçimi carrying birleşimidir. Filler gözlemleyen değil, gözlemlenen taraftır: birileri onları kalıntıları taşırken görmüş ve bu davranışı kaydetmiştir. Bu yapı, gözlemciyi arka planda tutup kaydedilen davranışı öne çıkarır. Şimdiye kadar toplanmış kanıtları bildirir; her filin her zaman böyle davrandığını iddia etmez.

Alıştırma

Observe fiilinin iki sözcüklü edilgen biçimiyle tamamlayın: Urban foxes have ____ searching for food after dark.

Cevabı göster

been observed

including jawbones and tusks.

2:56

buna çene kemikleri ve dişler de dahildir.

Kelime

the remains of family members: isim olarak remains

the remains of family members ifadesinde remains, ölümden sonra geride kalan beden, kemikler veya diğer fiziksel parçalar anlamına gelen çoğul bir isimdir. Burada jawbones and tusks denmesi, sözcüğün bedensel kalıntılara gönderme yaptığını gösterir. Bunu, kalmak veya bir durumda olmaya devam etmek anlamındaki remain fiili olarak yorumlamayın. the remains of + kişi, hayvan veya nesne yapısı, remains sözcüğünün isim olduğuna dair güçlü bir ipucudur.

Alıştırma

“Archaeologists carefully examined the remains of the ancient animal,” cümlesinde remains ne anlama gelir?

  1. aynı durumda kalır
  2. hayvanın hayatta olan akrabaları
  3. ölümden sonra kalan beden, kemikler veya fiziksel izler
Cevabı göster

ölümden sonra kalan beden, kemikler veya fiziksel izler

In 2010, a giraffe was born with a deformed foot and had trouble walking. Kalıp ifadeler

2:59

2010 yılında deforme olmuş bir ayakla doğan ve yürümede zorluk çeken bir zürafa doğdu.

Kalıp ifadeler

was born with a deformed foot: be born with yapısı

was born with a deformed foot ifadesinde be born with + isim, belirtilen özelliğin veya durumun doğum anında zaten var olduğu anlamına gelir. Zürafanın ayağı sonradan bu hâle gelmemiş, doğuştan şekil bozukluğuna sahipti. With, birlikte doğulan birini değil, özelliği veya durumu tanıtır. Bu yapı, durumun ne zaman mevcut olduğunu belirtir; ancak nedenini veya kalıtsal olup olmadığını tek başına açıklamaz.

Alıştırma

Cümleyi be born with kullanarak tamamlayın: The kitten was ____ a heart condition.

Cevabı göster

born with

Kalıp ifadeler

had trouble walking ... have trouble doing: bir şeyi yapmakta zorlanmak

had trouble walking, zürafanın o sırada yürümekte zorlandığı anlamına gelir. Gerçek bir güçlüğü anlatır; mutlaka hiç yürüyemediği anlamına gelmez. Yapı have trouble + fiil-ing şeklindedir ve bir eylemi yapmanın zor olduğunu anlatır. Burada geçmişteki bir durumdan söz edildiği için had kullanılmıştır.

Alıştırma

Bir eylemi yapmanın zor olduğunu anlatmak için have trouble doing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I had trouble to find my keys.
  2. I had trouble finding my keys.
  3. I had trouble find my keys.
Cevabı göster

I had trouble finding my keys.

The calf lived just 4 weeks.

3:05

Yavru sadece 4 hafta yaşayabildi.

On the day the calf died,

3:08

Yavrunun öldüğü gün,

22 other females and four juveniles Kelime

3:10

diğer 22 dişi ve dört genç,

closely attended and occasionally nuzzled the body. Kelime

3:14

bedeni yakından izledi ve zaman zaman burunlarıyla dürttü.

Kelime

22 other females and four juveniles: cinsiyet ve olgunluğa göre sınıflandırılan hayvan grupları

Bu hayvan gözlemi cümlesinde 22 other females, 22 dişi hayvan daha demektir; four juveniles ise henüz olgunlaşmamış dört hayvanı anlatır. Tür çevredeki rapordan zaten anlaşıldığı için bu isimler tek başına kullanılabilir. Bu etiketler farklı sorulara cevap verir: female cinsiyeti, juvenile ise yaşı veya olgunluk düzeyini belirtir. Juvenile hayvanın erkek mi dişi mi olduğunu göstermez; bu ifade de bütün dişilerin yetişkin olduğunu tek başına söylemez.

Alıştırma

Bir hayvan raporunda 22 other females and four juveniles neyi belirtir?

  1. 22 dişi hayvan daha ve henüz olgunlaşmamış dört genç hayvan
  2. 22 kadın ve dört genç insan
  3. 22 erkek hayvan daha ve dört yetişkin hayvan
Cevabı göster

22 dişi hayvan daha ve henüz olgunlaşmamış dört genç hayvan

Kelime

closely attended and occasionally nuzzled: yakında beklemek ve ara sıra burunla nazikçe sürtünmek

Burada attended, bedenin yakınında kalıp onu gözetmek anlamına gelir. Bir derse veya etkinliğe katılmak anlamında değildir. Closely, yakında kalma ve dikkatle ilgilenme düşüncesini güçlendirir. Nuzzled, burun veya ağız-burun bölgesiyle nazikçe bastırmak ya da sürtünmek demektir. Occasionally, bu temasın zaman zaman gerçekleştiğini gösterir. İki fiil birlikte, dikkatle yanında kalmayı ve nazik fiziksel teması anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede closely attended and occasionally nuzzled nasıl bir davranışı anlatıyor?

  1. Bedenin yakınında kalıp ara sıra burunla ona nazikçe sürtünmek
  2. Bedenin yakınında bir derse katılıp ara sıra başka yere bakmak
  3. Bedene dokunmadan onu uzaktan izlemek
Cevabı göster

Bedenin yakınında kalıp ara sıra burunla ona nazikçe sürtünmek

On the third morning, the mother was alone and still not eating,

3:18

Üçüncü sabah anne yalnızdı ve hala yemek yemiyordu,

which giraffes usually do constantly. Dilbilgisi

3:23

ki zürafalar bunu genellikle sürekli yaparlar.

Dilbilgisi

which giraffes usually do constantly: which sözcüğünün eating eylemine gönderme yapması

Burada which, hemen önce belirtilen eating, yani yemek yeme eylemine gönderme yapar. Anne zürafaya veya yemek yememe durumunun tamamına gönderme yapmaz. İlgi cümleciği şu ek bilgiyi verir: Zürafalar normalde neredeyse sürekli yer, bu nedenle annenin yememesi sıra dışıdır. Do, eat fiilini tekrarlamamak için kullanılan bir ikame fiildir. Temel anlam giraffes usually eat constantly şeklindedir. Bu yapı, which cümleciğinin önceki bir eyleme gönderme yapmasını ve eylem fiilinin tekrarlanmamasını sağlar.

Alıştırma

which giraffes usually do constantly ifadesinde which neye gönderme yapıyor?

  1. anne zürafa
  2. yemek yememe durumu
  3. yemek yeme eylemi
Cevabı göster

yemek yeme eylemi

Instead, she stayed by her dead calf

3:26

Bunun yerine, ölü yavrusunun yanında kaldı,

even after hyenas ate away at the body. Öbek fiiller

3:30

sırtlanlar bedenini yemeye başladıktan sonra bile.

Öbek fiiller

ate away at: zamanla tüketmek veya zarar vermek

Burada ate away at, “ısırarak parçalarını yemeyi sürdürmek” anlamına gelir. Sırtlanların yalnızca yemek yediğini söylemek yerine, eylemlerini cesede zamanla verilen bir zarar olarak sunar. eat away at + isim kalıbı ayrıca bir nesnenin, bir stoğun ya da güven gibi soyut bir niteliğin yavaş yavaş zarar görmesini, tükenmesini veya zayıflamasını anlatabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Years of salty air ____ the metal railing.

Cevabı göster

ate away at

Scientists have also begun quantitatively assessing other animals' responses to death. Kelime

3:34

Bilim insanları ayrıca diğer hayvanların ölüme verdikleri tepkileri niceliksel olarak değerlendirmeye de başladılar.

Kelime

begun quantitatively assessing...: diğer hayvanların ölüme tepkilerini nicel olarak değerlendirmeye başlamak

Yapı have begun + assessing şeklindedir ve quantitatively zarfı assessing sözcüğünden önce gelir. Araştırma faaliyetinin başladığını ve şu anda da önemini koruduğunu anlatır. Quantitatively, değerlendirmenin nasıl yapıldığını belirtir: sayılar veya ölçülebilir başka veriler kullanılarak. Other animals' responses to death değerlendirilen şeydir. İfade bir bütün olarak bilimsel araştırma diline aittir çünkü tek tek gözlemlerin ötesine geçip sistemli ölçüme yönelir.

Alıştırma

Hangi etkinlik quantitatively assessing animals' responses ifadesine en uygundur?

  1. Veri toplamadan bir hayvanın ne hissettiğini tahmin etmek.
  2. Bir hayvanla ilgili akılda kalıcı tek bir hikâye anlatmak.
  3. Her davranışın kaç kez gerçekleştiğini saymak ve toplamları karşılaştırmak.
Cevabı göster

Her davranışın kaç kez gerçekleştiğini saymak ve toplamları karşılaştırmak.

In 2006, researchers analyzed baboon fecal samples for glucocorticoids, Kalıp ifadeler

3:40

2006 yılında araştırmacılar, babun dışkı örneklerini glukokortikoidler açısından analiz ettiler,

Kalıp ifadeler

analyzed ... samples for glucocorticoids: bir numunede hedef maddeyi aramak

analyze + sample + for + hedef yapısında sample incelenen şeydir; for'dan sonra gelen bölüm ise aranan veya ölçülen maddeyi ya da belirteci adlandırır. Burada dışkı örneklerinde glukokortikoidler aranmış veya ölçülmüştür. Bu yapı laboratuvar, tıp ve çevre alanındaki metinlerde yaygındır. analyze a sample for X, numuneyi X'i tespit etmek veya ölçmek için incelemek demektir; X'in yararına analiz yapmak demek değildir.

Alıştırma

Test edilen maddeyi tanıtan edatla laboratuvar cümlesini tamamlayın: The lab analyzed the water samples ____ lead.

Cevabı göster

for

stress hormones that spike when humans are bereaved. Kelime

3:47

bunlar, insanlar yas tuttuğunda yükselen stres hormonlarıdır.

Kelime

stress hormones that spike: ani yükseliş anlamındaki spike

Burada spike, bir değerin aniden ve belirgin ölçüde yükselmesi anlamına gelen bir fiildir. that spike ilgi cümleciği, stres hormonlarının ne yaptığını açıklar: İnsanlar yas tuttuğunda bu hormonların seviyeleri hızla yükselir. Bu anlam, miktar veya seviyelerdeki değişiklikler için kullanılır; a spike denilen sivri nesneyi ifade etmez.

Alıştırma

"Website traffic spiked after the game," cümlesinde spiked ne anlama gelir?

  1. Aynı seviyede kaldı.
  2. Aniden ve keskin biçimde yükseldi.
  3. Zaman içinde yavaşça azaldı.
Cevabı göster

Aniden ve keskin biçimde yükseldi.

Kelime

are bereaved: yakın birinin ölümünü yaşamak

Burada are bereaved, “yakın birinin ölümünü yaşamış olmak” anlamına gelir. Bereaved, sıradan bir üzüntüyü değil, ölümün neden olduğu bir durumu anlatır. Be + bereaved yapısı, bu kayıptan etkilenen insanlara odaklanır. Resmî ve kesin bir sözcük olduğu için stres hormonlarıyla ilgili bilimsel bir anlatıma uygundur.

Alıştırma

Hangi cümlede bereaved doğru kullanılmıştır?

  1. Leo was bereaved because he lost his pencil.
  2. The family was bereaved after their grandmother died.
  3. Maya was bereaved when her team lost the game.
Cevabı göster

The family was bereaved after their grandmother died.

They compared the samples from females who had lost a close relative in a predator attack Dilbilgisi

3:51

Bir yırtıcı saldırısında yakın bir akrabasını kaybeden dişilerden alınan örnekleri,

with those who hadn't.

3:57

kaybetmeyenlerinkiyle karşılaştırdılar.

Dilbilgisi

compared ... with those who hadn't: karşılaştırma ve eksilti

Compare X with Y kalıbı, örnekleriyle temsil edilen iki grubu karşılaştırmaya koyar. Tam karşılaştırma, yırtıcı saldırısında yakın bir akrabasını kaybetmiş dişilerden alınan örneklerle bu kaybı yaşamamış dişilerden alınan örnekler arasındadır. Those who hadn't ifadesindeki those, females sözcüğünün yerini tutar. Hadn't, had not anlamındadır; daha önce anlaşıldığı için lost a close relative in a predator attack sözleri tekrarlanmaz. Bu bir eksiltidir, yanlışlıkla eksik bırakılmış bir fiil değildir.

Alıştırma

Özgün cümlede those who hadn't ifadesinin eksiksiz anlamı nedir?

  1. samples that had not been analyzed
  2. predators that had not attacked
  3. females who had not lost a close relative in a predator attack
Cevabı göster

females who had not lost a close relative in a predator attack

And they found that the glucocorticoid levels of baboons who had

3:59

Ve kayıp yaşayan babunların glukokortikoid seviyelerinin,

were significantly higher the month following the death. Kalıp ifadeler

4:03

ölümün ardından gelen ayda önemli ölçüde daha yüksek olduğunu buldular.

Kalıp ifadeler

“the month following the death”: “ardından gelen” anlamındaki following

Burada following, “ardından gelen” anlamındadır. Zaman bildiren the month ifadesinden sonra gelir ve hangi ayın kastedildiğini belirtir: ölümün hemen ardından gelen ay. “Zaman dilimi + following + olay” biçimindeki bu yapı, bir zaman dilimini bir olayın sonrasına kısa ve açık şekilde yerleştirir. Raporlarda ve diğer olgusal metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi follow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Interest grew in the days ____ the discovery.

Cevabı göster

following

Those baboons then increased their grooming behavior Kalıp ifadeler

4:08

Bu babunlar daha sonra tımar davranışlarını

and the number of their grooming partners,

4:11

ve tımar partnerlerinin sayısını artırarak,

Kalıp ifadeler

“increased their grooming behavior and the number of their grooming partners”: tek fiil, iki ölçüt

Increased fiilinin and ile bağlanan iki eş görevli nesnesi vardır: their grooming behavior ve the number of their grooming partners. Birincisi bir etkinlikteki değişimi, ikincisi ise bu etkinliğe katılan partnerlerin sayısındaki değişimi bildirir. İki isim öbeği için tek fiil kullanmak, birbiriyle ilişkili iki sonucu birlikte sunar. Their sözcüğünün tekrarlanması da ikinci ölçütün nerede başladığını göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede increased, tek fiille hem bir etkinlik ölçütünü hem de bir sayıyı bildirir?

  1. The new schedule increased reading time, and more books were completed.
  2. The new schedule increased the number of reading time and books completed.
  3. The new schedule increased reading time and the number of books completed.
Cevabı göster

The new schedule increased reading time and the number of books completed.

broadening and strengthening their social networks. Kalıp ifadeler

4:14

sosyal ağlarını genişletti ve güçlendirdi.

Kalıp ifadeler

broadening and strengthening their social networks: sosyal ağları genişletmek ve güçlendirmek

Broaden a social network, daha fazla kişi veya grubu kapsayacak şekilde bir ilişki ağının alanını genişletmek demektir. Strengthen a social network ise ağdaki bağları daha yakın veya güvenilir hâle getirmek demektir. Buradaki social networks, sosyal medya uygulamalarını değil, ilişkilerden oluşan ağları anlatır. Broadening ve strengthening, paralel kullanılan iki -ing biçimidir. Birlikte kullanıldıklarında iki farklı sonucu gösterirler: daha fazla bağlantı ve daha güçlü bağlantılar.

Alıştırma

Hangi cümle, kulübün Maya'nın daha fazla insanla tanışmasına ve bu bağları güçlendirmesine yardımcı olduğunu anlatır?

  1. Joining the club helped Maya leave her existing social network unchanged.
  2. Joining the club helped Maya reduce the number of people she knew.
  3. Joining the club helped Maya broaden and strengthen her social network.
Cevabı göster

Joining the club helped Maya broaden and strengthen her social network.

Within 2 months, their glucocorticoid levels returned to the baseline. Kalıp ifadeler

4:17

2 ay içinde glukokortikoid seviyeleri başlangıç noktasına döndü.

Kalıp ifadeler

returned to the baseline: referans düzeyine geri dönmek

Baseline, karşılaştırma yapmak için kullanılan bir referans düzeyidir. Returned to the baseline, ölçülen düzeyin değiştikten sonra önceden belirlenmiş referans düzeyine geri döndüğü anlamına gelir. The sözcüğü, araştırma veya bağlam tarafından daha önce tanımlanmış belirli bir baseline'a işaret eder. Ölçümün bu düzeye dönmesi yalnızca değerinin konumunu açıklar; her şeyin normale döndüğünü kendiliğinden kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi return to the baseline ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The value rose above the reference level and then ____.

Cevabı göster

returned to the baseline

Researchers have also observed primate mothers engaging in apparently contradictory behaviors while carrying their dead children, Kalıp ifadeler

4:23

Araştırmacılar ayrıca primat annelerin ölü yavrularını taşırken görünüşte çelişkili davranışlar sergilediklerini gözlemlemişlerdir,

Kalıp ifadeler

engaging in apparently contradictory behaviors: görünüşte çelişkili davranışlarda bulunmak

Burada engaging in apparently contradictory behaviors, gözlemlenen primat annelerin ne yaptığını açıklayan bir -ing öbeğidir. Engage in behavior, “bu tür bir davranışı gerçekleştirmek veya buna katılmak” anlamına gelir ve resmî betimlemelerde doğal bir sözcük birlikteliğidir. Apparently contradictory, eylemlerin gözlemcinin bakış açısından tutarsız göründüğünü belirtir. Apparently ifadeyi temkinli hâle getirir; davranışın gerçekten tutarlı bir açıklaması olmadığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede engage in behavior resmî bir gözlem anlatımında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The researchers observed the animals doing cooperative behavior.
  2. The researchers observed the animals engaging cooperative behavior.
  3. The researchers observed the animals engaging in cooperative behavior.
Cevabı göster

The researchers observed the animals engaging in cooperative behavior.

like switching between cannibalizing or dragging their child's corpse Dilbilgisi

4:32

çocuklarının cesedini yeme veya sürükleme ile,

and carefully carrying or grooming it,

4:37

onu dikkatlice taşıma veya tımar etme arasında gidip gelmek gibi,

Dilbilgisi

switching between ... and ...: ... ile ... arasında geçiş yapmak

Switching between A and B, bir eylem ya da durumdan diğerine tekrar tekrar geçmek demektir. Burada between iki büyük grup kurar: cannibalizing or dragging the corpse birinci, carefully carrying or grooming it ise ikinci gruptur. Her grubun içindeki or o gruba ait seçenekleri sıralarken and, between yapısının gerektirdiği iki grubu bağlar. Kalıbı switching between [A or B] and [C or D] şeklinde okumak cümlenin düzenini açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi switching between A and B kalıbıyla tamamlayın. Doğru -ing biçimini kullanın: During the debate, he kept ____ defending the plan ____ criticizing it.

Cevabı göster

switching between · and

suggesting that the mothers were experiencing conflicting impulses towards the bodies. Kalıp ifadeler

4:40

bu da annelerin bedenlere karşı çelişkili dürtüler yaşadığını göstermektedir.

Kalıp ifadeler

experience conflicting impulses towards something: bir şeye karşı çelişkili dürtüler hissetmek

Bu cümlede experiencing conflicting impulses towards the bodies, bedenlerle ilgili olarak yaklaşmak ve geri çekilmek gibi farklı eylemlere yönelten iki veya daha fazla içsel dürtü hissetmek anlamına gelir. Dürtülerin tam olarak ne olduğu belirtilmez; ifade tek bir basit duygudan çok içsel bir çatışmayı vurgular. experience conflicting impulses toward(s) something kalıbı karmaşık bir psikolojik durumu anlatır. Burada impulse, dikkatlice verilmiş bir karar değil, eyleme geçme dürtüsüdür. conflicting ise bu dürtülerin birbiriyle uyuşmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir kişinin içindeki conflicting impulses durumunu doğru biçimde anlatır?

  1. Leah and Omar had conflicting opinions about the meeting time.
  2. Leah felt one clear impulse to answer immediately.
  3. Leah felt conflicting impulses: she wanted to open the message, but she also wanted to delete it unread.
Cevabı göster

Leah felt conflicting impulses: she wanted to open the message, but she also wanted to delete it unread.

Our current understanding of the emotional landscapes of other animals is severely limited. Notlar

4:47

Diğer hayvanların duygusal dünyalarına dair mevcut anlayışımız ciddi şekilde sınırlıdır.

Deyimler

karmaşık duygu dünyaları için bir metafor olarak emotional landscapes

Emotional landscapes bir metafordur. Duyguların kapsamını, çeşitliliğini ve birbiriyle ilişkilerini, farklı bölgeleri ve özellikleri olan bir manzara oluşturuyormuş gibi sunar; fiziksel bir manzarayı anlatmaz. Burada metafor, diğer hayvanların sahip olabileceği karmaşık duygusal yaşamları anlatırken belirsizliğe de yer bırakır. Her duygunun zaten tanımlandığını veya ölçüldüğünü ileri sürmeden geniş bir duygu dünyasından söz etmeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede emotional landscape, karmaşık bir duygu dünyası anlamında metafor olarak kullanılmıştır?

  1. Her diary reveals an emotional landscape shaped by hope, jealousy, and fear.
  2. The hikers photographed the green landscape below the mountain.
  3. The chart records one dog's heart rate during exercise.
Cevabı göster

Her diary reveals an emotional landscape shaped by hope, jealousy, and fear.

Kalıp ifadeler

is severely limited: ciddi bir sınırlılığı ifade etmek

is severely limited, bir şeyin ciddi biçimde kısıtlı veya çok yetersiz olduğu anlamına gelir. Yapı be + severely + limited şeklindedir; severely sınırlılığın derecesini güçlendirir, ancak hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. Bu cümlede sınırlı olan hayvanların kendisi değil, our current understanding ifadesidir. Yani diğer hayvanların duygusal dünyası hakkında şu anda bildiklerimizin hâlâ çok yetersiz olduğu söyleniyor.

Alıştırma

Bu cümlede is severely limited ne anlama geliyor?

  1. Tamamen imkânsızdır
  2. Ciddi biçimde kısıtlı veya yetersizdir
  3. Hiçbir sınır olmadan büyümektedir
Cevabı göster

Ciddi biçimde kısıtlı veya yetersizdir

To get a better grasp on mourning in the animal kingdom, Notlar

4:52

Hayvanlar aleminde yası daha iyi anlayabilmek için,

Kelime

in the animal kingdom: genel olarak hayvanlar arasında

The animal kingdom, hayvanların tümünü, yani geniş anlamda hayvanlar dünyasını ifade eder. Buradaki kingdom siyasi bir ülke veya hayalî bir krallık değildir. in the animal kingdom ifadesi, mourning konusunun kapsamını belirler. Konunun belirli bir yer veya tek bir tür değil, genel olarak hayvanlar arasındaki yas tutma davranışı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede "in the animal kingdom" ne anlama geliyor?

  1. Genel olarak hayvanlar arasında
  2. Hayvanların yönettiği bir ülkede
  3. Yalnızca hayvanat bahçelerinde tutulan hayvanlar arasında
Cevabı göster

Genel olarak hayvanlar arasında

we need a lot more research.

4:56

çok daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var.

Kalıp ifadeler

To get a better grasp on mourning: soyut bir konuyu daha iyi anlamak

To get a better grasp on mourning, yas tutmayı daha açık ve derin bir biçimde anlamak demektir. Buradaki grasp mecazlıdır; bir şeyi fiziksel olarak tutmak anlamına gelmez. Cümlenin başındaki To get... bölümü amacı belirtir. Daha fazla araştırmaya neden ihtiyaç duyulduğunu açıklar: amaç, hayvanlar âlemindeki yas tutmayı daha iyi anlamaktır.

Alıştırma

“Daha net anlamak” anlamında get a better grasp on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The diagram helped me get a better grasp to how the engine works.
  2. The diagram helped me get a better grasp on how the engine works.
  3. The diagram helped me get a better grasp at how the engine works.
Cevabı göster

The diagram helped me get a better grasp on how the engine works.

But where does this leave us for now? Deyimler

4:59

Peki ama bu bizi şimdilik nereye götürüyor?

Deyimler

But where does this leave us for now?: geçici bir sonuç

Where does this leave us?, az önce ele alınan bilgilerin sonucu hakkında sorulan kalıplaşmış bir sorudur. Fiziksel olarak nerede bulunduğumuzu değil, şu anda hangi durumda veya konumda olduğumuzu, hangi sonuca varabileceğimizi ya da sonraki adımın ne olduğunu sorar. But düşüncede bir geçişe işaret eder, for now ise cevabı mevcut aşamayla sınırlar. Soru bir bütün olarak tartışmayı önceki kanıtlardan, daha sonra değişebilecek geçici bir sonuca veya sonraki adıma taşır.

Alıştırma

Bir ekip eksik kanıtları değerlendirdi. Bu bağlamda "But where does this leave us for now?" sorusu neyi soruyor?

  1. Fiziksel olarak hangi yerde bırakıldık?
  2. Odadan hemen çıkmalı mıyız?
  3. Bu aşamada hangi sonuca varabilir veya ne yapabiliriz?
Cevabı göster

Bu aşamada hangi sonuca varabilir veya ne yapabiliriz?

Conversations around whether non-human animals experience emotions, Kalıp ifadeler

5:01

İnsan dışı hayvanların duygu yaşayıp yaşamadığı,

Kalıp ifadeler

Conversations around whether...: bir evet-hayır sorusu üzerine tartışmalar

Conversations around whether + yan cümle, bir şeyin doğru olup olmadığı ya da gerçekleşip gerçekleşmediği sorusuna odaklanan tartışmalar demektir. Burada whether non-human animals experience emotions, tartışılan evet-hayır sorusudur. Around, konuşmaların etrafında döndüğü konuyu belirtir; fiziksel konum bildirmez. Bu yapı, tam bir soruyu daha büyük bir cümlenin öznesi veya konusu hâline getirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle konuyu açıkça bir evet-hayır sorusu olarak sunuyor?

  1. Conversations around the school uniform policy are continuing.
  2. School officials are continuing their conversations about uniforms.
  3. Conversations around whether school uniforms should be required are continuing.
Cevabı göster

Conversations around whether school uniforms should be required are continuing.

like grief, can be emotional,

5:07

örneğin yas gibi konulardaki tartışmalar duygusal olabilir,

in part because their outcomes have very real implications, Kalıp ifadeler

5:10

kısmen de sonuçlarının çok gerçek etkileri olacağı için,

Kalıp ifadeler

in part because: birkaç olası nedenden birini belirtmek

In part because, “nedenlerinden biri de” anlamına gelir. Sonucu açıklamaya yardımcı olan bir nedeni belirtirken başka nedenlerin de bulunduğunu veya bulunabileceğini gösterir. Bu cümlede, gerçek etkiler bu tartışmaların duygusal olabilmesinin nedenlerinden biridir; ancak açıklamanın tamamı olmak zorunda değildir. Bir neden önemli olduğunda fakat onu tek neden olarak sunmak istemediğinizde bu ifadeyi kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle gönüllülerin erken gelmesinin etkinliğin başarısının nedenlerinden biri olduğunu, fakat tek neden olmak zorunda olmadığını söylüyor?

  1. The event succeeded despite volunteers arriving early.
  2. The event succeeded only because volunteers arrived early.
  3. The event succeeded, in part because volunteers arrived early.
Cevabı göster

The event succeeded, in part because volunteers arrived early.

Kalıp ifadeler

their outcomes have very real implications: gerçek ve önemli sonuçlar doğurmak

Bu cümlede their outcomes, söz konusu tartışma, karar veya araştırmaların sonuçlarını ifade eder. Have very real implications, bu sonuçların gerçek dünyada somut ve önemli sonuçlar doğurabileceği anlamına gelir. X has implications for Y kalıbı, bir bulgu, seçim veya politikanın daha sonra Y ile ilgili olacakları etkilediğini anlatır. Very real, etkilerin yalnızca teorik olmadığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede have very real implications ifadesi bir şeyin önemli pratik etkileri olduğunu anlatır?

  1. The new rule is only an interesting idea with no practical effect.
  2. The new rule has very real implications for small businesses.
  3. The new rule gives small businesses a secret hint.
Cevabı göster

The new rule has very real implications for small businesses.

like determining if orcas should be isolated and kept in captivity, Kelime

5:15

örneğin orkaların izole edilip esaret altında tutulup tutulmaması,

Kelime

should be isolated and kept in captivity: paralel edilgen fiiller

Should be isolated and kept in yapısında tek bir be iki eylem tarafından paylaşılır: be isolated ve be kept. Bu, paralel bir edilgen yapıdır. Orkalar iki eylemden de etkilenen taraftır; dolayısıyla odak, eylemleri kimin yaptığı değil, orkaların nasıl bir muamele görebileceğidir. Ardından gelen captivity ismi kept in captivity ifadesini tamamlar. Bu ifade, doğada özgürce yaşamak yerine insanların kontrolü altında tutulmak anlamına gelir. Should, bu muamelenin doğru veya uygun olup olmadığına ilişkin bir soru oluşturur; bunun zaten gerçekleştiğini belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi isolate ve keep fiillerinden oluşturulan hedef paralel edilgen ifadeyle tamamlayın: Large wild animals should not ____ captivity for entertainment.

Cevabı göster

be isolated and kept in

or whether dairy cows should be separated from their newborn calves. Kültür

5:20

veya süt ineklerinin yeni doğan buzağılarından ayrılıp ayrılmaması gerektiğine karar vermek gibi.

Kültür

dairy cows separated from their newborn calves: süt hayvancılığındaki ayrılma bağlamı

Bu cümlede dairy cows, süt üretmek için yetiştirilen inekleri; their newborn calves ise bu ineklerin yeni doğmuş buzağılarını ifade eder. Bazı süt hayvancılığı sistemlerinde anne ile buzağı doğumdan kısa süre sonra ayrılır. should be separated, bunun fiziksel olarak mümkün olup olmadığını değil, bu uygulamanın yapılıp yapılmaması gerektiğini sorar. Bu örnek, hayvan duyguları araştırmasının gerçek bir etik sonucu olduğunu gösterir. İnekler ve buzağılar ayrıldıklarında sıkıntı veya üzüntü hissedebiliyorsa, bu duygularla ilgili kanıtlar hayvan refahı ve yetiştirme uygulamaları hakkındaki kararları etkileyebilir.

Alıştırma

Bu hayvancılık örneği, hayvan duyguları hakkındaki bir tartışmayla neden ilgilidir?

  1. Çünkü sıkıntı yaşandığına dair kanıtlar, ayrılığın kabul edilebilir sayılıp sayılmamasını etkileyebilir.
  2. Çünkü süt inekleri kendi buzağılarını tanıyamaz.
  3. Çünkü newborn calves süt ürünleridir.
Cevabı göster

Çünkü sıkıntı yaşandığına dair kanıtlar, ayrılığın kabul edilebilir sayılıp sayılmamasını etkileyebilir.

Until we do have more data on the subject, Dilbilgisi

5:24

Konu hakkında daha fazla veri elde edene kadar,

Dilbilgisi

Until we do have: olumlu yan cümlede vurgu yapan do

Until we do have more data ifadesinde, olumlu bir yan cümlede vurgu amaçlı do yardımcı fiili vardır. Nötr biçim until we have more data olur; do eklenince, sonunda bu verilere gerçekten sahip olunacağı vurgulanır ve anlam kabaca “gerçekten bu verilere sahip olana kadar” olur. Zaman bilgisini do taşıdığı için have fiili yalın biçimde kalır. Until, gelecekteki o noktadan önceki dönemi belirtir. İfade, henüz yeterli veri olmadığını ima ederken vurgulu do, gelecekte daha fazla verinin elde bulunacağını ısrarla doğrular veya başka bir beklentiyle karşılaştırır. Buradaki do soru oluşturmaz.

Alıştırma

Olumlu ifadeyi vurgulayan tek sözcüklük yardımcı fiili ekleyin: I ____ understand your concern.

Cevabı göster

do

should we treat non-human animals like they may have the capacity to grieve Ton ve niyet

5:27

insan dışı hayvanlara yas tutma kapasitesine sahip olabilirlermiş gibi mi davranmalıyız,

Ton ve niyet

treat non-human animals like they may have the capacity to grieve: bir olasılığı hesaba katarak davranmak

Burada treat non-human animals like ... ifadesi, bir olasılığı hesaba katarak hayvanlara nasıl davranılacağını seçmek anlamına gelir. Soru yalnızca hayvanların ne hissettiğine ilişkin bir iddiayı değil, davranışa yön verecek bir ilkeyi ele alır. May have the capacity to grieve, hayvanların yas tutabilme ihtimali olduğunu belirtir. May, kanıtların kesin olmadığını gösterir. Bu nedenle temkinli yaklaşım, hayvanların yas tuttuğunun kanıtlandığını ileri sürmeden bu olasılığın onlara davranış biçimimizi etkilemesine izin vermektir.

Alıştırma

treat non-human animals like they may have the capacity to grieve ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İnsan dışı bütün hayvanların kesinlikle yas tuttuğunu söyler.
  2. Hayvanların yas tuttuğu kanıtlanana kadar hiçbir karar verilmemesi gerektiğini söyler.
  3. Kesin olduğunu iddia etmeden hayvanların yas tutma olasılığını hesaba katmayı önerir.
Cevabı göster

Kesin olduğunu iddia etmeden hayvanların yas tutma olasılığını hesaba katmayı önerir.

or assume they don't? Dilbilgisi

5:33

yoksa kapasiteleri olmadığını mı varsaymalıyız?

Dilbilgisi

assume they don't?: tekrarlanan fiil öbeğini eksiltme

assume they don't ifadesinde don't, do not ifadesinin kısaltmasıdır; tekrarlanan have the capacity to grieve fiil öbeği söylenmez ama anlam olarak tamamlanır. Açık biçimi assume they don't have the capacity to grieve şeklindedir. İngilizcede eksik sözcükler önceki bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa do, can veya will gibi yardımcı fiillerden sonra tekrarlanan fiil öbeği sıkça atılır. Buradaki eksiltme ikinci seçeneği daha kısa ve belirgin yapar; bu yüzden dinleyen kişi eksik anlamı önceki cümleden tamamlamalıdır.

Alıştırma

or assume they don't? ifadesinde don't sözcüğünden sonra hangi fiil öbeği anlaşılır?

  1. have the capacity to grieve
  2. treat non-human animals
  3. assume the evidence
Cevabı göster

have the capacity to grieve

Which belief could cause more harm? Anlatım akışı

5:36

Hangi inanç daha çok zarara yol açabilir?

Anlatım akışı

Which belief could cause more harm?: riski tartmaya yarayan bir soru

Which belief could cause more harm? neyin doğru olduğuna ilişkin bir tartışmayı olası sonuçların karşılaştırılmasına dönüştürür. Kanıtlar kesin değilken dinleyiciden, yanlış olması hâlinde hangi inancın daha fazla zarar vereceğini düşünmesini ister. Konuşmacı bu soruyu yalnızca bilgi istemek için değil, değerlendirmeyi yönlendiren retorik bir soru olarak kullanır. Could, zararın kesin değil olası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda soru esas olarak ne yapıyor?

  1. Bir inancın bilimsel olarak kanıtlandığını duyurur.
  2. Tartışmayı kesinlikten, her inancın yol açabileceği olası zarara kaydırır.
  3. belief kelimesinin sözlük anlamını sorar.
Cevabı göster

Tartışmayı kesinlikten, her inancın yol açabileceği olası zarara kaydırır.

So, what do we know about how animals experience pain? Anlatım akışı

5:42

Peki hayvanların acıyı nasıl hissettikleri hakkında ne biliyoruz?

Anlatım akışı

So, what do we know about ...: geçiş ifadesi olarak kullanımı

So, what do we know about ... önceki tartışmayı ilgili bir soruya bağlayan bir geçiş ifadesidir. Buradaki So yalnızca ‘bu nedenle’ değil, yaklaşık olarak ‘Peki’ veya ‘Bunu göz önünde bulundurarak’ anlamına gelir. Bu kalıp, dinleyicilere bir sonraki bölümde bir konu hakkında şu anda bilinenlerin ele alınacağını bildirir. İngilizcede about sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya how animals experience pain gibi bir dolaylı soru gelebilir.

Alıştırma

Geçiş ifadesini tamamlayın: So, ____ do we know ____ how sleep affects learning?

Cevabı göster

what · about

Do shrimp feel it the same way dogs do? Dilbilgisi

5:47

Karidesler acıyı köpeklerle aynı şekilde mi hisseder?

Dilbilgisi

the same way dogs do: feel it yerine kullanılan do

the same way dogs do ifadesindeki do, daha önce geçen feel it fiil öbeğinin yerine kullanılır. Açık biçimi the same way dogs feel it şeklindedir. Bu şekilde kullanılan do, bir karşılaştırmada aynı eylemi tekrarlamayı önler. Özneye ve zamana uyar: dogs do, a dog does ve geçmiş bağlamda dogs did.

Alıştırma

“Do shrimp feel it the same way dogs do?” cümlesinde sondaki do neyin yerine geçer?

  1. feel it
  2. dogs
  3. the same way
Cevabı göster

feel it

What about a snake or a snail? Anlatım akışı

5:51

Peki ya bir yılan veya salyangoz?

Anlatım akışı

What about: aynı soruyu yeni bir öğeye genişletme

What about, bağlamdaki aynı soruyu veya konuyu korurken yeni bir öğe ekler. Burada konuşan kişi bütün soruyu tekrarlamak yerine mevcut soruya bir yılan ve salyangoz ekliyor. Bu kısaltılmış soru, hemen önce söylenenlere dayanır. Başka bir konuşmada What about...? farklı bir söylenmemiş soruyu taşıyabilir; bu nedenle eksik kısmı bağlamdan çıkarın.

Alıştırma

Otobüs ve trenlerde bir ulaşım kartının geçerli olup olmadığını tartışıyorsunuz. Hangi cümle feribotları aynı soruya doğal biçimde ekler?

  1. Where are the ferries?
  2. What are ferries?
  3. What about ferries?
Cevabı göster

What about ferries?

Explore these questions and more with this video.

5:53

Bu videoyla bu soruları ve daha fazlasını keşfedin.