Monty Hall Problemi - Açıklaması: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
537 kelime 218 kel/dk

Video özeti: Bu video, Monty Hall problemini 52 kartlık bir deste benzetmesi ve dokuz sonucu gösteren bir tabloyla açıklar. Sunucu doğru cevabı bilerek yanlış bir seçeneği elediğinde kapıyı değiştirmenin kazanma olasılığını neden üçte birden üçte ikiye çıkardığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. doubles your odds of winning: Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. double someone's odds of doing something yapısının bir seçimin olumlu sonucu iki kat olası hâle getirdiğini doğal biçimde anlattığını öğrenin; bunu strateji, risk veya kararları karşılaştırırken kesin başarı anlamı vermeden kullanın. 2. none of which are the Ace of Spades.: Dil bilgisi ve cümle kalıpları. none of which ifadesinin önceki çoğul kümeye gönderme yapıp üyelerden hiçbirinin koşulu karşılamadığını eklediğini görün; böylece adı tekrarlamadan ve soru sözdizimi kullanmadan kesin bilgi verebilirsiniz. 3. our gut tells us: Deyimler ve mecazlı ifadeler. gut sözcüğünün burada organ değil sezgi anlamına geldiğini anlayın, içgüdü ile hesaplanmış kanıt arasındaki karşıtlığı fark edin ve bu konuşma dilindeki ifadeyi henüz titizlikle sınanmamış ani bir yargıyı anlatmak için kullanın.

Bu derste

So, you've made it to the last round of a TV game show and have the chance to win a brand new car. Notlar

0:00

Demek bir televizyon yarışmasının son turuna kadar geldiniz ve yepyeni bir araba kazanma şansınız var.

Deyimler

made it to the last round

Made it to, bir yere, aşamaya veya hedefe başarıyla ulaşmak anlamına gelen bir öbek fiil ifadesidir. Burada to the last round, yarışmacının bu aşamaya kadar ilerlediğini gösterir; made burada “üretmek” anlamında değildir. Bu ifade genellikle çaba sonucunda ulaşılmış bir başarı duygusu taşır. Bir yere zamanında varmak veya önemli bir aşamaya ilerlemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede made it to ne anlama geliyor?

  1. Son turdan ayrılması gerekti
  2. Son turu yarattı
  3. Son tura başarıyla ulaştı veya son tura çıktı
Cevabı göster

Son tura başarıyla ulaştı veya son tura çıktı

Kalıp ifadeler

have the chance to win

Have the chance to win, kazanma fırsatına sahip olmak anlamına gelir. Have the chance to + fiilin yalın hâli yapısı, arabayı kazanmanın yarışmacı için mevcut bir olasılık olduğunu gösterir; sonuç garanti edilmez ve belirli bir yüzde söylenmez. The, son tura ulaşmayla oluşan bu belirli fırsata işaret eder. Aynı kalıp have the chance to learn, compete veya help gibi başka eylemlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir fırsata sahip olma anlamında have the chance to yapısını doğru kullanıyor?

  1. The scholarship gives Ana the chance study abroad.
  2. The scholarship gives Ana the chance for study abroad.
  3. The scholarship gives Ana the chance studying abroad.
  4. The scholarship gives Ana the chance to study abroad.
Cevabı göster

The scholarship gives Ana the chance to study abroad.

Kalıp ifadeler

Brand new: tamamen yeni ve hiç kullanılmamış

Brand new, tamamen yeni ve daha önce hiç kullanılmamış anlamına gelen kalıplaşmış bir sıfat öbeğidir. Burada brand bir şirketi veya markayı belirtmez; brand new, arabayı niteleyen tek bir birim olarak kullanılır. Bu ifade tek başına new sözcüğünden daha güçlüdür. a brand new car örneğinde olduğu gibi bir ismi niteleyebilir veya the car is brand new örneğinde olduğu gibi bir bağ fiilinden sonra gelebilir.

Alıştırma

“Tamamen yeni ve hiç kullanılmamış” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The helmet still has its tags, so it is ____.

Cevabı göster

brand new

It sits behind one of these three doors,

0:06

Araba bu üç kapıdan birinin arkasında,

but the other two have a sad little goat behind them. Dilbilgisi

0:07

ama diğer iki kapının arkasında üzgün, küçük birer keçi var.

Dilbilgisi

The other two: geriye kalan iki üye

The other two, bilinen üç üyeli bir gruptan bir üye ayrıldıktan sonra kalan iki üyeyi belirtir. Bu cümlede daha önce sözü edilen isim bağlamdan anlaşılır; bu nedenle the other two tek başına tam bir isim öbeği olabilir. The, daha önce belirlenmiş eksiksiz bir kümeyi gösterir; other kalan anlamına gelir ve two kesin sayıyı verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp one ... the other two şeklindedir.

Alıştırma

Bilinen üç üyeli bir grupta kalan iki üyenin tamamını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: There are three cupcakes. Mia chose one, and ____ are for Leo.

Cevabı göster

the other two

You make your choice and the host decides to reveal where one of the goats is. Notlar

0:10

Seçiminizi yapıyorsunuz ve sunucu keçilerden birinin hangi kapının arkasında olduğunu göstermeye karar veriyor.

Kalıp ifadeler

make your choice: doğal sözcük birleşimi

Make a choice, seçenekler arasında karar vermeyi anlatan doğal bir fiil ve ad birleşimidir. make your choice ifadesindeki your, seçimin dinleyiciye ait olduğunu gösterir. Burada make, “yaratmak” değil “karar vermek” anlamındadır. Aynı kalıp make my choice ve make our choice gibi başka iyelik sözcükleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi make + iyelik + choice kalıbıyla tamamlayın: “The final vote is mine, so I need to ____ now.”

Cevabı göster

make my choice

Dilbilgisi

where one of the goats is: dolaylı soru söz dizimi

where one of the goats is, reveal fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Tüm yan cümle, açıklanan bilgiyi belirtir ve bu nedenle reveal fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Dolaylı soruda düz cümle söz dizimi kullanılır: where + özne + fiil. Bu yüzden cümlede where is one of the goats değil, where one of the goats is denir.

Alıştırma

Hangi cümle tell me ifadesinden sonra dolaylı soruyu doğru kullanır?

  1. Can you tell me where is the nearest restroom?
  2. Can you tell me where the nearest restroom?
  3. Can you tell me where the nearest restroom is?
Cevabı göster

Can you tell me where the nearest restroom is?

He then offers you a chance to change your door. Kalıp ifadeler

0:14

Ardından size kapınızı değiştirme fırsatı sunuyor.

Kalıp ifadeler

offer someone a chance to do something: birine bir şey yapma fırsatı vermek

Yapı offer + someone + a chance + to + fiil şeklindedir. Bir kişiye, mastarın belirttiği eylemi yapma fırsatı vermek anlamına gelir. Burada you fırsatı alan kişidir; to change ise yapılabilecek eylemi belirtir. Bu bağlamda change your door, ilk seçtiğin kapıdan başka bir kapıya geçmek demektir. Bir kapıyı fiziksel olarak değiştirmek veya yenisiyle değiştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi offer someone a chance to yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The teacher ____ Nina ____ lead the next activity.

Cevabı göster

offered · a chance to

Do you do it?

0:17

Değiştirir misiniz?

Does changing your choice even make a difference? Notlar

0:18

Seçiminizi değiştirmek gerçekten bir fark yaratır mı?

Dilbilgisi

changing your choice sebagai subjek

Changing your choice, bir eylemi adlandıran -ing öbeğidir; bu nedenle öbeğin tamamı sorunun öznesi olarak işlev görür. Soru, birinin şu anda ne yaptığını değil, eylemin kendisinin etkisini sorar. Bir eylemi adlandıran -ing öbeği normalde tekil kabul edilir. Bu yüzden soru Do changing your choice... ile değil, Does changing your choice... ile başlar. Bu yapı, bir etkinliğin işe yarayıp yaramadığını, yardımcı olup olmadığını, para tutup tutmadığını veya fark yaratıp yaratmadığını konuşmanızı sağlar.

Alıştırma

Soruyu tamamlamak için change your route ifadesini eylem adlandıran bir özneye dönüştürün: Does ____ save time?

Cevabı göster

changing your route

Kalıp ifadeler

make a difference: gerçek bir etki yaratmak

Bu soruda make a difference, “sonuç üzerinde gerçek bir etki yaratmak” anlamına gelir. Konuşmacı, seçimi değiştirmenin olacakları gerçekten değiştirip değiştirmediğini sorar; even ise kuşku duygusunu güçlendirir. make a difference kalıbı, bir eylemin, kararın veya koşulun uygulamada önemli ya da etkili olup olmadığını değerlendirmek için sıkça kullanılır. Burada kelimesi kelimesine bir “fark üretmekten” söz edilmez.

Alıştırma

“Gerçek bir etki yaratmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even one kind action can ____ in someone's day.

Cevabı göster

make a difference

The short answer is yes. Anlatım akışı

0:20

Kısa cevap: Evet.

Anlatım akışı

The short answer is yes: önce sonuç, sonra ayrıntılar

The short answer is yes önce sonucu verir: konuşmacının doğrudan yanıtı olumludur. Dinleyicinin asıl sorusunu önce karşılayıp gerekçeleri, koşulları veya kanıtları daha sonra sunarak bilgiyi düzenler. Short, bu ilk yanıttaki ayrıntı miktarını anlatır; konunun kolay veya cevabın tamamlanmış olduğu anlamına gelmez. Uzun cevap daha karmaşık olabilir.

Alıştırma

Hemen yes cevabını veren ve ardından daha fazla ayrıntı geleceğini belirten ifadeyle yanıtı tamamlayın: Will the plan work? — ____, but we still need to discuss the cost.

Cevabı göster

The short answer is yes

Even though it seems counterintuitive, Notlar

0:22

Mantığa aykırı görünse de,

Kelime

counterintuitive: ilk beklentiye aykırı

Counterintuitive, insanların başlangıçta beklediği şeye veya apaçık görünen duruma aykırı olan bir fikri, sonucu ya da eylemi anlatır. Fikrin yanlış, mantıksız veya kendi içinde tutarsız olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede kapı değiştirince kazanma olasılığının artması ilk anda yanlışmış gibi gelir, ancak bu iddia olasılık hesabıyla desteklenebilir. Sözcük, “ilk sezgin buna direnebilir, ama akıl yürütmeyi veya kanıtı incele” mesajını verir.

Alıştırma

En uygun sözcüğü seçin: Sonuç insanların ilk beklentilerine aykırıydı, ancak güçlü verilerle destekleniyordu. The result was ____.

  1. contradictory
  2. unintuitive
  3. counterintuitive
Cevabı göster

counterintuitive

changing your door choice actually doubles your odds of winning the car. Kalıp ifadeler

0:24

kapı seçiminizi değiştirmek arabayı kazanma ihtimalinizi aslında iki katına çıkarır.

Dilbilgisi

Even though + yan cümle: gerçek bir ödünleme sunmak

Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: dinleyicinin farklı bir sonuç beklemesine yol açabilecek gerçek bir olguyu veya görüşü önce kabul eder. Burada önce “it seems counterintuitive” kabul edilir, ancak ana cümle bu izlenime rağmen geçerli kalan sonucu sunar. Yapı even though + özne + fiil şeklindedir ve ardından ana cümle gelir. Bir savı “bu engel veya beklenti gerçektir, ama sonraki sonuç yine de geçerlidir” biçiminde düzenlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Kötü havayı gerçek bir olgu olarak sunan iki sözcüklü ödünleme bağlacıyla cümleyi tamamlayın: ____ the weather was bad, the game continued.

Cevabı göster

Even though

Kalıp ifadeler

double your odds of winning: kazanma ihtimalini iki katına çıkarmak

Bu cümlede doubles your odds of winning, “kazanma ihtimalini öncekisinin iki katına çıkarır” anlamına gelir. Başlangıç değeri önemlidir: burada olasılık üçte birden üçte ikiye çıkar; kesinliğe dönüşmez. Aktarılabilir yapı double + possessive determiner + odds of + -ing form biçimindedir; double her odds of succeeding buna bir örnektir. Burada odds, bir sonucun gerçekleşme ihtimalini genel anlamda belirtir; mutlaka teknik bir bahis oranını ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın. Mia’s success rate rises from 20% to 40%: “The new strategy ____ the next round.”

Cevabı göster

doubles her odds of winning

But How is that possible?

0:28

Peki bu nasıl mümkün olabilir?

This is the Monty Hall problem. Kültür

0:30

Bu, Monty Hall problemidir.

Kültür

Monty Hall problemi

Monty Hall problemi, adını televizyon sunucusu Monty Hall'dan alan klasik bir olasılık bulmacasıdır. Standart düzende üç kapıdan birinin arkasında araba, diğer ikisinin arkasında ise keçiler vardır. Yarışmacı seçim yaptıktan sonra, her kapının arkasındakini bilen sunucu seçilmemiş bir keçi kapısını mutlaka açar ve kapıyı değiştirme seçeneği sunar. Bu kural çok önemlidir: kapının açılması rastgele bir olay değil, kısıtlı bilgi sağlar. Bu nedenle ilk seçimin olasılığı 1/3 olarak kalır, diğer kapalı kapının olasılığı ise 2/3 olur.

Alıştırma

Hangi durum standart Monty Hall problemine uyar?

  1. Bir kapı seçtikten sonra, başka bir yarışmacı kalan kapılardan birini seçer.
  2. Bir kapı seçtikten sonra, sunucu kalan kapılardan herhangi birini rastgele açar ve arabayı gösterebilir.
  3. Bir kapı seçtikten sonra, arabanın nerede olduğunu bilen sunucu seçilmemiş bir keçi kapısını mutlaka açar.
Cevabı göster

Bir kapı seçtikten sonra, arabanın nerede olduğunu bilen sunucu seçilmemiş bir keçi kapısını mutlaka açar.

At the start,

0:32

Başlangıçta,

most people correctly assume that you have a 1 in 3 chance of choosing the correct door, Kalıp ifadeler

0:33

çoğu kişi doğru kapıyı seçme olasılığınızın üçte bir olduğunu haklı olarak düşünür,

Kalıp ifadeler

a 1 in 3 chance: üç olasılıktan bir olumlu sonuç

A 1 in 3 chance, eşit olasılıklı üç sonuçtan birinin olumlu sonuç olduğu anlamına gelir. Burada üç kapıdan yalnızca biri doğrudur; bu yüzden onu ilk seferde seçme olasılığı üçte birdir. a 1 in N chance of doing something kalıbında in sözcüğünden sonraki sayı, karşılaştırılan toplam olasılık sayısını gösterir. Bu bir olasılık anlatımıdır; her üç denemede tam olarak bir kez başarı elde edileceğini garanti etmez.

Alıştırma

a ... in ... kalıbını rakamlarla tamamlayın: With one winning ticket among four equally likely tickets, each ticket has ____ chance of winning.

Cevabı göster

a 1 in 4

but it would be incorrect to assume that when one door is removed, Dilbilgisi

0:38

ancak bir kapı elendiğinde,

each door now holds a 50-50 chance of having the car.

0:41

kalan iki kapının her birinin arkasında araba bulunma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu düşünmek yanlış olur.

Dilbilgisi

it would be incorrect to assume that: ölçülü bir düzeltme

it would be incorrect to assume that kalıbı, ardından gelen that yan cümlesindeki varsayımı yanlış olarak değerlendirir. Baştaki it yer tutucudur; gerçekten değerlendirilen içerik that sözcüğünden sonra gelir. Would, düzeltmeyi it is incorrect to assume that ifadesine göre daha ölçülü ve biraz daha az sert yapar. Burada asıl olarak gelecek zamanı göstermez; bir açıklama veya tartışmada dikkatli bir değerlendirme sunar.

Alıştırma

Ölçülü düzeltmeyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ price alone tells you which product is better.

Cevabı göster

It would be incorrect to assume that

Let's use a deck of cards to understand why. Anlatım akışı

0:44

Nedenini anlamak için bir deste kart kullanalım.

Anlatım akışı

Let's use ... to understand why: nedeni anlamak için bir şey kullanmak

“Let's use a deck of cards”, dinleyiciyi düşünme sürecine katan bir yönlendirmedir. Konuşmacı, insanları gerçekten kart oynamaya çağırmak yerine onları ortak bir düşünce deneyine yönlendirir. “to understand why” ifadesi amacı belirtir. “Let's use X to understand why” kalıbı, bir iddiadan nedeni daha açık hâle getirecek bir örneğe, modele veya benzetmeye geçiş sağlar.

Alıştırma

Herkesi açıklamayı izlemeye davet eden iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ a number line to understand why.

Cevabı göster

Let's use

Pick a card from this deck without looking. Dilbilgisi

0:46

Bu desteden bakmadan bir kart seçin.

Dilbilgisi

without looking: without + -ing yapısı

Bu yönergede “without looking”, kartın nasıl seçilmesi gerektiğini anlatır: kişi kartlara bakmadan bir kart seçer. Without bir edattır; bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde eylem normalde -ing biçimini alır: without + looking. Bu kısa yapı, ana eylem gerçekleşirken ikinci eylemin yapılmadığını belirtir.

Alıştırma

Without ve look fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Take one token from the bag ____.

Cevabı göster

without looking

This card has a 1 in 52 chance of being the Ace of Spades,

0:48

Bu kartın maça ası olma ihtimali 52'de 1'dir,

but now I'm going to flip over all the other cards except one, Notlar

0:52

ama şimdi biri hariç diğer tüm kartları açacağım,

Öbek fiiller

flip over: bir şeyi diğer tarafına çevirmek

Kartların kullanıldığı bu bağlamda flip over, karşı tarafı görünür olacak şekilde bir kartı çevirmek demektir. Over, öbek fiilin bir parçasıdır; bir yerin üzerinden geçme anlamına gelmez. Fiil flip over the card veya flip the card over şeklinde kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: flip it over.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “diğer tarafa çevirmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Please ____ the pancake before it burns.

Cevabı göster

flip over

Dilbilgisi

all the other cards except one: kalan grubu ve bir istisnayı belirlemek

All the other cards, ilgili kalan gruptaki her kartı belirtir. Bu sahnede daha önce ayrı tutulan kart bu grubun dışındadır. Ardından except one, other cards grubundan bir kartı daha çıkarır. all the other + çoğul isim + except one kalıbının bütünü “geriye kalan öğelerin biri hariç hepsi” anlamına gelir; one ise card tekil isminin tekrar edilmesini önler.

Alıştırma

Bir klasör daha önce ayrı tutuldu. Hangi talimat “kalan tüm klasörleri dosyala, ancak ek olarak bir klasörü daha dosyalama” anlamına gelir?

  1. File all the other folders except one.
  2. File all the folders except one.
  3. File all the other folders.
Cevabı göster

File all the other folders except one.

none of which are the Ace of Spades. Dilbilgisi

0:56

ve açtığım kartların hiçbiri maça ası değil.

Dilbilgisi

none of which are the Ace of Spades kullanımı

None of which, daha önce söylenen isim grubuna ek bilgi veren kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümlesi başlatır. Which, daha önce sözü edilen kart grubuna döner; none ise o gruptan tek bir tanesinin bile belirtilen özelliğe sahip olmadığını anlatır. Burada çevrilen kartların hiçbiri Maça Ası değildir; dışarıda bırakılan tek kart bu gruba dahil değildir. Önceki grup çoğul olduğu için fiil are olur. Bu yapı, cards kelimesini tekrarlamadan “hiçbiri” bilgisini ekler. Buradaki which soru kelimesi değildir; ek açıklamayı önceki isim grubuna bağlayan ilgi zamiridir.

Alıştırma

Bir müze birkaç tablo sergiledi ve hiçbirinin üzerinde imza yoktu. Hangi cümle ilgi cümlesi yapısını doğru kullanıyor?

  1. The museum displayed several paintings, none of which were signed.
  2. The museum displayed several paintings, neither of which was signed.
  3. The museum displayed several paintings, none of them which were signed.
Cevabı göster

The museum displayed several paintings, none of which were signed.

Of the two cards left, Dilbilgisi

0:58

Geriye kalan iki karttan

which one seems more likely to be the Ace of Spades? Kalıp ifadeler

0:59

hangisinin maça ası olma ihtimali daha yüksek görünüyor?

Dilbilgisi

the two cards left kullanımı

Buradaki left bir yön bildirmez; leave fiilinin üçüncü hâlidir. İsimden sonra gelen the two cards left ifadesinde “geriye kalan iki kart” anlamına gelir. Yani diğer kartlar kaldırıldıktan veya kullanıldıktan sonra hâlâ mevcut olan kartları anlatır. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümlesidir. Cards left, cards that are left ifadesinden daha kısadır. Bu ifade, hangi kartların kaldığını belirttikten sonra hangisinin Maça Ası olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu sormayı sağlar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “There are only two blue umbrellas left in the shop.” Burada left ne anlama geliyor?

  1. mağazada kalır
  2. mağazadan az önce ayrılmıştır
  3. mağazanın sol tarafındadır
Cevabı göster

mağazada kalır

Kalıp ifadeler

more likely to be: olma ihtimali daha yüksek

more likely to be ifadesinde likely olasılık bildirir, to be bu olasılığı bir kimlik ya da sonuçla bağlar, more ise bir adayı diğeriyle karşılaştırır. Soru, kapalı duran kartlardan hangisinin maça ası olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu sorar; kesinlik bildirmez. Kanıtlar veya koşullar X’i başka bir seçeneğe kıyasla Y olmaya daha güçlü bir aday yaptığında X is more likely to be Y kalıbını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi dersteki karşılaştırmalı olasılık ifadesiyle tamamlayın: Of the two keys, the brass one is ____ the key to the old lock.

Cevabı göster

more likely to be

The one you chose randomly out of a deck of 52,

1:01

52 kartlık bir desteden rastgele seçtiğiniz kart mı,

or the one I purposefully and suspiciously left turned down? Dilbilgisi

1:04

yoksa benim bilerek ve kuşku uyandıracak biçimde kapalı bıraktığım kart mı?

Dilbilgisi

left ... turned down: leave + nesne + tümleç

Tam ilgi cümleciği olan the one I ... left turned down içinde left fiilinin nesnesi the one ifadesidir. İngilizcede nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüştür; anlamı the one that I left turned down şeklindedir. leave + object + past participle kalıbı, nesnenin ortaya çıkan durumda kalmasını sağlamak ya da buna izin vermek anlamına gelir. Burada turned down kartın yüzü aşağı dönük kalmasını anlatır; left konuşanın oradan ayrıldığı anlamına gelmez ve turn down da reddetmek anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi leave ve roll sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Before the trip, Noah ____ the map ____ on the shelf, so it stayed in a rolled-up state.

Cevabı göster

left · rolled up

It turns out your card remains at a chance of 1 in 52, Öbek fiiller

1:08

Aslında seçtiğiniz kartın maça ası olma ihtimali hâlâ 52'de 1'dir,

Öbek fiiller

It turns out: sonradan öğrenilen bir sonucu açıklamak

“It turns out”, konuşanın kontrol, akıl yürütme veya sonraki gelişmeler sayesinde öğrenilen bir sonucu açıklayacağını gösterir. Burada hesaplamanın ortaya koyduğu olasılığı tanıtır ve sonucun önceki tahminden farklı olabileceğini de ima eder. “It turns out (that) + cümlecik” kalıbı kullanılır. Bu başlangıç fiziksel olarak dönmeyi anlatmaz; ardından gelen cümleciği sonradan öğrenilen veya artık açıklığa kavuşan bir gerçek olarak sunar.

Alıştırma

Bir öğrenci cevap anahtarını kontrol ediyor ve şaşırtıcı cevabının doğru olduğunu öğreniyor. Sonucu en iyi hangi cümle bildirir?

  1. It turns out that my answer was correct.
  2. It seems that my answer might be correct.
  3. I planned for my answer to be correct.
Cevabı göster

It turns out that my answer was correct.

where my card now has a 51 out of 52 probability of being the Ace of Spades.

1:11

benim kartımın maça ası olma ihtimaliyse artık 52'de 51'dir.

The same principle is true with the three doors. Anlatım akışı

1:16

Aynı ilke üç kapı için de geçerlidir.

Anlatım akışı

The same principle is true with: bir ilkeyi yeni bir duruma uygulamak

“The same principle is true with ...”, daha önce açıklanmış bir kurala gönderme yapar ve bu kuralın yeni bir durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada kart örneğiyle kapıların her ayrıntıda aynı olduğu söylenmez; yalnızca ortak olasılık mekanizması yeni duruma aktarılır. Bu kalıp, açıklamanın bir örnekten veya benzetmeden ana konuya dönmesini sağlar. “With the three doors”, “üç kapı durumunda” anlamına gelir.

Alıştırma

Bir açıklamada“The same principle is true with online safety” dinleyiciye ne anlatır?

  1. Önceki kural çevrim içi güvenlik için de geçerlidir.
  2. Çevrim içi güvenlik, önceki örnekle her ayrıntıda aynıdır.
  3. Konuşan kişi ilgisiz bir kural tanıtmaktadır.
Cevabı göster

Önceki kural çevrim içi güvenlik için de geçerlidir.

You see, Anlatım akışı

1:19

Şöyle düşünün:

when I removed the door,

1:19

Ben bir kapıyı elediğimde,

I did so with motive, Dilbilgisi

1:20

bunu belli bir amaçla yaptım,

knowing there was a goat behind it. Dilbilgisi

1:22

çünkü arkasında bir keçi olduğunu biliyordum.

Anlatım akışı

Önemli bir açıklama sunmak için You see,

You see, bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciye önemli açıklamanın sırada olduğunu bildirir: konuşan kişi, ilgili bilgiyi bilerek kapıyı kasıtlı biçimde kaldırmıştır. Dinleyiciden gerçekten bakmasını istemez. Başka bağlamlarda You see, bir gerekçeye, açıklığa kavuşturan bilgiye ya da anlatımın kilit adımına dikkat çekmek için kullanılabilir.

Alıştırma

You see, bu cümlenin başında ne işe yarıyor?

  1. Dinleyici için önemli bir açıklama sunar.
  2. Konuşanın ne olduğundan emin olmadığını gösterir.
  3. Dinleyiciye kapıya bakmasını söyler.
Cevabı göster

Dinleyici için önemli bir açıklama sunar.

Dilbilgisi

Önceki eylemin yerine kullanılan did so

did so yapısında did geçmiş zamanı taşır, so ise daha önce belirtilen removed the door eyleminin yerini tutar. Böylece removed the door tekrar edilmez ve cümle daha kısa kalır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, aynı eyleme gönderme yapan uygun bir do biçimi + so yapısıdır.

Alıştırma

Cümleyi do so ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya promised to lock the gate, and she ____ before sunset.

Cevabı göster

did so

Dilbilgisi

knowing there was a goat behind it: ek bilgi veren bir -ing yan cümlesi

knowing there was a goat behind it bölümü, ek bilgi veren bir -ing yan cümlesidir. Anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesi I olduğundan, konuşanın seçimi yaparken ne bildiğini anlatır. Burada knowing, eyleme yön veren veya eylemi açıklayan bilgiyi ekler; bilme sürecinin devam ettiği anlamına gelmez. Bu yapı, öznenin mevcut bilgisini, nedenini ya da arka planını tamamlanmış bir ana cümleye kısa ve öz biçimde ekleyebilir.

Alıştırma

Tam olarak beş İngilizce sözcükle tamamlayın: know fiilinin -ing biçimi ve ardından the road was icy. He drove slowly, ____.

Cevabı göster

knowing the road was icy

The only two scenarios that exist are A,

1:24

Yalnızca iki olası senaryo vardır. A senaryosunda,

you chose the correct door and I'm arbitrarily picking one of the wrong choices to show you, Kelime

1:26

siz doğru kapıyı seçmişsinizdir ve ben size göstermek için yanlış seçeneklerden birini rastgele seçerim,

Kelime

arbitrarily: ilgili bir ölçüt olmadan seçim yapmak

Burada arbitrarily, sunucunun koşullara uyan yanlış seçeneklerden herhangi birini, bir tercih veya ilgili karar ölçütü uygulamadan seçebileceği anlamına gelir. Zarf, picking ifadesini niteler ve seçimin nasıl yapıldığını açıklar. Anlam kapsamı one of the wrong choices ifadesiyle sınırlıdır; bütün kapıların seçilebileceği anlamına gelmez. Bu durumda koşullara uyan iki kapı açıklama açısından birbirinin yerine geçebilir, dolayısıyla hangisinin seçildiği ana fikri değiştirmez.

Alıştırma

Örnekte arbitrarily ne anlama geliyor?

  1. Koşullara uyan iki yanlış kapı arasından, bir tercih veya ilgili ölçüt kullanmadan seçim yapar.
  2. Arabanın bulunduğu kapı da dâhil olmak üzere herhangi bir kapıyı açabilir.
  3. Eşit olasılıkları garanti eden rastgele bir yöntem kullanır.
Cevabı göster

Koşullara uyan iki yanlış kapı arasından, bir tercih veya ilgili ölçüt kullanmadan seçim yapar.

in which case staying will make you win, Notlar

1:31

bu durumda seçiminizi değiştirmezseniz kazanırsınız,

Anlatım akışı

in which case: Bir Durumu Sonucuna Bağlamak

In which case, tek bir isme değil, az önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Buradaki anlamı ‘durum böyleyse’ şeklindedir. Ardından staying will make you win sonucunu bu duruma bağlar. Bu yapı, konuşanın bir olasılığı sunup bundan ne sonuç çıktığını hemen belirtmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi ‘bu durumun tamamı doğruysa’ anlamındaki bağlayıcıyla tamamlayın: The office may already be closed, ____ we will come back tomorrow.

Cevabı göster

in which case

Dilbilgisi

make you win: make + nesne + yalın fiil

Make you win, make + nesne + yalın fiil yapısını kullanır: make + you + win. Etken yapıdaki make fiilinden sonra gelen fiilin önünde to bulunmaz. Burada make bir sonuca neden olmak anlamındadır: staying öznesi ilk seçimi koruma stratejisini anlatır ve bu strateji zafere götürür. Birini win eylemini yapmaya zorlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Takımınız konuşuyor. Cümleyi make, us ve win fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A single goal could ____ the tournament.

Cevabı göster

make us win

or B,

1:33

ya da B senaryosunda,

you pick the wrong door and I show you the other incorrect answer,

1:34

siz yanlış kapıyı seçersiniz, ben de size diğer yanlış seçeneği gösteririm,

in which case switching will make you win.

1:37

bu durumda kapıyı değiştirirseniz kazanırsınız.

Scenario A will always happen when you choose the winning door and B will always happen when you pick a losing door. Dilbilgisi

1:39

A senaryosu kazanan kapıyı seçtiğinizde, B senaryosuysa kaybeden bir kapıyı seçtiğinizde her zaman gerçekleşir.

Dilbilgisi

will always happen when: bir koşul altında kesinleşen sonuç

Bu cümlede will always happen, belirtilen kurala göre sonucun kesin olarak gerçekleşeceğini anlatır. Will yalnızca gelecekteki bir olayı göstermez; always ile birlikte öngörülebilir ve kaçınılmaz bir sonuç bildirir. When, bu sonucu tetikleyen koşulu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp “sonuç + will always happen + when + geniş zamandaki koşul” biçimindedir; koşul her sağlandığında sonuç ortaya çıkar.

Alıştırma

Koşul her sağlandığında sonucun kesin olarak gerçekleşeceğini söyleyen cümle hangisidir?

  1. The reset may happen if the timer reaches zero.
  2. The reset happened before the timer reached zero.
  3. The reset will always happen when the timer reaches zero.
Cevabı göster

The reset will always happen when the timer reaches zero.

Therefore,

1:45

Dolayısıyla,

A will happen 1/3 of the time Kalıp ifadeler

1:45

A senaryosu üçte bir olasılıkla,

Kalıp ifadeler

1/3 of the time: süre değil, sıklık

1/3 of the time, “tüm durumların veya fırsatların üçte birinde” demektir. Burada A, olası her üç durumdan birinde gerçekleşir; dolayısıyla ifade A'nın ne sıklıkta gerçekleştiğini anlatır. Of the time, A'nın bir zaman diliminin üçte biri boyunca sürdüğü anlamına gelmez. Bu kalıpta kesri bir sıklık ifadesine dönüştürür.

Alıştırma

Bir oyun 30 kez oynanıyor ve aynı sonuç 1/3 of the time gerçekleşiyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Sonuç, 30 oyunun 10'unda gerçekleşir.
  2. Sonuç, her oyunun üçte biri boyunca sürer.
  3. Her oyun normal sürenin üçte biri kadar sürer.
Cevabı göster

Sonuç, 30 oyunun 10'unda gerçekleşir.

and B will happen 2/3 of the time.

1:47

B senaryosuysa üçte iki olasılıkla gerçekleşir.

As such, Anlatım akışı

1:49

Bu nedenle,

switching your door wins 2 out of 3 times. Kalıp ifadeler

1:50

kapıyı değiştirmek üç seferden ikisinde kazandırır.

Anlatım akışı

As such, ile sonuç bildirmek

Burada As such, önceki olasılık akıl yürütmesine gönderme yapar ve “bu nedenle” ya da “bu gerçeklerden dolayı” anlamına gelir. Önceki açıklamayı sonraki ifadenin dayanağı olarak özetler. Bilgiyi önce kanıt, sonra sonuç sırasıyla düzenler. Buradaki sonuç, kapıyı değiştirmenin üç seferin ikisinde kazandırmasıdır.

Alıştırma

Örnekteki “As such,” ne işe yarıyor?

  1. Önceki akıl yürütmeye dayanan bir sonuç getirir.
  2. Önceki akıl yürütmeyle çelişen bir örnek getirir.
  3. Kapının özel bir görevde değerlendirildiğini söyler.
Cevabı göster

Önceki akıl yürütmeye dayanan bir sonuç getirir.

Kalıp ifadeler

2 out of 3 times: başarı oranı bildirmek

X out of Y times kalıbı, bir şeyin ne sıklıkta gerçekleştiğini bildirir: X başarı veya gerçekleşme sayısıdır, Y ise karşılaştırılabilir durumların toplam sayısıdır. Bu nedenle 2 out of 3 times, her üç durumda iki başarı, yani yaklaşık üçte ikilik bir oran anlamına gelir. Bir olasılık ifadesinde bu, uzun vadeli bir orandır. Gerçekte yalnızca üç deneme yapıldığı veya üçlü her grubun mutlaka iki başarı içereceği anlamına gelmez.

Alıştırma

number + out of + total + times kalıbını ve 2 ile 3 rakamlarını kullanarak cümleyi tamamlayın: The backup code works ____.

Cevabı göster

2 out of 3 times

This paradox has perplexed many people, Kelime

1:53

Bu paradoks pek çok kişinin kafasını karıştırmıştır,

Kelime

has perplexed many people: birçok insanı şaşkına çevirmiştir

Bu cümlede perplex, “zor veya şaşırtıcı olduğu için birinin bir şeyi anlayamamasına yol açmak” anlamına gelir. Günlük kullanımda olan confuse fiilinden daha resmîdir ve çoğu zaman daha derin bir bilmeceyi çağrıştırır. many people nesnesi, bu zorluğu yaşayan kişileri belirtir. Has perplexed, has + geçmiş zaman ortacı biçimindeki present perfect yapısıdır. Şaşırtıcı etkinin geçmişte başladığını ve mevcut tartışmayla hâlâ ilgili olduğunu gösterir; herkesin kesintisiz biçimde şaşkın kaldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

"The result has perplexed researchers for years," cümlesindeki "has perplexed researchers" ne anlama gelir?

  1. Araştırmacıların anlaması için zor kalmıştır.
  2. Araştırmacıları öfkelendirmiştir.
  3. Araştırmacıların sorunu çözmesine yardım etmiştir.
Cevabı göster

Araştırmacıların anlaması için zor kalmıştır.

including scientists and mathematicians to this day, Kalıp ifadeler

1:55

günümüzde bile bilim insanları ve matematikçiler de bu kişiler arasındadır,

Kalıp ifadeler

to this day: bugün bile

To this day, “geçmişteki bir noktadan şimdiki zamanı da kapsayacak biçimde bugüne kadar” anlamına gelen vurgulu bir zaman ifadesidir. Bu cümlede paradoksun insanlar üzerindeki etkisinin geçmişte sona ermek yerine devam ettiğini gösterir. İfade çoğu zaman sürenin dikkat çekici, şaşırtıcı veya vurgulanmaya değer olduğu hissini ekler. Genellikle cümlenin sonunda yer alır ve hâlâ geçerli bir durumu anlatan present perfect veya simple present ifadesini güçlendirebilir.

Alıştırma

Geçmişten günümüze devamlılığı vurgulayan bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: She moved away twenty years ago, but we remain close ____.

Cevabı göster

to this day

because our gut tells us that switching will have no consequence. Notlar

1:58

çünkü içgüdülerimiz bize kapıyı değiştirmenin hiçbir etkisi olmayacağını söyler.

Deyimler

our gut tells us: sezgiyi ifade etmek

our gut tells us ifadesinde gut, içgüdüsel bir hissi anlatan bir mecazdır. Gerçekte bir vücut parçası konuşmaz; ifadenin tamamı “sezgisel olarak hissediyor veya inanıyoruz” anlamına gelir. “İyelik belirleyicisi + gut + tells + nesne + that yan cümlesi” yapısı, dikkatli akıl yürütmeden veya sağlam kanıttan önce oluşan bir yargıyı sunar. Bu cümlede sezgi, değiştirmenin sonucu değiştirmeyeceğini söylüyor.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan sezgi ifadesiyle tamamlayın: We have no proof yet, but ____ that something is wrong.

Cevabı göster

our gut tells us

Kalıp ifadeler

have no consequence: bir şeyin etkisi olmadığını söylemek

have no consequence ifadesinde consequence, ortaya çıkan bir etki veya sonuç anlamına gelir; bunun kötü bir ceza ya da zararlı bir sonuç olması gerekmez. İfade, bir eylemin olacakları değiştirmeyeceğini söyler. Burada değiştirme eylemi, kazanma olasılığını etkilemiyormuş gibi sunulur. Bu kullanım make no difference ifadesinden daha resmî ve analitiktir; bu nedenle kararlar, politikalar ve sonuçlarla ilgili tartışmalara uygundur.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle resmî rapor cümlesini tamamlayın: The minor formatting change will ____ for the final result.

Cevabı göster

have no consequence

But when using formal calculations or computer simulators,

2:01

Ancak matematiksel hesaplamalar veya bilgisayar simülasyonları kullanıldığında,

the results don't lie. Deyimler

2:04

sonuçlar yalan söylemez.

Deyimler

The results don't lie: sonuçlar yalan söylemez

Bu cümlede the results don't lie ifadesi sonuçları kişileştirir: kanıtlar gerçekten konuşamaz veya insanları aldatamaz. İfade, gözlemlenen verilerin sonucu açıkça desteklediğini ve bir sezgiden daha güvenilir olarak sunulduğunu anlatır. Bu, kendinden emin bir savunma biçimidir; verilerin asla eksik olamayacağı veya yanlış yorumlanamayacağı iddiası değildir. Konuşanın kanıtı belirleyici gördüğünü gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle hedef ifadeyi kullanarak kanıtı belirleyici biçimde sunuyor?

  1. The results suggest a possible improvement, but more testing is needed.
  2. We have not collected any results yet.
  3. The results don't lie; the new method clearly worked.
Cevabı göster

The results don't lie; the new method clearly worked.

Switching your door increases the probability of winning. Kalıp ifadeler

2:05

Kapınızı değiştirmek kazanma olasılığını artırır.

Kalıp ifadeler

Increase the probability of winning: kazanma olasılığını artırmak

Burada increases the probability of winning, kazanmayı daha olası hâle getirmek demektir. Switching your door, cümlede özne görevi gören bir -ing yan cümlesidir; winning ise sonucu adlandırmak için of edatından sonra kullanılan -ing biçimidir. Yeniden kullanılabilen kalıp X increases the probability of + isim veya -ing biçimidir. Bu kalıp olasılığın yükseldiğini anlatır, sonucu garanti etmez.

Alıştırma

Onayın daha olası hâle geldiğini anlatmak için increases ve probability sözcüklerini içeren beş kelimelik bir ifadeyle cümleyi tamamlayın: Providing complete documents ____.

Cevabı göster

increases the probability of approval

Let's see it one more time using a chart. Anlatım akışı

2:08

Bir tablo kullanarak buna bir kez daha bakalım.

Anlatım akışı

Başka bir yöntemle yeniden açıklama için Let's see it one more time using a chart

Let's see it one more time, konuşmacının dinleyicinin daha önce karşılaştığı bir açıklama ya da gösterimi yeniden ele alacağını belirtir. Buradaki see, yalnızca gözle görmek değil, “inceleyip anlamak” demektir. Using a chart, sonuç aynı kalırken sunum yönteminin değiştiğini bildirir. Cümle, tekrar yapılacağını duyurup yeni aracı önceden adlandırarak açıklamanın devamını düzenler.

Alıştırma

Bir öğretmen cevabı daha önce açıklamıştır ve şimdi diyagramla tekrarlamak istemektedir. “Yeniden” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Let's see it ____ using a diagram.

Cevabı göster

one more time

Here are all the possible scenarios. Dilbilgisi

2:10

İşte olası senaryoların tümü.

Dilbilgisi

Liste sunmak için Here are + çoğul isim öbeği

Here are, konuşmacının göstermek, adlandırmak veya listelemek üzere olduğu birden fazla ögeyi tanıtır. Örnekte all the possible scenarios, sunulan çoğul isim öbeğidir; bu nedenle are, scenarios ile çoğul olarak uyumludur. Bu bir sunma kalıbıdır: here dikkati sırada olan bilgiye yöneltir ve isim öbeği fiilden sonra gelir. Here mutlaka fiziksel bir yeri belirtmez; bir sayfadaki veya ekrandaki bilgiyi ya da konuşmacının sıradaki sözlerini gösterebilir.

Alıştırma

Here + be sunma kalıbını kullanın. options çoğul olduğu için çoğul fiili seçin: ____ all the available options.

Cevabı göster

Here are

The car is behind door 1, 2 or 3 and you have the choice of each three doors.

2:12

Araba 1, 2 veya 3 numaralı kapının arkasındadır ve siz bu üç kapıdan herhangi birini seçebilirsiniz.

This means there are nine possible outcomes.

2:16

Bu da dokuz olası sonuç olduğu anlamına gelir.

Let's tally them up quickly. Öbek fiiller

2:18

Hızlıca hesaplayalım.

Öbek fiiller

tally them up: Öğeleri sayıp toplamı bulmak

Bu cümlede tally them up, “öğeleri tek tek sayıp toplamı bulmak” demektir. Them, sayılan olası sonuçları gösterir. Buradaki up, tally up öbek fiilinin bir parçasıdır. Yukarı yönü belirtmez; sayma işleminin tamamlanıp toplamın bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: The ballots are ready. Please ____ before we announce the winner.

Cevabı göster

tally them up

If it's behind door 1 and you chose door 1, Dilbilgisi

2:20

Araba 1 numaralı kapının arkasındaysa ve siz 1 numaralı kapıyı seçtiyseniz,

you should stay.

2:22

seçiminizde kalmalısınız.

Dilbilgisi

If A and B, you should...: İki koşul ve tavsiye

If yan cümlesi iki koşulu and ile birleştirir: araba 1 numaralı kapının arkasındadır ve oyuncu 1 numaralı kapıyı seçmiştir. Ana cümledeki tavsiyenin geçerli olması için iki koşulun da doğru olması gerekir. Chose geçmiş zamandadır çünkü seçim zaten yapılmıştır. Should stay, stratejinin ilk kapı seçimini korumayı önerdiği anlamına gelir; buradaki should ahlaki bir yükümlülük değildir.

Alıştırma

Hangi cümle iki koşulun da doğru olması gerektiğini belirtip ardından önerilen bir eylem verir?

  1. If the road is icy and it is getting dark, you should turn back.
  2. If the road is icy and it is getting dark, you must turn back.
  3. If the road is icy or it is getting dark, you should turn back.
Cevabı göster

If the road is icy and it is getting dark, you should turn back.

But if you chose door 2 or 3,

2:23

Ama 2 veya 3 numaralı kapıyı seçtiyseniz,

you should switch.

2:24

kapıyı değiştirmelisiniz.

If it's behind door 2 and you chose door 2,

2:25

Araba 2 numaralı kapının arkasındaysa ve siz 2 numaralı kapıyı seçtiyseniz,

you should stay,

2:27

seçiminizde kalmalısınız,

but the other two you should switch.

2:28

ama diğer iki durumda kapıyı değiştirmelisiniz.

Add it all up and you should switch six out of nine times. Öbek fiiller

2:29

Hepsini topladığınızda, dokuz durumdan altısında kapıyı değiştirmeniz gerekir.

Öbek fiiller

Add it all up: ayrı sonuçları birleştirmek

“Add it all up” bir emir cümlesidir: add eylemi belirtir, it daha önce sıralanan sonuçların tümüne topluca gönderme yapar, all hiçbirinin dışarıda bırakılmadığını vurgular ve up yukarı doğru hareketi değil, eylemin tamamlanmasını belirtir. Bir hesaplamada “ayrı miktarları veya durumları birleştirerek toplamı bulmak” anlamına gelir. Aynı yapı, bir sonuca varmadan önce bütün gerçekleri ya da kanıtları değerlendirmek anlamında mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın. We have counted each possible result; now ____ to find the total.

Cevabı göster

add it all up

So, do you still trust your gut feeling? Anlatım akışı

2:33

Peki, hâlâ içgüdülerinize güveniyor musunuz?

Anlatım akışı

So, do you still trust your gut feeling?: savı bitiren sorgulayıcı soru

So, soruyu az önce sunulan kanıtlara bağlar ve bir sonuca gelindiğini gösterir. Still, bu kanıtlara rağmen dinleyicinin önceki inancının sürüp sürmediğini sorar; gut feeling ise bilinçli bir hesaplamaya dayanmayan sezgi anlamına gelir. Beklenen tepki şüphe veya hayırdır; bu nedenle soru, esas olarak bilgi istemek yerine retorik bir işlev görür. Dinleyiciyi ilk yargısını yeniden değerlendirmeye yönlendirerek savı sonuçlandırır.

Alıştırma

Dinleyicinin ilk tahminiyle çelişen kanıtlar sunulduktan sonra “So, do you still trust your gut feeling?” sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciyi önceki sezgisini yeniden değerlendirmeye zorlayarak savı sonuçlandırır.
  2. Dinleyicinin kişisel tercihlerini sorarak yeni bir konu başlatır.
  3. Dinleyicinin duyguları hakkında ayrıntılı bir açıklama ister.
Cevabı göster

Dinleyiciyi önceki sezgisini yeniden değerlendirmeye zorlayarak savı sonuçlandırır.

Got a burning question you want answered? Notlar

2:36

Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

burning question: yanıtı acilen öğrenilmek istenen soru

Bu cümlede a burning question, birinin yanıtını öğrenmeyi çok istediği önemli bir sorudur. Burning mecaz anlamdadır; gerçekten yanan bir şey yoktur. Bu ifade aciliyet veya güçlü bir merak duygusu katar. İnsanları en çok öğrenmek istedikleri şeyi sormaya davet edebilir, ancak konunun tehlikeli ya da tartışmalı olduğunu tek başına göstermez.

Alıştırma

Hangi cümlede burning question, birinin yanıtını özellikle öğrenmek istediği bir şey anlamında kullanılmıştır?

  1. Nina asked an ordinary question about when lunch starts.
  2. A firefighter answered a question beside the burning shed.
  3. Before the interview ended, Leo asked his burning question about how the film was made.
Cevabı göster

Before the interview ended, Leo asked his burning question about how the film was made.

Dilbilgisi

question you want answered: düşürülen that ve want + nesne + geçmiş zaman ortacı

question you want answered ifadesinde that ilgi zamiri düşürülmüştür: question (that) you want answered. Bu sınırlayıcı ilgi yan cümlesinde that özne değil nesne görevinde olduğu için çıkarılabilir. want + nesne + geçmiş zaman ortacı kalıbı, istenen sonucu anlatır: sorunun yanıtlanmasını istersiniz. Bu, soruyu kendiniz yanıtlamak istediğiniz anlamına gelmez.

Alıştırma

Sorunu kendiniz çözeceğinizi söylemek değil, sorunun çözülmüş duruma gelmesi önemlidir. Bu sonucu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. I have a problem I want to solve myself.
  2. I have a problem I want solved.
  3. I have a problem that solves itself.
Cevabı göster

I have a problem I want solved.

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter

2:37

Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun

and subscribe for more weekly science videos.

2:40

ve her hafta yeni bilim videoları için abone olun.