Bandit'in Ördek Pastası | 2. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
212 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Ördek biçiminde bir pasta yapılırken Bluey oyuncak hayvanat bahçesini toplamak için para ister, ancak yardım etmenin daha kişisel bir nedenini keşfeder. Pastanın başı düşünce ortalığı toplar, bir onarım fikri sunar ve babasının yeniden denemesine yardımcı olur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You're meant to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: be meant to yapısının kişisel niyeti değil, yerleşik bir kuralı, belirlenmiş işlemi veya beklenen davranışı anlattığını kavramayı sağlar. Bir tarifte kremanın ne zaman sürüleceği gibi, bir işin normalde nasıl yapılması gerektiğini açıklamak için kullanılabilir. 2. moment of truth, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir girişimin sınandığı ve sonucun birazdan belli olacağı belirleyici anı anlatır. Bir açıklama, denetim, yarışma sonucu ya da önemli başka bir sınamadan hemen önce doğal biçimde kullanılabilir. 3. give this another go. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir aksilikten sonra aynı işi yeniden denemeyi önermenin rahat ve gündelik bir yolunu öğretir. Yenilenen çabayı vurgular ve özellikle Britanya ile Avustralya İngilizcesinde doğal bir ifadedir.

Bu derste

Hang on. Ton ve niyet

0:08

Bekle biraz.

Ton ve niyet

Hang on: bir an beklemek veya durmak

Burada Hang on, “bir dakika bekle” veya “bir an dur” anlamına gelir. Konuşmacının olup biteni düzeltebilmesi için karşısındaki kişinin eylemini kısa süreliğine keser. Bu, konuşmada kullanılan kalıplaşmış bir anlamdır; bir şeyi gerçekten asmak anlamına gelmez. Bu ifade konuşmanın hızını yönetir: kişi bir düzeltme, soru veya kontrol eklemeden önce eylemi duraklatır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bir dakika bekle” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, let me check the address.

Cevabı göster

Hang on

You're meant to do icing at the end. Dilbilgisi

0:09

Glazürü en sonda yapman gerekiyor.

Dilbilgisi

You're meant to: beklenen veya doğru davranış

be meant to + fiilin yalın hâli yapısında meant, bir eylemi bir kurala, plana veya normal işleyişe göre beklenen ya da doğru davranış olarak sunan edilgen yapının parçasıdır. Burada You're meant to, kremayı en son sürmenin doğru sıra olduğunu söyler; kişinin niyetini anlatmaz. Bu yapı çoğu zaman konuşmacıdan bağımsız olarak zaten var olan bir beklentiye işaret eder. you ile kullanıldığında “böyle yapılması gerekiyor” anlamında bir düzeltme gibi gelebilir.

Alıştırma

Bu kuralı be meant to yapısıyla tamamlayın: Visitors are ____ leave their bags at the front desk.

Cevabı göster

meant to

Eh, It's all good. Ton ve niyet

0:11

Eh, sorun yok.

Ton ve niyet

It's all good: gündelik biçimde “sorun değil” demek

Burada It's all good, “Sorun değil” veya “Önemli değil” anlamına gelir. Her şeyin iyi olduğunu nesnel biçimde söyleyen bir cümle değil, gündelik bir sosyal yanıttır. Konuşan kişi küçük bir düzeltmeyi veya hatayı büyütmeden geçmek ve konuşmayı rahat tutmak için bu ifadeyi kullanır. Başka durumlarda da kızgın olmadığınızı ve konuyla daha fazla ilgilenmeye gerek bulunmadığını göstererek karşı tarafı rahatlatabilir.

Alıştırma

Bir arkadaş küçük bir hata için özür diliyor. Hangi yanıt gündelik biçimde “Sorun değil” anlamına gelir?

  1. It's all good.
  2. This is a serious problem.
  3. Everything is high quality.
Cevabı göster

It's all good.

Dad?

0:12

Baba?

Have you finished?

0:13

Bitirdin mi?

Not yet.

0:14

Henüz değil.

I just want to know

0:15

Sadece bilmek istiyorum

how many star ponies can I get for two dollar bucks? Notlar

0:16

iki dollar bucks ile kaç yıldız midillisi alabilirim?

Dilbilgisi

How many ... can I get for ...?: bir miktar parayla kaç tane alınabileceğini sormak

How many + çoğul sayılabilen isim + can I get for + miktar? kalıbı, belirli bir miktar parayla kaç ürün alınabileceğini sorar. How many sayıyı sorar; can I get ise “satın alabilir veya elde edebilir miyim” anlamına gelir. Burada for, değiş tokuşta verilen parayı veya başka bir değeri belirtir; “bir amaç için” anlamına gelmez.

Alıştırma

On sterlinle kaç bilet alınabileceğini soran cümleyi tamamlayın: ____ tickets can I get ____ ten pounds?

Cevabı göster

How many · for

Kelime

two dollar bucks: çocuksu ve standart dışı bir miktar

Bucks, dollars anlamına gelen gayriresmî bir sözcüktür. two dollar bucks ifadesinde dollar ve bucks aynı para birimini belirtmelerine rağmen art arda kullanılır; bu yüzden ifade gereksiz tekrarlı ve standart dışıdır. Burada yalnızca two dollars anlamına gelir. Bu sıra dışı söyleyiş, konuşana çocuksu ve şakacı bir hava verir. Dinlerken bu etkiyi fark edin, ancak kendiniz miktar belirtirken standart bir biçim kullanın.

Alıştırma

Yargılayın: Resmî bir ödeme bildiriminde miktarı two dollar bucks olarak yazmak uygundur.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

Star ponies cost $50, kid. Kalıp ifadeler

0:19

Yıldız midillileri 50 dolar eder, ufaklık.

Kalıp ifadeler

cost $50: cost sözcüğünden hemen sonra fiyat gelmesi

Cost, bir ürünü fiyatına doğrudan bağlayabilir: ürün + cost + tutar. Star ponies cost $50 cümlesinde çoğul özne Star ponies'ten sonra cost, ardından fiyat gelir; $50'dan önce edat kullanılmaz. Geniş zamanda üçüncü tekil şahıs bir özneyle costs kullanılır: The toy costs $50.

Alıştırma

Bir ürünün fiyatını belirten doğal cümleyi seçin.

  1. The museum ticket costs fifteen pounds.
  2. The museum ticket costs for fifteen pounds.
  3. The museum ticket pays fifteen pounds.
Cevabı göster

The museum ticket costs fifteen pounds.

So,

0:22

Yani,

how many can I get?

0:23

kaç tane alabilirim?

None, mate. Kelime

0:25

Hiç, tatlım.

Kelime

Samimi bir hitap sözü olarak mate

Burada mate, dinleyene hitap etmek için kullanılan, dostum ya da arkadaşım gibi samimi bir sözdür. Kısa yanıtın tanıdık ve rahat duyulmasını sağlar. Bu cümlede eş veya partner anlamına gelmez. Bu doğrudan hitap kullanımı özellikle Britanya ve Avustralya gündelik İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

“Nice work, mate.” cümlesinde mate ne işe yarar?

  1. Dinleyenin konuşanın eşi olduğunu söyler.
  2. Dinleyene samimi bir şekilde hitap eder.
  3. Dinleyene resmî bir unvan verir.
Cevabı göster

Dinleyene samimi bir şekilde hitap eder.

Aw.

0:25

Ah.

If I clean up my zoo, Notlar

0:27

Eğer hayvanat bahçemi temizlersem,

Öbek fiiller

clean up: dağınık bir yeri toparlamak

Bu cümlede clean up, dağınıklığı kaldırıp bir yeri düzenli hâle getirmek demektir. Çocuk dağınık oyun alanına my zoo diyor; burası gerçek bir hayvanat bahçesi değildir. Buradaki up, öbek fiilin bir parçasıdır. Yukarı doğru hareketi değil, toparlama işini bitirip düzenli bir sonuç elde etmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın: The play area is a mess. Let's ____ the room before lunch.

Cevabı göster

clean up

will you give me enough for a star pony?

0:28

bana bir yıldız midillisi alacak kadar para verir misin?

Dilbilgisi

Koşullu rica olarak If ..., will you give me enough for ...?

Bu cümlede konuşan kişi önce ortalığı toplamayı teklif ediyor ve karşılığında bir şey istiyor. If ..., will you ...? kalıbı yalnızca bir tahmin değil, koşullu bir rica ya da pazarlık işlevi görür. Gerçekleşmesi olası bir gelecek koşulunda if yan cümlesi genellikle geniş zaman biçimini kullanır: If I will clean değil, If I clean. Give me enough for a star pony, “bir tane almaya yetecek kadar para ver” demektir; money sözcüğü söylenmeden anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümle bu kalıbı bir değiş tokuş önermek için doğal biçimde kullanır?

  1. If I wash the car, did you give me enough for a snack?
  2. If I will wash the car, will you give me enough for a snack?
  3. If I wash the car, will you give me enough for a snack?
Cevabı göster

If I wash the car, will you give me enough for a snack?

I'm not paying you $50 to clean up your mess, Bluey. Kalıp ifadeler

0:30

Kendi dağınıklığını toplaman için sana 50 dolar ödemeyeceğim, Bluey.

Kalıp ifadeler

paying you $50 to ...: bir işi yapması için birine para vermek

pay + person + amount + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir görevi yapması karşılığında kişiye belirtilen miktarı vermek veya teklif etmek anlamına gelir. paying you $50 to clean up ifadesinde you parayı alan kişiyi, $50 ise miktarı belirtir. to ile başlayan bölüm, ödemenin kişiye hangi işi yaptırmak için olduğunu açıklar. Buradaki not paying, bu görev için o ödülü verme düşüncesini reddeder.

Alıştırma

Maya washed the car for £20. Cümleyi pay + person + amount + to yapısıyla tamamlayın ve miktarı İngilizce sözcüklerle yazın: I ____ wash the car.

Cevabı göster

paid Maya twenty pounds to

Aw, why not?

0:34

Ah, nedenmiş?

Because I shouldn't be paying you anything. Dilbilgisi

0:35

Çünkü sana hiçbir şey ödememem gerekiyor.

Dilbilgisi

shouldn't be paying you anything: devam eden bir düzeni değerlendirmek

shouldn't be paying you anything ifadesinde should not + be + -ing, ödeme eyleminin veya ödeme düzeninin konuşana göre gerçekleşiyor olmaması gerektiğini anlatır. Olumsuzluğun kapsamındaki anything, hiçbir miktarın ödenmemesi anlamına gelir. İlerleyen yapıdaki be paying, şu anda süren ya da gündemde olan ödeme düzenine odaklanır. Cümle yalnızca konuşanın gelecekte ödeme yapmayacağını bildirmez; bu düzenin yanlış veya gerekçesiz olduğunu değerlendirir.

Alıştırma

Bir hizmeti iptal ettikten sonra aylık ücret hâlâ görünmeye devam ediyor. Devam eden bu düzenin gerçekleşmemesi gerektiğini en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. I shouldn't be paying for this anymore.
  2. I won't pay for this next month.
  3. I shouldn't pay this bill tomorrow.
Cevabı göster

I shouldn't be paying for this anymore.

You should just do it. Ton ve niyet

0:37

Sadece yapman lazım.

Ton ve niyet

You should just do it: kesin bir beklenti

Burada should, eylemi olası tavsiyelerden biri olarak değil, dinleyiciden beklenen veya yapmakla yükümlü olduğu bir şey olarak sunar. Ebeveynin çocuğa konuştuğu bir durumda kesin bir talep işlevi görebilir. Burada just, “az önce” değil, “yalnızca” veya “daha fazla tartışmadan” anlamındadır. Bahane ya da pazarlık payını azaltır ve mesajı daha doğrudan yapar: sorumluluğun olduğu için bunu yap.

Alıştırma

“You should just return what you borrowed,” cümlesinde just hangi tutumu ifade etmeye yardımcı olur?

  1. Onu geri vermek açık bir sorumluluktur ve bahaneye pek yer yoktur.
  2. Konuşan kişi eşyanın ödünç alınıp alınmadığından emin değildir.
  3. İade az önce gerçekleşti.
Cevabı göster

Onu geri vermek açık bir sorumluluktur ve bahaneye pek yer yoktur.

But why should I do it?

0:39

Peki neden sadece yapmam lazım?

Cuz you just should.

0:40

Çünkü öyle yapmalısın.

But why should I just should?

0:41

Peki neden öyle yapmalıyım?

Aw, cuz I'll let you lick the beater. Dilbilgisi

0:43

Ah, çünkü mikser çubuğunu yalamana izin vereceğim.

Dilbilgisi

let you lick: let + kişi + fiilin yalın hâli

let + kişi + fiilin yalın hâli, birinin bir şey yapmasına izin vermeyi anlatır. let you lick ifadesinde you izin verilen kişidir ve lick fiilin yalın hâlidir. İkinci fiilden önce to kullanılmaz: let you lick denir, let you to lick denmez.

Alıştırma

Cümleyi parantezdeki fiilin yalın hâliyle tamamlayın: My aunt let me ____ the icing. (taste)

Cevabı göster

taste

Finished!

0:54

Bitti!

Okay, here you go. Kalıp ifadeler

0:56

Tamam, al bakalım.

Kalıp ifadeler

Here you go: birine bir şey verirken

Here you go, birinin istediği şeyi ona verirken veya ihtiyaç duyduğu şeyi sunarken kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Burada nesnenin dinleyici için olduğunu belirtir. Sözcükleri tek tek değil, tek bir konuşma kalıbı olarak anlayın. Dinleyiciye bu yere gitmesini söyleyen bir talimat değildir.

Alıştırma

Bir müşteri fiş ister. Kasiyer fişi uzatırken hangi yanıt en doğaldır?

  1. Here you go.
  2. Come this way.
  3. It's over there.
Cevabı göster

Here you go.

At last, you are mine. Anlatım akışı

0:59

Sonunda benimsin.

Anlatım akışı

At last: uzun zamandır beklenen sonuç

At last, ardından gelen bilgiyi bir bekleyişin sonucu olarak sunar: konuşan kişi sonunda istediği ana ulaşmıştır. Cümlenin başında kullanıldığında, sonraki ifadeyi uzun zamandır beklenen sonuç hâline getirir. Burada ayrıca heyecanlı, eğlenceli ve teatral bir hava katar. Başka bağlamlarda at last, bir gecikme sona erdiğinde rahatlama, memnuniyet veya sabırsızlık da anlatabilir.

Alıştırma

Üç saat bekledikten sonra, bekleyişin sona erdiğini en açık biçimde vurgulayan cümle hangisidir?

  1. At the last, the train is here.
  2. At last, the train is here.
  3. Last, the train is here.
Cevabı göster

At last, the train is here.

Okay, moment of truth, Bandit. Deyimler

1:02

Tamam, gerçek anı, Bandit.

Deyimler

Moment of truth: sonucun ortaya çıktığı an

Moment of truth, bir testin bir şeyin başarılı mı yoksa başarısız mı olduğunu ortaya çıkarmak üzere olduğu kritik anı anlatan bir deyimdir. Bu cümlede, önemli bir adımın sonucunun birazdan belli olacağını duyurur. Genellikle hemen yapılacak bir testi veya açıklanacak bir sonucu belirtir; yalnızca dürüstlük ya da gerçekler hakkında konuşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “sonucun açıklanmak üzere olduğu an” anlamındaki deyimle tamamlayın: The repairs are finished. Now comes the ____.

Cevabı göster

moment of truth

Attaching of the head.

1:04

Kafanın takılması.

Now I know why you should do jobs. Anlatım akışı

1:06

Artık neden görevleri yapmam gerektiğini biliyorum.

Anlatım akışı

Now I know why + gömülü cümlede düz söz dizimi

Now I know why yeni bir fark edişi belirtir: konuşan kişi bir şeyi gördükten veya yaşadıktan sonra nedenini artık anlar. Bu yapı, anlayıştaki değişimi ardından gelen why yan cümlesine bağlar. why, know’dan sonra gömülü bir yan cümle başlattığı için düz cümle söz dizimi kullanılır: you should do jobs. Bu, bağımsız bir doğrudan soru değildir; bu yüzden özne ile yardımcı fiilin yeri değiştirilmez.

Alıştırma

Yeni anlaşılan bir nedeni belirtmek için Now I know why ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Now I know why the door was locked.
  2. Now I know why did they lock the door.
  3. Now I know why was the door locked.
Cevabı göster

Now I know why the door was locked.

Why is that?

1:09

Nedenmiş o?

Icing.

1:10

Krema.

I believe in you, mate. Ton ve niyet

1:11

Sana inanıyorum, tatlım.

Ton ve niyet

I believe in you: destek ve güven ifade etmek

Bu cümlede I believe in you bir cesaretlendirme ifadesidir: konuşan kişi karşısındaki kişinin yeteneğine veya potansiyeline güvenir. Yalnızca “söylediğinin doğru olduğunu düşünüyorum” değil, “bunu yapabileceğine inanıyorum” anlamına gelir. in edatı believe in someone kalıbının bir parçasıdır. Bir zorlukla karşılaşan veya kendinden şüphe eden birine destek vermek için bu ifadeyi kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız zor bir sunumdan önce gergin. Hangi yanıt onun yeteneğine güvendiğinizi doğrudan ifade eder?

  1. I agree with you.
  2. I believe you.
  3. I believe in you.
Cevabı göster

I believe in you.

You can do this. Ton ve niyet

1:13

Bunu yapabilirsin.

Ton ve niyet

You can do this.: doğrudan cesaretlendirme

You can do this., önünde bir görev ya da zorluk bulunan birini doğrudan cesaretlendirmenin bir yoludur. Buradaki can, kişinin yapabildiğine dair nötr bir bilgiden çok, konuşanın o kişinin başaracağına duyduğu güveni ifade eder. This, durumdan iki kişinin de anlayabildiği mevcut görevi gösterir. Cümle, 'Başarabileceğine inanıyorum' mesajını verir; yalnızca bir beceriyi tanımlamaz.

Alıştırma

Bir arkadaşın şarkı söylemek üzere ve gergin görünüyor. Hangi mesaj onu doğrudan cesaretlendirir?

  1. You did this. 'Bunu daha önce bitirdin' anlamına gelir.
  2. You have to do this. 'Bu senin görevin' anlamına gelir.
  3. You can do this. 'Başarabileceğine inanıyorum' anlamına gelir.
Cevabı göster

You can do this. 'Başarabileceğine inanıyorum' anlamına gelir.

It's good.

1:14

Bu iyi.

It's very good.

1:15

Bu çok iyi.

Oh, too easy! Kelime

1:18

Ah, çok kolay!

Kelime

too easy!: kendinden emin, gündelik bir tepki

Too easy!, görevin çok basit olduğunu veya hiçbir sorun oluşturmadığını anlatan günlük bir ünlemdir. Bu cümlede konuşan kişi kendinden emin, hatta önemli adımın sorunsuz ilerleyeceği konusunda biraz fazla kendine güveniyor gibi duyulur. too çoğu zaman olumsuz ya da sınırlayıcı bir sonuçla birlikte 'aşırı' anlamı verir. Ancak tek başına kullanılan Too easy!, bu güçlü vurguyu olumlu veya şakacı bir şekilde de kullanabilir. Gerçek tavrı duruma ve söyleyiş biçimine göre değerlendirmek gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede Too easy! en doğal olarak neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi birinin yavaşlamasını istiyor.
  2. Konuşan kişi görevin kullanılamayacak kadar basit olduğunu düşünüyor.
  3. Konuşan kişi görevin basit olduğunu ve sorun olmadığını düşünüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi görevin basit olduğunu ve sorun olmadığını düşünüyor.

Ooh, duck cake!

1:19

Ah, ördek pasta!

Oh, that's not good.

1:20

Ah, bu hiç iyi değil.

Are you okay, Dad?

1:25

İyi misin, baba?

Yeah, mate.

1:27

Evet, tatlım.

I'm okay.

1:28

İyiyim.

Don't worry. Ton ve niyet

1:29

Endişelenme.

Ton ve niyet

Dostça güven vermek için Don't worry.

Burada Don't worry. kaygılanmayı bırakmaya yönelik sert bir emir değil, dostça bir rahatlatma sözüdür. Sorunun çözülebileceğini ve karşıdaki kişinin kaygılı ya da sorumlu hissetmesine gerek olmadığını anlatır. Bu kısa ifade genellikle bir endişeye, özre veya küçük bir hataya karşılık olarak kullanılır. Konuşmadaki görevi baskıyı azaltmak ve karşıdaki kişinin kendini güvende ya da affedilmiş hissetmesini sağlamaktır.

Alıştırma

Bir arkadaş biraz su döktüğü için özür diliyor. Hangi yanıt dostça güven verir?

  1. You should feel terrible about it.
  2. Don't worry. We can wipe it up.
  3. Why did you do that on purpose?
Cevabı göster

Don't worry. We can wipe it up.

Dad.

1:36

Baba.

Yeah, mate?

1:38

Evet, dostum?

Maybe we can make the duck's neck into a sort of head. Notlar

1:39

Belki de ördeğin boynunu bir tür kafaya dönüştürebiliriz.

Ton ve niyet

Nazik ve ortak bir öneri için Maybe we can + fiilin yalın hâli

Maybe we can + fiilin yalın hâli, bir fikri tartışmaya açık ve nazik bir öneri olarak sunar. Burada maybe öncelikle önerinin tonunu yumuşatır; konuşanın bunu yapıp yapamayacağından şüphe ettiği anlamına gelmek zorunda değildir. we sözcüğü fikri iş birliğine dayalı hâle getirir: konuşan kişi doğrudan emir vermek yerine, karşısındaki kişiyi birlikte bir şey yapmayı düşünmeye davet eder.

Alıştırma

Nazik ve iş birliğine dayalı öneriyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ move the meeting to Friday.

Cevabı göster

Maybe we can

Dilbilgisi

make X into Y: X'i Y'ye dönüştürmek

make X into Y yapısında X ilk nesneyi, Y ise yeni biçimi ya da kullanım amacını belirtir. Bu cümlede the duck's neck değiştirilecek malzeme veya parçadır; a sort of head ise amaçlanan sonuçtur. Into, bir yerin içine doğru hareketi değil, değişimin sonucunu gösterir. Bir şeye yeni biçim vermeyi, onu dönüştürmeyi ya da başka bir amaçla yeniden kullanmayı anlatırken bu yapı kullanılır.

Alıştırma

Yeni sonucu tanıtan sözcükle make X into Y yapısını tamamlayın: They made the old shirt ____ a bag.

Cevabı göster

into

Kalıp ifadeler

a sort of head: yaklaşık bir adlandırma

a sort of head ifadesinde a sort of, head sözcüğünü yaklaşık bir adlandırma hâline getirir: ortaya çıkan şey standart ya da tam anlamıyla bir kafa değildir, ancak kafaya benzeyen bir şey olarak görülebilir. Bir adlandırma yararlı olduğu hâlde tamamen doğru değilse a sort of + isim kullanılır. Bu ifade çoğu zaman anlatımı yumuşatır ve belirsizliğe yer bırakır.

Alıştırma

Yalnızca kabaca bir çadıra benzeyen battaniyeden yapılmış bir barınağı en iyi hangi cümle anlatır?

  1. It is not a tent in any way.
  2. It is officially classified as a tent.
  3. It is a sort of tent.
Cevabı göster

It is a sort of tent.

Aw, okay.

1:42

Ah, tamam.

Let's give it a go. Kalıp ifadeler

1:45

Bir deneyelim bakalım.

Kalıp ifadeler

give it a go: rahat bir şekilde denemek

Give it a go, “denemek” veya “bir kez girişimde bulunmak” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki go, fiziksel hareket değil, “bir deneme” anlamında kullanılan bir isimdir. Let's ile birlikte kullanıldığında konuşan kişi grubu bir fikri kabul edip işe yarayıp yaramadığını görmeye davet eder. İstekli ve baskısız bir tonu vardır; başarı garantisi vermez.

Alıştırma

Cümleyi give ... a go deyimiyle tamamlayın: This recipe is new to me, but I'll ____.

Cevabı göster

give it a go

I'll just clean up the

1:46

Sadece şuraları temizleyeceğim...

Hey, what?

1:47

Hey, ne?

Did you clean this up? Öbek fiiller

1:48

Burayı sen mi temizledin?

Öbek fiiller

clean this up: ayrılabilir bir öbek fiilde zamirin yeri

Clean up, bir yeri veya şeyi temiz ve düzenli hâle getirmek anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. clean this up yapısında this nesnedir ve clean ile up parçacığının arasında bulunur. Tam bir isim öbeği iki parçadan sonra veya aralarına gelebilir: clean up the kitchen ya da clean the kitchen up. Nesne it, this veya that gibi kısa bir zamir olduğunda standart ve doğal sözcük dizilişi zamiri ortaya yerleştirir: clean it up, clean this up.

Alıştırma

Cümleyi clean up ve it zamiriyle tamamlayın: The counter is sticky, so please ____.

Cevabı göster

clean it up

Oh, um, yeah.

1:50

Ah, şey, evet.

Thanks, Bluey.

1:52

Teşekkürler, Bluey.

Ooh.

1:55

Ooh.

Okay, let's give this another go. Kalıp ifadeler

1:57

Tamam, bunu bir daha deneyelim.

Kalıp ifadeler

give this another go: yeniden denemek

give + nesne + another go kalıbı, “o şeyi yeniden denemek” anlamına gelir. Buradaki this, konuşanların önündeki görev ya da yöntemi; another go ise başka bir yere gitmeyi değil, bir deneme daha yapmayı ifade eder. let's ile kullanıldığında konuşan kişi, önceki bir denemeden sonra grubu yeniden başlamaya çağırır. İfade, tekrar denemeyi pratik ve istekli bir sonraki adım olarak sunar.

Alıştırma

it zamirini ve give ... another go kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The first plan did not work, so let's ____.

Cevabı göster

give it another go