Herodot neden "Tarihin Babası" olarak anılır? - Mark Robinson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
651 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Bu video, Herodot’un Pers Savaşları’nı tanıklıklar, gelenekler, kişisel gözlem ve akıl yürütme yoluyla araştırarak geçmişin kaydedilme biçimini nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Ayrıca Yunanlardan yana tutumunu ve hatalarını, altın çıkaran karıncalar öyküsünün ardındaki olası çeviri yanlışını inceliyor ve yönteminin ona neden Tarihin Babası unvanını kazandırdığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. According to Herodotus, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu ifadeyi kesin biçimde kanıtlanmış bir olgunun bildirimi değil, kaynak gösteren bir işaret olarak tanımayı öğrenin. Tarih, haber ve akademik anlatımlarda bir iddiayı belirli bir kişinin aktarımına bağlamak ve bu aktarımın güvenilirliğinin hâlâ değerlendirilmesi gerekebileceğini belirtmek için kullanabilirsiniz. 2. autopsy, meaning seeing for oneself. — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: autopsy sözcüğünün burada yaygın modern tıp anlamıyla değil, Yunancadaki tarihsel “kendi gözleriyle görme” anlamıyla kullanıldığını kavrayın. Böylece anlatılan kanıt toplama yöntemini izleyebilir, bağlamın veya köken bilgisinin bir sözcüğün eski ve uzmanlık alanına özgü anlamını ne zaman etkinleştirdiğini fark edebilirsiniz. 3. fallen prey to a translation error. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir kişinin bir hatanın ya da yanıltıcı etkinin kurbanı olmasını anlatan mecazı kavrayın. fall prey to ifadesini, gerçek anlamda av veya saldırıdan söz etmeden birinin yanlış bilgiye inanmasını, tuzağa düşmesini ya da bir şeyden zarar görmesini açıklamak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Giant gold-digging ants, Kalıp ifadeler

0:06

Dev altın kazan karıncalar,

Kalıp ifadeler

gold-digging ants: birleşik bir niteleyici

gold-digging ants ifadesinde gold-digging, ants sözcüğünden önce gelen, kısa çizgili birleşik bir niteleyicidir. İki sözcük tek bir birim olarak çalışır ve altın kazma işiyle ilgili ya da altın kazan anlamına gelir. Burada digging cümlenin ana fiili değildir. Daha genel olarak, başka bir isimden önce gelen isim + -ing biçimi, energy-saving devices örneğinde olduğu gibi bir etkinliği veya amacı kısa bir betimlemeye dönüştürebilir.

Alıştırma

Giant gold-digging ants ifadesinde gold-digging ne işe yarar?

  1. Karıncaları betimleyen birleşik bir niteleyici oluşturur.
  2. Ana fiildir ve altının kazdığını söyler.
  3. Karıncalara altın kazmaları için emir verir.
Cevabı göster

Karıncaları betimleyen birleşik bir niteleyici oluşturur.

a furious king who orders the sea to be whipped 300 times, Dilbilgisi

0:09

denizin 300 kez kırbaçlanmasını emreden öfkeli bir kral,

Dilbilgisi

orders the sea to be whipped: order + nesne + edilgen mastar

Orders the sea to be whipped, order + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler. The sea, orders fiilinden sonraki nesnedir; to be whipped ise edilgen mastardır ve denizin eyleme maruz kaldığını belirtir. Bu kalıp, emri kimin yerine getirmesi gerektiğini belirtmeden aktarır. Kralın denizi bizzat kırbaçladığını değil, kırbaçlama eyleminin yapılmasını emrettiğini söyler.

Alıştırma

release fiilini edilgen emir kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The judge ordered the records ____.

Cevabı göster

to be released

and a dolphin that saves a famous poet from drowning. Kalıp ifadeler

0:14

ve ünlü bir şairi boğulmaktan kurtaran bir yunus.

Kalıp ifadeler

save someone from doing something: saves ... from drowning

save someone from something veya save someone from doing something kalıbı, bir kişiyi tehlikeden ya da zararlı bir sonuçtan kurtarmak veya korumak anlamına gelir. saves a famous poet from drowning ifadesinde from, kaçınılan tehlikeyi tanıtır. from bir edat olduğu için drowning gibi -ing biçimi kullanılır; burada bir yer anlatılmaz.

Alıştırma

Cümleyi save someone from doing something kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The lifeguard saved the swimmer ____ drowning.

Cevabı göster

from

These are just some of the stories from The Histories by Herodotus, Notlar

0:18

Bunlar, Herodot'un "Tarihler" adlı eserindeki hikayelerden sadece birkaçı,

Anlatım akışı

just some of the stories: örneklerin listenin tamamı olmadığını belirtmek

Just some of the stories, “öykülerin yalnızca bazıları” anlamına gelir. Just kapsamı sınırlar, some of ise söz edilen öykülerin daha büyük bir grubun parçası olduğunu gösterir. Bu ifade bilgiyi düzenler: konuşmacı önce dikkat çekici birkaç örnekle başlar, ardından daha büyük esere veya konuya yönelir. Önceki listenin eksiksiz olmadığını bildirir.

Alıştırma

These are just some of the stories ifadesi dinleyiciye ne anlatır?

  1. Söz edilen öyküler gerçek öyküler değildir.
  2. Söz edilen öyküler koleksiyonun tamamıdır.
  3. Söz edilen öyküler, daha büyük bir koleksiyondan yalnızca birkaç örnektir.
Cevabı göster

Söz edilen öyküler, daha büyük bir koleksiyondan yalnızca birkaç örnektir.

an ancient Greek writer from the 5th century BCE. Kültür

0:22

MÖ 5. yüzyıldan eski bir Yunan yazar.

Kültür

The Histories: Herodotos'un eser adı

Bu cümlede The Histories, Herodotos'un belirli bir eserinin adıdır. Büyük harf kullanımı ve ardından gelen by Herodotus ifadesi bunun özel bir eser adı olduğunu gösterir; Histories, birkaç tarihi anlatan sıradan bir çoğul isim değildir. from sonrasındaki stories from The Histories, “o kitaptan alınan hikâyeler” anlamına gelir. Histories kelimesini tek tek çevirmek yerine bütün ifadeyi bir eser adı olarak değerlendirin.

Alıştırma

Bu cümlede The Histories neyi ifade ediyor?

  1. Herodotos'a ait belirli bir eserin adı
  2. Tarihleri anlatan sıradan bir çoğul isim
  3. Birçok tarihî olay
Cevabı göster

Herodotos'a ait belirli bir eserin adı

Kültür

the 5th century BCE: tarihsel bir tarih ifadesi

the 5th century BCE, Ortak Çağ'dan önceki 5. yüzyıla ait bir dönemi belirtir. Bu cümlede Yunan yazarın antik bir tarih dönemine ait olduğunu gösterir; “beş yıl önce” ya da MS 5. yüzyıl anlamına gelmez. Çağdan önceki yüzyıllar MS 1. yıldan geriye doğru sayılır. Bu nedenle MÖ 5. yüzyıl yaklaşık olarak MÖ 500 ile MÖ 401 arasındaki dönemdir. BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve tarih, akademi, müze ve eğitim metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede the 5th century BCE ne anlama geliyor?

  1. Ortak Çağ'dan önceki 5. yüzyıl
  2. MS 5. yüzyıl
  3. Günümüzden beş yıl önce
Cevabı göster

Ortak Çağ'dan önceki 5. yüzyıl

Not all the events in the text may have happened exactly as Herodotus reported them, Dilbilgisi

0:26

Metindeki tüm olaylar tam olarak Herodot'un bildirdiği gibi gerçekleşmemiş olabilir,

Dilbilgisi

Not all ... may have happened: kısmi olumsuzluk ve geçmiş olasılığı

Not all + çoğul isim yapısı kısmi olumsuzluk bildirir: grubun her üyesinin ifadeye uyduğu düşüncesini reddeder. None gibi “hiçbiri” anlamına gelmez. May have happened, may have + geçmiş zaman ortacı yapısıyla geçmiş hakkında temkinli bir olasılık değerlendirmesi yapar. Burada olayların hepsinin aktarıldığı gibi gerçekleşmemiş olabileceği söyleniyor. Anlatının tamamı reddedilmiyor; bütünüyle doğru olup olmadığı sorgulanıyor.

Alıştırma

Hangi yorum cümleye en iyi uyar?

  1. Olayların hiçbiri gerçekleşmedi.
  2. Her olay kesinlikle tam olarak aktarıldığı gibi gerçekleşti.
  3. Belki de her olay tam olarak aktarıldığı gibi gerçekleşmedi.
Cevabı göster

Belki de her olay tam olarak aktarıldığı gibi gerçekleşmedi.

but this work revolutionized the way the past was recorded. Kalıp ifadeler

0:31

ancak bu eser geçmişin kaydediliş biçiminde devrim yarattı.

Kalıp ifadeler

Revolutionized the way ... was recorded: yöntemde köklü değişim

Revolutionized, çok büyük ve geniş kapsamlı bir değişime neden olmak demektir. Bu cümlede eser, tarih yazımını biraz iyileştirmekten fazlasını yapmış; yöntemi kökten değiştirmiştir. The way ifadesinden sonra değişen süreci belirten the past was recorded yan cümlesi gelir. The past insanların kaydettiği şey olduğu için bu yan cümle edilgendir. Yeniden kullanılabilecek kalıp revolutionize the way + yan cümledir.

Alıştırma

Revolutionized ve the way hedef sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The printing press ____ books were produced.

Cevabı göster

revolutionized the way

Before Herodotus,

0:35

Herodot'tan önce,

the past was documented as a list of events

0:37

geçmiş olayların bir listesi olarak belgelenirdi

with little or no attempt to explain their causes Kalıp ifadeler

0:39

ve nedenlerini açıklama girişimi hiç olmazdı veya çok azdı,

Kalıp ifadeler

little or no attempt to explain: neredeyse hiç çaba yok

Burada little or no attempt to explain their causes, olayların neden yaşandığını açıklamak için neredeyse hiç çaba gösterilmediği ya da hiç çaba gösterilmediği anlamına gelir. Little fiziksel boyutu değil, çabanın miktarını anlatır. Little or no + isim kalıbı hem çok az miktarı hem de sıfır miktarı kapsar. Attempt ile kullanılan olağan yapı, attempt to explain örneğindeki gibi attempt to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi little or no ve attempt kullanarak tamamlayın: The review made ____ explain why the plan failed.

Cevabı göster

little or no attempt to

beyond accepting things as the will of the gods. Kültür

0:43

her şey tanrıların iradesi olarak kabul edilirdi.

Kültür

the will of the gods: tanrıların iradesi

The will of the gods ifadesinde will, gelecek zamanı belirten yardımcı fiil değil, niyet veya karar anlamındaki bir isimdir. İfade, olayların tanrılar olmasını istediği ya da olmasına karar verdiği için gerçekleştiğini anlatır. Burada nedenleri açıklamaya yönelik eski bir dinî yaklaşımı temsil eder: olaylar, insani veya doğal nedenleri araştırılmak yerine ilahi kararlar olarak kabul edilir.

Alıştırma

The will of the gods ifadesinde will ne anlama gelir?

  1. tanrıların planladığı gelecekteki bir eylem
  2. tanrıların niyetleri veya kararları
  3. tanrılara ait yasal bir vasiyetname
Cevabı göster

tanrıların niyetleri veya kararları

Herodotus wanted a deeper, more rational understanding, Kalıp ifadeler

0:46

Herodot daha derin, daha rasyonel bir anlayış istiyordu,

Kalıp ifadeler

a deeper, more rational understanding: daha derin ve daha akılcı bir anlayış

Bu cümlede a deeper, more rational understanding, yüzeydeki gerçeklerden daha fazlasını anlamak ve bunları açıklamak için nedenler ile kanıtları kullanmak demektir. Deeper ve more rational, understanding sözcüğünü birlikte niteler. Bu ifade genellikle yalnızca ne olduğunu bilmekten, neden olduğunu analiz etmeye geçişi anlatır. Burada rational, akıl tarafından yönlendirilen demektir; duyguların daha yoğun olduğu veya sonucun kesinlikle doğru olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

a deeper, more rational understanding nasıl bir anlayışı anlatır?

  1. Daha hızlı ulaşılan bir anlayış
  2. Daha duygusal ve yoğun bir anlayış
  3. Yüzeydeki gerçeklerin ötesine geçen ve akıl ile kanıt kullanan bir anlayış
Cevabı göster

Yüzeydeki gerçeklerin ötesine geçen ve akıl ile kanıt kullanan bir anlayış

so he took a new approach, Kalıp ifadeler

0:50

bu yüzden yeni bir yaklaşım benimsedi,

Kalıp ifadeler

took a new approach: yeni bir yaklaşım benimsedi

Took a new approach, take a new approach ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin farklı bir yöntem veya bakış açısı seçip kullandığı anlamına gelir. Took burada fiziksel olarak bir şeyi almak demek değildir; approach, yöntem anlamındaki bir isimdir. Bu ifade yalnızca yeni bir fikir edinmeye değil, kişinin çalışma, öğrenme veya sorun çözme biçimini değiştirmesine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “farklı bir yöntem kullanmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After the first plan failed, the team decided to ____.

Cevabı göster

take a new approach

looking at events from both sides Kalıp ifadeler

0:52

olaylara her iki taraftan bakarak

to understand the reasons for them.

0:54

nedenlerini anlamaya çalıştı.

Kalıp ifadeler

from both sides: iki bakış açısını değerlendirmek

Bu cümlede from both sides, “olaya dahil olan iki grubun bakış açılarından” demektir. Sides, bir yerin fiziksel kenarlarını değil, bir anlaşmazlıktaki tarafları veya bir olayın farklı anlatımlarını belirtir. Bir olaya from both sides bakmak, olayın neden gerçekleştiğini açıklamadan önce her grubun ne söylediğini, yaşadığını veya neye inandığını değerlendirmek demektir. Bu ifadeyi birbirinden ayrı iki taraf bulunduğunda kullanın.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “konuya dahil olan iki kişinin bakış açısından” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before deciding who was right, Lina listened to the story ____.

Cevabı göster

from both sides

Though he was Greek, Dilbilgisi

0:57

Yunan olmasına rağmen,

Herodotus's hometown of Halicarnassus

0:58

Herodot'un memleketi Halikarnas

was part of the Persian Empire. Kültür

1:01

Pers İmparatorluğu'nun bir parçasıydı.

Dilbilgisi

Though he was Greek: beklenmedik bir karşıtlık kurmak

Though he was Greek, karşıtlığa rağmen geçerli olan bir durumu bildiren yan cümledir. Herodot’un Yunan olduğu gerçeğini kabul eder ve ardından okuyucuyu basit bir beklentiye uymayan bilgiye hazırlar: memleketi Pers İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Cümlenin başında though, “-e rağmen” anlamına gelir ve although ile aynı işleve sahiptir. Kalıp Though + özne + fiil, ana cümle biçimindedir. İlk bölüm ana cümlenin nedenini vermez; bir karşıtlık veya daha karmaşık bir durum kurar.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “-e rağmen” anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: ____ the library was small, it had books on many subjects.

Cevabı göster

Though

Kültür

was part of the Persian Empire: siyasi aidiyet

Bu cümlede was part of the Persian Empire, Halikarnas'ın siyasi olarak imparatorluğa bağlı ve onun yönetimi altında olduğu anlamına gelir. Part of, daha büyük bir bölgenin içinde yer almayı anlatır; kırılmış fiziksel bir parçayı ifade etmez. Bu ayrıntı, Herodot'un memleketini Pers siyasi dünyasının içine yerleştirir. Daha genel olarak be part of, bir yerin, kişinin veya kuruluşun daha büyük bir bütüne ait olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi be part of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before independence, the territory ____ a larger empire.

Cevabı göster

was part of

He grew up during a series of wars Kalıp ifadeler

1:03

Bir dizi savaşın ortasında büyüdü,

Kalıp ifadeler

grew up during a series of wars: bir dizi savaş sırasında büyümek

Grew up, grow up ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve çocukluktan yetişkinliğe doğru büyümeyi anlatır. During, a series of wars isim öbeğini getirir ve bu gelişimin ne zaman gerçekleştiğini belirtir. A series of wars, birbiri ardına veya bağlantılı bir dizi hâlinde gerçekleşen birkaç savaş demektir. İfadenin tamamı, bir kişinin yaşam öyküsünü daha geniş tarihsel dönemle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bir kişinin büyüme dönemini tarihsel bir dönemle ilişkilendirirken during sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. She grew up while a period of rapid change.
  2. She grew up during the country changed rapidly.
  3. She grew up during a period of rapid change.
Cevabı göster

She grew up during a period of rapid change.

between the powerful Persians and the smaller Greeks

1:06

güçlü Persler ve daha küçük Yunanlar arasında

and decided to find out all he could about the subject. Öbek fiiller

1:09

ve bu konu hakkında öğrenebileceği her şeyi öğrenmeye karar verdi.

Öbek fiiller

find out all he could: olabildiğince çok şey öğrenmek

Find out, genellikle soru sorarak, okuyarak, gözlemleyerek veya araştırarak bilgi edinmek ya da bir şeyi öğrenmek demektir. Burada bir nesnenin yerini bulmak değil, bilgi kazanmak anlatılır. All he could içindeki all, “olabildiğince çok” anlamına gelir; tekrar edilmesi gereken find out ise söylenmeden anlaşılır. Bu nedenle find out all he could about the subject, konu hakkında öğrenebildiği kadar çok şey öğrenmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi find out all someone could about yapısıyla tamamlayın: Maya visited the museum to ____ ancient ships.

Cevabı göster

find out all she could about

In Herodotus's telling, Anlatım akışı

1:13

Herodot'un anlatımına göre,

Anlatım akışı

In Herodotus's telling: olayların bir sürümünü çerçevelemek

In Herodotus's telling, “Herodotos'un sunduğu olaylar anlatımında” demektir. Burada telling, bir anlatı veya anlatma biçimi anlamındaki isimdir; birine bir şey söyleme eylemi değildir. Cümlenin başında yer alan bu ifade, ardından gelen her şeyi Herodotos'un anlatımı olarak çerçeveler. Kaynağın sunduğu sürümü, mevcut anlatıcının herhangi bir sınır koymadan yaptığı ifadeden ayırır; ancak bu sürümün yanlış olduğunu kendiliğinden söylemez.

Alıştırma

Cümle başındaki In Herodotus's telling neyi belirtir?

  1. Anlatımın belirlenebilir bir kaynağı yok.
  2. Sıradaki anlatım, Herodotos'un sürümü olarak sunuluyor.
  3. Herodotos tam o anda yüksek sesle konuşuyor.
Cevabı göster

Sıradaki anlatım, Herodotos'un sürümü olarak sunuluyor.

the Persian Wars began in 499 BCE,

1:15

Pers Savaşları MÖ 499'da başladı,

when the Athenians assisted a rebellion

1:18

Atinalıların bir isyana yardım etmesiyle,

by Greeks living under Persian rule. Kelime

1:21

Pers egemenliği altında yaşayan Yunanlar tarafından.

Kelime

living under Persian rule: siyasi yönetim altında yaşamak

“living under Persian rule”, Pers siyasi otoritesine bağlı olarak yaşayan Yunanları belirtir. Buradaki under, bir şeyin fiziksel olarak altında olmayı değil, denetim veya yönetim altında bulunmayı anlatır. “living under Persian rule” biçimindeki -ing öbeği Greeks sözcüğünü niteler ve cümlenin hangi Yunanlardan söz ettiğini gösterir.

Alıştırma

“The region remained under foreign rule,” cümlesinde under foreign rule ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak başka bir ülkenin altında bulunuyordu.
  2. Bütün yabancı ülkelerin içinde bulunuyordu.
  3. Yabancı bir güç tarafından kontrol ediliyordu.
Cevabı göster

Yabancı bir güç tarafından kontrol ediliyordu.

In 490,

1:24

490'da,

the Persian king Darius sent his army

1:25

Pers kralı Darius ordusunu gönderdi

to take revenge on Athens. Kalıp ifadeler

1:28

Atina'dan intikam almak için.

Kalıp ifadeler

take revenge on Athens: hedefi on ile belirtmek

“take revenge on Athens”, daha önce yapılmış bir haksızlık olarak görülen bir olaya karşılık Atina'ya kasıtlı olarak zarar vermek veya onu cezalandırmak anlamına gelir. Athens burada yönetimi ve halkıyla birlikte Atina şehir devletini temsil eder; bu nedenle bir yer adı da intikamın hedefi olabilir. take revenge on + hedef yapısında on, misillemeye uğrayan kişiyi, grubu veya yeri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi doğru edatla tamamlayın: The hero decided to take revenge ____ the villain.

Cevabı göster

on

But at the Battle of Marathon, Kültür

1:30

Ancak Maraton Muharebesi'nde,

the Athenians won an unexpected victory.

1:32

Atinalılar beklenmedik bir zafer kazandı.

Kültür

at the Battle of Marathon, ...: tarihî bir savaş adı

at the Battle of Marathon ifadesi, Atinalıların zaferini belirli bir tarihî olaya yerleştirir. Battle of Marathon, Antik Çağ'daki askerî bir savaşın adıdır; burada Marathon, yer adıdır ve olayın özel adının bir parçasıdır, modern bir koşu yarışını ifade etmez. Bu bağlam, cümlenin zaferi neden unexpected olarak nitelediğini açıklar: Atinalılar, Greko-Pers savaşlarındaki önemli bir savaşta Pers kuvvetlerini yendiler. at the Battle of + bir ad yapısını gördüğünde bunu “... adlı savaşta” şeklinde anla.

Alıştırma

Cümlede at the Battle of Marathon neyi belirtir?

  1. Modern bir uzun mesafe koşusu
  2. Atina yakınlarında bir antrenman etkinliği
  3. Özel adı olan antik bir askerî savaş
Cevabı göster

Özel adı olan antik bir askerî savaş

10 years later,

1:35

10 yıl sonra,

the Persians returned,

1:37

Persler geri döndü,

planning to conquer the whole of Greece

1:38

tüm Yunanistan'ı fethetmeyi planlıyorlardı

under the leadership of Darius's son, Xerxes. Kalıp ifadeler

1:40

Darius'un oğlu Xerxes'in liderliğinde.

Kalıp ifadeler

under the leadership of Darius's son, Xerxes: kimin komuta ettiğini belirtmek

under the leadership of Darius's son, Xerxes ifadesi, Perslerin planladığı eylemi kimin yönettiğini belirtir. under the leadership of + lider kalıbı, fiziksel bir konumu değil, yetki ve yönlendirme ilişkisini anlatır. Burada Darius's son, Xerxes'in kim olduğunu açıklar ve komutayı Xerxes'in üstlendiğini gösterir. Daha genel olarak bu kalıp, bir grubu, projeyi veya harekâtı onu yöneten kişi ya da kuruluşla ilişkilendirir.

Alıştırma

Emma'nın sorumlu olduğunu anlatan resmî ifadeyi ekleyerek cümleyi tamamla: The team succeeded ____ Emma.

Cevabı göster

under the leadership of

According to Herodotus, Anlatım akışı

1:44

Herodot'a göre,

Anlatım akışı

According to Herodotus: bilgi kaynağını belirtmek

According to Herodotus cümlenin başında bir kaynak çerçevesi kurar: Ardından gelen bilginin Herodot’un anlatımından geldiğini okura bildirir. İddiayı ona atfeder; ancak tek başına iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz veya anlatıcının ona katıldığını göstermez. Tarih ve haber metinlerinde bu işaret, iddia ile kaynağı ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu bölümün başındaki According to Herodotus temel olarak ne işe yarar?

  1. Anlatıcının Herodot’a katıldığını söyler.
  2. Herodot’u iddianın kaynağı olarak gösterir.
  3. Herodot’un iddiasının doğru olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Herodot’u iddianın kaynağı olarak gösterir.

when Xerxes arrived,

1:45

Xerxes geldiğinde,

his million man army was initially opposed by a Greek force Kalıp ifadeler

1:47

milyonluk ordusu başlangıçta bir Yunan kuvvetiyle karşılaştı,

led by 300 Spartans at the mountain pass of Thermopylae. Dilbilgisi

1:51

Thermopylae dağ geçidinde 300 Spartalının öncülük ettiği.

Kalıp ifadeler

his million man army: birleşik niteleyici million-man

his million man army ifadesinde temel isim army sözcüğüdür. million man, ordunun büyüklüğünü belirten bir niteleyici olarak onun önünde birlikte çalışır; dolayısıyla ifade “bir milyon kişilik ordusu” anlamına gelir. man cümlenin öznesi değildir. Özenli yazıda bu tür çok sözcüklü niteleyiciler normalde kısa çizgiyle bağlanır: his million-man army. Niteleyicinin içinde man tekil kalır. of yapısında ise çoğul olur: an army of a million men.

Alıştırma

million man ifadesinin standart kısa çizgili biçimini yazarak cümleyi tamamlayın: The chronicle describes a ____ army.

Cevabı göster

million-man

Dilbilgisi

led by 300 Spartans: a Greek force ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeği

led by 300 Spartans, a Greek force ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bu kuvvetin söz konusu Spartalıların yönetiminde olduğunu belirtir ve a Greek force that was led by 300 Spartans şeklinde genişletilebilir. Burada led, cümlenin geçmiş zamandaki ana fiili değildir. Ana edilgen cümle his million man army was initially opposed by a Greek force bölümüdür; kısaltılmış öbek yeni bir yan cümle başlatmadan force hakkında bilgi ekler.

Alıştırma

Hangi cümle team sözcüğünü nitelemek için geçmiş zaman ortacı öbeğini doğru kullanıyor?

  1. The team led by Maya solved the problem.
  2. The team was led by Maya solved the problem.
  3. The team leading by Maya solved the problem.
Cevabı göster

The team led by Maya solved the problem.

At great cost to the Persians, Anlatım akışı

1:56

Persler için büyük bir bedel karşılığında,

Anlatım akışı

At great cost to the Persians: sonucu ödenen bedel üzerinden çerçevelemek

At great cost to the Persians, Perslerin bunun sonucunda ciddi kayıplara uğradığını ya da büyük fedakârlıklar yaptığını belirtir. Buradaki cost yalnızca parasal bir fiyat değildir. İfade başa getirildiğinde ardından gelen bilgiyi bir çerçeveye oturtur: okuyucunun sonraki sonucu Persler açısından ağır sonuçlar doğuran bir şey olarak yorumlamasını sağlar. at great cost to + kişi veya grup kalıbı, bedeli kimin ödediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle kasabanın ciddi kayıplara uğradığını daha en başta bildiriyor?

  1. At great cost to the town, the dam was completed.
  2. At noon, workers completed the dam.
  3. With great skill, engineers completed the dam.
Cevabı göster

At great cost to the town, the dam was completed.

the Spartans and their king, Leonidas,

1:58

Spartalılar ve kralları Leonidas,

were killed.

2:00

öldürüldü.

This heroic defeat has been an inspiration Anlatım akışı

2:02

Bu kahramanca yenilgi bir ilham kaynağı oldu,

to underdogs ever since. Notlar

2:04

o zamandan beri dezavantajlı olanlar için.

Anlatım akışı

heroic defeat: bir yenilgiyi olumlu biçimde çerçevelemek

Heroic defeat ifadesinde defeat hâlâ sonucu belirtir: söz konusu taraf kaybetmiştir. Heroic ise konuşanın olumlu değerlendirmesini ekleyerek yenilgi sırasında gösterilen cesaret, fedakârlık veya kararlılığa dikkat çeker. Bu sıfat yaşananları değil, olayın nasıl çerçevelendiğini değiştirir. İfade, dinleyiciyi yenilen tarafa saygı duymaya ve bu yenilgiyi anlamlı ya da ilham verici görmeye yönlendirir.

Alıştırma

Heroic defeat ifadesinde heroic ne yapar?

  1. Sonucu zafere dönüştürür.
  2. Kimsenin yaralanmadığını gösterir.
  3. Başarısız olan çabayı cesur ve saygıya değer gösterir.
Cevabı göster

Başarısız olan çabayı cesur ve saygıya değer gösterir.

Kelime

underdogs: kazanma ihtimali daha düşük görülen taraf

Underdogs; daha az güce, deneyime, paraya veya desteğe sahip olduğu için bir yarışmayı ya da mücadeleyi kazanma ihtimali daha düşük görülen kişi veya grupları belirtir. Burada, hikâyeden ilham alan daha zayıf tarafları genel olarak anlatır. Sözcük mecazidir ve köpeklerle ilgili değildir. Çoğu zaman sempati veya destek duygusu uyandırır, ancak yoksul, küçük ya da haksızlığa uğramış herkesi değil, bir rekabetteki göreceli konumu anlatır.

Alıştırma

Durumu okuyun: Before the final, almost no one expected the small-town team to beat the champions. Küçük kasabanın takımına en uygun ifade hangisidir?

  1. the champion
  2. the referee
  3. the underdog
Cevabı göster

the underdog

Dilbilgisi

ever since: geçmişteki bir noktadan bugüne kadar

Burada ever since, “o zamandan şimdiye kadar” anlamına gelir. Başlangıç noktası olan kahramanca yenilgi önceki bağlamdan anlaşılır; has been ise etkinin geçmişte başlayıp günümüzde de sürdüğünü gösterir. ever since cümlenin sonunda yer aldığında, önceki cümle veya yan cümle başlangıç zamanını açıkça belirtmelidir. Bu kullanımda since bir neden değil, zaman bildirir.

Alıştırma

Örnekte ever since, ilham verici etki hakkında ne anlatıyor?

  1. İlham verici etki yalnızca olay sırasında sürdü.
  2. Olay bir yenilgi olduğu için ilham vericidir.
  3. İlham verici etki geçmişteki o olayla başladı ve günümüze kadar devam ediyor.
Cevabı göster

İlham verici etki geçmişteki o olayla başladı ve günümüze kadar devam ediyor.

A few weeks later,

2:07

Birkaç hafta sonra,

the Greek Navy tricked the Persian fleet Dilbilgisi

2:08

Yunan Donanması Pers filosunu kandırdı

into fighting in a narrow sea channel near Athens.

2:11

ve Atina yakınlarındaki dar bir deniz kanalında savaşmaya itti.

Dilbilgisi

trick someone into doing something: aldatarak birine bir şey yaptırmak

Trick someone into doing something, birini aldatarak veya yanlış yönlendirerek ona bir şey yaptırmak demektir. Burada aldatan taraf Yunan Donanması, etkilenen grup Pers filosu, yaptırılan eylem ise fighting yani savaşmaktır. Yapı trick + kişi veya grup + into + fiilin -ing biçimidir. into sonrasında fighting, signing veya sharing kullanılır; to fight gibi mastar biçimi kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için into ve share sözcüğünün doğru biçimini kullanın: The fake message tricked Ben ____ his password.

Cevabı göster

into sharing

The Persians were defeated,

2:15

Persler mağlup edildi,

and Xerxes fled,

2:16

ve Xerxes kaçtı,

never to return. Dilbilgisi

2:17

bir daha geri dönmemek üzere.

Dilbilgisi

never to return: nihai sonucu gösteren mastar yapısı

"Xerxes fled, never to return" ifadesinde ana cümleden ayrılan never to return mastar grubu, onun kaçmasından sonra ne olduğunu anlatır: geri dönmedi. Ana eyleme nihai bir sonuç ekler. Burada to return onun amacını belirtmez. Virgül ve never, bu grubun ayrılışın sonucunu geriye dönük olarak anlattığını gösterir. Bu kalıp ayrılma veya kaybolma bildiren fiillerden sonra da kullanılabilir.

Alıştırma

“Geri dönmedi” anlamını vermek için never + mastar sonuç kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The traveler left the island, ____.

Cevabı göster

never to return

To explain how these wars broke out Öbek fiiller

2:20

Bu savaşların nasıl patlak verdiğini açıklamak için

and why the Greeks triumphed, Kelime

2:22

ve Yunanların neden zafer kazandığını,

Öbek fiiller

broke out: aniden başladı veya patlak verdi

these wars broke out ifadesinde broke out, “aniden başladı” veya “patlak verdi” anlamına gelir. Break out; savaş, yangın, hastalık, kavga veya başka bir tehlikeli olay başladığında sık kullanılır. Burada geçişsizdir: a war broke out örneğinde olduğu gibi olayın kendisi öznedir. Bir savaşa kimin yol açtığını belirtmek için started a war gibi farklı bir yapı kullanılır.

Alıştırma

Yangının aniden başladığını göstermek için break out ifadesinin basit geçmiş biçimini kullanın: A fire ____ in the library after school.

Cevabı göster

broke out

Kelime

triumphed: won demenin daha resmî bir yolu

Bu cümlede triumphed, triumph fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “kazandılar” ya da “zafer elde ettiler” anlamına gelir. Yunanların sonunda savaşlarda başarılı olduğunu anlatır; yalnızca mutlu oldukları anlamına gelmez. won ile karşılaştırıldığında triumphed, zafere daha resmî ve önemli bir ton verir. Rakip veya zorluk zaten anlaşılıyorsa nesne almadan kullanılabilir.

Alıştırma

Bu tarih cümlesinde “the Greeks triumphed” ne anlama gelir?

  1. Yunanlar bir yolculuğa başladı.
  2. Yunanlar kazandı.
  3. Yunanlar neşelendi.
Cevabı göster

Yunanlar kazandı.

Herodotus collected stories

2:24

Herodot hikayeler topladı,

from all around the Mediterranean.

2:25

Akdeniz'in dört bir yanından.

He recorded the achievements

2:27

Başarıları kaydetti,

of both Greeks and non-Greeks

2:29

hem Yunanların hem de Yunan olmayanların

before they were lost to the passage of time. Deyimler

2:31

zamanın akışında kaybolmadan önce.

Deyimler

before they were lost to the passage of time: zamanla unutulmadan önce

before they were lost to the passage of time yan cümlesi anlatıma aciliyet katar: başarıları hâlâ hatırlanabilirken kaydetti. Buradaki they, Yunanların ve Yunan olmayanların başarılarını ifade eder. Bu ifade mecazdır. The passage of time, zamanın ilerlemeye devam etmesi demektir; be lost to it ise yıllar geçtikçe unutulmak, bilinmez hâle gelmek veya artık korunmamak anlamına gelir. Zaman, bir şeyleri alıp götürebilen bir güç gibi gösterilir.

Alıştırma

Burada “before they were lost to the passage of time” ne anlama gelir?

  1. yıllar geçtikçe insanlar başarıları yavaş yavaş unutmadan önce
  2. başarılar başka bir yere taşınmadan önce
  3. başarılar daha sonraki zaferlerle karşılaştırılmadan önce
Cevabı göster

yıllar geçtikçe insanlar başarıları yavaş yavaş unutmadan önce

The Histories opens with the famous sentence, Kalıp ifadeler

2:34

Tarihler şu ünlü cümleyle açılır:

Kalıp ifadeler

opens with the famous sentence: bir eserin başlangıç içeriğini belirtmek

Burada opens with, “... ile başlar” anlamına gelir. Özne The Histories adlı eserdir; ünlü cümle ise kitabın başında yer alan içeriktir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı “eser veya etkinlik + opens with + açılış içeriği” şeklindedir. Buradaki open, bir şeyin nasıl düzenlendiğini anlatır; bir nesneyi fiziksel olarak açmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi opens with ile tamamlayın: The documentary ____ a short interview.

Cevabı göster

opens with

"Herodotus of Halicarnassus here displays his inquiries." Kelime

2:37

"Halikarnaslı Herodot burada araştırmalarını sunar."

Kelime

here displays his inquiries: araştırmayı sunan resmî ve eski ifade

Buradaki here, “bu eserde” veya “bundan sonraki bölümde” demenin resmî bir yoludur. Displays, “okurlara sunar”; inquiries ise sıradan soruları değil, Herodotos’un incelemelerini veya araştırmalarını ifade eder. here displays his inquiries bütünüyle yazarın araştırmasını sunacağını bildirir. Bu İngilizce ifade günümüzde resmî ve eski moda duyulur.

Alıştırma

Bu cümlede here displays his inquiries ifadesine en yakın anlam hangisidir?

  1. Burada okura birkaç nazik soru sorar.
  2. Burada notlarını bir müze vitrinine yerleştirir.
  3. Burada incelemelerini veya araştırmasını sunar.
Cevabı göster

Burada incelemelerini veya araştırmasını sunar.

By framing the book as an inquiry, Dilbilgisi

2:41

Kitabı bir araştırma olarak çerçeveleyerek,

Herodotus allowed it to contain many different stories,

2:43

Herodot, kitabın birçok farklı hikaye içermesine izin verdi,

Dilbilgisi

By framing the book as an inquiry: yöntemi anlatan by + fiil-ing yapısı

By + fiilin -ing biçimi, ana cümledeki sonuca götüren yöntemi belirtebilir. Burada By framing the book as an inquiry, Herodot'un kitabın birçok farklı hikâyeyi içermesini nasıl sağladığını açıklar. Bu sonuca söz konusu seçim yoluyla ulaşmıştır; buradaki by, bir son tarihten önce anlamına gelmez. frame A as B, A'yı belirli bir bakış açısından B olarak sunmak veya tanımlamak demektir. By framing A as B, + sonuç kalıbı, bir seçimin nasıl bir sonuca yol açtığını veya onu mümkün kıldığını açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi by + frame fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the mistake as a chance to learn, the coach helped the team stay positive.

Cevabı göster

By framing

some serious, others less so. Dilbilgisi

2:47

bazıları ciddi, bazıları daha az.

Dilbilgisi

some serious, others less so: so ile eksiltili karşılaştırma

stories daha önce geçtiği için tekrar eden sözcükler çıkarılmıştır. Tam anlam şudur: Bazı hikâyeler ciddiydi, diğer hikâyeler ise daha az ciddiydi. less so içindeki so, serious sözcüğünün yerini tutar; less ise daha düşük bir dereceyi gösterir. some ..., others less so kalıbı, aynı açıklamayı tekrarlamadan kısa bir karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

'Some stories were serious, others less so,' cümlesindeki 'others less so' ne anlama gelir?

  1. Diğer hikâyeler daha ciddiydi.
  2. Diğer hikâyeler hikâye değildi.
  3. Diğer hikâyeler daha az ciddiydi.
Cevabı göster

Diğer hikâyeler daha az ciddiydi.

He recorded the internal debates of the Persian court, Kelime

2:50

Pers sarayının iç tartışmalarını kaydetti,

Kelime

the Persian court: court sözcüğünün hükümdarlık çevresi anlamı

the Persian court ifadesindeki court, hükümdarı ve onun çevresindeki kraliyet ailesi üyeleri, görevliler ve danışmanlar gibi kişi ve kurumları ifade eder. Hukuki davaların görüldüğü bir yer anlamına gelmez. Bu nedenle internal debates of the Persian court, Pers yönetici çevresindeki tartışmaları anlatır. Tarih metinlerinde konu bir hükümdar, hanedan veya kraliyet yönetimiyse court sık sık bu anlamda kullanılır.

Alıştırma

“Several ambassadors waited for news from the royal court,” cümlesinde royal court ne anlama gelir?

  1. Hükümdar ve hükümdarın çevresindeki kişiler
  2. Topla oynanan bir oyun için çizilmiş alan
  3. Yargıçların davalara baktığı bir bina
Cevabı göster

Hükümdar ve hükümdarın çevresindeki kişiler

but also tales of Egyptian flying snakes

2:53

ama aynı zamanda Mısır'ın uçan yılanlarının masallarını

and practical advice on how to catch a crocodile.

2:56

ve bir timsahın nasıl yakalanacağına dair pratik tavsiyeleri de.

The Greek word for this method of research

3:00

Bu araştırma yönteminin Yunanca kelimesi

is autopsy, Kelime

3:02

otopsidir,

meaning seeing for oneself.

3:03

yani kendi gözleriyle görmek anlamına gelir.

Kelime

autopsy, meaning seeing for oneself: Yunanca köken anlamı

Burada autopsy, Yunanca kökenindeki anlamıyla açıklanır: kişinin kendi gözleriyle görmesi veya doğrudan gözlem yoluyla bilgi edinmesi. meaning seeing for oneself ifadesi, hangi anlamın kastedildiğini açıkça belirtir. Modern İngilizcede autopsy genellikle ölüm nedenini belirlemek için bir cesedin incelenmesi anlamına gelir. Cümle tarihsel bir araştırma yöntemini anlattığı için bu yaygın tıbbi anlam burada uygun değildir.

Alıştırma

Antik Yunan araştırmasıyla ilgili bir açıklamada autopsy, “seeing for oneself.” şeklinde tanımlanıyor. Burada hangi anlam kastediliyor?

  1. Araştırmacının doğrudan gözlemi
  2. Başka bir yazardan kopyalanmış özet
  3. Bir cesedin tıbbi olarak incelenmesi
Cevabı göster

Araştırmacının doğrudan gözlemi

Herodotus was the first writer Dilbilgisi

3:06

Herodot, geçmişi inceleyen ilk yazardı

to examine the past by combining Dilbilgisi

3:07

bir araya getirerek

the different kinds of evidence he collected.

3:09

topladığı farklı türde kanıtları.

Dilbilgisi

the first writer to examine: the first + isim + to-infinitive

the first + isim + to-infinitive kalıbı, ilgili bir grupta bir eylemi diğer herkesten önce gerçekleştiren kişiyi veya şeyi belirtir. Burada the first writer to examine, Herodot’u söz konusu yazarlar arasında devamında verilen eylemi ilk gerçekleştiren yazar olarak tanıtır. to examine, writer sözcüğünü niteler ve bu yazarı neyin ilk yaptığını açıklar. Bu ifade, onun geçmişi incelemek amacıyla yazar olduğu anlamına gelen bir amaç ifadesi değildir. Bu kalıp öncüleri, rekorları ve başarıları anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Lina’nın bunu diğer bilim insanlarından önce yaptığını göstermek için examine sözcüğünün doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Lina was the first scientist ____ the samples under a microscope.

Cevabı göster

to examine

Dilbilgisi

by combining the different kinds of evidence: yöntem bildiren by + -ing

by + -ing kalıbı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by combining the different kinds of evidence, Herodot’un geçmişi nasıl incelediğini gösterir: topladığı çeşitli kanıt türlerini bir araya getirip bir bütün olarak kullanmıştır. Yöntem bildiren bu kalıpta by sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: by combining doğrudur, by combine değildir. Bu ifade yalnızca aynı anda gerçekleşen başka bir olayı değil, kullanılan yöntemi anlatır.

Alıştırma

Yöntemi açıklamak için compare sözcüğünün doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The team checked the reports ____ them with the original records.

Cevabı göster

by comparing

Opsis, or eyewitness accounts, Kelime

3:12

Opsis veya görgü tanığı ifadeleri,

akoe, or hearsay, Kelime

3:15

akoe veya söylenti,

and Ta Legomena, or tradition.

3:17

ve Ta Legomena veya gelenek.

Kelime

eyewitness accounts: olayı gören kişilerin anlatımları

Eyewitness, bir olayı kendi gözleriyle gören kişidir. Eyewitness account, bu kişinin olanları anlatmasıdır. Burada account, banka veya çevrim içi hesap değil, “anlatım” ya da “rapor” anlamına gelir. Bu cümlede eyewitness accounts, bir kanıt kaynağı türünü adlandırır. Temel fikir doğrudan gözlemdir: Bilgi, olay yerinde bulunan ve olayı gören birinden geliyormuş gibi sunulur.

Alıştırma

“Olayı bizzat gören kişilerin anlatımları” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The reporter compared several ____ of the fire.

Cevabı göster

eyewitness accounts

Kelime

hearsay: başkaları tarafından aktarılan dolaylı bilgi

Hearsay, konuşan veya yazan kişinin kendi gözleminden değil, başka insanların söylediklerinden edinilen bilgidir. Bu cümlede, eyewitness account ile karşılaştırılan dolaylı bir kanıt kaynağını belirtir. Bu sözcük çoğu zaman bilginin doğrudan doğrulanmadığını ve tek başına kanıt sayılmaması gerektiğini gösterir. İddianın kesinlikle yanlış olduğunu değil, bilginin size nasıl ulaştığını anlatır.

Alıştırma

“Doğrudan kanıt yerine başkaları tarafından aktarılan bilgi” anlamındaki hedef sayılamayan adla cümleyi tamamlayın: The claim was based on ____, not direct evidence.

Cevabı göster

hearsay

He then used gnome,

3:19

Daha sonra gnome kullandı,

or reason,

3:21

veya mantığı,

to reach conclusions about what actually happened. Kalıp ifadeler

3:22

gerçekte ne olduğu hakkında sonuçlara varmak için.

Kalıp ifadeler

reach conclusions about what actually happened: gerçekte ne olduğu hakkında sonuçlara varmak

Bu cümlede reach conclusions about, akıl veya kanıt kullandıktan sonra “bir konu hakkında yargılara varmak” anlamına gelir. Buradaki reach, bir yere gitmeyi değil, bir düşünceye ulaşmayı anlatır. about sözcüğünden sonraki bölüm, yargının hangi konu hakkında olduğunu gösterir. Burada what actually happened, araştırılan soruyu, yani gerçekten meydana gelen olayları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi reach conclusions about ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After comparing all the reports, the team ____ the causes of the outage.

Cevabı göster

reached conclusions about

Many of the book's early readers Kültür

3:26

Kitabın ilk okuyucularının çoğu

were actually listeners.

3:28

aslında dinleyiciydi.

Kültür

early readers were actually listeners: ilk okurlar aslında dinleyiciydi

Burada readers, yalnızca kitabın yazılı bir kopyasını sessizce okuyanları değil, kitabı alan veya deneyimleyen kişileri anlatır. İlk dönemlerdeki dinleyici kitlesinin büyük bir bölümü eserin yüksek sesle okunmasını dinliyordu; bu nedenle uygulamada onlar birer listeners idi. Actually, modern bir beklentiyi düzeltir: reader olarak adlandırılan biri bu kitapla dinleyerek karşılaşmış olabilir. Bu cümle, yüksek sesle okumaya uygun özelliklerin eserin ilk dönemlerdeki dinleyici kitlesi için neden önemli olduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümle neden birçok early readers kişinin aslında listeners olduğunu söylüyor?

  1. Metni çoğunlukla bir başkasının yüksek sesle okumasını dinleyerek alıyorlardı.
  2. Yalnızca sessizce okudular ve hiç sesli okuma dinlemediler.
  3. Yazarın metni yazmasına yardım ettiler.
Cevabı göster

Metni çoğunlukla bir başkasının yüksek sesle okumasını dinleyerek alıyorlardı.

The Histories was originally written in 28 sections,

3:29

Tarihler başlangıçta 28 bölüm halinde yazılmıştı,

each of which took about 4 hours to read aloud. Kalıp ifadeler

3:33

her birini yüksek sesle okumak yaklaşık 4 saat sürüyordu.

Kalıp ifadeler

to read aloud: sözcükleri duyulacak şekilde okumak

Read aloud, yazılı sözcükleri sessiz okumak yerine sizin ya da başkalarının duyabileceği şekilde sesli söylemek demektir. Bu cümlede her bölümü sayfadan sesli okumak yaklaşık dört saat sürüyordu. to read aloud mastar yapısı, took about 4 hours ifadesinden sonra gelir ve bu kadar zaman gerektiren etkinliği belirtir. Hem bir dinleyici grubuna okurken hem de tek başına alıştırma yaparken kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinden yazılı sözcükleri başkalarının duyabileceği şekilde söylemesini doğal olarak ister?

  1. Please read the final sentence aloud.
  2. Please read the final sentence silently.
  3. Please read the final sentence allowed.
Cevabı göster

Please read the final sentence aloud.

As the Greeks increased in influence and power, Kalıp ifadeler

3:37

Yunanların etkisi ve gücü arttıkça,

Kalıp ifadeler

increased in influence and power: belirli nitelikler bakımından büyüme

Özne + increase in + isim kalıbı, öznenin isimle belirtilen nitelik veya ölçü bakımından büyüdüğünü ya da güçlendiğini anlatır. Burada influence ve power, Yunanların güçlendiği yönleri belirtir; in bir yer bildirmez. Bu kalıp size, importance, influence ve power gibi nitelik ve ölçülerle özellikle kullanışlıdır. Geçmiş zamanda increase, increased olur.

Alıştırma

Cümleyi, increase fiilinin geçmiş zamanı ve «bu nitelikler bakımından büyüdü» anlamını veren edatla tamamlayın: Over time, the group ____ influence and power.

Cevabı göster

increased in

Herodotus's writing and the idea of history

3:40

Herodot'un yazıları ve tarih fikri

spread across the Mediterranean. Kalıp ifadeler

3:43

Akdeniz'e yayıldı.

Kalıp ifadeler

spread across the Mediterranean: Akdeniz bölgesine yayılmak

Bu cümlede spread, bir şeyin giderek daha fazla yerde bilinmeye veya kullanılmaya başlaması demektir. Yayılan şeyler Herodot’un yazıları ve tarih fikridir; fiziksel olarak bir yüzeye sürülen bir madde değildir. spread across + alan yapısı, söz konusu alanı yayılmanın ulaştığı kapsam olarak gösterir. Buradaki the Mediterranean daha geniş Akdeniz bölgesini ifade eder; yani yazılar ve fikir çevredeki pek çok topluluğa ulaşmıştır.

Alıştırma

Bu cümlede spread across the Mediterranean ne anlama geliyor?

  1. Yazılar ve fikir, Akdeniz çevresindeki birçok yere ulaştı.
  2. Bunlar fiziksel olarak Akdeniz’in yüzeyine boyandı.
  3. Bunlar yalnızca Akdeniz’in öte tarafındaki tek bir yere gitti.
Cevabı göster

Yazılar ve fikir, Akdeniz çevresindeki birçok yere ulaştı.

As the first proper historian, Kelime

3:46

İlk gerçek tarihçi olarak,

Herodotus wasn't perfect.

3:48

Herodot mükemmel değildi.

Kelime

As the first proper historian: ilk gerçek anlamdaki tarihçi olarak

Burada proper, “gerçek” veya “bu adı tam anlamıyla hak eden” demektir. Herodot’a the first proper historian denmesi, onu konuşanın tarihçi anlayışına açıkça uyan ilk kişi olarak gösterir; bu ifade kibar veya hatasız olduğu anlamına gelmez. Baştaki As + isim öbeği yapısı, ana ifadeyle bağlantılı rolü veya konumu gösterir. Cümle önce Herodot’un öncü konumunu kabul eder, ardından wasn't perfect ile bu övgüyü sınırlar.

Alıştırma

Bu cümlede the first proper historian ne anlama geliyor?

  1. Kusursuz davranışlarıyla tanınan ilk tarihçi.
  2. Tarihçi tanımına gerçekten uyan ilk kişi.
  3. Hiç hata yapmamış ilk tarihçi.
Cevabı göster

Tarihçi tanımına gerçekten uyan ilk kişi.

On occasions,

3:50

Zaman zaman,

he favored the Greeks over the Persians Kalıp ifadeler

3:50

Yunanları Perslere tercih etti

Kalıp ifadeler

Yunanları Perslere tercih ediyordu

favor A over B, B'ye kıyasla A'yı desteklemek, seçmek veya daha olumlu değerlendirmek anlamına gelir. Bu cümlede Herodotos'un anlatımının iki tarafı eşit görmeyip Yunanlardan yana olduğu anlatılır. Bu yapı kişisel tercihleri, bir politikanın etkisini veya taraflılığı anlatabilir. Buradaki favor, Yunanlara iyilik yapmak değil, bir tarafı tutmak anlamındadır.

Alıştırma

favor A over B yapısını oluşturacak karşılaştırma sözcüğünü tamamlayın: The judge favored Team A ____ Team B.

Cevabı göster

over

and was too quick to believe Kalıp ifadeler

3:53

ve duyduğu bazı hikayelere inanmakta

some of the stories that he heard,

3:54

çok aceleciydi,

Kalıp ifadeler

Too quick to believe: fazla kolay inanmak

too quick to believe, bir şeyin doğru olup olmadığını kontrol etmek için yeterli zaman veya kanıt olmadan inanmak anlamına gelir. Bu cümlede ifade, Herodotos'un duyduğu bazı hikâyeleri fazla kolay kabul etmesini eleştirir. too quick to + fiil yapısı, çoğu zaman erken verilmiş bir yargıyı veya erken yapılmış bir eylemi gösterir. Vurgu yalnızca fiziksel hızda değil, yeterince dikkatli olmamaktadır.

Alıştırma

Muhabirin söylentiyi kontrol etmeden inandığını gösteren ifadeyi seçin: The reporter was ___ the rumor.

  1. quick enough to believe
  2. too quick to believe
  3. too quick believing
Cevabı göster

too quick to believe

which made for inaccuracies. Kalıp ifadeler

3:56

bu da yanlışlıklara yol açtı.

Kalıp ifadeler

made for inaccuracies: sonuç ifade etmek

Burada made for, 'katkıda bulundu' veya 'bir sonuca yol açtı' anlamına gelir; 'bir şey için üretildi' anlamına gelmez. Önceki bir durumun bir sonucu ortaya çıkarmaya yardımcı olduğunu anlatır; inaccuracies ise yanlış ya da doğru olmayan ayrıntılar veya ifadeler demektir. Dolayısıyla cümle, daha önce sözü edilen durumun bazı yanlışlıklara yol açtığını söyler. which bu sonucu önceki duruma bağlar; make for'un öznesi de genel etkiyi oluşturan etkendir.

Alıştırma

made for inaccuracies ifadesinde make for ne anlama gelir?

  1. make for bir sonuca katkıda bulunmak demektir
  2. make something for someone o kişi için bir şey yapmak demektir
  3. make for fiziksel olarak bir nesne üretmek demektir
Cevabı göster

make for bir sonuca katkıda bulunmak demektir

However,

3:59

Ancak,

modern evidence has actually explained

3:59

modern kanıtlar aslında açıkladı

some of his apparently extreme claims. Kelime

4:01

görünüşe göre aşırı bazı iddialarını.

Kelime

apparently extreme claims: temkinli bir yargıyı ifade etmek

apparently extreme claims ifadesinde apparently, extreme sözcüğünü niteler. İddiaların şu anda görülen veya bilinen bilgilere göre aşırı göründüğünü belirtir, ancak bu yargının daha sonra değişebileceğini açık bırakır. Cümle, onların kesinlikle aşırı olduğunu söylemez. Burada claims, para veya yardım talebi değil, iddia ya da ifadeler anlamındadır. Bu ifade temkinli bir ilk izlenimi anlatır; sonraki kanıtların bazı iddiaları açıklayabilmesi fikriyle de uyumludur.

Alıştırma

apparently, apparently extreme claims ifadesine ne katar?

  1. İddiaların kesinlikle aşırı olduğunu kanıtlar
  2. Konuşanın iddialar hakkında hiç bilgisi olmadığını söyler
  3. İddiaların mevcut bilgilere göre yalnızca aşırı göründüğünü gösterir
Cevabı göster

İddiaların mevcut bilgilere göre yalnızca aşırı göründüğünü gösterir

For instance,

4:05

Örneğin,

there's a species of marmot in the Himalayas Kelime

4:06

Himalayalar'da bir dağ sıçanı türü vardır

that spreads gold dust while digging.

4:08

kazarken altın tozu saçan.

Kelime

a species of marmot: bir dağ sıçanı biyolojik türü

a species of marmot ifadesinde species biyolojik bir grubu adlandırır, of marmot ise bu grubun hangi hayvan türüne ait olduğunu belirtir. İfade, tek bir dağ sıçanını değil, “bir dağ sıçanı türünü” anlatır. Species sözcüğünün tekil ve çoğul yazımı aynıdır: a species bir türü, several species ise birden fazla türü belirtir. Buradaki a tekilliği gösterdiği için ilgi cümleciğinin fiili spreads biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi standart biyoloji terimiyle tamamlayın: Biologists identified a new ____ of lizard.

Cevabı göster

species

The ancient Persian word for marmot

4:11

Dağ sıçanı için eski Pers kelimesi

is quite close to the word for ant. Kalıp ifadeler

4:13

karınca kelimesine oldukça yakındır.

Kalıp ifadeler

quite close to the word for ant: özdeşlik değil benzerlik

is quite close to the word for ant ifadesinde close, “yakın” veya “benzer” anlamında bir sıfattır; quite ise dereceyi artırarak “oldukça yakın” ya da “çok benzer” anlamını verir. Karşılaştırılan şeyler sözcük olduğu için cümle fiziksel mesafeyi değil, ses veya biçim benzerliğini anlatır. The word for ant, “bir dilin karıncayı adlandırmak için kullandığı sözcük” demektir. Quite close to, tam olarak aynı olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Her estimate is quite close to the final number,” cümlesinde “quite close to” ne anlama gelir?

  1. bir şeyi kapatmaya hazır
  2. her ayrıntısıyla tamamen aynı
  3. oldukça benzer veya değer bakımından neredeyse eşit
Cevabı göster

oldukça benzer veya değer bakımından neredeyse eşit

So Herodotus may have just fallen prey Deyimler

4:16

Yani Herodot sadece bir çeviri hatasına

to a translation error.

4:19

kurban gitmiş olabilir.

Deyimler

fall prey to a translation error: çeviri hatasının kurbanı olmak

Fall prey to something, bir şeyin kurbanı olmak ya da o şey yüzünden zarar görmek veya yanıltılmak demektir. Burada fallen prey to a translation error, Herodot’un yanlış bir çeviri yüzünden yanılmış olabileceğini belirtir. Prey sözcüğü gerçek anlamıyla başka bir hayvan tarafından avlanan hayvan demektir. Bu deyimde özne, zararlı şeyi yaratan kişi değil, ondan etkilenen kurbandır.

Alıştırma

Bu cümlede fallen prey to a translation error ne anlama geliyor?

  1. bilerek bir çeviri hatası oluşturmuş olmak
  2. bir çeviri hatasını bulup düzeltmiş olmak
  3. bir çeviri hatası yüzünden yanıltılmış olmak
Cevabı göster

bir çeviri hatası yüzünden yanıltılmış olmak

All in all, Anlatım akışı

4:21

Sonuç olarak,

Anlatım akışı

All in all: genel değerlendirmeye geçiş işareti

All in all bir özet işaretidir. Önceki ayrıntılar değerlendirildikten sonra konuşanın genel bir yargı sunmak üzere olduğunu dinleyiciye veya okuyucuya bildirir. Genellikle sonuç cümlesinin başında bulunur ve ardından virgül gelir. Sonuca geçişi düzenler; tek başına yeni bir bilgi eklemez.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki özet ifadesiyle tamamlayın: We liked the location and the staff, although the rooms were small. ____, the hotel was a good choice.

Cevabı göster

All in all

for someone who was writing in an entirely new style, Dilbilgisi

4:22

tamamen yeni bir tarzda yazan biri için,

Herodotus did remarkably well.

4:25

Herodot oldukça iyi iş çıkardı.

Dilbilgisi

For someone who was writing...: koşula dayalı değerlendirme

Bu cümlede For someone who was writing in an entirely new style, Herodotos’u değerlendirirken kullanılacak ölçütü belirler. “Onun yeni bir üslupla yazdığını hesaba katarsak” anlamına gelir; başka biri için yazdığı anlamına gelmez. For someone who + yan cümle kalıbı, sonucu o kişinin koşullarında normalde beklenebilecek şeyle karşılaştırır. Çoğu zaman ödünleyici bir anlam taşır: koşul zor veya sıra dışı olmasına rağmen sonuç son derece iyidir.

Alıştırma

Hangi cümlede For someone who... sınırlı deneyimin oluşturduğu beklentilere göre bir sonucu değerlendirmek için kullanılmıştır?

  1. We chose a simple song for someone who started only last month.
  2. I saved a seat for someone who started only last month.
  3. For someone who started only last month, Leo plays remarkably well.
Cevabı göster

For someone who started only last month, Leo plays remarkably well.

History, right down to the present day, Kalıp ifadeler

4:28

Tarih, bugüne kadar,

Kalıp ifadeler

right down to the present day: geçmişten bugüne kadar

right down to the present day, “geçmişten bugüne kadar” anlamına gelir. right ifadeyi güçlendirir, down to ise bir zaman aralığının bitiş noktasını gösterir; down aşağı doğru hareketi anlatmaz. History sözcüğünden sonra gelen ifade, ele alınan dönemi geçmişten günümüze kadar genişletir. Bir şey bugüne kadar devam ettiğinde, varlığını koruduğunda veya etkili olmayı sürdürdüğünde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “geçmişten bugüne kadar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The annual ceremony has continued ____.

Cevabı göster

right down to the present day

has always suffered Kalıp ifadeler

4:30

her zaman acı çekmiştir

from the partiality and mistakes of historians.

4:31

tarihçilerin taraflılığından ve hatalarından.

Kalıp ifadeler

suffer from partiality and mistakes: taraflılık ve hatalardan zarar görmek

Bu cümlede suffer from yalnızca “bir hastalığa sahip olmak” değil, “bir şeyden olumsuz etkilenmek” anlamına gelir. Has always suffered, zararlı etkinin uzun bir süre devam ettiğini gösterir. Partiality burada eksiklik değil, adil olmayan tercih veya taraflılık anlamındadır. suffer from + isim öbeği kalıbı; taraflılık, hatalar veya kötü planlama gibi soyut zarar kaynaklarını da belirtebilir.

Alıştırma

Hangi cümle soyut bir sorunu anlatmak için suffer from ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. The website suffers from frequent security problems.
  2. The website suffers frequent security problems from.
  3. The website suffers from a helpful update.
Cevabı göster

The website suffers from frequent security problems.

Herodotus's method and creativity

4:35

Herodot'un yöntemi ve yaratıcılığı

earned him the title Kalıp ifadeler

4:37

ona kazandırdığı unvanı

that the Roman author Cicero gave him

4:38

Romalı yazar Çiçero'nun ona verdiği,

several hundred years later,

4:40

birkaç yüz yıl sonra,

the Father of History. Kültür

4:42

Tarihin Babası.

Kalıp ifadeler

earned him the title: ona unvanı kazandırdı

earned him the title, earn + kişi + onur ya da sonuç kalıbını izler. Herodotus's method and creativity neden, him unvanı alan kişi ve the title sonuçtur. Burada earn, “para kazanmak” değil, “başarı veya liyakat sayesinde birinin bir şey almasını sağlamak” anlamına gelir. İfade yalnızca bir unvan verildiğini bildirmez; onun özelliklerinin bu unvanı hak etmesini sağladığını da anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın başarılarının onun onursal bir unvan almasını sağladığı anlamına gelir?

  1. The committee gave her the title of Young Inventor of the Year.
  2. Her discoveries earned her the title of Young Inventor of the Year.
  3. Her discoveries earned her from the title of Young Inventor of the Year.
Cevabı göster

Her discoveries earned her the title of Young Inventor of the Year.

Kültür

Kültürel bir unvan olarak the Father of History

The Father of History, Herodot için kullanılan geleneksel bir kültürel unvandır. Buradaki Father of bir aile ilişkisini anlatmaz; bir alanın kurucusu veya ilk dönemlerde o alanı büyük ölçüde şekillendiren erkek bir kişiyi ifade eder. Bu cümlede Cicero'nun daha sonra verdiği unvan, Herodot'un tarih yazıcılığındaki önemini özetler. Bu, onun yöntemlerinin ve eserlerinin etkisini kabul eder; geçmişi kaydeden ilk kişi olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede the Father of History unvanı ne anlama geliyor?

  1. Herodot, sonraki tarihçilerin biyolojik babasıydı.
  2. Herodot, tarih yazıcılığının önemli bir kurucusu olarak görülür.
  3. Herodot, tarihteki her olaya bizzat tanık oldu.
Cevabı göster

Herodot, tarih yazıcılığının önemli bir kurucusu olarak görülür.

TED-Ed is a non-profit.

4:45

TED-Ed kar amacı gütmeyen bir kuruluştur.

If you value our work,

4:47

Çalışmamıza değer veriyorsanız,

please consider supporting it Ton ve niyet

4:48

lütfen desteklemeyi düşünün

Ton ve niyet

please consider supporting it: consider + -ing ile kibar bir rica

please consider supporting it kibar bir rica ifadesidir. please ricayı yumuşatır; consider ise doğrudan emir vermek yerine dinleyene bu eylemi düşünmesi için alan bırakır. consider, bir şeyi yapma olasılığını düşünmek anlamına geldiğinde ardından ulaç gelir: consider + -ing. Bu nedenle supporting doğrudur; consider to support doğru değildir.

Alıştırma

Ricayı join fiilinin ulaç biçimiyle tamamlayın: Please consider ____ our after-school science club.

Cevabı göster

joining

on patreon.com/teded.

4:49

patreon.com/teded adresinde.