Helikoptere Bin! | Ordu | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Jack, askerlik oyununun yeni gelen Russell’ın yönergeleri izlemekte yaşadığı güçlükleri anlatmasına ve kabul edildiğini hissetmesine yardımcı olduğu bir okul gününü aktarır. Son konuşmada yoğunlaştırılmış sütü Rusty’nin babasının devriyeden getirdiği anlaşılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Over. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bu sözcüğün gündelik “bitti” anlamından farklı olarak, telsizde konuşanın sözünü tamamladığını ve yanıt beklediğini bildiren bir kalıp olduğunu tanıyın. Böylece askerî iletişimde, kurtarma konuşmalarında, filmlerde ve oyunlarda söz sırasının değişimini takip edebilirsiniz. 2. something wrong with your old school? / something wrong with me. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Aynı yapının önce kaygılı ve ilgili bir soru, ardından Russell’ın sorunu kendisine yüklediği bir yanıt oluşturmasını anlayın. Bir problemi incelikle sormayı ve bağlamın ifadenin duygusal ağırlığını nasıl değiştirdiğini fark edebilirsiniz. 3. brought it back — Phrasal Verbs: Birinin bir nesneyi yanında geri getirdiğini anlatmak için bring back kullanın; zamiri de brought it back örneğindeki gibi fiille parçacığın arasına yerleştirin. Böylece bir eşyanın nereden geldiğini ve onu kimin getirdiğini doğal biçimde açıklayabilirsiniz.
Bu derste
Telsiz Çağrı İşareti Olarak Tango 7
Bu sahnede Tango 7, belirli bir oyuncuya, takıma veya birime seslenmek için kullanılan telsiz tarzı bir çağrı işaretidir. NATO fonetik alfabesinde Tango, T harfinin kod sözcüğüdür; 7 ise bu çağrı işaretini diğerlerinden ayırır. Burada Tango bir dansı ifade etmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, telsiz benzeri iletişimde birini hızlı ve açık biçimde tanımlamak için kullanılan “kod sözcüğü veya etiket+sayı” yapısıdır.
Alıştırma
Telsiz iletişimini taklit eden bir takım oyununda “Tango 7” büyük olasılıkla neyi tanımlar?
- Bu çağrı işaretine sahip belirli bir oyuncu, takım veya birim
- Yedi numaralı tango dansı hareketi
- Sıradan bir ad ve soyad
Cevabı göster
Bu çağrı işaretine sahip belirli bir oyuncu, takım veya birim
Telsiz İletişiminde Over.
Telsiz iletişiminde Over., “Bu konuşma sıramı bitirdim; şimdi cevap ver” anlamına gelir. Bir kişinin mesajının bittiğini belirtir ve konuşma sırasını diğer kişiye verir. Burada over sözcüğünün sıradan konum anlamı kullanılmaz ve tüm konuşmanın sona erdiği de belirtilmez.
Alıştırma
Bir telsiz görüşmesinde “Over.” diğer kişiye ne anlatır?
- Tüm telsiz görüşmesi bitti, bu yüzden cevap verme.
- Nesne başka bir şeyin üzerindedir.
- Konuşma sıramı bitirdim, lütfen cevap ver.
Cevabı göster
Konuşma sıramı bitirdim, lütfen cevap ver.
Great work: tamamlanan bir göreve doğrudan övgü
Great work, bir görevi iyi yapan veya iyi bir sonuç ortaya koyan kişiyi doğrudan öven bir ifadedir. Buradaki work, bir meslek veya iş pozisyonunu değil, yeni tamamlanan çabayı ve sonucu belirtir. İfade tek başına kullanılabilir veya ardından on + görev gelebilir: Great work on the presentation. Bu kalıp övgüyü belirli bir başarıya yöneltir.
Alıştırma
Bir ekip arkadaşı zor bir görevi başarıyla tamamladı. Hangi cümle sonucu doğrudan övüyor?
- Great work on that task.
- Your work starts tomorrow.
- That task is your job.
Cevabı göster
Great work on that task.
Negatives on the dust-off: telsiz tarzında görev durumu
Askerî telsiz tarzındaki bu rol oyununda Negatives on the dust-off olumsuz bir karar veya durum bildirir: helikopterle tahliye ya da alma işlemi mevcut değildir, onaylanmamıştır veya devam edememektedir. Dust-off, özellikle helikopterle tıbbi tahliyeyle ilişkilendirilen askerî ve kurtarma amaçlı bir terimdir. Mesaj, görev iletişimi gibi duyulması için kısa ve eksiltili söylenmiştir. On, söz konusu operasyonu belirtir. Çoğul Negatives biçimi bu sahneye özgü stilize bir kullanımdır; günlük hayatta hayır demenin normal bir kalıbı değildir.
Alıştırma
Rol oyunundaki telsiz mesajında Negatives on the dust-off büyük olasılıkla ne bildiriyor?
- Ekip sıfırdan küçük sayıları sayıyor.
- Birisi helikopterin tozunu silmelidir.
- Helikopterle tahliye devam edemez.
Cevabı göster
Helikopterle tahliye devam edemez.
LZ: landing zone (iniş alanı)
LZ, landing zone ifadesinin kısaltmasıdır ve bir helikopterin veya başka bir hava aracının inmesi için seçilen alanı belirtir. “LZ is not good” cümlesinde not good, mevcut iniş alanının planlanan iniş için uygun olmadığını anlatır. Cümle iniş yapılacak yeri değerlendirir; LZ burada bir kişi adı ya da rastgele harfler değildir.
Alıştırma
Bu cümlede LZ ne anlama geliyor?
- landing zone (iniş alanı)
- bir kişinin adı
- bir oyun kuralı türü
Cevabı göster
landing zone (iniş alanı)
I think he was saying the chopper had to land somewhere different. Notlar
0:17Sanırım helikopterin başka bir yere inmesi gerektiğini söylüyordu.
the chopper: helicopter (helikopter)
Chopper, helicopter demenin gayriresmî bir yoludur. “the chopper had to land somewhere different” cümlesinde the chopper, hakkında konuşulan helikopteri ifade eder; land somewhere different ise başka bir iniş yeri kullanmak anlamına gelir. Yakındaki LZ ve land göndermeleri bunun bir hava aracı olduğunu açıkça gösterir; burada anlam mutfak aleti ya da motosiklet değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the chopper neyi ifade ediyor?
- bir mutfak bıçağı
- the helicopter (helikopter)
- bir motosiklet
Cevabı göster
the helicopter (helikopter)
had to land: geçmişteki zorunluluk
Had to + fiilin yalın biçimi, geçmişteki bir durumda zorunluluk ifade eder. Had to land ifadesinde had sahiplik anlamına gelmez; had to zorunluluk belirten tek bir yapı gibi çalışır ve land yalın biçimde kalır. Bu ifade, koşulların helikopterin başka bir yere inmesini gerekli kıldığını anlatır. Ancak inişin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini tek başına doğrulamaz.
Alıştırma
Cümleyi have to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: Because the bridge was closed, we ____ take another road.
Cevabı göster
had to
Recruit Russell, we've got to get to that field. Dilbilgisi
0:20Acemi Russell, o alana ulaşmalıyız.
we've got to get to: zorunluluk ve varış noktası
We've, we have ifadesinin kısaltmasıdır. Have got to + fiilin yalın biçimi, şu anki bir zorunluluğu konuşma dilinde ifade etmenin yaygın bir yoludur. Burada yapılması gereken eylem get to that field ifadesidir. Get to + yer, o yere ulaşmak veya varmak anlamına gelir. İfadenin tamamı zorunluluk ile varış noktasını birleştirir; get to burada bir fırsata sahip olmak anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, kapı kapanmadan önce oraya ulaşmamız gerektiği anlamına gelir?
- We've got to close the gate before we leave.
- We've got to get to the gate before it closes.
- We get to wait by the gate before it closes.
Cevabı göster
We've got to get to the gate before it closes.
One thing I can do is run: bir yeteneği veya seçeneği öne çıkarma
One thing I can do is + fiilin yalın hâli, yapılabilen bir yeteneği veya mümkün bir eylemi öne çıkarır. Burada run, Russell'ın oraya gitmek için sunduğu seçenektir; one thing fiziksel bir nesne değil, yapabildiği bir şeyi anlatır. Bu yapı, bir sorunu açıklarken veya seçenekleri değerlendirirken somut bir beceriyi ya da seçeneği belirtmek için kullanılır; bunun tek seçenek olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: One thing I can do ____ draw maps.
Cevabı göster
is
Jack Russell in I'm a Jack Russell: bir köpek ırkının adı
Jack Russell, Jack Russell Terrier'ın yaygın kısa adıdır ve küçük bir köpek ırkını belirtir. I'm a Jack Russell cümlesinde a, konuşanın bu ırka ait bir köpek olduğunu gösterir. Bu sahnede insanlaştırılmış köpek karakteri, koşmanın onun için neden doğal bir güçlü yön olduğunu açıklamak üzere kendi ırkını kullanır. Bu nedenle Jack Russell burada bir ırk adıdır; iki sıradan kişinin adı değildir.
Alıştırma
I'm a Jack Russell cümlesinde Jack Russell neyi belirtir?
- bir koşma eylemi
- bir köpek ırkı
- iki kişinin adı
Cevabı göster
bir köpek ırkı
We made it!: başarmak veya başarıyla ulaşmak
We made it!, “Başardık” veya “Sağ salim ulaştık” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada varış noktasına ulaştıktan sonra söylendiği için en doğrudan anlamı “Başarıyla ulaştık”tır. Bu kullanımda make it, bir hedefe başarıyla ulaşmayı veya bir işi tamamlamayı anlatır. “Onu ürettik” anlamına gelmez.
Alıştırma
Mia ve Leo zorlu bir tırmanışın ardından sonunda zirveye ulaşır. “We made it!” burada ne anlama gelir?
- Zirvede bir şey ürettik.
- Başardık ve zirveye ulaştık.
- Henüz tırmanmaya başlamadık.
Cevabı göster
Başardık ve zirveye ulaştık.
I can see why Rusty liked calling for Dustoffs. Kalıp ifadeler
0:49Rusty'nin neden tahliye çağırmayı sevdiğini anlıyorum.
calling for Dustoffs: kurtarma desteği istemek
calling for Dustoffs ifadesinde call for, “istemek” veya “çağırmak” anlamına gelir. Bu oyun bağlamında Dustoffs, helikopterle kurtarma ya da tahliye desteğidir; yani Rusty sohbet etmek için telefon açmıyor, bu desteği istiyordu. Başka durumlara aktarılabilen kalıp call for + ihtiyaç duyulan yardım veya kaynaktır: call for help, call for backup ya da call for medical assistance.
Alıştırma
Bir kurtarma ekibi “We need to call for backup.” diyor. Burada call for ne anlama gelir?
- Dostça sohbet etmek için birini telefonla aramak.
- Destek istemek.
- Desteğe yeni bir ad vermek.
Cevabı göster
Destek istemek.
something wrong with ...: bir sorunu sormak ve kendini suçlamak
Something wrong with ... bir kişide veya nesnede sorun olduğunu ya da bir şeyin yolunda görünmediğini belirtir. Soruda eski okulun yaşanan zorluğun kaynağı olup olmadığı soruluyor. Cevap, aynı kalıbı me ile tekrar kullanarak sorunun kaynağını okuldan konuşan kişiye çeviriyor. Burada There's something wrong with me öz eleştiri veya sıkıntı ifade eder; konuşan kişinin fiziksel olarak hasta olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Bu konuşmada There's something wrong with me büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Belirli bir hata yaptığını söylüyor.
- Eski okulun binasının bozuk olduğunu söylüyor.
- Zorluğun kaynağının kendisi olduğuna inanıyor.
Cevabı göster
Zorluğun kaynağının kendisi olduğuna inanıyor.
not good at doing what I'm told: talimatlara uymakta zorlanmak
Be good at ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir; bu yüzden burada at sözcüğünden sonra doing kullanılır. Not good at doing ... konuşan kişinin bu etkinliği güçlü yönlerinden biri olarak görmediğini belirtir. What I'm told bana yapmam söylenen şeyler anlamına gelir; sondaki to do anlam olarak vardır ama söylenmez. Do what I'm told içinde told talimat verilmesi anlamındadır. Bu nedenle tüm cümle, konuşan kişinin hikâye dinlemekte değil, talimatlara uymakta zorlandığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi do what I'm told ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: I'm not good at ____.
Cevabı göster
doing what I'm told
sit still: oturup kıpırdamamak
sit still ifadesinde still, “hareket etmeden” anlamına gelir. Bu ifade, yalnızca oturma eylemini değil, oturur durumda kalıp bedeni kıpırdatmamayı anlatır. I can't sit still, konuşanın otururken fiziksel olarak sakin kalmakta zorlandığını belirtir. Still, stand still ve hold still ifadelerinde de aynı anlamda kullanılır.
Alıştırma
“Oturur durumda hareket etmeden kalmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please ____ while I take the picture.
Cevabı göster
sit still
Well, you're really good at playing army. Kalıp ifadeler
1:15Şey, askerlik oynamakta gerçekten çok iyisin.
playing army: askercilik oyunu oynamak
Playing army, insanların asker gibi davrandığı ve askerî görevler hayal ettiği bir oyuna katılmak anlamına gelir. Play, etkinliğin bir oyun olduğunu gösterir; dolayısıyla cümle kişinin bu oyundaki becerisini över, gerçekten orduda olduğunu söylemez. İngilizcede play, yerleşik bazı oyunların veya hayalî rollerin adından hemen önce kullanılabilir. Bu birleşimler kalıplaşmıştır; bu nedenle play army, play house ve play doctor gibi ifadeleri bir bütün olarak öğrenmek en iyisidir.
Alıştırma
Bu cümlede playing army ne anlama gelir: The children spent the afternoon playing army in the garden?
- Gerçek bir meslek olarak orduya katılmak
- Bir oyunun parçası olarak asker gibi davranmak
- Bir grup asker için müzik çalmak
Cevabı göster
Bir oyunun parçası olarak asker gibi davranmak
back from patrol: be back from + bir etkinlik veya yer
Be back from + bir yer veya etkinlik, kişinin orada bulunduktan ya da o etkinliği yaptıktan sonra geri döndüğünü belirtir. We're back from patrol cümlesinde patrol, konuşanların az önce tamamladığı devriye görevini ifade eder. Buradaki back, önceki bir yere veya duruma geri dönmeyi anlatır; vücudun arka kısmı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Maya is ____ her swimming lesson.
Cevabı göster
back from
Good boy: küçük bir erkek çocuğu veya erkek köpek için övgü
Good boy, küçük bir erkek çocuğu ya da erkek köpeği sevgiyle övmek için kullanılan bir ifadedir. Bu replikte bir yetişkin, köpek karakterlerin yaşadığı bir dünyada bir çocuğa böyle seslendiği için iki çağrışım da uygundur. Good job ifadesinin tarafsız bir karşılığı değildir. Konuşanı yönlendiren veya daha üst konumdaki kişi gibi gösterir ve eşit konumdaki bir yetişkine söylendiğinde küçümseyici gelebilir.
Alıştırma
Yargı: Resmî bir toplantıda yetişkin bir iş arkadaşını överken Good boy demek genellikle uygundur.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
Recruit Russell ... Private Russell: acemilikten erliğe
Recruit, orduya yeni katılmış ve eğitim gören kişidir. Private ise er seviyesindeki temel bir askerî rütbedir. Her iki kelime de Russell adının önünde bir unvan gibi kullanılır. Recruit Russell hitabının Private Russell olarak değişmesi, çocukların askerlik oyununda bir terfiyi gösterir. Buradaki Private bir rütbedir; “kişisel” veya “kamuya açık olmayan” anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Recruit Russell hitabının Private Russell olarak değişmesi neyi gösteriyor?
- Russell’a bir şeyi gizli tutması söylenir.
- Russell askerlik oyununda er rütbesini alır.
- Russell ilk adını Private olarak değiştirir.
Cevabı göster
Russell askerlik oyununda er rütbesini alır.
Dostça bir davet olarak Come on
Burada Come on, karşıdaki kişiyi yaklaşmaya ve konuşanın yanındaki yere oturmaya çağıran sıcak bir davettir. Ardından gelen you can sit next to me bölümü, karşılama niyetini açıkça gösterir. Come on her zaman aynı tonu taşımaz. Bağlam ve tonlama, ifadeyi teşvik, acele ettirme veya rahatsızlık anlamına getirebilir. Bu cümlede Hurry up değil, yaklaşık olarak Come over ya da Join me anlamındadır.
Alıştırma
“Come on, you can sit next to me,” cümlesinde Come on ne ifade ediyor?
- Oturma yerinin gerçekten var olduğuna inanmama
- Daha hızlı hareket etmeye yönelik öfkeli bir emir
- Yaklaşmaya yönelik dostça bir davet
Cevabı göster
Yaklaşmaya yönelik dostça bir davet
sit next to me: yan koltuğu teklif etmek
sit next to me ifadesinde next to konumu anlatır: dinleyen kişi, konuşanın koltuğunun hemen yanındaki koltuğa oturabilir. “Bir sonraki eylem” anlamına gelmez. You can ifadesi, cümleyi emir yerine dostça bir teklif veya davet hâline getirir. Başka durumlarda sit next to + kişi ya da nesne kalıbı kullanılabilir; örneğin sit next to Sam veya sit next to the window.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyene konuşanın hemen yanındaki koltuğu teklif eder?
- You can sit behind me.
- You can sit near me.
- You can sit next to me.
Cevabı göster
You can sit next to me.
pick up time: çocuğun alınacağı planlanmış zaman
Okul gününün anlatıldığı bu bağlamda pick up time, bir ebeveynin veya bakıcının çocuğu almaya geldiği planlanmış zamanı belirtir. Burada pick up, “birini almak” demektir; “bir nesneyi yerden kaldırmak” anlamına gelmez. It was pick up time ifadesi, hikâyeyi gün sonundaki çocukların alınma saatine taşır. Bu anlam okul ve çocuk bakımı bağlamından gelir.
Alıştırma
Bir okul gününü anlatan hikâyede pick up time büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir ebeveynin veya bakıcının çocuğu almaya geldiği zaman.
- İlk dersin başladığı zaman.
- Çocukların yerden nesne kaldırdığı zaman.
Cevabı göster
Bir ebeveynin veya bakıcının çocuğu almaya geldiği zaman.
a lot of detail: çok ayrıntılı bir anlatıma tepki vermek
a lot of detail, çok miktarda somut bilgi demektir. Burada that, az önce anlatılanların tamamına gönderme yapar; bu nedenle That was a lot of detail, anlatımın ne kadar eksiksiz ve ayrıntılı olduğunu değerlendirir. Wow ile birlikte kullanıldığında cümle, yalnızca bilgi miktarını nesnel biçimde açıklamaz; anlatılanlara tepki verir. Etkilenmiş ve hafifçe eğlenmiş bir tonda, yaklaşık olarak ‘Gerçekten çok ayrıntılı anlattın’ anlamına gelebilir. Farklı bir ton ise bilginin fazla olduğunu düşündürebilir.
Alıştırma
Bir arkadaş kısa bir geziyi uzun ve ayrıntılı biçimde anlatıyor. Siz de ‘Wow, that was a lot of detail.’ diyorsunuz. Bu tepki büyük olasılıkla ne anlatır?
- Konuşmacıdan yalnızca son cümleyi tekrarlamasını ister.
- Anlatımın çok ayrıntılı olduğunu ve bunun hafifçe eğlenceli ya da etkileyici bulunduğunu söyler.
- Anlatımda hiçbir somut bilgi bulunmadığını söyler.
Cevabı göster
Anlatımın çok ayrıntılı olduğunu ve bunun hafifçe eğlenceli ya da etkileyici bulunduğunu söyler.
Oh, can I have condensed milk now? Ton ve niyet
1:47Peki, şimdi yoğunlaştırılmış süt alabilir miyim?
Can I have ...?: bir şeyi nazikçe istemek
Can I have condensed milk? cümlesi, başka birinden bir şeyi vermesini veya servis etmesini istemek ya da onu tüketmek için izin almak amacıyla Can I have + isim yapısını kullanır. Buradaki have, sahip olmak değil, almak veya tüketmek anlamındadır. Bu, yaygın ve doğal bir rica biçimidir. I want condensed milk ifadesine kıyasla soru, karşı tarafa cevap verme alanı bırakır ve bu nedenle daha nazik duyulur.
Alıştırma
Yemek masasındasınız ve birinin size biraz su vermesini istiyorsunuz. En doğal ve nazik rica hangisidir?
- Can I have some water, please?
- I want water now.
- Can I own some water, please?
Cevabı göster
Can I have some water, please?
Where'd you get ... from? ile kaynak sormak
Where'd you get condensed milk from? yoğunlaştırılmış sütün nereden elde edildiğini sorar. Bu bağlamda Where'd, Where did anlamına gelir; get ise elde etmek veya bulmak demektir. Tekrar kullanılabilen kalıp Where'd you get + şey + from? şeklindedir. Bir nesnenin, bilginin veya fikrin kaynağını konuşma dilinde doğal biçimde sormaya yarar. From sonda kalır ve kaynağı belirtir.
Alıştırma
Kaynak soran kısaltılmış soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ you get that recipe ____?
Cevabı göster
Where'd · from
gave it to me: give + nesne + to + alıcı
gave it to me ifadesinde gave, give fiilinin geçmiş zaman biçimidir. It aktarılan şeyi, to me ise alıcının “ben” olduğunu gösterir; burada to fiziksel bir yönü veya varış noktasını anlatmaz. Şey, it veya them gibi kısa bir zamirle ifade edildiğinde genel olarak doğal sıralama give + zamir + to + alıcı şeklindedir: gave it to me. gave me the milk örneğinde olduğu gibi şey tam bir isim öbeğiyse çift nesneli yapı daha kolay kullanılır.
Alıştırma
Daha önce bir paketten söz edildi. Nina'nın onu bana verdiğini anlatmak için genel olarak en doğal sözcük sırasını kullanan cümle hangisidir?
- Nina gave to me it.
- Nina gave me it.
- Nina gave it to me.
Cevabı göster
Nina gave it to me.
brought it back: bring back içinde zamirin konumu
Bu cümlede brought it back, “onu buraya geri getirdi” veya “onunla geri döndü” anlamına gelir. Brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir; back ise önceki ya da bağlamda esas alınan bir yere doğru geri hareketi gösterir. Bring back ayrılabilen bir öbek fiildir. Buradaki nesne it zamiri olduğu için it, brought ile back arasına gelmelidir: brought it back. Back sözcüğünden sonra kullanılamaz. Burada back bir isim değil, öbek fiilin parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi bring back öbeğinin geçmiş zamanıyla tamamlayın. Zamiri doğru konuma yerleştirin: Maya ____ it ____ after lunch.
Cevabı göster
brought · back