Bateri 🥁🎧 | TAM BLUEY MİNİ BÖLÜMÜ | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
129 kelime 80 kel/dk

Video açıklaması: Bir ebeveyn, en küçük kızına uygun bir keman bulmak için müzik mağazasına gider. Görevli, çocukların genellikle daha küçük bir enstrümanla başladığını açıklar; ancak fiyat ve dersler hakkındaki konuşma, bir hayvana atfedilen tekrarlayan zorlanma sakatlığıyla ilgili bir şakayla sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get my youngest daughter into violin. — Phrasal Verbs: get someone into something yapısını, birini bir etkinliğe başlatmak veya o etkinliğe ilgi duymasını sağlamak için kullanmayı öğrenin. Bu yapı hobiler, kurslar, sporlar ve yeni deneyimler hakkında konuşurken kullanılabilir; böylece get yalnızca bir şeyi edinmek anlamında yorumlanmaz. 2. quarter sized violin. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bu ifadenin fiyatın ya da miktarın dörtte birini değil, çocuklar için üretilmiş çeyrek boy bir kemanı anlattığını fark edin. Bu pratik bilgi, müzik mağazası görevlisinin başlangıç için uygun enstrümanı önerirken neden çocuğun yaşını dikkate aldığını açıklar. 3. RSI of the forepaw. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: RSI’ın repetitive strain injury, yani tekrarlayan zorlanma sakatlığı için kullanılan bir kısaltma olduğunu; forepaw sözcüğünün ise hayvanın ön ayağını insan eliymiş gibi mizahi biçimde sunduğunu anlayın. Tıbbi kısaltma ile kişileştirmenin birleşimi, keman dersi vermemek için söylenen komik bahaneyi kavramayı sağlar.

Bu derste

I'm trying to get my youngest daughter into violin. Öbek fiiller

0:01

En küçük kızımı kemana başlatmaya çalışıyorum.

Öbek fiiller

get someone into something: birini bir etkinliğe veya ilgi alanına yönlendirmek

get my youngest daughter into violin ifadesinde get + kişi + into + etkinlik, o kişinin etkinliğe başlamasına yardım etmek veya onu teşvik etmek anlamına gelir; çoğu zaman kişinin ilgi duyması da amaçlanır. Buradaki into fiziksel bir hareketi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get someone into something şeklindedir. Özne değişimi sağlayan kişidir, get sonrasındaki nesne etkinliğe yeni başlayan kişidir ve into sonrasında etkinlik ya da ilgi alanı gelir.

Alıştırma

“Onu astronomiden keyif almaya başlaması için teşvik etti” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: Her science teacher got her ____ astronomy.

Cevabı göster

into

I think it might really suit her. Kelime

0:02

Bence bu ona gerçekten çok uygun olabilir.

Kelime

might really suit her: bir şeyin ona çok uygun olabileceğini söylemek

might really suit her ifadesinde suit, “onun kişiliğine, ihtiyaçlarına, yeteneklerine veya durumuna çok uygun olmak” anlamında bir fiildir. Burada keman öğrenmenin ona uygun olabileceği söylenir; suit, bir takım elbiseyi ifade eden isim değildir. Might bunu kesinlik değil olasılık olarak sunar, really ise olumlu değerlendirmeyi güçlendirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something might suit someone şeklindedir.

Alıştırma

“The flexible schedule might really suit her” cümlesinde might really suit her ne anlama gelir?

  1. Kesinlikle ona uygun ölçüde olacaktır.
  2. Takım elbise giymekten hoşlanabilir.
  3. Ona çok uygun olabilir.
Cevabı göster

Ona çok uygun olabilir.

Well, you've come to the right place. Kalıp ifadeler

0:03

O halde, doğru yere geldiniz.

Kalıp ifadeler

come to the right place: doğru yardım kaynağını bulmak

Come to the right place, birinin doğru yardım, hizmet veya bilgi kaynağını bulduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki right, left yönünün karşıtı değil, “uygun” anlamındadır. Tam cümlede bu ifade karşıdaki kişiye güven verir ve “Bu konuda size yardımcı olabilirim” mesajını kendinden emin biçimde iletir.

Alıştırma

“Burası yardım almak için doğru yer” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: If you need advice about your CV, you've come ____.

Cevabı göster

to the right place

Can you talk me through what's here? Öbek fiiller

0:08

Bana burada neler olduğunu biraz anlatabilir misiniz?

Öbek fiiller

talk me through what's here: yönlendirmeli bir açıklama istemek

Talk someone through something, bir kişinin önemli bölümleri veya adımları anlayabilmesi için bir konuyu düzenli ve yardımcı olacak biçimde açıklamak demektir. Through, fiziksel bir hareketi değil, açıklamanın bir bölümden diğerine ilerlemesini gösterir. what's here içindeki what, burada bulunan şeyleri veya seçenekleri ifade eder. Konuşan kişi yalnızca konu hakkında konuşulmasını değil, mevcut seçeneklerin yönlendirmeli biçimde tanıtılmasını istiyor.

Alıştırma

Yönlendirmeli bir açıklama istemek için kullanılan ifadeyle ricayı tamamlayın: Could you ____ the online booking process?

Cevabı göster

talk me through

Yes.

0:09

Evet.

Uh well,

0:10

Şey,

we've got lots of big ones, Dilbilgisi

0:10

bir sürü büyük boy var,

Dilbilgisi

big ones: çoğul bir ismin yerine ones kullanımı

big ones ifadesindeki ones, daha önce söylenmiş olan çoğul ve sayılabilen violins isminin yerine geçer. big sıfatı söylenmeyen ismi niteler; bu yüzden big ones, violins kelimesini tekrarlamadan büyük kemanlar demektir. Aynı türden birkaç nesne arasından seçim yaparken ve hangi isimden söz edildiği bağlamdan anlaşılıyorsa adjective + ones yapısı kullanılır. Buradaki ones, one sayısının çoğulu değil, çoğul bir ismin yerine geçen zamirdir.

Alıştırma

Tekrarlanan ismin yerine doğru zamiri koyun: The large boxes are too heavy. Please bring the small ____.

Cevabı göster

ones

little ones,

0:12

küçük olanlar,

wooden ones,

0:13

ahşap olanlar,

uh different wooden ones,

0:14

farklı ahşaplardan olanlar,

cheap ones,

0:15

ucuzlar,

expensive ones.

0:16

ve pahalılar var.

Normally for someone your child's age,

0:17

Normalde sizin çocuğunuz yaşlarındaki biri için,

we'd start them off with a quarter sized violin. Notlar

0:19

çeyrek boy bir kemanla başlamalarını öneririz.

Öbek fiiller

start them off with: öğrenene bir başlangıç noktası vermek

start them off with a quarter sized violin ifadesi, onlara başlangıç enstrümanı olarak çeyrek boy bir keman vermek anlamına gelir. Them öğrenen kişiyi belirtir; off, start ile birleşerek birinin başlamasına yardım etmek anlamındaki bir deyimsel fiili oluşturur. With ise ilk araç, görev veya seviyeyi tanıtır. start someone off with something yapısı, deneyimli bir kişinin yeni başlayan biri için bir başlangıç noktası seçtiği durumlarda kullanılır. Odak, öğrenenin nasıl başlayacağını düzenlemektir; öğreneni göndermek değildir.

Alıştırma

“The coach started the beginners off with short drills” ne anlama gelir?

  1. Antrenör yeni başlayanlara pratik yapmadan önce gitmelerini söyledi.
  2. Antrenör yeni başlayanlara ilk etkinlik olarak kısa egzersizler verdi.
  3. Antrenör yeni başlayanların pratik yapmasını engelledi.
Cevabı göster

Antrenör yeni başlayanlara ilk etkinlik olarak kısa egzersizler verdi.

Kültür

quarter sized violin: genç çalanlar için yerleşik bir boy kategorisi

Quarter sized violin, genellikle daha genç ve küçük yapılı çalanlar için kullanılan yerleşik 1/4 boy kategorisindeki bir kemanı ifade eder. Çocuklara yönelik yaylı çalgılar, çalgının çalan kişinin bedenine uyması için kesirli boy kategorilerine ayrılır. Burada quarter sized boy kategorisinin adıdır. Parçalanmış bir kemanın dörtte biri anlamına gelmez ve fiyat hakkında bilgi vermez.

Alıştırma

Bu bağlamda a quarter sized violin ne anlama gelir?

  1. Normal fiyatın dörtte birine satılan bir keman
  2. Bir kemanın dörtte biri
  3. Genç çalanlar için yerleşik küçük boy kategorisinde bir keman
Cevabı göster

Genç çalanlar için yerleşik küçük boy kategorisinde bir keman

Okay.

0:21

Tamam.

How much is that one? Kalıp ifadeler

0:21

Peki şu ne kadar?

Kalıp ifadeler

How much is that one?: belirli bir ürünün fiyatını sormak

How much is that one?, iki kişinin de hangi ürün olduğunu anlayabildiği belirli bir ürünün fiyatını sormanın doğal bir yoludur. How much is ...? fiyat sorusunu oluştururken that ürünü işaret eder. One, bağlamdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilen bir ismin yerini alır; burada violin yerine kullanılır. 1 sayısı değil, ismin yerine geçen bir sözcüktür.

Alıştırma

Bir mağazada belirli bir çantayı gösterip fiyatını sormak istiyorsunuz. Hangi soru doğaldır?

  1. How many is that one?
  2. How much is that one?
  3. How much are that one?
Cevabı göster

How much is that one?

Well,

0:23

Şey,

that depends Dilbilgisi

0:23

bu

firstly on where the violin's from.

0:24

öncelikle kemanın nereden geldiğine bağlı.

Dilbilgisi

depends on where ...: yerleştirilmiş wh yan cümlesiyle belirleyici etkeni anlatma

Depends on, bir cevabın veya sonucun bir etkene göre belirlendiğini anlatır. Burada firstly, dikkate alınacak ilk etkeni, yani kemanın geldiği yeri belirtir. depends on ifadesinden sonra gelen where the violin's from doğrudan soru değil, cümle içine yerleştirilmiş bir wh yan cümlesidir. Bu nedenle where + özne + be + from bildirme sırasını kullanır. violin's, violin is ifadesinin kısaltmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle depends on ifadesini yerleştirilmiş bir where yan cümlesiyle doğru kullanıyor?

  1. The shipping cost depends on where the package is going.
  2. The shipping cost depends on where is the package going.
  3. The shipping cost depends where the package is going on.
Cevabı göster

The shipping cost depends on where the package is going.

If we imported it from Europe...

0:26

Eğer Avrupa'dan ithal etmişsek...

that can be quite expensive,

0:27

oldukça pahalı olabilir,

but if we bring one in from... Öbek fiiller

0:29

ama şuradan getirmişsek...

Öbek fiiller

bring one in: mağaza için ürün temin etmek

Bu mağaza bağlamında bring one in, başka bir yerden bir keman temin edip mağazada sunmak anlamına gelir; bu genellikle sipariş vermeyi veya teslimatı ayarlamayı içerir. Yalnızca kemanı bir kapıdan içeri taşımak anlamına gelmez. One, one violin yerine kullanılır ve bir kemanı ifade eder. Tamamlanmadan kalan from sözcüğünden sonra normalde from another supplier örneğindeki gibi kaynak belirtilir.

Alıştırma

Bir müşteri mağazada şu anda bulunmayan bir keman istiyor. We can bring one in from another supplier ne anlama gelir?

  1. Mağaza kemanı başka bir odaya taşıyabilir.
  2. Mağaza başka bir tedarikçiye keman ödünç verebilir.
  3. Mağaza başka bir tedarikçiden keman temin edebilir.
Cevabı göster

Mağaza başka bir tedarikçiden keman temin edebilir.

Ooh.

0:30

Ooh.

Does that make a difference? Kalıp ifadeler

1:37

Bu bir fark yaratır mı?

Kalıp ifadeler

make a difference: bir şeyin sonucu etkileyip etkilemediğini sormak

Burada make a difference, “sonucu etkilemek” veya “pratikte önemli olmak” anlamına gelir. Konuşan kişi, az önce belirtilen etkenin önemli bir şeyi değiştirip değiştirmediğini soruyor; iki şey arasındaki farkların sıralanmasını istemiyor. Does X make a difference? kalıbında X, etkisi olabilecek etmendir. Bir seçimin, koşulun veya değişikliğin sonuç üzerinde gerçek bir etkisi olup olmadığını sormak için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Soruyu “sonucu etkilemek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Does the type of battery ____?

Cevabı göster

make a difference

It really depends

1:38

Bu gerçekten

on who's playing it,

1:39

kimin çaldığına,

where they're playing it.

1:40

ve nerede çaldığına bağlıdır.

Ooh.

1:41

Ooh.

Do you do lessons? Kelime

1:45

Ders veriyor musunuz?

Kelime

do lessons: günlük dilde ders hizmeti sunmak

Burada Do you do lessons?, “Ders sunuyor veya düzenliyor musunuz?” anlamına gelir. Müşteri bir işletmeyle konuştuğu için do, mağazanın sağlayabileceği bir hizmeti belirtir; ders ödevini tamamlamak anlamına gelmez. Hizmetlerle ilgili sorularda do, anlamı bağlama bağlı olan geniş kapsamlı bir fiildir. Dinleyen kişi, do repairs veya do alterations örneklerinde olduğu gibi, mekâna ve do sonrasındaki isme bakarak tam etkinliği anlar.

Alıştırma

Bir bisiklet mağazasında Do you do repairs? sorusu büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Mağaza tamir hizmeti sunuyor.
  2. Mağaza tamir dersleri alıyor.
  3. Müşteriler bisikletlerini kendileri tamir etmek zorunda.
Cevabı göster

Mağaza tamir hizmeti sunuyor.

Me?

2:08

Ben mi?

No.

2:08

Hayır.

RSI of the forepaw. Kültür

2:09

Ön patide tekrarlayan zorlanma yaralanması var.

Kültür

RSI of the forepaw: tıbbi kısaltma ve insanbiçimci hayvan mizahı

RSI, repetitive strain injury ifadesinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır; aynı hareketin tekrarlanmasıyla ilişkili ağrı ya da yaralanmayı anlatır. Bu cümle parçasında of the forepaw, etkilenen vücut bölümünü, yani hayvanın ön patisini belirtir. Tıbbi tınlayan bu ifade, hayvan karakterin patisini bir insanın eli ya da bileğiymiş gibi ele alır. Resmî sağlık diliyle hayvan anatomisinin birleşmesi, insanbiçimci bir mizah yaratır ve rahatsızlığı sıradan bir fiziksel kısıtlama olarak sunar.

Alıştırma

Bu bağlamda RSI of the forepaw ne anlama gelir?

  1. Bir hayvanın arka bacağını etkileyen yaralanma
  2. Bir hayvan karakterin ön patisini etkileyen tekrarlayan zorlanma yaralanması
  3. Bir hayvan sağlığı kuruluşunun adı
Cevabı göster

Bir hayvan karakterin ön patisini etkileyen tekrarlayan zorlanma yaralanması

Yeah!

2:10

Yeah!

Time to go, Bingo.

2:15

Gitme vakti geldi, Bingo.