Bu Alman Ürünü Olmasaydı Modern Medeniyet Çökerdi: İngilizce çalışma notları

Newsthink

Öğrenme zorluğu
890 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Zeiss'ın son derece düz aynalarının ASML'nin EUV litografiyle çip üretmesini nasıl mümkün kıldığı ve iki şirketin ortaklığının neden aşılması güç bir teknoloji ve pazar üstünlüğü yarattığı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. made up of — Öbek fiil: bir bütünün çeşitli parçalardan oluştuğunu anlatmayı ve bu yapıyı malzemeyi ya da üreticiyi belirten ifadelerden ayırmayı öğrenin. 2. barrier to entry — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: yeni rakiplerin bir pazara girmesini engelleyen unsurları anlatan iş ve teknoloji terimini tanıyın; böylece Zeiss-ASML üstünlüğünü doğru yorumlayın. 3. you can bet — Deyim ve mecazlı ifade: bunu gerçek anlamda bahis değil, bir tahmine duyulan güçlü güven olarak anlayın ve beklenen bir sonuçtan önce doğal biçimde kullanın.

Bu derste

Hardly anything runs in our society today without microchips. Dilbilgisi

0:00

Bugün toplumumuzda mikroçipler olmadan neredeyse hiçbir şey çalışmıyor.

Dilbilgisi

Hardly anything: yok denecek kadar az bir miktarı anlatmak

Hardly anything, “neredeyse hiçbir şey” anlamına gelir. Burada hardly, anything zamirinin kapsamını daraltır; bu nedenle özne çok az sayıda şey ya da etkinliği belirtir. Hardly zaten olumsuz bir anlam taşıdığı için cümle güçlü bir genelleme yapar: toplumdaki neredeyse her şey için mikroçip gerekir.

Alıştırma

“Neredeyse hiçbir şey” anlamını vermek için cümleyi hardly + bir zamirle tamamlayın: After the flood, ____ in the basement could be saved.

Cevabı göster

hardly anything

They are the heart of cell phones, computers, cars.

0:04

Onlar cep telefonlarının, bilgisayarların, arabaların kalbidir.

A chip is made up of transistors, tiny switches, Öbek fiiller

0:09

Bir çip, transistörlerden, minik anahtarlardan oluşur,

Öbek fiiller

be made up of: bir bütünün bileşenlerini belirtmek

Be made up of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Özne bütünü, of sözcüğünden sonraki isim öbeği ise bu bütünün parçalarını belirtir. Bu cümlede a chip bütündür ve transistors onun bileşenleri olarak tanıtılır. Be fiilinin biçimi zamana ve özneye göre değişir: is made up of, was made up of veya are made up of. up of sözcükleri ifadenin parçası olarak kalır.

Alıştırma

Özne bütünü, boşluktan sonraki sözcükler ise onun bileşenlerini belirtiyorsa cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? The emergency kit is _____ bandages, water, and a flashlight.

  1. made up of
  2. made from
  3. made by
Cevabı göster

made up of

10,000 times smaller than a human hair Dilbilgisi

0:12

insan saçından 10.000 kat daha küçük olan

Dilbilgisi

10,000 times smaller than: katlı karşılaştırmalar

number + times + comparative adjective + than kalıbı, iki ölçümü bir kat sayısıyla karşılaştırır. Burada 10,000 times smaller than, nesnenin boyutunun bir insan saç telinin boyutunun yaklaşık 1/10.000'i olduğunu anlatmak için kullanılmıştır; aradaki farkın 10.000 ölçü birimi olduğu anlamına gelmez. Karşılaştırma sıfatı hangi ölçümün değiştiğini gösterir. Aynı kalıp three times faster than veya five times heavier than gibi başka karşılaştırmalarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The new chip is 20 ____ the old one.

Cevabı göster

times smaller than

that control the flow of electrons through a circuit.

0:16

ve bir devre içinden elektronların akışını kontrol eden.

Billions of transistors are packed into an area smaller than a fingernail. Kalıp ifadeler

0:19

Milyarlarca transistör, tırnaktan daha küçük bir alana paketlenmiştir.

Kalıp ifadeler

packed into: çok sayıda şeyi sınırlı alana sığdırmak

Packed into, pack something into something yapısının edilgen biçimidir. Çok sayıda şeyin sınırlı bir alanın içine sıkı biçimde yerleştirildiğini anlatır. Cümlede transistors yerleştirilen şeylerdir; area ise onları içeren küçük alandır. Bu ifade yalnızca bir yerin içine hareket etmeyi değil, yüksek yoğunluğu da anlatır. Sınırlı bir alana veya zamana sığdırılan çok miktarda bilgi ya da etkinlik için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi içine sıkıca yerleştirilmiş anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Hundreds of tools are ____ one small van.

Cevabı göster

packed into

Microchips are one of humankind's most remarkable achievements.

0:24

Mikroçipler insanlığın en dikkate değer başarılarından biridir.

And it wouldn't be possible to make the world's most sophisticated chips Dilbilgisi

0:29

Ve dünyanın en gelişmiş çiplerini yapmak mümkün olmazdı

without the German company Zeiss.

0:33

Alman şirketi Zeiss olmadan.

Dilbilgisi

wouldn't be possible ... without: vazgeçilmez bir koşulu belirtmek

wouldn't be possible ... without kalıbı, without sonrasındaki ifadeyi vazgeçilmez bir koşul olarak sunar. Burada çiplerin üretimi Zeiss'a bağlıdır; Zeiss sürece katılmasaydı bunları üretmek mümkün olmazdı. Yardımcı fiil would, sonucu kesin bir gerçek olarak söylemek yerine o koşul eksik olduğunda ortaya çıkacak varsayımsal bir sonuç olarak sunar. without sonrasında ana eylemi yapan kişi değil, gerekli kişi, şey, kaynak ya da eylem belirtilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef bağımlılık kalıbıyla tamamlayın: The school concert ____ the volunteer musicians.

Cevabı göster

wouldn't be possible without

In a previous video,

0:36

Önceki bir videomda,

I talked about how the Dutch firm ASML

0:37

Hollandalı firma ASML'nin nasıl

is the only company in the world

0:40

dünyadaki tek şirket olduğundan bahsetmiştim

that builds the machines that create the circuitry

0:41

en gelişmiş çipler için

for the most advanced chips.

0:44

devreleri oluşturan makineleri inşa eden.

These machines wouldn't be able to operate

0:46

Bu makineler çalışamazdı

without Zeiss mirrors inside of them.

0:48

içlerinde Zeiss aynaları olmadan.

These are not your average mirrors. Deyimler

0:51

Bunlar sıradan aynalarınız değil.

Deyimler

not your average: sıradan değil, sıra dışı

not your average + isim yapısında your genel bir anlam taşır; dinleyiciye ait bir şeyi belirtmez. İfade, “sıradan ya da tipik türden değil” anlamına gelir. Dikkat çeken güçlü bir karşıtlık yaratır ve çoğu zaman kişi ya da şeyin alışılmadık ölçüde etkileyici, gelişmiş veya ilginç olduğunu düşündürür. Tam olarak hangi açıdan özel olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

"These are not your average mirrors" cümlesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Bu aynalar sıradan bir kişiye aittir.
  2. Bu aynaların ölçülen kalitesi ortalamanın altındadır.
  3. Bu aynalar sıra dışı ya da özellikle gelişmiştir.
Cevabı göster

Bu aynalar sıra dışı ya da özellikle gelişmiştir.

They are a complex optical system

0:53

Onlar karmaşık bir optik sistemdir

that miniaturizes the structure of a chip

0:55

bir çipin yapısını küçültüp

printed on a silicon wafer.

0:58

silisyum bir levha üzerine basan.

Light is projected through a blueprint

1:00

Işık, basılacak olan desenin

of the pattern that will be printed.

1:02

bir planından geçirilerek yansıtılır.

Zeiss optics focus the pattern onto the wafer,

1:04

Zeiss optikleri, ışığa duyarlı kimyasalla önceden kaplanmış olan

which has already been coated with a light-sensitive chemical. Dilbilgisi

1:07

levhanın üzerine deseni odaklar.

Dilbilgisi

Tamamlanmış bir önceki aşama için has already been coated

Has already been coated, İngilizcede edilgen present perfect yapısıdır: has + already + been + geçmiş zaman ortacı coated. Yonga plakası eyleme maruz kalan taraftır; bu nedenle kaplamayı yapan kişinin veya makinenin belirtilmesi gerekmez. Bu yapı, kaplama aşamasının odaklama aşamasından önce tamamlandığını ve yonga plakasının şimdi gerekli kaplanmış durumda olduğunu gösterir. Already, önceki aşamanın bittiğini vurgular; kaplamanın şu anda devam ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Aşamanın tamamlandığını göstermek için cümleyi coat fiilinin edilgen present perfect biçimi ve already ile tamamlayın: “The lens ____ before the inspection begins.”

Cevabı göster

has already been coated

It shrinks the pattern down Öbek fiiller

1:11

Deseni küçültür

Öbek fiiller

Nesnesi fiil ile parçacık arasına gelen shrinks ... down

Shrinks ... down, shrink ... down yapısının üçüncü tekil kişi biçimidir ve bir şeyi küçültmek anlamına gelir. Bu cümlede isim olan nesne the pattern aralarına gelse de shrinks ve down birlikte tek bir anlam oluşturur. Down, daha alçak bir yere doğru hareketi değil, küçülme sonucunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi shrink ... down yapısının doğal ayrılmış biçimiyle tamamlayın: “This image is too large. Please ____ before you upload it.”

Cevabı göster

shrink it down

to the nanometer level.

1:12

nanometre seviyesine.

A nanometer is 1 billionth of a meter.

1:14

Bir nanometre, bir metrenin milyarda biridir.

In the end, Anlatım akışı

1:17

Sonuç olarak,

the wafer is cut into small pieces of microchips.

1:18

levha kesilerek küçük mikroçip parçalarına ayrılır.

Anlatım akışı

Nihai sonucu bildiren In the end

In the end, cümlenin başında kullanılan ve sonunda ya da önceki tüm adımlardan sonra anlamına gelen bir söylem işaretidir. Burada üretim sürecinin son sonucunu tanıtır: wafer mikroçiplere ayrılır. Bu ifade, adımlar dizisini tamamlar ve dinleyicinin sonucu fark etmesini sağlar. Bir nesnenin fiziksel ucunu veya açıkça belirtilmiş bir zaman noktasının sonunu göstermez.

Alıştırma

"In the end, we chose the simplest design," cümlesinde In the end ne işe yarar?

  1. Önceki seçimlerden sonra ortaya çıkan nihai sonucu tanıtır.
  2. Tasarımın fiziksel kenarını gösterir.
  3. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Önceki seçimlerden sonra ortaya çıkan nihai sonucu tanıtır.

While ASML's less advanced chip-making machines Anlatım akışı

1:22

ASML'nin daha az gelişmiş çip üretim makineleri

use lenses to focus light,

1:25

ışığı odaklamak için lensler kullansa da,

lenses won't work for its most advanced lithography machines Kelime

1:28

lensler onun en gelişmiş litografi makinelerinde işe yaramaz

Kelime

won't work for: bir kullanım için uygun veya etkili olmamak

Burada won't work for, “... için uygun ya da etkili olmayacak” anlamındadır. Mercekler gelişmiş makinelerde gereken görevi yerine getiremez. work for + ihtiyaç, amaç, cihaz veya durum kalıbı çoğunlukla uyumluluğu ya da uygunluğu değerlendirir. for sonrasındaki ad kullanım amacını veya ortamı belirtir; bir işvereni belirtmez.

Alıştırma

“This key won't work for the new lock,” cümlesinde “won't work for” ne anlama gelir?

  1. Yeni kilit tarafından işe alınmayacak.
  2. Yeni kilidi onarmayacak.
  3. Yeni kilit için uygun ya da etkili olmayacak.
Cevabı göster

Yeni kilit için uygun ya da etkili olmayacak.

because these machines use extreme ultraviolet light,

1:32

çünkü bu makineler aşırı ultraviyole ışık kullanır

which lenses would absorb.

1:36

ve lensler bunu emerdi.

Anlatım akışı

While A, B kalıbında karşıtlık bildiren While

Bu cümlenin başındaki While, iki gerçek arasında karşıtlık kurar; bu gerçeklerin aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Daha az gelişmiş makineler mercek kullanırken en gelişmiş makineler mercek kullanamaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp While A, B şeklindedir: giriş yan cümlesinde bir durumu sunun, ardından ana cümlede önemli bir farkı belirtin. Virgül, baştaki karşıtlık yan cümlesinin bittiği yeri gösterir.

Alıştırma

"While the older model needs a cable, the newer model works wirelessly," cümlesinde While ne işe yarar?

  1. Kablonun ne kadar süre kullanıldığını belirtir.
  2. İki model arasında bir karşıtlık kurar.
  3. İki modelin aynı anda çalıştığını söyler.
Cevabı göster

İki model arasında bir karşıtlık kurar.

EUV is a shorter wavelength of light Dilbilgisi

1:38

EUV, geleneksel çip üretim makinelerinde kullanılandan

than that used by conventional chip-making machines.

1:40

daha kısa dalga boyuna sahip bir ışıktır.

Dilbilgisi

shorter wavelength than that used by: ad tekrarını önleme

Bu ifade iki dalga boyunu karşılaştırır. Shorter ... than karşılaştırmayı kurar; that ise yalnızca light sözcüğünün değil, tekil wavelength of light ad öbeğinin yerini tutar. Used by conventional chip-making machines, that sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve that is used by conventional chip-making machines anlamına gelir. Bu kısa yapı—karşılaştırma biçimi + ad + than that used by ...—ad öbeğini tekrarlamayı önler ve resmî açıklayıcı metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Resmî karşılaştırmayı “that” ve “is used by” ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The new scanner consumes less power than ____ the older model.

Cevabı göster

that used by

EUV light can help pack more transistors onto a chip,

1:44

EUV ışığı bir çipe daha fazla transistör yerleştirmeye yardımcı olabilir,

making the chip more powerful. Dilbilgisi

1:47

çipi daha güçlü hale getirerek.

Dilbilgisi

making the chip more powerful: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Virgülden sonraki making yan cümlesi, virgülden önceki düşüncenin tamamının sonucunu ekler. Çipe daha fazla transistör sığdırılması çipi daha güçlü hâle getirir; ışık çipe doğrudan güç kazandırmaz. Burada making ifadesinin örtük öznesi yakındaki chip ismi değil, önce anlatılan durumun tamamıdır. Bu yapı, “and this makes...” ifadesini sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi hâlinde kısaltır.

Alıştırma

Sonuç bildirmek için cümleyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new schedule gives us more time, ____ the project easier to manage.

Cevabı göster

making

Since Zeiss cannot use lenses for the most advanced machines,

1:50

Zeiss en gelişmiş makineler için lens kullanamadığından,

it uses mirrors,

1:54

aynalar kullanır,

a series of ultra-reflective curved mirrors

1:55

bir dizi ultra yansıtıcı kavisli ayna

guide the light in a vacuum chamber.

1:58

vakum odasında ışığı yönlendirir.

The mirrors need to be extremely flat

2:01

Aynaların son derece düz olması gerekir

because even the smallest irregularity

2:03

çünkü en ufak bir pürüz bile

leads to imaging errors. Kalıp ifadeler

2:06

görüntüleme hatalarına yol açar.

Kalıp ifadeler

leads to: neden ve sonuç bildirmek

Leads to, bir şeyin bir sonuca neden olması veya o sonucu ortaya çıkarması anlamına gelir. Bu cümlede çok küçük bir düzensizlik bile görüntüleme hatalarına neden olabilir. Neden-sonuç bildiren lead to yapısında to bir edattır. Ardından leads to imaging errors örneğindeki gibi bir isim grubu veya leads to overheating örneğindeki gibi isim işlevindeki bir -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Neden-sonuç cümlesini doğru tamamlayan ifadeyi seçin: Too little sleep can ___ problems at school.

  1. lead to
  2. lead for
  3. lead
Cevabı göster

lead to

We're not talking about your typical level of smoothness. Anlatım akışı

2:08

Bahsettiğimiz şey sizin tipik pürüzsüzlük seviyeniz değil.

Anlatım akışı

We're not talking about...: sıradan ölçeği dışlama

Buradaki “We're not talking about”, konuşanın pürüzsüzlük konusunu ele almayı reddettiği anlamına gelmez. Ardından gelen sıradan fikri, yani “your typical level of smoothness” ifadesini devre dışı bırakır. Bu kalıp, çok daha güçlü bir açıklamadan önce dinleyicinin beklentisini yeniden ayarlar. Başka durumlarda kullanılabilecek biçim “We're not talking about X”tir; X, elenen daha zayıf veya daha sıradan olasılıktır.

Alıştırma

“We're not talking about an ordinary storm; winds may reach 200 kilometers per hour” cümlesinde başlangıçtaki kalıp ne yapar?

  1. Konuşanın hava durumunu tartışmayı reddettiğini söyler.
  2. Fırtınanın sıradan olup olmadığını sorar.
  3. Sıradan bir fırtına yorumunu eler ve daha aşırı bir açıklamaya zemin hazırlar.
Cevabı göster

Sıradan bir fırtına yorumunu eler ve daha aşırı bir açıklamaya zemin hazırlar.

They are hyper smooth.

2:11

Bunlar hiper pürüzsüzdür.

If you were to enlarge the mirror to the size of Germany, Dilbilgisi

2:13

Eğer aynayı Almanya boyutuna büyütecek olsaydınız,

then the tallest mountain would be less than 1 mm high.

2:17

en yüksek dağ 1 mm'den daha alçak olurdu.

Dilbilgisi

If you were to... would be: hayalî koşul ve sonuç

“If you were to ...” ve “would be” çifti, özellikle hayal edilen bir koşulu ve onun sonucunu oluşturur. Aynayı büyütmek yalnızca çok küçük bir ölçümü gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir düşünce deneyidir. Bu kalıpta were to geçmiş zamanı anlatmaz. If yan cümlesi varsayımsal eylemi kurar, ana cümledeki would ise bu varsayım altındaki sonucu verir.

Alıştırma

Hayalî koşulu were to ... would kalıbıyla tamamlayın: If you ____ shrink Earth to the size of a basketball, the atmosphere ____ thinner than a sheet of paper.

Cevabı göster

were to · would be

Zeiss makes the flattest mirrors on Earth.

2:22

Zeiss, Dünya'daki en düz aynaları üretir.

They are held in a position as precisely as possible Dilbilgisi

2:25

Onlar pozlama işlemi sırasında

during the exposure process.

2:29

mümkün olduğunca hassas bir konumda tutulurlar.

Dilbilgisi

as precisely as possible: uygulamada mümkün olan en yüksek derece

as + zarf + as possible kalıbı, durumun izin verdiği en yüksek dereceye kadar anlamına gelir. Burada precisely, aynaların nasıl tutulduğunu açıklar: konumları uygulamada mümkün olan en yüksek hassasiyetle kontrol edilir. Bu kalıp, adı belirtilen iki şeyi karşılaştırmaz; bir derecenin üst sınırını ifade eder. Bu sınırı, o durumda gerçekçi olarak yapılabilecekler belirler.

Alıştırma

Hizalama eyleminin uygulamada mümkün olan en yüksek hassasiyetle yapılması gerektiğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. Align the camera as precise as possible.
  2. Align the camera as precisely as possible.
  3. Align the camera so precisely as possible.
Cevabı göster

Align the camera as precisely as possible.

They are so stable that if a Zeiss mirror Dilbilgisi

2:31

O kadar stabildirler ki eğer bir Zeiss aynası

were to redirect a laser beam

2:33

bir lazer ışınını yeniden yönlendirip

and aim it at the Moon,

2:35

Ay'a nişan alacak olsaydı,

it would be able to hit a ping-pong ball

2:36

bir masa tenisi topunu vurabilirdi

on its surface.

2:39

yüzeyindeki.

Dilbilgisi

so stable that: bir özelliği sonucuna bağlamak

so + sıfat + that + cümlecik yapısı bir özelliği onun sonucuna bağlar. Stable özelliği verir; that ile başlayan cümlecik ise aynaların ne kadar dengeli olduğunu gösteren çarpıcı bir sonuç sunar. Buradaki sonuç varsayımsal bir durumun içindedir. Bu nedenle would be able to, Ay deneyinin gerçekten yapıldığını söylemez. That bir sonuç cümleciği başlatır; ilgi cümleciği gibi bir ismi tanımlamaz.

Alıştırma

Sonuç kalıbını iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: The shelf was ____ stable ____ none of the books fell when the floor shook.

Cevabı göster

so · that

ASML knows how crucial Zeiss is Dilbilgisi

2:41

ASML, Zeiss'in ne kadar hayati olduğunu biliyor

to its entire operation.

2:44

tüm operasyonları için.

Dilbilgisi

how crucial Zeiss is to ...: gömülü yan cümlede bildirme dizilişi

How + sıfat + özne + be, derece bildiren gömülü bir yan cümle kurar. how crucial Zeiss is içinde how crucial, 'Zeiss'ın ne derece kritik olduğunu' anlatır; yan cümlenin tamamı ASML'nin bildiği şeydir. knows fiilinden sonra gelen gömülü yan cümlede soru dizilişi is Zeiss değil, bildirme dizilişi Zeiss is kullanılır. Bu yapı realize, understand, see ve show gibi fiillerden sonra da gelebilir.

Alıştırma

Gömülü bir derece yan cümlesini doğru kuran tamamlamayı seçin: The engineers understand ___ to passenger safety.

  1. how crucial is the backup system
  2. how crucial the backup system is
  3. that the backup system is crucial
Cevabı göster

how crucial the backup system is

It's no wonder that in 2016, Kalıp ifadeler

2:46

2016'da buna şaşmamak gerek,

ASML bought a billion-euro stake Kelime

2:49

ASML bir milyar avroluk bir hisse satın aldı

in a subsidiary of Zeiss,

2:51

Zeiss'in bir yan kuruluşunda,

Kalıp ifadeler

It's no wonder that: şaşırtıcı olmayan bir sonuç

It's no wonder that, açıklaması kolay olduğu için şaşırtıcı olmayan bir sonucu tanıtır. Burada yatırım, Zeiss'ın ASML için taşıdığı önemin mantıklı bir sonucu olarak sunulur. that ile başlayan yan cümle, şaşırtıcı olmayan sonucun ne olduğunu belirtir. Bu ifadede wonder mucize değil, şaşkınlık veya merak anlamındadır; ifade yaklaşık olarak 'gerçekler göz önüne alındığında bu mantıklı' demektir.

Alıştırma

Ekip haftalar boyunca her adımın provasını yapmıştı. Sorunsuz sonucun şaşırtıcı olmadığını belirten devam cümlesi hangisidir?

  1. It's a wonder that the presentation went smoothly.
  2. I wonder whether the presentation went smoothly.
  3. It's no wonder that the presentation went smoothly.
Cevabı göster

It's no wonder that the presentation went smoothly.

Kelime

stake in: bir şirketteki ortaklık payı

Bu iş dünyası cümlesinde a stake in a subsidiary, söz konusu şirketteki bir mülkiyet veya ortaklık payı anlamına gelir. ASML iştirakin bir bölümünü almak için ödeme yapmıştır; sonraki bağlam bu payın %25 olduğunu belirtir. Buradaki stake, toprağa çakılan fiziksel bir kazık değildir. Kalıp a stake in + company or venture şeklindedir. a billion-euro stake örneğindeki gibi bir değer ifadesi yatırım tutarını, a 25% stake örneğindeki gibi bir yüzde ise sahiplik oranını gösterebilir.

Alıştırma

Bir şirketin bir bölümünün satın alınmasıyla ilgili haberde a stake in the company ne anlama gelir?

  1. Şirketteki bir mülkiyet veya ortaklık payı
  2. Şirket arazisine yerleştirilmiş tahta kazıklar
  3. Sahiplik elde etmeden şirkete borç verilen para
Cevabı göster

Şirketteki bir mülkiyet veya ortaklık payı

purchasing 25% of the shares

2:53

hisselerinin %25'ini satın alarak

of Carl Zeiss SMT.

2:55

Carl Zeiss SMT'nin.

Zeiss and ASML

2:57

Zeiss ve ASML'nin

pretty much have no rivals. Ton ve niyet

2:59

neredeyse hiçbir rakibi yoktur.

Ton ve niyet

pretty much: mutlak bir iddiayı yumuşatmak

Pretty much; neredeyse, hemen hemen veya esasen anlamına gelen, resmî olmayan bir derece ifadesidir. Burada have no rivals iddiasını yumuşatır: konuşmacı iddiayı pratikte doğru kabul eder, ancak küçük bir istisnaya yer bırakır. Bu iki sözcüğü tek bir ifade olarak anlayın. Pretty burada dış görünüşü anlatmaz; pretty much tüm iddianın kesinlik derecesini değiştirir.

Alıştırma

“They pretty much have no rivals” cümlesi ne anlatır?

  1. Hiçbir istisna olasılığı olmadan rakiplerinin sayısı tam olarak sıfır.
  2. Rakipleri çekici görünüyor.
  3. Küçük bir istisna mümkün olsa da neredeyse hiç rakipleri yok.
Cevabı göster

Küçük bir istisna mümkün olsa da neredeyse hiç rakipleri yok.

Every one of the most advanced chips on Earth

3:01

Dünya üzerindeki en gelişmiş çiplerin her biri

has passed through their system. Öbek fiiller

3:03

onların sisteminden geçmiştir.

Öbek fiiller

passed through: bir sistemden veya süreçten geçmek

Bu cümlede passed through, her gelişmiş çipin üretim sırasında ekipman sisteminden geçtiğini ve o sistem tarafından işlendiğini anlatır. Bir şeyin fiziksel olarak çipi delip geçtiği anlamına gelmez. Yapı pass through + yer, sistem veya süreç şeklindedir. Bir nesnenin, kişinin, veri öğesinin ya da başvurunun bir aşamaya girmesini, orada işlenmesini ve ardından yoluna devam etmesini anlatabilir.

Alıştırma

Başvurunun sisteme girdiğini ve sistem tarafından işlendiğini anlatan ifadeyi seçin: Every application must ___ the review system before a decision is made.

  1. pass over
  2. pass through
  3. pass by
Cevabı göster

pass through

They supply Taiwan Semiconductor Manufacturing Company, Kültür

3:05

Onlar Taiwan Semiconductor Manufacturing Company'ye tedarik sağlarlar,

which produces over 90%

3:09

dünyanın en gelişmiş çiplerinin

of the world's most advanced chips.

3:10

%90'ından fazlasını üreten firmaya.

TSMC makes 5-nm chips

3:12

TSMC 5-nm çipleri üretiyor

Kültür

Taiwan Semiconductor Manufacturing Company ... TSMC: tam ad ve baş harflerden oluşan kısaltma

Taiwan Semiconductor Manufacturing Company ile TSMC aynı şirketi ifade eder. TSMC; Taiwan, Semiconductor, Manufacturing ve Company sözcüklerinin ilk harflerinden oluşur. Metin önce tam adı verir, ardından kısa biçimi kullanır. Burada TSMC çip üreticisinin adıdır; bir çip modeli ya da ASML'nin veya ekipmanlarının başka bir adı değildir.

Alıştırma

Metinde TSMC neyi ifade ediyor?

  1. Taiwan Semiconductor Manufacturing Company
  2. ASML'nin litografi sistemi
  3. Bir tür 5 nm çip
Cevabı göster

Taiwan Semiconductor Manufacturing Company

and is striving to make even smaller 3-nm ones. Kalıp ifadeler

3:15

ve daha da küçük 3-nm olanları üretmek için çabalıyor.

Kalıp ifadeler

striving to make: zor bir hedef için sürekli çaba

is striving to make ifadesinde striving, bir şeyi üretmek için ciddi ve sürekli çaba göstermeyi anlatır. Şimdiki zaman yapısı çabanın devam ettiğini gösterir; strive ise hedefin zor olduğunu düşündürür. Yapı strive to + fiilin yalın hâlidir: strive to make, strive to improve. Bir hedefe yönelik çabayı ifade eder, hedefin mutlaka gerçekleşeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi, zorlu bir hedef için sürekli çabayı anlatan dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: The research team is ____ develop a safer battery.

Cevabı göster

striving to

The strategic partnership between Zeiss and ASML

3:19

Zeiss ve ASML arasındaki stratejik ortaklık,

means the barrier to entry Kelime

3:23

potansiyel rakipler için

for potential competitors is exceedingly high.

3:24

pazara giriş engelinin son derece yüksek olduğu anlamına gelir.

Kelime

barrier to entry: yeni pazar rakiplerinin önündeki engel

Barrier to entry, yeni bir şirketin bir pazara veya sektöre girmesini zorlaştıran ya da pahalı hâle getiren unsurları anlatan bir işletme ve ekonomi terimidir. Bu cümlede ortaklık, giriş engelini çok yükseltiyor: potansiyel rakiplerin önemli teknik ve tedarik üstünlüklerini aşması gerekir. Entry burada bir binaya girmek değil, pazara girmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi, yeni pazar rakiplerinin karşılaştığı engeli anlatan dersteki üç sözcüklü işletme terimiyle tamamlayın: Expensive certification can be a ____ for small manufacturers.

Cevabı göster

barrier to entry

Other manufacturers could try

3:28

Diğer üreticiler deneyebilir

to build their own EUV lithography machines.

3:29

kendi EUV litografi makinelerini inşa etmeyi.

However,

3:33

Ancak,

if China does want to build a machine Dilbilgisi

3:33

eğer Çin gerçekten bir makine inşa etmek isterse

that could rival Zeiss and ASML's,

3:35

Zeiss ve ASML'ninkilerle rekabet edebilecek,

analysts believe it would take at least 10 years Dilbilgisi

3:38

analistler en az 10 yıl gerekeceğine inanıyor,

for them to do so.

3:41

bunu yapabilmeleri için.

Dilbilgisi

does want ifadesindeki vurgulu does

Bu olumlu yan cümlede does vurgu katar: does want, “gerçekten istiyor” ya da “kesinlikle istiyor” anlamına gelir. Konuşan kişi süre tahminini vermeden önce Çin’in böyle bir isteği olabileceğini kabul eder. Şimdiki zaman işaretini does taşıdığı için want yalın fiil biçiminde kalır. Bu vurgu kalıbı, soru değil olumlu bir cümle içinde kullanılan do/does/did + fiilin yalın biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi enjoy fiilinin vurgulu şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: “People think Mia dislikes science, but she ____ it.”

Cevabı göster

does enjoy

Dilbilgisi

it would take ... for them to do kalıbı

Burada it, gerçek bir varlığa gönderme yapmayan biçimsel öznedir; bir makineyi göstermez. Asıl anlam daha sonra gelen for them to do so bölümündedir. Burada them sorumlu kişileri belirtir, do so ise build a rival machine ifadesinin yerini tutar. Yeniden kullanılabilen kalıp it would take + süre + for + kişi + to + fiilin yalın biçimidir. Bir kişinin veya grubun bir eylemi tamamlamak için ne kadar zamana ihtiyaç duyacağını tahmin eder; would bu tahminin koşullu veya varsayımsal olduğunu gösterir.

Alıştırma

Tahmini it would take + time + for someone to do kalıbıyla tamamlayın. the team ve repair ifadelerini kullanın: “Engineers estimate that ____ three months ____ the bridge.”

Cevabı göster

it would take · for the team to repair

Trouble is, Anlatım akışı

3:43

Sorun şu ki,

China cannot access the most advanced equipment

3:43

Çin şu anda en gelişmiş ekipmanlara erişemiyor

from Zeiss and ASML right now

3:46

Zeiss ve ASML'den,

Anlatım akışı

Temel engeli Trouble is, ... ile belirtmek

Trouble is, az önce sözü edilen bir fikir veya olasılığın önündeki temel engeli ortaya koyar. Burada anlatım, gelişmiş ekipman üretme olasılığından Çin’in şu anda en gelişmiş makineleri edinemediği gerçeğine geçer. The trouble is that ... kalıbının kısa ve konuşma diline özgü biçimidir. Virgülden sonraki yan cümle sorunu açıklar ve bu kalıpta that sıkça atılır.

Alıştırma

Cümleyi The trouble is that kalıbının iki sözcüklü konuşma dili biçimiyle tamamlayın: We could walk to the station. ____, it will take over an hour.

Cevabı göster

Trouble is

because the Trump administration pressed ASML hard Kalıp ifadeler

3:49

çünkü Trump yönetimi ASML'ye büyük baskı yaptı

to block sales of its most advanced

3:52

en gelişmiş makinelerin satışını engellemek için

EUV lithography machines to China.

3:55

EUV litografi makinelerinin Çin'e.

Kalıp ifadeler

pressed ASML hard to block: birine bir şey yapması için yoğun baskı uygulamak

pressed ASML hard to block ifadesindeki press, bir kişi veya kuruluşa güçlü baskı uygulamak anlamına gelir. Yapı press + someone + hard + to + verb şeklindedir: Baskıya maruz kalan kuruluş ASML’dir; to block ise yönetimin istediği eylemi belirtir. Hard, pressed fiilinin şiddetini artırır. Baskının yoğun olduğunu anlatır; engellemenin zor olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle güçlü baskı bildirirken okulun seçeneği olmadığını söylemez?

  1. The parents urged the school to extend the lunch break.
  2. The parents pressed the school hard to extend the lunch break.
  3. The parents forced the school to extend the lunch break.
Cevabı göster

The parents pressed the school hard to extend the lunch break.

And the Biden administration has broadened chip restrictions Kalıp ifadeler

3:58

Ve Biden yönetimi çip kısıtlamalarını genişletti

against Beijing, Kültür

4:01

Pekin'e karşı,

Kalıp ifadeler

broadened chip restrictions: çip kısıtlamalarının kapsamını genişletmek

Bu cümlede broadened chip restrictions, mevcut yarı iletken kontrollerinin kapsamının daha fazla teknoloji, ürün, işlem veya tarafı içerecek şekilde genişletildiği anlamına gelir. Chip, politikanın alanını belirten bir isim niteleyicisidir. Broaden, kapsamın genişlemesini anlatır; kuralın mutlaka daha sert hâle geldiğini göstermez. Bir politika, daha önce kapsanan kategorilere uygulanan katılığı değiştirmeden daha fazla kategoriyi kapsayabilir.

Alıştırma

Bir kural zaten bazı gelişmiş çipleri kapsıyor. İlk türlere yönelik koşullar değiştirilmeden birkaç ek çip türü de kapsama alınıyor. Değişikliği en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The agency broadened its chip restrictions.
  2. The agency tightened its chip restrictions.
  3. The agency removed its chip restrictions.
Cevabı göster

The agency broadened its chip restrictions.

Kültür

Çin hükûmetinin yerine kullanılan Beijing

Uluslararası haberlerde Beijing çoğu zaman Çin merkezi hükûmetini, liderlerini veya hükûmetin politika tutumunu ifade eder. Başkentin adı hükûmetin yerine kullanılır; bu bir düzdeğişmece türüdür. Burada restrictions against Beijing, Çin'le bağlantılı çip erişimini, ticareti veya hükûmet politikasını hedefleyen kısıtlamaları ifade eder. Yalnızca Pekin şehri içinde uygulanan kısıtlamalar anlamına gelmez.

Alıştırma

Uluslararası bir haberde Beijing burada büyük olasılıkla ne anlama gelir: Beijing rejected the proposal?

  1. Pekin'de yaşayan herkes
  2. Yalnızca Pekin belediye yönetimi
  3. Pekin'de düzenlenen bir toplantı
  4. Çin merkezi hükûmeti veya onun temsilcileri
Cevabı göster

Çin merkezi hükûmeti veya onun temsilcileri

which I discussed in a previous video

4:02

bunu daha önceki bir videomda tartışmıştım

that I'll link in my description.

4:04

linkini açıklamaya ekleyeceğim.

Since Zeiss was founded by German entrepreneur Carl Zeiss Dilbilgisi

4:06

Zeiss, Alman girişimci Carl Zeiss tarafından kurulduğundan beri

in the mid-1800s,

4:10

1800'lerin ortalarında,

it has grown to secure the advantage

4:12

dünya sahnesinde optik alanındaki avantajını

in optics on the world stage. Deyimler

4:14

sağlama almak için büyüdü.

Dilbilgisi

Since Zeiss was founded ... it has grown: kuruluştan günümüze gelişim

Burada since, zaman içindeki bir başlangıç noktasını, yani Zeiss'ın 1800'lerin ortalarında kurulmasını gösterir. Kuruluş tamamlanmış bir olay olduğu için since yan cümlesinde simple past kullanılır. Ana cümledeki present perfect yapı has grown, bu noktadan sonraki gelişimi bugünle ilişkilendirir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp, günümüze kadar süren bir değişim veya durum için Since + geçmiş olay, ... have/has + past participle şeklindedir. Bu cümlede since, because gibi çünkü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi grow fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Since the community garden opened in 2020, it ____ into a busy neighbourhood hub.

Cevabı göster

has grown

Deyimler

on the world stage: uluslararası arenada

On the world stage, uluslararası düzeyde etkin, görünür veya etkili olmayı anlatan bir benzetmedir. Burada Zeiss'ın avantajını küresel optik sektörü içinde konumlandırır; gerçek bir sahneden söz edilmez. Buradaki stage, ülkelerin, şirketlerin, sporcuların veya sanatçıların görüldüğü ve karşılaştırıldığı geniş uluslararası alanı ifade eder. Zeiss'ın gelişimindeki bir adım veya aşama anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede on the world stage ifadesi uluslararası alanda anlamında kullanılmıştır?

  1. After winning several international titles, the athlete became famous on the world stage.
  2. At this stage, the athlete needs more rest.
  3. The athlete stepped onto the stage to accept the award.
Cevabı göster

After winning several international titles, the athlete became famous on the world stage.

Yet,

4:17

Yine de,

it's not sitting comfortably. Deyimler

4:17

rehavete kapılmıyor.

Deyimler

not sitting comfortably: avantaja güvenip rehavete kapılmamak

Burada not sitting comfortably mecazi anlamda kullanılır. Zeiss güçlü bir konumdadır, ancak başarısı garantiymiş gibi rahatlamaz. Teknolojisini geliştirmek için çalışmayı sürdürür. Bu ifade şirketi insan gibi gösterir; bir şirket gerçek anlamda oturamaz. Benzer iş veya rekabet bağlamlarında not sitting comfortably, rehavete kapılmamak ve konumu güvende diye harekete geçmeyi bırakmamak anlamına gelir.

Alıştırma

Zeiss hakkındaki cümlede not sitting comfortably ne anlama geliyor?

  1. Zeiss güçlü konumuna rağmen rehavete kapılmıyor.
  2. Zeiss çalışırken oturamıyor.
  3. Zeiss'in rahatsız bir sandalyesi var.
Cevabı göster

Zeiss güçlü konumuna rağmen rehavete kapılmıyor.

Zeiss is already working on next-generation optics

4:20

Zeiss şimdiden yeni nesil optikler üzerinde çalışıyor

by increasing the numerical aperture. Kelime

4:23

sayısal açıklığı artırarak.

The numerical aperture is a measure Kalıp ifadeler

4:26

Sayısal açıklık bir ölçüdür

of how much light the optical system can collect and focus.

4:28

optik sistemin ne kadar ışık toplayıp odaklayabildiğinin.

Kelime

numerical aperture: ışık toplama kapasitesini gösteren optik ölçü

Numerical aperture, yani sayısal açıklık, bir optik sistemin ne kadar ışık kabul edip odağa getirebildiğini gösteren teknik bir optik ölçüdür. Yalnızca görünen bir açıklığın boyutunu değil, sistemin ışık toplama yeteneğini açıklar. Daha büyük bir sayısal açıklık genellikle sistemin daha geniş açılı bir ışık konisiyle çalışmasını ve daha ince ayrıntıları ayırt etmesini sağlar. Ancak genel performans, sistemin diğer parçalarına da bağlıdır. Bu yüzden sayısal açıklığı artırmak yeni nesil optik sistemler için önemli olabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda numerical aperture ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Başka hiçbir etken olmadan herhangi bir açıklığın fiziksel genişliğidir.
  2. Bir optik sistemin ışık toplama ve odaklama yeteneğini ölçer.
  3. Bir optik cihazın kullanım rahatlığını ölçer.
Cevabı göster

Bir optik sistemin ışık toplama ve odaklama yeteneğini ölçer.

Kalıp ifadeler

a measure of how much: bir miktarı tanımlamak

Burada a measure, ölçme eylemi değil, bir miktarı gösteren ölçüt anlamında kullanılan bir isimdir. a measure of how much + sayılamayan isim + yan cümle yapısı, bir ölçütün hangi miktarı temsil ettiğini açıklar. Bu cümlede sayısal açıklık, optik sistemin toplayıp odaklayabildiği ışık miktarını gösterir. Aynı yapı, soyut bir ölçütün anlamını netleştirebilir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak tanımı tamamlayın: A tank's capacity is ____ liquid it can hold.

Cevabı göster

a measure of how much

The increase in the numerical aperture

4:32

Sayısal açıklıktaki artış

will significantly improve the resolution.

4:34

çözünürlüğü önemli ölçüde iyileştirecektir.

Improving the resolution will increase the number of transistors

4:37

Çözünürlüğü artırmak transistörlerin sayısını artıracaktır

that can be packed onto the chip,

4:41

çipe sığdırılabilecek olan,

making it even more powerful.

4:42

onu daha da güçlü hale getirerek.

And as our future moves toward autonomous driving,

4:45

Ve geleceğimiz otonom sürüşe doğru ilerlerken,

artificial intelligence,

4:48

yapay zeka,

and 5G and beyond,

4:49

ve 5G ve ötesine,

you can bet there will be a demand Deyimler

4:51

bahse girebilirsiniz ki bir talep olacak

for ever more powerful processors Dilbilgisi

4:53

her zamankinden daha güçlü işlemciler için

and the machines that make them.

4:56

ve onları üreten makineler için.

Deyimler

you can bet: bahis değil, güçlü bir kesinlik

Bu cümlede you can bet, “bundan çok emin olabilirsiniz” anlamına gelen bir deyimdir. Giderek daha güçlü işlemcilere ve onları üreten makinelere ihtiyaç duyulacağı yönündeki kendinden emin tahmini tanıtır. Kumar oynamaya davet etmez ve resmî bir garanti değildir. Gelecekle ilgili bir iddiaya güçlü ve konuşma diline özgü bir güven tonu katar.

Alıştırma

Bu cümlede you can bet neyi gösteriyor: “You can bet the roads will be busy tonight.”?

  1. Konuşan kişi resmî ve kanıtlanabilir bir garanti veriyor.
  2. Konuşan kişi birini trafik üzerine bahis yapmaya davet ediyor.
  3. Konuşan kişi yolların yoğun olacağından çok emin.
Cevabı göster

Konuşan kişi yolların yoğun olacağından çok emin.

Dilbilgisi

Ever more: sürekli artış

Burada ever more, “giderek daha” veya “sürekli daha yüksek bir derecede” anlamına gelir. powerful sözcüğünü niteler; bu nedenle ever more powerful processors, gücünün artmaya devam etmesi beklenen işlemcileri ifade eder. Bu yapıda ever, değişimin devam ettiği anlamını katar; “geçmişte bir zaman” anlamına gelmez. Kısa ever more + sıfat yapısı, tahminlerde ve eğilim açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğrenilen ve “giderek daha” anlamına gelen iki sözcüklük kısa eğilim ifadesiyle tamamlayın: As the software improves, it can solve ____ complex problems.

Cevabı göster

ever more

Building the world's most powerful lenses and mirrors

4:59

Dünyanın en güçlü lenslerini ve aynalarını inşa etmek,

would not be possible without talented engineers.

5:02

yetenekli mühendisler olmadan mümkün olamazdı.

If you'd like to improve your math,

5:06

Matematiğinizi geliştirmek isterseniz,

science,

5:08

bilim,

and computer science skills

5:09

ve bilgisayar bilimi becerilerinizi

to help build the future,

5:10

geleceği inşa etmeye yardımcı olmak için,

or simply for your own personal pleasure,

5:12

ya da sadece kişisel zevkiniz için,

Brilliant is a great way to brush up Öbek fiiller

5:14

Brilliant tazelemek için harika bir yoldur

on your STEM skills.

5:16

STEM becerilerinizi.

Öbek fiiller

Brush up on: mevcut bir beceriyi tazelemek

Brush up on something, zaten sahip olduğunuz bir bilgi veya beceriyi yeniden güçlü hâle getirmek için gözden geçirmek ya da pratik yapmak anlamına gelir. Örnekte STEM becerileri sıfırdan öğrenilmiyor, tazelenip güçlendiriliyor. Yapı brush up on + konu veya beceri şeklindedir: brush up on algebra, brush up on coding, brush up on your French. On, gözden geçirilen şeyi yapıya bağlar.

Alıştırma

Cümleyi “daha önce öğrendiğin bir konuyu tazelemek” anlamına gelen deyimsel fiille tamamlayın: Before the quiz, Leo wants to ____ fractions.

Cevabı göster

brush up on

I know my viewers especially love

5:17

İzleyicilerimin özellikle sevdiğini biliyorum

their scientific thinking course,

5:19

onların bilimsel düşünme kursunu,

where you can explore the center of mass interactively,

5:21

kütle merkezini etkileşimli olarak keşfedebileceğiniz,

or make a bridge as rigid as possible Dilbilgisi

5:24

veya bir köprüyü olabildiğince sağlam yapabileceğiniz

with as few beams as possible.

5:27

mümkün olan en az kirişle.

Dilbilgisi

as rigid as possible ... as few beams as possible: derece ve sayı

as + sıfat + as possible kalıbı, “ulaşılabilecek en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada as rigid as possible, köprünün koşulların izin verdiği ölçüde sağlam yapılmasını ister. as few + çoğul sayılabilen isim + as possible kalıbı, “ulaşılabilecek en az sayı” anlamına gelir. İki ifade birlikte iki hedef koyar: sağlamlığı en üst düzeye çıkarmak ve kiriş sayısını en aza indirmek.

Alıştırma

İki as ... as possible kalıbını da tamamlayın. En yüksek dereceyi anlatmak için stable, en az sayıyı anlatmak için few supports kullanın: Keep the tower ____ while using ____.

Cevabı göster

as stable as possible · as few supports as possible

Another course that my viewers enjoy

5:29

İzleyicilerimin keyif aldığı bir diğer kurs

is Computer Science Fundamentals,

5:31

Bilgisayar Bilimi Temelleridir,

where you can build algorithms

5:33

burada algoritmalar oluşturabileceğiniz

and navigate drones to their proper destination.

5:35

ve dronları doğru hedeflerine yönlendirebileceğiniz.

I personally love their logic courses.

5:38

Kişisel olarak onların mantık kurslarını seviyorum.

In this exercise I'm working on,

5:41

Üzerinde çalıştığım bu alıştırmada,

you have to put things in the correct order.

5:42

nesneleri doğru sıraya koymanız gerekiyor.

If you ever get stuck, Deyimler

5:45

Eğer bir yerde takılırsanız,

you can view the explanation for more.

5:46

daha fazlası için açıklamayı görüntüleyebilirsiniz.

Deyimler

get stuck: devam edememek

Bu öğrenme bağlamında get stuck, devam edemediğiniz veya bir sonraki adımı düşünemediğiniz bir noktaya gelmek demektir. Fiziksel olarak sıkışmayı değil, ilerlemenin engellendiği bir duruma geçmeyi anlatır. Bu ifade genellikle daha sonra ne yapılacağını söylemek için kullanılır: If you get stuck... dedikten sonra yardım isteyin, bir ipucuna bakın veya başka bir yöntem deneyin denebilir.

Alıştırma

“Devam edemez duruma gelmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you ____ on the puzzle, ask for a hint.

Cevabı göster

get stuck

Brilliant is great whether you're a student Dilbilgisi

5:49

Brilliant harikadır ister bir öğrenci olun

or you're a professional already in the workplace.

5:51

ister zaten iş hayatında olan bir profesyonel.

Dilbilgisi

whether you're ... or you're: iki alternatif için de aynı sonuç

whether A or B yapısında whether ilk alternatifi, or ise ikinci alternatifi tanıtır. Burada A ve B, “öğrenci” ve “profesyonel” kimlikleridir; “Brilliant harikadır” yargısı her ikisi için de geçerlidir. Alternatifler arasındaki seçim ana sonucu değiştirmediğinde whether ... or ... kullanılır. Bu cümlede yapı, “bu iki gruptan hangisine ait olursanız olun” anlamına gelir; evet-hayır sorusu değildir.

Alıştırma

Her iki durumda da fiyatın değişmediğini belirten eşli yapıyı tamamlayın: '____ you pay online ____ at the desk, the price is the same.'

Cevabı göster

Whether · or

And it's free for you to try out Öbek fiiller

5:54

Ve denemeniz için ücretsizdir

with my custom link in the description.

5:55

açıklamadaki özel bağlantımla.

Öbek fiiller

try out: karar vermeden önce test etmek

Try out, bir şeyin nasıl çalıştığını veya size uygun olup olmadığını değerlendirmek için onu kısa bir süre kullanmak ya da test etmek demektir. Burada ürün bağlamdan anlaşıldığı için try out nesnesiz kullanılmıştır. Nesne açıkça belirtildiğinde try out ayrılabilir: try out the app ve try the app out yapılarının ikisi de doğaldır. Ancak zamir ortada olmalıdır: try it out denir, try out it denmez.

Alıştırma

“Karar vermeden önce bir şeyi test etmek” anlamındaki öbek fiili kullanın: 'You can ____ the demo for a week before you subscribe.'

Cevabı göster

try out

brilliant.org/newsthink.

5:58

brilliant.org/newsthink.

That's brilliant.org/newsthink.

6:01

Bu, brilliant.org/newsthink.

The first 200 people to sign up Öbek fiiller

6:04

Kaydolan ilk 200 kişi

with my custom link

6:06

benim özel bağlantımla

Öbek fiiller

sign up: kaydolmak veya katılmak

Bu cümlede sign up, bir hizmete veya teklife kaydolmak ya da katılmak anlamına gelir. Konuşmacının özel bağlantısı üzerinden kaydı tamamlayan ilk 200 kişi, daha sonra belirtilen şeyden yararlanabilir. Sign up burada doğrudan nesne almayan bir öbek fiildir. Katıldığınız şeyi belirtmek için sign up for + hizmet, etkinlik veya faaliyet kullanılır. Kayıt sırasında kullanılan yöntem, hesap ya da sağlayıcıyı belirtmek için sign up with + bağlantı, e-posta adresi veya sağlayıcı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi «kaydolmak» anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: You do not have an account yet, so ____ before the workshop begins.

Cevabı göster

sign up

will get 20% off Brilliant's annual premium subscription, Kelime

6:07

Brilliant'ın yıllık premium aboneliğinden %20 indirim alacak,

Kelime

20% off: fiyattan yüzde yirmi çıkarmak

20% off, orijinal fiyatın yüzde 20'sinin çıkarılması anlamına gelir. Alıcı geriye kalan yüzde 80'i öder; bu ifade yalnızca yüzde 20 ödeneceği anlamına gelmez. Kalıp sayı + % + off şeklindedir ve sıkça get, take veya be ile kullanılır: get 20% off a subscription ya da the subscription is 20% off. Burada indirim, Brilliant'ın yıllık premium aboneliğine uygulanır.

Alıştırma

Bir aboneliğin normal fiyatı $50 ve 20% off olarak tanıtılıyor. Teklif ne anlama gelir?

  1. $40 ödersiniz.
  2. $50 öder ve daha sonra %20 alırsınız.
  3. $10 ödersiniz.
Cevabı göster

$40 ödersiniz.

which gives you access to all of their course offerings, Kalıp ifadeler

6:11

bu da sundukları tüm kurslara erişmenizi sağlar,

including their most advanced courses.

6:14

en ileri düzeydeki kursları da dahil olmak üzere.

Kalıp ifadeler

gives you access to: bir şeyi kullanma izni sağlamak

Bu cümlede gives you access to, “bir şeyi kullanmanıza veya bir şeye katılmanıza izin verir” anlamına gelir. Yıllık premium abonelik izni sağlar, you izni alan kişiyi gösterir ve all of their course offerings nelerin kullanılabilir hâle geldiğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp give + kişi + access to + kaynak, yer veya hizmet şeklindedir. Burada access bir isimdir; to ise kişinin kullanabileceği veya girebileceği şeyi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi give + kişi + access to kalıbıyla tamamlayın. İzni alan kişi için you kullanın: This account ____ the full report.

Cevabı göster

gives you access to

Thanks for watching.

6:17

İzlediğiniz için teşekkürler.

For NewsThink,

6:18

NewsThink için,

I'm Cindy Pom.

6:19

Ben Cindy Pom.