Bu Alman Ürünü Olmasaydı Modern Medeniyet Çökerdi: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video özeti: Zeiss'ın son derece düz aynalarının ASML'nin EUV litografiyle çip üretmesini nasıl mümkün kıldığı ve iki şirketin ortaklığının neden aşılması güç bir teknoloji ve pazar üstünlüğü yarattığı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. made up of — Öbek fiil: bir bütünün çeşitli parçalardan oluştuğunu anlatmayı ve bu yapıyı malzemeyi ya da üreticiyi belirten ifadelerden ayırmayı öğrenin. 2. barrier to entry — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: yeni rakiplerin bir pazara girmesini engelleyen unsurları anlatan iş ve teknoloji terimini tanıyın; böylece Zeiss-ASML üstünlüğünü doğru yorumlayın. 3. you can bet — Deyim ve mecazlı ifade: bunu gerçek anlamda bahis değil, bir tahmine duyulan güçlü güven olarak anlayın ve beklenen bir sonuçtan önce doğal biçimde kullanın.
Bu derste
Hardly anything runs in our society today without microchips. Dilbilgisi
0:00Bugün toplumumuzda mikroçipler olmadan neredeyse hiçbir şey çalışmıyor.
Hardly anything: yok denecek kadar az bir miktarı anlatmak
Hardly anything, “neredeyse hiçbir şey” anlamına gelir. Burada hardly, anything zamirinin kapsamını daraltır; bu nedenle özne çok az sayıda şey ya da etkinliği belirtir. Hardly zaten olumsuz bir anlam taşıdığı için cümle güçlü bir genelleme yapar: toplumdaki neredeyse her şey için mikroçip gerekir.
Alıştırma
“Neredeyse hiçbir şey” anlamını vermek için cümleyi hardly + bir zamirle tamamlayın: After the flood, ____ in the basement could be saved.
Cevabı göster
hardly anything
They are the heart of cell phones, computers, cars.
0:04Onlar cep telefonlarının, bilgisayarların, arabaların kalbidir.
A chip is made up of transistors, tiny switches, Öbek fiiller
0:09Bir çip, transistörlerden, minik anahtarlardan oluşur,
be made up of: bir bütünün bileşenlerini belirtmek
Be made up of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Özne bütünü, of sözcüğünden sonraki isim öbeği ise bu bütünün parçalarını belirtir. Bu cümlede a chip bütündür ve transistors onun bileşenleri olarak tanıtılır. Be fiilinin biçimi zamana ve özneye göre değişir: is made up of, was made up of veya are made up of. up of sözcükleri ifadenin parçası olarak kalır.
Alıştırma
Özne bütünü, boşluktan sonraki sözcükler ise onun bileşenlerini belirtiyorsa cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? The emergency kit is _____ bandages, water, and a flashlight.
- made up of
- made from
- made by
Cevabı göster
made up of
10,000 times smaller than: katlı karşılaştırmalar
number + times + comparative adjective + than kalıbı, iki ölçümü bir kat sayısıyla karşılaştırır. Burada 10,000 times smaller than, nesnenin boyutunun bir insan saç telinin boyutunun yaklaşık 1/10.000'i olduğunu anlatmak için kullanılmıştır; aradaki farkın 10.000 ölçü birimi olduğu anlamına gelmez. Karşılaştırma sıfatı hangi ölçümün değiştiğini gösterir. Aynı kalıp three times faster than veya five times heavier than gibi başka karşılaştırmalarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The new chip is 20 ____ the old one.
Cevabı göster
times smaller than
that control the flow of electrons through a circuit.
0:16ve bir devre içinden elektronların akışını kontrol eden.
Billions of transistors are packed into an area smaller than a fingernail. Kalıp ifadeler
0:19Milyarlarca transistör, tırnaktan daha küçük bir alana paketlenmiştir.
packed into: çok sayıda şeyi sınırlı alana sığdırmak
Packed into, pack something into something yapısının edilgen biçimidir. Çok sayıda şeyin sınırlı bir alanın içine sıkı biçimde yerleştirildiğini anlatır. Cümlede transistors yerleştirilen şeylerdir; area ise onları içeren küçük alandır. Bu ifade yalnızca bir yerin içine hareket etmeyi değil, yüksek yoğunluğu da anlatır. Sınırlı bir alana veya zamana sığdırılan çok miktarda bilgi ya da etkinlik için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi içine sıkıca yerleştirilmiş anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Hundreds of tools are ____ one small van.
Cevabı göster
packed into
Microchips are one of humankind's most remarkable achievements.
0:24Mikroçipler insanlığın en dikkate değer başarılarından biridir.
And it wouldn't be possible to make the world's most sophisticated chips Dilbilgisi
0:29Ve dünyanın en gelişmiş çiplerini yapmak mümkün olmazdı
wouldn't be possible ... without: vazgeçilmez bir koşulu belirtmek
wouldn't be possible ... without kalıbı, without sonrasındaki ifadeyi vazgeçilmez bir koşul olarak sunar. Burada çiplerin üretimi Zeiss'a bağlıdır; Zeiss sürece katılmasaydı bunları üretmek mümkün olmazdı. Yardımcı fiil would, sonucu kesin bir gerçek olarak söylemek yerine o koşul eksik olduğunda ortaya çıkacak varsayımsal bir sonuç olarak sunar. without sonrasında ana eylemi yapan kişi değil, gerekli kişi, şey, kaynak ya da eylem belirtilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef bağımlılık kalıbıyla tamamlayın: The school concert ____ the volunteer musicians.
Cevabı göster
wouldn't be possible without
not your average: sıradan değil, sıra dışı
not your average + isim yapısında your genel bir anlam taşır; dinleyiciye ait bir şeyi belirtmez. İfade, “sıradan ya da tipik türden değil” anlamına gelir. Dikkat çeken güçlü bir karşıtlık yaratır ve çoğu zaman kişi ya da şeyin alışılmadık ölçüde etkileyici, gelişmiş veya ilginç olduğunu düşündürür. Tam olarak hangi açıdan özel olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
"These are not your average mirrors" cümlesine en uygun anlam hangisidir?
- Bu aynalar sıradan bir kişiye aittir.
- Bu aynaların ölçülen kalitesi ortalamanın altındadır.
- Bu aynalar sıra dışı ya da özellikle gelişmiştir.
Cevabı göster
Bu aynalar sıra dışı ya da özellikle gelişmiştir.
Zeiss optics focus the pattern onto the wafer,
1:04Zeiss optikleri, ışığa duyarlı kimyasalla önceden kaplanmış olan
which has already been coated with a light-sensitive chemical. Dilbilgisi
1:07levhanın üzerine deseni odaklar.
Tamamlanmış bir önceki aşama için has already been coated
Has already been coated, İngilizcede edilgen present perfect yapısıdır: has + already + been + geçmiş zaman ortacı coated. Yonga plakası eyleme maruz kalan taraftır; bu nedenle kaplamayı yapan kişinin veya makinenin belirtilmesi gerekmez. Bu yapı, kaplama aşamasının odaklama aşamasından önce tamamlandığını ve yonga plakasının şimdi gerekli kaplanmış durumda olduğunu gösterir. Already, önceki aşamanın bittiğini vurgular; kaplamanın şu anda devam ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Aşamanın tamamlandığını göstermek için cümleyi coat fiilinin edilgen present perfect biçimi ve already ile tamamlayın: “The lens ____ before the inspection begins.”
Cevabı göster
has already been coated
Nesnesi fiil ile parçacık arasına gelen shrinks ... down
Shrinks ... down, shrink ... down yapısının üçüncü tekil kişi biçimidir ve bir şeyi küçültmek anlamına gelir. Bu cümlede isim olan nesne the pattern aralarına gelse de shrinks ve down birlikte tek bir anlam oluşturur. Down, daha alçak bir yere doğru hareketi değil, küçülme sonucunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi shrink ... down yapısının doğal ayrılmış biçimiyle tamamlayın: “This image is too large. Please ____ before you upload it.”
Cevabı göster
shrink it down
the wafer is cut into small pieces of microchips.
1:18levha kesilerek küçük mikroçip parçalarına ayrılır.
Nihai sonucu bildiren In the end
In the end, cümlenin başında kullanılan ve sonunda ya da önceki tüm adımlardan sonra anlamına gelen bir söylem işaretidir. Burada üretim sürecinin son sonucunu tanıtır: wafer mikroçiplere ayrılır. Bu ifade, adımlar dizisini tamamlar ve dinleyicinin sonucu fark etmesini sağlar. Bir nesnenin fiziksel ucunu veya açıkça belirtilmiş bir zaman noktasının sonunu göstermez.
Alıştırma
"In the end, we chose the simplest design," cümlesinde In the end ne işe yarar?
- Önceki seçimlerden sonra ortaya çıkan nihai sonucu tanıtır.
- Tasarımın fiziksel kenarını gösterir.
- İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Önceki seçimlerden sonra ortaya çıkan nihai sonucu tanıtır.
While ASML's less advanced chip-making machines Anlatım akışı
1:22ASML'nin daha az gelişmiş çip üretim makineleri
lenses won't work for its most advanced lithography machines Kelime
1:28lensler onun en gelişmiş litografi makinelerinde işe yaramaz
won't work for: bir kullanım için uygun veya etkili olmamak
Burada won't work for, “... için uygun ya da etkili olmayacak” anlamındadır. Mercekler gelişmiş makinelerde gereken görevi yerine getiremez. work for + ihtiyaç, amaç, cihaz veya durum kalıbı çoğunlukla uyumluluğu ya da uygunluğu değerlendirir. for sonrasındaki ad kullanım amacını veya ortamı belirtir; bir işvereni belirtmez.
Alıştırma
“This key won't work for the new lock,” cümlesinde “won't work for” ne anlama gelir?
- Yeni kilit tarafından işe alınmayacak.
- Yeni kilidi onarmayacak.
- Yeni kilit için uygun ya da etkili olmayacak.
Cevabı göster
Yeni kilit için uygun ya da etkili olmayacak.
because these machines use extreme ultraviolet light,
1:32çünkü bu makineler aşırı ultraviyole ışık kullanır
While A, B kalıbında karşıtlık bildiren While
Bu cümlenin başındaki While, iki gerçek arasında karşıtlık kurar; bu gerçeklerin aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Daha az gelişmiş makineler mercek kullanırken en gelişmiş makineler mercek kullanamaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp While A, B şeklindedir: giriş yan cümlesinde bir durumu sunun, ardından ana cümlede önemli bir farkı belirtin. Virgül, baştaki karşıtlık yan cümlesinin bittiği yeri gösterir.
Alıştırma
"While the older model needs a cable, the newer model works wirelessly," cümlesinde While ne işe yarar?
- Kablonun ne kadar süre kullanıldığını belirtir.
- İki model arasında bir karşıtlık kurar.
- İki modelin aynı anda çalıştığını söyler.
Cevabı göster
İki model arasında bir karşıtlık kurar.
EUV is a shorter wavelength of light Dilbilgisi
1:38EUV, geleneksel çip üretim makinelerinde kullanılandan
shorter wavelength than that used by: ad tekrarını önleme
Bu ifade iki dalga boyunu karşılaştırır. Shorter ... than karşılaştırmayı kurar; that ise yalnızca light sözcüğünün değil, tekil wavelength of light ad öbeğinin yerini tutar. Used by conventional chip-making machines, that sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve that is used by conventional chip-making machines anlamına gelir. Bu kısa yapı—karşılaştırma biçimi + ad + than that used by ...—ad öbeğini tekrarlamayı önler ve resmî açıklayıcı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Resmî karşılaştırmayı “that” ve “is used by” ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The new scanner consumes less power than ____ the older model.
Cevabı göster
that used by
EUV light can help pack more transistors onto a chip,
1:44EUV ışığı bir çipe daha fazla transistör yerleştirmeye yardımcı olabilir,
making the chip more powerful: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki making yan cümlesi, virgülden önceki düşüncenin tamamının sonucunu ekler. Çipe daha fazla transistör sığdırılması çipi daha güçlü hâle getirir; ışık çipe doğrudan güç kazandırmaz. Burada making ifadesinin örtük öznesi yakındaki chip ismi değil, önce anlatılan durumun tamamıdır. Bu yapı, “and this makes...” ifadesini sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi hâlinde kısaltır.
Alıştırma
Sonuç bildirmek için cümleyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new schedule gives us more time, ____ the project easier to manage.
Cevabı göster
making
Since Zeiss cannot use lenses for the most advanced machines,
1:50Zeiss en gelişmiş makineler için lens kullanamadığından,
leads to: neden ve sonuç bildirmek
Leads to, bir şeyin bir sonuca neden olması veya o sonucu ortaya çıkarması anlamına gelir. Bu cümlede çok küçük bir düzensizlik bile görüntüleme hatalarına neden olabilir. Neden-sonuç bildiren lead to yapısında to bir edattır. Ardından leads to imaging errors örneğindeki gibi bir isim grubu veya leads to overheating örneğindeki gibi isim işlevindeki bir -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Neden-sonuç cümlesini doğru tamamlayan ifadeyi seçin: Too little sleep can ___ problems at school.
- lead to
- lead for
- lead
Cevabı göster
lead to
We're not talking about your typical level of smoothness. Anlatım akışı
2:08Bahsettiğimiz şey sizin tipik pürüzsüzlük seviyeniz değil.
We're not talking about...: sıradan ölçeği dışlama
Buradaki “We're not talking about”, konuşanın pürüzsüzlük konusunu ele almayı reddettiği anlamına gelmez. Ardından gelen sıradan fikri, yani “your typical level of smoothness” ifadesini devre dışı bırakır. Bu kalıp, çok daha güçlü bir açıklamadan önce dinleyicinin beklentisini yeniden ayarlar. Başka durumlarda kullanılabilecek biçim “We're not talking about X”tir; X, elenen daha zayıf veya daha sıradan olasılıktır.
Alıştırma
“We're not talking about an ordinary storm; winds may reach 200 kilometers per hour” cümlesinde başlangıçtaki kalıp ne yapar?
- Konuşanın hava durumunu tartışmayı reddettiğini söyler.
- Fırtınanın sıradan olup olmadığını sorar.
- Sıradan bir fırtına yorumunu eler ve daha aşırı bir açıklamaya zemin hazırlar.
Cevabı göster
Sıradan bir fırtına yorumunu eler ve daha aşırı bir açıklamaya zemin hazırlar.
If you were to enlarge the mirror to the size of Germany, Dilbilgisi
2:13Eğer aynayı Almanya boyutuna büyütecek olsaydınız,
then the tallest mountain would be less than 1 mm high.
2:17en yüksek dağ 1 mm'den daha alçak olurdu.
If you were to... would be: hayalî koşul ve sonuç
“If you were to ...” ve “would be” çifti, özellikle hayal edilen bir koşulu ve onun sonucunu oluşturur. Aynayı büyütmek yalnızca çok küçük bir ölçümü gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir düşünce deneyidir. Bu kalıpta were to geçmiş zamanı anlatmaz. If yan cümlesi varsayımsal eylemi kurar, ana cümledeki would ise bu varsayım altındaki sonucu verir.
Alıştırma
Hayalî koşulu were to ... would kalıbıyla tamamlayın: If you ____ shrink Earth to the size of a basketball, the atmosphere ____ thinner than a sheet of paper.
Cevabı göster
were to · would be
as precisely as possible: uygulamada mümkün olan en yüksek derece
as + zarf + as possible kalıbı, durumun izin verdiği en yüksek dereceye kadar anlamına gelir. Burada precisely, aynaların nasıl tutulduğunu açıklar: konumları uygulamada mümkün olan en yüksek hassasiyetle kontrol edilir. Bu kalıp, adı belirtilen iki şeyi karşılaştırmaz; bir derecenin üst sınırını ifade eder. Bu sınırı, o durumda gerçekçi olarak yapılabilecekler belirler.
Alıştırma
Hizalama eyleminin uygulamada mümkün olan en yüksek hassasiyetle yapılması gerektiğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- Align the camera as precise as possible.
- Align the camera as precisely as possible.
- Align the camera so precisely as possible.
Cevabı göster
Align the camera as precisely as possible.
They are so stable that if a Zeiss mirror Dilbilgisi
2:31O kadar stabildirler ki eğer bir Zeiss aynası
so stable that: bir özelliği sonucuna bağlamak
so + sıfat + that + cümlecik yapısı bir özelliği onun sonucuna bağlar. Stable özelliği verir; that ile başlayan cümlecik ise aynaların ne kadar dengeli olduğunu gösteren çarpıcı bir sonuç sunar. Buradaki sonuç varsayımsal bir durumun içindedir. Bu nedenle would be able to, Ay deneyinin gerçekten yapıldığını söylemez. That bir sonuç cümleciği başlatır; ilgi cümleciği gibi bir ismi tanımlamaz.
Alıştırma
Sonuç kalıbını iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: The shelf was ____ stable ____ none of the books fell when the floor shook.
Cevabı göster
so · that
how crucial Zeiss is to ...: gömülü yan cümlede bildirme dizilişi
How + sıfat + özne + be, derece bildiren gömülü bir yan cümle kurar. how crucial Zeiss is içinde how crucial, 'Zeiss'ın ne derece kritik olduğunu' anlatır; yan cümlenin tamamı ASML'nin bildiği şeydir. knows fiilinden sonra gelen gömülü yan cümlede soru dizilişi is Zeiss değil, bildirme dizilişi Zeiss is kullanılır. Bu yapı realize, understand, see ve show gibi fiillerden sonra da gelebilir.
Alıştırma
Gömülü bir derece yan cümlesini doğru kuran tamamlamayı seçin: The engineers understand ___ to passenger safety.
- how crucial is the backup system
- how crucial the backup system is
- that the backup system is crucial
Cevabı göster
how crucial the backup system is
It's no wonder that: şaşırtıcı olmayan bir sonuç
It's no wonder that, açıklaması kolay olduğu için şaşırtıcı olmayan bir sonucu tanıtır. Burada yatırım, Zeiss'ın ASML için taşıdığı önemin mantıklı bir sonucu olarak sunulur. that ile başlayan yan cümle, şaşırtıcı olmayan sonucun ne olduğunu belirtir. Bu ifadede wonder mucize değil, şaşkınlık veya merak anlamındadır; ifade yaklaşık olarak 'gerçekler göz önüne alındığında bu mantıklı' demektir.
Alıştırma
Ekip haftalar boyunca her adımın provasını yapmıştı. Sorunsuz sonucun şaşırtıcı olmadığını belirten devam cümlesi hangisidir?
- It's a wonder that the presentation went smoothly.
- I wonder whether the presentation went smoothly.
- It's no wonder that the presentation went smoothly.
Cevabı göster
It's no wonder that the presentation went smoothly.
stake in: bir şirketteki ortaklık payı
Bu iş dünyası cümlesinde a stake in a subsidiary, söz konusu şirketteki bir mülkiyet veya ortaklık payı anlamına gelir. ASML iştirakin bir bölümünü almak için ödeme yapmıştır; sonraki bağlam bu payın %25 olduğunu belirtir. Buradaki stake, toprağa çakılan fiziksel bir kazık değildir. Kalıp a stake in + company or venture şeklindedir. a billion-euro stake örneğindeki gibi bir değer ifadesi yatırım tutarını, a 25% stake örneğindeki gibi bir yüzde ise sahiplik oranını gösterebilir.
Alıştırma
Bir şirketin bir bölümünün satın alınmasıyla ilgili haberde a stake in the company ne anlama gelir?
- Şirketteki bir mülkiyet veya ortaklık payı
- Şirket arazisine yerleştirilmiş tahta kazıklar
- Sahiplik elde etmeden şirkete borç verilen para
Cevabı göster
Şirketteki bir mülkiyet veya ortaklık payı
pretty much: mutlak bir iddiayı yumuşatmak
Pretty much; neredeyse, hemen hemen veya esasen anlamına gelen, resmî olmayan bir derece ifadesidir. Burada have no rivals iddiasını yumuşatır: konuşmacı iddiayı pratikte doğru kabul eder, ancak küçük bir istisnaya yer bırakır. Bu iki sözcüğü tek bir ifade olarak anlayın. Pretty burada dış görünüşü anlatmaz; pretty much tüm iddianın kesinlik derecesini değiştirir.
Alıştırma
“They pretty much have no rivals” cümlesi ne anlatır?
- Hiçbir istisna olasılığı olmadan rakiplerinin sayısı tam olarak sıfır.
- Rakipleri çekici görünüyor.
- Küçük bir istisna mümkün olsa da neredeyse hiç rakipleri yok.
Cevabı göster
Küçük bir istisna mümkün olsa da neredeyse hiç rakipleri yok.
passed through: bir sistemden veya süreçten geçmek
Bu cümlede passed through, her gelişmiş çipin üretim sırasında ekipman sisteminden geçtiğini ve o sistem tarafından işlendiğini anlatır. Bir şeyin fiziksel olarak çipi delip geçtiği anlamına gelmez. Yapı pass through + yer, sistem veya süreç şeklindedir. Bir nesnenin, kişinin, veri öğesinin ya da başvurunun bir aşamaya girmesini, orada işlenmesini ve ardından yoluna devam etmesini anlatabilir.
Alıştırma
Başvurunun sisteme girdiğini ve sistem tarafından işlendiğini anlatan ifadeyi seçin: Every application must ___ the review system before a decision is made.
- pass over
- pass through
- pass by
Cevabı göster
pass through
Taiwan Semiconductor Manufacturing Company ... TSMC: tam ad ve baş harflerden oluşan kısaltma
Taiwan Semiconductor Manufacturing Company ile TSMC aynı şirketi ifade eder. TSMC; Taiwan, Semiconductor, Manufacturing ve Company sözcüklerinin ilk harflerinden oluşur. Metin önce tam adı verir, ardından kısa biçimi kullanır. Burada TSMC çip üreticisinin adıdır; bir çip modeli ya da ASML'nin veya ekipmanlarının başka bir adı değildir.
Alıştırma
Metinde TSMC neyi ifade ediyor?
- Taiwan Semiconductor Manufacturing Company
- ASML'nin litografi sistemi
- Bir tür 5 nm çip
Cevabı göster
Taiwan Semiconductor Manufacturing Company
and is striving to make even smaller 3-nm ones. Kalıp ifadeler
3:15ve daha da küçük 3-nm olanları üretmek için çabalıyor.
striving to make: zor bir hedef için sürekli çaba
is striving to make ifadesinde striving, bir şeyi üretmek için ciddi ve sürekli çaba göstermeyi anlatır. Şimdiki zaman yapısı çabanın devam ettiğini gösterir; strive ise hedefin zor olduğunu düşündürür. Yapı strive to + fiilin yalın hâlidir: strive to make, strive to improve. Bir hedefe yönelik çabayı ifade eder, hedefin mutlaka gerçekleşeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi, zorlu bir hedef için sürekli çabayı anlatan dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: The research team is ____ develop a safer battery.
Cevabı göster
striving to
for potential competitors is exceedingly high.
3:24pazara giriş engelinin son derece yüksek olduğu anlamına gelir.
barrier to entry: yeni pazar rakiplerinin önündeki engel
Barrier to entry, yeni bir şirketin bir pazara veya sektöre girmesini zorlaştıran ya da pahalı hâle getiren unsurları anlatan bir işletme ve ekonomi terimidir. Bu cümlede ortaklık, giriş engelini çok yükseltiyor: potansiyel rakiplerin önemli teknik ve tedarik üstünlüklerini aşması gerekir. Entry burada bir binaya girmek değil, pazara girmek anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi, yeni pazar rakiplerinin karşılaştığı engeli anlatan dersteki üç sözcüklü işletme terimiyle tamamlayın: Expensive certification can be a ____ for small manufacturers.
Cevabı göster
barrier to entry
if China does want to build a machine Dilbilgisi
3:33eğer Çin gerçekten bir makine inşa etmek isterse
analysts believe it would take at least 10 years Dilbilgisi
3:38analistler en az 10 yıl gerekeceğine inanıyor,
does want ifadesindeki vurgulu does
Bu olumlu yan cümlede does vurgu katar: does want, “gerçekten istiyor” ya da “kesinlikle istiyor” anlamına gelir. Konuşan kişi süre tahminini vermeden önce Çin’in böyle bir isteği olabileceğini kabul eder. Şimdiki zaman işaretini does taşıdığı için want yalın fiil biçiminde kalır. Bu vurgu kalıbı, soru değil olumlu bir cümle içinde kullanılan do/does/did + fiilin yalın biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi enjoy fiilinin vurgulu şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: “People think Mia dislikes science, but she ____ it.”
Cevabı göster
does enjoy
it would take ... for them to do kalıbı
Burada it, gerçek bir varlığa gönderme yapmayan biçimsel öznedir; bir makineyi göstermez. Asıl anlam daha sonra gelen for them to do so bölümündedir. Burada them sorumlu kişileri belirtir, do so ise build a rival machine ifadesinin yerini tutar. Yeniden kullanılabilen kalıp it would take + süre + for + kişi + to + fiilin yalın biçimidir. Bir kişinin veya grubun bir eylemi tamamlamak için ne kadar zamana ihtiyaç duyacağını tahmin eder; would bu tahminin koşullu veya varsayımsal olduğunu gösterir.
Alıştırma
Tahmini it would take + time + for someone to do kalıbıyla tamamlayın. the team ve repair ifadelerini kullanın: “Engineers estimate that ____ three months ____ the bridge.”
Cevabı göster
it would take · for the team to repair
Temel engeli Trouble is, ... ile belirtmek
Trouble is, az önce sözü edilen bir fikir veya olasılığın önündeki temel engeli ortaya koyar. Burada anlatım, gelişmiş ekipman üretme olasılığından Çin’in şu anda en gelişmiş makineleri edinemediği gerçeğine geçer. The trouble is that ... kalıbının kısa ve konuşma diline özgü biçimidir. Virgülden sonraki yan cümle sorunu açıklar ve bu kalıpta that sıkça atılır.
Alıştırma
Cümleyi The trouble is that kalıbının iki sözcüklü konuşma dili biçimiyle tamamlayın: We could walk to the station. ____, it will take over an hour.
Cevabı göster
Trouble is
because the Trump administration pressed ASML hard Kalıp ifadeler
3:49çünkü Trump yönetimi ASML'ye büyük baskı yaptı
pressed ASML hard to block: birine bir şey yapması için yoğun baskı uygulamak
pressed ASML hard to block ifadesindeki press, bir kişi veya kuruluşa güçlü baskı uygulamak anlamına gelir. Yapı press + someone + hard + to + verb şeklindedir: Baskıya maruz kalan kuruluş ASML’dir; to block ise yönetimin istediği eylemi belirtir. Hard, pressed fiilinin şiddetini artırır. Baskının yoğun olduğunu anlatır; engellemenin zor olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü baskı bildirirken okulun seçeneği olmadığını söylemez?
- The parents urged the school to extend the lunch break.
- The parents pressed the school hard to extend the lunch break.
- The parents forced the school to extend the lunch break.
Cevabı göster
The parents pressed the school hard to extend the lunch break.
And the Biden administration has broadened chip restrictions Kalıp ifadeler
3:58Ve Biden yönetimi çip kısıtlamalarını genişletti
broadened chip restrictions: çip kısıtlamalarının kapsamını genişletmek
Bu cümlede broadened chip restrictions, mevcut yarı iletken kontrollerinin kapsamının daha fazla teknoloji, ürün, işlem veya tarafı içerecek şekilde genişletildiği anlamına gelir. Chip, politikanın alanını belirten bir isim niteleyicisidir. Broaden, kapsamın genişlemesini anlatır; kuralın mutlaka daha sert hâle geldiğini göstermez. Bir politika, daha önce kapsanan kategorilere uygulanan katılığı değiştirmeden daha fazla kategoriyi kapsayabilir.
Alıştırma
Bir kural zaten bazı gelişmiş çipleri kapsıyor. İlk türlere yönelik koşullar değiştirilmeden birkaç ek çip türü de kapsama alınıyor. Değişikliği en iyi hangi cümle anlatır?
- The agency broadened its chip restrictions.
- The agency tightened its chip restrictions.
- The agency removed its chip restrictions.
Cevabı göster
The agency broadened its chip restrictions.
Çin hükûmetinin yerine kullanılan Beijing
Uluslararası haberlerde Beijing çoğu zaman Çin merkezi hükûmetini, liderlerini veya hükûmetin politika tutumunu ifade eder. Başkentin adı hükûmetin yerine kullanılır; bu bir düzdeğişmece türüdür. Burada restrictions against Beijing, Çin'le bağlantılı çip erişimini, ticareti veya hükûmet politikasını hedefleyen kısıtlamaları ifade eder. Yalnızca Pekin şehri içinde uygulanan kısıtlamalar anlamına gelmez.
Alıştırma
Uluslararası bir haberde Beijing burada büyük olasılıkla ne anlama gelir: Beijing rejected the proposal?
- Pekin'de yaşayan herkes
- Yalnızca Pekin belediye yönetimi
- Pekin'de düzenlenen bir toplantı
- Çin merkezi hükûmeti veya onun temsilcileri
Cevabı göster
Çin merkezi hükûmeti veya onun temsilcileri
Since Zeiss was founded by German entrepreneur Carl Zeiss Dilbilgisi
4:06Zeiss, Alman girişimci Carl Zeiss tarafından kurulduğundan beri
Since Zeiss was founded ... it has grown: kuruluştan günümüze gelişim
Burada since, zaman içindeki bir başlangıç noktasını, yani Zeiss'ın 1800'lerin ortalarında kurulmasını gösterir. Kuruluş tamamlanmış bir olay olduğu için since yan cümlesinde simple past kullanılır. Ana cümledeki present perfect yapı has grown, bu noktadan sonraki gelişimi bugünle ilişkilendirir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp, günümüze kadar süren bir değişim veya durum için Since + geçmiş olay, ... have/has + past participle şeklindedir. Bu cümlede since, because gibi çünkü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi grow fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Since the community garden opened in 2020, it ____ into a busy neighbourhood hub.
Cevabı göster
has grown
on the world stage: uluslararası arenada
On the world stage, uluslararası düzeyde etkin, görünür veya etkili olmayı anlatan bir benzetmedir. Burada Zeiss'ın avantajını küresel optik sektörü içinde konumlandırır; gerçek bir sahneden söz edilmez. Buradaki stage, ülkelerin, şirketlerin, sporcuların veya sanatçıların görüldüğü ve karşılaştırıldığı geniş uluslararası alanı ifade eder. Zeiss'ın gelişimindeki bir adım veya aşama anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede on the world stage ifadesi uluslararası alanda anlamında kullanılmıştır?
- After winning several international titles, the athlete became famous on the world stage.
- At this stage, the athlete needs more rest.
- The athlete stepped onto the stage to accept the award.
Cevabı göster
After winning several international titles, the athlete became famous on the world stage.
not sitting comfortably: avantaja güvenip rehavete kapılmamak
Burada not sitting comfortably mecazi anlamda kullanılır. Zeiss güçlü bir konumdadır, ancak başarısı garantiymiş gibi rahatlamaz. Teknolojisini geliştirmek için çalışmayı sürdürür. Bu ifade şirketi insan gibi gösterir; bir şirket gerçek anlamda oturamaz. Benzer iş veya rekabet bağlamlarında not sitting comfortably, rehavete kapılmamak ve konumu güvende diye harekete geçmeyi bırakmamak anlamına gelir.
Alıştırma
Zeiss hakkındaki cümlede not sitting comfortably ne anlama geliyor?
- Zeiss güçlü konumuna rağmen rehavete kapılmıyor.
- Zeiss çalışırken oturamıyor.
- Zeiss'in rahatsız bir sandalyesi var.
Cevabı göster
Zeiss güçlü konumuna rağmen rehavete kapılmıyor.
Zeiss is already working on next-generation optics
4:20Zeiss şimdiden yeni nesil optikler üzerinde çalışıyor
of how much light the optical system can collect and focus.
4:28optik sistemin ne kadar ışık toplayıp odaklayabildiğinin.
numerical aperture: ışık toplama kapasitesini gösteren optik ölçü
Numerical aperture, yani sayısal açıklık, bir optik sistemin ne kadar ışık kabul edip odağa getirebildiğini gösteren teknik bir optik ölçüdür. Yalnızca görünen bir açıklığın boyutunu değil, sistemin ışık toplama yeteneğini açıklar. Daha büyük bir sayısal açıklık genellikle sistemin daha geniş açılı bir ışık konisiyle çalışmasını ve daha ince ayrıntıları ayırt etmesini sağlar. Ancak genel performans, sistemin diğer parçalarına da bağlıdır. Bu yüzden sayısal açıklığı artırmak yeni nesil optik sistemler için önemli olabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda numerical aperture ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Başka hiçbir etken olmadan herhangi bir açıklığın fiziksel genişliğidir.
- Bir optik sistemin ışık toplama ve odaklama yeteneğini ölçer.
- Bir optik cihazın kullanım rahatlığını ölçer.
Cevabı göster
Bir optik sistemin ışık toplama ve odaklama yeteneğini ölçer.
a measure of how much: bir miktarı tanımlamak
Burada a measure, ölçme eylemi değil, bir miktarı gösteren ölçüt anlamında kullanılan bir isimdir. a measure of how much + sayılamayan isim + yan cümle yapısı, bir ölçütün hangi miktarı temsil ettiğini açıklar. Bu cümlede sayısal açıklık, optik sistemin toplayıp odaklayabildiği ışık miktarını gösterir. Aynı yapı, soyut bir ölçütün anlamını netleştirebilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak tanımı tamamlayın: A tank's capacity is ____ liquid it can hold.
Cevabı göster
a measure of how much
Improving the resolution will increase the number of transistors
4:37Çözünürlüğü artırmak transistörlerin sayısını artıracaktır
And as our future moves toward autonomous driving,
4:45Ve geleceğimiz otonom sürüşe doğru ilerlerken,
you can bet: bahis değil, güçlü bir kesinlik
Bu cümlede you can bet, “bundan çok emin olabilirsiniz” anlamına gelen bir deyimdir. Giderek daha güçlü işlemcilere ve onları üreten makinelere ihtiyaç duyulacağı yönündeki kendinden emin tahmini tanıtır. Kumar oynamaya davet etmez ve resmî bir garanti değildir. Gelecekle ilgili bir iddiaya güçlü ve konuşma diline özgü bir güven tonu katar.
Alıştırma
Bu cümlede you can bet neyi gösteriyor: “You can bet the roads will be busy tonight.”?
- Konuşan kişi resmî ve kanıtlanabilir bir garanti veriyor.
- Konuşan kişi birini trafik üzerine bahis yapmaya davet ediyor.
- Konuşan kişi yolların yoğun olacağından çok emin.
Cevabı göster
Konuşan kişi yolların yoğun olacağından çok emin.
Ever more: sürekli artış
Burada ever more, “giderek daha” veya “sürekli daha yüksek bir derecede” anlamına gelir. powerful sözcüğünü niteler; bu nedenle ever more powerful processors, gücünün artmaya devam etmesi beklenen işlemcileri ifade eder. Bu yapıda ever, değişimin devam ettiği anlamını katar; “geçmişte bir zaman” anlamına gelmez. Kısa ever more + sıfat yapısı, tahminlerde ve eğilim açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğrenilen ve “giderek daha” anlamına gelen iki sözcüklük kısa eğilim ifadesiyle tamamlayın: As the software improves, it can solve ____ complex problems.
Cevabı göster
ever more
Building the world's most powerful lenses and mirrors
4:59Dünyanın en güçlü lenslerini ve aynalarını inşa etmek,
would not be possible without talented engineers.
5:02yetenekli mühendisler olmadan mümkün olamazdı.
Brush up on: mevcut bir beceriyi tazelemek
Brush up on something, zaten sahip olduğunuz bir bilgi veya beceriyi yeniden güçlü hâle getirmek için gözden geçirmek ya da pratik yapmak anlamına gelir. Örnekte STEM becerileri sıfırdan öğrenilmiyor, tazelenip güçlendiriliyor. Yapı brush up on + konu veya beceri şeklindedir: brush up on algebra, brush up on coding, brush up on your French. On, gözden geçirilen şeyi yapıya bağlar.
Alıştırma
Cümleyi “daha önce öğrendiğin bir konuyu tazelemek” anlamına gelen deyimsel fiille tamamlayın: Before the quiz, Leo wants to ____ fractions.
Cevabı göster
brush up on
where you can explore the center of mass interactively,
5:21kütle merkezini etkileşimli olarak keşfedebileceğiniz,
or make a bridge as rigid as possible Dilbilgisi
5:24veya bir köprüyü olabildiğince sağlam yapabileceğiniz
as rigid as possible ... as few beams as possible: derece ve sayı
as + sıfat + as possible kalıbı, “ulaşılabilecek en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada as rigid as possible, köprünün koşulların izin verdiği ölçüde sağlam yapılmasını ister. as few + çoğul sayılabilen isim + as possible kalıbı, “ulaşılabilecek en az sayı” anlamına gelir. İki ifade birlikte iki hedef koyar: sağlamlığı en üst düzeye çıkarmak ve kiriş sayısını en aza indirmek.
Alıştırma
İki as ... as possible kalıbını da tamamlayın. En yüksek dereceyi anlatmak için stable, en az sayıyı anlatmak için few supports kullanın: Keep the tower ____ while using ____.
Cevabı göster
as stable as possible · as few supports as possible
and navigate drones to their proper destination.
5:35ve dronları doğru hedeflerine yönlendirebileceğiniz.
get stuck: devam edememek
Bu öğrenme bağlamında get stuck, devam edemediğiniz veya bir sonraki adımı düşünemediğiniz bir noktaya gelmek demektir. Fiziksel olarak sıkışmayı değil, ilerlemenin engellendiği bir duruma geçmeyi anlatır. Bu ifade genellikle daha sonra ne yapılacağını söylemek için kullanılır: If you get stuck... dedikten sonra yardım isteyin, bir ipucuna bakın veya başka bir yöntem deneyin denebilir.
Alıştırma
“Devam edemez duruma gelmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you ____ on the puzzle, ask for a hint.
Cevabı göster
get stuck
Brilliant is great whether you're a student Dilbilgisi
5:49Brilliant harikadır ister bir öğrenci olun
or you're a professional already in the workplace.
5:51ister zaten iş hayatında olan bir profesyonel.
whether you're ... or you're: iki alternatif için de aynı sonuç
whether A or B yapısında whether ilk alternatifi, or ise ikinci alternatifi tanıtır. Burada A ve B, “öğrenci” ve “profesyonel” kimlikleridir; “Brilliant harikadır” yargısı her ikisi için de geçerlidir. Alternatifler arasındaki seçim ana sonucu değiştirmediğinde whether ... or ... kullanılır. Bu cümlede yapı, “bu iki gruptan hangisine ait olursanız olun” anlamına gelir; evet-hayır sorusu değildir.
Alıştırma
Her iki durumda da fiyatın değişmediğini belirten eşli yapıyı tamamlayın: '____ you pay online ____ at the desk, the price is the same.'
Cevabı göster
Whether · or
try out: karar vermeden önce test etmek
Try out, bir şeyin nasıl çalıştığını veya size uygun olup olmadığını değerlendirmek için onu kısa bir süre kullanmak ya da test etmek demektir. Burada ürün bağlamdan anlaşıldığı için try out nesnesiz kullanılmıştır. Nesne açıkça belirtildiğinde try out ayrılabilir: try out the app ve try the app out yapılarının ikisi de doğaldır. Ancak zamir ortada olmalıdır: try it out denir, try out it denmez.
Alıştırma
“Karar vermeden önce bir şeyi test etmek” anlamındaki öbek fiili kullanın: 'You can ____ the demo for a week before you subscribe.'
Cevabı göster
try out
sign up: kaydolmak veya katılmak
Bu cümlede sign up, bir hizmete veya teklife kaydolmak ya da katılmak anlamına gelir. Konuşmacının özel bağlantısı üzerinden kaydı tamamlayan ilk 200 kişi, daha sonra belirtilen şeyden yararlanabilir. Sign up burada doğrudan nesne almayan bir öbek fiildir. Katıldığınız şeyi belirtmek için sign up for + hizmet, etkinlik veya faaliyet kullanılır. Kayıt sırasında kullanılan yöntem, hesap ya da sağlayıcıyı belirtmek için sign up with + bağlantı, e-posta adresi veya sağlayıcı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi «kaydolmak» anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: You do not have an account yet, so ____ before the workshop begins.
Cevabı göster
sign up
will get 20% off Brilliant's annual premium subscription, Kelime
6:07Brilliant'ın yıllık premium aboneliğinden %20 indirim alacak,
20% off: fiyattan yüzde yirmi çıkarmak
20% off, orijinal fiyatın yüzde 20'sinin çıkarılması anlamına gelir. Alıcı geriye kalan yüzde 80'i öder; bu ifade yalnızca yüzde 20 ödeneceği anlamına gelmez. Kalıp sayı + % + off şeklindedir ve sıkça get, take veya be ile kullanılır: get 20% off a subscription ya da the subscription is 20% off. Burada indirim, Brilliant'ın yıllık premium aboneliğine uygulanır.
Alıştırma
Bir aboneliğin normal fiyatı $50 ve 20% off olarak tanıtılıyor. Teklif ne anlama gelir?
- $40 ödersiniz.
- $50 öder ve daha sonra %20 alırsınız.
- $10 ödersiniz.
Cevabı göster
$40 ödersiniz.
which gives you access to all of their course offerings, Kalıp ifadeler
6:11bu da sundukları tüm kurslara erişmenizi sağlar,
gives you access to: bir şeyi kullanma izni sağlamak
Bu cümlede gives you access to, “bir şeyi kullanmanıza veya bir şeye katılmanıza izin verir” anlamına gelir. Yıllık premium abonelik izni sağlar, you izni alan kişiyi gösterir ve all of their course offerings nelerin kullanılabilir hâle geldiğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp give + kişi + access to + kaynak, yer veya hizmet şeklindedir. Burada access bir isimdir; to ise kişinin kullanabileceği veya girebileceği şeyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi give + kişi + access to kalıbıyla tamamlayın. İzni alan kişi için you kullanın: This account ____ the full report.
Cevabı göster
gives you access to