Yanlış Değerlendirdiğiniz 3 Günlük Hafta Sonu: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Konuşmacı, hafta sonunu mizahla verimsiz buluyor ve bir izin gününü çarşambaya taşıyarak iki kısa çalışma dönemi oluşturuyor. Planın uygun koşullar ve herkesin onayını gerektirdiğini belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "in a row" — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: iş, okul, seyahat ve alışkanlıklarda kesintisiz günleri veya olayları doğal biçimde anlatmak. 2. "which brings me to" — Söylem, anlatı ve retorik: önceki iddiadan yeni konuya geçişi tanımak ve sunumu açıkça düzenlemek. 3. "on board." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: ekip konuşmalarında taşıta binmeyi değil, bir planı kabul edip ona katılmayı anlamak.
Bu derste
The way the work week works is the worst. Dilbilgisi
0:00Çalışma haftasının işleyişi tam bir felaket.
The way ... works is ...: işleyiş biçimini değerlendirmek
The way, bir şeyin nasıl işlediğini anlatan bir yan cümleyi başlatır. Burada the way the work week works, is fiilinin öznesidir; dolayısıyla cümle bir yol veya yönü değil, çalışma haftasının işleyiş biçimini değerlendirir. The worst, bu işleyiş hakkında son derece olumsuz ve muhtemelen abartılı bir yargı bildirir. work, week, works ve worst sözcüklerinin tekrarı ritim yaratır ve şikâyeti daha çarpıcı hâle getirir. The way + yan cümle + is + değerlendirme kalıbını bir sistemi, süreci veya alışkanlığı değerlendirmek için kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi The way + yan cümle + is + değerlendirme kalıbıyla tamamla: ____ the ticket system handles refunds ____ frustrating.
Cevabı göster
The way · is
you've got five days in a row of work or school. Kalıp ifadeler
0:03art arda beş gün iş veya okulunuz var.
in a row: art arda gerçekleşen olaylar
In a row, bir şeyin arada kesinti olmadan art arda gerçekleştiğini belirtir. Burada five days in a row, iş veya okulun kesintisiz beş günlük bir dönem boyunca sürdüğünü anlatır. Sayıyı veya zaman birimini ifadenin önüne koy: three wins in a row, two nights in a row. Bu kullanımda row, insanların ya da nesnelerin oluşturduğu fiziksel bir sıra değil, art arda gelen olaylar dizisi anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi art arda anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamla: My alarm failed two mornings ____.
Cevabı göster
in a row
“withered is your soul” ifadesindeki teatral devrik yapı
Bu ifade ruhu kurumuş bir bitkiye benzetir: Kişi gerçekten zarar görmüş değildir; duygusal olarak tükenmiş ve yıpranmış hisseder. Nötr sıralama “your soul is withered” şeklindedir. “withered” sözcüğünü öne alıp özneyi “is”ten sonra koymak devrik bir yapı oluşturur. Burada bu alışılmadık sıra, yakınmayı görkemli, teatral ve komik gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle hafta ortası yorgunluğunu teatral göstermek için sıfatı öne alan devrik yapıyı bilinçli olarak kullanıyor?
- By Wednesday, your soul is withered.
- By Wednesday, your soul feels exhausted.
- By Wednesday, withered is your soul.
Cevabı göster
By Wednesday, withered is your soul.
Düzeltme yapan teatral nay
Burada nay yalnızca “hayır” cevabı vermez. Konuşmacı önce iki gün daha olduğunu söyler, sonra bu tahmini üç gün olarak düzeltmek için nay kullanır; “hayır, daha doğrusu” veya “hatta” anlamına gelir. Nay modern İngilizcede eski moda ve yüksek bir ifade olduğu için bu kendini düzeltme sıradan değil, kasıtlı biçimde ciddi ve teatral duyulur.
Alıştırma
İki haftalık tahmini üç haftaya çıkaran, bilinçli olarak eski moda düzeltme sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: “The journey will take two—____, three—weeks.”
Cevabı göster
nay
alas: edebî veya dramatik üzüntü
Bu cümlede alas, “ne yazık ki” veya “üzücü biçimde” anlamına gelen bir ünlemdir. Konuşan kişi hafta sonunun “bozuk” olduğunu söylemeden önce cümleye bir üzüntü iç çekişi ekler. Bu sözcük edebî ve bilinçli biçimde dramatik duyulur. Hafta sonuyla ilgili sıradan bir şikâyeti bu kadar ciddi bir tonla söylemek mizahi bir abartı yaratır. Burada hemen öncesinde but bulunsa da alas kendi başına karşıtlık kurmaz; konuşanın devamındaki duruma duyduğu üzüntüyü ifade eder.
Alıştırma
İngilizce cümleyi üzüntü ifade eden edebî ünlemle tamamlayın: ____, the final train has already left.
Cevabı göster
Alas
days off: doğru çoğul biçim
Days off, çalışmanızın veya okula gitmenizin gerekmediği günler anlamına gelir. Burada off, bir yerden uzaklaşma hareketini değil, olağan görevlerden muaf olmayı ifade eder. Tekil biçim a day off, çoğul biçim ise days off şeklindedir. İsim day olduğu için çoğul -s eki ona gelir, off ise değişmez. Bu nedenle cümledeki two, days off kullanılmasını gerektirir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi işten uzak geçirilen süreyi belirten standart çoğul ifadeyle tamamlayın: I have two ____ next week.
Cevabı göster
days off
because the first day off is just a collapse from the overly long work week
0:21çünkü ilk izin günü, aşırı uzun bir çalışma haftasının çöküşüdür
and the second day off is tainted by the looming Monday. Kelime
0:26ve ikinci izin günü, yaklaşan pazartesinin gölgesiyle lekelenir.
looming Monday: kaygı vererek yaklaşan pazartesi
looming Monday ifadesindeki looming, “yaklaşan ve şimdiden kaygı yaratan” demektir. Pazartesi henüz gelmemiştir, ancak konuşmacı onu izin gününün üzerine çöken tehditkâr bir varlık gibi düşünür. Gelecekteki bir olay ya da sorun yaklaşırken tehdit edici ve görmezden gelinmesi zor hissediliyorsa önünde looming kullanılabilir; örneğin deadline, crisis veya decision. Bu sözcük yalnızca geleceği belirtmez, huzursuzluk da katar.
Alıştırma
Yaklaşan ve şimdiden kaygı yaratan bir son tarihi en iyi hangi ifade anlatır?
- an optional deadline
- a looming deadline
- a completed deadline
Cevabı göster
a looming deadline
The traditional weekend is at best 50% efficient. Kalıp ifadeler
0:29Geleneksel hafta sonu en iyi ihtimalle %50 verimlidir.
at best: en iyimser üst sınır
At best, makul olarak düşünülebilecek en olumlu sonucu sunar ve bunu üst sınır olarak gösterir. Burada konuşmacının en iyimser tahmininde bile geleneksel hafta sonu yalnızca yüzde 50 verimlidir. Bu ifade çoğu zaman kuşku ya da eleştiri taşır: Gerçek sonuç daha kötü olabilir, ama konuşmacı daha iyi olmasını beklemez. Anlamı “en iyi ihtimalle”dir; “en iyi performansını göstermek” değildir.
Alıştırma
“En olumlu durumda bile” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The evidence is weak ____.
Cevabı göster
at best
It takes three days off just to feel like two days off Dilbilgisi
0:33Sadece iki gün izinli hissetmek için üç gün izin almak gerekir
It takes three days off just to feel like two days off: üç gün izin yapıp yalnızca iki gün dinlenmiş gibi hissetmek
It takes three days off to... ifadesindeki it biçimsel öznedir; belirli bir şeyi göstermez. It takes + miktar veya kaynak + to + fiil kalıbı, bir sonuca ulaşmak için ne kadar zaman, para ya da çaba gerektiğini anlatır. Burada tatilin yalnızca iki tam günlük dinlenmeye denkmiş gibi hissedilmesi için takvimde üç gün işten uzak kalmak gerekir. just bu dengesizliği öne çıkarır: harcanan süre üç günken hissedilen yarar yalnızca iki gündür.
Alıştırma
Hangi cümle, tatilin yalnızca üç güne denkmiş gibi hissedilmesi için işten dört takvim günü uzak kalmak gerektiğini anlatır?
- It takes four days off just to feel like three days off.
- I take four days off, and each day feels three times longer.
- A four-day break feels more restful than a three-day break.
Cevabı göster
It takes four days off just to feel like three days off.
and two days off feels like one day off.
0:36ve iki gün izinli olmak bir gün izinli gibi hissettirir.
Here is where it gets interesting: işin ilginçleştiği nokta
Bu cümlede here genellikle fiziksel bir yeri göstermez. Açıklamada şimdi ulaşılan noktayı anlatır; where ise değişimin gerçekleştiği aşamayı tanıtır. It gets interesting, konunun birazdan daha şaşırtıcı veya önemli hâle geleceği anlamına gelir. İfadenin tamamı hazırlık bölümünü bitirir ve dinleyicinin dikkatini sıradaki önemli noktaya yöneltir.
Alıştırma
Konuşmacı But here is where it gets interesting ifadesiyle neyin işaretini veriyor?
- Konuşmacı ilginç bir fiziksel yeri gösteriyor.
- Konuşmacı konuyu bitirdi ve başka hiçbir şey eklemeyecek.
- Hazırlık bölümü bitiyor ve sırada önemli ya da şaşırtıcı bir nokta var.
Cevabı göster
Hazırlık bölümü bitiyor ve sırada önemli ya da şaşırtıcı bir nokta var.
because one day off isn't none-day-off. Kelime
0:41çünkü bir günlük tatil, hiç tatil yapmamak anlamına gelmez.
Esprili geçici sözcük none-day-off
None-day-off, konuşanın o an için uydurduğu bir sözcüktür. day off kalıbı örnek alınır, ancak bir sayının gelebileceği yere none konarak sıfır izin gününü anlatan komik bir etiket oluşturulur. Böyle bilinmeyen geçici bir sözcüğü anlamak için tanıdık sözcük yapısına ve yakındaki karşıtlığa bakın. Burada one day off ile none-day-off arasındaki karşıtlık, amaçlanan anlamı açıkça gösterir.
Alıştırma
Özgün cümlede uydurulan none-day-off ifadesi ne anlama geliyor?
- Hiç izin günü olmaması.
- Bir izin gününün değerinin bilinmemesi.
- Bir gün daha izin yapılması.
Cevabı göster
Hiç izin günü olmaması.
Durum veya sonuç kalıbı olarak go unappreciated
goes unappreciated ifadesinde goes, hareket bildiren bir fiil değil, özneyi bir duruma bağlayan fiildir. Geçmiş zaman ortacı unappreciated, bir şeyin sürdürdüğü ya da sonunda ulaştığı durumu anlatır: takdir görmez. go + sıfat veya ortaç kalıbı, go unnoticed örneğinde olduğu gibi, genellikle süren ya da ortaya çıkan bir durumu gösterir. Özne a day off ifadesidir ve never, goes unappreciated ifadesini olumsuzlaştırır. Bu nedenle cümle, bir izin gününün her zaman takdir edildiği anlamına gelir; takdir edilmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “takdir görmemek” anlamındaki go + ortaç kalıbıyla tamamlayın: Her careful work did not ____.
Cevabı göster
go unappreciated
which brings me to a new schedule for new living. Anlatım akışı
0:46ki bu da beni yeni bir yaşam için yeni bir programa getiriyor.
which brings me to: bir konuyu sonrakine bağlamak
Bu cümlede which, tek bir isme değil, önceki fikrin tamamına gönderme yapar. which brings me to ... yan cümlesi, önceki noktanın bir sonraki konuyu tanıtmak için gerekçe veya mantıksal basamak oluşturduğunu gösterir. Buradaki bring gerçek anlamda bir taşıma hareketini anlatmaz. Bu ifade konuşmayı düzenler; yaklaşık olarak “bu da doğal biçimde ... konusuna getiriyor” demektir ve konuşmacının ani görünmeden sonraki konuya geçmesini sağlar.
Alıştırma
İlk noktayı sonraki konuya bağlayan tam ifadeyle geçişi tamamlayın: We have agreed on the budget, ____ the timeline.
Cevabı göster
which brings me to
slide them over: bir şeyi yakındaki bir konuma taşımak
Slide ... over, bir şeyi kısa bir mesafe yana ya da yakındaki başka bir konuma taşımak demektir. Burada them daha önce sözü edilen iş günlerini gösterir; over ise “bitmiş” veya “üstünde” anlamına değil, programda başka bir yuvaya kaydırmaya işaret eder. Them bir zamir nesnesi olduğu için fiil ile parçacığın arasına gelir: slide them over. Aynı düzen slide it over örneğinde olduğu gibi başka zamirlerle de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için slide, them ve over sözcüklerini doğal sırayla kullanın: These chairs block the door, so please ____.
Cevabı göster
slide them over
and bring the spare weekend day forward to Wednesday. Öbek fiiller
0:54ve boşa çıkan hafta sonu gününü çarşambaya çekin.
bring ... forward: planlanmış bir tarihi erkene almak
Takvimlendirme bağlamında bring something forward, bir şeyi daha erken bir tarih veya saate almak demektir. Burada fazladan hafta sonu tatili, haftanın daha ileri bir gününde kalmak yerine çarşambaya alınır. Yaygın yapı bring + planlanmış şey + forward şeklindedir ve ardından çoğu zaman to + yeni zaman gelir: bring the meeting forward to Tuesday. Forward burada fiziksel bir hareketi değil, takvimde daha erkene alınmayı anlatır.
Alıştırma
Toplantı cuma günü için planlandı, ancak daha erken, salı günü yapılması gerekiyor. Bu değişikliği hangi cümle ifade eder?
- We need to push the meeting back to Saturday.
- We look forward to the meeting on Tuesday.
- We need to bring the meeting forward to Tuesday.
Cevabı göster
We need to bring the meeting forward to Tuesday.
there's only two days to go until Weekend Wednesday, Kalıp ifadeler
0:59Çarşamba Hafta Sonu'na sadece iki gün kalmıştır,
days to go: bir bitiş noktasından önce kalan süre
Days to go, belirli bir olay veya bitiş noktasından önce kalan günler demektir. Bu cümlede Hafta Sonu Çarşambası'na yalnızca iki gün kalmıştır; to go birinin bir yerden ayrıldığı anlamına gelmez. Sayı + birim veya öğe + to go yapısı geri sayımlarda ve tamamlanmamış miktarlarda kullanılır: ten minutes to go, three pages to go veya one task to go. Until ya da before içeren bir ifade bitiş noktasını belirtebilir.
Alıştırma
Hangi cümle trenin gelmesine on dakika kaldığını söyler?
- There are ten minutes to go until the train arrives.
- The train arrived ten minutes ago.
- The train will stay for ten minutes.
Cevabı göster
There are ten minutes to go until the train arrives.
I've been working on this schedule and boy do I love it. Dilbilgisi
1:04Bu programa göre çalışıyorum ve inanın bayılıyorum.
Güçlü olumlu ünlem boy do I love it.
Buradaki boy, ani ve güçlü bir duyguyu gösteren bir ünlemdir. “Erkek çocuk” anlamındaki isim değildir ve bir erkek çocuğa seslenilmez. do + özne + fiilin yalın hâli sıralaması soruya benzer, ancak burada güçlü ve olumlu bir ifade oluşturur: boy do I love it, “buna gerçekten bayılıyorum” demektir. Yardımcı fiil do vurgulanır ve konuşanın coşkusunu güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü bir olumlu ifade oluşturmak için Boy + yardımcı fiil + özne kalıbını doğal biçimde kullanır?
- Boy, do I enjoy these quiet mornings!
- The boy enjoys these quiet mornings.
- I enjoy these quiet mornings.
- Do I enjoy these quiet mornings?
Cevabı göster
Boy, do I enjoy these quiet mornings!
on the scale of a day: analizde kullanılan zaman ölçeği
Burada scale, bir şeyin incelendiği büyüklük veya düzey anlamına gelir. On the scale of a day, ifadenin doğru olup olmadığını değerlendirmek için bir günlük zaman çerçevesi belirler. Daha geniş olan from the scale of a day to the scale of a year ifadesi, zamana dayalı farklı analiz düzeyleri arasında ilerler. Bir şeyin bir gün sürdüğünü söylemez; scale burada tartı aleti veya müzik dizisi anlamına da gelmez.
Alıştırma
“On the scale of a decade, small yearly changes can form a clear trend.” cümlesinde on the scale of a decade neyi ifade eder?
- Değişimlerin ağırlığı
- Her küçük değişimin tam süresi
- Değişimleri incelemek için kullanılan zaman çerçevesi
- Birden ona kadar bir puan
Cevabı göster
Değişimleri incelemek için kullanılan zaman çerçevesi
or a life and it's certainly true on the scale of a week.
1:14veya bir ömür ölçeğinde doğrudur ve haftalık ölçekte kesinlikle doğrudur.
Well-timed breaks equals a more effective you. Kalıp ifadeler
1:18Zamanlaması iyi yapılmış molalar, daha verimli bir siz demektir.
Well-timed breaks: doğru zamanda verilen molalar
Well-timed, bir şeyin onu daha yararlı veya etkili kılan bir anda gerçekleşmesi demektir. well-timed breaks ifadesinde molaların ne kadar sürdüğünü değil, ne zaman verildiğini anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp well-timed + isim biçimindedir. Bir eylemin, yorumun, sorunun veya olayın zamanlamasını olumlu değerlendirir.
Alıştırma
'Tam olarak doğru anda gerçekleşen' anlamındaki kısa çizgili sıfatla cümleyi tamamlayın: Her ____ question cleared up the confusion.
Cevabı göster
well-timed
A two-day push followed by a break Kalıp ifadeler
1:21İki günlük bir zorlamanın ardından gelen mola
followed by a break: ardından ne geldiğini göstermek
X followed by Y, önce X'in, ardından Y'nin gerçekleştiği anlamına gelir. Burada a two-day push ilk aşama, mola ise sonraki aşamadır. Bu yapı X is followed by Y ifadesinin kısa biçimidir. Programlarda, süreç açıklamalarında, raporlarda ve değişim anlatımlarında kullanışlıdır.
Alıştırma
Tatlı yemeğinin daha sonra geldiğini belirten iki sözcüklü ifadeyle programı tamamlayın: The main course will be ____ dessert.
Cevabı göster
followed by
Çalışma programlarında days on
Bu tür bir çalışma programında days on, kişinin çalıştığı, antrenman yaptığı veya görev başında olduğu günleri ifade eder. days off ifadesinin karşıtıdır. Cümlenin ikinci yarısında are kullanılmamıştır; tam yapı 'the days on [are] more concentrated' şeklindedir. Böylece fiil tekrarlanmaz ve karşılaştırma daha kısa olur.
Alıştırma
Planlanmış çalışma günleri anlamındaki ifadeyi kullanarak bu yaygın vardiya karşıtlığını tamamlayın: The nurses work four ____ and then have three days off.
Cevabı göster
days on
If you're self-employed with control over your schedule Notlar
1:31Eğer programınızı kendiniz ayarlayabilen serbest çalışan biriyseniz
Çalışma statüsü olarak self-employed
Self-employed, bir işverenin çalışanı olmak yerine kendi işini yürüterek veya doğrudan müşterilerden iş alarak para kazanan kişiyi tanımlar. Bu bir çalışma statüsüdür; kişinin işsiz olduğunu veya her zaman tek başına çalıştığını göstermez. Cümlede self-employed olmak, kişinin kendi programını neden kontrol edebildiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
‘Bir işveren için değil, kendi hesabına çalışmak’ anlamındaki çalışma statüsü sıfatıyla cümleyi tamamlayın: Maya runs her own design business, so she is ____.
Cevabı göster
self-employed
control over your schedule: programını belirleme yetkisi
control over your schedule, ne zaman çalışacağınıza ve ne zaman boş olacağınıza karar verme gücüne sahip olmak demektir. control over + isim yapısı, o şeyle ilgili yetkiyi veya pratik karar gücünü anlatır. Burada, kendi hesabına çalışan bir kişinin çalışma saatlerini seçebileceği veya değiştirebileceği anlatılır. Over, kontrol edilen şeyi gösterir; fiziksel olarak programın üstünde olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Koordinatörün toplantı saatlerine karar verebildiğini en iyi vurgulayan cümle hangisidir?
- The coordinator has control over the meeting schedule.
- The coordinator has control of the meeting schedule.
Cevabı göster
The coordinator has control over the meeting schedule.
or a student able to pick classes to keep days clear, Kalıp ifadeler
1:33veya günlerinizi boş bırakacak şekilde ders seçebilen bir öğrenciyseniz,
keep days clear: günleri boş bırakmak
keep days clear, belirli günleri planlanmış etkinlikler olmadan boş bırakmak demektir. keep + nesne + sıfat yapısı, nesneyi belli bir durumda tutmayı anlatır; bu nedenle keep days clear, o günlere randevu, ders veya başka yükümlülükler koymamayı güvence altına almak anlamına gelir. Bu cümlede öğrenci, dersleri seçerek kendine bu boş zamanı yaratır. Clear burada programın boş olmasını anlatır; havanın açık veya bir bilginin anlaşılır olması anlamına gelmez. Birden fazla gün boş bırakıldığı için days çoğuldur.
Alıştırma
O gün başka bir şey planlanmamasını istemek için keep ... clear yapısını kullanan cümle hangisidir?
- Please take Friday off for the building inspection.
- Please keep Friday clear for the building inspection.
- Please keep Friday clean for the building inspection.
Cevabı göster
Please keep Friday clear for the building inspection.
Baskı oluşturmayan bir öneri olarak give it a try
Give it a try, “kendin bir kez dene ve ne olacağını gör” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede it, önerilen yeni programı ifade eder; give burada birine somut bir nesne vermek anlamında değildir. Bu ifade, öneriyi cesaretlendirici ve baskısız gösterir. Fikrin işe yarayacağını garanti etmek yerine onu denemeye davet eder.
Alıştırma
Dostça öneriyi dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The new study app is free, so ____.
Cevabı göster
give it a try
your employee is enthusiastically sharing this video with,
1:40çalışanı bu videoyu hevesle onunla paylaşıyorsa,
it's worth considering if everyone is on board. Notlar
1:44herkes bu fikre sıcak bakıyorsa bunu dikkate almaya değer.
Worth considering: be worth + -ing yapısı
be worth + -ing, bir eylemin harcanacak zamana ya da gösterilecek özene değdiğini bildirir. Burada considering, worth'ten sonra gelen -ing tümleyicisidir; ardından gelen if cümleciği de herkesin onayını değerlendirmenin bir parçası yapar. worth'ten sonra -ing biçimi kullanılır: worth considering doğrudur, worth to consider değildir. Bu ifade, bir değişiklik talep etmek veya karar açıklamak yerine üzerinde düşünülecek bir seçenek sunar.
Alıştırma
worth'ten sonra consider fiilinin doğru biçimini kullanın: The backup plan is worth ____ before we choose.
Cevabı göster
considering
On board: bir planı kabul etmek ve desteklemek
Burada on board, bir planı kabul etmek ve onu desteklemeye ya da plana katılmaya istekli olmak demektir. Konuşan kişi, değişiklikten etkilenecek herkesin fikri kabul edip etmediğini soruyor. Bu cümlede deyimsel bir ifadedir; gerçekten bir gemide, uçakta ya da trende bulunmayı anlatmaz.
Alıştırma
everyone is on board hangi durumda örnektekiyle aynı anlama gelir?
- Herkes bir plan olduğunu duydu.
- Herkes trene bindi.
- Herkes planı kabul ediyor ve yardım etmeye hazır.
Cevabı göster
Herkes planı kabul ediyor ve yardım etmeye hazır.
Now, of course, Weekend Wednesday won't work for the whole world Ton ve niyet
1:46Tabii ki Çarşamba Hafta Sonu tüm dünyada işe yaramayacaktır
Beklenen bir sınırlamayı kabul eden of course
Burada of course, konuşanın dinleyicilerin de fark etmesini beklediği bir sınırlamayı tanıtır: Bu fikir herkes için işe yaramayacaktır. Bir noktayı kabul ederek önerinin kesin ve katı değil, dengeli görünmesini sağlar. Bu kullanımda bir isteğe cevap vermez veya hevesli bir evet anlamına gelmez. Ardından gelen ifadeyi şaşırtıcı olmayan ya da zaten anlaşılmış bir gerçek gibi sunar.
Alıştırma
Of course, this solution will not suit every family, and that is okay. cümlesinde of course ne yapıyor?
- Beklenen bir sınırlamayı kabul eder.
- Yeni bir gerçeğe şaşırıldığını gösterir.
- Birine hevesle izin verir.
Cevabı göster
Beklenen bir sınırlamayı kabul eder.
Better even because that creates an off-cycle advantage
1:50Hatta daha iyidir çünkü bu, döngü dışı bir avantaj yaratır
makes so many things easier and faster and crowdless. Kelime
1:57pek çok şeyi daha kolay, daha hızlı ve kalabalıksız hale getirir.
crowdless: -less ile oluşturulmuş yaratıcı bir sıfat
Crowdless, crowd + -less yapısıyla oluşturulur; bu nedenle “kalabalığı olmayan” veya bu bağlamda “kalabalık olmayan” anlamına gelir. Konuşmacı, hafta içindeki izin gününde gidilen yerleri ve yapılan işleri anlatmak için İngilizcedeki sözcük yapımını yaratıcı biçimde kullanır. Crowdless yaygın bir sözlük seçeneği değil, nadir bir kullanımdır. Dinleyenler anlamını çıkarabilir, ancak daha yerleşik sıfat uncrowded sözcüğüdür.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: “Resmî yazıda az kişinin bulunduğu bir yeri anlatırken genellikle seçilen tarafsız sıfat crowdless sözcüğüdür.”
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
you now have time to wrap up the work week Öbek fiiller
2:03artık çalışma haftasını toparlamak için vaktiniz olur
As for: başka bir konuya geçmek
As for bir konuyu tanıtır ve dikkati o konuya yöneltir. Burada, hafta ortasındaki izin günüyle ilgili önceki açıklamadan cumartesiye ve o gün yapılabilecek işlere geçiş yapar. Yaygın yapı As for + isim öbeği şeklindedir ve ardından o konu hakkında bir yorum gelir. Bilgiyi düzenler; neden bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü konu değiştirme ifadesiyle tamamlayın: ____ the budget, we can review it tomorrow.
Cevabı göster
As for
wrap up: işi tamamlamak
Burada wrap up, “bitirmek” veya “sona erdirmek” anlamına gelir. Konuşan kişi, bir şeyi kâğıt ya da kumaşla sarmaktan değil, bu sakin zamanı kullanarak haftadan kalan işleri tamamlamaktan söz ediyor. Bu cümlede wrap up + isim, neyin tamamlandığını gösterir. Aynı kalıp bir toplantı, proje, konuşma veya görevle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki phrasal verb ile tamamlayın: We have discussed every item, so let's ____ the meeting.
Cevabı göster
wrap up
leaving Sunday as a true day of rest. Dilbilgisi
2:07pazarı gerçek bir dinlenme günü olarak bırakır.
leaving Sunday as a true day of rest: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
leaving Sunday as a true day of rest biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki düzenlemenin sonucunu verir: haftanın işini önce bitirmek, pazar gününün tamamen dinlenmeye ayrılmasını sağlar. Leaving burada bir kişinin pazardan ayrılması anlamına gelmez. Kalıp ana cümle + leaving + nesne + as + rol veya durum şeklindedir. Burada Sunday nesnedir; a true day of rest ise onun için korunan durumdur. Sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi, yeni bir tam cümle başlatmadan sonucu eklemenizi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, ikinci durumun birincinin sonucu olduğunu göstermek için bir -ing yan cümlesi kullanıyor?
- The club moved its meeting to Friday, and the families left on Saturday.
- The club moved its meeting to Friday, leaving Saturday as a free day for families.
- The club moved its meeting to Friday while the families were planning their Saturday.
Cevabı göster
The club moved its meeting to Friday, leaving Saturday as a free day for families.
More frequent days off that feel 100% more concentrated
2:13%100 daha yoğun hissedilen daha sık izin günleri
and shorter work sprints with a bonus off-cycle advantage. Kelime
2:17ve döngü dışı avantajı bonuslu daha kısa çalışma periyotları.
shorter work sprints: kısa ve odaklanmış çalışma dönemleri
Work sprint, görevleri tamamlamak için ayrılan kısa ve yoğun bir çalışma dönemidir. Sprint sözcüğü kısa mesafe koşusu fikrini ödünç alır; ancak burada bir spor etkinliğini değil, işin nasıl düzenlendiğini anlatır ve mutlaka resmî bir Scrum sprinti anlamına gelmez. Shorter, bu odaklanmış çalışma dönemlerinin süresini daha uzun bir programla karşılaştırır. İşin daha kısa bölümlere ayrıldığını belirtir; insanların gerçekten koştuğu veya yalnızca daha hızlı çalıştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“The team uses shorter work sprints with breaks between them,” cümlesinde shorter work sprints ne anlama gelir?
- iş yerinde düzenlenen kısa koşu yarışları
- kısa ve odaklanmış çalışma dönemleri
- bir yılda daha az çalışma günü
Cevabı göster
kısa ve odaklanmış çalışma dönemleri
If those sound intriguing, why not give it a try Ton ve niyet
2:20Eğer kulağa ilgi çekici geliyorsa, neden denemiyorsunuz
and see if Weekend Wednesday works for you. Kelime
2:23ve Çarşamba Hafta Sonu'nun sizin için işe yarayıp yaramadığını görün.
why not give it a try: baskı yaratmayan bir öneri
Why not + fiilin yalın hâli, çoğu zaman kelimesi kelimesine bir neden sormak yerine dostça bir öneri işlevi görür. Burada why not give it a try, dinleyiciyi bu programı denemeye davet eder; seçimi ona bırakır ve bir emirden daha yumuşak duyulur. Give it a try, ne olacağını görmek için bir şeyi denemek anlamına gelir. It zamiri konuşulan fikre gönderme yapar; bu nedenle ifadenin bütünü kesin bir bağlılıktan çok, baskısı düşük bir deneme önerir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “This puzzle looks fun. Why not give it a try?” diyor. Ne yapıyor?
- Dostça bir öneride bulunuyor.
- Reddetmenin nedenini açıklamanızı talep ediyor.
- Denememeniz için sizi uyarıyor.
Cevabı göster
Dostça bir öneride bulunuyor.
works for you: sana uygun veya elverişli olması
Bu cümlede works for you, “sana uygun” veya “senin için elverişli” demektir. Özne, önerilen bir takvim seçeneği olan Weekend Wednesday'dir; dolayısıyla konuşan kişi, dinleyenden bu seçeneğin kendi ihtiyaçlarına uyup uymadığını kontrol etmesini ister. Kişisel uygunluktan söz etmek için work(s) for + kişi yapısında özne olarak bir seçenek, saat veya plan kullanılır; burada iş ilişkisi anlatılmaz. Fiil özneyle uyumlu olur: Wednesday works; these times work.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “senin için uygun olmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamla: Would 3 p.m. ____?
Cevabı göster
work for you