Ya Tüm Dünya Vejetaryen Olsaydı?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu düşünce deneyi, küresel vejetaryenliğin arazi, emisyon, su, hayvansal ürünler, çiftçi geçimi ve et tüketimi üzerindeki etkilerini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 'Chances are,' olası ama kesin olmayan bir varsayımı sunan kalıplaşmış ifadedir; ölçülü tahmin için tam bir cümleden önce kullanın. 2. 'water intensive' çok su kullanan ürün veya süreçleri niteleyen sözcük ve kullanım düzeyi ifadesidir; çevre karşılaştırmalarında tanıyıp başka kaynaklara uyarlayın. 3. 'cancels out' bir değişimin diğerini nötrleştirdiğini anlatan öbek fiildir; zıt etkiler az net sonuç bıraktığında kullanın.
Bu derste
Chances are, you or someone you know is a vegetarian. Notlar
0:00Büyük ihtimalle siz ya da tanıdığınız biri vejetaryen.
Chances are (that) + tam bir cümlecik
Chances are, “büyük olasılıkla” anlamına gelen ve olasılık değerlendirmesini cümlenin başında sunan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada konuşmacı genel deneyime dayanarak güçlü bir tahminde bulunur, ancak bunun kesin olduğunu söylemez. Yaygın yapı Chances are (that) + tam bir cümleciktir. That isteğe bağlıdır ve Chances are cümlenin başındayken ardından genellikle virgül gelir. İfade, kelimesi kelimesine “fırsatlar şunlardır” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “büyük olasılıkla” anlamına gelen iki sözcüklü başlangıç ifadesiyle tamamlayın: “The tracking page says it is at the local depot. ____, the package will arrive tomorrow.”
Cevabı göster
Chances are
someone you know: düşürülmüş nesne ilgi zamiri
someone you know ifadesinde you know, someone sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. İkinci you, know fiilinin öznesidir; someone ise anlaşılan nesnedir: you know someone. Eksik ilgi zamiri nesne görevinde olacağından İngilizcede düşürülebilir. Tam biçimler someone whom you know ve someone that you know şeklindedir. Buradaki you know, “bildiğiniz gibi” anlamındaki bağımsız konuşma arasözü değildir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın davet ettiği kişiyi zaten tanıdığı anlamına gelir?
- Maya invited someone who knows her.
- Maya invited someone, you know.
- Maya invited someone she knows.
Cevabı göster
Maya invited someone she knows.
So, we thought we'd try a thought experiment. Kelime
0:03Bu yüzden bir düşünce deneyi yapmaya karar verdik.
düşünce deneyi
Thought experiment, yani düşünce deneyi, neler olabileceğini veya bir fikrin ne anlama geldiğini incelemek için hayal edilen bir durumdur. Gerçek bir test yapmak yerine sonuçlar akıl yürüterek değerlendirilir. Burada bu ifade, konuşmacıların ‘Ya şöyle olsaydı?’ türünde bir soru sorup olası sonuçları inceleyeceğini gösterir. Bir kişinin düşünceleri üzerinde deney yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum bir thought experiment örneğidir?
- İki bitkiyi farklı ışıklar altında yetiştirip ölçmek
- Yer çekiminin bir dakikalığına durduğunu hayal edip sonuçları hakkında akıl yürütmek
- Sınıf arkadaşlarına en sevdikleri öğle yemeğini sormak
Cevabı göster
Yer çekiminin bir dakikalığına durduğunu hayal edip sonuçları hakkında akıl yürütmek
What would happen if everyone in the world was suddenly a vegetarian? Dilbilgisi
0:05Dünyadaki herkes bir anda vejetaryen olsaydı ne olurdu?
… olsaydı ne olurdu?
What would happen if ...? soru kalıbı, dinleyiciden bir durumu hayal edip sonucunu düşünmesini ister. Would, sonucun bilinen bir gelecek olayı değil, varsayımsal olduğunu gösterir. Sonucu soran bölümde would + fiilin yalın hâli kullanılır: would happen. Gerçek dışı fikri anlatan if yan cümlesinde genellikle geçmiş zaman biçimi kullanılır: if everyone ... was suddenly a vegetarian. Bu yan cümlede normalde tekrar would kullanılmaz.
Alıştırma
What would happen if ...? kalıbını kullanarak soruyu tamamlayın: What ____ happen if every car disappeared for a day?
Cevabı göster
would
What effect would it have on our lives and the planet? Kalıp ifadeler
0:09Bunun hayatlarımız ve gezegen üzerinde nasıl bir etkisi olurdu?
What effect would it have on ...?: etkiyi sormak
Have an effect on, bir şeyi etkilemek veya onda değişiklik oluşturmak anlamına gelir. Burada effect bir isimdir. Özne olan it, daha önce önerilen varsayımsal değişikliği; our lives and the planet ise etkilenebilecek unsurları belirtir. Soru, What effect + would + özne + have + on + hedef yapısını kullanır. Varsayımsal bir durumun ne tür veya ne ölçüde etki yaratacağını sorar; sonucun iyi ya da kötü olduğunu baştan varsaymaz.
Alıştırma
Okulun daha geç başlamasıyla ilgili soruyu tamamlayın: What effect would it ____ students' sleep?
Cevabı göster
have on
Full disclosure: ilgili kişisel bilgiyi önceden açıklamak
Full disclosure, dinleyicilerin ardından gelen iddiayı değerlendirme biçimini etkileyebilecek, konuşan kişiyle ilgili bir gerçeği açıklamadan önce kullanılan giriş ifadesidir. Burada konuşmacılar, izleyicilerin bakış açılarını değerlendirebilmesi için vejetaryen olmadıklarını belirtiyor. İfade, tam bir tarafsızlığı kanıtlamaktan çok açıklık ve dikkatli bir tutum gösterir. Gündelik dilde full sözcüğü de hukuken eksiksiz bir açıklama yapılacağını zorunlu olarak vaat etmez.
Alıştırma
Bir ürün incelemecisi görüşünü belirtmeden önce şöyle diyor: 'Full disclosure: the company sent me this product for free.' Bu doğal bir kullanım mıdır?
- Evet. İncelemeyi etkileyebilecek ilgili bir bilgiyi açıklıyor.
- Hayır. Full disclosure yalnızca hukuki belgelerde kullanılır.
Cevabı göster
Evet. İncelemeyi etkileyebilecek ilgili bir bilgiyi açıklıyor.
and the worldwide rate of vegetarianism is fairly low,
0:16ve dünya genelinde vejetaryenlik oranı oldukça düşük;
ranging from about 4 to 5% in the US and Canada to a little over 30% in India. Kalıp ifadeler
0:20ABD ve Kanada'da yaklaşık %4-5 olan bu oran, Hindistan'da %30'un biraz üzerine çıkıyor.
ranging from about 4 to 5% ... to a little over 30%: yaklaşık %4-5'ten %30'un biraz üzerine
Ranging from A to B, bir aralığın alt ve üst uçlarını gösterir. Bu cümlede alt uç ABD ve Kanada'daki yaklaşık %4-5, üst uç ise Hindistan'daki %30'un biraz üzeridir. İkinci to, from ... to kalıbını tamamlar; hareket yönü veya amaç bildirmez. About, %4-5 değerinin yaklaşık olduğunu; a little over ise tam olarak %30 değil, %30'dan biraz fazla olduğunu belirtir. Bu ifadeler, konuşanın gereğinden fazla kesinlik iddiasında bulunmadan istatistiksel bir aralık vermesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen aralık yapısının iki parçasıyla tamamlayın: Ticket prices ____ $20 ____ $45, depending on the day.
Cevabı göster
range from · to
As a result, there are currently about 20 billion chickens, Anlatım akışı
0:25Bunun sonucunda bugün dünyada yaklaşık 20 milyar tavuk,
As a result: bir sonucu tanıtmak
As a result, dinleyiciye ardından gelen yan cümlenin daha önce verilen bilgilerin sonucu olduğunu bildirir. Burada daha önce belirtilen düşük vejetaryenlik oranını, ardından verilen büyük çiftlik hayvanı sayılarına bağlayarak anlatımı düzenler. Cümlenin başında kullanıldığında normalde ardından virgül gelir. Bu bağlayıcı yalnızca zamanda daha sonra gelen bir adımı değil, neden-sonuç ilişkisini gösterir; nedenin genellikle önceki bağlamdan açıkça anlaşılması gerekir.
Alıştırma
Cümleyi, sonucu tanıtan ve derste öğrenilen üç sözcüklü bağlayıcının tam biçimiyle tamamlayın: The road was flooded. ____, the buses were delayed.
Cevabı göster
As a result
over a billion sheep and nearly a billion pigs in the world
0:31bir milyardan fazla koyun ve neredeyse bir milyar domuz bulunuyor.
whole herds of domestic animals would disappear.
0:37çiftlik hayvanı sürülerinin tamamı ortadan kaybolurdu.
Without ..., ... would disappear koşul yapısı
Burada without any meat-eating humans to provide a market, “böyle insanlar olmasaydı” anlamına gelir. Without + isim öbeği hayalî bir koşul sunar; bu koşulun zaten gerçek olduğunu söylemez. Ana cümlede would disappear, bu koşul altındaki sonucu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: Without + isim öbeği, özne + would + fiilin yalın hâli.
Alıştırma
Hayalî koşulu ve sonucunu without ile would kullanarak tamamlayın: ____ enough sunlight, these plants ____ die.
Cevabı göster
Without · would
provide a market: alıcı talebi oluşturmak
Burada provide a market, bir ürünü satın alacak bir insan grubu sağlayarak talep oluşturmak anlamına gelir. Market, alışveriş yapılan fiziksel bir yer değil, potansiyel alıcılar veya müşteri talebi demektir. Bu cümlede et tüketen insanlar, yetiştiricilere çok sayıda evcil hayvan yetiştirmeleri için ekonomik bir neden sağlar. Kullanışlı kalıp provide a market for + ürün veya hizmet şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümlede provide a market ne anlama geliyor?
- Hayvanların satıldığı fiziksel bir yer inşa etmek
- Hayvanlara yaşayacak bir yer vermek
- Ürünleri satın alacak insanlar sağlayarak talep oluşturmak
Cevabı göster
Ürünleri satın alacak insanlar sağlayarak talep oluşturmak
And this would free up vast quantities of land. Notlar
0:40Böylece çok geniş araziler boşa çıkardı.
free up: kullanılan kaynakları yeniden kullanılabilir hâle getirmek
Bu cümlede free up, şu anda kullanılan veya belirli bir amaç için ayrılmış araziyi başka bir amaçla kullanılabilir hâle getirmek demektir. Arazinin ücretsiz olarak verilmesi anlamına gelmez. Ayrılabilen bir öbek fiil olan free up; zaman, para, alan, kapasite veya arazi gibi kaynakları sıkça nesne olarak alır.
Alıştırma
Cümleyi “önceden dolu olan zamanı kullanılabilir hâle getirmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Automating the report will ____ two hours every Friday.
Cevabı göster
free up
vast quantities of + sayılamayan isim
Vast quantities of land ifadesinde quantities, miktar öbeğinin temel sözcüğüdür; vast ölçeği güçlendirir ve of ölçülen şeyi tanıtır. Land burada sayılamayan bir isim olduğu için ifade son derece büyük miktarda arazi anlamına gelir. Bu kullanım ölçeği güçlü biçimde vurgular ve raporlarda ya da açıklayıcı anlatımlarda yaygındır; a lot of ifadesinden daha güçlü ve resmîdir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “son derece büyük miktarlarda” anlamına gelen üç sözcüklü miktar ifadesiyle tamamlayın: The laboratory stores ____ water for its cooling system.
Cevabı göster
vast quantities of
About 33 million square kilometers of land are used for pasture,
0:43Yaklaşık 33 milyon kilometrekarelik arazi otlak olarak kullanılıyor;
yaklaşık Afrika büyüklüğünde bir alan
“an area about the size of Africa” ifadesindeki isim grubu, yaklaşık yüzölçümünü Afrika’yla karşılaştırarak anlatır; Afrika’nın devasa ölçeğini gözde canlandırmak daha kolaydır. “About”, iki alanın tam olarak eşit olmadığını belirtir. Bu ifade yalnızca büyüklüğü karşılaştırır. Alanın Afrika’da olduğunu söylemez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp “an area about the size of + yer veya bölge”dir.
Alıştırma
Cümleyi alan karşılaştırması yapan altı kelimelik kalıpla tamamlayın: The park covers ____ Belgium.
Cevabı göster
an area about the size of
And that's not even counting the land used to grow crops exclusively for animal feed. Notlar
0:49Üstelik yalnızca hayvan yemi yetiştirmek için kullanılan araziler buna dahil bile değil.
daha hesaba katmadan
Burada “not even counting”, belirtilen toplamın hayvan yemi yetiştirmek için kullanılan arazileri dışarıda bıraktığı anlamına gelir. Bu ifadede “counting”, bir şeyi sayabilmek değil, hesaba dahil etmek demektir. “Even” vurgu ekler: dışarıda bırakılan unsur önemlidir ve dahil edilmesi gerçek toplamı daha büyük yapacaktır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp “miktar veya iddia, not even counting + dışarıda bırakılan maliyet, miktar veya etken”dir.
Alıştırma
Yemeklerin toplamdan çıkarıldığını vurgulayan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The trip costs $500, ____ meals.
Cevabı göster
not even counting
land used to grow crops: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Burada used to grow crops, land sözcüğünden sonra gelir ve hangi araziden söz edildiğini açıklar. Bu, land that is used to grow crops şeklindeki edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Arazi, is used eylemine maruz kalır; to grow crops ise kullanım amacını belirtir. Bu, geçmişteki bir alışkanlığı anlatan used to + fiil kalıbı değildir. Yararlı bir kontrol yöntemi olarak that is ekleyin: ifade hâlâ anlamlıysa used, ismi edilgen biçimde niteliyordur.
Alıştırma
Anlamı değiştirmeden edilgen ilgi cümleciğini kısaltın: land that is used to grow crops → land ____
Cevabı göster
used to grow crops
Some of it would be needed for the increased amount of vegetable crops,
0:54Bu arazilerin bir kısmına artan sebze üretimi için ihtiyaç duyulurdu,
but much of the land currently used as pasture is actually too dry to grow crops. Dilbilgisi
0:57ancak şu anda otlak olarak kullanılan arazilerin büyük bölümü aslında ürün yetiştirmek için fazla kurak.
too dry to grow crops: too + sıfat + to
too + sıfat + to + fiil kalıbı, bir niteliğin uygulanabilir sınırı aştığını ve bu yüzden eylemin yapılamadığını anlatır. too dry to grow crops, arazinin insanların orada ürün yetiştiremeyeceği kadar kurak olduğu anlamına gelir. Buradaki too dry, yalnızca very dry anlamına gelmez. too, yüksek kuraklık derecesini ürün yetiştirmenin mümkün olmaması sonucuna bağlar.
Alıştırma
Cümleyi heavy ve too + sıfat + to kalıbıyla tamamlayın: The box is ____ lift safely.
Cevabı göster
too heavy to
it's possible that some farmland would return to its natural state of grassland or forests, Kalıp ifadeler
1:07bazı tarım arazileri yeniden doğal çayırlara veya ormanlara dönüşebilir
if properly managed: kısaltılmış edilgen koşul
Bu cümlede if properly managed, kısaltılmış edilgen bir koşul yan cümlesidir. Tam biçimi if it is properly managed şeklindedir: düşürülen özne, söz konusu tarım arazisini belirtir; managed, arazinin başka bir şeyi yönettiğini değil, “yönetildiğini” anlatır. Özne cümleden ya da bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa if + özne + be + geçmiş zaman ortacı yapısı bu şekilde kısaltılabilir. Burada uygun yönetim, arazinin iyileşebilmesi için gereken koşul olarak kısa biçimde sunulur.
Alıştırma
Koşulu kısaltılmış biçimde yeniden yazın: “If it is properly managed, the wetland can recover.” → “____, the wetland can recover.”
Cevabı göster
If properly managed
return to its natural state: doğal hâline dönmek
Burada return to its natural state, “insan müdahalesiyle değiştirildikten sonra yeniden doğal hâle gelmek” anlamındadır. Tarım arazisi yeniden çayıra veya ormana dönüşür; return fiziksel bir yere geri gitmeyi değil, durum değişikliğini anlatır. Yapı return to + iyelik belirleyicisi + state şeklindedir. Değişimi öznenin kendisi geçirir; yani bir şey belirli bir duruma geri döner.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği seçin: After grazing stopped, the hillside slowly began to ___.
- restore to its natural state
- return to its natural state
- return its natural state
Cevabı göster
return to its natural state
which could help counteract global climate change. Kalıp ifadeler
1:12ve bu da küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olabilir.
help counteract: Kısmi azaltma için help + fiilin yalın hâli
Burada help counteract, “bir etkinin azaltılmasına veya ona karşı koyulmasına katkıda bulunmak” anlamına gelir. Help sözcüğünden sonra counteract fiilinin yalın hâli gelir: help + counteract. Cümle, öznenin iklim değişikliğini tek başına çözebileceğini iddia etmez. Bir eylem zararlı bir gücü veya etkiyi zayıflatmaya yardımcı olduğunda bu kalıbı kullanın. Counteract karşıt bir etkiyi anlatır; dolayısıyla sonuç tam değil, kısmi olabilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “karşıt ve zararlı bir etkiyi azaltmaya yardımcı olmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Shade trees can ____ the extra heat created by dark pavement.
Cevabı göster
help counteract
the loss of CO2 absorbing trees cleared for agriculture Dilbilgisi
1:15CO2 emen ağaçların tarım alanı açmak için kesilmesi
is a major reason why global levels of CO2 are going up. Dilbilgisi
1:19küresel CO2 seviyelerinin yükselmesinin başlıca nedenlerinden biridir.
After all, destekleyici gerekçe belirteci olarak
Burada After all zaman sırası göstermez. Ardından gelen yan cümleyi önceki düşünceyi destekleyen bir gerekçeye dönüştürür; yaklaşık olarak “bu ilgili gerçeği hatırla” anlamı taşır. Genellikle konuşanın, bu gerekçenin önceki iddiayı daha makul veya açık hâle getirmesini beklediğini gösterir. Cümle başındaki After all ifadesinden sonra gelen virgül, söylem belirtecini gerekçeden ayırır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bu destekleyici gerekçeyi hatırla” anlamına gelen iki sözcüklü söylem belirteciyle tamamlayın: We should take the earlier train. ____, the roads may be busy later.
Cevabı göster
After all
trees cleared for agriculture: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
trees cleared for agriculture ifadesinde cleared for agriculture, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. trees that are/were cleared for agriculture biçiminde açılabilir: insanlar arazinin tarım için kullanılabilmesi amacıyla ağaçları kaldırır. Geçmiş zaman ortacı cleared, trees sözcüğünden sonra gelir ve hangi ağaçlardan söz edildiğini belirtir. Bu kısa isim + geçmiş zaman ortacı öbeği yapısı haberlerde ve bilimsel yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Boşluğu doldurarak edilgen ilgi cümleciğini kısaltın: The solar panels that were installed last year now power the school. Şöyle yeniden yazın: The solar panels ____ last year now power the school.
Cevabı göster
installed
a major reason why + sonuç cümleciği
a major reason why global levels of CO2 are going up ifadesinde reason nedeni adlandıran isimdir, major bu nedenin önemli olduğunu belirtir ve why bu nedenin açıklamaya yardımcı olduğu sonucu tanıtır. İfade, ağaç kaybını önemli bir neden olarak sunar ancak bunun tek neden olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilir kalıp X is a reason why + sonuç cümleciğidir. Reason zaten neden-sonuç ilişkisini sağladığı için why cümleciği sonucu bildirir; bu kalıpta why sözcüğünden sonra because eklemek gereksiz ve dil bilgisi açısından yanlıştır.
Alıştırma
Cümleyi hedef neden-sonuç kalıbıyla tamamlayın: Reliable public transport is ____ fewer residents drive to work.
Cevabı göster
a major reason why
Cows and other grazers also affect our climate through large amounts of methane production,
1:22İnekler ve otlayan diğer hayvanlar da büyük miktarda metan üreterek iklimimizi etkiliyor;
which has 25 times more potential planet warming power than CO2. Dilbilgisi
1:27metanın gezegeni ısıtma potansiyeli CO2'ninkinden 25 kat daha fazla.
25 times more ... than CO2: katlı karşılaştırma
number + times more + noun or quality + than yapısı, ölçülebilir bir özelliğin büyüklüğünü bir temel değerle karşılaştırır. Burada 25 times more, potential planet-warming power ifadesini niteler ve CO2 karşılaştırma temelidir. which sözcüğü daha önce geçen metanı gösterir. Amaçlanan anlam, metanın potansiyel ısıtma gücünün CO2'ninkinin yaklaşık 25 katı olmasıdır; 25 kat daha fazla metan salındığı söylenmez.
Alıştırma
Altyazıda “25 times more potential planet warming power than CO2” ifadesi neyi karşılaştırıyor?
- Salınan metan ve CO2 miktarları.
- Her gazın ısıtabileceği gezegen sayısı.
- CO2'nin temel alındığı, gazların potansiyel ısıtma gücü.
Cevabı göster
CO2'nin temel alındığı, gazların potansiyel ısıtma gücü.
Combined with the loss of forests and other effects,
1:31Orman kaybı ve diğer etkiler de hesaba katıldığında,
livestock production is responsible for about 15% of global greenhouse gas emissions, Kalıp ifadeler
1:34hayvancılık küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %15'inden sorumlu;
is responsible for: bir neden veya katkı belirtmek
Be responsible for + bir isim veya -ing biçimi, bir sonuca neden olmak, o sonucu üretmek ya da sonuca katkıda bulunmak anlamına gelir. Burada livestock production, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %15'inin kaynağı olarak sunulur. Öznenin insan olması gerekmez. Özne bir sektör, süreç veya nesne olduğunda ifade genellikle bir görevi ya da ahlaki suçu değil, nedeni veya katkıyı anlatır.
Alıştırma
be responsible for ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: Last night, a software error ____ the delay.
Cevabı göster
was responsible for
trains, and automobiles put together. Deyimler
1:41trenlerin ve otomobillerin toplam salımından daha fazla.
“Toplam olarak birlikte hesaplandığında” anlamında put together
Burada put together, “birleştirilip tek bir toplam olarak sayıldığında” anlamına gelir. Daha önce sıralanan uçak, tren ve otomobil kaynaklarının tümüne gönderme yapar ve karşılaştırma için bunların emisyonlarının toplandığını belirtir. Bir toplam karşılaştırmasında put together bir listenin veya grubun ardından geliyorsa bunu “birlikte hesaplandığında” ya da “toplam olarak” şeklinde anlayın. Burada nesnelerin fiziksel olarak monte edilmesi veya birleştirilmesi kastedilmez.
Alıştırma
Cümleyi “birleşik tek bir toplam olarak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The three classes collected 240 cans ____.
Cevabı göster
put together
In fact, many scientists believe that reducing meat consumption Anlatım akışı
1:44Aslında birçok bilim insanı et tüketimini azaltmanın
may be one of the best strategies for managing climate change. Dilbilgisi
1:47iklim değişikliğiyle başa çıkmak için en iyi stratejilerden biri olabileceğine inanıyor.
Daha güçlü bir sonraki düşünceyi sunan In fact,
In fact, az önce belirtilen düşünceyi güçlendiren bir ifade sunar. Önceki karşılaştırma konuyu önemsemek için bir neden verir; bu cümle ise et tüketimini azaltma konusunda daha güçlü bir uzman görüşüyle savı ileri taşır. Sonraki ifade öncekinden daha kesin, daha şaşırtıcı veya daha güçlü bir kanıt olduğunda In fact kullanın. Dinleyiciye “Durum bundan da güçlü” mesajını verir.
Alıştırma
Hangi bağlayıcı savı en iyi şekilde tamamlar ve ikinci cümleyi yalnızca bir örnek değil, daha güçlü ve daha kesin bir gerçek olarak gösterir? “The library is popular with families. ____, more than half of its weekend visitors are children.”
- In fact
- For example
- However
Cevabı göster
In fact
Bir atıf çerçevesi olarak many scientists believe that
Many scientists believe that, ardından gelen değerlendirmenin hangi gruba ait olduğunu açıkça gösterir. Böylece iddia, anlatıcının doğrudan ve hiçbir sınırlama koymadan sunduğu bir olgu değil, bilim uzmanlarına atfedilen bir görüş olarak verilir. many niceleyicisi, görüşün kayda değer sayıda uzmandan destek aldığını gösterir; ancak tüm bilim insanlarının aynı fikirde olduğu anlamına gelmez. Bilgilendirici metinlerde bu çerçeve, değerlendirmenin kime ait olduğunu izlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Many scientists believe that bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Anlatıcının kişisel görüşünü belirtir ve dışarıdan gelen tüm kaynakları gizler.
- Her bilim insanının ardından gelen iddiayı hiçbir şüpheye yer bırakmadan kanıtladığını söyler.
- Ardından gelen değerlendirmeyi kayda değer sayıda bilim insanına atfeder, ancak herkesin aynı fikirde olduğunu öne sürmez.
Cevabı göster
Ardından gelen değerlendirmeyi kayda değer sayıda bilim insanına atfeder, ancak herkesin aynı fikirde olduğunu öne sürmez.
one of the best + çoğul isim + for + -ing
one of the best + çoğul sayılabilen isim kalıbı, bir öğeyi en üst düzey seçenekler grubunun içine yerleştirir. Buradaki one of the best strategies, et tüketimini azaltmayı çok güçlü biçimde olumlu değerlendirir; ancak bunun tek strateji ya da tek başına en iyi strateji olduğunu söylemez. for managing climate change ifadesi stratejinin amacını veya kullanım alanını açıklar. Buradaki for bir ilgeç olduğu için ardından -ing biçimindeki managing gelir.
Alıştırma
tools ve protect sözcüklerini one of the best + çoğul isim + for + -ing kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: A password manager is ____ your online accounts.
Cevabı göster
one of the best tools for protecting
A vegetarian diet would also greatly reduce water consumption.
1:51Vejetaryen bir beslenme düzeni su tüketimini de büyük ölçüde azaltırdı.
Around 70% of global fresh water consumption is used in agriculture.
1:54Küresel tatlı su tüketiminin yaklaşık %70'i tarımda kullanılıyor.
It takes 15,000 L to make a kilogram of beef, Dilbilgisi
1:59Bir kilogram sığır eti üretmek için 15.000 litre su gerekiyor,
It takes + miktar + to do something kalıbı
Bu cümlede It, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir. takes, bir şeyi fiziksel olarak almak veya kaldırmak değil, belirli bir miktarın gerekli olması ya da kullanılması anlamına gelir. 15,000 L, bir kilogram sığır eti üretmek için gereken su miktarıdır. Kalıp It takes + miktar veya kaynak + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir eylem veya sonuç için ne kadar zaman, para, enerji ya da malzeme gerektiğini belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef kalıbı tamamlayın: It ____ two hours ____ bake all the bread.
Cevabı göster
takes · to
Compare this with 1,600 L for cereal crops, Anlatım akışı
2:07Bunu, tahıl ürünleri için gereken 1.600 litreyle,
Karşılaştırma işareti olarak Compare this with
Compare this with, dinleyiciye önceki sayıyı ardından gelen sayının yanına koyup karşılaştırmasını söyleyen emir biçiminde bir geçiş ifadesidir. Burada this, daha önce verilen su kullanımı sayısına gönderme yaparken with, tahıl ürünleri için verilen 1,600 L miktarını karşılaştırma ölçütü olarak tanıtır. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak tek bir veri noktasından doğrudan karşılaştırmaya geçildiğini gösterir. İfadeyi duyduğunuzda veya okuduğunuzda ilk sayıyı aklınızda tutup ardından ikinci sayıya ve aralarındaki farka dikkat edin.
Alıştırma
İkinci sayıyı tanıtmak için dersteki üç sözcüklü geçiş ifadesini aynen kullanın: The standard ticket costs $12. ____ $30 for the express ticket.
Cevabı göster
Compare this with
900 L for fruit, and 300 L for garden vegetables.
2:10meyve için gereken 900 litre ve bahçe sebzeleri için gereken 300 litreyle karşılaştırın.
a kilogram of meat packs many more calories than the equivalent weight of fruit, Kelime
2:15bir kilogram et, aynı ağırlıktaki meyveden çok daha fazla kalori içerir;
packs many more calories: pack fiilinin çok miktarda içermek anlamı
Burada packs, sınırlı bir ağırlık ya da alan içinde büyük miktarda bir şey içermek anlamına gelir. Cümle, bir kilogram etin aynı ağırlıktaki meyveden çok daha fazla kalori içerdiğini söyler; kalorilerin bir pakete konmasından söz etmez. Pack sözcüğünün bu kullanımı, miktarın yoğun ya da etkileyici görünmesini sağlar. Kullanışlı kalıp bir şey + packs + büyük miktar şeklindedir; özellikle küçük ya da sınırlı bir şey çok miktarda içerik taşıdığında kullanılır.
Alıştırma
Örnekte packs many more calories ne anlama geliyor?
- Ambalajı yüzünden çok daha ağırdır.
- Çok daha fazla miktarda kalori içerir.
- Kalorileri paketlere koyar.
Cevabı göster
Çok daha fazla miktarda kalori içerir.
but even if you compare the ratio of water per calorie of available food energy, Dilbilgisi
2:20ancak gıdalardan alınan her kalori başına gereken su miktarını karşılaştırsanız bile,
beef is still five times more water intensive than fruit, Notlar
2:24sığır eti yine de meyveden beş kat,
water intensive: çok su gerektiren
Bu cümlede water intensive, belirli miktarda yiyecek üretmek için çok miktarda su gerekmesi anlamına gelir. Intensive bir kaynağın yoğun biçimde kullanıldığını gösterir; dolayısıyla ifade suyun kendisini tanımlamak yerine su ihtiyacını ölçer. Kaynak + intensive kalıbı başka sözcüklerle de kullanılabilir: energy-intensive, labor-intensive ve time-intensive, bir şeyin ilgili kaynaktan büyük miktarda gerektirdiğini belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi 'çok su gerektiren' anlamındaki hedef birleşik sıfatla tamamlayın: Rice can be a ____ crop.
Cevabı göster
water-intensive
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if bir koşul ortaya koyar ve bu koşul gerçekleşse de ana sonucun geçerli kalacağını anlatır. Burada karşılaştırmayı kalori başına kullanılan suya çevirmek, sığır etinin daha fazla su gerektirdiği sonucunu değiştirmez. Bu, ödünleme bildiren bir koşul yapısıdır: konuşan kişi olası bir itirazı önce kabul eder, ardından bunun sonucu değiştirmediğini gösterir. Yaygın kalıp Even if + koşul, sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Sonucun olası bir koşul altında değişmeyeceğini gösteren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the store is closed, we can order the book online.
Cevabı göster
Even if
five times ... seven times ... 20 times yapısında paralel eksiltme
İlk karşılaştırma tam kalıbı verir: five times more water intensive than fruit. Sonraki iki paralel bölüm aynı özneyi, yani beef sözcüğünü korur ve tekrarlanan water intensive sözcüklerini düşürür: seven times more [water intensive] than veggies ve 20 times more [water intensive] than cereal. Bu, paralel eksiltmedir: tekrarlanan unsur bir kez söylenir ve sonra anlaşılmaya bırakılır. Uzun bir veri listesini dinlerken ortak açıklamayı sonraki her sayıya taşıyarak tüm sayıları aynı ölçüm ölçeğinde yorumlamak gerekir.
Alıştırma
Hem 'seven times more' hem de '20 times more' ifadelerinden sonra hangi sözcükler söylenmeden anlaşılır?
- water intensive
- than fruit
- beef is still
Cevabı göster
water intensive
So, are there any downsides to a vegetarian diet? Kalıp ifadeler
2:31Peki, vejetaryen beslenmenin herhangi bir dezavantajı var mı?
downside to + isim
Downside, bir dezavantaj veya olumsuz yön demektir. Bu soruda downsides to a vegetarian diet, vejetaryen beslenmenin olumsuz etkileri ya da pratik sorunları olup olmadığını sorar. Bir seçeneği değerlendirirken the downside to the plan örneğindeki gibi downside to + isim kullanılır. Buradaki to, downside ile değerlendirilen şeyi bağlayan bir edattır; mastar işareti değildir.
Alıştırma
Cümleyi downside ve doğru edatla tamamlayın: What is the ____ this plan?
Cevabı göster
downside to
Well, we'd be left without a cheap source for many byproducts of livestock, Kalıp ifadeler
2:34Öncelikle, hayvancılığın pek çok yan ürünü için ucuz bir kaynağımız kalmazdı,
be left without + isim
Be left without + isim, bir değişiklikten sonra bir şeye sahip olmama ya da artık onu elde edememe durumunda kalmak demektir. Burada insanlar hayvancılık yan ürünleri için ucuz bir kaynağa artık sahip olmayacaktır. Left, sonuç bildiren bu yapıda leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır: biri belirli bir durumda kalır. Bu, kişinin oradan ayrıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “sonunda sahip olmamak” anlamındaki sonuç ifadesiyle tamamlayın: After the flood, several homes were ____ clean water.
Cevabı göster
left without
like leather from animal hides or animal fats, Kelime
2:38hayvan postlarından elde edilen deri veya hayvansal yağlar gibi.
animal hides: isim olarak hide
animal hides ifadesinde hides, hayvanların derilerini, özellikle de deri gibi malzemelerin yapımında kullanılabilen hayvan postlarını belirten çoğul bir isimdir. Yakındaki leather ve animal fats sözcükleri malzemelerle ilgilidir; bu nedenle hides burada bir şeyi gözden uzak tutma eylemini anlatmaz. Dil bilgisi de anlamı gösterir: animal, hides ismini niteler ve çoğul eki birden fazla hayvan derisinden söz edildiğini belirtir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The bags are made from animal hides. animal hides ne anlama gelir?
- saklanan hayvanlar
- hayvanların saklandığı yerler
- hayvanların derileri
Cevabı göster
hayvanların derileri
which are used in cosmetics, candles, and detergents.
2:41Bunlar kozmetik ürünlerinde, mumlarda ve deterjanlarda kullanılıyor.
And while vegetable-based alternatives do exist, Dilbilgisi
2:44Bitki bazlı alternatifler bulunsa da
meaning more land dedicated to growing crops and less restored to its natural state. Notlar
2:48bu da ekin yetiştirmeye daha fazla arazi ayrılması ve daha az arazinin doğal hâline döndürülmesi anlamına gelirdi.
do exist: olumlu cümlede vurgulu do
do exist ifadesindeki do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. Temel gerçek alternatives exist biçimindedir; do eklendiğinde bunun doğru olduğu güçlü biçimde doğrulanır, yani yaklaşık olarak “gerçekten varlar” denir. do sonrasında exist yalın fiil biçiminde kalır. while ile konuşan kişi önce bu noktayı kabul eder, sonra bir sınırlama sunar. Böylece açıklama dengeli olur: Alternatifler gerçekten vardır, ancak üretimlerini artırmanın bir bedeli olacaktır.
Alıştırma
Yanıtı exist fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: Some people say these options don't exist, but they ____.
Cevabı göster
do exist
Sonuç tanıtmak için meaning ... ile more ... and less ...
Burada meaning, önceki ifadenin sonucunu tanıtır ve which means that ile aynı işlevi görür. Bir kişinin niyetini anlatmaz. Bu sonucun içinde more ... and less ... paralel bir karşıtlık kurar. less ifadesinden sonra land isminin yeniden kullanıldığı anlaşılır: ekinlere daha fazla arazi ayrılırken daha az arazi doğal hâline geri döndürülür. Bu kısa yapı, dengeli bir sonucu önceki iddiaya sıkı biçimde bağlar.
Alıştırma
Sonucu tanıtan mean fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The new rule requires extra checks, ____ longer waits and fewer same-day approvals.
Cevabı göster
meaning
dedicated to growing crops: dedicated to + -ing biçimi
Land dedicated to growing crops, bu amaç için ayrılmış veya tahsis edilmiş arazi demektir. Dedicated, land sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacıdır; yapının tam biçimi land that is dedicated to growing crops şeklindedir. dedicate something to something yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Bu yüzden burada dedicated to sonrasında fiilin yalın hâli grow değil, growing kullanılır. Aynı yapı zaman, para, odalar ve başka kaynaklarla da kullanılabilir.
Alıştırma
dedicated to sonrasında grow fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Half the greenhouse is dedicated to ____ herbs in winter.
Cevabı göster
growing
A more complicated fact is that raising and processing animals is a full-time job for more than 1 billion people, Notlar
2:52Daha karmaşık bir gerçek de hayvan yetiştirip işlemenin bir milyardan fazla insanın tam zamanlı işi olmasıdır,
A more complicated fact is that: karmaşıklaştırıcı bir gerçeği tanıtmak
A more complicated fact is that, dinleyiciye tartışmanın nispeten basit bir noktadan konuyu değerlendirmeyi veya farklı etkenleri dengelemeyi zorlaştıran bir gerçeğe geçtiğini bildirir. Burada insanların tam zamanlı işiyle ilgili gerçek, yalnızca çevresel yararlara dayanan bir sonucu daha karmaşık hâle getirir. complicated sıfatı, sonraki yan cümlenin dil bilgisini değil, konuyu ve içerdiği ödünleşimleri tanımlar. Yeniden kullanılabilir kalıp A more complicated fact is that + yan cümle şeklindedir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi, sonraki gerçeğin ilk sonucu değerlendirmeyi zorlaştırdığını en iyi şekilde gösterir?
- Bike lanes reduce traffic. In other words, traffic always disappears.
- Bike lanes reduce traffic. A completely unrelated fact is that many bicycles are blue.
- Bike lanes reduce traffic. A more complicated fact is that some streets are too narrow to add them safely.
Cevabı göster
Bike lanes reduce traffic. A more complicated fact is that some streets are too narrow to add them safely.
raising and processing animals: eş görevli gerund öznesi
raising and processing animals, and ile iki -ing etkinlik öbeğini birbirine bağlar. Bu öbekler birlikte is a full-time job bölümünün öznesidir; dolayısıyla cümle, belirli kişilerin o anda yaptıklarını söylemek yerine bir etkinliğin adını verir. Tekil is fiili, raising ve processing eylemlerini birbirine bağlı tek bir çalışma alanı olarak sunar. Bu bağlamda raising animals, hayvanları yetiştirmek ve onlara bakmak; processing animals ise yetiştiricilikten sonra yiyecek veya başka ürünler üretmek için hayvanları işlemek anlamına gelir.
Alıştırma
İki etkinliği birleşik tek bir sorumluluk olarak gösteren be fiilinin geniş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: Planning and running the school fair ____ a big job.
Cevabı göster
is
most of whom are small-scale farmers in the developing world. Notlar
3:00bunlar çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerdeki küçük ölçekli çiftçilerdir.
most of whom: bir insan grubunun çoğunluğu hakkında bilgi eklemek
Most of whom, daha önce sözü edilen kişiler hakkında açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır; burada bu kişiler 1 milyardan fazla insandır. Most herkes değil çoğunluk anlamına gelir, whom ise bu insanlara gönderme yapar. Nicelik ifadesi + of whom + cümlecik kalıbı, resmî yazıda yeni bir cümle başlatmadan bir grubun bir kısmı hakkında bilgi eklemeyi sağlar. Whom, of edatından sonra gelir; most of whom ifadesinin tamamı ise are fiilinin öznesi görevindedir.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The summer program has forty students, _____ are under twelve.
- most of them
- most of which
- most of whom
Cevabı göster
most of whom
the developing world: geniş ve geleneksel bir etiket
Bu cümlede the developing world, gelir veya sanayi gelişmişliği daha düşük kabul edilen ülkeler ve bölgeler için kullanılan geniş bir toplu etikettir. Birçok küçük ölçekli çiftçinin nerede yaşadığını genel olarak belirtir, ancak kesin ve değişmez bir yer grubunu adlandırmaz. Bu terim eski haberlerde, politika belgelerinde ve eğitim materyallerinde yaygındır. Onu geniş bir gruplandırma olarak anlamak yararlıdır; ancak bu gruba dâhil edilen yerlerin ekonomileri, kültürleri ve yaşam koşulları büyük farklılıklar gösterir.
Alıştırma
Değerlendirme: Yeni bir rapor yalnızca Kenya, Uganda ve Tanzanya'dan veriler içeriyor. Şu cümle en açık seçim midir? "Internet access is rising in the developing world."
- Evet; geniş etiket ülkelerin adını vermekten daha kesindir.
- Hayır; verilerin kapsadığı yerler bunlar olduğu için üç ülkenin adı verilmelidir.
Cevabı göster
Hayır; verilerin kapsadığı yerler bunlar olduğu için üç ülkenin adı verilmelidir.
While some may be able to move to producing milk or eggs or even growing vegetable crops, Kalıp ifadeler
3:03Bazıları süt ya da yumurta üretimine, hatta sebze yetiştirmeye yönelebilse de
move to producing: yeni bir faaliyete geçmek
Bu cümlede move to producing, “mevcut iş türünden üretim faaliyetine geçmek” anlamına gelir. Move fiziksel bir taşınmayı değil, bir geçişi anlatır. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından gelen faaliyet -ing biçimiyle ifade edilir: move to + ulaç. Bu kalıp iş, yöntem veya plan değişikliklerini anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “yeni bir faaliyete geçmek” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: The bakery plans to ____ gluten-free bread next year.
Cevabı göster
move to producing
many would be faced with their way of life becoming obsolete. Notlar
3:08birçoğu geçim biçimlerinin geçerliliğini yitirmesiyle karşı karşıya kalırdı.
be faced with: bir güçlükle uğraşmak zorunda olmak
Be faced with, bir güçlük, seçim veya gerçekle “uğraşmak zorunda olduğunuz bir durumda bulunmak” anlamına gelir. Cümlede bir yaşam biçiminin kaybolma veya geçerliliğini yitirme olasılığı, birçok kişinin karşılaşacağı ciddi bir gerçeklik olarak sunulur. Yapı be + faced + with + isim öbeği veya -ing biçimidir. Edilgen görünmesine rağmen genellikle adı belirtilen bir failin yaptığı eylemi değil, öznenin içinde bulunduğu durumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “uğraşmak zorunda olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The committee is ____ a difficult decision.
Cevabı göster
faced with
“way of life”: yerleşmiş bir yaşam biçimi
Way of life, bir kişinin veya grubun işi, günlük alışkanlıkları, gelenekleri ve geçimini sağlama yolları dâhil olmak üzere yerleşmiş yaşam düzeninin tamamını anlatır. Tek bir işten veya alışkanlıktan daha geniş bir anlam taşır. İyelik bildiren their, bu yaşam düzeninin kime ait olduğunu gösterir. Burada ifade, değişimin yalnızca insanların işini değil, o işin çevresinde oluşmuş gelenekleri ve günlük düzeni de tehdit ettiğini anlatır. Gerçek anlamda bir yol veya patika değildir.
Alıştırma
Cümleyi “bir topluluğun genel yaşam düzeni” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: “For the island community, fishing is more than a job; it is a ____.”
Cevabı göster
way of life
“becoming obsolete”: giderek işlevini yitirmek
Becoming obsolete, yeni ihtiyaçlar, araçlar veya sistemler bir şeyin yerini aldığı için onun artık kullanışlı ya da uygun olmamaya başlaması demektir. Becoming, ani olmak zorunda olmayan bir değişim sürecini gösterir. Bu cümlede, yerleşmiş yaşam biçimini uygulamada sürdürmek giderek zorlaşabilir. Obsolete, bunun çoktan ortadan kaybolduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede becoming obsolete, başka bir şey onun yerini aldığı için pratik işlevini giderek kaybetmek anlamında kullanılmıştır?
- As phones take over all its functions, this old device is becoming obsolete.
- The device vanished yesterday, so it is becoming obsolete.
- Because the device is brand-new, it is becoming obsolete.
Cevabı göster
As phones take over all its functions, this old device is becoming obsolete.
any increase in vegetarianism is likely to be a gradual process Dilbilgisi
3:12vejetaryenliğin yaygınlaşması büyük olasılıkla kademeli bir süreç olacaktır;
Temkinli bir tahmin için is likely to be
is likely to be içinde, be likely to + fiilin yalın hâli, şu anda bilinenlere dayanarak gerçekleşme olasılığı yüksek bir tahmin ifade eder. Buradaki yalın fiil be olduğundan, ifade bu artışın muhtemelen nasıl bir süreç olacağını tahmin eder. Bu, temkinli bir tahmindir; garanti değildir. Yazar, kademeli bir süreci gerçekçi beklenti olarak sunar ama bunun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.
Alıştırma
Temkinli bir tahmin oluşturan ifadeyi seçin: Given the dark clouds, it ____ rain this afternoon.
- cannot
- is likely to
- will definitely
Cevabı göster
is likely to
Bir seçeneği diğerine tercih etmek için rather than
Rather than iki seçeneği doğrudan karşılaştırır. Bu cümlede kademeli bir süreç gerçekçi tanım olarak sunulur, ani bir kesinti ise reddedilir. Burada ifade ‘ve ... değil’ veya ‘... yerine’ anlamına gelir; bir olayın daha sonra gerçekleştiğini göstermez. İki tarafta paralel isim öbekleri bulunur: a gradual process ve a sudden cut-off.
Alıştırma
İlk seçeneğin seçildiğini, ikincisinin seçilmediğini gösteren bağlayıcıyı seçin: Lena borrowed the book ____ buying it.
- after
- before
- rather than
Cevabı göster
rather than
isim olarak a sudden cut-off
Bu cümlede “a sudden cut-off”, ani ve tamamen sona erme anlamına gelen bir isim öbeğidir. Tüketimin bir anda bitmesini anlatır; bir şeyin fiziksel olarak kesilmesini değil. “a” tanımlığı ve “sudden” sıfatı, “cut-off” ifadesinin bir olayı adlandırdığını gösterir. Bu isim ayrıca bir hizmetin, tedarikin, ödemenin veya erişimin aniden sona ermesini de anlatabilir.
Alıştırma
“The provider reduced deliveries gradually rather than imposing a sudden cut-off.” cümlesinde “a sudden cut-off” ne anlama gelir?
- Bir pakette fiziksel bir kesik açılması
- Teslimatların aniden sona ermesi
- Teslimatların yavaşça azalması
Cevabı göster
Teslimatların aniden sona ermesi
the trends are actually in the opposite direction. Kalıp ifadeler
3:19eğilimler aslında tam ters yönde ilerliyor.
tersine dönen bir eğilim için in the opposite direction
“In the opposite direction”, eğilimin beklenene veya daha önce anlatılana göre ters yönde ilerlediği anlamına gelir. Burada “direction” mecazidir: bir şeyin nereye gittiğini değil, bir örüntünün nasıl değiştiğini anlatır. Bu ifade bir referans noktası gerektirir. Beklenen eğilim yukarı doğruysa in the opposite direction hareket aşağı yönlüdür; beklenti daha az tüketimse karşıt yön daha fazla tüketime gider.
Alıştırma
Tam bir tersine dönüşü gösteren ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: “We expected demand to rise, but the figures moved ____.”
Cevabı göster
in the opposite direction
which effectively cancels out the declines we see in other countries. Öbek fiiller
3:27bu da diğer ülkelerde gördüğümüz düşüşleri fiilen dengeliyor.
cancels out: karşıt bir etkiyi nötrleştirmek
Bu cümlede cancels out, “etkisini nötrleştirir” anlamına gelir. Tüketimdeki artış bir yönde, başka yerlerdeki düşüşler ise ters yönde etki eder; böylece toplam düşüş küçülür veya ortadan kalkar. İki miktar, değişim, kuvvet ya da etki birbirine karşı çalıştığında cancel out kullanılır. Tam bir dengeyi anlatabilir veya effectively gibi bir bağlamla, dengeye yeterince yaklaşan bir sonucu ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi, cancel sözcüğüne “birbirini nötrleştirmek” anlamını veren parçacığı ekleyerek tamamlayın: The $50 discount and the $50 service fee ____, so the total price does not change.
Cevabı göster
cancel out
So, we actually tried to go vegetarian for 21 days straight as an experiment in our new AsapTHOUGHT episode. Notlar
3:31Biz de yeni AsapTHOUGHT bölümümüzde bir deney olarak 21 gün boyunca aralıksız vejetaryen beslenmeyi denedik.
go vegetarian ve değişim bildiren go + sıfat kalıbı
Burada go vegetarian, “vejetaryen beslenmeye başlamak” anlamına gelir. Go bir yere hareket etmeyi anlatmaz; bir durumdan ya da alışkanlıktan başka birine geçişi belirtir. Go + sıfat kalıbı, go silent, go digital veya go dark örneklerinde olduğu gibi yeni bir duruma girmeyi anlatabilir. Bazı birleşimler yerleşik ve doğaldır; bu nedenle her sıfat go sonrasında kullanılamaz.
Alıştırma
“Vejetaryen beslenmeye başlamak” anlamındaki go + sıfat ifadesiyle cümleyi tamamlayın: For a one-month food experiment, Mia decided to ____.
Cevabı göster
go vegetarian
21 days straight: kesintisiz bir süre
Burada straight, bir zaman süresinden sonra gelir ve “ara vermeden, kesintisiz olarak” anlamına gelir. Deney art arda yirmi bir gün sürdüğü için straight, vejetaryen planın bu sürenin tamamında uygulandığını vurgular. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp for + süre + straight şeklindedir: for two hours straight, for five nights straight. Bu kullanım yönü değil, kesintisiz bir zaman dilimini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ve “ara vermeden” anlamına gelen kelimeyle tamamlayın: Lena read for three hours ____.
Cevabı göster
straight
Check out the video if you want to see how it went, Kelime
3:37Nasıl geçtiğini görmek istiyorsanız videoya göz atın;
how it went: süreç ve sonuç
how it went ifadesindeki go, bir yere gitmek değil, “olmak, gelişmek veya sonuçlanmak” anlamındadır. Bu yan cümle, süreci ve sonucu da kapsayarak bir deneyimin nasıl geçtiğini anlatır. Buradaki it, yirmi bir günlük deneyi ifade eder. How it went, see fiilinden sonra dolaylı bir bilgi yan cümlesi oluşturur: see how it went. Tamamlanmış bir olaydan söz ederken bu yeniden kullanılabilir ifade hear, know, tell me veya wonder gibi sözcük ve ifadelerden sonra da gelebilir.
Alıştırma
Hangi seçenek bu büyük cümleyi doğal biçimde tamamlar ve “tamamlanmış deneyimin nasıl geçtiği” anlamına gelir? After Maya's driving test, we called to find out ____.
- how did it go
- where it went
- how it went
Cevabı göster
how it went
and how we felt about it both mentally and physically. Dilbilgisi
3:41ve hem zihinsel hem de fiziksel olarak kendimizi nasıl hissettiğimizi görebilirsiniz.
both mentally and physically: both A and B yapısı
both A and B eşli yapısı iki ögeyi bağlar ve ikisinin de kapsandığını söyler. Burada mentally ve physically, nasıl hissettiğimizi birlikte açıklar; dolayısıyla cümle zihinsel ve fiziksel durumumuza eşit ağırlık verir. A ve B konumlarındaki sözcükler aynı dil bilgisel biçimde olmalıdır. Bu cümlede mentally ve physically, -ly ile biten paralel zarflardır; böylece iki yön açık ve dengeli biçimde sunulur.
Alıştırma
Paralel iki zarfı da kapsayan eşli sözcüklerle cümleyi tamamlayın: The long hike challenged us ____ mentally ____ physically.
Cevabı göster
both · and
And subscribe for more weekly science videos.
3:44Her hafta yayımlanan yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.