SİYASET TEORİSİ - Niccolò Machiavelli: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
1.090 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Machiavelli, siyasi etkinliğin Hristiyan iyiliğiyle çatışabileceğini savunur. Savonarola ve Cesare Borgia bu ikilemi gösterir; sonra ahlaki seçimlere uzanır. İngilizce noktaları: 1. err on the side of — Deyimler ve mecazlı ifadeler: belirsizlikte bir tarafa yönelmeyi, burada sevgi yerine korkuyu seçmek olarak anlamak. 2. virtù — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: stratejik ve bazen acımasız siyasi yetiyi sıradan ahlaki virtue kavramından ayırmak. 3. what we evasively called difficult decisions, by which we really mean ethical trade-offs. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: difficult decisions örtmecesinin daha açık ethical trade-offs terimiyle değiştirilmesini görmek.

Bu derste

We're often appalled by how sly and dishonest many politicians are, Kalıp ifadeler

0:04

Birçok politikacının ne kadar sinsi ve dürüstlükten uzak olduğuna sık sık dehşete düşeriz,

Kalıp ifadeler

appalled by: güçlü şok ve kınama

Bu cümlede appalled by, birinin davranışı yüzünden derinden sarsılmak ve büyük rahatsızlık duymak anlamına gelir. Genellikle tiksinti veya ahlaki kınama içeren güçlü bir olumsuz yargı taşır; yalnızca surprised by demekten çok daha güçlüdür. Kalıp be appalled by + tepkiye yol açan kişi, eylem veya olgudur. Burada tepkinin nedeni siyasetçilerin kurnazlığı ve dürüst olmamasıdır.

Alıştırma

Dersin ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The parents felt deeply shocked and morally outraged. They were ____ the school's decision to hide the incident.

Cevabı göster

appalled by

but we shouldn't be.

0:08

ama düşmemeliyiz.

In moods like this,

0:09

Böyle ruh hallerindeyken,

we need to remember and read the works of Niccolò Machiavelli,

0:11

Niccolò Machiavelli'nin eserlerini hatırlamaya ve okumaya ihtiyacımız var,

a late 15th century political adviser and political theorist

0:14

15. yüzyılın sonlarında yaşamış bu siyasi danışman ve siyaset kuramcısı,

who argued that we shouldn't think that politicians are immoral

0:18

politikacıların ahlaksız olduklarını

and simply bad for lying and dissembling and maneuvering. Kelime

0:21

ve sadece yalan söyledikleri, ikiyüzlülük yaptıkları ve manevralar çevirdikleri için kötü olduklarını düşünmememiz gerektiğini savunmuştur.

Kelime

lying and dissembling and maneuvering: üç farklı siyasi taktik

Bu ifadede konuşan kişi birbiriyle bağlantılı üç eylemi peş peşe sıralar. Lying, yanlış olduğu bilinen bir şeyi söylemektir; dissembling, yanıltıcı söz veya davranışlarla gerçek niyetleri gizlemektir; maneuvering ise avantaj kazanmak için stratejik davranmaktır. and sözcüğünün tekrarı listeyi birikimli ve ısrarlı gösterir. Bu sözcükler birlikte, siyasi davranışın basitçe yalan söylemekten daha karmaşık olduğunu; yanlış ifadeler, gizleme ve taktik konumlanma içerebildiğini gösterir. Burada maneuvering mecazidir ve fiziksel hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu duruma en uygun sözcük hangisidir? Bir sözcü, açıkça yanlış bir ifade kullanmadan yanıltıcı yanıtlarla kuruluşun gerçek planını dikkatle gizliyor.

  1. maneuvering
  2. lying
  3. dissembling
Cevabı göster

dissembling

A good politician,

0:25

İyi bir politikacı,

in Machiavelli's remarkable view,

0:27

Machiavelli'nin dikkat çekici görüşüne göre,

isn't one who's friendly and honest and kind.

0:29

dost canlısı, dürüst ve kibar biri değildir.

It's someone,

0:32

O, zaman zaman

however occasionally dark and underhand they might be, Dilbilgisi

0:33

ne kadar karanlık ve gizli kapaklı işler yapsa da,

who knows how to defend, enrich,

0:36

devleti nasıl savunacağını, zenginleştireceğini

and bring honor to the state, Kalıp ifadeler

0:38

ve ona nasıl onur kazandıracağını bilen biridir;

which is also an extremely important goal.

0:40

ki bu da son derece önemli bir hedeftir.

Dilbilgisi

however + sıfat + özne + might be

however + sıfat + özne + might be yapısında however, “ne kadar ... olursa olsun” anlamına gelir; “ancak” veya “bununla birlikte” anlamında değildir. Yan cümle, bir niteliğin çok yüksek derecede bile doğru olabileceğini kabul eder. Burada however occasionally dark and underhand they might be, olası kusurları kabul ettikten sonra ana cümlede kişiyi yine yapabildikleriyle tanımlar. They tekildir ve kim olduğu belirtilmeyen someone sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi however + difficult + the book + might be ile tamamlayın: “____, I will finish it tonight.”

Cevabı göster

However difficult the book might be

Kalıp ifadeler

bring honor to the state: devlete onur kazandırmak

Bring honor to + bir kişi, grup, kurum veya yer, bir başarı ya da iyi davranış sayesinde başkalarının o kişiye veya gruba saygı ve hayranlık duymasını sağlamak demektir. Bu ifadede honor isimdir. Cümlede bring honor to the state, defend ve enrich ile paralel yapıdadır. Kişiden beklenen sonuçlardan birini, yani devletin saygı görmesini sağlamayı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bring honor to ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: “Her fair-play award ____ her whole team.”

Cevabı göster

brought honor to

Being nice may well be a virtue in general, Dilbilgisi

0:44

İyi biri olmak genel anlamda bir erdem olabilir,

Dilbilgisi

may well be: güçlü bir olasılığı kabul etmek

may well be yapısında well, may’in ifade ettiği olasılığı güçlendirir. Bu ifade, bir şeyin oldukça olası olduğu veya doğru olduğunun makul biçimde kabul edilebileceği anlamına gelir; well burada “iyi bir şekilde” demek değildir. Bu cümlede konuşan kişi, bir karşıtlık sunmadan önce nazik olmanın muhtemelen bir erdem olduğunu kabul eder. may well be X, but Y kalıbı dikkatli bir tartışmada kullanışlıdır: X’i kabul eder ama X’i nihai sonuç yapmaz.

Alıştırma

“The plan may well be expensive, but it could save money later.” cümlesinde may well be ne anlatır?

  1. Konuşan kişi, planın kesinlikle pahalı olduğunu söylüyor.
  2. Konuşan kişi, planın pahalı olmasının oldukça muhtemel olduğunu kabul ediyor.
  3. Konuşan kişi, planın iyi bir şekilde pahalı olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, planın pahalı olmasının oldukça muhtemel olduğunu kabul ediyor.

but what citizens most need from their rulers is effectiveness, Dilbilgisi

0:46

ancak vatandaşların yöneticilerinden en çok ihtiyaç duyduğu şey etkililiktir,

Dilbilgisi

What ... need ... is ...: gerçek ihtiyaca odaklanmak

what citizens most need from their rulers yan cümlesinin tamamı öznedir. Burada what bir soru sözcüğü değil, “... olan şey” anlamındadır. is fiili, cevap veya odak olarak effectiveness sözcüğünü sunar. What + özne + need/value/want + is + odak kalıbı, önce cevabı açık bırakılmış bir ihtiyaç veya konuyu ortaya koyup sonra temel cevabı açıklamanızı sağlar. Burada most, need ile bağlantılıdır ve vatandaşların en yüksek öncelikli ihtiyacını belirtir.

Alıştırma

“Ekibin en büyük ihtiyacı net bir yöndür” anlamındaki odaklama yapısını tamamlayın: ____ the team needs most ____ clear direction.

Cevabı göster

What · is

which may well call upon some darker arts. Notlar

0:50

ve bu da oldukça karanlık bazı sanatlara başvurmayı gerektirebilir.

Öbek fiiller

call upon: gerektirmek veya yararlanmak

Burada call upon, bir şeyi kullanmayı gerektirmek ya da ondan yararlanmak anlamına gelir. Nesnesi bir yöntemler bütünü olan some darker arts ifadesidir; dolayısıyla cümlecik, istenen etkiyi elde etmenin bu yöntemleri gerektirebileceğini söyler. Yeniden kullanılabilecek kalıp call upon + kaynak, yetenek veya yöntem şeklindedir. Bu kalıpta ifade, birine seslenmek ya da onu ziyaret etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Altyazıda call upon ne anlama geliyor?

  1. Birine sosyal bir ziyarette bulunabilir.
  2. Belirli yöntemlerin kullanılmasını gerektirebilir.
  3. Bir sanatçının dikkatini çekmek için bağırabilir.
Cevabı göster

Belirli yöntemlerin kullanılmasını gerektirebilir.

Deyimler

darker arts: kuşkulu yöntemler

Burada darker arts; gizli, yönlendirici, hatta acımasız yöntemler için kullanılan bir mecazdır. Darker ahlaki bir yargı taşır: yöntemler gerçekten daha az aydınlık değil, daha az onurludur. Arts burada resim ya da diğer güzel sanatlar anlamında değil, uygulanarak öğrenilmiş beceri veya teknikler şeklindeki eski anlamıyla kullanılır. Sözcükler birlikte, etik açıdan sorunlu taktiklere dolaylı ve tekinsiz bir şekilde gönderme yapar.

Alıştırma

Bu siyasi bağlamda darker arts neyi ima ediyor?

  1. Çok az ışık kullanılan tablolar
  2. Gizli, yönlendirici veya ahlaken kuşkulu yöntemler
  3. Eğlence olarak sunulan büyü dersleri
Cevabı göster

Gizli, yönlendirici veya ahlaken kuşkulu yöntemler

Once we understand this basic requirement, Dilbilgisi

0:54

Bu temel gereksinimi anladığımızda,

we stand to be less disappointed and clearer Dilbilgisi

0:56

politikacılarımızdan ne istediğimiz konusunda

about what we want from our politicians.

0:58

daha az hayal kırıklığına uğrar ve daha net oluruz.

Dilbilgisi

Once we understand: sonuçtan önce gelen koşul

Buradaki İngilizce once, belirtilen koşul gerçekleştiğinde veya gerçekleşir gerçekleşmez anlamına gelen bir bağlaçtır. Once we understand, temel gerekliliği anlamayı ana cümledeki sonucun bundan sonra ortaya çıkabileceği nokta olarak gösterir. once + yan cümle yapısı önce bir koşulu veya aşamayı, ardından bunun sonucunu düzenler. Burada once, “bir kez” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede Once we understand ne anlama geliyor?

  1. Gerekliliği anladığımızda veya anlar anlamaz
  2. Onu başka biriyle aynı anda anladık
  3. Onu yalnızca bir kez anlarız
Cevabı göster

Gerekliliği anladığımızda veya anlar anlamaz

Dilbilgisi

stand to be: beklenen olası bir sonuç

Stand to + fiilin yalın hâli, “belirli bir sonucu yaşama olasılığı yüksek olmak” veya “böyle bir sonucu yaşayabilecek durumda olmak” anlamına gelir. stand to be less disappointed ifadesinde be fiilin yalın hâlidir, less disappointed ise beklenen sonuçtur. Bu ifade, çoğu zaman bir yarar ya da riskle ilgili gerçekçi bir olasılık sunar. Fiziksel olarak ayakta durmakla ilgili değildir ve “yapmaya istekli olmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi stand to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: With the new schedule, commuters ____ save time.

Cevabı göster

stand to

Niccolò Machiavelli was born in Florence in 1469.

1:01

Niccolò Machiavelli 1469'da Floransa'da doğdu.

His father was a lawyer,

1:04

Babası bir avukattı,

and so Machiavelli received an extensive formal education Kalıp ifadeler

1:06

bu sayede Machiavelli kapsamlı bir örgün eğitim aldı

and got his first job as a secretary for the city of Florence.

1:09

ve ilk işini Floransa şehrinin sekreteri olarak buldu.

Kalıp ifadeler

received an extensive formal education: eğitim geçmişini anlatmak

Bu cümlede received an extensive formal education, Machiavelli’nin düzenli bir sistem içinde geniş kapsamlı ve sağlam bir eğitim aldığı anlamına gelir. Buradaki receive, fiziksel bir nesneyi teslim almak değil, eğitimi “almak veya edinmek” demektir. receive + an education yapısı, bir kişinin eğitim geçmişini anlatmanın doğal ve oldukça resmî bir yoludur. Extensive eğitimin kapsamlı veya derin olduğunu, formal ise yalnızca kendi kendine öğrenme ya da günlük deneyim değil, yapılandırılmış eğitim olduğunu belirtir.

Alıştırma

“Geniş kapsamlı ve yapılandırılmış bir eğitim aldı” anlamındaki hedef eşdizimle cümleyi tamamlayın: Before entering public service, Lena ____.

Cevabı göster

received an extensive formal education

But soon after his appointment,

1:12

Ancak atanmasından kısa bir süre sonra,

Florence exploded politically and expelled the Medici family, Notlar

1:14

Floransa siyasi olarak patlak verdi ve 60 yıldır şehri yöneten

who'd ruled it for 60 years,

1:17

Medici ailesini kovdu,

and suffered decades of political instability and turmoil.

1:19

ardından onlarca yıl süren siyasi istikrarsızlık ve çalkantılar yaşandı.

Deyimler

Florence exploded politically: siyasi bir mecaz

Florence exploded politically canlı bir mecazdır. Florence şehrin siyasi yaşamını temsil eder; exploded ise çatışma ve değişimin aniden ve yoğun biçimde ortaya çıktığını anlatır. Fiziksel bir patlama söz konusu değildir. Politically zarfı, “patlayan” alanın siyaset olduğunu belirtir. Bu yapı, tarih anlatısında hızlı ve kaotik bir dönüşümü güçlü bir görüntüye sıkıştırır; ardından gelen olaylar da genellikle somut ayrıntıları verir.

Alıştırma

“After the disputed vote, the capital exploded politically,” cümlesinde exploded politically ne anlama gelir?

  1. Fiziksel bir patlama başkente zarar verdi.
  2. Siyasi sistem sakin ve değişmeden kaldı.
  3. Siyasi durum aniden yoğun ve kaotik hâle geldi.
Cevabı göster

Siyasi durum aniden yoğun ve kaotik hâle geldi.

Kültür

Yönetici hanedan anlamındaki the Medici family

Bu cümlede the Medici family, Floransa'yı yaklaşık altmış yıl yönetmiş güçlü hanedan olan Medici ailesini ifade eder. Onları sürgün etmek, sıradan bir aileden evini terk etmesini istemek değil, iktidardaki siyasi bir soyu Floransa'dan uzaklaştırmak demektir. Buradaki family sözcüğü, Medici akrabalarını nesiller boyu varlığını sürdüren siyasi bir hane olarak birlikte adlandırır. Bu arka plan, onların uzaklaştırılmasının yönetimi neden değiştirebileceğini ve Machiavelli'nin kariyerini neden etkileyebileceğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede the Medici family neyi ifade eder?

  1. Floransa'nın bütün vatandaşları
  2. Floransa'yı yöneten güçlü bir aile veya hanedan
  3. Siyasi rolü olmayan sıradan bir hane
Cevabı göster

Floransa'yı yöneten güçlü bir aile veya hanedan

As a consequence, Anlatım akışı

1:22

Bunun bir sonucu olarak,

Machiavelli experienced a series of career reversals. Kalıp ifadeler

1:23

Machiavelli kariyerinde bir dizi gerileme yaşadı.

Anlatım akışı

Sonuç bildiren As a consequence

As a consequence, sonraki yan cümleyi hemen önce verilen bilginin sonucu olarak gösteren bir cümle bağlama ifadesidir. Burada Machiavelli'nin kariyerindeki tersliklerin Floransa'daki siyasi çalkantıdan kaynaklandığını okuyucuya anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: önce neden belirtilir, ardından As a consequence, bu nedenin sonucunu tanıtır. Cümlenin başında kullanıldığında arkasından normalde virgül gelir ve neden-sonuç ilişkisini açık hâle getirir.

Alıştırma

Bu neden-sonuç ilişkisini en iyi hangi bağlaç tamamlar? The storm damaged the bridge. ___, buses had to take a longer route.

  1. For example
  2. As a consequence
  3. In contrast
Cevabı göster

As a consequence

Kalıp ifadeler

a series of career reversals: kariyerde bir dizi tersine dönüş

Reversal ismi, yönün tersine dönmesini ifade eder. Bu nedenle a career reversal; statü, etki veya görev kaybı gibi, bir kişinin mesleki konumunu ya da geleceğe yönelik beklentilerini kötüleştiren önemli bir değişimdir. A series of, bu tür birkaç dönüşün art arda gerçekleştiğini gösterir. Bu cümlede ifade, Machiavelli'nin kariyerini başarıdan tekrar tekrar uzaklaşan bir süreç olarak sunar; yalnızca sıradan iş değişikliklerini veya küçük sorunları sıralamaz.

Alıştırma

Cümleyi, çalışma hayatında kötüye doğru birkaç büyük dönüş anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: For Marcus, losing his title, his team, and his office marked ____.

Cevabı göster

a series of career reversals

Over just a few decades,

1:26

Sadece birkaç on yıl içinde,

he went from being an important diplomat to a semi-successful general, Dilbilgisi

1:28

önemli bir diplomattan yarı başarılı bir generale,

to an enemy of the state, Kelime

1:31

ardından devlet düşmanına dönüştü,

tortured and then exiled when the Medici returned to power.

1:33

Medici'ler iktidara döndüğünde işkence gördü ve ardından sürgüne gönderildi.

Dilbilgisi

went from being A to B, to C: A'dan B'ye, ardından C'ye geçmek

Go from A to B yapısı, iki durum veya rol arasındaki değişimi anlatır. Başka bir to grubu eklemek aynı değişim yolunu uzatır: from A to B, to C. Burada üç isim grubu art arda gelen kimlikleri — diplomat, general ve devlet düşmanı — gösterir; sıralama da statüdeki keskin düşüşü ortaya koyar. İlk aşama bir rol olduğu için from sözcüğünden sonra being gelir. Sonraki her isim grubundan önce being sözcüğünü tekrarlamak gerekmez: to a general ve to an enemy sonraki durumlar olarak anlaşılır. İkinci to, varış noktalarının listesini sürdürür; mastar işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi go from A to B, to C yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In six years, Lena ____ being an intern, to a department manager, ____ the company's chief executive.

Cevabı göster

went from · to

Kelime

enemy of the state: devlet düşmanı

Bu cümlede enemy of the state, kurumsal nitelikte siyasi bir etikettir. Yetkililerin Machiavelli'yi yalnızca hoşlanmadıkları biri olarak değil, devlet için ciddi bir tehdit, hain veya devlet karşıtı biri olarak gördüklerini anlatır. Bu ifade çoğu zaman nesnel bir gerçekten çok hükümetin yargısını yansıtır. Tarih veya siyaset metinlerinde bu ifadeyle karşılaştığınızda etiketi kimin kullandığına ve bu etiketin o kişiye karşı nasıl bir güç sağladığına dikkat edin.

Alıştırma

Tarihsel bir metinde bir rejimin birine enemy of the state demesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yetkililer kişiyi resmen bir tehdit veya hain olarak görür.
  2. Kişi sadece farklı bir politikayı tercih eder.
  3. Kişi bir devlet çalışanıyla özel bir tartışma yaşar.
Cevabı göster

Yetkililer kişiyi resmen bir tehdit veya hain olarak görür.

Although Machiavelli was rather a failed politician, Dilbilgisi

1:36

Machiavelli daha ziyade başarısız bir politikacı olsa da,

he can be remembered as a truly great man Kalıp ifadeler

1:39

yazdığı iki eser sayesinde,

because of two works he wrote,

1:41

gerçekten büyük bir adam olarak hatırlanabilir:

Dilbilgisi

Machiavelli siyasetçi olarak oldukça başarısız olsa da

Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: Önce genel olarak olumsuz bir değerlendirme bekletebilecek bir gerçeği kabul eder. Ardından ana cümle, daha önemli ve beklentinin tersindeki sonucu verir; yani yazdıkları onun hatırlanmaya değer olmasını sağlar. Burada rather, 'oldukça' veya 'epeyce' anlamına gelir ve failed sözcüğünü güçlendirir. Tercih bildirmez. Although A, B kalıbı, A'yı kabul edip okuyucunun dikkatini B'ye yöneltmek istediğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Önce bir gerçeği kabul edip ardından ona karşıt ana düşünceyi veren, Although sözcüğünün doğru kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. Although the difficult task, Maya finished it on time.
  2. Although the task was difficult, Maya finished it on time.
  3. Although the task was difficult, but Maya finished it on time.
Cevabı göster

Although the task was difficult, Maya finished it on time.

Kalıp ifadeler

Can be remembered as: kalıcı bir itibarı anlatmak

Edilgen be remembered as + isim öbeği yapısı, sonraki kuşakların bir kişiyle ilişkilendirdiği kimliği, rolü veya niteliği anlatır. Burada a truly great man, Machiavelli’ye atfedilen kalıcı değerlendirmedir. Can, iddiayı kesin olmaktan çıkarıp temkinli hâle getirir: Siyasi kariyeri başarısız olsa da iki eseri onu bu şekilde değerlendirmek için gerekçe sağlar. Burada gelecekte yapılacak bir işi hatırlamaktan değil, tarihsel itibardan söz edilir.

Alıştırma

Gelecekte yapılabilecek bir değerlendirmeyi ifade etmek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Although the mayor lost the election, because of her reforms she ____ a leader who changed the city.

Cevabı göster

can be remembered as

The Prince and The Discourses. Kültür

1:43

Prens ve Söylevler.

Kültür

The Prince ve The Discourses: iki kitap adı

The Prince (Prens) ve The Discourses (Livy Üzerine Söylevler), Niccolò Machiavelli’nin iki kitabının adıdır. The Prince, yöneticilerin iktidarı nasıl elde edip koruduğuna odaklanırken Discourses on Livy başlığının kısaltılmış biçimi olan The Discourses, Livy üzerine yorumlar aracılığıyla cumhuriyetleri, yasaları ve siyasi kurumları inceler. Bu temel bilgi, her iki eserin Machiavelli’nin önemine dair değerlendirmeyi neden desteklediğini anlamaya yeterlidir. Satırda iki kitap adı geçtiği için daha sonra “In them” içinde kullanılan çoğul them zamiri iki başlığa da gönderme yapar. Buradaki The Prince bir kitap adıdır; kimliği belirtilmeyen herhangi bir prens değildir.

Alıştırma

Okuyun: “The Prince and The Discourses. In them, Machiavelli explains his ideas.” “them” neye gönderme yapıyor?

  1. Machiavelli’nin siyasi başarısızlıkları
  2. İki siyasi lider
  3. Az önce adı geçen iki kitap
  4. The Prince içindeki iki bölüm
Cevabı göster

Az önce adı geçen iki kitap

In them,

1:46

Bu eserlerde,

he attends to a central problem of politics then as now, Notlar

1:46

o zaman da şimdi olduğu gibi siyasetin temel bir sorununa eğilir:

Öbek fiiller

attends to: bir soruna dikkat edip onu ele almak

Bu cümlede attends to, “odaklanarak dikkat eder” veya “ele alır” anlamındadır. İki eser, siyasetin temel bir sorununu inceler; ifade, yazarın bir etkinliğe katıldığını söylemez. Nesne to’dan sonra gelir: attend to + sorun, görev veya ihtiyaç. Tam eylem bağlama göre bir konuyu incelemek, bir görevle ilgilenmek ya da birinin ihtiyaçlarını karşılamak olabilir. Burada anlamı inceler veya ele alırdır; mutlaka çözer demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi attend fiilinin geniş zaman biçimi ve to ile tamamlayın: This report ____ the safety concerns raised by residents.

Cevabı göster

attends to

Kalıp ifadeler

then as now: geçmişte de şimdi de aynı

Then as now, “o geçmiş zamanda da tıpkı şimdiki gibi” anlamına gelen kısaltılmış bir karşılaştırmadır. Temel siyasi sorunun ele alınan tarihsel dönemde var olduğunu ve bugün de önemini koruduğunu belirtir. Burada as benzerlik bildirir: “o zaman doğru olduğu gibi şimdi de doğrudur.” “Çünkü” veya “-iken” anlamına gelmez. İfade, tarihsel yazılarda yargının tamamını tekrarlamadan iki dönemi birbirine bağlamayı sağlar.

Alıştırma

Tarihsel karşılaştırmayı “o zaman da tıpkı bugün olduğu gibi” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Honest reporting mattered ____.

Cevabı göster

then as now

that it's almost impossible to be both a good politician Dilbilgisi

1:50

aynı anda hem iyi bir politikacı

and a good person in the traditional Christian sense. Kültür

1:53

hem de geleneksel Hıristiyan anlamında iyi bir insan olmanın neredeyse imkansız olduğu gerçeğine.

Dilbilgisi

both a good politician and a good person: iki rolü birleştirmek

Bağlaşık yapı both A and B, birbirine paralel iki ögeyi bağlar ve ikisinin aynı anda geçerli olduğunu belirtir. Burada A ve B, a good politician ile a good person isim öbekleridir; bir kişinin bu iki rolü birlikte taşıması gerekir. Yapı almost impossible to be ifadesinden sonra geldiği için cümlede neredeyse imkânsız sayılan şey, rollerden biri değil, ikisinin bir araya gelmesidir. Ardından gelen in the traditional Christian sense ifadesi good person sözünün anlamını sınırlar.

Alıştırma

İki özelliğin de gerekli olduğunu göstermek için cümleyi both ... and ile tamamlayın: The team needs a leader who is ____ calm ____ decisive.

Cevabı göster

both · and

Kültür

the traditional Christian sense: 'a good person' için kullanılan ölçüt

in the traditional Christian sense ifadesi, burada a good person sözünü hangi ahlaki çerçevenin tanımladığını gösterir. Merhamet, barışçıllık, cömertlik ve hoşgörü gibi bilinen Hristiyan ideallerine işaret eder; yalnızca kişinin bir dine mensup olduğunu söylemez. Bu niteleme, savın kapsamını daraltır: öne sürülen çatışma, etkili siyaset ile bu belirli ahlaki ideal arasındadır. İfade, bütün Hristiyan geleneklerinin veya bütün Hristiyanların tek bir siyasi tutumu benimsediği iddiası olarak okunmamalıdır.

Alıştırma

'in the traditional Christian sense' ifadesi cümlede ne işe yarar?

  1. a good person sözünü anlamak için kullanılan ahlaki çerçeveyi belirler.
  2. Siyasi savın tarihsel tarihini verir.
  3. Bütün Hristiyanların siyasi çalışmayı reddettiğini iddia eder.
  4. Siyasetçinin resmî olarak bir kilisenin üyesi olduğunu söyler.
Cevabı göster

a good person sözünü anlamak için kullanılan ahlaki çerçeveyi belirler.

Machiavelli proposed that the overwhelming responsibility of a good prince

1:57

Machiavelli, iyi bir prensin en büyük sorumluluğunun

is to defend the state from external and internal threats Kalıp ifadeler

2:01

istikrarlı yönetime yönelik dış ve iç tehditlere karşı

to stable governance. Kelime

2:04

devleti savunmak olduğunu öne sürdü.

Kalıp ifadeler

devleti dış ve iç tehditlerden korumak

defend A from B yapısında A korunan kişi, yer veya sistemdir; B ise tehlikedir. Bu cümlede the state A, external and internal threats ise B’dir. External ve internal sözcüklerinin ikisi de threats sözcüğünü niteler: tehditler devletin dışından veya içinden gelebilir. Başka durumlara aktarılabilen yapı defend + korunan unsur + from + tehlike biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi defend A from B yapısını kullanarak tamamlayın: Strong passwords help ____ your accounts ____ hackers.

Cevabı göster

defend · from

Kelime

istikrarlı yönetişim

Governance, bir devletin veya kuruluşun yönlendirilip denetlendiği süreç ve sistemdir. Stable governance, bu sürecin düzenli, güvenilir ve sürdürülebilir olması anlamına gelir. Threats to stable governance ifadesinde stable, governance sözcüğünü niteler. İfade, yalnızca belirli bir yetkili grubuna yönelik tehlikeleri değil, devletin sürekli yönetilme biçimini bozabilecek tehlikeleri anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede governance, bir kuruluşu yönlendirme süreci ve bu sürecin niteliği anlamında kullanılmıştır?

  1. The government announced a new tax plan.
  2. The report recommends clearer rules to improve corporate governance.
Cevabı göster

The report recommends clearer rules to improve corporate governance.

This means he must know how to fight,

2:06

Bu, onun nasıl savaşılacağını bilmesi gerektiği anlamına gelir,

but more importantly,

2:08

ama daha da önemlisi,

he must know about reputation and the management of those around him.

2:09

itibar yönetimi ve etrafındakilerin idaresi hakkında bilgi sahibi olmalıdır.

People should neither think he is soft and easy to disobey, Dilbilgisi

2:13

İnsanlar onun yumuşak ve kolay itaatsizlik edilebilir biri olduğunu düşünmemeli,

nor should they find him so cruel that he disgusts his society. Dilbilgisi

2:17

ancak toplumda iğrençlik yaratacak kadar acımasız da bulmamalıdır.

Dilbilgisi

neither ... nor should they: iki olumsuz seçeneği dengeleme

Neither ... nor ... iki seçenek sunar ve ikisini de reddeder. Burada insanlar onu ne zayıf ne de aşırı zalim biri olarak görmelidir. Bu eşleşme, istenmeyen iki uç durumu dengeler. İkinci bölümde nor, kendi öznesi they olan tam bir yan cümle başlatır. Olumsuz nor cümlenin başına geldiğinde özne ile yardımcı fiilin yeri değişir; bu nedenle should, they'den önce gelir: nor should they find .... Normal özne-önce dizilişi kullanılmaz.

Alıştırma

İkinci tam yan cümleyi tamamlamak için nor, should ve it sözcüklerini doğru sıraya koyun: The policy should neither punish honest mistakes, ____ excuse repeated cheating.

Cevabı göster

nor should it

Dilbilgisi

so cruel that ...: sonuca yol açan derece

so + sıfat + that yan cümlesi kalıbı, aşırı bir dereceyi onun sonucuna bağlar. So, cruel sıfatının derecesini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle ise sonucu verir: zalimliği, toplumun ondan tiksinmesine yol açacak bir dereceye ulaşır. Buradaki that, cruel sözcüğünü tanımlayan veya betimleyen bir yan cümle değil, sonuç bildiren bir yan cümle başlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp so + sıfat veya zarf + that + sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Sonuç kalıbını tamamlamak için so ve that kullanın: The instructions were ____ confusing ____ everyone asked for help.

Cevabı göster

so · that

He should seem unapproachably strict,

2:21

O, ulaşılmaz derecede katı,

but reasonable.

2:23

fakat makul görünmelidir.

When Machiavelli turned to the question of whether it was better for a prince Dilbilgisi

2:24

Machiavelli, bir prens için sevilmenin mi

to be loved or feared,

2:27

yoksa korkulmanın mı daha iyi olduğu sorusuna döndüğünde,

Dilbilgisi

whether it was better for a prince to be loved or feared: dolaylı bir seçim

Whether ... or ... daha büyük bir cümlenin içinde iki seçenek sunan dolaylı bir seçim sorusu kurar. Soru başka bir yapının içine gömülü olduğu için yan cümle was it devriği yerine it was düz cümle sırasını korur. better for someone to do... yapısında for etkilenen kişiyi, to do ise değerlendirilen eylem veya durumu belirtir. Burada be loved ve aynı be yardımcı fiilini paylaşan feared, a prince için geçerli olan edilgen seçeneklerdir.

Alıştırma

Dolaylı seçim sorusunu doğru biçimde oluşturan tamamlamayı seçin: The coach considered ____.

  1. was it better for the team to rest or keep practicing
  2. whether it was better for the team to rest or keep practicing
  3. whether was it better for the team to rest or keep practicing
Cevabı göster

whether it was better for the team to rest or keep practicing

he wrote that while it would theoretically be wonderful for a leader

2:29

bir lider için teorik olarak

to be both loved and obeyed,

2:33

hem sevilmenin hem de itaat edilmenin harika olacağını,

a prince should always err on the side of inspiring terror, Deyimler

2:35

ancak bir prensin her zaman korku uyandırmaktan yana tercih yapması gerektiğini yazdı;

Deyimler

err on the side of: daha güvenli yöne yönelmek

Err on the side of, sonuç belirsizken karşı yönde hata yapmanın daha tehlikeli olduğu düşüncesiyle bilinçli olarak bir seçeneğe yönelmek demektir. İfade bu yönü daha güvenli bir geri dönüş seçeneği olarak görür; seçilen seçeneğin kesinlikle yanlış olduğunu söylemez. Kalıp err on the side of + isim veya -ing biçimidir. Bu cümlede inspiring terror, prensin tercih etmesi önerilen yönü belirten -ing öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi “belirsizlik durumunda daha güvenli yönü seçmek” anlamındaki deyimle tamamlayın: When the weather report is uncertain, organizers usually ____ caution.

Cevabı göster

err on the side of

for this is ultimately what keeps people in check. Deyimler

2:39

çünkü insanları nihai olarak kontrol altında tutan şey budur.

Deyimler

keeps people in check: davranışlarını sınırlar

Keep someone or something in check, bir kişiyi ya da şeyi sınırlamak veya kontrol altında tutmak; böylece onun denetimsiz davranmasını ya da güvenli sınırların ötesine büyümesini önlemek demektir. Kalıp keep + nesne + in check şeklindedir. Bu cümlede keeps people in check, insanların davranışlarını dizginlemesini sağlamak anlamındadır. In check, kontrol altında olma durumunu anlatır; bilgiyi kontrol etmek ya da bir yerde check in yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Strong laws keep powerful officials in check,” cümlesinde keep powerful officials in check ne anlama gelir?

  1. Yetkililerden onay için beklemelerini istemek.
  2. Yetkililerin belgelerini sık sık incelemek.
  3. Yetkililerin sınırsız biçimde hareket etmesini önlemek.
Cevabı göster

Yetkililerin sınırsız biçimde hareket etmesini önlemek.

Machiavelli's Christian contemporaries had suggested that princes should be merciful,

2:43

Machiavelli'nin Hıristiyan çağdaşları, prenslerin merhametli,

peaceful, generous, and tolerant.

2:47

barışçıl, cömert ve hoşgörülü olmaları gerektiğini öne sürmüşlerdi.

They thought that being a good politician was,

2:49

İyi bir politikacı olmanın,

in short, the same as being a good Christian.

2:51

kısacası, iyi bir Hıristiyan olmakla aynı şey olduğunu düşünüyorlardı.

But Machiavelli argues differently.

2:54

Fakat Machiavelli farklı bir sav öne sürer.

He asked his readers to dwell on the incompatibility Notlar

2:56

Okuyucularından, Hıristiyan etiği ile iyi yönetim arasındaki

between Christian ethics and good governance,

2:59

uyumsuzluk üzerinde durmalarını istedi

Öbek fiiller

dwell on: bir süre dikkatle düşünmek

Dwell on something, bir konu hakkında dikkati sürdürerek bir süre düşünmeye veya konuşmaya devam etmek demektir. Kalıp dwell on + konu şeklindedir. Dwell tek başına bir yerde yaşamak anlamına gelebilir, ancak dwell on burada farklı bir anlama sahiptir. Yazar, okurlarından bir bağdaşmazlığı dikkatle incelemelerini istiyor; dolayısıyla burada gereksiz kaygı değil, bilinçli bir düşünme söz konusudur.

Alıştırma

“Take a moment to dwell on the possible consequences of this decision,” cümlesinde dwell on ne anlama gelir?

  1. Ondan kısaca söz edip devam etmek.
  2. Tarif ettiği yerde yaşamak.
  3. Bir süre üzerinde dikkatle düşünmek.
Cevabı göster

Bir süre üzerinde dikkatle düşünmek.

Kalıp ifadeler

A ile B arasındaki bağdaşmazlık

Incompatibility adı, iki şeyin ciddi bir çatışma olmadan birlikte işleyememesi, var olamaması veya uygulanamaması anlamına gelir. Burada between, Christian ethics ve good governance olmak üzere iki tarafı tanıtır. the incompatibility between A and B kalıbı resmî analizlerde kullanışlıdır. A ve B’nin yalnızca farklı olduğunu söylemekten daha güçlüdür; ileri sürülen görüş içinde ikisini uzlaştırmanın zor veya imkânsız olduğunu belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi incompatibility ve onun gerektirdiği bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: “The report examines the ____ strict privacy rules and unrestricted data collection.”

Cevabı göster

incompatibility between

and particularly referred to the case of Girolamo Savonarola. Kalıp ifadeler

3:02

ve özellikle Girolamo Savonarola örneğine atıfta bulundu.

Kalıp ifadeler

referred to the case of: belirli bir örnek sunmak

referred to the case of ifadesinde referred to, “dikkati yöneltti” veya “değerlendirilmesi için sözünü etti” anlamına gelir. İfade, belirli bir kişiyi, olayı veya durumu daha genel bir görüşle bağlantılı örnek olarak tanıtır. Burada case, mutlaka hukuki bir dava değil, bir örnek olay veya örnek anlamındadır. Konuşmacı genel bir iddiadan somut kanıta ya da örneğe geçerken refer to the case of X kalıbı yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi doğru sırayla boşluğa yerleştirin: “To support her general claim, the lecturer ____ Curitiba.” referred / to / the case / of parçalarını kullanın.

Cevabı göster

referred to the case of

Savonarola was a Dominican friar, Kültür

3:06

Savonarola bir Dominiken rahibi,

a fervent, idealistic Christian

3:08

1494'te kısa süreliğine Floransa'nın yöneticisi konumuna gelmiş

Kültür

Dominican friar: Savonarola’nın dini kimliği

Dominican friar, Katolik dilenci tarikatlarından Dominiken Tarikatı’na bağlı bir tarikat mensubudur. Friar’lar yalnızca bir manastırın içindeki yaşamla tanımlanmaz; geleneksel olarak halk arasında vaaz verir ve başka dini hizmetler yürütürler. Burada bu unvan, Savonarola’yı yalnızca siyasi bir kişi olarak değil, dini bir reformcu olarak tanıtır. Floransa’yı yönetmeye ilişkin fikirlerinin neden Hristiyan vaazları ve dini ideallerle şekillendiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümledeki Dominican friar ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Katolik Dominiken dilenci tarikatının bir üyesi
  2. Bağlı olduğu tarikat ne olursa olsun takdis edilmiş herhangi bir Katolik rahip
  3. Belirli bir tarikatla bağlantısı olmayan bir manastır üyesi
Cevabı göster

Katolik Dominiken dilenci tarikatının bir üyesi

who'd briefly come to be the ruler of Florence in 1494. Kalıp ifadeler

3:10

ateşli ve idealist bir Hıristiyandı.

Kalıp ifadeler

come to be: bir duruma veya role ulaşmak

Come to be yapısında come, bir sonuca götüren değişimi anlatır; fiziksel hareketi anlatmaz. Come to be the ruler, bir dizi olaydan sonra yönetici hâline gelmek demektir. Who'd briefly come to be ifadesinde who'd, who had anlamındadır. Past perfect, bu değişimi sözü edilen zamana kadar tamamlanmış olarak sunar; briefly ise bunun sonucundaki yöneticilik döneminin uzun sürmediğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi come to be ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: By 2018, the neighborhood market had ____ one of the town's busiest meeting places.

Cevabı göster

come to be

He'd come to power promising to build the City of God on Earth in Florence. Notlar

3:14

Dünyadaki Tanrı Şehri'ni Floransa'da inşa etme vaadiyle iktidara gelmişti.

Kalıp ifadeler

come to power: siyasi iktidara gelmek

Come to power, “bir hükümetin kontrolünü kazanmak” veya “yönetici olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir siyasi ifadedir. Buradaki power elektrik ya da fiziksel güç değil, siyasi otorite anlamındadır. He'd burada He had demektir; bu nedenle had come to power past perfect yapıdadır. Onun iktidara gelişini, anlatıdaki daha sonraki geçmiş olaylardan önce tamamlanmış bir olay olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi come to power ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After winning the national election, the reform party ____ in 2018.

Cevabı göster

came to power

Kültür

the City of God on Earth: insan toplumunda dini bir ideal

Büyük harflerle yazılan the City of God ifadesi, ilahi ilkelere göre yönetilen bir topluma ilişkin Hristiyan idealini çağrıştırır. On Earth, bu idealin yalnızca cennette var olmak yerine insan dünyasında kurulacağı anlamına gelir. Bu cümlede ifade, Floransa için dini ve siyasi bir vizyonu anlatır. Bir inşaat projesinin adı ya da ayrı bir coğrafi şehir değildir.

Alıştırma

Örnekte the City of God on Earth neyi ifade ediyor?

  1. Yalnızca ölümden sonra var olan göksel bir şehir
  2. Floransa'nın resmî coğrafi adı
  3. Floransa'da kurulacak, Hristiyanlık ilkelerinden esinlenen bir toplum
Cevabı göster

Floransa'da kurulacak, Hristiyanlık ilkelerinden esinlenen bir toplum

He'd preached against the excesses and tyranny of the Medici government Kalıp ifadeler

3:18

Medici hükümetinin aşırılıklarına ve zorbalığına karşı vaazlar vermiş

Kalıp ifadeler

preached against: vaaz veya ahlaki öğreti yoluyla karşı çıkmak

Preach against something, bir şeyi vaaz veya güçlü biçimde ahlaki ders veren bir mesaj aracılığıyla açıkça kınamak demektir. Burada Savonarola, Medici yönetiminin aşırılıklarını ve zulmünü ahlaken yanlış olarak sunar. Bu ifade yalnızca eleştirmekten daha fazlasını anlatır. Konuşanın dinî veya ahlaki otorite kullanarak dinleyicilere neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söylediğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi “vaaz veya ahlaki öğreti yoluyla açıkça kınadı” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: At the service, the minister ____ corruption.

Cevabı göster

preached against

and even managed for a few months to lead Florence

3:21

ve hatta birkaç ay boyunca Floransa'yı

as a peaceful, democratic, and relatively honest state.

3:23

barışçıl, demokratik ve nispeten dürüst bir devlet olarak yönetmeyi başarmıştı.

However,

3:27

Ancak,

Savonarola's success could not last because,

3:28

Savonarola'nın başarısı uzun süremezdi, çünkü,

in Machiavelli's view,

3:30

Machiavelli'nin görüşüne göre,

it was based on the weakness

3:31

bu, Hıristiyan anlamında iyi olmanın

that always attends being good in the Christian sense. Kelime

3:33

her zaman beraberinde getirdiği zayıflığa dayanıyordu.

Kelime

“eşlik eder” anlamındaki attends

Bu cümlede attends, “katılır” değil, “eşlik eder” veya “düzenli olarak bağlantılıdır” anlamındadır. Özne olan weakness, Hristiyan anlamda iyi olmaya eşlik eden şeydir. X attends Y kalıbı, X durumunu veya sonucunu beraberinde geldiği Y durumuyla ilişkilendirir. Özne ile nesneyi belirlemek, sözcüğün yaygın olan “bir etkinliğe katılmak” anlamında yanlış okunmasını önler.

Alıştırma

"A certain risk attends every major decision," cümlesinde attends ne anlama gelir?

  1. ilgilenir
  2. eşlik eder
  3. katılımcı olarak gider
Cevabı göster

eşlik eder

It was not long before his regime became a threat to the corrupt Pope Alexander, Dilbilgisi

3:36

Rejiminin, yozlaşmış Papa Alexander için bir tehdit haline gelmesi uzun sürmedi,

Dilbilgisi

It was not long before ...: bir şeyin kısa süre sonra gerçekleştiğini söylemek

It was not long before + yan cümle kalıbı, before ile başlayan yan cümledeki olayın önceki bir durumdan kısa süre sonra gerçekleştiğini anlatır. Burada rejimi kısa süre içinde bir tehdit hâline gelmiştir. Bu, sonraki olayı önceden sunan bir zaman kalıbıdır: it belirli bir şeyi göstermez ve before gerçekten gerçekleşmiş bir olayı başlatır. Kalıp, anlatıyı hızla bir sonraki gelişmeye taşır.

Alıştırma

“Kısa süre sonra” anlamını vermek için “It was” ile başlayıp “before” ile biten kalıbı kullanın: ____ the rescue team found the missing hikers.

Cevabı göster

It was not long before

whose henchmen captured and tortured Savonarola, Kelime

3:40

Papa'nın adamları Savonarola'yı yakalayıp işkence etti,

Kelime

henchmen: güçlü kişilerin kirli işlerini yapan takipçiler için ağır olumsuz ifade

Henchmen, henchman sözcüğünün çoğuludur. Güçlü bir kişinin emirlerini yerine getiren, özellikle şiddet içeren, yasa dışı veya başka türden kirli işler yapan takipçileri ifade eder. Sözcük güçlü biçimde aşağılayıcıdır. Bu cümlede Savonarola'yı yakalayıp ona işkence eden kişiler, tarafsız yardımcılar olarak değil, papanın acımasız uşakları olarak gösterilir.

Alıştırma

Hangi kişiye en doğal biçimde henchman denir?

  1. Korkulan bir çete liderinin emriyle tanıkları tehdit eden takipçisi
  2. Bir meslektaşı için randevu ayarlayan doktor
  3. Belediye başkanına karşı bir dilekçe imzalayan komşu
Cevabı göster

Korkulan bir çete liderinin emriyle tanıkları tehdit eden takipçisi

hung him in the center of Florence,

3:43

Floransa'nın merkezinde onu astı,

and burnt the body before the eyes of a now vengeful citizenry.

3:44

ve bedenini, şimdi intikam peşinde koşan vatandaşların gözleri önünde yaktı.

This, in Machiavelli's eyes, Kalıp ifadeler

3:48

Machiavelli'nin gözünde bu,

is what tends to happen to the nice guys in politics.

3:49

siyasette iyi adamların başına gelme eğiliminde olan şeydir.

Kalıp ifadeler

in Machiavelli's eyes: bakış açısının kime ait olduğunu belirtmek

in Machiavelli's eyes, “Machiavelli'nin bakışına göre” demektir. Bu ifade, ardından gelen iddianın nesnel bir gerçek ya da mutlaka anlatıcının kendi görüşü değil, Machiavelli'nin yargısı olduğunu gösterir. Burada eyes mecazdır; gerçek görme yetisini değil, birinin bir durumu nasıl gördüğünü veya değerlendirdiğini anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp in + kişi ya da grubun iyelik biçimi + eyes şeklindedir.

Alıştırma

Yargıyı Daniel'a bağlamak için eyes içeren ifadeyi kullanın: ____, canceling the trip was the safest choice.

Cevabı göster

In Daniel's eyes

Rather than follow this unfortunate Christian example, Dilbilgisi

3:53

Machiavelli, bu talihsiz Hıristiyan örneğini takip etmek yerine,

Dilbilgisi

Rather than follow: alternatifi vermeden önce bir eylemi reddetmek

Rather than follow, bir eylemi seçilen yol olarak reddetmek için rather than + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada follow, birinin arkasından fiziksel olarak yürümek değil, örneği taklit etmek veya benimsemek demektir. Cümlenin başında rather than öbeği önce seçilmeyen seçeneği belirtir; ana cümle daha sonra alternatifi verir. Bu yapıda to follow değil, follow kullanılır.

Alıştırma

Rather than ifadesini verilen follow the crowd eylemiyle kullanın: ____, Mia checked the facts for herself.

Cevabı göster

Rather than follow the crowd

Machiavelli suggested that a leader would do well Kalıp ifadeler

3:56

bir liderin, Machiavelli'nin virtù, yani erdem adını verdiği şeyi

to make judicious use of what he called virtù, virtue. Kalıp ifadeler

3:58

akıllıca kullanmasının iyi olacağını öne sürdü.

Kalıp ifadeler

Would do well to: resmî ve düşünülmüş bir tavsiye

“would do well to + fiilin yalın hâli” yapısında konuşan kişi, bir eylemi akıllıca veya mantıklı bir seçim olarak önerir. Burada Machiavelli, virtù’yu dikkatli kullanmanın bir lider için iyi bir seçim olacağını söylüyor. Bu ifade “iyi performans göstermek” anlamındaki do well değildir. Would, ifadeyi düşünülmüş bir yargı gibi yumuşatırken do well to tavsiyeyi yine de oldukça açık ve güçlü kılar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî tavsiye yapısıyla tamamlayın: Before choosing a supplier, the committee ____ compare at least three bids.

Cevabı göster

would do well to

Kalıp ifadeler

Make judicious use of: bir şeyi akıllıca ve seçici biçimde kullanmak

Make judicious use of something, zamanlamayı, miktarı ve sonuçları düşündükten sonra bir şeyi seçici ve akıllıca kullanmak demektir. Cümlede lidere yalnızca virtù’yu kullanması değil, onu ne zaman ve ne ölçüde kullanacağını dikkatle seçmesi tavsiye edilir. Yapı make + sıfat + use of + isim şeklindedir. Judicious, sağduyulu yargı anlamını eklediği için ifade yalnızca use demekten daha güçlü ve kesindir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The emergency fund is small, so the committee should ____ it, spending only when careful judgment shows it is necessary.

  1. make constant use of
  2. make judicious use of
  3. make judicial use of
Cevabı göster

make judicious use of

Machiavelli's concept of virtù for politicians Kültür

4:02

Machiavelli'nin politikacılar için olan virtù kavramı

involves wisdom, strategy, strength, bravery,

4:05

bilgelik, strateji, güç, cesaret

and when necessary, ruthlessness.

4:08

ve gerektiğinde acımasızlığı içerir.

Kültür

virtù: sıradan ahlaki erdem değil, siyasi etkililik

Bu cümlede virtù, Machiavelli’nin bir siyasi liderin etkili biçimde hareket etme kapasitesi için kullandığı İtalyanca teknik terimdir. Muhakeme, planlama, cesaret, güç, uyum sağlama ve gerektiğinde acımasızlığı bir araya getirir. Yalnızca İngilizcedeki ahlaki iyilik düşüncesi anlamına gelmez. Lider, olaylara yön verme ve devleti koruma becerisine göre değerlendirilir. Bu nedenle bir eylem, sıradan ahlaki erdem sayılmasa bile siyasi anlamda virtù gösterebilir.

Alıştırma

Machiavelli üzerine bir tartışmada virtù sözcüğünün en yakın anlamı hangisidir?

  1. Bir liderin bilgelik, cesaret ve stratejiyle etkili hareket etme ve bazen gerekli sertliği gösterme kapasitesi
  2. Saf ahlaki iyilik ve her koşulda güç kullanmayı reddetme
  3. Bir lideri zor seçimlerden koruyan iyi şans
Cevabı göster

Bir liderin bilgelik, cesaret ve stratejiyle etkili hareket etme ve bazen gerekli sertliği gösterme kapasitesi

In fact, at one point,

4:10

Hatta bir noktada,

Machiavelli uses the deliciously paradoxical phrase criminal virtue Anlatım akışı

4:12

Machiavelli liderlerin

to describe the necessary ability of leaders

4:16

devlet adına acımasız olup,

to be cruel in the name of the state Kalıp ifadeler

4:18

yine de lider olarak iyi kalabilme yeteneğini tarif etmek için

and yet still good as leaders.

4:21

"suçlu erdem" gibi nefis bir şekilde paradoksal olan bu ifadeyi kullanır.

Anlatım akışı

Bilinçli bir paradoks olarak criminal virtue

criminal virtue ifadesi, yanlış eylemi anlatan criminal sözcüğüyle iyiliği anlatan virtue sözcüğünü bilinçli olarak yan yana getirir. Bu çatışma bir paradoks oluşturur ve okurun aynı anda iki değerlendirmeyi göz önünde tutmasını sağlar. Burada ahlaki zalimlik siyasi yeterliliğin karşısına konur: Sert bir eylem devlet için gerçekten gerekliyse lider sıradan ahlak anlayışına göre kınanabilir, ancak etkili bir lider olarak değerlendirilebilir. İfade, savı bu iki ölçüt etrafında düzenler; her suçu erdeme dönüştürmez.

Alıştırma

Bu cümlede criminal virtue ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Criminal sözcüğünü yalnızca “son derece etkileyici” anlamında kullanır.
  2. Bilinçli bir paradoks ifade etmek için ahlaki yanlışlığı siyasi etkililikle yan yana getirir.
  3. Her suç eyleminin bir lideri otomatik olarak ahlaken iyi yaptığını söyler.
Cevabı göster

Bilinçli bir paradoks ifade etmek için ahlaki yanlışlığı siyasi etkililikle yan yana getirir.

Kalıp ifadeler

in the name of the state: devlet adına

Burada in the name of the state, “devletin otoritesini veya çıkarlarını gerekçe olarak öne sürerek” anlamına gelir. Liderlerin zalimliği, kişisel çıkarları yerine ülkeye hizmet eden bir davranış olarak sunulur. in the name of + isim yapısı, bir eylemi gerekçelendirmek için kullanılan otoriteyi, davayı veya ilkeyi belirtir. Bir adı gerçekten söylemek anlamına gelmez ve dinleyicinin gerekçenin samimi olup olmadığını sorgulamasına yol açabilir.

Alıştırma

Ulusal güvenliği özellikle otorite veya gerekçe olarak sunan ve eleştirel bir ton taşıyabilen ifade hangisidir? The restriction was introduced ___ national security.

  1. for the sake of
  2. on behalf of
  3. in the name of
Cevabı göster

in the name of

Machiavelli provided some criteria for what constitutes the right occasion Kelime

4:24

Machiavelli, biraz suçlu erdem için

for a bit of criminal virtue.

4:27

doğru durumun ne olduğuna dair bazı kriterler sundu.

Kelime

constitutes: “sayılır” anlamı

Bu cümlede constitutes, “sayılır” veya “olarak kabul edilir” anlamına gelir. Ölçütler, ne tür bir durumun doğru zaman olarak görülebileceğini belirler. Yapı what constitutes + isim öbeği şeklindedir: what özne, constitutes fiil ve the right occasion tamamlayıcıdır. Burada constitutes “içerir” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Sayılır” anlamındaki resmî fiille cümleyi tamamlayın: The policy explains what ____ acceptable evidence.

Cevabı göster

constitutes

Any violence must be strictly necessary for the security of the state.

4:29

Herhangi bir şiddet, devletin güvenliği için kesinlikle gerekli olmalıdır.

It must be done swiftly,

4:33

Bu hızlı bir şekilde yapılmalı,

often at night,

4:34

genellikle gece olmalı,

counseled Machiavelli,

4:35

diye tavsiyede bulundu Machiavelli,

and it shouldn't be repeated too often,

4:36

ve çok sık tekrarlanmamalıdır,

lest a reputation for mindless brutality builds up. Notlar

4:38

düşüncesizce bir vahşet ünü oluşmasın diye.

Dilbilgisi

lest a reputation for mindless brutality builds up kullanımı

Burada lest, konuşanın kaçınmak istediği bir sonucu sunar: düşüncesiz bir vahşilik şöhretinin zamanla oluşmaması için şiddetin tekrarlanması sınırlandırılmalıdır. Anlamı for fear that veya so that ... does not ifadelerine yakındır ve sonraki yan cümleyi bir risk olarak gösterir. Standart resmî İngilizcede lest sonrasında normalde yalın fiilli subjunctive yapı (lest a reputation ... build up) ya da should + yalın fiil (lest ... should build up) kullanılır. Kaynaktaki builds bildirme kipindedir; anlaşılır olsa da özenle düzenlenmiş resmî İngilizcede alışılmadık ve daha az standarttır.

Alıştırma

Özenle düzenlenmiş resmî İngilizcede en standart subjunctive tamamlamayı seçin: The warning must be clear, lest anyone ___ the danger.

  1. underestimates
  2. underestimate
  3. will underestimate
Cevabı göster

underestimate

Öbek fiiller

builds up: zamanla birikme

builds up ifadesinde özne a reputation'dır ve phrasal verb zamanla oluşmak veya yerleşmek anlamına gelir. up parçacığı zaman içinde birikme düşüncesini ekler; bu nedenle şöhret, tek ve ani bir olaydan değil, tekrarlanan davranışlardan doğar. Bu geçişsiz yapı, artan veya biriken şeylerle de kullanılabilir: pressure builds up, tension builds up ve dirt builds up.

Alıştırma

Cümleyi zamanla birikmek anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman phrasal verb ile tamamlayın: After weeks of delays, frustration ____ among the passengers.

Cevabı göster

built up

Machiavelli gave the example of his contemporary,

4:42

Machiavelli çağdaşı olan,

Cesare Borgia,

4:44

Cesare Borgia'yı örnek gösterdi;

whom he admired as someone who knew how to be tough,

4:45

nasıl sert olunacağını bildiği için ona hayrandı,

but not too tough,

4:47

ama çok da sert değil,

though we might question the criteria Machiavelli used. Ton ve niyet

4:48

her ne kadar Machiavelli'nin kullandığı kriterleri sorgulayabilsek de.

Ton ve niyet

though we might question: bir noktayı kabul edip eleştiriyi yumuşatmak

Though bir ödünleme bildirir: konuşan kişi önceki olumlu değerlendirmenin geçerli olabileceğini kabul eder, ardından bir çekince ekler. Might question, “şüphe duymak” veya “sorgulamak” anlamına gelir. Buradaki might, eleştirinin gücünü azaltır; soru sormanın düşük bir olasılık olduğunu belirtmez.

Alıştırma

“The proposal has clear strengths, though we might question its cost,” cümlesinde vurgulanan ifade ne yapar?

  1. Konuşanın öneriyi tamamen reddettiğini gösterir.
  2. Olumlu bir noktayı kabul ettikten sonra temkinli bir çekince sunar.
  3. Maliyet hakkında hiç kimsenin soru soramayacağını söyler.
Cevabı göster

Olumlu bir noktayı kabul ettikten sonra temkinli bir çekince sunar.

When Cesare conquered the city of Cesena,

4:51

Cesare, Cesena şehrini fethettiğinde,

he ordered one of his mercenaries,

4:53

bölgeye düzen getirmesi için paralı askerlerinden biri olan

Ramiro de Orco,

4:55

Ramiro de Orco'ya

to bring order to the region, Kalıp ifadeler

4:56

emir verdi,

Kalıp ifadeler

bring order to: bir durumu kontrollü ve düzenli hâle getirmek

Bring order to, bir yeri, sistemi veya karışık durumu kontrollü ve düzenli hâle getirmek demektir. Bu ifadede order, bir emir veya satın alma siparişi değil, düzenli olma durumudur. Yaygın yapı bring order to + yer, durum veya sistem şeklindedir. Düzenin oluşmasını vurgular; kelimesi kelimesine bir şeyi taşımayı anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “bir durumu düzenli hâle getirmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A clear filing system can ____ a chaotic office.

Cevabı göster

bring order to

which Ramiro did through swift and brutal ways.

4:57

Ramiro da bunu hızlı ve acımasız yöntemlerle gerçekleştirdi.

Men were beheaded in front of their wives and children,

5:01

Erkeklerin eşleri ve çocuklarının önünde başları kesildi,

property was seized,

5:03

mallara el konuldu,

traitors were castrated.

5:04

hainler hadım edildi.

Cesare then turned on to Orco himself and had him sliced in half Dilbilgisi

5:06

Sonra Cesare, Orco'nun bizzat kendisine karşı döndü ve onu ortadan ikiye böldürüp

and placed in the public square,

5:09

halka açık meydana koydurdu,

Dilbilgisi

had him sliced ... and placed: have + nesne + geçmiş zaman ortacı

Had him sliced... ifadesindeki had, ettirgen anlamdaki have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Kalıp have + nesne + geçmiş zaman ortacıdır: him, sliced eylemini yapan değil, bu eylemden etkilenen kişidir. Aynı nesne olan him, placed ile de anlaşılır. Bu yapı, öznenin iki eylemi de başkalarına emrettiğini veya yaptırdığını belirtir. Öznenin eylemleri bizzat yaptığını değil, kontrolünü ve ortaya çıkan sonucu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin geçmiş zamanı ve clean ile lock fiillerinin geçmiş zaman ortaçlarıyla tamamlayın: Before leaving, the manager ____ the rooms ____ and ____.

Cevabı göster

had · cleaned · locked

just to remind the townspeople who the true boss was. Dilbilgisi

5:11

sırf kasaba halkına gerçek patronun kim olduğunu hatırlatmak için.

Dilbilgisi

who the true boss was: gömülü soruda sözcük sırası

Who the true boss was, remind fiilinin içeriğini veren gömülü bir wh-sorusudur. Daha büyük bir cümlenin parçasıdır; bağımsız bir soru değildir. Buradaki gömülü soru, bildirme cümlesi sırasını kullanır: who + the true boss + was. the true boss ad öbeği was fiilinden önce kalır. Bunu, was fiilinin özneden önce geldiği doğrudan soru Who was the true boss? ile karşılaştırın.

Alıştırma

Gömülü soruyu tamamlamak için the original architect / was sözcüklerini doğru sıraya koyun: The guide showed us who ____.

Cevabı göster

the original architect was

But then, as Machiavelli approvingly noted, Anlatım akışı

5:14

Ancak sonra, Machiavelli'nin takdirle belirttiği gibi,

that was enough bloodshed.

5:16

bu kadarı yeterli bir kan dökülmesiydi.

Anlatım akışı

as Machiavelli approvingly noted: kaynak ve tutum

Araya giren as yan cümlesi, ana cümleyi temel ifade olarak korurken gözlemin kaynağını belirtir. As Machiavelli ... noted, anlatıcının bu noktayı Machiavelli'nin gözlemlediği bir şey olarak sunduğunu gösterir. Approvingly, noted fiilini niteler; dolayısıyla Machiavelli'nin kaydettiği noktaya olumlu yaklaştığını gösterir. Bu bağlamda onayladığı şey, kan dökülmesinin yeterli görüldüğü noktada durmasıdır; sonsuz şiddet değildir. Bu yapı, yazarın kaynak bilgisini ve kaynağın tutumunu ana olay hâline getirmeden eklemesini sağlar.

Alıştırma

Araya giren ifade okuyucuya ne anlatır?

  1. Anlatıcının, Machiavelli'nin daha fazla kan dökülmesine neden olmasını onayladığını söyler.
  2. Machiavelli'nin olayları fiziksel olarak böldüğünü söyler.
  3. Gözlemi Machiavelli'ye atfeder ve onun bunu onaylayarak belirttiğini gösterir.
Cevabı göster

Gözlemi Machiavelli'ye atfeder ve onun bunu onaylayarak belirttiğini gösterir.

Cesare moved on to cut taxes, Öbek fiiller

5:17

Cesare vergi indirimine gitti,

imported some cheap grain,

5:19

ucuz tahıl ithal etti,

built a theater, and organized a series of beautiful festivals

5:21

bir tiyatro inşa etti ve insanların kötü anılara takılıp kalmasını önlemek için

Öbek fiiller

moved on to: sonraki aşamaya geçmek

Moved on to, önceki bir aşamadan sonraki eyleme geçişi belirtir. Okuyucuya Cesare'nin önceki aşamayı geride bırakıp yeni bir stratejiye başladığını anlatır: vergileri düşürmek ve ardından halka dönük başka önlemler almak. Burada move fiziksel hareket anlamına gelmez. Moved on to cut yapısında ifadeyi, sonraki eylemi adlandıran to'lu mastar cut izler. Aynı geçiş ifadesi bir öyküyü, sunumu veya görev sırasını düzenlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Sonraki göreve geçişi belirtmek için move on to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After reviewing the budget, the committee ____ discuss the hiring plan.

Cevabı göster

moved on to

to keep people from dwelling on unfortunate memories. Dilbilgisi

5:24

bir dizi güzel festival organize etti.

Dilbilgisi

keep people from dwelling on: keep + nesne + from + fiil-ing

Keep someone from doing something, birinin bir şeyi yapmasını engellemek anlamına gelir. Burada keep people from dwelling on unfortunate memories, insanların o talihsiz anıları tekrar tekrar düşünmesini önlemek demektir. Kalıp keep + kişi veya şey + from + fiil-ing biçimindedir. Nesne keep sözcüğünden sonra gelir; from sonrasındaki eylem ise -ing biçimini alır.

Alıştırma

Cümleyi keep ... from kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The locked gate ____ the children ____ entering the construction site.

Cevabı göster

kept · from

The Catholic Church banned Machiavelli's works for 200 years

5:28

Katolik Kilisesi, Machiavelli'nin eserlerini 200 yıl boyunca yasakladı;

because of the force with which he had argued Dilbilgisi

5:31

bunun sebebi, iyi bir Hıristiyan olmanın iyi bir lider olmakla

that being a good Christian was incompatible with being a good leader.

5:33

uyumsuz olduğunu büyük bir güçle savunmasıydı.

Dilbilgisi

the force with which: resmî edat + which yapısı

The force with which he had argued ifadesinde force, fiziksel güç değil, savının gücü veya yoğunluğu anlamına gelir. Bu ifade onun çok güçlü bir biçimde savunduğunu anlatır. Force ismi which sözcüğünün öncülüdür. Temel anlam ilişkisi he argued with force olduğu için with, which sözcüğünün önüne gelir. Bu resmî ilgi cümleciği yapısı, yazarın önce bir niteliği adlandırıp ardından bu niteliğin görüldüğü eylemi göstermesini sağlar.

Alıştırma

Confidence ile spoke arasında bağlantı kuran resmî edat + ilgi zamirini yazın: The confidence ____ Lena spoke impressed the panel.

Cevabı göster

with which

But even for atheists and those of us who are not politicians,

5:37

Ama ateistler ve politikacı olmayan bizler için bile,

Machiavelli's insights are important.

5:41

Machiavelli'nin içgörüleri önemlidir.

He writes that we cannot be good at or for all things, Kelime

5:43

O, sadece sınırlı yeteneklerimiz ve kaynaklarımız yüzünden değil,

Kelime

good at or for: beceri ile yarar arasındaki fark

good at or for all things ifadesinde, edatlar good sözcüğünün iki farklı düşünceyi anlatmasını sağlar. Good at something, bir etkinlikte veya konuda becerikli olmak demektir; good for something ise birine ya da bir şeye yardımcı veya yararlı olmak demektir. Ortak kullanılan all things ifadesi iki kalıbı da tamamlar: we cannot be good at all things or good for all things. Bu nedenle cümle hem beceriyi hem de olumlu etkiyi kapsar.

Alıştırma

İki boşluğu doğru edatlarla tamamlayın: Maya is good ____ solving puzzles, and regular sleep is good ____ her concentration.

Cevabı göster

at · for

not only because of our limited abilities and resources, Dilbilgisi

5:46

aynı zamanda ahlaki kuralların içindeki çatışmalar nedeniyle de,

but also because of conflicts within moral codes.

5:49

her şeyde veya her şey için iyi olamayacağımızı yazar.

Dilbilgisi

not only because of ... but also because of ile paralel nedenler

Not only ... but also, birbirine paralel iki nedeni bağlar. Her neden because of ile başlar ve ardından bir isim öbeği gelir: önce our limited abilities and resources, sonra conflicts within moral codes. Bu yapı ikinci nedeni eklerken ona ek vurgu yapar; yalnızca tarafsız bir liste oluşturmaz. Because of ifadesinin tekrarlanması dil bilgisel dengeyi korur ve iki isim öbeğinin de “neden” sorusunu yanıtladığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi paralel iki nedenle tamamlamak için vurgulu bağlaşık yapıyı kullanın: The outdoor event was canceled ____ the storm ____ the power outage.

Cevabı göster

not only because of · but also because of

Some of the fields we choose,

5:53

Seçtiğimiz alanlardan bazıları,

if not politics, then perhaps business or family life, Anlatım akışı

5:54

siyaset değilse belki iş ya da aile hayatı,

Anlatım akışı

if not politics, then perhaps ...: tartışmanın kapsamını genişletmek

Bu cümlede if not A, then perhaps B kalıbı sıradan bir koşul kurmaz. A'yı olası bir örnek olarak korurken B'yi başka ve dinleyiciye daha yakın olabilecek bir seçenek olarak sunar. Daha büyük cümlenin içine yerleştirilen ifade, siyaseti geri çekmeden dinleyicinin dikkatini iş dünyasına veya aile yaşamına yöneltir. Böylece konuşmacı ilk örneği korurken iddianın kapsamını genişletir.

Alıştırma

Hangi cümle, iş dünyasını siyasete bağımlı kılmak yerine siyaseti olası bir alan olarak tutup iş dünyasını başka bir alan olarak ekler?

  1. Not politics but business is the only relevant field.
  2. If not politics, then perhaps business is the clearest example.
  3. If politics changes, then business will change.
Cevabı göster

If not politics, then perhaps business is the clearest example.

may require what we evasively called Anlatım akışı

5:57

kaçamak bir şekilde adlandırdığımız

difficult decisions,

5:59

zor kararlar gerektirebilir,

by which we really mean ethical trade-offs.

6:01

ki bunlarla aslında etik ödünleri kastediyoruz.

Anlatım akışı

what we evasively called ... by which we really mean ...: örtmecenin ardındaki anlamı açığa çıkarmak

Bu ifade önce bir şeye difficult decisions adını verir, sonra da bu adı sorgular. what we evasively called, ilk ifadenin gerçeğin bir kısmını gizlediğini belirtir; by which we really mean ise daha kesin olan ethical trade-offs adını getirir. Bir ethical trade-off yalnızca verilmesi zor bir karar değildir. Bir ahlaki talebi karşılamak için başka bir talepten vazgeçmenin gerekebildiği bir seçimdir. Bu öz düzeltme, savı daha doğrudan hâle getirir ve daha yumuşak ifadenin gizlediği bedeli ortaya çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümle önce daha yumuşak bir ad sunup sonra onu daha kesin ve rahatsız edici bir ifadeyle değiştirir?

  1. The school discussed both the schedule and the classes at the meeting.
  2. The school changed the schedule because three classes had already ended.
  3. What the school called a schedule adjustment, by which it really meant canceling three classes, upset many families.
Cevabı göster

What the school called a schedule adjustment, by which it really meant canceling three classes, upset many families.

We may have to sacrifice neo-Christian visions of kindness

6:04

Pratik etkililik uğruna

for the sake of practical effectiveness. Kalıp ifadeler

6:07

yeni Hıristiyanvari nezaket vizyonlarını feda etmemiz gerekebilir.

Kalıp ifadeler

for the sake of: bir ödünün ardındaki amacı belirtmek

“For the sake of”, bir eylemin korumayı amaçladığı hedefi, yararı veya ilkeyi belirtir. Burada pratik etkililik, iyilik idealinden vazgeçmeyi haklı çıkarabilecek öncelik olarak ele alınıyor. Aktarılabilir kalıp for the sake of + isim öbeğidir: başka bir şey uğruna bir şey yapmak veya bir şeyden vazgeçmek. Bu ifade, yapılan tercihin bilinçli ve ciddi olduğu izlenimini verir.

Alıştırma

“Amaçlanan yararı korumak için” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: “We changed the design ____ user safety.”

Cevabı göster

for the sake of

We may have to lie in order to keep a relationship afloat. Deyimler

6:09

Bir ilişkiyi ayakta tutmak için yalan söylememiz gerekebilir.

Deyimler

keep a relationship afloat: bir ilişkinin çökmesini önlemek

“Keep a relationship afloat” bir tekne benzetmesi kullanır. Afloat sözcüğü kelime anlamıyla “suda yüzer durumda” demektir; burada ise başarısız olmadan varlığını sürdürmek anlamına gelir. Konuşan kişi, ilişkinin zorluklar sırasında çökmesini önlemek için gerekeni yapmaktan söz eder. Aktarılabilir kalıp keep + bir varlık veya faaliyet + afloat biçimindedir. Genellikle sağlıklı büyüme veya tam başarıyı değil, baskı altında hayatta kalmayı anlatır.

Alıştırma

Dükkânın çalışmaya devam ettiğini göstermek için cümleyi keep ... afloat ifadesiyle tamamlayın: “The emergency loan helped ____ during a difficult winter.”

Cevabı göster

keep the shop afloat

We may have to ignore the feelings of certain employees

6:12

Bir işi yürütmeye devam etmek için

to keep a business going. Kalıp ifadeler

6:15

bazı çalışanların duygularını görmezden gelmemiz gerekebilir.

Kalıp ifadeler

keep a business going: bir işletmenin faaliyetini sürdürmek

Burada keep a business going, işletmenin çalışmaya veya ayakta kalmaya devam etmesini sağlamak demektir. Going, faaliyetin sürmesini anlatır; işletmenin bir yere gittiği anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı keep + nesne + going biçimindedir. Keep, bir kişinin ya da şeyin bir süreci sürdürdüğünü, nesne neyin sürdürüldüğünü, going ise onun devam eden durumunu gösterir.

Alıştırma

keep + nesne + going yapısını kullanarak ve nesne olarak 'the clinic' ifadesini seçerek cümleyi tamamlayın: The emergency grant helped ____ through the winter.

Cevabı göster

keep the clinic going

And that, insists Machiavelli,

6:17

Ve Machiavelli, bunun

is the price of dealing with the world as it is Anlatım akışı

6:18

dünyayı, olması gerektiğini hissettiğimiz gibi değil,

and not as we feel it should be.

6:21

olduğu gibi ele almanın bedeli olduğu konusunda ısrar eder.

Anlatım akışı

the world as it is ... as we feel it should be: gerçeklik ile idealin karşıtlığı

Birbirine paralel iki as yan cümlesi bir karşıtlık kurar. As it is dünyanın gerçek durumunu, as we feel it should be ise insanların doğru olduğuna inandığı veya olmasını istediği durumu sunar. Not, tercih edilen sürümü değil gerçek dünyayı eylemin temeli yapar. Should be içindeki should bir tahmini değil, standardı veya ideali ifade eder. We feel eklenmesi de bu idealin tarafsız bir gerçek değil, insani bir yargı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir değerlendirmenin ideale değil mevcut gerçekliğe dayanması gerektiğini söyler?

  1. We must evaluate the schedule as it should be, not as it is.
  2. We must evaluate the schedule as it is, not as we feel it should be.
  3. We must evaluate why the schedule is not as it should be.
Cevabı göster

We must evaluate the schedule as it is, not as we feel it should be.

The world has continued to love and hate Machiavelli

6:23

Dünya, sevdiğimiz ve her zaman birlikte

in equal measure for insisting on focusing our attention Kalıp ifadeler

6:26

olmasını istediğimiz, ama belki de olamayacak

Kalıp ifadeler

in equal measure: aynı derecede

In equal measure, “aynı derecede” anlamına gelir. Burada sevgi ve nefret, Machiavelli'ye yönelik eşit güçte tepkiler olarak sunulur; measure fiziksel bir ölçü birimini değil, dereceyi belirtir. Bu ifade iki tepkiyi, niteliği veya etkiyi kısa ve genellikle resmî bir biçimde dengeler: X and Y in equal measure.

Alıştırma

Cümleyi “aynı derecede” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The announcement caused excitement and concern ____.

Cevabı göster

in equal measure

on the uncomfortable tension between two things we love

6:29

iki şey arasındaki rahatsız edici gerilime

Kalıp ifadeler

focusing our attention on the tension between A and B: dikkati A ile B arasındaki gerilime yöneltmek

Focusing our attention on X, fark ettiğimiz veya düşündüğümüz şeyi bilinçli olarak X'e yöneltmek demektir. Burada on edatının nesnesi the uncomfortable tension ifadesidir; dolayısıyla konuşmacı yalnızca taraflardan birini değil, çatışmanın kendisini incelememizi ister. Between bu gerilimin iki tarafını tanıtır: tension between A and B. focus someone's attention on the tension between A and B kalıbı, önce çatışmayı adlandırıp sonra karşıt iki tarafı belirleyerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, okuyucuyu iki amaç arasındaki çatışmaya yönlendirmek için hedef kalıbı doğru kullanıyor?

  1. The report focuses on our attention the tension between speed and safety.
  2. The report focuses our attention on the tension between speed and safety.
  3. The report focuses our attention to the tension between speed and safety.
Cevabı göster

The report focuses our attention on the tension between speed and safety.

and always want to have together,

6:33

dikkatimizi odaklamamızda ısrar ettiği için,

but perhaps can't,

6:34

Machiavelli'yi sevmeye ve ondan nefret etmeye eşit ölçüde devam etmiştir;

effectiveness and niceness. Anlatım akışı

6:35

bu iki şey: etkililik ve nezakettir.

Anlatım akışı

Cümle sonunda açığa çıkarma: effectiveness and niceness

Cümle önce “two things” diyerek bunların ne olduğunu söylemez. Sondaki “effectiveness and niceness” çifti, bu iki şeyin ne olduğunu açıklar. İsimleri cümlenin sonuna kadar ertelemek, bir şeyi en sonda açığa çıkarma etkisi yaratır ve bu soyut isimlere ek vurgu kazandırır. Bu çift, tartışmayı kısa ve etkili biçimde de sonuçlandırır. “And”, konuşmacının birlikte sahip olmak istediği iki niteliği bağlar; onları basit karşıtlar hâline getirmez veya asla bir arada bulunamayacaklarını iddia etmez. Daha önceki “perhaps can't”, ilişkilerini mutlak bir kural değil, pratik bir gerilim olarak sunar.

Alıştırma

“Effectiveness and niceness” ifadesini bu cümlenin sonuna yerleştirmek nasıl bir etki yaratır?

  1. Bu iki şeyden ayrı üçüncü bir fikir ekler.
  2. “effectiveness and niceness” ifadesinin asla bir arada bulunamayacağını kanıtlar.
  3. Tension kelimesinin anlamını düzeltir.
  4. Daha önce adı verilmeyen iki şeyi sonunda açıklar ve cümleye vurgu ile kapanış kazandırır.
Cevabı göster

Daha önce adı verilmeyen iki şeyi sonunda açıklar ve cümleye vurgu ile kapanış kazandırır.