Trafikte Nasıl Sıkışıp Kalmazsınız: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
646 kelime 175 kel/dk

Video özeti: Küçük hız değişimleri trafik sıkışıklığı yaratabilir; güvenli mesafe, sabit hız, koordineli sistemler ve toplu taşıma bunu azaltmaya yardım eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "Not to mention" - Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: başlamış bir savunmaya unutulan bir dezavantajı kısaca ekleyin. 2. "pass the braking tension along the chain of traffic." - Deyimler ve mecazlı ifadeler: araçlar arasında aktarılan fren baskısını gerçek gerilim değil, zincirleme etki imgesi olarak anlayın. 3. "Traffic aside," - Söylem, anlatı ve retorik: ad + aside yapısının bir konuyu kenara bırakıp trafik akışından toplu taşımaya nasıl geçtiğini görün.

Bu derste

There are 4 billion hours of travel delays in America each year

0:00

Amerika'da her yıl yolculuk gecikmeleri toplam 4 milyar saate ulaşıyor

contributing to pollution, fossil fuel waste, Dilbilgisi

0:04

ve bu durum kirliliğe, fosil yakıt israfına yol açarken

and costing us all money.

0:06

hepimize maddi olarak da zarar veriyor.

Dilbilgisi

contributing ... and costing: -ing yapılarıyla sonuç ekleme

İki -ing yan yapısı, önlerindeki tamamlanmış ifadeye sonuçlar ekler. Contributing kirlilik ve fosil yakıt israfı üzerindeki etkileri belirtirken costing mali sonucu ekler; ikisi de daha önce sözü edilen yolculuk gecikmelerine bağlıdır ve yeni ana cümle fiilleri değildir. Bu kalıp, özneyi ve tam bir çekimli yan cümleyi tekrarlamadan birden fazla etkiyi tek bir olguya bağlamayı sağlar. Her -ing yapısının örtük öznesi, ana cümlede açıkça belirlenebilen aynı neden olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle tamamlanmış bir ana cümleye sonuç eklemek için iki paralel -ing yapısını doğru kullanıyor?

  1. The storm closed the airport and delaying hundreds of passengers, costing airlines millions.
  2. The storm closed the airport, delaying hundreds of passengers and costing airlines millions.
  3. The storm closed the airport, delayed hundreds of passengers and costing airlines millions.
Cevabı göster

The storm closed the airport, delaying hundreds of passengers and costing airlines millions.

An estimated 87.2 billion dollars.

0:08

Tahmini maliyet 87,2 milyar dolar.

Not to mention traffic is just plain annoying. Kalıp ifadeler

0:12

Üstelik trafik başlı başına sinir bozucu.

Kalıp ifadeler

Not to mention: Bir nokta daha eklemek

Not to mention, bilgi eklemek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir: Nedenler veya olgular zaten verildikten sonra ilgili bir noktayı daha sunar. Burada trafiğin ayrıca ve açıkça can sıkıcı olduğu anlamına gelir; konuşanın trafikten söz etmek istemediği anlamına gelmez. Ardından bir isim öbeği, -ing biçimi, sıfat öbeği veya gündelik bir yan cümle gelebilir; yan cümlede that çoğu zaman atılır. Eklenen nokta genellikle konuşanın savını güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi "ek bir nokta olarak" anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The hotel is far from the station, ____ very expensive.

Cevabı göster

not to mention

But is there a solution to your traffic woes?

0:15

Peki trafik sıkıntınıza bir çözüm var mı?

Traffic is often due to construction,

0:17

Trafik çoğu zaman yol çalışmalarından,

an accident, or bottlenecks created by on-ramps and tunnels.

0:19

kazalardan ya da bağlantı yolları ve tünellerin yarattığı darboğazlardan kaynaklanır.

But do you ever feel like congestion just seems to appear for no reason? Anlatım akışı

0:22

Ama hiç trafiğin ortada hiçbir neden yokken ortaya çıktığını düşündüğünüz oluyor mu?

Anlatım akışı

Ortak deneyime giriş için do you ever feel like ...?

Do you ever feel like + cümle, birinin bazen belirli bir izlenime kapılıp kapılmadığını sorar. Burada feel like, “öyle olduğu hissine kapılmak” anlamındadır; “istemek” ya da “canı çekmek” anlamında değildir. Konuşmacı bu soruyu bir giriş kancası olarak kullanır: açıklamaya geçmeden önce izleyicilerin ortak bir deneyimi hatırlamasını sağlar. Soru retorik olabilir, bu yüzden izleyicinin sesli cevap vermesi gerekmez.

Alıştırma

Ortak bir deneyimi hatırlatmak için kullanılan beş sözcüklük başlangıçla soruyu tamamlayın: ____ time slows down when you are waiting?

Cevabı göster

Do you ever feel like

You aren't imagining it. Ton ve niyet

0:27

Bunu hayal etmiyorsunuz.

Ton ve niyet

Rahatlatmak ve doğrulamak için You aren't imagining it.

You aren't imagining it, “fark ettiğin şey gerçek” anlamına gelir. it zamiri, az önce sözü edilen deneyim veya değişime gönderme yapar; kişinin hayal kurmakta kötü olduğu anlamına gelmez. Bu cümle önce dinleyenin algısını doğrular. Konuşmacı çoğu zaman ardından bir kanıt veya açıklama ekler.

Alıştırma

Arkadaşınız 'This app is much slower today.' diyor. Kontrol ettiniz ve sunucuda bir sorun olduğunu biliyorsunuz. Hangi yanıt arkadaşınızın gözleminin gerçek olduğunu en iyi biçimde doğrular?

  1. Maybe you should ignore the app.
  2. I can imagine a completely different app.
  3. You aren't imagining it. The server is having problems.
Cevabı göster

You aren't imagining it. The server is having problems.

In a 2008 experiment,

0:29

2008'de yapılan bir deneyde,

drivers were instructed to drive along a circular road Dilbilgisi

0:31

sürücülerden dairesel bir yolda araç kullanmaları,

following the car in front of them while trying to maintain a constant speed.

0:34

sabit bir hızı korumaya çalışırken önlerindeki aracı takip etmeleri istendi.

Dilbilgisi

were instructed to: resmî ve prosedürel bir edilgen yapı

were instructed to drive ifadesinde were instructed edilgen bir fiil öbeğidir; to drive ise yapılması istenen eylemi belirtir. Yetkili bir kişinin veya düzenleyicinin sürücülere hangi eylemi yapacaklarını resmî biçimde bildirdiği anlamına gelir; sürücülere araba kullanmanın öğretildiği anlamına gelmez. Edilgen yapı, dikkati talimatı veren kişiden çok katılımcılara ve sürece yöneltir; bu nedenle talimatı veren kişi belirtilmeyebilir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be instructed to + fiilin yalın hâlidir; be, zamana ve özneye göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî ve prosedürel edilgen ifadeyle tamamlayın: In the experiment, participants ____ press the button when the light turned green.

Cevabı göster

were instructed to

As the participants drove,

0:38

Katılımcılar ilerledikçe,

they started to have fluctuations in the speed.

0:39

hızları dalgalanmaya başladı.

These fluctuations increased,

0:42

Bu dalgalanmalar büyüdü

eventually causing cars to stop completely,

0:43

ve sonunda araçların tamamen durmasına,

which broke the free flow and led to traffic jams without any added factors.

0:46

serbest akışın bozulup başka hiçbir etken olmadan trafik sıkışıklığı oluşmasına yol açtı.

Researchers compare traffic jams to the particles in a liquid and a solid. Anlatım akışı

0:50

Araştırmacılar trafik sıkışıklığını sıvı ve katı maddelerdeki parçacıklara benzetiyor.

Anlatım akışı

compare traffic jams to particles: bilimsel bir benzetmeyi düzenlemek

compare traffic jams to the particles in a liquid and a solid ifadesinde traffic jams açıklanan konu (A), particles ise tanıdık modeldir (B). compare A to B kalıbı bilgiyi bir benzetme olarak düzenler: Dinleyiciye, bir sistemi başka bir sistemdeki benzer örüntü üzerinden anlamasını söyler. Burada serbestçe ilerleyen araçlar sıvıdaki daha hareketli parçacıklara, sıkışmış araçlar ise katıdaki yoğun biçimde paketlenmiş parçacıklara karşılık gelir. Karşılaştırma bu ortak örüntüye işaret eder; iki şeyi üstünlük açısından sıralamaz veya aynı olduklarını iddia etmez. Yeni bir metinde A'yı, B'yi ve onları bağlayan belirli benzerliği arayın.

Alıştırma

"The coach compares a team to an orchestra in which every musician listens to the others," cümlesinde compare A to B ne yapar?

  1. Takımın orkestradan daha iyi performans gösterip göstermediğine karar verir.
  2. Takım çalışmasını anlamak için orkestrayı tanıdık bir model olarak kullanır.
  3. Bir spor takımıyla bir orkestranın her ayrıntıda aynı olduğunu iddia eder.
Cevabı göster

Takım çalışmasını anlamak için orkestrayı tanıdık bir model olarak kullanır.

Moving cars are like the free-flowing particles in a liquid,

0:54

Hareket eden araçlar, sıvı içinde serbestçe akan parçacıklar gibidir,

but can undergo a phase transition to that of a compacted solid. Notlar

0:57

ancak sıkışmış bir katı hâline geçiş yapabilirler.

Kalıp ifadeler

undergo a phase transition: faz geçişine uğramak

undergo a phase transition ifadesinde undergo, bir değişimi yaşamak veya bu değişimden geçmek anlamına gelir. Değişen şey hareket eden arabalardır; arabalar geçişi etkin biçimde başlatmaz. Undergo, undergo a transformation veya undergo testing örneklerinde olduğu gibi, çoğunlukla bir süreç ya da değişimi nesne olarak alır. Bu yüzden bilimsel açıklamalarda doğal ve resmî bir fiildir.

Alıştırma

Cümleyi, bir sürece etkin biçimde neden olmadan o süreçten geçmek anlamındaki bu dersin fiiliyle tamamlayın: The material may ____ a phase transition when cooled.

Cevabı göster

undergo

Dilbilgisi

Tekil bir adın yerine kullanılan that of

That of, daha önce sözü edilen tekil bir kavramın yerine geçer; burada faz geçişinin oluşturduğu durumu temsil eder. Of a compacted solid yeni karşılaştırma noktasını belirtir; dolayısıyla bütün ifade sıkıştırılmış bir katının durumu anlamına gelir. Bu kullanım state sözcüğünün tekrarını önler ve karşılaştırma yapısını paralel tutar. Resmî karşılaştırmalarda that tekil bir ad öbeğinin, those ise çoğul bir ad öbeğinin yerine geçebilir.

Alıştırma

Tekil color adının yerine doğru biçimde geçen ifadeyi seçin: The color of the small box is brighter than ___ the large box.

  1. that of
  2. those of
  3. it
Cevabı göster

that of

Once the particles or cars reach a critical density, Kalıp ifadeler

1:02

Parçacıklar ya da araçlar kritik bir yoğunluğa ulaştığında,

gridlock happens.

1:05

trafik tamamen kilitlenir.

Kalıp ifadeler

reach a critical density: kritik bir eşiğe ulaşmak

Bu cümlede reach a critical density, “bir eşiği aşacak kadar yoğun hâle gelmek” demektir. Bu eşiğe ulaşıldığında sistem serbest akıştan tam kilitlenmeye geçer. Burada critical, “bir değişimin başladığı noktadaki” anlamına gelir; mutlaka tehlikeli demek değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp reach + bir sayı, sınır, seviye veya kritik durum şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi reach ve critical density ile tamamlayın: When these bacteria ____, they begin to glow.

Cevabı göster

reach a critical density

One of the key reasons gridlock happens is our inability to maintain a constant speed. Dilbilgisi

1:06

Trafiğin kilitlenmesinin başlıca nedenlerinden biri, sabit bir hızı koruyamamamızdır.

Dilbilgisi

One of the key reasons ... is ...: önemli bir nedeni belirtmek

One of the key reasons + yan cümle + is + isim öbeği kalıbı, başka nedenlerin de bulunduğunu gösterirken önemli bir nedene dikkat çeker. Burada gridlock happens açıklanması gereken durumu, our inability to maintain a constant speed ise nedeni belirtir. One of bir gruptan bir öğe seçtiği için reasons çoğul olmalıdır. Öznenin ana sözcüğü One olduğu için fiil tekildir: One of the key reasons ... is ... denir, ... are ... denmez.

Alıştırma

Hangi cümle kötü planlamanın önemli ancak tek olmayan bir neden olduğunu söyler?

  1. One reason the event failed was poor planning.
  2. One of the key reasons the event failed was poor planning.
  3. The key reason the event failed was poor planning.
Cevabı göster

One of the key reasons the event failed was poor planning.

When a traffic break happens,

1:11

Trafik akışında bir boşluk oluştuğunda,

most accelerate to catch up to the vehicle ahead, Öbek fiiller

1:13

çoğu kişi öndeki araca yetişmek için hızlanır,

Öbek fiiller

catch up to: öndeki hedefle mesafeyi kapatmak

Catch up to, öndeki bir hedefle aranızdaki mesafeyi azaltmak ve genellikle ona yetişmek için daha hızlı hareket etmek demektir. Burada sürücüler, arada boşluk oluştuktan sonra öndeki araca doğru hızlanıyor. Bu ifadede catch, bir şeyi elle yakalamak anlamına gelmez. İfadenin tamamı, zaten önde olan bir kişiye veya şeye doğru ilerlemeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede catch up to fiziksel bir mesafeyi kapatmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo stayed home to catch up on his homework.
  2. Leo met Sam to catch up with him over lunch.
  3. Leo ran faster to catch up to the cyclist.
Cevabı göster

Leo ran faster to catch up to the cyclist.

resulting in eventual braking that forces the drivers behind to slow down, Dilbilgisi

1:15

ardından fren yapmak zorunda kalıp arkadaki sürücüleri yavaşlatır

Dilbilgisi

force + nesne + to + fiil: bir eylemi zorunlu kılmak

Force + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişinin veya şeyin eylemi yapmak dışında çok az gerçek seçeneği olduğunu anlatır. Burada nesne the drivers behind, gerekli eylem ise to slow down ifadesidir. Force fiilinin öznesi emir veren bir kişi olmak zorunda değildir. Frenleme gibi bir durum veya olay da başka bir eylemi gerekli kılarak bir sonucu zorunlu hâle getirebilir.

Alıştırma

Force + nesne + to + fiil yapısını tamamlayın: The power outage forced the shop ____ close early.

Cevabı göster

to

only causing the jam to grow. Dilbilgisi

1:20

ve bu da sıkışıklığı daha da büyütür.

Dilbilgisi

only causing the jam to grow: ters etki yapan bir sonuç için only + -ing

Burada only causing the jam to grow, sonuç bildiren bir -ing yan cümlesidir. Daha önce anlatılan frenlemenin sonucunu ekler: Frenleme trafik sıkışıklığını çözmez; tek etkisi sıkışıklığı büyütmektir. “Bir cümle + only + -ing” yapısında -ing bölümü, önceki eylemin tamamına gönderme yapar ve sonucu hayal kırıklığı yaratan ya da ters etki yapan bir durum olarak sunar. Eylemi yapan yeni bir kişiyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi, eylemin yalnızca zararlı ve ters etki yapan bir sonuç doğurduğunu only + -ing ile gösterir?

  1. She kept refreshing the page only yesterday.
  2. She kept refreshing the page, only making the website slower.
  3. She kept refreshing the page because the website was slower.
Cevabı göster

She kept refreshing the page, only making the website slower.

When you're in a traffic jam,

1:21

Trafik sıkışıklığının içindeyseniz,

you're part of the problem. Kalıp ifadeler

1:23

siz de sorunun bir parçasısınız.

Kalıp ifadeler

be part of the problem: yalnızca orada bulunmak değil, soruna katkıda bulunmak

Be part of the problem, yalnızca bir sorunun yakınında bulunmak veya onu izlemek yerine sorunun oluşmasına ya da sürmesine katkıda bulunmak demektir. Bu cümlede her sürücü dur-kalk düzenini etkileyebilir; bu nedenle konuşan kişi dinleyenlerden kendi sorumluluklarını fark etmelerini ister. be part of the problem ifadesinin öznesi bir kişi, grup, eylem veya alışkanlık olabilir. Bu ifade tek neden olmak anlamına gelmez; kötü duruma katkıda bulunmak anlamına gelir.

Alıştırma

Kendi davranışımızın da zorluğa katkıda bulunduğunu anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: If we keep interrupting the meeting, we're ____.

Cevabı göster

part of the problem

Studies show that 80 to 90% of drivers think they're better than the average driver,

1:25

Araştırmalar, sürücülerin %80 ila 90'ının ortalamadan daha iyi araç kullandığını düşündüğünü gösteriyor,

which is impossible.

1:30

ama bu imkânsız.

Additionally, as humans,

1:32

Ayrıca insan olarak,

our attention is selective,

1:33

dikkatimiz seçicidir

and we tend to forget that other drivers are people too.

1:35

ve diğer sürücülerin de insan olduğunu unutma eğilimindeyiz.

Kind of like commenting online. Anlatım akışı

1:38

Tıpkı internette yorum yaparken olduğu gibi.

Anlatım akışı

Yaklaşık bir benzetme kurmak için Kind of like

Kind of like bir karşılaştırma başlatırken kind of benzerliğin derecesini yumuşatır. Konuşmacı, durumun önemli bir yönden internette yorum yapmaya benzediğini söylüyor; iki deneyimin tamamen aynı olduğunu iddia etmiyor. Bu kalıp açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: önce yeni veya karmaşık fikir belirtilir, ardından dinleyiciye tanıdık ve yaklaşık bir model vermek için kind of like + isim, etkinlik veya yan cümle kullanılır. Burada kind of, “bir tür” anlamına gelmez.

Alıştırma

“This tool is kind of like a map for your ideas” cümlesinde kind of like ne anlatır?

  1. Araç bir haritayla tamamen aynı şeydir.
  2. Araç yaklaşık olarak bir haritaya benziyor.
  3. Araç bir harita türüdür.
Cevabı göster

Araç yaklaşık olarak bir haritaya benziyor.

We can dehumanize other drivers in ways we wouldn't face-to-face.

1:41

Yüz yüzeyken yapmayacağımız şekilde diğer sürücüleri insan yerine koymayabiliriz.

This leads to jerks on the road, Kelime

1:45

Bu da trafikte kaba davranmaya,

Kelime

Gayriresmî bir hakaret olarak Jerks on the road

Jerks on the road ifadesindeki jerks, araç kullanırken bencilce, kaba veya düşüncesizce davranan kişiler için kullanılan gayriresmî çoğul bir isimdir. Bu ifade sürücülerin davranışını değerlendirir; aracın ani hareketlerini anlatmaz. Birine jerk demek, hangi trafik kuralını ihlal ettiğini kesin biçimde açıklamak değil, doğrudan olumsuz bir kişisel yargıda bulunmaktır. Başka bir aracı çok yakından takip etmek veya tehlikeli biçimde şerit değiştirmek gibi bağlamlar, belirli davranışı açıklar.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: “The report calls several drivers jerks,” cümlesindeki jerks, resmî raporlarda kullanıma uygun, kibar ve tarafsız bir etikettir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

following too closely, or constantly changing lanes,

1:47

öndeki aracı çok yakından takip etmeye ya da sürekli şerit değiştirmeye yol açar

which contributes directly to the congestion that creates traffic jams.

1:50

ve bunlar trafik sıkışıklığını yaratan yoğunluğa doğrudan katkıda bulunur.

Thankfully, as the good driver you are,

1:54

Neyse ki, iyi bir sürücü olan siz,

you can make a difference.

1:56

bir fark yaratabilirsiniz.

Pay attention to the car ahead and behind you

1:57

Önünüzdeki ve arkanızdaki araca dikkat edin

to keep a buffer of space around you. Kalıp ifadeler

2:00

ve çevrenizde güvenli bir boşluk bırakın.

Kalıp ifadeler

Etrafınızda bir güvenlik boşluğu bırakmak

Burada keep, korumaya devam etmek; a buffer of space ise ani değişiklikleri karşılamak için aracın çevresinde bırakılan ek boşluk demektir. Buffer fiziksel bir nesne veya engel değil, bir güvenlik payıdır. keep a buffer of + isim kalıbı, mevcut alanın, zamanın, paranın veya kapasitenin tamamını kullanmak yerine bilinçli olarak fazladan bir miktar ayırmak demektir.

Alıştırma

“Bilinçli olarak ek bir güvenlik payı bırakmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: To handle unexpected delays, ____ fifteen minutes between appointments.

Cevabı göster

keep a buffer of

This way, if the driver in front of you brakes, Anlatım akışı

2:02

Böylece önünüzdeki sürücü fren yaparsa,

you have room to slow down and won't pass the braking tension along the chain of traffic. Notlar

2:04

yavaşlayacak alanınız olur ve frenleme etkisini trafik zincirinin gerisine aktarmazsınız.

Anlatım akışı

This way ile yöntemi sonucuna bağlamak

Burada This way, az önce açıklanan yönteme, yani aracın çevresinde boşluk bırakmaya gönderme yapar. “Bunu yaparak” veya “bu yöntemi kullanarak” anlamındadır; “bu fiziksel yönde” demek değildir. Sonraki cümlenin başında açıklamayı bir talimattan, ona uymanın sonucuna veya yararına taşır. Aktarılabilir kalıp şöyledir: Bir eylem ya da öneri belirtin, ardından This way, + sonuç yapısını kullanın.

Alıştırma

Bu kısa metinde This way ne anlama gelir? “Save a copy before editing. This way, you can restore the original if needed.”

  1. Tam bu zamanda
  2. Bu fiziksel yönde
  3. Az önce önerileni yaparak
Cevabı göster

Az önce önerileni yaparak

Kalıp ifadeler

have room to slow down: yavaşlamak için yeterli alan veya pay

have room to slow down ifadesindeki room, bir binanın içindeki oda anlamına gelmez; yeterli kullanılabilir alanı veya payı anlatan sayılamayan bir isimdir. Ardından gelen to + fiil, bu payın mümkün kıldığı eylemi belirtir. Burada araçlar arasındaki mesafe, sürücünün aniden fren yapmak yerine hızını yavaş yavaş azaltmasına yetecek alan sağlar. have room to + fiil kalıbı zaman, para veya hareket esnekliği gibi fiziksel olmayan payları da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyi yapmak için yeterli zamana veya esnekliğe sahip olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: We left an extra day in the schedule, so we ____ check the results.

Cevabı göster

have room to

Deyimler

pass the braking tension along the chain of traffic: zincirleme etki benzetmesi

Pass the braking tension along the chain of traffic, hareketli bir benzetmedir. Her araç zincirin bir halkası olarak gösterilir; tension ise öndeki araç fren yaptığında tepki verme baskısını temsil eder. İfade, tek bir sert frenin bir sonraki sürücüyü, ardından onun arkasındakini yavaşlamaya zorlayabileceğini ve böylece bozulmanın trafikte geriye doğru ilerlediğini anlatır. Pass X along Y aktarılabilir bir imgedir: bir kuvvet, sorun veya etki birbirine bağlı bir parçadan diğerine geçer.

Alıştırma

Bu cümlede 'pass the braking tension along the chain of traffic' ne anlama geliyor?

  1. Araçları birbirine bağlayan bir zincirdeki fiziksel gerilimi ölçer.
  2. Öndeki aracı farklı bir trafik şeridine geçirir.
  3. Bir sürücünün fren tepkisinin arkadaki araçların yavaşlamasını tetiklemesine neden olur.
Cevabı göster

Bir sürücünün fren tepkisinin arkadaki araçların yavaşlamasını tetiklemesine neden olur.

Drive slower.

2:09

Daha yavaş sürün.

Set your car to cruise control to try driving at a consistent speed. Notlar

2:10

Sabit hızda gitmeyi denemek için hız sabitleyiciyi kullanın.

Kelime

cruise control: otomobilin hız koruma özelliği

Cruise control, aracı sürücünün seçtiği hıza yakın tutan bir otomobil özelliğinin adıdır. Bu cümlede set your car to cruise control, hızın daha sabit kalması için bu özelliği açmak anlamına gelir. Cruise ve control sözcükleri birlikte bu özelliğin kalıplaşmış adını oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi, aracın hızını koruyan özelliğin adıyla tamamlayın: On the open highway, Maya turned on ____ to keep the car near 60 miles per hour.

Cevabı göster

cruise control

Dilbilgisi

try driving: bir yöntemi denemek için try + -ing

Try driving, try + -ing yapısını kullanır. Bu yapı, bir eylemi olası bir yöntem olarak denemek ve sonucuna bakmak anlamına gelir. Bu cümlede önerilen yöntem, sabit bir hızda sürmektir. Odak noktası yöntemi denemektir; eylemi tamamlamanın ne kadar zor olduğu değildir.

Alıştırma

Birinin sayfayı yenilemeyi olası bir çözüm olarak denemesini ve işe yarayıp yaramadığını görmesini istiyorsunuz. Bu anlamı en doğrudan hangi cümle verir?

  1. The button is stuck, but try to refresh the page.
  2. If the page will not load, stop refreshing it.
  3. If the page will not load, try refreshing it.
Cevabı göster

If the page will not load, try refreshing it.

In Belgium and the Netherlands,

2:14

Belçika ve Hollanda'da,

there's a technique implemented at times of high volume known as block driving, Notlar

2:16

trafiğin yoğun olduğu zamanlarda “blok sürüşü” denen bir teknik uygulanıyor;

Kelime

Trafik bağlamında high volume

Trafik ve yol planlaması bağlamında volume, belirli bir süre içinde bir yoldan veya noktadan geçen araçların sayısını ifade eder. Bu nedenle high volume, çok sayıda aracın yolu kullandığını, yani trafik akışının yoğun olduğunu belirtir. Bu özel anlamı yol bağlamı belirler. Burada volume; yüksek ses, fiziksel büyüklük, kapasite veya bir kitabın cildi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yol raporunda "a period of high volume" ne anlama gelir?

  1. Çok sayıda aracın yolu kullandığı bir dönem
  2. Araçların iç kısmının alışılmadık derecede büyük olduğu bir dönem
  3. Trafik gürültüsünün yüksek olduğu bir dönem
Cevabı göster

Çok sayıda aracın yolu kullandığı bir dönem

Kültür

Bir trafik yönetimi tekniği olarak block driving

Burada block driving, bir trafik yönetimi tekniğinin adıdır. Bir araç grubu, kontrollü ve sabit bir hızla birlikte ilerleyecek şekilde yönlendirilir; böylece arkadaki trafik de aynı tempoyu izler. Block, hareket eden araç grubunu ifade eder; şehirdeki bir ada veya yolu kapatma eylemi değildir. Bu terim, yollar yoğunken görevlilerin trafiği nasıl düzenleyebileceğini açıklar.

Alıştırma

Bu trafik yönetimi bağlamında block driving neyi anlatır?

  1. Araçların yolu kapatmak için yolun enine durması
  2. Araçların kontrollü ve sabit bir hızla birlikte ilerlemesi
  3. Bir sürücünün şehirdeki bir adanın çevresinde dolaşması
Cevabı göster

Araçların kontrollü ve sabit bir hızla birlikte ilerlemesi

where a chain of cars drive at a consistent speed to help others keep pace. Kalıp ifadeler

2:20

bu teknikte bir araç zinciri, diğerlerinin de tempoyu korumasına yardımcı olmak için sabit hızda ilerliyor.

Kalıp ifadeler

keep pace: aynı hızı veya tempoyu korumak

Keep pace, başka bir kişi veya şeyle aynı hızda ya da tempoda hareket etmek veya ilerlemek demektir. Bu cümlede araçların sabit hızı, diğer sürücülerin geride kalmadan trafik akışına uymasına yardımcı olur. Burada pace tek bir adım değil, hız veya tempo anlamındadır. Karşılaştırılan taraf keep pace with the group örneğindeki gibi with ile belirtilebilir ya da grup veya hız zaten belliyse söylenmeyebilir.

Alıştırma

İngilizce "The hikers walk together so the youngest can keep pace," cümlesinde keep pace ne anlama gelir?

  1. Herkes için hızı seçmek
  2. Diğerleriyle aynı hızda ilerlemek
  3. Durup diğerlerini beklemek
  4. Çok büyük bir adım atmak
Cevabı göster

Diğerleriyle aynı hızda ilerlemek

Police have also used this strategy for 15 years, Dilbilgisi

2:24

Polis de bu stratejiyi 15 yıldır kullanıyor;

Dilbilgisi

have used ... for 15 years: süre bildiren present perfect

Have used, kullanımın geçmişte başladığını ve bugüne ulaştığını ya da şimdi hâlâ önemli olduğunu anlatır. Bu yapı present perfect'tir: have + geçmiş zaman ortacı used. For 15 years, bugüne kadar geçen sürenin tamamını belirtir. Also, “polis de” anlamına gelir ve polisi daha önce sözü edilen kişi ya da gruba ekler. Zaman ifadesinin bir parçası değildir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tamamlayın. İlk boşlukta use fiilinin present perfect biçimini, ikinci boşlukta five years süresini for ile kullanın: Our library ____ this system ____.

Cevabı göster

has used · for five years

driving at an appropriate pace in groups to keep the flow of traffic moving. Dilbilgisi

2:27

trafik akışını sürdürmek için gruplar hâlinde uygun bir hızla ilerliyor.

Dilbilgisi

keep the flow of traffic moving: trafik akışını sürdürmek

Bu cümlede keep + the flow of traffic + moving, “trafik akışının hareket etmeye devam etmesini sağlamak” anlamına gelir. Keep yapıyı yöneten fiil, the flow of traffic onun nesnesi, moving ise nesnenin devam eden durumunu anlatan -ing biçimli tamamlayıcıdır. Bir kişi ya da şeyin bir faaliyeti veya süreci sürdürmesini sağladığı durumlarda keep + nesne + -ing kullanılır. keep the line moving ve keep the discussion going buna örnektir. Buradaki moving, driving ile paralel ikinci bir ana eylem değildir.

Alıştırma

Cümleyi keep ve move fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The teacher checks in each week to ____ the project ____.

Cevabı göster

keep · moving

Of course,

2:31

Elbette,

the advent of autonomous self-driving cars Kelime

2:32

otonom, kendi kendine giden araçların ortaya çıkmasıyla

will see automobiles that are able to connect and communicate with one another vehicle-to-vehicle,

2:34

otomobiller birbirine bağlanıp araçtan araca iletişim kurabilecek

and is expected to reduce traffic jams significantly. Dilbilgisi

2:39

ve bunun trafik sıkışıklığını önemli ölçüde azaltması bekleniyor.

Kelime

the advent of: önemli yeni bir dönemin başlangıcı

The advent of + isim, önemli bir yeni gelişmenin veya dönemin gelişi ya da başlangıcı anlamına gelen resmî bir isim öbeğidir. Burada otonom otomobilleri, tek bir aracın fiziksel olarak gelmesi şeklinde değil, yeni bir teknolojik dönemin başlangıcı olarak sunar. Advent, yeni gelişmenin ortaya çıkmasına ve sonrasında olacakları değiştirmesine odaklanır. Tek başına “icat” anlamına gelmez: Bir şey, ortaya çıkışı geniş bir etki yaratmadan önce icat edilmiş olabilir.

Alıştırma

Resmî yazıda “the advent of electric cars” ne anlama gelir?

  1. Belirli bir elektrikli otomobilin geç gelmesi
  2. Elektrikli otomobillerin ortaya çıkmaya ve yaygınlaşmaya başlaması
  3. Belirli bir elektrikli otomobilin icat edilmesi
Cevabı göster

Elektrikli otomobillerin ortaya çıkmaya ve yaygınlaşmaya başlaması

Dilbilgisi

is expected to reduce: bir tahmini aktarmak

Bu cümlede is expected to reduce bir tahmin bildirir: analistler veya mevcut kanıtlar, otonom araçlar arasındaki iletişimin trafik sıkışıklığını azaltacağına inanılmasına yol açmaktadır. Edilgen yapı, tahmini yapan kişileri belirtmez. be expected to + fiilin yalın hâli kalıbı, sonucun önceden kanıtlanmış veya garanti edilmiş olduğunu iddia etmeden olası bir gelecek sonucunu bildirir. Burada reduce, to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Hangi cümle, etkinin garanti edildiğini veya zaten kanıtlandığını iddia etmeden tahmin edilen bir etkiyi bildirir?

  1. The new schedule is expected to reduce delays.
  2. The new schedule guarantees that delays will disappear.
  3. The new schedule has already reduced delays.
Cevabı göster

The new schedule is expected to reduce delays.

Additionally,

2:43

Ayrıca,

researchers are using biologically inspired algorithms to reduce travel times. Kelime

2:43

araştırmacılar yolculuk sürelerini azaltmak için biyolojiden esinlenen algoritmalar kullanıyor.

Kelime

biologically inspired algorithms: biyolojiyi örnek alan tasarımlar

Bu cümlede biologically inspired algorithms, tasarım fikirleri biyolojik sistemlerden gelen algoritmalar anlamına gelir. Biologically, inspired sözcüğünü; biologically inspired sıfat-fiil grubu ise algorithms sözcüğünü niteler. Burada inspired bir duyguyu anlatmaz. Tasarımın bir şeyden etkilenmesi veya ona göre yönlendirilmesi anlamına gelir. Bu algoritmalar insanlar tarafından oluşturulan hesaplama yöntemleridir; organizma değildir ve mutlaka canlılar tarafından çalıştırılmaz.

Alıştırma

Bir mühendis bir robotu biologically inspired olarak tanımlıyor. Bunun en doğal anlamı nedir?

  1. Biyoloji konusunda duygusal bir heyecan hisseder.
  2. Makine değil, canlı bir organizmadır.
  3. Tasarımında biyolojik bir sistemden alınan bir fikir kullanılmıştır.
Cevabı göster

Tasarımında biyolojik bir sistemden alınan bir fikir kullanılmıştır.

In one study,

2:48

Bir çalışmada,

researchers applied a model based on ant travel behavior as a way to route traffic. Dilbilgisi

2:49

trafiğe rota çizmek için karıncaların hareket davranışını temel alan bir model uyguladılar.

Dilbilgisi

İsimden sonra gelen based on ant travel behavior niteleyicisi

Bu cümlede based on ant travel behavior, a model ifadesinden sonra gelen ve onu niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Modelin neyi temel aldığını belirtir; araştırmacıların modeli nerede veya nasıl uyguladığını anlatmaz. Açık biçimi a model that was based on ant travel behavior şeklindedir. İngilizce açıklayıcı ve akademik metinlerde bu tür edilgen ilgi cümlecikleri sıkça isim + based on + dayanak yapısına indirgenir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: We chose a plan ____ the survey results.

Cevabı göster

based on

Changes in infrastructure work too. Kelime

2:54

Altyapı değişiklikleri de işe yarıyor.

Kelime

“Etkili olmak” anlamındaki work

Burada work, Changes in infrastructure ifadesinin ana fiilidir. “Etkili olmak” veya “amaçlanan sonucu üretmek” anlamına gelir; dolayısıyla cümle, altyapı değişikliklerinin de başarılı bir çözüm türü olduğunu söyler. Bu geçişsiz kullanımda özne genellikle bir plan, yöntem, tedavi, cihaz veya değişikliktir: Bir şey works ise amacına ulaşır. too sözcüğü, daha önce sözü edilenlerin yanı sıra bu çözümün de etkili olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede work “amaçlanan sonucu üretmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. She works at the library on Saturdays.
  2. The new allergy medicine works within twenty minutes.
  3. We need to work on the budget tomorrow.
Cevabı göster

The new allergy medicine works within twenty minutes.

Recently,

2:56

Kısa süre önce,

Los Angeles became the first city to synchronize every street light, Dilbilgisi

2:56

Los Angeles, tüm trafik ışıklarını senkronize eden ilk şehir oldu;

causing lights to make automatic adjustments based on flow,

3:00

böylece ışıklar trafik akışına göre otomatik olarak ayarlanıyor

which has reduced travel time by 14%. Dilbilgisi

3:03

ve yolculuk süresi %14 azaldı.

Dilbilgisi

the first city to synchronize: first + isim + to-infinitive

the first + isim + to-infinitive kalıbı, bir karşılaştırma grubunda bir eylemi en önce yapan veya başaran üyeyi belirtir. Bu cümlede to synchronize every street light, city sözcüğünü niteler ve Los Angeles’ın neyi yapan ilk şehir olduğunu açıklar. Buradaki to-infinitive amaç veya varış noktası bildirmez. first city ifadesinin anlamını tamamlayarak “ilk” olma konumunu doğrudan başarılan eyleme bağlar. Karşılaştırma grubu ifadeden veya bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Parantezdeki fiili ve first + isim + to-infinitive yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: In 1969, Neil Armstrong became the first person ____ on the Moon. (walk)

Cevabı göster

to walk

Dilbilgisi

has reduced travel time by 14%: reduce ... by azalma miktarını belirtir

has reduced travel time by 14% ifadesinde present perfect yapıdaki has reduced, azalmayı haber verme anında hâlâ geçerli olan bir sonuç olarak sunar. Temel ölçüm kalıbı reduce + something + by + miktar veya yüzde şeklindedir; by azalmanın büyüklüğünü belirtir. by 14%, seyahat süresinin önceki düzeyinin %86’sında kaldığını ifade eder; seyahat süresinin önceki düzeyinin %14’üne indiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Seyahat süresi 50 dakikadan 40 dakikaya düştü. Yüzdelik azalmayı reduce ... by ... ile doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. Travel time has been reduced by 40%.
  2. Travel time has been reduced by 20%.
  3. Travel time has been reduced to 20%.
Cevabı göster

Travel time has been reduced by 20%.

Traffic aside, Anlatım akışı

3:06

Trafik meselesini bir kenara bırakırsak,

another solution is taking public transit when possible.

3:07

mümkün olduğunda toplu taşımayı kullanmak da bir başka çözüm.

Anlatım akışı

Konu değiştiren geçiş ifadesi Traffic aside,

Traffic aside, ifadesinde traffic adı, geçici olarak bir kenara bırakılan konuyu belirtir. noun phrase + aside kalıbı, o meseleyi kısa bir süreliğine mevcut tartışmanın dışında tutmak anlamına gelir. Burada tartışmayı trafik akışının kendisinden başka bir çözüme taşır. Bu geçiş önceki konuyu göz önünde tutmaya devam eder; trafiğin önemsiz veya sorunun çözülmüş olduğunu ileri sürmez. Aynı kalıp Cost aside, ya da Practical concerns aside, gibi ifadelerle bilgiyi düzenlemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bütçe meselesini şimdilik bir kenara bırakmak anlamındaki geçişi tamamlayın: Budget ____, the proposal could still save time.

Cevabı göster

aside

An MIT study of Boston traffic

3:10

MIT'nin Boston trafiği üzerine yaptığı bir çalışma,

found that if 1% of current drivers took transit, Dilbilgisi

3:12

mevcut sürücülerin %1'i toplu taşımayı kullansa,

everyone's commute would be reduced by 18%.

3:15

herkesin işe gidip gelme süresinin %18 azalacağını ortaya koydu.

Dilbilgisi

If ... took ..., ... would be reduced: varsayımsal bir sonuç

Bu yan cümle, modelle hesaplanan veya varsayımsal bir neden-sonuç ilişkisi sunmak için if + basit geçmiş zaman (took) ile would + be + geçmiş zaman ortacı (would be reduced) yapısını kullanır. Took, mevcut gerçeklikten uzaklık belirtir; geçmişte yapılmış bir toplu taşıma yolculuğunu anlatmaz. Sonuç edilgendir çünkü everyone's commute azalmaya neden olan değil, azalmadan etkilenen öğedir. Bu kalıp, zaten gerçekleşmiş bir sonucu bildirmek yerine bir politika veya davranış değişikliğinin neler doğurabileceğini tartışmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Take fiilinin geçmiş zaman biçimiyle will fiilinin koşul biçimini kullanarak varsayımsal koşul cümlesini tamamlayın: If more employees ____ the train, parking demand ____ be reduced.

Cevabı göster

took · would

Of course, companies like Toyota,

3:18

Elbette Toyota gibi şirketler de

who supported this episode,

3:19

(bu bölümü de Toyota destekledi)

are finding new ways to address mobility challenges, Kalıp ifadeler

3:21

mobilite sorunlarını çözmenin yeni yollarını arıyor

developing future technologies to interconnect drivers and vehicles with road infrastructure.

3:23

ve sürücülerle araçları yol altyapısına bağlayacak geleceğin teknolojilerini geliştiriyor.

Kalıp ifadeler

address mobility challenges: hareketlilik sorunlarını ele almak

Burada address, bir konuyla ilgilenmek için harekete geçmek anlamına gelen bir fiildir. Mobility challenges, insanların veya araçların güvenli ve kolay biçimde hareket etmesini zorlaştıran sorunlardır. Bu ifade yeni teknolojilerin amacını anlatır. Address, sorun üzerinde çalışıldığını gösterir; sorunun çoktan çözüldüğünü söylemez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp address + problem/challenge/need şeklindedir.

Alıştırma

Bir şehir yeni otobüs güzergâhlarını denemeye başladı, ancak sorun henüz çözülmedi. Şehrin eylemini en iyi hangi ifade anlatır?

  1. having solved every mobility challenge
  2. only listing mobility challenges
  3. addressing mobility challenges
Cevabı göster

addressing mobility challenges

Toyota is launching their new Corolla iM hatchback

3:28

Toyota, yeni Corolla iM hatchback modelini piyasaya sürüyor

with the Toyota Safety Sense technologies

3:30

ve araçta Toyota Safety Sense teknolojileri bulunuyor;

like pre-collision systems,

3:32

çarpışma öncesi sistemler,

automatic high beams,

3:34

otomatik uzun farlar

and lane departure alert,

3:35

ve şeritten ayrılma uyarısı gibi özellikler,

all of which will be standard and launching across Canada this September. Dilbilgisi

3:36

bu eylülde Kanada genelinde standart olarak sunulacak.

Dilbilgisi

all of which: listedeki her öğe hakkında bilgi eklemek

All of which, açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Which, önceki güvenlik teknolojileri listesinin tamamına gönderme yapar; all ise eklenen bilginin yalnızca son öğe olan lane departure alert için değil, her öğe için geçerli olduğunu açıkça gösterir. Başka yerlerde de kullanılabilecek kalıp liste, all of which + çoğul fiil şeklindedir. Listenin tamamına ortak tek bir açıklama ekler ve aynı açıklamanın her öğe için tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

Listelenen her eşyanın su geçirmez olduğunu gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The bag contains a coat, boots, and gloves, ____ are waterproof.

Cevabı göster

all of which

They also have a goal to produce vehicles with zero emissions by 2050,

3:40

Şirket ayrıca 2050'ye kadar sıfır emisyonlu araçlar üretmeyi hedefliyor

which is something we really support.

3:44

ve bu, bizim gerçekten desteklediğimiz bir hedef.

So,

3:46

Bu yüzden,

special thanks to Toyota for supporting our channel

3:46

kanalımıza destek olduğu için Toyota'ya özellikle teşekkür ediyor,

and being a leader in the science and technology space. Kelime

3:48

bilim ve teknoloji alanında öncü olmasını takdir ediyoruz.

Kelime

“the science and technology space” ifadesinin iş alanı anlamı

Bu cümlede the science and technology space, bilim ve teknolojiyi çevreleyen geniş faaliyet alanını, yani bunlarla bağlantılı şirketleri, kuruluşları, çalışmaları ve gelişmeleri ifade eder. Burada space mecazidir; uzay veya fiziksel bir yer anlamına gelmez. İş ve medya İngilizcesinde the X space, X’i çoğu zaman etkin ve sürekli gelişen bir ekosistem ya da pazar olarak sunar. Toyota’yı this space içinde lider olarak adlandırmak, şirketi sınırları kesin olarak belirlenmiş tek bir sektörün lideri ilan etmekten çok, bu geniş alanın önemli bir katılımcısı olarak konumlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede space fiziksel bir alan veya uzay yerine bir iş ya da faaliyet alanını ifade eder?

  1. Astronauts live and work in space.
  2. The box takes up too much space.
  3. Many companies are investing in the online learning space.
Cevabı göster

Many companies are investing in the online learning space.

And subscribe for more weekly science videos.

3:51

Her hafta yeni bilim videoları için abone olmayı unutmayın.