Arama Geçmişiniz Sizin Hakkınızda Ne Söylüyor?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
922 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Video Google aramalarını, anketleri ve sosyal medyayı karşılaştırarak özel sorguların cinsel kaygıları, gizlenen kimliği, pişmanlığı, ırkçılığı ve kamusal görüntü ile özel yaşam arasındaki farkı nasıl gösterdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. 3.5 times more common than — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: katlı karşılaştırmayı doğru anlamak ve karşılaştırma temelini yüzdeden ayırmak. 2. living in the closet. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: cinsel kimliği gizlemeye ilişkin hassas mecazı gerçek bir yer olarak yorumlamamak. 3. be skeptical of — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: sosyal medyadaki görünüşleri sorgularken her kamusal iddianın yanlış olduğunu varsaymamak.

Bu derste

We all exaggerate and lie,

0:00

Hepimiz abartır ve yalan söyleriz,

but alone on the internet our Google search history quickly reveals the truth. Kalıp ifadeler

0:01

ama internette yalnızken Google arama geçmişimiz gerçeği kısa sürede ortaya çıkarır.

Kalıp ifadeler

Reveal the truth ifadesi

Reveal the truth, gizli ya da belirsiz olan gerçeklerin bilinir hâle gelmesini sağlamak demektir. Burada özne, kanıt işlevi gören Google arama geçmişidir; itirafta bulunan bir kişi değildir. Reveal kasıt gerektirmez. Veriler, kayıtlar, ipuçları ve test sonuçları, içerdikleri bilgiler gerçekleri ortaya çıkardığı için reveal the truth ifadesinin öznesi olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kanıtın gizli gerçekleri ortaya çıkarmasını en doğal biçimde ifade eder?

  1. The audit reveals the truth about the missing funds.
  2. The audit confesses the truth about the missing funds.
  3. The audit tells the truth about the missing funds.
Cevabı göster

The audit reveals the truth about the missing funds.

With over 3 billion searches per day, Dilbilgisi

0:05

Günde 3 milyardan fazla arama sayesinde,

we can discover a lot about human desires and our secret insecurities.

0:07

insanların arzuları ve gizli güvensizlikleri hakkında pek çok şey keşfedebiliriz.

Dilbilgisi

Arka plan girişi olarak With over ...

With over 3 billion searches per day, cümlenin başında yer alan bir with öbeğidir. Ana cümleden önce ölçeği gösteren bir arka plan sunar. Burada over, daha fazla anlamına gelir; with ise birisiyle birlikte olmayı değil, bu durumun varlığını ifade eder. Bu giriş tek başına tamamlanmış bir önerme bildirmediği için okuyucuyu ardından gelen ana cümleye yönlendirir. With + isim öbeği, ana cümle kalıbı, bilgiyi kısa ve etkili bir arka planla sunmayı sağlar.

Alıştırma

Arka plandaki bir miktarı tanıtan ve ‘daha fazlasına sahip olarak’ anlamına gelen iki kelimelik ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ 10,000 visitors each month, the museum needs more staff.

Cevabı göster

With over

So, how do you relate to this data? Kelime

0:11

Peki, siz bu verilerde kendinizden neler buluyorsunuz?

Kelime

relate to: kişisel bir bağ kurmak

Bu soruda relate to, kişisel bir bağ kurmak veya bir şeyde kendi deneyimine benzer bir yön görmek anlamına gelir. Konuşmacı, verilerin dinleyiciye tanıdık gelip gelmediğini ya da dinleyicinin hayatındaki bir deneyimle örtüşüp örtüşmediğini soruyor. Kalıp person + relate to + thing or experience şeklindedir. Burada to ifadenin bir parçasıdır; çıkarılırsa bu kişisel özdeşleşme anlamı korunmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede relate to, altyazıdakiyle aynı kişisel bağ anlamında kullanılmıştır?

  1. The survey results are related to sleep habits.
  2. I can relate to the survey results because I have had the same problem.
  3. The presenter related the events in chronological order.
Cevabı göster

I can relate to the survey results because I have had the same problem.

First off, Anlatım akışı

0:13

Öncelikle,

people are struggling to have sex.

0:13

insanlar seks yapmakta zorlanıyor.

Anlatım akışı

First off: ilk noktayı tanıtmak

First off, bir dizinin ilk noktasını tanıtan gündelik bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sıradaki düşüncenin nasıl düzenlendiğini gösterir; ana cümledeki kişileri veya eylemi betimlemez. Virgül, bu belirteci ana ifadeden ayırır. First off genellikle başka noktaların, nedenlerin veya örneklerin de geleceğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede First off, gündelik bir açıklamanın ilk noktasını tanıtan söylem belirteci olarak kullanılmıştır?

  1. First off, we need to check the battery.
  2. The alarm went off during the test.
  3. At first, the battery seemed fine.
Cevabı göster

First off, we need to check the battery.

Searches for sexless marriage

0:15

“Sekssiz evlilik” ifadesi

are 3.5 times more common Dilbilgisi

0:17

3,5 kat daha sık aranıyor

than unhappy marriage

0:19

“mutsuz evlilik” ifadesine kıyasla,

Dilbilgisi

3.5 times more common than: 3,5 kat daha yaygın

Bu karşılaştırmada 3.5 times more common than, ilk ifadenin ikinci ifadeye göre yaklaşık 3,5 kat daha sık arandığı anlamına gelir. Sayı, evliliklerin sayısını değil arama sıklığını ölçer. Kalıp; çarpan + times + karşılaştırma sıfatı + than + karşılaştırma ölçütü şeklindedir. Than sonrasındaki ifade, ilk unsurun neyle karşılaştırıldığını gösterdiği için korunmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, şifre sıfırlama aramalarının faturalandırma aramalarından 3,5 kat daha sık yapıldığını söyler?

  1. Password-reset searches are 3.5% more common than billing searches.
  2. Password-reset searches are 3.5 times more common than billing searches.
  3. Billing searches are 3.5 times more common than password-reset searches.
Cevabı göster

Password-reset searches are 3.5 times more common than billing searches.

and eight times more than loveless marriage.

0:20

“sevgisiz evlilik” ifadesine kıyaslaysa sekiz kat daha sık.

And while the assumption may be that women have lower libido than men, Anlatım akışı

0:22

Kadınların libidosunun erkeklerinkinden daha düşük olduğu varsayılsa da,

women are actually twice as likely to search for Dilbilgisi

0:26

kadınların şu ifadeyi arama olasılığı aslında iki kat daha yüksek:

"my boyfriend won't have sex with me"

0:28

“Erkek arkadaşım benimle seks yapmıyor.”

compared to men searching

0:30

erkeklerin yaptığı şu aramayla karşılaştırıldığında:

"my girlfriend won't have sex with me".

0:31

“Kız arkadaşım benimle seks yapmıyor.”

Anlatım akışı

while the assumption may be that ...: karşıtlık öncesinde varsayım sunmak

Başlangıçtaki while the assumption may be that ... yan cümlesi, insanların bekleyebileceği bir inanışı tanıtır. Buradaki while, “... olduğu sırada” değil, “... olsa da” anlamındadır. Assumption bu inanışın kanıtlanmamış olduğunu gösterir; may be ise herkesin buna inandığı yönündeki iddiayı yumuşatır. Ardından ana cümle bir karşıtlık, düzeltme veya şaşırtıcı gerçek sunar. Bu çerçeve, konuşanın önce mevcut bir görüşü kabul edip sonra dikkati daha güçlü kanıtlara yöneltmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle while kullanarak önce bir varsayımı kabul edip ardından kanıtla bu varsayıma karşı çıkar?

  1. While the assumption may be that younger drivers take more risks, the data show that age was not the main factor.
  2. The assumption that younger drivers take more risks was confirmed by the data.
  3. While the mechanic checked the brakes, the driver waited outside.
Cevabı göster

While the assumption may be that younger drivers take more risks, the data show that age was not the main factor.

Dilbilgisi

twice as likely to ... compared to ...: ... olasılığı ... olasılığının iki katı

“A is twice as likely to do X compared to B” kalıbı, A'nın X yapma olasılığının B'ninkinin iki katı olduğu anlamına gelir. “Likely”, istek veya gönüllülüğü değil, olasılığı ya da gözlemlenen oranı belirtir. Buradaki karşılaştırma iki paralel aramayı eşleştirir: kadınların ilk ifadeyi, erkeklerin ise ikinci ifadeyi araması. “Compared to”, karşılaştırmada temel alınan referans grubu ve eylemi tanıtır.

Alıştırma

Dersin olasılık oranı kalıbını aynen kullanarak raporu tamamlayın: Survey respondents under 30 were ____ use mobile banking ____ respondents over 60.

Cevabı göster

twice as likely to · compared to

And if you're worried you aren't having as much sex as others,

0:33

Başkaları kadar sık seks yapmadığınızdan endişeleniyorsanız,

just know they're exaggerating too. Ton ve niyet

0:36

bilin ki onlar da abartıyor.

Ton ve niyet

Güvence vermek için just know

“Just know they're exaggerating too” ifadesinde “just know”, konuşanın dinleyicinin aklında tutmasını istediği rahatlatıcı bir gerçeği tanıtır. Bu kullanım, kelimesi kelimesine o bilgiye sahip olma talimatından çok “bunu aklında tut” veya “emin ol” anlamına yakındır. Emir yapısının örtük öznesi “you”dur ve sonraki yan cümleden önce “that” kullanılmayabilir. Burada “just”, dikkati rahatlatıcı tek bir noktaya yöneltir ve talimatı daha yumuşak hissettirir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sınavdan önce kaygılı. Hangi cümle onu rahatlatmak için “just know” ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Do you know that one test does not define your future?
  2. I only know that one test does not define your future.
  3. Just know that one test does not define your future.
Cevabı göster

Just know that one test does not define your future.

In terms of heterosexual sex, Anlatım akışı

0:38

Heteroseksüel seks söz konusu olduğunda,

a large survey found that women say

0:40

geniş çaplı bir araştırmaya göre kadınlar,

they have sex 55 times each year

0:42

yılda 55 kez seks yaptıklarını

using a condom 16% of the time,

0:44

ve bunların %16'sında prezervatif kullandıklarını söylüyor;

meaning 1.1 billion condoms a year. Anlatım akışı

0:46

bu da yılda 1,1 milyar prezervatif demek.

Anlatım akışı

In terms of: kapsamı daraltma

“In terms of heterosexual sex” kapsamı belirleyen bir çerçeve ifadesidir. Ardından gelen istatistikleri heteroseksüel cinsel ilişki adlı belirli bir açıyla sınırlar; verileri tüm cinsel etkinlikler hakkında bir iddia olarak sunmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp in terms of + isim veya isim öbeğidir. Ele alınacak boyutu, ölçütü ya da yönü belirtmeniz gerektiğinde ifadenin önüne getirin.

Alıştırma

Cümlede “In terms of” ifadesinin görevini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Konuyu araştırmalardan prezervatiflere değiştirir.
  2. İddiayı belirli bir yönle sınırlar: heteroseksüel cinsel ilişki.
  3. Heteroseksüel cinsel ilişkinin araştırmaya neden olduğunu söyler.
Cevabı göster

İddiayı belirli bir yönle sınırlar: heteroseksüel cinsel ilişki.

Anlatım akışı

Meaning: çıkarılan sonucu sunma

Burada meaning, önceki sayılardan hesaplanan sonucu sunar. Bildirilen cinsel ilişki sıklığı ile prezervatif kullanım oranını tahmini yıllık toplamla ilişkilendirir; herhangi birinin niyetini anlatmaz. Virgülden sonra meaning, önceki ifadenin tamamının sonucunu veya yorumunu ekleyebilir. which means yapısına benzeyen kısaltılmış bir ek açıklamadır ve verilerden bu verilerin ne gösterdiğine doğrudan geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Sonucu belirtmek için mean fiilinin -ing biçimini kullanın: The train leaves at 6:00 a.m., ____ we need to wake up before five.

Cevabı göster

meaning

Men claim to be using 1.6 billion condoms, Kelime

0:49

Erkekler ise 1,6 milyar prezervatif kullandıklarını iddia ediyor,

but only 600 million condoms are sold in America each year.

0:52

ama Amerika'da yılda yalnızca 600 milyon prezervatif satılıyor.

Kelime

claim to be using: doğrulanmamış bir iddiayı aktarmak

Bu cümlede claim to be using, erkeklerin prezervatif kullanımları hakkında söylediklerini kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmadan aktarır. Claim mesafe yaratır: konuşmacı, bildirilen sayının hatalı olabileceği ihtimalini açık bırakır. Claim to + fiilin yalın hâli, birinin öne sürdüğü eylemi veya durumu aktarır. Claim to be + -ing, birinin gerçekleşmekte olduğunu söylediği bir etkinliğe odaklanır. Burada gerçek satışlarla yapılan karşılaştırma iddiayı kuşkulu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle şirketin açıklamasını en iyi şekilde aktarırken doğruluğunu onaylanmamış bırakır?

  1. The company claims to be using only recycled materials.
  2. The company definitely uses only recycled materials.
  3. The company proves that it uses only recycled materials.
Cevabı göster

The company claims to be using only recycled materials.

Perhaps this lack of sex is rooted in physical insecurities. Deyimler

0:56

Belki de bu seks eksikliğinin kökeninde fiziksel güvensizlikler yatıyordur.

Deyimler

is rooted in: derin bir kaynağa işaret etmek

Is rooted in, derin veya altta yatan bir kaynağa sahip olmak anlamına gelir. Bitki kökleri imgesini kullanarak fiziksel güvensizlikleri durumun olası temel nedeni olarak sunar; gerçek köklerden söz etmez. Yapı X + be rooted in + Y şeklindedir. Genellikle Y'nin derin, temel veya uzun sürede gelişmiş bir kaynak olduğunu düşündürür ve yalnızca X comes from Y demekten daha güçlüdür. Perhaps açıklamayı kesin olmayan bir ihtimal hâline getirir; bu nedenle cümle bunun tek neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, derin bir temel kaynağa sahip olmak anlamındaki üç sözcüklü ders ifadesiyle tamamlayın: The repeated conflict ____ a lack of trust.

Cevabı göster

is rooted in

Unsurprisingly, men Google about their penises

0:59

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, erkekler Google'da penisleri hakkında

more than any other body part.

1:01

diğer tüm vücut bölgelerinden daha fazla arama yapıyor.

In fact,

1:03

Hatta

more than their lungs,

1:03

akciğerlerinden,

liver, feet,

1:04

karaciğerlerinden, ayaklarından,

ears, nose, throat,

1:05

kulaklarından, burunlarından, boğazlarından

and brain combined.

1:06

ve beyinlerinden toplamda daha fazla.

For every one search made by a woman Dilbilgisi

1:08

Kadınların her bir aramasına karşılık,

about their partner's phallus,

1:10

bu arama partnerlerinin penisiyle ilgiliyken,

there are roughly 170 searches

1:11

erkekler yaklaşık 170 arama yapıyor

men make about their own.

1:14

kendi penisleriyle ilgili.

Dilbilgisi

For every ..., there are ...: oran belirtme

“For every X, there are Y” şeklindeki eşleşen yapı, birbiriyle bağlantılı iki miktarı karşılaştırır. X referans birimini belirler, Y ise ikinci grupta buna karşılık gelen kaç durum olduğunu belirtir. Burada bir kadının yaptığı tek bir arama temel alınır ve erkeklerin yaklaşık 170 araması bununla karşılaştırılır. “Roughly”, 170 sayısının kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Dersteki iki parçalı yapıyı kullanarak oransal karşılaştırmayı tamamlayın: “____ electric bike sold, ____ four regular bikes sold.”

Cevabı göster

For every · there are

But guys, don't fret too much about your size Ton ve niyet

1:15

Ama beyler, boyutunuz konusunda çok da kaygılanmayın;

Ton ve niyet

don't fret too much about: birini fazla kaygılanmaması için rahatlatmak

“Don't fret too much about X”, birini rahatlatmak için kullanılan olumsuz bir emir cümlesidir: kişiye X hakkında sürekli kaygılanmamasını veya üzülmemesini söyler. Bu cümlede konuşmacı doğrudan “guys” diye seslenerek kaygılarını azaltmaya çalışır. “Fret”, çoğu zaman bu kadar ilgi göstermeye değmeyebilecek bir şey hakkında tekrar tekrar kaygılanmak anlamına gelir. “Too much” aşırı kaygıyı hedeflediği için bu rahatlatma, kaygılanacak hiçbir şey olmadığını kesin biçimde söylemekten daha yumuşaktır.

Alıştırma

Rahatlatma cümlesini hedef fiil ve edatla tamamlayın: “The delay is only five minutes, so don't ____ it.”

Cevabı göster

fret about

as 40% of women are complaining

1:17

çünkü kadınların %40'ı

that it's too big

1:19

fazla büyük olduğundan

causing pain.

1:20

ve acıya yol açtığından şikâyet ediyor.

When women search about their vaginas,

1:22

Kadınlar vajinaları hakkında arama yaptığında,

30% of questions are related

1:23

soruların %30'u

to how others perceive them, Kelime

1:25

başkalarının onları nasıl algıladığıyla,

particularly the smell.

1:26

özellikle de kokusuyla ilgili oluyor.

Kelime

How others perceive them: başkalarının oluşturduğu izlenim

How others perceive them, başkalarının söz konusu kadınlar hakkında nasıl bir izlenim oluşturduğunu belirten, how ile kurulmuş bir yan cümledir. Burada perceive onları görme, duyularla algılama veya değerlendirme anlamlarını kapsar; particularly the smell ise kokunun bu izlenimi şekillendiren etkenlerden biri olduğunu gösterir. Algı, kişinin yorumudur ve mutlaka nesnel bir gerçek değildir. how + özne + perceive + nesne kalıbı itibar, toplumsal imaj veya kullanıcı deneyimi konuşulurken kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede how others perceive them ne anlama geliyor?

  1. Başkalarının onlar hakkında izlenim oluşturma biçimi
  2. Onların başka insanları nesnel olarak ölçme yöntemi
  3. Onların başka insanları fark etmeyi reddetme nedeni
Cevabı göster

Başkalarının onlar hakkında izlenim oluşturma biçimi

Women are also twice as likely

1:28

Kadınların bunu yapma olasılığı da iki kat daha yüksek:

to look up how to perform better oral sex Öbek fiiller

1:29

daha iyi oral seks yapmanın yollarını aramak,

compared to men.

1:31

erkeklerle karşılaştırıldığında.

Öbek fiiller

Look up: bilgi aramak

Burada look up, arama motoru, sözlük veya başvuru kaynağı gibi bir yerden bilgiyi bilinçli biçimde arayıp bulmak anlamına gelir. Nesnesi, bir yöntemi belirten how to perform better oral sex yan cümlesidir; dolayısıyla ifade başını kaldırıp bakmak anlamına gelmez. Look up; bir gerçeği, sözcüğü, adı veya soruyu nesne olarak alabilir. Belirli bir bilgiyi hedefleyen aramalar için kullanılan yaygın bir öbek fiildir.

Alıştırma

Cümleyi “bilgi aramak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın ve zamiri doğal yerine koyun: I don't know what this abbreviation means, so I'll ____ in the glossary.

Cevabı göster

look it up

And when men do search about oral sex tips, Dilbilgisi

1:32

Erkekler oral seks tüyoları aradığındaysa,

they're just as likely to research Dilbilgisi

1:35

iki şeyi araştırma olasılıkları eşit:

how to perform it on a partner

1:36

partnerlerine nasıl oral seks yapacaklarını

as they are to Google

1:38

ya da Google'da şunu:

how to perform it on themselves.

1:38

kendilerine nasıl oral seks yapacaklarını.

Dilbilgisi

do search ifadesindeki vurgulu do

Buradaki do, olumlu bir cümlede kullanılan vurgulayıcı yardımcı fiildir. Men do search, “erkekler gerçekten arama yapar” demektir; do ayrı bir eylemi belirtmez. Erkeklerin o kadar sık arama yapmayabileceği yönündeki önceki beklentiye karşı çıkar. Kalıp özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Bir şeyi doğrularken, düzeltirken veya karşılaştırırken kullanılır: They do search, She does search, They did search.

Alıştırma

Beklentiyi düzelten vurgulayıcı yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: “Some people assume teenagers never check the facts, but they ____ search for reliable sources.”

Cevabı göster

do

Dilbilgisi

just as likely to ... as they are to ... eşitlik kalıbı

just as likely to A as they are to B kalıbı, A ve B'nin olasılıklarının eşit olduğunu söyler. Just, tam eşitlik anlamını güçlendirir; burada “yalnızca” demek değildir. İkinci bölüm, karşılaştırmayı paralel tutmak için özne + be + to yapısını tekrarlar: they are just as likely to research A as they are to Google B. Her to sonrasındaki fiiller farklı olabilir, ancak iki taraf da karşılaştırılan iki eylemi anlatır.

Alıştırma

Tekrarlanan özne ve yardımcı fiili de kullanarak cümleyi tam eşit olasılık kalıbıyla tamamlayın: “During a sale, shoppers are ____ buy online ____ buy in the store.”

Cevabı göster

just as likely to · as they are to

When it comes to pornography, Anlatım akışı

1:40

Pornografiye gelince,

of the top 100 searches on Pornhub,

1:42

Pornhub'daki en popüler 100 aramadan

16 of them are incest themed for men

1:44

erkeklerin yaptığı 16'sı ensest temalı,

and nine for women,

1:46

kadınların yaptığı aramalardaysa bu sayı dokuz.

such as brother and sister,

1:47

Örneğin erkek kardeş ve kız kardeş,

stepmom son,

1:49

üvey anne ve oğul,

father and daughter,

1:50

baba ve kız,

and real brother and sister.

1:51

öz erkek kardeş ve kız kardeş.

Anlatım akışı

When it comes to: konuyu belirlemek

“When it comes to + konu”, “bu konu ele alındığında veya konuşulduğunda” demektir. Ardından gelen ifadeyi belirli bir konu çerçevesine yerleştirir. Burada bu ifade, tartışmayı pornografiye geçirir ve ardından gelen arama istatistiklerinin bu alanla ilgili olduğunu gösterir. Come fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi konuyu belirleyen ifadeyle tamamlayın: “____ online privacy, strong passwords are essential.”

Cevabı göster

When it comes to

Pornography searches can also help answer

1:52

Pornografi aramaları şunlara yanıt bulmamıza da yardımcı olabilir:

big questions about human sexuality.

1:54

insan cinselliği hakkındaki büyük sorulara.

In America, 5% of all porn searches among men

1:56

Amerika'da erkeklerin yaptığı tüm porno aramalarının %5'i

are for gay porn,

1:59

gey pornosuna yönelik.

but survey data and Facebook reports show

2:01

Ancak anket verileri ve Facebook raporları,

that only 2 to 3% of men identify as gay. Kelime

2:03

erkeklerin yalnızca %2 ila 3'ünün kendisini gey olarak tanımladığını gösteriyor.

Kelime

identify as: kişinin kendi tanımladığı kimliği belirtmek

Identify as, kişinin kendisini belirli bir kimliğe veya kategoriye ait olarak tanımlaması demektir. Kalıp identify as + kimlik etiketi biçimindedir; identify as gay buna bir örnektir. Bu cümledeki oran, anket veya rapor verilerinde bu etiketi kendileri için kullanan erkekleri ifade eder. Bu ifade “tanımak veya teşhis etmek” anlamına gelmez ve yalnızca dışarıdan görülen davranışlar birinin kendini nasıl tanımladığını belirlemez.

Alıştırma

Hangi cümle Jordan'ın “nonbinary” sözcüğünü kendi kimlik etiketi olarak kullandığını söyler?

  1. Jordan identifies as nonbinary.
  2. Jordan identifies with the nonbinary character.
  3. The witness identified Jordan as the driver.
Cevabı göster

Jordan identifies as nonbinary.

The population of self-identified openly gay men

2:06

Kendisini açıkça gey olarak tanımlayan erkeklerin oranı,

is twice as high in Rhode Island,

2:09

Rhode Island'da iki kat daha yüksek.

the state with the highest support for gay marriage,

2:10

Burası eşcinsel evliliğe desteğin en yüksek olduğu eyalet;

compared to Mississippi,

2:12

karşılaştırılan Mississippi ise

the state with the lowest support.

2:14

bu desteğin en düşük olduğu eyalet.

One explanation is that those living in intolerant states Anlatım akışı

2:15

Bir açıklamaya göre, hoşgörüsüz eyaletlerde yaşayanlar

move to more open states,

2:18

daha hoşgörülü eyaletlere taşınıyor,

but statistics show this only accounts Öbek fiiller

2:19

ancak istatistikler bunun

for half of the difference.

2:21

farkın yalnızca yarısını açıkladığını gösteriyor.

Anlatım akışı

One explanation is that: olası nedenlerden birini sunmak

One explanation is that kalıbı, ardından gelen that yan tümcesini gözlemlenen bir durumun olası açıklamalarından biri olarak sunar. Burada öne sürülen açıklama, insanların daha az hoşgörülü eyaletlerden daha açık eyaletlere taşınmasıdır. The yerine One kullanılması sonucu açık uçlu bırakır: konuşmacı, kanıtlanmış tek bir neden bulunduğunu iddia etmez. Göçün farkın yalnızca yarısını açıkladığını belirten sonraki ifade de başka açıklamalara hâlâ ihtiyaç duyulabileceğini doğrular.

Alıştırma

Hangi başlangıç, makul bir neden sunarken başka açıklamalara da açıkça yer bırakır?

  1. Lower sales definitely reflect seasonal demand.
  2. One explanation is that lower sales reflect seasonal demand.
  3. The explanation is that lower sales reflect seasonal demand.
Cevabı göster

One explanation is that lower sales reflect seasonal demand.

Öbek fiiller

accounts for half of: açıklanan payı nicelikle belirtmek

Bu istatistiksel bağlamda accounts for, bir sonucun ölçülebilen bir bölümünü açıklamak veya o bölümden sorumlu olmak anlamına gelir. Özne olan this, önerilen göç düzenine gönderme yapar; half of the difference ise bunun açıklayabildiği fark bölümüdür. Kalıp X accounts for + miktar/oran + of Y şeklindedir. Bir etkenin gözlemlenen sonucun ne kadarını açıkladığını nicelikle belirtmeyi sağlar; burada mali hesap tutmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bir şeyin %50'sini açıklamak anlamına gelen hedef analitik ifadeyle tamamlayın: In this model, income differences ____ the variation in spending.

Cevabı göster

account for half of

Sadly, millions of Americans are living in the closet. Deyimler

2:23

Ne yazık ki milyonlarca Amerikalı cinsel yönelimini gizleyerek yaşıyor.

Deyimler

living in the closet ifadesinin anlamı

Bu cümlede living in the closet, kişinin cinsel yönelimini veya LGBTQ+ kimliğini başkalarından saklamaya devam etmesi anlamına gelir. Bu saklama, kimliğini açıkça ifade etmenin reddedilme, ayrımcılık veya tehlike doğurabileceği durumlarda görülür. Closet burada gerçek bir yer değil, mecazdır. İlerleyen eylem biçimindeki living, bu gizliliği devam eden bir durum olarak sunar. İfade, kimliğin kamuya açıklanamamasından doğan baskıyı anlatır; ancak bağlam bilgi vermedikçe belirli bir kişinin neden gizlendiğini göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede living in the closet ne anlama geliyor?

  1. Geçici olarak evinden uzakta yaşaması
  2. Kimliğini herkese açıkça ilan etmesi
  3. Kişinin cinsel yönelimini veya LGBTQ+ kimliğini başkalarından gizlemesi
  4. Gerçek anlamda bir saklama dolabının içinde yaşaması
Cevabı göster

Kişinin cinsel yönelimini veya LGBTQ+ kimliğini başkalarından gizlemesi

Pair that with Google autocomplete, Anlatım akışı

2:26

Bunu Google'ın otomatik tamamlama özelliğiyle birlikte düşünün;

which calibrates based on the most popular searches, Kelime

2:27

bu özellik en popüler aramalara göre kendini ayarlar.

and you'll see that when you type in Öbek fiiller

2:30

Şunu yazdığınızda göreceksiniz:

"is my husband",

2:31

“Kocam”

it autocompletes to gay.

2:33

otomatik olarak “gey mi?” diye tamamlanıyor.

Anlatım akışı

Pair that with ... and you'll see that ... yapısı

Pair that with, dinleyiciye that ile temsil edilen ve daha önce sözü edilen gerçeği ikinci bir kanıtla birleştirmesini söyler. Burada pair bir isim değil, birleştirmek anlamındaki emir kipinde bir fiildir. Ardından gelen and you'll see that yan cümlesi, iki unsur birlikte değerlendirildiğinde görülmesi beklenen sonucu sunar. Yeniden kullanılabilen bilgi yapısı Pair A with B, and you'll see that C şeklindedir. Bu yapı bir akıl yürütme zincirini düzenler, ancak tek başına A veya B'nin C'ye neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi Pair ... with ..., and you'll see that ... yapısını kullanarak tamamlayın: The survey shows that customers dislike the new menu. ____ the sales figures, ____ the change hurt the restaurant.

Cevabı göster

Pair that with · and you'll see that

Kelime

“Calibrates Based On”: sistemi verilere göre ayarlamak

Bu cümlede calibrates based on the most popular searches, Google otomatik tamamlama özelliğinin popüler arama verilerini referans alarak önerileri üretme biçimini ayarladığı anlamına gelir. Calibrate yalnızca fiziksel bir ölçüm aracını bir standarda göre kontrol etmeyi değil, yazılım davranışını ayarlamayı da anlatabilir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp calibrate something based on data or a reference şeklindedir. Ayarlanan nesne bağlamdan anlaşılıyorsa calibrate based on nesnesiz de kullanılabilir. Based on, ayarlama için kullanılan girdiyi belirtir; ortaya çıkan önerinin gerçekte doğru olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle sensörün ölçüm değerlerini bir referans ölçümü kullanarak ayarladığını söyler?

  1. The sensor's design is based on an older model.
  2. The sensor calibrates its readings based on a reference measurement.
  3. The sensor calculates a total based on five measurements.
Cevabı göster

The sensor calibrates its readings based on a reference measurement.

Öbek fiiller

“Type In”: dijital bir alana metin girmek

Type in, harfleri, sayıları veya başka bir metni klavye ya da tuş takımı kullanarak dijital bir alana girmek anlamına gelir. Burada kullanıcı, tamamlanmamış arama sorgusunu Google'ın arama kutusuna girer. In, öbek fiili tamamlayan bir parçacıktır; fiziksel olarak bir yerin içine hareket etmeyi anlatmaz. Nesne bir isim olduğunda hem type in the address hem de type the address in kullanılabilir.

Alıştırma

Type ile oluşturulan ve “klavyeyle girmek” anlamına gelen hedef öbek fiille talimatı tamamlayın: ____ your six-digit code, then press Continue.

Cevabı göster

Type in

Women are 10% more likely to type this in

2:35

Kadınların ilk soruyu yazma olasılığı %10 daha yüksek,

than "is my husband cheating",

2:37

“Kocam beni aldatıyor mu?” diye yazmalarına kıyasla.

which is the second most common option.

2:39

Bu ikinci soru, en yaygın ikinci seçenek.

In 21 of the 25 states

2:41

25 eyaletin 21'inde,

where "is my husband gay" is most frequently searched,

2:42

“Kocam gey mi?” aramasının en sık yapıldığı bu yerlerde,

support for gay marriage is lower

2:45

eşcinsel evliliğe destek,

than the national average.

2:46

ülke ortalamasının altında.

The same can be said for casual encounters on Craigslist, Notlar

2:48

Craigslist'teki gündelik ilişki ilanları için de aynısı söylenebilir;

where ads for men seeking men Kelime

2:51

erkek arayan erkeklerin ilanları

are larger in less tolerant states

2:52

daha az hoşgörülü eyaletlerde daha fazla,

Kelime

Kişisel ilanlarda men seeking men

Kişisel ilan bağlamında “men seeking men”, erkek partner veya erkeklerle randevu arayan erkekleri ifade eden kısaltılmış bir etikettir. Bu isim öbeğinde who are gibi sözcükler atılır ve aranan ilişkinin tam türü belirtilmez. Bu bir sınıflandırma dilidir: ilk men, ilanlarda anlatılan kişileri; seeking men ise onların kiminle tanışmak istediğini belirtir. Kayıp erkekleri aramak şeklinde anlaşılmamalıdır ve bu etiket tek başına herhangi bir kişinin kimliğini kesinleştirmez.

Alıştırma

Bir kişisel ilan başlığında “men seeking men” en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Kayıp erkekleri arayan kişiler.
  2. Kimliği bilinmeyen erkekleri teşhis etmeye çalışan görevliler.
  3. Erkek partner veya erkeklerle randevu arayan erkekler.
Cevabı göster

Erkek partner veya erkeklerle randevu arayan erkekler.

with highest percentages in Kentucky,

2:54

en yüksek oranlar Kentucky,

Louisiana, and Alabama.

2:56

Louisiana ve Alabama'da görülüyor.

Anlatım akışı

Söylem bağlantısı olarak The same can be said for ...

The same, az önce ortaya konan gözlem veya akıl yürütmeye gönderme yapar. can be said for yeni bir örneği —Craigslist’teki bağlayıcılık taşımayan buluşmaları— tanıtır ve önceki gözlemin bu örnek için de geçerli olduğunu belirtir. Bu kalıp, tüm iddiayı tekrarlamadan paralel kanıtları birbirine bağlar. İki konunun tamamen aynı olduğunu söylemez; yalnızca ilgili sonucu yeni konuya taşır.

Alıştırma

Önceki cümle bir kaygının büyük şirketleri etkilediğini söylüyor. İki grubun aynı olduğunu söylemeden bu gözlemi küçük işletmelere doğal biçimde genişleten devam cümlesi hangisidir?

  1. The same can be said for small businesses.
  2. Small businesses caused the concern in large companies.
  3. Large companies and small businesses are exactly the same.
Cevabı göster

The same can be said for small businesses.

Kültür

Eski kişisel ilanlarda casual encounters on Craigslist

Burada casual encounters, bir internet sitesinde gezinirken insanlarla tesadüfen karşılaşmak anlamına gelmez. Craigslist kişisel ilanları bağlamında bu ifade, kısa süreli ve bağlayıcılık taşımayan cinsel buluşmaları anlatan örtmeceli bir etikettir. Craigslist sınıflandırılmış ve kişisel ilanlarıyla biliniyordu; bu nedenle on Craigslist, ilanların yayımlandığı platformu belirtir. Bu kullanım eski bir çevrim içi ilan bağlamını anlatır ve aynı kategorinin sitede bugün de bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Eski Craigslist kişisel ilanları bağlamında casual encounters büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Sınıflandırılmış ilanlarla ayarlanan kısa iş toplantıları
  2. Bir internet sitesinde gezinirken tesadüfen birini görmek
  3. Bağlılık beklentisi olmayan kısa süreli cinsel buluşmalar
Cevabı göster

Bağlılık beklentisi olmayan kısa süreli cinsel buluşmalar

Google autocomplete won't suggest certain words

2:58

Google'ın otomatik tamamlama özelliği bazı kelimeleri önermez

it deems inappropriate, Kelime

3:00

çünkü onları uygunsuz bulur,

like cock or porn,

3:01

“sik” ya da “porno” gibi.

but if you type in

3:02

Ama şunu yazarsanız:

"is it normal to want to",

3:03

“... istemek normal mi?”

Google used to suggest kill. Dilbilgisi

3:05

Google eskiden boşluğu “öldürmek” diye tamamlıyordu.

Kelime

deem + nesne + sıfat: deems inappropriate

Deem + nesne + sıfat, “nesnenin o niteliğe sahip olduğuna hükmetmek veya onu öyle değerlendirmek” anlamına gelir. “certain words it deems inappropriate” ifadesinde atılan ilgi zamiri certain words ifadesine döner; bu ifade deems fiilinin anlamca nesnesidir ve inappropriate bu nesneyi tanımlayan nesne tamamlayıcısıdır. Burada değerlendirme Google otomatik tamamlamaya aittir: sistem, bu sözcükleri öneriler için uygunsuz olarak sınıflandırır. Deem bir kişinin, kurumun, kuralın veya sistemin değerlendirmesini aktarır; söz konusu niteliği evrensel ya da nesnel bir gerçek hâline getirmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi deem fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The review board ____ this content inappropriate.

Cevabı göster

deems

Dilbilgisi

used to suggest: artık geçerli olmayan geçmiş bir durum

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte düzenli olarak gerçekleşen ancak artık gerçekleşmeyen bir alışkanlığı ya da artık geçerli olmayan bir durumu anlatır. Burada used to suggest, Google'ın geçmişte bu öneriyi verdiği anlamına gelir; cümle bunu hâlâ yaptığını söylemez. used to ifadesinden sonra suggested veya suggesting değil, fiilin yalın hâli suggest kullanılır. Günümüzdeki durum açıkça belirtilmese bile bu yapı geçmiş ile bugün arasında doğal bir karşıtlık kurar.

Alıştırma

Artık geçerli olmayan geçmiş bir durumu anlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: The town library ____ stay open until midnight, but it now closes at eight.

Cevabı göster

used to

Similarly, few would want to admit they regret having children, Notlar

3:07

Benzer şekilde, çok az kişi çocuk sahibi olduğuna pişman olduğunu itiraf etmek ister,

but adults with children are 3.6 times more likely

3:10

ama çocuklu yetişkinlerin bunu yapma olasılığı 3,6 kat daha yüksek:

to tell Google they regret having them

3:13

Google'a çocuk sahibi olduklarına pişman olduklarını söylemeleri,

than adults without children

3:15

çocuğu olmayan yetişkinlerin

will say they regret not having kids.

3:17

çocuk yapmadıklarına pişman olduklarını söylemelerine kıyasla.

Ton ve niyet

few would want to admit: temkinli ve olumsuz bir genelleme

Few, “neredeyse hiç kimse” anlamına gelir; bu nedenle few would want to admit, neredeyse hiç kimsenin bir şeyi açıkça söylemeye istekli olmayacağını veya bunu söylemesinin beklenmediğini ifade eder. A few ifadesine göre çok daha olumsuz bir miktar anlamı taşır. Buradaki would geçmiş zamanı göstermez. Hassas bir durumda insanların ne yapmayı seçeceğine ilişkin temkinli bir genellemeye mesafe katar. Admit, rahatsız edici, utandırıcı veya toplum tarafından hoş karşılanmayan bir şeyi isteksizce kabul etme anlamı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle, komite üyelerinin neredeyse hiçbirinin utandırıcı bir hatayı kabul etmeye istekli olmayacağını temkinli biçimde ifade eder?

  1. Few admitted that they ignored the warning.
  2. A few would want to admit that they ignored the warning.
  3. Few would want to admit that they ignored the warning.
Cevabı göster

Few would want to admit that they ignored the warning.

Dilbilgisi

regret having... ve regret not having...

Burada regret fiilinden sonra regret having children şeklinde bir gerund öbeği gelir. Bu yapı, artık gerçek olmuş bir durumdan şimdi pişmanlık duymayı ifade eder. Having children, çocuk sahibi olmayı yerleşmiş bir gerçek olarak sunar. Regret not having kids ifadesinde not, gerund öbeğinin parçasıdır ve onu olumsuz yapar: pişmanlık duyulan gerçek, kişinin çocuk sahibi olmamış olmasıdır. Bu iki ifade, gerçekleşmiş veya gerçek olmuş bir şeyden duyulan pişmanlıkla gerçekleşmemiş bir şeyden duyulan pişmanlığı karşılaştırır.

Alıştırma

Leo geçen yıl yurt dışına taşındı ve şimdi taşınmamış olmayı diliyor. Geçmişteki bu seçiminden duyduğu pişmanlığı hangi cümle doğal biçimde ifade eder?

  1. Leo regrets move abroad.
  2. Leo regrets moving abroad.
  3. Leo regrets to move abroad.
Cevabı göster

Leo regrets moving abroad.

Google also reveals how racism is still alive and well. Deyimler

3:19

Google, ırkçılığın hâlâ varlığını güçlü biçimde sürdürdüğünü de ortaya koyuyor.

Deyimler

alive and well: hâlâ mevcut ve etkin

Alive and well, bir şeyin hâlâ var olduğunu ve belirgin bir etki yaratmaya devam ettiğini vurgulayan bir deyimdir. Kelimesi kelimesine bir kişinin hayatta ve sağlıklı olduğunu anlatabilse de racism gibi soyut bir özneyle kullanıldığında mecazidir. Bu cümlede well onay ifade etmez. İfade, ırkçılığın ortadan kalkmadığını ve etkin kalmaya devam ettiğini eleştirel biçimde vurgular.

Alıştırma

Adaletsiz bir uygulamanın hâlâ yaygın olduğunu söyleyen bir raporda The practice is alive and well ne anlama gelir?

  1. Hâlâ var ve etkinliğini sürdürüyor.
  2. Ahlaken iyi ve sağlıklıdır.
  3. Tamamen ortadan kalkmıştır.
Cevabı göster

Hâlâ var ve etkinliğini sürdürüyor.

The N-word is searched with the same frequency Kelime

3:22

“N kelimesi”,

as the Lakers and migraine

3:24

Lakers ve “migren” kadar sık aranıyor;

with 20% of searches including the term "jokes".

3:26

aramaların %20'sinde “şakalar” kelimesi de yer alıyor.

Kelime

“the N-word” örtmecesi

“The N-word”, Siyahlara yönelik belirli ve son derece ağır bir ırkçı hakaretin yerine kullanılan örtmeceli bir adlandırmadır. Konuşan kişinin hakareti söylemeden veya yazmadan onu tanımlamasına ya da tartışmasına olanak verir. Bu örtmece, hakaretin doğrudan tekrarlanmasını önler ancak onun tarihini veya verdiği zararı ortadan kaldırmaz. Burada ırksal önyargıya ilişkin bir tartışmada arama terimini belirtir; Siyahlar için genel bir ad değildir.

Alıştırma

Hedef ifadenin şu durumda uygun kullanılıp kullanılmadığına karar verin: Bir haber metninde “The post contained the N-word.” deniyor. Haberde hakaretin kendisi yazılmıyor.

  1. Bu bağlamda uygun değil
  2. Bu bağlamda uygun
Cevabı göster

Bu bağlamda uygun

On Obama's first election night in 2008,

3:29

Obama'nın 2008'deki ilk seçim gecesinde,

when a lot of commentary focused

3:31

yorumların büyük kısmı

on praise of the historic night,

3:33

bu tarihî geceyi övmeye odaklanmışken,

one in 100 searches that included the word Obama Dilbilgisi

3:35

“Obama” kelimesini içeren her 100 aramadan biri

also included KKK or the N-word.

3:37

KKK'yi ya da N kelimesini de içeriyordu.

Dilbilgisi

Oran bildiren “one in 100”

“One in 100” bir oran belirtir: ilgili her 100 durum içinde bir durum. Bu, %1’e eşittir. Bu cümlede referans grubu, Obama kelimesini içeren aramalardır. Dolayısıyla ifade, bu aramaların %1’inin KKK veya N-word ifadesini de içerdiğini söyler; tüm aramalardan veya arama sonucu sıralamasından söz etmez.

Alıştırma

İstatistiği “her yüz kişiden biri” anlamındaki dersin tam kalıbıyla tamamlayın: About ____ customers request a refund.

Cevabı göster

one in 100

Stereotypically, many assume most racism exists in the southern states, Anlatım akışı

3:40

Yaygın bir klişeye göre çoğu kişi, ırkçılığın en çok güney eyaletlerinde olduğunu varsayar,

but the highest racist search results

3:44

ancak ırkçı aramaların en yüksek oranları

were in upstate New York,

3:45

New York eyaletinin kuzey kesiminde,

western Pennsylvania, and eastern Ohio.

3:47

Pennsylvania'nın batısı ve Ohio'nun doğusunda görüldü.

Anlatım akışı

Bir iddiayı kalıp yargı olarak işaretleyen Stereotypically, many assume

Cümlenin başındaki Stereotypically, ardından gelen düşünceyi bilinen bir kalıp yargı olarak işaretler: birçok kişi ırkçılığın çoğunun güney eyaletlerinde bulunduğunu varsayar. Konuşmacı bu iddianın yaygın biçimde nasıl dile getirildiğini aktarmakta, doğru olduğunu onaylamamaktadır. Daha sonraki but, bu beklentiyi tersine çeviren kanıtları sunar. Böylece giriş, savı “önce yaygın varsayım, sonra karşı kanıt” biçiminde düzenler ve sorgulanmak üzere olan görüşle konuşmacı arasına mesafe koyar.

Alıştırma

Örnekteki “Stereotypically, many assume” ifadesinin görevini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Ardından gelen iddiayı, konuşmacının sorgulayacağı yaygın bir kalıp yargı olarak sunar.
  2. Konuşmacının bu örüntüyü bizzat gözlemlediğini söyler.
  3. Ardından gelen iddianın genellikle doğru olduğunu kanıtlar.
  4. Arama verilerinden çıkan sayısal bir sonucu sunar.
Cevabı göster

Ardından gelen iddiayı, konuşmacının sorgulayacağı yaygın bir kalıp yargı olarak sunar.

Statistician Nate Silver found

3:49

İstatistikçi Nate Silver,

that the greatest correlation for predicting

3:50

şunu tahmin etmedeki en güçlü bağlantıyı buldu:

the Trump primary support

3:52

Trump'ın ön seçimlerde göreceği destek.

wasn't unemployment, Anlatım akışı

3:54

Bu bağlantı işsizlik değildi;

gun ownership, religion, or rates of immigration,

3:55

silah sahipliği, din ya da göç oranları da değildi,

but Google searches for the N-word.

3:57

N kelimesi için yapılan Google aramalarıydı.

Anlatım akışı

Düzeltici odak için wasn't X, but Y

wasn't X, but Y kalıbı beklenen bir yanıtı reddeder ve onun yerine konuşmacının vurgulamak istediği yanıtı koyar. Burada X; işsizlik, silah sahipliği, din ve göç oranlarından oluşan bir listeye genişletilir, ardından but en güçlü odağı N kelimesine yönelik Google aramalarına yerleştirir. Bu, düzeltici karşıtlıktır: dinleyicinin aklında tutması gereken sonuç but sonrasındaki bölümdür. Yapı, bilgiyi ve vurguyu düzenler; belirtilen korelasyonu tek başına nedensellik kanıtına dönüştürmez.

Alıştırma

Düzeltici karşıtlığı wasn't ... but ile tamamlayın: The main obstacle ____ the price, ____ the delivery date.

Cevabı göster

wasn't · but

Facebook data scientists have used status updates

3:59

Facebook veri bilimcileri, durum güncellemelerini kullanarak

to measure the gross national happiness on each day,

4:02

her günün gayrisafi millî mutluluk düzeyini ölçtüler

and Christmas appears to be the happiest day of the year. Anlatım akışı

4:04

ve Noel, yılın en mutlu günü gibi görünüyor.

Anlatım akışı

Temkinli bir sonuç için appears to be

Burada appears to be, Noel hakkındaki iddiayı mevcut işaret veya verilerden çıkarılan bir sonuç olarak sunar. Bilinçli olarak belirsizliğe yer bırakır; cümle, sonucun kanıtlandığını iddia etmez. Yapı, özne + appear(s) to be + tümleç şeklindedir. Yazarın, kanıtların şu anda neye işaret ettiğini aktarırken iddianın gücünü ayarlamasını sağlar.

Alıştırma

Sonucu geçici bir değerlendirme olarak sunan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Based on the preliminary results, the new policy ____ effective.

Cevabı göster

appears to be

This is reflected in Gallup polls Kalıp ifadeler

4:07

Bu durum Gallup anketlerine

and Google searches as well,

4:08

ve Google aramalarına da yansıyor,

but it's also important to be skeptical Kalıp ifadeler

4:09

ama şu konuda şüpheci olmak da önemli:

of how people appear on social media.

4:11

insanların sosyal medyada nasıl göründüğü.

Kalıp ifadeler

is reflected in: bir eğilimi destekleyici kanıta bağlamak

Burada is reflected in, aynı eğilimin Gallup anketlerinde ve Google aramalarında da görülebildiği anlamına gelir. Bir iddiayı başka bir kanıt kaynağına bağlar; ışığı veya aynayı anlatmaz. Bilgi yapısı, örüntü veya eğilim + be reflected in + kanıt veya sonuç şeklindedir. Vurgulanan edilgen biçim eğilimi konu olarak tutarken, in sonrasındaki ifade bu eğilimin nerede gözlemlenebildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki edilgen ifadeyle tamamlayın: The improvement in air quality ____ the latest health data.

Cevabı göster

is reflected in

Kalıp ifadeler

Be skeptical of: kanıt bulunana kadar yargıyı ertelemek

Be skeptical of + isim veya isim öbeği, bir şeyin güvenilir ya da doğru olup olmadığını sorgulamak ve onu kabul etmeden önce daha güçlü kanıtlar beklemek anlamına gelir. Burada izleyicilere, insanların sosyal medyada sundukları görüntüyü doğrudan gerçek kabul etmemeleri tavsiye ediliyor. Kuşkucu olmak soruyu açık bırakır; görüntünün sahte olduğunu veya kişinin yalan söylediğini ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi, temkinli kalmak ve daha fazla kanıt istemek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: When an online claim gives no source, you should ____ it.

Cevabı göster

be skeptical of

The respected magazine The Atlantic Kültür

4:13

Saygın bir dergi olan The Atlantic'in

has 1.5 million followers on Twitter,

4:15

Twitter'da 1,5 milyon takipçisi var,

while only 18,000 follow The National Enquirer,

4:17

The National Enquirer'ın takipçi sayısıysa yalnızca 18.000;

a gossipy tabloid. Kelime

4:20

bu, dedikodu ağırlıklı bir tabloid gazetesi.

Kültür

The Atlantic ve The National Enquirer: prestij ile tabloid itibarı

The Atlantic ve The National Enquirer, kelimesi kelimesine çevrilecek sıradan isim öbekleri değil, ABD'deki yayınların adlarıdır. The Atlantic ciddi güncel olay ve kültür gazeteciliğiyle ilişkilendirilirken The National Enquirer sansasyonel ünlü dedikodularıyla tanınan bir tabloiddir. Respected ve gossipy tabloid nitelemeleri iki yayın arasında bir itibar karşıtlığı kurar. Çevredeki karşılaştırmada yayınların tirajları, Twitter takipçi sayılarından çok daha yakındır. Böylece prestijli bir yayınla kamu önünde bağ kurmak ile daha az prestijli özel tüketim arasında ironik bir fark oluşur. Bu karşıtlık kamusal imajla ilgilidir; her bir okurun karakterini değerlendirmez.

Alıştırma

Bu bölümde iki yayın adının neden önemli olduğunu en iyi hangi yorum açıklar?

  1. The Atlantic ciddi ve prestijli bir imaja sahipken The National Enquirer sansasyonel bir tabloid imajına sahiptir.
  2. Bunlar aynı yayının resmî ve gündelik İngilizcedeki iki adıdır.
  3. The National Enquirer akademik açıdan daha saygın yayın olarak sunulmaktadır.
Cevabı göster

The Atlantic ciddi ve prestijli bir imaja sahipken The National Enquirer sansasyonel bir tabloid imajına sahiptir.

Kelime

gossipy tabloid: dedikodu ağırlıklı bir tabloid

Burada tabloid, yalnızca küçük boyutlu bir baskı formatını değil; sansasyonel haberler, ünlülerle ilgili içerikler ve dedikoduyla ilişkilendirilen bir gazete ya da haber kuruluşu türünü belirtir. Gossipy, içeriğin söylentilere ve insanların özel hayatlarına odaklandığını ifade ederek bu yorumu güçlendirir. Bu ifade değerlendirici bir ton taşır: The National Enquirer'ı saygın bir yayına göre daha az ciddi veya prestijli gösterir. Bir yayın çizgisini tanımlar, ancak tek başına her haberin yanlış olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede a gossipy tabloid ne anlama geliyor?

  1. Hakemli araştırmalar yayımlayan akademik bir dergi
  2. Yalnızca küçük sayfa boyutuyla tanımlanan bir gazete
  3. Ünlü dedikoduları ve sansasyonel haberleriyle tanınan bir gazete
Cevabı göster

Ünlü dedikoduları ve sansasyonel haberleriyle tanınan bir gazete

But both have around the same physical Kelime

4:21

Ancak her ikisinin basılı

and online circulation.

4:23

ve çevrimiçi tirajı hemen hemen aynı.

Kelime

physical and online circulation: basılı ve çevrim içi tiraj

Burada circulation bir yayıncılık ölçütüdür: bir yayının dağıtılma veya kitlesine ulaşma ölçeğini belirtir. Physical circulation satılan ya da dağıtılan basılı kopyaları, online circulation ise dijital kanallar aracılığıyla yapılan dağıtımı veya ulaşılan okur kitlesini ifade eder. Cümle, takipçi sayıları farklı olsa da iki yayının bu kanallardaki erişiminin yaklaşık olarak birbirine denk olduğunu söyler. Buradaki circulation kan dolaşımı ya da insanların hareket etmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Yayıncılıkta physical and online circulation neyi karşılaştırır?

  1. Müşterilerin mağazalar ile internet siteleri arasındaki hareketi
  2. Yalnızca sosyal medya takipçilerinin sayısı
  3. Basılı ve dijital baskıların dağıtımı veya erişimi
Cevabı göster

Basılı ve dijital baskıların dağıtımı veya erişimi

Or consider the way a woman will describe her husband Anlatım akışı

4:25

Ya da bir kadının kocasını tanımlama biçimini düşünün:

on Facebook versus Google searches.

4:27

Facebook'taki anlatımıyla Google aramalarındaki anlatımı farklı.

Anlatım akışı

consider the way: dikkati kanıta yönlendirmek

Bu cümlede consider, bir kararın alındığını bildirmek yerine dinleyiciyi bir şeyi incelemeye çağıran emir kipidir. the way ad öbeği, incelenmesi gereken davranışı veya örüntüyü tanıtır. Bir söylem hamlesi olarak consider the way, genel bir iddiadan somut bir karşılaştırmaya geçer ve bu karşılaştırmayı kanıt olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp Consider the way + özne + fiildir.

Alıştırma

Dinleyiciyi bir örüntüyü kanıt olarak incelemeye çağıran ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the new schedule affects night-shift workers.

Cevabı göster

Consider the way

On Facebook, the top terms for a husband is "the best",

4:29

Facebook'ta bir koca için en sık kullanılan ifade “en iyisi”;

"my best friend", "amazing",

4:32

ardından “en iyi arkadaşım” ve “harika” geliyor,

"the greatest", and "so cute",

4:33

sonra “en muhteşemi” ve “çok tatlı”.

while the top searches on Google

4:35

Oysa Google'da en çok yapılan aramalarda

related to their husband is gay,

4:36

kocalarla ilgili ifadeler “gey”,

a jerk, amazing, annoying, and mean.

4:39

“pislik”, “harika”, “sinir bozucu” ve “kötü”.

We decided to take a look

4:41

Biz de incelemeye karar verdik

into each other's search history Dilbilgisi

4:42

birbirimizin arama geçmişini

and found out some pretty interesting things Öbek fiiller

4:44

ve oldukça ilginç şeyler öğrendik

about one another.

4:46

birbirimiz hakkında.

Dilbilgisi

each other's ... one another: farklı konumlardaki karşılıklılık biçimleri

Each other's, karşılıklılık zamiri each other ifadesinin iyelik biçimidir. Sahip olunan şeyi belirten search history adından önce gelir ve her kişinin diğerinin geçmişine baktığını ifade eder; kesme işareti iyeliği gösterir. One another burada iyelik içermeyen bir karşılıklılık zamiridir ve about edatının nesnesidir. Her iki biçim de cümledeki katılımcılara geri gönderimde bulunur ve karşılıklı bir ilişkiyi anlatır. Modern İngilizcede each other ile one another, iki veya daha fazla kişi için genellikle birbirinin yerine kullanılabilir; buradaki önemli ayrım iyelik biçimi ile iyelik içermeyen biçim arasındadır.

Alıştırma

Each other's ve one another ifadelerini birer kez kullanarak cümleyi tamamlayın: After swapping laptops, the two roommates checked ____ settings and learned more about ____.

Cevabı göster

each other's · one another

Öbek fiiller

found out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Bu cümlede found out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi keşfetmek veya öğrenmek anlamındadır. Bilgi, birbirlerinin arama geçmişlerine bakılarak elde edildiği için bu ifade yalnızca bir şeyi biliyor olma durumunu değil, kanıt ya da deneyim yoluyla yeni bilgi edinmeyi vurgular. Found out, find out ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada ardından some pretty interesting things isim öbeği gelir; about one another ise keşfedilen bilgilerin konusunu belirtir. find out about + topic ve find out that + clause kalıpları da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “keşfetti veya öğrendi” anlamındaki öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After checking the website, I ____ that the museum was closed.

Cevabı göster

found out

You can watch that video by clicking here.

4:47

Buraya tıklayarak o videoyu izleyebilirsiniz.

The research for this episode came

4:49

Bu bölüm için yaptığımız araştırma,

from the fascinating book Everybody Lies

4:50

büyüleyici Everybody Lies kitabına dayanıyor;

by Seth Stephens-Davidowitz.

4:52

kitabın yazarı Seth Stephens-Davidowitz.

We highly recommend it.

4:54

Bu kitabı kesinlikle öneriyoruz.

And subscribe for more weekly science videos

4:55

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun;

every Thursday.

4:57

her perşembe yeni bir video geliyor.