Elon Musk Neden Tesla Fabrikalarında Uyuyor?: İngilizce çalışma notları

Newsthink

Öğrenme zorluğu
1.009 kelime 198 kel/dk

Video özeti: Bu haber, Elon Musk’ın neden tekrar tekrar Tesla fabrikalarında uyuduğunu inceliyor; bu alışkanlığı Model 3 üretim krizi, sahada çalışan lider imajı, aşırı uzun çalışma saatleri kültürü ve daha büyük bir kanepe için sonradan başlatılan bağış kampanyasıyla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “too much automation or too many robots” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sayılamayan automation kavramıyla much, sayılabilen çoğul robots ile many kullanımını ayırt ederek fazlalığı doğru anlatın. 2. “production ramp-up” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: bu üretim ve iş dünyası teriminin, çıktıyı hedefe doğru hızla artırmanın zorlu aşaması olduğunu; gerçek anlamda yukarı hareket olmadığını anlayın. 3. “caught wind of it” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: mobilya şirketinin kampanyayı dolaylı ya da gayriresmî biçimde duyduğunu anlayın ve haber resmî bir açıklama olmadan ulaştığında bu ifadeyi kullanın.

Bu derste

Elon Musk is now worth $167 billion,

0:01

Elon Musk'ın serveti şu anda 167 milyar dolar

and depending on when you're watching this video, Dilbilgisi

0:04

ve bu videoyu izlediğiniz zamana bağlı olarak,

Dilbilgisi

depending on when: zamana bağlı bir koşul

Depending on when, sonucu değiştirebilecek bir zaman koşulu getirir. Bu cümlede konuşmacı, ardından gelen ifadenin videonun izlendiği zamana göre farklı olabileceğini anlatır. Buradaki when bir soru sormaz. Depending on ifadesinin içinde koşulu başlatır; sonuç zamana bağlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, tutarın kontrol ettiğiniz zamana göre değişebileceğini anlatır?

  1. No matter when you check, the fee is the same.
  2. When do you check the fee?
  3. Depending on when you check, the fee may be lower.
Cevabı göster

Depending on when you check, the fee may be lower.

he could very well be worth even more. Dilbilgisi

0:07

serveti çok daha fazla olabilir.

Dilbilgisi

could very well: güçlü bir olasılık

Could very well, bir olasılığı hâlâ belirsiz bırakırken oldukça inandırıcı veya sağlam gerekçelere dayalı olarak sunar. Bu cümlede konuşmacı, daha yüksek bir değeri uzak bir ihtimal değil, gerçekçi bir sonuç olarak görür. Burada very well, could ifadesini güçlendirir; “bir işi becerikli veya başarılı biçimde yapmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp could very well + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Hangi cümle güçlü ve makul bir olasılık ifade eder ancak kesinlik bildirmez?

  1. Does her experience help her lead the project?
  2. With her experience, she could very well lead the project.
  3. With her experience, she will certainly lead the project.
Cevabı göster

With her experience, she could very well lead the project.

Despite all the five-star hotels he could sleep in, Dilbilgisi

0:10

Uyuyabileceği tüm beş yıldızlı otellere rağmen,

the Tesla CEO chooses to sleep at his factories.

0:12

Tesla CEO'su fabrikalarında uyumayı tercih ediyor.

Dilbilgisi

Şaşırtıcı bir karşıtlık için Despite + isim öbeği

Despite, ana cümledeki sonucu şaşırtıcı hâle getiren bir gerçeği sunar. Burada beş yıldızlı otellerde kalabilme imkânı, onun bu otellerden birini seçeceği beklentisini oluşturur; ancak ana cümle fabrikalarında uyumayı seçtiğini söyler. Despite bir edattır. despite all the five-star hotels he could sleep in ifadesinde ardından all the five-star hotels he could sleep in isim öbeği gelir; bu öbeğin içindeki he could sleep in, hotels sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Yeniden kullanılabilecek yapı, despite + isim öbeği ve ardından karşıt sonucu bildiren ana cümledir.

Alıştırma

Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the heavy rain, but the match continued.
  2. Despite it was raining heavily, the match continued.
  3. Despite the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the match continued.

Not just now and again, Deyimler

0:16

Sadece arada bir değil,

but often.

0:17

sıklıkla.

Deyimler

now and again: düzensiz ve seyrek bir sıklık

Now and again, ara sıra veya zaman zaman anlamına gelen bir deyimdir. Bir şeyin birden fazla kez gerçekleştiğini, ancak sık olmadığını ve sabit bir programa bağlı kalmadığını anlatır. Not just now and again, but often ifadesinde konuşmacı önce düşük bir sıklıktan söz eder, ardından bunu daha yüksek bir sıklıkla değiştirir. not just X, but Y yapısı, Y'nin daha doğru veya daha şaşırtıcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi 'ara sıra' anlamına gelen üç sözcüklü hedef deyimle tamamlayın: I still visit my old neighborhood ____.

Cevabı göster

now and again

That's what he did during his recent visit to the Gigafactory under construction in Berlin,

0:18

Berlin'de inşa halindeki Gigafactory'e yaptığı son ziyarette de bunu yaptı,

Tesla's first vehicle factory in Europe

0:22

Tesla'nın bu yıl Model Y üretmeye başlayacak olan

that will start turning out Model Ys this year. Öbek fiiller

0:25

Avrupa'daki ilk araç fabrikasında.

Öbek fiiller

turning out: ürün üretmek

Burada turning out, “üretmek” veya “imal etmek” anlamına gelir. Fabrika bu yıl Model Y üretmeye başlayacaktır. Bu üretim kullanımında turn out ifadesinin ardından üretilen şey gelir. Genellikle bir fabrikanın veya sürecin ürünleri düzenli olarak ya da büyük miktarlarda üretmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “üretmek” anlamındaki turn out ile tamamlayın: This factory can ____ 2,000 batteries a day.

Cevabı göster

turn out

Where do you sleep tonight?

0:27

Bu gece nerede uyuyorsunuz?

Tonight it's in the factory.

0:29

Bu gece fabrikada.

In the factory.

0:31

Fabrikada.

Not in a hotel.

0:33

Otelde değil.

Technically, a conference room in the factory,

0:33

Teknik olarak fabrikadaki bir konferans salonunda,

but yeah.

0:35

ama evet.

You sleep in a conference room in the not-finished factory tonight.

0:36

Bu gece bitmemiş fabrikadaki bir konferans salonunda uyuyorsunuz.

Yeah, it gives me a good feel for what's going on. Kalıp ifadeler

0:39

Evet, bana neler olup bittiği konusunda iyi bir his veriyor.

Kalıp ifadeler

gives me a good feel for: sezgisel bir anlayış kazanmak

gives me a good feel for, “bir şeyi doğrudan ve sezgisel biçimde anlamama yardımcı olur” anlamına gelir. Buradaki feel bir isimdir ve fiziksel dokunmayı değil, pratik bir kavrayışı veya izlenimi anlatır. Kalıp give + kişi + a feel for + isim veya wh-yan cümlesi şeklindedir. Burada what's going on, anlaşılan durumu belirten wh-yan cümlesidir. Good, anlayışın oldukça açık veya yararlı olduğunu belirtir; mutlaka hoş bir duygu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi give me a good feel for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The trial shift ____ how the restaurant operates.

Cevabı göster

gave me a good feel for

Alone or

0:41

Yalnız mı yoksa...

Yeah, I just assume so.

0:42

Evet, öyle varsayıyorum.

This is an invitation?

0:47

Bu bir davet mi?

Kidding aside, Anlatım akışı

0:49

Şaka bir yana,

Anlatım akışı

Kidding aside: Yeniden ciddi konuşmaya geçmek

Bu cümlede Kidding aside, şakadan ciddi konuşmaya geçildiğini gösterir. Dinleyicilere eğlenceli kısmın bittiğini ve sıradaki sözlerin içtenlikle söyleneceğini bildirir. Cümlenin başında kullanılan bir söylem belirtecidir; bir şakayı gerçek anlamda kenara koyma emri değildir.

Alıştırma

Hangi başlangıç, konuşanın şakayı bitirip içten bir noktaya geçtiğini en iyi gösterir?

  1. At random, I really appreciate your help.
  2. For example, I really appreciate your help.
  3. Kidding aside, I really appreciate your help.
Cevabı göster

Kidding aside, I really appreciate your help.

he's been doing this for years,

0:50

bunu yıllardır yapıyor,

including camping on the roof

0:52

Nevada çölündeki Tesla'nın pil fabrikasının

of Tesla's battery factory in the Nevada desert.

0:53

çatısında kamp yapmak da dahil.

And he showed CBS exactly where he slept

0:56

Ve CBS'e Kaliforniya, Fremont'taki Tesla üretim tesisinde

at Tesla's manufacturing plant in Fremont, California.

0:58

tam olarak nerede uyuduğunu gösterdi.

I sleep on the couch over there.

1:02

Şuradaki kanepede uyuyorum.

Last time I was here,

1:03

Buraya en son geldiğimde,

I actually slept literally on the floor

1:03

kanepe çok dar olduğu için

because the couch was too narrow.

1:05

kelimenin tam anlamıyla yerde uyumuştum.

When things get really intense,

1:06

İşler gerçekten yoğunlaştığında,

I don't have time to go home and shower and change,

1:07

eve gidip duş alacak ve üstümü değiştirecek vaktim olmuyor,

so I just sleep here.

1:09

bu yüzden sadece burada uyuyorum.

Saving time isn't the only reason he sleeps at work.

1:11

Zaman kazanmak, iş yerinde uyumasının tek nedeni değil.

It's just his style.

1:14

Bu sadece onun tarzı.

He explains that he doesn't want to be one of those CEOs in an ivory tower, Deyimler

1:15

Çalışanlarının ön saflarda karşılaştığı zorluklardan çok uzak,

Deyimler

Ivory tower: Gerçek hayatın sorunlarından kopuk olmak

Burada ivory tower, günlük gerçeklerden kopuk bir yetki veya düşünce konumunu anlatan bir benzetmedir. Konuşan kişi, CEO'nun çalışanlardan ve pratik sorunlardan uzak olmak istemediğini söylüyor. İfade sık sık in an ivory tower veya from an ivory tower gibi yapılarda kullanılır. Genellikle etkilenen insanlarla yeterince temas kurmadan fikir geliştiren ya da karar alan kişileri eleştirir.

Alıştırma

Şu cümlede ivory tower ne anlama geliyor: “The committee wrote the rules from an ivory tower and never visited the schools”?

  1. Günlük gerçeklerden kopuk bir konum
  2. Değerli malzemelerin saklandığı bir yer
  3. Komitenin kullandığı yüksek bir bina
Cevabı göster

Günlük gerçeklerden kopuk bir konum

far removed from the hardships his employees face on the front line. Notlar

1:19

fildişi kulesindeki CEO'lardan biri olmak istemediğini açıklıyor.

Kalıp ifadeler

far removed from: başka bir gerçeklikten veya deneyimden kopuk olmak

Far removed from, özellikle deneyim, bilgi, koşullar veya bakış açısı bakımından bir şeyden çok uzak ya da kopuk olmak anlamına gelir. Burada kişinin çalışanların yaşadığı zorlukları paylaşmadığını veya tam olarak deneyimlemediğini anlatır. Buradaki removed, “ortadan kaldırılmış” anlamında edilgen bir eylem değildir. far removed from + isim kalıbının tamamı bir sıfat öbeği olarak çalışır ve iki gerçeklik arasındaki büyük uçurumu vurgular.

Alıştırma

“The debate felt far removed from everyday life.” cümlesinde far removed from ne anlama gelir?

  1. yakın zamanda kaldırılmış
  2. büyük ölçüde kopuk
  3. fiziksel olarak önüne yerleştirilmiş
Cevabı göster

büyük ölçüde kopuk

Deyimler

on the front line: en zor iş veya riskle doğrudan karşılaşmak

On the front line, gerçek anlamıyla askerî bir gücün çatışmaya en yakın bölümünü ifade eder. Mecazi anlamda ise bir işin veya krizin en zor, acil ya da riskli kısmıyla doğrudan ilgilenen kişileri anlatır. Burada üretimdeki zorluklarla doğrudan karşılaşanlar çalışanlardır. İfade yalnızca bir yerin fiziksel olarak önünde bulunmayı değil, sorunlara doğrudan maruz kalmayı ve sorumluluk üstlenmeyi vurgular.

Alıştırma

“The support team is on the front line during the outage” cümlesinde on the front line ne anlama gelir?

  1. Acil sorunla doğrudan ilgileniyorlar.
  2. Danışmada çalışıyorlar.
  3. Sorundan çok uzaktalar.
Cevabı göster

Acil sorunla doğrudan ilgileniyorlar.

He says he wants his pain to be worse than theirs.

1:23

Kendi acısının onlarınkinden daha kötü olmasını istediğini söylüyor.

There's no question his employees have had to endure a lot

1:26

Çalışanlarının Tesla'yı bugünkü konumuna getirmek için

to get Tesla to where it is today. Dilbilgisi

1:29

çok şeye katlanmak zorunda kaldığına hiç şüphe yok.

Dilbilgisi

get Tesla to where it is today: Tesla’yı bugünkü konumuna getirmek

Bu yapıda get, “elde etmek” değil, “bir şeyi bir duruma ulaştırmak veya ulaşmasına yardımcı olmak” anlamına gelir. get sözcüğünden sonra nesne gelir; to where it is today ise ulaşılan bugünkü aşamayı belirtir. Yapı şöyledir: get + nesne + to + sonuç veya durum. Burada ifade, bir gelişim sürecine geriye dönüp bakar: çalışanların emeği Tesla’nın bugünkü konumuna gelmesine yardımcı olmuştur. Aynı yapı; çalışmaların, kararların veya olayların bir şirketi, projeyi ya da kişiyi bugünkü aşamasına nasıl getirdiğini anlatabilir.

Alıştırma

get + nesne + to where... yapısını kullanarak iki boşluğu doldurun: Years of steady work helped ____ the project ____ where it is today.

Cevabı göster

get · to

The company delivered nearly half a million cars in 2020,

1:31

Şirket, 2020 yılında yarım milyona yakın araç teslim etti,

a stunning achievement

1:35

bu, Model 3'ü seri üretmekte zorlanırken

considering it was just a month away from bankruptcy a few short years ago, Anlatım akışı

1:36

sadece birkaç kısa yıl önce iflasın bir ay eşiğinde olduğu düşünüldüğünde

Anlatım akışı

Değerlendirme çerçevesi olarak considering + cümlecik

Considering, dinleyenin ana ifadeyi değerlendirirken ölçüt olarak kullanması gereken bir gerçeği sunar. Burada given that, yani “... olduğu göz önüne alındığında” anlamındadır; bu nedenle şirketin iflasa çok yaklaşmış olması, daha önce sözü edilen başarıyı daha da etkileyici gösterir. Burada bir şeyi düşünme eylemi anlatılmaz. Bilgiyi düzenleyen considering + cümlecik yapısı, bir değerlendirmenin önüne veya arkasına arka plan ekler ve o değerlendirmenin nasıl yorumlanacağını gösterir.

Alıştırma

given that anlamına gelen ve ikinci gerçeği değerlendirme için ölçüt olarak sunan bağlacı seçin: The recovery was remarkable, ____ the shop had been close to closing.

  1. considering
  2. because
  3. although
Cevabı göster

considering

as it struggled to mass-produce the Model 3.

1:40

çarpıcı bir başarı.

In 2018,

1:43

2018'de,

Tesla planned on producing 5,000 Model 3s every week,

1:44

Tesla her hafta 5.000 Model 3 üretmeyi planlıyordu,

but only managed about 800 a week

1:47

ancak o yılın ilk üç ayında

in the first three months of that year.

1:50

haftada sadece yaklaşık 800 adet üretebildi.

Frankly, we're going to be in production hell. Deyimler

1:52

Açıkçası, üretim cehenneminde olacağız.

Deyimler

Üretim krizi metaforu olarak production hell

Burada production hell, özellikle üretim miktarı artırılırken imalatta yaşanan son derece kaotik, zorlu ve sıkıntılı bir dönemi anlatır. Hell sözcüğü anlatımı mecaz yoluyla güçlendirir; gerçek ya da dinî anlamda bir yeri belirtmez. Bu ifade, karmaşık bir operasyon krizini çarpıcı tek bir görüntüyle özetler. Sorunların birikmeye devam ettiğini, sürecin kontrolden çıkmış gibi hissettirdiğini ve ilgili kişilerin yoğun baskı altında olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Bu cümlede production hell ne anlama geliyor?

  1. Fabrika işiyle bağlantılı dinî bir yer
  2. Son derece kaotik ve sıkıntılı üretim sorunlarının yaşandığı bir dönem
  3. Sorunsuz işleyen bir üretim hattının olağan bir aşaması
Cevabı göster

Son derece kaotik ve sıkıntılı üretim sorunlarının yaşandığı bir dönem

Um

1:54

Hımm

Welcome.

1:55

Hoş geldiniz.

Welcome.

1:56

Hoş geldiniz.

Part of the problem was that Tesla relied on too much automation Dilbilgisi

1:58

Sorunun bir kısmı, Tesla'nın otomasyona çok fazla

or too many robots too early,

2:02

veya çok erken çok fazla robota güvenmesiydi

Dilbilgisi

too much automation ... too many robots

Too much sayılamayan bir isimden önce gelir; bu nedenle automation, too much ile kullanılır. Too many çoğul ve sayılabilen bir isimden önce gelir; bu nedenle robots, too many ile kullanılır. Her iki yapıda da too, uygun veya yönetilebilir miktardan daha fazlasını belirtir. Paralel yapı iki olası neden sunarken her iki miktarın da aşırı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Her boşluğu too much veya too many ile tamamlayın: The factory introduced ____ automation and ____ robots before it was ready.

Cevabı göster

too much · too many

and any issue would cause the entire assembly line to stop. Dilbilgisi

2:04

ve herhangi bir sorun tüm montaj hattının durmasına neden oluyordu.

Dilbilgisi

cause the entire assembly line to stop: cause + nesne + to'lu mastar

Bu cümlede cause bir sonucu bildirir: herhangi bir sorun tüm montaj hattının durmasına yol açabilir. Kalıp cause + nesne + to'lu mastar biçimindedir; the entire assembly line nesne, to stop ise sonucu anlatan eylemdir. Bir olay, eylem veya durum bir kişi ya da şey üzerinde sonuç doğurduğunda cause + kişi/şey + to + fiil yapısını kullanabilirsiniz. Bu yapıda to, mastarın bir parçasıdır ve atılmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi cause + nesne + to'lu mastar yapısının gerektirdiği eksik sözcükle tamamlayın: The power surge caused the computers ____ restart.

Cevabı göster

to

The human staff was also overworked,

2:07

İnsan personel de aşırı çalıştırılmıştı,

exhausted,

2:10

bitkindi

and according to a report in the Guardian,

2:10

ve Guardian'daki bir rapora göre,

even passing out on the factory floor. Öbek fiiller

2:12

fabrika zemininde bayılanlar bile oluyordu.

Öbek fiiller

passing out: bilincini kaybetmek

Burada passing out, çoğu zaman sıcak, aşırı yorgunluk, ağrı, korku veya hastalık nedeniyle aniden bilincini kaybetmek anlamına gelir. Fabrika ortamı ve bitkin çalışanların anlatılması bu anlama işaret eder. Bu kullanımda pass out doğrudan nesne almaz: a person passes out. Passing out, burada bir başka ağır sonucu belirtmek için kullanılan -ing biçimidir.

Alıştırma

Bu İngilizce cümlede passed out ifadesinin doğru anlamını seçin: After standing in the heat for hours, Leo suddenly passed out.

  1. Bilincini kaybetti.
  2. Uyumayı seçti.
  3. Birkaç kâğıt dağıttı.
Cevabı göster

Bilincini kaybetti.

In response to this article, Kalıp ifadeler

2:15

Bu makaleye yanıt olarak

Kalıp ifadeler

In response to: bir tepkiyi belirtme

In response to + bir isim öbeği, “bir şeye tepki olarak” veya “bir şey nedeniyle ve ona karşılık vererek” anlamına gelir. Bu cümlede this article, sonraki açıklamayı tetikleyen şeyi belirtir. Bu ifade, cümlenin başında kullanılan bir edat öbeğidir. Önceki bir olayı, mesajı, iddiayı veya eylemi, birinin daha sonra söylediği ya da yaptığı şeyle ilişkilendirir. Bu kullanımda response sözcüğünden sonra for değil, to gelir.

Alıştırma

Bir şikâyet nedeniyle harekete geçildiğini göstermek için ifadeyi doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. In response for the complaint, the store issued a refund.
  2. In response to the complaint, the store issued a refund.
  3. In response the complaint, the store issued a refund.
Cevabı göster

In response to the complaint, the store issued a refund.

Musk said he cared deeply about the health and safety of his employees,

2:16

Musk, çalışanlarının sağlığı ve güvenliğine derinden önem verdiğini söyledi

and emphasized that Tesla's safety record Kalıp ifadeler

2:20

ve Tesla'nın güvenlik sicilinin o zamandan beri

had improved significantly since then.

2:22

önemli ölçüde iyileştiğini vurguladı.

Kalıp ifadeler

safety record: zaman içindeki güvenlik performansı

Safety record, bir kişinin, kuruluşun, aracın veya sektörün belirli bir süre boyunca ne kadar güvenli faaliyet gösterdiğine ilişkin geçmişi ifade eder. Kazalar, yaralanmalar veya kural ihlalleriyle ilgili örüntüleri kapsar; buradaki record, ses kaydı değil, belgelenmiş geçmiş performans anlamındadır. Bu cümlede had improved significantly, Tesla'nın sonraki güvenlik performansının önceki referans noktasına göre çok daha iyi olduğunu belirtir. İfade tek bir olayı değil, bir eğilimi özetler.

Alıştırma

Bir gazete, bir hava yolunun son on yıldaki kaza ve yaralanma geçmişini özetliyor. Hangi cümlede doğru ifade kullanılmıştır?

  1. The airline has a strong safety report.
  2. The airline has a strong safety recording.
  3. The airline has a strong safety record.
Cevabı göster

The airline has a strong safety record.

But shortly after,

2:24

Ancak kısa bir süre sonra,

Tesla was hit by another claim Kalıp ifadeler

2:25

Tesla, fabrikadaki yüksek yaralanma oranlarıyla ilgili

Kalıp ifadeler

was hit by another claim: yeni bir iddiayla karşı karşıya kalmak

Bu cümlede was hit by another claim, Tesla'nın aniden yeni ve olumsuz bir iddiayla karşı karşıya kaldığı anlamına gelir. Hit mecazidir; fiziksel bir çarpma yoktur. Claim ise hâlâ kanıtlanması gerekebilecek bir iddiayı belirtir. Özne + be hit by + olumsuz olay edilgen yapısı, etkilenen kişiyi veya kuruluşu öne çıkarır. Another, önceki bir sorun ya da eleştirinin ardından bir iddianın daha ortaya çıktığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki haber diliyle kullanılan edilgen ifadeyle tamamlayın: After the inspection, the manufacturer ____ a claim that its equipment was unsafe.

Cevabı göster

was hit by

of high injury rates at the factory. Kalıp ifadeler

2:27

başka bir iddiayla sarsıldı.

Kalıp ifadeler

high injury rates: yüksek yaralanma oranları

High injury rates, ölçülen grup veya ortamda yaralanmaların nispeten sık gerçekleştiği anlamına gelir. Rate, yaralanma sayısını çalışan sayısı, çalışma saati veya belirli bir dönem gibi bir temelle karşılaştırır. High, her yaralanmanın ne kadar ciddi olduğunu değil, sıklık ya da oranı anlatır. Injury rates ifadesinde tekil injury, oranların türünü belirten bir isim niteleyicisi olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir güvenlik raporunda "This plant has high injury rates." deniyor. Bu ifade size ne anlatır?

  1. Fabrikada yaralanmalar nispeten sık gerçekleşmektedir.
  2. Fabrikadaki her yaralanma ciddidir.
  3. Fabrikada diğer bütün fabrikalardan daha fazla çalışan vardır.
Cevabı göster

Fabrikada yaralanmalar nispeten sık gerçekleşmektedir.

So Musk responded with an all-staff email

2:29

Bunun üzerine Musk, liderlik uzmanları tarafından alkışlanan

that's been applauded by leadership experts.

2:31

tüm personele yönelik bir e-posta ile yanıt verdi.

He wrote,

2:34

Şöyle yazdı:

"No words can express how much I care about your safety and well-being. Dilbilgisi

2:34

"Güvenliğinizi ve esenliğinizi ne kadar önemsediğimi hiçbir kelime ifade edemez.

Dilbilgisi

“No words can express how much ...” ile kelimelere sığmayan duygular

“No words can express how much ...” ifadesinde konuşan kişi, duygunun sıradan kelimelerin yetersiz kalacağı kadar güçlü olduğunu anlatır. Bu, iletişim kurmanın gerçekten imkânsız olduğu anlamına gelmez; bilinçli bir abartıdır. no words can express + how much/how deeply + yan cümle kalıbı; ilgi, minnettarlık, üzüntü veya başka güçlü bir duygunun derecesini vurgular. Burada alıcıların güvenliği ve esenliği için duyulan kaygıyı güçlendirir.

Alıştırma

“No words can express how much I care about your safety and well-being” cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?

  1. Konuşan kişi başkalarının esenliği hakkında iletişim kurmayı reddediyor.
  2. Konuşan kişi o kadar çok önemsiyor ki sıradan dilin yetersiz kaldığını düşünüyor.
  3. Konuşan kişi iş yeri güvenliğini konuşacak kelime dağarcığına sahip değil.
Cevabı göster

Konuşan kişi o kadar çok önemsiyor ki sıradan dilin yetersiz kaldığını düşünüyor.

It breaks my heart when someone is injured building cars Deyimler

2:38

Otomobil üretirken birinin yaralanması kalbimi kırıyor,

and trying their best to make Tesla successful."

2:41

Tesla'yı başarılı kılmak için elinden geleni yaparken."

Deyimler

Derin üzüntü deyimi olarak“breaks my heart”

“Breaks my heart”, “beni son derece üzüyor veya derinden sarsıyor” anlamına gelen bir deyimdir. Kalbin fiziksel olarak parçalanması söz konusu değildir. it breaks my heart when/to see ... kalıbında konuşan kişi, başka birinin acısını veya üzücü bir durumu duygusal açıdan yıkıcı olarak sunar. Burada yaralanmalar güçlü bir üzüntü ve kaygı kaynağı olarak anlatılır.

Alıştırma

“It breaks my heart when someone is injured” cümlesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Konuşan kişiyi biraz rahatsız eder.
  2. Konuşan kişinin kalbinde fiziksel bir yaralanmaya neden olur.
  3. Konuşan kişinin son derece üzülmesine ve derinden sarsılmasına neden olur.
Cevabı göster

Konuşan kişinin son derece üzülmesine ve derinden sarsılmasına neden olur.

He went on to say he'd meet with every injured employee Öbek fiiller

2:44

Ardından, yaralanan her çalışanla buluşacağını

Öbek fiiller

went on to say: sonraki noktaya geçmek

Went on to say, go on to say ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ifadeyi önceki sözlerden sonra gelen bir sonraki adım olarak sunar: önce bir noktaya değindi, ardından yaralanan her çalışanla görüşeceğini ekledi. go on to + fiilin yalın hâli yapısı yeni bir eylemi veya aşamayı belirtir. Aktarılan konuşmada anlatımı ileri taşır; konuşmacının aynı şeyi söylemeye devam ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacı bir noktayı bitirip ardından farklı bir noktayı tanıtıyor. Bu sıralamayı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. She stopped saying that the office would reopen on Monday.
  2. She went on to say that the office would reopen on Monday.
  3. She went on saying that the office would reopen on Monday.
Cevabı göster

She went on to say that the office would reopen on Monday.

and would go down to the production line

2:47

ve üretim hattına inip

and perform the same task that they perform.

2:49

onların yaptığı aynı görevi yerine getireceğini söyleyerek devam etti.

It's not certain whether he actually met with every single injured person,

2:52

Yaralanan her bir kişiyle gerçekten görüşüp görüşmediği kesin değil,

but this hands-on approach was clear evidence Kelime

2:56

ancak bu uygulamalı yaklaşım,

that he's willing to put himself at the very heart of problem-solving. Deyimler

2:58

kendisini problem çözmenin tam merkezine koymaya istekli olduğunun açık bir kanıtıydı.

Kelime

hands-on approach: doğrudan uygulamalı katılım

Hands-on, işe doğrudan ve uygulamalı olarak katılmak demektir. A hands-on approach, bir kişinin yalnızca uzaktan talimat vermek yerine işe katıldığı, işi yakından gözlemlediği veya sorunların çözülmesine yardım ettiği bir yaklaşımdır. Bu cümlede ifade, kişinin doğrudan katılımını bağlılığının kanıtı olarak sunar. Bir şeye kelimenin gerçek anlamıyla elini koymayı anlatmaz. Hands-on, approach sözcüğünü niteleyen kısa çizgili bir birleşik sıfattır.

Alıştırma

Bir yönetici çalışma alanında ekibe katılıyor ve her onarımın test edilmesine yardım ediyor. En doğru tanım hangisidir?

  1. She takes a hands-off approach.
  2. She takes a hands-on approach.
  3. She takes a theoretical approach.
Cevabı göster

She takes a hands-on approach.

Deyimler

at the very heart of: en merkezî kısım

At the very heart of, “en merkezi veya en temel kısmında” anlamına gelir. Burada kişinin uzakta durmadığını, asıl sorun çözme çalışmasına doğrudan katıldığını anlatır. Heart burada mecazdır. at the (very) heart of + isim veya -ing biçimindeki etkinlik kalıbı; bir süreç, konu ya da kuruluşun merkezinde olan şeyi vurgular. very ise vurguyu güçlendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede at the very heart of, “bir sürecin en merkezî kısmına doğrudan katılmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The lead engineer is at the very heart of the safety review.
  2. The lead engineer knows the report by heart.
  3. The lead engineer is young at heart.
Cevabı göster

The lead engineer is at the very heart of the safety review.

And sleeping in factories could go a long way toward inspiring his employees Kalıp ifadeler

3:02

Ve fabrikalarda uyumak, dünyanın sürdürülebilir enerjiye geçişine yardımcı olarak

Kalıp ifadeler

go a long way toward inspiring: garanti etmeden büyük ölçüde yardımcı olmak

Go a long way toward + isim veya -ing biçimi, “bir sonuca büyük katkı sağlamak” ya da “bir şeyi başarmaya çok yardımcı olmak” anlamına gelir. Mecazidir ve fiziksel bir mesafeyi anlatmaz. Burada could go a long way ifadeyi temkinli hâle getirir: fabrikalarda uyumak çalışanlara ilham vermeye büyük ölçüde yardımcı olabilir, ancak bu sonucu garanti etmez. Toward sözcüğünden sonra hedeflenen sonuç, toward inspiring örneğindeki gibi bir isim öbeği veya -ing biçimiyle gelir.

Alıştırma

Cümleyi go a long way toward ve rebuild fiilini kullanarak tamamlayın: A sincere apology can ____ trust after a mistake.

Cevabı göster

go a long way toward rebuilding

to make Tesla an overwhelming success

3:06

Tesla'yı ezici bir başarıya ulaştırma konusunda

by helping the world transition to sustainable energy. Kalıp ifadeler

3:09

çalışanlarına ilham vermek için uzun bir yol kat edebilir.

Kalıp ifadeler

transition to sustainable energy: yeni bir sisteme kademeli geçiş

Bu cümlede transition to, “mevcut sistemden yeni bir sisteme kademeli olarak geçmek” demektir. Özne the world’dür; to ise geçişin hedefi olan sustainable energy ifadesini tanıtır. Burada transition doğrudan nesne almadan kullanılmıştır. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + transition to + yeni durum, sistem veya yöntem şeklindedir. Başlangıç ve varış noktalarının ikisi de önemliyse from + başlangıç noktası eklenir: transition from fossil fuels to renewable energy.

Alıştırma

Doğru edatı yazın: The school plans to transition ____ digital textbooks next year.

Cevabı göster

to

Tesla aims to produce 20 million cars a year by 2030.

3:12

Tesla, 2030 yılına kadar yılda 20 milyon araç üretmeyi hedefliyor.

That's 40 times what it produced in 2020. Dilbilgisi

3:16

Bu, 2020'de ürettiğinin 40 katı.

Dilbilgisi

40 times what it produced: what yan cümlesiyle miktar karşılaştırması

40 times what it produced, “daha önce ürettiği miktarın 40 katı” demektir. What yan cümlesi bir isim öbeği gibi çalışır: what it produced = ürettiği miktar veya ürün sayısı. Sayı + times + what + özne + fiil kalıbı, yeni bir miktarı önceki veya bilinen bir miktarla karşılaştırır. Burada times bir çarpanı belirtir; bir olayın kaç ayrı kez gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Temel alınan miktarı bildiren bir what yan cümlesi oluşturacak sözcüğü yazın: The plant now makes 600 batteries a day, three times ____ it made last year.

Cevabı göster

what

Only an insane amount of hard work will get Tesla there.

3:19

Tesla'yı oraya ancak çılgınca bir sıkı çalışma götürebilir.

Musk says at times he's clocked in more than 120 hours a week, Öbek fiiller

3:23

Musk bazen haftada 120 saatten fazla çalıştığını söylüyor,

Öbek fiiller

clocked in + bir süre: çalışma saatlerini kaydetmek

Clock in genellikle bir iş vardiyasının başlangıcını, geleneksel olarak bir mesai saatiyle kaydetmek anlamına gelir. clock in + bir süre yapısında anlam, bu süreyi çalışma süresi olarak kaydetme veya biriktirme yönünde genişler. Buradaki clocked in more than 120 hours a week, kayda geçen haftalık çalışma süresinin bazen 120 saati aştığı anlamına gelir. Yalnızca işe vardığını ya da saate baktığını anlatmaz.

Alıştırma

Altyazıdaki clocked in ne anlama geliyor?

  1. Her gün işe aynı saatte vardı.
  2. Bir haftada saate 120 defadan fazla baktı.
  3. Bir haftada 120 saatten fazla çalışma süresini kaydetti.
Cevabı göster

Bir haftada 120 saatten fazla çalışma süresini kaydetti.

a work ethic that he adopted early on, Kalıp ifadeler

3:27

bu, çok önceden benimsediği bir çalışma ahlakı,

Kalıp ifadeler

work ethic: işe yönelik genel tutum

Work ethic, bir kişinin işe yönelik genel tutumunu, özellikle çabaya, disipline, güvenilirliğe ve sorumluluğa ne kadar değer verdiğini ifade eder. Tek bir etik kuralı değil, kalıcı bir bakış açısını veya davranış biçimini anlatır. a work ethic that he adopted early on ifadesinde söz öbeği, erken dönemde geliştirdiği ya da benimsediği uzun vadeli çalışma yaklaşımını tanımlar. Aşırı uzun çalışma saatleri bu yaklaşımın kanıtı olarak sunulur.

Alıştırma

Altyazıdaki work ethic ne anlama geliyor?

  1. Şirketinde ahlaken kabul edilebilir davranışla ilgili tek bir kural
  2. İşte çaba, disiplin ve sorumluluğa yönelik genel tutumu
  3. Çalıştığı saatleri gösteren program
Cevabı göster

İşte çaba, disiplin ve sorumluluğa yönelik genel tutumu

Kalıp ifadeler

early on: bir dönemin başlarında

Early on, bir dönemin, sürecin, deneyimin veya etkinliğin “başlangıcına yakın bir zamanda” demektir. Bu cümlede, onun çalışma disiplinini günün erken bir saatinde değil, hayatının veya kariyerinin erken bir aşamasında benimsediğini anlatır. Zarf işlevli bir zaman ifadesidir. Hangi dönemden söz edildiği belliyse tek başına kullanılabilir veya ardından in + dönem gelebilir: early on in his career.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bir sürecin başlangıcına yakın bir zamanda” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We spotted the problem ____ in the project, so we fixed it before launch.

Cevabı göster

early on

when he and his brother Kimbal founded their first company,

3:29

kardeşi Kimbal ile ilk şirketlerini kurdukları dönemde,

Zip2,

3:32

Zip2'yu,

which was like an internet version of the Yellow Pages. Kültür

3:33

Sarı Sayfaların internet versiyonu gibi olan şirketi.

Kültür

an internet version of the Yellow Pages: çevrim içi işletme rehberi

The Yellow Pages, geleneksel olarak işletmeleri türlerine göre gruplandıran ve ad, telefon numarası, adres gibi bilgileri listeleyen basılı bir rehberdi. İnternette arama yaygınlaşmadan önce insanlar yerel hizmetleri bulmak için bu rehberi kullanırdı. Bir şeye “an internet version of the Yellow Pages” demek, onun internette benzer ve aranabilir bir işletme rehberi sunduğu anlamına gelir. Bu kültürel bir benzetmedir; sayfaların sarı olmasına yönelik gerçek anlamlı bir ifade değildir.

Alıştırma

“an internet version of the Yellow Pages” benzetmesi burada ne anlama geliyor?

  1. Sarı renkli sayfaları olan bir internet sitesi
  2. Kişilerin ev telefonlarını içeren çevrim içi bir liste
  3. İşletmeleri kategorilerine göre bulmaya yarayan çevrim içi bir rehber
Cevabı göster

İşletmeleri kategorilerine göre bulmaya yarayan çevrim içi bir rehber

They only had one computer,

3:35

Sadece bir bilgisayarları vardı,

so the website ran during the day

3:37

bu yüzden web sitesi gündüzleri çalışıyor

while they coded at night.

3:38

onlar ise geceleri kod yazıyorlardı.

They also slept at the office because they didn't have an apartment,

3:40

Ayrıca daireleri olmadığı için ofiste uyuyorlardı

and luckily they could shower at the YMCA. Kültür

3:43

ve şans eseri YMCA'de duş alabiliyorlardı.

Kültür

Bir toplum tesisi olarak YMCA

YMCA, yerel şubeleri olan bir toplum kuruluşunun adıdır. Amerika Birleşik Devletleri'nde birçok şube, soyunma odaları ve duşları bulunan spor veya dinlenme merkezleri işletir. Bu cümlede “the YMCA”, bu fiziksel tesislerden birini ifade eder. Bu arka plan, dairesi olmayan kişilerin nasıl yine de duş alabildiğini açıklar; ancak her YMCA şubesinin aynı hizmetleri sunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede “the YMCA” neyi ifade ediyor?

  1. Duşların bulunabileceği yerel bir toplum veya spor tesisi
  2. Yalnızca çadırlar için kullanılan bir kamp alanı
  3. Bir tür özel apartman binası
Cevabı göster

Duşların bulunabileceği yerel bir toplum veya spor tesisi

He doesn't expect his employees to camp out at work, Öbek fiiller

3:46

Çalışanlarının iş yerinde kamp kurmasını beklemiyor,

Öbek fiiller

camp out: bir yerde geçici olarak uyumak

Camp out, kişinin normal konaklama yeri olmayan bir yerde, çoğu zaman derme çatma veya rahatsız koşullarda geçici olarak uyuması demektir. Açık havada uyumayı anlatabilir, ancak çadır şart değildir. Burada camp out at work, çalışanların eve gitmek yerine iş yerinde uyuması anlamına gelir. İfade, durumu normal bir barınma biçimi olarak değil, sıra dışı ve geçici olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “derme çatma bir yerde geçici olarak uyumak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The roads were flooded, so we had to ____ in the school gym.

Cevabı göster

camp out

but does expect them to spend a lot of waking hours there. Kalıp ifadeler

3:49

ancak uyanık oldukları saatlerin çoğunu orada geçirmelerini bekliyor.

Kalıp ifadeler

waking hours: uyanık geçirilen zaman

Bu cümlede waking hours, insanların uyumadığı ve uyanık olduğu bütün zamanı ifade eder. Yalnızca uyandıktan sonraki ilk birkaç saat anlamına gelmez. Bu ifade sık sık spend ile kullanılır: spend a lot of your waking hours doing something, uyanık olduğunuz zamanın büyük bir bölümünü bir etkinliğe ayırmak demektir.

Alıştırma

Onun uyumadığı zamanın büyük bölümünü anlatmak için bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar: 'Even on vacation, he spends most of his _____ reading and writing.'?

  1. waking hours
  2. sleeping hours
  3. working hours
Cevabı göster

waking hours

During that painful production ramp-up of the Model 3, Kelime

3:52

Model 3'ün o sancılı üretim artışı döneminde,

Kelime

production ramp-up: üretim miktarını ölçeklendirme

Production ramp-up, bir üreticinin başlangıçtaki düşük üretim miktarını hedeflenen hacme doğru yükselttiği aşamadır. Bu birleşik isim; daha fazla çalışan, ekipman ve tedarikçi eklemeyi ve darboğazları çözmeyi içerebilen etkin bir ölçek büyütme sürecini anlatır. Bu cümlede painful, sürecin zor olduğunu belirtir. Production ramp-up fiziksel bir rampa anlamına gelmez ve yalnızca üretimin sonunda daha yüksek bir sayıya ulaştığını bildirmez.

Alıştırma

Bir fabrika ekipman ekleyip darboğazları giderirken haftalık üretimini 500 birimden 5.000 birime çıkarıyor. Bu aşamayı en iyi hangi ifade adlandırır?

  1. a product launch
  2. routine production
  3. a production ramp-up
Cevabı göster

a production ramp-up

staff was working 100 hours a week.

3:55

personel haftada 100 saat çalışıyordu.

That's the equivalent of 14 hours a day, Kalıp ifadeler

3:58

Bu günde 14 saat,

Kalıp ifadeler

the equivalent of: bir miktarı başka bir miktara dönüştürmek

Bu cümlede the equivalent of, aynı miktarı başka bir biçimde ifade eder. Daha önce belirtilen haftalık toplam çalışma süresi, gün başına 14 saate çevrilir. X ile Y yapılan karşılaştırmada aynı değere, miktara veya etkiye sahipse X is the equivalent of Y kalıbını kullanabilirsiniz. Bu, X ile Y'nin her açıdan tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Dönüştürüldüğünde eşit olan bir tutarı belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Paying $84 a week is ____ $12 a day.

Cevabı göster

the equivalent of

seven days a week.

4:00

haftada yedi gün demektir.

Critics say he pushed his workers to the brink. Deyimler

4:01

Eleştirmenler onun, çalışanlarını uçurumun eşiğine ittiğini söylüyor.

Deyimler

pushed his workers to the brink: çalışanlarını çöküşün eşiğine getirmek

Buradaki pushed his workers to the brink, yoğun baskının çalışanları fiziksel ya da zihinsel çöküşe tehlikeli biçimde yaklaştırdığı anlamına gelir. Brink burada mecazdır: gerçek bir uçurum kenarı değil, ciddi ve zararlı bir sonuçtan hemen önceki sınırdır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp push someone or something to the brink (of + isim) biçimindedir. Özneyi aşırı durumun nedeni olarak gösterir ve genellikle güçlü bir eleştiri taşır.

Alıştırma

Hangi cümle, ağır baskıyı anlatan bir mecaz olarak push ... to the brink ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. The assistant pushed the report to the brink of the table.
  2. The new cushions pushed the sofa to the brink of comfort.
  3. Months of impossible deadlines pushed the small team to the brink of burnout.
Cevabı göster

Months of impossible deadlines pushed the small team to the brink of burnout.

Musk said there was no other way to meet Tesla's production targets. Notlar

4:04

Musk, Tesla'nın üretim hedeflerine ulaşmak için başka yol olmadığını söyledi.

Dilbilgisi

no other way to + fiil

“There was no other way to + fiil”, konuşanın belirtilen hedefe alternatif bir yöntemle ulaşılamayacağına inandığını anlatır. Bu cümlede, üretim hedeflerine ulaşmak için konuşulan yöntemin gerekli olduğu ileri sürülür. Bu ifade bir seçimi zorunluymuş gibi çerçeveler; ancak nesnel olarak hiçbir alternatif bulunmadığını kanıtlamaz, konuşanın değerlendirmesini aktarır.

Alıştırma

Alternatif bir yöntem kalmadığını belirten tam ifadeyi yazın: With the mountain road closed, we had ____ reach the clinic except by helicopter.

Cevabı göster

no other way to

Kalıp ifadeler

üretim hedefleri

Production targets, bir şirketin veya fabrikanın belirli bir dönem içinde üretmeyi planladığı miktarlardır. Bu cümlede Tesla’nın targets ifadesi, gerçekten üretilen araç sayısını değil, üretilmesi gereken araç sayısına ilişkin hedefleri anlatır. Bu sözcük birlikteliği imalat ve operasyon haberlerinde yaygındır; özellikle set, meet, miss, hit ve exceed gibi fiillerle kullanılır.

Alıştırma

Planlanan üretim miktarlarını belirten iki sözcüklük tam iş terimini yazın: The plant added a weekend shift to meet its ____.

Cevabı göster

production targets

The company bounced back Öbek fiiller

4:08

Şirket toparlandı

Öbek fiiller

bounced back: bir aksilikten sonra toparlanmak

Bu cümlede bounced back, “zor bir dönemden veya aksilikten sonra toparlandı” anlamına gelir. Şirketin yeniden daha güçlü bir duruma geldiğini anlatır; fiziksel olarak geriye sıçradığı anlamına gelmez. Kalıp bounce back (from something) şeklindedir. Özne, toparlanan kişi veya şeydir; from ise yaşanan zorluğu belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir aksilikten sonra toparlandı” anlamına gelen iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: After losing its first three games, the team ____ and reached the final.

Cevabı göster

bounced back

and exceeded its delivery goals in the second half of 2019. Kalıp ifadeler

4:09

ve 2019'un ikinci yarısında teslimat hedeflerini aştı.

Kalıp ifadeler

exceeded its delivery goals: teslimat hedeflerini aşmak

Exceeded its delivery goals, şirketin belirlediği teslimat hedeflerinden daha fazla araç teslim ettiği anlamına gelir. Exceed, “belirtilen bir düzeyin veya hedefin üzerine çıkmak” demektir; yani sonuç yalnızca iyi değil, planlanandan da yüksektir. Burada delivery, araçların müşterilere teslim edilmesini; goals ise ölçülebilir iş hedeflerini ifade eder. Yeniden kullanılabilen yapı exceed + a goal, target, limit veya expectation şeklindedir.

Alıştırma

Bir şirket toplam 10.000 araçlık aylık teslimat hedefleri belirledi, ancak 12.000 araç teslim etti. Sonucu en doğru biçimde hangi cümle bildirir?

  1. It exceeded its delivery goals.
  2. It met its delivery goals.
  3. It missed its delivery goals.
Cevabı göster

It exceeded its delivery goals.

Tesla is now the most valuable car company in the world

4:13

Hisse senedi fiyatı fırlamaya devam ederken

as the stock price continues to soar. Deyimler

4:17

Tesla artık dünyanın en değerli otomobil şirketi konumunda.

Deyimler

Hisse senedi fiyatı hızla yükselmeye devam ediyor

Finans haberlerinde soar, “çok hızlı ve büyük ölçüde yükselmek” anlamına gelen bir hareket benzetmesidir. Burada continues to soar, Tesla'nın hisse fiyatının zaten güçlü biçimde yükseldiğini ve bu artışın hâlâ sürdüğünü anlatır. Özne bir fiyat, değer veya sayı olduğu için gerçek anlamda uçmaktan söz edilmez. Fiil, küçük bir artışı değil, çarpıcı bir yukarı hareketi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz fiille tamamlayın. Fiil, “çok hızlı ve çarpıcı biçimde yükselmek” anlamına gelir: After the surprise announcement, the company's share price began to ____.

Cevabı göster

soar

Musk's rocket company,

4:21

Musk'ın roket şirketi

SpaceX,

4:23

SpaceX

is also soaring, Anlatım akışı

4:23

de kelimenin tam anlamıyla

literally,

4:24

göklere uçuyor,

Anlatım akışı

O da kelimenin tam anlamıyla yükseliyor

Yazar, önceki cümlede Tesla'nın hisse fiyatının hızla yükselmesini anlatan soaring kelimesini tekrarlar. Also, SpaceX'i önceki düşünceye bağlarken literally, mecaz anlamdan gerçek yukarı harekete geçilmesi gerektiğini gösterir: SpaceX'in roketleri gerçekten göğe yükselir. Tekrarlanan kelime iki şirket arasında köprü kurar ve bir kelime oyunu yaratır. Burada literally yalnızca “çok” anlamına gelmez; ikinci kullanımın tam ve fiziksel anlamıyla anlaşılabileceğini belirtir.

Alıştırma

Bir haberde önce Tesla'nın hisse fiyatının soaring olduğu söyleniyor. Ardından Musk's rocket company, SpaceX, is also soaring, literally. deniyor. Literally burada neyi gösteriyor?

  1. SpaceX'in finansal değerinin Tesla'dan daha yavaş yükseldiği anlamına gelir.
  2. Konuşanın herhangi bir roketin yukarı hareket edip etmediğinden emin olmadığını gösterir.
  3. Soaring kelimesinin artık gerçek bir yukarı uçuşu anlattığını ve önceki mecaz kullanımla bir kelime oyunu oluşturduğunu belirtir.
Cevabı göster

Soaring kelimesinin artık gerçek bir yukarı uçuşu anlattığını ve önceki mecaz kullanımla bir kelime oyunu oluşturduğunu belirtir.

as it tests out prototypes of the massive Starship system Öbek fiiller

4:25

insanları Ay'a ve Mars'a göndermeyi planlayan

Öbek fiiller

Test out: uygulamada deneyerek değerlendirmek

Bu cümlede tests out, ‘bir şeyin ne kadar iyi çalıştığını anlamak için onu gerçek koşullarda denemek’ anlamına gelir. Prototipler uygulamalı denemelerle değerlendiriliyor; akademik bir sınava sokulmuyor. out parçacığı, bir şeyi uygulamada deneme anlamı katar. Bu deneme çoğu zaman bir karara veya sonraki adıma yön verecek kadar kapsamlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyi uygulamalı bir durumda deneyerek değerlendirmeyi anlatır?

  1. We tested for smoke in the kitchen.
  2. We tested out the alarm system during the drill.
  3. We tested the students on the new vocabulary.
Cevabı göster

We tested out the alarm system during the drill.

that plans to send people to the Moon and Mars.

4:28

devasa Starship sisteminin prototiplerini test ederken.

Even though his companies' futures look bright,

4:31

Şirketlerinin geleceği parlak görünse de,

the CEO says it's no time to slow down. Kalıp ifadeler

4:34

CEO yavaşlama zamanı olmadığını söylüyor.

Kalıp ifadeler

It's no time to slow down: aciliyet bildiren bir yargı

Bu cümlede it's no time to slow down, mevcut durumun yavaşlamayı yanlış bir seçim hâline getirdiği anlamına gelir. Gelecek umut verici görünse bile konuşan kişi çabaların sürdürülmesini istiyor. it's no time to + fiilin yalın hâli kalıbı, şu anda neyin uygun olduğuna dair bir yargı bildirir. Mutlaka boş zaman olmadığı anlamına gelmez. Burada slow down mecazidir: işin hızını veya yoğunluğunu azaltmak.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin sadece meşgul olduğunu değil, şu anda yavaşlamanın uygunsuz olacağını anlatır?

  1. It's no time to slow down.
  2. It takes time to slow down.
  3. I don't have time to slow down.
Cevabı göster

It's no time to slow down.

He once explained that if someone is working 50 hours a week

4:36

Bir keresinde şöyle açıklamıştı: Eğer biri haftada 50 saat çalışıyorsa

and you're working 100,

4:40

ve siz 100 saat çalışıyorsanız,

you'll get twice as much done in the course of a year Notlar

4:41

bir yıl içinde iki kat daha fazla iş yaparsınız

Dilbilgisi

get twice as much done: iki kat fazla iş tamamlamak

Get something done, bir işi tamamlamak veya tamamlanmasını sağlamak demektir. Burada twice as much, iş miktarının iki katını temsil eder; done ise sonucu, yani bu miktarın tamamlandığını anlatır. Karşılaştırma yalnızca çalışılan saatlerle değil, zaman içinde tamamlanan iş miktarıyla ilgilidir. Cümle, ne kadar iş başarılacağına dair bir iddia sunar; üretkenlik hakkında evrensel bir kural belirtmez.

Alıştırma

İki kat iş tamamlandığını belirten ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: After reorganizing the workshop, we got ____ in the same amount of time.

Cevabı göster

twice as much done

Kalıp ifadeler

in the course of: süresince

In the course of, bir dönem boyunca veya bir olay ya da süreç devam ederken anlamına gelir. Burada sonucun biriktiği zaman aralığını, yani bir yıllık süreyi belirtir. Bu ifadede course, zamanın veya olayların ilerleyişini ve geçişini anlatır; ders ya da rota anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümledeki dört sözcüklü resmî zaman ifadesini tamamlayın: The inspectors found several safety issues ____ the review.

Cevabı göster

in the course of

and be that much further ahead.

4:43

ve o kadar çok öne geçersiniz.

Perhaps this mentality is the reason that on Glassdoor reviews, Kültür

4:45

Belki de bu zihniyet, Glassdoor incelemelerinde

only 65% of Tesla employees recommend working there

4:49

Apple'ı öneren %85'e kıyasla

compared with 85% who recommend Apple. Kalıp ifadeler

4:52

Tesla çalışanlarının sadece %65'inin orada çalışmayı önermesinin nedenidir.

Kültür

Glassdoor reviews: çalışanların işverenler hakkındaki değerlendirmeleri

Glassdoor, mevcut ve eski çalışanların işverenler hakkında genellikle anonim değerlendirmeler yayımlayabildiği bir iş yeri sitesidir. Değerlendirmeler yönetim, ücret, kurum kültürü, mülakatlar ve genel çalışma deneyimi gibi konuları ele alabilir. Bu cümlede Glassdoor reviews, çalışanların işveren olarak Tesla ve Apple hakkındaki görüşlerini ifade eder. Bu nedenle öneri yüzdeleri, şirketlerin ürünleri hakkındaki müşteri görüşlerini değil, değerlendirme yazanlar arasındaki iş yeri itibarını ölçer.

Alıştırma

Bu cümlede Glassdoor öneri yüzdeleri neyi ölçüyor?

  1. Çalışanların şirketleri çalışılacak yerler olarak önerme isteği
  2. Müşterilerin Tesla ve Apple ürünlerine verdiği puanlar
  3. İş teklifi alan adayların yüzdesi
Cevabı göster

Çalışanların şirketleri çalışılacak yerler olarak önerme isteği

Kalıp ifadeler

Compared with: karşılaştırma ölçütü sunmak

Compared with, ilk sayıyı değerlendirmek için kullanılan karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Yapı, ana değer + compared with + karşılaştırma ölçütü şeklindedir. Burada %65 ana değer, %85 ise karşılaştırma ölçütüdür. İfade, Tesla'nın daha düşük olan oranını açıkça gösterir; ancak farkın nedenini açıklamaz.

Alıştırma

Bu raporda karşılaştırma ölçütünü doğru şekilde tanıtan ifadeyi seçin: This year, 72% of participants finished the course, ___ 58% last year.

  1. according to
  2. compared with
  3. because of
Cevabı göster

compared with

That doesn't mean people don' want to be hired at Tesla.

4:55

Bu, insanların Tesla'da işe alınmak istemediği anlamına gelmiyor.

They just recognize

4:58

Sadece oranın çalışması zor bir yer olduğunun

it's a demanding place to work. Kelime

4:59

farkındalar.

Kelime

demanding place to work: çalışması zorlayıcı bir yer

a demanding place to work ifadesinde demanding, işi yapmanın çok çaba, dikkat, beceri veya dayanıklılık gerektirdiği bir iş yerini anlatır. Yapı sıfat + place to work şeklindedir; to work, yerin çalışma ortamı olarak değerlendirildiğini gösterir. Bu sözcük, işin çalışanlardan ne kadar çok şey istediğini belirtir; iş yerinin genel olarak iyi mi kötü mü olduğunu söylemez.

Alıştırma

“This hospital is a demanding place to work” cümlesinde demanding ne anlama gelir?

  1. Çok az görev sunar.
  2. Kaba bir ses tonuyla taleplerde bulunur.
  3. Çok fazla çaba ve enerji gerektirir.
Cevabı göster

Çok fazla çaba ve enerji gerektirir.

As Musk himself has admitted,

5:01

Musk'ın kendisinin de itiraf ettiği gibi,

there are way easier places to work, Kelime

5:02

çalışması çok daha kolay yerler var,

Kelime

way easier: güçlü ve gündelik bir karşılaştırma

way easier ifadesinde way, gündelik bir derece zarfıdır. Karşılaştırma biçimi easier'ı güçlendirir ve much easier, yani çok daha kolay anlamına gelir. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp way + karşılaştırma biçimidir: way faster, way cheaper ve way more useful gibi. Burada way yol veya yön anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, yeni görevin eskisinden çok daha kolay olduğunu gündelik bir üslupla söyler?

  1. The new task is a little easier than the old one.
  2. The new task is way easier than the old one.
  3. The new task is just as easy as the old one.
Cevabı göster

The new task is way easier than the old one.

but nobody ever changed the world on 40 hours a week.

5:04

ama hiç kimse dünyayı haftada 40 saat çalışarak değiştirmedi.

So his couch sleeping will probably continue.

5:09

Bu yüzden kanepede uyumaya muhtemelen devam edecek.

Though he might find it somewhat more comfortable now.

5:12

Gerçi şimdi bunu biraz daha rahat bulabilir.

A YouTuber named Ben Sullins

5:15

Ben Sullins adında bir YouTuber,

started a GoFundMe to get Musk a bigger couch. Kültür

5:16

Musk'a daha büyük bir kanepe almak için bir GoFundMe başlattı.

Kültür

Çevrim içi kitlesel fonlama platformu olarak GoFundMe

GoFundMe, çevrim içi bir kitlesel fonlama platformunun marka adıdır. İnsanlar burada kişisel ihtiyaçlar, toplumsal amaçlar, acil durumlar ve diğer belirli hedefler için herkese açık bağış sayfaları oluşturur. started a GoFundMe ifadesinde a GoFundMe, bu platformdaki bir bağış kampanyası veya bağış sayfası anlamına gelir. Ben Sullins daha büyük bir kanepe için para toplamak amacıyla böyle bir kampanya başlattı.

Alıştırma

Bu cümlede a GoFundMe ne anlama geliyor?

  1. GoFundMe'da çevrim içi bir bağış kampanyası
  2. bir şirkete gönderilen özel mesaj
  3. bir mobilya teslimat hizmeti
Cevabı göster

GoFundMe'da çevrim içi bir bağış kampanyası

A furniture company caught wind of it Deyimler

5:19

Bir mobilya şirketinin kulağına gitti

Deyimler

Caught wind of it: bir haberi dolaylı olarak öğrenmek

Caught wind of it, catch wind of something ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyi genellikle resmî bir duyurudan değil, dolaylı, gayriresmî veya tesadüfi bir yoldan duymak ya da öğrenmek anlamına gelir. Buradaki it, bağış kampanyasını ifade eder. Cümle, mobilya şirketinin kampanyadan haberdar olduğunu söyler; gerçek anlamda rüzgâr veya koku söz konusu değildir.

Alıştırma

Cümleyi catch wind of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The journalists ____ the secret plan before the official announcement.

Cevabı göster

caught wind of

and offered one up for free. Öbek fiiller

5:21

ve ücretsiz olarak bir tane teklif etti.

Öbek fiiller

offered one up for free: bir tanesini ücretsiz sunmak

Bu cümlede offer one up, nesneyi gönüllü olarak kullanıma sunmak anlamına gelir. One, daha önce sözü edilen daha büyük kanepeyi temsil eder; up ise öbek fiilin bir parçasıdır ve yukarı doğru hareket bildirmez. For free, ödeme gerekmediğini belirtir. İfadenin tamamı, şirketin devreye girerek ihtiyaç duyulan nesneyi ücretsiz sağladığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Lina’nın lambayı para istemeden kullanıma sunduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. Lina offered it up for sale.
  2. Lina offered it up for free.
  3. Lina offered up it for free.
Cevabı göster

Lina offered it up for free.

The money raised ended up going to charity. Öbek fiiller

5:22

Toplanan para sonuçta bir hayır kurumuna gitti.

Öbek fiiller

ended up going to charity: sonunda hayır kurumuna gitti

End up + -ing, bir sürecin ardından ortaya çıkan son eylemi veya sonucu anlatır; özellikle planlar ya da koşullar değiştiğinde kullanılır. Buradaki ended up going, paranın fiziksel hareketini değil, sonunda ne olduğunu gösterir. Go to charity, paranın bir hayır kurumuna veya hayır amacına bağışlanması ya da yönlendirilmesi demektir. Kalıp end up doing şeklindedir; bu nedenle going gibi -ing biçimi gerekir ve end up to go kullanılmaz.

Alıştırma

Planlanmamış son sonucu göstermek için cümleyi end up + -ing ile tamamlayın: We missed the last bus, so we ____ home.

Cevabı göster

ended up walking

So when do you think Tesla will be able

5:25

Peki sizce Tesla ne zaman

to produce 20 million cars a year?

5:26

yılda 20 milyon otomobil üretebilecek?

Do you think it'll happen by 2030,

5:28

Sizce bu 2030'a kadar mı gerçekleşecek,

earlier,

5:30

daha mı erken,

or later?

5:30

yoksa daha mı geç?

Let me know.

5:31

Bana bildirin.

And if you like what you saw,

5:32

Ve eğer gördüklerinizi beğendiyseniz,

as always,

5:32

her zamanki gibi,

give it a like

5:33

beğen butonuna basın

and don't forget to subscribe to my channel.

5:34

ve kanalıma abone olmayı unutmayın.

And thank you very much to my patrons

5:36

Ve destekleri için Patreon destekçilerime

for your support.

5:37

çok teşekkür ederim.

I'm Cindy Pom

5:38

Ben Cindy Pom

and I'll see you next time.

5:39

ve bir dahaki sefere görüşmek üzere.