Pom Pom Tahterevallide Mahsur Kaldı 😆 | Bluey 2. Sezon Bölüm Kesiti | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
225 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Çamaşır asma oyunu sırasında rüzgâr çamaşırları uçurur ve minik Pom Pom onları geri alamayınca cesareti kırılır. Ardından hikâye tahterevalli çekişmesine geçer; çocuklar ağırlıklarını birleştirip birlikte çalışarak Bluey’nin babasını yerinden oynatmaya uğraşır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. one last bit of washing — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Henüz bitmemiş bir ev işinin geriye kalan küçük son bölümünü doğal biçimde anlatmayı öğrenin. washing burada sayılamayan bir ad olduğundan bu kalıp çamaşır, iş, yemek ya da başka bir görevin kalanını tamamlamaktan söz ederken kullanılabilir. 2. have a go at it. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygın olan bu ifadeyi sözcük sözcük çevirmek yerine “denemek” veya “katılmak” anlamıyla tanıyın. Kendinize çok güvenmeseniz ya da deneyiminiz olmasa bile bir şeye girişmeye istekli olduğunuzu gösterebilirsiniz. 3. seesaw him off. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Çocukların seesaw adını yaratıcı biçimde fiile dönüştürerek birini tahterevalli hareketiyle aşağı indirmeyi anlattığını görün. Böylece eğlenceli ad-fiil dönüşümlerini anlayabilir, eylem ve sonucundan hareketle yeni anlamı çıkarabilirsiniz.

Bu derste

Just one last bit of washing to hang out. Notlar

0:00

Asılacak sadece son bir parça çamaşır kaldı.

Kalıp ifadeler

one last bit of washing: asılacak çamaşırın son kısmı

Bu cümlede one last bit of washing, asılmayı bekleyen çamaşırın geriye kalan son küçük kısmı veya partisi demektir. Buradaki washing isimdir; yıkama eylemini değil, çamaşırları anlatır. one last bit of + sayılamayan isim, bir işin veya malzemenin neredeyse bittiğini ve yalnızca küçük bir kısmın kaldığını gösterir.

Alıştırma

Son kalan küçük miktarı anlatan dersteki dört kelimelik yapıyı tamamlayın: I have ____ homework to finish before dinner.

Cevabı göster

one last bit of

Öbek fiiller

hang out.: çamaşırları dışarı asıp kurutmak

Bu cümlede hang out, çamaşırları kuruması için dışarı asmak demektir. Nesne önceki washing ifadesinden anlaşılır; bu yüzden tekrar söylenmemiştir. Bu, hang out ifadesinin insanlarla rahatça vakit geçirmek anlamındaki sosyal kullanımından farklıdır. Nesneye ve duruma bakın: çamaşır bağlamı kurutma anlamını seçtirir.

Alıştırma

“Could you hang out the towels before lunch?” cümlesinde hang out ne anlama geliyor?

  1. Havluları çamaşır ipinden almak
  2. Havluları kuruması için dışarı asmak
  3. Biriyle rahatça vakit geçirmek
Cevabı göster

Havluları kuruması için dışarı asmak

And there.

0:03

Ve tamam.

All my washing is hung out. Dilbilgisi

0:05

Bütün çamaşırlarım asıldı.

Dilbilgisi

is hung out: çamaşırların asılı durumunu anlatan edilgen yapı

Burada is hung out, be + geçmiş zaman ortacı hung + out yapısıyla kurulmuştur. Özne olan washing çamaşırlar anlamına gelir ve eylemden etkilenen ögedir: çamaşırlar kuruması için bir ipe ya da dışarıya asılmıştır. Cümle, çamaşırları kimin astığına değil, çamaşırların şu anki durumuna odaklanır. Bu bağlamda hung out çamaşır asmakla ilgilidir; insanlarla vakit geçirmek anlamındaki hang out değildir.

Alıştırma

Hareketi yapan kişiye değil çamaşırlara odaklanan edilgen yapı hangi cümlede kullanılmıştır?

  1. I hang the laundry out every morning.
  2. We hang out after school.
  3. The laundry is hung out on the line.
Cevabı göster

The laundry is hung out on the line.

Now to relax.

0:07

Şimdi dinlenme zamanı.

Oh, no!

0:11

Olamaz!

The wind's blowing my washing off the line. Kalıp ifadeler

0:12

Rüzgar çamaşırlarımı iplerden uçuruyor.

Kalıp ifadeler

blowing my washing off the line: off ile anlatılan yerinden ayrılma hareketi

blowing my washing off the line ifadesindeki yapı blow + nesne + off + yer şeklindedir. Rüzgâr, çamaşırların onları taşıyan yerden ayrılmasına neden olur; off yalnızca havanın çevrelerinde hareket etmesini değil, bulundukları yerden uzaklaşma sonucunu belirtir. Burada washing çamaşırlar, line ise çamaşır ipi anlamındadır. Bu nedenle off the line, ipten ayrılmak veya düşmek demektir; “çevrimdışı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi blow fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve bir yüzeyden uzaklaşmayı gösteren parçacıkla tamamlayın: A strong gust ____ the papers ____ the desk.

Cevabı göster

blew · off

I have to get it back. Öbek fiiller

0:16

Onları geri almalıyım.

Öbek fiiller

get it back: bir şeyi yeniden elde etmek

Bu cümlede get it back, uzaklaşan şeyi yeniden eline ya da kontrolüne almak demektir. Back önceki duruma dönüşü gösterir; vücuttaki “sırt” anlamında değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp get + nesne + back şeklindedir. Nesne bir zamirse get ile back arasına gelir: get it back denir, get back it denmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için get, it ve back sözcüklerini doğru sıraya koyun: My balloon blew away. I have to ____.

Cevabı göster

get it back

Mrs Heeler!

0:20

Bayan Heeler!

Oh, sorry, Pom Pom.

0:22

Oh, affedersin, Pom Pom.

It's a long way down for you, isn't it? Notlar

0:24

Senin için aşağısı epey uzak, değil mi?

Kalıp ifadeler

a long way down: aşağıya doğru büyük bir mesafe

A long way down, mevcut noktadan daha aşağıdaki bir noktaya kadar büyük bir dikey mesafe olduğunu belirtir. Burada way, yöntem ya da rota değil, mesafe anlamındadır. For you, değerlendirmenin dinleyicinin bakış açısından yapıldığını gösterir: aynı yükseklik farkı küçük biri için özellikle büyük görünebilir. İfade, aşağı inmenin veya düşmenin zor ya da riskli olabileceğini de düşündürebilir.

Alıştırma

Yüksek bir kulenin tepesindesiniz. Aşağıdaki sokağa olan büyük dikey mesafeyi en açık biçimde hangi cümle vurgular?

  1. The street is a long way down.
  2. The street is a long way away.
  3. The street is a long way up.
Cevabı göster

The street is a long way down.

Ton ve niyet

Olumlu bir ifadeden sonra isn't it?

It's a long way down for you, isn't it? cümlesinde isn't it?, olumlu ifade olan It's a long way down for you cümlesine eklenen olumsuz soru ekidir. Konuşanın yargısını karşısındaki kişinin doğrulamasını ister; bağımsız bir soru başlatmaz. Burada bu ek soru, konuşanın karşısındaki kişinin aşağıdaki mesafeyi çok uzun bulduğunu fark ettiğini gösterir ve yumuşakça onay arar. Genel olarak öznesi it olan ve is kullanan olumlu bir cümlenin ardından isn't it? kullanılabilir.

Alıştırma

Soru ekini tamamlayın: It's very high, ____?

Cevabı göster

isn't it

Yes, Mrs Heeler!

0:26

Evet, Bayan Heeler!

Pomeranians are a small breed. Kültür

0:28

Pomeranianlar küçük bir ırktır.

Kültür

a small breed: küçük bir hayvan ırkı

Burada breed, ortak fiziksel veya davranışsal özellikleri olan, tanınmış bir evcil hayvan türünü belirten bir isimdir. A small breed, tipik üyeleri küçük olan bir ırk demektir; cümle, Pomeranianların neden küçük olduğunu bu sınıflandırmayla açıklar. Bu cümlede breed, hayvan üretmek anlamındaki fiil değildir. Pomeranians bir köpek ırkına gönderme yapar; dolayısıyla ifade tek bir köpeği değil, bir grubu anlatır.

Alıştırma

Pomeranians are a small breed cümlesinde breed ne anlama gelir?

  1. Yavru üretme eylemi
  2. Tek bir küçük köpek
  3. Tipik üyeleri küçük olan tanınmış bir köpek ırkı
Cevabı göster

Tipik üyeleri küçük olan tanınmış bir köpek ırkı

There you go. Ton ve niyet

0:31

İşte böyle.

Ton ve niyet

There you go: bir şeyi verirken veya yardımı bitirirken

There you go, birine bir şey verirken veya küçük bir yardımı bitirdikten hemen sonra kullanılan kısa bir konuşma kalıbıdır. Bu cümlede, diğer kişinin güvenli biçimde yerine yerleştirildiğini belirtir: “Tamam, artık hazırsın.” Buradaki there ve go, birine bir yere gitmesini söylemez. Cümleyi, başarılı bir teslimi veya tamamlanan küçük bir yardımı belirten tek bir kalıp olarak öğrenin.

Alıştırma

Bir arkadaşının parmağına bandajı yeni taktın ve “There you go.” dedin. Ne anlatıyorsun?

  1. Arkadaşın hemen ayrılmalı.
  2. Arkadaşın şuradaki bir yere gitmeli.
  3. Küçük iş bitti ve arkadaşın artık hazır.
Cevabı göster

Küçük iş bitti ve arkadaşın artık hazır.

Now to get my washing back.

0:32

Şimdi çamaşırlarımı geri almalıyım.

Come back here, pillowcase. Ton ve niyet

0:35

Buraya gel, yastık kılıfı.

Ton ve niyet

Come back here: geri dönmek için doğrudan bir emir

Come back here bir emir cümlesidir. Come dinleyeni konuşana doğru yönlendirir, back dinleyenin daha önce konuşanın yakınında olduğunu ya da az önce uzaklaştığını gösterir, here ise konuşanın bulunduğu yeri belirtir. Bu cümlede konuşan kişi, kaçan bir yastık kılıfına sanki emre uyabilirmiş gibi aceleyle seslenir. Doğrudan emir sabırsızlık katar ve kovalamacayı canlı ve komik hâle getirir.

Alıştırma

Kalabalık bir parkta bir çocuk senden uzaklaşarak koşuyor. Hangi cümle çocuğa doğrudan senin bulunduğun yere dönmesini emreder?

  1. Wait over there, Leo!
  2. Go back there, Leo!
  3. Come back here, Leo!
Cevabı göster

Come back here, Leo!

Ahh! Mrs Heeler!

0:39

Ah! Bayan Heeler!

I can't do it.

0:45

Yapamıyorum.

Maybe it's best if I don't play washing. Dilbilgisi

0:46

Belki de çamaşır oyunu oynamamam en iyisidir.

Dilbilgisi

it's best if I don't: bir şeyi yapmamayı temkinli biçimde seçmek

Burada it's best if I don't + fiilin yalın hâli, eylemi yapmamanın en akıllıca veya en güvenli seçim olduğu anlamına gelir. Best, konuşanın becerisini değil seçimi değerlendirir. Maybe, yargıyı daha az kesin gösterir. Bu kalıp, I can't ya da I won't gibi sert bir ifade kullanmak yerine kişinin kendi eylemini nazikçe sınırlamasını veya geri çekilmesini sağlar.

Alıştırma

Temkinli kararı it's best if... kalıbıyla tamamlayın: Maybe ____ drive until the storm passes.

Cevabı göster

it's best if I don't

Pom Pom.

0:49

Pom Pom.

Well, I'm still an enthusiast. Kelime

0:51

Eh, hala hevesliyim.

Kelime

I'm still an enthusiast: bir aksiliğe rağmen güçlü ilgiyi sürdürmek

An enthusiast, bir konuya veya etkinliğe çok ilgi duyan ve ona isteyerek zaman ayıran kişidir. Sözcük, bu ilgiyi kişinin kimliğinin bir parçası gibi gösterir; bu nedenle yalnızca I like it demekten daha güçlüdür. Still, bir aksilik veya şüphe nedeni olsa da bunun hâlâ doğru olduğunu gösterir. Konuşan kişi, yaşadığı zorluğun hevesini ortadan kaldırmadığını söyler; cümle profesyonel beceri iddiasında bulunmaz.

Alıştırma

He is a train enthusiast İngilizce cümlesinin en olası anlamı nedir?

  1. Her tür treni kullanmak için profesyonel niteliklere sahiptir.
  2. Trenlerle yalnızca işi gerektirdiği için ilgilenir.
  3. Trenlere çok ilgi duyar ve onları öğrenmeye veya onlardan keyif almaya zaman ayırır.
Cevabı göster

Trenlere çok ilgi duyar ve onları öğrenmeye veya onlardan keyif almaya zaman ayırır.

I go along, you know, have a go at it. Notlar

0:52

Gidip bir deneyeceğim.

Öbek fiiller

go along: başkalarıyla gidip katılmak

Burada go along, diğer insanlarla birlikte gidip onların yaptığı şeye katılmak anlamına gelir. Yakındaki have a go at it ifadesi katılma ve deneme anlamını doğrular; along burada bir yolu veya güzergâhı anlatmaz. Grup ya da etkinlik bağlamdan zaten belliyse İngilizcede varış yeri söylenmeden go along kullanılabilir. Başka durumlara da aktarılabilecek fikir yalnızca fiziksel hareket değil, “onlarla gidip katılmak”tır.

Alıştırma

“My friends are trying a dance class, so I might go along,” cümlesinde go along ne anlama gelir?

  1. Onlarla gidip etkinliğe katılmak.
  2. Belirli bir yol boyunca ilerlemek.
  3. Onların her fikrine katılmak.
Cevabı göster

Onlarla gidip etkinliğe katılmak.

Ton ve niyet

konuşma arasında kullanılan you know

Burada you know, dinleyicinin bir şeyi bilip bilmediğini gerçekten sormaz. Cümlenin arasına giren bir söylem belirtecidir. Konuşana açıklamasını biçimlendirmek için kısa bir süre verir ve dinleyiciyi düşünceyi takip etmeye çağırabilir. Ana mesaj, bu ifadenin çevresindeki sözlerde kalır. Dinlerken bu tür you know ifadelerini bir ara söz olarak değerlendirin; çıkarılması genellikle temel anlamı değiştirmez.

Alıştırma

“I was, you know, a little nervous at first” cümlesindeki you know ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Cümleyi resmî bir talimata dönüştürür.
  2. Konuşan açıklamasını biçimlendirirken kullanılan bir ara sözdür.
  3. Dinleyiciden bir gerçeği bilip bilmediğini doğrulamasını ister.
Cevabı göster

Konuşan açıklamasını biçimlendirirken kullanılan bir ara sözdür.

Deyimler

have a go at it: kendin denemek

Have a go at it, “onu denemek” veya “katılıp nasıl yapacağını görmek” anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifadede go, “bir deneme” anlamındaki bir isimdir; it ise daha önce konuşulan etkinliğe gönderme yapar. İfade, bir yere doğru hareket etmeyi değil, denemeye istekli olmayı anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı have a go at + isim veya zamirdir.

Alıştırma

“Denemek” anlamındaki Britanya veya Avustralya konuşma dili ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I've never played chess, but I'll ____.

Cevabı göster

have a go at it

Oh, poor Pom Pom.

0:55

Ah, zavallı Pom Pom.

Well, she is a bit small for this game. Kalıp ifadeler

0:57

Şey, o bu oyun için biraz küçük.

Kalıp ifadeler

a bit small for: yumuşatılmış göreli bir değerlendirme

A bit small for this game, onun boyutunun bu oyun için uygun görünen ölçünün biraz altında olduğu anlamına gelir. For this game, small değerlendirmesinde kullanılan ölçütü verir; küçük olmanın amacını anlatmaz. A bit, sıfatın gücünü azaltır ve değerlendirmeyi too small ifadesine göre daha az kesin gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı a bit + sıfat + for + kişi, şey veya durumdur.

Alıştırma

Bir bisikletin küçük bir çocuğa tam olarak uygun olmadığını hafif ve yumuşatılmış biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The bicycle is too big for the child.
  2. The bicycle is a bit big for the child.
  3. The bicycle is a bit big to the child.
Cevabı göster

The bicycle is a bit big for the child.

There's nothing wrong with being small, honey. Ton ve niyet

0:59

Küçük olmanın hiçbir kötü yanı yok, tatlım.

Ton ve niyet

There's nothing wrong with being small: kabul gösterip rahatlatmak

There's nothing wrong with being small, küçük olmanın bir kusur veya utanılacak bir şey olmadığı anlamına gelir. Konuşan kişi bu olumsuz yargıyı reddeder ve karşısındakini rahatlatır. There's nothing wrong with + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir özelliğin, seçimin ya da eylemin kabul edilebilir olduğunu belirtir. Burada being small, with sözcüğünden sonra gelen -ing grubudur. Wrong burada bir cevabın gerçekte yanlış olmasını değil, bir şeyin kötü veya kabul edilemez sayılmasını anlatır.

Alıştırma

Destekleyici cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ asking for help.

Cevabı göster

There's nothing wrong with

Hey, Bluey!

1:02

Hey, Bluey!

Let's play seesaw!

1:04

Hadi tahterevalli oynayalım!

Yeah.

1:06

Evet.

This episode of Bluey is called "Seesaw". Kalıp ifadeler

1:07

Bluey'nin bu bölümünün adı "Tahterevalli".

Kalıp ifadeler

is called "Seesaw": bir başlığı tanıtmak

is called "Seesaw", Seesaw sözcüğünün bu bölümün adı olduğunu belirtir. Özne + be + called + ad veya başlık yapısında called, “bu adla bilinen” anlamına gelir; “telefonla aranan” anlamına gelmez. be biçimi özneye ve zamana uyum sağlar. Burada This episode tekil olduğu ve cümle şimdiki zamanda kurulduğu için is called kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be called yapısının hedef biçimiyle tamamlayın: Our school play ____ "The Hidden Door".

Cevabı göster

is called

Seesaw, Margery Daw. Kültür

1:09

Tahterevalli, Margery Daw.

Kültür

Çocuk tekerlemesine gönderme olarak “Seesaw, Margery Daw.”

“Seesaw, Margery Daw”, tahterevalliyle bağlantılı geleneksel bir İngiliz çocuk tekerlemesinin başlangıcıdır. Bu cümle sıradan bir olay bilgisi vermek yerine tanıdık tekerlemeyi ve oyun parkındaki tahterevalli oyununu çağrıştırır. “Margery Daw” tekerlemenin içinde kullanılan addır; bölümde tanıtılan yeni bir karakter değildir. Bunun bir alıntı olduğunu bilmek, eğlenceli kültürel göndermeyi anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu bağlamda “Seesaw, Margery Daw.” neyi temsil ediyor?

  1. Bölümdeki yeni bir karakterin tanıtımı
  2. Geleneksel bir İngiliz çocuk tekerlemesinin başlangıcı
  3. Birine tahterevalliye binmesini söyleyen sıradan bir emir
Cevabı göster

Geleneksel bir İngiliz çocuk tekerlemesinin başlangıcı

Oh, I hope they bring him back for season 4. Öbek fiiller

1:13

Ah, umarım 4. sezonda onu geri getirirler.

Öbek fiiller

Bir karakteri geri döndürmek için “bring him back”

Televizyon veya film bağlamında bring him back, “karakterin yeniden görünmesini sağlamak” ya da “onu yeniden hikâyeye dâhil etmek” anlamına gelir. Back, mutlaka birini fiziksel olarak bir yere getirmek değil, programa veya hikâyeye dönüş anlamı taşır. Yapı bring + kişi + back şeklindedir. Him gibi bir zamir kullanıldığında İngilizcede zamir normalde bring ile back arasına gelir. Burada konuşan kişi, çocuk tekerlemesindeki kişiyi başka bir sezonda geri dönebilecek bir televizyon karakteri gibi göstererek şaka yapıyor.

Alıştırma

Cümleyi “onun programa geri dönmesini sağlamak” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Fans hope the producers will ____ next season.

Cevabı göster

bring him back

Yes, they do.

1:15

Evet, getiriyorlar.

Haven't you seen the trailer? Notlar

1:16

Fragmanı izlemedin mi?

Ton ve niyet

Haven't you seen...?: şaşkınlık bildiren olumsuz soru

Haven't you seen...? present perfect ile kurulmuş olumsuz bir sorudur. Bu cümlede yalnızca karşıdaki kişinin fragmanı izleyip izlemediği sorulmaz; konuşan kişi onun fragmanı zaten izlemiş olmasını beklediği için şaşkınlık veya hafif bir sorgulama ifade eder. Bu yapı çoğu zaman önceden var olan bir beklentiyi gösterir: “Bunun zaten gerçekleştiğini sanıyordum.” Vurgu ve tonlamaya göre tavır, dostça bir hatırlatmadan sabırsızlığa kadar değişebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi “Haven't you seen the trailer?” sözüyle büyük olasılıkla ne ima ediyor?

  1. Dinleyenin yeni bir fragman hazırlamasını istiyordur.
  2. Önceden hiçbir beklentisi olmadan tamamen tarafsız bir soru soruyordur.
  3. Dinleyenin fragmanı zaten izlemiş olmasını bekliyordur ve şaşırmıştır.
Cevabı göster

Dinleyenin fragmanı zaten izlemiş olmasını bekliyordur ve şaşırmıştır.

Kültür

the trailer: tanıtım videosu anlamındaki “fragman”

Burada the trailer, bir filmin veya televizyon dizisi sezonunun belirli tanıtım videosu anlamındadır. Medya hakkında konuşurken trailer, yakında çıkacak bir yapımı önceden göstermek ve tanıtmak için hazırlanan kısa bir videodur. Yeni bir sezonla ilgili konuşma bu anlamı seçer; otomobil veya kamyonun arkasında çekilen römork anlamını değil.

Alıştırma

Hangi cümlede trailer bir tanıtım videosu anlamındadır?

  1. The trailer gives us a first look at the new film.
  2. The trailer is attached to the back of the truck.
  3. We packed our bikes into the camping trailer.
Cevabı göster

The trailer gives us a first look at the new film.

No.

1:18

Hayır.

What trailer?

1:19

Ne fragmanı?

This is mine.

1:26

Bu benim.

Hey, get off! Öbek fiiller

1:28

Hey, in oradan!

Öbek fiiller

Get off!: bir yüzeyden veya işgal edilen yerden ayrılmak

Burada get off, üzerinde bulunduğun şeyden veya konumdan ayrılmak anlamına gelir. Söylenmeyen nesne durumdan anlaşılır; bu nedenle Get off! demek yeterlidir. Daha tam bir biçim Get off the seesaw. olabilir. Temel fikir bir yüzeyden, işgal edilen bir yerden veya taşıttan ayrılmaktır. Yalnızca otobüsten ya da trenden inmekle sınırlı değildir.

Alıştırma

Bir çocuk masanın üzerinde duruyor. Hangi cümle çocuğa bu yüzeyden inmesini doğal biçimde söyler?

  1. Please get the table off.
  2. Please get out of the table.
  3. Please get off the table.
Cevabı göster

Please get off the table.

Oh, yeah, get off.

1:29

Oh, evet, in oradan.

We were on that.

1:30

Biz oradaydık.

Not anymore. Ton ve niyet

1:32

Artık değil.

Ton ve niyet

Not anymore: eskiden doğru olan ama artık doğru olmayan bir durum

Not anymore. yanıtında, dinleyicinin önceki cümleden tamamlayabileceği sözcükler söylenmez. Bu yanıt, bir durumun veya etkinliğin önceden geçerli olduğunu ancak artık geçerli olmadığını anlatır. Geçmişten bugüne gerçekleşen değişimi vurgular. Burada önceki durumun hâlâ geçerli olduğu düşüncesini reddeder; yalnızca şu anda hayır anlamına gelmez.

Alıştırma

Alex geçen yıl taşındı. 'Do you still live nearby?' sorusuna verilen hangi yanıt, eskiden yakında yaşadığını ancak şimdi yaşamadığını en iyi gösterir?

  1. Not now. Ask me later.
  2. Not anymore. I moved last year.
  3. Not yet. I may move next year.
Cevabı göster

Not anymore. I moved last year.

Come on, Bingo. Ton ve niyet

1:34

Hadi, Bingo.

Ton ve niyet

Come on: birini harekete geçmeye teşvik etmek

Bu cümlede Come on, birini harekete geçmeye çağıran gündelik bir ifadedir. Konuşan kişi Bingo’yu katılmaya ya da harekete geçmeye çağırır; ifade kelimesi kelimesine “bana doğru gel” anlamına gelmez. Aynı ifade birini cesaretlendirebilir (“Come on, you can do it.”) veya sabırsızlık gösterebilir (“Oh, come on!”). Kastedilen anlamı durum ve ses tonu belirler; burada harekete geçmek için dostça bir teşvik vardır.

Alıştırma

“Come on, Bingo.” cümlesinde konuşan kişi Come on ile ne yapıyor?

  1. Bingo’ya durmasını söylüyor
  2. Bingo’dan kendisine yaklaşmasını istiyor
  3. Bingo’yu harekete geçmeye çağırıyor
Cevabı göster

Bingo’yu harekete geçmeye çağırıyor

Help me.

1:35

Bana yardım et.

Ooh, a massage.

1:39

Masaj.

Why, thank you. Ton ve niyet

1:39

Eh, teşekkürler.

Ton ve niyet

Why, thank you. ile teatral teşekkür

“Why, thank you.” ifadesinde why bir soru sormaz. Yanıtın başında kullanılan bir ünlemdir; hoş bir şaşkınlık veya kasıtlı olarak gösterişli bir nezaket katar. Temel amaç yine teşekkür etmektir. Bu ifade eski moda, teatral veya şakacı gelebilir. Bu sahnede abartılı nezaket, teşekkürü komik hâle getirir.

Alıştırma

“Why, thank you.” cümlesinde Why ne işe yarar?

  1. Teşekküre şakacı bir şaşkınlık veya teatral bir ton katar.
  2. Konuşan kişinin teşekkür etmek istemediğini gösterir.
  3. Birinin neden thank you dediğini sorar.
Cevabı göster

Teşekküre şakacı bir şaşkınlık veya teatral bir ton katar.

Yeah, a little lower.

1:41

Evet, biraz daha aşağı.

Oh, that's the spot. Deyimler

1:42

Ah, tam orası.

Deyimler

that's the spot: tam olarak doğru nokta

Bu cümlede that's the spot, “tam olarak doğru yer orası” anlamına gelir. Masaj veya kaşıma bağlamında genellikle kişinin özellikle rahatlatan ya da ilgi gerektiren noktayı bulduğunu anlatır. Buradaki spot, genel bir yer değil, vücuttaki küçük ve belirli bir noktadır. Bu ifade, birinin aranan kesin konumu bulduğunu doğrulamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Biri buz torbasını omzunuzun tam ağrıyan yerine koyduğunda vereceğiniz yanıtı dersteki ifadeyle tamamlayın: “Yes, ____.”

Cevabı göster

that's the spot

Grab his arms.

1:43

Kollarını tut.

Oh, yeah.

1:46

Ah, evet.

Thai style. Kültür

1:47

Tay stili.

Kültür

Thai style: Tayland masajına gönderme

Thai style, “Tayland tarzında” veya “Tayland'a özgü bir tür ya da yöntem kullanarak” anlamına gelir. Hemen önce masajdan söz edildiği için bu kısa ifade, kıyafetle ilgili bir yorum olarak değil, “Tayland usulü masaj” olarak anlaşılır. Bu gönderme, bilinen Tayland masajı fikrini çağrıştırır ve yapılan harekete şakacı bir ad verir. Thai ilgili geleneği, style ise tarzı veya yöntemi belirtir.

Alıştırma

Bu masaj bağlamında Thai style büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Tayland tarzı giyim
  2. Tayland usulü yapılan bir masaj
  3. Tayland'a bir gezi
Cevabı göster

Tayland usulü yapılan bir masaj

Oh, that feels good.

1:48

Ah, bu iyi hissettiriyor.

Get off, you big blue meanie. Ton ve niyet

1:50

İn oradan, seni koca mavi huysuz.

Ton ve niyet

you big blue meanie: çocuksu ve hafif bir hakaret

Meanie, kaba veya sinir bozucu davranan biri için kullanılan çocuksu bir kelimedir. you big blue meanie ifadesinde big ve blue abartılı bir betimleme ekler; ifadenin tamamı doğrudan karşıdaki kişiye hitap eder. Konuşan kişi şikâyet edip karşısındakine kötü bir ad takmaktadır. Ancak çocuksu kelimeler, hakareti acımasız değil hafif ve şakacı yapar. Rahatsızlığı gösterir ama ciddi bir yetişkin hakareti kadar güçlü değildir.

Alıştırma

Bu cümlede you big blue meanie nasıl bir tona sahiptir?

  1. Şakacı bir rahatsızlık gösteren çocuksu ve hafif bir hakaret
  2. Resmî ve saygılı bir eleştiri
  3. Birini tehdit etmeyi amaçlayan ağır bir yetişkin hakareti
Cevabı göster

Şakacı bir rahatsızlık gösteren çocuksu ve hafif bir hakaret

Nah.

1:52

Ih-ıh.

I've got an idea. Kalıp ifadeler

1:52

Bir fikrim var.

Kalıp ifadeler

I've got an idea: yeni bir planı dile getirmek

I've got an idea, I have an idea ile aynı anlama gelir: “Bir fikrim var.” I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır ve buradaki have got, şu anda bir fikre sahip olmayı anlatır; konuşanın bir fikir “edinmiş” olduğunu bildiren present perfect değildir. Bu ifade çoğu zaman konuşmada yeni bir söz sırasını başlatır. Dinleyenlere konuşanın bir plan veya çözüm önermek üzere olduğunu bildirir ve genellikle ardından ayrıntılar gelir.

Alıştırma

Yeni bir planı duyuran vurgulanmış ifadeyi aynen yazarak cümleyi tamamlayın: Wait, ____. We can use the other door.

Cevabı göster

I've got an idea

Come on, Bingo.

1:53

Hadi, Bingo.

We'll seesaw him off. Kelime

1:55

Onu tahterevalliden zıplatacağız.

Kelime

seesaw him off: yaratıcı fiil kullanımıyla sonuç bildirme

Seesaw genellikle oyun parkındaki tahterevallinin adıdır ve aşağı yukarı hareket etmek anlamında fiil olarak da kullanılabilir. Burada yaratıcı biçimde geçişli fiil yapılmıştır: tahterevallinin hareketini onun üzerinde kullanmayı planlıyorlar. Seesaw him off ifadesinde him, hareketten etkilenen kişidir; off ise amaçlanan sonucu, yani onun tahterevalliden ayrılmasını gösterir. Seesaw off kalıplaşmış bir öbek fiil değildir; anlam, sözcüğün eğlenceli fiil kullanımıyla sonuç bildiren off sözcüğünün birleşmesinden doğar.

Alıştırma

Bu sahnede “We'll seesaw him off” ne anlama geliyor?

  1. Tahterevallinin hareketini kullanarak onu üzerinden indirmek veya düşürmek.
  2. Seesaw adlı bir makineyi kapatmak.
  3. Tahterevalliyi ondan uzaklaştırmak.
Cevabı göster

Tahterevallinin hareketini kullanarak onu üzerinden indirmek veya düşürmek.

Oh, yeah.

1:57

Oh, evet.

Come on.

1:58

Hadi.

We're not heavy enough. Dilbilgisi

2:01

Yeterince ağır değiliz.

Dilbilgisi

not heavy enough: sıfat + enough

Not + sıfat + enough, bir özelliğin belirli bir amaç için gereken düzeyin altında olduğunu gösterir. Enough sıfattan sonra gelir; bu nedenle normal sıra heavy enough şeklindedir. Burada not heavy enough, ağırlıklarının tahterevalliyi amaçladıkları şekilde hareket ettirmek için gereken düzeye ulaşmadığı anlamına gelir. İngilizcede karşılanmayan amaç not strong enough to lift it örneğindeki gibi to alan bir mastarla belirtilebilir ya da özgün cümlede olduğu gibi bağlamdan anlaşılmaya bırakılabilir.

Alıştırma

Cümleyi not + sıfat + enough yapısıyla tamamlayın: This jacket is not warm ____ for winter.

Cevabı göster

enough

Yeah, I'm pretty huge. Ton ve niyet

2:03

Evet, ben epey iriyim.

Ton ve niyet

pretty huge: derece zarfı olarak pretty

Pretty huge ifadesinde pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir derece zarfıdır. Huge sözcüğünü niteler; burada “güzel” veya “çekici” anlamına gelmez. Huge zaten güçlü bir sıfattır ve gayriresmî pretty eklendiğinde tüm ifade rahat bir havaya bürünür. Bu sahnede konuşan kişi, çocukların onu neden hareket ettiremediğini açıklarken kendisini özgüvenli, şakacı ve abartılı biçimde anlatır. Başka bağlamlarda da pretty + sıfat yapısı gayriresmî bir derece tahmini verir; şakacı ton pretty sözcüğünün kendisinden değil, bağlamdan gelir.

Alıştırma

Burada “I'm pretty huge” ne anlama geliyor?

  1. Çekici ve büyük
  2. Yalnızca biraz büyük
  3. Şakacı bir abartıyla söylenmiş “oldukça büyük”
Cevabı göster

Şakacı bir abartıyla söylenmiş “oldukça büyük”